PİRHA-Pertek Belediyesi, Yaşar Kemal Caddesi’nde bulunan ve üzerinde ‘Her zaman özgür çocuk, özgür kadın’ yazılı heykeli yol yapımı ve trafikte görüş açısını kapatmasından dolayı kaldırıyor.
Pertek Belediyesi, Yaşar Kemal Caddesi’nde bulunan ve üzerinde ‘Her zaman özgür çocuk, özgür kadın’ yazılı heykeli kaldırıyor.
Belediyede aldığımız bilgilere göre; yol yapımı ve trafikte görüş açısını kapatmasından dolayı heykelin kaldırılıp daha sonra başka bir yere koyulacağı belirtildi.
PİRHA- Elbistan’a bağlı Yalıntaş (Axtil) Kocapınar mezrasında yaşayan yurttaşlar bahardan bu yana su sorunu yaşıyor. Depoya gelen sınırlı suyun günlük ihtiyaçlarına dahi yetmediğini söyleyen yurttaşlar, ayrıca KASKİ’nin depo önüne kurduğu ve kapatmadığı elektrik panosunun tehlike saçtığını belirtti. Yurttaşlar, varlıklarını ‘Amazon ormanlarında yeni bulunan bir kabilenin bulunması’ olarak tanımlayarak, “Ayrımcılık mı yoksa ihmal mi? diye sordu.
Maraş Elbistan’a bağlı Yalıntaş (Axtil) köyünün Kocapınar mezrasında yaşayan yurttaşlar hizmet alamadıklarını belirterek su ve yol sorununa çözüm bekliyor.
Köyleri Elbistan ilçe merkezine 40 kilometre uzaklıkta bulunan Yalıntaş (Axtil) köyüne bağlı Kocapınar mezrası şebeke suyu ile tanışmadığı gibi, ilçe merkezine giden yolları ise hiç yapılmadığı için ulaşımda da zorluk yaşıyor.
Köyün üst tarafında yapılan su deposunun tıkanmasından kaynaklı sınırlı miktarda su kullanabildiklerini söyleyen köylüler; çamaşır makinesi ve güneş enerjisini neredeyse hiç kullanamadıklarını ifade ettiler.
Kahramanmaraş Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (KASKİ) tarafından depodaki suyun evlere gönderilmesi için kurduğu elektrik panosunun ise açık ve dışarıda olmasındann kaynaklı tehlike saçtığını dile getiren köylülerin verdiği dilekçeler ise hala yanıt bulmuş değil.
4 AYDIR SU YOK VE ELEKTRİK PANOSU TEHLİKE SAÇIYOR
Köy sakinlerinden Ali Çoban, KASKİ’nin koyduğu elektirik panosunun çocuklar ve hayvanlar için tehlike oluşturduğunu kaydederek, “2019 yılından beri su sıkıntımız vardı. Bu suyu 2019 yılında köyün yukarısına çıkardık. Suyun depoya dolmasını sağlayan elektrik panosu dışarıda. KASKİ’den ne kadar talep ettikse de bizi dinlemiyorlar. Elektrik panosunun kapanmasını istiyoruz. Yaklaşık 4 aydır az bir su var. İçme suyunun azlığından dolayı insanlar ve hayvanlarımız perişan oluyor. Sürekli dilekçe veriyoruz ama esas alınmıyor. Bugün, yarın geleceğiz diye bizleri oyalıyorlar. İnsanlar bir gün susuz kalırsa nasıl olacak? Peki hayvanlarımız ne olacak? Pano açıkta ve bir çocuk yada hayvan elektirik akımına kapılırsa bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.
SUDAN 9 KÖYLÜ ZEHİRLENDİ!
Bahar ayına doğru sudan 9 köylünün zehirlendiğini ve ambulanslarla hastaneye kaldırıldığı söyleyen Ali Çoban, klor zehirlenmesi denilerek olayın ört bas edilmek istendiğini ifade etti. Çoban, su yüzeyinde yağ tabakasına benzer bir şeye rast geldiklerine işaret ederek şöyle devam etti:
“2019 yılında bu suyu devletin yardımıyla yukarıdaki bir depoya çıkardık. Tabi bizlerde yardımcı olduk. Suyu fazlalaştırmak için köyün 20 metre yukarısını kepçe ile eşmiştik. Oraya da küçük bir boru koymuştuk. Yazın su çok olduğundan dolayı boruya taş veya toprak girdi. Ondan dolayı ne çeşmeye nede depoya su akmıyor. 2 saatte bir 1 ton su birikiyor, onu da depoya mı aktaralım yoksa hayvanları mı sulayalım bilmiyoruz. Bahar ayında köyde 9 kişi sudan zehirlendi. Ambulanslarla hastaneye sevk edildik ve ifadelerimiz alındı. Alınan kanlardan yapılan tahlilde zehirlenmenin klordan olduğunu söylediler. Suyun içerisinde klor değil, yağ tabakasına benzer bir şey vardı.KASKİ’den yetkililer de gelip baktı. Sonrasında ise deponun üstü kapatıldı.”
“SORUNA ÇÖZÜM BEKLİYORUZ”
Yine köy sakinlerden Veli Çoban ise, “3-4 aydan beri suyumuz yok denecek kadar az. Suyu depolayan elektrik panosu dahil çalışmıyor. Kendi el yordamımızla çalıştırıyoruz. Gün içerisinde hem yukarıdaki depoya hem de aşağıdaki su deposuna bakıyorum. Su kaynaktan azaldığı için ne bizlere nede hayvanlara yetmiyor. 5 ay önce içme suyundan dolayı zehirlendik. KASKİ’nin diktiği elektirik panosu ise açıkta duruyor. Bir çocuk elini verse çarpılabilir. Bu soruna çözüm bulmalarını bekliyoruz” diye belirtti.
“DÜŞEN HELİKOPTERİN ARAMA ÇALIŞMASINDA KÖYÜMÜZÜ FARK ETTİLER”
Askeri helikopterin düşmesi sonrasında köylerine gelen arama ekiplerinin ‘burada insan yaşıyor mu?’ diyerek kendilerini fark ettiklerini söyleyen Songül Güden, durumu Amazon ormanlarında yeni bir kabilenin bulunmasına benzetti. Güden, “2019 yılında bir otobüs tutarak memleketimize döndük. 2019 yılına kadar herkes kendi çabası ile suyunu eve getiriyordu. Suyumuz şu an yeterli değil. Dilekçelere rağmen bizleri ciddiye almadılar. Doğru düzgün bir yolumuz. Kürt Aleviler olarak bizim bütün köylerimiz bu şekilde ve bizi kimse görmüyor. Burada bir askeri helikopter düştü ve aramaya gelen ekipler ‘burada insan yaşıyor mu?’ diye bizlere sordu. Elektriğimiz dahi yoktu ve bizim varlığımızı o zaman fark ettiler” diye konuştu.
“AYRIMCILIK MI, YOKSA İHMAL Mİ?”
Suyun kısıtlı olmasının en büyük mağduriyetini kadınların yaşadığını belirten Songül Güden, “Bizler topraklarımız dönmek istiyoruz ama ne suyumuz ne de yolumuz var. Suyun olmamasının en büyük mağduriyetini biz kadınlar yaşıyoruz. Çamaşır, bulaşık ve banyo için helkelerle eve su götürüyoruz. Bütün yük kadınların üzerinde. Su olmayınca kadınlar hiçbir şeye yapamıyor. Dilekçe verdiğimiz halde bizleri duymuyorlar. Bizleri duymamalarının nedeni nedir? Bizim Kürt Alevi olmamız mı? Yada bizim yeniden topraklarımıza dönmemiz mi? Ya bir ayrımcılık var ya da ihmal” ifadelerini kullandı.
“ELEKTRİK PANOSU AÇIK VE ÇOCUKLARIM İÇİN TEHLİKE”
Songül Güden, KASKİ’nin koyduğu elektrik panosunun çocukları için tehlike arz ettiğini sözlerine ekleyerek, “KASKİ’nin koyduğu elektri panosu açık. Buraya 3-4 aylığına geliyoruz ve çocuklarımızı bir yere gönderemiyoruz. Su deposunun üzeri açık. Kışın burada insanlar sudan zehirlendi ve bunu da ciddiye almadılar. Klor zehirlenmesi denildi. Biz yıllardır klorlu su içiyoruz. Klorlu sudan kim zehirlenmiş? Araştırılması gerekir iken üstü örtbas edildi. Yetkililerden ricamız bu konuyu ciddiye almaları” çağrısında bulundu.
PİRHA- Malatya’da Dilek Mahallesi’nde aşağı doğru sarkan çatı, hemen alt tarafında çocukların oyun alanı olması nedeniyle tehlike yaratıyor. Aileler çocuklarının başlarına çatının düşmesinden endişe ederken, Malatya Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi, yurttaşların uyarılarını dikkate almadı.
Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli yıkıcı depremin ardından yıkılmayan, ayakta duran binaların çatıları tehlike yaratıyor. Bunlardan biri de Malatya’da Dilek Mahallesi’nde yer alan bir bina. Depremin etkisiyle yıkılan çatı, binanın ucunda duruyor. Çocukların oyun alanın üstünde olması nedeniyle mahalle sakinleri durumu Malatya Büyükşehir Belediyesi itfaiye Daire Başkanı Mustafa Katipoğlu’na telefonla iletti. Sonuç alamayınca itfaiye dairesine giden yurttaşlar, durumu itfaiye şef görevini yürüten Ahmet Kılınç’a iletti. Kılınç, itfaiyeyi bölgeye göndermeyi ret ederken, kendisinden yardım isteyen yurttaşları da tersledi.
Konuşmanın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen sonuç alınmadı. Mahalle sakinleri ise Malatya Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin asli görevinin can kurtarmak olduğunu, çatının düşmesiyle istenmeyen durumların sorumlusunun itfaiye başkanlığı olduğunu hatırlattı.
MEB’in okul ve kurumlarında müfettişler tarafından yapılan incelemelerde, ihmaller nedeniyle öğretmen ve çocuklar için tehlikelerin devam ettiği tespit edildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitim-öğretim yılının başlamasına 2 hafta kala yaptığı incelemelerde okullarda, öğrenci ve öğretmenlerin güvenliğine ilişkin talimatların yerine getirilmemesi nedeniyle ciddi tehditlerin oluştuğu ortaya çıktı. Bakanlık ihmallerden meydana gelebilecek her türlü can ve mal kaybından dolayı açılacak soruşturmalarda ve kesilecek cezalardan okul yönetimlerinin sorumlu olacağı konusunda uyardı.
MEB’in okullarında 9 Eylül’de başlayacak 2019-2020 eğitim öğretim yılı öncesinde yeni bir skandal ortaya çıktı. Bakanlık okul ve kurumlarında müfettişler tarafından yapılan incelemelerde, ihmaller nedeniyle öğretmen ve çocuklar için tehlikelerin devam ettiğini tespit etti. MEB’in yeni yılın ilk ders ziline 2 hafta kala okullara gönderdiği talimatlara ulaşıldı.
“OKUL YÖNETİMİ GEREKLİ MEVZUATI UYGULAMIYOR”
Bakanlık, tüm birimlere gönderilen resmi yazıda, “Okul ve kurumlarımızda yapılan inlemelerde ilgi yazılarımızda belirtilen çalışmanın yapılmadığı, öğrenci, öğretmen diğer eğitim paydaşlarının maruz kalabileceği tehlikeli durumların devam ettiği ve bu konuda çaba sarf edilmediği tespit edilmiştir” denilerek okul yönetimlerinin gerekli mevzuatı uygulamadığını itiraf etti.
“OKUL/KURUM YÖNETİMİ SORUMLU TUTULACAK”
Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, bakanlık yazısında ihmallerin sonuçlarına da dikkat çekerek, “Herhangi bir ihmalden dolayı meydana gelebilecek olan her türlü can ve mal kaybından dolayı açılacak soruşturmalarda ve kesilecek cezalardan okul/kurum yönetimlerinin sorumlu olacağı bilinmelidir” diyerek, topu okul yöneticilerine attı. Resmi yazıda, okul yönetimlerinden acilen çalışmaya başlanması, tehlikeli durumların ortadan kaldırılarak sağlıklı ve güvenli okulların yaratılması talimatı verdi.
Yazıda, “öğrenci, öğretmen ve eğitim paydaşlarının maruz kaldığı ağır yaralanmalı ve ölümlü kazalar, ihata duvarı üzerine çıkan öğrencilerin sivri uçlu demir parmaklık ve tellerden yaralanması, kazan dairelerinde bakımsızlık ve tedbirsizlikten meydana gelen patlamalar” örnek gösterilerek tedbir alınmadığı vurgulandı.
BİRÇOK UYARI SIRALANDI
Okul bahçesinde öğrenciler için tehlike oluşturan trafo, yüksek gerilim hatları gibi ciddi ve yakın tehlike kaynaklarının acilen kaldırılması talep edildi. Okullar, ilk yardım dolabı veya ilk yardım çantası ile bunlara ait araç ve malzemelerin bulundurulması, okul kantin, yemekhane ve dersliklerin hijyen koşullarının sağlanması ve bu alanların ısı, ışık ve havalandırmalarının sağlık şartlarına uygun olmasına ilişkin önlemlerin alınması konularında uyarıldı. Pencerelerin düşmeyi önleyecek şekilde standartlara uygun hale getirilmesi, lavabo ve tuvaletlerinde, lavabo taşlarının öğrencilerin boylarına uygun şekilde sabitlenmesi, aynaların düşmeyecek şekilde monte edilmesi, çıplak kablolara öğrencilerin erişiminin engellenmesine gibi uyarılarda bulundu. (HABER MERKEZİ)