Etiket: tabip

  • Mersin’den TTB’ye destek: TTB susturulamaz-VİDEO

    Mersin’den TTB’ye destek: TTB susturulamaz-VİDEO

    PİRHA- TTB Merkez Yürütme Kurulu Üyelerinin görevden alınmasına tepki gösteren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, ‘TTB yalnız değildir’ derken, HEDEP Mersin Milletvekili Perihan Koca, TTB’ye yönelik mahkeme tarafından verilen kararın iktidarın talimatıyla verildiğine işaret ederek, “Faşizmi püskürtmek için, sokaklarda, Meclis’te ve her yerde büyüterek devam edeceğiz” diye belirtti.

    “Amaç dışı faaliyet” iddiasıyla Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi 11 kişinin görevden alınmasına dair tepkiler sürüyor.

    Mahkeme kararına ilişkin 42 ilin tabip odasından ortak açıklama yaparak, “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasını kabul etmiyoruz!” dedi. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri de Mersin Tabip Odası’nda açıklama yaparak, mahkeme kararını protesto etti.

    Mersin Tabip Odası Başkanı Nasır Nesanır, hukukun araçsallaştırıldığı Türkiye’de bu kararla amaçlanın emek ve demokrasi mücadelesinin önemli bir bileşeni olan TTB’yi işlevsiz hale getirmek ve diğer emek-demokrasi güçlerine gözdağı vermek olduğunu belirterek, “Herkes şunu görmelidir ki; Anayasa Mahkemesine müdahaleyi takiben TTB kararı  ile başlayan süreç, siyasal iktidarın hedeflediği ülkede tüm demokratik güçlere yönelik kurumsuzlaştırma ve Anayasa’yı yok sayma sürecinin ilk adımıdır” dedi.

    TTB tarihinde yargı eliyle TTB’nin işlevsizleştirilmeye çalışılmasının ne ilk ne de son olduğunu ifade eden Nasır Nesanır, “Hekimi yalnızca sağlık hizmeti veren kişi değil, aynı zamanda toplumun demokratikleşmesi doğrultusunda aydın sorumlulukları olan birey olarak görür. Demokrasi bütün kuralları ile işlemedikçe herkes için sağlıklı ve insanca bir yaşam ve sosyal yönden tam iyilik halinin sağlanamayacağını, sağlıklı yaşam hakkının toplumsal bir sorumluluk doğurduğunu bilir ve sağlıksızlık koşullarına karşı eşitlikçi sağlık politikalarını, barışı ve demokrasiyi savunur” diye konuştu.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay, TTB’nin yanında olduklarını belirtirken, EMEP İl Başkanı Sedat Başkavak da mahkeme kararını kayyum politikasının devamı olduğunu vurgulayıp, dayanışma mesajını paylaştı.

    HEDEP Mersin Milletvekili Perihan Koca ise, TTB’ye yönelik mahkeme tarafından verilen kararın iktidarın talimatıyla verildiğine işaret ederek, ” Faşizim tamda buradan inşa edilmek isteniyor. Bu koyu karanlığa karşı, TTB’nin bu onurlu mücadelesinin yanındayız. Faşizmi püskürtmek için, sokaklarda, Meclis’te ve her yerde büyüterek devam edeceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN

  • TTB: Bir yemin ettik ki dönmeyiz-VİDEO

    TTB: Bir yemin ettik ki dönmeyiz-VİDEO

    PİRHA- Türk Tabipleri Birliği, 10 ve 11 Ocak’ta TTB Merkez Konseyi ile Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya yönelik davalara ilişkin katılım çağrısı yaparak “Bizi susturacaklarını, korkutacaklarını zannedenler bilsin, “bir yemin ettik ki dönmeyiz” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), 10 Ocak’ta TTB Merkez Konseyinin görevden alınması ile 11 Ocak TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın davasına çağrı yaptı. TTB genel Merkezi önünde yapılan basın açıkşamasına çok sayıda hekim destek verdi.

    Yapılan eylemde “Hak, hukuk, adalet. TTB susmadı, susmayacak. Emek bizim söz bizim, yürüyoruz umuda. Şebnem hoca onurumuzdur” sloganları atıldı. “TTB’ye dokunma. Mesleğimize ve örgütümüze sahip çıkıyoruz” pankartının açıldığı programda TTB’ye yönelik dava süreçlerine değinildi.

    “MÜCADELEMİZ UZUN SOLUKLUDUR”

    TTB. 2. başkanı Ali İhsan Ökten’in okuduğu basın açıklamasında, “bu baskı ve karanlık günleri önlüğümüzün beyazı ile aşacağız” denilerek TTB’nin susturulamayacağına vurgu yaptı. Ökten, “Toplumun sağlıklı olabilmesi, ancak sağlığa bütünlüklü yaklaşımla mümkündür. Bizler insanlık tarihiyle aynı geçmişi paylaşan hekimlik sanatına gönül verenleriz; Canlıların yararına her türlü ayrıcalık ve özgünlükle, her canlıyı eşsizliğiyle sağaltan bir yaşatma çabasını ortaya koyanlarız. Ve yaşatma sanatımız barış ve huzurla birlikte anılmıştır. Bundandır her canlı için/doğa için, ayrım yapmadan tüm insanlar için, sadece tedavi eden değil koruyan sağlık için mücadelemiz” dedi.

    “TTB, insanlık tarihi kadar köklü böylesi mücadelenin yakın tarihteki somutlaşmış örneklerinden biridir yalnızca” diyen Ökten, “Herhangi bir iktidara yaslanmayı her zaman reddetmiş, eleştirel/bilimsel/etik aklı en büyük dayanağı olmuştur. Mücadelesi uzun solukludur ve onunla baş etmeye çalışanların soluğu yetmemiştir. Tüm sağlık çalışanlarının insanca yaşayabileceği, emeklerinin karşılığını alacağı geliri ve çalışma koşulları sağlanmalıdır” diye konuştu.

    “TTB, MÜCADELE EDECEK BİRİKİM VE İNANCA SAHİPTİR”

    Ali İhsan Ökten, 10-11 Ocak’ta TTB’ye dönük davalara katılım çağrısı yaparak, şunları söyledi:

    “Birileri şimdi güçlü olabilir ancak haklı değiller. Unutmayalım ki gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.  TTB’nin en büyük dayanağı toplumdur, hekimlerdir. TTB bu güç ve sorumlulukla üzerinde oluşturulmaya çalışılan algılarla; linç kampanyalarıyla; baskılarla dün olduğu gibi yarın da mücadele edecek birikim ve inanca sahiptir.

    Biz bugün burada TTB Genel Yönetim Kurulu (GYK) için bir araya gelmiş olan tabip odalarının yönetici/temsilcileri, TTB kollarının temsilcileri, seçili kurullarımızın temsilcileri, TTB Merkez Konseyi üyeleri olarak hekimlere ve topluma; sağlıklı, emeğimizin sömürülmediği, demokrasi ve barışın bâki olduğu bir gelecek için mücadele edeceğimize buradan bir kez daha söz veriyoruz.

    8 Ocak Pazar günü 18.00’da TTB binamızdaki “TTB ile Dayanışma Nöbeti”ne; 9 Ocak Pazartesi günü 18.00’da TTB binamızdaki “Ulusal ve Uluslararası Katılımlı Panel/Forum”a; 10 Ocak Salı 14.30’da TTB Merkez Konseyimizin görevden alınması için Ankara Dışkapı Adliyesi 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki duruşmamıza;
    11 Ocak Çarşamba günü 10.00’da TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın İstanbul Çağlayan Adliyesi 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davasına tüm emek demokrasi güçlerini, toplumun tüm kesimlerini bir kez daha davet ediyoruz.

    Biliyoruz ki “Dayanışma tüm ezilenlerin inceliğidir” ve inanıyoruz ki bu baskı dolu ve karanlık günleri, dayanışma ve önlüğümüzün beyazıyla aşacağız. Topluma ve hekimlere sözümüzdür: Aynı umutlu ve eylemci iyimserlikle mücadeleye devam…”

    PİRHA/ANKARA

  • Bir sağlıkçı daha koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi

    Bir sağlıkçı daha koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi

    PİRHA- Mersin’de koronavirüs (Kovid-19) salgınına yakalanan iş yeri hekimi Dr. Doğan Yıldırım yaşamını yitirdi.

    Koronavirüs salgını devam ederken, salgına karşı büyük mücadele yürüten sağlık emekçileri de art arda yaşamını yitiriyor.

    Mersin’de iş yeri hekimi olarak çalışan Dr. Doğan bugün hayatını kaybetti.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Hekimleri ve sağlık çalışanlarını koruyamazsanız toplumu da koruyamazsınız’

    ‘Hekimleri ve sağlık çalışanlarını koruyamazsanız toplumu da koruyamazsınız’

    PİRHA- Koronavirüs salgını sürecinde sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlara dikkati çekmek amacıyla hükümete eş zamanlı seslenen tabip odaları, “Hekimleri ve sağlık çalışanlarını korumayı başaramaz, maddi ve manevi desteği sağlayamazsanız, toplumu hiç koruyamazsınız” diye belirttiler.

    Tabip odaları, koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlara dikkati çekmek amacıyla eş zamanlı ve ortak açıklama yaparak, hükümeti bir kez daha uyardı.
    “BAKANLIK SALGINI DEĞİL RAKAMALRI KONTROL ALTINA ALIYOR”
    İstanbul Tabip Odası’nın Cağaloğlu’nda bulunan binasında gerçekleştirilen toplantıya, Oda Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, Genel Sekreter Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu,  Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu katıldı.
    Oda adına açıklama yapan Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker, Sağlık Bakanlığı’nın salgını değil, rakamları kontrol altına almaya çalıştığını ifade etti. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının görevinin hastaları tedavi etmek ve toplumu hastalıklardan korumak olduğunu hatırlatan Eker, “Toplumu ve sağlık sistemini esastan etkileyen Covid-19 gibi yoğun ve riskli dönemlerde hastalıkla mücadele etmek, bedeli ne olursa olsun toplumsal, mesleki ve hepsinden önemlisi etik sorumluluğumuzdur” dedi. Eker, olağan sağlık hizmetleri dönemindeki performans baskısının, gerekli olmayan sağlık hizmeti tüketimi ve hekim emeği üzerinden yaratılmaya çalışılan “hasta/müşteri memnuniyeti”, SABIM-CIMER şikayet hatları ve yönetici baskılarının üzerine şimdi de çiğ gibi büyüyen vaka sayıları ile salgının “virüs yükü” indirildiğini dile getirdi.
    “BİZLER ÖLÜYORUZ!”
    TTB ve tabip odaları olarak Kovid-19 salgının zayıflatılamadığı ve yaygınlaşma eğiliminin arttığını vurgulayan Eker, “Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu boğucu ortamın görülmesi ve artık nefes alamayacak hale gelip tükendiklerinin farkına varılmalı. Covid-19 pandemisiyle mücadele her şeyin normal, olağan kabul edildiği ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ülkeyi yönetenlerin hekimleri ve sağlık çalışanlarını görmezden geldiği bir anlayışla sürdürülemez. Hekimler için alkışların yerini uzun süredir hüzün almıştır. Hemen her gün onlarca meslektaşımızın hastalık haberini alıyoruz, birileri televizyonlardan, twitter mesajlarından başarı hikayeleri anlatırken bizler ölüyoruz” diye konuştu.
    ‘TOPLUMU HİÇ KORUYAMAZSINIZ’ 
    Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da mesleklerini severek ve onurla yapmaya devam edeceklerini söyleyen Eker, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Ülkemizin yaşadığı her olağandışı durumda mesleğimizin doğasında yer alan fedakarlığı göstermiş sağlık emekçileriyiz. Bu doğrultuda öneri ve taleplerimizin dikkate alınmasını umuyor, hekimlerde ve sağlık çalışanlarında biriken ve patlama noktasına gelen kaygı ve tepkileri ülkeyi yönetenlerin dikkatine sunuyoruz. TTB ve Tabip Odaları olarak pandeminin ilk günlerinde yaptığımız uyarıyı bir kez daha tekrarlıyoruz: Hekimleri ve sağlık çalışanlarını korumayı başaramaz, maddi ve manevi desteği sağlayamazsanız, toplumu hiç koruyamazsınız.”
    ANKARA
    Ankara Tabip Odası, çalışma koşullarını ve yaşadıkları sorunların SABİM-CİMER şikâyet hatları ile yönetici baskılarının yanı sıra, Covid -19 pandemisinde Sağlık Bakanlığı’nın gerekli önlemleri almadan hekimleri çalıştırmasına ve düşük ücretlere tepkilerini dile getirdi.

    ATO Ankara Tabip Odası, sürdürülen baskılara karşı şunları belirtti:

    “Ancak olağan sağlık hizmetleri dönemindeki performans baskısı, gerekli olmayan sağlık hizmeti tüketimi ve hekim emeği üzerinden yaratılmaya çalışılan “hasta-müşteri memnuniyeti”, SABİM -CİMER şikâyet hatları ve yönetici baskılarının üzerine şimdi de çığ gibi büyüyen vaka sayıları ile pandeminin “virüs yükü” bindirilmiştir. Türk Tabipleri Birliği olarak COVID-19 pandemisinin zayıflatılamadığı ve yaygınlaşma eğiliminin arttığı bu dönemde öncelikli ve ısrarlı talebimiz; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu boğucu ortamın görülmesi ve artık nefes alamayacak hale gelip tükendiklerinin farkına varılmasıdır. COVID-19 pandemisi ile mücadele her şeyin normal, olağan kabul edildiği ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ülkeyi yönetenlerin hekimleri ve sağlık çalışanlarını görmezden geldiği bir anlayışla sürdürülemez. Hekimler için alkışların yerini uzun süredir hüzün almıştır. Hemen her gün onlarca meslektaşımızın hastalık haberini alıyoruz, birileri televizyonlardan, twetter mesajlarından başarı hikayeleri anlatırken bizler ölüyoruz!”

    DİYARBAKIR’DA HASTANE ÖNÜNDE EYLEM 
    Aynı kapsamda Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanan sağlıkçılar adına açıklama yapan Tabip Odası Başkanı Elif Turan, sağlıkçılara performans baskısı, hekimler üzerinde hasta-müşteri memnuniyeti SABIM-CİMER şikayet hatları ve yönetici baskısının üzerine koronavirüs yükü bindirildiğini dile getirdi. Okunan ortak açıklama metninin ardından sağlıkçılar, görev yerlerine geri döndü.
    İZMİR 
    İzmir Tabip Odası da faaliyet binalarının konferans salonunda basın toplantısı düzenledi. Oda Başkanı Lütfü Çamlı, kentteki vaka artışlarına dikkati çekerek, “İzmir’de 3 bine yakın koronavirüs hastası var. 250 kadarı hastanede yatıyor. 2 bin 800 kişi evde izleniyor. Biz bu süreçte aktif olmak istiyoruz” bilgisini paylaştı.
    ADANA
    Adana Tabip Odası yönetimi tarafından Yüreğir Devlet Hastanesi önünde yapılan basın açıklamasına Eczacılar Odası, SES, Genel Sağlık İş, Dev Sağlık İş, Aile Hekimleri Derneği üyeleri destek verdi. Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Selahattin Menteş tarafında yapılan açıklamada hükümete “Hekimler için alkışların yerini uzun süredir hüzün almıştır. Hekimleri ve sağlık çalışanlarını koruyamaz, maddi ve manevi destek sağlayamazsanız toplumu hiç koruyamazsınız” sözleriyle seslendi.
    TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Yaşar Ulutaş ise, sağlık çalışanlarında hasta ve ölüm oranlarının arttığına dikkat çekti.  Ulutaş,  “Önlemler alınmazsa bu kışı bir çok sağlık çalışanı atlatamayacaktır. Toplumda da olduğu gibi şu anda gösterilen rakamların doğru olmadığını herkes biliyor” dedi.
    HATAY 
    Hatay Tabip Odası yönetimi tarafından ise Hatay Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya KESK, SES, Aile Hekimleri ve HAMOK üyeleri destek verdi. Hatay Tabip Odası Başkanı Sadık Nazik, hekimlerin nefes alamaz hale geldiğini söyledi.
    VAN
    Van-Hakkari Tabip Odası Yönetimi’nin Van İl Sağlık Müdürlüğü önünde yapacağı basın açıklamasına polis valilik kararını gerekçe göstererek izin vermedi. Yönetim ile polisler arasında kısa süreli gerginlik yaşanırken, açıklama oda binasında yapıldı. Engellemenin kabul edilemez olduğunu belirten Tabip Odası Başkanı Hüseyin Yaviç, hemen her gün onlarca meslektaşlarının hastalık haberlerini aldıklarını söyledi.
    Hastane koşullarının pandemiye uygun olarak iyileştirilmediğini, eşitlik, adalet anlayışından uzak görevlendirmelerle mağduriyetlerin yaratıldığını söyleyen Yaviç, “Hekimlerin yakın geleceğe dair kaygılarının arttığı bu günlerde, sesini duyuramayan, umudunu yitiren hekimlerin emeklilik ya da istifa sayısındaki artış ciddiye alınmalı ve önemsenmelidir. Kötü yönetim ve ‘her şeyi ben bilirim’ anlayışının ürünü olan bu tabloların sorumluluğu Sağlık Bakanlığı’ndadır. Aylardır özveriyle çalışan hekimleri emeklilik ya da istifa noktasına getiren, yöneticilerin beceriksiz ve empatiden yoksun, çözüm üretmeyen dayatmaları ve vurdumduymazlıklarıdır” dedi.

    URFA

    Urfa Tabip Odası yönetimi de aynı sorunlara dikkat çekmek amacıyla kurum binasında basın açıklaması yaptı.  Açıklamada konuşan Urfa Tabip Odası Başkanı Osman Yüksekyayla, konuşmasına geçtiğimiz günlerde Viranşehir’de çalıştığı bir tıp merkezinde Kovid-19 salgınına yakalanarak yaşamını yitiren Dr. Abdurrahman Demir’i anarak başladı. Yüksekyayla açıklamanın devamında, pandeminin zayıflatılmadığı ve yaygınlaşmanın arttığı bu dönemde öncelikli taleplerinin hekim ve sağlık çalışanlarının içinde yaşadığı boğucu ortamın görülmesi olduğunu belirterek, “Artık nefes alamayacak hale gelip tükendiklerinin farkına varılmasıdır” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

     

  • ‘TBB, TTB, TMMOB ve barolar, bilimin ve aklın haykırışıdır’

    ‘TBB, TTB, TMMOB ve barolar, bilimin ve aklın haykırışıdır’

    PİRHA- Mersin Barosu, Mersin Tabip Odası ve TMMOB ortak bir açıklama yaparak, cumhurbaşkanının açıklamalarına tepki gösterdi. Açıklamada “ iktidarın “makbul” ve her uygulamasına alkış tutacak TBB, TTB ve TMMOB ve de baro yönetimi arzusunu anlıyoruz. Ancak; barolar, TBB, TTB, TMMOB, suyun, toprağın, havanın, bu ülke insanlarının aydınlık gelecek  mücadelelerinin sesidir” denildi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “meslek kuruluşlarının seçim yöntemiyle ilgili düzenlemenin aciliyetini ve ehemmiyetini göstermiştir” söylemine meslek örgütlerinden tepki gelmeye devam ediyor.

    Mersin Barosu, Mersin Tabip Odası ve TMMOB ortak bir açıklama yaptı.

    Kurumların düşman hukukuna tabi tutulmaya çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu gündem ülkemizde yaşanan demokrasi, insan hakları ve ekonomik sorunları peçelemekten başka bir anlama gelmeyen, suni gündem yaratma çabasından öte bir durum değildir” ifadeleri yer aldı.

    “GÜCÜN ADALETİ YERİNE ADALETİN GÜCÜNÜ BÜYÜTMEK BOYNUMUZUN BORCUDUR”

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan Mersin Baro başkanı Bilgin Yeşilboğaz “Bir ülkenin ekonomik, siyasal, toplumsal gelişmesi, çağdaşlaşması ve demokratikleşmesi; baroların, odaların ve STK’ ların, ülkenin demokratikleşme ve demokratik toplum yaratma sürecine katılımı ve katkısı ile doğru orantılıdır” diyerek şunları belirtti:

    “Baroların ve meslek odalarının demokratikleştiriyoruz tahakkümü ile pasifize edilmesi, ülkenin hiçbir reel sorununu çözmeyecektir, tam tersine sorunları daha da çıkmaza sokacaktır. Bilinmelidir ki, avukatlar, doktorlar, mühendisler bu ülkenin aydınlık yüzleridir, 82 milyonun sesidir, nefesidir. Aydınların sesini keserseniz, vatandaşların nefesini kesersiniz. Aydın olmanın doğasında akla aykırılığa itiraz etmek, şüpheyi sorgulamak ve gerçeği savunmak esas olandır. İktidarın gönlünde yatan, müdahale ile her şeye rağmen inatla ayakta duran savunmayı yerle yeksan etme iradesidir. Bu iradeyle yaratılmak istenene sonuna kadar karşı duracağımız gibi bu ülkede gücün adaleti yerine adaletin gücünü büyütmek boynumuzun borcudur.

    Barolar üzerinden hesaplar yapılırken unutulmamalıdır ki baroyu oluşturun avukatlar yargının, vicdanın, özgürlüklerin, insan haklarının ve adaletin gür, hür ve özgür sesidir. Bu sesi susturmaya nice krallar, imparatorlar, diktatörler çalışmış ancak hiçbir şekilde başarılı olamamışlardır. Zira barolar ve avukatlar, halkın ta kendisidir.”

    “KURUMLAR, BİLİMİN VE AKLIN HAYKIRIŞIDIR”

    Barolar ve avukatlar, tabip odası ve doktorlar, mühendis ve mimar odalarının demokrasiden, yaşam hakkından, insan haklarından ve evrensel hukuk kurallarından yana olduklarını vurgulayan Yeşilboğaz, şunları ifade etti:

    “Bunlardan değil; gelin ülkemizdeki insanca onurlu yaşama hakkından söz edelim, gelin liyakat meslekleri avukatlık, doktorluk, mühendisliğı nasıl bitirdiğinizden bahsedelim, gelin avukatlığı, akademik meslekleri nasıl hiçleştirdiğinizden bahsedelim, demokrasiden, ekonomiden, sağlık sorunlarından bahsedelim. Yargının siyasallaşmasından, adil yargılanma hakkından bahsedelim, kamuda liyakat unsurunu yok ederek devlet geleneğini nasıl yok ettiğinizi, ülkeyi cemaatler cennetine çevirmenizden bahsedelim. Besleyip büyüttüğünüz ve ülkeyi ele geçirmeye çalışan cemaatten bahsedelim.

    Bu sorunları çözelim, varsın tek derdimiz baroların, odaların seçimleri olsun, o da size feda olsun. Ülkemiz demokratikleşsin, eşit ve özgür bireyler olarak yaşayalım, yargı yandaşlıktan kurtulsun, evrensel hukuk kurallarına uygun olarak idare hesap verebilir olsun. Ölümü değil yaşamı kutsayıp yüceltelim. Çocuk istismarları, kadına şiddet bitsin, çevreyi ranta kurban etmekten vazgeçin ve de ülkemizi hukuk devleti, basın özgürlüğü, çağdaş eğitim veren ülkeler, cezaevlerindeki mahkumların azlığı ile anılan ülkeler sıralamasında ilk 10’a çıkarın yeter. İktidarın “makbul” ve her uygulamasına alkış tutacak TBB, TTB ve TMMOB ve de baro yönetimi arzusunu anlıyoruz. Ancak; Barolar, TBB, TTB, TMMOB  suyun, toprağın, havanın, bu ülke insanlarının aydınlık gelecek  mücadelelerinin sesidir. Demokrasinin hamisi, hukukun payandası, laikliğin savunmanı, bilimin ve aklın  haykırışıdır. Barolar, TBB, TTB, TMMOB halktır.”

    PİRHA/MERSİN