Etiket: tarihçe

  • Bugün 1 Mayıs; dünyanın bütün emekçilerine kutlu olsun!

    Bugün 1 Mayıs; dünyanın bütün emekçilerine kutlu olsun!

    PİRHA- Bugün 1 Mayıs! İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü! Bugün dünyanın her ülkesinde işçiler, sermaye ve iktidarlarına karşı taleplerini haykıracaklar. Dünyanın bütün işçilerine, emekten yana güçlerine 1 Mayıs kutlu olsun!

    İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ı ortaya çıkaran koşullar günümüzde de hala varlığını koruyor. Uzun çalışma saatleri, sendikasızlaştırma, düşük ücretler devam ediyor.

    Peki 1 Mayıs nasıl ortaya çıktı? 1880’li yıllarda çalışma şartlarının çok kötüydü. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırılması ve 14-15 saate kadar varan iş günleri söz konusuydu.
    Şirketler hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.
    1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu, “8 saatlik iş günü” mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçilerin kararlılıklarını göstermek amacıyla mücadeleyi yükseltti.
    ABD’nin Şikago kentinde 40 bin tekstil işçisinin gerçekleştirdiği eylem kanla bastırıldı. Aynı kentte, bir fabrikada 8 saatlik işgünü için greve çıkan 1400 işçi işten atıldı. Aynı tarihlerde greve çıkanlara ateş açıldı ve 4 işçi yaşamını yitirdi.
    ABD ve Kanada’da sendikalar ve diğer örgütlerin yükselttiği mücadele sonucu 1 Mayıs 1886’da yaklaşık 350 bin işçi greve çıktı.
    İşçilerin bu isyanı, işverenlerin tepkisini çekti. Chicago’da greve çıkan 40 bin işçinin eylemini bastırmak için, saldırılar düzenlendi. İşverenler grev kırmak için çabalıyordu. Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

    1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı. Olaylara neden oldukları gerekçesiyle 8 işçi hakkında idam istemiyle dava açıldı. İşçiler idam cezasına çarptırıldı.

    4 İŞÇİ ÖNDERİ İDAM EDİLDİ

    Dört işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES, 1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi.

    Albert PERSONS isimli işçi, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısında, “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım” diye haykırdı.

    İşçi önderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD’de yaşanan bu saldırılar sonrasında uluslararası işçi örgütleri harekete geçti. II. Enternasyonal 1889’da Paris’te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında eylemler yaptı.

    II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı da, “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kabul etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünya Emekçi Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı?

    Dünya Emekçi Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı?

    PİRHA- Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 8 Mart’ın tohumları 1908 yılında, New York’ta 15 bin çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle atılmıştı. Dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 1857’de New Yorklu kadın dokuma işçilerinin direnişinin mücadele gününü kutluyor.

    8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak hayatını kaybetmişti.

    Olaya ABD basınında neredeyse hiç yer verilmemiş, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı halktan gizlenmeye çalışılmıştı. Buna rağmen, işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştı.

    AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI

    1900’lü yıllarda Amerikan sanayi işçileri çok ağır çalışma koşullarına sahipti. Böylesi zor koşullar altında New York’taki Triangle Gömlek Fabrikasında çıkan yangının ağır sonuçları oldu. Fabrikadaki yöneticilerin, işçilerin iş zamanlarını zapturapt altına almak amacıyla atölye kapılarını kilitli tutuyor olmaları facianın boyutunu artırdı. Yangında, 123’ü kadın olmak üzere 146 tekstil işçisi yaşamını yitirdi. Ölenlerin yarıya yakını fabrika binasının üst katlarından atlayarak düşme sonucu gerçekleşti.

    Olay, ABD ve dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırdı. Sonraki yıllarda kadın işçilerin mücadelesinde bir kilometre taşı olarak belleklerde yer etti. Facia sonrası hükümet ve yerel yönetimler çalışma yasalarında kısmı iyileştirmeler yapmak zorunda kaldılar.

    Bu olaydan 10 ay sonra, yine ABD’de dünya emekçi kadınlarının mücadelesinde derin izler bırakacak başka bir olay yaşandı. Bu, tarihe Ekmek ve Gül Grevi olarak geçen görkemli bir kadın direnişidir.

    CLARA ZETKİN’İN MÜCADELE GÜNÜ BELİRLEME ÇAĞRISI

    1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen İkinci Enternasyonal’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, bu konferansta yaptığı konuşmada kadınlar için bir mücadele günü belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Zetkin’in önerisi kabul edilmiş, her ülkenin sosyalist kadınlarının her yıl aynı gün, kendi ülkelerinin işçi sınıfı örgütleriyle mutabakat içinde bir kadınlar günü düzenlemesi kararlaştırılmıştı.

    Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

    Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.

    İLK EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 19 MART 1911

    Uluslararası anlamda ilk emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911’de düzenlendi. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gösterilere katılan on binlerce kadın seçme ve seçilme hakkının yanı sıra kadınlara iş ve mesleki eğitim verilmesi, çalışma alanlarında kadın-erkek eşitliği sağlanmasını talep etti.

    Bir kadın yazar, 1911’deki gösterileri şöyle yazmıştı:

    “İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bugün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken, kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.”

    Sonraki yıl Fransa, Hollanda ve İsveç de kadınların mücadele gününü kutlamaya başladı. Yapılan gösterilerde kadınların gündeminde her an patlak vermesi muhtemel olan dünya savaşı vardı.

    1913’te 8 Mart’ta düzenlenen kadınlar günü Rusya’da da kutlandı. Çarlık Rusyası şartlarında açık gösteri düzenlemenin neredeyse imkansızdı. Ancak birkaç yıl sonra devrim saflarında savaşacak öncü sosyalistler, kadınlar gününün gizli etkinliklerle kutlanmasını, iki yerel işçi gazetesinde günün anlam ve önemini anlatan yazılar yayınlanmasını sağladılar. Hatta bu yazılarda Clara Zetkin’in dayanışma duygularını ilettiği ifadelere yer verdiler.

    Bir kadın yazar 1920’de yazdığı bir yazıda, 1913’te gerçekleşen Rusya’daki ilk kadınlar günü kutlamasını şu sözlerle anlattı:

    “O karanlık yıllarda toplantı yapmak bile yasaktı. Fakat Petrograd’da partili kadınlar “Kadın Sorunu” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Bu illegal bir etkinlikti ama salon tıklım tıklım doluydu. Parti üyeleri konuşmalar yaptı. Fakat bu gizli toplantı polis baskını ile yarıda kesildi ve konuşmacıların çoğu tutuklandı. Bu etkinlik Çarlık baskısı altında yaşayan Rusya’daki kadınların Uluslararası Kadınlar Günü’ne katılımı ve desteği açısından önemliydi. Bu Çarlık hapishanelerinin, idam sehpalarının Rusya’daki işçilerin mücadele ruhunu öldüremeyeceğinin, Rusya’da bir şeylerin sarsılmakta olduğunun ilk işaretiydi.”

    NEDEN 8 MART?

    Pek çok ülkede kutlanacak bugün için ortak amaç ve ilkeler ortaya konmuş olsa da kesin bir tarih belirlenmemişti. Her yıl ilkbahar aylarında farklı tarihlerde kutlanan kadınlar gününün 8 Mart’ta kutlanması kararıysa 1921’de Moskova’da yapılan Üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alındı.

    Bu kararla 8 Mart 1857’de yaşamını yitiren 129 kadın işçinin ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen grevleri başlatan, “ekmek ve barış” sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.

    SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE 8 MART

    Ekim Devrimi’nin ardından Sovyetler Birliği’nde 8 Mart coşkuyla kutlanan bir mücadele gününe dönüşmüştü. Bununla birlikte kadınların sosyal ve siyasi yaşama katılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde pek çok düzenlemeye imza atılmıştı.

    Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihinin sabitlenmesi ile Sovyetler Birliği’nde ve daha sonra kurulan tüm sosyalist devletlerde bugün resmi tatil ilan edildi.

    İzleyen yıllarda kadınlar 8 Mart’larda ülke ve dünya gündemi ile gelişen olumsuzlukları da protestolarına konu etti. 1937’de İspanya’da kadınlar 8 Mart’ta kitlesel gösterilerle faşist Franco rejimini protesto etti.

    8 Mart 1943’te ise İtalya’da kadınlar Mussolini yönetimini hedef alan gösteriler yaptı.

    Tıpkı 1940’larda İkinci Dünya Savaşı’nda savaşmak üzere çocuklarını askere göndermek istemeyen Avrupalı kadınlar gibi, 1960’larda da ABD’li kadınlar Vietnam Savaşı’na oğullarını göndermek istemediklerini dile getirdi.

    BM 1977’DE KABUL ETTİ AMA TARİHÇEYE DEĞİNİLMEDİ

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, kutlamaların başlamasından yıllar sonra, 1977 yılında kabul etti. Ancak BM, bugünü kadınların mücadele günü olarak göstermekten geri durdu. BM’nin ilgili kararında günün tarihçesine değinilmedi.

    TÜRKİYE’DE İLK KUTLAMA 

    Türkiye’de ise 8 Mart ilk kez 1921 yılında Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesinin ardından Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınlar tarafından kutlandı. TKP’li kadınlar 8 Mart’ı “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlama kararı almıştı. 1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ilk kez yaygın olarak ve sokaklarda kutlamaya başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yasaklara karşı direnişin sembolü: 1 Mayıs

    Yasaklara karşı direnişin sembolü: 1 Mayıs

    PİRHA-İstanbul’da en az 34 kişinin katledildiği kanlı 1 Mayıs’ın üzerinden tam 45 yıl geçmişken, Türkiye’de ilk 1 Mayıs kutlaması Osmanlı döneminde 1905’te İzmir’de yapıldı. Dünyadaki ilk 1 Mayıs kutlamaları ise 1880’lerde gerçekleştirildi. Bugün ise pandeminin gölgesinde işçiler, emekçiler haklarını haykırmaya devam ediyor.

    1 Mayıs’ın temeli 1880’li yıllara dayanıyor. Ağırlıklı olarak kol emeğinin kullanıldığı o dönemlerde küçük çocuklar karın tokluğuna çalıştırılıyor, yetişkinler ise günde en az 14-15 saat ağır koşullarda çalışıyordu. İş yeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel hakların tanınmadığı siyasi ve hukuki bir sistem mevcuttu.

     1 MAYIS’IN TEMELLERİ ABD’DE ATILDI

    Amerikan iç savaşının ekonomik faturası ucuz iş gücüyle kapatılmaya çalışılıyordu. ABD’de 1881 yılında yarım milyon işçiyi temsilen kurulan örgütlü meslek ve emek birlikleri federasyonu 8 saatlik iş günü mücadelesini eylemlerle ülke geneline yaymak isteyince 1 Mayıs’ın temelleri atılmış oldu.

    -1 Mayıs 1886’da yaklaşık 350 bin işçi greve çıktı. Tarih, işçi sınıfının böylesine örgütlü ve kararlı tepkisine ilk kez tanık oldu. Eylemcilerin üzerine ateş açıldı, onlarca işçi öldü, işçi önderleri idam edildi, binlerce işçi işten çıkarıldı…

    -ABD İşçi Federasyonu, 8 saatlik iş günü elde edilinceye kadar her yıl 1 Mayıs’ta kitle gösterileri düzenleme kararı aldı. ABD’de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. Aynı aylarda Fransız ve Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonları da 8 saatlik iş günü için mücadele kararı verdi.

    -1889’da Paris Kongresi ile kurulan II. Enternasyonal, 1890 yılından başlamak üzere 1 Mayıs’ı ‘İşçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günü’ ilan etti. O tarihten itibaren 1 Mayıslar bütün ülkelerde ‘Uluslararası işçi bayramı’ olarak kutlanmaya başlandı ve birçok ülkede tatil günü olarak kabul edildi.

    -1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kuruluş kongresinde 8 saatlik iş günü karara bağlandı.

    TÜRKİYE’DE 1 MAYIS’LAR

    Türkiye’de ise 1 Mayıs ilk olarak Osmanlı döneminde 1905 yılında İzmir’de kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi. İstanbul’da ise ilk 1 Mayıs kutlaması 1910 yılında yapıldı. 1920 yılındaki kutlamalar ise tarihi açıdan sembolik önem taşıyordu. İşgal altındaki İstanbul’da işgal idaresi ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskısına rağmen Haliç’ten Beyoğlu’na kadar yürüyen işçiler “Bağımsız Türkiye” pankartı taşıdı.

    -1923 İktisat Kongresi’nde 1 Mayıs, “Amele Bayramı” adıyla yasalaştı.

    -1925 yılı kutlamalarında dağıtılan bir bildiri gerekçe gösterilerek kutlamalar yasaklandı ve işçi bayramları 50 yıl boyunca gizli kutlandı.

    -1935’te hükümet, 1 Mayıs’ın adını ‘Bahar Bayramı’ olarak değiştirerek tatil ilan etti.

    -1976 yılı bir dönüm noktası oldu. Taksim Meydanı’nda 400 bin işçinin katılımıyla o zamana kadarki dönemde yaşanan en görkemli kutlama yapıldı.

    -Bir yıl sonraki 1977 1 Mayıs’ı tarihe ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak geçti. 1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı’nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul`a gelen yaklaşık 500 bin kişi Taksim Meydanı’na yürüdü. Kalabalığın üzerine çevredeki binalardan ateş açılması sonucu resmi açıklamalara göre an az 34 kişi öldü, 200’den fazla kişi yaralandı.

    -1980 askeri darbesi, 1 Mayıs kutlamalarını süresiz yasakladı. Yasağa rağmen kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtmalarla eylem ve etkinlikler devam etti.

    -1981’de de 1 Mayıs tatil olmaktan çıkarıldı.

    -7 yıl aradan sonra 1987’de sendikalar, siyasi partiler, aydın ve sanatçılar bin kişilik bir grupla Taksim Anıtı’na çelenk bırakmak istedi. Ancak izin verilmedi. Taksim’e çıkmak isteyenler gözaltına alındı.

    -1989’da yeniden ‘Taksim’ çağrısı yapıldı. Şişhane tarafında toplanan kitleye polis ve sivil faşistler tarafından ateş açıldı. Mehmet Akif Dalcı isimli işçi hayatını kaybetti.

    -1990’da Taksim’e çıkmak isteyenlere yine izin verilmedi, polisin saldırıları sonucunda İTÜ öğrencisi Gülay Beceren felç oldu.

    -1991, 1992, 1993 yıllarında sendikalar ve siyasi partiler, çeşitli sosyalist örgütlenmeler Taksim’de ısrar etti ve çatışmalar yaşandı.

    -1994-1995 yılında Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı’nda toplanıldı. Polis yine kitleye saldırdı ve çatışmalar yaşandı.

    -12 Eylül sonrası en kitlesel 1 Mayıs 1996’da Kadıköy’de gerçekleştirildi. Uzun süren çatışmalar yaşandı. Bu 1 Mayıs’ta 3 kişi hayatını kaybetti.

    -1997’den 2004’e kadar mitingler Çağlayan’da gerçekleştirildi.

    -1997 ve 1998 yoğun çatışmaların yaşandığı yıllar oldu.

    -2004’te sendikalar Taksim için başvuru yaptı ancak izin verilmedi. Saraçhane’de buluşularak Yenikapı’ya yüründü.  Taksim’e çıkmak isteyenlere polis saldırdı.

    -9 yıl aradan sonra Kadıköy resmi miting alanı olarak 2005 ve 2006’da 1 Mayıs’a ev sahipliği yaptı. 2007’de sendikalar buluşma yeri adresi olarak Taksim’e yine çağrı yaptı.

    -2007, 2008, 2009’da yoğun çatışmaların ardından Taksim 1 Mayıs’a açıldı.

    -Sendikaların 2010’da yaptığı başvuru kabul edildi ve 1 Mayıs 32 yıl sonra Taksim’de ilk kez resmi olarak kutlandı. DİSK’in de aralarında bulunduğu 6 memur ve işçi konfederasyonunun başkanları, Taksim’de 1 Mayıs 1977’de çıkan olaylarda hayatını kaybedenleri, Kazancı Yokuşu’nun başındaki 1 Mayıs anıtına karanfiller bırakarak andı.

    -Taksim’de 2010, 2011 ve 2012’de özgürce kutlanan 1 Mayıs’lardan sonra AKP iktidarı, alanda açtığı inşaat çukurunu bahane ederek bu kez Taksim’i İşçi Bayramı’na kapattı.

    -2013 yılında ise 1 Mayıs Türkiye’nin pek çok şehrinde olaysız ve görkemli mitinglerle kutlandı. Sıhhiye Meydanı’nda yapılan 1 Mayıs Ankara’da son yılların en kitlesel gösterilerinden biri oldu. İstanbul’daki kutlamalara ise Taksim ablukası ve gözaltılar damgasını vurdu. 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için Beşiktaş’tan yürüyüşe geçmeye çalışan gruplara polis müdahale etti. Beşiktaş’taki 1 Mayıs kutlamaları sırasında bir genç karnından bıçaklandı. İstanbul Valisi Vasip Şahin yaptığı açıklamada 203 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Şahin ayrıca 6 polis ve 18 göstericinin yaralandığı bilgisini paylaştı. Avukatların oluşturduğu ‘Kriz Masası’ ise gözaltı sayısının en az 356 olduğunu duyurdu.

    -2014 yılına gelindiğinde ise yine İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları olaylı başladı. Polis ekipleri, sabah saatlerinden itibaren farklı noktalarda Taksim’e çıkmak isteyen gruplara müdahale etti. Beyoğlu’nda TOMA’nın çarptığı bir vatandaş hayatını kaybetti…

    -2015 yılında başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere yurdun dört bir yanında işçiler sokaklara çıktı. İstanbul’da ulaşım kısıtlandı, Taksim’e çıkan yollar ise kapatıldı. İstanbul’da 4 farklı noktada Taksim’e yürümek isteyen gruplara yönelik polis müdahalesi gerçekleşti. Avukatlardan oluşan 1 Mayıs İstanbul Kriz Masası’nın verdiği bilgiye göre Taksim çevresinde yaklaşık 150 kişi gözaltına alındı.

    -2016 yılında yine yasaktı Taksim. Kutlamalarının geleneksel mekanı olan Taksim Meydanı’nda bu yıl da toplanmaya izin verilmedi. Meydana çıkan yollar araç trafiğine kapatıldı ve yoğun güvenlik önlemi alındı. Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs ile ilgili İstanbul’da 84 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    -2017 başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere yurdun dört bir yanında işçiler sokaklara çıktı. İstanbul’da ulaşım kısıtlandı, Taksim’e çıkan yollar ise kapatıldı. Çok sayıda insan gözaltına alındı.

    -2018’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’n de kutlamaların geleneksel mekanı olan Taksim Meydanı’nda bu yıl da toplanmaya izin verilmedi. Meydana çıkan yollar araç trafiğine kapatıldı ve yoğun güvenlik önlemi alındı. Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs ile ilgili İstanbul’da 84 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    -2019 yılında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen yürüyüş ve mitinglerle kutlandı. Taksim Meydanı’na çıkan yollar araç trafiğine kapatıldı ve meydan bariyerlerle çevrildi. İstanbul’da kutlamaların adresi Bakırköy’dü. İstanbul’daki gözaltı sayısının 130 civarında olduğu aktarılmıştı.

    -2020 yılında ise yasaklar pandemi gerekçe gösterilerek artarak sürdürüldü. Koronavirüs nedeniyle büyükşehirlerde sokağa çıkma kısıtlamasının olmasına rağmen Taksim’de çelenk bırakmak isteyen DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve beraberindeki sendika yöneticileriyle işçilere müdahale eden polis, 25 kişiyi gözaltına aldı.

    -Ve bu yıl 2021 yılında da yasaklar devam etti. Pandemi gerekçesiyle 1 Mayıs’ın hemen öncesinde ‘tam kapanma’ ilan edildi. Sokağa çıkma yasağı başta olmak üzere bir dizi yasak getirildi. Ancak tüm yasaklamalara karşın işçiler, emekçiler, sendikalar, siyasi partiler 1 Mayıs’ı kutladı. 1 Mayıs alanı olan Taksim’e çıkmaya çalışan çok sayıda kişiye polis saldırarak gözaltına aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dünya Emekçi Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı, 8 Mart’ın tarihçesi nedir?

    Dünya Emekçi Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı, 8 Mart’ın tarihçesi nedir?

    PİRHA- Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 8 Mart’ın tohumları 1908 yılında, New York’ta 15 bin çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle atılmıştı. Dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 1857’de New Yorklu kadın dokuma işçilerinin direnişinin mücadele gününü kutluyor. 

    8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak hayatını kaybetmişti.

    Olaya ABD basınında neredeyse hiç yer verilmemiş, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı halktan gizlenmeye çalışılmıştı. Buna rağmen, işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştı.

    AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI 

    1900’lü yıllarda Amerikan sanayi işçileri çok ağır çalışma koşullarına sahipti. Böylesi zor koşullar altında New York’taki Triangle Gömlek Fabrikasında çıkan yangının ağır sonuçları oldu. Fabrikadaki yöneticilerin, işçilerin iş zamanlarını zapturapt altına almak amacıyla atölye kapılarını kilitli tutuyor olmaları facianın boyutunu artırdı. Yangında, 123’ü kadın olmak üzere 146 tekstil işçisi yaşamını yitirdi. Ölenlerin yarıya yakını fabrika binasının üst katlarından atlayarak düşme sonucu gerçekleşti.

    Olay, ABD ve dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırdı. Sonraki yıllarda kadın işçilerin mücadelesinde bir kilometre taşı olarak belleklerde yer etti. Facia sonrası hükümet ve yerel yönetimler çalışma yasalarında kısmı iyileştirmeler yapmak zorunda kaldılar.

    Bu olaydan 10 ay sonra, yine ABD’de dünya emekçi kadınlarının mücadelesinde derin izler bırakacak başka bir olay yaşandı. Bu, tarihe Ekmek ve Gül Grevi olarak geçen görkemli bir kadın direnişidir.

    CLARA ZETKİN’İN MÜCADELE GÜNÜ BELİRLEME ÇAĞRISI

    1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen İkinci Enternasyonal’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, bu konferansta yaptığı konuşmada kadınlar için bir mücadele günü belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Zetkin’in önerisi kabul edilmiş, her ülkenin sosyalist kadınlarının her yıl aynı gün, kendi ülkelerinin işçi sınıfı örgütleriyle mutabakat içinde bir kadınlar günü düzenlemesi kararlaştırılmıştı.

    Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

    Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.

    İLK EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 19 MART 1911

    Uluslararası anlamda ilk emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911’de düzenlendi. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gösterilere katılan on binlerce kadın seçme ve seçilme hakkının yanı sıra kadınlara iş ve mesleki eğitim verilmesi, çalışma alanlarında kadın-erkek eşitliği sağlanmasını talep etti.

    Bir kadın yazar, 1911’deki gösterileri şöyle yazmıştı:

    “İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bugün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken, kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.”

    Sonraki yıl Fransa, Hollanda ve İsveç de kadınların mücadele gününü kutlamaya başladı. Yapılan gösterilerde kadınların gündeminde her an patlak vermesi muhtemel olan dünya savaşı vardı.

    1913’te 8 Mart’ta düzenlenen kadınlar günü Rusya’da da kutlandı. Çarlık Rusyası şartlarında açık gösteri düzenlemenin neredeyse imkansızdı. Ancak birkaç yıl sonra devrim saflarında savaşacak öncü sosyalistler, kadınlar gününün gizli etkinliklerle kutlanmasını, iki yerel işçi gazetesinde günün anlam ve önemini anlatan yazılar yayınlanmasını sağladılar. Hatta bu yazılarda Clara Zetkin’in dayanışma duygularını ilettiği ifadelere yer verdiler.

    Bir kadın yazar 1920’de yazdığı bir yazıda, 1913’te gerçekleşen Rusya’daki ilk kadınlar günü kutlamasını şu sözlerle anlattı:

    “O karanlık yıllarda toplantı yapmak bile yasaktı. Fakat Petrograd’da partili kadınlar “Kadın Sorunu” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Bu illegal bir etkinlikti ama salon tıklım tıklım doluydu. Parti üyeleri konuşmalar yaptı. Fakat bu gizli toplantı polis baskını ile yarıda kesildi ve konuşmacıların çoğu tutuklandı. Bu etkinlik Çarlık baskısı altında yaşayan Rusya’daki kadınların Uluslararası Kadınlar Günü’ne katılımı ve desteği açısından önemliydi. Bu Çarlık hapishanelerinin, idam sehpalarının Rusya’daki işçilerin mücadele ruhunu öldüremeyeceğinin, Rusya’da bir şeylerin sarsılmakta olduğunun ilk işaretiydi.”

    NEDEN 8 MART?

    Pek çok ülkede kutlanacak bugün için ortak amaç ve ilkeler ortaya konmuş olsa da kesin bir tarih belirlenmemişti. Her yıl ilkbahar aylarında farklı tarihlerde kutlanan kadınlar gününün 8 Mart’ta kutlanması kararıysa 1921’de Moskova’da yapılan Üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alındı.

    Bu kararla 8 Mart 1857’de yaşamını yitiren 129 kadın işçinin ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen grevleri başlatan, “ekmek ve barış” sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.

    SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE 8 MART

    Ekim Devrimi’nin ardından Sovyetler Birliği’nde 8 Mart coşkuyla kutlanan bir mücadele gününe dönüşmüştü. Bununla birlikte kadınların sosyal ve siyasi yaşama katılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde pek çok düzenlemeye imza atılmıştı.

    Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihinin sabitlenmesi ile Sovyetler Birliği’nde ve daha sonra kurulan tüm sosyalist devletlerde bugün resmi tatil ilan edildi.

    İzleyen yıllarda kadınlar 8 Mart’larda ülke ve dünya gündemi ile gelişen olumsuzlukları da protestolarına konu etti. 1937’de İspanya’da kadınlar 8 Mart’ta kitlesel gösterilerle faşist Franco rejimini protesto etti.

    8 Mart 1943’te ise İtalya’da kadınlar Mussolini yönetimini hedef alan gösteriler yaptı.

    Tıpkı 1940’larda İkinci Dünya Savaşı’nda savaşmak üzere çocuklarını askere göndermek istemeyen Avrupalı kadınlar gibi, 1960’larda da ABD’li kadınlar Vietnam Savaşı’na oğullarını göndermek istemediklerini dile getirdi.

    BM 1977’DE KABUL ETTİ AMA…

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, kutlamaların başlamasından yıllar sonra, 1977 yılında kabul etti. Ancak BM, bugünü kadınların mücadele günü olarak göstermekten geri durdu. BM’nin ilgili kararında günün tarihçesine değinilmedi.

    TÜRKİYE’DE İLK KUTLAMA TKP’Lİ KADINLARDAN

    Türkiye’de ise 8 Mart ilk kez 1921 yılında Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesinin ardından Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınlar tarafından kutlandı. TKP’li kadınlar 8 Mart’ı “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlama kararı almıştı. 1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ilk kez yaygın olarak ve sokaklarda kutlamaya başladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi

    PİRHA- Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 1857’de New Yorklu kadın dokuma işçilerinin direnişinin mücadele gününü kutluyor.

    8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak hayatını kaybetmişti.

    Olaya ABD basınında neredeyse hiç yer verilmemiş, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı halktan gizlenmeye çalışılmıştı. Buna rağmen, işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştı.

    AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI 

    1900’lü yıllarda Amerikan sanayi işçileri çok ağır çalışma koşullarına sahiptir. Böylesi zor koşullar altında New York’taki Triangle Gömlek Fabrikasında çıkan yangının ağır sonuçları olur. Fabrikadaki yöneticilerin, işçilerin iş zamanlarını zapturapt altına almak amacıyla atölye kapılarını kilitli tutuyor olmaları facianın boyutunu artırır. Yangında, 123’ü kadın olmak üzere 146 tekstil işçisi ölür. Ölenlerin yarıya yakını fabrika binasının üst katlarından atlayarak düşme sonucu gerçekleşir.

    Olay, ABD ve dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırır. Sonraki yıllarda kadın işçilerin mücadelesinde bir kilometre taşı olarak belleklerde yer eder ve ayrı bir yere sahip olur. Facia sonrası hükümet ve yerel yönetimler çalışma yasalarında kısmı iyileştirmeler yapmak zorunda kalırlar.

    Bu olaydan 10 ay sonra, yine ABD’de dünya emekçi kadınlarının mücadelesinde derin izler bırakacak başka bir olay yaşanacaktır. Bu, tarihe Ekmek ve Gül Grevi olarak geçecek olan görkemli bir kadın direnişidir.

    CLARA ZETKİN’İN MÜCADELE GÜNÜ BELİRLEME ÇAĞRISI

    1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen İkinci Enternasyonal’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, bu konferansta yaptığı konuşmada kadınlar için bir mücadele günü belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Zetkin’in önerisi kabul edilmiş, her ülkenin sosyalist kadınlarının her yıl aynı gün, kendi ülkelerinin işçi sınıfı örgütleriyle mutabakat içinde bir kadınlar günü düzenlemesi kararlaştırılmıştı.

    Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

    Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.

    İLK EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 19 MART 1911

    Uluslararası anlamda ilk emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911’de düzenlendi. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gösterilere katılan on binlerce kadın seçme ve seçilme hakkının yanı sıra kadınlara iş ve mesleki eğitim verilmesi, çalışma alanlarında kadın-erkek eşitliği sağlanmasını talep etti.

    Bir kadın yazar, 1911’deki gösterileri şöyle yazmıştı:

    “İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bugün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.”

    Sonraki yıl Fransa, Hollanda ve İsveç de kadınların mücadele gününü kutlamaya başladı. Yapılan gösterilerde kadınların gündeminde her an patlak vermesi muhtemel olan dünya savaşı vardı.

    1913’te 8 Mart’ta düzenlenen kadınlar günü Rusya’da da kutlandı. Çarlık Rusyası şartlarında açık gösteri düzenlemenin neredeyse imkansızdı. Ancak birkaç yıl sonra devrim saflarında savaşacak öncü sosyalistler, kadınlar gününün gizli etkinliklerle kutlanmasını, iki yerel işçi gazetesinde günün anlam ve önemini anlatan yazılar yayınlanmasını sağladılar. Hatta bu yazılarda Clara Zetkin’in dayanışma duygularını ilettiği ifadelere yer verdiler.

    Bir kadın yazar 1920’de yazdığı bir yazıda, 1913’te gerçekleşen Rusya’daki ilk kadınlar günü kutlamasını şu sözlerle anlattı:

    “O karanlık yıllarda toplantı yapmak bile yasaktı. Fakat Petrograd’da partili kadınlar “Kadın Sorunu” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Bu illegal bir etkinlikti ama salon tıklım tıklım doluydu. Parti üyeleri konuşmalar yaptı. Fakat bu gizli toplantı polis baskını ile yarıda kesildi ve konuşmacıların çoğu tutuklandı. Bu etkinlik Çarlık baskısı altında yaşayan Rusya’daki kadınların Uluslararası Kadınlar Günü’ne katılımı ve desteği açısından önemliydi. Bu Çarlık hapishanelerinin, idam sehpalarının Rusya’daki işçilerin mücadele ruhunu öldüremeyeceğinin, Rusya’da bir şeylerin sarsılmakta olduğunun ilk işaretiydi.”

    NEDEN 8 MART?

    Pek çok ülkede kutlanacak bugün için ortak amaç ve ilkeler ortaya konmuş olsa da kesin bir tarih belirlenmemişti. Her yıl ilkbahar aylarında farklı tarihlerde kutlanan kadınlar gününün 8 Mart’ta kutlanması kararıysa 1921’de Moskova’da yapılan Üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alındı.

    Bu kararla 8 Mart 1857’de yaşamını yitiren 129 kadın işçinin ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen grevleri başlatan, “ekmek ve barış” sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.

    SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE 8 MART

    Ekim Devrimi’nin ardından Sovyetler Birliği’nde 8 Mart coşkuyla kutlanan bir mücadele gününe dönüşmüştü. Bununla birlikte kadınların sosyal ve siyasi yaşama katılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde pek çok düzenlemeye imza atılmıştı.

    Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihinin sabitlenmesi ile Sovyetler Birliği’nde ve daha sonra kurulan tüm sosyalist devletlerde bugün resmi tatil ilan edildi.

    İzleyen yıllarda kadınlar 8 Mart’larda ülke ve dünya gündemi ile gelişen olumsuzlukları da protestolarına konu etti. 1937’de İspanya’da kadınlar 8 Mart’ta kitlesel gösterilerle faşist Franco rejimini protesto etti.

    8 Mart 1943’te ise İtalya’da kadınlar Mussolini yönetimini hedef alan gösteriler yaptı.

    Tıpkı 1940’larda İkinci Dünya Savaşı’nda savaşmak üzere çocuklarını askere göndermek istemeyen Avrupalı kadınlar gibi, 1960’larda da ABD’li kadınlar Vietnam Savaşı’na oğullarını göndermek istemediklerini dile getirdi.

    BM 1977’DE KABUL ETTİ AMA…

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, kutlamaların başlamasından yıllar sonra, 1977 yılında kabul etti. Ancak BM, bugünü kadınların mücadele günü olarak göstermekten geri durdu. BM’nin ilgili kararında günün tarihçesine değinilmedi.

    TÜRKİYE’DE İLK KUTLAMA TKP’Lİ KADINLARDAN

    Türkiye’de ise 8 Mart ilk kez 1921 yılında Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesinin ardından Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınlar tarafından kutlandı. TKP’li kadınlar 8 Mart’ı “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlama kararı almıştı. 1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ilk kez yaygın olarak ve sokaklarda kutlamaya başladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihçesi

    PİRHA- Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Dünyanın dört bir yanında binlerce kadın, 1857’de New Yorklu kadın dokuma işçilerinin direnişinin ve 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen Petrogradlı kadın emekçilerin mücadele gününü kutluyor.

    8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik iş gününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı. 40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti. Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak hayatını kaybetmişti.

    Olaya ABD basınında neredeyse hiç yer verilmemiş, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı halktan gizlenmeye çalışılmıştı. Buna rağmen, işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştı.

    AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI 

    1900’lü yıllarda Amerikan sanayi işçileri çok ağır çalışma koşullarına sahiptir. Böylesi zor koşullar altında New York’taki Triangle Gömlek Fabrikasında çıkan yangının ağır sonuçları olur. Fabrikadaki yöneticilerin, işçilerin iş zamanlarını zapturapt altına almak amacıyla atölye kapılarını kilitli tutuyor olmaları facianın boyutunu artırır. Yangında, 123’ü kadın olmak üzere 146 tekstil işçisi ölür. Ölenlerin yarıya yakını fabrika binasının üst katlarından atlayarak düşme sonucu gerçekleşir.

    Olay, ABD ve dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırır. Sonraki yıllarda kadın işçilerin mücadelesinde bir kilometre taşı olarak belleklerde yer eder ve ayrı bir yere sahip olur. Facia sonrası hükümet ve yerel yönetimler çalışma yasalarında kısmı iyileştirmeler yapmak zorunda kalırlar.

    Bu olaydan 10 ay sonra, yine ABD’de dünya emekçi kadınlarının mücadelesinde derin izler bırakacak başka bir olay yaşanacaktır. Bu, tarihe Ekmek ve Gül Grevi olarak geçecek olan görkemli bir kadın direnişidir.

    CLARA ZETKİN’İN MÜCADELE GÜNÜ BELİRLEME ÇAĞRISI

    1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen İkinci Enternasyonal’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, bu konferansta yaptığı konuşmada kadınlar için bir mücadele günü belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Zetkin’in önerisi kabul edilmiş, her ülkenin sosyalist kadınlarının her yıl aynı gün, kendi ülkelerinin işçi sınıfı örgütleriyle mutabakat içinde bir kadınlar günü düzenlemesi kararlaştırılmıştı.

    Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

    Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.

    İLK EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 19 MART 1911

    Uluslararası anlamda ilk emekçi kadınlar günü 19 Mart 1911’de düzenlendi. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de gösterilere katılan on binlerce kadın seçme ve seçilme hakkının yanı sıra kadınlara iş ve mesleki eğitim verilmesi, çalışma alanlarında kadın-erkek eşitliği sağlanmasını talep etti.

    Bir kadın yazar, 1911’deki gösterileri şöyle yazmıştı:

    “İlk Uluslararası Kadınlar Günü 1911’de gerçekleştirildi. Başarısı, beklenenin çok üstündeydi. Her yerde toplantılar düzenlendi. Küçük yerleşimlerde, hatta köylerde bile salonlar öyle tıklım tıklımdı ki kadınlar toplantılara katılan erkeklerden kendilerine yer vermelerini istedi. Bugün kesinlikle çalışan kadının ne kadar militan olduğunun ilk göstergesi oldu. Erkekler evde çocuklarıyla kalırken kadınlar toplantılara koştu. Hatta o gün yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı sokak gösterilerinde polis pankartları toplamaya karar vermişti, ancak kadınlar polise direndi.”

    Sonraki yıl Fransa, Hollanda ve İsveç de kadınların mücadele gününü kutlamaya başladı. Yapılan gösterilerde kadınların gündeminde her an patlak vermesi muhtemel olan dünya savaşı vardı.

    1913’te 8 Mart’ta düzenlenen kadınlar günü Rusya’da da kutlandı. Çarlık Rusyası şartlarında açık gösteri düzenlemenin neredeyse imkansızdı. Ancak birkaç yıl sonra devrim saflarında savaşacak öncü sosyalistler, kadınlar gününün gizli etkinliklerle kutlanmasını, iki yerel işçi gazetesinde günün anlam ve önemini anlatan yazılar yayınlanmasını sağladılar. Hatta bu yazılarda Clara Zetkin’in dayanışma duygularını ilettiği ifadelere yer verdiler.

    Bir kadın yazar 1920’de yazdığı bir yazıda, 1913’te gerçekleşen Rusya’daki ilk kadınlar günü kutlamasını şu sözlerle anlattı:

    “O karanlık yıllarda toplantı yapmak bile yasaktı. Fakat Petrograd’da partili kadınlar “Kadın Sorunu” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Bu illegal bir etkinlikti ama salon tıklım tıklım doluydu. Parti üyeleri konuşmalar yaptı. Fakat bu gizli toplantı polis baskını ile yarıda kesildi ve konuşmacıların çoğu tutuklandı. Bu etkinlik Çarlık baskısı altında yaşayan Rusya’daki kadınların Uluslararası Kadınlar Günü’ne katılımı ve desteği açısından önemliydi. Bu Çarlık hapishanelerinin, idam sehpalarının Rusya’daki işçilerin mücadele ruhunu öldüremeyeceğinin, Rusya’da bir şeylerin sarsılmakta olduğunun ilk işaretiydi.”

    NEDEN 8 MART?

    Pek çok ülkede kutlanacak bugün için ortak amaç ve ilkeler ortaya konmuş olsa da kesin bir tarih belirlenmemişti. Her yıl ilkbahar aylarında farklı tarihlerde kutlanan kadınlar gününün 8 Mart’ta kutlanması kararıysa 1921’de Moskova’da yapılan Üçüncü Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda alındı.

    Bu kararla 8 Mart 1857’de yaşamını yitiren 129 kadın işçinin ve 8 Mart 1917’de Şubat Devrimi’nin fitilini ateşleyen grevleri başlatan, “ekmek ve barış” sloganıyla sokaklara dökülen Petrogradlı dokuma işçisi kadınların anısına 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.

    SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE 8 MART

    Ekim Devrimi’nin ardından Sovyetler Birliği’nde 8 Mart coşkuyla kutlanan bir mücadele gününe dönüşmüştü. Bununla birlikte kadınların sosyal ve siyasi yaşama katılması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde pek çok düzenlemeye imza atılmıştı.

    Emekçi Kadınlar Günü’nün tarihinin sabitlenmesi ile Sovyetler Birliği’nde ve daha sonra kurulan tüm sosyalist devletlerde bugün resmi tatil ilan edildi.

    İzleyen yıllarda kadınlar 8 Mart’larda ülke ve dünya gündemi ile gelişen olumsuzlukları da protestolarına konu etti. 1937’de İspanya’da kadınlar 8 Mart’ta kitlesel gösterilerle faşist Franco rejimini protesto etti.

    8 Mart 1943’te ise İtalya’da kadınlar Mussolini yönetimini hedef alan gösteriler yaptı.

    Tıpkı 1940’larda İkinci Dünya Savaşı’nda savaşmak üzere çocuklarını askere göndermek istemeyen Avrupalı kadınlar gibi, 1960’larda da ABD’li kadınlar Vietnam Savaşı’na oğullarını göndermek istemediklerini dile getirdi.

    BM 1977’DE KABUL ETTİ AMA…

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, kutlamaların başlamasından yıllar sonra, 1977 yılında kabul etti. Ancak BM, bugünü kadınların mücadele günü olarak göstermekten geri durdu. BM’nin ilgili kararında günün tarihçesine değinilmedi.

    TÜRKİYE’DE İLK KUTLAMA TKP’Lİ KADINLARDAN

    Türkiye’de ise 8 Mart ilk kez 1921 yılında Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesinin ardından Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınlar tarafından kutlandı. TKP’li kadınlar 8 Mart’ı “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlama kararı almıştı. 1975 yılında kurulan İlerici Kadınlar Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü ilk kez yaygın olarak ve sokaklarda kutlamaya başladı.

    PİRHA/İSTANBUL