Etiket: tarsus kadın platformu

  • Tarsus’ta kadınlar töre cinayetine tepki gösterdi- VİDEO

    Tarsus’ta kadınlar töre cinayetine tepki gösterdi- VİDEO

    PİRHA- Tarsus’ta Besra Kırmızı isimli kadının abileri tarafından öldürülmesi üzerine sokağa çıkan Tarsus Kadın Platformu, “Tetiğe basarken eli dahi titremeyen Umut Başıbaş seni tanıyoruz. Töreniz de batsın, namusunuz da! Katledilen kız kardeşlerimize sözümüz olsun, mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” diyerek tepki gösterdi.

    Mersin’de 2,5 aylık hamile olan Besra Kırmızı (20) ailesinin istemediği biriyle evlendiği için öldürüldü. Urfa’da yaşayan Kırmızı, ailesinin karşı çıktığı Hasan Kırmızı (24) ile 4 ay önce evlenerek Tarsus’a yerleşti. Görümcesiyle dün aile sağlığı merkezine giden Besra Kırmızı, dönüşte ağabeyi Umut Başıbaş’ın silahlı saldırısına uğradı. Başından vurulan Besra Kırmızı, hayatını kaybetti.

    TARSUS’TA 2 AYDA 4 KADIN KATLEDİLDİ

    Tarsus Kadın Platformu, Besra Kırmızı’nın katledilmesinin ardından sokağa çıkarak erkek şiddetine, kadın cinayetlerine ve iktidarın cezasızlık politikalarına tepki gösterdi. Halk Eğitim Merkezi önünde toplanan kadınlar, “Katledilen kadınlar isyanımızdır, erkek adalet değil gerçek adalet” pankartıyla töre adı altında kadınların katledilmesine isyan etti.
    Eylemde yapılan basın açıklamasını platform üyesi Bilgehan Güçtimur okudu. Güçtimur, Tarsus’ta son 2 ay içerisinde 4 kadının eski kocası, oğlu ve abisi tarafından katledildiğine dikkat çekerek, “Öfkeliyiz çünkü kadın cinayetleri çığ gibi büyüyor. İsyandayız çünkü erkekler öldürüyor ve devlet koruyor. Besra, töre cinayeti adı altında kutsal aile yalanları ile abisi tarafından katledildi” dedi.

    “DEVLET KATİLLERE ÇANAK TUTUYOR”

    Kadınları mülkü olarak gören erkek egemen zihniyetin, kadınları mülkü olarak gördüğünü ve namus, töre, kutsal aile yalanlarıyla kadınların katledildiğini söyleyen Bilgehan Güçtimur, “İktidar ise bu anlayışa çanak tutuyor. Devlet cezasızlıkla kadın katillerinin sırtını sıvazlıyor. Erkekler kadınları öldürüyor çünkü bu ülkede kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, uygulanmadığı gibi tartışmaya açılıyor. Cezasızlık, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi ile erkek yargı kararları şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendiriyor. Kadın düşmanlığı bu ülkede iktidarın en tepesinden örgütleniyor. Bu düzen, bu iktidar adeta kadınların canına kast etmiş durumda. AKP’nin 21 yıllık iktidarının kadın düşmanı politikaları bize artan erkek şiddeti olarak dönüyor” diye konuştu.

    Güçtimur, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Tetiğe basarken eli dahi titremeyen Umut Başıbaş seni tanıyoruz. Yüzünü hafızamıza kazıyoruz diğer katiller gibi. Öfkemiz büyük, isyanımız büyük! Töreniz de batsın, namusunuz da! Katledilen kız kardeşlerimize sözümüz olsun: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Tarsus Kadın Platformu üyesi Çiğdem Serin: Merve’nin katili erkek düzendir -VİDEO

    Tarsus Kadın Platformu üyesi Çiğdem Serin: Merve’nin katili erkek düzendir -VİDEO

    PİRHA- Boşandığı erkek tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden hemen bir gün önce katledilen Merve Bayer ile ilgili konuşan Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, “Merve, şiddete uğrayan kadınlar için mücadele eden biriydi. Yaşamak ve yaşatmak isterken bir erkek tarafından katledildi. Merve’nin katili bu erkek düzendir” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yenice Mahallesi’nde yaşayan Merve Bayer, boşandığı polis Mustafa Yıldır tarafından 8 Mart’tan hemen bir gün önce katledildi. Bayer’in evliliği boyunca şiddet gördüğü ve fail Mustafa Yıldır hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı ortaya çıktı. Merve Bayer’in erkek şiddetine karşı kadın mücadelesi yürüttüğünü belirten Tarsus Kadın Platformu bileşeni ve Mersin Halkevci Kadınlar’dan Çiğdem Serin, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MERVE YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORDU”

    Merve ile Özgecan Aslan’ın katledilmesine ilişkin yapılan eylemlerde tanışan Çiğdem Serin, “Merve, 7 Mart sabahı eski eşi tarafından uzaklaştırma kararı bittiği gün katledildi. Merve kadın cinayetine, erkek şiddetine karşı yan yana yürüdüğümüz bir arkadaşımızdı. 8 Mart’tan bir gün önce yanı başımızda bizimle mücadele eden bir kadının katledilmesi aslında erkek şiddetinin her gün ensemizde olduğu gerçeğini bir kez daha gösterdi bizlere” diye konuştu.

    Serin, son konuşmalarında Merve’nin şiddete uğrayan bir kadına yardım etmeye çalıştığını belirterek, “Merve yaşamak ve yaşatmak için mücadele ediyordu” dedi.

    “YAKILAN GELİNLİK, ŞİDDET DOLU EVLİLİKLERE GÜÇLÜ BİR MESAJ”

    Merve Bayer’in annesi, kızının ölümünden sonra sokakta gelinliğini yakmıştı. Bunun şiddet dolu evliliklere ve kadın cinayetlerine karşı yapılmış güçlü bir eylem olduğuna dikkat çeken Serin, annenin şu mesajını hatırlattı:

    “Bu Merve’nin kefeni. Her şey bununla başladı. Her şey burada bununla bitecek. Hepinize ders olsun. Hatice teyze bunu niye yaktı diye 40 kere düşünün. Evlenirken 20 kere 30 kere düşünün. Bu mesaj Merve’den geldi. ‘Gelinliğimi ortaya koy, arkadaşlarımı topla, çatır çatır yak’ dedi. ‘Her şey onunla başladı’ dedi. Bu gelinlik size mesaj olsun. Kötü iyi olmaz. Bir insan değişmez bunu unutmayın.”

    “KADINLARIN KATLEDİLMESİNDE İKTİDARIN KADIN DÜŞMANI POLİTİKALARI ETKİLİ”

    Çiğdem Serin, Merve Bayer’in cenazesini kadınların taşıdığını ve cenazede kadınların öfkesinin hakim olduğunu kaydetti. Bayer’in ve birçok kadının katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının rolü olduğuna değinen Serin, “Bu erkekler adeta birbirinden örnek alıyorlar ve erkek iktidarın politikalarından güç alıyorlar. Bugün İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı, 6284 sayılı Yasa etkin uygulansaydı Merve aramızda olurdu.
    İktidar, 81 ilde aile çalıştayları düzenliyor, kredilerle insanları evlenmeye teşvik edip aileyi güçlendirmeye çalışıyor. Bizim şiddet gördüğümüz aileleri güçlendirme çabasını kadın cinayetlerini önlemek için göstermiyor. Kadın cinayetlerini önlemek için gösterse birçok kadın aramızda olurdu” sözlerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Kadınların, yukarıdan aşağıya örgütlenen erkek şiddetinin farklı biçimlerine hemen her gün maruz kaldığını söyleyen Serin, bu düzenin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

    “Hepimizin özgürlüğünün ve yaşamasının garantisi yine kadın mücadelesinde. Birbirimize dokunmamız, birbirimizin elini daha sıkı tutmamız gerekiyor. Kadınları katleden bu erkek katil düzen değişene kadar birlikte mücadele etmeye devam etmeliyiz. Merve’nin katili bu erkek düzendir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlar, evli olduğu erkek tarafından katledilen Serpil Biçer için eylem yaptı

