Etiket: tarihi çağrı

  • Yüksel Mutlu: Sürecin toplumsallaştırılması gerekiyor!-VİDEO

    Yüksel Mutlu: Sürecin toplumsallaştırılması gerekiyor!-VİDEO

    PİRHA- PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıya ilişkin konuşan Yüksel Mutlu, “Öcalan mesajında ülkede eşit yurttaşlığın nasıl olması gerektiğinin şifresini veriyor. Kadınların, sol, sosyalist güçlerin, demokrasi çevrelerinin, çatışmadan yana olmayan, Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesini isteyen herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor” diyerek bu süreci barış sürecine dönüşmek için en önemli görevin kadınlara düştüğüne vurgu yaptı.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı tartışılmaya devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ULUS DEVLET İDEOLOJİSİNİN PANZEHİRİ DEMOKRATİK ULUS”

    27 Şubat’ta ‘Asrın Çağrısı’ olarak da ifade edilebilecek bir çağrı ile Abdullah Öcalan’ın yeni bir süreç başlattığını belirten Yüksel Mutlu, “Sayın Öcalan’ın gönderdiği mesajda aslında içeride okunduğunda çok önemli belirlemeler de bulunuyor. Bunlardan en temel olanı aslında mektupta da ifade edildiği gibi ulus devlet çizgisinin, ulus devleti ideolojisinin ülkeyi ne hale getirdiğini ve bugüne kadar yaşadığımız bu trajedilerin, acıların, zorlukların, savaşın çatışma halinin, birbirini kabul etmeme durumunun tekçiliğe dayandığını ifade ediyor. Bunun panzehrinin de demokratik ulus olduğunu ifade ediyor. Öcalan, ülkede herkes birbirini inançlar olarak, kültürler olarak, dinler olarak kabul etmelidir diyor ve bunun şifresini veriyor mesajda. Sadece Kürtlere değil hepimize bir mesaj veriyor o da şu; bundan sonraki sürecin zorlu geçeceğine ama aynı zamanda bu süreci bizlerin çok güçlü bir şekilde emekle büyüterek topluma yaymak, barışı toplumsallaştırma gibi bir ödevimiz olduğunu önümüze koyuyor” diye konuştu.

    “SÜRECİN İYİ ANLAŞILMASI VE ÜZERİNE ÇOK DÜŞÜRÜLMESİ GEREKİYOR”

    Yapılan çağrının tüm toplumsal kesimlere anlatılması gerektiğini belirten Mutlu, “Bir mesaj geldi ona iktidar ya da devlet cevap versin, taraflar kendi aralarında görüşsün ve sorunlar çözülsün, hiçbir dünya çözümünde bu olamaz. Siz süreci toplumsallaştırıp, tüm kesimlere, inanç kesimlerine, Alevilere, Kürtlere, Süryanilere, din alimlerine, toplumun farklı etnik kökenlerine bunu anlatmazsanız, süreç sahiplenilmez. Çünkü muktedirlerin bir algı operasyonu söz konusu. Bu sürecin lehimize dönmesi için sürecin iyi anlaşılması ve üzerine çok düşünülmesi gerekiyor” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİSİNİN GELİŞMESİNİ İSTEYEN HERKESİN BU SÜRECE DESTEK VERMESİ GEREKİYOR”

    Bu süreci, barış sürecine dönüştürmek için özellikle kadınlara önemli görev düştüğünü belirten Yüksel Mutlu, şunları söyledi:

    ” DEM Parti halklar ve İnançlar Komisyon olarak Aleviler’le buluşmalar gerçekleştiriyoruz ve bu buluşmalarda Aleviler bize soruyorlar ‘barış meselesinde Aleviler ne yapacak?’ diye. ‘Barış meselesinde Süryanilere düşen ne? Kadınlar ne yapmalı?’ diye soruluyor. Bütün bunları toplumla paylaşıyoruz, anlatıyoruz ve barış sürecine her birimizin içtenlikle inanması gerekiyor.

    Bu ülkedeki yoksulluk, kadına yönelik şiddet, mutsuzluk hali, geleceksiz bir gençlik, doğanın tahribatı gibi yaşadığımız sorunlar barışı olmadığı takdirde daha da derinleşerek devam edecek. Sayın Öcalan’ın gönderdiği mesaj Türkiye toplumu için hayati önemde. Kadınlar için çok önemli. Kadınların, sol, sosyalist güçlerin, demokrasi çevrelerinin, çatışmadan yana olmayan, Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesini isteyen herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor. Biz olumlu bir süreç olarak görüyoruz, böyle değerlendiriyoruz. Bu kapsamda DEM Parti olarak 101 merkezde bu süreci topluma, halka anlatmak için toplantılar gerçekleştiriyoruz. Ama her şeyden önce yapmamız gereken kadınlar olarak yeni süreci daha çok emek vermek, daha çok çalışmak, daha çok mücadele etmek.”

    “İKTİDARIN SAVAŞ DİLİ KURMASI BU SÜRECİ ZORA SOKABİLİR”

    Kürtler, Aleviler ve tüm farklılıkların eşit yurttaş olabilmeleri gerektiğine vurgu yapan Yüksel Mutlu, şu ifadeleri kaydetti:

    “Tabii bu sürecin neye evrileceği bir yandan da soru işareti. Sürecin tek tarafı yok, diğer tarafı da iktidar ve devlet. Çağrıdan sonra iktidar ve devletin ne yapacağını görmek lazım, onların atacağı adıma bakmak lazım, ona göre karar vermek lazım. Biz zaten DEM Parti olarak, kadınlar olarak çalışmalarımızı, mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu sürecin barış sürecine doğru evrilmesini, diyalog sürecine doğru evrilmesini temenni ediyoruz, bunun için çalışıyoruz, toplumun her kesimine anlatıyoruz.”

    “BU ÜLKEDE KAN AKMASINI İSTEMİYORUZ”

    Barış sürecinin kolay bir süreç olmadığını belirten Mutlu, “Bir açıklamayla olmuyor. İktidarın savaş dili kurması bu süreci zora sokabilir. O nedenle herkesin diline dikkat etmesi gerekiyor. Bu çalışmayı yürütecek olan tarafların eşit koşullarda olması lazım, şu an eşit koşullar görünmüyor. Öncelikle Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması ve koşullarının yerine getirilmesi gerekiyor. Biz gençlerin bu ülkede yaşamlarını yitirmesini istemiyoruz, bu ülkede kan akmasını istemiyoruz ve onun içinde barış demeye ediyoruz” diye konuştu.

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • DEM Parti, AKP ve MHP ile görüştü: Sorumluluk iktidara düşüyor-VİDEO

    DEM Parti, AKP ve MHP ile görüştü: Sorumluluk iktidara düşüyor-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin AKP ve MHP ile yaptığı görüşmelerde çağrının detaylarına ilişkin konuştuklarını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Her iki partiyle de barışın hukukunu konuştuk” dedi. Tülay Hatimoğulları ise Newroz planlamasıyla ilgili PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan Newroz’da okunmak üzere ya da gösterilmek üzere bir mesaj beklediklerini ilgililere ilettiklerini vurgulayarak, “Somut bir adım bekliyoruz” dedi.

    Video eklenecek…

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası siyasi partilerle yaplan görüşmelere dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    “ADIMLARIN ATILMASINI GEREKTİĞİNİ ANLATTIK”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, AKP ve MHP görüşmesine dair konuştu. Bakırhan, şunları söyledi:

    “Bugüne kadar 101 büyük merkezli halk toplantıları aldık toplumun örgütlü diğer dinamikleriyle görüştük. Bu görüşmelerde elde ettiğimiz bilgileri bulguları da her iki partiyle de paylaştık. Yapmış olduğumuz görüşmelerde, gezilerde halkın ortaya koymuş olduğu düşüncelerde demokrasi ve hukuki adımların atılması en öncelikli talepler ve sorulardı. Bunu da görüştüğümüz partilere ilettik. İnsanlar güven ve güvencenin sağlanması konusunda çok yoğun talepler ileri sürdüler. Biz de bu sürecin selametle yürümesi için güven verici adımların sürecin ilerlemesine uygun gereklerin yerine getirilmesi gerektiğini her iki partiyle de paylaştık. Adımların atılması halinde hem küresel hem bölgesel düzeyde karşı karşıya kaldığı risklerden çok kolaylıkla çok rahatlıkla korunabileceğini belirttik. Bu meseleleri tartıştık.

    SAYIN ÖCALAN’IN ÇALIŞMA VE İLETİŞİM KOŞULLARININ DÜZENLENEBİLECEĞİNİ SÖYLEDİK

    Bu sürecin rahat bir şekilde yürümesi için bazı gereklilikleri anlatırken, Sayın Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarının düzenlenebileceğini söyledik. Bu daha önce parlamentoda bulunan siyasi partilerin vermiş olduğu kayyım yasa tasarısının Meclis Başkanı tarafından gündeme alınabileceğini, iyi niyet gerekleri olarak bunları söyledik. Demokratik adımların atılması için bir hazırlığın ve çalışmanın yapılması gerektiğini belirttik. Suriye’de kalıcı barış için kendi etkisini kullanmasının aynı zamanda buradaki sürece de katkı sunacağını belirttik. Tarihsel bir süreç içerisinde olduğumuzu ve yapılması gerekenlerin belli olduğunu, iktidarın da muhalefetin de bizlerin de yapılması gerekenler konusunda ödevlerimiz üzerinde durduk. Bunları ilettik.

    KOBANÊ’DEKİ 7 ÇOCUK MU GÜVENLİK TEHDİDİDİR?

    Biz barış umudunu büyütmek için bu turları yaparken, sabah çok üzücü haberlerle uyandık. 7’si i çocuk 9 kişinin yaşamını yitirdiği Kobanê’deki saldırıyı hep birlikte izledik. Bu saldırıyı kınıyoruz. Öfkemiz büyük. Büyük üzüntü içerisindeyiz. Bu ve benzeri saldırıların hem Suriye’de hem de burada yürüyen süreçlere çok büyük zarar verebileceğini belirtmek istiyoruz. Daha önce Sayın Öcalan ile de yapılan görüşmelerde yine en son bizim yaptığımız görüşmede de Sayın Erdoğan’ın da ısrarla altını çizdiği bir mesele vardı. Her ikisi de sabotajlara dikkat çekmişti. Siz de bunları takip ettiniz. Bu sabotajlar kim tarafından yapılmışsa açığa çıkarılması gerekiyor. Bu sabotajları yapanların, bu sabotajların emrini verenlerin bir an önce açığa çıkarılması gerekiyor. Güvenlik tehdidi diyenlere de bir çağrı yapmak istiyor ve soruyoruz; Kobanê’deki 7 çocuk mu güvenlik tehdididir? Kobanê’de 7 çocuğun katledilmesi mi bu güvenlik tehdidini ortadan kaldıracak? Bu katliamı kabul etmiyoruz. Bu katliam konusunda dahli olan, emir veren, bunu yapan, yaptıran kişilerin ve kurumların kim olduğunun açığa çıkarılması gerekiyor. Bu, öyle sıradan bir saldırı değil. Roboskî’deki provokasyon ve katliam neyse, bir süreç yürürken Paris katliamı neyse, bu da aynı derecede bir katliamdır. Bunların bu sürece bir yararı, bir katkısı yok. Bunlar, süreci provoke eden yaklaşımlardır ve bundan vazgeçilmesi gerekir.

    BARIŞ, BU TÜR PROVOKASYONLARLA SINANMAMALIDIR

    Sayın Erdoğan bir konuşmasında, bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı en üst seviyede tedbir alacağız demişti. Aynen kendi söylediklerini tekrar ettim. Buradan Sayın Erdoğan’a beklentimizi iletmek istiyorum. Bu sabotaj bir an önce açığa çıkarılmalı, failleri bulunmalıdır. Yargılanmalıdır. Barış, bu tür provokasyonlarla sınanmamalıdır. Biz de çok iyi biliyorduk, bu süreç çeşitli sabotaj ve provokasyonlarla sınanacaktır ama bunun karşısında güçlü bir irade, açık, duru, sade bir duruş ortaya koymak en başta iktidarın, muhalefetin, hepimizin görev ve sorumluluklarıdır.

    Bir sürü engel aştık, bir sürü olumlu olumsuz tartışmayı geçtik. Sürecin en önemli aşamasını, bütün hassasiyetimizle, bütün dikkatimiz ve ortak çabamızla bir noktaya getirdik.

