PİRHA-Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde 2021 yılında yük treninin işçi servisine çarpması sonucu 7 işçinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili açılan davanın ilk duruşması yarın Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Servis şoförünün tek sanık olarak yer almasına tepki gösteren aileler “Biz bütün suçluların ve sorumluların yargılanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde yük treninin çarptığı işçi servisinde 7 işçinin hayatını kaybettiği kaza ile ilgili olarak açılan davanın duruşması yarın (15 Eylül) görülmeye başlanacak.
Evrensel Gazetesi’nde yer alan habere göre 4 Eylül 2021 günü Velimeşe Mahallesi’nde Kapıkule-Halkalı seferini yapan yük treni, hemzemin geçitteki kapalı bariyerlerin arasından geçmeye çalışan Bilal Küllü yönetimindeki Nil Örme fabrikasında çalışan işçilerin taşındığı minibüse çarptı. Kazada Suzan Aksoy, Halil Aksoy, Nebibe Korkmaz, Cangül Akın, Hülya Dinçkol, Yaşar Yüce ile Nusret Açıkgöz yaşamını yitirirken, 5 kişi de yaralandı.
Kazanın ardından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda servis şoförü Bilal Küllü asli, TCDD ve Karayolları Genel Müdürlüğü Yerel İdaresi ise tali kusurlu bulunurken, iddianamede de Küllü, tek sanık olarak yer aldı. Servis sürücüsünün tek sanık olmasına tepki gösterten aileler yarın Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşmaya çağrı yaptı.
“BÜTÜN SUÇLULARIN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”
Kazada hayatını kaybeden Nebibe Korkmaz’ın akrabası İlker Gedik konuya dair “Kaza göz göre göre gelmiş. Nebibe de dahil olmak üzere birçok çalışan şoförü fabrika yönetimine şikayet etmesine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Aynı şoför aynı yerde defalarca bariyerler kapalı olmasına rağmen geçmiş. O şoföre bırakın servis vermeyi ehliyet bile verilmemeliydi. Ama tek suçlu şoför değil. Servisi denetlemeyen, şikayetleri kulak arkası yapan fabrika yönetimi de suçlu. Kazanın bütün suçu bir kişinin üzerine yıkılarak kapatılmaya mı çalışılıyor? Biz bütün suçluların ve sorumluların yargılanmasını talep ediyoruz. Bir daha böyle bir kazanın olmaması, işçilerin ekmek peşinde koşarken hayatını kaybetmemesi için bütün suçluların yargılanması gerekli. Biz adalet istiyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- BTS ve HABER-SEN üyelerinin baskı ve sürgüne maruz kalmaları üzerine başlatılan yürüyüş eylemi Ankara’da son buldu. Yapılan açıklamada “Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin!” çağrısı yapıldı.
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ile Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER SEN) mobbing, ihraç ve sürgünlere karşı 2 Şubat’ta başlattığı yürüyüşünü Ankara’da sonlandırdı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı üye ve yöneticiler, farklı illerden yola çıkarak Ankara TCDD Gar önünde bir araya geldi. Yapılan eyleme CHP’li milletvekilleri de destek verdi.
“NEREDE ADALETSİZLİK VARSA KARŞISINDA DURDUK”
Sendikalar adına ortak açıklamayı BTS Genel Başkanı Murat Oral okudu. Oral “Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“BTS ve HABER SEN olarak; yaptığımız açıklamalarla, verdiğimiz mücadeleyle, nerede haksızlık, nerede adaletsizlik varsa karşısında durarak, nerede kamu zarara uğratıldıysa teşhir ederek, nerede liyakatsizlik, nerede hukuksuzluk varsa yargıya taşıyarak gerçek sendikacılığın adresi olmamız pek çok çevreyi rahatsız etmiştir.
Bizlerin yaptığı gerçek sendikacılık karşısında rahatsız olan siyasi iktidar ve örgütlü olduğumuz kurumların yöneticileri tarafından sendikalarımız susturulması gereken bir kurum olarak görülmüş, bu nedenle üyeleri korkutulmaya, sindirilmeye, baskı altına alınmaya çalışılmış. Şimdi bu da yetmemiş olacak ki yasaları ve hukuku hiçe sayarak, temsilci ya da yönetici olup olmadığına bakmaksızın üyelerimiz hakkında sürgün ve ihraç kararları verilmektedir.
HABER-SEN ve BTS tarafından, COVİD-19 salgınının başından itibaren gerekli önlemlerin alınması, olumsuz çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla yaptığımız girişimlerimiz yine kurum yöneticilerini rahatsız etmiştir.”
“AKIL VE VİCDAN ÖLÇÜLERİYLE DE BAĞDAŞMAMAKTADIR”
Murat Oral, AKP iktidarının, kamudan ihracı silah olarak gördüğünü belirterek, “AKP iktidarı, kendine biat etmeyen, barıştan, demokrasiden, insan haklarından, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinden yana kesimleri KHK’larla susturmak, baskı altında tutmak istemektedir” dedi. Oral, PTT yönetimi tarafından, haklarında hiçbir adli soruşturma yokken ve gerekçe gösterilmeksizin sendika üyelerinin ihraç edildiğini belirterek şunları söyledi:
“OHAL’in kalkmasına rağmen OHAL hukuku işletilerek HABER-SEN Diyarbakır Şube Kadın Sekreteri Esra Ademhan ile KESK Üst Kurul delegesi İzzettin Ekin kurum kararı ve bakanlık onayıyla işyerinde görevleri başındayken ellerine tutuşturulan tebliğlerle ihraç edilmiştir. Üyelerimizin adli hiçbir soruşturması ya da davası bile yokken; tebliğ edilen evrakta, mesnetsiz ve dayanaksız iddiaları destekler hiçbir delil ve gerekçe gösterilmemişken bakanlığın ihraç kararı açıkça hukuksuzdur. Ve bu hukuksuzluk kadar Covid-19 pandemisinin yaşandığı bir dönemde bile çalışanlarını sürgün etmek, ihraç etmek elbette ki akıl ve vicdan ölçüleriyle de bağdaşmamaktadır.
İşin özü; demokrasi söylemlerini ağzından düşürmeyip, tam aksi uygulamalar yapan siyasi iktidarın kurumlara atadığı bürokratların “ben yaparım oldu” anlayışı sonucu pek çok hukuksuzlukla karşı karşıyayız.”
“HALK SAĞLIĞINI DÜŞÜNDÜKLERİ İÇİN SÜRGÜN EDİLDİLER”
Ortak basın açıklaması ardından konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “BTS çalışanları, cinayet gibi kazaların sebebini ortaya koyduğu ve bu sebepleri halkla paylaştığı için sürüldü” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“PTT’deki arkadaşlarımız neden sürüldü söyleyelim; çünkü onlar, pandemide önlemlerin alınmasını istediler. ‘Dönüşümlü, dinlenerek çalışmak istiyoruz’ dediler. ‘Kişisel koruyucu ekipmanları kurum sağlasın, zaten geçirmeye bile zor yeten ücretlerimizle koruyucu ekipman almaya mahkum etmeyin’ dediler. ‘Biz halka hizmet götürüyoruz. Eğer bizim sağlığımızı korumazsanız halkın sağlığı da tehlikeye girer’ dediler. Halkın sağlığını da düşündükleri için sürgün edildiler.”
“DEVLET ÇÜRÜMEYE BIRAKILDI”
CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise “Devletin bütün kademelerinde Liyakat yerine maalesef sadakat ve yandaşlık esas alınır oldu” dedi. Hakverdi, kamuda sadece iktidara yakın kişilerin görev alabildiğini ifade ederek şöyle devam etti:
“İktidar gibi düşünmeyenler ötelendi. Emeği ile çalışanlar da bugünkü yaşadığımız gibi sürgünlere, tehditlere maruz kaldı. Devletin bütün kademeleri bir şekilde liyakatsız kişiler tarafından ele geçirildi ve devlet çürümeye bırakıldı. Bu aslında devletin düşmanlığıdır. Bu noktada mücadelemiz, desteğimiz; aşağıya başını eğmeyen öğrencilere ve emekçileredir.”
PİRHA- BTS ve HABER SEN üyelerinin baskı ve sürgüne maruz kalmaları üzerine Malatya’da basın açıklaması yapan çalışanlar, “Bugüne kadar sesimizi duymayanlara duyurmak için bugün ülkemizin dört noktasından Ankara’ya yürüyerek 4 Şubat Perşembe günü Ankara’da olacağız” dedi.
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) ile Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER SEN) üyelerinin mobbing ve sürgüne maruz bırakılmalarına tepkiler sürüyor.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında örgütlü bulunan iki sendikası BTS ve HABER SEN, ülkenin farklı noktalarından yola çıkarak Ankara’ya yürüyor.
Konuya ilişkin basın açıklaması yapan BTS Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir, sendika üye ve yöneticilerine yönelik hukuk dışı uygulamaların geri alınması yönünde taleplerini sıraladı.
Akdemir, “Bugün, kurumlarımızda yapılan nakil ve atamalarda kıstas siyasi iktidara yakınlıkla ölçülmekte” diyerek kurum içi eşitsizliklere değindi.
“MÜCADELEDEN GERİ DURMAYACAĞIZ”
Hasan Akdemir, “Nerede liyakatsizlik, nerede hukuksuzluk varsa yargıya taşıyarak kurum yöneticileri başta olmak üzere pek çok çevreyi rahatsız etmekteyiz” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“HABER SEN ve BTS tarafından, COVİD 19 salgınının başından itibaren gerekli önlemlerin alınması, olumsuz çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla yaptığımız girişimler, basın açıklamalarımız ve sosyal medya çalışmalarımızla hem çalışanları hem de hizmet alanları korumaya çalışma girişimlerimiz yine kurum yöneticilerini rahatsız etmiştir.
Bizlerin yaptığı gerçek sendikacılık karşısında rahatsız olan siyasi iktidar ve örgütlü olduğumuz kurumların yöneticileri tarafından sendikalarımıza yönelik ayrımcı ve baskıcı uygulamalar yetmiyormuş gibi şimdi de yasaları ve hukuku hiçe sayarak, temsilci ya da yönetici olup olmadığına bakmaksızın üyelerimiz hakkında sürgün kararları verilmektedir.
TCDD ve TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetimi tarafından 22 Aralık 2020 tarihinde BTS Genel Sekreteri İsmail Özdemir Ankara’dan Sivas’a sürgün edilirken Genel Hukuk TİS ve İnsan Hakları Sekreterimiz Aziz Mustafa Şimşek makinistlik görevinden alınmış ve depo cezası verilmiştir.
Sendikamız Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir Tatvan ve Van’a geçici görevlendirme adı altında cezai amaçlı olarak gönderilmiştir.
Daha önce sürgün edilmesinin ardından mahkeme kararıyla geri dönen sendikamız İzmir işyeri temsilcisi Ünal Karadağ aynı kurumda çalışmakta olan eşi Sendikamız İzmir Şube Kadın Sekreteri Nurhan Karadağ ve Sendikamız Merkez Yürütme Kurulu üyeliği ile İzmir Şube Başkanlığı görevlerini yapmış işyeri temsilcimiz Bülent Çuhadar Malatya’ya, İzmir Şube Sekreterliği görevini yürütmekte olan Muhdi Seyhan ise Kars/Topdağı İstasyonuna 06.01.2020 tarihinde sürgün edilmişlerdir.
Kamudan ihracı silah olarak gören AKP iktidarı, kendine biat etmeyen, barıştan, demokrasiden, insan haklarından, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinden yana kesimleri KHK’larla susturmak, baskı altında tutmak istemektedir.
PTT yönetimi tarafından, haklarında hiçbir adli soruşturma ya da dava yokken; hiçbir delil ve gerekçe gösterilmeksizin yöneticileri ve üyeleri hakkında hukuka aykırı bir şekilde ihraç kararları verilmektedir.
İşin özü; demokrasi söylemlerini ağzından düşürmeyip, tam aksi uygulamalar yapan siyasi iktidarın kurumlara atadığı bürokratlar tarafından ‘ben yaparım oldu’ diyerek pek çok hukuksuzlukla karşı karşıyayız.
Bu kararların alınmasında söz sahibi olan kurum yöneticilerine sesleniyoruz; Hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin!
“BİZLER GERİ DURMAYACAĞIZ”
Bu haksız ve hukuksuz karar ve uygulamalarla bizleri yıldıracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bizler tüm bu baskılar karşısında mücadeleden geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız.
Bugüne kadar sesimizi duymayanlara duyurmak için bugün ülkemizin dört noktasından Ankara’ya yürüyerek 4 Şubat Perşembe günü Ankara’da olacağız.”
PİRHA-Çin’e törenle uğurlanan trenin Çerkezköy’de olduğunun anlaşılması üzerine BTS üye ve yöneticileri, baskı ve sürgünlerle karşılaştı. Durumu protesto eden Birleşik Taşımacılık Çalışanları Emeklileri, “Ne kadar baskı da kursanız, ne kadar demiryolu emekçisini sürgün de etseniz asla yılmayız” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanının katıldığı törenle Çin’e gitmek üzere uğurlanmış olan yük treninin Çin yerine önce Halkalı’ya, oradan da Çerkezköy’e geri getirildiğinin anlaşılmasının ardından konu, kamuoyunun da gündemine oturmuştu.
Yaşanan hadise sonrasında TCDD Taşımacılık A.Ş. yönetiminin Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üye ve yöneticilerine mobbing uyguladığı aktarıldı.
BTS Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasında içerisinde MYK ve Şube yöneticisi ve işyeri temsilcilerinin olduğu üyelerin sürgün edildiği bilgisi verildi.
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Emeklileri adına basın açıklamasını Sevim Boyraz okudu. TCDD yönetimine seslenen Boyraz, “Ne kadar baskı da kursanız, ne kadar demiryolu emekçisini sürgün de etseniz bu coşkun akan suyu engelleyemezsiniz. O nedenle gelin yaptığınız yanlıştan dönün. Yoksa siz bizi sürmekten yorulursunuz ama biz asla yılmayız” dedi.
“BTS ASLA BOYUN EĞMEMİŞ, İTAAT ETMEMİŞTİR”
Sevim Boyraz, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’na dönük keyfi uygulamaların derhal sonlandırılması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Demiryollarında üye ve yöneticilerimize yönelik bu saldırılar, tüm ülkede yaşanan anti-demokratik uygulamalardan, hak arayan emekçilere yönelik saldırıdan, asgari ücretle toplumun açlığa mahkûm edilmesinden, kamunun talanından, Yap-İşlet-Devret’lerle geleceğimizin ipotek altına alınmasından bağımsız değildir. Liyakatsiz atamalar, kadrolaşmalar, ehil olmayan kişilerin yönetim kademelerine gelmeleri, bilimden uzak, tecrübesiz, birikimsiz bir kadro yığınının yönetim kademesini doldurması ile siyasi iktidarın ve kurum yöneticilerinin demiryollarımızı getirdiği nokta ortadadır. Toplumun büyük kesiminin, yaşamın her alanında baskı altına alındığı bu süreçte BTS olarak, TCDD yöneticilerinin tüm bu bilimsellikten uzak, hukuksuz uygulamaları karşısında susmamış, nerede haksızlık, nerede adaletsizlik, nerede yanlış varsa haykırmıştır.”
PİRHA – HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir, TCDD tarafından son zamanlarda başlatılan ve çalışanların protestoyla karşılık verdiği rotasyon iddialarını Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na sordu. Kerestecioğlu “Rotasyon adı altında yapılan sürgünün gerekçesi nedir? Çalışanların ve kamunun yararına yapılan bu hukuksuzluğun iptali için girişimde bulunacak mısınız?” diye sordu.
TCDD, gerek personellerine yönelik uygulamaları gerekse de vatandaşlara yönelik aldığı radikal değişiklikler ile gündemde durmaya devam ediyor. Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı bir şekilde hizmet vermekle yükümlü olan TCDD’nin birçok tarihi taşınmazı ihalelerle iktidara yakın çevrelere satılıyordu. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir de, TBMM Başkanlığı’na Ulaştırma Bakanı tarafından yanıtlanması için bir önerge verdi.
“TCDD’DE CİDDİ BİR SİYASİ KADRO ATANMALARI VAR”
HDP Ankara Milletvekili Av. Filiz Kerestecioğlu Demir, AKP iktidarı döneminde TCDD bağlantılı kazaları ve bu kazalarda gerçekleşen ölümleri hatırlatarak TCDD’nin uzman kadro alımlarında liyakat uygulanmadığını belirterek siyasi kadro atamalarının gerçekleştirildiğini, TCDD’nin kurumsal ve hizmet anlamında işlevsizleştirildiğini belirtti.
Kerestecioğlu soru önergesinde, “AKP iktidarı döneminde Pamukova’da 41, Tavşancıl’da 9, Kütahya’da 7, Çorlu’da 24, Ankara-Konya YHT hattında 9 yurttaşımız hayatını kaybetti. Bu kazaların ardından TCDD’nin işlevsizleştirilmesine, siyasi kadro atamalarına ve her düzeydeki uzman kadro kıyımına son verilerek iyileştirilmeler yapılması beklenirken, yanlışta ısrar edilmiş, demiryolculuk tecrübesi olmayan kişiler üst düzey bürokratik görevlere atanmıştır” dedi.
ANKARA GARI, HAYDARPAŞA, SİRKECİ…
TCDD tarafından gerçekleştirilen ihalelerle asırları aşan bir geçmişi olan, tarihi açıdan sembol olabilecek TCDD binaları yandaş gruplara verildi. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu “Ankara Gar’da 70.000 m2, Haydarpaşa’da 20.500 m2, Sirkeci’de 4.500 m2 alan TCDD tarafından kişi ve kurumlara devredilerek adeta yağmalanmıştır” dedi.
Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Üyesi çalışanların öncelikli olarak TCDD bünyesinde rotasyon denilerek sürekli yer değiştirildiğini belirten Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, “Sürgün edilen kişilerin ve ailelerinin sağlık durumları, ekonomik ve sosyal koşulları göz önünde bulundurulmamıştır. Yıllar boyunca mesleklerinde uzmanlaşan ve demiryolculuğun korunması ve geliştirilmesi için çaba gösteren çalışanları cezalandırmak için salgın döneminde uygulamaya konan hukuksuz sürgün kararının geri alınması gerekmektedir” dedi.
HDP Ankara Milletvekili Av. Filiz Kerestecioğlu Demir’in Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun yanıtlaması için TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesiyle Bakan’a şu sorularla seslendi;
TCDD’de rotasyon adı altında yapılan sürgünün gerekçesi nedir? Bakanlığınıza bağlı bu köklü kurumun çalışanlarının ve kamunun yararı göz önünde bulundurularak bu hukuksuz sürgün kararının iptali için girişimde bulunacak mısınız?
Gerekçesiz yapılan naklen atama işlemlerinde kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka uyarlık bulunmadığına ilişkin emsal İdare Mahkemesi kararlarına rağmen kamu personelleri neden halen hukuksuz sürgünlerle karşı karşıya kalmaktadır?
4688 sayılı Kanunda sendika yöneticilerinin işyerlerinin değiştirilemeyeceği açıkça belirtilmesine rağmen, neden üç BTS yönetici ve temsilcisi sürgün edilerek hukuksuz işlem yapılmaktadır?
Daha önceden yapılmış geçici görevlendirmeler salgın nedeniyle ertelenmiş olmasına rağmen neden sürgün kararları çıkarılarak personelin bu koşullar altında yeni işyerlerinde işbaşı yapması istenmektedir?
TCDD Genel Müdürlüğü neden BTS’nin bu konudaki diyalog ve randevu taleplerini reddetmektedir?
TCDD Genel Müdürlüğü neden BTS’nin bu konudaki diyalog ve randevu taleplerini reddetmektedir?
Kanser hastası olan, eşi felçli, kronik hasta veya çocuğu engelli olan çalışanların sürgün edilerek kişilerin ve ailelerinin sağlık durumlarının, ekonomik ve sosyal koşullarının göz önünde bulundurulmamasının yaratacağı mağduriyet ve sonuçlardan sorumlu olduğunuzu düşünüyor musunuz?
PİRHA- İzmir’de BTS üyesi bir kişinin Malatya’ya sevk edilmesine tepki gösteren BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş, “’Sırf sendikalı olmaktan başka hiçbir özrü olmayan çalışkan bir insanı ailesini de huzursuz ederek sürgün etmek’ adaletsizlikten öte bir durumdur, gözdağıdır” dedi.
Haberin videosu
Birleşik Taşımacılık Emekçileri Sendikası(BTS ) rotasyon adı altında yapılan sürgünleri ve üyeleri Ünal Karadağ nezdinde TCDD Yönetiminin BTS’ye yönelik saldırılarına bir an önce son vermesi için TCDD Genel Müdürlüğünün önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını MYK adına Genel Başkan Hasan Bektaş okudu.
“LİYAKATSİZ ATAMALAR”
TCDD Genel Müdürlüğü Protokol kapısı önünde yapılan açıklamaya, sendika üyelerinin yanı sıra Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri katıldı. “Sürgüne Hayır” ve “Sürgünler bizi yıldıramaz” yazılı pankart ve döviz taşıyan emekçiler, sık sık “Demiryolu bizimdir bizim kalacak” ve “İnadına Sendika İnadına BTS” sloganları attı.
Açıklamayı okuyan BTS Genel Başkanı Hasan Bektaş, 164 yıllık TCDD Genel Müdürlüğü’nün 1950 yıllarda gerileme sürecine girdiğini 2000’li yılların başından itibaren de AKP iktidarı ile birlikte yanlış ulaşım politikaları nedeniyle kamuoyunda hızlandırılmış tren kazasıyla başlayan ve devam eden kazalara ilaveten, liyakatsiz atamalar, siyasi kadrolaşmalar ve son günlerde de sürgünler ile anılmaya başlandığına dikkat çekti.
Bektaş, İzmir TCDD 3.Bölge Müdürlüğü, Trafik ve İstasyon Yönetim Servis Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ünal Karadağ sözde rotasyon adı altında Malatya’ya sürgün edilmesine tepki göstererek yaşananların adaletsizlikten öte bir durum olduğunu söyledi.
“YAPILAN BU YANLIŞTAN GERİ DÖNÜLMELİ”
Yandaş sendikalarının üye ve yöneticilerinin liyakatsız bir şekilde atandığını söyleyen Bektaşi sözlerini şöyle sürdürdü:
“TCDD yönetimi; yasaları, yönetmelikleri hiçe sayarak kuruluşumuzda ki en alt kademelerdeki atamalara kadar müdahale etmesi bu pervasızlığın geldiği boyutu göstermektedir. Sendikamız tarafından üyemizin sürgün edilmesi üzerine TCDD Genel Müdürü ve TCDD Trafik ve İstasyon Yönetimi Dairesi Başkan Vekili ile yaptığımız görüşmelerde sorunun çözümüne yönelik bir adım atılmamış ve rotasyon adı altındaki bu hukuksuz görevlendirmenin arkasında durmuşlardır. TCDD Genel Müdürlüğü yasa ve yönetmeliklere aykırı bu işlemi yaparak suç işlemektedir. Yapılan bu yanlış uygulamadan bir an önce vazgeçilerek işlemin iptalini istiyoruz. Aksi takdirde bu hukuksuz uygulamanın sorumluları hakkında sendikamız tarafından suç duyurusunda bulunulacak olup, bundan sonraki süreçte BTS olarak meşru temelde her türlü mücadelemizi sürdürüp eylem ve etkinlikler düzenleyeceğimiz bilinmelidir.” PİRHA/ANKARA
PİRHA – Emek ve meslek örgütleri, TCDD’ye ait tarihi binaların Medipol Üniversitesi’ne devredilmesine karşı açıklama yaparak “Tarihimizin ve geleceğimizin yok edilmesine sessiz kalmayacağız” dedi.
DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Tabip Odası, Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, TCDD’ye ait tarihi binaların Medipol Üniversitesi’ne devredilmesini protesto etti.
Tarihi gar önünde bir araya gelen kitle, “İşte rant, işte talan işte AKP”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atarak durumu protesto etti.
Meslek örgütleri adına ortak basın açıklamasını okuyan Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Başkanı Hasan Bektaş, “Kamuoyunca; alanın, plan değişikliği ile özel üniversite alanı olarak ilan edilmesi nedeniyle; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Ankara Medipol Üniversitesi’ne tahsis edilip edilmediği sorusu siyasi iktidara sorulmuş, ancak bu soru yanıtsız bırakılmış ve yapılan işlemler kamuoyundan gizlenmiştir” dedi.
TARİHİ GAR İÇİN ÖDENEN KİRA MİKTARI BİLİNMİYOR
Bektaş, demiryolu işletmeciliğine ait tarihi alanların amaç dışı ve rantsal kullanım sebebiyle devredildiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu nedenledir ki sayın rektöre düşen ilk görev; imzaladıkları kira sözleşmesini kamuoyu ile paylaşmaktır. Tekrar hatırlatmak gerekir ki Medipol Üniversitesi’ne sadece Ankara’nın merkezinde bir alan devredilmemektedir. Bu alan, demiryolu işletmeciliği için ihtiyaç duyulan ve TCDD’nin işyeri olarak kullandığı binaların yanı sıra, personelin sosyal gereksinimlerini karşıladığı TCDD Sanat Galerisi ve Müzesi, çay bahçesi, misafirhane, kreş, lojman vb. binaların bulunduğu ve gelişen ve değişen şartlara göre yine demiryolu ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gereken rezerv alanlara da sahip bir alandır. Yani bu alan ve binalar demiryolu işletmeciliğinin gelişiminde TCDD’nin ihtiyaç duyduğu mekanlardır.
Kamusal hizmetin sürdürülmesinde TCDD’nin kurumsal olarak zaten ihtiyacı olan bina ve arazilerin kullanım amacı değiştirilerek bir vakıf üniversitesine tahsisi, sermaye lehine bilinçli bir tercihi göstermesinin yanı sıra toplum yararını yok saymak ve oluşmuş olan rantı kişisel ve grupsal çıkarlarla dağıtmak anlamına da gelmektedir.
Bizler, iktidarın rant ve talan politikalarıyla kentlerimize, doğamıza, tarihi ve kültürel değerlerimize yönelik saldırılarına karşı yürütülen mücadelenin en ön saflarında yer alan DİSK, KESK, TMMOB, ATO ve ASMMMO olarak bu yağmaya da sessiz kalmayacağımızı ve bu süreç toplum yararına çözülünceye dek konuyu gündemde tutacak, her türlü çabayı göstererek kamuoyunu aydınlatmaya devam edeceğimizi saygılarımızla duyururuz.”
PİRHA – Ankara’da 2018’de 9 kişinin öldüğü Yüksek Hızlı Tren (YHT) kazasıyla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda hatalar detaylarıyla açıklanırken dönemin TCCD genel müdürü ve yardımcıları da kusurlu bulundu.
Ankara’da 13 Aralık 2018’de dokuz kişinin öldüğü Yüksek Hızlı Tren (YHT) kazasıyla ilgili bilirkişi raporu açıklandı. Tren kazasıyla ilgili soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda dönemin TCCD genel müdürü ve yardımcıları da kusurlu bulundu. Kazadan sonra genel müdürlüğe atanan dönemin genel müdür yardımcısı da kusurlu bulunanlar arasında yer aldı.
Kazanın üç adet ‘kök’ nedeninin olduğu belirtilen raporda ilk nedenin ‘hattın eksikleriyle açılması’ olduğu ifade edilirken “Ankara-Sincan hızlı tren hattını imalatı tamamlanmadan, ETCS/ERTMS sistemi gerekleri olmadan işletmeye açtığı için TCDD Genel Müdürü İsa A. kusurludur. Kazanın birinci ‘kök’ nedeni, hattın eksikleri olduğu halde açılması, diğer bir ifadeyle hattın açılması için acele edilmesidir” notu düşüldü.
YANLIŞ TRAFİK YÖNETİM SİSTEMİ KURULDU!
Raporda ikinci ‘kök’ neden olarak yanlış trafik yönetim sistemi kurulmasına işaret edildi. TCDD hatlarının yarıdan fazlasında trafiğin Trenlerin Merkezden İdaresi Sistemi’yle (TMİ) yönetildiği belirtilen raporda “Yeni geliştirilen trafik yönetim sisteminin söz konusu düzenlemelere uygun olması zorunluluktur. Yanlış bir trafik yönetim sistemi kurulması kazanın ikinci ‘kök’ nedenidir” denildi.
Raporda hattın erken açılmasından kaynaklı ETCS/FRTMS ile yönetilemeyeceğinden, bunun yerine Genel Müdür Yardımcısı Ali İhsan U. ve TCDD Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mükerrem A. imzalı yazıyla yeni trafik yönetim sistemi kurulduğu anlatılırken, “Bu sistem daha önce uygulanan bir sistem değildir. Olası riskleri bilinmemektedir ve literatürde karşılığı yoktur. Bunun uluslararası düzenlemelerde ve uluslararası demiryolu ağında karşılığı bulunamamıştır. Yeni bir trafik yönetim sistemi kurulması emniyet açısından büyük bir değişikliktir. Bu nedenle, Ali İhsan U. ve Mükerrem A. ile Trafik ve İstasyon Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Recep K. kusurludur” denildi.
“RİSK ANALİZİ YAPILSA HAT AÇILMAZDI”
Yeni trafik yönetim sisteminin birçok değişikliğe de tabi tutulduğunun anlaşıldığı belirtilen raporda şu ifadelere de yer verildi:
“Hattın açılması kararla ilgili yapılması gereken ilk risk analizi yapılmamıştır. Eğer hattın ETCS/FRTMS olmaksızın işletmeye açılmasıyla ilgili bir risk analizi yapılsaydı muhtemelen açılmaması yönünde karar verilecek ve bu başlık altında sonradan yapılması gerektiği düşünülen hiçbir risk analizine gerek kalmayacaktı.”
ÜÇÜNCÜ ‘KÖK’ NEDEN: MANEVRALARIN DOĞUDAN BATIYA ALINMASI
Raporda değiştirme nedeniyle kazaya neden olan manuel M74 makasının manevraların doğudan batıya alınmasıyla çok önemli hale geldiği de belirtilerek şöyle denildi: “YHT manevraları doğuda yapıldığı zamanlarda doğrudan etkili en az üç dört kişinin kusuruyla kaza olma riski varken, batıda yapılmaya başlayınca bu sayı bir iki kişiye düşmüştür. Manevraların doğudan batıya alınması kazanın üçüncü ‘kök’ nedenidir. Bu kararın alınmasında sorumluluğu bulunan TCDD Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ç., 8’inci Bölge Müdürü Duran Y., 8’inci Bölge Servis Müdürü Ünal S., 8’inci Bölge Servis Müdür Yardımcısı V. Ergün T. kusurludur.”
“ÇAĞLAR VE YAMAN GÖREVİNE DEVAM EDİYOR”
İsmail Çağlar ve Duran Yaman’ın yansıra V. Ergün T. sanık değil. Soruşturma kapsamında üç tutukludan biri olan, tren teşkil memuru (makasçı) Osman Yıldırım’ın da hat-1’den vermesi gereken yolu hat-2’den vermesi nedeniyle kusurlu olduğu belirtildi.
Sinyalsiz işletmecilik yapılan hatlarda, makasın, istasyonun hangi yoluna düzenlendiğini gösteren makas feneri olması gerekirken, Ankara- Sincan hattında makas feneri bulunmadığına değinilerek şöyle devam edildi:
“Kamera görüntülerinden Osman Yıldırım’ın makasa uzaktan baktığı ve doğru yolda olduğunu düşünerek geri döndüğünün kanaati oluşmuştur. Kazada ölen makinist Adem Yaşar’ın, hat-1’den gitmesi gerekirken hat-2’den gittiğinin farkında olmaması ya da bunu önemsememesi kazaya neden olmuştur. Adem Yaşar, altı dakika boyunca yanlış hattan gittiğini fark etmemesi, fark etse bile bunu önemsemeyerek treni durdurmaması nedeniyle kusurludur.”
Yıldırım’a, işbaşı eğitimi verilmeden işbaşı yaptırıldığı için Ankara Gar Müdürü Talip Ü., Müdür Yardımcısı Vekili Kadir O., emniyet yönetim sisteminin doğru çalışmadığı için TCDD Genel Müdürlüğü EKAY Daire Başkanı Tuna A. da kusurlu bulundu.
Ankara başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, tren teşkil memuru (makasçı) Osman Yıldırım, hareket memuru Sinan Yavuz ve kontrolör Emin Ercan Erbey mahkemece tutuklanırken, TCDD 8’inci Bölge Müdürü Duran Y., YHT Gar Müdür Yardımcısı Kadir O. ve YHT Gar Bölge Müdürlüğü Trafik ve İstasyon Yönetimi Servis Müdürü Ünal S.’nin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştı.
Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği, Çorlu’da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren katliamıyla ilgili kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin karara yapılan itirazı reddetti.
Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği, siyasetçiler, bürokratlar, TCDD’nin üst yönetimi hakkında “kovuşturmaya yer yok” verilen karara yapılan itirazı reddetti.
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde geçen yıl 8 Temmuz’da 25 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce insanın yaralandığı tren faciası için Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada, siyasetçiler, bürokratlar ve TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişiler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.
Çorlu 2. Sulh Ceza Hakimliği, bir müşteki tarafından savcılığın kararına yapılan itirazı reddetti. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın delillere uygun verildiğini belirten Ceza Hakimliği, kararında şu ifadelere yer verdi: “İtiraza konu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının toplanan delillere uygun olarak verildiği ve soruşturmanın genişletilmesini gerektirecek eksiklik de bulunmadığı anlaşılmakla, itiraza konu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara karşı yapılan itirazın reddine.”
Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre, hakimlik, soruşturma dosyası ve evrakının Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, kararın Çorlu CBS’nca itiraz edene tebliğine ve dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere karar verdi.
NE OLMUŞTU?
Çorlu’da geçen yıl Temmuz’da meydana gelen, 25 kişinin öldüğü, 340 kişinin yaralandığı tren kazasında, mağdur ve müşteki olan toplam 370 kişi adına Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ gerekçesiyle, siyasetçiler, bürokratlar ve TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişiler başlattığı soruşturma tamamlanmıştı.
Cumhuriyet Savcısı Galip Yılmaz Özkurşun’un yaptığı soruşturmada tren şefi Hüseyin Kahraman, makinistler Halil Altınkaya ve Suat Şahin hakkında takipsizlik, siyasetçiler, bürokratlar, TCDD’nin üst yönetimi yer alan kişiler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.
PİRHA – Ankara-Konya hızlı tren hattında yaşanan kazadan 7 yıl önce Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın, “Hattın sertifikasyon raporunu göremedik. Ankara-Konya hattından kaygılıyız” açıklamasını yaptığı ancak hükümetten herhangi bir karşı açıklama gelmediği ortaya çıktı.
Ankara’dan Konya’ya gitmek üzere hareket ettikten kısa süre sonra kılavuz trene çarparak faciaya neden olan Yüksek Hızlı Tren ‘in (YHT) hattı konusunda Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın (BTS) açılmasından önce uyarılarda bulunduğu ortaya çıktı.
“KAYGILARIMIZ VAR”
2011 yılında dönemin BTS Genel Sekreteri Nazım Karakurt, o tarihte henüz seferlere başlamayan Ankara-Konya tren hattı ile ilgili uyarılarda bulundu.
Karakurt, o tarihte yaptığı açıklamada, hızlı tren standartlarının uluslararası standartlara uygun olması gerektiğinin altını çizerek, “Ne yazık ki bu Eskişehir hattında yapılmadı ve şu anda açılması planlanan Konya-Ankara hızlı tren hattında da bu tür kaygılarımız var. Nedir bunlar? Tüm bunların altyapı ve üst yapısı tamamlandıktan sonra Bağımsız Sertifakasyon Kurulu var. Bu kurul aynı zamanda Avrupa’daki normları buraya taşıyor. Bu projeler bu kurulun denetiminde yapılmalıdır. Mesela Ankara- Konya hattında çalıştırılacak hızlı tren hattının Bağımsız Sertifikasyon Kurulu tarafından Ağustos ayı içerisinde işletmeye açılmasının onaylanıp onaylanmadığını bilmiyoruz” diye konuştu.
“RAPORUN KAMUOYU İLE PAYLAŞILMASI İSTENMİŞ”
Kurulun açılacak hat için yeterlilik kararı vermemesi durumunda bunun hatta eksik altyapı, üstyapı ile ilgili sıkıntılar yaratabileceğine vurgu yapan Karakurt, TCDD’nin, kurulun raporunu kamuoyuyla paylaşması gerektiğini kaydetmişti. Bağımsız Sertifikasyon Kurulu’nun kararlarının TCDD için bağlayıcı olduğunun altını çizen Karakurt, “Mesela Ankara-Konya hattının sinyalizasyon çalışmalarının yapıldığı söylendi. Ancak bu hattın halen üst geçitleri yapılıyor. Bu nasıl mümkün oluyor. Bu hat köylerin yakınından geçiyor. Siz burada iki tarafa da tel çekemezsiniz. Daha bununla ilgili alınan karar dahi açıklanmıyor” şeklinde dedi. (BirGün)