    Kadınlar, evli olduğu erkek tarafından katledilen Serpil Biçer için eylem yaptı

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde 7 aylık hamile olan Serpil Biçer’in, eşi Murat Biçer tarafından katledilmesine karşı kadınlar eylem yaptı. Serpil Biçer ve katledilen tüm kadınlar için bir araya gelen Tarsus Kadın Platformu şiddet uygulayan erkeklerin, cezasızlığı pratik haline getiren iktidardan güç aldıklarını vurguladı.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde Murat Biçer isimli erkek, 7 aylık hamile eşi Serpil Biçer’i öldürdükten sonra 5 yaşındaki torununu yanına alıp kaçmıştı. Yenice Mahallesinde düzenlenen operasyonla yakalanan Biçer, kasten öldürme suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    “Katledilen kadınlar isyanımızdır” pankartı açan Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik Alanında konuya ilişkin eylem yaptı.

    “CEZASIZLIK ERKEKLERİ CESARETLENDİRİYOR”

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Hamdiye Kırıcı, kadın cinayetlerinin artışında iktidarın sorumlu olduğuna işaret ederek, “Bir kadın daha erkek şiddeti ile aramızdan alındı. Gasp ve cinayet suçundan 24 yıl hapis yatıp, 8 ay önce cezaevinden çıkan Murat Biçer 7 aylık hamile eşini öldürdü. Bu ülkede erkek iktidardan güç alan erkekler her gün kadınları öldürüyor. 2023 yılında 315 kadın cinayeti, 248 şüpheli ölüm gerçekleşti. Erkekler kadınları öldürüyor çünkü bu ülkede kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, uygulanmadığı gibi tartışmaya açılıyor. Cezasızlık, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi ile erkek yargı kararları şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendiriyor” dedi.

    Kırıcı; iktidar tarafından kadın düşmanlığının örgütlendiğini belirterek, var olan düzenin kadınların canına kast ettiğini söyledi.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VURGUSU

    Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar açısından hayatiliğine vurgu yapılarak, şu ifadelere yer verildi:

    “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin 4 gün önce ‘İstanbul sözleşmesi ile cinayetlerin ilgisi yok. Sözleşme varken de işleniyor, yokken de işleniyor. Yeterince cezası var’ dedi. Bekir Şahin’e soruyoruz: Bu fikriniz hangi verilere dayanıyor? Bizler yıllardır İstanbul Sözleşmesi’nde de olduğu gibi öncelikle şiddeti önleyin diyoruz. Yasa değişiklikleri tartışmaları yapmayı bırakın da var olan yasaları, 6284’ü uygulayın. İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar uygulamaya koyun.”

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Türkiye’de kadınların en çok yakınları olan erkekler tarafından öldürüldüğünü dile getiren Hamdiye Kırıcı, “Kadınlar eş, eski eş, boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından öldürülürken iktidar daha da aile politikalarına sarılıyor. Nafaka tartışmaya açılıyor, 6284 hedef alınıyor. Büyük aile buluşmaları düzenleniyor. Anayasa değişikliği tartışmaları yapılıyor. Daha 4 gün önce Adalet Bakanlığı tarafından Türk Medeni Kanunu çalıştayı yapıldı. Şimdi de Medeni Kanun tartışmaya açılıyor. Medeni kanuna dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kadınların hayatları pahasına yürüttüğünüz aile politikalarından vazgeçin” sözlerini kullandı.

    Kırıcı, Serap Biçer’in ve katledilen, şiddete uğrayan her bir kadının hesabını sorana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Kadınlar, Filistin’in acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapanları protesto etti- VİDEO

    Kadınlar, Filistin’in acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapanları protesto etti- VİDEO

    PİRHA- Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına kadınlardan tepki geldi. Tarsus Kadın Platformu,”Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapıldı. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme suçu değil de nedir?” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde Filistin için yapılan eylemde konuşan Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu adında bir kişi, kadınları giyimleri üzerinden hedef aldı. Yapılan konuşmada, “Gazze’de şehit olan çocuklara mı acıyalım, Tarsus Yarenlik alanında anadan ürüyen dolaşanları mı acıyalım? Vallahi burası daha çok acınacak halde. Hadi çocuklar gençleri anladık, eş bulacaklar neyse. 50’sindeki bu teyzelere, ablalara, bacılara, bunların kocasına ne oluyor?” denildi.

    Bu sözlerin üzerine Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik alanında “Beden benim, hayat benim, sana ne!” diyerek eylem gerçekleştirdi.

    “FİLİSTİN’İN ACILARI ÜZERİNDEN KADIN DÜŞMANLIĞI YAPILIYOR”

    Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, Filistin’de her gün çocuklar ölürken, acılar üzerinden kadın düşmanlığı yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Serin, “Tarsus’ta İslami örgütlerden oluşan Ashab-ı Kehf adı altındaki oluşum “Filistin’e destek” adı altında şehrin ortasında Yarenlik Alanında adeta şeriat eylemi yapmış, İmam Hatip Lisesinde müdür yardımcısı olan Hilmi Tuzcu tekbirler eşliğinde giyimlerimiz üzerinden hakaret içeren ifadelerle kadın düşmanı söylemlerde bulunup, kadınları hedef göstermiştir. Gazze’de yaşanan katliamın, Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapılmaktadır. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme, ‘kin ve nefrete’ sürükleme suçu değil de nedir? Tarsus’ta kıyafetinden ötürü tek bir kadının kılına zarar gelirse bu açıklamayı yapanlar ve ortak olanlar sorumludur” dedi.

    MERSİN BAROSU SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

    Bu söylemlerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini ifade eden Serin, şöyle konuştu:

    “İki gün önce burada Filistin halkına yönelik katliam bahane edilerek emniyet güçlerinin gözü önünde bedenlerimize yönelik hakaretler edilerek kadınlar giyimleri ve yaşam tarzları üzerinden hadsizce hedef gösterilmiştir. Anayasanın laiklik ilkesine aykırı hareket ederek şeriat propagandası yapılmıştır. Hakları için direnen, insanca yaşam mücadelesi için sokağa çıkanlara çok kolay ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ suçu icat edenler asıl kin ve nefret içeren, kadına yönelik şiddete teşvik eden bu açıklamaya sessiz kalarak suça ortak olmaktadır”

    Çiğdem Serin, Mersin Barosu’nun sarfettiği sözler sebebiyle Hilmi Tuzcu hakkında suç duyurusunda bulunacağı bilgisini de verdi.

    “FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ”

    Emperyalizme ve siyonizme karşı direnen kadınların, Filistin halkının yanında olduklarını da vurgulayan Çiğdem Serin, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız. Gerici kadın düşmanlarının bizleri hedef gösterdiği yerdeyiz, buradayız. Ne giydiğimiz üzerinden hesap soranlara sesleniyoruz: Beden benim, hayat benim sana ne? Sokakları kadın düşmanlarına terk etmiyoruz” sözlerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Kadınlar Mersin’den seslendi: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz-VİDEO

    Kadınlar Mersin’den seslendi: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasını Mersin ve Tarsus Kadın Platformu basın açıklaması yaparak protesto etti. Yapılan açıklamada, “Yüzyıllardır süren bu mücadele emeğimizle, bedenlerimizle, kimliklerimizle, arzularımızla eşit, özgür, erkek-devlet şiddetine maruz kalmadan yaşayana kadar da bitmeyecek” denildi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasını Mersin ve Tarsus Kadın Platformu basın açıklaması yaparak protesto etti.

    İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasını protesto eden Mersin ve Tarsus Kadın Platformu tarafından yapılan açıklamada, “Devletin ve sözde hukukun erkek yasama, erkek yürütme ve erkek yargının tahakkümcü ittifakının sonucu olarak birileri bugün biz kadınlar ve LGBTİ+ların haklarımızı elimizden alarak şiddet faillerinin alanlarını genişletebileceklerini, bizi erkek şiddeti karşısında daha da korumasız bırakarak sesimizi kısabileceklerini, sindirebileceklerini, susturabileceklerini, hayatlarımızı rehin alabileceklerini sanabilir” denildi.

    Mersin Kadın Platformu’nun çağrısıyla Kushimoto Sokağı’da bir araya gelen kadınlar sahil yolunda yürüyüş yaptı. İstanbul Sözleşmesi bizimdir vazgeçmiyoruz pankartının açıldı. Polis yürüyüşü engellemek istedi, kadınların önüne barikat kurdu. Kadınlar kurulan barikatı aşarak sahil yolunda yürüyüşlerini tamamlayarak, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” dedi. Tarsus Kadın Platformu ise Yarenlik’te basın açıklaması yaparak İstanbul Sözleşmesi için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Bugün de yarın da İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz denilen açıklamada, “Hukuksuz kararınızı tanımıyoruz. Devletin ve sözde hukukun erkek yasama, erkek yürütme ve erkek yargının tahakkümcü ittifakının sonucu olarak birileri bugün biz kadınlar ve LGBTİ+ların haklarımızı elimizden alarak şiddet faillerinin alanlarını genişletebileceklerini, bizi erkek şiddeti karşısında daha da korumasız bırakarak sesimizi kısabileceklerini, sindirebileceklerini, susturabileceklerini, hayatlarımızı rehin alabileceklerini sanabilir. Ancak yanılıyorlar. İstanbul sözleşmesinden çıkmak demek Elmalı’daki istismara zemin hazırlamak demektir.  İstanbul sözleşmesinden çıkmak demek çocuğu, kadını, LGBTİ+yı toplum kurallarını bahane ederek erkek şiddetine karşı savunmasız bırakmak demektir.”

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ UYGULATACAĞIZ”

    Bu ülkede maalesef hukuk dediğimiz şey anca bu zihniyetin türemesine hizmet edildiğine vurgu yapılan açıklamada, “Tam da bu sebeple artık iyice ayyuka çıkmış bu hukuksuz kararınız bizim nezdimizde yok hükmündedir! Bizim için bitmedi. Biz her gün yeniden başlıyoruz, hayatın her alanında, her yerde, her an mücadele ediyoruz. Çok iyi biliyoruz ki biz İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağız. Yüzyıllardır süren bu mücadele emeğimizle, bedenlerimizle, kimliklerimizle, arzularımızla eşit, özgür, erkek-devlet şiddetine maruz kalmadan yaşayana kadar da bitmeyecek. Biz lütuf değil eşitlik istiyoruz. Bir kere daha söylüyoruz: İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadelede bugüne kadar kaleme alınmış en kapsamlı ve en temel hukuksal metin ve uluslararası sözleşmedir. Temelini ise kadınların ve LGBTİ+ların yüzyıllardır savundukları eşitlik talebi oluşturuyor. Eşitlik talebi reddedilerek erkek şiddetiyle mücadele edilemez yalnızca şiddet yeniden üretilir” denildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Cinsel istismar sanığı imama 25 yıl hapis cezası verildi ancak tutuklanmadı

    Cinsel istismar sanığı imama 25 yıl hapis cezası verildi ancak tutuklanmadı

    PİRHA-Tarsus Adliyesinde 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen cinsel istismar sanığı imama 25 yıl hapis cezası verildi ama tutuklanmadı. Duruşma sonrası Tarsus Kadın Platformu sanığın duruşmaya getirilmemesine ve tutuklanmamasına tepki gösterdi

    Adana’nın Akçatekir beldesinde 12 yaşındaki bir çocuğun Kur’an kursuna gittiği caminin imamı tarafından cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin dava Tarsus Adliyesindeki 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. “cinsel istismar” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından toplam 53 yıla kadar hapsi istenen sanık M.D. hakkında savcı, mütalaasında en üst sınırdan ceza verilmesini istedi. Mahkeme M.D.’ye çocuğun “cinsel istismarı” ve “hürriyetten yoksun bırakma” suçlarından 25 yıl hapis cezası verdi. Ancak sanığın tutuklanması kararını vermedi.

    “HEYETTEN BİR ÜYE BERAAT YÖNÜNDE ŞERH KOYDU”

    Evrensel’in haberine göre kararı değerlendiren çocuğun avukatlarından Semra Kabasakal, bu kadar ağır bir cezanın tutuklamayı gerektirdiğini belirterek “Biz tutuklanmasını bekliyorduk. Sanığın tutuklanması için gerekli itirazları yapacağız” dedi. Sanık 53 yılla yargılanırken 25 yıl ceza verilmesine de itiraz edeceklerini dile getiren Kabasakal, “Heyetten bir üyenin beraat yönünde şerh koymasını anlamadık. Bir çocuk da kimseye itiraf etmez. Ve cinsel istismarın raporla tespiti olmaz” dedi.

    “FAİLİ KİM NEDEN KORUYOR”

    Duruşma sonrası adliye önünde toplanan Tarsus, Adana ve Mersin Kadın Platformu üyeleri “İstismarı aklama faili tutukla” pankartı açarak ve sloganlar atarak basın açıklaması yaptı. Kadınlar, sanığın duruşmaya getirilmemesine ve tutuklanmamasına tepki gösterdi. Basın açıklamasını okuyan Tarsus Kadın Platformu’ndan Eğitim Sen Tarsus Kadın Sekreteri Berna Kalav, delillerle desteklenen suçlarda zorla getirilme kararı uygulanırken bu davada, adli tıp raporları, uzman psikoloğun görüşleri çocuğun anlattıklarını kanıtladığı halde zorla getirilmediğini ve tutuklanmadığını belirterek “Faili kim, neden korumaktadır?” diye sordu.

    “İMAM M.D İKİ KERE SUÇLUDUR”

    Adaletin görevinin failleri cezasız bırakmak değil soruşturma ve kovuşturma süreçlerini etkin şekilde yürütmek olduğunu söyleyen Kalav, “Çocuğa yönelik cinsel şiddet, çocuğun üzerinde kurulan iktidar ve gücün kötüye kullanımının sonucudur. Bu davada da Kuran kursunda devlet görevlisi olarak bulunan imam M.D. iki kere suçludur zira konumunu ve çocuk üzerindeki gücünü kötüye kullanmıştır” diye konuştu.

    “DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Artan çocuk istismarının sorumlusunun Ensar’ı, Aladağ’ı aklayanlar ya da aklamak isteyenler olduğunu ifade eden Kalav, “Bingöl’de futbol oynayan kız çocuklarının bedenini hedef gösterenlerdir. Geçen yıl 23 Nisan’da kıyafetlerini açık bulup 9 yaşındaki kız çocuklarını ağlayarak pistten indiren zihniyettir. O zihniyet ki küçücük çocuklarımızın bedenlerini arzu nesnesi olarak hedef gösterdiğinden daha dün Küçükçekmece’de beş yaşında bir çocuk 4 erkek tarafından cinsel istismara uğramıştır. Suçu sabit olan imam tutuklanmazken, Küçükçekmece’de yaşanan istismara tepki göstermek için Taksim’de oturma eylemi yapan bir kadın gözaltına alınmıştır” dedi. Cezasız bırakılan her suçun istismarı meşru kıldığını ve suçluyu cesaretlendirdiğini söyleyen Kalav, “Sanık derhal yasalarca hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır” dedi.

    Ne olmuştu?

    12 yaşındaki E.S Kur’an kursuna gittiği caminin imamı tarafından cinsel istismara uğradı. E.S’nin 2015 yılında yaşadığı istismarı 2018 yılında yurt müdürüne ve rehber öğretmenine anlatması ile dava süreci başladı. M.D Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklandı ancak ikinci duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Mahkeme, uzman psikoloğun E.S.’nin beyanlarının güvenilir olduğunu belirtmesine, tüm delil ve raporlara rağmen son duruşmada M.D.’nin tutuklanması talebini reddetti.

    HABER MERKEZİ