Etiket: Tartus

  • Suriye’deki Alevilerin ‘Siyasi Federalizm’ talebine, HTŞ’den kanlı yanıt

    Suriye’deki Alevilerin ‘Siyasi Federalizm’ talebine, HTŞ’den kanlı yanıt

    PİRHA- Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus’taki Aleviler, bugün hem yaşanan katliamları protesto etmek hem de “Siyasi Federalizm” ve “Kendi Kaderini Tayin Hakkı” talebiyle sokaklardaydı. Alevilerin gerçekleştirdiği barışçıl eylemlere Geçiş Hükümeti’nin cevabı silahla oldu. Protestolarda en az 8 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

    Esad hükümetinin devrilip, yerine HTŞ çetelerinin geçmesinden bu yana Suriye’deki Alevi katliamları gündemden düşmüyor. En son Humus’taki Alevilere dönük saldırılar yaşanırken, bugünde Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus’taki barışçıl protesto eylemlerinde sokağa çıkan Aleviler katledildi.

    “Siyasi Federalizm” ve “Kendi Kaderini Tayin Hakkı” talebiyle sokaklara çıkan protestocular, Geçiş Hükümeti’nin ve çetelerinin saldırısına uğradı. Sahadan gelen bilgilere göre en az 8 kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı yönünde. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR)  paylaştığı bilgilere göre; barışçıl başlayan eylemler, güvenlik güçleri ve kendilerini “Sivil Barış Komiteleri” olarak adlandıran yönetim yanlısı milislerin organize saldırılarına sahne oldu.

    “SAHADAN KATLİAM HABERLERİ GELMEYE DEVAM EDİYOR”

    Lazkiye’deki gösterilerde toplanan binlerce kişiye çete güçleri ateş açarak karşılık verdi. Göstericilerin üzerine araç sürülerek ezilmeye çalışıldığı ve çok sayıda kişinin darp edildiği belirtildi. Göstericiler üzerine açılan ateşte en az 6 göstericinin yaşamını yitirdiği, onlarca kişinin yaralandığı öğrenildi.

    Ceble kentindeki protestoculara, HTŞ çetelerince satır, pala ve bıçaklarla saldırı düzenlendi. Saldırıda çok sayıda gösterici ağır yaralanırken, yaralıların durumu ciddiyetini koruyor. Bir göstericinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    SOHR, güvenlik güçlerinin olayların dünya kamuoyuna yansımasını önlemek amacıyla gazetecileri ve kayıt almaya çalışan aktivistleri hedef aldığını, kameralara el konulduğunu aktardı.

    Protestocular, “Federalizm bölünme demek değildir”, “Alevi, Sünni, Hıristiyan, Dürzi, Kürt hepimiz kardeşiz”, “Siyasi ademi merkeziyetçilik istiyoruz” sloganları ile protestolarını halen devam ettiriyor.
    (HABER MERKEZİ)
  • Suriye’de Alevi mezarlığı bombalandı

    Suriye’de Alevi mezarlığı bombalandı

    PİRHA- Suriye’nin Tartus kentine bağlı Banyas kırsalında Alevilere ait bir mezarlık kimliği belirsiz kişilerce bombalandı. Mezarlık tamamen yanarken, bölgede Alevilere yönelik sistematik saldırıların arttığına dikkat çekiliyor.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Tartus’un Banyas kırsalındaki Miwered köyünde Alevi inancına ait bir mezarlığın kimliği belirsiz kişiler tarafından bombalandığını açıkladı. Bombalamanın ardından mezarlıkta çıkan yangın sonucu mezarların tamamen yandığı bildirildi.

    Saldırının, son haftalarda Alevi yurttaşlara yönelik artan saldırıların bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor. 29 Eylül 2025 tarihinde, Humus’un batısındaki Sehil el-Khab bölgesine bağlı Xendeq köyünde bulunan Alevi inanç önderlerinden Şeyh Mihemed El-Ecemi’ye ait tarihi mezar da yine kimliği belirsiz kişilerce yakılmış, yapıda ciddi tahribat oluşmuştu.

    Yine geçtiğimiz günlerde, Cedrin köyünden 4 Alevi işçi, Hama kırsalındaki işlerinden dönerken uğradıkları silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dr. Kemal Sido, Suriye’deki Alevi katliamını anlattı: Yakılan evler, katledilmiş insanlar, açlık, susuzluk..-VİDEO

    Dr. Kemal Sido, Suriye’deki Alevi katliamını anlattı: Yakılan evler, katledilmiş insanlar, açlık, susuzluk..-VİDEO

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler, IŞİD ve SMO’lu çetelerin Alevilere ve diğer inançlara yönelik soykırım saldırılarını yerinde inceleyen Dr. Kemal Sido, “Evler yakılmış, insanlar katledilmiş ve insanlar günlerce dışarıda kalarak açlık ve susuzluk çekmişler. Çok üzücü hikayalerdi” dedi. Sido, Alevilerin örgütlü olmadığı sürece katliamlarla karşı karşıya kalmaya devam edeceğine vurgu yaparak, Alevi örgütlerine bir komisyon kurarak bu suçları uluslararası mahkemeye taşımaları çağrısında bulundu.

    Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin çökmesinin ardından yönetimi Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün devralmasıyla birlikte Aleviler başta olmak üzere diğer etnik ve dini topluluklara karşı soykırım saldırıları devam ediyor. Özellikle Alevi nüfusunun fazla olduğu Lazkiye, Humus, Hama ve çevresindeki kentlerde yoğunlaşan şiddet vakaları ile işkenceler sebebiyle Aleviler yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalıyor. Darp, yaralanma, cinayet, kaçırılma, konutların basılıp yakılması, işkence gibi olaylarla karşı karşıya kalan Aleviler tüm bunların yanında açlık krizi ile boğuşuyor.

    6 Mart’ta başlayan saldırılardan  hemen sonra Nisan ayında Suriye’ye geçen ve katliamın yaşandığı sahil kentlerindeki durumu yerinde inceleyen Dr. Kemal Sido, izlenlerini PİRHA’ya aktardı.

    Sido, 61 yıllık Baas rejiminin ve Esad ailesinin Alevi kökenli olmalarına rağmen Alevileri baskıladığına, örgütlenmesine engel olduğuna işaret etti. Örgütsüz ve öz savunmasız bırakılan Alevilerin bu yüzden kolayca hedef olduğunu ifade eden Sido, katliamın yaşandığı yerlerde Alevilerin büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu kaydetti.

    “HEM HAFIZ HEM BEŞAR ESAR DÖNEMİNDE ALEVİLERE BASKI UYGULANDI”

    PİRHA: Aleviler iktidarın bir parçasıdır propagandası özellikle Esad iktidarı düşüşünde sıkça dillendirildi, ardında da katliam başladı. Bu tesadüf olmayan durum bölgede nasıl hissedilmedi? Yada bu kadarını da yapmazlar mı denildi?

    Dr. Kemal Sido: Beşar Esad’ın ailesi Suriye’de Arap Alevisi olarak biliniyor. Esad ailesinin babası Hafız Esad ve Beşar Esad hiç birgün Alevi olduğunu söylemedi, sadece Arap milliyetçisi olduklarını söylemekle yetindiler. Hafız Esad 1970 yılında iktidara geldiğinde Sünniler gibi camide namaz kılıyordu. Her cuma bunu tekrarlıyordu. O yüzden Esad ailesi gerçekten Alevi bir aile diyemiyoruz, öyle bahsediyoruz.

    Hem Hafız hem de Beşar Esad Alevilerin pozisyonuna baskı uyguladı. Birçok tanıdığım Alevi öncüler yıllarca hapishanelerde kaldı, bir kısmı da öldürüldü. Alevilerin şeyhleri kalmadı. Buda Aleviler için kötü bir durumdu. Alevilerin ne örgütlenmesi, ne partisi ne de silahlı grupları vardı. Rejim düştüğünde ise radikal grupların Alevilerin bölgelerine saldırması, insanları öldürmesi ve kadınları kaçırması bu yüzden çok kolaydı. Alevilerin Suriye’deki genel durumu böyleydi.

    “CİHATÇI ÇETELER BÜTÜN BÖLGEDEKİ EVLERİ YAKMIŞTI”

    Siz Alevi bölgesine gittiniz ne gördünüz, izlenimlerinizi aktarır mısınız?

    Nisan ayında Suriye’de Dürzi bölgelerine ve Şam’a gittim. Alevilerin yaşadığı bölgelere de gitmek istedim, lakin birçok kişi durum sıkıntılı olduğu için gitmemi istemedi. Yine de gideceğimi söyledim. Arapça biliyordum. Tek başıma otobüse binerek sessizce kimseye söylemeden Humus’tan geçerek Tartus, Banyas, Ceble, Lazkiye, Kadmu, Şeyh Bedir, Musyaf’a gittim. Gözlerimde gördüm. Cihatçı çeteler bütün bölgelere dağıldığını ve birçok evin yandığını gördüm. Çok üzücü hikayeler anlattılar.

    GÜNLERCE DIŞARIDA AÇ VE SUSUZ KALMIŞLAR

    Şeyh Bedir köyünden Alevi bir kadın bahsetti; çetelerin saldırması sonrasında günlerce çocuklarıyla dışarıda kaldığını, yiyecek ve su olmadığını anlattı. Durumları çok zahmetli ve kötüydü. Çokça fotoğraf aldım. Onlara Almanya’ya döndüğümde Alevilerin sesi olacağıma dair çaba içerisinde olacağıma dair söz verdim.

    Kimse Alevilere yardım etmiyor. Alevi kurumlarından istediğim bu katliama sessiz kalmasınlar. Türkiye’de 15 milyon Alevi olduğu söyleniyor ve bu çetelere yardım eden Türk devletidir. Türkiye’deki Aleviler buna karşı seslerini yükseltmeli ve Suriye’de kardeşlerini yalnız bırakmamalı.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLÜ YAPILARI OLMALI”

    HTŞ SMO ve IŞİD denkleminde Aleviler ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeli?

    Alevilerin genel durumu iyi değil. Başta da bahsettiğim gibi şeyhleri, pirleri kalmamış, toplumsal yapıları kalmamış. Partileri ve örgütlü yapıları yok. Bu yüzden çetelerce katledilmeleri kolay oldu. Alevilerden İstenilen tek şey örgütlenmeleri, organizasyonlarını yapmaları. Silahlı grupları olmadığı sürece çeteler bir gece kolayca katliam yaparak, kadınları kaçırırlar. Ayrıca kendilerini korumak için Suriye Demokratik Güçleri, Dürziler, demokratik Sünniler iletişimleri olmalı. Merkezi bu Suriye değil federal bir Suriye istemeliler. Aleviler evlerinde, köylerinde, şehirlerinde kendilerini yönetmeli, kendi yerel asayiş güçleri (polis) olmalı.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI: ULUSLARARASI KOMİSYON KURULMALI VE SUÇLAR MAHKEMEYE TAŞINMALI

    Şu anda güncel olarak Suriyede durum nedir? Ne yapılmak isteniyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Suriye’deki Aleviler Almanya’dan Amerika’ya, Balkanlar’dan Türkiye’ye kadar ilişkilerini güçlendirmeli. Almanya’da Alevi inancının mensup parlamenterler var. Şimdiye kadar büyük işler yapmadılar, şimdiden sonra yapmalılar. Suriye’de ne olduğunu bilmeleri gerekiyor. Suriye hükümetinin Alevilere karşı işlediği suçlar saklanıyor. 1500 insanın öldürüldüğü söyleniyor fakat bana göre öldürülen Alevilerin sayısı çok daha fazla. İslami rejim olan Şam hükümeti Alevilerin öldürülmesine dair karar vermiş durumda. Uluslararası bir komisyonun oluşmasını talep etmeliyiz. Bu komisyon bir araştırma yaparak Şam hükümeti ve Colani’nin işlediği suçları mahkemeye taşımalı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’de 50 Alevi kadının kaçırıldığı belgelendi

    Suriye’de 50 Alevi kadının kaçırıldığı belgelendi

    PİRHA- Suriye’nin Tartus ve diğer kentlerindeki Alevi kadınların kaçırılmasına ilişkin dosya haber yayınlayan France 24, 50 kadının kaçırıldığının belgelendiğini kaydetti. 

    France 24 televizyonu, Suriye’nin Tartus ve diğer kentlerindeki Alevi kadınların kaçırılmasına ilişkin dosya haber yayınladı. Habere göre yaşanan son katliamlarda çok sayıda sivilin hedef olmasıyla birlikte birçok Alevi kadın kaçırıldı.

    Bölgede korkunun kadınlar için yaşamın günlük bir parçası haline geldiği belirtilen haberde, kadınların evden çıkmaktan korktuklarına dikkat çekildi. Aktarılan bilgilerde, kaçırıldıktan sonra serbest bırakılan bir genç kadının, yaşadığı şok nedeniyle konuşamadığı ifade edildi. Kaçırılan kadının kardeşi, ailenin hiçbir siyasi taraf tutmadıkları halde böyle bir durumla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

    KÖTÜ MUAMELEYE MARUZ KALDI

    Haberde konuya ilişkin şu ifadeler yer aldı:

    “Kaçırılan kızın kız kardeşi, tanımadığı silahlı kişilerin kendisine kardeşinin hangi mezhepten olduğunu sorduğu, Alevi olduklarını duyduktan sonra kızı bilinmeyen bir yerde, bodrum katta 2 ay tuttuktan sonra serbest bıraktığını söyledi.”

    Raporda ayrıca kaçırılan çoğu kadının kötü muameleye maruz kaldığı kaydedildi.

    50 KADIN KAÇIRILDI

    Kadınların kaçırılmasına ilişkin araştırma yapan aktivistler, Tartus ve çevresinde günlük 2 ya da 3 kaçırılma vakası kaydettiklerini, kaçırılan kadınların farklı yaşlarda olduğunu aktardı. Kaçırılan kadınların çoğunlukla anneler, evli kadınlar, çocuklar ve öğrenciler olduğu belirtildi.

    Haberde insan hakları savunucusu Fereh Yûsif’un değerlendirmelerine de yer verildi. Fereh Yûsif, kaçırılma olaylarını, “Önceki rejimin yaptığı toplumsal şiddetin devamı” olarak nitelendirdi. Fereh Yûsif, ayrıca 50 kadının kaçırıldığını belgelediklerini ancak güvenlik kurumlarının hiçbir adım atmadığını ve kadınları kaçıranların kimliklerini tespit etmediğini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Suriye’nin sahil kesimlerinde 10 Alevi sivil kaçırıldı!

    Suriye’nin sahil kesimlerinde 10 Alevi sivil kaçırıldı!

    PİRHA- Suriye’de Şam iktidarına bağlı silahlı gruplar Alevi inanç önderi Salih El Mensur’u alıkoyarak, Tartus ve Lazkiye kırsalında evlerine baskın yaptıkları 10 sivili ise kaçırdı.

    Suriye’de Şam iktidarına bağlı silahlı grupların Tartus ve Lazkiye kırsalında Alevi sivillere yönelik hak ihlalleri ve zorla alıkoyma vakaları artarak devam ediyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), son günlerde yaşanan kaçırmalara ilişkin bilgileri paylaştı.

    TARTUS’TA 10 SİVİL KAÇIRILDI

    SOHR’un aktardığına göre, Şam rejiminin Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı silahlı gruplar, Tartus’un Direkiş ilçesine bağlı Hebabe köyüne baskın düzenledi. Çok sayıda eve zarar veren gruplar, yurttaşların eşyalarını tahrip etti. Baskın sırasında en az 10 sivil zorla alıkonularak bilinmeyen bir yere götürüldü. Kaçırılan sivillerin akıbetine ilişkin hala resmi bir bilgi yok.

    LAZKİYE KÖYLERİ ENDİŞE İÇERİSİNDE

    Benzer bir olay Lazkiye vilayetinin Ceble ilçesine bağlı İdiye köyünde yaşandı. İktidara bağlı başka bir silahlı grup, köydeki bir eve baskın düzenleyerek eşyalara zarar verdi. Baskın, köylüler arasında büyük korku ve tedirginliğe neden oldu.

    ALEVİ İNANÇ ÖNDERİ ALIKONDU

    En dikkat çekici gelişme ise dün gece Ceble kırsalındaki Ras El Eyn köyünde yaşandı. SOHR’un bildirdiğine göre, Şam rejimine bağlı bir güvenlik devriyesi, Alevi inancına mensup inanç insanı Şeyh Salih El Mensur’u evinden zorla alıkoyarak bilinmeyen bir yere götürdü.

    Devriye üyelerinin, Şeyh El Mensur’a ve ailesine hakaret ettiği, özellikle Arap kökenli kimliğini hedef alarak aşağılamaya çalıştıkları bildirildi. Silahlı grubun ailenin diğer bireylerini de kaçırma girişimi, köy halkının müdahalesiyle engellendi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Suriye’nin sahil kentlerinde 17 kadın ve çocuk kaçırıldı

    Suriye’nin sahil kentlerinde 17 kadın ve çocuk kaçırıldı

    PİRHA- SOHR, Suriye’nin Lazkiye, Humus, Süveyda, Tartus ve Hama kentlerinde, 17 kadın ve çocuğun kaçırıldığını açıkladı. 

    Suriye’nin Lazkiye, Humus, Süveyda, Tartus ve Hama kentlerinde zorla kaçırma olayları yaşanmaya devam ediyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) raporuna göre söz konusu kentlerden en az 17 kadın ve çocuk kaçırıldı. Raporda olayların tarihine ilişkin detaylar paylaşılmazken, kaçırılan kadın ve çocukların akıbetleri hakkında bilgi alınamadı.

    Öte yandan kimliği belirsiz kişiler Hums’un El Sebil ve El Beyadiye mahalleleri arasında bir evi basarak, aileden 5 kişiyi kaçırmıştı. Kaçırılanların akıbeti ise bilinmiyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    PİRHA-Sarı Saltuk Ocağı evlatlarından Cihan Saltuk, Suriye’de bir soykırımın yaşandığına işaret etti. Saltuk, Colani’nin Türkiye’de resmi törenle ağırlanmasının insanlık adına üzücü bir durum olduğunu vurgulayarak “Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir” dedi.

    8 Aralık’ta Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO, Suriye’de Alevilere soykırım uyguladı. Alevilerin çoğunlukta olduğu Tartus, Humus, Lazkiye gibi kıyı şehirlerde binlerce sivil insan katledilirken, son haftalarda kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor, istismara uğruyor.

    Pir Cihan Saltuk, Alevilerin Suriye’de neden hedef haline getirildiğine dair değerlendirmede bulundu. Cihan Saltuk, “Aleviler, kayıtsız şartsız, aklı mantığı bir kenara bırakıp kimsenin peşinden gitmeyip, her zaman laikliğin ve barışın savunucusu oldular. Böyle olunca Alevileri istedikleri gibi kullanamayacaklar. Böyle bir toplum da her zaman onlar için bir tehlike. Bu yüzden en başta Alevileri hedef haline getirdiler” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLER ORADA SOYKIRIMA UĞRUYOR”

    Alevilerin inançları gereği eşitliği, aklı, sevgiyi savundukları için hedef olarak görülüp, saldırıya uğradığını söyleyen Saltuk, savaşın en ağır faturasının Alevilere kesildiğini ifade etti. Cihan Saltuk şunları söyledi:

    “Suriye’de olanlara baktığımızda aslında bir rejimin çöküşü değil sadece, aynı zamanda mezhepçi şiddetin karanlık bir laboratuvarını bize gösteriyor. Oradaki Alevilere baktığınızda aslında hiyerarşiye değil eşitliğe, dogmalara değil akla, korkuya değil her zaman sevgiye inanmışlar. Ayrıca her zaman laikliğin savunucusu olmuşlar. Alevilerin bu savundukları laiklik, barış anlayışı oradaki İslamcı, mezhepçi grupların her zaman tepkisini çekmiştir. Onların karşısındaki en büyük direnişi her zaman Aleviler göstermiştir. Bu durum sebebiyle radikal gruplar, her zaman Alevileri tehdit unsuru olarak görmüştür. Hatta bazen ‘sapkın’ diye de nitelendirmişlerdir. Oraya baktığımızda dış güçlerin vekalet savaşları da oluyor. Yeri geldiğinde insanları kobay gibi de kullanıyorlar. Bütün mezhepsel düşmanlıkların hepsi orada test ediliyor. Bu savaşın, katliamın en ağır faturasını Aleviler ödüyor. Bunun da adını tam söylememiz gerekiyor; Aleviler orada soykırıma uğruyor maalesef. Ayrıca Esad rejimine de yakınmış gibi gösterilerek buradan da bir sebep üretilmeye çalışılıyor. Evet, devlet içerisinde Aleviler yer almışlardır ama bu olsa bile hiçbir zaman Aleviler orada bir çoğunluğu oluşturmamış, hatta kendileri mağdur olmuşlardır.”

    “ADI ANILMADAN YAPILAN BİR SOYKIRIM”

    Suriye’de bugün yapılanları diğer saldırılardan ayırt etmek gerektiğinin altını çizen Saltuk, “Bir katliam var. Bunun adını herkesin net koyması gerekiyor ama diğer soykırımlardan çok farklı. Sinsice yapılan bir soykırım. Adı anılmadan yapılan bir soykırım. Baktığımızda ortada fiziki bir yok etme var, kimliği yok etme var, kültürel izleri silme var, toplumsal yapıyı dağıtma var, zorunlu göç ettirme var; yani baktığımızda bunlar her türlü bir soykırımdır. Birleşmiş Milletlere göre de bu bir soykırımdır. Katliamcılara karşı çıkan laik Sünniler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hristiyanlar da bu zulümden payına düşeni maalesef ki aldı.”

    “İŞ BİRLİĞİ YAPMAK İNSANLIK SUÇUNU MEŞRULAŞTIRMAKTIR”

    Cihan Saltuk, Türkiye’nin, HTŞ’nin saldırılarına karşı açık ve net bir tutum alması gerektiğini de söyledi. Colani ile iş birliği yapıp katliamlara sessiz kalmanın “katliamları meşrulaştırmak” olduğunu ifade eden Saltuk şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin bu soykırımı, bu zulmü izleyen değil, etkin bir şekilde barışın kurucusu olması gerekiyor. Buna mecbur. Laikliği savunan Sünniler, Aleviler, Dürzüler, Kürtler, Hristiyanlar, hep birlikte baktığımız zaman zalimin hedefi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla Türkiye bu soykırıma karşı artık açık, net bir şekilde tutum almalı, ses çıkarmalıdır. Ezilen tüm halklar için Türkiye el uzatmalıdır. Colani’nin Türkiye’ye resmi bir törenle gelip ağırlanması… Bu sadece Alevilerin meselesi değil. Aşık Veysel’in de dediği gibi ‘dava insanlık davası’. Orada mazlum halklar katledilip zulüm görüyorsa bu sadece Alevilerin meselesi olmamalı. Nitekim Suriye’de Sünnilerin liderlerinden de bunlara ‘dur’ dedikleri için vahşice katledilenler oldu. Şimdi Colani’nin burada resmi törenle ağırlanması da ülkemiz ve insanlık adına da üzücü. Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir. Daha önceden yaptığı röportajlarda da kadın çocuk demeden insanları nasıl katlettiklerini açıkça itiraf edip ‘gençtim’ diyebilmiştir. Sadece gençlikte yapılan bir hata gibi yorumluyor ama yaptığı bir insanlık suçudur. Colani’ye bu kadar yakın durup bir iş birliği yürütmek de açıkça şunu ifade eder; insanlık suçunu meşrulaştırmak.

    BİZİM İÇİN İNANÇ SADECE İBADET DEĞİLDİR

    Bu soykırımın ortağı olmamak için ses çıkartılmalıdır. Eğer ses çıkarmayıp hep susuyorsak bu soykırımın da ortağı olmuş sayılırız. Bizim için inanç sadece ibadet değildir; aynı zamanda zalime karşı direnmek mazlumun yanında olmaktır. Bunlar da bizim inancımızın birer parçası. Dolayısıyla Kerbela’dan bugüne kadar zaman ve mekan değişmiş ama her zaman Aleviler bu yolda gitmiş ve bu yolda gitmeye de devam edeceğiz. Hüseyin zamanında da susmuşlardı ama tarihin dili hiçbir zaman susmaz. Tarihin dili konuştuğu zaman şimdi susanları da yazacaktır. bunu da unutmama gerekiyor.”

    “HER MECRADA BU KATLİAM GÖRÜNÜR KILINMALI”

    HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye yönelik yapacağı ziyaret hakkında da konuşan Saltuk, Alevi örgütlerinin, her platformdan Suriye’de yaşananlara dair “Bu bir Alevi soykırımıdır” diyerek her türlü mecrada görünür kılması gerektiğini ifade etti.

    Pir Cihan Saltuk, katliamın durması için Suriye’deki kanaat önderleri ile daha çok dayanışma içerisinde olunması gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Bir kere şunun altının net çizilmesi gerekiyor; eğer bir soykırım varsa bunun adının net konulması gerekir. Buna ‘zulüm, savaş’ ve benzeri dememek gerekiyor. Açık açık her platformda ‘Bu bir Alevi soykırımıdır’ denilip bu ifadenin altını özellikle çizmek gerekiyor. Her türlü mecrada bu soykırımı görünür kılmak gerekiyor. En önemlisi Alevi olmayan, vicdan sahibi insanları da bu mücadeleye katmak gerekiyor. Bunun için de uluslararası alanda mücadele yürütmek gerek. Maalesef ki medya da tümüyle bu soykırımı görmüyor ve susuyor. Gücü elinde bulunduran zalim olsa da kendisini mazlum gibi gösterebiliyor. Haklıyı güçlü kılamadığımız için her zaman güçlüyü haklı kılmaya çalışıyorlar.”

    “HÜSEYİN’İN TAŞIDIĞI BAYRAK BUGÜN BİZİM ELİMİZDE”

    Cihan Saltuk, katliamı durdurmak adına inanç önderlerinin Suriye’deki soykırıma ve zulme karşı sesini yükseltmesi çağrısında bulunarak, “İnancımız gereği zaten bu olanları görmezden gelemeyiz. Aksi halde inancı kavrayamamışız demektir. Geçmişten bugüne hep Hüseyin’den bahsediyorsak, sadece geçmişi anlatmakla olmuyor, bugün de yine Hüseyin gibi masum insanlar katlediliyor. Ali Asker gibi küçük masum çocuklar orada katlediliyor. Herkes kendi zamanında üstüne düşen görevleri yapmalıdır. İyilik ve kötülüğün savaşı her zaman devam edecektir. Hüseyin o bayrağı kendi zamanında layığıyla taşımıştır. Bu bayrak bugün ise bizim elimizde. Dolayısıyla bu soykırımda bizler de her zaman mazlumun yanında olmaya çalışacağız. Bunun için özellikle inanç önderleri olarak her zaman, her platformda, özellikle de ibadetlerimizde, cemevlerimizde bunları inancımızın gereği sohbetlerimizde dile getiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Eren GÜVEN-Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • Türkiye’ye gelecek Colani’ye tepki: İnsanlığa karşı suç işledi, ülkemize gelmesin!

    Türkiye’ye gelecek Colani’ye tepki: İnsanlığa karşı suç işledi, ülkemize gelmesin!

    PİRHA- Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, 11 Nisan’da Türkiye’ye geleceği duyurulan HTŞ lideri Colani’ye yönelik tepki gösterdi. Colani’nin insanlığa karşı suç işlediğini belirten Cemal Şahin, “Bir seri katille karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Binlerce Alevi’nin öldürülmesinden sorumlu olan HTŞ lideri Colani, 11 Nisan’da ikinci kez Türkiye’ye gelecek.

    “IŞİD’İN KILIK DEĞİŞTİRİLMİŞ HALİ”

    Suriye’de aylardır süren Alevi katliamına karşı dünya genelinde tepkiler de devam ediyor. Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, Antalya Diplomasi Fuarı’na katılacak Colani’ye tepki gösterdi. HTŞ liderinin, ülkeye gelmemesi gerektiğini belirten Şahin, şu görüşleri paylaştı:

    “8 Aralık’ta gerçekleşen yönetim değişikliği, Suriye’de Selefi inancı dışındaki tüm inançları yok sayan ve 4 Şubat 2025 tarihinde Ankara’ya gelerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşen, insanlığa karşı sayısız suçları işlemiş ve Suriye’de binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Nusayri’nin katili ve milyonlarca insanı yerinden, ailesinden, çoluğundan/çocuğundan ve yurdundan edenlerden biri olan Ebu Muhammed el Colani, 11 Nisan 2025 tarihinde tekrar Türkiye’ye gelerek, ‘Antalya Diplomasi Fuarı’ kapsamında, pek çok devlet başkanı ve dış politika uzmanı ile görüşecekmiş.

    Daha düne kadar Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) verilerine göre 39’u çocuk 803 kişiyi katleden, İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre 1200’den fazla sivil insanı katleden, selefiler dışındaki Suriye halkına çeşitli işkenceleri reva gören, insanların onurları hiçe sayılarak her türlü işkencelere maruz bırakan, bizzat Selefiler dışında istediği sivilleri tek tek infaz ettiren bir seri katille karşı karşıyayız.

    Colali’nin yaptığı bu katliamlar hiçbir şekilde meşru görülemez ve katliamın üzeri örtülemez. Bu vahşetin sorumlusu her şeyden önce Suriye’de iktidar olan HTŞ lideri Colani ve cihatçı çetelerdir. Colani ile birlikte HTŞ’nin bütün silahlı unsurları ile bu katliama doğrudan katılan bütün cihatçı çeteler uluslararası hukuk önünde yargılanmalıdır. Çünkü bunlar IŞİD’in kılık değiştirilmiş halinden başkası değildir.”

    “COLANİ TÜRKİYE’YE GELMESİN”

    Enver Cemal Şahin, Colani’nin insanlığa karşı suç işlediğinin altını çizerek şunları kaydetti:

    “Bununla birlikte yaşanan katliamı öven, destekleyen ve meşru gören hiçbir anlayış da kabul edilemez. Özellikle yandaş ve siyasal İslamcı bazı isimlerin, bu katliamı öven açıklamaları aynı şekilde büyük bir suç teşkil etmektedir. Bu nedenle insanlığa karşı suç işlemiş Colani, öncelikle ülkemize gelmesin ve sonra da Suriye’den defolup hemen gitsin.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriyeli yurttaştan acil yardım çağrısı: Çocuklarımız için birşeyler yapın!

    Suriyeli yurttaştan acil yardım çağrısı: Çocuklarımız için birşeyler yapın!

    PİRHA – Suriye’deki şeriatçı çetelerin, Alevi toplumuna yönelik işledikleri insanlık suçları devam ediyor. Suriyeli bir yurttaş, çeteler tarafından köylerinin boşaltıldığını, tüm mülklerine de el konulduğunu aktardı. Katliam korkusu nedeniyle sokağa çıkamadıklarını belirten Alevi yurttaş, acil yardım çağrısında bulunarak “Sizden, çocuklarımızın iyiliği için birşeyler yapmanızı rica ediyorum. Küçük kızım hasta ve ilaca, süte, bebek bezine ihtiyacı var” notunu paylaştı.

    HTŞ ve SMO’lu çeteler tarafından Suriye’de Alevilere yapılan katliam, gasp ve işkence sürüyor. HTŞ’nin, iktidarı devralması ardından Alevilere yönelik saldırılar günden güne artıyor. Katliama uğrayan Aleviler, yerlerinden edilerek sahip oldukları ev ve iş yerleri de yağmalanıyor ve yakılıyor.

    “BİR ŞEYLER YAPMANIZI RİCA EDİYORUM”

    Temel yaşam malzemelerine dahi ulaşmakta zorluk çeken Suriyeli Alevi yurttaşlar, seslerinin duyulması için çaba sarf ediyor.

    Sosyal medya aracılığıyla yaşadıkları zorluğu tarif eden Suriyeli Alevi bir yurttaş, acil olarak çocukları için süt, mama ve kimi ilaçlara ihtiyaç duyduklarını belirtti.

    Alevilerin yaşadığı sahil kentlerinde durumun bir hayli kötü olduğunu aktaran Suriyeli yurttaş, “Çalışmak için evimizden çıkamıyoruz ve tüm paramız çalındı. Süte, mamaya ihtiyacı olan bebekler var ama bize ulaşan bir yardım da yok. Sizden çocuklarımızın iyiliği için bir şeyler yapmanızı rica ediyorum” diye belirtti.

    “ÇOCUĞUMA BUGÜN HİÇBİR ŞEY ALAMAYACAĞIZ”

    Katliam süreci öncesinde Tartus’un köylerinde yaşadıklarını belirten Alevi yurttaş, yazılı olarak yaşadıklarını şu cümlelerle anlattı:

    “Yaşam yerlerimizden edilmiş durumdayız. İki kızım var, biri 1,5 biri de 3 yaşında. Sahip olduğumuz her şeyi çaldılar. Arabamızı çaldılar ve eşimin çalıştığı dükkanı da yaktılar. Küçük kızım hasta ve ilaca, süte, bebek bezine ihtiyacı var. Bugün ona hiçbir şey alamayacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri: Suriye’de sivil katliamlar durdurulsun-VİDEO

    Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri: Suriye’de sivil katliamlar durdurulsun-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Suriye’de yaşanan sivil katliamlar protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında, “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin geçici Şam hükümeti ile anlaşma imzaladığı ve her türlü saldırıya karşı resmi karar aldığı, özellikle Alevilere dönük katliamların da acilen durdurulmasının hedeflendiği bir süreçte gerçekleşen bu olay şüphesiz ki bir tesadüf değildir” denilerek Kobani’nin Berxbotan köyüne yapılan saldırılar kınandı.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye’de sivil katliamların durdurması talebiyle basın açıklaması yaptı. Sakarya Caddesin’de yapılan açıklamada basın metnini DEM Parti Ankara İl Örgütü Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “SİVİL HALKLARA YÖNELEN SAVAŞIN HER TÜRLÜSÜNÜ REDDEDİYORUZ”

    Tartus, Lazkiye, Hama ve Humus’ta yaşanan Alevi katliamları sıcaklığını korurken, pazartesi sabahına yeni bir katliama uyanıldığın altını çizen Kanat, “Yerel saatle 00.40’ta Türkiye’den havalanan SİHA’ların Kobani’nin Berxbotan köyüne yaptıkları saldırılar sonucunda aynı aileden 7 çocukla birlikte anne ve babaları da hunharca katledilmiş, saldırı sonucunda 2 kişi de yaralanmıştır.

    Yaşamını yitiren çocuklar, Ahîn Osman Ebdo, Dijle Osman Ebdo, Dilovan Osman Ebdo, Yasir Osman Ebdo, Ezîz Osman Ebdo, Saliha Osman Ebdo ve Avesta Osman Ebdo başta olmak üzere, anne Xezal Osman Ebdo, baba Osman Berkel Ebdo’nun acısını derinden hissediyor, yaralıların en kısa sürede iyileşmesini diliyor ve bu insanlık dışı saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Sivil halklara yönelen savaşın her türlüsünü reddeden bir anlayışla, bu saldırının faillerinin mutlaka hesap vermesi gerektiğinin altını çiziyoruz” diye ekledi.

    “BU SALDIRI, BARIŞ UMUTLARINI YOK ETMEYE DÖNÜK BİLİNÇLİ BİR MESAJDIR”

    Kobani’de yaşanan katliamın, insanlık vicdanını derinden yaralayan bir savaş suçu olduğunu belirten Kanat, şunları ekledi:
    “Bölgedeki sivillerin yaşam hakkını hiçe sayan ve uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bir saldırıdır. Çocukların, kadınların ve masum ailelerin hedef alınması, insanlık dışı bir zihniyetin göstergesidir.
    Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin geçici Şam hükümeti ile anlaşma imzaladığı ve her türlü saldırıya karşı resmi karar aldığı, özellikle Alevilere dönük katliamların da acilen durdurulmasının hedeflendiği bir süreçte gerçekleşen bu olay şüphesiz ki bir tesadüf değildir. Bölgede gerilimi tırmandırmaya ve barış umutlarını hedef almaya yönelik kasıtlı bir eylemdir. Barış ihtimalinin konuşulduğu bir süreçte yapılan bu vahşi saldırı, sıradan bir saldırı değildir; aynı zamanda barış umutlarını yok etmeye dönük bilinçli bir mesajdır.”

    “SİVİLLERE VE ÇOCUKLARA YÖNELİK SALDIRI SAVAŞ SUÇUDUR!”

    Katledilen çocuklar sizin için bir güvenlik tehdidi midir? diye soran Kanat, “Çıkın açıklayın, bu çocuklar bizim güvenliğimizi tehdit ediyordu, bu aile bize saldırı hazırlığındaydı mı diyeceksiniz? Güvenlik bahanesiyle çocukların ve sivillerin katledilmesi sadece bir savaş suçu değil, bir insanlık suçudur. Roboski zihniyetinin tekrarıdır. Bu katliamın üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. Sivillere ve çocuklara yönelik saldırı savaş suçudur” dedi.
    Eylem sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • BM’den Suriye’deki Alevi katliamına dair rapor: İnfazlar mezhep temelli olarak gerçekleştirildi!

    BM’den Suriye’deki Alevi katliamına dair rapor: İnfazlar mezhep temelli olarak gerçekleştirildi!

    PİRHA- BM İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Hama ve Tartus’ta yaptığı incelemeleri raporlaştırdı. Raporda, belgelenen vakaların çoğunun yargısız infaz olduğuna dikkat çekilerek, “Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir” denildi.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda 3000’e yakın sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi.

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun katliamına dair ilk raporunu paylaştı.

    BM İnsan Hakları Ofisi şu ana kadar 111 sivilin öldürüldüğünü belgelediklerini, doğrulama süreci devam ettiğini ve öldürülen gerçek insan sayısının önemli ölçüde daha yüksek olduğuna inanıldığını aktardı.

    Açıklanan raporda şu değerlendirmeler yer aldı:

    “Belgelenen vakaların çoğu yargısız infazdır. Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır – kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir.

    Son derece rahatsız edici bazı vakalarda, kadınlar, çocuklar ve çatışmaya girmemiş bireyler de dahil olmak üzere tüm aileler öldürülmüş, özellikle Alevi şehir ve köyleri hedef alınmıştır. Ofisimiz tarafından toplanan birçok tanıklığa göre, failler evlere baskın düzenleyerek sakinlere Alevi mi yoksa Sünni mi olduklarını sorduktan sonra onları öldürmeye ya da bağışlamaya başladılar. Hayatta kalan bazı kişiler, birçok erkeğin ailelerinin önünde vurularak öldürüldüğünü anlattı.

    6 ve 7 Mart tarihleri arasında, eski hükümetin güvenlik güçlerine bağlı olduğu bildirilen silahlı kişiler de Lazkiye, Tartus ve Baniyas’taki çeşitli hastanelere baskın düzenledi. Bu kişiler, geçici yönetimin güvenlik güçleri ve onlara bağlı silahlı gruplarla çatıştı. Bunun sonucunda aralarında hastalar, doktorlar ve tıp öğrencilerinin de bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybettiği ve hastanelerde hasar meydana geldiği bildirildi.

    Son günlerde kaydedilen diğer ihlaller ve suiistimaller arasında, çoğunlukla sahadaki kaotik durumdan yararlandığı anlaşılan kimliği belirsiz kişiler tarafından evlerin ve dükkanların yaygın bir şekilde yağmalanması yer almaktadır. Çok sayıda sivil evlerini terk ederek kırsal bölgelere kaçarken, bir kısmının da bölgede Rus güçleri tarafından kontrol edilen bir hava üssüne sığındığı bildirildi. Bekçi yetkililer 10 Mart’ta kıyı bölgelerindeki güvenlik operasyonlarının sona erdiğini duyurdu. Ancak aralıklı çatışmalar rapor edilmeye devam etmektedir.

    İhlal ve suiistimallere ilişkin belgelenmiş anlatım ve görüntülerimiz var. Ancak, çevrimiçi ve çevrimdışı olarak artan nefret söylemi ve bağlamından koparılmış görüntüler de dahil olmak üzere yanlış bilgilerin yaygın bir şekilde yayılması da halk arasındaki korkuyu daha da arttırarak gerilimi körükledi.

    Nefret söylemi ve yanlış bilgilendirmedeki ciddi artışın, Suriye toplumundaki gerilimi daha da alevlendirme ve sosyal uyuma zarar verme riski taşımasından endişe duyuyoruz.”

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk tüm bu suçlar için hesap verebilirlik çağrısında bulunmaktadır. Geçici yetkililer tarafından bağımsız bir soruşturma komitesinin kurulduğunun açıklanmasını memnuniyetle karşılayan Türk, yetkililere yürütülen soruşturmaların hızlı, kapsamlı, bağımsız ve tarafsız olmasını sağlamaları çağrısında bulunur. İhlallerden sorumlu olduğu tespit edilen herkes, mensubiyetlerine bakılmaksızın, uluslararası hukuk normları ve standartları doğrultusunda hesap vermelidir. Mağdurlar ve aileleri hakikat, adalet ve tazminat hakkına sahiptir.

    Bu tür üzücü ihlal ve istismarların tekrarlanmaması için, silahlı grupların incelenmesi ve Suriye’nin askeri yapılarına entegre edilmesi sürecinin, ülkenin uluslararası insan hakları ve insani hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olması ve Suriye’de geçmişte veya yakın zamanda meydana gelen insan hakları ihlallerine karışan herkesin sorumluluğunun tam olarak ele alınması zorunludur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Koçgiri Kültür Derneği: Suriye’de yaşanan sistematik bir soykırım girişimi hâline gelmiştir!

    Koçgiri Kültür Derneği: Suriye’de yaşanan sistematik bir soykırım girişimi hâline gelmiştir!

    PİRHA – Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu, Suriye’de Alevilere yönelik katliamları kınadı. Açıklamada, uluslararası kamuoyuna çağrı yapılarak “Alevi halkına, azınlıklara ve sivil halka yönelik saldırılara karşı uluslararası çapta etkili yaptırımlar uygulanmalıdır!” denildi.

    HTŞ, DAİŞ ve Suriye Milli Ordusu(SMO) tarafından gerçekleştirilen katliamın boyutları büyüyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 6 Mart’tan günümüze dek yaşanan can kayıplarını açıkladı. Aktarılan bilgilere göre Lazkiye’de 519, Tartus’ta 220, Hama’da 85, Humus’ta 6 olmak üzere, toplam sivil can kaybı sayısının 830’a yükseldiği bilgisi verildi.

    ALEVİLER KATLİAMI LANETLİYOR!

    Suriye’de süren katliamlara dair yurdun dört bir yanından protestolar yükseliyor. Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu da Şam Yönetiminin tutumunu kınayan yazılı bir açıklama yaptı.

    “Halkların ve inançların kardeşliğine yönelik saldırılara karşı susmayacağız!” başlığı ile paylaşılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Ortadoğu’nun halkları, yüzlerce yıldır barış içinde birlikte yaşamın, inanç özgürlüğünün ve kültürel çeşitliliğin mirasını taşıyan topluluklardır. Ancak emperyalist politikalar, mezhepçi savaş stratejileri ve bölgesel çıkar çatışmaları bu kadim halkları, kültürleri ve inançları yok etmeye yönelik saldırıları sürekli olarak derinleştirmektedir. Bugün, Suriye’de yaşanan mezhepçi ve etnik temizlik politikaları, Alevilere ve farklı inanç gruplarına yönelik sistematik bir soykırım girişimi hâline gelmiştir.

    Son günlerde Suriye’nin Lazkiye, Tartus ve Humus bölgelerinde HTŞ rejiminin ve onun silahlı güçlerinin yürüttüğü sistematik katliamlar sonucunda yüzlerce Alevi yurttaş hunharca öldürülmüş, evleri, yaşam alanları ve ibadethaneleri yakılıp yıkılmıştır. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar vahşi yöntemlerle katledilerek, halklar arasında kalıcı bir düşmanlık yaratılmak istenmektedir.

    Bu saldırılar, sadece Alevi halkına değil, insanlığın ortak değerlerine karşı işlenen bir suçtur! Bugün Suriye’de Alevilere yönelik yürütülen mezhepçi savaş politikaları, Ortadoğu’daki tüm halkların geleceğini tehdit eden bir soykırım girişiminin parçalarıdır. Bu zulme sessiz kalmak, bu vahşetin ortağı olmak demektir!

    Biz Koçgiri’yiz! Tarihten biliriz: Aleviler, Kürtler ve tüm halklar özgürlük ve adalet için direnir!

    Bizler, Koçgiri Kültür Derneği olarak, bu zulmü ve mezhepçi kıyımları tanıyoruz! Koçgiri, tarih boyunca Alevi-Kürt halklarının varlığına ve inancına yönelik saldırılara karşı direnişin, adaletin ve halkların özgürlük mücadelesinin simgesidir. Bugün Suriye’de yaşananlar, sadece bu topraklardaki Alevilere değil, Ortadoğu’daki tüm halkların ortak direniş geleneğine yönelik bir saldırıdır.

    Tarih boyunca olduğu gibi bugün de Aleviler, Kürtler, Araplar, Türkmenler ve tüm halklar yan yana, omuz omuza durarak bu mezhepçi kıyımlara karşı direnmek zorundadır. Çünkü bu saldırılar yalnızca inançlara karşı değil, halkların ortak yaşama iradesine, kültürel mirasına ve tarihine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır.

    “DEMOKRATİK KAMUOYUNU AÇIK TAVIR ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ!”

    Uluslararası kamuoyuna ve demokratik güçlere çağrımızdır!

    Koçgiri Kültür Derneği olarak, tüm demokratik kamuoyunu, insan hakları savunucularını ve özgürlük mücadelesi veren tüm halkları bu mezhepçi soykırım girişimine karşı açık tavır almaya çağırıyoruz!

    HTŞ rejiminin yürüttüğü mezhepçi ve etnik temizliğe karşı ses çıkarın!

    Alevi halkına, azınlıklara ve sivil halka yönelik saldırılara karşı uluslararası çapta etkili yaptırımlar uygulanmalıdır!

    Ortadoğu’da halkların ve inançların eşit, özgür ve kardeşçe yaşamasını garanti altına alacak demokratik yapılar desteklenmelidir!

    Bugün bu zulme karşı ses çıkarmak, sadece Suriye’deki Alevi halkının değil, tüm ezilen halkların mücadelesine omuz vermektir. Bizler, Koçgiri Kültür Derneği olarak, bu kıyımlara karşı mücadele etmeye, halklarımızın sesi olmaya devam edeceğiz!

    Ezilen halklar yalnız değildir, Aleviler yalnız değildir!

    Halkların eşitliği ve kardeşliği kazanacaktır!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’deki Alevileri neler bekliyor?

    Suriye’deki Alevileri neler bekliyor?

    PİRHA – Gazeteci Pelin Laçın, Suriyeli gazeteci Abir Naeseh Bilgin ile HTŞ sonrası Alevilere yönelik saldırıların detaylarını konuştu. Gazeteci Abir Naeseh Bilgin, Alevilere yönelik saldırıların ‘münferit’ olmaktan çıktığı bilgisini paylaştı.

    Yeni Yaşam Gazetesi‘nde Pelin Laçın imzalı haberde, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) ülkeyi ele geçirmesi ardından Alevilere yönelen saldırılara işaret edildi.

    Suriyeli Arap Alevi bir gazeteci olan Abir Naeseh Bilgin ile görüşen Laçın, Humus, Hama, Lazkiye ve Tartus gibi Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yaşananlar hakkında bilgi paylaştı. Abir Naeseh Bilgin, HTŞ’nin ülkeyi ele geçirdiği 8 Aralık 2024’ten bugüne dek neler olup bittiğine dair gözlemlerini aktardı.

    MAHKUMLAR İÇİN AF BEKLENİYOR

    Abir Naeseh Bilgin, Suriye’de HTŞ yönetimi tarafından Alevilere dönük tutuklama ve gözaltılara dair bir şeffaflık olmadığını söyledi. Bilgin ayrıca, Alevilerin eski rejimin ordusunda yer almış kişiler için af beklediğini de belirtti. Naeseh Bilgin, “Toplamda yaklaşık 10.000 (asker olduğu söyleniyor) kişi tutuklu durumdaydı. 3 farklı hapishaneye dağıtıldıklarını biliyoruz ama her biri hangisinde, aileleriyle iletişime geçemiyorlar ve ne olacağıyla ilgili kimsenin bir fikri yok” diye konuştu.

    Adalet Bakanlığı’nın yapacağı araştırma neticesinde 10 bin kişiden ‘eli kana bulaşmamış’ olanları tespit edip aşamalı olarak çıkaracağına dair duyuru yaptığı bilgisi verildi. Teyitli olmayan af bilgisine ek olarak, idare 1 ay önce tutukladığı, Süveyda’lı (As- Suwayda) mahkumları (önceki hafta) serbest bıraktı. Süveyda çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu bir yerleşim olduğu için serbest bırakılanların da Dürzi olduğu ifade ediliyor.

    “SON BİR AYDA ÖLEN KİŞİ SAYISI 200”

    Ayrıca Suriye’de doğrudan sivil yurttaşlara dönük halihazırda gerçekleşen cinayetler ve linç girişimleri için Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin son açıkladığı verilere göre, ülke genelinde öldürülen, cinayet kapsamında son bir ayda ölen kişi sayısı 200. Ama bu kişilerin hangi dini inanç ve kimlikten olduğuna dair net bir bilgi yok. İdare’den (HTŞ yönetimi) henüz buna dair bir açıklama gelmedi.

    ‘MÜNFERİT’ DENİYOR

    Ülkede toplu infaz gibi olaylarının henüz gerçekleşmediğini söyleyebiliyoruz ama her gün ev basmalar, saldırılar ve Alevilerin de öldürüldüğüne dair bilgiler var. İdare ise bu olayları ‘münferit’ olarak açıklıyor. Önceki gün İdare X’te güvenlik kartı örneği paylaşarak halktan eve gelen ve kendilerini İdarenin üyesi olarak gösteren silahlı gruplardan güvenlik kartı ve resmi belge istenmesi gerektiğini ifade etti. Naeseh Bilgin bu konuya dair ise şunları söylüyor:

    “Sonuçta ülkede 50 yıllık bir rejim devrildi. Elbette bir başıboşluk ve bundan faydalananlar olacak. Ama gün geçtikçe ve ‘münferit’ olaylar çoğaldıkça insanların tedirginliği de artıyor.”

    Zamanında Baas rejimini destekleyen ve şimdi silahını teslim etmeyen bazı sivil milislerin, Alevilerin yaşadıkları bölgelerde saklandığı söyleniyor. Bilgin, Alevilerin onları aralarında hiçbir şekilde istemediğini belirtiyor. Ayrıca Bilgin’e onları tutuklamak için güvenlik operasyonları yapıldığında, masum sivil insanların da keyfi tutuklanmaya maruz kaldıklarına dair haberler geliyor ve bu durumun insanları endişelendirdiğini ifade ediyor.

    36 gruptan oluşan HTŞ’nin içinde, bu olaylara dair de tek bir görüş ve tutumdan söz edilemiyor. Şam’daki idare azınlıkları koruyacağını söylerken ve intikam eylemlerine karşı olduğunu belirtirken, sahaya bakıldığında ise bu söyleme aykırı eylemlerle karşı karşıya kalınıyor. İdarenin henüz bunu engelleyemediği görülüyor.

    Örneğin Naeseh Bilgin, son günlerde arttığına tanık olduğu bir tehlikeye işaret ediyor. Buna göre, HTŞ’nin unsurları, bulundukları bazı bölgelerde, Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı otobüslerin içerisindeki oturma alanlarını, arka kadınlara ön taraf ise erkeklere ait olmak üzere görünmez bir çizgiyle bölüyorlar. Eşi veya kardeşi olduğunu ispat eden belgeyle binenler haricinde, kadın ve erkeğin yan yana oturması yasak. Lazkiye’de iki farklı kafeye silahlı bir militan girip kafede oturan ailelere İslam’ın sigara, nargile içmek, namazı bırakmak, dini görevlerini ihmal etmek gibi suçların günah olduğuna dair vaazlar vermeye başladı. İnsanlar karşı çıktı, çünkü bu tür müdahaleler Suriye’nin toplumsal yapısına ve yaşam kültürüne aykırı bir şey olarak görünüyor.

    YÜZDE 90’I YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA

    Naeseh Bilgin son olarak, Alevilerin yaşadığı bölgelerde genel atmosfere dair şunları söylüyor:

    “14 yıl süren bir savaşın ardından halk başka bir savaşa girmek istemiyor. Herkesin istediği tek şey bu saldırılara ve cinayetlere bir an önce son verilmesi ve güvenliğe kavuşmak. Çünkü insanlar inanılmaz bir şekilde ekonomik sıkıntı yaşıyorlar.

    Ülkede Aleviler de dahil olmak üzere, insanların yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. O yüzden önce Alevilerin olduğu bölgelerde yabancı uyruklu militanların bulunmasına engel olunmalı ve güvenlik sağlanmalı ki ekonomik sorunların çözüme kavuşturulması için harekete geçilmeli.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    PİRHA- Suriye’yi yönetimini ele geçiren HTŞ’ye bağlı çeteler, Alevilerin yaşadığı bölgelerde insanlık dışı uygulamalar ve infazlar gerçekleştiriyor. Ajansımıza konuşan Suriyeli Aleviler, evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    Cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’nin Lazkiye, Humus ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hak ihlali gerçekleştirdikleri haberleri gelmeye devam ediyor. İnsanlık dışı uygulamaların merkezi olan Alevi coğrafyasında görüntü çekip, kamuoyuyla paylaşanların infaz edildiği aktarılıyor.

    PİRHA olarak ulaştığımız yurttaşlar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus gibi Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

    “Şebbia” adlı askeri birlikler bahane edilerek evlere girilip gençler evlerinden alınıyor, katledildikten sonra sokak başlarına atıldığını anlatan yurttaşlar, “Birçok yerde araçlara el konuyor. Evlerdeki değerli eşyalar ve paralar gasp ediliyor. Karşı çıkanlar işkenceye maruz kalıyor. Gençler ya gözaltına alınıp bilinmeyen yerlere götürülüyor ya da infaz ediliyor. Bölgede sadece Alevilerin silahlarına el konuyor. Diğer etnik yapıların silahlarına dokunulmuyor” diyerek uluslararası toplumun Alevilere sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Bir diğer yurttaş ise yaşadıklarının sadece katliamın provası olduğunun altını çizerek, Mart’ta yapılacak seçim sonrası daha büyük katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin olduğunu vurguladı.

    “BARIŞ VE GÜVENLİK İÇİNDE İNSANCA YAŞAMAK HAKKIMIZDIR”

    Suriye’de yaşayan bir yurttaş ise şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler, büyük vatanımıza bağlılığımızı, onun birlik ve toprak bütünlüğüne bağlılığımızı teyit ederken, mevcut ve koşulların ve bölgemizde tanık olunan aşırılık ve nefretin tırmandırılmasının varlığımızı tehdit ettiğini görüyoruz. Barış ve güvenlik içinde insanca yaşamak hakkımızdır.

    Ülkemizi kasıp kavuran çatışmaların sonuçlarından diğer bileşenler gibi biz de acı çektik. Bizim Alevi bölgesi talebimiz vatanımızdan ayrılmak değil, haklarımıza saygı duyulan, kültürümüzü, inançlarımızı ve mirasımızı korku ve zulüm olmadan koruyabileceğimiz güvenli bir alan bulma çabasıdır. Aşırılıkçı söylemin yayılması nedeniyle hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ilgili tüm partilere bu talebi ciddiye almaya ve onur ve barış içinde yaşam hakkımızı desteklemeye hitap ediyoruz. Milletin tüm bileşenleriyle yan yana, herkesin haklarını tanıyan, farklılıklarına saygı duyulan bir ortamda yaşamak istediğimizi beyan ederiz. Ancak mevcut koşullar bizi, kendimizi korumak ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için gerekli bir önlem olarak bu çözümü talep etmeye itiyor.”

    PİRHA/SURİYE

     

  • HTŞ güçlerinden Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırı!

    HTŞ güçlerinden Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırı!

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler Alevilerin yaşadığı bölgelerde, yaptıkları operasyonlarda kötü muamele, hakaret, darp ve infazlar yaptı.

    HTŞ’nin Humus ve Tartus’ta Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere düzenlediği operasyonlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı. Videolarda Alevilere hakaretler eşliğinde gözaltına alınanların tekmelendiği, üstünde tepinildiği, hatta infaz edildiği görüldü.

    Gruplar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus ve başkent Şam’da operasyonlar düzenledi. Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde HTŞ’ye bağlı gruplara karşı eylemler yapılması ardından operasyon başlatıldığı belirtildi.

    HTŞ güçlerinin son 36 saatte Humus ve Tartus vilayetlerinde düzenlediği operasyonların Belkasa, Telkelh, İksa ve Hirbet Hamam gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere odaklandığı kaydedildi. HTŞ gözaltıların Esad yönetimine ve Lübnan Hizbullahı’na yönelik yapıldığını iddia etti.

    ALEVİLERE HAKARET

    Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” denilen bölgede bulunan Tartus ve diğer operasyon bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.

    DAİŞVARİ UYGULAMALAR

    Londra merkezli Gözlemevi, dün yaptığı açıklamada “Rejimin yıkılmasından bu yana işlenen suçların sayısı 75’e, öldürülen sayısı 112 erkek, 4 kadın, 1 çocuk olmak üzere 117’ye yükseldi. Son olarak, askeri araçlı bir grup Hama’da Ali Diyab isimli sivili öldürdü ve 8 kişiyi bilinmeyen yere götürdü. Humus’ta silah taşımayan ve daha önce de taşımamış olan iki mühendis sivilin başları kesilerek katledildiğini” dedi.

    Dün Şam’da, HTŞ’ye bağlı Halid Bin Velid birliklerinin silahlarıyla geçit yapması dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • HTŞ güçleri tarafından Alevilerin üzerine ateş açıldı-VİDEO

    HTŞ güçleri tarafından Alevilerin üzerine ateş açıldı-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Halep’in Meyselun bölgesinde bulunan ‘Ebu Abdullah el-Hüseyin el-Hasibi’ türbesinin yakıldığı ve türbenin bakımından sorumlu beş kişinin öldürüldüğü görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Aleviler birçok kentte protesto gösterisi düzenledi. Protesto gösterilerinde bulunan Alevilerin üzerine HTŞ güçleri tarafından otomatik silahlarla ateş açıldı. Onlarca ölü ve yaralı olduğu bilgisine ulaşıldı.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de Aleviler başta olmak üzere azınlıklar, Esad rejimini deviren Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki yönetimin “Baas döneminde memurluk yapan Suriyelilere” saldırılar düzenlediğini ileri sürerek, protesto gösterileri düzenledi. SOHR, “protesto gösterilerine HTŞ tarafından ateş açıldığını, ölü ve yaralıların olduğunu” açıkladı.

    Suriye’de Halep’in Meyselun bölgesinde bulunan ‘Ebu Abdullah el-Hüseyin el-Hasibi’ türbesinin yakıldığı ve türbenin bakımından sorumlu beş kişinin öldürüldüğü görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Aleviler birçok kentte protesto gösterisi gerçekleştirdi. SOHR, “Alevi mezhebinin dini sembollerine ve kutsallarına yönelik saldırıları protesto etmek için gösteriler” düzenlediğini belirtti.

    Aktarılan bilgilere göre HTŞ üyeleri, Humus ve Tartus’taki göstericilerin üzerine ateş açtı. SOHR da “protesto gösterilerine yönelik HTŞ tarafından ateş açıldığını, ölü ve yaralıların olduğunu” duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

    https://x.com/AmmarrrAlii/status/1871948152137535894?t=F8-Xfllf9xvL12SzdZxHKg&s=08