    İKTİDAR SORUMLU DAVRANMALI

    Asıl sorumluluk burada iktidara düşüyor. Kobanê’de yapılması, burada iktidarın rolünü azaltmıyor; aksine hem uluslararası kamuoyunda ve basında hem de yerel güçlerden ve Kobanê’de yaşayan insanlardan bize gelen bilgiler, yapılan haberlerde de işaret edilenin ne olduğunu, kim olduğunu açığa çıkarıyor. İktidar sorumlu davranmalı, üzerine düşen sorumluluğunu bu meselede yerine getirmelidir.

    Bu meseleye 85 milyonun umudunu bağladığını hepimizin umutlandığı ve hâlâ umutlu olduğu bir yere ve barışa evriltmeye çalıştığımız süreç önünde kara bir tablo ve girişim olarak kalmamalıdır. Şimdi artık oyalama, sağa sola çekme zamanı değil; adım atma, bu sürece sahip çıkma sürecidir diyoruz. Türkiye’de yürüyen bu sürecin 85 milyona katkı sağlayacağını, barışın 85 milyon insanın yararına olacağını bir kez daha belirtiyorum. Bu konuda herkesin sorumlu bir dille, pratikle üzerine düşen sorumlulukları layıkıyla yerine getirmeli.”

    İMRALI’YA GİDİŞ

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tülay Hatimoğulları, “İmralı’ya gidişle ilgili birkaç gün içinde bir program netleşecek. Şu an için bir başvurumuz yok. Birkaç gün içerisinde bu planlama sizlere de duyurulur zaten” dedi.

    “OPERASYON DEVAM EDİYOR”

    Newroz planlamasıyla ilgili PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan Newroz’da okunmak üzere ya da gösterilmek üzere bir mesaj beklediklerini ilgililere ilettiklerini vurgulayan Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu konuyu biz hep beraber, sizler basın emektarları da gayet yakından takip ediyorsunuz. Şu an sınır ötesi operasyonların bir kısmı hâlâ devam ediyor. Bir güvenlik meselesi olarak ifade ediyorlar. Güvenlik ortamının sağlanması, güvenlik konusunda kaygı duyulmayacak koşulların sağlanması ile birlikte PKK’nin kendi çağrısını, kongre çağrısını yapacağını biz de kamuoyuna yaptıkları açıklamalardan izledik. Sayın Öcalan’ın kongrede üstleneceği rol ile ilgili hem kendi örgütünün hem de kendisinin yaptığı açıklamalar çok paralel. Kendisi 27 Şubat’taki açıklamada çok açık ifade etti. Kongreyi toplayabilecek ve bu kararı aldırabilecek güce sahip olan benim, demişti bize. Bunun için de kendi örgütüyle iletişim kanallarının açılması, kendi örgütüne kongreyi toplayabileceği bir zeminin oluşması bakımından koşullarının bu anlamıyla oluşturulması ve önünün açılması gerekiyor. Henüz bu konuda bizim bilgimiz dahilinde atılmış somut bir adım yok.

    NET BİR YANIT ALAMADIK

    Kayyım yasasıyla ilgili geçmiş dönemde de bu konudaki görüşlerimiz çok açık ve net. OHAL döneminde iflas edilmiş bir kanuna dayanılarak ve aslında Anayasa’da karşılığı olmayan bir kanuna dayanılarak bugüne kadar kayyım atamaları gerçekleşti. Elbette biz bu konudaki görüşlerimizi her iki siyasi partiyle de bugün görüştüğümüz hem AKP hem de MHP ile bu Türkiye’nin demokratikleşmesi bağlamında kayyım konusu da gündem konularından biriydi. Bununla ilgili biz elbette net bir yanıt aldık diyemem kendilerinden. Ama demokratikleşme konusunda her iki parti bazı adımları atılmasıyla ilgili fikirlerini beyan ettiler.

    DEVLETE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR

    PKK’nin, silahların biran önce susması güvenliğin tesis edilmesiyle ilgili verdikleri genel bir mesaj oldu. Bu anlamıyla net bir takvim açıklama ya da net bir planlama zaten bizlerin yapacağı bir şey değil. Bu ne DEM Parti’nin ne AKP’nin tek başına ne de MHP’nin. Bunun ötesinde başta AKP’ye elbette görev ve sorumluluklar düşer. Yürütmedir. Burada Sayın Cumhurbaşkanının yürütmenin başı olarak kendisinin bu konuda söyleyecekleri çok önemlidir. Bunların ne olduğunu biz bilmiyoruz. Burada elbette devlete çok önemli görevler düşmektedir. Bu konuda devletten ve yürütmenin başı olan Sayın Cumhurbaşkanı ve yürütmenin bu konuda pozitif adım atılmasını beklemekteyiz.

    NEWROZ İÇİN MESAJ TALEBİ

    Newroz planlamasıyla ilgili Sayın Abdullah Öcalan’dan Newroz’da okunmak üzere ya da gösterilmek üzere bir mesaj beklediğimizi kendilerine iletmiş olduk. Somut bir adım atılmasını bekliyoruz. Sayın Öcalan’ın mesajının Newroz’da paylaşılması; atılan bu adımın, yapılan bu çağrının somut olarak bir karşılık bulması anlamında da destek sağlayacaktır. Bu zeminin yani barışın toplumsallaşması bağlamında önemli bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. O yüzden de çok önemsiyoruz bu mesajı. Bu mesajla ilgili taleplerimizi yetkililere ilettik. Ümit ediyoruz bunun karşılığını pozitif bir şekilde alırız. Önümüzdeki günlerde bunu göreceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tuncer Bakırhan: Yeni dönem yol haritasını belirleyeceğiz

    Tuncer Bakırhan: Yeni dönem yol haritasını belirleyeceğiz

    PİRHA- Tuncer Bakırhan, DEM Parti PM ve il eş başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantı öncesi konuştu. Bakırhan, “Yeni dönem aynı zamanda bir değişim ve dönüşüm dönemi olacak. Bu değişim dönüşüm ve önümüzdeki yol haritasını da bugün PM’miz ile birlikte tartışarak belirleyeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) yetkili kurulları, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası toplanma kararı aldı. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, partisinin Balgat’ta bulunan genel merkezinde Parti Meclisi (PM) ve il eş başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantı öncesi konuştu.

    Bakırhan, “Yeniden yapılandırma, dönüştürme çağrısı yaptı. Yeni araç-gereçlerle demokratik bir zeminde sürecin gelişmesi gerektiğine dair bir çağrıydı. Önemliydi. 50 yıldır süren çatışma zemininden çıkılmasını ve demokratik bir zeminde sorunların diyalog ve müzakereyle tartışılarak çözülmesine dönük bu çağrı önemliydi, olumluydu. Çağrı yapıldığı andan itibaren hem ulusal ve uluslararası kamuoyu tarafından yakinen takip edildi. Çatışmaların sürdüğü coğrafyamızda çatışmasız, şiddetsiz, savaşsız bir sürecin işaret edilmesi çok değerlidir, kıymetlidir önemlidir” dedi.

    “YENİ DÖNEM BİR DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM DÖNEMİ OLACAK”

    Çağrıyı çok anlamlı bulduklarının altını çizen Bakırhan, şöyle devam etti:

    “Biz de bu çağrıya çok büyük anlam ve kıymet biçtik. Çağrının ismi de çok önemliydi. İsmi içeriğinden fazlasını anlatan başlıktaydı. Başlık ‘barış ve demokratik toplum’ çağrısıydı. Biz de bu çağrıdan sonra ilk toplantımızı yapıyoruz. Çünkü çağrı aynı zamanda bir değişimi, dönüşümü sadece iktidarın önüne koymuyor, aynı zamanda siyasi partilerin, bizim, hepimizin önüne koyuyor. Yeni dönem aynı zamanda bir değişim ve dönüşüm dönemi olacak. Bu değişim dönüşüm ve önümüzdeki yol haritasını da bugün PM’miz ile birlikte tartışarak belirleyeceğiz.

    “ÇAĞRININ SOMUT BİR ADIMA DÖNÜŞMESİ İÇİN SİYASİ VE HUKUKİ DÜZENLEMELER KAÇINILMAZ”

    Çağrının somut bir adıma dönüşmesi için siyasi ve hukuki düzenlemeler kaçınılmazdır. Bir an önce hayata geçirilmelidir, ertelenmemelidir. Umarım önümüzdeki günlerde Meclis de bir yol alır ve bu çağrıya uygun düzenlemeleri yapar. Hep diyorduk ya yeni bir hikayeye ihtiyaç var diye.  Bu sürece engel olmak Türkiye haklarına yapılacak en büyük kötülüktür. Halkların ortak geleceğini esas alan bir çağrı alkışlanır, heyecanlandırır.  Bu süreç heba edilecek bir süreç değildir, kağıt üzerinde bırakılmamalıdır. Çağrı yenme ve yenilme çağrısı değildir. Kimsenin yendiği ya da yenildiği yok. Bunu buradan çıkarıp ülkenin kazanacağı bir şekilde düşünmek lazım. Çözümü Kürtlere lütuf, Türklere zül olarak görmemek gerekiyor.

    “DEVLET NE YAPACAK, ÇÖZÜM PROJELERİ NEDİR?”

    “Sayın Öcalan çağrısını yaptı. Peki iktidar, devlet ne yapacak, çözüm projeleri nedir?” diyen Bakırhan, “Bu soru orta yerde duruyor. O konuda da toplumun, bizlerin beklentisi var. Şimdi yanıt iktidar ve devletin kendisindedir. Bir kandırmaca süreci değilse, klişe şekilde muhataplarına hitap eden dilin değiştirilmesi gerekmektedir. Bahçeli’nin dün açıkladığı ‘Çağrıyı kundaklamaya izin vermeyeceğiz’ sözlerini değerli buluyoruz” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Selahattin Demirtaş’tan Öcalan’ın çağrısıyla ilgili yazı: Barışın yanında olalım

    Selahattin Demirtaş’tan Öcalan’ın çağrısıyla ilgili yazı: Barışın yanında olalım

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına dair, “Hepimiz barışın yanında olalım. Ben barışın yanındayım, başarana kadar” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi çağrısına dair Gazete Duvar’a yazdı. “Barışın yanında olalım” başlıklı yazısında Demirtaş, “Savaş, silah, şiddet, terör, kan, gözyaşı, ölüm ve yıkım bitsin isteniyor kardeşlerim, hepsi bu kadar. Tabii gerekli tüm hukuki ve siyasi alt yapının TBMM zemininde oluşturulması kaydıyla” dedi.

    “KALICI BARIŞA ANCAK TOPLUMUN ÇOĞUNLUĞUNUN GÜVEN DUYACAĞI BİR SÜREÇLE ULAŞILABİLİR”

    Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yayımlanan yazısında şu ifadelere yer verdi:

    “Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan’ın merkezinde oldukları yeni arayış, Ramazan ayına girerken ilk meyvesini verdi. Her biri, temsil ettikleri kesimlerin en güçlü isimleri olan bu liderlere çok güvenen de var, güvenmeyip kaygı duyanlar da.

    Elbette her iki kesimin de haklı gerekçeleri var, bunu kimse inkar edemez. Zaten barışın zorluğu tam da bu noktadadır; kalıcı barışa ancak toplumun çoğunluğunun güven duyacağı, inanacağı ve yürekten destekleyeceği bir süreçle ulaşılabilir. Bir başka zorluk da ulusal, bölgesel ve küresel çıkar gruplarının savaşa endeksli her türlü kazanımını, konforunu ve çıkarını kaybetme telaşıyla yapılacak provokasyonlardır.

    “HERKESİN SORUNLARIN AŞILMASI İÇİN ELİNDEN GELEN GAYRETİ GÖSTERMESİ GEREKİR”

    Bu zorlukları aşmak kolay olmasa da imkansız değil. Öncelikle barışa inanan, barışı isteyen herkesin tüm iyi niyetiyle bu sorunların aşılması için elinden gelen gayreti göstermesi gerekir. Bu noktada, akla haklı bir soru gelebilir: ‘Tamam, elimizden geleni yapalım da ne olduğunu, ne yapılmak istendiğini bilmiyoruz ki.’ Ne yapılmak istendiğini, ben anlatmaya çalışayım.

    Savaş, silah, şiddet, terör, kan, gözyaşı, ölüm ve yıkım bitsin isteniyor kardeşlerim, hepsi bu kadar. BİTSİN İSTENİYOR! Tabii gerekli tüm hukuki ve siyasi alt yapının TBMM zemininde oluşturulması kaydıyla.

    ‘Bu benim için yeterli değil’ diyenlere şunları söyleyeyim:

    * Değerli kardeşim, silahı ellerinde tutanlar artık savaşı bitirmeye karar veriyorsa sen bunun tam olarak neyinden rahatsız oluyorsun?

    * Yola siyasi, sivil mücadeleyle devam edilecekse kendine güvenmiyor musun? PKK veya devletin silahına güvenerek siyaset yapıyorsan elbette savaşın bitmesinden tedirgin olursun. Fakat her savaşın bir sonu vardır, kendini buna hazırlayarak barışı desteklemen en ahlaki, en doğru olanıdır.

    * ‘Ben Kürt’üm, benim haklarım ne olacak?’ diyorsan önce kendine güveneceksin. Deneyimlerine, birikimlerine, örgütlü ve politik halkına güveneceksin. Siyasi mücadele yolunun bir teslimiyet, yenilgi, kayıp olmadığını anlayarak inanarak yola devam edeceksin.

    * ‘Ben Türk’üm, ‘teröre’ taviz verilirse ülkem, devletim bölünmez mi?’ diye korkuyorsan sen de önce kendine ve sonra da bin yıllık kardeşin Kürt’e güveneceksin. Devlet Kürt’ün de devleti olursa adil, eşit, özgür bir yaşam mücadelesini siyasetle, barışçıl yollarla sürdürecek olan Kürt’ün yanında olursan elinden tutarsan bırak bölünmeyi, hep birlikte büyüyeceğimize inanmalısın.

    * ‘Bu iş bu kadar basit mi, altında bir bit yeniği yok mu?’ diye tereddütlüysen sana da şunu söyleyeyim kardeşim: Bu iş bu kadar basittir. Ama bu ‘basit’ şeyi gerçekleştirebilmek çok ciddi bir çalışmayı, çabayı ve planlamayı gerektirir.

    Çözüm basittir ama ciddidir. Ciddidir çünkü burası Orta Doğu’dur, eller halen tetiktedir, halen kan akmaktadır. Ciddidir çünkü ölüm ciddidir ve ölümden daha ciddi tek bir şey varsa o da yaşamdır. Bu iki ciddi şeyden yaşamı egemen kılmaya çalışmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir.

    “BARIŞTAN, BARIŞMAKTAN KORKMA KARDEŞİM”

    Barıştan, barışmaktan korkma kardeşim. Türk, Kürt el ele vermekten, Türkiye’yi büyütmekten korkma. Bölgeyi barışa taşıyacak her adımı desteklemekten korkma. Korkma ki bu defa silahları susturup siyaseti konuşturabilelim. Siyasi mücadeleyle de yoksulluğu, işsizliği, açlığı, adaletsizliği ve eşitsizliği hep birlikte yenelim. Savaşa harcanan milyarlarca doların doğrudan halka harcanmasını sağlayalım. Barışın aynı zamanda ekmek, aş, iş olduğunu unutmayalım.
    Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan… Allah hepsine uzun ve sağlıklı ömür versin ama hayatlarının son dönemecinde Orta Doğu barışı, tarihi Kürt – Türk barışı için inisiyatif almış bu üç liderin başarılı olabilmeleri için ben elimden gelenin fazlasını yapacağım.
    ‘Peki ya seçim?’ diyorsan o da senin işin, senin kararın, senin iradendir canım kardeşim. Sen halksın, son kararı sen verirsin. Kimse bugün senden Erdoğan’a, Bahçeli’ye veya DEM Parti’ye ya da CHP’ye oy vermeni istemiyor, barış ağacına bir damla suyu da senin vermen isteniyor.

    “ TÜRK-KÜRT BİRBİRİMİZE SARILALIM, SONRASI SİYASETÇİLERİN İŞİDİR”

    Ben, Gabar’da nöbetteki asker kardeşimin de Kandil’deki öz kardeşimin de ölmesini istemiyorum. İkisi de birbirine kurşun atmayı bıraksınlar. Önce bin yılın hatırıyla doya doya Türk, Kürt birbirimize sarılalım, sonrası siyasi mücadelenin, siyasetçilerin işidir, bizim işimizdir.
    Bu Ramazan ayı artık kalıcı barış, kardeşlik ve huzur getirsin. Bunun için hepimiz barışın yanında olalım.
    Ben barışın yanındayım, başarana kadar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DEM Parti’den 3 günlük ‘tarihi çağrı’ toplantısı

    DEM Parti’den 3 günlük ‘tarihi çağrı’ toplantısı

    PİRHA- DEM Parti’nin yetkili kurulları, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi çağrısı sonrası toplanma kararı aldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) yetkili kurulları, Abdullah Öcalan’ın çağrısını değerlendirmek üzere 3 gün boyunca DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplanacak.

    2 Mart Pazar Parti Meclisi ve İl Eş Başkanları, 3 Mart Pazartesi Merkez Yürütme Kurulu, 5 Mart Çarşamba ise Milletvekilleri ve Belediye Eş Başkanları toplanacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Öcalan’dan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’: Ortak yaşama inanan tüm kesimlere selamlarımı iletirim-VİDEO

    Öcalan’dan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’: Ortak yaşama inanan tüm kesimlere selamlarımı iletirim-VİDEO

    PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile üçüncü görüşme sonrası açıklama yaptı. İmralı’dan ilk fotoğraf da geldi. Öcalan, PKK’nin kongresini toplama çağrısı yaparak, “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile bugün İmralı Adası’nda bulunan cezaevinde 3’üncü kez görüştü. 3’üncü görüşmede Ahmet Türk, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, Cengiz Çiçek ve Faik Özgür Erol yer aldı. Yine tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş da görüşmede yer aldı.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan, İmralı Heyeti ve 3 tutsak, İmralı’da ortak açıklama yaptı. Açıklamanın görüntüsü çekildi, ancak heyete verilmedi. Açıklamadan sadece fotoğraf kareleri heyete teslim edildi.

    İmralı Heyeti, İstanbul’da açıklama yaptı. Açıklama Kürtçe ve Türkçe olarak yapıldı. Kürtçe açıklamayı Ahmet Türk, Türkçe açıklamayı da Pervin Buldan okudu.

    Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” şu şekilde:

    PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur. Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

    Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir. Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

    Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır. Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

    Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, herkesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür. Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

    Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır. Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

    Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim.

    25 Şubat 2025

    Abdullah Öcalan”

    Açıklamının ardından konuşan DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın notunu da paylaştı. Önder, “Pratikte silahların bırakılması demokratik siyaset ve hukuki zemin gerektirir” notunu kamuoyuna iletti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İmralı heyeti dönüş yolunda: 300 gazeteci tarihi çağrıyı takip edecek

    İmralı heyeti dönüş yolunda: 300 gazeteci tarihi çağrıyı takip edecek

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın da aralarında bulunduğu 7 kişilik heyet, İmralı Adası’nda PKK Lideri Öcalan ile görüştükten sonra yola çıktı. ‘Tarihi Çağrı’ için 300 gazeteci yerini aldı, Diyarbakır ve Van başta olmak üzere bir çok kentte dev ekranlar kuruldu.

    DEM Parti heyeti, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile üçüncü kez görüşmek için İmralı Adası’na gitti. Abdullah Öcalan ile üçüncü görüşmeyi gerçekleştiren heyet dönüş yolunda.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve İmralı ziyaretlerinin dışında siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde gerçekleştirilen çeşitli temasların ardından adı konulmayan bu ‘yeni sürece’ dair gelişmeler sürüyor.

    DEM Parti heyeti bugün İmralı’ya üçüncü defa gitti. Üçüncü defa gerçekleştirilen ziyaretteki heyette bu kez Ahmet Türk’ün yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Faik Özgür Erol da yer aldı. 

    İSTANBUL’DA AÇIKLAMA YAPILACAK

    Heyet, İmralı dönüşü İstanbul’da açıklama yapılması bekleniyor. İstanbul’da düzenleyecekleri basın toplantısı, DEM Parti tarafından Diyarbakır’ın Dağkapı Meydanı ve Van’daki Kent Meydanı’nda kurulacak LED ekranlarla canlı izletilecek.

    Açıklamanın görüşme sonrasında saat 17.00’de yapılacağı açıklandı.

    300 GAZETECİ TAKİP EDECEK

    Öcalan’ın yapacağı tarihi çağrıyı en az 300 gazeteci takip edecek.

    Açıklamayı takip etmek için 300’e yakın gazeteci akreditasyon başvurusu yaptı. Uluslararası basın da açıklamaya yoğun ilgi gösteriyor.

    PİRHA/İSTANBUL