Etiket: taşeron

  • ‘Gar Katliamı IŞİD’e ihale edildi; Davutoğlu’nun da katliamda sorumluluğu var’-VİDEO

    ‘Gar Katliamı IŞİD’e ihale edildi; Davutoğlu’nun da katliamda sorumluluğu var’-VİDEO

    PİRHA- 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın toplumun barış talebine yönelik İŞİD’e ihale edilen bir katliam olduğu vurgusu yaparak, “IŞİD taşeron olarak kullanıldı. O günden bugüne barış taleplerine saldırılar devam ediyor. Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nda ne kadar sorumluluğu varsa, Ahmet Davutoğlu’nun da bu katliamda sorumluluğu vardır. Kendisi o dönem başbakandı” dedi.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik İŞİD’ın gerçekleştirdiği bombalı saldırının üzerinden 8 yıl geçti.

    CAN TV’de Veli Haydar Güleç’in hazırlayıp sunduğu ‘Candan Bakış’ programında konuşan 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bitirilmesi kapsamında toplumun barış talebinin katliamlar ile cezalandırıldığını söyledi. Kenanoğlu, katliamın IŞİD’e ihale edilerek barış talebinin yerini savaş çığırtkanlığının almasına zemin hazırlandığını ifade etti.

    “BARIŞ TALEBİNE KARŞI SAVAŞ KONSEPTİ KURULDU”

    Kenanoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bitirilmek istenmesine dair yükselen itirazların, savaş konsepti ile susturulmak istendiğine değinerek şunları belirti:

    “Veli Saçılık, ’10 Ekim Ankara Gar Katliamı IŞİD’in saldırı değil üzerimize salınmasıydı’ demişti. Önemli bir tespitti. 2015 yılı çözüm sürecinin bitirilerek çatışmalı sürecin başlatıldığı, insanların evine ateş düşerek tekrar cenazelerin geldiği bir süreçti. Çatışmalı sürecin başlamasına yönelik ciddi itirazlar var. Bir asker cenazesinde rütbeli bir subay haykırarak, ‘Neden bu ölümler var. Yoktu da niye oldu’ diyerek bir itirazda bulunuyordu. Toplumun genelinden de böyle itirazlar vardı ve itirazları durdurmaları gerekiyordu. Bir savaş konsepti başlamıştı ve bu savaşın desteklenmesini bekliyorlardı. Çözüm sürecine ciddi bir destek ardır ve bu desteğin sürdürülmesi, toplumun savaş çığırtkanlığı yapması gerekiyordu. Barış taleplerine karşı cezalandırmanın bir süreci olarak başladı ve yüzlerce insanın katledilmesiyle başladı.”

    “KATLİAM IŞİD’E ‘İHALE’ EDİLMİŞTİ”

    Katliamın IŞİD’e ‘ihale’ edilerek barış isteyenlerin cezalandırılmak istendiğini ifade eden Kenanoğlu, “Toplumun önemli kesimlerinden yükselen barış talebinin, çatışmalı sürece olan itirazın sonlandırılması ve toplumun baskılanması için ihale edilen bir katliamdı. Bunları biliyoruz ve mahkeme belgelerine yansıdı. Ankara Valiliği yeterli önlem almadığı için suçlu bulundu ve tazminata mahkum edildi. IŞİD taşeron olarak kullanıldı. O günden bu güne barış taleplerine karşı saldırılar devam ediyor” dedi.

    “DAVUTOĞLU’NUN KATLİAMDA SORUMLULUĞU VARDIR”

    Ankara Katliamı’ndan sonra dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘oylarımız arttı’ açıklamasını hatırlatan Kenanoğlu, “O gün katliamın olduğu yerdeydim ve o gün adli tıpta görev yaptım. Ekim ayı ve insanlar battaniyeler ile dışarıda sabahladılar. Yakınlarını kaybedenler acı içerisinde beklerken, adli tıp binasının hemen yanı başında fişek gösterisi vardı. Bu çok zorumuza gitmişti. Valiyi aradım ve bunun durdurulmasını istedim, lakin müdahale edemediklerini söylediler. Hiç kimse aklayıp paklamasın; Ahmet Davutoğlu o katliamdan sonra ‘oylarımız arttı’ demişti. Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nda ne kadar sorumluluğu varsa Ahmet Davutoğlu’nun da bu katliamda sorumluluğu vardır. Kendisi o dönem başbakandı” şeklinde konuştu.

    Programın tamamına buradan ulaşabilirisiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Kılıçdaroğlu: YSK’de iktidar sahiplerinin taşeronları var

    Kılıçdaroğlu: YSK’de iktidar sahiplerinin taşeronları var

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında “Ekrem İmamoğlu CHP’nin adayı değildir bundan sonra 16 milyon İstanbullunun adayıdır” dedi. Kılıçdaroğlu, İstanbul seçimlerinde kumpas kurulduğunu, milletin iradesine, demokrasiye kumpas kurulduğunu kaydederek, “Hakim rüzgara göre yön değiştiremez” diye konuştu. 

    TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kararını eleştirdi. CHP’nin, seçim tarihi olan 23 Haziran’da yeni bir tarih yazacağını belirten Kılıçdaroğlu, “23 Haziran’da bütün İstanbullular bir tarihi yeniden yazacaklar. Türkiye’nin bütün demokratlarını İstanbul için göreve çağırıyorum. Akrabalarınıza telefon edin. Bir vicdan kanıyor, bu kanı durdurmamız lazım. Sorun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sorunu değil. Sorun vicdan, ahlak sorunudur” dedi.

    “HAKİM RÜZGARA GÖRE YÖN DEĞİŞTİRMEZ”

    Kılıçdaroğlu, İstanbul seçimlerinde kumpas kurulduğunu, milletin iradesine, demokrasiye kumpas kurulduğunu kaydederek, “Bu kumpası, bu tuzağı ne yazık ki, YSK’daki bazı hakimlerle kurdular. Onların yüzünü bugün size göstereceğim. Demokrasi adına utanırlar mı, çocukları adına utanırlar mı bilmiyorum. Esen rüzgara göre gelen talimata göre karar veren bir YSK istemiyoruz. Hakim dediğin adam, esen rüzgara göre yön değiştirmez. Hakim dediğin adam, satılık adam değildir. Hakim dediğin kişi, siyasal baskılara boyun eğen kişi değildir. Hakim dediğin kişi budur. Adaletin olmadığı bir devlet ayakta kalamaz” diye konuştu.

    “HER YOLU DENEDİLER”

    AK Parti’nin, İstanbul’da seçimi iptal ettirmek için her türlü hukuksuz ve kanunsuz yola başvurduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    “Oyları saydılar olmadı, yeniden saydılar olmadı. ’41 bin kısıtlı var’ dediler, ‘seçim sonuçları bunları etkiler’ dediler. Normalde bu siyasi partilerde olmaz. ’22 ilçede sondajla belli sandıkları alacağız ve yeniden sayacağız’ dediler. YSK tarihinde böyle bir şey yoktur; ama yaptılar. Kendileri seçti 57 sandık, sonuç yine değişmedi. Kısıtlı listeleri bizde yok. Normalde hiçbir partide olmaması gerekir. Kimseye teslim edilmemiş, devletin vicdanına teslim edilmiş. Birilerinden aldıkları dokümanları ‘sayacağız’ dediler. ‘Sayın’ dedik. Baktılar bu iş olmuyor, ‘sandık kurullarının oluşumunda hata var’ dediler. İyi de biz sandık kurullarını oluşturmadık, AK Parti de oluşturmadı.”

    “O 7 HAKİM ANLADI”

    Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un, “CHP yapmadı, bu kumpası CHP yapmadı” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, “Çok şükür bunu anlamışlar. ‘Henüz bilmediğimiz birilerinin, bilmediğimiz bir şeyler yaptığını biliyoruz’. Siz Yavuz’un bu cümlesini anladınız mı? Bilmiyorum; ama o 7 hakim anladı bunu. ‘Bu işte bir gariplik olduğunu hissediyorum, onun için itiraz ediyoruz, nasıl olur da CHP kazanır’ diyor. Ne oluyor peki? Oturuyorlar iptal kararını veriyorlar” dedi.

    “YSK’DA İKTİDAR SAHİPLERİNİN TAŞERONLARI VAR”

    Kılıçdaroğlu, YSK’ya yaptıkları 7 maddelik çağrıyı hatırlatarak, “Bugün gelinen noktada YSK içinde iktidar sahiplerinin taşeronları vardır. YSK haram yemeyi kabul etti, kul hakkı yemek ne zamandan beri hakimlerin görevi oldu?” diye konuştu.

    “SEN HAKİM DEĞİLSİN”

    Seçimin yenilenmesi kararının hukuksuz olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Seçim yenilenirse 39 ilçede yenilenir. Neden sadece büyükşehir belediyesi? Sandık aynı sandık. Belediye meclis üyeleri aynı, peki arkadaş sen neye göre karar veriyorsun? ‘Mazbatanı geri alıyorum’ diyorsun, niçin? ‘Çünkü talimat geldi, ben de çete mensubuyum, ben de gereğini yapmak zorundayım.’ Sen hakim değilsin. Seçmen aynı seçmen, sandık aynı sandık, kurul aynı kurul. Hepsi aynı; ama tek bir şey iptal edildi. Bunun için de bana diyorlar ki ‘hukuka saygı duyun’. Bu hukuka saygı göstermek, adaleti kabul etmemek demektir. Bu gerçekler hepimizin önünde duruyor” diye konuştu.

    “TAŞEARONDAN HAKİM OLMAZ”

    Kılıçdaroğlu, demokrasiye sahip çıkmaları gerektiğini ifade ederek, “Hangi dinde vardır, birinin hakkını gasp etmek. Hangi hakimlikten bahsediyorsunuz? Taşerondan hakim olmaz. Esen rüzgara göre yön değiştirenden hakim olmaz. Hakim ‘adalet gelsin’ diye her türlü mücadeleyi yapan ve her türlü riski göze alan insandır. Bu karar seçmen iradesini reddetmiştir. Bir tek seçmenin sahte oy kullandığını tespit edemezler. Ben İstanbulluların vicdanına sesleniyorum; eğer vicdan taşıyorsan bu YSK’daki çetelere ders vermek zorundasın. O çeteler hukuku katlettiler. Milletin iradesini yok saydılar ve birilerine yaranmaya çalıştılar. Cinayetin bir failleri var, bir de azmettirenleri var. İkisi de belli. Ben yine her şeye karşı bu milletin ferasetine, sağduyusuna, ahlakına güveniyorum. 23 Haziran’da da bu millet bir tarihi yeniden yazacak” diye konuştu.

    “İMAMOĞLU, 16 MİLYONUN ADAYIDIR”

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın “Hakim hiçbir şart ve ahval altında aklını ve vicdanını başkasına emanet etmez” sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Aklını ve vicdanını başkasına emanet ettiyse ona hâkim denemez. Çocuklarının yüzüne bakamayacak onlar. Bu çete mensuplarını bu milletin vicdanına emanet ediyorum. En büyük yargılama da odur zaten. Ekrem İmamoğlu, CHP’nin adayı değildir bu saatten sonra, 16 milyon İstanbullunun adayıdır” dedi.

    “BAHÇELİ’YE KAPAK OLSUN”

    Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını aldıktan sonra yaptığı icraatları da sıralayarak, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi tabelasına T.C. ibaresini ekledi. Bu da Bahçeli’ye kapak olsun. Dini bayramlarda otobüslerde indirim vardı, ‘milli bayramlarda da bedava olacak’ dedi. Ekrem İmamoğlu Ankara’dan talimat almayacak, halkın sesi olacak, halkla beraber mücadele edecek. Her kuruşun hesabını verecek. İstanbul’da hiçbir yerde hiçbir çocuk yatağına aç girmeyecek. Söz verdi, ayrımcılık yapamayacak. YSK’daki çetelere diyorum ki, istediğin kadar seçim yap, biz galip çıkacağız” dedi.

  • Disk Genel-iş Mersin Şubesi: KHK ile kadro verilemez

    Disk Genel-iş Mersin Şubesi: KHK ile kadro verilemez

    PİRHA- Taşeron işçilere verilecek olan kadronun KHK ile belirlenmesine tepki gösteren Disk Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Olağanüstü Hal ilanını doğuran sebeplerle hiçbir ilgisi olmadığı halde bir Kanun Hükmünde Kararname konusu edilmesi hukuksuzluktur” dedi.

    Hükümetin yaptığı taşeron işçilere kadro verileceği yönündeki açıklamanın ardından belirtilen koşullar işçilerden tepki topladı. Mersin’de de koşulsuz kadro isteyen taşeron işçiler, örgütlü oldukları Genel İş Sendika yöneticileriyle birlikte bugün öğlen saatlerinde Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Kamu istihdamının KHK ile düzenlenemeyeceği vurgusunun yapıldığı açıklamayı Sendika Başkanı Kemal Göksoy yaptı.

    “İŞÇİ SINIFINDAN KAÇIRILARAK MEŞRU BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURULAMAZ”

    Kamu istihdamında her olağanüstü dönemde bu dönemlere özgü kanun aracı olan KHK’ler kullanılarak düzenlendiğini kaydederek konuşmasına başlayan Göksoy, “Şimdiki hükümette aynı yönü izlemekte ve sayıları neredeyse 1 milyonu bulan kamu işçilerinin durumunun kamuoyunda açıklıkla tartışılmasına meydan vermeden ve TBMM’yi devre dışı bırakarak çözmek niyetinde olduğunu göstermektedir. Bu konu kamuoyunda ve işçi sınıfından kaçırılarak meşru bir çözüme kavuşturulamaz” diye konuştu.

    “EŞİTLİK İLKESİ DE GÖZARDI EDİLMİŞ OLACAKTIR”

    Taşeron işçilerin yıllardır süren kadro beklentisinin günlük siyasete konu edildiğini söyleyen Göksoy, ”Hükümet konunun tartışılmasından özellikle kaçınmakta, bu nedenle OHAL ilanı ile hiç ilgisi olmadığı halde bu temel meseleyi bir KHK ile oldu bittiye getirmeye çalışmaktadır” dedi.

    Kamu istihdamının mecliste tartışılmasının istenmemesiyle KHK yolunun gündeme getirildiğini belirten Göksoy, şunları kaydetti:

    “Hükümet adına yapılan açıklamalar yaklaşık 500 bin işçiyi kadrosuz ve güvencesiz bırakmıştır. Yine bu açıklamalar dikkatle incelendiğinde sadece merkezi idarelerde işçilere kadro verileceği; belediye ve il özel idarelerinde çalışan işçilerin kadrosuz bırakıldığı; kamu iktisadi teşekküllerinde çalıştırılan taşeron işçilerin ise düzenlemede kendilerine hiçbir yer bulamadıkları anlaşılmaktadır. Düzenleme bu şekilde yasalaşırsa Anayasanın eşitlik ilkesi de gözardı edilmiş olacaktır.”

    “BU SINAV VE SORUŞTURMA NASIL OLACAK”

    Daha önce hükümet tarafından yapılan açıklamalara atıfta bulunarak, kamuya alınacak taşeron işçilerin bir sınav ve güvenlik soruşturmasına tabi tutulacağını hatırlatan Göksoy, bu sınav ve soruşturmanın nasıl olacağı, kimler tarafından yapılacağı ve değerlendireceği konusunda belirsizlik olduğunu kaydetti.

    Göksoy, “Sendikamızın talebi başından beri Belediye Kanunu’ndaki norm kadro uygulamasının değiştirilerek, norm kadro kurma ve uygulama yetkisinin belediye meclislerine terk edilmesi; belediyelerin asli hizmetlerinde hizmet alımının yasaklanması; belediye iktisadi teşekkülleri olarak tanımlanan belediye şirketlerinde çalışanlar da dahil olmak üzere taşeron şirketlerde çalışan işçilerin 657/4-d kapsamında istihdam edilmeleri yönünde olmuştur. Hükümet tarafından yapılan açıklamalar çerçevesinde belediyelerce yapılacak bütün işlemlerinde işçi sendikalarının içinde olacağı komisyonların yetkisinde yapılmasını talep ediyoruz”diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN