Etiket: tacım yıldız

  • FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek

    FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek

    PİRHA – Hakikatçi gelenekten olan Halk Ozanı Tacim Baba’nın Hakk’a yürümesi ardından açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Tacim Baba’yı ve hizmetlerini unutmayacaklarını, bıraktığı değerlere Yol’un emaneti olarak sahip çıkacaklarını belirtti.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan Halk Ozanı Tacim Yıldız, 6 Şubat depreminin ardından Ankara’ya yerleşmek zorunda kalmıştı. Eylül 2022’den bu yana akciğer kanseri tedavisi gören Tacim Baba, 40 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyordu. Hakikatçi gelenekten olan Tacim Baba, sabah saatlerinde, tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.

    “UĞURLAR OLA TACİM BABA!”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Hakk’a yürüyen Halk Ozanı Tacim Baba için şu açıklamayı yaptı:

    “Elbistan-Pazarcık/Maraş bölgesinde hakikatçi Aleviliği deyiş ve duvazlarıyla yaşatan Tacim Baba Hakk’a yürümüş. Devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun! Halkına, hakikatine ve inancına bağlı olan Tacim Baba, kendi yaratıcılığıyla tekniği ustaca kullanarak bizlere nefeslerini emanet bırakarak aramızdan ayrıldı. Hakikatçi Aleviliğin deyiş ve klamlarını telli turnası ile çalıp söylemesi onun büyük aşk ile yerine getirdiği Yol hizmetiydi. Tacim Baba’nın ömrü halkının yanında, Yol’ a hizmet ederek geçmiştir. Raa/Reya Heq inancına inanmış önemli bir değerimiz olan Tacim Baba kibir ve benlikten uzak mütevazi kişiliği ile örnek bir yaşam sürdü. Alevi inancı ve Kürt etnik kimliği konularında olduğu kadar toplumsal ve siyasal gelişmelere karşı çok duyarlı olan Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecektir. FEDA olarak Tacim Baba’yı ve hizmetlerini unutmayacak, bizlere bıraktığı değerlere Yol’un emaneti olarak sahip çıkacağız. Aile ve tüm sevenlerine sabır ve metanet diliyoruz. Uğurlar ola Tacim Baba!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Halk Ozanı Tacim Baba, Hakk’a yürüdü!

    Halk Ozanı Tacim Baba, Hakk’a yürüdü!

    PİRHA – Hakikatçi gelenekten olan Halk Ozanı Tacim Baba, 78 yaşında Hakk’a yürüdü.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan Halk Ozanı Tacim Yıldız, 6 Şubat depreminin ardından Ankara’ya yerleşmek zorunda kalmıştı. Eylül 2022’den bu yana akciğer kanseri tedavisi gören Tacim Baba, 40 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyordu. Hakikatçi gelenekten olan Tacim Baba, sabah saatlerinde, tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.

    GERİDE YÜZLERCE ESERİNİ BIRAKTI

    Sözlü geleneğin sürdürücülerinden Tacim Yıldız, 800 civarında eser bıraktı. Besteleri birçok sanatçı tarafından da seslendirildi. Tacim Baba son olarak oğlu Ali Yıldız ile “Çekemiyom” adlı eserini düet şeklinde dinleyicileriyle paylaşmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • Elbistan Toprakhisar köyünde bir Aşık-ı Sadık: Tacım Baba-VİDEO

    Elbistan Toprakhisar köyünde bir Aşık-ı Sadık: Tacım Baba-VİDEO

    PİRHA-Tacım Yıldız. Fakat herkes onu Tacım Baba olarak tanıyor. Kendi değimi ile o bir Aşık-ı Sadık. Yani halk ozanı. “Eskiden saz çalıp, kendi deyişini söyleyenlere Aşık-ı Sadık derlerdi. Hakka bağlılık aşkı. Ama ne yazık ki şimdilerde kalmadı” diyor.

    1957 yılında Elbistan’ın Toprakhisar köyünde doğan Tacım Baba’nın ataları 1894 yılında Malatya’nın Kürecik ilçesi, Harunuşağı nahiyesinden gelmişler.

    “BABAM BANA SENİ NİNNİ İLE Mİ SAZ İLE Mİ UYUTAYIM’ DERDİ”

    10 kardeşli bir ailenin ikincisi olan Tacim Baba’nın babası ve abisi de saz çalarmış. Amcasının da gelin ve damat gecelerinde, kına gecelerinde saz çaldığını söyleyen Tacım Baba, böyle bir ortamda büyüdüğünü belirtiyor. “Babam bana, ‘seni ninni ile mi, saz ile mi uyutayım’ derdi. Saz hevesim böyle başladı” diyor.

    Tacım Baba geçimini sağlamak amacıyla bir çok işte çalışmış. Traktör sürmüş, biçercilik yapmış, çoban olmuş. 1984 yılında ise T.K.İ. işletmelerinde çalışmış. O dönemlerden bu yana da besteler yapıyor. Çalıştığı dönemde vakti olmadığı için yazamadığından yakınan Tacım Baba, “2004’te  emekli olunca daha çok yazmaya başladım. 700’ü aşkın eserim var” diyor.

    Tacım Baba Toprakhisar köyünde 3 kuşağa ev sahipliği yapan bir evde yaşıyor. Zira kuşakların kullandığı temel malzemelerin hepsinin evde olduğunu belirtiyor. Dedesinin ve babasının çorba içtiği kaşıktan, yemek kazanından, değirmen taşına kadar bir çok malzemeyi sakladığını söylüyor.

    İlgili link: https://cp-test.pirhaberajansi.com/elbistan-toprakhisar-koyunde-tarih-kokan-ev-video-89674.html/08/11/2017/

    “KENDİ KÜLTÜRÜ İLE BÜYÜYEN ÇOCUKTAN ZARAR GELMEZ”

    “Günlük yaşam Elbistan’da farklı köyde farklı. Köyde sabah kalktığım zaman o içerdeki eşyalarıma bakarım” diyor ve duygulanıyor. Zira kendisini köyde, yaşadığı evde bambaşka biri olarak hissettiğini belirtiyor. Pencereden Nurhak’ı izlemek, bir ağacın gölgesine oturmak, bir taşın kenarına ilişmek bambaşka duygular yaşatıyor Tacım Baba’ya.

    “Teknoloji her şeyi bitirdi” diyor. Zira artık duyguların da köreldiğini ifade ediyor. “Özellikle Avrupa’da anne babalar çocuklarına kendi kültürlerini öğretmeliler. Kendi kültürü ile büyüyen çocuktan zarar gelmez” diyor ve ekliyor:

    “İnsan, kültüründen uzaklaşınca her şeyinden uzaklaşıyor. Para hırsı olmamalı. Bu dünyadan göçtüğün zaman toprağın altı bir şey ifade etmiyor. Ölüyorsun her şey burada kalıyor. Hatır kırılıyor, gönül kırılıyor. Nasıl bir demiri küreğe koyarsın, ateşte kızartırsın, çekiçle döver şekil verirsin. Toplumun kültürü kürektir. Orada pişmen lazım. Orada piştiğin zaman hiçbir şey olmaz.”

    3 KUŞAK AYNI KIYAFET

    Hep aynı kıyafetle görüyoruz Taci Baba’yı. “Bunlardan birkaç tane var. Farklı giyinmem. Dedem de böyle giyinirdi, babam da. Ben de değiştirmedim. Özel günlerde, cenazede, bir düğünde kıyafetim bu. 3 kuşak böyle giyinmiş. Bana üzerini neden değiştirmiyorsun dediler. ‘Aynı renkten birkaç tane var. Değiştirip giyiyorum” dedim” diyor gülerek.  

    Tacım Baba doğaya, toprağına aşık bir Aşık-ı Sadık. Çamur, yağmur demeden her sabah yüzünü güneşe dönüp tabiata bin dualar ediyor. Sazı elinde bulduğu yere çöküyor, eserini seslendiriyor.  

    Elif SONZAMANCI/LEVERKUSEN

  • Elbistan Toprakhisar Köyü’nde tarih kokan ev-VİDEO

    Elbistan Toprakhisar Köyü’nde tarih kokan ev-VİDEO

    PİRHA – Üç kuşağa ev sahipliği yapan, eski yayıktan çakmağa, elli yıllık el işlemesi halılardan bakır tabaklara kadar çok sayıda eşyanın bulunduğu ev müze özelliği taşıyor. Yazın bu evde kalan Tacim Yıldız, eskiden kalan hiçbir şeyi atmamış. “İçinde büyüdüğüm, yokluk çektiğim bu evin o tarihini yaşatmaya çalıştım” diyor.

    Haberin videosu

    Maraş Elbistan’a bağlı Toprakhisar Köyü’nde Mehmet ustanın yaptığı konak ve içindekiler adeta müze özelliği taşıyor. Eskiden köylerde kullanılan eşyaların bir araya getirildiği ev, 1958 yılından bu yana gelecek kuşakları ağırlamaya devam ediyor.

    Şimdilerde çocukları ile birlikte yazın bu evde kalan Tacim Yıldız, eskiden kalan hiçbir şeyi atmamış. “İçinde büyüdüğüm, yokluk çektiğim bu evin o tarihi yaşatmaya çalıştım” diyor.

    KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ EŞYALAR

    Yıldız, Mehmut usta ile birlikte babası, amcaları ve birkaç komşusu ile yaptıkları bu evi gelecek kuşaklara aktarmak istediğini söylüyor. Yıldız sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Yarın benim torunlarım, eşim ve dostum geldiğinde bu ne dediklerinde onlara tüm bunları anlatmak istiyorum. Benim yaşıtlarım zaten benim yaşadıklarımı biliyor. Ben geçmişine sahip çıkan birisiyim. Evin içinde olan eski yıllara ait bu tarih niteliğindeki eşyaların bir kısmı bana ait bir kısmını arkadaşlarım getirdi bir kısmını ise para ile satın aldım. Çünkü bunlar kaybolmaya yüz tutup unutuluyor. Bunları götürüp karşılığında alüminyum ve naylon eşyalar alıyorlar. Ancak ben bunları ileriye taşımak ve geçmişimi anlatmak için toplayıp sakladım. Herkes para buldu. Herkes ayrı ortamlara gitti. Ancak herkes isteyerek gitmedi. Çünkü kimse memleketine hasret kalmak istemez. Ama para her şeyi yaptırdı.”

    “TEKNOLOJİ İŞ GÜCÜNÜ AZALTIYOR FAKAT ÇOK ŞEYİ DE GÖTÜRÜYOR”

    Günümüzde teknolojinin etkisi çok fazla. Eskiden radyolar varken şimdilerde bilgisayarlar, telefonlar bütün ihtiyaçlara cevap veriyor. Tacim Yıldız da teknolojinin insanın iş gücünü azaltığını ancak çok şeyini de götürdüğünü düşünüyor. Bunu da şu cümlelerle dile getiriyor:

    “Eskiden bir radyomuz vardı. Onu da rahmetli Tacim Amcam getirdi. Akülüydü ama biz bilmiyorduk. Ondan sonra pilli radyolar çıktı ve eski radyolar atıldı. Plaklar ve gramofonları yaşlılar getirir çalardı. Eskiden köy evlerine toplanır Mustafa Yıldız adında bir amcamız vardı ve hafızası çok güçlüydü. O gelince herkes ona ‘Mustafa ajanslarda ne var’ diye sorardı. Rahmetlik Mustafa Yıldız amcam her şeyi birebir anlatırdı. Ancak şimdi her şey değişti. Şimdi bilgisayarlar çıktı radyolar gitti. Bence teknoloji insanın iş gücünü azaltarak çok şeyini götürdü.”

    “ATAMIN YURDU DİYE YIKMADIM”

    Üç kuşağa ev sahipliği yapan ve müze özelliği taşıyan evde doğan ve yaşamını sürdüren hakikatçi Tacim Yıldız evle ilgili anılarını anlattı.

    “Eskiden marangoz filan yoktu keser ve bıçkı ile evin üstleri yapılırdı. Bu ev atamın yurdu diye yıktırmadım. Bu evde babamın, annemin, dedemin ve amcamın anıları vardı. Yoksa yıkıp beton ev yapabilirdim. Şimdi torunum ve gençler geldiğinde amca bu evdeki eşyalar kokuyor diyor. Evdeki eşya ve halılar bakır ve yünden oluştuğu için kokmak zorunda. Çocuk kokuyu görmemiş bilmiyor. Ama benim için fark etmiyor. Çünkü ben burada kalkıp burada oturuyorum ve yatıyorum. Bağı bu şekilde kurmak istiyorum. Bazı gençlerde gelip resim çekiyor ve hayran kalıyor.”

    ESKİ YAYIKTAN ESKİ ÇAKMAĞA KADAR ÇOK SAYIDA ESKİ EŞYA 

    Evde, eski tahta yayık, elli yıllık el işlemesi halılar, 70-80 yıllık yastıklar, eskiden cam, pencere yapmak için rende, halı yapma makinası, fotoğraf makinası, eski çakmak, eski kapı kilidi gibi bir çok eşya bulunuyor.

    Semra ACAR/Sevim KAHRAMAN

    MARAŞ

  • Hakikat aşığı Ali Yıldız’ın ‘Hakikat Şehri’ albümü çıktı-VİDEO

    Hakikat aşığı Ali Yıldız’ın ‘Hakikat Şehri’ albümü çıktı-VİDEO

    PİRHA – Maraş Elbistan’lı olan Hakikatçi geleneğinin önemli ozanlarında biri Tacım Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız’ın ‘Hakikat Şehri’ albümü Kalan Müzik’ten çıktı. Maraş yöresi ozanlarının eserlerinin yer aldığı albüm 16 eserden oluşuyor. Albümün tamamında cura enstrümanını kullanan Yıldız, “Bir hakikatçı ve Alevi olarak çalmak ve söylemek özümüzde var” dedi. 

    Maraş Elbistan’da yaşayan Ali Yıldız, geçtiğimiz günlerde Kalan Müzik’ten çıkan ‘Hakikat Şehri’ albümünü PİRHA’ya değerlendirdi.

    “HAKİKATÇILAR BANA YOL REHBERLİĞİ YAPTILAR”

    Saz ve cura çalmayı dedesinden öğrendiğini söyleyen Yıldız, merakla başladığı bu yolda arşiv tutarak ve gezip görerek bugüne geldiğini belirterek şunları dile getirdi:

    “Curayı kim icra ediyor ve daha iyi daha güzel kim çalıyor diye merak başladı. Dedem, babam ve ailede cura çalınca insanda direk bir merak oluşuyor. İki telli saz veya cura dediğimiz o müzik aleti seni zaten o arayış içine ister istemez götürüyor. Yaşayan dedeleri, Hakikatçıları ve Alevi Bektaşi geleneğine mensup tüm kesimleri tek tek gezip görmeye çalıştım. Onlar ile oturdum kayıtlar aldım, arşivler yaptım ve bana yol rehberliği ettiler. Nasıl durulacağını, nasıl yapılacağını onlardan öğrendim.”

    “KUTSAL TOPRAKLAR”

    Elbistan’ı Şehri Hakikat yani Hakikat şehri’ne benzeten Ali Yıldız, “Bu topraklarda Nesimi Çimen, Mazlum Çimen, Halil Öztopraklar, Ali Haki Etnalar, Perişan Güzeller ve Mahsuni Şerif’i barındıran topraklar. Bu topraklar benim için diğer adı ile kutsal topraklardır” dedi.

    “BİRİKTİRMEK İSTEDİM ÇÜNKÜ KAYBOLUYORDU, KIYMETİ BİLİNMİYORDU”

    Arşiv tuttuğunu ve buna nasıl başladığını ise şöyle anlatıyor Yıldız:

    “Biriktirmek istedim çünkü kayboluyordu tüm bunlar kıymeti bilinmiyordu. Bunu kendi atamdan Tacım Babamdan gördüm. Babam dedemin kayıtlarını 1984’te almıştı. Ve bunları görünce kaybolmasını istemedim gün yüzünde kalmasını istedim. Bunların hepsini köylere giderek yaşlı adamlardan, çalanlardan ya da eski kasetlerde kayıtlı halde buldum, biriktirdim ve topladım. Tüm bu kayıtların hepsini tek tek dinleyip temize aldım. Kaset ortamından bilgisayar ortamına kayıt aldım. Ve bunları dinleyerek icra etmeye başladım. Yapılan müzikleri kimler söylemiş, kimler nasıl seslendirmiş, elektrik yok, teknoloji yok, curalar kırık, eksi perdeli sazlar tüm bu zor şartlarda yapılan eserleri kayıt altına aldım.”

    “Bir hakikatçı ve Alevi olarak çalmak ve söylemek özümüzde var” diyen Ali Yıldız, Gönül gözüyle görmeye ve çalmaya başladığını söyledi. Yıldız, “Tacım dede ve Perişan dedenin kasetleri ile büyüdüm, onların yaptığı deyiş ve türkülerin tınısı seni çekiyor. Çünkü onların öyle bir felsefesi ve dünyaya bakış açısı var ki… Ancak hissettikçe bunları cura ile dışa vurma gayreti gösteriyorum” dedi.

    BİRÇOK BÖLGEYİ YANSITAN HARMANLANMIŞ GELENEKSEL BİR ALBÜM

    Küçük yaştan itibaren dedesi Tacım Yıldız’ın yanında büyüyen ve cura ile tanışan Ali Yıldız, ‘Hakikat Şehri’ albümünü çıkarmaya nasıl başladığını ise şöyle anlatıyor:

    “Ben iki telli curayı çalıyorum ancak hiç söylemedim. Daha çok sahnelerde ve ortamlarda sanatçılara çaldım. Her zaman gittiğim bir saz ve müzik evi vardı.  Bir gün yine oraya gittiğimde orayı işleten Cengiz abimiz ‘hadi kalk gidelim sana albüm yapalım’ dedi. Çünkü böyle bir şey ne benim aklımda vardı ne de hayalimde vardı. Babam Hakikatçı olduğu için bir eserinin ismi Hakikat Şehri’ydi. O eserden yola çıktık. Şehri Hakikat albümüm on altı eserden oluşuyor. Bu albümde altı, yedi babamın eseri, Nesmi Çimen’nin, Virani Baba’nın, Melülü Baba’nın, Pir Sultan Abdal’ın, Şahatay’ın eserleri var. Bütün ulu ozanların hemen hemen eserleri var. Dedemin, elektriklerin olmadığı bir süreçte pil ile kayıt aldığı bir eser de var. Babamın eserini dinleyince albümün adını Hakikat Şehri koymayı düşündük. Dersim, Adıyaman, Sivas, Maraş Pazarcık, Elbistan, Malatya ve birçok bölgeyi yansıtan eserler ile harmanlanmış geleneksel bir albüm oluşturduk. Bu albüm ile aynı zamanda hangi yörelerde icra edildiğini gün yüzüne çıkardık” dedi.

    BABASIYLA DÜET 

    Albümdeki eserlerin çoğunun babasına  ait olduğunu ifade eden Yıldız, “Hakikatçı geleneğinde kalan bir babam olduğu için üç eser ona söylettik. Bugüne kadar Türkiye’de parmakla sayacak kadar kişi babası ile düet yapabilmiştir. Bu yüzden kendi adıma bu albümüm benim için onur ve şeref mertebesi taşımaktadır. Benim için onur verici oldu” diye konuştu.

    “Albümümdeki parçaların söz ve müziklerinin çoğunun hiçbiri piyasada yok” diyen Yıldız, albümü anlamlı kılan tarafının da bu olduğunu belirtti. Yıldız, “Bu albümdeki amacım eski bilinmeyen eserleri gün yüzüne çıkarmak. Halen birçok Alevi Bektaşi ve Haikikatçı geleneğine ait birçok deyiş ve türkü duyulmamış ve bilinmiyor. Tüm bunları bulup geleceğe taşıyacağız. Çünkü geçmişi olmayanın geleceği de olmaz. İnsanlığa dair bir nebze hizmet ettiysem ne mutlu bana.”

    HAYDAR ALKAŞ’IN ANISINA 

    Üç yıl önce hayatını kaybeden Alevi kültürünün taşıyıcısı ve cura ustası olan Kürecikli Haydar Alkaş’ın 150 yıllık curasını ‘Hakikat Şehri’ albümünde çalan Ali Yıldız, Haydar Alkaş’ı şöyle anlattı:

    “Haydar Alkaş ile muhabbetim ve tanışmışlığım oldu. Birlikte cura çalıp söyledik. Eskilerden bugüne nasıl geldiğini sordum. Yüz elli gram bir ağırlığı olmayan bir curası vardı. Her tarafı delik deşikti ama halen o sesi aynı şekilde çıkarıyordu. O cura bana kaldı. Ve o curayı Haydar Alkaş’ın anısına ben halen Ruzba yani eski dilde cura olarak seslendirdim albümümde. Ve onun resmini de koydum albüme. Ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum ama Haydar Alkaş’ın curası hep benimle olacak” dedi.

    DEVAMI GELECEK

    Son olarak albümle ilgili olumlu tepkiler aldığını söyleyen Yıldız, “Belki de babamın yapmak istediğini ben yaptım. Benim için gayet olumlu bir albüm oldu. İlerleyen zamanlarda ne olur ne olmaz bilinmez ama tabi ki devamı gelecektir” dedi.

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / Maraş-Elbistan