PİRHA- Sungurlu ilçesinin Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı sebebiyle halkın tepkisi sürüyor. “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından şirkete ait iş makinaları jandarma eşliğinde taş ocağının yapılacağı alana girdi. Köylülerin bekleyişi sürerken çevre illerden de bölgeye desteğe gidildiği bilgisi alındı.
Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi için “ÇED gerekli değildir” kararı ardından iş makinaları bölgede faaliyetlerine başladı.
Köylüler, projeye karşı çıkarken, taş ocağının yüklenici firması Çelik Holding, öğlen saatlerinde yaklaşık 150 jandarma eşliğinde köye girdi.
Bölge halkı, şirket yetkililerine karşı çıkarken, jandarma ise yurttaşlara müdahalede bulundu.
Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, gergin bekleyiş sürerken DEM Parti ve CHP’den de destek geldi.
Köylülerle birlikte madenin açılmak istendiği yerde bekleyen DEM Parti Çorum İl Başkanı Hasan Satılmış, jandarma gözetiminde iki adet kepçenin, çalışma başlattığını söyledi. Köylülerin direndiğini aktaran Satılmış, şu bilgileri paylaştı:
“Saat 13:00 gibi köye varabildik. Biz gelmeden önce arbede yaşanmış. Kadınları yerlerde sürüklemişler. Yaralanan kişiler olmuş. Jandarma şu an maden faaliyeti yürütenleri koruyorlar. Çünkü bu zihniyet her zaman halktan yana değil, çetelerden yanadır. Devlet kuvvetleri, ağaçları talan ediyorlar şu anda. Ağaçları kırmaya başladıklarını görüyoruz. Vatandaşlar bekleyişlerini sürdürüyor. ‘Direneceğiz’ deniliyor. Dışarıdan desteğe gelenler de var. Ankara’dan avukatlar ve vatandaşlar da geldi. CHP İl Örgütü ile Milletvekili Mehmet Tahtasız buradaydı, valiyle de görüşme yaptı. Şu an askeri anlamda ciddi bir önlem var. 50 kadar köylü varsa eğer en az 150 asker gelmiş vaziyette. Ancak direniş devam edecek, köylüler burada oturmaktalar.”
PİRHA- Karakaya Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Taş Ocağı Platformu Sözcüsü Servet Demirkaya, köylerinde açılmak istenen taş ocağını istemediklerini belirterek, “ÇED raporu mahkemeden olumlu çıkarsa yeraltı suları kaybolacak, ağaçlarımız kuruyacak, verimli topraklarımız yok olacak, hayvancılık bitecek, tozdan dolayı insanlarımız akciğer kanseri olacak, bir bütün olarak köyümüzde yaşam biter” diyerek tepkisini dile getirdi.
Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde Çelikler Holding tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı köylülerin direnişi sürüyor. ÇED raporuna karşı dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Taş Ocağı Platformu Sözcüsü Servet Demirkaya, yaşanacak doğa katliamını ve hukuksuzluğu PİRHA’ya anlattı.
“HER PATLAMA DEPREM ETKİSİ YARATIYOR”
Proje kapsamında yılda 3,5 milyon ton taş üretileceği, bu üretim için de köyde tam 191 patlatma yapılacağını belirten Demirkaya, “Taşocağı bizim köyümüzün hemen dibinde. Bunu yüksek hızlı tren ihalesini kazanan Çelikler Holding yapıyor. Karakaya köyünün içerisinde bulunan taşocağını açacak. Buradan yıllık 3.500.000 ton taş alacak. Bunu elde edebilmesi için köyde 1 yılda tam 191 kere patlama yapılacak” dedi.
Demirkaya, bu patlatmaların 3.7 büyüklüğünde deprem etkisi yaratacağını vurguluyor: “Burası sallandığında köyümüzün altyapısı bozulacak. İçme suyu kaçacak, tabiatımız bozulacak, ağaçlarımız kuruyacak, verimli topraklarımız yok olacak, hayvancılık bitecek. Yılda 191 kere patlama yapılan yerde ne su kalacak ne de ağaç.”
“100 BİN KAMYON TOPRAĞI ÇİĞNEYECEK TARIM BİTECEK”
Köy yolları ve tarım alanlarının her yıl yüz bin kamyon taş ile ezileceğine dikkat çeken Demirkaya, “Yıllık 100 bin kamyonla taşınacak. Bu, ayda 970, günlük 330 kamyon demek. Çorum-Sungurlu karayolu üzerinde taşıma yapılırken tarım topraklarımız bu kamyonların altında kalacak. Gelincik Deresi dediğimiz köyümüzün sulu tarımlarına hitap eden dere kuruyacak ve bugüne kadar yapılan tarım bitecek” dedi.
“ZATEN FAKİR BİR KÖYÜZ NEREYE GİDECEĞİZ?”
Demirkaya’nın sözleri, taş ocağının sosyal boyutunu da gözler önüne seriyor: “Köyümüzü toz duman kapladıktan sonra, burada tarım arazileri zarar gördükten sonra köyde de yaşam bitecek, köy çoraklaşacak. Bu köyün halkı fakir köy. Zaten bir yere gitme şansları yok. Köyde kalan vatandaşlarımız ise bu taşın tozu insan vücudunun en zor erittiği bir madde olmasından dolayı akciğer kanserine yakalanacaklar ve ölecekler.”
Demirkaya, yetkisiz şekilde ÇED onayı verildiğini ve bu işin arkasında Çorum Valisi’nin olduğunu söylüyor: “Çorum valisi yetkisinde olmayan işleri yapmaya çalışarak ‘ÇED raporu olumludur’ diyor. O da yetmiyormuş gibi görev yetkisi olmadığı halde çalışma izni veriyor. ÇED raporunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vermesi gerekiyor. Vali ancak araştırma yapar, bakanlığa yazar. ÇED veremez.”
Demirkaya köylülerle hiçbir toplantı yapılmadığını, bilgi verilmediğini, raporun yüzlerine okunmadığını söylüyor. “Eğer ÇED raporuna uygunluk yazısı verdiler ise getirecekler köy muhtarına ibraz edecekler ve köy muhtarına ‘Biz şu gün geliyoruz, bunu burada köylünün yüzüne okuyacağız’ diyecekler. Biz de diyoruz ki, maden uygunduysa neden bunu köylünün yüzüne okumadınız?”
KÖYÜMÜZÜ SEÇMELERİNİN NEDENİ ALEVİ OLMAMIZ MI?
Demirkaya, taş ocağı için Karakaya’nın seçilmesinde mezhepsel ayrımcılığa dikkat çekiyor: “Her 15 km’de bir taş ocağı açılmak isteniyor. Neden bizim köyümüz? Bizim köyümüz Alevi Bektaşi bir köy. Bizim köyümüz İbrahim Kaypakkaya’nın köyü olduğu için mi? Bizi yerimizden mi kaldırmak istiyorlar?”
Yalnızca Karakaya’nın değil, bölgedeki diğer köyler ve tarihin de tehdit altında olduğunu söyleyen Demirkaya, “Küçükkeşlik ve Narlı köyü de zarar görecek. Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Alacahöyük de zarar görecek. Turizm Bakanlığı nasıl böyle bir projeye ÇED olumlu verdi, anlamıyoruz.”
Demirkaya, devletin içindeki baskı mekanizmalarını da şöyle özetliyor: “Çorum Sağlık Müdürlüğünden gelen görevli ‘ÇED olumsuz’ diyor. Ankara’dan müfettiş geliyor, raporu olumluya çevirmesi için memura baskı yapılıyor. Memur ‘Ben boşa rapor verdiysem cezama razıyım’ diyor. Yerine gidiyorlar, müfettiş ‘Burada taş ocağı olmaz’ diyor. Ancak vali orman müdürünü ve sağlık müdürünü dışarı çıkartıyor, müfettişle yalnız kalıyor. Sonra sağlık müdürünün verdiği olumsuz rapor ortadan kayboluyor.”
Demirkaya son olarak şunları söyledi “ÇED raporunun iptali için dava açtık. Dava sonuçlanmadan köyümüze gelirlerse bir gram taş vermeyeceğiz. Bedelini de ödeyeceğiz, bedeline de katlanacağız.Sayın vali, köye geldiniz mi? Hayır! Haritadan baktım diyorsunuz. Harita üzerinden bakarak mı karar veriyorsunuz? Patlayan dinamit haritaya mı düşüyor? Siz halkın valisi misiniz, zenginlerin mi? Bu topraklarda tarım, yaşam, tarih yok edilmek isteniyor. Köylüler direnişte. Karakaya’da taş değil, yaşam sökülmek isteniyor”
PİRHA-Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesine, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler karşı çıkıyor. “ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, “Proje yapılmaya başlanırsa köyümüzün habitatı bozulacak, yeraltı suları kaybolacak, tozdan dolayı tarım arazilerinde bir şeyler yetiştirmek mümkün olmayacak. Bu durumda köyümüzde yaşam bitecek” dedi.
Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde yapılmak istenen taş ocağı projesi, köy halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler, projeye karşı çıkıyor. Aynı zamanda 68 kuşağının devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın doğduğu köy olan Karakaya’da, taş ocağı köylülerin yaşamını olumsuz yönde etkileyecek.
Karakaya köyü yamacına kurulduğu dağın taş ocağı yapılmak istenmesi nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Ankara Samsun hızlı tren hattı projesi kapsamında açılması planlanan taş ocağının yılda 3,5 milyon ton taş üretmesi planlanıyor.
Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, son duruma ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“PROJE UYGULANIRSA KÖYÜMÜZDE YAŞAM BİTECEK”
“ÇED gerekli değildir” kararının verilmesinin ardından dava açtıklarını belirten Karakaya Köyü Taş Ocağı Platformu Başkanı Servet Demirkaya, “Taş ocağı projesi için ÇED gerekli değildir kararı verdiler, bizde 30 günlük itiraz süresini kullanıp ÇED iptal davası açtık. Dava sonucunu bekliyoruz. Proje yapılmaya başlanırsa köyümüzün habitatı bozulacak, yeraltı suları kaybolacak, yılda 191 tane dinamit patlaması yapılacağı için köyümüzdeki kerpiç evler ya yıkılacak ya da çatlayacak, tozdan dolayı tarım arazilerinde bir şeyler yetiştirmek mümkün olmayacak. Ayrıca köyde yaşayanlar hasta olacak. Taş tozu vücudun eritebileceği bir bir maden tozu değil. insanlar akciğer kanserine yakalanacaklar. Bu durumda köyümüzde yaşam bitecek. Kamuoyundan yapacağımız eylemlerde bizlere destek olmalarını istiyoruz” dedi.
PİRHA-CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Derviş Cemal köyü yakınlarında bulunan Derviş Cemal Ocağı Kültür Merkezi ve Cemevi’ni de kapsayan bölgede yapılması planlanan taş ocağı projesini Meclis gündemine taşıdı. Şaroğlu, “Alevilerin inanç yerlerinin bu gibi projelerle hedef alınması ile amaçlanan nedir?” diye sordu.
CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Derviş Cemal köyü yakınlarında bulunan Derviş Cemal Ocağı Kültür Merkezi ve Cemevi’ni de kapsayan bölgede yapılması planlanan taş ocağı projesini Meclis gündemine taşıdı.
“TAŞ OCAĞI PROJESİ BÖLGE HALKI TARAFINDAN TEPKİYLE KARŞILANMAKTADIR”
Enerji projeleri ve yatırım amaçlı bu tür projelerin, hayata geçirildiği bölgede ekolojik denge ve doğa üzerinde geri dönüşü olmayan ağır bir tahribat yarattığı gibi bölge halkının inancı gereği kutsal saydığı ziyaret ve ocakların da yok olmasına sebep olduğunun geçmişte acı bir şekilde deneyimlendiğine değinen Şaroğlu, “Tunceli’nin Hozat ilçesine bağlı Derviş Cemal köyü yakınlarında bulunan Derviş Cemal Ocağı Kültür Merkezi ve Cemevi’ni de kapsayan bölgede yapılması planlanan taş ocağı projesi, bu konudaki endişeleri bir kat daha arttırmakta ve bölge halkı tarafından tepkiyle karşılanmaktadır” dedi.
“ALEVİ İNANÇ YERLERİNİN BU GİBİ PROJELERLE HEDEF ALINMASI İLE AMAÇLANAN NEDİR?”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi sunan CHP’li Şaroğlu, şu sorulara yanıt istedi:
1-Tunceli’nin Hozat ilçesine bağlı Derviş Cemal köyü civarında yapımı planlanan taş ocağı projesi hangi firmaya aittir? Taş ocağı projesi için ilgili firmaya ruhsat verilmiş midir? Verilmiş ise ruhsatlandırılan alanın büyüklüğü ne kadardır?
2-Tunceli’nin Hozat ilçesine bağlı Derviş Cemal köyünde yapımı planlanan taş ocağı projesiyle ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirme raporları hazırlanmış mıdır? Bu konuda bölge halkını bilgilendirme toplantıları gerçekleştirilmiş midir?
3-Söz konusu taş ocağı projesi, Derviş Cemal Ocağı Kültür Merkezi ve Cemevi’ni de kapsayan Ziyaretgah bölgesini de tehdit etmektedir. İnsanların kutsal saydığı değerlerin zarar görmesi, Bakanlığınızın kurumsal politikaları ile örtüşmekte midir? Bu konunun denetimi ve önlenmesi için herhangi bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
4-Hükümetiniz tarafından Meclis gündemine getirilen son torba yasa ile cemevlerinin yapım, bakım ve onarımının yapılması ve malzeme desteği sağlanması yasal güvenceye alınıyor iken Alevilerin inanç yerlerinin bu gibi projelerle hedef alınması ile amaçlanan nedir? Bir toplumun inançsal değerleri yandaş bir firmanın ticari kazancından daha mı az değerlidir?
5-Bir taraftan Alevilere dönük düzenlemeler yaptığınızı iddia ediyor, diğer taraftan taş ocağı gibi talan projeleri ile Alevilerin kutsal değerlerini yok ediyorsunuz. Alevi yurttaşları devlet kurumları ile karşı karşıya getirmemek adına söz konusu projeyi iptal etmeyi düşünüyor musunuz?