Etiket: tanju gündüzalp

  • Roboski İçin Adalet Girişimi: Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla-VİDEO

    Roboski İçin Adalet Girişimi: Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla-VİDEO

    PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin hayatını kaybettiği katliamda adaletin hala sağlanmadığını vurgulayarak, “Aradan geçen 5053 gün boyunca Roboski’deki katliamın failleri hala yargı önüne çıkarılmadı. Dosya kapatılmadı ancak adaletin koridorlarında çürümeye terk edildi. Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” dedi.

    Sakarya Caddesi’nde açıklama yapan Roboski İçin Adalet Girişimi, 28 Aralık 2011’de devlet uçaklarıyla bombalanarak 34 sivilin hayatını kaybettiği Roboski Katliamı’nda adaletin hala sağlanmadığını hatırlattı. Açıklamada, faillerin yargılanmaması ve cezasızlık politikalarının toplumun adalet duygusunu hedef aldığı vurgulandı. Açıklamayı okuyan Tanju Gündüzalp, katliamın üzerinden 5053 gün geçtiğini belirterek, faillerin hala yargılanmadığını ve dosyanın adalet koridorlarında çürümeye bırakıldığını ifade etti.

    “CEZASIZLIK GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN SUÇ ORTAĞIDIR”

    Gündüzalp, açıklamada cezasızlığın yalnızca Roboski’yi değil, toplumun bütününü etkilediğini vurgulayarak, “Bu ülkenin yurttaşlarına karşı işlenen suçların üstü örtülürken, otoriter devlet aklı halkıyla savaşmayı bir yönetim biçimine dönüştürdü. Roboski, bu aklın en çıplak hâliyle görünür olduğu bir simgedir” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca Suruç ve Ankara Garı katliamlarının da aynı zihniyetin ürünü olduğu belirtilerek, “Unutmak, yeni katliamlara zemin hazırlar” mesajı verildi.

    Gündüzalp, “Roboski, Suruç, Ankara Garı ve benzeri tüm katliamların failleri yargılanmalı, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı kaldırılmalı ve hakikat karanlıkta bırakılmamalıdır. Failleri yargı önüne çıkaracak bir Hakikat ve Adalet Yasası çıkarılmalı, kayıpların akıbeti açıklığa kavuşturulmalı ve mağdurların hakları tanınmalıdır” dedi.

    “BARIŞ İÇİN FAİLLER YARGILANMALI”

    Açıklamada ayrıca barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediği, adalet ve toplumsal onarım mekanizmalarının sağlanması gerektiği vurgulandı. Gündüzalp, “Adaletin olmadığı yerde ne insan haklarından ne eşit yurttaşlıktan, ne de demokratik bir cumhuriyetten söz edilebilir. Barış ancak faillerin yargılandığı, mağdurların haklarının tanındığı bir düzende mümkündür” ifadelerini kullandı.

    Basın açıklaması, Roboski katliamını hatırlatma ve adalet talebinin devam edeceğine işaret ederek, “Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir” mesajıyla sona erdi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Roboski İçin Adalet Girişimi: Katliamlarının hesabı sorulmadan barış kurulamaz-VİDEO

    Roboski İçin Adalet Girişimi: Katliamlarının hesabı sorulmadan barış kurulamaz-VİDEO

    PİRHA-Roboski İçin Adalet Girişimi’nin Sakarya Caddesi’nde yaptığı açıklamada, katliamların hesabı sorulmadan onurlu bir barışın sağlanamayacağına vurgu yapıldı.

    Şırnak’ın Roboskî köyünde 28 Aralık 2011’de aralarında çocukların da bulunduğu 34 kişinin katledildiği kaliamın aydınlatılması için kurulan Roboskî İçin Adalet Girişimi, katliamın 163’ünü ayında Ankara Sakarya Caddesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Katiller bulunsun, Roboskî bir daha asla” pankartı açıldı.

    “ADALET TALEBİMİZ DE ROBOSKÎ İLE SINIRLI DEĞİLDİR”

    Basın metnini okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Tanju Gündüzalp, katliamın cezasızlık yöntemi üzerine kurulu bir iktidar anlayışının utancı olduğunu vurgulayarak, “Roboski’yi unutmadık, unutmamak bir direniştir. Adalet talebimiz de Roboskî ile sınırlı değildir. Yine 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta barış için yola çıkan 33 gencimizi, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda barış mitinginde katledilen 103 insanımızı da unutmuyoruz. 10 yıl boyunca ne Ankara Garı’nın ne de Suruç’un gerçek failleri yargılandı. Bu katliamlar, barışın sistematik şekilde nasıl hedef alındığını, cezasızlığın nasıl devlet politikasına dönüştüğünü göstermektedir” dedi.

    “30 YILLIK BU DİRENİŞ, CEZASIZLIĞA KARŞI VERİLEN EN KARARLI MÜCADELELERDEN BİRİDİR”

    Yaşamını yitiren Cumartesi Anneleri’nden Emine Ocak’ı anan Gündüzalp, “30 yıldır Galatasaray Meydanı’nda ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ diye oturan Cumartesi Anneleri’nin sembol isimlerinden Emine Ocak’ı bu ay yitirdik. Tüm anneler ve kayıp aileleri ile devletin karşısına kayıpları için dikilen onurlu bir annenin vedası, bu coğrafyanın adalet ve barış talebine mezar kazılamayacağının net bir göstergesidir. 30 yıllık bu direniş, cezasızlığa karşı verilen en kararlı mücadelelerden biridir ve bu mücadele adalet arayışından asla vazgeçilmeyeceğinin de somut bir kanıtıdır” ifadelerine yer verdi.

    “KATLİAMLARIN HESABI SORULMADAN ONURLU BİR BARIŞ KURULAMAZ”

    “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne de dikkati çeken Gündüzalp, “Gerçek bir barış, sadece silahların susmasıyla değil, mağdurların haklarının gözetildiği, hakikatin ortaya çıkarıldığı, toplumsal onarımın sağlandığı ve geçmişle yüzleşildiği bir zeminde mümkündür ve inşa edilmelidir. Geçmiş barış süreçlerinin başarısızlığının bir nedeni de devletin işlediği suçlarla yüzleşmemesi, cezasızlık duvarını yıkmamasıydı. Roboskî failleri yargılanmadan, Cumartesi Anneleri’nin talepleri karşılanmadan, Ankara Garı ve Suruç katliamlarının hesabı sorulmadan, hasta mahpuslar salıverilmeden, halkların eşitliği sağlanmadan bu topraklarda onurlu bir barış kurulamaz” diye ekledi.

    “ANKARA VE SURUÇ İÇİN ADALET”

    Hakikatle yüzleşinceye kadar açıklamalarına devam edeceklerini belirten Gündüzalp, “Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu sebeple yineliyoruz: Roboskî için adalet! Kayıplar ve cumartesi anneleri için adalet! Ankara ve Suruç katliamları için adalet! Savaşa, baskıya, cezasızlığa son! Barış için hakikat! Tutsaklara özgürlük, halklara barış! Hepimiz için özgürlük” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Çankaya Belediyesi Adayları: Çankaya kirli siyasete sıkışmış!-VİDEO

    DEM Parti Çankaya Belediyesi Adayları: Çankaya kirli siyasete sıkışmış!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Çankaya Belediyesi Eş Başkan Adayları Türkan Demir ve Tanju Gündüzalp PİRHA’ya konuştu. Çankaya’nın sorunlarını vurgulayan Adaylar, çözüm önerilerini sıraladılar.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 31 Mart Yerel Seçimlerine kısa bir zaman kalmışken seçim çalışmalarını yoğun bir tempoda sürdürüyor. Ankara’nın en kalabalık ilçelerinin başında gelen Çankaya, siyasi partiler için önem teşkil ediyor.
    DEM Parti Çankaya Belediyesi Eş Başkan Adayları Türkan Demir ve Tanju Gündüzalp, Çankaya bölgesinde yaşanan sorunlara ve yerel yönetim planlamalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇANKAYA TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İLÇELERİNDEN BİRİ”

    Çankaya’nın Ankara’nın ve Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri olduğunun altını çizen Türkan Demir, “Çankaya da Ankara gibi kirli havasıyla, kirli suyuyla ve boş tarım arazileriyle ve pek çok buna dayalı sorunlarını konuşabileceğimiz bir alan. Gerçekten Ankara’nın havası çok kirli. Çankaya da trafiğin çok yoğun olduğu, aracın çok yoğun olduğu bir alan. Raylı sistemin hızlı bir şekilde etkili kullanılması gerekiyor. Araçların şehir merkezinden çekilmesi gerekiyor. Boşaltılmış ve yayalaştırılmış cadde, sokak, meydanların olması gerekiyor. Hızlı ve etkili bir ağaçlandırmanın yapılması gerekiyor. Suyuyla ilgili de biliyorsunuz suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz. Suyun hızlıca musluktan içilebilir hale getirilmesi gerekiyor ve kent çeşmeleri öneriyoruz. Çankaya bölgesinde yüzde yüz ayrıştırılmış bir çöp sistemi kurulabilir” dedi.

    “İLÇEDE YAŞAYANLARIN FİKİRLERİNİ TOPLAYARAK İLERLEMEMİZ GEREKİYOR”

    Tanju Gündüzalp, “Çankaya; Türkiye’nin batıdaki birçok belediye gibi ranta, betona, kaldırımları dahil asfalta ve kirli siyasete sıkışmış bir yer” diyerek Çankaya’nın sorunlarına işaret etti.

    Gündüzalp, şu ifadeleri kullandı:

    “964 bin nüfuslu yer sanki tek bir parçaymış gibi, tek bir yaklaşımla yönetiliyor. Halbuki her bölgesinin, her semtinin farklı ihtiyaçları var. Belediyede esas yapılması gereken kentin, ilçenin yaşayanlarının fikirlerini toplayarak ilerlemek. Gencinden çocuğuna LGBTİ+’sından kadınına, engeli olanından yaş almışına, Çankaya’nın yaşayanlarının hepsinin kenti kullanma miktarları farklı. Tüm bu öncelikli grupların hepsini ayrı ayrı gözeterek ve onlarla birlikte, onlara danışarak, onların örgütlerine, derneklerine ya da kendi kuracakları mahalle meclislerine danışarak yol almamız gerekiyor. Dolayısıyla da bizim öncelikli olarak kentin yaşayanlarıyla birlikte yönetmek, birlikte paylaşmak ve ne yaptığımızı da şeffafça ifade etmek şeklinde bir yerel yönetim anlayışımız var.

    “NE YAPTIĞIMIZI ŞEFFAFÇA İFADE EDECEK BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIMIZ VAR”

    Yerel demokrasinin aslında kolu kanadı kırılmış olsa da önemli aparatlarından biri muhtarlıklardır. Muhtarlardan bilgi alarak değil, muhtarlar aracılığıyla mahallelerde, 123 mahallede sokak temsilcilerinden, mahalle meclisine oradan kent meclislerine, oradan da belediyede mutlaka bu konuyla ilgili kurulmuş sadece bir kişinin, bir genel başkan yardımcısının olmadığı beş on kişilik bir birimin baktığı, tüm mahallelerden gelen ihtiyaçları, istekleri, önce buranın yaşayanlarının mutluluğu ve kentin ezilen emekçilerini önceleyen, ilçenin daha az yatırım almış bölgelerini önceleyen bir belediyecilik çok önemli.”

    “MOR BAYRAKLI KADIN İŞLETMELER YAPACAĞIZ”

    Türkan Demir, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yerel yönetim anlayışını benimsediklerini vurgulayarak, “Çankaya, uzun süredir erkekler tarafından yönetilen bir belediye. Birincisi; eş başkanlık sistemiyle, eşit temsiliyet ve kadın istihdamını önceleyerek, güçlendirilmiş Kadın Daire Başkanlığı ve LGBTİ Daire Başkanlığı kurmayı planlıyoruz. 29 ayrı daire başkanlığı var Çankaya’da ama sadece 9’unu kadınlar yönetiyor. Problem sadece bu da değil, 123 mahalleli Çankaya’da sadece 15 kreş mevcut. Bir tane sığınma evi mevcut. Dolayısıyla hem kadınlar hem LGBTİ’lerle ilgili sığınma evlerinin arttırılması gerekiyor. Bunun dışında canlı yayınlanmış belediye meclisi toplantıları önemli, yani şeffaflık. Bütün bütçesinin kentin bileşenlerinin bilgisine açılmış, ayrıntılı bilgilendirmeler yapılmış bir belediye anlayışı önceliyoruz. Bunun dışında mor bayraklı kadın işletmeleri öneriyoruz. Takas pazarlarını örgütlemek ve hep birlikte bunu yaşama geçirmek istiyoruz” diye konuştu.

    “SOKAĞI PAYLAŞTIĞIMIZ CANLILARIN HER TÜRLÜ İHTİYAÇLARINI BELEDİYELER KARŞILAMALI”

    Çankaya’nın sokak canlılarına dair de çok ciddi problemlerinin olduğunu belirten Demir, “Çankaya sokak canlılarına ilişkin sadece bir barınak aklıyla yaklaşıyor meseleye. Bunun çok büyük sıkıntı yarattığını düşünüyoruz. Birlikte hayatı, sokağı paylaştığımız canların da her türlü ihtiyacının belediyeler, yerel yönetimler tarafından giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çankaya aynı zamanda yoğun bir biçimde öğrencilerin yaşadığı bir şehir. Daha etkili bir ulaşım önerimiz var. Ulaşımın öğrenciler ve elli yaş üstü için de ücretsiz olmasını istiyoruz” diye ekledi.

    “HER MAHALLEDE YAŞAM SOKAKLARI OLUŞTURACAĞIZ”

    DEM Parti’nin Kürt illerinde büyük bir yerinden demokrasi deneyimi olduğunu ve yerel yönetimlerle ilgili deneyimlerini ve birikimini ‘Özgür Kentler’ kitapçığında bir araya getirdiğini belirten Tanju Gündüzalp, şunları kaydetti:

    “Su ve ulaşımı ucuzlaştırmak ya da ücretsizleştirmek ilk eylemlerimizden birisi olmak zorunda. Haricinde her mahallede bir yaya, yaşam sokağı oluşturmayı planlıyoruz. Yaşadığı yerin uzağına gidemeyen; yaş almışından okuldan çıkmış çocuğuna, ev emeği ile hayatını devam ettiren kadınından LGBTİ+’sına ve engeli olduğu için evinden çok uzaklaşamayanına hepsinin kullanabileceği her mahallede birer yayalaştırılmış yaşam sokağı gerekiyor. Ağaçlandırılmış, ışıklandırılmış, oturma ve oyun alanıyla gece gündüz, 24 saat yaşayan bir sokak.
    Önemli olan mahallenin insanlarının birbiriyle dayanışacağı, örgütleneceği mekanlar yapmak. Bunun için de gerekiyorsa her mahallede adım adım bir ya da iki parseli yıkıp orayı yeşil alana çevirip içine de bir tane yapı oturtup, açık alanda mahallelinin bir araya gelmesini önemsiyoruz. Buna boşaltma mimarlığı diyoruz.”

    “15 DAKİKALIK KENT PROJESİ, RANTLA KENTLERİ YÖNETMEYE ÇALIŞAN AKLA ÖRNEK OLACAK”

    Gündüzalp, ‘15 dakikalık kent’ projesi ile belirlenen bölgelerde, projenin örnek modellerini hayata geçirmek istedikleri belirterek şunları söyledi:

    “15 dakikalık kent; üç kilometre ya da on beş dakika içerisinde bir günlük ihtiyaçlarınızın hepsini karşılayabildiğiniz bir kent kurgusudur. Yani kamusal ihtiyaçlarınız, işiniz, sosyal faaliyetleriniz, eviniz, ulaşım, eğitim, sağlık hepsine ulaşabildiğiniz bir plan. Bu dünyanın birçok yerinde denenmeye ya da oturtulmaya çalışılıyor. Ama çok yeni bir konu, biz de bunun modelini üretmek istiyoruz. Bunu hemen tüm Çankaya’ya adapte etmek diye bir iddia gerçekçi olmaz ama bunu bir semtte, bir bölgede modelleyerek bir örnek yaratıp sadece rantla, sadece inşaatla kentleri yönetmeye çalışan akla karşı alternatif bir örnek üretmemiz gerekiyor.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

  • Gündüzalp: İktidarların ürettiği nefret dilinden uzak durmalıyız-VİDEO

    Gündüzalp: İktidarların ürettiği nefret dilinden uzak durmalıyız-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Tanju Gündüzalp, İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarını değerlendirerek, “İsrail yönetiminin yaptıklarından İsrailliler sorumlu değildir. Nefrete dahil olmamalıyız, soykırım içeren davranışlardan kaçınmalıyız” diyerek yönetimlerin, bu nefret tohumlarını beslediklerine işaret etti.

    İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırılar devam ederken, İsrail’e dünya genelinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Türkiye’de de savaş karşıtı eylemler, basın açıklamaları yapılarak barışa yönelik çağrılar yapıldı.

    Son günlerde Türkiye’de kahve zincirlerine saldırılar ve Yahudileri hedef gösteren bildirilerin yayılması gibi tepkiler, ırkçılığın besleneceğine yönelik endişelere de neden olmakta.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Üyesi Tanju Gündüzalp, yaşanan savaşı ve Türkiye’de meydana gelen tepkileri PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “HALKLARI BİRBİRİNE DÜŞMAN ETMEYE ÇALIŞAN BİR POLİTİKA GÜDÜLÜYOR”

    Dünya’da yaşanan savaşı görüp, kendi ülkemizde yaşanlara gözlerimizi kapatmamız gerektiğini hatırlatan Tanju Gündüzalp, yönetenlerin halkları düşmanlaştırmaya yönelik politikalar geliştirdiğini belirtti. Gündüzalp, “Şu anda  İsrail’in Gazze’de kadın çocuk demeden yaşattığı bir savaşı, bir katliamı yaşıyoruz. Fakat bunları konuşurken de kendi topraklarımızda yaşadığımız çatışmalı hali, insanlara verdiğimiz zararları göz ardı etmemeliyiz. Orada eleştirdiğimizle bizim sistemimizin yaptığı şeyleri de birbirinden çok ayırt etmeden bakmamız gerekiyor” dedi.

    Halkları birbirine düşman etmeye çalışan bir politika yürütüldüğüne dikkat çeken Gündüzalp, “Biraz daha düşünerek davranmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bir Azeri bir Ermeni’ye benziyor, bir İranlı bir Kürde benziyor, bir Türk bir Yunan’a benziyor. Yönetenlerle sistemi kendi rantsal dertleri için kullananlar araya girmediği sürece biz birbirimize benziyoruz ve bir arada barış içinde yaşamak istiyoruz” dedi.

    “SİSTEMİN BU EYLEMLERİ DESTEKLEMESİNİ BİR SEÇİM YATIRIMI OLARAK DÜŞÜNEBİLİRİZ”

    Ülke içerisinde ‘Eylül Pogromu’nu yeniden anımsatır olaylar yaşanmaya başladığını söyleyen Güzdüzalp, “Kahvelere toplu oturmalar, camına boya atmalar, bildiri dağıtmalar sanki böyle şey hani yıllardır barış içinde yaşadığımız Yahudi olsun, Ermeni olsun, Rum olsun, Kürt olsun, Türk olsun, Alevi olsun, Arap olsun, bir nefret unsuruna doğru dönüşmeye başlıyor. Ve bunu da sistem sanki bilerek destekliyormuş gibi bir izlenimdeyiz. Kendi topraklarımızda sıkça yaşadık” diye belirtti.

    Savaş bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Gündüzalp, “Savaş, insanların yaşama hakkını yok eden birincil unsurdur. Barış içinde bir arada yaşa istiyoruz ama şunu tekrar tekrar söylemeliyiz; halklar kardeştir! İsrail yönetiminin yaptıklarından İsrailliler sorumlu değildir. Türk hükümetinin yaptıklarından Türkiyeliler sorumlu değildir” diye ekledi.

    “275 GEMİ, TÜRKİYE’DEN İSRAİL’E MALZEME GÖTÜRMÜŞ”

    “Nefrete dahil olmamalıyız, soykırım içeren davranışlardan kaçınmalıyız”diyen Güldüzalp, AKP gençlik kollarının öncülüğünde başlayan eylemlere ilişkin şunları söyledi:

    “İleride birbirimizin yüzüne bakmaya devam edeceğiz. Bu ülkeler, bu milletler bir arada yaşamaya devam edecek. Alışverişleri olacak, turizm için gelecekler, biz gideceğiz. Bu sebeple de halk arasına nefret tohumu ekmenin parçası olmalıyız.
    Önce kimin neyin sahibi olduğunu bilmeden Coca Cola içmemeye başladık, ama işte ramazan öncesinde iftar sofralarında reklamı yapılan bir şeyden söz ediyoruz. İsraillilere ait olduğu iddia edilen yatırımı zincir kahvelere saldırmaya, toplu oturmalara başlandı. Fakat bu arada Türkiye’den son dönemde 275 gemi İsrail’e malzeme götürmüş, malzeme getirmiş. Müthiş bir çelişki yumağı içerisinde yaşıyoruz. Bunun farkına varmadan, televizyona çıkılıp iç siyasete dönük ahkam kesmeler için konuşanların sözleriyle hayata bakmayı artık bırakmamız gerekiyor. Biz kardeşiz, hepimiz kardeşiz. Bu topraklarda bir arada yaşıyoruz, hep beraberiz. Ama yönetenler sadece kendi çıkardığını düşünüyorlar.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • ‘Barış ve Adalet’in yolu önce Roboski’den geçecektir’-VİDEO

    ‘Barış ve Adalet’in yolu önce Roboski’den geçecektir’-VİDEO

    PİRHA – Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin katledildiği Roboski Katliamının 94. ayında basın açıklaması yaparak “Geçmişle yüzleşmeden, hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor” dedi.

    Haberin videosu

    Şırnak’ta 19’u çocuk 34 sivilin savaş uçaklarıyla katledilmesinin üzerinden 94 ay geçti. Roboski İçin Adalet Girişimi her ay olduğu gibi bu ay da Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” diyerek Adakale Sokak’ta basın açıklaması yaptı.

    Roboski İçin Adalet Girişimi üyesi Tanju Gündüzalp, Katliamın ardından geçen 2861. gündeyiz ve adalet hala yok, yok, yok” diyerek “28 Aralık 2011 tarihinde Bejuh’un sınıra O noktasında, geçimlerini sağlamak amacıyla sınır ticareti için çıkmış oldukları yolda üzerlerine bombalar atılarak öldürüldü 19’u çocuk 34 sivil insanımız. Geçiş rotaları ve oradan geçerek sınır ticareti yaptıkları her zaman biliniyordu” dedi.

    “ADALET SİSTEMİNİN ÇÖKTÜĞÜNÜN İSPATI ROBOSKİ KATLİAMI’DIR”

    Gündüzalp, katliamın ardından sekiz yıl geçmesine rağmen olayın aydınlatılması ve suçluların cezalandırılması için hukuki bir karşılık alınmadığını da ifade etti. Gündüzalp, açıklamanın devamında şu hususlara değindi:

    “9 Ocak 2012’den 21 Nisan 2018’e kadar süren hukuk mücadelesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘iç hukuk yolları tamamen tüketilmemiştir, ben bu davaya bakmam.’ kararı ile bir travma daha yaşayan aileler ve bizler, bu katliamın ve cezasızlığın peşini bırakmayacağız. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Ülkenin yargı sisteminin garantisi olması gereken Anayasa Mahkemesinin basit gerekçelerle bakmadığı dava, mutlaka yeniden görüşülecek. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korunmacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bu toprakların sahibi tüm halklar ve topluluklar, barış içinde bir arada yaşayıncaya kadar bu mücadele sürecek. Anadolu insanının yaşama şekline, kararına, seçimine uymaya davet ediyoruz herkesi.

    Bir katliamın cezasız bırakılmasının, hukuki olarak tüm yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin nasıl bir açıklaması olabilir ki? Ülkenin adalet sisteminin çöktüğünün ilk ispatı ve köşe taşı, Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKInın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır. Adaleti arıyoruz.

    Her toplumun hafızası vardır. Ne kadar saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza hem barış hem de adaleti talep ediyor ve edecekte… Geçmişle yüzleşmeden hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor.”

    “ADALET, ADALETSİZLİĞİN OLDUĞU YERDEN YÜKSELİR”

    “Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.

    Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.

    Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. ‘Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla’ diyoruz.”

    PİRHA / ANKARA