Etiket: tavşantepe

  • Narin Güran cinayeti kapsamında mahalle imamı hakkında idari soruşturma

    Narin Güran cinayeti kapsamında mahalle imamı hakkında idari soruşturma

    PİRHA – Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde Kuran kursundan çıktıktan sonra kaybolan ve 19 gün sonra dere yatağında çuval içinde cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran ile ilgili soruşturma sürerken, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan imam R.K. hakkında idari soruşturma başlatılarak, 2 müfettiş görevlendirildi. İmamın telefonunda uygunsuz görüntüler olduğu iddia edildi. 

    Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta Kuran kursundan çıktıktan sonra kaybolan, 19 gün sonra dere yatağında, çuval içinde üzeri taş ve çalılıklarla kapatılmış cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sürüyor.

    Soruşturma kapsamında, otomobilinde Narin’e ait DNA izleri bulunan amcası Salim Güran, cesedi taşıdığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar, Narin’in annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı.

    TELEFONUNDA PORNOGRAFİK GÖRÜNTÜLER ÇIKTI İDDİASI

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 kişiden biri olan ve 11 Eylül’de serbest bırakılan imam R.K. hakkında özellikle sosyal medyada telefonunda uygunsuz görüntüler olduğu iddia edildi.

    SORUŞTURMA BAŞLATILDI: 2 MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ

    Bu iddialar üzerine R.K. hakkında idari soruşturma başlatıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı konu ile ilgili 2 müfettiş görevlendirerek inceleme başlattı. İmamın yıllık izinde olduğu öne sürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tuncer Bakırhan: Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür!

    Tuncer Bakırhan: Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür!

    PİRHA – DEM Parti 1. Merkezi Örgütlenme Konferansı’nda konuşan Tuncer Bakırhan, Narin Güran cinayetinin arka planına değindi. Bakırhan, “Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür. Bizim olmadığımız, toplumu savunmak şiarıyla örgütlü olmadığımız yerde devlet işte böyle çürümeyi, kirliliği, kendisini örgütler” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) “Özgürlük için Örgütleniyoruz” başlığıyla düzenlediği iki günlük konferansın açılışı yapıldı.

    İnşaat Mühendisleri Odasında gerçekleştirilen DEM Parti 1. Merkezi Örgütlenme Konferansının açılış konuşmalarını Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yaptı.

    “HERKESİN SÖZÜ ÖRGÜTÜ KADARDIR”

    Tuncer Bakırhan, konferansta alınacak kararların, gelecekte partilerinin yol hattını belirleyeceğinin altını çizdi. Bakırhan, “Konferanslarımızla yetersiz olarak gördüğümüz örgütlenmemizi büyüteceğiz” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Örgütlenmesi güçlü olmayan bir parti parti değildir. Herkesin sözü örgütü kadardır. Örgütü güçlü olan partinin sözü de sesi de karşılık bulur. Onun için örgütlenme konferansları önemlidir. Onun için yerellerde günlerce toplantılar yaptık, yerel konferanslar yaptık. Oralarda başta yereller olmak üzere hem yerel hem de genel sorunlarımızı tartıştık, açığa çıkardık. Şimdi bu sorunları ortak bir akılla doğru iyi bir şekilde tartışarak bu sorunların çözüm yolunu ve yöntemini hep birlikte bulacağız.

    Bizim için milletvekili sayısı, almış olduğumuz belediyeler ve seçilmiş zeminler tek başına başarının göstergesi değildir. Başarı halk ile hangi düzeyde bir araya geldiğimiz sorusunu sormakla başlar. İstediğimiz örgütlü toplumu kurabildik mi sorusuyla devam eder. Yine halkın toplumsal taleplerini yerine getirecek mekanizmaları zamanında kurduk mu, ona uygun mekanizmalar oluşturduk mu sorusunu sormakla devam eder. Yine halka hizmet eden bir vekil profilimiz var mı? Halkımızın mücadelesine layık belediye eş başkan duruşu var mı? Halka layık olacak bir örgütsel duruşmuz var mı gibi soruları çoğaltabiliriz. Bu soruların tamamına verilecek bir cevabımız var. Buna uygun duruşumuz, mücadelemiz ve örgütlenmemiz vardır. Ama yeterli mi değil mi? Değildir.

    “ÖRGÜTSÜZ KALAN BİR YERDE DEVLET, ÇÜRÜMEYİ ÖRGÜTLER”

    Partimiz ilk günden beri Narin cinayetini bütün yönleriyle takip ediyor. Narin cinayetinin altını neden özellikle çizmeye çalışıyorum? Çünkü Narin cinayeti en çok bizi, bu delegasyonu, bu salonu ilgilendiriyor. Narin cinayeti aslında örgütleme konferansı yaptığımız bugünlerde bizlere çok büyük dersler, ödevler ve görevler veriyor. Biz nasıl başladık mücadelemize, örgütlenmemize. Her platformda toplumu savunma şiarını dile getirdik. İşte Narin cinayetinde toplumu savunmanın ne anlama geldiğini bir kez daha gördük. Narin’in katledildiği köyde tam bir devlet projesi, devlet prototipi hayata geçiriliyor. Örgütsüz kalan bir toplumda böylesine bir cinayetin nasıl işlendiğini izledik. Devletin örgütlendiği bir toplumda böylesine kirli, çürümeye başlamış cinayetler işleniyor. Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür. Bizim olmadığımız, toplumu savunmak şiarıyla örgütlü olmadığımız yerde devlet işte böyle çürümeyi, kirliliği, kendisini örgütler.

    “TAVŞANTEPE’DEKİ KÖTÜ ÖRGÜTLÜLÜK NARİN CİNAYETİNİ İŞLEDİ”

    Değerli arkadaşlar biz ahlaki politik toplumu savunuyoruz. Bizi karşımızda bu sistem, bu devlet, toplumu çürütmeye çalışıyor. İşte Tavşantepe köyündeki devletin pratiği bunun en iyi göstergesidir. Bizim olmadığımız, bizim örgütlü olmadığımız zeminde işte toplumun inancını, dinini istismar eden yapılar büyür ve gelişir. Ve devletle birlikte ahlaki politik toplumu örgütlememek için elinden gelen bütün çabayı ortaya koyar. Açık söylüyorum o köy elbirliği ile Narin cinayetini işledi. O köy elbirliği ile örgütlüdür, o örgütlülük, Narin cinayetini işledi. Oranın örgütlülüğü bizim bahsettiğimiz örgütlülük değil, kötü örgütlülük dediğimiz örgütlenmelerden biridir. İşte devletin örgütlülüğü tam da böyledir, ahlaki politik toplumu savunan, toplumun taleplerini gerçekleştirmek için örgütlenmek isteyen bizleri oradan çekerek o karanlık yapıların orada örgütlenmesini sağlıyor. Onun için diyorum Narin cinayeti bizi ilgilendiriyor. Bir çocuk cinayeti işlendi ama devlet, iktidar mensupları, iktidarın milletvekilleri, bürokrasi, taşeron güçler, oradaki karanlık odaklar tamamıyla bu cinayetin altında kaldı. Narin’i katlettiler, gizlediler, gömdüler şimdi yetmiyor cinayetin açığa çıkmasını sağlayacak bilgileri, belgeleri manipüle etmeye çalışıyorlar. Devletin kolluğu, istihbaratı, jandarmasıyla, uzman kriminal ekipleriyle günlerdir çalıştığı bu köyde faillerin açığa çıkarılmaması neyi gizliyor, neyi örtüyor?

    “PARTİMİZ 3’ÜNCÜ YOL SİYASETİNİN MERKEZİDİR”

    Partimiz Kürt özgürlük mücadelesinin ve Türkiye sosyalist hareketinin damıtılmış halidir. Partimiz 3’üncü Yol siyasetinin merkezidir, kendisidir. Birkaç olay üzerinden 3’üncü Yol siyasetinin neden önemli olduğunu ve değerli olduğunu, bunu örgütlenmenin toplumumuz ve halklarımız için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım. Siz de takip ediyorsunuz, Narin cinayeti ile birlikte Türkiye’de bir tarafta Mustafa Kemal’in askerleri diye kılıç çekenleri görüyoruz, öte yandan da Erdoğan’ın askerleriyiz diyen iki tarafın da kılıç çektiği bir süreci görüyoruz. Türkiye halklarının ne askerin kılıcına ne Erdoğan’ın savaş kılıcına ihtiyacı yok. Bunu defalarca dile getirdik. Bu halkın barışa, demokrasiye, insanca yaşama ve özgürlüğe ihtiyacı var. 3’üncü Yol’a ihtiyacı var yani bize ihtiyacı var. Asker kılıcından rahatsız olan bir Erdoğan görüyoruz. Madem asker kılıcından rahatsızsın o zaman 22 yıldır kılıcın keskin ucunu niye Türkiye halklarına gösteriyorsun sorusunu Erdoğan’a soruyoruz. Yine muhalif olana, itiraz edene kılıç sallayan, kılıç gösteren sizler değil misiniz?

    Açık bir şekilde ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeterince kılıç gördük. Kılıç sahipleri yeteri kadar bu ülkeyi yönettiler. Kılıçların ülkeyi yönettiği dönemlerde Türkiye halkları büyük zulüm gördü, yoksulluk gördü, büyük işkence gördü. Şimdi o kılıçlardan dersler çıkarmak yerine tekrar o kılıçlar çekilmiş, Türkiye gündemi manipüle edilerek o kılıçlarla bizi uğraştırmaya çalışıyorlar. Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Herkes kendi işini yapsın. Herkes görev ve sorumluluklarını yerine getirsin. Kılıç çürümenin, yoksulluğun göstergesidir.

    “ANA MUHALEFET PARTİSİNE SESLENİYORUZ”

    Buradan ana muhalefet partisine sesleniyoruz. Ana muhalefet partisi belli ki tarihten geçmişten hiç ders almamış. Ana muhalefet partisi defalarca yenildiği o mindere AKP tarafından çekilmek isteniyor. Ana muhalefet partisinin görevi kılıçları savunmak değil, temel görevi Türkiye’de bir an önce demokrasinin, özgürlüklerin, insanca yaşamın olacağı bir ülkenin nasıl yaratılacağının mücadelesini vermek ve bunun reçetesini Türkiye halklarına sunmaktır. Bunun için 3’üncü Yol diyoruz, üçüncü kutup diyoruz. Türkiye halkına büyük acılar yaşattılar, hem siyasal İslamcı anlayış hem de ulusalcı anlayış. Bunların yerine 3’üncü Yol’u örgütleyebilirsek, bunların bulunduğu her zeminde haklarımızı örgütleyebilirsek bu kılıç tehditlerinden de toplumumuzu korumuş oluruz.

    “YENİ TASFİYE POLİTİKALARINI BOŞA ÇIKARARAK BAŞARABİLİRİZ”

    Değerli arkadaşlar devlet bir türlü bizden elini çekmedi. Bizden korkuyorlar. Burada oturan bileşen, burada oturan çoğulculuk, burada oturan renklilik, buradaki mozaik hiçbir partide yok. Türkiye’yi, Türkiye’deki zemini aslında bu salon temsil ediyor bütün renkleriyle. Onun için buradan korkuyorlar. Bu gücün örgütlenmesinin önünü kesmek istiyorlar. Bakın en son Kürde, halaya, türküye karşı bir kampanya başlattılar. Neredeyse düğün yapacak ailelerimiz gidip izin alabilecek hale getirdiler. Ama şunu bilmiyorlar, bizler dilimizi konuşmak için elde ettiğimiz hakları kazanmak için çok bedeller ödedik, arkamızda büyük bedeller tarihi var. Bu bedeller tarihini yasakçı, retçi, bizi kabul etmeyen, tasfiye etmeye çalışan güçlere bir kez daha hatırlatmak isteriz. Biz her şeyden vazgeçeriz ama geçmişimizden, emeklerimizle yarattığımız ve mücadelesini verdiğimiz değerlerimizden, mücadelemizden, kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyiz.

    Önümüzdeki dönem Kürdü kendi evine, mahallesine hapsetmek isteyen, kadını kendi zeminine hapsetmek isteyen, Türkiye sosyalist hareketi Kürt hareketi arasına büyük duvarlar örmeye çalışan, her bir örgütlenme alanını kendi başına bölük pörçük mücadele etmesi için bütün araç ve gereçleri kullanan bu sisteme karşı durarak en geniş demokrasi ittifakını sağlamak gibi bir sorumluluğumuz var. Bir an önce bulunduğumuz en küçük yerden her yere kadar bütün kurumlarla, siyasi hareketlerle, örgütlerle birlikte yerellerden başlayarak genele kadar bu oyunu boşa çıkaracak, demokrasi ittifakını geliştirmek bizim boynumuzun borcudur. Bizler toplumun taleplerinin öncüsü olmak zorundayız. Bizler bugün süren tecrit politikalarına karşı, halkımızın dilini kimliğini inkar eden bu sisteme karşı toplumun öncüsü olarak en önce mücadele edecek arkadaşlar topluluğu olduğunu belirtmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde barınak tepkisi-VİDEO

    Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde barınak tepkisi-VİDEO

    PİRHA-Yeşilyurt ilçesi Atalar (Haçova) Mahallesi Tavşantepe Mevkiinde, Yeşilyurt Belediyesi tarafından yapılması planlanan sokak hayvanları barınağına karşı mahalle sakinleri eylem düzenledi ve mahallelerine ‘barınak yapılmasına karşı olduklarını söylediler.

    Yeşilyurt ilçesi Atalar Mahallesi Tavşantepe Mevkiinde, Yeşilyurt Belediyesi tarafından yapılması planlanan sokak hayvanları barınağına karşı, Alevi mahallesi olan Atalar mahallesi sakinleri, tepki gösterdi. Alanda toplanan yaklaşık 230 kişi, “Bu havza üretim yapılan bir havza. Buraya yapılacak olan bir barınak buranın doğal üretimi et, süt, arıcılık ve bal üretimine zarar vereceğinden buraya yapılmasına karşıyız. Bu kararı alan arkadaşların kararı yeniden görüşmelerini talep ediyoruz’ diye konuştu.

    “BARINAK İÇİN UYGUN YER BULUNMALI”

    Mahalle sakinlerinin taleplerini ileten Haçova Dernek Başkanı Abidin Akdağ şunları söyledi:

    “Şu anda üzerinde bulunduğumuz bu alana Yeşilyurt Belediyesi tarafından bir hayvan barınağı projesi olduğunu duyduk. Burası gerçekten bir hayvan barınağı projesi için uygun bir yer mi? Bu hususun Malatya kamuoyunca sorgulanması gerekir. Öncelikle hayvanlar için yapılacak en küçük bir çabaya bizimde elimizden gelen ilave katkıyı sunmaya hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz.

    Ancak bu bölge insanımızın yaşam alanı ve atalarımızdan bize miras kalan bu yerleri bizler bir adım daha ileriye taşımak için mücadele ederken, bu çerçevede pandemi sürecinde köye dönüşlerin hız kazandığı tarım ve hayvancılığın yaşamımız için öneminin artık son derece ehemmiyet arz ettiği hatta köyümüzde bu alanda kooperatiflerimizin kurulduğu bu aşamada düşünülen proje için uygun yerin burası olmadığı çok iyi bilinmelidir.

    Geçtiğimiz gün içerisinde belediye aracı ile yöremize birçok sahipsiz. Hayvan bırakıldığına köylümüz şahit olmuş, belediyenin aranması üzerine olası tepkiden çekinen belediyenin tekrar hayvanları toplama girişiminde bulunduğuna şahit olunmuştur. Yerleşim yerlerine yakın olan tarım faaliyetleri ile küçük ve büyükbaş hayvancılığın yoğun bir şekilde yapıldığı bu yerlerimiz ekonomik girdileri ile sadece ilimiz için değil ülkemiz için de fazlası ile ilave katkı sunmaktadır.

    “İÇME SUYU SIKINTIMIZIN GİDERİLMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Yaşam alanlarımız olan bu yerlerimiz için belediyemizden çok daha fazla ve farklı projeler beklerken keza 6360 sayılı yasa ile artık merkez ilçeye bağlı mahalle niteliği kazanan yerleşim yerlerimiz için ulaşım imkanı sağlanmalı, çöplerimizin toplanması istenirken herhangi bir altyapı hizmeti bulunmayan bu yer için en basit hali ile içme suyu sıkıntımızın giderilmesini beklerken belediyemizin hiç beklenmeyen ve yöre halkının hak etmediği taş ocaklarına ve mermer ocaklarına izin vermesi ya da hiç olmayacak bu yerimiz için bir hayvan barınağı projesinin faaliyete geçirilmek istenmesine şiddetle karşı çıkmalıyız.

    İl merkezimize en yakın köylerin büyükşehir yasası ile mahallelere dönüşmesi neticesi en yakın mahalle mahiyeti kazanan mahallemiz için bizler ülke ve yöre halkına gerçekten faydası olacak projelerini beklemekte hakkımız olduğunu düşünüyoruz ve belediyenin söz konusu hayvan barınağı için düşündüğü yerin bölgemiz olmasına karşı çıkmaktayız.

    “BARINAĞIN BAŞKA YERE YAPILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Atalar Mahallesi Muhtarı İmam Yılmaz ise; “Burada et, süt ve arıcılık alanında üretimler var. Yapılacak bu barınağın üretime yönelik zarar vereceğini düşünüyoruz. Bu nedenle ben ve mahalle sakinlerimiz, hayvan barınağının başka yere yapılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “HAYVAN BARINAĞINA KARŞI DEĞİLİZ”

    Barınak ile ilgili görüşlerini aktaran Seyituşağı Mahalle muhtarı Miktat Canbay; “Sürecin bütün aşamalarını takip ederek yapılması gereken ne varsa yapmaya çalıştık. Son olarak belediye başkanına gittiğimizde ‘buranın uygun olmadığını, mutlaka senin görmen gerektiğini’ kendisine söyledik. Başkanı aldık buraya getirdik. Başkanın bize dediği şudur, ‘nüfusu 300 binin üzerinde olan ilçelere hayvan barınağı mecburiyeti getirilmiştir.

    Bakanlık mecburiyet getirdi. Parasının yarısını bakanlık yarısını belediye karşılayacak. Bizler bakanlığa yerimizin olmadığını söyledik. Bakanlık da mera olmaz, hazine olmaz mutlaka ormanlık olacak, orman bakanlığı da burayı bize tahsis etti’ dedi. Bizler hayvan barınağı yapılmasına karşı değiliz. Bu durumda herkesin elinden geleni yapması gerekir” dedi.

    Mahalle sakinlerinin barınak eylemine bazı siyasi parti ve STK temsilcileri de destek verdi.

    PİRHA / MALATYA