Etiket: tekke köyü

  • Abdal Musa Sultan Anması 20-21-22 tarihleri arasında yapılacak! -VİDEO

    Abdal Musa Sultan Anması 20-21-22 tarihleri arasında yapılacak! -VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Sultan Anmasına ilişkin konuşan Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özel, anma için Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüştüklerini belirterek,” Biz yapalım dediler, biz de hayır biz dernek olarak yapacağız dedik. O zaman  destek sunalım dediler, biz de kabul ettik” şeklinde ifade etti.

    20.Uluslararası 41 Ulusal Abdal Musa Sultan Anması 20-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Hazırlıklara ilişkin Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özel, PİRHA’ya konuştu.

    “GAYET GÜZEL BİR ETKİNLİK OLACAK”

    4 Mayıs’ta Antalya’da bulunan bütün Alevi kurumlarıyla bir araya gelerek verimli ve olumlu bir toplantı gerçekleştirdiklerini ifade eden Özel, “Çalışmalarımızı Alevi kurumları ile beraber yürütme kararı aldık. Hazırlıklarımız tamam. Bütün kurumların katılacağı gayet güzel bir etkinlik olacağını düşünüyoruz” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI ETKİNLİĞİMİZE GEREKLİ YARDIMLARI YAPACAK”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile görüştüklerini de belirten Özel, “Katkı sunacaklar ama dernek olarak biz yürüteceğiz. Görüşmemizde herhangibir sorun görmüyoruz. Bulunduğumuz yerin bir kısmı Kültür Bakanlığı’na ait olduğu için görüşüyoruz. Biz yapalım dediler, biz de hayır biz dernek olarak yapacağız dedik. O zaman destek sunalım dediler, biz de kabul ettik” şeklinde ifade etti.

    “ABDAL MUSA DERGAHINDA BULUNAN KÜLTÜR BİNAMIZ VE AMFİ TİYATROSU KÜLTÜR BAKANLIĞINA AİT”

    Abdal Musa’da bulunan kültür binası ve içerisinde bulunan cemevi ve amfi tiyatronun Kültür Bakanlığı’na ait olduğunu aktaran Özel, “Bunlar etkinlik için tahsis edildi gerekli izinler alındı. Jandarma güvenliğimizi sağlayacak. Şu anda da etkinliğin tamamı bizim yönetimimizde ve Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği adı altında etkinliği gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    “ANMA ETKİNLİĞİMİZİ BÜYÜKŞEHİR SPONSORLUĞUNDA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

    Büyükşehir Belediyesi sponsorluğunda sanatçılar ve teknik destek sağlandığını aktaran Özel, “Etkinliğimiz 20 Haziran Cuma günü saat 10.00 itibariyle açılışımızı yapacağız. Türbe içinde aşıklar, ozanlar ve semah ekiplerimiz olacak. Akşam da amfi tiyatroda sanatçılarımız, sema ekiplerimiz yine halka hitap edecekler” şeklinde bilgi verdi.

    “ABDAL MUSA DERGAHINDA BİRLİK CEMİ YAPACAĞIZ”

    Cumartesi saat 17.00 Abdal Musa Dergahı’nda Birlik Cemi yapacaklarını belirten Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özel, “Bu tamamen Tekke Köyü Abdal Musa derneğine özgü bir cem olacak. Cemi biz yürüteceğiz. Ceme bütün herkes katılabilecek. İnşallah birlik ceminde hepimiz birlik oluruz”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    PİRHA- Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Kangaltekkesi Köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, Sivas İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Köylülerin ‘ÇED olumlu’ kararına karşın açtığı davanın duruşması 29 Nisan’da görülmüştü.

    Sivas İdare Mahkemesi, 29 Nisan’da görülen duruşma sonrasında, Kangaltekkesi Köyünde kurulması planlanan mermer ocağına verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    Sivas İdare Mahkemesi, köy sakinlerinin, bölgede açılması planlanan mermer ocağı için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aleyhine açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, mermer ocağına verilen “ÇED Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    MAHKEME SU KAYNAKLARINA İŞARET ETTİ

    Mahkemenin kararında, faaliyete geçirilmesi planlanan mermer ocağına ilişkin davalı idarece verilen “ÇED Olumlu” kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasının maden, çevre, orman ve ziraat mühendislikleri ile antropolojik ve biyolojik açıdan Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olduğu belirtildi.

    Bununla birlikte, maden sahasında Kangaltekkesi köyünün su kaynaklarının bulunduğuna işaret edilen kararda, köye ve Bozarmut Göleti’ne doğru akan derelerin, madencilik çalışmasından etkilenebileceği; bunun yüzey ve yer alt sularını, dolayısıyla içme sularını etkileyebileceği kaydedildi.

    ÇED RAPORUNUN HUKUKA UYARLILIĞI BULUNMADIĞI KANAATİNE VARILDI

    ÇED raporunda, Davulbaz Göleti ve proje etki alanı içinde kalan Kangaltekkesi Mahallesinde boşalım sağlayan karstik kaynaklar ve Davulbaz Regülatörü ile ilgili bir bilgiye ver verilmediğine dikkat çekilen kararda, ÇED raporu ve eklerinde yüzey ve yeraltı karst morfolojisine ilişkin değerlendirmelere ver verilmediği; jeoloji, hidrojeoloji, hidroloji ve deprem haritasının sadece harita olarak verildiği ve yeterli olmadığı, jeolojik kesitlerin proje alanındaki jeolojik yapıyı temsil edecek düzeyde sunulmadığı, uyuşmazlığa konu alanın jeololik yapısına ilişkin takip edilebilir ve izlenebilir herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği aktarıldı.

    Kararda, bu sebeple “eksik değerlendirmeye dayalı proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu ‘ÇED Olumlu’ kararında, belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” bildirildi.

    İdare mahkemesinin kararına Danıştay’da itirazda bulunabilecek.

    PİRHA/SİVAS

    İLGİLİ HABERLER:

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

  • Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    PİRHA- Sivas Kangal’a bağlı Tekke köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararının iptali için açılan davanın duruşması bugün görüldü. Avukat Berat Aslı Han, “4 köyün içme ve tarım sulaması sağlayan Davulbaz Göleti’nin ve bölgede bulunan 700 yıllık tescili anıt ağacının ÇED raporunda geçmediğini, yapılacak maden ocağının Alevi inanç merkezi olan Samut Baba Tekkesi’ne vereceği zararı belirttik” dedi. 

    Sivas’ın Kangal ilçesi Tekke köyünde halkın itirazına ve mahkeme kararlarına mermer ocağı açılmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın aldığı ‘”ÇED olumlu” kararının iptali davası bugün Sivas İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Sivas İdare Mahkemesi’nde görülen davaya Sivas Çevre Platformu üyeleri, dava avukatlarından Berat Aslı Han, Barış Barışık ve Tekke köylüleri katıldı.

    “MADEN ŞİRKETİ 4,5 AYDA BÖLGEYE VEREBİLECEĞİ ZARARI VERDİ”

    Duruşmadan sonra açıklama yapan Avukat Berat Aslı Han, yürütmeyi durdurma aldıkları süreçte maden şirketinin 4,5 ayda bölgeye çokça zarar verdiğini belirterek, “Bu adalet herkese lazım olacak. Bizler davamızda bölgenin durumunu özetledik. Mermer alanı açılmak istenen alanın birkaç kilometre ilerisinde zaten mermer olacakları açılmış. Ve yeterli verim alınmadığı için bu ocaklar kapatılmış. Kangal Tekkesi köyünün Sivas gibi bozkırda yeşil alanları ve sularıyla bir vaha alanı olduğu belirttik. Yapılacak maden projesi suları, tarımı ve hayvancılığı etkileyecek. 7 Haziran’da bir keşif gerçekleşti. Bilir kişiler ile maden ocağından köye kadar yürüdük. Bilirkişiler rapor tam 5 ay 10 günde hazırladı. Lehimize bir rapor geldi ancak karşı tarafında itirazı doğrultusunda dosya ek rapora gitti. Şubat 2025 yılında durdurma kararı alabildik. 14 ay sonra gelen yürütmeyi durdurma karası sonrasında  maden şirketi 4 buçuk ay boyunca maden ocağını işletti. Çevreye verebileceği zararı zaten verdi. Biz bunun ıslahı içinde gerekli hukuki yollara başvuracağız” dedi.

