Etiket: Tayfun Görgün

  • DİSK Genel Sekreteri Görgün: 2026 bütçesi faize, güvenliğe ayrılmış bir bütçedir!-VİDEO

    DİSK Genel Sekreteri Görgün: 2026 bütçesi faize, güvenliğe ayrılmış bir bütçedir!-VİDEO

    PİRHA – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Meclis’e sunulan 2026 bütçesini, “savunma ve güvenlik harcamalarıyla Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına erişmiş bir bütçe”olarak nitelendirdi. Görgün, “2026 bütçesi geliri bakımından emekçilerin ve geniş halk kesimlerinin sırtına vergilerle binen bir bütçedir” dedi.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, 2026 yılı bütçe taslağına ilişkin PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, bütçenin sadece teknik bir belge değil, “kimin payına ne düşeceğini, kimden ne kesileceğini, neye ve kime aktarılacağını gösteren bir siyasi tercihler belgesi” olduğunu söyledi.

    “BÜTÇE GELİRİ HALKIN SIRTINA YÜKLENMİŞ DURUMDA”

    Görgün, 2026 bütçesinin gelirleri bakımından emekçilerin ve geniş halk kesimlerinin sırtına yüklendiğini belirterek şunları ifade etti:

    “2026 bütçesi, gelirleri bakımından emekçilere ve geniş halk kesimlerine vergilerle binen bir bütçe olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. Gider kalemlerine baktığımızda ise büyük bir ağırlığın faize, savunma ve güvenlik alanına harcandığını ve sermaye teşviklerine öncelik verildiğini görüyoruz.

    Bütçenin giderleri 18,9 trilyon TL, net gelirleri ise 16,2 trilyon TL olarak görünüyor. Buna göre bütçe açığı 2,7 trilyon lira olarak öngörülmüş. Toplam vergi gelirleri 13,8 trilyon lira ile bütçe gelirlerinin yüzde 85’ini oluşturuyor. Ancak bu vergilerin yüzde 64’ünü dolaylı vergiler oluşturuyor. Yani elektriğe, suya, pirince kadar her şeyden alınan vergilerle halktan toplanıyor.

    Gelir vergisi yani çalışanların maaşlarından kesilen vergi de yüzde 19’dan yüzde 25’e çıkmış durumda. Bu tablo, tamamen halkın ve çalışanların sırtına yüklenen bir bütçeyi gösteriyor.”

    “FAİZ GİDERİ SOSYAL YARDIMLARIN ÜÇ KATI”

    Görgün, bütçede emekçilerden tasarruf edilirken finans kesimlerine ciddi kaynak aktarıldığını da belirtti:

    “Toplam bütçe giderlerinin yüzde 14,5 ila 15’i faiz ödemelerine ayrılmış durumda. Sosyal yardımlara ayrılan pay 917 milyar TL. Yani vatandaşa yapılan sosyal yardımın üç katı kadar bir miktar faize ayrılmış. Kaynak dağılımına baktığımızda emekçilerden kesiliyor, finans kesimlerine aktarılıyor. Ayrıca patronlara doğrudan 713 milyar TL kaynak ayrılmış durumda. Bunun yanında kamu hizmetlerine ayrılan pay ciddi biçimde daralıyor. Bu da bütçenin kimin çıkarını koruduğunu açıkça gösteriyor.”

    “YATIRIM VE ÜRETİM DEĞİL FAİZ VE GÜVENLİK ÖNCELİKLİ” 

    Hükümetin bütçeyi “yatırım ve üretim odaklı” olarak tanımlamasını da eleştiren Görgün, “Rakamlara baktığımızda bu iddianın doğru olmadığını görüyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

    “Faiz ve savunma alanlarındaki artış, yatırım vurgusuyla bağdaşmıyor. Faiz ödemeleri yüzde 33,6 artışla 2,9 trilyon TL’ye ulaşmış. Savunma ve güvenlik harcamaları ise 2,2 trilyon TL ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına erişmiş durumda.

    Kamu-özel iş birliği projelerine (köprü, otoyol, şehir hastaneleri gibi) ayrılan kaynak 280 milyar TL’ye çıkmış; bu da yüzde 40 artış anlamına geliyor. Bu garantili ödemeler yalnızca 2026 için değil, 2026-2028 dönemi için de 847 milyar TL’yi bulacak. Bunlar reel yatırımlar değil, özel şirketlere garanti transferi anlamına geliyor.”

    “KADINLAR GENÇLER EMEKLİLER BÜTÇEDE YOK SAYILIYOR”

    Görgün, bütçenin toplumun kırılgan kesimlerini görmezden geldiğini vurguladı:

    “2026 bütçesi kadınları, gençleri, işçileri, emeklileri ve işsizleri tamamen yok sayan bir bütçedir. Ortalama işçi ücretlerinin yarısı vergi ve enflasyon nedeniyle erimiş durumda. Bizim araştırmalarımıza göre, işçilerin 2025 yılının ilk 10 ayında ücret kaybı 1,8 trilyon liraya ulaşmış durumda.

    Emekliler bakımından ise durum çok daha kötü. Hükümet yıllardır ‘kaynak yok’ diyor ama görüyoruz ki kaynak var, niyet yok. SGK’ya yapılan bütçe transferlerinin oranı da gerilemiş durumda. 2014’te yüzde 17,2 olan oran, 2024’te yüzde 13’e kadar düşmüş.”

    BÜTÇE SÜRECİ DEMOKRATİK YÜRÜTÜLMÜYOR”

    Görgün, bütçe sürecinin demokratik katılım olmadan yürütüldüğünü belirtti:

    “Süreç tamamen yürütme ağırlıklı adımlarla şekilleniyor. Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelere halkın, emekçilerin, sendikaların katılımı son derece sınırlı. Bu nedenle mağdur kesimlerin sesini Meclis’e taşımak neredeyse imkânsız hale geldi.”

    Muhalefetin bütçedeki etkisinin sınırlı olduğunu belirten Görgün, esas etkinin örgütlü toplumsal mücadeleyle sağlanabileceğini söyledi:

    “Eğer etkiyi yalnızca Meclis aritmetiğiyle ölçersek, muhalefetin bütçeyi belirleme gücü yok. Ancak bütçe bir siyasi tercihler belgesidir. Gerçek etki sokakta, iş yerlerinde, sendikalarda, mahallelerde örgütlenerek ortaya çıkar. Eğer emekçiler, kadınlar, gençler ve emekliler birleşip ses çıkarabilirlerse bu bütçeyi değiştirme gücü doğar.”

    “BU ÜLKEDE AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞAM DAYATILIYOR”

    Bütçede halkın yaşadığı ekonomik krizinin dikkate alınmadığını belirten Görgün, şunları kaydetti:

    “Emekçinin alım gücü düşerken, halk açlık ve yoksulluk sınırının çok altında bir asgari ücrete mahkûm ediliyor. Ara zam bile yapılmadı. Bütçe, sermayeye kaynak aktarmaktan başka bir işe yaramıyor. Tarım kesimi için de hiçbir düzenleme yok. Bu bütçe, emekçilerin gelirini artırmak yerine finans kesimini korumayı tercih ediyor.”

    DİSK olarak bütçeye alternatif bir önerileri olduğunu belirten Görgün, üç temel başlık sıraladı:

    “Birincisi, vergide ve gelirde adalet sağlanmalıdır. Dolaylı vergilerin payı düşürülmeli, ücretlilerden alınan vergilerde adalet getirilmeli. İkincisi, kamusal hizmet ve sosyal koruma güçlendirilmeli. Üçüncüsü, kamu yatırımı ve istihdam artırılmalıdır.

    Kamusal kaynaklar eğitim, sağlık ve kadınlara yönelik alanlara yönlendirilmelidir. Demokratik bütçe, halkın katılımı ve şeffaflıkla mümkündür.”

    Görgün, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

    “2026 bütçesi ücretleri ve emekçileri koruyacak bir yeniden bölüşüm yerine faize, güvenlik alanına ve sermaye teşviklerine öncelik veren bir bütçedir. Bu yönüyle halka dayanan bir bütçe değildir.

    Vergide adaletin sağlanması, SGK ve sosyal koruma payının yükseltilmesi, garantili ödemelerin kısılması ve kamusal yatırımın artırılması şarttır. Aksi halde işçiler ve emekçiler için alım gücü kaybı, yoksulluk ve hizmet kalitesinde gerileme kaçınılmaz olacaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • DİSK’ten zamlara ve adaletsiz vergilere tepki!-VİDEO

    DİSK’ten zamlara ve adaletsiz vergilere tepki!-VİDEO

    PİRHA-Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), zamlara ve adaletsiz vergileri bir basın açıklaması yaparak protesto etti. Ulus meydanında yapılan açıklamada “Enflasyonun sıfıra düştüğünü ilan edenlerin masallarına karnımız tok, düşük gösterilen TÜİK enflasyonu yüzünden alım gücümüzü kaybediyoruz” denildi. 

    DİSK, işyerlerinde devam ettirdikleri bildiri okuma eylemlerinin ardından bu kez tüm Türkiye’de ortak bildirilerini okumak için meydanlara çıktı.

    Zamlara ve artan vergilere karşı tepkilerini ülke genelinde yaptıkları basın açıklamalarıyla gösterdi. Açıklamayı DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün okudu.

    “PARAMIZ PUL OLDUKÇA EMEĞİMİZ UCUZLUYOR, SATIN ALMA GÜCÜMÜZ ZAYIFLIYOR”

    DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün açıklamada, “Zamlar ve vergi artışları durmak bilmiyor. Seçimden önce kaşıkla verilen ne varsa şimdi kepçeyle, kazanla geri alınıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2023 yıl sonu enflasyon tahmini %22,3 idi. Bugün Merkez Bankası bu tahminin %22,3’den, %58’e çıktığını ilan etti. Bu açıklamada enflasyonun kısa vadede geçici olarak yükseleceğini de beyan etti. TÜİK’in kulakları çınlasın. Bütün veriler ve yaşananlar ortadayken; milyonların verdiği geçim savaşına kayıtsız kalan Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin dertlerine sırtını dönüp tatile çıktı. Türk lirası hızlı değer kaybettikçe, her gün daha da yoksullaşıyoruz. Paramız pul oldukça, emeğimiz ucuzluyor, satın alma gücümüz azalıyor, ülkemiz fakirleşiyor. Türkiye’nin tüm değer ve güzellikleri, ülkemizin tüm kaynakları yabancı sermaye ve dolar milyarderleri için ‘kelepir mala, dönüşüyor. Paramız değer kaybettikçe bu ülke daha yoksul ve daha bağımlı hale geliyor” dedi.

    “İŞÇİYLE PATRONUN AYNI ORANDA VERGİ VERMESİ ADİL Mİ?”

    Gelirde adalet olmadığı gibi vergide de adalet olmadığına vurgu yapan Görgün, “Düşük belirlenen vergi dilimleri yüzünden milyonlarca işçi yıl içinde üst vergi dilimine geçirilerek daha fazla vergi kesintisiyle ücretleri daha da küçülüyor. Patronların vergileri sıfırlanırken, biz dilim dilim soyuluyoruz. KDV-ÖTV gibi tüketimden alınan dolaylı vergilerin artırılması ile yük bizim sırtımıza biniyor. Soruyoruz işçiyle patronun aynı oranda vergi vermesi adil mi?” dedi.

    DİSK TALEPLERİNİ SIRALADI

    Disk İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün şu talepleri sıraladı:

    “*Vergi tarife dilimleri artırılsın. KDV-ÖTV gibi adaletsiz dolaylı vergi düşürülsün.
    *İşçi sınıfının yaşadığı gelir kaybını telafi etmesinin en önemli yolu, sendika ve grev hakkıdır. Bu hakların kullanımı önündeki tüm engeller kaldırılsın.
    *En düşün emekli aylığı asgari ücret düzenine çekilsin ve tüm emekli aylıkları bu oranda artırılsın.
    *Ücretlerden ve tükettiklerimizden değil, kardan, ranttan daha fazla vergi alınsın.
    *Az kazananın az, çok kazananın çok vergi ödediği bir vergi düzeni kurulsun.
    *Gelir vergisi tarife ilk dilim oranı ücretlilerde yüzde 10’a düşülsün.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tayfun Görgün: Şimdiden erimeye başladı, asgari ücretin 13.000 TL olması gerekiyordu

    Tayfun Görgün: Şimdiden erimeye başladı, asgari ücretin 13.000 TL olması gerekiyordu

    PİRHA- DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, asgari ücret görüşmelerinde yaşanan süreci ve açıklanan 8 bin 506 TL’lik miktarı değerlendirerek, “Uluslararası normlara göre, bir ailede iki kişi çalıştığı zaman yoksulluk sınırını bulan bir asgari ücret olması gerekiyor. Türkiye’de yoksulluk sınırı yaklaşık 26.000 TL. Yani 13.000 TL civarında bir asgari ücret olması gerekiyordu” dedi.

    Milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren 2023 yılı asgari ücret belirlendi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, çalışan taraf temsilcilerinin olmadığı toplantıda belirlenen 2023 yılı için asgari ücreti 8 bin 506 TL olarak açıkladı. Hükümetin açıkladığı rakam, emekçilerin beklentisinin altında kaldı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, asgari ücret görüşmelerinde yaşanan süreci ve açıklanan miktarı değerlendirdi.

    “ASGARİ ÜCRETİ CUMHURBAŞKANI DEĞİL KOMİSYON AÇIKLAMALIYDI”

    Asgari ücreti cumhurbaşkanının açıklamasının usulen doğru olmadığını ifade eden Görgün, “Bir takım çalışmaların yapılıp daha sonra komisyon tarafından açıklanması gerekirdi. Bu tek adam yönetiminin her şeye nüfuz ettiğini gösteren olumsuz durumlardan bir tanesi. Bütün sosyal platformlar bu görüşmelere katılmıyor. İşçiler adına sadece Türk-İş katılıyor. O da zaten çekildi son toplantıda. Asgari ücret görüşmelerinde Türkiye’de temsiliyet sorunu da var. Biz DİSK olarak uluslararası kriterlere uygun olarak tek bir işçinin değil, işçi ile birlikte ailesinin de geçinebileceği asgari bir ücretin hesaplanması gerektiğini söylüyoruz. Türkiye’de asgari ücret tek bir kişinin asgari geçim ücreti olarak hesaplanıyor. Ailesi dikkate alınmıyor” diye konuştu.

    “BİR AİLEDE İKİ KİŞİ ÇALIŞTIĞI ZAMAN EN AZ YOKSULLUK SINIRINDA ÜCRET ALMALI”

    Asgari ücretin belirlenmesinde en önemli etkenin enflasyon rakamları olduğunu söyleyen Görgün, Türkiye’de gerçek enflasyonun açıklanmadığını kaydetti.

    Sadece TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin doğru kabul edildiğini dile getiren Görgün, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ancak bu yıl o da dikkate alınmadı. TÜİK’in bir görevi daha vardı. Asgari Ücret Komisyonu’na bir kişinin açlık sınırını, asgari geçimini sağlayacak miktarın ne olduğunu bildiriyordu. Komisyon da bu ücreti baz almaya çalışıyordu. Son iki yıldır bunu da yapmıyorlar. Çünkü zaten rakamları başkaları belirliyor. Uluslararası normlara baktığımızda, bir ailede iki kişi çalıştığı zaman yoksulluk sınırını bulan bir asgari ücret olması gerekiyor. Türkiye’de yoksulluk sınırı yaklaşık 26.000 TL. Yani 13.000 TL civarında bir asgari ücret olması gerekiyordu. Ancak bu rakam olmadı.

    “ASGARİ ÜCRET ŞİMDİDEN ERİMEYE BAŞLADI”

    Birkaç ay sonra bu da yetmeyecektir. Yüksek enflasyon olduğu dönemlerde asgari ücreti yılda bir kez belirlemek doğru değil. 3 kez ya da 4 kez belirlenmeli. Enflasyonun seyrine göre artış yapılmalı. Ancak bu da yapılmıyor. Biz DİSK olarak asgari ücretin en az 13.200 TL olması gerektiğini söyledik. Bu da en az 3-4 ay için geçerli. Daha sonrasında enflasyona göre bir artış yapılmalı. Şu an verilen miktar çok düşük. Daha şimdiden her şeye zam gelmeye başladı. Bu asgari ücret 2-3 ay bile dayanamayacaktır. Şimdiden erimeye başladı. Asgari ücret şu anda açlık sınırının biraz üzerinde ancak bu aydan itibaren düşmeye başlayacak ve 2-3 ay içerisinde açlık sınırının altına düşecek. Belirlenen asgari ücreti emekçiler Şubat ayında alacaklar. Dolayısıyla o zamana kadar bu rakam çoktan güncelliğini yitirmiş olacak.”

     “TÜRK-İŞ’İN TEK BAŞINA MASADA OTURMASI DA KALKMASI DA İŞÇİ LEHİNE BİR ETKİ ETMİYOR”

    Masada işçileri temsilen bulunan Türk-İş’in tutumunu da değerlendiren Görgün, “Türkiye’de yaklaşık 18 milyon çalışan var. Bunun % 55 – 60’ı asgari ücret civarında alıyor. Yani 7-8 milyon kişinin asgari ücret aldığını söyleyebiliriz. Türk-İş’in ise toplam sayısı 2 milyon civarında. Yani tek başına bütün çalışanları temsil edemeyeceğinin farkında. Türk-İş masaya diğer işçi sendikalarının temsilcilerini de çağırmalı. En azından diğer konfederasyonlarla bir görüş alışverişinde bulunmalıydı. Asgari ücretin ciddi anlamda yükselmesi için bir mücadeleyi de göze alması gerekiyor. Ama Türk-İş bunları yapmadı. Tek başına 12 Eylül’de çıkarılan yasaya dayanarak işçileri temsil etmeye çalışıyor. Bu da eksik kalmalarına neden oluyor. Tek başına ne masada oturmaları ne masadan kalkmaları, işçilerin lehine olan bir durum teşkil etmiyor. Türk-İş’in oradaki varlığıyla yokluğu aynı. Bu da hükümetle işveren sendikasının işine yarıyor” diye konuştu.

    “EMEKÇİLER ÖRGÜTSÜZ OLDUĞU SÜRECE HAK ETTİKLERİ ÜCRETLERİ ASLA ALAMAZLAR”

    DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, emekçilerin örgütlü olması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Dünyadaki normlarda, asgari ücrette gerçek enflasyon oranındaki artış bile yetersiz kalıyor. Enflasyon artı ulusal gelirdeki artıştan da pay alma meselesi vardır. Ancak Türkiye’de ne asgari ücrette ne emekli aylıklarında bu pay var. Emekçiler örgütsüz olduğu sürece hak ettikleri ücretleri asla alamazlar. Türkiye’de günden güne geçmişle kıyaslandığında reel ücretler artmak bir yana giderek düşüyor. Sendikalaşmak, mücadele etmek, güçlerimizi ortaklaştırmaktan başka yol olmadığını söyleyebilirim.”

    Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

  • DİSK, Bartın’daki maden faciasını protesto etti: Çalışırken ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    DİSK, Bartın’daki maden faciasını protesto etti: Çalışırken ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- DİSK, Bartın’daki maden faciasında hayatını kaybeden 41 maden işçisi için eylem yaptı. Ankara’da Dev Maden-Sen Genel Merkezi önünde bir araya gelen emekçiler yaptıkları açıklamada, “İşçi ölümlerinde sorumluluğu olanlar hesap vermediğinde, bugünkü gibi elini kolunu sallayarak dolaştığında, ihale ve terfi almaya devam ettiğinde cinayetler teşvik edilmiş olur. Çare mücadeledir, dayanışmadır. Çalışırken ölmek istemiyoruz” dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden ocağında yaşanan grizu patlaması sonucu 41 maden işçisinin hayatını kaybetmesi üzerine birçok ilde protesto eylemleri yaptı.

    Ankara’da Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen) Genel Merkezi önünde bir araya gelen sendika üyeleri sık sık “Bartın’ın hesabı sorulacak”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz” sloganları attı. Eylemde, “Üzgünüz, Öfkeliyiz” pankartı açıldı.

    Eylemde basın açıklamasını DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi, Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün okudu.  

