Etiket: tembur

  • 10 yaşından beri tembur yapıyor; ‘Dede Sazı bağlamanın atasıdır’-VİDEO

    10 yaşından beri tembur yapıyor; ‘Dede Sazı bağlamanın atasıdır’-VİDEO

    PİRHA –  Fransa’nın Nanates şehrinde doğup büyüyen Derman Kutlu’nun, 10 yaşında bağlamaya merakı başlamış. Yapımı neredeyse unutulmaya yüz tutmuş tembur yapan Kutlu, “Çalışmamda en çok, eski sazların gelenek yapımına özeniyorum. Tını, ses, form, estetiği, doğal ürünler  ve mümkün oldukça eskisi gibi yerli ağaçlarla çalışmayı tercih ediyorum” diyor. 

    Yüzyıllar öncesine dayanan Dede Sazı’nın yapımı günümüzde neredeyse yok olmayla yüz yüze geldi. Ancak günümüzde çok az insan Dede Sazı- Tembur’un yapımını yapıyor. Bağlama çıktıktan sonra artık fazla kimse icraatını yapmıyor. Ancak yeni nesilin eski Dede Sazı- Tembur’a olan merakı bizi daha çok mutlu ediyor. Yaptığımız araştırmada Türkiye’de birkaç kişi tarafından yapıldığı ve Avrupa’da ise Fransa’nın Nanates şehrinde Derman Kutlu tarafında bir yıl önce yapımına başlandı.

    Genç ustanın Dede Sazı’na olan asıl merakı, hiç görmediği büyük dedesinin çaldığı Balta Sazı’nda ilham alarak Balta Sazı’nın araştırmasına başlamış ve açtığı küçük atölyesinde bir yıl önce tembur yapımına başladı. Bir hobby olarak başladı ama bugünkü çalışmasını daha profesyonel olarak icra ediyor. Hedefi kaybolmaya yüz tutmuş bir çalgıyı tekrar gündeme getirmek ve sanatçılara “Tembur” yapmak.

    “TEMBÜR’ÜN İCRAACISIYIM”

    Genç ustayı Nantes şehrinde kendi imkanlarıyla var ettiği küçük atölyesinde ziyaret ettik. Kaybolmaya yüz tutan temburu yapan genç usta Derman Kutlu, “Yapım ile uğraşmadan önce icracısıyım”diyor. Kutlu, “Uzun zamandır eski temburların tınısına ulaşmaktır amacım, kaybolan değerli bir geleneği yeniden gündeme getirmek. Çalışmamda en çok eski sazların gelenek yapımına özeniyorum. Tını, ses, form, estetiği, doğal ürünler ve mümkün oldukça eskisi gibi yerli ağaçlarla çalışmayı tercih ediyorum” dedi.

    “DEDE SAZI BAĞLAMANIN ATASIDIR”

    Genç usta Derman Kutlu, tembur ile bağlama arasındaki özeliklerini şöyle ifade ediyor:

    “Çok farklı enstrümanlar, form, ölçü, ahşap seçimi, tını, yapım ve çalış tarzı gibi farklılıklar görmekteyiz, temburun tınısında aranan bir özellik ‘Arı vızıltısı’dır . Dede Sazı bağlamanın atası olarak ifade edebiliriz. Yalnız bağlama 20’ci yüzyılda yapılmaya başlayan modern bir enstrümandır ve daha çok standartlaşma yolunu arayan bir sazdır. Dede Sazı ise başka bir özelliği ve zenginlik olduğunu düşündüğüm aynı zamanda standart olmayan geleneksel bir enstrümandır” diyor.

    “SAZLARIN GELENEK YAPIMINA ÖZENİYORUM”

    Çalışmamda en çok, eski sazların gelenek yapımına özeniyorum, tını, ses, form, estetiği, doğal ürünler  ve mümkün oldukça eskisi gibi yerli ağaçlarla çalışmayı tercih ediyorum.

    Eskiden anadolunun belli yörelerinde görünen bu saz, günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle, internet ve sosyal medyayla uluslararasında bir yer almaya başladı. Bu gelişmelerle, eski ses kayıt ve kaynak kişilerin tınılarındaki ve sözlerindeki derinliklerinin tanınma olanağının artması, bu sazların tınılarının daha doğal olmasının anlaşılması, bir çok nedenlerdir.

    Bağlama ailesi içerisinde yer alan tembur 2 tel ile 5 telli olarak değişiyor.

    Balta Sazı ya da Dede Sazı, ruzba, bağlama ailesi içinde yer alan bir çalgı türü. Teknesi alt kısmında sivrilerek bir balta ağzını andırdığı için ve karın ile bacak arasına daha rahat yer aldığındandır. Bağlama boyunda ve 12 perdelidir. Sadece tampere sesleri verir ve Sibemol2 gibi (Sİ- Nota) halk müziğinde kullanılan perdeler bulunmaz.

    “TEMBUR, HİTİT DÖNEMİNE AİT BİR ÇALGI”

    İran, Orta Asya, Afganistan, Türkiye’de kullanılan bu çalgı birbirine benzer farklı isimlerden oluşuyor. Alevi toplumunda Dede Sazı veya tembur olarak adlandırılan bu çalgı İran genelinde oynanıyor. Ancak Kürdistan bölgesinde Kermananshah Lorestan ve Hawraman bölgesinde yüzyıllardır var. Tarihçesine baktığımızda tembur ve benzeri çalgıların Anadolu’da bulunan en eski çalgıdır. Milattan önce 1680 -1375 Eski Hitit dönemine aittir. Kabartma taş levhalar üzerinde bu tip çalgılara rastlanmıştır. Frigler, Lidyalılar, Urartular tarafında kullanıldığı bilinmektedir.”

    DERMAN KUTLU KİMDİR?

    1989 yılında Fransa Nantes şehrinde doğdu. Aslen Maraş’ın Afşin ilçesinin Ağcaşar köyündendir. Aileden gelen bu gelenek üzerine kendisinin de 10 yaşından beri saza büyük merakı vardı. Merakı üzerine yaptığı araştırmasıyla Dede Sazı- Tembur yapımına başladı.

    Özcan BOZOĞLU/ STUTTGART

  • Kakai heyeti Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti-VİDEO

    Kakai heyeti Garip Dede Dergahı’nı ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Kakai Alevi İnanç heyeti Garip Dede Dergahını ziyaret etti. Ziyaret sırasında dergaha niyazlaşan Pirler kısa bir konuşma yapmasının ardından Kakai zakiri tembur çaldı.

    Farklı coğrafyalarda bulunan Alevi dergahlarını ziyaret etmek için Türkiye’ye gelen aralarında zakir ve Pirlerin olduğu Kakai Alevi İnanç heyeti Garip Dede Dergahını ziyaret etti.Ziyaret sırasında konuşan Pirler Türkiye’deki Alevi Dergahlarını ziyaret etmenin ve Alevi canlarla birlikte olamanın önemine vurgu yaptılar. Pirlerin konuşmasının ardından zakir tembur ile Kakai nefesleri çaldı.

    “DUVARLAR VE SINIRLARI KALDIRARAK GÖNÜL GÖZÜMÜZÜ AÇTIK”

    Heyeti karşılayanlar arasında bulunan Alevi Dernekler Federasyonu Celal Fırat, Kakai inanç heyetinin ziyaretlerini değerli bulduklarını vurgulayarak, “Bizler 72 millete bir bakıyoruz. Şeyh Bedreddin der ya su herkesin, hava herkesin ama ekmek neden herkesin değil. El ele vereceğiz güzel çalışmalar yapacağız. Rıza şehrini kurmak gayemiz. Yeryüzünde insana dair ne kadar güzellik var ise onları bulup güzellikleri paylaşacağız. Yolumuz kıldan ince kılıçtan keskin. Bu beyin ile kalp arasındaki çizgidir. Tüm halklara derman olacak inancın sahibiyiz” diye konuştu.

    Ziyarette söz alan HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise duvarlar ve sınırların inançlar arasındaki bağı koparamayacağını belirterek, ziyaretin bu sınırlarını yıktığını söyledi. Kılıç, “Bu inancın sahipleri olarak katledildik, asimilasyona uğradık. Alevilerin kurumsallaşması eksikte olsa bunun önüne geçebildik. Siyaset üstü bir yan yana gelişi, Alevi kimliğinde bir araya gelişi maalesef beceremedik. Bu birlikteliği sağlayabilirsek kimliklerin kendini ifade etmesi için bir yol açacağız. Yan yana gelip mücadele etmek zorundayız. Bu geliş çok kıymetli. Duvarları, sınırları kaldırıyoruz ve gönül gözümüzü açıyoruz”diye vurguladı.

    “SINIRLAR İLİŞKİ GELİŞTİRMEMİZİN ÖNÜNÜ KESTİ”

    Irak’tan gelen inanç heyetinin içine bulunan Kakai Piri Pir Servet, inançlarından dolayı çok zorluklar yaşadıklarını belirtti. Tarihte Kakai-Yaresan ve Alevilerin ortak bağlantıları olduğunun altını çizen Pir Servet, böylesi buluşmaların devam etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Pir Servet sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz hepimiz biriz. Alevi ve Yaresanlar 500-600 yıl önce aynı kelamı ediyorlardı. Saddam Hüseyin zamanında çok zorluklar yaşadık. Keskin sınırların çizilmesi ilişki geliştirmemizin önünü kesti. Savaşlar sonucu herkes parçalandı. Ama halen toplumun pir mürşit ilişkisi bir şekilde korundu. Tarihte Aleviler ve Yaresanların bir bağlantısı var. Bugün toplumun hepsi geçmişi hatırlamalı ona göre şekillenmeli. Yaresanların tüm inançlara ve kültürlere sevgi ile yaklaşır. Yaresanlar kendi coğrafyasında çok zorluklar yaşıyor. Bu buluşma topraklarımızda buluşmaya vesile olur” dedi.

    Kakai Alevi İnanç heyeti, 21 Şubat Perşembe günü İstanbul 22 Şubat Cuma günü Hacı Bektaşı Veli 23 Şubat Cumartesi Maraş 24 Şubat Pazar Dersim 25 Şubat Pazartesi Diyarbakır 26 Şubat Salı Ankara’da bulunan Alevi Kurumlarını ve cemevlerini ziyaret ettikten sonra İstanbul’a geçecek.

    HABER MERKEZİ

     

  • Alevi inancının canlı taşıyıcıları Tembur ve Zakir

    Alevi inancının canlı taşıyıcıları Tembur ve Zakir

    PİRHA – Şıx Çoban ocağına mensup Pir Zeynel Kete Alevi inancında Tembur ve Zakir kavramlarının manasını değerlendirdi. Pir Kete “Zakir ve Tembur Reya Heq Alevi inancının iki kutsalıdır” derken, “Kutsallıkları toplumsallığı devamlı inşa etmelerinden kaynaklıdır. Alevi inancının toplumsal hafızası, inancı, mana derinliği bu kelimelerde gizlidir. Bu kavramlar ve benzerleri Alevi inancının hafızasını oluşturur” tespitinde bulunuyor.

    Gazeteci Semra Turan’a konuşan Şıx Çoban ocağına mensup Pir Zeynel Kete Alevi inancında Tembur ve Zakir kavramlarının manasını değerlendirdi. Pir Kete “Zakir ve Tembur Reya Heq Alevi inancının iki kutsalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Kutsallıklarının toplumsallığı devamlı inşa etmelerinden kaynaklı olduğunu belirten Kete, Alevi inancının toplumsal hafızasının, inancının, mana derinliğinin bu kelimelerde gizli olduğunu, Bu ve benzer kavramların Alevi inancının hafızasını oluşturduğunun altını çiziyor. 

    Kete’nin konuya ilişkin bazı tespitleri satır başlarıyla şöyle:

    Temburda bütün renkler, farklılıklar birbirine ikrar vererek bir arada yaşaya biliyor. İnsanlığın özlemini çektiği Rıza Toplumunun modeli Temburun bedeninde, zakirin dilinde mevcuttur.

    Hak ve Hakikat dili daha çok kadın dilidir. Bundan dolayı zakirlik kadının işidir diye düşünüyorum. Daha sonraları erkek merkezli olmuştur.

    Reya Heq Alevi kimliği Temburda somutlaşmıştır. Temburdaki eşik, tekne, göğüs, perdeler, teller, akort bunların hepsi inancın farklı özelliklerini temsil etmektedir. Tembur bir semboller yığınıdır. Her parçanın sembolik değeri bütününü oluşturur.

    Alevi inancında Eşik, baş koyduğumuz  yerdir, secdegahımızdır. Bir alandan başka bir alana geçişi sembolize eder.

    Temburdaki eşik ezel ve ebedi anda birleştirir. Geçmiş ve geleceğin sınırıdır, bir köprüdür. Keşfetme, buluşma, yeni doğuşlara açılan sınırdır.

    İki eşik arasındaki uzunluk hakikat yolunda yaşamı ifade eder. Bu alanda perdelerin ve seslerin çokluğu Hakikate ulaşmanın aşamalarını, zorluklarını ifade edeceği gibi, farklılığı, çok kültürlülüğü, yol bir sürek bin bir düsturunu ifade eder.

    Tembur ve Zakir gerçeğine dair Pir Zeynel Kete ile yapılan röportajı olduğu gibi veriyoruz.

    “TEMBURUN SESİ VE ZAKİRİN AVAZININ YANKILANDIĞI MEYDANLARDA BÜYÜDÜM”

    Pirim öncelikle kendinizi okuyucularımıza tanıtır mısınız? Pir Zeynel Kete kimdir?

    Dersim doğumluyum. Reya Heq Alevi inancının yoğun olarak yaşandığı bir hanede doğmuşum. Dersim’in Reya Heq Alevi ocaklarından Şıx Çoban ocağı evlatlarındanım. Axu içen ocağının talipleriyiz. İnancımızın yol uluları, pirler, Mürşitler, rayberler sürekli hanemize uğrar, cem u cıvat yürütürlerdi. Tembur sesleri, zakirlerin deyişleri, avazları, pirlerin sabahlara kadar süren felsefe, din, mitoloji, edebiyat, ve tarihin dillendirildiği muhabbetleri, sevginin saygının, hak kelamının dillendirildiği, Hakkın haklandığı, ikrar ve rızalığın esas alındığı meydanlarda büyüdüm.

    Yüzüncü yıl üniversitesi Eğitim fakültesi mezunuyum. 1995 yılında öğretmenliğe başladım. Eğitim-Sen’in örgütlü mücadelesinde çeşitli görevler aldım. Eğitim- Sen Adana şube sekreteri iken 675 nolu KHK ile ihraç edildim. 24 Haziran 2018 Genel seçimlerinde HDP’den Adana milletvekili adayı oldum. Yasal olmayan bir şekilde adaylığım YSK tarafından iptal edildi. Şu anda DAD (Demokratik Alevi Derneği) Adana şubesinin Eş Başkanlık sorumluluğunu taşımaktayım.

    “TEMBUR ADETA ÇARMIHA GERİLDİ”

    Reya Heq Alevi inancında müzik deyince bağlama ve Zakir akla gelir. Reya Heq Alevi inancında bağlama ve Zakir neyi ifade eder?

    Öncelikle kavramları yerli yerinde kullanmak önemlidir. Kavramlar bir kültürün kök hücresidir. Kelime, kavram, kuramlar bir hakikati ortaya çıkarabilecekleri gibi bir kültürü asimile de edebilirler. Özellikle devlete bulaşmamış, Ahlaki politik topluluklar (aşirler, klanlar, kabileler, mezhepler, iktidarlaşmamış inançlar ve tarikatlar) üzerinde kültürel soykırım daha fazla uygulanmaktadır. Reya Heq Alevi inancın da bir çok kavram Etimolojik kırıma, anlam yitimine uğramıştır.

    İnancımızın kök hücresi olan, kimliğimizi taşıyan kavramlarımız, maddi manevi varlığımız uzun bir sürece yayılarak kitlesel çarmıha gerilmiştir. Bu kavramlardan birisi de “Tembur- Dembur”dur. Reya Heq Alevi inancında olanlar yakın zamana kadar “Bağlama” kelimesini pek kullanmazlardı. Bağlama daha çok yeni kuşak tarafından kullanılır duruma geldi. “Tembur” adeta     can verdi, unutuldu, çarmıha gerildi.

    Tembur ve Zakir bir canın dünyaya gelişinden başlayarak hak kapısı olan doğum kapısından başlayarak, hakka yürüme anına kadar işlev gören öneme sahiptir. Bütün evren müzik ile ilişkilidir ve müzik ile hakka yakın olunur, dar-didar olunur, ikrarlık verilir, cem u civat olunur. Kısacası bütün Reya Heq Alevi süreklerinin toplumsallığı müzik ile ilişkilidir, müzik ise Tembur ve Zakir ikilisi ile ete kemiğe bürünmüş olur.

    “ZAKİR MEYDANDA DOĞUMU YAPTIRANDIR”

    Kelimelerin anlam kaybından, Etimolojik kırımdan bahsettiniz. Tembur ve Zakir kavramları nasıl tanımlaya bileceğiz? Bu kavramların asli manası nedir?

    Zakir görev olarak meydanı çağıran, meydan çağrıcısıdır. Meydan her türlü erkanın yürütüldüğü yerdir. Aynı zamanda zalimin zulmüne karşı Hakikat ve özgürlük arayışında olanların serden geçtikleri yerin ismidir. Bu manada meydan; hakkın var edildiği yerdir.

    Kürtçenin Kurmanci lehçesinde “za, zayin” doğum manasına gelir, “a” ile başlayan kelimeler doğurmak, var etmek, meydana getirmek anlamlarına gelir. “Za” doğum, “kır, kir” kelimeleri ise eylemi gerçekleştiren fildir. Dolayısıyla Zakir; meydanda doğumu yaptırandır. Meydan “rahim” anlamına gelir. Zakir ise, meydanda doğumu mana ile doğuran anlamına gelir. Yolun, inancın bütün hakikatini meydanda yeniden canlandıran, görünür kılan, doğuran, var edendir.

    “ZAKİR ANCAK TEMBUR İLE DOĞUMU VAR EDER”

    “Tembur” olmadan hak meydanında doğum kapısı açılmaz. Zakir ancak Tembur ile doğumu var eder. Her varoluş bir zamanı, dem-i davranı içinde barındırır. Bu manada “Tembur” meydana doğumu gerçekleştiren “Dem-i, zamanı” biçendir.

    Tembur, aynı zamanda ortamı tatlandırandır. Meydanda varoluşun, Hakkın kelamının doğuşuna uygun mistik bir atmosferle, bütün duygulara hitap  ederek ortamı tatlandırır. Tembur olmadan zakir hak meydanında “klam, kelam, Gotın (deyiş) doğuramaz. Tembur, doğuma ortam hazırlayan, mistik atmosfer oluşturan, manevi tat oluşturan “tam, tat” verendir. Tembur zakirin doğum kepçesidir. Meydan aşk ile hakla hak olma ortamıdır. Aşka ortam hazırlayan, ”tam, tat” veren, doğumu kolay kılan, pirlere, canlara perilere feyz veren, yeniden doğuşu gerçekleştiren, ruhsal ve bedensel ikrarlaşmayı tamamlayan zakirin elindeki doğum aracıdır.

    Zakirin klamları, gotınları (Deyişleri) Tembur ile yeniden doğuşu (Gras Guhartin)’ı gerçekleştirir. Kısacası “za”, “zayin, Zakir, zikir,zik,” kelimeleri genelde; duygu ve düşüncelerin manevi ortamda yeniden görünür kılınması, doğması manalarına gelir. Bu doğuş eylemi de cıvat (cem) ortamında “Tembur” ile gerçekleşir. Cıvat hakkın görünür kılındığı, hak ile hak olunan ortamdır.

    “TEMBUR HAK KELAMINA SES VERENDİR”

    Zakirin Tembur ile olan ruhsal ve bedensel ilişkisi kutsal bir ilişkidir. Bu ilişki hakkı doğurur.

    Doğum anıdır, doğum anı kutsaldır. Bu ilişki cıvat (cem) ortamında en üst düzeyde görünür olur. Tembur hak kelamına ses verendir. Söylenen Hak kelamıdır.

    Yarsanîlere göre Temburun sesi insan ruhuyla özdeştir. Tembura “Hakkın sesi” anlamına gelen “Nida ül Heq” diyorlar. Ehli Hak inancına göre; Heq Ademi var ettiğinde ruh vermemişti. Ademe ruh verilmek istenmiş fakat ruh Adem’in vücuduna girmek istememiş. Cebrail Temburu eline alıp çalmaya başlamış. Eski bir makam olan” terzi makamını” çalmaya başlamış, bunu duyan ruh mest olup kendinden geçmiş ve Adem’in vücuduna girmiş.

    “OSMANLI ZAMANINDA TEMBUR SUÇ ALETİ OLARAK GÖRÜLMÜŞ”

    Temburu tanımlarken zamandan dem-i devrandan bahsettiniz. Tembur ile dönemin toplumsal hafızası arasında bir ilişkiden bahsedebilir miyiz?

    Zakirler Tembur eşliğinde her dönemin toplumsal hafızasını, Reya Heq Alevi halklarının yaşadıklarını; acılarını, direnişlerini, duygularını, telden tele dilden dile, kuşaktan kuşağa taşımışlardır. Bundan dolayı Tembur Dem’dir, zamandır, akışkandır, şahittir, görüp bilendir, aktarandır. Bu manada Zakir Kendi döneminin toplumsal hafızasını taşır. “An” da yaşananlar Tembur olmadan aktarılamaz. Tembur doğum eylemini gerçekleştiren, doğuran, Zakir ise doğumu yaptırandır. Yaşanan anın tarih olduğunun bilincine varılması, Nahak zihniyetler tarafından suç sayılmıştır. Bundan dolayıdır Tembur ve Zakir ikilisi kendi döneminin tanığı, sanığı ve mahkumu olmuşlar. Tembur’un yasaklanması ile ilgili fetvalar verilmiş, kanunlar çıkarılmıştır. Osmanlılar zamanında bir suç aracı olarak kabul edilir, hakkında yasaklama fetvaları çıkarılır.

    Bunun üzerine Hak aşığı Dert’li şu mısraları dile getirecektir.

    “Telli sazdır bunun adı.
    Ne ayet dinler ne kadı,
    Bunu çalan anlar kendi,
    Şeytan bunun neresinde”

    Bu bakımdan Tembur küfrü imana sayan tek müzik aletidir.

    “ZAKİRLER ERKAN YÜRÜTEN PİRLER KADAR BİLGİ SAHİBİDİRLER”

    Tembur ve Zakir ikilisini tanımlarken, akışkandır, duygu ve düşünceleri kuşaktan kuşağa aktarır dediniz. Alevi kültürü daha çok sözlü gelenekten beslenir. Zakirler Tembur ile sözlü geleneği bu güne kadar nasıl getirmişler. Bu konu ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

    Reya Heq Alevi inancı daha çok sözlü gelenekten beslenir. Tarihsel olaylar, yaşanmışlıklar, Zakir tarafından Tembur vasıtası ile dilden dile, gönülden gönüle, hak meydanında, erkanlarımızda dile getirilerek devriye edilmiş, bugüne kadar gelmiştir. Bu tarihsel hakikatten hareketle diyebiliriz ki zakirler aynı zamanda toplumsal hafızamızın taşıyıcılarıdır. Bu yönüyle zakirler Erkan yürüten pirler kadar bilgi sahibidirler. Çoğu zaman anlatım, coşku, canlandırma, hafıza bakımından pirlerden daha çok güçlü durumdadırlar. Bilginin aktarımı aynı zamanda bir eğitimdir. Tembur Reya Heq Alevi süreklerinde aynı zamanda bir eğitim aracıdır. Toplumsal Yaşamla ilgili bir çok şey (mitoloji, hikayeye, destan, mersiyeler, klamlar, gotınler (Deyişler),                    kasideler..vs  Tembur aracılığı ile Zakir tarafından, sürekli anlatılarak, var edilmiş, canlı tutulmuş ve bugüne getirilmiştir. Okulda yazı tahtası ve öğretmen ikilisi hangi işlevi görüyorsa, Zakir ve Tembur aynı işlevi görüyor. Binlerce yıllık Alevi süreklerinin  klamlarını (Türkü), gotınlerini bugüne getirmişlerdir..

    Zakirler sadece sözleri, şiirleri, gotın yani söz ve deyişleri, aktarmakla kalmıyor, Hak kelamının doğuşuna ebelik ediyorlar. Hak aşıklarının sözleri, zakirin dilinde, Temburun telinde şiir olmaktan çıkmış Hakk kelamı olmuştur. Tembura “Telli Kur’an” denilmesinin nedeni bu olabilir. Belki de “Telli Kur’an” denilmesinin nedeni bir savunma hattı oluşturmaktır. “Aleviler Kur’an bilmez” denilmesinin karşısında inanç boyutuyla bir savunma oluşturmaktır.

    “TEMBUR VE ZAKİR BU İNANCIN CANLI TAŞIYICILARIDIR”

    Tembur Aleviler için zalimin zulmüne karşı bir propaganda ve örgütlenme aracı olabilir mi?

    Evet belirttiğiniz gibi, Tembur aynı zamanda bir propaganda ve örgütlenme aracıdır. Nahak zihniyetlerin zulmüne karşı, hakikati dile getiren en büyük araçtır. Zakir, Alevi süreklerinin direncini, inancını, mücadelesini, bir inancın Ahlaki politik duruşunu, kavramlarını dile getirerek yeni kuşaklarda görünür, bilinir kılar. Tembur en büyük hafıza taşıyıcısıdır. Zakir hafızayı taşıyan, bu hafızayı yeni kuşaklara aktarandır. Bu yönüyle Tembur geçmişi geleceğe aktarırken anda birleştirir. Tembur küfrü imana sayan tek müzik aletidir dedik. Bir çok nahak zihniyet Temburu küfür sayarken, Reya Heq Alevi süreklerinde “iman” sayılmıştır.

    Reya Heq Alevi süreklerinde Tembur “can”dır, canlıdır. Hak  meydanında bir hizmeti  vardır, Zakir onunla erkanı yürütür. Cıvatta 12 hizmet yürütülürken, pirden sonra  çağrılan ikinci  hizmet yürütenidir. Tembura niyaz edilir, hak kıllesi kesilir, Zakir ile çark-ı pervaza girer, sesi yanıktır, bağrı, kulakları, göğsü, kolu, gövdesi vardır. Reya  Heq Alevi inancındaki bir çok özellik Temburda somutlaşmıştır. Bu manada Alevi inancının bütün özellikleri Temburda simgesel olarak mevcuttur. Alevi inancının, toplumsallığının inşa edilmesinde, örgütlenmesine hizmet eden en büyük araçtır. Zalimin zulmüne karşı, kimi zaman yasaklı olmasına rağmen, cıvatlarda bekçiler görevlendirerek, toplumun kültürel olarak en büyük savunma aracıdır. Tembur ve deyişler, stranlar, klamlar inancımızı yeniden doğurarak bugüne getirmiştir. Tambur ve Zakir bu inancın canlı taşıyıcılarıdır.

    “TEMBUR BİR SEMBOLLER YIĞINIDIR”

    Diyorsunuz ki ” Temburdaki her bölüm, simgesel olarak Reya Heq Alevi inancının özelliklerini anlatır. Tembur da birden fazla simge vardır, Alevi inancının bütün özellikleri Temburda simgesel olarak mevcuttur.” Bunu biraz açar mısınız?

    Şunu diyebilirim, Reya Heq Alevi kimliği Temburda somutlaşmıştır. Temburdaki eşik, tekne, göğüs, perdeler, teller, akort bunların hepsi inancın farklı özelliklerini temsil etmektedir. Tembur bir semboller yığınıdır. Her parçanın sembolik değeri bütününü oluşturur. Her parçanın kendine ait bir özgünlüğü mutlaka vardır ama bu özgünlükler “el ele el hakka” diyerek, birliği  oluştururlar.

    “TEMBURDAKİ EŞİK EZEL VE EBEDİ ANDA BİRLEŞTİRİR”

    Alevi inancında Eşik, baş koyduğumuz  yerdir, secdegahımızdır. Bir alandan başka bir alana geçişi sembolize eder. Bir halden, durumdan, ortamdan, meydandan başka bir hale, duruma, ortama geçişin manasıdır. Temburdaki eşik ezel ve ebedi anda birleştirir. Geçmiş ve geleceğin sınırıdır, bir köprüdür. Keşfetme, buluşma, yeni doğuşlara açılan sınırdır. Zakirin eli tele dokunduğunda ilk doğum gerçekleşir. İlk eşik doğum anıdır, doğum kapısıdır. Alt eşik ile üst eşik arası yaşam arayışını, gayreti   simgeler. Alt eşik doğum anıdır, üst eşik ise Hakka  yürüme sınırını, anını ifade eder. Alt eşik ile üst eşik arasındaki  mesafe (Temburun  sap kısmı) Alevi inancındaki Hakikat  ve özgürlük arayışını, Xızır çarkında gayrete girmeyi ifade eder, iki eşik arası yaşam alanıdır. 

    Yolumuzun canlı taşıyıcıları, pirlerimiz alt eşiğe “Şemuga Tembure” (sazın eşiği) derlermiş. Hanelerimizde de eşik kutsaldır. Pirin eşiği secdagahımızdır. Toprağı, yeri, bereketi, Ana Fatma’yı temsil eder, hak kapısıdır, hak kapısı doğum kapısıdır. Aslında  niyaz  olduğumuz eşik, kadın etrafında örgütlenen toplumsallığımızdır.

    “FARKLILIĞIN UYUMU, İKRARLIK İLİŞKİSİ AKORTLA SAĞLANIR”

    İki eşik arasındaki uzunluk hakikat yolunda yaşamı ifade eder. Bu alanda perdelerin ve seslerin çokluğu Hakikate ulaşmanın aşamalarını, zorluklarını ifade edeceği gibi, farklılığı, çok kültürlülüğü, yol bir sürek bin bir düsturunu ifade eder. Evrendeki    farklılık içinde birliktelik bu alanda ifade edilir. Seslerin ve perdelerin çeşitliliği bir birilerini yok etmiyor, aralarında bir ikrarlık ve rızalık ilişkisi vardır. Bir denge üzerine varlığını devam ettiriyorlar. Bir perdenin olmaması, veya olması gereken yerin dışında olması bütünlüğü bozar, denge sarsılır, kaos ortamı oluşur. “Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için” sözü adeta bunun için söylenmiştir. Bu armonide Holistik ve simbiyotik ilişki tarzı mevcuttur. Evrendeki her cümle can, renklilik, farklılık, ses, Hakkın emri rızasıdır. Biri ötekinin karşıtı değil, varlık nedenidir. Akort bu ikrarlık ilişkisini kuran, inşa eden kemalete, tecrübeye, bilgeliğe karşılık gelmektedir. Temburdaki farklılığın uyumu, ikrarlık ilişkisi akortla sağlanır.

    “TEKNE RAHMİ NACİYE’DİR, ANA RAHMİNE KARŞILIK GELMEKTEDİR”

    Alt eşikten üst eşiğe yola revan olurken, hak  gayreti ile Xızır çarkına girilir. “Haktan geldim Hakka gidiyorum” manasına gelir. İki eşik arası demden deme, dondan dona, çarktan çarka hareket halindedir. Anlatmakla bitmez, kısacası Temburun sapı Reya Heq inancındaki Hakikat ve özgürlük arayışını temsil eder. Teller ve perdeler Alevi Toplumunun süreklerini temsil eder. Her perdesi, teli, farklı sesi, Hakikatin farklı mekanlarda ki, coğrafyalardaki, dillerdeki karşılığıdır. ‘Yol bir sürek bin bir’dir. Temburdaki karar sesi olan “La” sesine “Şah” perdesi denilmiştir.

    Tekne, Rahmi Naciye’dir, Ana rahmine karşılık gelmektedir. Teknedeki oluk hak kapısına karşılık gelmektedir. Hak bu kapıdan tecelli eder, nur kapısıdır. Sesler rahimde canlanır, olgunlaşır, kemalet kazanır, beslenir, yola revan olur, doğum gerçekleşir. Tekne sır deryasıdır.

    Alt eşiğin dışında kalan bölüm doğum öncesi dönemdir. Doğum kapısına yakın yerdir. Sesler henüz olgunlaşmamış, hamdır, pişmesi gerek, gayret lazım. Sır deryasından beslenip, olgunlaşıp doğum kapısına gelinir. Doğum öncesi evrene karşılık gelmektedir.

    “BANA GÖRE ESKİ ZAMAN ZAKİRLERİ KADIN OLABİLİR”

    Pirim öyle bir anlattınız ki binlerce yıllık Reya Heq Alevi inancının kimliğini Temburla özdeş tuttunuz. Bir inancın bütün varlığını Temburdaki kısımlarla anlattınız. Temburdan hareketle bir toplumun yaşamını özetlediniz. Ayrıca “Rahmi Naciye”, tanımlaması ile ana rahmi benzetmesi yaptınız. Bu tanımlamayı biraz daha açar mısınız?

    Temburun özellikleri ile Hak kapısı olan, mürşidi kamilullah olan kadının özellikleri benzerdir. Temburun teknesi ana rahmidir, Hak o kapıdan var olur, doğum ile ispat olur, yoktan var olmaz, vardan mevcut bulur. Ana Rahmi sır deryasıdır, inancımız vardan doğuş üzerinedir, xweza (kendini var eden, doğuran)’dır. Xweza, Xweda, Ezda vardan doğuşu anlatan temel kavramlardır. Bu kavramlar daha çok kadın özelliklerini barındırır. Zakir, doğum yaptıran anlamına gelir dedik. Tembur ise doğum eylemini gerçekleştiren, doğum yapandır. Bana göre eski dönem zakirleri kadın olabilir. Çünkü Hakkın kelamını, dilini, evrenin dilini, en iyi kadın bilir. Evren bütün oluşumu ile kadının bedeninde mevcuttur. Kadın Hakkı bedeninde, rahminde taşıyandır. Söz söyleyen, doğum yapan, klam okuyan, stran söyleyen, dengbejlik yapan, duygu, düşünce ve pratik birlikteliğini en iyi yaşayan, ruhsal ve  bedensel ikrarlaşmayı sağlayan, evrenle en üst düzeyde yar olan kadının kendisidir. Hak ve Hakikat dili daha çok kadın dilidir. Bundan dolayı zakirlik kadının işidir diye düşünüyorum. Daha sonraları erkek merkezli olmuştur diyorum.

    “XIZIR AKLI EN ÇOK KADIN DÜŞÜNCESİ VE PRATİĞİNDE FORM BULMUŞTUR”

    Aynı zamanda toplumsallık, Ocak kültürü ilk dönemlerde kadın etrafından yaşam bulmuş, şekillenmiştir. Reya Heq Alevi kavramları, terminolojisinde kadın karakter baskındır. Kadınlar ilk zakirler, dengbejler, peygamberler, bilgeler ve filozoflardan daha çok önceleri Hakikat ve özgürlük arayışında bulunmuşlardır. Xızır aklı en çok kadın bedeninde, düşüncesinde ve pratiğinde  form kazanmıştır. Xızır aklı krizden ve kaostan kurtuluşun aklıdır, xweza sır, kendini doğuran, varlığının devamını sağlayandır. Xwe (kendi), “za”  ise “doğum” demektir “za” ile başlayan ve biten kelimelerin çoğu. “Kendini doğuran, varlığının devamını sağlayandır, var eden, doğum” manalarına gelir. Bir inancın yada toplumun dili ne kadar kadın karakterlerini barındırıyorsa o  toplumda toplumsallık ve cıvat kültürü fazladır. Toplumsallık kadın etrafından sürekli doğum hâlinde kendini inşa etmiştir. Hak  kelamı her devirde Nahakları  korkutmuştur. Nahak  zihniyet ozanları, zakirleri, şairleri, dengbejleri yasaklamış, sürgün etmiş, hapse artırmış, idam ettirmiştir. Yol ulularımız, ninelerimiz derlerdi ki ” zimanême zimanê Xızıre” tane” Dilimiz Xızır’ın dilidir.” Xızır’ın dili zulme karşı, kurtuluşun, yeniden doğuşun aklıdır, dilidir. Zakirin dili, hak kelamı toplumsallığı sürekli inşa halinde tutar. Bu manada Zakir in özellikleri, kemaleti, gayreti mana olarak kadının özelliklerine daha uygundur.

    “TEMBUR HER DİLDE SÖZ SÖYLEYEN TURNA AVAZIDIR”

    Zakir eline Temburu alınca sürekli düşünen, düşündükçe iradesini ortaya koyan, alt eşikten ( doğum anından) başlayarak ele, göze, dile, kulağa nazar eder, harekete geçirir, doğum eylemine yönelir Hak ile Hakk olur, inancın toplumsal kimliğini var eder, doğurur. Gelişkin bir dili vardır.

    Reya Heq Alevi süreklerinin dilinin gelişmişlik düzeyi, derin felsefik kavramları, Alevi toplumunun düşünsel alandaki gelişmişlik düzeyini gösterir. Tembur her dilden söz söyleyen Turna avazıdır. Zakirin dili, Alevi toplumunu kimliğidir.

    “BU KELİMELERİN HİÇBİRİ TÜRKÇE DEĞİLDİR”

    Zakirin dili Alevi toplumunun kimliğidir diyorsunuz. Reya Heq Alevi kavramları, kullanılan dil ile kimlik arasında bir ilişki mi vardır?

    Şöyle diyebiliriz, Reya Heq Alevi inancı, kozmogonisi, mitolojisi kendisinin evrenin başlangıcından beri var olduğuna inanır. Harabi bu inancı şöyle dile getirirken.

    “Daha Allah ile Cihan yok iken,
    Biz anı var edip ilan eyledik.
    Hakka hiçbir layık mekân yok iken,
    Hanemize aldık Mihman eyledik.
    Kendisinin ismi henüz yoğ idi,
    İsmi şöyle dursun cismi yok idi,
    Hiç bir kıyafeti resmi yok idi,
    Şekil verip tıpkı insan eyledik”

    Alevi inancındaki kavramlarda insanlığın toplumsallaşmaya başladığı, evrenle yar olmaya başladığı dönem kadar eskidir.

    Zakirin dilindeki kelimelere bir bakalım;

    “Heq, Xweda, Hüda, Zakir, Musahip, Devreş, Abdal, Dem, Devran, Heftemal, Gaxan, Dergah, Ziyaret, Nişangah, Rayber, Reya  Heq, Nida, Gulbang, Duaz, Niyaz, Delil, Çerağ, Mazlum, Sersal, Rahman, Rahim, Çille, Çel, Çavi, Deri, Tarikat, Marifet, Hakikat, Şeriat, Xızır, Hatem, Can, Canan, Dar, Didar, İkrar, Rıza, Cem, Cıvat, Cemal, Celal, Kelam, Kılan, Gotın, Evliya, Ozan, Herd, Roj, Rojin, Kamil, Tij, Rıza, Fuat, Vahdet, Mürşit, Star, Sır, Çar Anasır, Nar, An, Av, Ar, Hakk, Naci, Naciye, Ezdan, Tembur, Derviş, Cömert, Serdar, Şir, Şer-i Yezdan, Erkan, Çark-ı Pervaz, Bext, Zahir, Batın, Sema, Çıralık, Hakullah, Çelebi, Kurban, Avaz, Şahı  Merdan, Hû, Pençe-i  Ali Aba, Serçesme, Tevt, Peyik, Talip, Şah, Pençe, Tarık, Kirve, vs.”

    Reya Heq Alevi inancının toplumsal hafızası, inancı , mana derinliği bu kelimelerde gizlidir. Bu kavramlar ve benzerleri Alevi inancının hafızasını oluşturur. Ayrıca şu tespitte bulunmakta fayda vardır; Bu kelimelerin hiçbiri Türkçe değildir. Bu Türkçe’nin eksik veya yetersiz olduğu anlamına gelmez. Alevi kültürünün, dilinin, gelişimini, kökenini bilmek, kendi gerçekliğimizi bilmek ve geleceğimizi inşa etmek için son derece önemlidir. Nereden geldiğini bilmezsen, nereye gideceğini de bilemezsin. Zakirin dilinde, Temburun telinde bugüne kadar gelen kültürel kodlarımızı bilmek son derece önemlidir.

    “ALEVİ DİLİ ALEVİLERİN KİMLİĞİDİR”

    Dildeki kullanılan kelimeler, kelimelerin fonetik, Etimolojik kökeni o toplumun hangi zihniyet yapılanmasından olduğunu ayrıca hangi kültürel ortamdan, coğrafyadan geldiğini gösterir. Dil bir toplumun kazandığı zihniyet, ahlak, estetik duygu ve düşüncelerin toplumsal birikimidir. Bu manada Zakirin dili, Reya Heq Alevi dili Rıza toplumunun kaybolmayan hafızasıdır. Alevi dili Alevilerin kimliğidir. Zakir Tembur ile binlerce yıldır bu dili, kimliği sürekli canlı tutarak, bugünlere getirmiştir.

    “TEMBURDA BÜTÜN FARKLILIKLAR İKRAR VEREREK BİR ARADA YAŞAYABİLİYOR” 

    Son olarak neler söylemek istersiniz?

    Zakir ve Tembur Reya Heq Alevi inancının iki kutsalıdır. Kutsallıkları toplumsallığı devamlı inşa etmelerinden kaynaklıdır. Yaşadıkları her dönemde, Nahak zihniyetin zulmüne uğramış, yaşadıkları zamanın tanığı, sanığı ve mahkumu olmuşlar. Emevi İslam anlayışının temsilcileri, karşıt İslam zihniyeti, Zakirin ve Temburun mana derinliğini bilseler bir çok sorun çözülür. Temburda bütün renkler, farklılıklar birbirine ikrar vererek bir arada yaşaya biliyor. insanlığın özlemini çektiği Rıza Toplumunu modeli Temburun bedeninde, zakirin dilinde mevcuttur.

    Tembur bir kimliktir. Reya Heq Alevi toplumunun kimliği Temburda somutlaşmıştır.
    Zakirin dili susmayacak, Tembur hak kelamını doğurmaya devam edecek.
    Gerçek erenlerin demi devranına hû diyelim.