Etiket: taş ocağı

  • Maraş’ta Cennetpınarı köyünde taş ocağına karşı ortak mücadele kararı

    Maraş’ta Cennetpınarı köyünde taş ocağına karşı ortak mücadele kararı

    PİRHA- Maraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Cennetpınarı ve çevre köylerde yaşayan yurttaşlar, bölgede yapılmak istenen taş ocağına karşı ortak mücadele kararı aldı. Köylüler, tarım alanları, su kaynakları ve yaşam alanlarını korumak için basın açıklaması ve hukuki süreç başlatacaklarını duyurdu.

    Maraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Cennetpınarı köyü ile Tut Dağı çevresindeki Bayramgazi, Çakmak ve Kelbişli köylerinin sakinleri, bölgede yapılmak istenen taş ocağı projesine karşı  Cennetpınarı köyünde bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda köylüler, yaşam alanlarını, tarım arazilerini, su kaynaklarını ve doğayı tehdit ettiğini belirttikleri projeye karşı ortak mücadele yürütme kararı aldı.

    TARIM VE HAYVANCILIK TEHDİT ALTINDA

    Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, bölgenin temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu vurgulandı. Köylüler, taş ocağı faaliyetlerinin tarım alanlarına zarar vereceğini, ekolojik dengeyi bozacağını ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını dile getirdi.

    Katılımcılar, Maraş bölgesinde daha önce kurulan çimento fabrikalarının çevrede yarattığı tahribatın hala sürdüğünü hatırlatarak, tüm itirazlara ve bilimsel raporlara rağmen hayata geçirilen projelerin bölgeye ciddi zarar verdiğini ifade etti. Köylüler, yeni bir doğa yıkımına izin vermeyeceklerini belirtti.

    Toplantı sonunda köylüler, “Ovama Dokunma”, “Köyüme Dokunma” ve “Yaşam Alanıma Dokunma” talepleri etrafında birleşti. Ortak karar doğrultusunda, pazartesi günü düzenlenecek basın açıklamasıyla görüşlerini kamuoyuna duyuracaklarını açıkladılar.

    HUKUKİ SÜREÇ DE BAŞLATILIYOR

    Köylüler, taş ocağı projesine karşı yalnızca toplumsal değil hukuki mücadele de yürüteceklerini belirtti. Toplantıda, gerekli itirazların yapılması ve hukuki sürecin başlatılması yönünde ortak irade ortaya konuldu. Bölge halkı, yaşam alanlarını korumak için birlikte hareket etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

    PİRHA/MARAŞ

  • ‘Taş ocağının açılmasının göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır?’

    ‘Taş ocağının açılmasının göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır?’

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi mahalleleri/köyleri sınırlarında bir taş ocağı açılmasına tepki göstererek, “Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır devam eden göçün, 6 Şubat depremlerinin ardından daha da arttığı bilinmektedir. Bakanlığınız, bölgede planlanan taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?” diye sordu.

     

    Maraş’ın Cennetpınar (Uson) ve Bayramgazi (Şoquliyon)  köylerinde taş ocağı açılmak isteniyor.

    Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde, Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi mahalleleri/köyleri sınırlarında bir taş ocağı ve buna bağlı arama faaliyetleri yürütülmek istendiği yönünde bölge halkının ciddi endişeleri bulunuyor.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Kürt Alevi köylerine taş ocağı açılma girişimini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplandırılmasını istemiyle sorular sordu.

    “BÖLGE YER ALTI SU KAYNAKLARI BAKIMINDAN DA HAYATİ ÖNEME SAHİP BİR ALANDIR”

    Yerel halkın aktardığı bilgilere göre yaklaşık 100 hektarlık (1.000 dönüm) alan için arama ruhsatı alındığı, bölgede sondaj ve karot çalışmalarına başlanması planlandığını belirten Kordu, “Söz konusu alanın çevresinde yaklaşık 1.500 dönümlük verimli tarım arazisi, zeytinlikler, küçükbaş hayvan çiftlikleri dahil çeşitli hayvancılık faaliyetleri ve kırsal yaşam alanları bulunmaktadır. Bölge sakinleri, yapılması planlanan faaliyetlerin tarımsal üretime, su kaynaklarına, mera alanlarına, biyolojik çeşitliliğe ve yaşam alanlarına zarar vereceğini ifade etmektedir. Bölge yer altı su kaynakları bakımından da hayati öneme sahip bir alandır” dedi.

    “İZİN VERİLMESİ KAMU YARARI İLKESİYLE BAĞDAŞMAMAKTADIR”

    Ayrıca söz konusu bölgenin, 6 Şubat 2023 depremlerinde en ağır yıkım ve tahribatın yaşandığı yerlerin içerisinde yer aldığını vurgulayan Kordu, “Deprem sonrası kırılganlığı artan bu coğrafyada yapılacak çalışmaların çevresel etkilerinin yanı sıra jeolojik güvenlik açısından da ciddi riskler doğurabileceği yönündeki kaygılar bilimsel olarak incelenmeden herhangi bir faaliyete izin verilmesi kamu yararı ilkesiyle bağdaşmamaktadır” diye belirtti.

    “Yerel halkın yoğun ve haklı itirazları sonucunda sondaj çalışmaları geçici olarak bir hafta ertelenmiş olsa da bu durum kalıcı bir çözüm sunmamaktadır” diye Kordu, şunları belirtti:

    “KÜRT ALEVİ YERLEŞİMLERİNİN BULUNDUĞU BİR COĞRAFYANIN PARÇASIDIR”

    “Büyük çaplı yarma, sondaj ve karot gibi detay arama faaliyetleri için “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) raporu alınması yasal bir zorunluluktur. ÇED süreci işletilmeden ve bölgenin ekolojik, jeolojik, tarım ve hayvancılık dinamikleri gözetilmeden ruhsat tanzim edilmesi hukuka, kamu yararına ve çevre mevzuatına açıkça aykırıdır.

    Bunun yanı sıra söz konusu bölge, Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinin bulunduğu bir coğrafyanın parçasıdır. Bu hatta uzun yıllardır ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerle yaşanan göç olgusu, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından daha da hızlanmıştır. Bölge halkının kendi köylerinde ve yaşam alanlarında kalabilmesini sağlayan en temel unsurlardan biri verimli tarım arazileri, hayvancılık faaliyetleri ve doğal kaynaklara dayalı kırsal üretim imkânlarıdır. Tarım alanlarını, meraları, su kaynaklarını ve ekolojik yaşamı tehdit eden madencilik ve taş ocağı faaliyetlerinin yaygınlaştırılması; bölge halkının geçim kaynaklarını zayıflatma, kırsal yaşamı sürdürülemez hale getirme ve göçü daha da derinleştirme riski taşımaktadır. Bu durum yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda bölgenin demografik yapısını etkileyen, kırsal alanların insansızlaşmasına yol açabilecek ciddi bir sosyal ve ekonomik mesele olarak değerlendirilmelidir.”

    DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Kurum’un yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

    -Maraş’ın Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde bulunan Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) mahalleleri/köyleri civarında yürütülmesi planlanan arama ve/veya taş ocağı faaliyetlerine ilişkin Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde verilmiş herhangi bir çevresel izin, uygunluk görüşü veya değerlendirme kararı bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa bunların kapsamı nedir?

    -Söz konusu ruhsat sahasının çevresinde yer alan tarım arazileri, zeytinlikler, mera alanları, hayvancılık faaliyetleri, su kaynakları ve yerleşim alanları bakımından herhangi bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?

    -Bölgede planlanan sondaj, karot ve yarma çalışmalarının kapsamı nedir? Bu faaliyetlerin yalnızca sınırlı teknik arama faaliyetleri kapsamında mı değerlendirildiği, yoksa ileri aşama arama ve işletme faaliyetlerine hazırlık niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?

    -Ruhsat sahasında veya ilerleyen süreçte gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin işletilmesi gerekip gerekmediği konusunda Bakanlığınızın görüşü nedir? ÇED süreci işletilmeden kapsamlı sondaj, yarma veya detay arama çalışmalarına izin verilmesi mümkün müdür?

    -6 Şubat depremlerinden etkilenen bu bölgede, jeolojik riskler, yer altı su rejimi ve deprem sonrası çevresel hassasiyetler dikkate alınarak herhangi bir bilimsel inceleme veya risk analizi yapılmış mıdır? Yapılmışsa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?”

    -Bölge halkının yoğun itirazları, açılan davalar ve yürütmenin durdurulması talepleri dikkate alınarak; söz konusu faaliyetlerin durdurulması veya yeni izin süreçlerinin askıya alınması yönünde Bakanlığınız tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmakta mıdır?

    -Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında yer alan Kürt Alevi yerleşimlerinde uzun yıllardır devam eden göçün, 6 Şubat depremlerinin ardından daha da arttığı bilinmektedir. Bakanlığınız, bölgede planlanan taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin göçü artırıp artırmayacağına ilişkin herhangi bir sosyal etki değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapılmış ise sonuçları nelerdir?

    -Bölge halkının başlıca geçim kaynaklarını oluşturan verimli tarım arazileri, zeytinlikler, meralar ve hayvancılık faaliyetlerinin zarar görmesi halinde ortaya çıkacak ekonomik kayıplara ilişkin Bakanlığınız tarafından herhangi bir analiz yapılmış mıdır? Söz konusu faaliyetlerin yerel halkın geçim kaynaklarını ortadan kaldırarak kırsal alanların insansızlaşmasına yol açma riski konusunda Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Cumhuriyet Örnek Köy’de taş ocağı tepkisi: Sağlığımız ve geleceğimiz tehlikede!- VİDEO

    Cumhuriyet Örnek Köy’de taş ocağı tepkisi: Sağlığımız ve geleceğimiz tehlikede!- VİDEO

    PİRHA- Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Cumhuriyet Örnek köyünde yapılan maden arama faaliyetlerine tepki büyük. Yaşam alanlarının kalmadığını ifade eden Medet Kılınç, “Bu yanlıştan biran önce dönülmelidir” dedi.

    Cumhuriyet Örnek Köy’de faaliyet gösteren taş ocaklarına köylülerden büyük tepki geldi. Köyde çiftçilik yaparak geçimini sağlayan ve aynı zamanda Keklik ve Doğa Koruma Derneği Başkanı olan Medet Kılınç, taş ocaklarının hem insan sağlığına hem de doğaya ciddi zararlar verdiğini söyledi.

    “KÖYÜMÜZDEKİ MADEN FAALİYETLERİNE SON VERİLMELİDİR”

    Medet Kılınç, taş ocaklarının neden olduğu toz ve dumanın köyün yerleşim alanlarına kadar ulaştığını belirterek, köyde yaşayanların büyük kısmının yaşlı, emekli ve kronik rahatsızlıklara sahip olduğuna dikkat çekti:

    “Biz burada hem çiftçilik yapıyoruz hem de doğayla iç içe bir yaşam sürmeye çalışıyoruz. Köyümüzde astım ve çeşitli kronik hastalıkları olan insanlar var. Taş ocaklarından çıkan toz sağlığımızı bozuyor. Bu faaliyetler devam ettikçe kayısı başta olmak üzere tarım ürünlerimiz de zarar görüyor. Geçim kaynağımız çiftçilik. Yetkililere sesleniyoruz: Bu yanlıştan bir an önce dönün.”

    Köyde konuşan ikinci isim ise Medet Kılınç’ın kızı Simay Kılınç oldu. Simay Kılınç, bölgede organik tarımın yanı sıra hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin sürdüğünü ifade etti. Çevresel tehditlerin, organik tarımı doğrudan hedef aldığını vurgulayan Kılınç, “Organik tarımın sürdürülebilmesi için hava, su ve toprak kalitesinin korunması hayati öneme sahiptir. Ancak taş ve maden ocakları; hava kirliliğine, su kaynaklarının kirlenmesine ve toprak yapısının bozulmasına neden olmaktadır. Bu durum, organik tarımın temel ilkeleriyle açıkça çelişmektedir” diye konuştu.

    Simay Kılınç, yetkililere taleplerini şu şekilde sıraladı:

    “-Organik tarım yapılan alanlardan mevcut taş ocaklarının taşınması,

    -Organik tarım bölgelerinde yeni taş ocakları için ÇED raporlarının verilmemesi,

    -Organik tarım yapan üreticilerin korunması ve desteklenmesi.

    -Doğal kaynakların, insan sağlığının ve sürdürülebilir tarımın korunması.”

    Cumhuriyet Örnek Köy halkı, taş ocaklarının yarattığı çevresel ve sağlık sorunlarına karşı seslerini yükselterek, yetkililerden kalıcı ve somut adımlar atılmasını talep ediyor.

    PİRHA/MALATYA

     

  • Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    Ayten Kordu Karakaya’da: Taş ocağı sadece toprağı değil inancımızı da tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA- Çorum Sungurlu’ya bağlı Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı başlatılan eylemi ziyaret eden Dersim Milletvekili Ayten Kordu, köyün ziyaretlerinin taş ocağı projesi içerisinde bırakılmasına tepki gösterdi. Kordu,, “Burası aynı zamanda bir Alevi köyü ve proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Dolayısıyla bu köyün sadece insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır dedi.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalarını devam ettiriyor.

    ÇED ve bilirkişi raporu beklenmeden makinelerin çalışmaya devam ettiği Karakaya köyünü ziyaret eden DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karakaya köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı tüm duyarlı kamuoyunu desteğe çağırdı.

    “BÖLGEYİ GÖÇE ZORLAYACAK”

    Ayten Kordu, taş ocağı projesi ile köyün göçe zorlanmak istendiğini ifade ederek, ”

    Burada dinamit patlatarak kırma yoluyla bir taş ocağı inşa edilmek isteniyor. Burada gerçekleştirilecek bir taş ocağı köyün toprağını ve suyunu kurutacak, hem de göçe zorlayacaktır. Karakaya köyü burada 7 aydır direniyor. Valinin kendi yetkisini kullanarak burada bir taş ocağına izin vermesi kabul edilemez. Köylülerin taş ocağına dair başka bir alan göstermesine rağmen şirket köyün hemen dibinden numuneler alarak kendisince köyün etrafında kurnazca dolaşıyor. Karakaya’da yurttaşlarımızın yanındayız. Taş ocağı, maden projeleriyle yaşamı yaşanmaz kılmak istiyorlar. ÇED raporlarının eskiden durdurulabilir bir özelliği vardı ama bugün bu raporlara rağmen makineler bu süreçte çalışmalarına devam ediyorlar. Hukuki sürecin nasıl işleyeceği konusunu takmıyorlar. Bilirkişi gelecek ama o gelene kadar buradaki çalışmayı durdurma kararı vermeleri dahi mahkemelerde gerçekleşemiyor. Oyalama taktiği ile kepçeler çalışmaya devam ediyor” dedi.

    “ZİYARETLERİ PROJE İÇERİSİNDE BIRAKMAK AYRIMCI POLİTİKADIR”

    Karakaya köyündeki ziyaretlerinin de proje alanı içerisine alınmasının Alevilik inancına yönelik ayrımcı bir politika olduğuna vurgu yapan Ayten Kordu, ”

    Burası aynı zamanda bir Alevi köyü. Proje içerisinde yer alan Yorgun Baba ziyaretinin kendisi var. Hükümete soruyoruz; siz bütün halkları ve inançları tanıdığınızı söylüyorsunuz. Nasıl tanımaktır bu? Dağın öbür yamacında bir ziyaret daha var. Bu köy Alevi inancıyla yaşayan bir köy. Dolayısıyla sadece köyüne, insanına, suyuna, toprağına değil aynı zamanda inancına yönelik de ayrımcı politikaları gösteren somut bir adımdır. Köyü yaşam tehlikesine alan, dinamit usulü patlatma ile gerçekleştirilen bir taş ocağı projesinin yeri isabetli bir yer değildir. Çelikler Holding bu işi durdurmalıdır. Mücadeleye hem mecliste, hem hukuki yollarla devam edeceğiz. Çorum’daki ve çevre illerdeki bütün duyarlı yurttaşları Karakaya köylülerinin yanında mücadele etmeye davet ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/ÇORUM

  • Karakaya’da taş değil, hayat parçalanmak isteniyor!-VİDEO

    Karakaya’da taş değil, hayat parçalanmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA -Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde, Çelikler Holding’in taş ocağı girişimine köylüler ve DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın tepki gösterdi. Akın, valinin ‘ÇED olumlu’ kararı verme yetkisi olmadığını belirterek kararı hukuksuz buldu. Köy muhtarı Tayfun Tunç ise “Köyümüzde taş ocağına izin vermeyeceğiz, alternatif alan gösterdik ama bizi yok sayıyorlar. Sonuna kadar direneceğiz” dedi.

    Karakaya Köyü’nde taş ocağı girişimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, köyün tarihsel bir direniş geleneğine sahip olduğunu vurgulayarak, “Karakaya köyü hem tarihsel misyonu itibariyle hem de geleceğine, onuruna, havasına, suyuna sahip çıkma iradesiyle bugün Türkiye’de bir mücadelenin sembolü haline geldi. Biz de bu mücadelenin tarafı ve destekçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Akın, Çorum Valiliği’nin taş ocağı için verdiği ‘ÇED olumlu’ kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “ÇED olumlu kararı ancak Çevre Bakanlığı’nın bilimsel araştırmaları, köyün görüşlerinin alınması, yapılan etütler sonrası verilebilir. Vali ‘ÇED gerekli değildir’ diyebilir ama ‘ÇED olumlu’ kararı verme yetkisi yoktur. Bu karar, hukuka ve idari işleyişe aykırıdır.”

    Akın, bu girişimlerin arkasında bir devlet politikasının olduğunu belirterek,

    “Artık bu ülkede kurallar, normlar, hukuk yok. Fiili durumlar yaratılıyor. Bunun karşısında elimizde kalan tek şey anayasal ve meşru hakkımız olan direnme hakkıdır. Köylülerimizin yanında olacağız,” dedi.

    “KÖYÜN ÜZERİNE 190 BOMBA YAĞACAK”

    Taş ocağı girişiminin köyü doğrudan yok edeceğini ifade eden Akın, “Köyün dibindeki taşların alınması, köyün ortadan kaldırılması demektir. 20 metre yakında patlatılacak 190 bombanın taşları köyün üzerine yağacak. Bu hem insani değil hem de vicdani değil” diye konuştu.

    Akın ayrıca, köylülerin projeye bütünüyle karşı olmadığını, alternatif bir alan gösterdiklerini hatırlatarak,

    “Biz hızlı tren için taş çıkarılmasına karşı değiliz. Ama köyün ortasında bombalarla taş çıkarılmasına itiraz ediyoruz. Sermayenin çıkarı için insan yaşamı hiçe sayılıyor” dedi.

    “KAMU YARARI DİYEREK KÖYÜMÜZÜ YOK EDEMEZLER”

    Karakaya Köyü Muhtarı Tayfun Tunç da köylülerin mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü vurgulayarak şunları söyledi:

    “Yaklaşık 7-8 ay önce hızlı tren hattının köyümüzden geçeceğini öğrendik. Kamu yararına bir hizmete karşı değiliz, ancak köyün içinde taş ocağı açılmasına da izin vermeyeceğiz.”

    Tunç, şirket yetkililerine alternatif bir taş ocağı alanı gösterdiklerini belirtti:

    “Köyümüzde taş ocağı olmaz dedik, çünkü burada insanlar yaşıyor, içme suyumuz yok olacak, evlerimiz zarar görecek. Köylülerle birlikte başka bir taş ocağı alanı bulduk. Şirket orada çalışma yürütüyor, numuneler olumlu çıkıyor. Buna rağmen köyümüzün dibine çökmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz.”

    “KARAKAYA SADECE BİR KÖY DEĞİL BİR DİRENİŞİN ADIDIR”

    Tunç, köyde yaşamın tamamen tarım ve hayvancılıkla sürdüğünü belirterek,

    “Burada insanlar yaşam mücadelesi veriyor. Kadınlarımız bahçelerinde üretiyor, çocuklarını okutuyor. Biz sadece toprağımızı değil, yaşamımızı savunuyoruz. Bizi yok etmeye kalkarlarsa bütün çevreci, doğasever herkesi buraya dayanışmaya çağırıyorum” dedi.

    Milletvekili Akın ise, Karakaya’daki mücadelenin Türkiye’deki ekolojik talana karşı verilen en onurlu direnişlerden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu sadece Karakaya’nın değil, Türkiye’nin her köyünün, her deresinin, her ağacının meselesidir. Karakaya halkı yalnız değildir.”

    Cebrail ARSLAN/ÇORUM

     

  • Karakaya köyünde şirket tepkilere rağmen çalışmalara başladı!-VİDEO

    Karakaya köyünde şirket tepkilere rağmen çalışmalara başladı!-VİDEO

    PİRHA- Köylülerin tepkisine ve mahkeme sürecinin devam etmesine rağmen Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açmak için şirket yetkilileri jandarma eşliğinde çalışmanın yapılacağı bölgeye gitti.

    Ankara-Samsun hızlı tren hattı projesinin yapımında kullanmak için Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde taş ocağı ve kırma-eleme tesisi açılmak isteniyor. Köyün tarım ve hayvancılık alanını tehdit eden proje Karakayalı’lar tarafından yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye taşınırken, devam eden yargı sürecine rağmen Çelikler Holding bölgede jandarma eşliğinde şantiye kurarak çalışmalara başladı.

    PİRHA/ÇORUM

    İLGİLİ HABERLER

    Karakaya’da yapılmak istenen taş ocağı protesto edildi: Proje durdurulsun!

  •  Karakayalı yurttaşlar: köyümüzden bir çakıl taşı dahi vermeyeceğiz!- VİDEO

     Karakayalı yurttaşlar: köyümüzden bir çakıl taşı dahi vermeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA — Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya Köyü’nde, Çelikler Holding tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı köylülerin direnişi sürüyor. Köylüler, ÇED raporu olumlu olsa dahi projeye güvenmediklerini ve yaşam alanlarını korumak için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte köylere destek verdiklerini belirten DEM Parti Meclis Üyesi Ümit Küçükbayatlı, planlanan taş ocağının köyün tam içinde, evlere yaklaşık 10 metre mesafede olduğunu ve burada dinamit patlatılacağını vurguladı. Küçükbayatlı, “Burada dinamit patlatılacak. Bilmem ne olacak ama bu köyün hepsine zarar verecek” dedi.

    “ÇED RAPORU VERENLERE GÜVENMİYORUZ”

    ÇED raporuna güvenmediklerini anlatan Küçükbayatlı, “Karakaya köyüne ÇED raporunu verenlere güvenmiyoruz” diyerek bölgedeki taşın başka bir alandan gelme ihtimalinin dahi projeyi durdurma şansı doğurabileceğine dikkat çekti. Küçükbayatlı ayrıca, taş ocağı girişimlerinin Alevi köylerine yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğuna ilişkin kaygılarını dile getirdi.

    Karakaya’dan Döndü Eröksüz ise bölgeye ve köylülerine yapılanı sert sözlerle ele aldı: “Bu köyde doğdum, büyüdüm. Bizim köyümüz belli bir köy olduğu için Türkiye’nin her tarafında tanındığı için bizim bu çevrelerimizi dağıtmak için ilk önce bizim köyden başlayacaklardı. Çünkü bizim köyümüz belli bir köy ve Kaypakkaya’nın köyü olduğu için” Eröksüz, yurtdışından gelerek destek verdiğini belirtti ve çağrısını tekrarladı: “Buradan bir çakıl taşını bu müteahhitlere vermek istemiyoruz. Kimse korkmasın gelsin memleketlerine, yurtlarına, çevrelerine sahip çıksınlar. Eröksüz, toprağı ve yaşamı için gerektiğinde bedel ödemeye hazır olduklarını şu sözlerle ifade etti, “Toprağım için gerekirse direnirim sonu hapiste olsa”

    “İŞ MAKİNALARINI ALIP GİTSİNLER”

    Köyün halk ozanı Satı Tunç (Mahlası: Küçük Satı) ise köyün dar bir araziye sahip olduğunu, geçim kaynaklarının sınırlı olduğunu ve taş ocağının köyü mahvedeceğini vurguladı. Tunç, “Burası bizim tek geçim geçim kaynağımız.” diyerek, su kaynaklarının zarar göreceği ve gençlerin geleceğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu. Tunç, “köyümüzün düzenini bozmasınlar iş makinalarını alıp gitsinler” diyerek tepkesini gösterdi.

    Karakayalılar, ÇED raporuna karşı açtıkları davanın yanı sıra, çevre örgütleri ve milletvekillerinin desteğini de talep ediyor. Küçükbayatlı, milletvekilleri ve duyarlı kamuoyunun desteğinin önemine işaret ederek, “Çünkü doğa hepimizin, bütün canlıların. Onun için de herkesin destek vermesini istiyorum” dedi.

    Köylüler, toprağı, suyu ve yaşam alanlarını korumak için hem hukuki hem de fiili direnişi sürdüreceklerini belirtiyor.

    Cebrail ARSLAN/ÇORUM

     

     

  • Çorum’da 3 köye taş ocağı projesi: Köylüler eylem yaptı!

    Çorum’da 3 köye taş ocağı projesi: Köylüler eylem yaptı!

    PİRHA- Çorum’da Karakaya, Narlı ve Küçükkeşlik Köyleri sakinleri köylerine yapılacak taş ocağını protesto etmek için eylem düzenledi. Köylüler, 350 dönümlük bir alanı kapsayacak projenin doğrudan mal ve can tehlikesi oluşturacağını kaydederek, su kaynaklarının kuruyacağını belirtti.

    Tarım arazileri ve su kaynaklarını tehdit eden projeye karşı seslerini duyurmak isteyen köylülere CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz, Emek Partisi İl Başkanı Muharrem Özünel, SOL Parti Merkez İlçe Başkanı Arif Başaran, DEM Parti PM Üyesi Ümit Küçükbayatlı ile Çorum Emek ve Demokrasi Platformu‘nun bileşenleri de destek verdi.

    Köylüler planlanan taş ocağı ile ilgili Çorum Kadeş Barış Meydanı’nda bir basın açıklaması düzenlendi.

    “Yaşam hakkı kutsaldır, taş ocağı mezardır”, “Talancı şirket, köyümüzü terk et” sloganlarının atıldığı basın açıklamasında konuşan Karakaya, Küçükkeşlik ve Narlık köylüleri adına bir konuşma yapan Servet Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma eleme tesisi planlamaktadır” dedi.

    Demirkaya, Samsun-Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında Çelikler Holding tarafından yapılması planlanan taş ocağının 350 dönümlük bir alanı kapsayacağını belirterek, taş ocağında yılda 191 patlatma ve 3,5 milyon ton taş çıkarılmasının planlandığını aktardı. Bu durumun Karakaya Köyü sakinleri için doğrudan can ve mal tehlikesi oluşturacağını, ayrıca patlamalar nedeniyle su kaynaklarının kuruyacağını vurguladı.

    “TAŞ OCAĞI CİNAYETE DAVET NİTELİĞİ TAŞIMAKTADIR”

    Taş ocağı projesine onay vermenin ‘cinayate davet’ niteliği taşıdığınu söyleyen Demirkaya, “Köylerimizi yok edecek taş ocağı Samsun Ankara hızlı tren hattı projesi kapsamında ihaleyi kazanan Çelikler Holding tarafından açılmak isteniyor. Şirket burada 350 dönüm alanda taş ocağı ve kırma eleme tesisi planlanmaktadır. Açılacak ocağın Karakaya Köyünün hemen dibinde, kırma eleme tesisinin ise Küçükkeşlik köyü ve Narlık köyüne yakın mesafesinde görülmektedir. Karakaya Köyü açılmak istenen taş ocağının bulunduğu tepenin yamacında kurulmuş bir köydür. Dolayısıyla burada yapılacak patlatmalar nedeniyle köylüler doğrudan can ve mal tehlikesiyle karşı karşıyadır. Burada bu kadar yakında bir taş ocağı kurulması akla, bilime ve vicdana aykırıdır. Bu projeye onay vermek doğrudan cinayete davet niteliği taşımaktadır. Şirket yılda 191 kere patlatma yapılacağını ve yılda 3,5 milyon ton taş çıkarılacağını ve kırma eleme tesisinde işleneceğini ifade ediyor. Bu kadar büyük bir ocaktan çıkacak tozun kilometrelerce sahada zararlı etkileri olacağı aşikardır” diye konuştu.

    “SU KAYNAKLARI ÇEKİLECEK”

    Köylülerin su sorunu yaşadığın dile getiren Demirkaya, patlamalarla birlikte suyun tamamen yok olacağını kaydederek, “Her üç köyde hem tarım hem hayvancılık yapılmakta, köylüler yıllardır susuzluk çekilen bu bölgede kıt kanaat üretim yapmaya çalışmaktayken bu taş ocağından yıllar boyunca çıkacak binlerce ton toz bulutu tüm ürünlerin üstüne kabus gibi çökecek, bitkisel hayatı söndürecek, hayvanların yaşamasını imkansız kılacaktır. Kafasına, evinin üstüne taş düşmeyen şanslı köylüler ise yoğun toz bulutu nedeniyle hastalıklara yakalanacaklardır. Patlamalardan dolayı köylerin su kaynaklarının çekileceği muhakkaktır ve zaten susuzluk sorunu yaşanan köylerimiz bu nedenle tamamen yok edilecektir. Suyun olmadığı bir yerde yaşamdan, üretimden, insandan bahsetmek mümkün değildir. Ocaktan çıkarılacak 3,5 milyon ton taşın kamyonlarla Sungurlu karayolu üzerinden taşınacağı görülüyor” diye belirtti.

    “100 BİN KAMYON VERİMLİ TOPRAKLARIMIZI DÜMDÜZ EDECEK”

    Demirkaya yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklar üzerinden geçerek trafik kazalarına ve çevreye zarar vereceğini söyleyerek, “Taş ocağı ile karayolu arasında, kamyonların üstünden geçeceği noktada bölgenin yegane akan suyu olan Gelincik Deresi ve bununla sulanan bahçeler mevcut. Yolun hemen yanında köylünün büyük paralar harcayarak yaptığı 40 dönümden fazla armut ve ceviz bahçeleri ve yüzlerce arı kovanı mevcut. Yılda yaklaşık 100 bin kamyonun verimli topraklarımızı dümdüz edeceğini görüyoruz. Bölge trafiğinin bu yüz bin kamyonla aşırı yoğunlaşacağını ve üzücü can ve mal kaybına yol açacak trafik kazalarına neden olacağını tahmin etmek zor değil” ifadelerini kullandı.

    “VALİLİKLE YAĞTIĞIMIZ GÖRÜŞMEDEN SONRA PROJEYE ONAY VERİLDİĞİNİ ÖĞRENDİK”

    Vali ile yaptıkları görüşmeden sonra projenin onaylandığını öğrendiklerini söyleyen Demirkaya, şirketin projeyi hazırlarken insan, doğa, tarım ve tarih gibi hiçbir konuyu dikkate almadığını ifade etti. Demirkaya devamında şunları söyledi:

    “Bölgedeki en az üç köyümüz doğrudan, onlarca köy ise dolaylı şekilde etkilenecek; binlerce dönümlük tarım arazisi binlerce besi hayvanı olan köylerimiz şantiyeye dönecektir. Bizler bu cehennemde yaşam savaşı vermek istemiyoruz. Öte taraftan köylerimiz antik Hitit uygarlığının yaşadığı bölge içindedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın antik Hitit Yolu Projesinin de taş ocağı tarafından doğrudan zarar görecek olması, dünyaca ünlü Alacahöyük antik kentinin sadece 5 kilometre mesafede olması tamamen sorumsuzluk örneğidir. Sayın valimizle yaptığımız görüşme sonucunda ne yazık ki projeye onay verdiklerini öğrendik. Şirketin projeyi insan, tarım, tarih, doğa, dahil hiçbir konuyu ele alınmadan masa başında alelacele hazırlandığını görmekteyiz. Onay verenlerin de benzer şekilde davranmaması bizleri çok üzmektedir. ”

    PİRHA/ÇORUM

  • 18 kişi depremde hayatını kaybetmişti, köylüler yeni taş ocağı açılmasını istemiyor -VİDEO

    18 kişi depremde hayatını kaybetmişti, köylüler yeni taş ocağı açılmasını istemiyor -VİDEO

    PİRHA-Adıyaman merkeze bağlı Kayaönü, Ahmet Hoca, Uğurlu, Akçalı, Yazıbaşı ve Küçük Hacivert köyü çevresinde yapılması planlanan taş ocağına karşı köylüler direniş başlattı. Sabah saatlerinde iş makinalarının geldiği sahaya köylüler engel oldu.

    Alaska Madencilik tarafından Adıyaman’ın merkez köyleri olan Kayaönü (Fahrikan), Ahmet Hoca (Male Bawa), Uğurlu Mezrası (Kistan), Oluklu (Male Qasa), Akçalı (Axçalı), Yazıbaşı (Azikân), Küçük Hacivert’de (Male Pape) kurulmak istenen taş ocağı madenine karşı köylüler tepki gösterdi.

    Daha öncesinde taş ocağında patlatılan dinamitlerin etkisiyle köylülerin evleri hasar almış, depremde hasar alan evlerde 18 kişi hayatını kaybetmişti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ve AFAD tarafından yeni yapılan evlere geçen köylüler tekrar aynı sorunla karşı karşıya kalacaklarını ifade etti.

    Köye 500 metre mesafede kurulmak istenen taş ocağının engellenmesini isteyen köylüler, oturmaktan endişe duyduklarını söyleyerek, taş ocağında patlatılan dinamitlerin 4 şiddetinde deprem etkisi yaratacağını belirtti.

    Taş ocağı açılması durumunda hayvancılık ve tarımın da etkileneceğini ifade eden köylüler, evlerinin anahtarlarını valiliğe teslim edeceğini de kaydetti.

    Çevre köy muhtarları ve köylüler maden şirketini mahkemeye verdiklerini, mahkeme kararı çıkmayana kadar çalıştırılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

    “YETKİLİLERDEN DÖNÜŞ OLMADI”

    Daha öncesinde taş ocağında patlatılan dinamitlerden kaynaklı evlerinin hasar aldığını, deprem birlikte de 18 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Ahmet Hoca Köy Muhtarı Ali Çınar, taş ocağı madenin açılmasını istemediklerini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bir daha ölmek istemiyoruz. Çocuklarımız yetim kalmasın, yaşlılarımız tek başına kalmasın. Bizim geçim kaynağımız buralar. Eğer buradan taş ocağı kurulacaksa, deprem konutları yapılmasaydı. Köye yakın yerde taş ocağı olmaz. Yurttaşlar evinde rahat oturamıyor, uyuyamıyor. Ya devlet bu taş ocağını iptal edecek ya da köyü başka yere taşıyacak”

    Köy muhtarı Ali Çınar, ilgili yerlere şikayet ettiklerini belirterek, kimseden olumlu bir cevap alamadıkların söyledi. Taş ocağının hayvancılığa ve tarıma etki edeceğini ifade eden Çınar, “Bu taş ocağından dolayı evimi, tarlamı bırakıp 14 sene boyunca Malatya’ya yerleştim. Buraya gelip hayvancılık yaparak geçimimi sağlıyorum. Devlet bize başka bir yerde ev yapsın hem biz hem onlar rahat etsin” ifadesinde bulundu.

    “BİR KİŞİNİN MENFAATİ İÇİN KÖYDEKİ İNSANLARIN MAĞDUR OLMASINA GEREK YOK”

    Faaliyette olan bir taş ocağının olduğunu, ikinci taş ocağı kurulmasına da köylülerin tepki gösterdiğini kaydeden Kayaönü Muhtarı Hüseyin Rahatsız, “2023 yılında bu taş ocağının kurulması için izin istenmiş, 2025 yılında da çalıştırmak istiyorlar. Şu anda burada 250 tane deprem konutu yapılmış. Birisini menfaati için köyde yaşayan insanların mağdur olmasına gerek yok. Valiliğin emriyle buraya bin dönüm sanayi için yer tesis edildi, geri kalan arazilerin de taş ocağı yapılması durumunda tarım yapılabilecek, hayvan beslenecek yer kalmayacak. Taş ocağı açılmaması için devlet görevlilerin yanımızda olmasını talep ediyoruz” dedi.

    BURADAN GÖÇÜP GİDELİM YA DA TAŞ OCAĞINI ENGELLESİNLER

    Taş ocağının açılmasından dolayı rahatsız olduğunu dile getiren Hüseyin Acıpayam ise, şikayetini şu sözlerle ifade etti:

    “Bu şirket buraya girmeye çalışıyor; biz ne tarımla uğraşabiliriz ne de hayvancılık yapabiliriz. Daha önceden de burada kurulan taş ocağından dolayı evler hasar aldı, bazı insanlarımız depremde hayatını kaybetti. Ya buradan göçüp gidelim ya da bu taş ocağını engellesinler.”

    DİĞER KÖYLERDEN VEFAT EDEN OLMADI, KENDİ KÖYLERİNDEN 18 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

    İş makinalarının çalıştırılmasına engel olmak için sabah saatlerinde taş ocağı açılmak istenen yere gelen Mehmet Günaydın, “Taş ocağı burada çalıştığı süreçte dinamitler patlatılıyordu ve evlerimiz sarsılıyordu, kapı, pencerelerimiz kırılıyordu. Çevreden başka hiçbir köyde ölüm olmadı bizim köyde 18 kişi hayatını kaybetti. Taş ocağı hayvana zararlı, tarıma zararlı, insana zararlı” diye belirtti.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN  

     

  • Soma’da iptal edilen taş ocağına bakanlıktan ikinci onay

    Soma’da iptal edilen taş ocağına bakanlıktan ikinci onay

    PİRHA- Soma ilçesinde daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen kalker ocağı için ikinci kez “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

    Manisa Soma ilçesi Dereköy Mahallesi’nde Selim Açıkgöz adına ruhsatlı kalker ocağı hakkında daha önce iptal edilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil” kararına rağmen ikinci kez “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2021’de verilen karar yurttaşların açtığı dava sonrasında 2022’de Manisa 2’inci İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Buna rağmen Bakanlık yine aynı kararı verdi.

    İlk ruhsat alanında yine alanda Tarım ve Orman Bakanlığı 4’üncü Bölge Müdürlüğü’nün araştırmasına göre Dianthus somanus ve Erodium somanum isimli lokal endemik ve yeni keşfedilen endemik ve nesli tehlike altında bir bitki türü olana Tragopogon sp.nov. ve yine nesli tehlikede olan Paracaryum aucherii isimli başka bir bitki türünü barındırdığı tespit edildi.

    ORMANA KURULACAK

    İkinci kere “ÇED gerekli değil” kararı alınan kalker ocağından açık ocak işletme yöntemiyle yıllık 400 bin ton kalker elde edilmesi planlanırken, alanda inşa edilecek olan kırma-eleme tesisinde ise 380 bin ton malzeme işlenecek. 2038 hektar alanda kurulacak olan ocak sahasının 18,82’si ocak sahası olacak. Ocak sahası öte yandan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planına göre “Orman Alanı” olarak işaretlendiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tokat’ta Kervansaray köyünü taş ocakları ekolojik ve ekonomik yıkıma uğratıyor- VİDEO

    Tokat’ta Kervansaray köyünü taş ocakları ekolojik ve ekonomik yıkıma uğratıyor- VİDEO

    PİRHA – Tokat’ın Zile İlçesi’ne bağlı Kervansaray köyünde bulunan taş ocaklarının yarattığı ekolojik tahribatı anlatan köylüler, taş ocakları ile katliam yapıldığına dikkat çekti. Ayrıca köylüler, “Gürültüsü, buradan çıkan toz, köyümüze hem kirlilik veriyor ve küçükbaş hayvancılık, köyümüzde ölme noktasında” dedi.

    Tokat’ın Zile İlçesine bağlı Kervansaray köyünde bulunan taş ocakları, köyde yaşayan yurttaşları tedirgin ediyor.

    Taş ocaklarının dere üzerine yapılmış olmasından kaynaklı yurttaşlar, şiddetli yağmur sonucunda tarlalarının ve evlerininin baraj altında kalacağından korktuklarını söyleyerek yaşanan ekolojik yıkımı CAN TV mikrofonuna anlattılar.

    “KÖYLÜLERE ÇOK BÜYÜK ZARAR VERİYOR”

    Hasan Altungül, küçükbaş hayvancılığın ölme noktasında olduğunu söyleyerek, “Burada gördüğünüz arazi, tarla ailemize ait. Burada küçükbaş hayvancılık yapıyorduk, taş ocaklarının olduğu yer de küçükbaş hayvanların yayılım yerleriydi. Taş ocakları geldiği zaman ortadan kalkmış oldu. Bundan 20-25 sene önce derede yüzerdik fakat taş ocaklarından çıkan harfiyatlar bu dereye yığılarak önüne set, baraj yapıldı. Normalde buradan bir akar vermesi gerekiyordu. İlerideki tarlalardan sağanak yağdığı zaman buradaki tarlalar su altında kalıyor. Bu da köylülere çok büyük zarar veriyor. Gürültüsü, buradan çıkan toz, köyümüze hem kirlilik veriyor ve küçükbaş hayvanlarımızın merası ölmüş durumda. Küçükbaş hayvancılık, köyümüzde ölme noktasında” dedi.

    “TAŞ OCAKLARI İLE KATLİAM YAPILDI”

    Taş ocakları ile katliam yapıldığını söyleyen Hüseyin Taşdemir de şunları ifade etti:

    “Biz bu derede kazan kurup yıkanıyorduk ama şu an doğa katliamından ziyade burada bir insanlık katliamı yapılıyor. Bundan 30 sene önceki gibi bir kar yağsa inanın Kervansaray’da su çıkmadık ev kalmaz. Çünkü burada taşları kazdıkça oynama yapıyor ve oynama yaptığı zaman da bu evlerin hepsinin altından su çıkacak. Burası Zile’nin en geri kalmış köyü. Şu katliamı görüp de ses çıkarmıyorlar. Kervansaray’ın içinde en az 10 tane taş ocağı var. Hayvan otlatacak yer yok.”

    “KERVANSARAY TAŞ OCAĞI SARAYI HALİNE GELDİ”

    Ali Saraçoğlu ise “Kervansaray, taş ocağı sarayı haline geldi. Devlet ‘toprağın üstü senin altı benim hakkımdır’ diyor” ifadelerini kullandı.

    “DOĞAMIZI GERİ İSTİYORUZ” 

    Köy muhtarı Halil Ayyıldız, “Burayı vatandaşlara peşkeş çekerek taş ocaklarına sattılar. Doğayı katlettiler. Sondajla taş çıkarıyorlar. Buradan çıkan tozlar Kervansaray’a kanserojen saçıyor. Biz katlettikleri bu doğayı ağaçlandırıp bize geri vermelerini istiyoruz” diye konuştu.

    Devrim FINDIK-Hüseyin KELLECİ-Zafer TAŞKIN/TOKAT

  • Adıyaman’da Koru köylüleri taş ocağına karşı nöbete başladılar-VİDEO

    Adıyaman’da Koru köylüleri taş ocağına karşı nöbete başladılar-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da Alevi köyü Koru’ya kurulmak istenen taş ocağına karşı gelen köylüler, firmanın gönderdiği iş makinalarının önüne geçerek engel oldu. Köylüler yapılmak istenen taş ocağından kimsenin haberinin olmadığını, çevrede mevcut taş ocaklarının çalışmakta olduğunu ifade ederek nöbet tutacaklarını belirttiler.

    Adıyaman’ın Koru Köyü Bağtepe mevkinde Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan taş ocağının doğaya zarar vereceğini belirten köylüler taş ocağının yapılacağı yerde toplanarak iş makinalarına engel oldular. Köy halkı ateş yakarak beklemeye başlarken, taş ocağının yaklaşık 20 hektarlık bir alanı kaplayacağını belirttiler. Dağ keçisi ve kınalı keklik olduğu bölgede doğanın tahrip olacağını kaydeden köylüler, taş ocağına engel olmak için nöbet eylemi kararı aldıklarını açıkladılar.

    Kimsenin bu şantiyeden haberi olmadığını ifade eden köylüler, herhangi bir yetkilinin bu projeden kendilerini haberdar etmediğini, iş makinaları gelmeyene kadar fark etmediklerini dile getirdiler.

    “SANKİ HANÇER VURULMUŞ DAĞLARIMIZA”

    Koru Köyü sakinlerinden olan Hasan Kaplan, baraja karşı nöbet tutacaklarını, köylerinde kurulması istenen taş ocağına karşı direneceklerini dile getirerek, “Bizden ziyade burada yabani hayvanlar yaşamaktadır. Burası şehre oksijen vermektedir. Köyümüzün etrafında taş ocakları, mermer ocakları açılmış, delik deşik edilmiş sanki hançer vurmuşlar dağlarımıza. Biz direnmeye devam edeceğiz, isterlerse bizi öldürsünler. Bizden ziyade devlet yetkilileri buna tepki vermeleri gerekiyor. Buradaki esinti şehre oksijen veriyor. Burada taş yok, köye 500 metre mesafededir. Buradaki taş ocağı şehre ve çevre köylere zarar veriyor. Bu ilerdeki süreçlerde bizleri zehirleyecektir. Biz hukuki sürecimizi sürdüreceğiz ve direnmeye devam edeceğiz. Tüm halkımızı düşünerek bunu yapıyoruz. Adıyaman halkının hepsinin bize destek vermesini bekliyoruz” dedi.

    “HAYVANLARIMIZIN SU İÇECEĞİ ALAN KALMADI”

    Taş ocağı kurulmak istenen alanın Milli Park ilan edildiğini ifade eden Selahattin Arık ise “Burası doğa harikası olan güzel bir yer. Öyle ki biz buraya teleferik bile düşünmüyorduk. Bu doğanın bozulmasına biz köylü olarak karşıyız. Burası Milli Park olarak ilan edilmiş ve bu dağlarda dağ keçisi, kınalı keklik yaşamaktadır. Adını sayamadığımız bir sürü hayvan yaşıyor. Bu doğa yıkımına karşı bütün STK’lardan, hayvan severlerden dayanışma istiyoruz ve Orman Müdürlüğü’nü yanımızda görmek istiyoruz. Köyün çevresinde 6 tane taş ocağı var. Bundan dolayı suyumuzu aldılar, hayvanlarımızın su içebileceği alan kalmadı. Küçük ölçekli tarlalarımız bırakılmadı. Tüm köyün etrafını ablukaya aldılar. Bizim yaşam alanlarımızın hepsini kısıtladılar” diye konuştu.

    Arık, ÇED raporunun köy muhtarının izni alınarak yapılması gerekirken, bizim irademiz dışında ÇED raporu oluşturup buraya el koymak istiyorlar. Biz buna izin vermeyeceğiz, müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    Taş ocağı kurulmasına tepki gösteren Mehmet Ali Arık da “Bütün resmi kurumlarda işlemlerini hallediyorlar. En son köylünün haberi oluyor. Biz sonra öğreniyoruz ki buraları vermişler” diyerek tepki gösterdi.

    “TAŞ OCAĞINA İZİN VERMİYORUZ”

    Köylerinin birçok yerine taş ocakları kurulduğunu belirten Mehmet Emin Öksüz şunları ifade etti:

    “Bu kadar alan varken biz neden buraya yerleşmedik? Çünkü burası hayvanlarımızın mera alanı. Bizim derdimiz yaşam alanımızı korumaya çalışmaktır. Etrafımızda o kadar taş ocağı kuruldu sorun etmedik ama şu arazi üzerinde yapılmak istenen taş ocağına izin vermiyoruz. Bize ‘bu köyde kalmayın, buralardan gidin’ demek isteniyor. Devlet köylere gitmek için teşvik veriyor, bu insanlar da bunu yapmaya çalışıyor.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • Malatyalı yurttaşlar, mahallelerine yapılmak istenen taş ocağına karşı çıktı

    Malatyalı yurttaşlar, mahallelerine yapılmak istenen taş ocağına karşı çıktı

    PİRHA- Malatya’lı yurttaşlar, Yeşilyurt İlçesine bağlı Görgü ve Kırlangıç Mahallelerine yapılması planlanan taş ocaklarına karşı çıktı.

    Malatya’nın Yeşilyurt İlçesine bağlı Görgü ve Kırlangıç Mahallelerine yapılması planlanan taş ocakları kırma, eleme tesisi ve ÇED raporu hakkında halkı bilgilendirme toplantısı yapıldı.

    Toplantıda mahalle halkının görüş ve düşüncelerini almak için gelen heyet bilgilendirme yaparken tepki ile karşılaştı. Köy muhtarlarının, dernek başkanlarının ve halkın yoğun tepkisi karşısında rapor yeniden yazıldı.

    Yurttaşlar, Kırlangıç ve Görgü Mahallelerinde yeterince taş ocağı olduğu ve buna ilaveten bu sahalarda yeni taş ocaklarının açılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

    Bilgilendirme için gelen heyet, bölgede endemik bitkiler başta olmak üzere mezarlıklar, türbe ve organik tarım alanları olduğu ve konuyu yetkililerin yeniden değerlendirmesi gerektiği kararı aldı.

    PİRHA/MALATYA

  • Kenanoğlu, yaşam alanlarına zarar veren Turhal’daki taş ocağını Tarım Bakanına sordu

    Kenanoğlu, yaşam alanlarına zarar veren Turhal’daki taş ocağını Tarım Bakanına sordu

    PİRHA- Milletvekili Ali KenanoğluTokat’ın Turhal ilçesine bağlı Çaylı Köyü’ne yapılmak istenen taş ocağını Meclis gündemine getirerek, Tarım ve Orman Bakanına, “İnsanların yaşam alanlarına, su kaynaklarına, tarım arazilerine, doğaya ve canlılara zarar verecek olan bu taş ocağı işletmesine nasıl izin verilmektedir?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Tokat’ın Turhal ilçesi Çaylı Köyü’nde yapılmak istenen çevre talanına dikkat çekti. Kenanoğlu, köylülerin de itiraz ettiği taş ocağı sorununu Meclis gündemine taşıyarak Tarım ve Orman Bakanının yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, taş ocağının yaratacağı çevre ve sağlık sorunlarına dikkat çekerek henüz ruhsatı dahi alınamayan projeden vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.

    Ali Kenanoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ise “Çaylı Köyünün Eğer Tepe Mevkiinde Turhal Belediyesi’nin Taş Ocağı açma ruhsatı aldığı iddia edilmektedir. Ancak, edinilen bilgilere göre Belediyenin taş ocağı açma ruhsatının bulunmadığı, sadece başvuru girişiminde bulunulduğu öğrenilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “CANLI ÖLÜMLERİNE NEDEN OLABİLMEKTEDİR!”

    Ali Kenanoğlu, bilim insanlarının, taş ocakları ile ilgili uyarılarını da aktararak şu bilgileri paylaştı:

    “Taş ocağı olan yerlerde çıkan tozun yerleşim alanlarında insanların sağlığını olumsuz etkileyeceği, bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engelleyeceği, çiçeklenme döneminde döllenmeyi önleyeceği ve meyve oluşumunu azaltacağı belirtilmektedir. Bu durum tarlalardan alınacak mahsulün zamanla yok olmasına ve insan sağlığının tehlikeye girmesine neden olabilmektedir.

    Yine, taş ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozacağı, çökmeler nedeniyle su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olacağı söylenmektedir. Su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanları ve diğer tesislerin zarar görmesi söz konusudur. Taş ocaklarında yapılan patlatmalar deprem etkisi de yaratabilmektedir. Taş ocağından arta kalan çukurlar, arazinin yeraltı suyu akışını engellemektedir. Çukur ağaçlandırılamadığı için çöp gibi atık maddelerin doldurulduğu, lağım atıklarının boşaltıldığı bir pislik ocağına dönüşmektedir. Taş ocağı çukuruna doldurulan kirletici atıklar yeraltı sularına sızarak, içme sularını kirletmektedir. İnsanların hastalanmasına ve canlı ölümlerine neden olabilmektedir.”

    “BU GİRİŞİMDEN BİR AN ÖNCE VAZGEÇİLMELİDİR!”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, hazırladığı önergesinin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından cevaplandırılmasını talep ederek şu soruları yöneltti:

    *Tokat/Turhal Çaylı köyünde yapılmak istenen taş ocağının ruhsatı ne zaman, hangi kurum veya kurumlar tarafından verilmiştir?

    *Bu taş ocağının açılacağına yönelik yöre halkı bilgilendirilmiş midir?

    *Taşocağından çıkacak toza maruz kalacak köy halkının sağlığı tehlikeye atılmış olmayacak mıdır?

    *Taş ocağının sulama sularına, insan sağlığına vereceği olası zararla ilgili bir çalışma yapılmış mıdır?

    *İnsanların yaşam alanlarına, su kaynaklarına, tarım arazilerine, doğaya ve canlılara zarar verecek olan bu taş ocağı işletmesine nasıl izin verilmektedir?

    *Tokat/Turhal Çaylı köyünde ruhsatsız maden ocağı açma girişiminde bulunun ilgililer hakkında bir inceleme başlatılacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Hemşin Vadisi’nde yapılmak istenen taş ocağına bilim insanları ‘Hayır’ dedi

    Hemşin Vadisi’nde yapılmak istenen taş ocağına bilim insanları ‘Hayır’ dedi

    PİRHA- Tarım ve Orman Bakanlığı’nca ‘bal ormanı’ ilan edilen Hemşin Vadisi’ndeki Levent köyünde yapılmak istenen taş ocağına ilişkin mahkemenin atadığı bilir kişi heyeti taş ocağına “hayır” dedi.

    Rize’nin Hemşin ilçesi Levent köyünde Taş ocağı yapmak isteyen Naiboğlu A.Ş adlı Şirketin toplam ruhsat alanı 99 hektar olan arazide ilk aşamada 24,7 hektarlık alan için yaptığı başvuruda ‘ÇED gerekli değil’ kararı verilmişti.

    Bölge halkı bölgede yapılacak olan taş ocağının doğal yapıyı bozacağı ormanlık alan ve yaban hayatı yok edeceği gerekçesiyle taş ocağına karşı hukuk mücadelesi başlatmıştı.
    Vatandaşlar 2018 yılının aralık ayında Rize İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değil’ kararını iptal etmesi için başvurmuş, mahkeme kararı iptal etmişti.
    Rize idare mahkemesinin iptal kararına karşı Naiboğlu A.Ş adlı Şirket temyiz başvurusu üzerine Danıştay 14’üncü Dairesi, bilirkişi incelemesi yapılması talebiyle kararını bozdu. Dosyayı Rize idare mahkemesine iade etmişti.

    Geçen ay mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti hazırladığı raporu geçen Pazartesi günü Rize İdare Mahkemesi’ne sundu. Heyetin hazırladığı raporda taş ocağının yapılmasının ileride telafisi zor zararlar meydana getireceğine vurgu yapıldı.

    “VADİMİZDE TAŞ OCAĞI MICIR FABRİKASI İSTEMİYORUZ”

    Levent Köy muhtarı Ahmet Kamiloğlu, bilirkişi heyetinin taş ocağı ile ilgili olumsuz rapor hazırlamasının kendilerini mutlu ettiğini belirterek, hukuki mücadelenin henüz devam ettiğini mücadeleye devam edeceklerini belirterek şunları ifade etti:

    “Biz daha önce 4 siyasi parti ve 12 köy muhtarı ile birlikte Kentin organik tarım havzası Hemşin’de daha önce yapımı planlanan HES’e karşı bir araya gelip, projeyi iptal ettirmiş ortak bir açıklama yapmıştık. Yine aynı şekilde Tarım ve Orman Bakanlığı’nca ‘bal ormanı’ ilan edilen ve nesli tükenme tehlikesi altındaki kırmızı benekli alabalık, su samuru ve su kertenkelesinin yaşadığı dereyi de kapsayan Hemşin Vadisi’ndeki Levent köyünde yapılmak istenen taş ocağına karşı hukuk mücadelesi başlatmıştık. Hemşin Vadisi’nde taş ocağı istemediğimizi sürekli olarak dile getirdik.
    Aslında şirket bu bahse konu yerde taş ocağı açmayacak, taş ocağı adı altında beton ve mıcır fabrikası kuracak, ticaretine buradan devam edecek. Hazırladığı ÇED raporunda taş ocağı diye müracaat etmişler o sadece göstermelikti. Levent Köyü sınırları içinde yapılması planlanan taş ocağı ile doğamız ve geleceğimiz yok olacak.
    Bilirkişi heyetinin hazırladığı olumsuz raporu bizleri sevindirmiştir. Mahkemenin, bilirkişi heyetinin hazırladığı raporu dikkate alacağına inanıyoruz. Şirketin bilirkişi heyetinin hazırladığı bu rapora itiraz edeceğini düşünüyoruz. Henüz hukuksal süreç bitmedi. Doğamızın talan edilmesine karşı mücadeleye devam edeceğiz.”

    Gençağa KARAFAZLI/ RİZE

  • Hatay Samandağı İlçesi’nde bulunan taş ocağı yaşamı olumsuz etkiliyor

    Hatay Samandağı İlçesi’nde bulunan taş ocağı yaşamı olumsuz etkiliyor

    PİRHA- HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni Hatay Samandağı İlçesi Çöğürlü Mahallesindeki taş ocağının hem doğayı tahrip ettiğini hem de bölgede yaşayan yurttaşların yaşamlarından ve sağlıklarından olduğuna dikkat çekerek, konuyu Meclis gündemine taşıdı. 

    Hatay Samandağı İlçesi Çöğürlü Mahallesinde 20 yıldır faaliyette bulunan Gür-Kal İnşaata ait olan taş ocağının kapasitesi her yıl arttırılıyor.

    Taş ocağındaki patlamaların sonucunda ve kum, mıcır gibi ürünleri taşınması esnasında meydana gelen toz,  yörenin geçim kaynağı olan başta can eriği olmak üzere, tarım ürünlerine  ve tarım alanlarına ciddi zararlar verip, ürünlerin veriminin ve kalitesinin düşmesine neden oluyor. Taş ocağının faaliyetleri nedeniyle mağdur olan halk, neredeyse hiçbir tarımsal ürün alamamaktan şikâyetçi.

    İşletmenin ağır tonajlı araçlarının çok sık geçmesi sonucu evlerin duvarları çatlarken, yollar tahrip oluyor. Ayrıca taş ocağının neden olduğu toz, alerji, astım gibi hastalıkların baş göstermesine neden olmakta, ciddi halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Araçların yoğun trafiği nedeniyle çocuklar sokaklara çıkamıyor, yürüyerek okullarına gidemiyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni de, işletmenin çevreye verdiği zararlar ve yöre halkının yaşadığı mağduriyetler üzerine  soru ve araştırma önergesi vererek konuyu Meclis gündemine getirdi.

    “TAŞ OCAKLARINDA YAPILAN PATLATMALAR DOĞAL DENGEYİ BOZUYOR”

    Taş ocaklarının;  işletmeye açılmalarında ve işletilmeleri sırasında çevreye, ormanlara, bioçeşitliliğe, ekosisteme, su varlıklarına, yöre halkının ve işletmede çalışan işçilerin sağlığına telafisi imkansız zararlar verdiğini belirten Çepni, “Taş ocaklarında yapılan patlatmalar doğal dengeyi, suyollarını ve çatlak-mağara sistemini bozmakta, yerleşim alanlarında deprem etkisi yaratmaktadır. Değişen suyolları nedeniyle tarım alanları zarar gören çiftçiler hak kayıpları yaşamaktadır” dedi.

    “TOZ NEDENİYLE ÜRÜNLERİN VERİMLERİ  VE KALİTESİ DE DÜŞMEKTEDİR”

    Çepni, taş çıkarma esnasında oluşan toz emisyonları hem çalışan işçi hem de bölgede yaşayan insanlar için toksikolojik etkilere sahip olduğuna ve farklı toz türlerine maruz kalmak kansere, tahriş ve astım gibi alerjik reaksiyonlara neden olduğuna dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Taş ocaklarının neden olduğu tozu engellemek için filtreler ya çok az kullanılmakta ya da hiç kullanılmamaktadır. Açığa çıkan toz nedeniyle ürünlerin verimleri  ve kalitesi de düşmektedir. Taş ocağı işleten şirketlerin çıkarları ile halkının Anayasa ve yasalarla düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı elinden alınmaktadır. İşletmelerin neden olduğu ekolojik tahribatlara ve yaşam alanlarının gaspına karşı, yöre halkı ve demokratik kitle örgütleri mücadele vermek zorunda kalmaktadır.”

    Sık dinamit patlatılan alanın Asi nehrinin kıyısında korunması gereken arkeolojik alanda bulunduğuna da işaret eden Çepni, “İşletmede yapılan patlatma ve yönetmeliklere aykırı uygulanan elektrik telleri nedeniyle yıllar içerisinde 2 kişinin öldüğü iddiaları da mevcuttur. Mahalle  halkı, yaşadıkları mağduriyetlere için birçok kez mülki idare amirleri ve şirket temsilcileri ile görüşmeler yapmışlar ama hiçbir sonuç alamamışlardır. Taş ocağı için gerekli denetimlerin yapılması, işletmenin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararların tespit edilmesi ve halkın mağduriyetinin giderilmesi için acil önlemler alınmalıdır” diye belirtti.

    Çepni, soru önergesinde ise şu soruları sordu:

    “1-  Hatay Samandağı İlçesi Çöğürlü Mahallesinde faaliyet gösteren taş ocağının çevresel etkileri konusu Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir?

    2- Söz konusu taş ocağının denetimi yapılmakta mıdır? En son hangi tarihte denetimi yapılmıştır? Yöre halkının paylaştığı videolarda tesisin tozları ve kamyonların gürültüsü açıkça ortadadır. Halkın iddia ettiği olumsuzluklara karşın taş ocağı hakkında bulgu olmamasının gerekçesi nedir?

    3-  Yıllar içerisinde kapasitesini sürekli arttıran taş ocağının ÇED gerekli değildir kararının gerekçesi nedir? Taş ocağının büyüklüğü dikkate alındığında ÇED kararının tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünmüyor musunuz?

    4- Taş ocağının bölgede ürün kayıplarına yol açtığı iddiaları konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile işbirliğiniz var mıdır?

    5-  Bölge halkının iddia ettiği taş ocağı kapasitesinin sürekli arttırıldığı iddiaları hakkında Bakanlığınız açıklama yapacak mıdır? Taş ocağı faaliyete başladığı tarihten itibaren kaç kez kapasite artışına gitmiştir?

    6- Söz konusu taş ocağından çıkan atıkların ve tozun çevreye, insan sağlığına verdiği zararların önlenmesi için bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Mahalle halkının mağduriyetleri nasıl giderilecektir?”

    PİRHA/HATAY

     

  • Cengiz İnşaat’ın yok etmek istediği Eskincedere Vadisi’nde gizli şelale-VİDEO

    Cengiz İnşaat’ın yok etmek istediği Eskincedere Vadisi’nde gizli şelale-VİDEO

    PİRHA- Cengiz İnşaatın Lojistik liman inşaatı için taş ocağı çalışması yaptığı Eskincedere Vadisi’nde gizli şelale tesadüfen bulundu. Şelaleyi kestane ararken tesadüfen bulan Harun Tatoğlu, Eskincedere Vadisi’nin adeta doğa harikası olduğuna dikkat çekerek, bu gizli şelalenin bile Eskincedere Vadisi’nin ne derece önemli bir vadi olduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade etti.

    Cengiz İnşaat’ın İkizdere Eskincedere Vadisi’nde yapım çalışmasını sürdürdüğü taş ocağına karşı 195 günden beri çeşitli eylemlerle direniş sergileyen İkizdereli yaşam savunucusu vatandaşların mücadelesi devam ediyor.

    Hafta sonu Eskincedere Vadisi’nde kestane şenliği düzenleyen yaşam savunucuları, kestane ağaçlarının kesildiğini görünce önceki gün taş ocağı çalışması yapılan alanı basarak kepçelerin çalışmasını durdurmuş, jandarma ile tartışmıştı.

    Vadide yapımı devam eden taş ocağına karşı direnişlerini sürdüren İkizdereli vatandaşlarla, İstanbul’dan İkizdere’ye giden bir grup yaşam savunucusu, önceki gün kestane şenliği kapsamında Eskincedere Vadisi’nde kestane toplamaya gitti.

    Yaşam savunucularından Harun Tatoğlu kestane ağaçlarını bulmaya çalıştığı bir sırada ulaşımı zor olan, gözükmeyen bir alanda şelale buldu. Daha önce kimsenin bilmediği geçit vermeyen uçurumlarla çevrili şelaleyi kestane ararken tesadüfen bulan Tatoğlu, Eskincedere Vadisi’nin adeta doğa harikası olduğuna dikkat çekerek, bu gizli şelalenin bile Eskencidere Vadisi’nin ne derece önemli bir vadi olduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade etti.

    “BU VADİ GERÇEK BİR CENNETTİR”

    İkizdereli aktivist Asuman Hacifazlıoğlu, şelalenin derinliğini henüz ölçmediklerini ancak şelaleri ile meşhur İkizdere’nin en büyük şelalesini bulmalarının sevincini yaşadıklarını belirterek, şunları dile getirdi:

    “Bu vadide taş ocağı olmaz dedik. Bu vadi dünyada mutlaka koruma altına alınan 250 vadilerin içerisinde 53. sırada olan bir vadidir. Burada yılda 8 ton organik bal üretiyoruz. Organik çay, dünyaca meşhur kırmızı pullu alabalık, organik kestane, mısır ve vadimizin vazgeçilmezleri olan boz ayısı, çakalı, böceği, dağ keçisi, akla gelecek birçok hayvanın yaşadığı bir vadiyi yok etmeyin, dedik. Bu vadi gerçek bir cennettir. Bu cennete kıymayın dedik.

    Burada taş ocağı yapacağız diye ısrar edenler, izin verenler bu gizli kalmış güzelliklerden bihaberler. Bu cennetimizi yok etmeyin.”

    Fazlıoğlu, şelalenin ismini ise şelaleyi bulan Harun Tatoğlu’nun ismini verdiklerini, şelalenin bugüne kadar bölgede yaşayan vatandaşlar tarafından da bilinmediğini aktardı.

    Gençağa KARAFAZLI/RİZE

  • Halk direndi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi geri adım attı: Taş ocağı yapılmayacak

    Halk direndi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi geri adım attı: Taş ocağı yapılmayacak

    Trabzon’nun Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy mahallesine Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak olan patlatmalı taş ocağı ve kırma eleme tesislerine karşı direnen bölge halkı mücadeleyi kazandı. Belediye taş ocağı yapmaktan vazgeçti.

    Trabzon’nun Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy mahallesine Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından taş ocağı yapılmak istendi. Ancak halk direndi.

    Bölge halkı taş ocağının kendilerini ve doğayı olumsuz etkileyeceğini belirten dilekçelerini Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan’a vererek Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ile görüşmesini istedi.

    Koçhan yaptığı açıklamada, “Bölgenin hassasiyetini aktardık. Sağ olsun başkanımız gerekli talimatları vererek taş ocağının yapımından vazgeçildi. Turizm bölgesi olan Hamsiköy’de muhtarların ve vatandaşlarımızın hassasiyetini dikkate alan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Murat Zorluoğlu’na teşekkür ederim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Turan: AKP-MHP iktidarı Yörüklere kültürel soykırım uyguluyor-VİDEO

    HDP’li Turan: AKP-MHP iktidarı Yörüklere kültürel soykırım uyguluyor-VİDEO

    PİRHA- HDP’li Rıdvan Turan, Mersin’de son 13 yılda 650 bin dekar tarım alanın yok edildiğini belirterek, “AKP-MHP iktidarı Yörüklere kültürel soykırım uyguluyor” diye belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü Ekoloji Komisyonu, kentteki doğa tahribatlarına ilişkin Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzendi. Toplantıya, HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, İl Eşbaşkanları Gülbahar Şöfer ile Mehmet Alış ve çok sayıda kişi katıldı. Toplantıda, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi de gözlemci olarak yerini aldı.

    “MERSİN’DE 2020 YILINDAN 20 CİVARINDA TAŞ OCAĞI RUHSATI VERİLDİ”

    Toplantıda konuşan HDP’li Turan, Türkiye’de, 766 bölgede maden ruhsatı verildiğini belirterek, “ruhsat verilen yüzde 70’lik alan içinde, yüzde 58’inin ormanlık alan, yüzde 60’ın ise tarım alanı oluşturuyor” dedi.

    ^”PATLAMALAR SEBEBİYLE SUALTI KAYNAKLARI YOK EDİLİYOR”

    Mersin’de Toroslar başta olmak üzere İnsu, Gözne, Ayvagediği ve Kerimler köylülerinde taş ocakları faaliyetlerinin olduğunu ifade eden Turan, “Mersin’de 2020 yılından 20 civarında taş ocağı ruhsatı verildiğini, ruhsat sayısının şuanda 37’ye çıkmış durumda. Toroslar’ da taş ocaklarının kurulduğu yerler endemik bitkilerin ve hayvan türlerinin olduğu yerler. Öte yandan 65 bin yıllık fosillerin olduğu bir yer. Patlamalar sebebiyle sualtı kaynakları yok ediliyor” diye konuştu.

    “MERSİN’DE 13 YILDA 650 BİN DEKAR TARIM ALANININ YOK EDİLDİ”

    Ekolojik tahribatın kültürel boyutunun da olduğuna işaret eden Turan, “Yörüklerin yoğun yaşadığı ve üretimin yoğun olduğu yerlerde taş ocakları açılması ekolojik kırım ve asimilasyon politikasıdır. AKP-MHP iktidarı Yörüklere kültürel soykırım uyguluyor. AKP-MHP iktidarının “talan düzeni” sonucunda Mersin’de 13 yılda 650 bin dekar tarım alanının yok edildi” ifadelerine yer verdi.

    Turan, son olarak, “Böyle giderse Mersin’de 60 yıl sonra bu çılgınlığın sonucunda tarım için alan kalmayacak. Bu açıdan varlığımızı ve geleceğimiz teminat altına almanın tek yolu üretmektir,  toprakla ilişkimizi kesmemektir” değerlendirmesinde bulundu.

    PİRHA/MERSİN

  • Çöçellililer direniyor; 11 Temmuz’da köyde eylem var

    Çöçellililer direniyor; 11 Temmuz’da köyde eylem var

    PİRHA- Pazarcık ilçesine bağlı Çöçelli Köyü’nde yaşam alanlarının yanında yapılan taş ocağı ve fabrika yapılmasına karşı direnen halk, 11 Temmuz Pazar günü saat 09.00’da eylem yapacak. Eyleme tüm ova halkı davet edildi. 

    Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Alevi köyü Çöçelli’de yaşam alanlarının yanında yapılan taş ocağına ve fabrikaya köylülerin tepkisi sürüyor.

    ‘Fabrika istemiyoruz’, ‘Köyümüze dokunma’ diyen köylüler fabrikanın faaliyetlerinin bir an önce durdurulması çağrısında bulunuyor.

    Ovasına sahip çıkan Çökelli köylüleri, 11 Temmuz Pazar günü saat 09.00’da köy meydanında buluşuyor.

    Çökellililer tüm ova halkını direnişe davet etti.

    Köylüler 12 Haziran’da da otobanı trafiğe kapatarak durumu protesto etmişti. Köylülerin eylemine sert müdahalede bulunan askerler tazyikli su kullanmıştı.

    CHP Milletvekili Ali Öztunç da, şu açıklamayı yaparak tepki göstermişti:

    “Kahramanmaraş Pazarcık ilçemizin Çöçelli köyünde kurulacak olan bir fabrika nedeniyle köy halkı büyük sıkıntı yaşıyor. Fabrikanın ovada kurulması yanlış bir karar olduğu gibi inşaatı için patlatılan dinamitler köylünün evlerinin hasar görmesine neden oluyor. Yüzyıllardır köylerinde yaşayan Çöçelli halkı dinamitler ile adeta köylerinden, ata topraklarından kovulmak isteniyor. Buna valilik bir an evvel son vermelidir.”

    PİRHA/ MARAŞ