Etiket: t tipi

  • ‘Hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde-VİDEO

    ‘Hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde-VİDEO

    PİRHA – Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 358 haftadır sürdürülen F Oturması’nda ‘Hapishanede kalamaz raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde tutulan 82 yaşındaki Mehmet Emin Özkan serbest bırakılsın’ denildi.

    Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 358 haftadır sürdürülen F Oturması’nda, Adli Tıp Kurumu’nun ‘hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde tutulan 82 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın serbest bırakılması talep edildi.

    Tedavi hakları gasp edilen tüm hasta mahpusların sesi olmak için düzenlenen F Oturması, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleşti. Eylemde, “Hasta mahpus Mehmet Emin Özkan serbest bırakılsın” ve “Tedavi haktır engellenemez” pankartları açıldı.

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonundan Hatice Onaran okudu. Hapishanelerdeki hak ihlalleri ile tecrit ve işkence boyutlarının her geçen gün arttığını, hasta mahpusların tedavi olma haklarının engellendiğini belirten Onaran, Düzce T Tipi Hapishanesinde yaşanan ihlallere dikkat çekti.

    “POLİTİK MAHPUSLAR İŞKENCEYE MARUZ BIRAKILIYOR”

    İHD’nin gönüllü avukatından alınan bilgiyi aktaran Onaran, Düzce T Tipi Hapishanesinde nefret ve ırkçı söylemlerle politik mahpusların işkenceye maruz bırakıldıklarını söyledi: Düzce T Tipi Hapishanesinin müdürü, ‘Ben Telafer Türküyüm, ceddimiz sizi tir tir titretti. Türk’ün gücünü göreceksiniz. Hukuk yok ben varım! Siz daha 12 Eylül’ü görmediniz’ diyerek mahpuslara meydan okumaktadır.”

    “AÇLIK GREVİNDEKİ MAHPUSLAR BASKI ALTINDA”

    Onaran, 8 Kasım’da başlayan ve tüm hapishanelerde yayılarak devam eden açlık grevi yapan mahpuslara baskının sürdüğünü anlattı. Şakran Kadın Hapishanesindeki mahpuslara bu güne kadar B1 vitamini verilmediğini söyleyen Onaran, “Açlık grevindeki mahpuslar hastaneye çift kelepçe takılarak götürülmektedirler. Su ve şeker düzenli verilmeyen mahpuslar baskı altında olduklarını söylemişlerdir. Kırıklar Hapishanesinde açlık grevi yapan mahpuslar diğer mahpuslardan ayrı tutularak ve halen çıplak arama baskısına maruz kalmaktadırlar.” dedi.

    BEŞ KALP KRİZİ, İKİ AMELİYAT

    Onaran, gözaltı sürecinde uğradığı işkence sebebiyle sağlık durumunda ciddi sorunlar yaşayan 82 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın durumunu paylaştı. 22 yıldır hapishanede olan Özkan’ın beş kez kalp krizi geçirdiğini, iki defa da kalp ameliyatı olduğunu belirten Onaran, “Bağırsak, tansiyon, zehirli guatr gibi çeşitli hastalıkları da bulunan Özkan haftada en az iki üç kez hastaneye gidip gelmektedir. Adli Tıp Kurumundan ‘hapishanede kalamaz’ raporu bulunan Özkan halen Diyarbakır D Tipi Hapishanesinde tutulmakta. Özkan’ın bir oğlu Bandırma, diğeri ise Gaziantep hapishanesinde olduğundan ailesi maddi manevi olarak zorlanmaktadır. Aynı hapishanede kalma talepleri ise kabul edilmemektedir.” dedi. Onaran, Özkan’ın ve diğer hasta mahpusların serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklamanın ardından “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla eylem sona erdi.

    PİRHA /İSTANBUL

  • HDP’li Vekil Özen’den, Sise Bingöl önergesi: Tutukluluk hali idam cezasıdır

    HDP’li Vekil Özen’den, Sise Bingöl önergesi: Tutukluluk hali idam cezasıdır

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan hasta tutuklu Sise Bingöl’ün durumuna ilişkin Adalet Bakanı Gül’ün yanıtlaması için soru önergesi verdi. Özen, “Bingöl’ün 2016’dan beri sağlık sorunları nedeniyle “cezaevinde hayatını sürdüremeyeceğine” dair çeşitli uzman raporları neden yıllardır ısrarla dikkate alınmamaktadır?” diye sordu.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Tarsus T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan 85 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl’ün durumuna ilişkin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için soru önergesi vererek meclis gündemine taşıdı.

    “TUTUKLULUĞU İDAM NİTELİĞİNE DÖNÜŞTÜ”

    “Sise Bingöl nezdinde 4 yıl 2 ay hüküm verilen 85 yaşındaki bir tutuklunun hapishane şartlarında geçirdiği her gün onu ölüme terk etmek anlamına geldiği ve tutukluluk ısrarından dolayı cezasının bir idam niteliğine dönüştüğünü” vurgulayan Özen, herkese eşit şekilde davranılmasını gerektiren vatandaşlık hukuku yerine bazı vatandaşlara adeta düşman hukuku esas alınarak, başka bir mekanizmanın devreye sokulduğuna dair ciddi şüphelerin olduğuna dikkat çekti.

    “HAYATINI KAYBETMESİ HALİNDE SORUMLULUĞU KİM ÜSTLENECEK?”

    Özen soru önergesinin devamında Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e; “Yakınlarındakileri bile duymakta zorluk çeken, tek başına hayati fonksiyonlarını yerine getiremeyen ve ancak cezaevindeki arkadaşlarının yardımıyla temel ihtiyaçlarını karşılayabilen birinin sağlık raporlarındaki ‘cezaevinde yaşayamaz’ kararlarının dikkate alınmaması sonucunda hayatını kaybetmesi halinde bunun sorumluluğunu kimin üstleneceğini” sordu.

    “HERHANGİ BİR SORUŞTURMA AÇMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?”

    Bu bağlamda HDP İstanbul Milletvekil Zeynel Özen Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için şu soru önergesini verdi:

    -Sise Bingöl’ün 2016’dan beri sağlık sorunları nedeniyle “cezaevinde hayatını sürdüremeyeceğine” dair çeşitli uzman raporları neden yıllardır ısrarla dikkate alınmamaktadır?

    – Mersin Üniversitesi Hastanesi’nin Sise Bingöl’e %97 (ileri derecede) engelli raporu vermesini dikkate almadan, “cezaevinde kalabilir” kararı veren İstanbul Adli Tıp Kurumu hangi tıbbi ve hukuki gerekçelerle böyle bir karar vermiştir?

    – İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun, Mersin Üniversite Hastanesi’nin verdiği raporun tamamen aksine olan kararının vatandaşlık hukuku dışındaki farklı saiklerle verilip verilmediğine dair, herhangi bir soruşturma açmayı düşünüyor musunuz?

    -Sise Bingöl’ün durumunun ciddiyetini ortaya koyan tüm sağlık raporlarına rağmen cezaevinde tutulma kararlarından ötürü hayatını kaybetmesi halinde bunun hukuki sorumluluğunu kim üstlenecektir?

    85 yaşındaki Sise Bingöl yaşından ötürü yaşadığı birçok rahatsızlığa rağmen yıllardır tutuklu durumda. 2016’da tutukluyken Adli TIP’ın “cezaevinde kalamaz” raporuyla tahliye olan Sise Bingöl, daha sonra görülen duruşmasında tutuklanarak Muş E Tipi Kapalı Cezaevine götürülmüştür. Buradan da memleketi Muş’tan Tarsus T tipi cezaevine sürgün edilmiştir. 2017’den bu yana Tarsus Cezaevinde bulunan Sise Bingöl’ün sağlık durumu her geçen gün daha fazla kötüleşmesine rağmen avukatlarının şartlı tahliye talepleri her defasında “hayati tehlike arz etmediği” gerekçesiyle geri çevrilmektedir.

    2 Kasım 2018 Cuma günü Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırılan Bingöl’e Mersin Üniversitesi Hastanesi’nin %97 (ileri derecede) engelli raporu ile “cezaevinde hayatını sürdüremez” demiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu ise tıbbi, bilimsel ve hukuki dayanakları olmaksızın, bu raporu tanımadan “cezaevinde kalabilir” hükmüne varmıştır. Oysa Sise Bingöl’ün başta yüksek tansiyon olmak üzere akciğer, böbrek ve rahim ile ilgili farklı hastalıklarının olduğu tüm heyet raporlarıyla belgelenmesine karşın dikkate alınmamaktadır.

    Yakınlarındakileri bile duymakta zorluk çeken, tek başına hayati fonksiyonlarını yerine getiremeyen ve ancak cezaevindeki arkadaşlarının yardımıyla temel ihtiyaçlarını karşılayabilen bir tutuklu için ısrarla tahliye kararının çıkartılmaması, herkese eşit şekilde davranılmasını gerektiren vatandaşlık hukuku yerine adeta düşman hukuku esas alınarak, başka bir mekanizmanın devreye sokulduğuna dair ciddi şüphelere sebep olmaktadır. 4 yıl 2 ay hüküm verilen 85 yaşındaki bir tutuklunun hapishane şartlarında geçirdiği her gün onu ölüme terk etmek anlamına geldiği düşünülürse, bu tutukluluk ısrarı dolaylı bir idam niteliğine dönüşme riskini de taşımaktadır.

    HABER MERKEZİ

  • İHD Hapishane Komisyonu: İnsanlık dışı koşullar öldürüyor

    İHD Hapishane Komisyonu: İnsanlık dışı koşullar öldürüyor

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi hapishane Komisyonu’nun hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için düzenlediği F oturmasının 289.’su gerçekleşti. İnsan hakkı savunucuları bu hafta Düzce T Tipi Hapishanesi’nde tutuklu olan Selami Keleş için adalet istedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Galatasaray Meydanı’nda biraraya gelen insan hakkı savunucuları, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürüyor, ‘F Tipi Hapishaneler kapatılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartlarını açıp hasta tutukluların fotoğraflarını taşıdı.

    Basın metnini okuyan Emine Küçükbumin, F tipi hapishanelerinde uygulanan ağır tecridin, tüm tutuklu ve hükümlülerin sağlığını bozduğu ve sağlığa erişim hakkının çeşitli gerekçelerle ertelendiğini söyledi. Küçükbumin, düzenli tedavileri yapılmayan tutukluların şimdi de OHAL uygulamaları dayatılarak tedavilerinin engellendiğini kaydetti.

    Bu hafta Düzce T Tipi Hapishanesinde tutuklu olan Selami Keleş’in durumu hakkında bilgi veren Küçükbumin anne Güzel Keleş’in sözlerini aktardı. Oğlunun altı yıldır hapishanede olduğunu, bir yılı aşkın süredir hastalığına teşhis konulmadığını, oğlunun tutuklanmadan önce hiçbir sağlık sorunun olmadığını, tutuklandıktan sonra hastalandığını vurguladı.

    “OĞLUM SÜREKLİ KİLO KAYBEDİYOR VE KADERİNE TERK EDİLMİŞ”

    Küçükbumin, “Anne Keleş, oğlu Selami Keleş’in birkaç kez hapishanede kalp krizi geçirdiğini gün geçtikçe mum gibi eridiğini, birkaç kere hastaneye götürüldüğünü ve gerekli tedavinin yapılmadığını ifade ediyor. Anne Keleş oğlunun kendisini telefonla aradığında konuşmakta zorluk çektiğini, pek çok yere başvuru yapmasına rağmen olumlu sonuç alamadıklarını belirttikten sonra şunları söylemiştir: ‘Oğlum kaderine terk edildi, 6 ay önce yapılan tahlil sonucunun hala gelmemesinin insani bir açıklamasını olabilir mi? Oğlum uyuduğu zaman kimse onu kaldırmazsa uyanamıyor, arkadaşlarının desteği ile günlük ihtiyaçlarını karşılayabiliyor çünkü kendine bakabilecek durumda değildir. Oğlumun bilmediğimiz bir hastalığı var’” dedi.

    “HASTA MAHPUSLARIN YAŞADIKLARININ ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR”

    Anne Keleş’in oğlunun sürekli kilo kaybettiğini ve mecali olmadığı için konuşamadığını söyleyen Küçükbumin, Keleş’in kelimeleri birkaç kez tekrarlayarak konuştuğunu, sürekli bayıldığını ve kendinde olmadığının bilgisini paylaştı. Anne Keleş’in, oğlunun hastalığıyla ilgili teşhisin konularak bir an önce tedavisinin yapılmasını ve sağlığına kavuşmasını talep ettiğini belirten Küçükbumin  sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz insan hakları savunucuları olarak; devlet yetkililerine sesleniyoruz. Ağır hasta mahpuslara yaşattığınız bu insanlık trajedisinin üstünü kapatmaya çalışmayın. Ana akım medyayı susturarak hasta mahpusları ve hapishanelerde yaşanan gerçekleri yok saymayın. Bir kez daha haykırıyoruz; Bu ülkenin hapishanelerinde mahpuslara dayatılan insanlık dışı koşullar öldürüyor! İnsanlık dışı uygulamalara son verin!” (HABER MERKEZİ)