Etiket: Talat Türkoğlu

  • Cumartesi Anneleri 1045. haftasında Talat Türkoğlu’nun bulunması için toplandı-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 1045. haftasında Talat Türkoğlu’nun bulunması için toplandı-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 1045’inci buluşmasında bir araya gelerek 29 Mart 1996 tarihinde annesini görmek için gittiği Edirne’de 1 Nisan 1996 tarihinde evine dönmek üzereyken haber alınamayan Talat Türkoğlu için ‘Adalet’ istedi.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1045’inci haftasında gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle bu hafta da Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemde, İstanbul Avcılar’da yaşayan annesini görmek için gittiği Edirne’de 1 Nisan 1996 tarihinde evine dönmek üzereyken kendisinden bir daha haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu.

    Av. Gülseren Yoleri, 1045’inci haftasında yetkililere 29 yıl önce kaybettirilen Talat Türkoğlu’nun bulunması için adalet çağrısında bulundu. Yoleri, yaptığı açıklamada şu ifadelerde bulundu.

    “Yaşadık, biliyoruz: Barışçıl bir gösteri sırasında katılımcıların engellenmesi veya gösteri sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırma yoluna gidilmesi Anayasa’ya aykırıdır ve toplanma hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Hakkın keyfi biçimde engellenmesi, insanları düşüncelerini serbestçe açıklamaktan, toplantı ve gösterilere katılmaktan caydırmayı amaçlamaktadır. Toplanma ve gösteri hakkını hedef alan bu hukuksuzluk son bulmalıdır. İlk adım olarak, Galatasaray’daki bariyerler kaldırılmalıdır. Ancak bu yetmez; gösteri ve toplanma hakkını kullandıkları için tutuklanan herkes derhal serbest bırakılmalı ve haklarındaki tüm suçlamalar düşürülmelidir.

    ANNESİNİ GÖRMEK İÇİN GİTTİĞİ EDİRNE’DEN BİR DAHA GERİ DÖNMEDİ

    Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu, İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Ailesinin yanında kaldığı süre boyunca bu durum devam etti.1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıkan Türkoğlu’ndan bir daha haber alınamadı. Türkoğlu Ailesi, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunu bilmediklerini söyledi.

    İTİRAFLAR SONUCUNDA MERİÇ NEHRİ’NE ATILDIĞI SÖYLENDİ

    1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı. Talat’ın eşkâlini, kullandığı saati, giysi ve ayakkabılarını, cüzdan bilgilerini ayrıntılarıyla veren Kasım Açık; onun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Bu beyanlar üzerine Türkoğlu Ailesi, avukatları aracılığıyla ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu. Ancak savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. AİHM’e taşınan davada ise Türkiye, etkili bir soruşturma yapmadığı ve Talat Türkoğlu’nun yaşama hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm oldu.”

    “İÇ HUKUKTA BÜTÜN BAŞVURULARA RAĞMEN ZAMANAŞIMI DENİLEREK DOSYA KAPATILDI”

    Türkiye’de yapılan itiraz dilekçelerine rağmen başvuruların sonuçsuz bırakıldığını söyleyen Yoleri, şunları aktardı:

    “AİHM’nin Türkiye’yi mahkûm etmesinin ardından, dosyayı başından beri takip eden İHD avukatı Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’nin verdiği mahkûmiyet kararı gereği soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesini talep etti. Ancak Edirne Savcılığı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. Bu karara yapılan itiraz başvurusu da reddedildi.

    Aile, 18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi ise 2020 yılında başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Aile, kararın icrası için tekrar AİHM’e başvurdu.

    Kısacası, Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesi ile ilgili iç hukukta tüm başvuru yolları denenmesine rağmen, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı devreye sokularak dosya kapatıldı.”

    “KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, açıklamasında şunları dile getirdi:

    “1045. haftamızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sesleniyoruz: Kayıp yakınlarının “Gözaltına alınan sevdiklerimize ne oldu?” sorusunun muhatabı 23 yıldır siz ve iktidarınızdır. Zira gözaltında kaybetmelerde, sadece olayın gerçekleştiği dönemdeki iktidarları değil, aynı zamanda sonraki iktidarları da kapsayan bir sorumluluk zinciri vardır. Kayıp yakınlarına etkili ve ulaşılabilir iç hukuk yolları sağlama ve seslerini duyurma çabalarını destekleme sorumluluğunuzu yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    Açıklamanın ardından konuşan Talat Türkoğlu’nun ablası Münübe Türkoğlu, hukuki yollardan hiçbir cevap alamadıklarını belirterek, “Meydanda 10 kişi sınırlaması ile bulunmak istemiyoruz. Kayıp yakınları ile hep birlikte düşüncelerini, duygularını aktarma noktasında yetkililer neden rahatsızlar. Adalet istiyoruz, faili meçhul cinayetlerin failleri yargılansın istiyoruz. Meriç Nehri’ne atıldığı söyleniyor peki bu ceset neden hiç kenara vurmadı? Biz Adli tıplara, kimsesizler mezarlığına baktık yok. Biz devletin komplosuna uğratıldık. Siyasi erk isterse adalet sağlanır, failleri bulur ama siyasi erk bulmuyor, yargılamıyor” dedi.

    Münübe Türkoğlu,”Düşüncesinden dolayı kimse bu ülkede yargılansın istemiyoruz. Biz bunu niçin yaşıyoruz, peki adalet sağlanamaz mı? Siyaset isterse suçluları bulur, ama bulmuyor, bizleri de burada 10 kişiyle sınırlandırıyor. Peki ne yapalım, canımıza dokundular, biz ne yapalım? Ben bu meydandan sesleniyorum: Bir sonraki buluşmamızda bütün ailelerle buluşmak istiyorum. İnsan hakları gasp edildiyse zaman aşımı olmamalı. Bu meydanın bize açılmasını istiyoruz” ifadesinde bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 28 yıl önce kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbeti soruldu-VİDEO

    28 yıl önce kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbeti soruldu-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 992. Haftasında gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. 28 yıldır kardeşinin akıbetinin açıklanması isteyen Münibe Türkoğlu, “Onları aramaktan ve onları bu alanda anmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 992.haftasında yapılan açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu adına Zeynep Yıldız okudu. Yıldız’ın okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “RESMİ MAKAMLAR ‘AKIBETİNİ BİLMİYORUZ’ DEDİ”

    “Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Ailesinin yanında kaldığı sürede onlar da bu duruma tanıklık etti.1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Türkoğlu Ailesi, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunu bilinmediklerini söyledi.

    JİTEM MENSUBU AÇIK’IN İTİRAFLARI

    1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı. Talat’ın eşkâl, kullandığı saat, giysi, ayakkabı, cüzdan bilgilerini ayrıntıları ile veren Kasım Açık; Onun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını ve işkence ile öldürülen bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Bu beyanlar üzerine Türkoğlu Ailesi ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu. Ancak savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. AİHM’e taşınan davada ise Türkiye, etkili bir soruşturma yapmadığı ve Talat Türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm oldu.

    AİLE AYM VE AİHM’ E BAŞVURDU

    AİHM’in Türkiye’yi mahkûm etmesinin ardından İHD avukatı Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’in verdiği mahkûmiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulundu. Ancak Edirne Savcılığı, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karar üzerine yapılan itiraz başvurusu reddedildi. Aile 18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi de 2020 yılında başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Aile kararın icrası için tekrar AİHM’e başvurdu.

    YETKİLİLER GÖREVE ÇAĞIRILDI

    Kısacası Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesi ile ilgili iç hukukta tüm başvuru yolları denenmesine rağmen, zamanaşımı devreye sokularak dosya kapatıldı. Gözaltında kaybedilişinin 28.yılında Talat Türkoğlu dosyasında uluslararası hukuka aykırı olarak verilen tüm zamanaşımı kararlarının kaldırılmasını ve dosyanın yeniden açılarak etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini talep ediyoruz.”

    “ONLARI BU ALANDA ANMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açıklamanın ardından söz alan Talat Türkoğlu’nun ablası Münibe Türkoğlu, kayıplarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini söyleyerek “Türkçe bilmeyen Kürt anneleri ile Kürtçe bilmeyen Türk anneleri ortak acıda buluştu. Onları aramaktan ve onları bu alanda anmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    TOROMAN: BU BARİYERLER KİMİ KORUYOR?

    Türkoğlu ailesinin açıklamasının ardından bir diğer kayıp yakını olan Sakine Toroman söz aldı. Toroman, kendisini “İstanbul’un göbeğinde gözaltında alınarak kaybedilen Hüseyin Toroman’ın ablasıyım” sözleriyle tanıttı. Anmaya katılmak için Almanya’dan geldiğini belirten Toroman şunları söyledi:

    “En son sekiz yıl önce gelmiştim buraya. Bu gelişimde büyük bir şaşkınlık yaşadım. Herkese soruyorum bu bariyerler kimi koruyor? Bu ne ki biz vazgeçelim. Verin bize bir mezarı olsun.”

    “EMİNE ERDOĞAN KENDİSİNİ BİR GÜNLÜĞÜNE BENİM YERİME KOYSUN”

    Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise Emine Erdoğan’a seslenerek “Bir gün olsun kadın milletvekilleriyle buraya gelsin. Kendini bir günlüğüne benim yerime koysun, oğlunu da bir günlüğüne Murat Yıldız’ın yerine koysun. Bizi suçlamak yerine bize hak versinler. Biz bu hakkımızı savunmaya ve bu bariyerlerin kaldırılmasını talep etmeye her daim dile getireceğiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri, 26 yıldır bulunamayan Talat Türkoğlu için seslendi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, 26 yıldır bulunamayan Talat Türkoğlu için seslendi-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri 888. Haftası’nda 1 Nisan 1996 tarihinden beri haber alınamayan Talat Türkoğlu dosyası için adalet talebinde bulundu. 

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 888’incisini salgın nedeniyle online gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde 1 Nisan 1996 yılında Edirne’den ailesinin yanından İstanbul’daki evine gelmek için yola çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbeti soruldu.

    29 Mart 1996’da annesini görmek için Edirne’ye doğru yola çıkan Talat Türkoğlu, yol boyunca polis olduğunu düşündüğü kişilerin takibinde olduğunu kardeşine anlattı. Ardından 1 Nisan’da İstanbul’daki evine dönmek için yeniden yola çıkan Türkoğlu‘ndan bir daha haber alınamadı. Türkoğlu’nun ailesi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) ve Emniyet’in gözaltına alınmadığını söylediğini aktardı. Ancak ailenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurusu sonucunda “Türkiye’nin yeterli aramayı yapmadığı” kararı çıktı.

    Türkoğlu ailesinden Münibe Türkoğlu Yeprem, “Bugün burada olmamalıydık. Devletin uygulayıp politik seçimleri; gözaltında kaybetmeler, sisteme muhalif olanları ortan kaldırmak, bir yöntem ve ülkemizde ifade edilen yüzlerce kayıp. Bu insanlık suçu unutulur gibi değil. Talat, sosyalist, eşit ve özgür yaşam için gözaltında kaybedildi” dedi.

    Galatasaray Meydanı’nda demokratik haklarının kullanılmasının da engellendiğini hatırlatan aile, “Bu ülkede ilk kaybedilen ne Talat Türkoğlu’ydu ne de son oldu. Zaman aşımı diyerek kayıp dosyaları kapattılar ama sonuçlanan ve failleri bulunan hiçbir dosya yok” dedi. Aile, Galatasaray Meydanı’ndan ve kayıp mücadelesinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    Türkoğlu Ailesi’nin avukatı Gülizar Tuncer de çevrimiçi açıklamada seslendi. Tuncer, 1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itirafları aktardı.

    Tuncer, “Açık kişilerin, aralarında Talat Türkoğlu‘nun da ismi geçiyor, Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, üst düzey askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını açıkladı. Talat Türkoğlu’nun işkence ile öldürüldüğünü ve Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Olay yerinin krokisini çizdi. Olaya katılanların isimlerini verdi. Tüm bunları detaylı bir biçimde yazılı ve imzalı olarak beyan etti” dedi.

    İfade üzerine yeniden başvuru yapıldığını dile getiren Tuncer, bu isimlerin sanık olarak değil tanık olarak bile dinlenmediğini belirtti.

    Ailenin Türkiye’de iç hukuk yollarının kapanmasının ardından AİHM’e başvuru yaptı. AİHM, Türkiye’yi mahkum etmesine rağmen Türkiye’de dosya zamanaşımına uğradı. Böylece Açık’ın ifadesinde geçen ve Talat Türkoğlu’nun katilleri bulunamadı.

    888. Hafta basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği üyesi Zeynep Yıldız okudu. Açıklamada, şunlara yer verildi:

    Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesi ile ilgili suça karışan JİTEM mensubunun itiraflarına, AİHM’ in Türkiye’yi mahkum etmesine ve tüm başvuru yolları denenmesine rağmen hukuk işletilmedi zamanaşımı devreye sokularak dosya kapatıldı. Ziyneti Türkoğlu son nefesine kadar gözü yolda, kulağı seste oğlunu bekledi. Talat’ın akıbetini çocuklarına emanet ederek aramızdan ayrıldı. Ziyneti annemizin bıraktığı yerden ısrarımızı sürdürüyor; Talat Türkoğlu dosyasında uluslararası hukuka aykırı olarak verilen tüm zamanaşımı kararlarının kaldırılmasını ve dosyanın yeniden açılarak etkin bir soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz.

    Kaç yıl geçerse geçsin Talat Türkoğlu ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etme zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 189 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri kaybedilişinin 25. yılında Talat Türkoğlu için adalet istedi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri kaybedilişinin 25. yılında Talat Türkoğlu için adalet istedi-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilenler için hakikat ve adalet arayışının 836’ncı haftasında. Cumartesi Anneleri bu hafta gözaltında kaybedilişinin 25’inci yılında Talat Türkoğlu için adalet istedi. 

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılmasını talep etmek için her hafta düzenledikleri eylemlerinin 836’ncısını gerçekleştirdi.

    Covid-19 salgını nedeniyle online düzenlenen basın açıklamasında Türkoğlu’nun kardeşleri Münibe, Ayşe, Fatma ve Hasan Türkoğlu söz aldı. 1996 yılından bu yana mücadele ettiklerini ve tüm yetkili makamlara başvurmalarına rağmen bir sonuç elde edemediklerinin altını çizen Türkoğlu kardeşler, “Biz aramaya devam ediyoruz. Ta ki bütün kayıplar bulunana kadar” dedi. Türkoğlu kardeşler, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini kaydetti.

    “SORUMLU DEVLET OLDUĞUNDAN SONUÇ ELDE ETMEK MÜMKÜN OLMUYOR”

    Dosyanın avukatı Gülizar Tuncer, davanın Türkiye ve Kürdistan’da gözaltında kaybedilenlerin dosyasından farklı olmadığını dile getirdi. Zorla kaybetmelerin, insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmediği için adli suç muamelesi gördüğünü ve zaman aşımına uğradığını dile getiren Tuncer, “Zorla kaybetmeler bir devlet politikası olarak devrede olduğu ve devlet adına hareket eden resmi ya da gayri resmi görevliler tarafından bu suç işlendiğinden devletin sorumluluğunu ortaya koymak, sonuç elde etmek mümkün olmuyor” dedi.

    “25 YILDIR ADALET İSTİYORUZ”

    836. haftanın basın metnini Tuğba Zehra Sağlam okudu. 25 yıldır yetkililer tarafından gözaltında kaybetmelere ilişkin tüm soruların yanıtsız bırakıldığına dikkat çeken Sağlam, “Gözaltında kaybedilişinin 25’inci yılında Talat Türkoğlu için adalet istiyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Talat Türkoğlu ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 137 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu, İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. Daha önce 4 kez gözaltına alınan Talat; yoğun işkence gördü ve yıllarca hapishanede kaldı. Son olarak 5 Ekim 1994 tarihinde tutuklanan Türkoğlu, davası devam ederken tahliye edildi. Tahliyeden kısa bir süre sonra 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

    Türkoğlu Ailesi, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü, devletin ilgili tüm kurumlarına başvurularda bulundu. Soru önergeleriyle konu Meclis’e taşındı. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini söyledi.

    1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı. Talat Türkoğlu’nun eşkâl, kullandığı saat, giysi, ayakkabı, cüzdan bilgilerini ayrıntıları ile veren Kasım Açık; Onun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını açıkladı. Talat Türkoğlu’nun işkence ile öldürülen bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Olay yerinin krokisini çizdi. Olaya katılanların isimlerini verdi. Tüm bunları detaylı bir biçimde yazılı ve imzalı olarak beyan etti.

    Bu beyanlar üzerine Türkoğlu Ailesi ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu. Savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. AİHM’e taşınan davada ise Türkiye, etkili bir soruşturma yapmadığı ve Talat Türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm oldu.

    AİHM’in Türkiye’yi mahkûm etmesinin ardından İHD avukatı Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’in verdiği mahkûmiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulundu. Edirne Savcılığı, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Bu karar üzerine yapılan itiraz başvurusu da reddedildi. Aile 18 Ağustos 2016 tarihinde

    Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi de 2020 yılında başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile tekrar AİHM’e başvurdu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cumartesi Anneleri Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu

    Cumartesi Anneleri Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu

    Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 784’üncü haftasında 24 yıl önce gözaltında kaybedilen dönemin İşçi Partisi Başkanı Talat Türkoğlu’nun akıbetini sorarak, ayrımsız ve eşitlikçi bir infaz yasası talebinde bulundu.

    Cumartesi Anneleri, kaybedilenlerin akıbetini sormak için her hafta düzenledikleri eylemi bu hafta da koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri 784’üncü haftasında 29 Mart 1996 tarihinde gözaltında kaybedilen dönemin İşçi Partisi Başkanı Talat Türkoğlu’nun (45) akıbetini sordu. Açıklamayı kayıp yakınları adına Talat Türkoğlu’nun kız kardeşi Münübe Türkoğlu Yeprem yaptı.

    İnfaz yasası tasarısına değinerek konuşmasına başlayan Yeprem, devletin ayrımsız ve eşitlikçi bir yasayı hayata geçirmesini belirterek, insan haklarını temel almasını istedi. Ancak Türkiye’de anayasal gerçeklikle siyasal gerçekliğin örtüşmediğini dile getiren Yeprem, “Mevcut siyasal gerçeklik, anayasal haklarımızı yok sayıyor. Gözaltında kaybedilen insanlarımıza ve adalete ulaşmamızı da engelliyor” dedi.

    4 KEZ GÖZALTINA ALINDI

    24 yıldır süren bir inkar ve cezasızlık dosyası ile kamuoyuna seslendiklerini ifade edip, ağabeyinin akıbetini soran Yeprem, ağabeyinin sosyalist kimliğiyle bilindiğini ve İstanbul’un Avcılar ilçesinde yaşadığını söyledi.  Kaybedilmeden önce ağabeyinin 4 kez gözaltına alındığını ifade eden Yeprem, “Yoğun işkence gördü ve yıllarca hapishanede kaldı. Tahliye sonrasında polis takibinde olan Talat Türkoğlu, 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı”  dedi.

    BAŞVURULAR SONUÇSUZ KALDI

    Ailesi olarak, İnan Hakları Derneği (İHD) ve Uluslararası Öf Örgütü, devletin ilgili kurumlarına başvuruda bulunduklarını söyleyen Yeprem, yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını dile getirdi. Yeprem, resmi makamların ise ağabeyinin gözaltına alınmadığını, nerede olduğunu bilmediklerini kendilerine aktardığını hatırlattı.

    JİTEM’İN İTİRAFLARI DA İŞE YARAMADI

    1997 yılında ağabeyinin kullandığı saat, giysi, ayakkabı, cüzdan bilgilerini ayrıntılarıyla veren JİTEM mensubu Kasım Açık’ın ifadelerine de değinen Yeprem, sözlerini şöyle sürdürdü:  “JİTEM üyesi olan Kasım Açık’in itiraflarına göre ağabeyim Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisi, asker ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorguya alınmış. Daha sonra işkence ile öldürülerek cesedinin Meriç Nehri’ne atıldığını söylüyor. Kasım Açık olay yerinin krokisini çizdi.  Olaya katılanların isimlerini verdi. Tüm bunları detaylı bir biçimde yazılı ve imzalı olarak beyan etti. Kasım Açık’ın ifadesi üzerine aile olarak ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvuruda bulunduk. Başvuruda etkin bir soruşturma yürütülmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.”

    AİHM MAHKUM ETTİ

    Davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdıklarını aktaran Yeprem, Türkiye’nin, etkili bir soruşturma yapmadığı ve ağabeyinin yaşam hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği için mahkum edildiğini belirtti. Bunun üzerine İHD Avukatı Gülizar Tuncer’in Edirne Savcılığı’na başvurarak AİHM’in verdiği mahkumiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulunduğunu vurgulayan Yeprem, Edirne Savcılığı’nın, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdiğini belirtti.  Yeprem, bu karar üzerine yapılan itiraz başvurusunun da reddedildiğin kaydetti.

    “AYM CEZASIZLIĞA SON VERSİN”

    18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını belirten Yeprem, “Bu ülkenin bir anayasası, yükümlü olduğu uluslararası sözleşmeleri var. Artık yeter! Herkesin temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı etkin bir yargı yoluna başvurmaya hakkı var. Kamu gücünü kullanan kişi ve kurumların sebep olduğu hak ihlallerine karşı anayasal yargı denetimi yapmakla görevli olan Anayasa Mahkemesi’ni, Talat Türkoğlu davasında cezasızlığa ve inkara son verecek, evrensel ölçütlere uygun bir yargılamanın önünü açacak şekilde karar vermeye çağırıyoruz” diye konuştu.

  • Cumartesi Anneleri: Duyun sesimizi, çözüm istiyoruz – VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Duyun sesimizi, çözüm istiyoruz – VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 732. haftasında 1996 yılında gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu, faillerin yargılanmasını istedi. Türkoğlu ailesinden Münübe Türkoğlu, “Ömürler geçti, adalet kayıplarına gelmedi. Duyun sesimizi. Çözüm istiyoruz” diye konuştu. 

    Cumartesi Anneleri, zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 732. kez bir araya geldi. Buluşma mekanları olan Galatasaray Meydanı’nda toplanmalarına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eylemi de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde polis ablukasında gerçekleştirildi. Cumartesi Anneleri, üzerinde kaybedilen yakınlarının fotoğraflarının bulunduğu tişörtler giydi, kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve kırmızı karanfilleri taşıdı.

    Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 732. haftasında 1996 yılında gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu, faillerin yargılanmasını istedi.

    “TÜKOĞLU KAYBEDİLDİĞİNDEN BU YANA 14 HÜKÜMET DEĞİŞTİ”

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına basın açıklamasını Sebla Arcan okudu. Arcan, Ziyneti Türkoğlu’nun devamcıları olarak 23 yıldır akıbeti gizlenen ve sorumluları cezasız bırakılan Talat Türkoğlu için buluştuklarını söyledi. Arcan, “Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. Daha önce 4 kez gözaltına alınan Talat; yoğun işkence gördü ve yıllarca cezaevinde kaldı.

    Polis takibinde olan Talat Türkoğlu, 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için otobüsle İstanbul’dan Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini eve vardığında kardeşlerine söyledi. Annesi ve kardeşleriyle birkaç gün geçirdikten sonra 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı” dedi.

    “Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesinden bu yana 14 hükümet değişti” diyen Arcan, “Bu hükümetlerin hiçbiri ne Talat’a ne de diğer kayıplarımıza ulaşabileceğimiz hukuki ve siyasi bir irade göstermedi.
    23 yıldır cezasız bırakılan Talat Türkoğlu dosyasında maddi gerçeği açığa
    çıkartacak, sorumluların cezalandırılmasını sağlayacak etkinlikte bir yargılama yürütülebilmesi için Anayasa Mahkemesi’ni göreve çağırıyoruz.Kayıplarımızı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

    Arcan’ın ardından Kars’ta gözaltına alındıktan sonra akıbeti açıklanmayan Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır konuştu. Kırbayır, “Hakkımızı helal etmiyoruz” diyerek şöyle devam etti: “Acılar, zulümler kompozisyonundan Ardahan’dan Edirne’ye kadar yaşatılan zulümlerin büyük fotoğrafı yan yanadır. Okullarda, ‘Ardahan:dan Edirne’ ye kadar benim güzel bir yurdum var’ sözleri okutuluyor. Peki bu güzel yurdu, bu toprakları bize bahşedenler Edirne’de onlar ölümlerini sahipelendi. Bizden sonra gelen evlatlarımız fikri vicdani hür yaşasınlar diye. Canı pahasına kazandığınız bu topraklarda yaşayan torunlarınızın yaşam hakları ellerinden alındığı gibi bu topraklarda bir mezar dahi verilmemiştir. Şikayetimdir. Biz hakkımızı helal etmiyoruz. Biz sesimizi, acımızı Galatasaray meydanında dünyaya duyurmaya çalışırken şimdi yetkililer, ülkeyi yönetenler bizi iki duvar arasına soktu. Biz memnun değiliz hakkımızı helal etmiyoruz.”

    “ÖNCEKİ DOSYALARDA OLDUĞU GİBİ…”

    Türkoğlu ailesinin avukatı Gülizar Tuncer, Türkoğlu’yla ilgili yaptıkları hukuk mücadelesini anlattı. Tuncer şunları söyledi: “Bu politikaların bir gereği olarak köy yakmaların, yargısız infazların yaygın ve sistematik bir biçimde uygulandığı bir dönemdi. Hasan Ocak, Fehmi Tosun gibi devrimciler aynı yöntemler uygulanarak işkence yapılarak katledildiler. Talat 70’li yıllardan bu yana örgütlü mücadelede yer alan işkenceler gören bir devrimciydi. Hiçbir şekilde deliller toplanmadı. Son olarak AYM’ye bir başvuru yapıldı. 2016 yılından bu yana yalnızca ‘dosyanız alınız işleme konulmuştur’ deniliyor. AYM sürecinin nasıl tamamlanacağını az çok tahmin ediyoruz. Daha önceki başvurular gibi ret kararı verilecek. Ama biz biliyoruz ki diğer ülkelerde nasıl yaşanmışsa, hesap sorulmuşsa muhakkak bu kaybetme politikasının sorumluları hesap verecek.”

    “VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Son olarak Türkoğlu ailesinden Münübe Türkoğlu konuştu: “Annemin ömrü yetmedi, Talatını bulmaya” diyen Türkoğlu, “Ömürler geçti, adalet kayıplarına gelmedi. Talat sosyalist kimliğinden dolayı kaybedildi. 4 kez gözaltına alındı, hapsedildi, işkence gördü. Bizim sevdiklerimiz, kardeşlerimiz gözaltına alınarak kaybedildi. Kaybedenler yargılanmadı hukuk işletilmedi. Daha ne kadar bekleyeceğiz. Talat işçiydi, sosyalisti… Kayıplarımız bulunana kadar buradayız. Anamın ömrü yetmedi Talat’ı bulmaya. Yasımız bitmedi. Talat’ı toprak anayla buluşturmadıkça vazgeçmeyeceğiz. Yaşılar, gençler, kadınlar, çocuklar… Duyun sesimizi. Çözüm istriyoruz. Bu ülkeye adalet gelmeli” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Talat Türkoğlu’na ne yaptınız?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Talat Türkoğlu’na ne yaptınız?-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri 680. haftada da İstanbul Galatasaray’dan seslendi: Talat Türkoğlu’na ne yaptınız bilmek istiyoruz?

    Cumartesi Anneleri, 680. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde “Failler belli kayıplar nerede?” yazılı pankart açarak kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşındı.

    Eylemde ilk konuşmayı HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman konuştu. Faili belli kaybetmeler karşısında annelerin 680 haftadır süren mücadelesini selamlayarak sözlerine başlayan Adıyaman, geçmişten bugüne karanlık güçlerin hep var olduğunu ve etkili bir soruşturma ya da yargılama olmadığını söyledi. AKP’nin de bu sorun karşısında sağır ve dilsizi oynadığına değinen Adıyaman, ayrıca mecliste kayıplarla ilgili verilen önergelerin de AKP tarafından reddedildiğinin altını çizdi.

    “KAYIP DOSYALARI 20 YIL SONRA ZAMAN AŞIMINA UĞRUYOR”

    Talat Türkoğlu’nun devrimci olduğunu ve bu ülkede yaşayan devrimcilerin görebileceği tüm zulümleri yaşadığını dile getiren Türkoğlu’nun avukatı Gülizar Tuncer, “Talat, Edirne’ye ailesinin yaşadığı, doğduğu büyüdüğü topraklara gitti ve bir daha geri dönemedi. Orada kaybedildi” dedi. Talat Türkoğlu’nun akıbetini öğrenmek için yetkili tüm mercilere başvurduklarını ancak diğer kaybedilen dosyalarda olduğu gibi sonuç elde edemediklerini belirten Tuncer, “Faillerin ortaya çıkması demek devletin suçlarının ortaya çıkması demek” ifadesini kullandı. Devletin kayıp dosyalarını basit bir cinayet dosyası gibi ele aldığını söyleyen Tuncer, bu yüzden kayıp dosyalarının 20 yıl sonra zaman aşımına uğrayarak kapandığını kaydetti.

    “MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Türkoğlu ailesi adına söz alan Müribe Türkoğlu ise Edirne’de işçi örgütlenmesi yapan Talat Türkoğlu’nun patronlar tarafından işsiz bırakıldığını söyledi. Sonrasında ise Türkoğlu’nun kaybedilmesi ve devletin buradaki rolünü teşhir ederek artan baskı ve saldırılara değindi. Türkoğlu, kayıplar için mücadelenin süreceğini vurguladı.

    Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır da Edirne’deki Türkoğlu ile Ardahan’daki Cemil Kırbayır’ın hikayesinin aynı olduğunu ifade ederek “Biz bu işin peşindeyiz. Mezarlarımızı bulacağız ve kayıplar abidesinin sütununu dikeceğiz” dedi.

    “1 NİSAN 1996 YILINDAN EVİNDEN ÇIKTI VE BİR DAHA HABER ALINAMADI”

    Haftanın basın metnini okuyan cumartesi insanlarından Maside Ocak, her cumartesi Galatasaray’da açıkladıkları kayıp dosyaları ile kamuoyuna seslendiklerini ifade ederek “Zorla kaybedilen sevdiklerimiz yalnızca birer dosya konusu değiller; Onlar; evlat, anne, baba, kardeş ve eş olarak aramızdaydılar. Evlerinden, iş yerlerinden, sokaklardan, otobüslerden tanıkların önünde gözaltına alınarak götürüldüler ve yok edildiler” şeklinde konuştu.

    Tüm başvurularına rağmen hiçbir kayıp dosyasında etkin soruşturma yürütülmediğini kaydeden Ocak, oğlunun akıbetini öğrenemeden hayatını kaybeden Ziyneti Türkoğlu’nun Galatasaray’daki sesi olduklarını ifade etti. Ocak şunları belirtti:

    “45 yaşındaki Talat Türkoğlu İstanbul’da yaşıyordu. Sosyalist kimliği nedeniyle 4 kez gözaltına alındı; yoğun işkence gördü ve yıllarca ceza evinde kaldı. Polis takibinde olan Talat Türkoğlu, 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için otobüsle İstanbul’dan Edirne’ye gitti. Ailesine İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini söyledi. Annesi ile birkaç gün geçirdikten sonra, 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.”

    Türkoğlu Ailesinin tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığına dikkat çeken Ocak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Resmi makamlar Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini söyledi. 1997 yılında, Kasım Açık isimli şahsın itirafları kamuoyuna yansıdı. Ordu tarafından eğitildiğini ve kontrgerilla eylemlerine katılarak birçok kişinin ölümüne karıştığını iddia eden Kasım Açık imzalı beyanında; Talat Türkoğlu’nun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’e götürüldüğünü, orada Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın başında bulunduğu polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından işkence ile sorgulandıktan sonra öldürülerek, cesedinin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Olay yerinin detaylı bir krokisini çizdi. Kendisi ile birlikte olaya katılanların isimlerini verdi. Talat Türkoğlu’nun eşkal bilgilerini, yüzündeki yara izini, giysilerini, ayakkabısını, cüzdanını ve saatini detaylarıyla tarif etti. Ailesi bu detayların doğru olduğunu onayladı.”

    “DAVA AHİM’E TAŞINACAK”

    İç hukukta bir sonuç alınamamasının ardından davanın AİHM’e taşındığını söyleyen Ocak dava ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “1 Kasım 1998 tarihinde dava AİHM’e taşındı. AİHM, 17 Mart 2005 tarihli kararı ile Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına ilişkin şartlara yönelik yeterli ve etkili bir soruşturma yapmadığından ötürü Türkiye’yi mahkum etti. AİHM’in Türkiye’yi mahkum etmesinin ardından avukat Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’in verdiği mahkumiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulundu. 14 Nisan 2016 tarihinde Edirne Savcılığı, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karar üzerine Edirne Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz başvurusu yapıldı. 26 Temmuz 2016 tarihinde itiraz reddedildi. Bunun üzerine aile adına davayı takip eden İHD avukatı Gülizar Tuncer, 18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.”

    Ocak “Talat Türkoğlu dosyasındaki cezasızlığı sonlandırmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal görevidir ve imzalamış bulunduğu uluslararası sözleşmelere göre yasal zorunluluğudur. Devlet bu görevini yerine getirsin. Talat Türkoğlu’nun akıbeti açıklansın, onu kaybedenler her türlü baskıdan uzak, bağımsız ve tarafsız yargılama faaliyeti sonucunda hakkaniyete uygun olarak cezalandırılsın.” dedi.