Etiket: tam kapanma kararı

  • Çerkezoğlu: Tam kapanma adı aldında işçiler tüm önlemlerin dışında tutuldu-VİDEO

    Çerkezoğlu: Tam kapanma adı aldında işçiler tüm önlemlerin dışında tutuldu-VİDEO

    PİRHA-DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, iktidar tarafından gelir desteği olmadan alınan “Tam kapanma” kararını eleştirdi. Çerkezoğlu, “Tam kapanma adı altında aslında çok ciddi bir biçimde işçilerin bütün bu önlemlerin dışında tutulduğu, sınıf ayrımcılığının uygulandığı bir süreci yaşıyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından  29 Nisan’dan 17 Mayıs’a kadar sürecek olan gelir desteği olmadan “Tam kapanma” kararına yönelik eleştiriler devam ediyor.

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu konuya ilişkin görüşlerini PİRHA’ya açıkladı.

    “TAM KAPANMA ADI ALTINDA SINIF AYRIMCILIĞININ UYGULANDIĞI BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ”

    Çerkezoğlu, Cumhurbaşkanı tarafından bir “Tam kapanma” açıklamasının yapıldığını, ancak daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeye bakıldığında aslında tam kapanmanın olmadığını, tam tersine bir sınıf ayrımcılığının olduğunu söyledi.

    Çerkezoğlu şöyle devam etti:

    “Pandeminin başından itibaren zaten ne olursa olsun çarklar dönecek anlayışıyla yapılan bütün kısıtlamalardan, önlemlerden hep işçiler hariç tutuldu. O nedenle Covid-19 bir işçi sınıfı hastalığı haline geldi. Şimdi de “Tam kapanma” adı altında bir dizi önlem paketi açıklandı. Ama bütün işyerleri, yani zorunlu, temel, acil hizmetler dışında inşaatlardan fabrikalara, atölyelere kadar bütün iş yerleri çalışmaya devam ediyor. Oysa zorunlu, acil, temel işler dışında çarkların durdurulması ve bütün işçilere gelir desteği sağlanması gerekirken, böyle bir “Tam kapanma” adı altında aslında çok ciddi bir biçimde işçilerin bütün bu önlemlerin dışında tutulduğu, sınıf ayrımcılığının uygulandığı bir süreci yaşıyoruz.”

    Arzu Çerkezoğlu, “Bilimin emrettiği biçimiyle, 28 gün  bütün çarkların durduğu, bütün iş yerlerinin kapandığı, toplumsal hareketliliğin azaltıldığı ve bununla birlikte çok ciddi bir gelir desteğinin de bütün çalışanlar açısından, bütün yurttaşlar açısından sağlandığı biçimde olması gerektiğini kaydetti.

    “BU UYGULAMANIN TAM KAPANMAYLA İLGİSİ YOK”

    Çerkezoğlu, “Bu tam kapamanın, daha doğrusu bu yapılan uygulamanın tam kapanmayla ilgisi yok” diyerek şöyle devam etti:

    “İşçiler çalışmaya devam ediyor. Çarklar dönmeye devam ediyor ve bu toplumda ki bağışıklığı ya da toplumdaki bu virüsün yaygınlığını ortadan kaldıracak düzeyde değil. Her gün yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bir ülkede yapılması gereken gerçekten bütün iş yerlerinin zorunlu, acil ve temel işler dışında sağlık başta olmak üzere, bütün işyerlerinin durdurulduğu, çarkların durduğu ve bütün işçilere de gelir güvencesi sağlandığı bir politikayı hayata geçirmektir.”

    “1 MAYIS’TA OMUZ OMUZ OLMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    1 Mayıs İşçi Bayramına’na da değinen Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

    “1 Mayıs vesilesiyle de öncelikle herkese aşı sağlanması, işçilerin, çalışanların aşılanması, bütün yurttaşların aşılanması ve zorunlu, acil, temel işler dışında çalışmanın 28 gün süreyle durdurulması ve bütün çalışanlara ve bütün yurttaşlara asgari bir gelir sağlanması çağrısında bulunuyoruz. 1 Mayıs’ı pandemi koşullarında karşılıyor olmakla birlikte 1 Mayıs’ın bizim açımızdan önemi açıktır. O nedenle öncelikle bütün işçi arkadaşlarımızın, hepimizin 1 Mayıs’ı kutlu olsun diyorum ve 1 Mayıs’ta “Umut yan yana” sloganıyla yan yana olmaya, omuz omuza olmaya ve birlikte mücadeleyi büyütmeye çağırıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersimli yurttaşlar iktidarın ‘Desteksiz tam kapanma’ kararına tepki gösterdi-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar iktidarın ‘Desteksiz tam kapanma’ kararına tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-Dersimli yurttaşlar, kabine toplantısı sonrası alınan “Tam kapanma” kararına tepki gösterdi. Şu anda ekonomik sorunun çok büyük olduğuna vurgu yapan yurttaşlar, “Kapanma kararı alınırken bunun sosyal, siyasal, ekonomik alt yapısının oluşturulması gerekiyor” dedi.

    Pandemi kısıtlamalarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından  29 Nisan’dan 17 Mayıs’a kadar sürecek olan “Tam Kapanma” kararı çıktı.

    Dersim’de yurttaşlara hükümetin aldığı “Tam kapanma” kararını sorduk. Yurttaşlar, “İnsanlar evde 17 gün boyunca patates, soğan mı yiyecek?” diye sorarak tam kapanma kararına tepki gösterdi.

    “TAM KAPANMA DOĞRU BİR TUTUM DEĞİL; İNSANLARI BUNALIMA, STRESE SÜRÜKLÜYOR”

    Bülent Buluç, iktidar tarafından alınan ‘Tam Kapanma’ kararına ilişkin şunları söyledi:

    “Hastalıktan kaynaklı doğru olan gerekli tedbirlerin alınması, buna hepimiz katılıyoruz. Sonuçta bu hastalık hepimizi etkiliyor. Kapanma kararı alınırken bunun sosyal, siyasal, ekonomik, bütün alt yapısının oluşturulması gerekiyor.  Türkiye’de böyle bir alt yapının oluştuğuna inanmıyorum. Çevremizden gördüğümüz kadarıyla esnaflar çok kötü durumda. Devletin insanlara bir yardım eli uzatması lazım. Vaka sayıları her ilde aynı değil. Bu uygulama illere göre yapılabilirdi. ‘Tam kapanma’ doğru bir tutum değil. İnsanları bunalıma, strese sürüklüyor” dedi.

    Pandemi nedeniyle intihar vakalarının yaygınlaştığını ve salgın bittikten sonra da bir çok insanın  psikolojik tedavi göreceğini ifade eden Hülya Aydoğdu, “Bu tedbirlerin daha önceden alınması gerekiyordu. Ama geç kalındı. “Tam kapanma” kararı kamu kurumunda çalışanları pek etkilemeyecek fakat özel sektörde ve günlük işlerde çalışan insanları çok olumsuz etkileyecek. Çünkü insanlar günü birlik çalışıyor. Bu insanların evde aileleri, çocukları var. Psikolojik açıdan bakıldığında pandemi insanların psikolojisini çok etkiledi. Özellikle kadınlar üzerinde çok olumsuz etkileri var” diye konuştu.

    “VATANDAŞ EVDE 17 GÜN BOYUNCA PATATES, SOĞAN MI YİYECEK?”

    “Tam kapanma” kararına tepki gösteren yurttaşlardan İbrahim Irmak da, ülkenin hazinesi sömürüldüğü için halka yeteri kadar destek verilmediğini belirterek, “Vatandaş evde 17 gün boyunca patates, soğanla  geçinebilecek mi? Patates soğan verdin. İnsanlar evde 17 gün boyunca patates, soğan mı yiyecek? Ben çalışmıyorum. 17 gün bana ev hapsi veriyorsun. Peki ben ne iş yapabileceğim? Devlet bana ne gibi destekler verebilecek?” diye sordu.

    “Tam Kapanma” kararından şikayetçi olduğunu ifade eden Bülent Yüksel ise, “Dünyada diğer ülkelere baktığımız zaman bizim hükümet olarak, yönetim olarak çok eksik kaldığımızı, çok geri, bilgisiz, kültürsüz kaldığımız kanıtlanıyor. Pandemi dönemini çok rahat geçiren bir çok ülke var ve biz neden geri kalıyoruz? Halkımız neden demokratik ve bilimsel rotaya giremiyor? Evimize ekmek getiremeyince ne olacak, açlıktan mı öleceğiz? Yönetim “Tam Kapanma” getirirken neden tam hesaplı düşünemiyor? İşsiz bir sürü insan var, bu insanlara yazık. Eğer bir şey yapılıyorsa neden tam yapılmıyor?” şeklinde konuştu.

    Devletin insanların zararını karşılaması gerektiğini belirten Mehmet Ali isimli yurttaş da “Şu anda ekonomik sorun çok büyük. Başka ülkeler çalışan, çalışmayan bütün yurttaşlarına destek veriyor. Ama Türkiye bu desteği sağlamıyor. Bu nedenle “Tam kapanma” kararına karşıyım” dedi.

    Diren SATI-Cihan BERK/DERSİM

  • TTB: Bu şekilde tam kapanma evleri bulaş merkezine dönüştürebilir!-VİDEO

    TTB: Bu şekilde tam kapanma evleri bulaş merkezine dönüştürebilir!-VİDEO

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Hayatı değil çarkları durdurun” diyerek iktidarın “Tam kapanma” kararını eleştirdi. Yapılan açıklamada “Karantina, izolasyon, salgınla mücadele önlemlerinin kamusal bir bakış açısı ve sorumlulukları yerine getirilmediği koşullarda gerçekleştirilen bir tam kapanma, evleri hastalığın bulaş merkezi haline getirebilecektir” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği, “Hayatı değil çarkları durdurun. Desteksiz, korumasız kapatma çözüm değil” başlığı altında basın toplantısı yaptı.

    TTB sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada konuşan Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Virüs ile randevulaşan bir yaklaşım söz konusuydu. Vaka sayıları artarken kontrolsüz ve normalleşememe hali ile karşı karşıya kalıp, haftalık ölüm sayılarının 2000’leri aştığı bir döneme geldik” dedi. Prof. Dr. Fincancı “Tam kapanma” kararını incelediklerinde halk sağlığını korumayı amaçlayan bir adımın olmadığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Aslında Cumhurbaşkanının da ifade ettiği gibi turizmi doğrudan amaçlayan bir yaklaşım sergilenmiş durumda. Halk sağlığının öncelenmediği her koşulda belli ediliyor. Sağlık politikası çökecek düzeye ulaşıyor. ‘Kapanma’ adı verilen bu uygulamanın, eve kapattığınız yoksulluğu, eve kapattığınız insanları nasıl etkileyeceği, ev içi şiddette salgın döneminde ortaya çıkan artışın nasıl izleneceği hiçbir biçimde tanımlanmış değil.”

    “TAM KAPANMA KARARI TOPLUMU KORUMA ÖZELLİĞİ TAŞIMIYOR”

    Şebnem Korur Fincancı’nın konuşmasının ardından TTB Pandemi Çalışma Grubundan Feride Aksu Tanık, “Tam kapanma” kararına ilişkin hazırladıkları metni okudu.

    Feride Aksu Tanık, iktidarın açıkladığı kararların sadece bazı ekonomik önlemler ve güvenlik söylemleri içerdiğini söyledi. Aksu Tanık, hükümetin, ekonomik ve sosyal desteğe ilişkin herhangi bir önlem almadığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

    “Düzenli geliri olmayanların, ancak gündelik kazanabilenlerin, yoksulların, günlük zorunlu gereksinimlerini karşılamadan toplum hareketliliğinin kısıtlanması başta olmak üzere salgın önlemlerini tartışmak yeterli değildir. Sosyal ve ekonomik destekten yoksun çarkların dönmeye devam ettiği tam kapanma kararı eşitsizliklerle covid-19’dan da ölmeyen halkı açlığa mahkum etmek, yoksulluk ve hastalığı evlere kapatmak anlamına da gelebilecektir. Oysa salgınla mücadele mümkündür. Bulaş zinciri kırılabilir.

    Son günlerde yapılan test sayısının azaldığını kaygı ile izliyoruz. Yapılması gereken Dünya Sağlık Örgütünün de önerdiği gibi özellikle riskli gruplarda yaygın olmak üzere çok sayıda test yaparak aktif bir biçimde hastaları tespit etmektir. Tanı alan ama hastaneye yatması gerekmeyen kişilerin izolasyonu ev koşulları uygun değilse kamusal koşullarda bakım almaları sağlanacak yurtlar, misafirhaneler, oteller gibi kamu özel kuruluşları hizmete açılarak sağlanmalıdır.

    Toplum hareketliliğinin sınırlanması da salgınla mücadelede uygulanan yöntemlerden biridir. Biz hekimler buna ‘sokağa çıkma yasağı’ demiyoruz. Açıklanan tam kapanma toplumun en dezavantajlı kesimlerini koruma özelliği taşımıyor. Hastalığın bulaşması kapalı mekanlarda bir arada geçirilen süre ile yakın ilişkilidir. Evlerde fiziksel mesafeye dikkat edilmesi, maske kullanılması olanaklı olmayacaktır. Karantina, izolasyon, salgınla mücadele önlemlerinin kamusal bir bakış açısı ve sorumlulukları yerine getirilmediği koşullarda gerçekleştirilen bir tam kapanma evleri hastalığın bulaş merkezi haline getirebilecektir.

    Salgınla mücadelede ayrıca hangi sektörlerin üretime devam edeceği, hangilerinin üretime ara vermesi gerektiğine karar verirken şu sorulara yanıt vermek gerekir:

    Bu sektör ya da ortam hayatın devamı için ne kadar kritik ya da elzem?

    Bu sektör ya da ortam covid-19 bulaşmasına ne kadar katkıda bulunuyor?

    Bu sektör ya da ortam kapandığında dezavantajlı gruplar ne kadar zarar görür?

    Ancak açıklanan liste, üretime devam edeceği belirtilen sektörlere bakıldığında üretim imalat ve inşaat sektörlerinin yer aldığı izlenmektedir. Burada temel ölçütün salgının yayılmasını azaltmaya yönelik bir önceliklendirme olmadığı görülmektedir. Tam kapanma diye tanımlanan bu uygulama ile insanları eve kapatıp, istisnalar vererek dolaşıma izin vermek yerine kritik ve elzem olmayan sektörleri kapatıp insanları olabildiğince dışarıda tutmak çok daha akılcı, salgınla mücadelede etkili ve vicdani olur. Çünkü covid-19 çok büyük oranda kapalı ortamlarda bulaşmaktadır. Bu kapanmanın iki amacı olmalıdır. Bunlardan ilki; toplumsal dolaşımı yavaşlatmak, bulaşmanın en fazla olduğu mekanları kapatmak için kritik ve elzem olmayan sektörleri kapatıp kritik ve elzem sektörleri açık bırakmak,

    İkincisi ise; evler arası ziyaretleri önlemek için çok iyi bir iletişim kampanyası sürdürerek insanların olabildiğince sokağa çıkmasına, açık havada gezmelerine ve belli ölçülerde mesafe önlemleri ile izin vermek.”

    “SADECE VİRÜS DEĞİL YOKSULLUK DA ÖLDÜRÜYOR”

    “Yaşamsal olmayan sektörlerdeki üretimler mutlaka durdurulmalıdır. Belli bir sayıdan fazla işçinin bir araya geldiği yerlerde özel havalandırma, yarı kadro ile tam ücretli, dönüşümlü üretim kurala bağlanmalıdır. İşyerlerinde servis tesis etme zorunluluğu getirilmelidir.

    Biz hekimler sağlığın toplumsal belirleyicilerinin ne kadar önemli olduğunu en yakından biliyoruz. İnsanlarımızı sadece virüsün değil yoksulluğun, işsizliğin, yetersiz beslenmenin, yetersiz barınma koşullarının, kötü çalışma koşullarının, eşitsizliğin öldürdüğünü biliyoruz. Bu nedenle bizler, hastalıkla mücadele için elimizden geleni yaparken devletin de sosyal devlet olmayı anımsaması ve bir an önce hayata geçirmesi gerektiğini söylüyoruz.”

    PİRHA/ANKARA