Etiket: temel karamollaoğlu

  • Av. Piroğlu: Avukat ordusu ile yola devam edeceğiz

    Av. Piroğlu: Avukat ordusu ile yola devam edeceğiz

    PİRHA–Sivas Katliamı davasının zaman aşımı gerekçesi ile düşürülmesi ardından dosya, bir üst mahkemeye taşınacak. Avukat Özgür Piroğlu, sonraki mahkeme süreci için “Avukat ordusu ile yola devam edeceğiz” diyerek “Hala ‘İnsanlığa karşı suç’ üzerinde duruluyor ancak kimse ‘Soykırım’ suçunu tartışmıyor. Soykırım suçlarında hedef inancın kendisidir. Bu katliamda Alevilik hedef alınmıştır zaten, bu soykırımdır” dedi.

    Sivas Katliamı’nın firari sanıkları olan Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş üzerinden yürütülen dava 14 Eylül’de görülen duruşma ardından zaman aşımına uğratıldı.

    Sivas Katliamı açısından ikinci kez verilen zaman aşımı kararı ardından hukukçuların sonraki adımlarının ne olacağını Avukat Özgür Piroğlu ile konuştuk.

    “ZAMAN AŞIMI, BEKLENİLEN BİR TUTUMDU”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından katliam dosyası dahilinde tutuklu olan sanık Hayrettin Gül’ün 6 Eylül’de affedilmesi toplumda büyük tepkiye sebep olmuştu. 2012 yılında ana davanın zaman aşımına uğratılması ve ardından ikinci davanın da düşürülmesiyle birlikte Alevi toplumunun hukuka olan güveni de sarsıldı.

    Davanın avukatlarından Özgür Piroğlu, “Sürecin bu noktaya geleceğini biliyorduk” diyerek sonrası için yapılacakları anlattı. Av. Piroğlu, şimdi Yargıtay sürecinin işleyeceğini belirterek şunları söyledi:

    “Bizler, Yargıtay’dan farklı bir sonuç beklemiyoruz. Ama yine de bu davayı Yargıtay’a da götüreceğiz. Yakın zamanda gerekçeli karar çıkacaktır. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gerekçeli karar geldikten sonra dilekçemizi hazırlayıp, dosyayı Yargıtay’a götüreceğiz. Yargıtay’dan da aynı sonucu bekliyoruz. Yargıtay’ın kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz. Anayasa Mahkemesi’nden olumsuz karar çıkması durumunda ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağız.”

    “KİMSE SOYKIRIM SUÇUNU TARTIŞMIYOR”

    Av. Özgür Piroğlu, katliam dosyası dahilinde asıl üzerinde durulması gereken hususun “Soykırım” başlığı olduğunun ise altını çizdi. Av. Piroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Hala ‘İnsanlığa karşı suç’ üzerinde duruluyor ancak kimse ‘Soykırım suçunu’ tartışmıyor. Soykırım suçlarında hedef inancın kendisidir. Bu katliamda Alevilik hedef alınmıştır zaten, bu soykırımdır. İkinci olarak, insanlığa karşı suçta diyelim ki iki insanı öldürdüler, bu öldürülenlere karşı zaten bir kin, nefret varsa eğer bir de Alevi olmaları da üstüne ekleniyor; bu ise insanlığa karşı suç olur. Ama inancın kendisini hedef almak, bütün inanç mensuplarını yok etmeye yönelik bir durum ise soykırım olur. Mesela Madımak Katliamını yapanlar başka mahallelere girebilseydi girerlerdi ama güçleri oraya kadar yetti. Orada savunmasız insanları yakmak onlara kolay geldi. Örneğin Alibaba Mahallesi’ne girebilselerdi eğer bir çatışma olacaktı, bir direnç ortaya çıkacaktı; onu göze alamadıkları için en kolay işi yaptılar. Öldürebilecekleri bütün Alevileri öldürmeye çalıştılar, bu bir soykırımdır. Eylemin şiddetine baktığınız zaman saatler boyunca Türkiye’nin gözü önünde bir katliam yapıldı. 15 bin saldırgan, insanları cayır cayır yaktı. Soykırım olması için bundan daha vahşi ne olabilir? Soykırım suçlarında örneğin ‘3 bin kişinin ölmesi lazım’ denilmiyor.”

    “ORTADA DEVLET YOK!”

    Hüseyin Karababa’nın avukatlığını yapan Özgür Piroğlu, Sivas Katliamı ana davasının 2012 yılından sonra neden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülmediğini de sorguladı. Davanın netice almasının engellendiğini ifade eden Piroğlu, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu işin içerisinde derin devletin olmadığını söyleyenler oldu. ‘Şeriatçıların, Cumhuriyete karşı ayaklanması’ olarak yorumlayanlar oldu. Bizler ise bunun bir Alevi soykırımı olduğunu söylüyor ve ‘bu işin içerisinde kontrgerilla var’ diyoruz. Abdullah Gül döneminde Devlet Denetleme Kurulu doğrudan cumhurbaşkanının talimatı ile bir rapor hazırlıyor ve ‘devletin ihmali var’ deniliyor. Hem katliamda hem de sonraki süreçte devletin ihmaline değiniliyor. Biz bu konuyu mahkemede de gündeme getirdik ancak şimdi ortada devlet yok. ‘Devlet nerede?’ diyoruz.

    Geçtiğimiz yıllarda firari 3 katilin vatandaşlıktan çıkarılması için talepte bulunmuştum. Bugün hiçbir şey olmasa bile talebim yerine gelseydi en azından bu üç katil vatandaşlıktan çıkarılmış olacaktı. Bir şey elde etmiş olacaktık. Ancak bir kesim, ‘vatandaşlıktan çıkartılırlarsa biz iade isteyemeyiz’ demişti. Halbuki alakası yok. Örneğin; Fethullah Gülen vatandaşlıktan çıkarıldı ama Türkiye halen iade istiyor. Bu konuya dair Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ‘vatandaşlıktan çıkarılanların iadesi istenir’ diye bir açıklama da yapmıştı. Çünkü suçun işlendiği yer Türkiye.

    “EN KARANLIK ADAM KARAMOLLAOĞLU”

    Eğer Karamollaoğlu sorumlu değil ise ondan hesap sorulmayacaksa o zaman dosyanın arkasını da bırakalım. Karamollaoğlu en karanlık adamlardan biri. Oradaki katillerin çoğu Karamollaoğlu’ndan daha ‘masumdur’. Karamollaoğlu onlardan daha fazla katildir. Siyasi bir proje kuruyorlar, helalleşiyorlar, Millet İttifakı’nı kuruyorlar, Karamollaoğlu’nu Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapıyorlar, Alevi toplumuna, sola ihanet ediyorlar. Ondan sonra çıkıp ‘Biz bu davanın takibini yapıyoruz’ diyorlar!”

    “SİVAS NEDEN BİR ALEVİ SOYKIRIMI DEĞİL?”

    Avukat Özgür Piroğlu, son duruşmada söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe’yi de işaret ederek “Öncelikle soykırım terimi üzerinde durulmalıydı” diye belirtti. Piroğlu, “Öncelikle derneğin, ‘soykırım’ demesi lazım. Barolar ya da başka kurumlar ‘insanlığa karşı suç’ olarak tanımlayabilirler ancak Alevi kurumunun doğrudan ‘soykırım’ demesi lazım. Örgütlere sormak gerek; Sivas neden bir Alevi soykırımı değil? Neden bu konuyu doğrudan tartışmayıp ‘insanlığa karşı suç’ deyip kestirip atılıyor?” diye sordu.

    “BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ İKİ HUSUS”

    Dosyanın uluslararası mahkemelere taşınması için geniş bir avukat grubunun destek olacağını da söyleyen Özgür Piroğlu, “Bir avukat ordusuyla hareket edeceğiz. Önümüzdeki günlerde bu durum kamuoyuna açıklanacak. Bu işin yürütücüsü, temsilcisi öyle bir iki kişi olmamalı. Hiç Alevi avukat yok mudur?” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLERİ

    Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO
    Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Karababa’dan ailelere çağrı: Çocuklarınızın isimlerini Madımak’tan çıkarttırın!-VİDEO

    Karababa’dan ailelere çağrı: Çocuklarınızın isimlerini Madımak’tan çıkarttırın!-VİDEO

    PİRHA-2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde katledilen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Sivas Davası’nın derin devlet eliyle kapatılacağını belirtti. Katliam sonrasında örgütlü bir mücadele yürütülemediğini belirten Karababa, “Ailelerle de yolumuz baştan ayrıydı. 25 cenazeyi Dikmen’den kaldırırken birileri bayrak getirip tabutların üzerine attı. Ben buna müsaade etmedim. Kardeşimin tabutunu siyah örtülerle kaldırdım” dedi. 

    1993 yılında 33 kişinin gerici-faşist kalabalık tarafından yakılarak öldürüldüğü “Sivas Katliamı Davası”, mahkemenin ‘zaman aşımı’ nedeniyle 2012 yılında davayı düşürmesiyle kapandı. Benzer bir durum şimdi üç firari sanık üzerinden yürütülen dava için de geçerli.

    Alevi toplumu, 14 Eylül’de görülecek davanın da zaman aşımına uğratılmaması için itirazlarını dile getiriyor.

    DAVA, ULUSLARARASI MAHKEME YOLUNDA!

    Katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa da hukuk mücadelesini en başından beri omuzlayan isimlerden biri. Madımak Davası’nı “Alevi Soykırımı” sebebiyle uluslararası mahkemelere götüreceklerini belirten Karababa, “En başta herkes katliamı ‘olay’ diye tarifledi. Bizler ise ‘Hayır katliamdır’ dedik. Dönem içerisinde katliam olduğunu da kabul ettirdik. Katliam kabul görünce ‘soykırım’ dedik” sözleriyle düşüncelerini paylaştı.

    Hüseyin Karababa, Alevi toplumuna yönelik saldırıları bir bütün olarak yorumlamak gerektiğini belirterek, “Malatya, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi mahallesi, Ortaca, Dersim, Koçgiri… Bunları üst üste koyup topladığımız zaman önümüze periyodik yapılan katliamlar gelir. Ve bu katliamları üst üste koyduğumuz zaman soykırım ortaya çıkıyor. O anlamda bizler, uluslararası mahkemeye bu dosyayı ‘Alevi Soykırımı’ olarak götüreceğiz” diye konuştu.

    “BİZLER AĞIR BİR YARA ALDIK”

    Hüseyin Karababa, siyasiler tarafından Madımak Katliamı davasının örtüldüğünü de ifade etti. Karababa, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, katliamda sorumlu gördükleri taraflarla ittifak yapmasını eleştirerek “Aleviler çok ağır bir kırılma yaşadı” dedi. Karababa şunları söyledi:

    “Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2010 yılında CHP’nin başına geliş nedeni belli. Önce Abdüllatif Şener’i partiye aldı, ardından 2017 referandum seçimleri ile beraber Karamollaoğlu’nu yanına aldı. Onu Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapacaktı, biz de ona oy verecektik, medet bekleyecektik! Bugün Alevi örgütlerine soruyorum; neyin protestosunu yapıyorsunuz? Devlete mi karşısınız? Yok. Karamollaoğlu’nu zaten alkışlayıp akladınız. Neden bu seçim döneminde bir kelime Madımak konuşulmadı? Neden seçim öncesinde Alevi örgütleri ‘Bu adam Madımak’ın katili olduğu söyleniyor, mahkemede çağırılıyor, neden gidip de ifade verip kendini beyazlatmıyor?’ diyen olmadı. Neden HDP, CHP, Alevi örgütleri bu kadar sustu? Devlet 30 yıldır Madımak’taki ateşi söndüremiyor. Benim de bir görevim var ateşe odun atmak. Bu yangını söndürmek üzere Kılıçdaroğlu’nu oraya getirdiler ama proje tutmadı. Fakat bizler ağır bir yara aldık. Alevilik tarihinde Kılıçdaroğlu ile birlikte en büyük asimilasyonu yaşadık. Şu geçtiğimiz 3 ay içerisinde tarihin en büyük asimilasyonunu yaşadık. Aleviler çok ağır bir kırılma yaşayıp kimliğini, ibresini yitirdi.”

    “BİRİLERİ BAYRAK GETİRİP TABUTLARIN ÜZERİNE ATTI, KARŞI ÇIKTIM”

    Hüseyin Karababa, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimler öncesinde “Helalleşeceğiz” çıkışını da eleştirerek, “Kiminle helalleşecekti? Kimi, kiminle helalleştirecekti? Bir ay önce Sivas’ta seçim döneminde miting yaptı, Madımak’a gitmedi. 30 yıldır bir defa olsun mahkemeye de uğramadı” dedi.

    Hüseyin Karababa, yakılan otel içerisinde yaşamını yitirenlere ait isimlerin de çıkarılması gerektiğini savundu. Madımak Katliamı sonrasında ortak mücadele yürütülemediğinin altını çizen Karababa, “Bizim yolumuz cenazelerimizi kaldırdığımız gün ayrılmıştı” diyerek şöyle devam etti:

    “Türkmen Alevileri hiçe sayılarak ‘Bunlar çoluk çocuklarına sahip çıkmazlar, gevşetirler, iki gün sonra mücadeleyi bırakırlar’ diye sandıkları için yanıldılar. Şimdi bir çukura saplandılar. Onlar da biz de bu işin içerisinden çıkamıyoruz. Ama ben Madımak Oteli’nden kız kardeşimin ismini çıkarttım. O konsepti beğenenler çocuklarının isimlerini orada tutsunlar. Benim korkum vardı; çünkü Karamollaoğlu gelecek benim kız kardeşimin mozolesinin üzerine çiçek koyacak diye düşündüm. O ucube yerden kardeşimin ismini çıkarttım. Farklı bir yol gitmem gerektiğini düşünüyordum. Zaten bizim yolumuz baştan ayrıydı. 25 cenazeyi Dikmen’den kaldırırken birileri bayrak getirip tabutların üzerine attı. Buna müsaade etmedim. Ben, ‘Katil devlet’ deyip ilk slogan atan kişiyim. ‘O bayrağı koymayacağım’ dedim ve kardeşimin tabutunu, siyah örtülerle kaldırdım. Biz daha mezara girmeden ayrılmıştık. Yani bu süreç kendi aramızda hep kavgalı geçti. Çünkü katliam organizasyonun içerisinde Doğu Perinçek bu işin göbeğinde. Perinçek’in adamları yıllarca davayı kapatmak üzere avukatlık yaptı.

    “KARANLIK BİR ADAMI BEMBEYAZ BİR DEDE YAPTILAR”

    Alevi örgütleri neden CHP’ye karşı çıkıp ‘Bu adamı nasıl yanına alırsın?’ demedi. 2 Temmuz’da otelin önüne taşları döken adam bu. 3 kamyon taşı oraya döküyor ve sessiz birer mermi gibi otele atılıyor. O taşlarla kitleleri harekete geçirdiler. Herkes oradan bir taş alıp ‘Şeytan taşlamak’ manasıyla yakınlarımızı taşlayıp yaktılar. Şimdi böylesine karanlık bir adamı bembeyaz bir dede yaptılar. Kimse beni, Karamollaoğlu ile helalleştiremeyecektir. Gerçi onların da ipliği pazara çıktı. Abdüllatif Şener, o katil organizasyonun içindedir. Yıllarca mecliste bu katilleri savundu. ‘Cafer Erçakmak benim partili arkadaşımdır. İyi bir insandır’ dedi. Abdüllatif Şener’in de partilerine ne yaptığını, karakterinin ne olduğunu gördüler.”

    “AİLELER, YAKINLARININ İSİMLERİNİ ORADAN ÇIKARSIN”

    AKP hükümetinin, Sivas davasından tutuklu olan tüm isimleri serbest bırakacağını iddia eden Hüseyin Karababa, “Çünkü AK Parti cephesi, bu katliamı organize eden ana gövdedir. Kendi adamlarına sahip çıkıyorlar, bu çok açık. İçeride olan diğer tutukluları da çıkaracaklar ve kimse de buna karşı çıkamayacak” diye konuştu.

    Karababa, Madımak Katliamı’nda yakınlarını kaybeden ailelere çağrı da yaparak şunları söyledi:

    “Çocuklarınızın isimlerini o binadan çıkartın. O yeri iyice anlamsızlaştırın. İsimleri orada tutmak, şu anki halini doğru kabul etmek anlamı taşır. Oraya giden insanlar, ‘Neden burada öldürülen insanların resmi, heykeli, herhangi bir şeyi yok? diye sorsunlar. 11 yıl kız kardeşimin ismini oradan çıkartmak için mücadele ettim ve kazandım. Aileler isimleri oradan çıkarsın ki devlet gelsin ve sonrasını konuşalım.

    Artık etkin bir mücadele yürütemeyiz bizim belimiz kırıldı. Kemal Kılıçdaroğlu bizim belimizi kırdı. Temel Karamollaoğlu’nu bu kadar beyazlatıp insanların önüne ‘Dede’ diyerek sundu ve CHP’liler de gidip Saadet Partisi’nin kapısına cumhurbaşkanı adaylığı açıklandığı dakikada alkışlayarak hem partiyi hem de Karamollaoğlu’nu beyazlattılar. Artık bu çıtayı yükseltme şansımız yok. 30 yıldır kaybedeceğimi bildiğim halde mücadele ediyordum.
    Artık ailelerin yapacağı iş yakınlarının isimlerini, müracaat yapıp o otelden çıkartmak olacaktır. Alnımız açık, başımız dik. Ayrı davrandık. Devrimci çıkış böyle bir şeydir. Aykırı davranmak zorundasın. Sıradan insanların davranışının aynısını yaptıktan sonra sen bir devrimci çıkışı yapmış olmuyorsun ki. Biz devrimci bir çıkış yaptık.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Yeni Akit yazarı Kara: Madımak’ın birinci derecede sorumlusu Temel Karamollaoğlu

    Yeni Akit yazarı Kara: Madımak’ın birinci derecede sorumlusu Temel Karamollaoğlu

    PİRHA- Yeni Akit yazarı Vehbi Kara, aydın ve sanatçıların ve semah dönenlerin de aralarında olduğu 33 kişinin katledildiği Madımak Katliamı’nın birinci derecede sorumlusunun dönemin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu olduğunu yazdı. 

    Yeni Akit yazarı Vehbi Kara, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te aydın ve sanatçıların ve semah dönenlerin de aralarında olduğu 33 kişinin katledildiği Madımak Katliamı’nın birinci derecede sorumlusunun dönemin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu’nun sayılması gerektiğini yazdı.

    Kara, bugünkü “Türkiye’nin provokasyon tarihi” başlıklı yazısında, Madımak’ın Türkiye’nin provokasyon tarihinin en önemli olaylarından biri olduğunu belirtti.

    Kara, şöyle devam etti:

    “Bu olayın birinci derecede sorumlusu olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun sayılması gereklidir. Çünkü Madımak Otelinde çıkan yangını söndürmesi gereken itfaiye teşkilatı kendisinin emrindeydi. Fakat olayları kışkırttığı iddialarına rağmen hiçbir ceza almamıştır.

    Elbette 28 Şubat 1997 askeri darbesini yöneten generallerin ceza almasını içine sindiremediğini ifade etmekten çekinmeyen Karamollaoğlu hakkındaki bu iddialar; kışkırtma konusunda ülkemizin içine düştüğü durumu çok açık bir şekilde göstermektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Karababa: Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için Çiller’in yakasını bırakmayacağız-VİDEO

    Karababa: Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için Çiller’in yakasını bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, 19 Ocak’ta devam edecek olan Sivas Davası öncesi konuştu. Dönemin devlet yetkililerinin katliamdaki sorumluluğuna vurgu yapan Karababa, “Bu soykırımın organizasyonunda birinci dereceden sorumlu Tansu Çillerdir. Yakasını kesinlikle bırakmayacağız” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde gerici-faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilen 33 kişiden biri olan Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, katliamın aydınlatılabilmesi için uzun yıllardır mücadele yürütüyor. 33 aydın ve yazarın ölümüne sebep olanların, dönemin başbakan, bakan ve mülki amirleri olduğunu söyleyen Hüseyin Karababa, 19 Ocak’ta Ankara’da görülecek olan davanın duruşmasına ilişkin konuştu.