    “ALEVİ İNANÇ MERKEZİ SAMUT BABA ZARAR GÖRECEK”

    Han, ‘ÇED olumlu’ raporunun iptalini beklediklerini kaydederek, “4 köyün içme ve tarım sağlayan Davulbaz Göleti’nin ve bölgede bulunan 700 yıllık tescili anıt ağacının ÇED raporunda geçmediğini, yapılacak maden ocağının Alevi inanç merkezi olan Samut Baba Tekkesi’ vereceği zararı belirttik. En kısa zamanda bu olumlu ÇED raporunun iptalini bekliyoruz” diye konuştu.

    “SİVAS VAHŞİ MADENCİLİKLE TARUMAR EDİLİYOR”

    Sivas Çevre Platformu adına konuşan Adnan Yılmaz ise, “Sivas’ın bütün yaşam alanları ne yazık ki vahşi madencilik ile tarumar edilmektedir. Tekke köyü bunun son örneklerinden birisidir. Biz yaşam savunucuları olarak hayata dair her şeyi savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    Tekke köyünden Süleyman Ülger de maden ocağının aktifleşmesi durumunda kimsenin köyüne gelemeyeceğini ifade ederek, “Metropollerde yaşayan 500 tane emekli insanımız var. Ortalama emekli maaşları ise 15 bin TL. 500 insanın yarısı yazın köyüne geliyor. Böylesi bir ekonomik krizde insanların gelerek bahçelerinde tarım yapıyor. Kışlık yiyeceğini çıkarıyor. Maden hayata geçerse insanların gelmesinin artık bir gereği yok” şeklinde konuştu.

    PİRHA/SİVAS

  • Alevi köyü Tekke’de mermer ocağına karşı yaşam nöbeti-VİDEO

    Alevi köyü Tekke’de mermer ocağına karşı yaşam nöbeti-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke (Samut) köyüne 500 metre mesafede mermer ocağının açılmasına itiraz eden köylüler Samut Baba Türbesi önünde yaşam nöbeti başlattı.

    Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağı açılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu raporu verilerek mermer ocağı açılmasına tepki gösteren köylüler, Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi’nin de mermer ocağından etkileneceğini söylemişti.

    Tekke köylüleri açılan mermer ocağına karşı Samut Baba Türbesi önünde yaşam nöbet başlattı. Tutulan ilk nöbet Artvin Hopa’da ormanlık alanda yapılan doğa kırımına karşı engel olamaya çalışırken katledilen Reşit Kibar’a adandı.

    “DAYANIŞMA DEVAM EDECEK”

    Tekke köylüleri tarafından yapılan açıklamada, “Reşit Kibar’ın öldürülüşünün 1. ayında, Türkiye’nin her köşesinde talana açılan ormanların, dağların, ovaların nöbetini tutan, toprağından, havasından, suyundan vazgeçmeyen ve direnen tüm doğa hakkı savunucularının sesi olmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz.
    Yaşam alanlarımızı tehdit eden maden ocağı projelerine, HES’lere, nükleer santrallere, RES’lere, doğamızı sermayeye peşkeş çeken, turizm adı altında ormanlarımızı, yaşam alanlarımızı yok eden tüm saldırılara karşı Karadeniz’de, Ege’de, Marmara’da, Akdeniz’de, Doğu ve Güneydoğu’da, İç Anadolu’da, tek bir ses olup yaşam alanlarımıza sahip çıkalım çağrısında bulunan Cankurtaran Dayanışması’nın başlattığı “Yaşam nöbeti”ne kendi bölgelerimizde eş zamanlı olarak destek veriyoruz” denildi.

    PİRHA/SİVAS

    İLGİLİ HABERLER:

    Samut Baba Türbesi, mermer ocağı tehdidi altında: İliç’te, insanların başına neler geldiğini gördük-VİDEO

  • Samut Baba Türbesi, mermer ocağı tehdidi altında: İliç’te, insanların başına neler geldiğini gördük-VİDEO

    Samut Baba Türbesi, mermer ocağı tehdidi altında: İliç’te, insanların başına neler geldiğini gördük-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu raporu verilerek açılmasına tepki gösteren köylüler, “Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi de mermer ocağından etkilenecek. Mermer ocağının çalışması durumunda insanlar artık gelmemeye başlayacak” dedi.

    Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke (Samut) köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağının açılmasına köylülerin itirazlarına rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” ÇED olumlu raporu verildi.

    Köylüler, ÇED kararının ardından maden şirketini mahkemeye vererek kararın bozulmasını talep ediyor.

    “SU KURURSA BURADAKİ BAZI KÖYLER ETKİLENECEK”

    Açılacak madenin köydeki yaşam alanlarına zarar vereceğini ifade eden Perihan Güler, “İnanç merkeziyle birlikte türbenin yakınında bulunan 730 senelik bir ağaç da koruma altına alındı. Mermer sahasının olduğu alana yakın olan su kaynağı Davulbaz Köyü’nde bulunan ve Devlet Su İşleri tarafından açılan göleti besleyen tek su kaynağı mermer sahasının bulunduğu alanda çıkmaktadır. Su kesildiğinde gölet dolmayacak dolayısıyla sulu tarım yapan birkaç köyde bu durumdan zarar görecek” dedi.

    “SAMUT BABA’YA DİĞER ŞEHİRLERDEN İNSANLAR GELİYOR”

    Köyün üçte birine yakın bir alanın mermer ocağı tarafından alındığını belirten Tekke köyü muhtarı Hasan Tekkelioğlu, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Artık köyümüzde hayvancılık bitme noktasına geldi. İnsanlarımız mera alanları alındıktan sonra hayvancılık yapamayacaklar. Kamyona yüklenecek olan mermer blokları köy arazilerinin içinden geçeceği için ekinlerimiz toz aldığı zaman döllenmeyi etkileyerek verimi düşürüyor. Zaten kar etmiyoruz verim de alamazsak insanlar ekinlerini terk etmek zorunda kalacak. Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi de mermer ocağından etkilenecek. Sadece bizim için değil çevre köylerden ve başka şehirlerden gelecek olan insanlar burada cem yürütüyor. Mermer ocağının burada çalışması durumunda insanlar gelmemeye başlayacak.”

    “HİÇBİR MADENİ KÖYÜMÜZDE İSTEMİYORUZ”

    Senem Tekkelioğlu, “Köyümüz çevrede bir tane. İnsanlar buraya gelerek Samut Baba Türbesini ziyaret eder, hastalar şifasını bulur. Biz onun için hiçbir madeni burada kabul etmiyoruz” diye ifade etti.

    “İLİÇ’TE SOMA’DA İNSANLARIN BAŞINA NELER GELDİĞİNİ GÖRDÜK”

    İktidarın kendilerine güven vermediğini söyleyen Yusuf Budak, “Yavuz Sultan Selim, Alevileri dağlara sürdü dağlarda da maden var. Bir de devlete karşı diye bir fikir var. Biz doğayı ve insanları yok sayan, çıkarları için her şeyi ayaklar altına alan yönetimlere karşıyız. Biz Aleviler sermayeye karşı değiliz, teknolojiye karşı değiliz. Onlar için insanların inancı, değer yargıları çok önemli değil. Daha önceden İliç’te, Soma’da gördük insanların başına neler geldiğini. Biz bunlara nasıl güveneceğiz. Ülkede kaybolan ve öldürülen çocuklara, katledilen kadınlara sahip çıkamayan bir yönetime inanmıyoruz, güvenmiyoruz” diye belirtti.