    “SON 20 YILDA YÜZLERCE MADEN İŞÇİSİ HAYATINI KAYBETTİ”

    “Üzgünüz ve öfkeliyiz. Madenler bir kez daha hepimizi yasa boğan bir katliama sahne oldu. İşçi kardeşlerimizi yitirdiğimiz için üzgünüz, önlemler alınmadığı için öfkeliyim” diyerek sözlerine başlayan Görgün, şunları dile getirdi.

    “Soma, Ermenek, Kilimli, Elbistan, Küre, Şırnak, Şirvan, Karaman, Bursa Mustafakemalpaşa ve Kozlu’da yaşanan maden faciaları nedeniyle son 20 yılda yüzlerce maden işçisi hayatını kaybetti. Bu kayıpların ardından ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ ve ‘Gerekli önlemler alınacak’ sözlerini duyduk. Ancak önlemler alınmadı ve işçiler ölmeye devam etti. Çalışırken ölmeyi bu ülkenin normali haline getiremezsiniz. Yaşamak için gittiğimiz işlerde ölmeyi işçilerin kaderi haline getiremezsiniz. Biz işçiler, bu ölümlerin önlenebileceğini biliyoruz. Konfederasyonumuz ölümleri önleme yollarını yıllardır anlatıyor, raporlar hazırlıyor, ilgili bakanlıklara iletiyor. Soruyoruz: Neden bu çözüm önerileri hayata geçirilmiyor? Neden aklın ve bilimin emrettiği önlemler alınmıyor? Önlem alınmıyor çünkü işçilerin hayatını koruyacak önlemlere maliyet gözüyle bakıyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü kâr oranları azalsın istemiyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü işçilerin üretimde söz ve karar hakkının olmasından korkuyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü daha az işçiye daha çok iş yaptırmayı amaçlayan üretim zorlaması aynen devam etsin istiyorlar.”

    “YILLARDIR BİLİNÇLİ OLARAK ZAYIFLATILAN TEFTİŞLER GÜÇLENDİRİLMELİDİR”

    Ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin çöktüğünü ifade eden Görgün, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği, patronların keyfine göre piyasadan seçip alacağı bir mal değildir. Bu sistemde işçi sağlığı ve iş güvenliği patronların insafına bırakılmaktadır. ISIG alanını özelleştiren 6331 sayılı Yasa derhal değiştirilmeli ve kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi oluşturulmalıdır. Yıllardır bilinçli olarak zayıflatılan teftişler güçlendirilmelidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında sendikaların, üniversitelerin, meslek oda ve birliklerinin katılımıyla bağımsız bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır. İşyerlerinde işçinin denetimi, en etkili denetimdir. Örgütlü işçiler işyerlerindeki olumsuzluklara hızlı ve etkili yanıtlar üretebilmelidir. Bu nedenle işçilerin sendikalı olması, sendikasını seçmesi ve grev hakkı başta olmak üzere sendikal hakları önündeki engeller kaldırılmalıdır” diye konuştu.

    “ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ”

    Ölümleri önlemenin bir yolunun da hesap sormaktan geçtiğini belirten Görgün, son olarak şunları kaydetti:

    “İşçi ölümlerinde sorumluluğu olanlar hesap vermediğinde, bugünkü gibi elini kolunu sallayarak dolaştığında, ihale ve terfi almaya devam ettiğinde cinayetler teşvik edilmiş olur. Bizler buradan ilan ederiz ki; Bartın’daki katliamın takipçisi olacak, sorumluların hesap vermesi için seferber olacağız. İnsan onuruna yakışır bir çalışma yaşamı için bütün gücümüzle çaba sarf edeceğiz. Ölümüne çalışmaya karşı tek çare işçilerin birliğidir. Çare mücadeledir, dayanışmadır. Çalışırken ölmek istemiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK alanlara çıktı: Emeğimiz, haklarımız için yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz! -VİDEO

    DİSK alanlara çıktı: Emeğimiz, haklarımız için yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz! -VİDEO

    PİRHA- 15-16 Haziran direnişinin 52. yılında Türkiye’nin dört bir yanında DİSK’liler hakları için alanlara çıktı. Ankara ve Mersin’de yapılan açıklamada, “Fakirden çalıp, zengine veriyorlar. Bu durumda bizlerin, işçi sınıfının, insanca bir yaşam için, haklarımızı almamız için örgütlenmemiz gerekiyor. Bir olmamız, birlik olmamız, güçlü olmamız gerekiyor” denildi.

    DİSK, 15-16 Haziran direnişinin 52. yıl dönümünde Türkiye’nin bir çok kentinde alanlara çıktı.

    DİSK, Ankara’da Ulus Meydanı’ndaki heykelin önünde basın açıklaması yaptı. Eyleme Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın yanı sıra CHP’li ve HDP’li il yöneticileri de katıldı.

    ‘Yaşasın işçilerin birliği!’, ‘İnadına sendika, inadına DİSK’, ‘Direne direne kazanacağız’ sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını DİSK İç Anadolu Bölge Sorumlusu Tayfun Görgün okudu.

    “HİÇBİR BASKI BİRLEŞEN İŞÇİLERİ DURDURAMADI”

    Bundan 52 yıl önce Türkiye işçi sınıfının tarihinin yeniden yazıldığını dile getiren Görgün, 15-16 Haziran 1970’te bir araya gelen, omuz omuza veren işçilerin bu tarihi yazdığını kaydetti.

    15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin işçi sınıfının sendikal haklarını ve DİSK’i savunduğu şanlı bir direniş olduğunu vurgulayan Görgün, “O dönemin hükümeti, patronların isteği doğrultusunda DİSK’i yok etmek istiyordu. Böylece işçileri daha ucuza çalıştırmak istiyor, işçi sınıfına kölelik dayatıyorlardı. Ancak hiçbir baskı ile DİSK’i yok edemediler. İşçi sınıfını DİSK’ten koparamadılar. İşte bu nedenle dönemin hükümeti Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yaparak DİSK’i ortadan kaldırmaya kalkıştı. Tüm tepkilere ve uyarılara rağmen Yasa Meclis’e getirilince DİSK direniş kararı aldı. İki gün boyunca İstanbul ve İzmit’te on binlerce işçinin iş bırakarak katıldığı genel direniş ve yürüyüşler yapıldı. Ne polis copları ne askeri panzerler… Hiçbir şey durduramadı birleşen işçileri” diye konuştu.

    “FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİYORLAR”

    Yılın ilk 6 ayında resmi enflasyon yüzde 21’den 73’e fırladığına dikkat çeken Görgün, “Dar gelirlinin, asgari ücretlinin gıdadaki, mutfaktaki enflasyonu yüzde 130’a yaklaştı. Bu yılın ilk 5 ayında asgari ücretlinin 5 bin lirası yüksek enflasyon nedeniyle eridi gitti. Ülkeyi yönetenler ise bu geçim sorunlarına çare üretmek yerine, rakamlarla mücadele ediyor. Hiç kimsenin inanmadığı bir enflasyon rakamı açıklayarak bizleri daha düşük ücretlere mahkûm etmek istiyorlar. Enflasyonu olduğundan düşük göstererek emeğimizi daha da ucuzlatmak istiyorlar. Bunun adı hırsızlıktır! Fakirden çalıp, zengine vermektir” dedi.

    “BİR OLMAMIZ, BİRLİK OLMAMIZ, GÜÇLÜ OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Mersin’de DİSK Genel-İş’e bağlı işçiler yürüyüş düzenleyip, açıklama yaptı. Açıklamaya Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri destek verirken açıklamayı DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    Artan enflasyona, yoksulluğa, zamlara işaret eden Göksoy, “Bizlerin, işçi sınıfının, insanca bir yaşam için, haklarımızı almamız için örgütlenmemiz gerekiyor. Bir olmamız, birlik olmamız, güçlü olmamız gerekiyor. Örgütlenmemizin, haklarımızı savunmamızın önüne çıkan engelleri omuz omuza aşmamız gerekiyor” dedi.

    İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN TALEPLERİNİ SIRALADILAR

    İnsanca yaşamak istediklerini söyleyen Göksoy, taleplerini şöyle sıraladı:

    “-Hayat pahalılığı karşısında işçi sınıfının yaşadığı gelir kaybını telafi etmesinin en önemli yolu, sendika ve grev hakkıdır. Bu hakların kullanımın önündeki tüm yasal ve fiili engeller derhal kaldırılmalıdır

    -Başta asgari ücret olmak üzere tüm ücretler ve emekli maaşları artırılmalıdır.

    -Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturalarına yapılan zamlar geri alınmalı, temel tüketim mal ve hizmetleri vergi ve kesintiden muaf tutulmalıdır. Tüm fiyatları doğrudan etkileyen akaryakıt üzerindeki vergi yükü düşürülmelidir.

    -Enflasyon karşısında eriyen ücretler üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Kâr ve faiz gelirlerinin vergilendirildiği, çok kazananın çok vergi verdiği adil bir vergi politikası benimsenmelidir.

    -Yoksulluğu yenmek için güvenceli istihdam şarttır! Bugün başta belediyeler olmak üzere birçok iş kolunda çeşitli isimler altında devam eden tüm güvencesiz istihdam biçimlerine son verilmelidir. Kadrolu, güvenceli bir iş herkesin hakkıdır, belediye şirket işçilerine kadro verilmelidir. Emeğimiz, ekmeğimiz ve haklarımız için Yaşasın 15-16 Haziran Direnişimiz!”

    PİRHA/ANKARA-MERSİN

  • Ankara 1 Mayıs Bileşenleri: 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda olacağız-VİDEO

    Ankara 1 Mayıs Bileşenleri: 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda olacağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara 1 Mayıs Bileşenleri, 1 Mayıs’a çağrı yaparak eylem takvimini açıkladı. 1 Mayıs Pazar günü saat 14:00’da Tandoğan Meydanı’nda olacaklarını belirten bileşen üyeleri, ezilen, sömürülen tüm emekçi kesimleri 1 Mayıs’a katılmaya çağırdı.

    Ankara 1 Mayıs Bileşenleri, 1 Mayıs’a çağrı yaparak eylem takvimini açıkladı.

    Bu yıl ‘Bu böyle sürmez. Birlikte değiştireceğiz. Hep birlikte 1 Mayıs’a!’ sloganıyla yapılacak olan 1 Mayıs eylemi, 1 Mayıs Pazar günü saat 14:00’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

    Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında, bileşen üyeleri adında açıklamayı Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün okudu.

    “TÜM KESİMLER, BU DÜZENİN HUKUK DIŞI ZORBALIKLARIYLA KARŞI KARŞIYA KALIYOR”

    ‘Pandemiyle, her gün yapılan zamların yarattığı pahalılıkla, eriyen ücretlerimizle, işsizlikle, güvencesizlikle yurttaşların bu günü ve geleceği, hakkı, hukuku, umutları çiğneniyor. Yoksulluk ve adaletsizliğin büyüttüğü bunalım yaygınlaşıyor’ diyerek sözlerine başlayan Görgün, şunları dile getirdi:

    “1 Mayıs’a sayılı günler kala Ankara’da ve ülkenin dört bir yanında işçiler, emekçiler hakları ve gelecekleri için direnmeye devam ediyor. Ucuz emek, yağmalanan doğa, talan edilen kentlerle toplumun işini, aşını geçimini ve sağlığını korumakta her geçen gün daha fazla zorlandığı zor günlerden geçiyoruz. Hakkını arayan ve gerçekleri söyleyen herkes, işçiler, emekçiler, kamu emekçileri, mühendisler, mimarlar, hekimler, avukatlar, aydınlar, akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar, Kürtler, Aleviler, LGBTİQ+ bireyler, gençler, çiftçiler, emekliler ve kadınlar bu düzenin hukuk dışı zorbalıklarıyla karşı karşıya kalıyor.”

    “BU DÜZEN BÖYLE GİTMEZ”

    Yaşanan siyasi baskının karşısında halkın tüm kesimlerinin ses çıkardığını belirten Görgün, “‘İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz’ diyen kadınlar, eşit işe eşit ücret diyerek, kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze karşı seslerini yükseltiyor. Gençlik atanan kayyım rektörlere, barınma sorununa, yemekhane zamlarına ve faşist saldırılara karşı hakları, geleceği ve özgürlüğü için sesini yükseltiyor. Herhangi bir yargı süreci olmadan, KHK ile haksız, hukuksuz bir şekilde keyfi olarak işten atılan, görevlerine son verilen bütün emekçiler koşulsuz işlerine iade edilmeli, OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir. Bu düzen böyle gitmez. Bu halkı mutfaktaki yangına, yoksulluğa, işsizliğe, borçluluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden bu akıl dışı düzen ülkenin sırtında bir yüktür” şeklinde konuştu.

    “BU DÜZENİ BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    Görgün açıklamasının devamında, işçi sınıfı ve emekçilerin sermaye düzenine karşı birleşik mücadelesini büyütmenin, sınıf mücadelesinin önündeki her türlü engeli ortadan kaldırarak kitlesel, coşkulu bir 1 Mayıs’ı örgütleme görevlerinin olduğunu vurguladı.

    Yeni bir yaşam ve düzenin mümkün olduğunu ifade eden Görgün, “Yoksullaşanlar, ezilenler, haksızlığa uğrayanlar, iradesi yok sayılanlar bu düzeni birlikte değiştirecekler. Ülke ve dünya emekçilerinin insanca yaşayabilecekleri savaşsız ve sömürüsüz bir düzeni inşa etmek hepimizin görevidir. Savaşlara karşı çıkmak, tüm insanlar için ve bütün bir dünya için barışı savunmak; sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya kurmak hepimizin görevidir” dedi.

    “1 MAYIS’TA TANDOĞAN MEYDANI’NDA BULUŞUYORUZ”

    Görgün son olarak, “1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’ne giderken birlikte değiştirme irademizi omuz omuza, işyeri iş yeri, sokak sokak, meydan meydan örgütleyeceğimizi, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de ve Ankara’da da emekten, barıştan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana olan herkesi 1 Mayıs saat: 14.00’ da Tandoğan Meydanı’nda buluşmaya çağırıyoruz. Türkülerimizle, halaylarımızla, taleplerimizle, umutlarımızla 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’nda buluşuyoruz” diye konuştu.

    Yapılan ortak açıklamanın ardından toplu şekilde bildiri dağıtımı yapıldı. Bildiri dağıtımı sırasında polisin engellemesiyle karşılaşan bileşen üyeleri yaşanan tartışmanın ardından bildiri dağıtmaya devam etti.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK: Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır-VİDEO

    DİSK: Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır-VİDEO

    PİRHA-DİSK, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yapılacak olan ilk toplantı öncesi TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarının da destek verdiği basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir” denildi.

    2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yapılacak olan ilk toplantı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısıyla 1 Aralık 2021 Çarşamba günü (yarın) sosyal tarafların katılımıyla yapılacak.

    Yarın başlayacak olan asgari ücret görüşmeleri öncesinde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği önünde TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarının da destek verdiği ‘Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır’ başlıklı basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamada, ‘Geçinmek istiyoruz. Gelirde adalet, vergide adalet’ yazılı pankart açılırken sık sık ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘işçiyiz haklıyız, kazanacağız’ sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını okuyan DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün, asgari ücretin tüm toplum kesimlerini ilgilendirdiğini ve döviz kurunda yaşanan dalgalanma nedeniyle çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını vurguladı. Görgün, vergi dilimlerindeki artışlar nedeniyle asgari ücret alan işçilerin yılın son dört ayında eksik ücret aldığını hatırlatan konfederasyonlar, bu nedenle, asgari ücretin vergi dışında bırakılmasını talep etti.

    “ASGARİ ÜCRET VERGİDEN MUAF TUTULMALIDIR”

    Asgari ücretin saptanmasında öncelikle Anayasa’da yer alan ‘geçim şartları’ yaklaşımına uyulması gerektiğini belirten Görgün, “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. Asgari ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) işçinin medeni durumuna göre ayrıca ilave edilmelidir. Tüm ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Gelir vergisi tarifesi en az yeniden değerleme oranında artırılmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır” şeklinde konuştu.

    “İŞVERENLERE SAĞLANAN DESTEK İŞÇİLERE DE VERİLMELİDİR”

    Açıklamasında asgari ücrete dair taleplerini sıralamaya devam eden Görgün sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır. Asgari ücret, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve bu özelliği temel alınarak belirlenmelidir. Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır.

    Asgari ücret ile bağlantılı olarak ve günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak; İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payı 5 puan düşürülerek bütçeden karşılanmalıdır. ‘Sosyal Devlet’ ilkesi gereği ‘aile yardımı’ çalışmayan eş için uygulamaya konulmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • DİSK: Gelirde ve vergilerde adalet sağlansın

    DİSK: Gelirde ve vergilerde adalet sağlansın

    PİRHA- DİSK, ‘Gelirde Adalet, Vergide Adalet’ kampanyası kapsamında Ulus Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün; “Her sabah paramızın döviz ve zamlar karşısında adeta pula döndüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Televizyonları, gazeteleri, istatistik kurumları ne derse desin gerçeği biz yaşıyoruz. Gelirlerde ve vergilerde adalet sağlansın” dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), başlamış oldukları ‘Gelirde Adalet, Vergide Adalet’ kampanyası kapsamında geçen hafta iş yeri eylemleri ve etkinliklerini bu hafta meydanlarda basın açıklaması yaparak devam ettirdi.

    DİSK’e bağlı 8 bölge temsilciliğinin gerçekleştirdiği basın açıklamasının İç Anadolu ayağı, Ankara’da Ulus Meydanı’nda gerçekleştirildi. ‘Geçinmek istiyoruz. Gelirde adalet, vergide adalet’ yazılı pankartın açıldığı açıklamayı DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün okudu. Eylemde sık sık, ‘Zam, Zulüm, İşkence, işte AKP’, ‘İş, Ekmek, Özgürlük’, ‘Üreten Biz Yöneten de Biz Olacağız’, ‘Sosyal Devlet, Sosyal Adalet’ sloganları atıldı.

    “MİLYONLAR İŞSİZKEN, BİR AVUÇ AYRICALIKLI 3’ER 4’ER MAAŞ ALIYOR”

    Alım gücünün her geçen gün eridiğini ve işçi gelirlerinin düştüğünü belirten Görgün, emekçilerin artık yapılan zamlara dayanacak gücünün kalmadığını söyleyerek; “Her gece yarın nelere zam gelecek, eriyen bu ücretlerimizle nasıl geçineceğiz, kapıya dayanan kara kışı nasıl atlatacağız endişesiyle uykularımız kaçıyor. Her sabah paramızın döviz ve zamlar karşısında adeta pula döndüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Televizyonları, gazeteleri, istatistik kurumları ne derse desin gerçeği biz yaşıyoruz. Ülkenin dört bir yanında “iş bulamıyoruz”, “barınamıyoruz”, “geçinemiyoruz” feryatları yükseliyor. İŞKUR, İşsizlik Fonu birikimleri ve SGK kaynaklarından patronlara bol keseden kaynak aktarılırken, halkın geçimi için ciddi bir sosyal politika önlemi gündeme gelmiyor. İşsizlik rekor kırarken, işçilere ait olan İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının büyük bölümü patronlara aktarılıyor. İşsizliğe çare bulunmazken, bir avuç ayrıcalıklı 3’er 4’er maaş alıyor, siyasi kadrolara işe gitmeden maaş bağlanıyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRK LİRASI DEĞER KAYBETTİKÇE EMEĞİMİZ DEĞERSİZLEŞİYOR”

    Türkiye’de ki asgari ücretin Avrupa’da en düşük ikinci asgari ücret olduğu bilgisini veren Görgün, 2002 yılından bu yana emekçilere verilen ücretin alım gücünün sürekli düştüğünü ifade ederek; “Döviz kurlarındaki artış durmak bilmiyor. Türk Lirası değer kaybettikçe emeğimiz, doğal kaynaklarımız, kentlerimiz değersizleşiyor. ‘Gel yatırımcı gel, en ucuz emek burada, köle emeği burada, sendika yok, grev yok, hak-hukuk yok’ diyorlar. ‘Kelepir emek, kelepir memleket’ politikasıyla bu ülkeyi bu halkı pazarlıyorlar. ‘2002 yılında bu yana Kişi Başına Gelir 12 kat arttı’ diye övünüyorlar ama bu sürede ücretlerin sadece 6-7 kat arttığını söylemiyorlar. ‘Asgari ücreti enflasyona ezdirmedik’ diyorlar ama büyümeden pay alamadığımızı gizliyorlar” dedi.

    TALEPLER

    Görgün, anayasanın sosyal devlet ilkesi gereği acil olarak atılması gereken adımları ise şu şekilde sıraladı:

    “-Asgari ücret ve bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın ve net ödensin. Böylece tüm ücretler yaklaşık 750 lira artırılsın.

    -Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanan tarife oranı yüzde 20’den 10’a indirilsin. Vergiye esas gelir dilimleri milli gelire göre artırılsın.

    -En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilsin. Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun.

    -Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır’-VİDEO

    ‘Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır’-VİDEO

    PİRHA-DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları, “Asgari Ücret” gündemiyle ülke genelinde eş zamanlı basın açıklaması yaptı. “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır” denilen açıklamada yeni yıldaki oranın net 3800 TL olması gerektiği vurgulandı.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu son toplantısını yaparak 2021 yılı için asgari ücret teklifini net 2825 olarak açıkladı. DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları ise hükümetin öne sürdüğü oranı eleştirerek “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır” dedi.

    Ülke genelinde eş zamanlı basın açıklaması yapan DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları, “insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” talebinde bulundu. DİSK Ankara Bölge Temsilciliği önünde yapılan açıklamayı Dev-Maden Sen Başkanı Tayfun görgün okudu.

    Görgün, “İşçiler ve aileleri için insana yakışır yaşam düzeyini sağlayacak bir asgari ücret belirlenmesi milyonlarca işçinin beklentisi ve ortak talebidir” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “İşçilere aileleriyle birlikte yeterli yaşam şartlarını sağlayacak bir ücretin güvence altına alınması günümüz yeni Covid-19 salgını döneminde daha da önem kazanmıştır. Üçlü yapıda çalışmalarını sürdüren Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), asgari ücret düzeyinin belirlenmesinde işçilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarının dikkate alınması gereğini önemle belirtmektedir.

    “TÜM AİLE BİREYLERİNİN HAKKI VARDIR”

    Asgari ücret işçilerin aileleriyle birlikte geçimini sağlayacak ücrettir. Tüm aile bireylerinin hakkı vardır. Pazarlık konusu edilmemelidir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından görev verilen Türkiye İstatistik Kurumu’nca ‘bekar bir işçi için’ hesaplanan’ yaşama maliyeti Kasım 2020 ayı itibariyle net 2.792 TL’dir. Açıklanan bu tutarda aile unsuru yoktur, dikkate alınmamıştır. 2020 Aralık ayında gerçekleşecek fiyat artışı ile asgari ücretin geçerli olacağı 2021 yılı muhtemel fiyat artışları da bulunmamaktadır. Bütün bu unsurları kapsayacak bir asgari ücretin, tüm bir yıl boyunca kesintiler nedeniyle azalma olmadan işçinin eline geçmesi sağlanmalıdır.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda belirleyici olan Hükümetin tutumudur. Geçmiş kimi yıllarda olduğu gibi Hükümet tercihini, iktisaden dar ve sabit gelirli kesimler için kullanmalıdır. İnsan onuruna yaraşır bir geçimi sağlayacak bir asgari ücretin yürürlüğe girmesi için tüm imkanlarını seferber etmelidir. İşçi temsilcileri ‘insan onuruna yakışır’ bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için Komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri belirlemiş ve kamuoyu ile paylaşmıştır. Üç İşçi Konfederasyonu, 4 Aralık 2020 günü ortaklaştırdıkları ‘insan onuruna yaraşır bir asgari ücret’ belirlenmesi talebinin arkasında durmaktadır. Çalışanların kabul edeceği, işçilerin mutlu olacağı bir asgari ücret ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Hükümet ve işveren, asgari ücretle ilgili tekliflerini kamuoyuyla paylaşmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Deniz Gezmiş paylaşımından yargılanan sendika başkanı beraat etti

    Deniz Gezmiş paylaşımından yargılanan sendika başkanı beraat etti

    PİRHA- 6 Mayıs 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş’in anma törenine katılıp, sosyal medyada fotoğraf paylaşması sebebiyle yargılanan Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün, beraat etti.

    Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen) Genel Başkanı Tayfun Görgün, Deniz Gezmiş’in ölüm yıldönümünde yaptığı paylaşımlar sebebiyle mahkemelik oldu.

    Görgün, savunmasında “Deniz Gezmiş’in dünya çapında emperyalizme karşı bağımsızlığı savunan birisiydi. Haksızlıkların, yoksulluğun son bulmasını isteyen bir simgeydi. Ve bu simgeye inancım olduğundan dolayı her yıl Deniz Gezmiş anmasına katıldım. Bunun suç olmadığını düşünüyorum” dedi.

    “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiası ile yargılanan Görgün, ilk duruşmada beraat etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Dev Maden-Sen Başkanı’na Deniz Gezmiş paylaşımından dava-VİDEO

    Dev Maden-Sen Başkanı’na Deniz Gezmiş paylaşımından dava-VİDEO

    PİRHA- Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün, Deniz Gezmiş için 2017 ve 2018 yıllarında yapılan anma töreninden fotoğraf paylaşması sebebiyle mahkemelik oldu. Bu duruma tepki gösteren Görgün, “İnsanlık suçu olan terörizmin, bizim gibi insan ve kurumlara yöneltilmiş olması büyük bir haksızlıktır” dedi. 

    Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen) Genel Başkanı Tayfun Görgün 25 Kasım’da mahkemede ifade verecek. Davanın gerekçesi ise Görgün’ün 2017 ve 2018 yıllarında Deniz Gezmiş için yapılan anma törenine katılıp fotoğraf çektirmesi oldu.

    Görgün, “Maalesef böylesine garip olaylar ülkede gittikçe çoğalmaya başladı” diyerek şunları söyledi:

    “Anmaya katılıp çektiğim fotoğrafları Facebook’ta paylaştığım için terör örgütünün şiddet içeren eylemlerini meşru göstermek ve propaganda yapmak suçlamasıyla hakkımda dava açıldı. Bu aslında komik ve üzücü bir olay. Terörün uzun yıllardan beri zararına uğramış bir kesim; işçiler olarak ve toplumun aydınlanması için mücadele verenler olarak böylesi suçlamalarla karşı karşıya kalmamız haksızlık oldu. Bu bizi incitiyor.”

    “BUNLARIN TERÖRLE NE GİBİ ALAKASI VAR?”

    Görgün, yaptığı paylaşımın ardından Deniz Gezmiş ve kendisinin ‘terörist’ sıfatına konulduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

    “Bir grup DİSK’li sendika yöneticisi, sendika önlüğü ve şapkalarımızla Deniz Gezmiş’in mezarı başına gidip, karanfillerimizi koyup bunun fotoğrafını çekmiştik. Aynı gün bu fotoğrafları ‘Deniz Gezmiş’in 46. ölüm yıldönümüne saygıyla’ deyip ve Deniz’in bir sözü olan ‘nerede bir emperyalizm ve gericilik varsa, bir devrimci olarak görevim orada mücadele etmektir’ sözünü de fotoğrafla birlikte paylaşmıştım. Hepsi bu. Şimdi bunların terörle ne gibi bir alakası olduğunu doğrusu anlayamadık. Bu bir yandan da işçilere yapılan büyük adaletsizliktir. Hukuk dışı uygulamalar karşısında işçilerin sesini duyurmak için yaptığı en meşru eylemler bile baskı, job ve şiddet ile bastırılmaya çalışılıyor. Ve ardından bize de ancak böylesine davaların açılmış olması da düşündürücü bir durumdur. Çünkü insanlık suçu olan bir kavramın bizim gibi terörün mağduru olmuş insan ve kurumlara yöneltilmiş olması son derece büyük bir haksızlıktır.”

    “MAHKEMELER MEŞGUL EDİLİYOR”

    Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.50’de duruşmaya çıkacağını belirten Görgün, yargılanma sürecini “fuzuli bir dava” olarak yorumlarken şu cümleleri ekledi:

    “Bizim gibi insanların, mahkemelerin, avukatların, hele de bu pandemi ortamında böylesine imkânların meşgul edilmesi ayrı bir üzüntü ve ziyan edilme kaynağıdır. Türkiye’de kaynakların boşa ve kötü kullanma meselesi de bir yeni başka örnekle karşımıza çıkmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK’ten açıklama: İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz

    DİSK’ten açıklama: İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz

    PİRHA -DİSK, Ankara’da Ulus Heykel Meydanı’nda de basın açıklaması yaparak, asgari ücretle ilgili taleplerini sıraladı. 

    DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun asgari ücret belirleme toplantısından önce Ulus Heykel Meydanı’nda de basın açıklaması yaptı.

    Dev Maden-Sen Ankara Bölge temsilcisi Tayfun Görgün, “Milyonlarca işçiyi ilgilendiren asgari ücret 3 bin 200 TL olması gerekirken Türkiye’de 10 milyon kişi asgari ücret civarında bir ücret ile çalışıyor, bir milyon 800 bin kişi ise asgari ücrete bile ulaşamıyor” dedi.

    Görgün, “Hazine ve Maliye Bakanı asgari ücreti bu şekilde belirleyeceklerini, 2020 için hedefledikleri enflasyonu da yüzde 8,5 olarak açıkladığını devletin yıllardır “ekonomi büyüdü” diye övündüğünü ancak işçilere büyümeden pay verilmediğinin krizin kapıya dayandığında ise  işçilerin ücretlerini düşürmeye çalışıyorlar” dedi.

    “Ekonomik kriz karşısında ücretiyle yaşayan milyonları korumanın yolu, asgari ücreti insan onuruna yaraşan bir düzeye çekmekten geçmektedir” diyerek talepler şu şekilde sıralandı:

    “* Asgari ücret hesabında uluslararası standartlara uyulmalı; sadece işçinin kendisi değil, ailesi de esas alınmalıdır.

    * Asgari ücret toplu pazarlık yoluyla saptanmalı. Asgari ücretin tespitinde bütün işçi konfederasyonlarına katılım hakkı sağlanmalı, uyuşmazlık halinde grev hakkı olmalıdır.

    * TÜİK hesabı asgari ücret saptanmasında alt sınır olmalıdır.

    * Asgari ücret Asgari Geçim indirimi hariç, net olarak hesaplanmalıdır.

    * Asgari ücretten vergi alınmamalı, ücretlerin asgari ücret kadar kısmından gelir vergisi kesintisi yapılmamalıdır.

    * Asgari ücret artışı hedeflenen enflasyona göre belirlenemez. Asgari ücret belirlenirken, gerçekleşen enflasyon, geçim koşulları ve milli gelir artışı dikkate alınmalıdır.

    *İnsan onuruna yaraşan bir ücret, bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üretirken herkes için bir lütuf değil, haktır! Asgari ücret net 3200 TL olmalıdır.

    Daha sonra DİSK üyeleri hazırlamış oldukları bildirileri Ulus Meydanı’nda ve Ulus civarındaki tüm sokaklarda dağıtarak eylemlerini sonlandırdılar.

    PİRHA/ANKARA

  • Tayfun Görgün’den, emekten yana muhalif partilere oy verme çağrısı-VİDEO

    Tayfun Görgün’den, emekten yana muhalif partilere oy verme çağrısı-VİDEO

    PİRHA- DİSK Dev Maden-Sen İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün seçimle ilgili kaygılarını dile getirdi.  Görgün, “YSK’nın, seçim kurullarının da sıkıntılı oldukları demeçlerinden, vücut dillerinden anlaşılıyor” dedi. PİRHA’ya konuşan Görgün bölge illerindeki seçim ortamının güvensizliğine dikkat çekti. 

    Türkiye’nin 12 Eylül’den kalma seçim ve siyasi partiler yasası ile 24 Haziran’a gittiğinin altını çizen Görgün, diğer taraftan iktidar partisinin devletin tüm olanaklarını kullandığına işaret etti.

    Görgün özellikle bölge illerindeki seçim güvensizliğine vurgu yaparak, “Taşıma sandıkların gündeme gelmesi mobil sandıkların olması, oradaki, vatandaşın güvenliğini sağlamaktan sorumlu güvenlik güçleri vatandaşların bir kesimine yani siyasal kesimine baskı yapıyor olarak görülmesi, daha birkaç gün önce AKP’li bir adayın zorla vatandaşın dükkanına girerek onun karşı koymasıyla 5 kişinin ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan vakaları görüyoruz.” dedi.

    “GÜVENCELİ BİR SEÇİM YOK”

    “Güvenceli bir seçim yok” diyen Görgün, “Bunu en son referandumda gördük. Orada örneğin imzasız, mühürsüz oylar 2-2,5 milyon civarında olduğu söyleniyor bunlar aslında maç oynanırken maçın yarısında kural değişikliğine gittiler. Bunlar hiçbir demokraside rastlayacağımız bir şey değil.” dedi.

    Seçim sandığına atılan oyların aynı şeklide çıkması konusunda ilgili mercilerin halka bir güvence veremediklerini belirten Görgün, “Gerek demeçlerindeki sıkıntılardan, gerek yüzlerindeki ifadelerden mimiklerinden YSK’nın hiç rahat olmadığını, problemli ve sıkıntı hissettiğini görüyor, izliyoruz. “dedi.

    Görgün,  sendika olarak taleplerini “Biz  işçiler olarak emeğin sesine kulak veren, taşeron tehdidi altında, iş cinayeti altında değil, insana yaraşır bir şekilde çalışmak istiyoruz. Asgari ücretin açlık sınırının üzerinde olduğu bir iş ortamında çalışmak” olarak sıralarken, üyelerini ve seçmenleri siyasi iktidarın vaatlerine değil, emekten yana muhalif partilere oy verme, seçmenlerin kullandıkları oylarına bir namusu gibi sahip çıkma çağrısı yaptı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kızılay’da stand açan sendika temsilcileri 1 Mayıs’a çağrı yaptı-VİDEO

    Kızılay’da stand açan sendika temsilcileri 1 Mayıs’a çağrı yaptı-VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs öncesi Ankara Kızılay’da stand açan KESK, DİSK, TMMOB, TTB üyeleri, “OHAL’in sürekli hale gelmemesi için, iş cinayetlerinde ölmemek için, çocuklarımız geleceğimiz, ekmeğimiz, aşımız için alın terimizin hakkı için, onurumuz için, ülkemiz için” diyerek 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’na çağrı yaptı.

    1 Mayıs hazırlıkları kapsamında Ankara Kızılay’da stand açan KESK, DİSK, TMMOB ve TTB üyeleri, halka 1 Mayıs’ta alanlarda olma çağrısı yaptı.

    Dev Maden-Sen iç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, “Güzel günler için, ülkemize demokrasinin tekrar gelmesi için olağanüstü halin sürekli hale gelmemesi için, iş cinayetlerinde ölmemek için, çocuklarımız geleceğimiz, ekmeğimiz, aşımız için alın terimizin hakkı için, onurumuz için, ülkemiz için haydi, Ankara’ da 1 Mayıs’ta Tandoğan Meydanı’na” diyerek çağrıda bulundu.

    Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı 1 Mayıs tertip Komitesi Başkanı Sultan Saygılı ise “Güzel günler için Tandoğan’da olacağız, iş cinayetlerinin arttığı, saldırıların demokrasi ve özgürlüklerin kaldırıldığı, tek adam rejiminin hayata geçirildiği bir ortamda taleplerimizle güzel günlere koşarak gidebilmek ve mücadeleyi verebilmek için Tandoğan da olacağız” diyerek halka çağrı yaptı.

    “GÜZEL GÜNLER İÇİN 1 MAYIS’TA TANDOĞAN MEYDANI’NA”

    Haber-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Mehmet Ali Elçek de “İşçinin, emekçinin birlik, mücadele dayanışma gününde herkesi parasız eğitim, parasız sağlık, bilimsel, ana dilde eğitim için, özelleştirmelere dur demek için, güzel gelecek günler için, yargı bağımlılığı için, herkesi Tandoğan’a davet ediyorum” diye konuştu.

    1 Mayıs’a çağrı yapan diğer isimler şöyle:

    Büro emekçiler sendikası Ankara 1 Nolu Şube Başkanı İsmet Meydan:

    “24 Haziranın Yolu 1 Mayıstan geçer.1 Mayısta işçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar, hep birlikte taleplerimizi meydanlarda haykırmak için birlikte olmalıyız. Ülkemizin çocuklarımızın geleceği için, adalet ve hukuk için, iş cinayetlerine, kadın cinayetlerine, taciz ve tecavüzlerine karşı çocuk istismarlarına karşı hep birlikte meydanlarda olmalıyız. Dolaysıyla 24 Haziranda yapılacak seçim 1 Mayıs’a girdiğimiz süreçte çokta önemli, alanlara bekliyoruz.”

    Tüm Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası Ankara 2 Nolu Şube Sekreteri  İsmail Kaygusuz:

    “1 Mayısın bizim için anlamı ve önemi büyük ülkemizin büyük savaşlara ve karanlıklara itildiği açlığın, yoksulluğun arttığı bu dönemde biz bu 1 Mayıs’a büyük anlam ve önem biçiyoruz. Ve bu 1 Mayıs’a tüm ezilenlerin yoksulların bu sistemin mağdur ettiği herkesi işçileri, yoksul Kürt halkını, Alevileri, memurları, öğrencileri, herkesi, HES’lere karşı direnen köylüleri de alanlara bekliyoruz.”

    Emekçi Aygül Gülhan:

    “1 Mayıs’ı, emek mücadelesinde ön saflarda olan işçi sınıfının bayramını kutluyorum. 1 Mayıs’ta bütün çalışanların, bütün emekçilerin ve bütün yoksulların 1 Mayıs Tandoğan alanında buluşmasını diliyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

       

     

     

  • Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi: Aleviler tebaa olmayı reddettikleri için baskı görüyor-VİDEO

    Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi: Aleviler tebaa olmayı reddettikleri için baskı görüyor-VİDEO

    PİRHA – Alevilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara ilişki Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün PİRHA’ya konuştu. Görgün, “Alevi toplumun örgütleri, değerleri liderleri her zaman baskı ve tehdit altında tutulmuştur. Şimdi 2019 seçimlerine giderken toplumun kolay kandırılmayan kesimlerine baskının bir sonucudur” ifadelerini kullandı.

    Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, Alevilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara ilişkin PİRHA’ya konuştu. Görgün, Aleviler bu coğrafyanın en önemli, en değerli damarlarının başında gelir ve daima terörün ve diktatörlüklerin, demokrasi dışı girişimlerin ilk hedefi haline her zaman gelmişlerdir. Terörün sürekli hedefinde olan ve terörden büyük ölçüde zarar gören bu toplumun; Maraş’ı hatırlayın, Çorum’u, Sivas katliamını, Malatya’yı ve diğerlerini de hatırlayın. Tek tek aydın suikastları için de böyledir” dedi.

    “KARANLIK DÖNEM KAYGI VERİCİ BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR”

    “Bu toplumun terörle itham edilmesi kanaat önderlerinin bununla suçlanması bundan daha büyük ayıp ve daha büyük yanlış olamaz. Bunu kınayarak söze başlamak istiyorum” diyen Görgün şöyle devam etti:

    “Genel çerçevesi şöyle; son yıllarda Türkiye karanlığa doğru hızla gidiyor. Özellikle bu alçakça darbe girişiminden sonra OHAL’le çıkartılan KHK ile hukukun tamamen ayaklar altına alındığı, ortadan kaldırıldığı, bütün toplumsal kesimlerin baskı altında tutulduğu, bu karanlık dönem maalesef artarak ve kaygı verici bir şekilde devam ediyor.

    Ülkeyi yönetenlerde ülkenin ekonomisi bozuldukça, haksızlıklar artıkça Türkiye’yi yönetmek zorlaşıyor. Bunlar kolay yönetim biçimini seçiyorlar. Şöyle bir toplum istiyorlar. Yönetmenin kolay olduğu, ikna etmenin ve kandırmanın kolay olduğu, razı etmenin kolay olduğu toplumsal bir biçim istiyorlar. Bunun için en kolayı Cumhuriyetle beraber yerleşen yurttaşlık toplumundan ülkeyi çıkartıp tebaa toplumuna, ümmet toplumuna geçişin çabası oluyor bir anlamda.”

    “TEBAA TOPLUMUNU YÖNETMEK KOLAYDIR”

    Bunu Milli Eğitimde böyle yapıyorlar, diğer mahalleler baskısıyla böyle yapıyorlar. Çıkarılan yasalarla emniyet ve zabıta ayrı uygulamalarıyla toplumu zapturapt altına almaya çalışıyorlar diyen Görgün:

    “Bunu niye yapıyorlar? Tebaa toplumunu yönetmek kolaydır. Tebaa toplumu sorgulamaz, eleştirmez boyun eğer böyle bir toplum istiyorlar. Ama hiçbir zaman aleviler haksızlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe, sessiz kalmamışlardır. İster kendisine yapılsın ister komşusuna yapılsın daima başkaldırmışlardır, itiraz etmişlerdir.

    Bunun için Alevi toplumu Alevi toplumunun örgütleri, değerleri liderleri her zaman baskı ve tehdit altında tutulmuştur. Şimdi 2019 seçimlerine giderken toplumun uyanık gözü açıcı kolay kandırılmayan, kesimlerine baskının bir sonucudur. 2019 seçimlerini kazanmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    “HER DEFASINDA AYDINLIK GALİP GELDİ”

    Görgün “Kimse şikayetlerini ortaya koymasın, demokrasiden, özgürlükten, laiklikten, bilimden hukuktan bahsetmesin, bunun mücadelesini vermesin boyun eğsin isteniyor. Üniversiteye yapılan durum belli, basına yapılan belli, Alevilere yapılan da bunlardan ibaret” diyerek şunları belirti.

    “Bu topraklarda Alevilere her zaman yapılan bu kanlı, haksız, vicdansız baskılar hep oldu, her defasında püskürtüldü ve her defasında aydınlık galip geldi. Aleviler her zaman dimdik ayakta duran, onuru ile itibarı ile bütün toplumun ve bütün dünyanın dikkatini çeken bir toplum kesimi oldular.

    Hükümet ve iktidar yanlıları bir taraftan da toplumu yeniden kamplaştıran, kutuplaştıran Alevilere karşı düşmanlaştıran ve tahrik eden bir politika da izliyorlar. Bütün bunların hepsi kanunsuzdur, ahlaka uygun değildir, demokrasi dışı gelişmelerdir.

    Gözdağı vermek için, susturmak için, diz çöktürmek için yapılan çabalar beyhudedir boşa çıkartılır. Bizim boyun eğmek, sinmemiz yerine tam tersine daha çok bizi kamçılayan demokrasi için daha çok mücadele ettiren bir tarafı olacaktır. Onun için bu eziyetten, bu cefadan insanlık dışı uygulamadan vaz geçsinler.

    Kanunlar ülkede uygulansın, bir suç isnat edeceklerse böyle sorgusuz sualsiz gerekçesiz, delilsiz, ispatsız, uydurarak açıkça suç söylesinler. Böyle Alevi cemaati bulamazlar. Çünkü bu toplumun eline, diline, beline sahip çıkan ve bunu düstur haline getiren demokrasinin pırıl, pırıl damarıdır. Bunları susturmaya kimsenin gücü yetmez. Bundan vazgeçsinler istiyoruz.”

    “OMUZ OMUZA 1 MAYIS ALANLARINDA OLALIM”

    Birlikte mücadele çağrısı yapan Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün son olarak şunları belirtti:

    “Bizler demokratik kitle örgütleri, sendikalar, alevi toplumunun ve alevi kurumlarının her zaman yanındayız. Her zaman alanlarda, sokaklarda, mahallelerde Faşizme karşı despotluğa, haksızlığa, tecavüze karşı beraber mücadele ettik bundan sonrada mücadele edeceğiz.

    Bu ülkeyi aydınlık günlere de beraber ulaştıracağız. Bunun için de en yakın fırsatlardan birisi yine toplumun bütün renkleriyle bir arada olacağımız demokrasi taleplerimizi dile getireceğimiz, iş cinayetleri başta olmak üzere, taşerona,  yapılan haksızlıklara,  çalışma hayatına ilişkin taleplerimizi, OHAL’in bir an önce kaldırılıp demokrasinin hızla hayata geçirilmesi taleplerimizle beraber 1 Mayıs alanlarında olalım.  Alevi toplumu bir kez daha bu haksız uygulamalara karşı sesimize ses katıp, omuz omuza, kol kola halaylarımızla birlikte olacağımız demokrasi talebi ile herkesi 1 Mayıs alanına bekliyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • EMEP: Partimiz, baskı ve saldırılar karşısında geri adım atmayacak-VİDEO

    EMEP: Partimiz, baskı ve saldırılar karşısında geri adım atmayacak-VİDEO

    PİRHA – Emek Partisi’ne yönelik gözaltılara ilişkin EMEP Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı gerçekleştirildi. Açıklamada “Bu operasyonların ve gözaltı işlemlerinin 1 Mayıs öncesine gelmesi manidardır. Partimiz günlerdir işçi ve emekçilerin içerisinde 1 Mayıs çalışmasını yürütmektedir” ifadeleri yer aldı.

    Emek Partisi, gözaltılara ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya HDP Ankara il yönetiminden Mehmet Temiz avcı, Halkevlerinden MYK üyesi Mustafa Eberli Köse, Kılıç Disk Dev Maden-Sen Ankara Bölge sorumlusu Tayfun Görgün BES Genel Başkanı Serpil Akpınar ve MYK üyesi Aziz Özkan, Tarım Orkam-Sen Genel Sekreteri Ali Kılıç katıldı.

    Genel Merkez adına basın açıklamasını Emep İl Başkanı Fikret Aslan okudu. Aslan, “9 Nisan Pazartesi günü, aralarında İl Yönetim Kurulu Üyemiz Rüstem Kahraman ve Yeni Mahalle İlçe Yöneticimiz Özlem Boyraz Özelin ve FKF üyelerinin bulunduğu 11 kişi, sabah saat altı sularında evleri polis ekiplerince basılarak arama yapılmış ve daha sonra gözaltına alınmıştır. Sabah erken saatte evlerinin basılması muhalif olan kesimlerin apar topar gözaltına alınması işlemi rutin uygulama haline gelmiş durumdadır. Gözaltına alınan parti yöneticilerimizin ev ve iş yeri adresleri bilinirken sabahın erken saatinde böyle bir uygulamanın yapılması antidemokratik ve kabul edilemezdir. Ayrıca temel hukuk kurallarına ve insan haklarına aykırıdır. İl ve ilçe yöneticimiz Sosyal Medya üzerinden düşüncelerini açıklamışlardır. Düşünceyi ifade etmek, ifade özgürlüğü kapsamı içerisinde olup anayasal güvence altındadır” dedi.

    “OPERASYONLARIN 1 MAYIS ÖNCESİNE GELMESİ MANİDAR”

    “Bu operasyonların ve gözaltı işlemlerinin 1 Mayıs öncesine gelmesi manidardır. Partimiz günlerdir işçi ve emekçilerin içerisinde 1 Mayıs çalışmasını yürütmektedir. Diğer taraftan çocuk istismarına karşı TBMM’ye yönelik imza kampanya başlatarak ülke genelinde yaygın bir çalışma sürdürmekte, ev ev dolaşılarak imza toplamaktadır. Çalışmamızdan rahatsız olan siyasi iktidar yöneticilerimizi gözaltı yaparak siyasi çalışmalarımızı engellemek, gözdağı vermek istiyor. Ancak,  partimiz bu türden baskıcı ve zora dayanan saldırılar karşısında geri adım atmayacak, siyasi çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir” diye konuşan Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AKP iktidarı ülkemizi tam bir muz cumhuriyetine dönüştürmüştür. Seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları tutuklanmış, barış isteyen akademisyenler üniversiteden ihraç edilmiştir. İşçilerin, emekçilerin grevleri yasaklanmakta, her türlü demokratik hak arayışı bastırılmaktadır. Afrin operasyonu sonrasında sosyal medya üzerinden düşünce ifade eden yurttaşlara, kurumlara operasyonlar düzenlenmiş binlerce kişi tutuklanmıştır. Savaş Halk Sağlığı sorunudur diyen TTB konsey üyeleri gözaltına alınmıştır. Basın üzerinde baskılar giderek artmakta gazeteler basılarak kapısına kilit vurulmaktadır. Kimi medya kuruluşları ise, satın alınarak basın üzerinde tam bir “tek ses” hakimiyeti kurulmak istenmektedir.”

    “HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ İHLAL EDİLMEKTEDİR”

    Sosyal medyadaki sansür ve denetime değinen Aslan, “Sosyal medya üzerinde denetim ağırlaştırılmıştır. Yurttaşların haberleşme ve iletişim özgürlüğü ihlal edilmektedir. Liseli gençler dahi, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek operasyonla gözaltına alınıp, eğitim hakkı engellenmekte, korku ve gözdağı verilmektedir. Geçtiğimiz günlerde, Boğaziçi üniversitesinde bizzat Cumhurbaşkanının “komünistler bu okullarda okumayacak” talimatı üzerine 9 üniversiteli genç tutuklanarak hapse atılmıştır. Her gün “cumhurbaşkanına hakaret, teröre destek” vb. gerekçesiyle, hükümet politikalarına karşı söz söyleyen, eleştiren her yaştan, her cinsten, her milliyetten, her dünya görüşünden pek çok yurttaş benzer baskılarla karşı karşıya kalmaktadır” dedi.

    Aslan, “Ekonomide ve dış politikada sıkışan siyasi iktidar, giderek yoksullaşan işçi ve emekçi halkın hoşnutsuzluğunu bastırmak ve 2019 seçimlerini garanti altına almak için OHAL’i  bir silah gibi halka karşı kullanmaktadır. Derneklerin, demokratik kitle örgütlerinin kapısı mühürlenmektedir. Kendi iktidar ortaklarının giriştiği darbeciler bahane edilerek 21 ay önce ilan edilen OHAL’in, işçi ve emekçilerin demokratik hak ve özgürlük mücadelesinin engellenmesinin aracı ve bir tür yönetme biçimi olarak kullanılmasını reddediyoruz. Halka karşı operasyon ve göz altılara, baskılara son verilmeli, OHAL kaldırılmalıdır. Sendikalar, meslek örgütleri, kadın ve gençlik örgütleri, yöre dernekleri, demokratik kitle örgütleri başta olmak üzere tüm demokrasi güçlerini AKP’nin “tek parti, tek adam” rejimine ve OHAL düzenine karşı demokrasi için birliğe, dayanışmaya davet ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    “ANTİ DEMOKRATİK UYGULAMALAR KARŞISINDA SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Daha sonra söz alan BES Genel Başkanı Serpil Akpınar bu anti-demokratik uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağız her zaman olduğu gibi arkadaşlarımızın yanındayız ve Emep üyelerine ve diğer gözaltına alınan arkadaşlara yapılanları şiddetle kınıyoruz” dedi.

    Disk Dev Maden-Sen Ankara Bölge temsilcisi Tayfun Görgün ise “Her geçen gün artarak devam eden bu baskı ve gözaltları kınıyoruz bu ülke de işçi grevlerini OHAL ile yasaklayanlar her gün katledilen işçi cinayetlerinin katledilen kadın cinayetlerin sorumlularıdırlar. Bunlara karşı 1 Mayısta güçlü bir şekilde alanlara inerek cevap olmak durumundayız. Elbette bu karanlık günler geçecektir” diye konuştu.

    Devrimci Parti adına katılan Mehmet Emin Avcı da bu yaşananlara karşı sessiz kalmayacaklarını, Emek Partisi ve gözaltına alınan diğer dost kurumların yanında olduklarını, gözaltıları şiddetle kınadıklarını ifade etti.

    Halkevleri adına katılan Mustafa Eberli Köse ise şunları kaydetti:

    “Bu gözaltına alınan arkadaşlarımızı alandan doğru çalışmalarından biliyoruz. Siyasal iktidar halkı aydınlatmaya yönelik çalışmalarını bildiği için bu arkadaşlarımızı gözaltına alındılar şiddetle kınıyoruz.”

    Son olarak söz alan Tarım Orkam-Sen adına katılan Ali Kılıç ise “Böylesi yönelimlere karşı mutlaka bir cephenin kurulmasının zorunlu olduğunu bunu yaratamaz isek bu tutuklama ve gözaltılar devam edecektir. Unun durdurmanın tek yolunun ortak bir cephe hareketini yaratmaktan geçer” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA     

  • Dev Maden- Sen Genel Başkanı Görgün: TTB’nin açıklaması yasal ve meşrudur-VİDEO

    Dev Maden- Sen Genel Başkanı Görgün: TTB’nin açıklaması yasal ve meşrudur-VİDEO

    PİRHA – Dev Maden Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün TTB’ne yapılan operasyonla ilgili düşüncelerini PİRHA ile paylaştı. Görgün, yapılanların TTB’yi itibarsızlaştırmak, bütün hekimleri baskı altına alıp sindirmek, gerçekleri söylemekten vazgeçirmek ve onlar üzerinden bütün topluma korku salmak olduğunu dile getirdi.

    Haberin videosu

    Türk Tabipler Birliği’ne yapılan operasyon ve gözaltılara ilişkin PİRHA’ya konuşan Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün, bir an önce Türk Tabipler Birliği yöneticilerinin savcılığa çıkartılarak bırakılmalarını ve görevlerinin başına dönmelerini bekliyoruz. Türkiye’de adaletin böyle her şekilde insanları korkutma aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmesini istiyoruz” dedi.

    “HUKUKUN, YÜRÜTMENİN KILICI OLARAK KULLANILMASI YANLIŞ”

    Ülkede hukukun, yasamanın KHK’lerle birlikte yürütmenin elinde olduğu bir dönemde olduğumuzu ifade eden Görgün şunları kaydetti:

    “TTB kendi anayasasal hakkından kaynaklı ve dünyadaki tabiplerin ortaya çıkarttığı ilkeleri tekrar eden bir yaklaşımı ve demeci sonrasında alelacele sanki terör operasyonu gibi gözaltına alındı bütün yöneticileri. Halbuki yasalar uygulansaydı TTB yöneticileri hakkında bir kovuşturma açılacaksa TTB kanunla kurulmuş hekimlerin kurduğu anayasal bir kuruluştur, hekimlerin kuruluşudur. O ancak belli mercilerin başvurusu ile asliye hukuk mahkemesi bu işe bakacaktır. Çünkü nihayetinde ortada olan sadece bir tane bildiri meselesi var. Şu anda kaç günden beri gözaltındalar. Henüz savcılığa çıkıp ifade vermiş de değiller.”

    Görgün, “Bunun çok yanlış olduğun biliyor ve kınıyoruz. Bu hukukun, adaletin, toplumun ve muhalefetin üzerinden yürütmenin bir sopası olarak, kılıcı olarak kullanmasının yanlış olduğunu biliyoruz” diyerek tepkisini gösterdi.

    “TTB’NİN AÇIKLAMASI YASAL, MEŞRU VE AHLAKİ ÖLÇÜLERDE”

    Çok uzun yıllardan beri bir kamu sektörü olan son yıllarda özelleştirmeye özel sektöre, ranta açılan sağlık alanında TTB’nin itirazlarını biliyoruz. TTB her zaman bu dönemlerde buralar hastanedir, buralar ticarethane değildir, bunlar hastadır, mükellef değildir dediler ve sağlık alanlarını sermayeye rant alanı olarak açılma yaklaşımına her zaman karşı çıktılar” diye konuşan Görgün şunları kaydetti:

    “Bu Türkiyede milyarlarca dolar vurgun demektir. Bunun bir kısmı Türkiyede gerçekleşti. TTB toplumun gözünü açan işlev de gördü. Bir kısmı da gerçekleştirmek için şu anda hazırlanıyor. Bütün bunları dikkate aldığınızda TTB yapılan bu baskının neden olduğunu anlayabiliyoruz. Fakat bunun karşılığı yok çünkü TTB basın açıklaması son derece yasal olduğu kadar meşru, ahlaki ölçülerde kalmış hatta hafif ve yumuşak bir açıklama olduğunu söyleyebiliriz.”

    “ADALET İNSANLARI KORKUTMA ARACI OLARAK KULLANILMAMALI”

    “Yapılan bu haksızlığın derhal ortadan kaldırılması gerektiğini, sağlık bakanının buna olumlu anlamda müdahale etmediği, arka çıkmadığı için, sağlık çalışanlarının en önemli kesimi olan tabiplere ve Tabipler Birliği’ne hakaret ve yanlış ifadelerde bulunduğu için derhal istifa etmesi gerektiğini” belirten Görgün şöyle devam etti:

    “Bir an önce Tabipler Birliği yöneticilerinin savcılığa çıkartılarak bırakılmalarını ve görevlerinin başına dönmelerini bekliyoruz. Türkiye’de adaletin böyle her şekilde insanları korkutma aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmesini istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • DİSK’ten çağrı: 15-26 Haziran ışığında kıdem tazminatına sahip çıkıyoruz

    DİSK’ten çağrı: 15-26 Haziran ışığında kıdem tazminatına sahip çıkıyoruz

    PİRHA- 15- 16 Haziran işçi direnişinin 47. yılında basın açıklaması yapan DİSK, “haklarında bir soruşturma yapılmadan işlerinden edilen 1500 DİSK’li işçi, şimdi işsizdir ve tüm hakları ellerinden alınmıştır. Bu işçilerin gidecek bir mahkemeleri dahi yoktur!” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Ankara’daki  Madenci Anıtının önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına TMMOB, SEP, DİP, KESK Ankara Şubeler Platformu, Emep, HDP, DİP’de destek verdi.

    “DİRENİŞ DÖNEMİN İKTİDARINA GERİ ADIM ATTIRDI”

    Açıklamayı yapan Disk Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun GÖRGÜN “Türkiye işçi sınıfının şanlı direnişi, 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 47 yıl geçti. DİSK’in kapısına barajlarla kilit vurmak isteyen hükümete ve sermaye sınıfına karşı işçiler bir olarak, dayanışmayla bu girişime hayır dediler. Kanun, büyük işçi direnişinin etkisiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi” ifadesini kullandı.

    “AYNI KARARLILIKLA MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Bu mücadelenin 47 yıldır kendilerine rehberlik ettiğini belirten Görgün, bugün de sendikal mücadele ve güvenli çalışma hakkı için aynı kararlılıkla, mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    “150 BİN İŞÇİ HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE İŞTEN ATILDI”

    15 Temmuz 2016’daki karanlık darbenin ardından ilan edilen OHAL ve OHAL’e dayanılarak çıkarılan KHK’lerle İşçi sınıfının kazanımlarını tümden ellerinden almak istendiğinin altını çizen Görgün, “bu güne kadar 150 bine yakın emekçinin işine son verildi, hak arama yolları kapatıldı ve yılların emeği gasp edildi” dedi.
    “Belediyelerden atılan 1500 DİSK’li işçi şimdi işsiz, gidecek mahkemeleri de yok” diyen Görgün, hukuksuz işten atılmalara son verilmesini, bunu barış adına, demokrasi adına talep ettiklerini ifade etti.

    “OHAL BASIN EMEKÇİLERİNİ İŞSİZ BIRAKTI”
    “Basın emekçileri de OHAL bahanesiyle mağdur edilmişlerdir. Basın ve ifade özgürlüğü Anayasal güvence altına alınmış olmasına rağmen 150’nin üzerinde gazeteci hapistedir. TV’ler, gazeteler, radyolar kapatıldığı için binlerce basın emekçisi işsiz kalmıştır” diyen Görgün, iktidarın Türkiye işçi sınıfının hafızasından sendikal hakları silinmek istediğinin altını çizdi.

    “BİR YILDA 56’SI ÇOCUK 1970 İŞÇİ, İŞ CİNAYETİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ”

    “Son bir yıl içinde 56’sı çocuk 1970 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi, işsizlik 7 milyona ulaştı; işsizlik sigortası fonu ise patronlara peşkeş çekiliyor” diyen Görgün, “bu ülkede sadece emek değil, doğa da sermayenin yağmasının hedefi oluyor. Kıyılarımıza, meralarımıza, derelerimize, ormanlarımıza, zeytinlerimize göz dikiliyor” ifadelerini kullandı.

    “İŞÇİ SINIFINI MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”
    Görgün, son olarak “15-16 Haziran’ın 47 yıl öncesinden yaydığı ışıkla Türkiye işçi sınıfını birlik ve dayanışma içinde mücadeleye çağırıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA