Etiket: tarsus

  • Tarsus’taki Rojava eylemine silahlı saldırı: Bir kişi yaşamını yitirdi- VİDEO

    Tarsus’taki Rojava eylemine silahlı saldırı: Bir kişi yaşamını yitirdi- VİDEO

    PİRHA- Tarsus’ta Rojava’ya yönelik saldırıların protesto edildiği eyleme bir kişi tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda, Kobanêli Baran Abdi yaşamını yitirdi.

    Mersin Demokratik Kurumlar Platformu, HTŞ’li çetelerin Rojava’ya dönük saldırılarını protesto etmek için Mersin’in Tarsus ilçesindeki Best Kıraathene önünde basın açıklaması yaptı.  Açıklama sonrası gençler, Gazipaşa Mahallesi’nin ara sokaklarına girerek eylemlerini sürdürdü. Polis eylem yapan gençlere saldırdı. Bu sırada, sokak aralarındaki gruba Siverek nüfusuna kayıtlı MHP’li Hüseyin Kanlıbıçak adlı kişi tarafından silahlı saldırı düzenledi. Saldırgan Kanlıbıçak, polislerce gözaltına alındı. Saldırganın rastgele ateşiyle teyzesinde misafir olan Kobanêli Baran Abdi ağır yaralandı. Balkonda bulunduğu sırada başına mermi isabet eden Abdi kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, “Düşmanlığınız batsın! Söyleyecek söz bulamıyorum. Tarsus Gazipaşa Mahallesindeki Rojava eylemimizin ardından dağılan gençlerimize yönelik silah sıkan caninin biri, evinin balkonundaki 24 yaşındaki Kobanê’li Baran Abdi’yi başından vurarak katletti” dedi.

    DEM Parti Milletvekili Perihan Koca da yaşananlara dair şu paylaşımı yaptı:

    “6 Ocak’tan beri Suriye’de Rojava’da Kobane’de dayatılan soykırım dursun diye yaşamak ve yaşatmak için sokaklardayız. Mersin’de Tarsus Gazipaşa Mahallemizde Rojava eylemimizin ardından dağılan gençlerimize bir şahıs tarafından silahla ateş açıldı. MHP’li Hüseyin Kanlıbıçak adlı saldırgan faşistin rastgele ateşiyle teyzesinde misafir olan Kobanêli Baran Abdi balkonda bulunduğu sırada başına mermi isabet ederek yaşamını yitirdi. 24 yaşındaki Kobanê’li Baran Abdi başından vurarak katledildi. Bu katliamın hesabını kim verecek? Göz göre göre yükseltilen halklar arası düşmanlığın hesabını kim verecek? Kürt düşmanlığının katliama dönüştürülmesinin hesabını kim verecek? Gencecik bir insanın kanının akıtılmasının hesabını kim verecek?”

    MERSİN/PİRHA

  • Hasta tutuklu Bese Ecer tahliye edildi!-VİDEO

    Hasta tutuklu Bese Ecer tahliye edildi!-VİDEO

    PİRHA-Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 78 yaşındaki ağır hasta mahpus Bese Ecer, kamuoyunun ve hak örgütlerinin yoğun baskıları sonucunda tahliye edildi.

    İleri derecede anemi, şeker, tansiyon ve kolesterol gibi kronik hastalıklarının yanı sıra mesanesinde tümör, beyninde pıhtı, omurilik kırığı ve kısmi felç gibi ciddi sağlık sorunları bulunan Ecer’in, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu kamuoyuna defalarca duyurulmuştu.

    Ecer’in tahliye edildiği haberi, cezaevi önünde bekleyişini sürdüren insan hakları savunucuları, aileler ve milletvekilleri tarafından sevinçle karşılandı. Açıklama yapan İHD yetkilileri, “Bu karar sevindirici olmakla birlikte, cezaevlerinde sağlık hakkı ihlal edilen tüm hasta mahpuslar için mücadelemiz sürecektir. Yaşam hakkı ertelenemez, görmezden gelinemez” ifadelerini kullandı.

    Bese Ecer tahliye kararı sonrası Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nden ambulansla çıkarıldı. Sağlık sorunları olan Bese Ecer tedavi için ambulansla Tarsus Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    Hasta tutuklu Bese Ecer için cezaevi önünde oturma eylemi

  • Hasta tutuklu Bese Ecer için  cezaevi önünde oturma eylemi-VİDEO

    Hasta tutuklu Bese Ecer için cezaevi önünde oturma eylemi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Demokratik Kurumlar Platformu ve İHD Mersin Şubesi, 78 yaşındaki ağır hasta tutsak Bese Ecer’in serbest bırakılması için Tarsus Cezaevi önünde oturma eylemi başlattı.

    Mersin Demokratik Kurumlar Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 78 yaşındaki ağır hasta tutsak Bese Ecer’in durumuna ilişkin Tarsus Kampüs Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Adana Demokratik Kurumlar Platformu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Adana ve Mersin Barış Anneleri Meclisi ve DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan katıldı. “78 yaşındaki ağır hasta mahpus Bese Ecer’e özgürlük pankartının açıldığı açıklamada “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı.

    Kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda tutulan Bese Ecer’in ileri derecede anemi, şeker, tansiyon ve kolesterol hastası olduğu; ayrıca mesanesinde tümör, beyninde pıhtı, kısmi felç, omurilikte kırık, bel fıtığı ve rahim bölgesinde virütik bulgular bulunduğu öğrenildi.

    “GÖZ GÖRE GÖRE ÖLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Bese Ecer’in sağlık durumuna ilişkin konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Bese Ecer’in beş gündür cezaevinde tutulduğuna ve sevk sürecinde keyfi uygulamalara maruz bırakıldığına vurgu yaptı. Bozan, “Tarsus Cezaevi’nde 78 yaşındaki Bese Ecer annemize zulmediliyor. Dün hastaneye sevk kararı çıkmasına rağmen askerin keyfini bekliyordu. Bugün hastaneye kaldırıldı ama iki saattir hangi hastanede olduğunu öğrenemedik. Adalet Bakanlığı ile görüşüyoruz, bilgi vermiyorlar; cezaevi idaresiyle görüşüyoruz, bilgi vermiyorlar. Hangi hastanede, hangi birimde, hangi tetkikler yapılıyor, bilmiyoruz. Hastaneye yatışı yapılmış ama tarafımıza bilgi verilmiyor. Tahliyesi için 10 gündür mahkeme bir karar vermedi, avukatların dilekçesi hala masada bekliyor. Bese Ecer’in hangi hastanede olduğunu öğrenene, sağlık durumunu öğrenene ve infazı durdurulup tahliyesi sağlanana kadar bu cezaevinin önünde oturma eylemi başlatacağız. Hiçbir Kürt annesinin göz göre göre ölmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    Ali Bozan’ın konuşmasının ardından oturma eylemine geçildi.

    “SÜREÇ, BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE UZATILIYOR”

    Oturma eyleminde konuşan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, cezaevi ve yargı kurumlarının süreci bilinçli biçimde uzattığını belirterek, Bese Ecer’in yaşam hakkının tehlike altında olduğunu belirtti. İnci, şunları söyledi:

    “Tarsus Cezaevi’ndeki ölümler ilk değil, eğer bu uygulama devam ederse son da olmayacak. Daha önce de sağlık hakkına erişimin engellenmesi veya infaz ertelemelerinin reddedilmesi sonucunda yaşam hakkı ihlal edilen birçok örnek yaşandı. Aynı durum Bese Ecer’in de başına gelebilir. Konu yaşam hakkı, sağlık hakkı ya da işkence yasağı olduğunda artık kurum prosedürleri veya mahkemelerin iş yoğunluğu önemsiz kalır. Sağlık hakkı engellenerek tekerlekli sandalyedeki bir mahpusun apar topar cezaevine geri götürülmesi kabul edilemez. Cezaevi idaresinin ve jandarma birimlerinin ‘prosedür’ bahanesiyle sevkleri geciktirmesi insanlık onuruna aykırıdır. Bizim tek beklentimiz, sağlık durumu elvermeyen Bese Ecer’in derhal hastaneye yatırılması ve hakkında infaz durdurma kararının verilmesidir.”

    Tarsus Kapalı Cezaevi önündeki oturma eylemi sürüyor.

    PİRHA/ MERSİN

  • Colani’nin Türkiye’ye gelmesine Tarsus’tan tepki!- VİDEO

    Colani’nin Türkiye’ye gelmesine Tarsus’tan tepki!- VİDEO

    PİRHA- HTŞ Lideri Colani’nin Türkiye’yi ziyaret etmesine tepki gösteren Tarsus Emek ve Demokrasi Platformu, “Colani eli kanlı bir katildir, Türkiye’ye gelmesine karşı susmuyoruz. Alevi soykırımı gerçekleştirenlerin karşısında olacağız” dedi.

    Tarsus Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın bugün Türkiye’ye düzenleyeceği ziyaret öncesi basın açıklaması yaptı.

    Açıklama önce yürüyüş yapan kitle sık sık “Katil Colani Suriye’den defol”, “Katil HTŞ işbilirlikçi AKP”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”sloganları atıldı. Yarenlik alanında yapılan açıklamayı platform adına Mustafa Sarıca okudu.

    “COLANİ TÜRKİYE’YE GİRDİĞİ AN TUTUKLANMALI”

    HTŞ’nin Suriye’de emperyalist güçlerin desteğiyle iktidara taşındığını ve HTŞ çeteleri eliyle Alevilere sistematik bir soykırım uygulandığını söyleyen Mustafa Sarıca, “Bir katili saygın kişilik gibi kabul etmek, tüm katilleri aklamaktır. Irkçı ve şeriatçı çevrelerin gözdesi Colani ve çetesi, Ortadoğu’da emperyalizmin maşalığını yapan, insanlığa karşı sayısız suç işleyen barbarlardır. HTŞ’yi muhatap almak başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara onay vermek, taraf olmak anlamına gelir” dedi.

    Colani’nin bir savaş suçlusu olduğunu dile getiren Sarıca, “Soykırımcı barbarlar çetesinin lideri Colani, ülkemize giriş yaptığı andan itibaren tutuklanarak uluslararası savaş suçlusu olarak yargılanmalıdır. Colani’nin gelişi, sadece Alevilere değil, bu topraklarda Cumhuriyeti, barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye, savaş suçlularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir, olamaz” sözlerini kullandı.

    “ALEVİLER ALEVİ OLDUKLARI İÇİN KATLEDİLİYOR”

    Alevi halkının Suriye’de toplu bir kıyımdan geçirildiğini belirten Sarıca, şunları söyledi:

    “Suriye’de 8 Aralık 2024’ten bu yana, yani yaklaşık dört-beş aydır, Alevi halkı toplu kıyımlara maruz kalıyor. Kadın, çocuk, yaşlı demeden, sadece kimliklerinden dolayı insanlar infaz ediliyor. Silahlarını teslim etmiş, hiçbir direniş göstermeyen siviller kaçırılıyor, öldürülüyor, evlerinden atılıyor, mallarına el konuluyor, açlığa mahkûm ediliyor!

    Colani’ye bağlı ve çoğu Uygur, Özbek, Çeçen olan bu terör unsurları, halkı kışkırtarak Alevi bölgelerine saldırılar düzenlemeye başladı. Bunun ardından Humus’ta, Banyas’ta, Tartus’ta, Hama’da insanlar sadece Alevi oldukları için katledilmeye başlandı!

    Eski rejimin askerleri bahanesiyle doktorlar, öğretmenler, işçiler, çiftçiler öldürülüyor!

    Ceble’de siviller yakalandı, işkence gördü, köpek gibi havlatılarak infaz edildi! Beşikte iki yaşındaki bir bebek bile kurşunlanarak öldürüldü! Portakal bahçesinde çalışan gençler makineli tüfeklerle tarandı! Kadınlar kaçırıldı, tecavüz edildi, evleri yağmalanıp yakıldı! Ve tüm bu vahşeti yapanlar, bunu din adına yaptıklarını söylüyor.

    AKP’YE ELEŞTİRİ

    Ne yazık ki AKP hükümeti de en başından beri bu çeteleri destekledi, onları büyüttü, onlara silah ve lojistik destek sağladı. Hristiyan, Alevi, İsmaili, Dürzi, Şii halka yönelik saldırılarda binlerce masum insan katledildi! Bu destek, bu işbirliği, Suriye’deki soykırımın suç ortaklığıdır! Ve bugün terörist kıyafetlerini çıkararak takım elbise giyip kravat takan Colani, Antalya’da gerçekleştirilen Diplomasi Forumu için ülkemize geldi. Teröre ortaklık yapanların karşısında tüm gücümüzle durmak da bizlerin görevidir!

    Susmayacağız, duymazdan gelenlere duyuracak, Alevi soykırımı gerçekleştirenlerin karşısında olacağız.”

    PİRHA/ TARSUS

  • Suriye’de Alevilerin katledilmesi Mersin’de protesto edildi-VİDEO

    Suriye’de Alevilerin katledilmesi Mersin’de protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Suriye’de Alevilerin katledilmesi Mersin’in Tarsus ilçesinde protesto edildi. İktidara Suriye’deki Alevi katliamını durdurma çağrısında bulunan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Suriye’deki Alevi Katliamını durduruncaya kadar ve Suriye demokratikleşinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Tarsus Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de yaşanan Alevi Katliamını protesto etmek için Tarsus Kültür Parkı’ndan Yarenlik Alanı’na doğru yürüyüş gerçekleştirdi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin milletvekilleri ve yüzlerce yurttaşın katılım sağladığı yürüyüşte, “Susma hayır, katliama hayır”, “Suriye’de Alevilere ve tüm ezilen halklara uygulanan insanlık dışı zulmü dünya görmüyor. Sen gör, sen duy” pankartı açılırken, “Katliamcı zihniyet kaybedecek”, “Aleviler yalnız değildir”, “Katliamı durdur, kahrolsun barbarlık” dövizleri taşındı. Yürüyüşte sık sık, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Katil HTŞ işbirlikçi AKP” ve “Katil HTŞ Ortadoğu’dan defol” sloganları atıldı.

    “SURİYE’DE BİR SOYKIRIM VAR”

    Suriye’de yaşanan “insanlık dışı zulmü” dünyaya haykırmak için burada olduklarını dile getiren CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, “Biz buradan iktidara sesleniyoruz. Biz buradan Avrupa’ya sesleniyoruz. Biz buradan tüm dünyaya sesleniyoruz. Orada Suriye’de insanlık kıyılıyor, bir soykırım var. Herkes bunu görsün, herkes bunu duysun diyoruz. Bir an önce bu vahşetin durması için ne gerekiyorsa yapacağımızı bildirmek istiyorum” dedi.

    “ALEVİ KATLİAMINI DURDURUN”

    Suriye’de yaşanan Alevi Katliamı’nı meşrulaştırmaya çalışan iktidarın kalemleri olduğunu vurgulayan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Suriye’de yaşanan Alevi Katliamını meşrulaştırmaya çalışan bir AKP gerçekliği var. Ne diyorlar? Suriye’de katledilen Alevi çocukları, kadınları, hamile kadınları, yaşlıları, sivillere diyorlar ki ‘Esat artıkları’. Biz biliyoruz Suriye’de katledilen Aleviler ‘Esat artıkları’ değil. Ama Suriye’de Alevileri katledenler ‘IŞİD artıkları’dır. Bizler, Gazze’de İsrail Gazze’lilere saldırırken Gazze’de katliam yaparken Sünniydik. IŞİD Kobani’de Kürtlere saldırırken Kürt idik. Bugün de aynı zihniyet Lazkiye’de Tartus’a Alevilere saldırırken Alevi’yiz. AKP’ye sesleniyoruz. İktidara Suriye’deki Alevi katliamını durdurun, Alevi katliamını durdurun. Ve bizler bundan sonra da biri olacağız, iri olacağız, diri olacağız ve Suriye’deki Alevi Katliamını durduruncaya kadar Suriye demokratikleşinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Tarsus’ta 3 mülteci çocuk öldü!

    Tarsus’ta 3 mülteci çocuk öldü!

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde buharlaşan fare zehrini soluyan 3 mülteci çocuk yaşamını yitirdi. 5 kardeşten İlaf Elyusuf ve Selam Duho’nun ise tedavileri devam ediyor.

    Mersin’in Tarsus ilçesi Yeşilevler Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli Memun Elyusuf (34) ve Hazal Duho (29), Rana Elyusuf (2), Ömer Elyusuf (4), Ahid Elyusuf (9), Selem Elyusuf (5), İlaf Elyusuf (7) ve Selam Duho (1) dün zehirlenme şüphesiyle kentteki çeşitli hastanelere sevk edildi.

    Buharlaşan fare zehrini soluyan kardeşlerden Rana Elyusuf ve Ömer Elyusuf kaldırıldığı Tarsus Devlet Hastanesi’nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

    Mide bulantısı, kusma ve ishal şikayetleriyle başvurdukları Tarsus Devlet Hastanesi’ndeki tedavilerinin ardından Ankara’ya sevk edilen çocuklardan Selem Elyusuf da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşiyle tehdit etti: 2 kişi gözaltına alındı

    Fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşiyle tehdit etti: 2 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Tarsus’ta biyometrik fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşini devreye sokarak fotoğrafçıları gözaltına aldırdı. Avukat Lütfiye Şeyma Özyazgan “Müştekinin eşi olan Tarsus Adliyesi’nde görevli hakim, makamını öne sürerek kamu gücünü özel işi için kullanmıştır. Kişisel hırs ve tatmin için yargının kullanılması kabul edilemez” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde biyometrik fotoğraf çekimine giden ve fotoğraflarını beğenmeyen M.E.A adlı kadın, iddiaya göre burada fotoğrafçılarla tartıştı. Önce “Güvenlik kamerası çalışıyor mu” diye sordu, ardından çalışmadığını öğrenince “Benim eşim hâkim, buraya polis yığarım” dedikten sonra eşini aradı. Bunun üzerine M.E.A.’nın Tarsus’ta hakim olan eşi, yolda gördüğü polisleri yanına alarak dükkana geldi. Biri 17 yaşında çocuk olmak üzere iki kişi önce emniyete götürüldü, sonrasında doğrudan savcılığa çıkartılarak mahkemeye sevk edildi ve haklarında yurtdışına çıkış yasağı kararı verildi.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan fotoğrafçı N.T. ve avukatı Lütfiye Şeyma Özyazgan, konuya ilişkin şikayetçi olduklarını söylediler.

    “GERÇEK ADALET İSTİYORUM”

    Fotoğrafçı N.T., M.E.A adlı kadının fotoğrafı çekildiği sırada sorun çıkarmaya başladığını söyleyerek, “Başından bu yana bizimle emir kipiyle konuştu. Fotoğrafını beğenmeyip bizimle tartışınca kendisine hizmet vermeyeceğimizi, dükkanı terk etmesini rica ettim. Bunun üzerine kocasının hakim olduğunu ve buraya polis yığacağını söyledi. Bağırıp çağırıp tehditlerde bulundu. Güvenlik kamerasının çalışmadığını öğrenince personelimin fotoğraflarını çekip eşiyle tehdit etmeye devam etti. Hakim olan kocası polislerle birlikte geldi ve yanımda çalışan 17 yaşındaki kardeşimi bile gözaltına aldırdı” dedi.

    M.E.A’nın darp edildiği yönündeki beyanlarına da tepki gösteren N.T., “Yıllarca kadına yönelik sergi çalışmalarım ve farkındalık etkinlerinde bulundum. Bu konuda belli bir hassasiyeti olan birisiyim dolayısıyla bir kadın tarafından kendisini darp ettiğim iddiası çok zoruma gitti. Bunu asla kabul etmiyorum. Hakim eşinin görevini kötüye kullanması akıl alır gibi değil. Mağdur olan benken yurtdışı yasağı verilmesi beni maddi kayba uğrattı. Gerçek adaletin sağlanmasını istiyorum” sözlerini kullandı.

    “KAMU GÜCÜNÜ ÖZEL İŞİ İÇİN KULLANDI”

    Avukat Lütfiye Şeyma Özyazgan, yaşanan olayda polislerin de ihmali olduğunu belirterek, hakim kişiye isminin dahi sorulmadığını dile getirdi. Özyazgan, konuya dair şunları söyledi:

    “Polisler tarafından imza altına alınan tutanakta, özetle ‘Görevimizi ifa etmekteyken bir şahıs bize yaklaşmış, kendisinin hakim olduğunu, eşinin bir olaya karıştığını ancak olayı kendisinin de tam anlamadığını, bizden kendisine eşlik etmemizi istemesi üzerine olay yerine gidildiği, durumun acil olma ihtimaline binaen şahsa kimlik bilgilerinin sorulmadığı…’” ibareleri yer almaktadır.

    Somut olayda müştekinin eşi olan Tarsus Adliyesi’nde görevli hakim, makamını öne sürerek kamu gücünü özel işi için kullanmıştır. Dahası, bu durum polisler için de hayati risk taşımaktadır. Yani, sokaktan geçen herhangi biri “ben hakimim” diyerek polisleri istediği yere götürebilir anlamına geliyor bu yaşanan olay. Belki şahıs terörist, belki polisleri pusuya düşürmek, silahlı çatışmaya sokmak için böyle bir yalan söylüyor, bilebilmemiz mümkün mü? Zira yine tutanaktan anlıyoruz ki, sonradan hakim olduğunu öğrendiğimiz şahsa adı bile sorulmamış.”

    “KİŞİSEL HIRS İÇİN YARGI KULLANILAMAZ”

    İddianamede tanık beyanlarına hiç değinilmediğini de kaydeden Şeyma Özyazgan, “Salt ‘müşteki kadının şüphelilere yönelik iftira atma olasılığının düşük olduğu çünkü daha önceden husumetli olmadıkları’ ön kabulü ile müvekkilimin ve kardeşinin cezalandırılması talep edilmiştir. Masumiyet karinesi, bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Dosyaya müşteki tarafından sunulan, müvekkilimin özel hayatının gizliliğini ihlal ederek çekilmiş olan fotoğraf, müvekkilimin soruşturma konusu suçu işlediğini ortaya koymaktan son derece uzaktır. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın adil yapılmadığına ve de yapılmayacağına yönelik büyük bir endişe içerisindeyiz” diye konuştu.

    Yargının üzerine düşen yükün çok fazla olduğunu, kişisel hırs ve tatmin için yargıyı kullanmak isteyenlerin ve bu uğurda çabalayanların yükünü daha da ağırlaştırdığını söyleyen Özyazgan, “Gerçekten şiddet tehdidine maruz kalan, gerçekten güvende olmayan kadınlara yardım eli uzatılamamasına yahut da yardım edilmesinde gecikmeye sebep olmaktadır. Bunun cezasını pek çok kadının canı ile ödemektedir” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Tarsus’ta bir erkek reddedildiği için iki kadını katletti

    Tarsus’ta bir erkek reddedildiği için iki kadını katletti

    PİRHA- Mersin’de Çetin Gençay isimli erkek, barışma teklifini reddeden eski sevgilisi Hamiyet Görmezer’i ve arkadaşı Feriye Gözüala’yı katletti. Fail, saldırıdan sonra intihar etti.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşayan Çetin Gençay isimli erkek, 3 yıl önce sevgili olduğu ve birkaç ay önce de ayrıldığı Hamiyet Görmezer  ile konuşup barışmak için yanına gitti. Reddedilen Gençay, hem eski sevgilisini hem de o sırada yanında olan eski sevgilisinin arkadaşı Feriye Gözüala’yı vurup intihar etti.

    Feriye Gözüala ve Çetin Gençay yaşamlarını yitirdi. Hastaneye yaralı olarak kaldırılan Hamiyet Görmezer’in ise hayati tehlikeyi atlatamadığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Tarsus’ta kadınlar töre cinayetine tepki gösterdi- VİDEO

    Tarsus’ta kadınlar töre cinayetine tepki gösterdi- VİDEO

    PİRHA- Tarsus’ta Besra Kırmızı isimli kadının abileri tarafından öldürülmesi üzerine sokağa çıkan Tarsus Kadın Platformu, “Tetiğe basarken eli dahi titremeyen Umut Başıbaş seni tanıyoruz. Töreniz de batsın, namusunuz da! Katledilen kız kardeşlerimize sözümüz olsun, mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” diyerek tepki gösterdi.

    Mersin’de 2,5 aylık hamile olan Besra Kırmızı (20) ailesinin istemediği biriyle evlendiği için öldürüldü. Urfa’da yaşayan Kırmızı, ailesinin karşı çıktığı Hasan Kırmızı (24) ile 4 ay önce evlenerek Tarsus’a yerleşti. Görümcesiyle dün aile sağlığı merkezine giden Besra Kırmızı, dönüşte ağabeyi Umut Başıbaş’ın silahlı saldırısına uğradı. Başından vurulan Besra Kırmızı, hayatını kaybetti.

    TARSUS’TA 2 AYDA 4 KADIN KATLEDİLDİ

    Tarsus Kadın Platformu, Besra Kırmızı’nın katledilmesinin ardından sokağa çıkarak erkek şiddetine, kadın cinayetlerine ve iktidarın cezasızlık politikalarına tepki gösterdi. Halk Eğitim Merkezi önünde toplanan kadınlar, “Katledilen kadınlar isyanımızdır, erkek adalet değil gerçek adalet” pankartıyla töre adı altında kadınların katledilmesine isyan etti.
    Eylemde yapılan basın açıklamasını platform üyesi Bilgehan Güçtimur okudu. Güçtimur, Tarsus’ta son 2 ay içerisinde 4 kadının eski kocası, oğlu ve abisi tarafından katledildiğine dikkat çekerek, “Öfkeliyiz çünkü kadın cinayetleri çığ gibi büyüyor. İsyandayız çünkü erkekler öldürüyor ve devlet koruyor. Besra, töre cinayeti adı altında kutsal aile yalanları ile abisi tarafından katledildi” dedi.

    “DEVLET KATİLLERE ÇANAK TUTUYOR”

    Kadınları mülkü olarak gören erkek egemen zihniyetin, kadınları mülkü olarak gördüğünü ve namus, töre, kutsal aile yalanlarıyla kadınların katledildiğini söyleyen Bilgehan Güçtimur, “İktidar ise bu anlayışa çanak tutuyor. Devlet cezasızlıkla kadın katillerinin sırtını sıvazlıyor. Erkekler kadınları öldürüyor çünkü bu ülkede kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, uygulanmadığı gibi tartışmaya açılıyor. Cezasızlık, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi ile erkek yargı kararları şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendiriyor. Kadın düşmanlığı bu ülkede iktidarın en tepesinden örgütleniyor. Bu düzen, bu iktidar adeta kadınların canına kast etmiş durumda. AKP’nin 21 yıllık iktidarının kadın düşmanı politikaları bize artan erkek şiddeti olarak dönüyor” diye konuştu.

    Güçtimur, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Tetiğe basarken eli dahi titremeyen Umut Başıbaş seni tanıyoruz. Yüzünü hafızamıza kazıyoruz diğer katiller gibi. Öfkemiz büyük, isyanımız büyük! Töreniz de batsın, namusunuz da! Katledilen kız kardeşlerimize sözümüz olsun: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Tarsus’ta bir kadın oğlu tarafından katledildi

    Tarsus’ta bir kadın oğlu tarafından katledildi

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde hastanede tedavi gören Selma Çiftçi isimli kadın, oğlu Murat Çiftçi tarafından katledildi.

    Tarsus Devlet Hastanesi’nde tedavi gören Selma Çiftçi (61) isimli kadın, refakatçi olarak yanında kalan oğlu Murat Çiftçi (32) tarafından katledildi. Sabaha karşı 04.00 sıralarında cinayeti işleyen fail, güvenlikçiler tarafından yakalanarak polise teslim edildi.

    Yapılan incelemenin ardından Çiftçi’nin cenazesi hastanenin morguna alındı.

    Olayla ilgili soruşturma sürerken, Murat Çiftçi’nin uyuşturucu bağımlısı olduğu ileri sürüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Tarsus Kadın Platformu üyesi Çiğdem Serin: Merve’nin katili erkek düzendir -VİDEO

    Tarsus Kadın Platformu üyesi Çiğdem Serin: Merve’nin katili erkek düzendir -VİDEO

    PİRHA- Boşandığı erkek tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden hemen bir gün önce katledilen Merve Bayer ile ilgili konuşan Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, “Merve, şiddete uğrayan kadınlar için mücadele eden biriydi. Yaşamak ve yaşatmak isterken bir erkek tarafından katledildi. Merve’nin katili bu erkek düzendir” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Yenice Mahallesi’nde yaşayan Merve Bayer, boşandığı polis Mustafa Yıldır tarafından 8 Mart’tan hemen bir gün önce katledildi. Bayer’in evliliği boyunca şiddet gördüğü ve fail Mustafa Yıldır hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı ortaya çıktı. Merve Bayer’in erkek şiddetine karşı kadın mücadelesi yürüttüğünü belirten Tarsus Kadın Platformu bileşeni ve Mersin Halkevci Kadınlar’dan Çiğdem Serin, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MERVE YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORDU”

    Merve ile Özgecan Aslan’ın katledilmesine ilişkin yapılan eylemlerde tanışan Çiğdem Serin, “Merve, 7 Mart sabahı eski eşi tarafından uzaklaştırma kararı bittiği gün katledildi. Merve kadın cinayetine, erkek şiddetine karşı yan yana yürüdüğümüz bir arkadaşımızdı. 8 Mart’tan bir gün önce yanı başımızda bizimle mücadele eden bir kadının katledilmesi aslında erkek şiddetinin her gün ensemizde olduğu gerçeğini bir kez daha gösterdi bizlere” diye konuştu.

    Serin, son konuşmalarında Merve’nin şiddete uğrayan bir kadına yardım etmeye çalıştığını belirterek, “Merve yaşamak ve yaşatmak için mücadele ediyordu” dedi.

    “YAKILAN GELİNLİK, ŞİDDET DOLU EVLİLİKLERE GÜÇLÜ BİR MESAJ”

    Merve Bayer’in annesi, kızının ölümünden sonra sokakta gelinliğini yakmıştı. Bunun şiddet dolu evliliklere ve kadın cinayetlerine karşı yapılmış güçlü bir eylem olduğuna dikkat çeken Serin, annenin şu mesajını hatırlattı:

    “Bu Merve’nin kefeni. Her şey bununla başladı. Her şey burada bununla bitecek. Hepinize ders olsun. Hatice teyze bunu niye yaktı diye 40 kere düşünün. Evlenirken 20 kere 30 kere düşünün. Bu mesaj Merve’den geldi. ‘Gelinliğimi ortaya koy, arkadaşlarımı topla, çatır çatır yak’ dedi. ‘Her şey onunla başladı’ dedi. Bu gelinlik size mesaj olsun. Kötü iyi olmaz. Bir insan değişmez bunu unutmayın.”

    “KADINLARIN KATLEDİLMESİNDE İKTİDARIN KADIN DÜŞMANI POLİTİKALARI ETKİLİ”

    Çiğdem Serin, Merve Bayer’in cenazesini kadınların taşıdığını ve cenazede kadınların öfkesinin hakim olduğunu kaydetti. Bayer’in ve birçok kadının katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının rolü olduğuna değinen Serin, “Bu erkekler adeta birbirinden örnek alıyorlar ve erkek iktidarın politikalarından güç alıyorlar. Bugün İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı, 6284 sayılı Yasa etkin uygulansaydı Merve aramızda olurdu.
    İktidar, 81 ilde aile çalıştayları düzenliyor, kredilerle insanları evlenmeye teşvik edip aileyi güçlendirmeye çalışıyor. Bizim şiddet gördüğümüz aileleri güçlendirme çabasını kadın cinayetlerini önlemek için göstermiyor. Kadın cinayetlerini önlemek için gösterse birçok kadın aramızda olurdu” sözlerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Kadınların, yukarıdan aşağıya örgütlenen erkek şiddetinin farklı biçimlerine hemen her gün maruz kaldığını söyleyen Serin, bu düzenin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:

    “Hepimizin özgürlüğünün ve yaşamasının garantisi yine kadın mücadelesinde. Birbirimize dokunmamız, birbirimizin elini daha sıkı tutmamız gerekiyor. Kadınları katleden bu erkek katil düzen değişene kadar birlikte mücadele etmeye devam etmeliyiz. Merve’nin katili bu erkek düzendir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlar, evli olduğu erkek tarafından katledilen Serpil Biçer için eylem yaptı

    Kadınlar, evli olduğu erkek tarafından katledilen Serpil Biçer için eylem yaptı

    PİRHA- Mersin’in Tarsus ilçesinde 7 aylık hamile olan Serpil Biçer’in, eşi Murat Biçer tarafından katledilmesine karşı kadınlar eylem yaptı. Serpil Biçer ve katledilen tüm kadınlar için bir araya gelen Tarsus Kadın Platformu şiddet uygulayan erkeklerin, cezasızlığı pratik haline getiren iktidardan güç aldıklarını vurguladı.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde Murat Biçer isimli erkek, 7 aylık hamile eşi Serpil Biçer’i öldürdükten sonra 5 yaşındaki torununu yanına alıp kaçmıştı. Yenice Mahallesinde düzenlenen operasyonla yakalanan Biçer, kasten öldürme suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    “Katledilen kadınlar isyanımızdır” pankartı açan Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik Alanında konuya ilişkin eylem yaptı.

    “CEZASIZLIK ERKEKLERİ CESARETLENDİRİYOR”

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Hamdiye Kırıcı, kadın cinayetlerinin artışında iktidarın sorumlu olduğuna işaret ederek, “Bir kadın daha erkek şiddeti ile aramızdan alındı. Gasp ve cinayet suçundan 24 yıl hapis yatıp, 8 ay önce cezaevinden çıkan Murat Biçer 7 aylık hamile eşini öldürdü. Bu ülkede erkek iktidardan güç alan erkekler her gün kadınları öldürüyor. 2023 yılında 315 kadın cinayeti, 248 şüpheli ölüm gerçekleşti. Erkekler kadınları öldürüyor çünkü bu ülkede kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, uygulanmadığı gibi tartışmaya açılıyor. Cezasızlık, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi ile erkek yargı kararları şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendiriyor” dedi.

    Kırıcı; iktidar tarafından kadın düşmanlığının örgütlendiğini belirterek, var olan düzenin kadınların canına kast ettiğini söyledi.

    İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VURGUSU

    Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar açısından hayatiliğine vurgu yapılarak, şu ifadelere yer verildi:

    “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin 4 gün önce ‘İstanbul sözleşmesi ile cinayetlerin ilgisi yok. Sözleşme varken de işleniyor, yokken de işleniyor. Yeterince cezası var’ dedi. Bekir Şahin’e soruyoruz: Bu fikriniz hangi verilere dayanıyor? Bizler yıllardır İstanbul Sözleşmesi’nde de olduğu gibi öncelikle şiddeti önleyin diyoruz. Yasa değişiklikleri tartışmaları yapmayı bırakın da var olan yasaları, 6284’ü uygulayın. İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar uygulamaya koyun.”

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Türkiye’de kadınların en çok yakınları olan erkekler tarafından öldürüldüğünü dile getiren Hamdiye Kırıcı, “Kadınlar eş, eski eş, boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından öldürülürken iktidar daha da aile politikalarına sarılıyor. Nafaka tartışmaya açılıyor, 6284 hedef alınıyor. Büyük aile buluşmaları düzenleniyor. Anayasa değişikliği tartışmaları yapılıyor. Daha 4 gün önce Adalet Bakanlığı tarafından Türk Medeni Kanunu çalıştayı yapıldı. Şimdi de Medeni Kanun tartışmaya açılıyor. Medeni kanuna dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kadınların hayatları pahasına yürüttüğünüz aile politikalarından vazgeçin” sözlerini kullandı.

    Kırıcı, Serap Biçer’in ve katledilen, şiddete uğrayan her bir kadının hesabını sorana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO

    ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Tarsus Şube Başkanı Feyzullah Metin, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini geçmişte sürdürülen ve bazı bölgelerde amacına ulaşan asimilasyon politikalarının devamı olduğunu belirterek, “Alevileri asimile etme çabaları hala sürüyor. Tabi ki bu asimilasyon hamlelerine karşı direnç göstereceğiz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkilerini yükseltiyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus Şube Başkanı Feyzullah Metin, AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    ASİMİLASYON HAMLELERİ

    Dedelere maaş bağlanmasının geçmişte sürdürülen ve bazı bölgelerde amacına ulaşan asimilasyon politikalarının devamı olduğunu belirten Metin, “Bizi asimile etmeye çalışıyorlar. Tarsus’ta dağ köylerindeki Aleviler asimile edilmiş zamanında, bize de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Tabi ki bu asimilasyon hamlelerine karşı direnç göstereceğiz” dedi.

    “TOPLUMUMUZ BÜYÜK YARA ALIR”

    Feyzullah Metin, dedelerin maaş alması halinde Alevi toplumunun bundan yara alacağını dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

    “İnancını yaşayan herkes kendi ihtiyacını kendisi karşılasın. Kimden maaş alırlarsa onların sözünü dinlemek zorunda kalırlar, onlardan gelecek emirleri uygularlar. Toplumumuz büyük yara alır. Maaş isteyen dedeler böyle bir yola girmesinler, inanç neyi gösteriyorsa onu yapsınlar.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO

  • ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO

    ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO

    PİRHA- Şeyh İbrahim Veli Ocağı evlatlarından Haydar Arıkovan Dede, Alevilerin öncelikle haklarının iade edilmesi gerektiğinin altını çizerek, dedelere maaş bağlanmasına karşı olduklarını ifade etti. Arıkovan, “Cemde elimize bir not verecekler. Bizler Yezid’e Yezid deriz, lanet okuruz. Bunlar verecekleri kağıtta bizlere Hz. Yezid dedirtecekler. Biz bunlara karşıyız” dedi. 

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkilerini yükseltiyor.

    Şeyh İbrahim Veli Ocağı evlatlarından Haydar Arıkovan Dede, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEDELERE MAAŞ BAĞLANMASINA KESİNLİKLE KARŞIYIZ

    Arıkovan, Alevilerin öncelikle haklarının iade edilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Dedelere maaş bağlanmasını biz kesinlikle istemiyoruz. Karşıyız. Sonuna kadar karşıyız. Karşıyız, çünkü biz inanıyoruz ki bu kul hakkına geçer. Yani bir canın gönül rızasıyla verilmemiş bir para, bir yere bağış olarak yapılmayan bir para kul hakkına geçer. Biz bunu helal etmiyoruz. Diyanet işlerine kesilen parayı helal etmiyoruz. O yüzdendir ki biz dedelere maaş bağlanmasına kesinlikle karşıyız” dedi.

    Devlet tarafından dedelere bağlanacak bir maaşın devletin memuru anlamına geldiğini vurgulayan Arıkovan, “Cemde elimize bir not verecekler. Diyecekler ki bunları okuyun. Biz İmam Hüseyin’e, Yezit’in karşısındaki İmam Hüseyin’e biat ederiz. Bizler Yezid’e Yezid deriz, lanet okuruz. Bunlar verecekleri kağıtta bizlere Hz. Yezid dedirtecekler. Biz bunlara karşıyız” şeklinde konuştu.

    “İNANCI VE DİRENCİ İMAM HÜSEYİN’DEN, PİR SULTAN’DAN, ŞEYH BEDRETTİN’LERDEN ALDIK

    Alevilerin öncelikli taleplerinin olduğunu ifade eden Arıkovan, şunları söyledi:

    “Öncelikle bizim taleplerimiz Sivas’taki Madımak Oteli’nin müze olması. Eşit yurttaşlık haklarının tanınmasıdır. Biz kesinlikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bizlere vereceği parayı kabul etmiyoruz.

    Maaş almayı düşünen veya alan dedeleri bir an önce gittikleri yoldan geri dönmelerini istiyoruz. Yoksa düşkün ilan edileceksiniz. Biz ki kalu beladan beri, bu inancı hiçbir devletin yardımı olmadan sürdürmüşüz. Bugüne kadar getirmişiz ve bugünden sonra da böyle gitmek zorundadır. Biz bu inancı ve direnci İmam Hüseyin’den, Pir Sultan’dan, Şeyh Bedrettin’lerden aldık. Bunların yüzü suyu hürmetine aşıkların, sadıkların yüzü suyu hürmetine ters gelen bir şeyi biz de kabul etmiyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO

  • Mersin Barosu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu

    Mersin Barosu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu

    PİRHA- Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu’nun yaptığı basın açıklamasında kadınların giyim ve kuşamlarını hedef göstererek, kadınlara yönelik hakaret, aşağılama ve insanları kin ve düşmanlığa tahrik niteliğindeki ifadeleri nedeniyle, hakkında TCK 216. ve 125. maddeleri kapsamında cezalandırılması için Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, Mersin Barosu Tarsus ilçe temsilcisi ve yönetim kurulu üyesi Av. Fatih Oyan ile Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Arzu Günay ve merkez üyesi avukatlar, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmasının ardından Tarsus Adliyesi önünde basın açıklaması yaparak, Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu Başkanı Hilmi Tuzcu’nun hukuka aykırı nefret söylemlerini kınadı. Basın açıklamasına Mersin Kadın Platformu temsilcileri de katılarak destek verdi.

    “AYRIŞTIRAN VE KUTUPLAŞTIRAN SÖZLERİ İLE SUÇ İŞLEDİĞİ SABİTTİR”

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Arzu Günay açıklamasında, “Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu, kadınları hedef alarak, söylemeye bile dilimizin varmadığı, ahlaki değerlerden yoksun düşüncelerini dışa vurarak şu sözleri halka açık alanda dile getirmiştir. ‘Gazze’de şehit olan çocuklara mı acıyalım? Tarsus Yarenlik Alanında anadan ürüyen dolaşanlara mı acıyalım?’ ‘Vallahi burası daha çok acınacak halde.’ ‘Onlar cennete gidiyor ama buraya gelin oturun Allah korusun ninesi burnunu göstermezken, torunun göstermediği yer kalmadı. Hadi çocuklar, gençler bir eş bulacak. Yahu ellisindeki bu teyzelere, bacılara ne oluyor ya? Bunların kocalarına ne oluyor?’ cümlelerini kullanarak açıkça hukuka aykırı bir şekilde nefret söylemleriyle saldırıda bulunmuştur.

    Şahsın, kadınlar ve çocuklar hakkında kullandığı çirkin ve seviyesiz hakaretler ile nefret içeren üslubu, toplumumuzda kadın-erkek çatışması oluşturacak, kişilerin birbirlerine karşı hislerinin değişmesine sebep olacak, husumetleri tetikleyecek, hoşgörüyü yok edecek, kamplaşma yaratacak, insanları karşı karşıya getirecek, tahrik edip çatışmaya sevk edecek ve kamu barışını tehlikeye sokacak özellikler taşımaktadır. Şahsın kin nefret içeren, toplumda kadını ikinci plana sürükleyen eşitliği bozma yolunu seçerek, açıkça saldırgan ve ayrıştıran toplumu bölen, kutuplaştıran sözleri ile suç işlediği sabittir” diye konuştu.

    “BU AÇIKLAMAYI YAPANLAR VE ORTAK OLANLAR SORUMLUDUR”

    Günay konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak Hilmi Tuzcu hakkında Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak; yaptığı basın açıklaması ve bu açıklamanın sosyal medyada yayınlanması, demokratik ve laik bir ülkede özellikle kadınların giyim ve kuşamlarının hedef gösterilerek, kadınlara yönelik hakaret, aşağılama ve insanları kin ve düşmanlığa tahrik niteliğindeki ifadeleri nedeniyle, TCK 216. ve 125. maddeler kapsamında cezalandırılması konusunda şikayette bulunduk. Ayrıca Akkoza Medya haber sitesinde konuyla ilgili yayınlanan video ve sözlere erişimin engellenmesini ve haber içeriğinin siteden kaldırılmasını talep ettik.

    Söylemleriyle kadına şiddeti teşvik eden cinsiyetçi, ayrıştırıcı ve kadını ötekileştirici, aşağılayıcı dil kullanan şahısın hak ettiği cezayı alması için yasal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız”

    PİRHA/ MERSİN

  • Kadınlar, Filistin’in acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapanları protesto etti- VİDEO

    Kadınlar, Filistin’in acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapanları protesto etti- VİDEO

    PİRHA- Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına kadınlardan tepki geldi. Tarsus Kadın Platformu,”Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapıldı. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme suçu değil de nedir?” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde Filistin için yapılan eylemde konuşan Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu adında bir kişi, kadınları giyimleri üzerinden hedef aldı. Yapılan konuşmada, “Gazze’de şehit olan çocuklara mı acıyalım, Tarsus Yarenlik alanında anadan ürüyen dolaşanları mı acıyalım? Vallahi burası daha çok acınacak halde. Hadi çocuklar gençleri anladık, eş bulacaklar neyse. 50’sindeki bu teyzelere, ablalara, bacılara, bunların kocasına ne oluyor?” denildi.

    Bu sözlerin üzerine Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik alanında “Beden benim, hayat benim, sana ne!” diyerek eylem gerçekleştirdi.

    “FİLİSTİN’İN ACILARI ÜZERİNDEN KADIN DÜŞMANLIĞI YAPILIYOR”

    Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, Filistin’de her gün çocuklar ölürken, acılar üzerinden kadın düşmanlığı yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Serin, “Tarsus’ta İslami örgütlerden oluşan Ashab-ı Kehf adı altındaki oluşum “Filistin’e destek” adı altında şehrin ortasında Yarenlik Alanında adeta şeriat eylemi yapmış, İmam Hatip Lisesinde müdür yardımcısı olan Hilmi Tuzcu tekbirler eşliğinde giyimlerimiz üzerinden hakaret içeren ifadelerle kadın düşmanı söylemlerde bulunup, kadınları hedef göstermiştir. Gazze’de yaşanan katliamın, Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapılmaktadır. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme, ‘kin ve nefrete’ sürükleme suçu değil de nedir? Tarsus’ta kıyafetinden ötürü tek bir kadının kılına zarar gelirse bu açıklamayı yapanlar ve ortak olanlar sorumludur” dedi.

    MERSİN BAROSU SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

    Bu söylemlerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini ifade eden Serin, şöyle konuştu:

    “İki gün önce burada Filistin halkına yönelik katliam bahane edilerek emniyet güçlerinin gözü önünde bedenlerimize yönelik hakaretler edilerek kadınlar giyimleri ve yaşam tarzları üzerinden hadsizce hedef gösterilmiştir. Anayasanın laiklik ilkesine aykırı hareket ederek şeriat propagandası yapılmıştır. Hakları için direnen, insanca yaşam mücadelesi için sokağa çıkanlara çok kolay ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ suçu icat edenler asıl kin ve nefret içeren, kadına yönelik şiddete teşvik eden bu açıklamaya sessiz kalarak suça ortak olmaktadır”

    Çiğdem Serin, Mersin Barosu’nun sarfettiği sözler sebebiyle Hilmi Tuzcu hakkında suç duyurusunda bulunacağı bilgisini de verdi.

    “FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ”

    Emperyalizme ve siyonizme karşı direnen kadınların, Filistin halkının yanında olduklarını da vurgulayan Çiğdem Serin, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız. Gerici kadın düşmanlarının bizleri hedef gösterdiği yerdeyiz, buradayız. Ne giydiğimiz üzerinden hesap soranlara sesleniyoruz: Beden benim, hayat benim sana ne? Sokakları kadın düşmanlarına terk etmiyoruz” sözlerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • 40 yıl önce çekilen fotoğraf Çamalan Cemevi’nde: İnancımızı geleceğe aktarıyoruz-VİDEO

    40 yıl önce çekilen fotoğraf Çamalan Cemevi’nde: İnancımızı geleceğe aktarıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Hatice Çataloğlu, gençliğinin özlemini fotoğraflarda gideriyor. Arkadaşlarıyla birlikte 40 yıl önce çektirdiği fotoğraf  Tarsus Çamalan Cemevi’nde sergilenirken, her fotoğrafın önünden geçen Çataloğlu, kültürün ve inancın gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguluyor.  

    Tahtacı Aleviler, Toroslardan Kaz Dağlarına uzanan yaşamlarında inancını ve geleneklerini geçmişten günümüze aktarmayı tüm asimilasyon politikalarına rağmen başarmışlar. Tahtacılar günümüzde, konar-göçer yaşamdan yerleşik düzene geçse de, yaşamlarını kurdukları köylerde kültürlerini ve inançlarını sürdürüyor.

    O köylerden biri de Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Çamalan Köyü. Yüzyıllar boyunca Tahtacılara yurt olan Torosların eteklerindeki Çamalan’da yurttaşlar kültürlerini ve Alevi inancını sürdürmeye devam ediyor.

    Tahtacı Alevilerin en önemli simgelerinden biri Üç Etek. Günlük yaşamlarında, düğünlerde ve özel günlerde giyilen üç etek, şimdilerde sadece daha az kullanılır noktada.

    Çamalan köyünde yaşamını sürdüren Hatice Çataloğlu, PİRHA mikrofonuna, Çamalan Cemevi‘nde bulunan fotoğrafın hikayesini anlattı.

    “KÜLTÜRÜN VE İNANCIN GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI ÖNEMLİ

    Hatice Çataloğlu, gençliğinin özlemini fotoğraflarda gideriyor. Arkadaşlarıyla birlikte 40 yıl önce çektirdiği fotoğraf cemevinde sergilenirken, her fotoğrafın önünden geçen Çataloğlu, o günleri özlediğini belirtiyor.

    Fotoğrafın hikayesini anlatan Çataloğlu, düğünlerde, bayramlarda kadınların üç etek giydiğini hatırlatarak, “Hatıra olsun, geleceğe bir anı kalsın diye çektik. Kültürün ve inancın gelecek nesillere aktarılması önemli. Bazılarını yapıyoruz, bazılarını ise yarım yamalak yapıyoruz. Mutlaka geleneklerimizi sürdürürüz” diyor.

    Bayramlarda mutlaka ellerine kına yaktıklarını söyleyen Hatice Çataloğlu, insanların o yıllarda daha samimi olduğunu ve birbirine güvendiklerini ifade ediyor. Çataloğlu,  gençlere kültürün ve inancın aktarılmasının önemine dikkat çekiyor.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • ‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO

    ‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Çamalan Cemevi Başkanı Refik Deviren, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerine karşı olduklarını söyledi. Deviren, “Cemevinde hizmetlerin bir bedel karşılığında olmasına karşıyız. Gerçek bir Alevi dedesi parayla bu hizmeti yapmaz. Maaşı kabul eden dedeleri de tanımıyoruz, cemevimize kabul etmiyoruz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkilerini yükseltiyor.

    Çamalan Cemevi Başkanı Refik Deviren, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEMEVİNDEKİ HİZMETLERİN BİR BEDEL KARŞILIĞINDA OLMASINA KARŞIYIZ”

    Çamalan Cemevi’nde hizmetlerin kurulduğu günden bu yana ücretsiz yürütüldüğünü belirten Deviren, “12 yıldır cemevimizde Pir Hasan Kılavuz ve sonradan yetişen rehberimiz Cumali Can tarafından hizmetler hiçbir karşılık beklenmeden yapılıyor. Bizler bu hizmetlerin bir bedel karşılığında olmasına karşıyız” dedi.

    “GERÇEK BİR ALEVİ DEDESİ PARAYLA BU HİZMETİ YAPMAZ

    Çamalan Cemevi Başkanı Refik Deviren, ibadet ve hizmetlerin aşk ile olması gerektiğinin altını çizerek, “Para karşılığı yapılan hizmet hizmet değildir. Laik bir devlette kesinlikle hiçbir din görevlisinin maaş almaması gerektiğini düşünüyoruz. Devletin vereceği maaşa meyleden, kendisine dede diyenler var. Gerçek bir Alevi dedesi parayla bu hizmeti yapmaz. Bu maaşı kabul eden dedeleri de tanımıyoruz, cemevimize kabul etmiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO

  • Baş: Bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayanları asla affetmeyeceğiz-VİDEO

    Baş: Bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayanları asla affetmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Özgürlük Yürüyüşü”nün 10. gününde Tarsus’ta. baş burada yaptığı açıklamada, Ankara Gar Katliamı’nda katledilenleri andı, adaleti sağlayıncaya kadar katillerin ve katilleri koruyanların peşinde olacaklarını söyledi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve Gezi tutuklularının tahliye edilmemesine karşı Hatay’dan başlattığı, Ankara’da sona ermesi planlanan “Özgürlük Yürüyüşü” 10. günde Mersin Tarsus’da devam ediyor.

    “10 Ekim’de katledilen canlar” için yürüyen Erkan Baş’a, Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tarsus Şubesi eşlik ediyor.

    “BİR KATLİAMIN ÜZERİNİ ÖRTMEK İÇİN…”

    Ankara Gar Katliamı’nda katledilenler için bir açıklama yapan Baş, şu sözlere yer verdi:

    “Bugün 10 Ekim, 8 yıl önce bu ülkede yaşayan, yüreği barıştan, kardeşlikten, adaletten yana atan herkesi hedef alan ve 103 canımızı yitirdiğimiz Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümündeyiz. Sadece barış istediklerini dile getirmek için, sadece adalet istediklerini, emek mücadelesini güçlendirmek istediklerini söyledikleri için toplanan kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, yoldaşlarımıza, canlarımıza doğrudan iktidarın desteklediği, iktidarın önünü açtığı bir barbarlar sürüsünün, hain saldırısının neticesinde kardeşlerimizi kaybettik.

    Bugün üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala bu katliamın faillerini açığa çıkartmamış olmaları bize bir şey gösteriyor. Evet, ortada sözde bir dava var,  bu dava devam ediyor fakat bu davayı takip ettiğimizde gördüğümüz şudur: bir katliamı açığa çıkartmak için değil, bir katliamın üzerini örtmek için, bir katliamı bütün ayrıntılarıyla açığa çıkartmak, faillerini açığa çıkartmak cezalandırmak için değil, üzerini örtüp unutulmasını sağlamak için yapıyorlar. Buradan açık ve net ifade ediyoruz, asla unutmayacağız, asla unutturmayacağız.”

    “UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ”

    İktidarın aynı yaklaşımla iktidar koltuğunu devam ettirmek için elinden geleni yaptığını ifade eden Baş, “Unutmayalım ki 10 Ekim Katliamı’nın hemen öncesinde Suruç’ta sosyalist gençleri hedef alan benzer bir katliam gerçekleşmişti. Hemen arkasından Ankara’daki katliam iktidarın o dönem iktidarını kaybetme korkusuyla içine girdiği telaşın ve toplumu teslim alma girişimlerinin bir sonucuydu. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkede yüzbinlerce insan olarak bu gerici yobaz iktidara, bunların işbirlikçisi, bunların desteğiyle palazlanan o IŞİD çetelerine asla teslim olmadık. Sonuna kadar bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Bu katliamda payı olan, bu katliamı gerçekleştiren, örgütleyen, talimatı veren, siyasi zemini oluşturan, bu katliamı önlemesi gerekirken bunu yapmayıp, 103 canımızı aramızdan alan, bu ülkede barışı, kardeşliği bombalayan, bu ülkede savaş yanlısı politikalarla kendi iktidarını devam ettirenlere karşı mücadelemiz devam edecek. Katilleri ise asla unutmayacağız, asla affetmeyeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ADANA

     

  • Halkın tepkisi ÇED toplantısını iptal ettirdi

    Halkın tepkisi ÇED toplantısını iptal ettirdi

    PİRHA- Nutri Gıda A. Ş. tarafından Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan yedi mahalleye yapılmak istenen Çimento Fabrikası ve Hammadde Sahaları Projesi’ne çevreciler ve mahalle sakinleri tepki gösterdi. Halkın direnci sayesinde ÇED toplantısı yapılamadı.

    Tarsus’a bağlı Durak, Çavuşlu, Koçmarlı, Yanıkkışla, Yamaçlı, Çokak ve Karaharnuplu mahallelerinde yapılması istenen Çimento Fabrikası ve Hammadde Sahaları Projesi için ÇED bilgilendirme toplantısı halkın tepkisi sonucu yapılamadı. Mahalle sakinlerine Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan, Mersin Barosu Kent ve Çevre Komisyonu, Türkiye İşçi Partisi, EMEK Partisi ile Mersin Çevre ve Doğa Derneği de destek verdi.

    “BİR GRUP PARA KAZANACAK DİYE DOĞANIN TALAN EDİLMESİNE İZİN VERMEYİZ”

    Mahalleli, ÇED toplantısı için Yanıkkışla Mahallesi’ne gelen şirket yetkilileri ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü yetkililerine toplantıya katılmayacaklarını söyleyerek bu taleplerinin tutanak altına alınması için ısrarcı oldu ve tutanak tutuldu.

    Yapılan protestoda konuşan mahalleliler, “İlçemizin 7 mahallesinin bir grup kişi tarafından 30 yıl para kazanacak diye doğal yaşam ortamının yerle bir edilmesine karşıyız” dedi.

    GIDA ZİNCİRİ BOZULACAK, TÜM CANLILARI ETKİLEYECEK

    Geçimini tarım ve hayvancılıktan karşılan bölge için yapılması istenen tesis büyük bir tehlike taşıyor. Böylesi bir proje, hammadde üretimi sürecinden başlayarak son ürün olan çimento hammaddesi klinker üretimine kadar bütün aşamalarında sağlık açısından tüm canlıları ve gıda zincirinin bozulması açısından tarımı etkileyecek.

    Birçok yan etkisinin olacağını söyleyen bilirkişiler dinamit patlatma, kazı sırasında toz oluşumu, yeraltı su kaynaklarının kullanılması açısından doğayı ve en nihayetinde oluşan toz açısından yanı başında olan orman ekosistemini geri dönülemez biçimde tehlikeye atacağı görüşünde.

    “YASALARA AYKIRI BİR PROJE”

    Çokak Mahalle Muhtarı Yunus Can, zeytinlik alanları koruyan yasaya göre zeytinliklere 3 km yakınlıkta bu tip işletmelerin kurulması yasaklanmışken, zeytinliğin içine çimento fabrikasının kurulmak istenmesine dikkatleri çekerek, “Nutri Gıda A. Ş. tarafından yapılması planlanan projelerin mevcut yasaları ihlal etmektedir. Hepimizi bağlayan yasalara uygun davranılmalı ve proje gerçekleşmemelidir” dedi.

    Çimento fabrikası bacasından yayılacak partiküler maddelerin akciğer kanseri vakalarının en büyük sebebi olduğunu hatırlatan yurttaşlar, fabrikaya neden karşı olduklarını şöyle açıkladılar:

    “Birileri para kazanacak diye akciğer kanseri olmak istemiyoruz. Biz yaşam alanlarımız içinde doğaya ve insan hayatına zararı olacak uygulamalarla bilinen böylesi bir tesisi, sırf iş kapısı imkanı sunuyoruz yalanlarının arkasına saklanarak yapılmasını istemiyoruz. Bu 7 mahallenin ve coğrafyanın sakinleri olarak, zeytinlerimizle, hayvanlarımızla, tarlalarımızla ve diğer doğal yaşam varlıklarımızla uyum içinde huzurlu bir hayat sürdürmek istiyoruz. Bu nedenle çimento klinker hammaddesi üretimine de, çimento üretimi tesisine de hayır diyoruz”

    MERSİN/ PİRHA