Etiket: TAHRİBAT

  • Düzgün Baba Mekanı’na saldıranlar tutuklandı!

    Düzgün Baba Mekanı’na saldıranlar tutuklandı!

    PİRHA –  Düzgün Baba Mekanı’ndaki nişanelerin tahrip edilmesine ilişkin soruşturmada 3 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında köy muhtarı Zeki Açıkgöz de yer alırken, muhtarın görevden uzaklaştırıldığı öğrenildi. Düzgün Baba Cemevi yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, tutuklamaların önemli olduğunu belirtilerek, inanç yerlerine sahip çıkma çağrısı yaptı. 

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde, bulunan önemli inanç merkezlerinden biri kabul edilen Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki ‘ayak izleri’ olarak bilinen nişanelerin kazılarak tahrip edilmesine ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 4 şüpheliden, köy muhtarı Zeki Açıkgöz’ün de aralarında bulunduğu 3 kişi tutuklandı.

    “MEKANIN HER TAŞI KİMLİĞİMİZİN ASIRLIK ŞAHİDİDİR”

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Düzgün Baba Cemevi Yönetim Kurulu, saldırıyı gerçekleştirenlerin tutuklandığını duyurdu.  Açıklamada, kutsal mekanlara, inançsal hafızaya yönelik saldırıların Alevi inancının temel değerlerini hedef aldığına dikkat çekildi.

    Köy muhtarının kimliğinin arkasına sığınarak kutsal mekanlara yaptığı bu saldırı girişimine sert tepki gösterilen açıklamada, “Düzgün Bava’nın her bir taşı, her bir karış toprağı inancımızın ve kimliğimizin asırlık şahididir. Bu kutsal mekanın maneviyatına el uzatanlar, Hak ve halk katında asla affedilmeyecektir” denildi.

    Düzgün Baba Mekanı’na  saldırı yapanların tutuklanmasının önemli olduğu kaydedilen açıklamada, davanın takipçisi alacakları belirtilerek, kutsal mekanlarına sahip çıkma çağrısında bulunuldu.

    HABER MERKEZİ

  • Dersim İnşa Kongresi’nden Düzgün Baba saldırısına tepki: Bu bir bellek kırımı girişimidir!

    Dersim İnşa Kongresi’nden Düzgün Baba saldırısına tepki: Bu bir bellek kırımı girişimidir!

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi, Düzgün Baba Cemevi bünyesindeki kutsal nişaneye yönelik gerçekleştirilen saldırıyı yazılı bir açıklamayla kınadı. Saldırıyı “toplumsal hafızaya ve kültürel kimliğe yönelmiş bir yok etme girişimi” olarak tanımlayan Kongre, tüm demokratik güçleri duyarlılığa çağırdı.

    Düzgün Baba Cemevi Yönetimi’nin duyurduğu kutsal mekâna yönelik saldırı, Dersim İnşa Kongresi tarafından sert bir dille protesto edildi. Yapılan açıklamada, kutsal dağda Evliya Düzgün Baba’ya ait olduğuna inanılan ayak izi nişanesinin tahrip edilmesi yalnızca fiziksel bir zarar değil, Rea Haq Kürt Alevi Kızılbaş toplumunun tarihsel varoluşuna yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirildi.

    “TESADÜF DEĞİL, ASİMİLASYON POLİTİKALARININ DEVAMI”

    Saldırının zamanlamasına dikkat çekilen açıklamada, inanca yönelik asimilasyon politikalarının altı çizildi:

    “Bu saldırı, cumhuriyet tarihi boyunca baskı altında tutulan inancımızın can damarlarını bütünüyle kesme girişimidir. Özellikle AKP iktidarının inancımızı başkalaştırma uygulamalarına hız verdiği, Dersim’de ‘Dedeler Buluşması’nın tertiplendiği günlerde yaşanmasını tesadüf olarak görmüyoruz.”

    “DÜZGÜN BABA CANLI HAFIZA ALANIDIR”

    Düzgün Baba’nın sadece bir ziyaret yeri değil, kolektif hafızanın taşıyıcısı olduğu vurgulanan metinde, mekânın manevi derinliğine şu sözlerle değinildi:

    “Düzgün Baba, Dersim coğrafyasında ezelden beri hakikat, adalet, vicdan ve maneviyatın sembolüdür. Rea Haq inancı açısından bu mekân, doğayla kurulan kutsal ilişkinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dağ, taş ve su burada yalnızca doğal unsurlar değil, canlı hafıza alanlarıdır.”

    “HAFIZASINI KAYBEDEN TOPLUMLAR KÖKLERİNDEN KOPARILIR”

    Saldırının aynı zamanda insanlığın somut olmayan kültürel mirasını hedef aldığı belirtilerek, UNESCO prensiplerine atıfta bulunuldu. Kongre, ulusal ve uluslararası kültürel miras kurumlarını Dersim’in inançsal merkezlerine yönelik tehditler karşısında duyarlı olmaya çağırdı.

    Hafızaya yapılan saldırının geleceği hedef aldığını belirten Dersim İnşa Kongresi, açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı:

    “Yetkilileri bu saldırıyı aydınlatmaya ve sorumluları ortaya çıkarmaya çağırıyoruz. Düzgün Baba’ya sahip çıkmak; hafızaya, kültüre ve gelecek iradesine sahip çıkmaktır. Başta Dersim toplumu olmak üzere tüm Alevi toplumunu ve demokratik güçleri bu saldırıya karşı durmaya davet ediyoruz.”

    HABER MERKEZİ

    İLGİLİ HABERLER
    Düzgün Baba Mekanı’nda kutsal nişaneler tahrip edildi!

  • Hazine bahanesiyle inanca saldırı: DAD Baba Düzgün’deki tahribatı kınadı!

    Hazine bahanesiyle inanca saldırı: DAD Baba Düzgün’deki tahribatı kınadı!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim’in kadim inanç merkezlerinden biri olan Baba Düzgün mekânına yönelik gerçekleştirilen tahribata ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. “Hazine arama” bahanesiyle yapılan saldırıyı sert bir dille kınayan DAD, bu durumu toplumsal varlığa ve inanç dünyasına yönelik sistemli bir saldırı olarak nitelendirdi.

    “HAZİNE PROPAGANDASI SİSTEMATİK BİR SALDIRIDIR”

    Açıklamada, ziyaretgahlarda hazine saklı olduğu yönündeki söylemlerin tesadüf olmadığı, bu propagandanın kutsal alanları tahrip etmek amacıyla bilinçli olarak teşvik edildiği vurgulandı. DAD, bu politikaların sadece Alevi inancını değil, bölgedeki Ermeni-Hristiyan mezarlarını da hedef alarak halkı töhmet altında bırakan sinsi bir yöntem olduğunu belirtti.

    Saldırının “hazine çıkarma” görüntüsü altında Dersim’in nişanelerine ve anlam dünyasına yapıldığı ifade edildi.

    Tahribatın faili kim olursa olsun (karanlık odaklar veya işbirlikçiler) budurumun özel savaş politikalarının bir sonucu olduğu kaydedildi.

    Kutsallardan kopuşun bir “felaket” olduğu belirtilerek, binlerce yıllık insani erdemlerin kaynağı olan toplumsal akla sahip çıkma çağrısı yapıldı.

    “Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    “DİRİLİŞ VE HESAP SORMA VAKTİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri, yaşanan bu olayın doğru analiz edilmesi gerektiğini belirterek tüm halkı “dara durmaya” ve öz değerlerine sahip çıkmaya davet etti. Açıklama şu ifadelerle son buldu:

    “Baba Düzgün mekânına yöneltilen saldırının faillerini kınıyor, takipçisi olacağımızı vurguluyoruz. Bu saldırı kimden ve nereden gelmişse halkımızı güçlü biçimde hesap sormaya davet ediyoruz. Yolumuz üzerinden gerçekleşen her türlü saldırıyı paramparça edecek bir dirilişi gerçekleştirmek toplumsal akıbetimiz açısından zorunluluktur.”

    HABER MERKEZİ

    İLGİLİ HABERLER
    Düzgün Baba Mekanı’nda kutsal nişaneler tahrip edildi!

  • Her Dersimliye ekolojik ve toplumsal meselelerde duyarlı olma çağrısı

    Her Dersimliye ekolojik ve toplumsal meselelerde duyarlı olma çağrısı

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim’in ağır bir kuşatma altında olduğuna ve ekolojik yıkıma dikkat çekerek, mücadele ve duyarlılık çağrısı yaptı. 

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim’deki ekolojik yıkıma ve buna karşı Dersimlilerin yeterli tepkiyi göstermediğine bir basın toplantısına dikkat çekti.

    Emek Demokrasi Platformu adına KESK binasında yapılan basın açıklamayı Uğur Beycan okudu.

    Beycan, “150 civarında olduğu belirtilen maden ruhsatları üzerinden gerçekleşebilecek faaliyetler ise yaşam olanağı bırakmayacağından Dersim’in doğası ve insanları açısından bir bütün olarak felaket anlamına gelmektedir. Tüm bu yıkım ve gelmekte olan açık tehlikeler karşısında Dersimliler bu süreci karşılayabilecek irade ve örgütlülük düzeyinin uzağındadırla” dedi.

    Açıklamada şu ifadeler yeraldı:

    “Bilindiği üzere Dersim, Osmanlının on altıncı yüzyılın başlarından itibaren geliştirdiği, yüz yılları kapsayan ve cumhuriyet döneminde daha da merkezileştirilerek sürdürülen ağır bir kuşatma altındadır. Yaşam alanlarını ve yaşam hakkını savunma mücadelesi vermekte olan Dersim tüm bu süreçler boyunca ağır bedeller vermiştir. Tüm bu süreçler toplumsal dokuda ağır tahribatlar yarattığı gibi doğamızda da yıkıcı sonuçlara yol açmıştır. Nehirlerimiz barajlarla, ormanlarımız yakmalarla yıkıma uğratılmaktadır. 150 civarında olduğu belirtilen maden ruhsatları üzerinden gerçekleşebilecek faaliyetler ise yaşam olanağı bırakmayacağından Dersim’in doğası ve insanları açısından bir bütün olarak felaket anlamına gelmektedir. Tüm bu yıkım ve gelmekte olan açık tehlikeler karşısında Dersimliler bu süreci karşılayabilecek irade ve örgütlülük düzeyinin uzağındadırlar.

    “TARİHİN EN AĞIR VE EN TEHLİKELİ SÜREÇLERİNİ YAŞAMAKTADIR”

    Nice badireleri nice bedellerle göğüsleyerek bugünlere ulaşan halk gerçekliğimiz tarihinin en ağır ve en tehlikeli süreçlerini yaşamaktadır. Doğası, toplumsal-kültürel gerçekliği kararlı biçimde hedefe konulmuş ve yıkıma uğratılıyorken yükseltilen itirazlar ve direnişler yetersiz düzeylerde kalmaktadır.

    “DİRENİŞİN BÜYÜTÜLMESİNDEN HER BİR DERSİMLİ SORUMLUDUR”

    Toplumsal kurumlarımız, örgütlülük biçim ve düzeylerimiz eleştirilebilir, yetersiz bulunabilir olsa da bu direniş ve itiraz cephesinin büyütülmesi ve yürütülebilmesinden her bir Dersimli sorumludur. Toplumsal varlığı ve yaşam alanları tehdit ve saldırı altında olan her onurlu halk, dünyanın neresinde olursa olsun gerekli irade ve direnişleri geliştirerek yaşamını ve yaşam alanlarını savunmaktadır. Barışçı, evrensel, dirençli bir kültürel mirasın ve sayısız direnişin sahibi olan bir halkın günümüzde ki kuşaklarıyız. Ve bizlere dayatılan onursuz bir yok oluş ve diz çökmedir.

    “UMUTSUZLUĞA YER YOKTUR”

    Dersim gerçeği onursuzluğu ve teslimiyeti red eden, her defasında küllerinden kendini tekrar tekrar var eden bir gelenektir ve umutsuzluğa yer yoktur. Bu sorumluluk ve görev artık günümüz kuşaklarının omuzlarındadır. Sorunlarımız, sorumluluklarımız, ihtiyaçlarımız ve tarihsel mirasımız üzerinden kararlı bir birliğe ulaşmak, toplumsal var oluş biçimimizi yaşatmak, yaşam alanlarımızı korumak için gerekli adımları atabiliriz. Böyle bir çıkış ise halk gerçekliğimizi ötelemeyen, sorun ve ihtiyaçlarımızı önceleyen bütünlüklü bir perspektif, irade ve örgütlülük biçimiyle mümkün olabilecektir.

    “DERSİM ÜTOPYASI ETRAFINDA BULUŞMAYI BAŞARABİLMELİYİZ”

    Dersim nedir ve gelecek tasavvurumuzda ki Dersim nasıl olmalı sorularının cevaplarını tarihsel-toplumsal kökleri bağlamında verebilmeli, bir Dersim ütopyası etrafında buluşmayı başarabilmeliyiz. Yaşam alanlarımızı, toplumsal varlığımızı koruma ve yaşatma mücadelesi sadece Dersim’de kalan ve kuşatma altında olan bir avuç insanımızın sorumluluğunda değildir. Her bir bireyimiz, Dersim’de, metropollerde ya da yurt dışında Dersim adına açılmış her bir kurumumuz doğrudan sorumludur. Yine halkımız içerisinde siyaset yürüten her bir siyasal çevre, duruşu ve sahiplenme, bugüne cevap olma düzeyiyle toplumsal akıbetimizden sorumlu olacaktır. Tüm bunları gören bir yerden, hızlı reaksiyon göstererek olumlu bazı sonuçlar alabileceğimiz ekolojik sorunlarımıza dikkat çekmeyi gerekli görüyoruz.

    “GERİ DÖNÜLEMEZ TAHRİBATLAR YARATILIYOR”

    Yakıcı bir güncel mesele olan ve Dersimlinin katkısıyla gittikçe derinleşen ekolojik yıkım kültürel yıkımla da doğrudan ilişkilidir. Kültürel gerçekliğinden uzaklaşan, duygu ve anlam dünyasından koparılan bireylerimiz toplumsal kaygıları öteleyebilmekte, doğamızın tahrip edilmesinde rol alabilmektedirler. Her iki vadimiz ve bu vadilerde yer alan kutsal alanlarımızın ticarileştirilerek gasp edilmesi, halkımızın kutsallarının çiğnenerek anlam dünyasının darbelenmesi, birer çöplüğe ve meyhaneye çevrilmesi gibi acı bir durumla da karşı karşıyayız. Yine  özellikle son 10 yılda Dersim’e yönelik valilik ve bazı kurumların turizm çağrısı, alt yapısı oluşturulmamış Dersim’in ekolojik toplumsal yapısına en az barajlar ve madenler kadar zarar verme boyutundadır.

    Koruma statüsü düşürülmüş vadilerimiz üzerinde kontrolsüz insan baskısıyla ağır ve geri dönülemez tahribatlar yaratmaktadır. Vadilerimizin koruma statüsünü en üst seviye getirilmesi, uluslar arası kabul kriterlerinin gereği alt yapıların oluşturulması, aksi yaklaşımı tüm kurumlarımızla reddettiğimizi, kimliğimize inancımıza bir yönelim olarak kabul ettiğimizi bilinciyle tarihsel direniş hafızamızla daha güçlü örmeye devam edeceğiz.

    “KURUMLARIMIZI SAHİPLENELİM, VADİLERİMİZİ VE SULARIMIZI KİRLETMEYELİM”

    Bireylerimizin ekonomik kaygı ve ihtiyaçlarının farkında olmakla beraber, kutsal alanlarımız ticari mekanlara çevrilemez ve bu art niyetli, bilinçli politikaya ortak olunamaz, bu alanlar çöplüğe çevrilemez. Toplumsal değerlerini çiğneten, buna ortak olan bir halk çöküşü yaşar ve kendini yaşatamaz. Ayrıca vadilerde piknik ve yüzmeye müsait neredeyse tüm alanları ticari işletmelere dönüştürerek adeta halka kapatmak kabul edilir değildir. Ayrıca bu işletmelerin çöpü ve atık suları hem vadiler de hem de nehirlerimiz de ciddi bir kirliliğe yol açmaktadır. Toplumsal akıbetimiz ve doğamız söz konusuysa bireysel akıbetlerimiz tali planda kalmalı, soruna uygun çözümler geliştirilmelidir. Yine ağır bir problem olarak her iki nehrimiz neredeyse kaynağından başlanarak kirletilmektedir. Gerek Ovacık, gerekse Pülümür ilçelerimizin, vadiler boyunca mevcut olan karakol ve işletmelerin atık suları nehirlerimize deşarj edilmektedir. Yaşam alanlarımız ve kültürel-toplumsal varlığımız bir birinden bağımsız değildir. Korunmaları ve yaşatılmaları boyutu bütünlüklü bir meseledir. Bu ilçe belediyelerimizin bütçesi arıtma tesislerine el vermiyorsa, bir proje dahilinde tüm halkımıza çağrılar yapılarak, çeşitli organizasyonlarla kaynak yaratarak çözüme kavuşturulmalı, başta yerel yönetimlerimiz olmak üzere STÖ’lerimiz de bu konuda insiyatif almalıdır. Dersim adına açılmış tüm kurumlarımız çalışmalarının odağına Dersim’i koymalı, ekolojik ve toplumsal meselelerde duyarlı olmalıdır. Her yıl, başta vadilerimize giderek nimetlerinden faydalanan yüz binlerce Dersimliye ve dostlarımıza çağrıda bulunmak istiyoruz. Öncelikle kurumlarımızı sahiplenelim ve çağrılarına cevap olarak gereğinde alanları dolduralım. Vadilerimizi ve sularımızı kirletmeyelim, buna izin vermeyelim. Bu kadarı en sıradan insani görev ve tutumdur.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hasta tutukluydu; İbrahim Yıldırım’ın Dersim’deki mezarı tahrip edildi-VİDEO

    Hasta tutukluydu; İbrahim Yıldırım’ın Dersim’deki mezarı tahrip edildi-VİDEO

    PİRHA- Elazığ Cezaevi’nde tahliyesine 10 gün kala şüpheli şekilde yaşamını yitiren hasta tutuklu İbrahim Yıldırım’ın Dersim’de bulunan mezarı tahrip edildi. Mezarın askerler tarafından tahrip edildiği öne sürüldü. 

    Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu İbrahim Yıldız, 14 Ağustos 2022 tarihinde günü şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş, cezaevi yönetimi Yıldırım’ın kalp krizine bağlı düşmeden kaynaklı yaşamını yitirdiğini ileri sürmüştü.

    5 yıldır hastalıklarına ve hastane raporlarına rağmen tahliye edilmeyen Yıldırım’ın beyninde tümör bulunuyordu ve geçirdiği ameliyatlar nedeniyle Yıldırım sağ gözünü kaybetmişti, sol gözünde ise yüzde 49 görme kaybı vardı. 2011 yılında yargılanıp ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla ceza verilen Yıldırım’ın tahliyesine 10 gün kaldığı biliniyordu.

    İbrahim Yıldırım’ın toprağa sırlandığı Dersim merkeze bağlı Weranîç (Suvat) köyünde bulunan mezarının askerler tarafından tahrip edildiği iddia edildi.

    Yıldırım’ın mezarının olduğu yerde çekilen görüntülerde de kırılıp etrafa saçılmış mezar taşlarının olduğu görülüyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Dünya mirası olan Narman Kanyonu’nda yaşanan tahribat Meclis gündeminde

    Dünya mirası olan Narman Kanyonu’nda yaşanan tahribat Meclis gündeminde

    PİRHA – UNESCO’ya jeopark olarak önerilen Narman Kanyonu’na iki katlı binanın yapılmasını HDP’li Kenanoğlu Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Yaklaşık 2.5-3 milyon yıllık bir jeolojik geçmişi olan Narman Kanyonu’na hançer vurularak doğa tahribatında geri dönüşü olmayan bir yola girilmektedir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Erzurum’un Narman İlçesinde bulunan UNESCO Türkiye Milli Komitesi tarafından ülkemizde Jeopark adayı olarak kabul edilen 15 aday alandan biri olan ve içerdiği jeolojik oluşumlar ve kendine has ekosistemi nedeniyle bir dünya mirası sayılan Narman Kanyonu’na yapılan inşaatı Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a verdiği soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    Dünya mirası olan Narman Kanyonu’nun tehdit altında olduğuna dikkat çeken Kenanoğlu, bu alanın, özellikle karasal çökeller açısından bir jeoloji laboratuvarı ve eşsiz bir doğal anıt niteliğinde olup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından da korunması gereken alan statüsüne alındığını söyledi.

    3 Aralık 2019’da Resmi Gazete’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı Bakanlık Olur’u ile ‘nitelikli doğa koruma alanı’na ait sınırlar yeniden belirlenerek yayınlandığını belirten Kenanoğlu, ancak son zamanlarda Dipsiz Göl ve Salda Göl’ünde yapılan tahribatın bir benzerinin Narman Kanyonu’nda da yaşandığını kaydetti.

    “BİR KEZ YOK EDİLDİĞİNDE GERİ DÖNÜŞÜ YOK”

    Narman Belediyesi inşaat yapılacak onca yer dururken alanın önemli sekiz vadisinden biri ve en önemlisi olan Göndere Vadisi’nin girişine iki katlı bir bina yapmaya başladığına vurgu yapan Kenanoğlu, önergede şu ifadelere yer verdi:

    “Dünyada ender görülen, bir kez yok edildiğinde bir daha yerine konulması imkansız nitelikteki doğal varlıkların koruma alanlarının içerisine, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmaması gerekirken, betonarme bir binanın yapılmasının kabul edilemez.

    Narman Kanyonu, içerdiği doğal varlık niteliğindeki jeositlerle dünya ölçeğinde jeopark olabilecek niteliklere haizdir. Yapılan çok sayıdaki bilimsel çalışmalar bunu açıkça ortaya koymaktadır. Ancak yapılan bilimsel ve teknik çalışmalar görmezden gelinerek, böyle bir noktaya yapılacak beton bir bina, hem muhteşem bir peyzaja sahip vadinin görünümüne büyük bir zarar verecek, hem de kanyonun UNESCO dünya doğal miras alanı içerisine alınmasına da engel olacaktır. Yaklaşık 2.5-3 milyon yıllık bir jeolojik geçmişi olan Narman Kanyonu’na hançer vurularak doğa tahribatında geri dönüşü olmayan bir yola girilmektedir. UNESCO kriterlerine göre bir jeoparkta olması gereken özellikleri taşıyan Narman Kanyonu, ne yazık ki Göndere Vadisi içinde yapılmaya başlanan bu çirkinlik abidesi ile bu şansını tamamen kaybedecektir. UNESCO’nun en çok önem verdiği kriterlerden biri olan ‘Doğa Korumaya Hizmet Ediyor Olma’ şartı da bu binayla birlikte ortadan kalkacaktır.”

    Bu bağlamda Bakan Kurum’a şu sorular yöneltildi:

    • UNESCO Türkiye Milli Komitesi tarafından da Jeopark adayı olarak kabul edilen 15 aday alandan biri olan Narman Kanyonu’ndaki Göndere Vadisi’nin girişine Narman Belediyesi tarafından iki katlı bir bina yapılmasına kim izin vermiştir?
    • İçerdiği çok sayıdaki jeosit niteliğindeki doğal varlıkların yok edilmesinin engellenmesi amacıyla, sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılacak mıdır?
    • Narman Kanyonu’nun Unesco’nun önem verdiği Kriterleri Kaybetmemesi için bu yapılaşma durdurulacak mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • Ankara Barosu’ndan Salda Gölü’ndeki tahribat için suç duyurusu

    Ankara Barosu’ndan Salda Gölü’ndeki tahribat için suç duyurusu

    Ankara Barosu, ‘millet bahçesi’  çalışmaları kapsamında Salda Gölü’ne iş makinesi ve kamyon sokulmasına ilişkin suç duyurusunda bulundu.

    Burdur’un en önemli turizm merkezi Salda Gölü’nün çevresine uygulanacak yapılaşma projesi için 13 Nisan’da bölgeye iş makinesi ve kamyonun girmesi tepki çekmişti. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, projede olmayan bir uygulamayı yaptıkları için yüklenici firmaya ceza kesildiğini, müşavir firma ve sorumlu personele soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

    Baro, Burdur’daki Yeşilova Başsavcılığına iletmek üzere suç duyurusu dilekçesini Ankara Başsavcılığına sundu.

    Dilekçede, bölgede 5 dekarlık kumluk alanın tahrip edildiği, kumların taşınmaya başlandığı belirtilerek bilimsel çalışmaların kumlu alanda canlı yapıların yer aldığını gösterdiği belirtildi.

    Ankara Barosu, “Bilim insanları, taşınan bu kumların, taşıdıkları yerde kararacağını ifade etmekte, kumların alındığı yerlerin adeta bir canlının vücudunda açılan yaralar gibi olduğunu, artık orayı restore etmenin imkansız olduğunu ifade etmektedir” dedi.

    Dilekçede, suça iştirak eden şahıslar ile denetim ve gözetim yetkisi nedeniyle başta bakanlık ve TOKİ olmak üzere sorumlu kamu görevlilerine dava açılması istendi ve sorumlular, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65’inci maddesine muhalefetle suçlandı.                        (HABER MERKEZİ)

  • Kaz Dağları’ndaki tahribatı yerinde incelediler-VİDEO

    Kaz Dağları’ndaki tahribatı yerinde incelediler-VİDEO

    PİRHA- Kaz Dağları’nda siyanürlü altın madenine karşı mücadele eden çevreciler tel örgülerle çevrilen şantiye alanına girerek tahribatı yerinde inceledi.

    Haberin Videosu

    Kaz Dağları’na yapılmak istenilen altın madenine karşı doğa ve yaşam için başlatılan ‘Su ve Vicdan Nöbeti’nde yüzlerce insan bir araya geldi. Buluşmaya katılan ve siyanürle bölgenin yok edilmesine karşı çıkan yurttaşlar, tel örgülerle korunan şantiyeye girerek tahribatı yerinde inceledi.

    Kaz Dağları’na yapılan altın madenine karşı bir araya gelen vatandaşlar, ağaçların kesilmesine karşı şantiye alanına doğru yürüyüşe geçti. Maden sahasında bulunan görevliler ile kısa bir arbededen sonra alana giren yurttaşlar tahribat karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • Sivas Şehitleri’nin anıt mezarlığı yeniden onarılıyor-VİDEO

    Sivas Şehitleri’nin anıt mezarlığı yeniden onarılıyor-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi, Sivas Madımak’da hayatını kaybeden 33 canın anıt mezarlığında oluşan tahribatları onarmak için çalışma başlattı. Onarım çalışması yaparken bir kez sözlü tacize uğradıklarını söyleyen PSAKD Ankara Şube Başkanı Üngörmüş, bir hafta içinde peyzaj çalışmalarının son bulacağını söyledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi yöneticileri, Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunan Sivas şehitlerinin anıt mezarlığında oluşan tahribatı onarmak için çalışmalara başladı.

    “SÖZLÜ TACİZE UĞRADIK”

    PSAKD MYK Üyesi Gençlik Sekreteri, Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Sivas Katliamı’nın üzerinden 25 yılın geçtiğini ve yapılan anıtın yapımının da 25 yıl olduğunu hatırlatan Üngörmüş, o günden bugüne doğal olarak anıt mezarlar üzerinde tahribatların oluştuğunu belirtti. Üngörmüş, dönem dönem anıtların üzerine yazıların yazıldığını plakaların da söküldüğünü ve bunların üstesinden geldiklerini kaydetti.

    Nisan ayında ailelerle birlikte mezarlarda bulunan güllerin değişimini sağladıklarını belirten Üngörmüş, oluşan tahribatlar için belediyeden destek istediklerini ve ilk olarak Çankaya Belediyesi’nden destek geldiğini ancak sonradan Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından sözlü sataşmalarla tacize uğradıklarını ve saldırılarla karşı karşıya geldiklerini ifade etti.

    “BİZDEN HABERSİZ ORAYA ÇEŞME YAPILMIŞ, ONUN KALDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Onarım çalışmaları yaparken sorunlar yaşadığının altını çizen Üngörmüş, şöyle devam etti:

    “Son süreçte güneşten, zamandan dolayı alanda bulunan yeşil çim olan bölgeler tamamen kurumaya başladı. Biz tekrar belediyeye müracaat ettik. Çimlerin değişimini ve çiçeklendirme peyzaj çalışmalarının yapılmasını istedik. Fakat yine karşımıza Karşıyaka mezarlıklar müdürlüğü çıktı. Gene ‘izinsiz yapamayacağımızı, kendi mezarlarımıza sahip çıkamayacağımızı’ söyledi. Biz yine gerekli başvuruları yaparak karşı duruşumuzu sergiledik. Bu anıtın bizim olduğunu, buna kimsenin müdahale edemeyeceğini, bizim burayı sahipsiz bırakmayacağımızı defalarca söyledik. En son dün peyzaj çalışmalarına başladık. Alanın bir bölümünün tadilatı ve çiçeklenmesi yapıldıktan sonra tekrar mezarlıklar müdürlüğünden bir telefon geldi. Bize denilen şuydu; ‘Burası benim evim, benim evimi benden habersiz kimse tamir, tadilat herhangi bir şey yapamaz.’ Bizde burası bizim canlarımızın yeri. Bizim canımız, biz canımıza kimseyi dokundurtmayız?”

    Bir hafta içinde peyzaj çalışmasının tamamen biteceğini söyleyen Ali Üngörmüş, kendilerinden habersiz belediyenin oraya bir çeşme yaptığını, o çeşmenin kaldırılması gerektiğini belirterek uygun bir çeşmenin yapılması gerektiğini söyledi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA