Etiket: tahliye talebi

  • Selçuk Mızraklı’nın tahliye talebi ikinci kez reddedildi

    Selçuk Mızraklı’nın tahliye talebi ikinci kez reddedildi

    PİRHA- Selçuk Mızraklı’nın denetimli serbestlik kapsamında yaptığı tahliye başvurusu reddedildi. DEM Parti, “Keyfi ve hukuksuz bir şekilde verilen ret gerekçesini kabul etmiyoruz” dedi.

    Diyarbakır eski Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın, denetimli serbestliğin uygulanarak tahliye olma talebi, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından, “Kurumumuzda bulunduğu süre içerisinde terör örgütünden ayrıldığına dair bir beyanı bulunmadı” denilerek reddedildi.

    DEM Parti tarafından yapılan açıklamada, “Selçuk Mızraklı’nın siyasi görüşü bellidir: Barış ve demokrasi için mücadele eden ve yıllarca bunun bedelini rehin tutularak ödeyen bir siyasetçidir. Mızraklı’nın beyanının ne olması gerektiğine bu kurul kesinlikle karar veremez! Keyfi ve hukuksuz bir şekilde verilen bu ret gerekçesini kabul etmiyoruz. İdeolojik saiklerle hareket eden bu kurul, yetkilerini aşarak siyasi tutsakları keyfi ve intikamcı bir şekilde cezaevinde tutmaya devam etmektedir” denildi.

    ‘Barış ve Demokratik Toplum Sürecini adeta sabote etmeye çalışan bu kurulun kendisini ve aldığı kararı hukuk ve demokrasi açısından gayri meşru olarak ilan ediyoruz’ denilen açıklamada, Selçuk Mızraklı ve tüm siyasi tutsaklar için özgürlük talep edildi.

    DAVA SÜRECİ HAKKINDA

    Diyarbakır’da 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerde Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olarak seçilen Mızraklı, Demokratik Toplum Kongresi’nde (DTK) yürüttüğü faaliyetler ve itirafçı tanık Hicran Berna Ayverdi’nin beyanları gerekçesiyle aynı yılın 19 Ağustos’unda görevden alınarak, yerine kayyım atandı.

    Mızraklı, itirafçı Hicran Berna Ayverdi’nin ifadeleri gerekçesiyle 22 Ekim 2019’da gözaltına alınarak, tutuklandı. Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 9 Mart 2020’de 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verdi.

    Mızraklı’ya verilen ceza Yargıtay tarafından eksik inceleme nedeniyle bozuldu. Yeniden başlanan yargılamada ise, birçok kişi hakkında beyanda bulunan tanık Ümit Akbıyık’ın iddiaları dosyaya eklendi. 29 Kasım 2024’te Mızraklı hakkında yeniden 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verildi. Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, Mızraklı’ya verilen cezayı onadı.

  • 68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!

    68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!

    PİRHA-68 tane kadın örgütü, Sağlık durumu gün geçtikçe kötüleşen tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk için ortak açıklama yayımladı. “Sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır” denilen açıklamada acil tahliye çağrısı yapıldı.

    Ülke genelinde faaliyet gösteren 68 kadın örgütü, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan siyasetçi Aysel Tuğluk için ortak açıklama yayınladı. “Tuğluk’un tedavisinin olması gereken ortamda sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyoruz” denilen açıklamada, Tuğluk’un biran önce tahliye edilmesi istendi.

    “Aysel Tuğluk ile dayanışma zamanı” diyen 68 kadın örgütü, “Tuğluk’un sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan ‘cezaevinde kalamaz’ raporunu görmezden gelen idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır” vurgusu yaptı.

    “SİYASİ TARİHİMİZDE DERİN İZLER BIRAKMIŞTIR”

    Açıklamada “Tuğluk, Kürt siyasi parti tarihinde eş genel başkanlık yapmış ilk kadındır ve eş genel başkanı olduğu Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasıyla siyaset yasağı getirilen tek kadın milletvekilidir. Aynı zamanda hukukçudur, insan hakları savunucusudur ve de tüm hayatını, Kürtlerin onurlu bir barışla sonlanacak özgürlük ve eşitlik mücadelesine adamış bir siyasetçidir. Verdiği emekler, yürüttüğü mücadele, kendisini adadığı yaşamdaki duruşu, yakın dönem siyasi tarihimizde derin izler bırakmıştır” ifadeleri de kullanıldı.

    “ATK, DEMANS HASTALIĞINI İNKÂR ETMİŞTİR”

    Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırının da hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Annesinin cenazesine yapılan ırkçı saldırı ve gayriinsani tutuma tanıklık etmiş ve yaşadıkları, hafızasında hasarlar bırakmıştır. Tedavisini ve muayene sürecini aylarca sürdüren Kocaeli Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu tarafından cezaevinde kalamayacağına dair oybirliğiyle hazırlanan rapora rağmen İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından, tam tersi yeni bir rapor hazırlanmıştır. Yıllardır etik, vicdan, bilim ve hukuka aykırı raporlarla gündeme gelen bu kurum, politik mahpusların ağır ve ölümcül hastalıklarına rağmen mütemadiyen ‘cezaevinde kalabilir’ şeklindeki tıp bilimine aykırı raporlarından birini de Tuğluk için hazırlamış ve demans hastalığını inkâr etmiştir. Çelişkiler barındıran söz konusu raporlarla ilgili olarak avukatlarının ‘Üst Kurul’a yaptığı itiraza yanıt verilmemekte; hastalığının ağırlaşmasına izleyici kalınmaktadır.

    Bugün kendisine yaşatılanlara itiraz ediyor; Aysel Tuğluk’un tahliyesini talep ediyoruz. Ayrıca, ‘Kadınlar İçin Adalet’ talebimiz doğrultusunda Tuğluk ve onun gibi siyasi sebeplerle mahpus edilen tüm kadınların özgürlüklerine kavuşması talebimizi yineliyoruz. Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalamayacağına dair, kapsamlı bir kurul raporu ortadayken, ısrarla bunun gereği yerine getirilmemesi, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere devletin sorumluluğundadır. Tuğluk’un sağlığıyla ilgili gelişebilecek tüm olumsuz sonuçlardan, ‘cezaevinde kalamaz’ raporunu görmezden gelen idari ve adli makamlar sorumlu olacaktır.

    Ona yaşatılan bu hukuksuz süreçte imzası olan tüm yetkilileri bir kez daha hukuka, bilime ve vicdana uygun davranmaya çağırıyor; Tuğluk’un tedavisinin olması gereken ortamda sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyor, dayanışma çağrımızı yineliyoruz.”

    İMZACI 68 KURULUŞ

    Adalar Vakfı Kadın Çalışma Grubu, Adana Kadın Platformu, AĞ-DA Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı, Alevi Kadınlar Birliği, Anadolu Kadın Hareketi, Ankara Dayanışma Akademisi’nden (ADA) Kadınlar, Ankara Kadın Platformu, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Ben Seçerim Derneği, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Datça Kadın Platformu, DAD Kadın Meclisi, Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAHDER), Demir Leblebi Kadın Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Dikili Kadın Platformu, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Ekmek ve Gül Dergisi, Emek Partili Kadınlar, Eskişehir Okulu Araştırma ve Dayanışma Derneği-Toplumsal Cinsiyet Çalışma Grubu, Eşitlik İzleme Kadın Grubu-EŞİTİZ, Ev-Eksenli Çalışanlar Sendikası, Foça Barış Kadınları, Günebakan Kadın Derneği, Halkevci Kadınlar, Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü, HDK Muğla Kadın Meclisi, HDP Adana Kadın Meclisi, HDP Balıkesir Kadın Meclisi, HDP Hatay Kadın Meclisi, Hubyar Kadın Meclisi, İskenderun Kadın Platformu, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışması, Kadın Partisi, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadın Yazarlar Derneği, Kadınlar Birlikte Güçlü, Kağıthane HDP Kadın Yönetimi, Karaburun Kadın Platformu, Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, KESK Kadın Meclisi, Kırkyama Kadın Dayanışması, Kırmızı Biber Derneği, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması, Mavigöl Kadın Derneği, Mersin Alevi kadın platformu, Mimoza Kadın Derneği- Mersin, Mor Dayanışma, Mor Sarmaşık, Muğla Emek Benim Kadın Derneği, Muğla Kadın Dayanışma ve Danışma Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Kadın Komisyonu, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV), Rosa Kadın Derneği, SES Eşitlik ve Adalet Kadın Platformu, Sosyalist Kadın Meclisleri, TİP’li Kadınlar, TJA (Tevgera Jinên Azad) Özgür Kadın Hareketi, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, Van Kadın Platformu, Van Star Kadın Derneği, Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Derneği/Çukurova, Yan Yana Girişimi Kadınları, Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği.

    PİRHA/ANKARA

  • HHB: Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız-VİDEO

    HHB: Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız-VİDEO

    PİRHA – Halkın Hukuk Bürosu, İbrahim Gökçek’in durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, “Tutuklu Grup Yorum üyelerinin tahliye edilmesi için tekrar dosyalara tahliye taleplerinde bulunduk. Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız. Konser başvurularının derhal kabul edilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi. 

    Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in ölüm orucu 323. gününe giriyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Halkın Hukuk Bürosu avukatı, “Grup Yorum direniş taleplerinden ikisini öne çıkardı. Bunlardan bir tanesi tutuklu Grup Yorum üyelerinin tahliye edilmesi, bir tanesi de konser yasaklarına son verilmesi. Bu konuda avukatları olarak bizler tutuklu Grup Yorum üyelerinin tahliye edilmesi için tekrar dosyalara tahliye taleplerinde bulunduk” dedi.

    Açıklamada, “Yarın da Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız. Konser başvurularının derhal kabul edilmesini istiyoruz. Bugün ziyaretimizde gördüğümüz üzere durumu giderek ağırlaşmakta ve hayati riski artmaktadır. Yetkilileri, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı ve Valiliği göreve davet ediyoruz. Konser başvuruları kabul edilsin, İbrahim yaşasın” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Av. Sarıhan’dan sert tepki: Bunlar şeriatçıydı, insanları yaktılar-VİDEO

    Av. Sarıhan’dan sert tepki: Bunlar şeriatçıydı, insanları yaktılar-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın hasta olduğu iddiasıyla serbest bırakılmasının talep edilmesine ve kampanya başlatılmasına Av. Şenal Sarıhan tepki gösterdi. CAN TV’de Can’da Gündem programına bağlanan Sarıhan, katliamın faili olarak yargılanıp ceza alan Kılıç’ın hasta olduğunun inandırıcı olmadığını belirterek, “Çünkü Adli Tıp raporu yok” dedi.  

    Haberin videosu

    2 Temmuz 1993 yılında çoğunluğu Alevi 35 insanın hayatını kaybettiği Sivas Katliamı davasından hükümlü olan 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’ın hasta olduğunu iddia eden oğlu Necdet Kılıç, babasının serbest bırakılmasını talep etti.

    Haber, Anadolu Ajansı’nda,  “86 yaşındaki ‘ağır hasta’ hükümlü tahliye bekliyor” başlığıyla yayınlandı.

    Ahmet Turan Kılıç’ın Sivas Katliamı’ndan yargılanırken aldığı idam cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmişti.

    Konu CAN TV‘de Nilgün Mete’nin sunduğu Can’da Gündem programında gündeme getirildi. Programa telefonla bağlanan Sivas Katliamı Müdahil avukatlarından Şenal Sarıhan, Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılması talebine tepki gösterdi.

    Sarıhan, “Ben de Sivas Katliamı mağdurları da hepimiz insanların temel haklarına ve yaşama hakkına saygılıyız. Bu hakkın savunulması konusunda da herhangi bir taviz de herhangi bir geri çekilmede bulunmayız. Ancak tablo böyle bir gerçekliği ifade etmiyor. Ahmet Turan Kılıç’la ilgili olarak yapılan açıklamalarda hasta olduğuna ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanmış olan raporda herhangi bir biçimde yaşam hakkının tehlike altında tehdit altında olduğuna dair bir belirleme yok” dedi.

    “BİR DOKTORUN RAPORU OLMAZ, ADLİ TIP RAPORU GEREKLİ”

    Şenal Sarıhan, Sivas Katliamı hükümlüsünün bir doktora götürüldüğünün ve doktorun da ölümcül durumdasın dediğinin iddia edildiğini belirterek, bunun mümkün olmadığını şöyle anlattı:

    “Bir doktorun böyle bir şeyi söyleyebilmesi hele tutuklu bulunan bir şahıs için ya cezaevi doktoru ya da dışardan bir doktor olabilir. Eğer gerçeği ifade ediyorlarsa. Bu tanıkla ilgili gerçek bulgunun nerede aranması gerekir? Bilimsel olarak arayacağımız yer Adli Tıp raporudur ve Adli Tıp raporunda böyle bir belirleme yoktur.”

    “KATLİAMIN FAİLİ OLARAK CEZA ALMIŞTIR”

    Sivas Katliamı hükümlüsünün serbest kalması için bir kampanya açtıklarını söyleyen Sarıhan, “Güya Aziz Nesin’e hakaret ettiği için 26 yıl tutukluymuş. Türkiye’de hiçbir sanık 26 yıl bir hakaret sebebiyle tutuklu kalmaz. Sanık doğrudan doğruya Sivas Katliamı’nın faili olmakla ceza almıştır. Bu cezasıyla ilgili polis tanıklar var. 7 polis tanık ki emniyet müdürüdür biri. Her biri ayrı ayrı teşhis de bulunmuşlardır. Hem emniyet teşhisinde hem de duruşmada kendi gözümüzün önünde eylemci olduğuna ilişkin tanıklıkları söz konusudur” diye konuştu.

     “457 AĞIR HASTA TUTUKLU VAR”

    Türkiye’de 280 bin tutuklunun ya da hükümlüden 457’si ağır olmak üzere 1334 hasta tutuklu olduğunu hatırlatan Sarıhan, şöyle devam etti:

    “İnsan Hakları Derneği düzenli bir biçimde bunlarla ilgili açıklama yapıyorlar. Bunların tahliyesi konusunda idareyi ve yargıyı göreve davet ediyorlar. Şimdi bu hastalarla ilgili herhangi bir biçimde kıllarını kıpırdatmamış olan grupların ki sosyal medyada milli görüş grubunun da bu konuda açıklama yaptığını görüyoruz. Bunlar için hassasiyet göstermeyenlerin yani bütün insanların temel hakları için hassasiyet göstermeyenlerin 33 insanın yakılarak öldürülmesinde eylemci olmakla hakkındaki ceza kesinleşmiş olan bu kişiyle ilgili gerçek olmayan, yalan/yanlış iddialarla bir duygusallık yaratmak, kamuoyu yaratmak peşine düşmüş olmalarını insani bir durum olarak göremiyorum.

    “BUNLAR ŞERİATI SAVUNDULAR, İNSANLARI YAKTILAR”

    Şimdi şunu sormak lazım. Kendi yatağında nefesini versin diyorlar. Yataklarında nefesini veremeyen 33 insan var. Bir otelde yakılarak öldürülmüş 33 insan var. Bunlar çok örgütlü bir biçimde korundular. Hala yurt dışına kaçmış olanlar var. Cezası kesinleşmiş olanlar var aralarında. Bunlar iade edilmiyorlar. Bunlar nasıl kaçırıldılar, nasıl götürüldüler. Nasıl gittikleri yerde hemen para pul sahibi oldular, işletme sahibi oldular. Ahmet Turan Kılıç’ın basında “Ben Osmanlı’yı savunuyorum, Osmanlı rejimini savunuyorum.” diyen açıklamaları var. Bunlar şeriatı savundular, Osmanlıyı değil. Cumhuriyet yönetimine karşı çıktılar ve bunu yaparken de hiç tanımadıkları insanları sırf tehdit olsun diye yaktılar. Bu nedenle bir insan hakları savunucu da olarak tekrar ediyorum, gerçekten bir sağlık sorunu olsa elbette ki tahliye edilmesi gerekir ama bunun sağlıkla ilgili bir problemi olmadığı, sorunun yaşlılık olduğu ortadadır.”

    “SON 17 YILDA 3 BİN 550 HASTA MAHPUS YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Son 17 yılda Türkiye’de cezaevlerinde 3 bin 550 hastanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Av. Şenal Sarıhan, “Herkesin yaşam hakkı vardır ve yaşam hakkı konusunda insanların ırkları, renkleri, cinsleri, inançları sebebiyle düşünceleri sebebiyle bir ayrıma uğramamaları gerekir. Bu karşılaştığımız tablo beni gerçekten çok üzüyor.

    “GERÇEK SONUCU GÖLGELEMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Yani şimdi birilerinin kalkıp da hiçbir gerçekliğe dayanmayan tamamen haksız bir talebi, yine Sivas Katliamı’ndaki yargılamayı karalamaya, Sivas Katliamı’nda tanıklık yapmış olan insanları karalamaya ve davanın gerçekte nedenini, gerçek sonucunu gölgelemeye çalışmalarını kavrayamıyorum” diyerek tepki gösterdi.

    PİRHA/İSTANBUL