    “SADECE TEKKELİLER DEĞİL HERKES MADENE KARŞI GELMELİ”

    Tekke Köyünde yaşayan bir yurttaş ise, “Ben bu köyde doğdum bu köyde büyüdüm 70 yaşında bir kadınım bu saatten sonra nereye gideceğim. Sadece Tekke köylüleri değil herkesin bu madene karşı gelmesi gerekiyor. Gurbette giden köylülerimiz bir araya gelip köylerine sahip çıksınlar. Yılanlı dağındaki madene karşı insanlar nasıl ki karşı geldilerse biz de bir araya gelip püskürtebiliriz” diye konuştu.

    Kamber YILDIZ/SİVAS-KANGAL

  • ‘Cami imamı bizim köylü, cenazelerimizde imam dua okur, deyiş okunmaz!’ -VİDEO

    ‘Cami imamı bizim köylü, cenazelerimizde imam dua okur, deyiş okunmaz!’ -VİDEO

     PİRHA- İkrar verdikten sonra cemlere katıldığını belirten Abdal Musa Tekke köyünden Yol hizmetkarı Kazım Zeybek, 30 yıldır cemlerde hizmetleri yerine getirdiğini söyledi. Zeybek’in anlatımları asimilasyonun nasıl yapıldığını göz önüne serdi. Cami imamının kendi köylüleri olduğunu belirten Zeybek, Hakk’a uğurlamanın evin önünden yapıldığını, duayı ise imamın yaptığını, deyiş okunmadığını ifade etti. 

    Alevi Erenlerinden Abdal Musa’nın türbesinin bulunduğu Tekke köyünden Kazım Zeybek, Aleviliğe, cemlere ve Hakk’a uğurlamaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Kazım Zeybek, 20’li yaşlarında cemlere girmeye başladığını belirterek, “30 yılı aşkın süredir cemlerde hizmetlerde bulunuyorum. Cemlerde Dede ve Baba postuna oturmanın dışında 12 hizmetlerin tamamında görev yaptım. 5 yıldır da sakkacı (Cemde susayanlara su dağıtan) hizmetini yürütüyorum” dedi.

    Bektaşi olduklarını belirten Zeybek, “Sadece ben ikrar vereceğim zaman karşımda bir baba, rehber tutarım. Mesela sen benim rehberim olacaksın, ben senin eteğine yapışırım. Sen duanı okursun benim rehberliğimi kabul edersin, Yolumdan geçirirsin” diye belirtti.

    “BEKTAŞİLERDE OCAK İSTEMİ OLMADIĞI İÇİN DEDELİK YOKTUR”

    Bektaşilerde Dedelik olmadığını belirten Zeybek, “Baba da bir parça bilgisi varsa Yola da sahip birisi ise onu Baba yaparız. Bizde Babayı bütün canlar seçer” dedi.

    Baba olan kişinin canlar tarafından oyla seçildikten sonra Dedeye gidip ondan rızalık alması gerektiğini belirten Zeybek, “Baba olan kişi dededen tarikat rızalığı alır. Rırızalık almadan Baba olamaz. Oturduğun postu hak edeceksin. Ne ile nasıl hak edeceksin? Bilgiyle” diye konuştu.

    EN BÜYÜK ASİMİLASYON HAKK’A UĞURLAMADA!

    Abdal Musa Tekke köyünde Hakk’a yürüme erkanlarının her zaman Türkçe olarak yapıldığını da belirten  Kazım Zeybek, şunları kaydetti:

    “Bir kardeşimiz vefat ettiğinde onun cemini yaparız. 3 gün Hakk’a yürüyen kişinin evinde yemek pişmez. 3 gün boyunca millet yemeğini cenaze evine getirir. 3. günden sonra cenaze evinde yemek yapılır ve o cenazenin yemeği verilir. Bizim cenazelerde Arapça hiçbir şey okunmaz, Türkçe yapılır. Cenazelerimizde deyiş okunmaz. Sadece ölen kişinin cenazesi evinin önünde yıkandıktan sonra imam duasını okur. Cami imamı da bizim köylümüzdür. Cenaze evinde cenaze yemeği bittikten sonra da imam değil sadece bizim Babalarımız tarafından tarikat duası yapılır. Bizdeki cenaze erkanı bu şekilde yürütülür.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Demir: Semahlarımızı Sivas’ta yanan canların aşkına dönüyoruz-VİDEO

    Demir: Semahlarımızı Sivas’ta yanan canların aşkına dönüyoruz-VİDEO

    PİRHA-3 Gün süren Abdal Musa Anması’nın 2. gününde de dergah ziyaretine yoğun ilgi oluştu. Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Süleyman Demir, “Semahlarımızı Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta, Gazi’de yanmış, yakılmış bütün canların aşkına döneceğiz” dedi.

    Abdal Musa Anma Törenleri’nin 2. gününde de dergah ziyareti için çok sayıda yurttaş bölgeye akın etti.

    Birçok ilden dergah ziyareti için Antalya’nın Elmalı ilçesindeki Tekke köyüne gelen Alevi yurttaşlar, akşam saatlerinde çalınan deyişlerle semah döndü.

    Uluslararası çapta 19., Türkiye’de ise 40’ıncısı düzenlenen Abdal Musa Anmasına Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve birçok Alevi kurum temsilcisi katıldı.

    Elmalı Anfi tiyatro alanını dolduran binlerce kişi, Eylül Deniz, Çelebi Eren Özütemiz ve Özlem Özdil’in seslendirdiği ezgilere eşlik etti. Program kapsamında Abdal Musa Semah Ekibi, Antalya Alevi Bileşenleri Semah Ekibi ve Karacaahmet Semah Ekibi de yöresel semahlarla gecede yer aldı.

    “SEMAHLARIMIZ SİVAS’TA YAKILMIŞ TÜM CANLAR İÇİN…”

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Süleyman Demir de gecede kısa bir konuşma yaptı. Demir, “Devletin hiçbir zaman dedesi, zakiri olmaz. Devlet evrenseldir. Evrensel hukuk kurallarına göre hareket eder. Devletin dili, dini, ırkı, mezhebi olmaz. İnsan, insandır. Bizler, 72 millete bir nazarda bakarız” dedi.

    Süleyman Demir, Alevi kurum ve temsilcilerinin, devletten maaş almasını eleştirerek “Hınzır Paşalık yapanları, Aleviler olarak şiddetle kınıyoruz. Bizler, bugün semahlarımızı Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta, Gazi’de yanmış ve yakılmış bütün canların aşkına döneceğiz” diye de ekledi.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Çiçek: Türbelere yapılan ziyaretlerde, itikat ve inanmak çok önemli- VİDEO

    Çiçek: Türbelere yapılan ziyaretlerde, itikat ve inanmak çok önemli- VİDEO

    PİRHA-Afyon’un Şuhut ilçesinin Tekke köyünde bulunan Sarı Dede Türbesi’nin seceresi hakkında çok fazla bilgilerinin olmadığını belirten İsmail Çiçek, “Türbenin kerameti olduğunu ve çocuğu olmayanların burayı ziyaret ettikten sonra çocuklarının olduğu şeklinde bilgimiz var” dedi.

    İsmail Çiçek, Afyon’un Şuhut ilçesinin Tekke köyünde bulunan Sarı Dede Türbesi ile ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “ÇOCUĞU OLMAYANLARIN, SIK ZİYARET ETTİĞİ BİR TÜRBE”

    Sünnilerin yaşadığı Kavaklı Köyü’nden bir ailenin çocuğu olmadığı için Sarı Şemsettin Dede Türbesi’ne ziyarete geldiğini söyleyen İsmail Çiçek, “Benim evim türbenin hemen bitişiğinde ben evde olmadığım için eşimle birlikte türbeye gidip, dua etmişler. Aile buradan ayrıldıktan 2 yıl sonra çocuklarının olduğuna dair bilgi aldık. Daha sonra aile, çocukları olmasından dolayı türbeye adak getirdiler ve paylaştılar. Sarı Şemsettin Türbesi’nin aynı zamanda konuşamayan insanları içinde iyi geldiği şeklinde bilgiler var. Ben bunlara şahidim ancak bu işte inanmak ve niyet çok önemli” dedi.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

     

  • Çiçek: Köyümüzün son rehberiyim, benden sona Yolu yürütecek kimse yok- VİDEO

    Çiçek: Köyümüzün son rehberiyim, benden sona Yolu yürütecek kimse yok- VİDEO

    PİRHA- Afyon Şuhut’a bağlı Tekke köyü rehberi Mustafa Çiçek, “Cuma akşamları bir araya gelerek nefesler söyleyip Alevi Yolunu sürdürmeye çalışıyoruz dedi. Çiçek, gençlerin inanca uzak durmalarını ise eleştirdi. 

    Afyon Şuhut Tekke köyü rehberi Mustafa Çiçek cemevinde yürütülen hizmetlerle ilgili PİRHA’ya konuştu.

    Ehlibeyte bağlı olduklarını belirten Tekke köyü rehberi Mustafa Çiçek, “Cemlerimizi cuma akşamları bir araya gelen 5-10 kişiyle birlikte yürütüyoruz, nefeslerimizi söylüyoruz, Kerbela’da şehit olan ehlibeyt canlarımızı anıyor, Alevi olmanın yolunda gidiyoruz” dedi.

    “ESKİDEN CEMLERİMİZ SABAH SAATLERİNE KADAR DEVAM EDERDİ”

    Tekke köyüne cemevinin 10 sene önce yapıldığını belirten Çiçek, “Köyümüzde cemevi olmadan önce benim evimde ya da hizmet kimin evinde yürütülüyorsa orada toplanıyorduk. O zaman hizmetler evlerde yapılırdı. Köylülerimizin çoğu dünyadan göçtü. Gençlerimizin hepsi de dışarıda. Bundan 50 yıl evvel cemler akşam başladığı zaman gün doğardı, sabah olurdu. Oradan ayrılamazdık” diye belirtti.

    “GENÇLER CEMLERE İLGİ DUYMUYOR”

    Çiçek, şöyle devam etti:

    “Şimdiki gençlerin ceme gelmemesinin nedeni ellerinde telefonları var. Eğridir doğrudur. Peygamber olsan seni hiç dinlemiyor. Alevilikle ilgili kitap yazanlar var. Kimi doğru yazıyor, kimi yanlış yazıyor. Gençler onlara inanıyor bize inanmıyorlar. Köyümüzde toplam 60-70 hane var. 100-150 insan ve birkaç genç kaldı. Ben yaşlandım, birini yetiştirelim diyorum, o da yok.”

    “HAKK’A YÜRÜYEN CANLAR İÇİN 3 NEFES SÖYLERİZ”

    Köylerinde Hakk’a uğurlamanın nasıl yapıldığını da anlatan Mustafa Çiçek, “Hakk’a yürüyen canımızın cenazesinde 3 tane nefes, deyiş söylenir. Ardından duası yapılır. Ayrıca musahip olarak da köyümüzde kimse kalmadı. Benim babam da musahipti. Gençler musahipliğe heves etmiyorlar. Neden etmiyorlar? Benim buna aklım bir türlü ermiyor. Ya karşısındaki yaren olduğu arkadaşına güvenemiyor, ya da yaren olduğu zaman ‘bir sene bu kurbanı ben kesersem 2 sene de diğerinin kesmesi lazım’ diyor. Belki umudu yok, belki de olanakları yok, ondan olsa gerek” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

     

  • ‘Hiçbir kurumdan yardım almadan, canlarımızın lokmalarıyla cemevimizi yaptık’-VİDEO

    ‘Hiçbir kurumdan yardım almadan, canlarımızın lokmalarıyla cemevimizi yaptık’-VİDEO

    PİRHA- Balçıkhisar Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Naci Sarı, hiçbir kurumdan katkı talep etmeden, yurttaşların lokmalarıyla cemevini tam 10 yılda yaptıklarını belirtti. Sarı, köylerinde farklı inanca sahip toplulukların yer aldığını vurgulayarak, barış içerisinde yaşadıklarını ifade etti.

    Balçıkhisar Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Naci Sarı, Afyon’un Şuhut ilçesi Balçıkhişar Mahallesindeki (Tekke) cemevi faaliyetleri hakkında PİRHA’ya konuştu.

    Naci Sarı, Balçıkhisar Cemevinin yapımına 2008 yılında başladıklarını ve tam 10 yıl sürdüğünü söyledi. Cemevi inşasını tümüyle yurttaşların lokmalarıyla yaptıklarını belirten Sarı, cemlerini kış aylarında yaptıklarını söyledi. Sarı, “İkrar ve muhabbet cemlerimiz ile kurbanlarımız olur. Bizim yaptığımız cemler 4-5 saat sürer. Burası köy yeri, üretim tarım ve hayvancılık üzerine olduğu için genelde cemlerimiz kış aylarında yapılır. Cemlerimizin zamanı belli olmadığından bazen 15 günde, bazen ayda bir yaparız, belli bir zamanı yoktur” diye belirtti.

    “CEMEVİMİZİN MİSAFİRHANESİ DE MEVCUT”

    Naci Sarı, dört katlı cemevinde bir de misafirhane yer aldığını belirterek, “Bu katta köylerden topladığımız, yaşamın her yerinde kullandığımız araç ve gereçler bulunmaktadır. Eski ve kullanmış olan kimi eşyaları sergiliyoruz. Ayrıca 4 odadan ve 1 mutfaktan oluşan misafirhanemiz de var” diye konuştu.

    Köylerinin kozmopolit bir yapıya sahip olduğunu da söyleyen Naci Sarı, bu durumdan ötürü büyük memnuniyet duyduklarını da belirtti. Sarı, “Geçmişte babalarımızdan duyardık; dağlarda tarım yapıldığında koyun koyuna yatarlarmış. İnsanlar arasında ayrımcılık söz konusu değilmiş. Şimdi de burada uyum içerisinde çalışıyoruz. Bizim köyümüz 1953 yılında belediyelik olmuş ama 10 yıl önce belediyelikten düştü ve köy statüsüne geçti. O zamandan bugüne mükemmel bir şekilde bütün kardeşlerimizle hep birlikte geçinip gidiyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

  • Aleviler, Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret ediyor-VİDEO

    Aleviler, Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret ediyor-VİDEO

    PİRHA- 39. Abdal Musa Anma Etkinlikleri kapsamında Antalya’ya gelen Alevi yurttaşlar dergahı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı.

    Alevi toplumunun önemli inanç önderlerinden olan Abdal Musa,  Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke köyünde yaşamış ve burada dergahını kurarak inanç ve kültür yaşamına iz bırakmasında dolayı her yıl düzenlenen etkinliklerle anılmaya devam ediyor.

    Her yıl geleneksel olarak Antalya’nın Elmalı İlçesi Tekkeli köyünde yapılan Abdal Musa anma etkinlikleri devam ediyor. Anma etkinlikleri kapsamında sabahın erken saatlerinde köylüler kurdukları hediyelik eşyadan, yiyecek ve içeceğe birçok stand açtı. Öte yandan Abdal Musa türbesini ziyaret eden yurttaşlar lokmalarını pay ederek ziyarete niyaz ettiler.

    PİRHA/ANTALYA

  • Nazmi Akgün: AKP iktidarı gönderilmeli, seçimle demokrasi getirilsin-VİDEO

    Nazmi Akgün: AKP iktidarı gönderilmeli, seçimle demokrasi getirilsin-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı dervişlerinden Nazmi Akgün, 21 yıldır AKP iktidarının toplum üzerinde tahribat yarattığına dikkat çekerek, “14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerle AKP’nin bertaraf edilip gönderilmesinden ziyade demokrasinin gelmesidir” dedi.

    14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği genel seçimlerine saatler kaldı. Antalya Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Dergâhı dervişlerinden Nazmi Akgün, seçime ilişkin değerlendirmede bulundu.

    “HER ŞEYDEN ÖNCE 21 YILLIK İKTİDARIN GİTMESİ DEMOKRASİNİN GELMESİDİR”

    Akgün, “21 yıllık AKP iktidarının tahribatlarının seçimlerle son bulmasını, tek turda Sayın Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz” dedi.

    Demokrasinin gelmesi gerektiğini vurgulayan Akgün, “Özellikle şu anda 21 yıllık iktidarın bertaraf edilip gönderilmesinden ziyade demokrasinin gelmesidir. Gerçekten pahalılık bir yana, hiçbir gazeteci, hiçbir şahıs, hiçbir can cumhurbaşkanının karşısında bir çift laf bile söyleyemiyor” diye belirtti.

    “BİRİNCİ TURDA KILIÇDAROĞLU’NU SEÇMEK İSTİYORUZ”

    AKP iktidarının gitmesi gerektiğini ifade eden  Nazmi Akgün şunları kaydetti:

    “Çünkü, bendensen konuşabiliyorsun benden değilsen konuşamıyorsun. Biz başta seçimden öte önce demokrasi istiyoruz. Bu insanların gerçekten gitmesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle birinci turda biz hepimiz bir olup tek celsede Sayın Kılıçdaroğlu’nu özden ve candan Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz.
    Zaten Tekke Köyü’nde 900 tane oyumuz varsa 850 tanesi kesinlikle CHP’ye çıkar. Civar köyleri biliyorsunuz asimile olmuş Aleviler olsa da, her can yaratılmış insandır. Bir Alevi Bektaşi dervişi olarak şahsen seçimlerden beklentimiz bu. Gerçekten bu zamdan pahalılıktan öte demokrasi gelirse bir şekilde bir şeyler düzelir. Onun için demokrasi, demokrasi…”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Antalya’da Aleviler Hıdırellez etkinliğinde: Hızır karadır, İlyas deniz-VİDEO

    Antalya’da Aleviler Hıdırellez etkinliğinde: Hızır karadır, İlyas deniz-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da örgütlü bulunan Alevi kurum başkanları her yıl geleneksel olarak yapılan Hıdırellez etkinliğine katılarak, lokmalarını paylaştılar. Pir Hüseyin Eriş, “Hızır karaların hâkimidir, İlyas da denizlerin hakimidir. Dolayısıyla suyla kara buluştuğu zaman bolluk bereket oluşur” dedi. 

    Antalya örgütlü bulunan Alevi kurum başkanları Abdal Musa Tekke Köyü’nde Abdal Musa Dergâhında her yıl geleneksel olarak yapılan Hıdırellez etkinliğine katıldılar. Kurum temsilcileri önce Pir Abdal Musa’nın türbesini, Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş’in katılımı ziyaret etti.

    Hüseyin Eriş’in okuduğu gülbengin ardından kurum başkanları Abdal Musa Kültürünü Yaşatma Derneği yönetimi ile bir araya gelerek 23-24- ve 25 Haziranda yapılacak olan 18. Uluslararası 39. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinliği’nin hazırlık çalışmalarına ilişkin bilgi alışverişinde bulundu.

    Daha sonra Hıdırellez etkinliği için Tekke Köyü’ndeki Abdal Musa Dergâhının ön bahçesinde alana geçildi.

    Pir Hüseyin Eriş, Hıdırellez’e ilişkin yaptığı konuşmasında, “Biz geleneksel olarak yapılan bu 6 Mayıs Hıdırellez Bayramı’nı her yıl müstesnasız yapıyoruz. Çünkü Hızır ile İlyas’ın buluştuğu gündür. Hızır Anadolu’da bolluğun bereketin hoşgörünün simgesidir. Hızır karaların hâkimidir, İlyas da denizlerin hakimidir. Dolayısıyla suyla kara buluştuğu zaman bolluk bereket oluşur. Bu 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan günler Hızır günleridir. Önümüzdeki yılı bereketli, huzurlu yaşanabilir bir ortam içinde geçirmemizi Allah’tan erenlerden niyaz ediyoruz” dedi.

    Lokma gülbenginin ardından canlara lokmalar pay edilerek etkinlik sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Abdal Musa Dergâhı Postnişini Eriş: Avusturya’nın Alevilikle ilgili kararını destekliyorum- VİDEO

    Abdal Musa Dergâhı Postnişini Eriş: Avusturya’nın Alevilikle ilgili kararını destekliyorum- VİDEO

     

    PİRHA- Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Avusturya’da Aleviliğin ‘kendine özgü bir inanç’ olarak tanınmasını olumlu bulduğunu söyledi. Eriş, “Çünkü Alevi Bektaşilik gerçekten kendine has ritüelleri olan, kendine has düşünceleri ve felsefesi olan bir inanç sistemi” dedi.

    Alevilik, 13 Nisan 2022 tarihinde Avusturya’da ‘kendine özgü bir inanç’ olarak tanındı. Avusturya devleti Alevi inancının bağımsız, özgür bir inanç olduğunu belirterek noktayı koydu. Aleviliğin bu şekilde tanınmasında Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) 13 yıl verdiği hukuk mücadelesi etkili oldu.

    Avusturya’da Aleviliğin bağımsız bir inanç olarak tanınması Türkiye’de de Alevilerin büyük çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılandı.

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, “Avusturya devletinin vermiş olduğu bu kararı şahsım olarak olumlu buluyorum. Çünkü Alevi Bektaşilik gerçekten kendine has ritüelleri olan, kendine has düşünceleri ve felsefesi olan bir inanç sistemi” dedi.

    “BÜTÜN SIRLARIMIZ ALİ’DE TOPLANMIŞ”

    “Müslümanlıkla iç içe geçmiş, binlerce yıldır İslam şeriatı Alevilerin içinde her zaman olmuş ve bütün sırlarımızı biz Ali’ye devretmişiz, bütün sırlarımız Ali’de toplanmış” diyen Eriş, şöyle devam etti:

    “Baskı düzeni, bir şekilde devlet ve egemenler, İslam şeriatını Alevi yolunun içerisine koymuş. Bu durum istesek de, istemesek de yapılmış ve bizler devlet ve egemenler tarafından her zaman yönetilen halk olmuşuz. Aleviliğin içerisinde İslam, İslam şeriatı hep olmuş ama nedense hep biz korkmuşuz, korkuyoruz. Alevi Bektaşilikte bir sorgulama, bir yargılama var ama şeriatta böyle bir şey söz konusu değil. İslam’ın beş şartı vardır, buna uyarsan Müslümansın, uymazsan kafirsin, kelle gider. Bu şekilde insanlar özgür düşüncesini söylememişler bugün de söyleyemiyorlar. Alevi gibi yaşamak kesinlikle İslam’ın şeriatına uymuyor. Kadın, miras, hak ve özgürlükler, hoşgörü, sorgulama, yargılama, rızalık alma, gönül birleme böyle bu felsefenin içerisinde böyle bir öğretiden gelen Alevilik Bektaşilik var,  öbür tarafta da her şeyi şartlara bağlandığı, her şeyin olmazsa olmaz olduğu bir düşünce sistemi, bir inanç sistem var. Dolayısıyla bunlar birbirine benzemiyor, birbirine uymuyor.”

    “İSLAM ŞERİATININ BASKISINA RAĞMEN KADINLI ERKEKLİ CEM YAPABİLİYORUZ”

    Yüzlerce yıldır İslam şeriatının Alevilere yönelik baskı uyguladığını belirten Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, “Ama her şeye rağmen yine de bugün kadınlı erkekli cem yapabiliyoruz, her can her yıl pir huzuruna çıkıp sorgulanıyor, hizmet görüyor. Bunlar yapıla gelmiş ve hala devam ediyor. O yüzden de farklı düşünenler mutlaka olabilir. Ben Avusturya devletinin vermiş olduğu bu kararı olumlu buluyorum” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER
    Avusturya’da nasıl bir Alevilik tanındı? Tüm merak edilenleri Özgür Turak PİRHA’ya anlattı

    ‘Alevi ritüel dünyası İslam dahil birçok dinle ayrışır; bu karar yanılgıları düzeltmeye vesile olacak’

  • Eriş: Bölgemizde Alevi olan 52 köyden sadece 2 tanesi Alevi kaldı-VİDEO

    Eriş: Bölgemizde Alevi olan 52 köyden sadece 2 tanesi Alevi kaldı-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş; Hakk’a yürüme erkanına ilişkin bilgi vererek, asimilasyona dikkat çekti. Abdal Musa’nın köyü ve civarındaki Alevi olan 52 köyün içinde sadece 2 tane Alevi köy kaldığını belirten Eriş, “Geçmişte çok baskı altında tutulmuş, köy halkının arazileri elinden alınmış, insanlar bir şekilde aç bırakılmış ve bunlara bağlı olarak Sünniliğe özendirilmiş” dedi. 

    Hakk’a yürüme erkanına ile ilgili konuşan Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, eskiden cenazelerin evlerde bekletildiğini, bu bekletme sürecinde Hakk’a yürüyen can için deyişler söylendiğini aktardı. Modernleşmeyle birlikte cenazelerin artık evlerde bekletilmediğini, morglara taşındığını ve bu gibi gelişmelerden dolayı cenaze erkanlarının eskisi gibi yapılmadığını belirtti.

    Eriş, babasının ekonomik yoksunluklar nedeniyle imamlık yapmak zorunda kaldığını ve devletin, insanları yoksul bırakarak zorla Sünniliğe yönlendirdiğini de anlattı.

    “BİZİM İNANCIMIZDA 4 KAPI 40 MAKAM VARDIR”

    Hüseyin Eriş, Hakk’a yürüme erkanlarıyla ilgili ayrıntılı bilgi vererek şunları dile getirdi:

    “Bizde cenaze erkanları, Hakk’a yürüme erkanları daha çok dar kurma ve dardan indirme şeklinde olur. Bizim Alevi Bektaşi inancında, 4 kapı 40 makam yani şeriat, tarikat, marifet ve hakikat makamı vardır. En son makam olan Hakk olma makamı ile Allah’la bütünleşmek vardır. Orada da helallik almak, geçmişte burada yaşadığı dünyada ki insanlardan helallik alma erkanı vardır. Hakk’a yürüyen canın borcu, alacağı, vereceği varsa eşi, dostu ödemek üzere sözler alınır, sözler verilir. Sonrasında ise bunun hizmeti, duası okunur, kurbanı yapılır. Böylelikle bu candan helallik alınmış olur. Hakk’a yürüme erkanını biz böyle yapıyoruz. Akrabaları, eşi, dostu, en yakınları, çocukları dara duruyor, soruyor. Baba erenler filanca can Hakk’a yürüdü bu erkanda, bu toplulukta bu candan razı mısınız? Alacağı, vereceği olanlar var mıdır? Bu şekilde sorular sorularak rızalık alınır. Sorunun ardından herkes ‘razıyız’ diyorsa tamam olur. Yakınlarına da bu canın ola ki bir borcu olur, maddi manevi olarak karşınıza çıkar yarın bunu siz ödemeye razı mısınız, diye sorulur. Onlarda ‘razıyız’ derse bundan sonra duamızı yaparız, ritüellerimizi yerine getiririz. Son olarak da cemdeki muhabbeti devam ettirip bitiririz.”

    “ALEVİ OLAN 52 KÖYDEN 2 TANE KALDI”

    Eskiden Hakk’a yürüyen canlar için dualar ve deyişler okunduğunu söyleyen Eriş; “Bir cenaze özellikle evde ise akşam onun başında toplanılır ve deyişler okunur o canı yâd ederdik. Şimdi ise can Hakk’a yürüdüğü zaman cenaze evde kalmıyor. Morglara götürülüyor. Artık biraz daha çağdaşlaştık hem de pandemiden dolayı cenazelerimizi evlerde tutamıyoruz. Şu ana kadar burada bulunan cemevinden cenaze kaldırmadık. Ama bundan sonra düşünüyoruz. Neden kaldıramadık peki? Abdal Musa’nın köyü ve civarındaki Alevi olan 52 köyün içinde sadece 2 tane Alevi köy kalmış. Dolayısıyla geçmişte çok baskı altında tutulmuş, köy halkının arazileri elinden alınmış, insanlar bir şekilde aç bırakılmış ve bunlara bağlı olarak Sünniliğe özendirilmiş. Bu dergâhın ortasına 2. Mahmut’tan sonra yeniçerilerin ortadan kaldırılmasıyla birlikte şuraya cami kurulmuş. Bu dergah camiye çevrilmeye çalışılmış.

    “BABAM CAMİDE İMAMLIK YAPTI”

    Benim babam imamlık yapmış bu camide. Çünkü geçerli bir meslek. Dolayısıyla babam burada 20 – 25 sene imamlık yaptıktan ve emekli olduktan sonra bir daha camiye gitmedi. O bir mecburiyetti yani. Babam her şeyi biliyordu ama 8 tane çocuğu ve aileyi beslemekte onun işiydi. Gidecek ya balta, ok, yaba, kürek, sap yapacak çevre köylere satacak ya da imamlık yapacaktı. Kendimizde arazi yoktu. Eve ekmek getirecek ki biz doyacağız. Dolayısıyla bu bir baskıdır, bu bir asimilasyon olayıdır” şeklinde konuştu.

    “DÜZEN, HER DÖNEM KENDİ ALEVİ’SİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Eriş, Hacı Bektaş Veli Dergahı bahçesindeki camiyi hatırlatarak, “Bizim inancımızda, erkanımızda cami yok ki. İbadet sırasında arka arkaya durmaz ki insanlar, cemal cemale durur. Çünkü bu insan sıfatı, Allah’ın yarattığı en kutsal sıfattır onun için cemal cemale niyaz olunur. Dolayısıyla farklı dönemlerde egemenler kendi Alevi’sini yaratmak için her türlü düzenbazlığı yapmıştır. Hala da yapılmaya çalışılıyor bugün” dedi.

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Elmalı’daki mevsimlik işçiler: İnsanca yaşamak istiyoruz; devlet destek vermiyor-VİDEO

    Elmalı’daki mevsimlik işçiler: İnsanca yaşamak istiyoruz; devlet destek vermiyor-VİDEO

    PİRHA-Abdal Musa Dergâhı civarında mevsimlik işçi olarak çalışan işçiler, yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirdi. İnsanca koşullarda yaşamadıklarını kaydeden işçiler, “Devlet hiçbir destek de bulunmuyor. Alevi canlar, lokmalarını bizlerle paylaşıyorlar. İnsanca yaşamak istiyoruz” dedi.

    Mevsimlik işçiler, ülkenin dört bir yanında ağır çalışma koşulları, kazançlardaki adaletsizlik ve kimliksel dışlanmalar gibi birçok sorun ile karşı karşıya.

    Mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere Adıyaman’dan Antalya Elmalı’daki Abdal Musa Dergâhı’nın bulunduğu yere gelen tarım işçileri yaşadıklarını PİRHA‘ya anlattı.

    “İNSAN YERİNE KONULMUYORUZ”

    1200 km’lik bir yoldan geldiklerini belirten işçi Müjdat Konaç, yaşadıkları yerde karşılaştıkları sorunları dile getirdi. “Bizi insan yerine koyup da iyi bir yer vermiyorlar” diyen Konaç, konakladıkları alandan duydukları şikayetten bahsetti.

    Konaç, şöyle konuştu:

    “Eğer ki biz buraya 1200 km yoldan geldiysek; bizi sevgiyle, saygıyla karşılayın. Bize güzel bir yer verin ki biz de gelelim, oralara konalım. Suyumuz, banyomuz olsun ki biz de rahatımıza bakalım. İyi, kötü çadırda rahat olmaz ama yine de idare ederiz. Herkes kendi çıkarına bakıyor. Çıkarları oldu mu hemen gelip bize yapışıyorlar. Çıkarları olmadı mı bizi tanımıyorlar.

    15 senedir Ankara’da kalıyorum. Orada geri dönüşüm işini yapıyorum. Bu geri dönüşüm işi eskiden serbestti. Ama şimdi ona da el koydular. Bize çok gördüler. Şu an belediye kendi arabalarıyla topluyor. Eskiden karton topluyorduk fakat şimdi onu da alamıyoruz.”

    “ALEVİ CANLAR, LOKMALARINI BİZLERLE PAYLAŞIYOR”

    “Ne yapalım gidecek bir yerimiz, aylığımız, varlığımız yok. Evlerimizden başka hiçbir şeyimiz yok” diyen Konaç, emeklerinin karşılığını alamadıklarını kaydetti.

    Konaç, yaşadıkları yerde 160-170 TL’ye yaptıkları işi Antalya’da 100 TL’ye yaptıklarını vurgulayarak; “Boş kaldığımız günler Abdal Musa Türbesi’nde Alevi can dostlarımız yemek yapıyorlar, lokma dağıtıyorlar. Sağ olsunlar bizlerle beraber paylaşıyorlar. Boş kalmadığımız günlerde zaten işteyiz. Onun için ben devlete tekrar söylüyorum bize güzel bir işyeri veya bize şans tanısalar olmaz mı? Olur her türlü olur. Başkasının yaptığı işi biz de yaparız. Elin yapamadığı işi biz yapıyoruz ama yine de kimseye yaranamıyoruz.
    Bu çevrede en ufak bir hırsızlık olsa bir şey olsa bizi sorumlu tutarlar. Abdal Musa Türbesi’nin orada boş bir kesim alanı var. 8-10 senedir gelip orada çadırımı kuruyordum. Bu sene başka bir yerde kurduk” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET HİÇBİR ŞEKİLDE DESTEK VERMİYOR”

    İşçilerden İsmail Konaç ise günlük yevmiyelerin düşük olmasından duyduğu rahatsızlığı ifade etti. “Ne iş olursa yapıyoruz” diyen Konaç, “Çadırımızı Abdal Musa Türbesi’nin üzerine kurmuşuz. Geceleri çadırlar çok soğuk oluyor. Düzgün bir işimiz yok. Devlet bize destek vermiyor. Burada bir kamp olsaydı. Ev başı bir salon olsaydı yine yeterdi bize ama o da yok.

    Sabahtan akşama kadar çocuklar titriyorlar. Biz devletten destek bekliyoruz. Burada 35 kişiyiz. 400’e yakın burada çalışan var. Devlet bize yardım etsin. Bize bir yer göstersin, bir iş yeri versin. Biz de evimizden çıkmayalım, memleketimizden ayrılmayalım” şeklinde konuştu.

    “ÇALIŞMAK DEĞİL, OKUMAK İSTİYORUM”

    Mevsimlik işçi olarak çalışan çocuklar da var. Onlardan biri de Mehmet Ali Tokmak. Okumak istediğini söyleyen Tokmak, şunları dile getirdi:

    “Çalışmaya geldim fakat emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Dağlık alanda çadırlarda duruyoruz. Biz çalışmak istemiyoruz okumak istiyoruz. Sabah 05.00’de kalkıyoruz. Okulumu açsınlar. Ben okula gitmek istiyorum. Roman olduğum için beni okuldan dışladılar. “Sen Roman çocuğusun, burada okuyamazsın” diyerek, hep kağıtlarımı, defterlerimi yırtıyorlardı. İstanbul’da Fatih’te okulum. Okulumda okumak istiyorum. “Okulumu değiştireyim” dedim. Müdür muavini, “Senin babanın malı mı burası?” dedi. Burada benim gibi üç, dört tane çocuk daha var.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

     

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Kadınsız cem, kadınsız yaşam olmaz-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı postnişini Hüseyin Eriş yaptıkları cemin tarihini ve kadınların erkanlardaki yerine dair PİRHA’ya konuştu. Eriş, “Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden kadınsız cem, kadınsız ibadet, kadınsız yaşam olmaz” dedi.

    Abdal Musa Dergahı postnişini ve dedelik görevi yapan Hüseyin Eriş yaptıkları cem erkanının tarihini ve kadınların erkanlardaki yeri üzerine konuşarak kadını temel alan bir anlayıştan geldiklerini ve kadınlar olmadan yaşamın olmayacağını belirtti.

    “KADINCIK ANA’NIN YORUMLADIĞI ŞEKİLDE BEKTAŞİYİZ”

    Abdal Musa Dergahı postnişini olduğunu ve 1997 yılından bu yana da dergahın hizmetlerini inançsal boyutta götürmeye çalıştığını ifade eden Eriş şunları dile getirdi:

    “Cem erkanlarında posta oturuyoruz. Ayrıca bizdeki cem erkanları biraz daha farklı oluyor. Bektaşi erkanı bizimki. İlk erkanı Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana icra ettiği için biz bu geleneğin 12 hizmet cem erkanını devam ettiriyoruz. Biz Bektaşi’yiz. Ama Balım Sultan’ın yorumladığı şekilde Bektaşi değiliz. Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana’nın erkanı yorumladığı şekilde Bektaşi’yiz. Biliyorsunuz Suluca Kara Höyük’te (Nevşehir İl merkezinin 45 km kuzeybatısında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kuzeydoğusunda Savat Mahallesi sınırları içinde yer alan yer) birçok etnik kökenden, birçok ırktan, inançtan insanlar var ve bu insanların hepsi bir araya geliyor bu cem erkanı düşünülüyor. Hacı Bektaş Veli bunu ortaya getiriyor ama bunun uygulayıcısı olarak icra eden olarak ömrü buna yetmiyor. Bunun icra edeni bildiğiniz gibi Abdal Musa, Kaygusuz ve Kadıncık Ana’dır. Bu erkanı biz burada yaşıyoruz, sürdürüyoruz. Bizim erkanlarda talip olur, taliplikten sonra ise derviş olur. Bunlar bir aşamadır. Bir okulu düşünün dervişlik hizmet makamıdır, dervişlikten sonra baba makamı yani icra makamı gelir. Kadıncık Ana’mız sadece ayakçı postunda ayakçı yardımcılığı yapar.”

    “KADIN OLMADAN ERKAN YÜRÜTÜLMEZ” 

    Kadınların neden postta değil de hizmette göründüğünü de sorduğumuz Eriş, “Kadıncık Ana olmadan bu erkan olmazdı. Abdal Musa, Kaygusuz ile birlikte Kadıncık Ana marifetiyle cem yaptı. Kadın orada erkanda olmadan cem olmaz. Yani aslında ana erkil bir toplumken Sünni-İslam şeriatıyla ataerkil topluma geçmişiz. Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Kadının hak ve özgürlükleri konusunda ayrışmalarımız var. Dolayısıyla biz bunları hep yaşamışız, bundan sonra da yaşıyoruz. Erkanlarda her hizmetin sahibi vardır, her hizmetin piri vardır. Baba babalık görevini yapar, gözcü gözcülük görevini yapar, saki sakilik görevini yapar. 12 hizmetin sahibi vardır ve onlar bu cemi yürütür” dedi.

    “KADINSIZ BİR CEM, KADINSIZ BİR YAŞAM YOKTUR BİZDE”

    Demsiz cem yapmadıklarını vurgulayan Eriş; “Mutlaka dem vardır bizde. Saki İmam Hüseyin pir olarak bilinir. O olmazsa zaten cem olmaz, hizmetten bir tanesi eksik kalmış olur” dedi. Eriş kadınların cem erkanlarındaki yeri ile ilgili son olarak şunları aktardı:

    “Adıyaman’da kadın eşiyle birlikte yemek yemiyor. Kadınlar bu kadar geri planda. Buradaki mesele İslamın Anadolu’ya gelip oralarda kendisini kabul ettirmesidir. Bizim cem erkanı bu değil ki. Kadın olmadan ceme girilmez. Ama sen oturupta kadınla yemek yiyemiyorsan orada bir sorun vardır. Dolayısıyla Selçuklu’dan da bu tarafa ama özellikle Osmanlı’da Yavuz’dan sonraki İdris’i Bitlisi Alevileri silmiş süpürmüş, Türkmenleri silmiş süpürmüş, kadını yok saymış. Aynı şeriatta olduğu gibi kadına değer biçmiş ve kadını geri plana itmiş. Ama işin özünde kadınsız bir ibadet, kadınsız bir eylem bizde yoktur. Eski Türklerde de bu böyle. Hakan var öbür tarafında Hatun var. Zaman zaman asimilasyona uğramışız. Bu her dönemde olmuş ama özünü hep korumuş cemler. Kadın artık her ne kadar tam değerine oturtulmasa da  bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden cemsiz kadın, kadınsız cem olmaz. Kadınsız ibadet olmaz, kadınsız yaşam olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

  • Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı çalışmalarını anlattı-VİDEO

    Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı çalışmalarını anlattı-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, derneklerinin faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. Özer, “Kadınlara ve gençlere yönelik kurslar vereceğiz. Köyümüzün öğrencilerine burs veriyoruz. Ayrıca dedelerimizle birlikte semah grupları kuracağız” dedi.

    Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, derneklerinin faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. Özer, kadınlara, gençlere ve öğrencilere yönelik projeler hayata geçireceklerini belirterek, dedelerle birlikte semah grupları kuracaklarını söyledi.

    “KADINLARIMIZA, GENÇLERİMİZE, ÖĞRENCİLERİMİZE YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ VAR”

    Yönetime geldiklerinden bu yana uyum içerisinde çalışma yaptıklarını ve bir bütün olarak hizmetleri gönüllü olarak yürüttüklerini ifade eden Özer sözlerine şunları dile getirdi:

    “Pandemiden dolayı gelen ziyaretçi sayımız geçen yıllara nazaran az. Tabi bunun bağışlara da çok büyük etkisi oldu. Ama ona rağmen beş ayda iyi bir yol kat ettik. Derneğimizin bütün geçmişten kalan borçlarını ödedik. Şu anda kamu kurumlarına hiçbir borcumuz yok. Elektriğimiz kesikti onu açtırdık, yeni aboneliğimizi aldık. Ayrıca köyümüzün (Tekke) 30 öğrencisine burs vermek için faaliyetimiz başladı.

    ÖĞRENCİLERE 8 AY BURS

    Çocuklarımızın ilk burs paraları ıban numaralarına yattı. Çocuklarımıza burs verme işlemlerimiz 8 ay devam edecek. Burs vereceğimiz öğrenci sayısını da artırmaya çalışıyoruz. Kadın kollarımız, kadın girişimciler üzerinden kurslar başlatacak. Dikiş, nakış kursları vs olacak. Gençlerimize yönelik saz kursu, semah kursu açtırmayı da düşünüyoruz.”

    “DEDELERİMİZLE BİRLİKTE SEMAH GRUPLARI KURACAĞIZ”

    Dedelerle birlikte semah grupları kuracaklarını da belirten Özer, “Dedelerimizle beraber semah grubu kuracağız. Hatta bu grubun iki tane olmasını istiyoruz. Birincisi gençler için olacak ikincisi ise yönetime ait bir semahçılar olacak. Gelecek yılı 2022’de Haziran’ın son haftasında büyük bir katılımla bir anma töreni yapmayı düşünüyoruz. Şu anda da Büyükşehir Belediyesi’nin bir konaklama tesisi, yol projesi ve çevre düzenlemesi projesi var. Şu an çizim aşamasındalar. Bunlar gerçekleştiği takdirde çok güzel bir potansiyelle törenlerimizi yapacağız. Başarılı olacağımıza inanıyoruz. Hakk yardımcımız, Pir yardımcımız olsun diyoruz” diye konuştu.

    “TÜRBEMİZİN BULUNDUĞU ALANIN ÇEVRE DÜZENLENMESİNİN YAPILMASI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

    Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, “Büyükşehir Belediyesi’nin bu projesinin içerisinde sıcak asfalt projesi de var. Elmalı’dan çıktığımız an sıcak asfaltla türbenin önüne kadar geleceğiz.  Belediye tarafından belirtilen tarih 2022’nin Mart ayı. Dernek olarak takipçisi olacağız. Çevre düzenlememiz biraz kötü. Türbemizin bulunduğu alan çok geniş olduğundan kontrolü zor oluyor. Büyükşehir Belediyesi ve Elmalı Belediyesi ile birlikte buranın düzenlenmesini sağlamaya çalışacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/Tekke Köyü-ANTALYA

     

  • Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca: Elmalı’nın 18 köyü Bektaşiydi, şimdi 2 köy kaldı-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca: Elmalı’nın 18 köyü Bektaşiydi, şimdi 2 köy kaldı-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca, Abdal Musa’ya ve türbesine ilişkin konuştu. Koca, “Elmalı’nın 18 tane köyü Bektaşilik tarikatına girdi. Fakat 2 köy kaldık, Elmalı da bitti. Elmalı‘nın köylerinde dahi dergâhı çoktur. Türbeleri vardır, dervişleri vardır” dedi. 

    Antalya Elmalı Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Dergahı Mürşidi Ali Koca, PİRHA’ya dergahı ve Abdal Musa’yı anlattı.

    Antalya Elmalı Tekke Köyü’nün Bektaşi dedesi olduğunu belirten Ali Koca, “Abdal Musa Sultan’ın dergâhında mürşitlik yapıyorum. Abdal Musa Sultan İmam Rıza torunlarından gelme Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin de amca uşağıdır. Yani  Abdal Musa’nın babası amcaoğlu, bir kuşak aşağı olunca amca uçağı” dedi.

    Ali Koca, Abdal Musa’ya ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Abdal Musa Sultan 1337 yılında doğdu, 1436 yılında ise Hakk’a yürüdü. Bunlar 6 arkadaş. Abdal Musa, Geyikli baba, Börklüce Mustafa, Arnavut Kemal, Torlak Kemal, Şeyh Bedreddin. Abdal Musa’nın dördüncü dergâhı burada. Aydın Ortaklar’da bir dergah kuruyor. Ortaklar’dan sonra Uçarsu tarafında bir dergâh kuruluyor. Orada da yapamıyor bedduasını yaptıktan sonra buraya geliyor.”

    “ELMALI’NIN ÜÇTE İKİSİ ALEVİ-BEKTAŞİ’YDİ”

    Elmalı’nın üçte ikisinin yani 18 köyünün Bektaşi olduğunu ancak şu an 2 köyün Alevi-Bektaşi olarak kaldığını söyleyen Ali Koca, “Elmalı’nın 18 tane köyü Bektaşilik tarikatına girdi. Fakat 2 köy kaldık. Elmalı da bitti. Elmalı‘nın köylerinde dahi dergâhı çoktur. Türbeleri vardır, dervişleri vardır. Şu gördüğünüz yola kadar olan bölümde Abdal Musa’ya ait dervişler, hiç evlenmemiş kişiler, yoldan bu tarafı Tekke Köyü’nde hizmet eden kişiler ulu kişiler, benim gibi mürşitlik yapanlar. Onları koyduk buraya türbeye.”

    Abdal Musa Sultan’ın 1336 yılında Hakk’a yürüdükten sonra 1450 yılında türbe yapıldığını hatırlatan Ali Koca, “Alemi som altındı. Benim aklım erdi ereli kurşunlar dört sefer değişti. Hep çalıyorlar kurşunları. O zamandan bu yana bizim köyde erkânları vardır, Abdal Musa postu vardır. Abdal Musa dergâhı ise burası. İmam Rıza torunlarından gelmedir. Ehli beyti seven beni sever, ehlibeyt ti mi sevmeyen beni sevmez. Resulullah efendimizin en güzel bir hadisi vardır. Benim taliplerime hacca gitmek gerekmez, benim evlatlarım ziyaret etsin, hacları kabuldürler. İşte buraya ne kadar geliyorlar hacı olarak ta memleketlerine gidiyorlar” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA