Etiket: takipsizlik

  • Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    PİRHA- Gezi direnişi döneminde gözaltına alınarak bombalı aracın kendisine ait olduğu yönünde ifade imzalatılmak istenen Aydın Aydoğan’ın polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı verildi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi olaylarına katılanlara yönelik hakaret içerikli sözleri sözlerine suç duyurusunda bulunan Aydın Aydoğan, 13 Aralık 2017’de gözaltına alındı. Bomba yüklü olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürülmeyen çalışılan Aydın’a gözaltında işkenceyle bomba yüklü araç suçunu üstlenmesi istendi. Aydın, olaya ilişkin yaptığı suç duyurusunda Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen bir kez daha takipsizlikle sonuçlandı.

    Aydoğan, Gezi olaylarına katılanlara yönelik sarf ettiği “çapulcu”, “kemirgen”, “terörist”, “dış mihrakların piyonu” gibi sözleri nedeniyle Erdoğan hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, suç duyurusunun ardından 13 Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde 3 sivil polis tarafından kendi aracıyla seyir halindeyken durdurularak gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu‘nun haberine göre polisler, Aydoğan’dan aracıyla kendilerini takip etmelerini istedi. Daha sonra polis, Aydoğan‘ı “bomba yüklü” olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürmek istedi. Polis, Aydoğan‘ı, “bomba yüklü olduğu iddia edilen ve etrafı güvenlik şeridiyle kapatılan alana” götürmeye çalıştı. Aydoğan, toplanan kalabalıktan birinin “Orada bombalı araç var gitmeyin” demesiyle aracın yanına gitmemek için direndi. Durumu cep telefonuyla çekmek isteyen Aydoğan, polisin saldırısına uğradı. Daha sonra emniyette götürülen Aydoğan’dan 3 gün haber alınamadı. Aydoğan hakkında dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi vermesinin ardından Aydoğan, serbest bırakıldı.

    7 YIL SONRA MUAYENE

    Aydoğan, kendisine kumpas kurmaya çalışan ve saldıran polisler hakkında 29 Haziran 2018’de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık 4 Eylül 2018’de “kovuşturmaya yer yok” kararını verdi. Aydoğan bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, 2022’de “etkin soruşturma yürütülmemesi” nedeniyle ihlal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin etkin soruşturma yürütmesi istemiyle dosyayı gönderdiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun için yeniden soruşturma başlatan savcılık, aradan geçen 7 yılın ardından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) rapor istedi. 7 yıl sonra Aydoğan‘ın muayene eden ATK, “Aydoğan’da darp izinin bulunduğunu, ancak olayla illiyet bağının kurulamadığı” yönünde rapor hazırladı. ATK, raporunda darbın “Aydoğan’ın hayatını etkileyecek” şekilde olmadığını belirtti.

    Savcılık ATK’nin raporuna dayanarak 27 Eylül’de bir kez daha polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Kararın ardından Aydoğan, Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu.

    “TÜRLÜ İŞKENCELER VE HAKARETLER ETTİLER”

    Erdoğan hakkında suç duyurusundan yaşananları anlatan Aydoğan, “Gündüz evimden dışarı çıktım. 2-3 genç indi ve polis olduklarını beyan ettiler, ‘Hakkınızda bir ihbar var, bizimle karakola gelmeniz lazım. Bizi kendi aracınızla takip edin’ dedi. Ben de aracımla peşlerinden giderken evimin yakınında bir caddeye indiler. Sağda büyük bir kalabalık olduğunu fark ettim. Polis şeritleri çekilmiş, ambulans, itfaiye var. Onlar durdu, ben de durdum. Polis, ‘Burada birkaç dakika işimiz var. Onu halledip gidelim’ dedi. Daha sonra beni de araçtan indirdiler. Bir polis arkamda öbürleri önümde beni olay yerine doğru yürüterek, sürüyorlar. O esnada orada bulunan yaşlı bir kadın, ‘Gitmeyin orada bombalı araç varmış’ dedi. O sıra Tahir Elçi yeni öldürülmüştü. Ben orada çakıldım kaldım. Arkamdaki polis beni itmeye çalıştı, ama ben gitmedim. O an telefonumu açtım fotoğraflarını çekeyim, dedim. Fotoğrafları çekerken, birisi arkadan sert bir şekilde vurdu ve ağzımdan tutarak beni yere yatırdı. Orada beni yüzüstü yatırıp ters kelepçelediler. Ayağa kaldırdılar yüzümün bir kısmı betona çarptı. Daha sonra beni polis aracın içine soktular ve o dönem daha sonra emniyet amiri olduğu ortaya çıkan polis, yüzüme vurdu. Ağzım kanadı. O esnada fotoğraflarımı çekti. Daha sonra birileriyle konuştu ve ‘Bunu götürün canını almayın daha sonra ben alacağım’ dedi. Beni bir yere götürdüler, türlü türlü işkence ve hakaretler ettiler” diye konuştu.

    “İFADE HAZIRLATTILAR”

    İşkenceli geçen 3 günlük gözaltından ailesiyle tehdit edildiğini ifade eden Aydoğan, “Akşama doğru bir ifade hazırlayıp geri getirdiler. İfadede, güya bombalı aracı ben getirmişim. Aracıma dokunmayın, diye bağırmışım, koşmuşum ve örgütsel sloganlar atmışım. Bu ifadeyi imzalamamı istediler. Ben imzalamadım. Daha sonra dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi verince, 3 günün sonunda beni hızlıca savcılığa çıkardılar. Savcılıktan sonra olayla bağlantım olmadığı için serbest bırakıldım, fakat soruşturma devam ediyor. Olay yüzünden ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandım, daha sonra ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi” ifadelerini kullandı.

    “AYM, ETKİN BİR SORUŞTURMA YAPILMADIĞINI BELİRTTİ”

    Olaydan sonra olay yerinden görüntü ve fotoğraflara ulaştığını ve bunlarla birlikte polisler hakkında suç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bulunduğu suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğini hatırlatan Aydoğan, bu karşı Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuruda bulunduğu belirtti. AYM, etkin bir soruşturma yapılmadığı, kişinin olayla ilgili araç plakalarını vermesine ve kişilerin görüntülerini vermesine rağmen savcılığın asıl görevi olan soruşturmayı genişletmediği için dosyada ihlal kararı verip savcılığa gönderdiğini vurgulayan Aydoğan, “Dosya aynı savcının önüne geldi. Ancak dönemin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Aydıner, dosyayı alıp ‘Ben inceleyeceğim’ dedi. Dosya 2 buçuk yıldır, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bekletiliyordu. Şu an yeni bir savcı geldi” şeklinde konuştu.

    7 YIL SONRA İŞKENCE İZİ ARANDI

    Kendisinin muayene için 2023’ün Şubat ayında ATK’ye giderek muayene olduğunu dile getiren Aydoğan, 2 yıl sonra ATK’nin kararını açıkladığını ifade etti. ATK’nin “olayla bir illiyet bağının bulunmadığına” değerlendirmesi yaptığını söyleyen Aydoğan, “Ben savcıya, 7 yıl sonra işkence izi mi kalır, o döneme ilişkin bütün raporlarımız var, dedim. Savcılık ise 16 Ekim’de ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verdi. Gerekçe, ATK raporu gösterilmiş. Savcılığın yapması gereken, olay anında geniş ve etkin bir soruşturma kapsamında götürüldüğüm karakolların kamera görüntülerini, MOBBESE’ler tespit etmeliydi. 7 yıl sonra ‘İşkence izleri kişinin hayatını etkileyecek şekilde değil’ demiş. Yani işkence var, ama hayatını etkilememiş demiş. O gün beni ağır şekilde engelli bıraksalardı. Ondan sonra mı ATK raporu uygun verecekti” diye belirtti.

    “SİYASİ KARAR”

    Savcılığa araç plakası ve MOBBESE kameralarının yerini gösterdiğinin altını çizen Aydoğan, savcılığın buna rağmen bir şey yapmadığını söyledi. Savcılığın “kovuşturmaya yer yok” kararına itiraz ettiklerini belirten Aydoğan, kararın siyasi olduğunu vurgulayarak, “Bu arada bunlardan biri o dönem emniyet müdür yardımcısıyken, Yozgat Emniyet Müdürü yapıldı. Yozgat Valiliği’nde verdiği ifadesinde, ipe sapa gelmez hakaretlerle bizi ‘terörle iltisaklı’ göstermiş. Yozgat Emniyet Müdürü, ‘Bu adam Gezi olaylarına karışmış. Barış Yarkadaş önerge verdi, o da CHP’nin milletvekili. Bunun haberini yapanlarda terörü öven gazeteler’ demiş” diye belirtti.

    MUAYENE RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ 

    Hastane evraklarının değiştirildiğini ifade eden Aydoğan, “Beni hastanede erkek doktor muayene etti. 2019 yılında lösemi olan bir çocuğum vefat etti. Ben de o dönem Bakırköy Hastanesi’ne gittim ve hafif depresif tanısı kondu. Daha sonra savcılık ‘Aydoğan hakkında her şeyi istiyorum’ demiş. Bunlar muayene raporumu ‘alkol ve madde kullanımı’ şeklinde düzenlemişler, imzayı da bir kadın doktor atmış. Bunları da şikayet ettim. Daha sonra hastane ‘sehven’ bu işlemi yaptıklarını söyledi. Hastane çalışanlarını şikayet ettim, ama İstanbul Valisi Davut Gül, soruşturmaya izin vermedi” diye kaydetti.

    MUALİFLERE YÖNELİK TUTUM

    Muhalif duruşu bulunan kişilerin akıl sağlıklarının yerinde olmadığına yönelik hastanelere sevkini hatırlatan Aydoğan, şunları söyledi:

    “Dokunan yanıyor. Hatırlarsanız Erdoğan’a bir çiftçi sitem etmişti. Erdoğan o çiftçiye, ‘Ananı da al git’ demişti. O kişiye deli raporu aldırdıkları, hastaneye yatırdıkları basına yansıdı. Yine Avukat Dilek Ekmekçi için yurtlardaki çocuk tacizi ve istismarıyla ilgili çalışmaları nedeniyle ‘akıl sağlığı yerinde değil’ diye rapor aldırılmak isteniyor. Öyle bir sistem ki hakkınızı aradığınız an bunları önünüze koyuyorlar. Ama biz bunları kabul etmiyoruz. Gerekirse yine AYM’ye kadar gideriz. AYM’ye, AYM kararları uygulanmıyor, diyerek gideceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Oğlunu öldüren şahsa ‘katil’ dediği için hakkında dava açılan anneye takipsizlik verildi

    Oğlunu öldüren şahsa ‘katil’ dediği için hakkında dava açılan anneye takipsizlik verildi

    PİRHA- 19 yaşında hayatını kaybeden bisiklet sporcusu Umut Gündüz’ün annesi Asuman Gündüz, oğlunu öldüren alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz’e ‘katil’ dediği için ifadeye çağrılmıştı. Savcılık, ifadenin ‘hakaret’ suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle anne Gündüz’e takipsizlik verdi.

    Ankara Batıkent’te 15 Temmuz 2020 tarihinde 19 yaşındaki bisiklet sporcusu Umut Gündüz, antrenman sonrası bisikletiyle evine dönerken, alkollü sürücü Çağdaş Şenyüz’ün kullandığı otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitirmişti.

    UMUT’UN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN SAHIŞ ‘İYİ HAL’ NEDENİYLE TUTUKLANMAMIŞTI

    Şenyüz, kazanın ardından gözaltına alınmış ve 1.53 promil alkollü olduğu tespit edilmişti. 27 Aralık 2021’deki karar duruşmasında Umut Gündüz’ün ölümüne neden olan Şenyüz 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası almış, mahkeme iyi hal indirimi uygulayıp tutuklama kararı vermemişti.

    ANNE GÜNDÜZ KARARA SOSYAL MEDYA HESABINDAN TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

    Karara tepki gösteren anne Gündüz, twitter hesabından, “Bu yüzü iyice ezberleyin. Umut’u katleden Çağdaş Şenyüz. Alkollü ve aşırı hızlı araç kullanırken evine giden Umut’a çarpıp kaçtı. Cezası 4 ayla sınırlı kaldı. Yine alkol alıp araç kullanırken size de çarpıp kaçabilir” paylaşımı yapmıştı

    ŞAHIS, KENDİSİNE ‘KATİL’ DİYEN ANNE HAKKINDA ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

    Umut Gündüz’ün öldürülmesinin ardından sosyal medya üzerinden oğlunu öldüren Çağdaş Şenyüz’e yönelik ‘katil’ ifadesini kullanan anne Asuman Gündüz, ifade vermesi için Ankara Eryaman Şehit Osman Avcı Polis Karakolu’na çağırılmıştı. Şenyüz’ün anne Gündüz hakkında ‘katil’ ifadesi nedeniyle şikayetçi olduğu belirtilmişti.

    “‘KATİL’ SÖZÜ HAKARET SUÇUNU OLUŞTURMUYOR”

    Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, anne Gündüz hakkında takipsizlik kararı verildi.

    Savcılık, anne Gündüz’ün ‘katil’ sözünün hakaret suçunu oluşturmadığını belirterek ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı verirken, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan soruşturmanın hala devam ettiğini kaydetti.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Oğlunu öldüren şahsa ‘katil’ diyen Asuman Gündüz ifadeye çağrıldı

    Alkollü sürücünün öldürdüğü Umut Gündüz davasında adalet yerini bulmadı

    Umut Gündüz’ün ailesi Adalet Bakanlığı önünde eyleme başlıyor

     

  • Suruç Katliamı sanığına takipsizlik; ifadesi bile alınmamış!

    Suruç Katliamı sanığına takipsizlik; ifadesi bile alınmamış!

    Suruç katliamı sanığı Abdullah Ömer Arslan’ın Suriye ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığı HTS kayıtlarında ortaya çıkmasına rağmen, yapılan suç duyurusuna takipsizlik kararı verildi. Davanın avukatı Sezin Uçar, “Savcı, Abdullah Ömer Arslan’dan ifade bile almamış” dedi.

    Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla Kobani’yi yeniden inşa etmek için çıktıkları yolda Amara Kültür Bahçesi’nde katledilen devrimci, sosyalist, anarşist ve yurtsever 33 Düş Yolcusu’nun 64 aydır adalet mücadelesi sürüyor.

    Suruç Katliamı’nın 16. duruşması Urfa Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Yarın görülecek duruşmaya ilişkin bilgi veren Avukat Sezin Uçar, canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz’ü Suruç’a getiren ve katliam anında yaptığı el işaretiyle eylemin gerçekleşmesi için talimat veren Abdullah Ömer Arslan’ın sanık olduğunu, Arslan ile ilgili taleplerinin reddedildiğini söyledi. Arslan’ın mahkemede verdiği ifadelerin çeliştiğini kaydeden Uçar, Arslan’ın HTS kayıtlarında Suriye ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığını, bunun ile ilgili mahkemeye suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

    Suç duyurusuna, Abdullah Ömer Arslan’ın kullandığı belirtilen telefon numarasının HTS kayıtlarının incelenmesinde Suruç’ta meydana gelen patlamayla ve failleriyle ilgili bir ilgisinin bulunup bulunmadığına yönelik herhangi bir netice bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik verildiğini belirten Uçar, “Savcı Abdullah Ömer Arslan’dan ifade bile almamış” dedi.

    Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Suruç katliamı ile ilgili beyanları olduğunu hatırlatan Uçar, bu nedenle Davutoğlu’nun dinlenmesini talep ettiklerini, saldırı ile ilgili “tanık” olarak ifadesi alınan imam Abdullah Ömer Aslan’ın duruşma salonunda hazır edilmesi taleplerinin bir önceki duruşmada reddedildiğini söyledi. Uçar, taleplerini yarın görülecek duruşmada tekrar edeceklerini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Rabia Naz’ın şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı

    Rabia Naz’ın şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı

    Giresun’un Eynesil ilçesinde 2018’de şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın yaşamını yitirmesiyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verildi. 

    Giresun’un Eynesil ilçesinde 2018’de şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın yaşamını yitirmesiyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

    Savcının verdiği kararda şu ifadeler yer alıyor:

    “Soruşturma dosyası, araştırma sonucunda elde edilen tespitler, tanık beyanları, alınan adli tıp raporları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; Rabia Naz VATAN’ın ölümünün yüksekten düşmes sonucu meydana geldiği, başkası tarafından kasten ya da taksirle öldürüldüğü yönünde herhangi bir delilin tespit edilmediği, bu nedenle CMK’nın 172/1 maddesi gereğince kovuşturma olanağı bulunmadığından KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA (karar verildi).”

    Kararı Twitter hesabından duyuran Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan, “Bu nasıl bir vicdansızlık. Rabia Naz’ımızın soruşturmasına Savcı Emine Öveyik Görele’den gitmeden takipsizlik vermiş” ifadelerini kullandı.

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e çağrıda bulunan Şaban Vatan, “Bunu bize açıklayın” dedi.

    “POLİS VE ŞOFÖR KOMİSYONA GELİP İFADE VERMEDİ”

    MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, geçtiğimiz günlerde Haber Global’de katıldığı bir programda, Rabia Naz Vatan’ın ölümünü araştırmak için TBMM’de kurulan komisyon hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Enginyurt, polis ve şoförün komisyona ifade vermediğini açıkladı.

    Enginyurt’un açıklamaları şöyle:

    “Rabia Naz Araştırma Komisyonu üyesiyim, raporu bu hafta tamamladık. Polis bile gelip ifade vermedi bize. ‘Vermiyorum’ dedi, böyle deyince alamıyorsunuz. Vatandaş dedi ki şoför, “Gelmiyorum” dedi. Gelmedi, ifade vermedi. Dolayısıyla bir polisin, bir vatandaşın gelip ifade vermediği bir komisyonda ‘Hulusi Akar, Hakan Fidan niye ifade vermedi’ diye bence suçlamamak gerekir.”

    NE OLMUŞTU?

    Giresun’un Eynesil ilçesi Gümüşçay Mahallesi’nde 12 Nisan 2018’de Rabia Naz Vatan, evinin önünde yaralı bulunmuş, çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan küçük kız kurtarılamamıştı. Yüksekten düştüğü ya da intihar ettiği öne sürülen Rabia Naz Vatan ile ilgili hastane raporunda ölümün yüksekten düşme olduğu öne sürülmüş olsa da, baba Şaban Vatan, kızına bir aracın çarparak hastaneye götürmek yerine evinin önüne bıraktığını söylemişti. (HABER MERKEZİ)