    “YAKASINI KESİNLİKLE BIRAKMAYACAĞIZ”

    “1993 yılındaki bütün katliamlar, ölümler Tansu Çiller’in başının altından çıktı” iddiasında bulunan Karababa, Çiller’in mahkemede ifade vermesi konusunda çağrısını yineledi. Karababa, Sivas Katliamı davasını uluslararası mahkemelere taşıyacaklarını da belirterek şunları söyledi:

    “Bu işin organizasyonu ve merkezi Süleyman Demirel ile Tansu Çiller’dir. Doğan Güneş de bunların içerisindedir ancak şu an yaşamıyor. Demirel de yaşamadığına göre Tansu Çiller ortadadır. Bizler Madımak Katliamı için direkt ‘Bu bir soykırımdır’ diyoruz. Bu soykırımın organizasyonunda birinci derecede sorumlu olan Tansu Çiller’e diyoruz ki ‘Mahkemeye çıkıp o güne dair sorumluluğunuzu yerine getirerek bildiklerinizi, duyduklarınızı paylaşın. Buradan Tansu Çiller’e tekrar çağrıda bulunuyorum; yakasını kesinlikle bırakmayacağız. Ne pahasına olursa olsun Tansu Çiller bu işin birinci dereceden sorumlusudur.

    Bu arada dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, dönem dönem televizyonlara çıkıp demeçler verdi. Vicdanen rahat olmadığını söyledi. Biz de onu, sizler aracılığı ile mahkemeye çağırıp bildiklerini anlatmasını istedik. Diğer taraftan tugay komutanlığı yapan Tuğgeneral Ahmet Yücetürk… O da valiyi suçlayarak ‘görevini yapmadı’ diyor. Şimdi diyorum ki sokakta dolaşacağınıza gelin mahkemede konuşun. Bir kez daha bu isimlere çağrıda bulunuyorum; başta Tansu Çiller olmak üzere dönemin Valisi Ahmet Karabilgin, dönemin komutanı Ahmet Yücetürk, mahkemeye gelip ifade vermek durumundalar. Çünkü biz bu meseleyi ‘Soykırım’ olarak uluslararası mahkemelere zaten götüreceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağımızı onlar da biliyor.”

    “BENİM YERİME BİRİLERİYLE HELALLEŞMEK KİMSEYE DÜŞMEZ”

    Hüseyin Karababa, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” çıkışına da tepki gösterdi. “Benim yerime birileriyle helalleşmek hiç kimseye düşmez” diyen Karababa, şu eleştiride bulundu:

    “‘Pir Sultan Abdal’ım Kalkın aşalım, Aşıp yüce dağı da engin düşelim, Çok nimetin yedik helalleşelim’ diye dedemiz tarihte bir söz söylemiş. ‘Ekmek yedik helalleşelim’ diyor. Şimdi kim, kiminle helalleşecek? Bu sözcüğün direkt muhatabı biz olduğumuzu biliyorum. Yani Sivas’ın helalleşmesi olduğunu, asıl meselenin odağındakilerin biz olduğumuzu, yanımızdan geçerek anlatmaya çalışanlara buradan duyuruyorum; Maraş dosyası nerede? Genelkurmay’da ve kapalı. Çorum dosyası nerede? Sıkıyönetim Mahkemesi olduğundan dolayı o da genelkurmayda. Şimdi 28 Şubat’la helalleşeceğine buyur mahkeme burada, bugüne kadar bir güne bir gün Madımak otelinin önüne gelmedin. Bir gün olsun mezarlıklara gelip ziyarette bulunmadın. Bir gün olsun mahkememize gelip ‘burada ne oluyor?’ demedin. Çok uzaklardan şimdi beni helalleşmeye davet ediyorsun. Şimdi ben Temel Karamollaoğlu ile mi helalleşeceğim? Yani aklını peynir ekmek ile yemiş bir insan ancak bunu bana teklif edebilir. Benim yerime birileriyle helalleşmek de hiç kimseye düşmez ve haddine de değildir. Herkes haddini bilmelidir. 30 yıldan bu yana benim evim dağıldı. Ailelerimiz perişan hale geldi. Şimdi tutup da Karamollaoğlu ile helalleşeceğim! Bunu hangi vicdan, şeref, haysiyet kabul edebilir ki?

    “CARİNA CUANNA, BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR SAYFADIR”

    Hüseyin Karababa, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 23 yaşındaki Carina Cuanna Thuijs’i de hatırlatarak Hollanda’nın yeni seçilen Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz’e çağrıda bulundu. Karababa, Bakan Yeşilgöz ile görüşmek için girişimde bulunacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Hollanda şu anda gözlemci olarak mahkemeye katılıyor. Büyükelçilik bize ‘Hukuki bir sıkıntı çıkarsa biz direkt müdahil oluruz’ dedi. Davayı ileride Lahey’e, Hollanda’ya götüreceğiz. Hollanda vatandaşının davasını biz buradan tutup Hollanda’ya götürüyoruz. Orada vicdanı olan, bırakın adalet bakanı olmasını, haysiyeti olup ‘insanım’ diyen herkesin bize bu konuda omuz vermesi lazım.

    Asıl süreç uluslararası boyutuyla şimdi başlıyor. Çünkü bu davada çok önemli bir mihenk taşı Carina Cuanna Thuijs’tir. Şimdi orada bakan olmuş birinin, kendi vatandaşına sahip çıkma noktasında adım atması lazım. Avrupa Birliği vatandaşını yakanlar, Almanya’da Alman Devleti’ne iltica etmiş durumdalar ve Alman devleti diyor ki ‘ben bunları istihbaratta’ kullanıyorum. Kusura bakmayın size veremem’. O zaman siz, direkt bu katliamın içerisindesiniz. Demek ki baştan beri bu adamları kullanıyordun. Elbette ki Hollanda Adalet Bakanı’na buradan sesleniyorum; dosya ile bir ilgilenin. Ve vatandaşınıza da sahip çıkın. Bakan, her ne kadar Alevi ve Kürt ise Hollanda vatandaşıdır. Kendi vatandaşına sahip çıksın diyorum. Çünkü ben Carina Cuanna Thuijs heykelini Lahey’e dikeceğim. Kralı da oraya çağıracağım. 30 yılımı Hollanda vatandaşı için verdim. O heykeli oraya dikeceğim ve üstünü kimsenin kapatmasına da müsaade etmeyeceğiz. Dolayısıyla bu soykırımın bir parçası olan Madımak’ın uluslararası alanlara taşınmasında Hollanda vatandaşı Carina Cuanna Thuijs bizim için çok önemli bir sayfadır.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • Sivas’ta katledilenler anısına Ankara’da deyişler okunup semah dönüldü!-VİDEO

    Sivas’ta katledilenler anısına Ankara’da deyişler okunup semah dönüldü!-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Batıkent Cemevi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitireni andı. Şube Başkanı Onur Şahin “Katliamın yaşandığı gün devlet güçleri, devletin yetkilileri, kalabalığı sadece seyrettiler. Hatta o kalabalığı yönlendirdiler” dedi.

    PSAKD Batıkent Cemevi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 yurttaş için anma düzenledi. Cemevi bahçesinde yapılan anmaya AKA-DER, Batıkent Halkevleri, CHP, Divriği Kültür Derneği, EMEP, HDP, Sol Parti, SODER, TİP, TKP ve Yeni Yaşam Derneği de destek verdi.

    BENZİN DÖKENLERDEN BİRİSİ DE DÖNEMİN BELEDİYE BAŞKANIDIR”

    Anma gecesinde ilk olarak katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okundu. Ardından ise PSAKD Batıkent Şube Başkanı Onur Şahin konuşma yaptı. Şahin, Sivas Katliamı’nı yapan zihniyetin günümüzde de benzer saldırılara imza attığını ifade ederek şunları söyledi:

    Bütün dünyanın gözü önünde vahşice bir katliam gerçekleştirildi. Ve bu katliamda bizler her zaman şunu söylüyoruz; bu katliam organize ve planlı bir katliamdır. Devlet güçlerinin gözü önünde, devlet güçlerinin göz yumması ile daha da ötesinde devlet güçlerinin yönlendirmesi ile yapılan bir katliamdır bu. Örneğin Sivas Katliamı’nın 1-2 hafta öncesinde şeriatçı gruplar, kentte sürekli ayaklanma ve kıyam çağrısı yaptılar. Devlet güçleri, bunlara hiçbir şey yapmadı. Katliamdan bir-iki gün önce Madımak Oteli’nin etrafına dönemin Sivas Belediyesi tarafından parke taşları bırakıldı. O parke taşları ile otele saldırdılar. O dönemin Sivas Belediye Başkanı, şimdi çok mutebel bir insan gibi görünüyor… Kendini öyle pazarlıyor. Katliam esnasında ise ‘Bir kere şöyle bir Fatiha okuyalım. Şunların ruhuna ‘El Fatiha’ diyelim. Gazanız mübarek olsun’ dedi. Ateşe benzin dökenlerden birisi de odur o. Bugün muteber görünen o şahıstır. Askerler, televizyonların gözü önünde otelin önünden çekip gittiler. Bu emiri kimler verdi? Ve canlarımız orada katil sürüsü ile baş başa kaldı.

    İşin özeti; katliamın yaşandığı gün devlet güçleri, devletin yetkilileri, topluluğun kalabalıklaşmasını sadece seyrettiler. Hatta o kalabalığı yönlendirdiler. Ufak bir müdahale ile grubu dağıtabilirlerdi ama bunu tercih etmediler. Resmen canlı yayında bütün dünyanın gözü önünde canlarımız vahşice katledildi. Katliamdan sonra dönemin başbakanı ise aynen şunları söyledi ‘Çok şükür otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir biçimde zarar gelmemiş’. İşte zihniyet bu.”

    Anma gecesinde Gamze Kahyaoğlu Doğan – Şafak Ercan Doğan ve Aydın Birkan Özkan, yaşamını yitirenler için ezgiler seslendirdi.

    Anma programı Zakir Türkan Akbıyık’ın deyişleri eşliğinde dönülen semahların ardından son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı davasında Karamollaoğlu’nun dinlenmesi için başvuru yapıldı

    Sivas Katliamı davasında Karamollaoğlu’nun dinlenmesi için başvuru yapıldı

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa ailesinin avukatı Coşkun Özgür  Piroğlu, 20 Ocak günü görülecek Sivas davasının duruşmasına Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dinlenmesi için Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe verdi. 

    2 Temmuz 1993’te polisin- askerin gözü önünde yapılan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın avukatı  Coşkun Özgür Piroğlu, 20 Ocak günü görülecek davanın duruşmasında Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dinlenmesi için Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçeyle başvurdu.

    Avukat  Coşkun Özgür  Piroğlu tarafından 1. Ağır Ceza Mahkemesi kalemine yapılan başvuruda, Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun dönemin karanlık güçlerini bildiği ve tanık sıfatıyla dinlenmesi gerektiğine vurguda bulunuldu.

    “KARAMOLLAOĞLU KATLİAMIN SORUMLULARINDAN BİRİ OLARAK YARGILANMALIYDI”

    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi kalemine verilen dilekçede, şöyle denildi.

    “2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın en önemli sorumlularından biri olan dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’dur. Temel Karamollaoğlu bu katliamın sorumlularından biri olarak yargılanmalıydı ve cezalandırılmalıydı. Temel Karamollaoğlu bu katliamı gerçekleştirilenleri de, bu katliamın arkasındaki karanlık güçleri de  bilmektedir. Temel Karamollaoğlu yıllardır bu katliamı gerçekleştirenleri ve bu katliamın arkasındaki karanlık güçleri açıklamıyor, katliamı katliam olarak tanımlamaktan bile kaçınıyor. Bizim Temel Karamollaoğlu’na soracağımız sorular var. Bu davanın aydınlatılması için Temel Karamollaoğlu’nun dinlenmesi gerekiyor. Şu anda Saadet Partisi Genel Başkanlığını yürüten Temel Karamollaoğlu’nun tanık sıfatıyla dinlenmesini talep ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Karababa: Perinçek ve Karamollaoğlu Sivas Katliamı Davasında yargılansın-VİDEO

    Karababa: Perinçek ve Karamollaoğlu Sivas Katliamı Davasında yargılansın-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamında yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, 20 Ocak’ta görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaparak “Devlet bizi bu davanın arkasını bırakalım diye yormaya çalışıyor. 21 terörist, Almanya’ya iltica etmiş durumda. İçi boşaltılmaya çalışmış bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

    Üç sanık üzerinden ilerleyen Madımak Davasının bir sonraki duruşması 20 Ocak 2021’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, bir kez daha davaya sahip çıkma çağrısı yaptı. Madımak Oteli’nde yakılarak can veren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, devletin, davayı unutturup zamanaşımına uğratmayı amaçladığını söyledi.

    “KATLİAMI YAPANLAR HALEN TERÖR LİSTESİNDE YOK”

    Hüseyin Karababa, katliam faillerinin Türkiye’de halen ‘terör listesinde’ aranmadığına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “28 yıldır devam eden bir süreç bu. Devlet bizi, bu davanın arkasını bırakalım diye yormaya çalışıyor. Dava zaman aşımına uğratılmaya çalışılıyor.

    Şu an İçişleri Bakanı herkesi terörist ilan ediyor. Fakat Sivas Katliamına neden olan sanıklar, Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘terör listesi’nde aranmıyorlar. Biz bu konuda İçişleri Bakanlığı ile ilgili gerekli girişimleri yaptık. CHP’li milletvekili üzerinden ‘Bunlar neden terör listesinde değiller?’ diye Meclise soru önergesi de verdirdik.

    Garip bir durum, önemli bir husus var. 28 yıldan beri Yargıtay’ın ‘terör eylemidir’ diye onadığı bir davadan arananlar, terör listesinde yoklar. Bu düşündürücü bir durum.”

    “21 SANIK ALMANYA’YA İLTİCA ETTİ”

    Hüseyin Karababa, Sivas Katliamında yaşamını yitiren Carina Thuijs’la ilgili durumu da değerlendirerek Hollanda hükümetinin tavrını eleştirdi. Karababa, katliamı yapanların Hollanda’ya da gidip geldiklerini ifade ederek şunları aktardı:

    “Koca devletin bir vatandaşı burada yakılarak öldürülmüş. Ama vatandaşına sahip çıkmayan bir devlet var. Benim kardeşimde birlikte öldürülen Hollanda vatandaşı, sahipsiz bir insan var.

    20 Ocak’taki duruşma bizim için çok önemli. Hollanda Büyükelçiliği ile direk telefonda görüşüp, ‘Gelip vatandaşınıza sahip çıkın. Vatandaşınızın haklarını savunmak zorundasınız’ dedim.

    Ayrıca davayla ilgili Hollanda Parlamentosu Sosyalist Milletvekili Sadet Karabulut, Dışişleri bakanının cevaplaması için parlamentoya soru önergesi verdi. İlkinde Dışişleri bakanı yalan söyledi. Ben de Sadet Karabulut’a belgeleri gönderdim. Bunun üzerine ikinci soru önergesini verdi. Bu arada Almanya’dan bir parlamenter daha bu konuda soru önergesi verdi. Çünkü bu arananlarla birlikte 21 tane terörist, Almanya’ya iltica etmiş durumdalar. Almanya’da ikamet ediyorlar. Ellerini kollarını sallayarak Hollanda’ya giriş çıkış yapıyorlar. Böylesine laçkalaştırılmış, içi boşaltılmaya çalışmış bir durumla karşı karşıyayız.

    Şu an rüzgârın bizden yana estiğini görüyorum. İyi bir direnç sergileyerek davanın arkasını bırakmadık. 20 Ocak’ta görülecek davaya tüm duyarlı insanların mahkemede olmalarını rica ediyorum. Bundan sonraki süreç ne getirip götürecek, çok önemli.

    Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in mahkemede dinlenmesi için Sivas Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe verdik. Temel Karamollaoğlu ile ilgili de bir açılım yapacağız. Karamollaoğlu, sanık sandalyesinde yargılanması gereken bir isim. Kendisi şu anda Türkiye’nin en beyaz adamı durumunda. Bu gündem üzerinden mahkemeye müdahil olacağız.

    Tüm demokratik kurum ve kuruluşları, arkadaşları, insanları vicdani olan herkesi buraya davet ederiz. Çünkü bizim yürüttüğümüz bir vicdan hareketidir. Vicdanı olan insanları da buraya çağırmak durumdayız. Tüm dostların 20 Ocak’ta 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 3 teröristle ilgili yürüyen davaya katılmalarını rica ediyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Karamollaoğlu, cemevlerine ibadethane statüsü vermek sizin ne hakkınız ne de haddinizdir!’

    ‘Karamollaoğlu, cemevlerine ibadethane statüsü vermek sizin ne hakkınız ne de haddinizdir!’

    PİRHA- Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun 2 Temmuz günü bir televizyon kanalında cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini doğru bulmadığını söylemesine AVF Genel Başkanı Akbulut tepki gösterdi. Akbulut, “Karamollaoğlu Alevilerin cemevlerine ibadethane statüsü vermek sizin ne hakkınız ne de haddinizdir. Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir. İbadeti yürütenler de Alevi Dedeleridir” dedi. 

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun 2 Temmuz günü bir televizyon kanalında cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini doğru bulmadığını söylemesi tepki çekti.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut yazılı bir açıklama yaparak, “2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Katliamı’nda belediye başkanı olanTemel Karamollaoğlu, oradaki yaklaşık 15 bin kişilik gerici güruha gazanız mübarek olsun diyen zihniyettir. Bu söylemine de hiç şaşırmadık doğrusu” diyerek tepki gösterdi.

    “CEMEVLERİNE İBADETHANE STATÜSÜ HUKUKEN ÇÖZÜLDÜ ZATEN”

    “Sayın Karamollaoğlu Alevilerin cemevlerine ibadethane statüsü vermek sizin ne hakkınız ne de haddinizdir” diyen Akbulut, Karamollaoğlu’na şu hatırlatmalarda bulundu:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, içinde Türkiye’nin de bulunduğu 47 devletin Uluslararası Mahkemesi buna kararı vermiştir. Bu konu hukuken çözülmüş bir sorundur. 2016 yılında karar verilmiş, uygulanması için de Türkiye Cumhuriyeti hükümet yetkililerine tebliğ etmiştir. Sizin yapacağınız şey muhalefet partisi genel başkanı olarak hükümet yetililerine, devletler hukukunun aldığı bir kararı dört yıl geçmesine rağmen halen neden uygulanmadığının hesabını sormaktır. Çünkü bu konuyla ilgili Avrupa Konseyi Türkiye’yi İzleme Komitesi kurmuş, bu kararların neden uygulanmadığını takibe almıştır.
    Cemevlerinin ibadethane konusu hukuken çözülmüştür. Sizin bu söyleminizin hukuki hiçbir tarafı yoktur.

    “ALEVİLİĞİN İNANÇ BOYUTUNA ALEVİ İNANÇ ÖNDERLERİ KARAR VERİR”

    Alevilik yalnız Türkiye’nin gerçeği değil, tüm dünyanın gerçeğidir.
    Aleviliğin inanç boyutuna ancak Alevi inanç önderleri (Dedeler) karar verir. Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir. ibadeti yürütenler de Alevi Dedeleridir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Karamollaoğlu inkarcılığını sürdürüyor: Cemevleri ibadethane değil

    Karamollaoğlu inkarcılığını sürdürüyor: Cemevleri ibadethane değil

    PİRHA – Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Aleviliğin ayrı bir din olmadığını, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini doğru bulmadığını söyledi. 

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Haber Global’de Senem Toluay’ın konuğu oldu.

    Sivas Katliamı sırasında Sivas Belediye Başkanı olan ve saldırganlara “gazanız mübarek olsun” dediği için Alevi toplumunun büyük tepkisini çeken Karamollaoğlu, İBB Meclisi’nde AKP ve MHP oylarıyla reddedilen cemevleri önergesini değerlendirid. Aleviliğin ayrı bir din olmadığını savunan Temel Karamollaoğlu, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini doğru bulmadığını söyledi.

    “ALEVİLİK İSLAM DİNİNİN BİR PARÇASIDIR”

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun yaptığı açıklama şöyle:

    “Alevi ileri gelenleriyle geldiğim noktada Alevilik İslam dininin bir parçasıdır. Sanki ayrı bir din varmış gibi takdir edilmesini doğru bulmuyorum. Cumhuriyetin kuruluşundan beri cemevleri dahil tekkeler kapatılmış. Bu durum bir bütün olarak uzlaşılması gerek. İzmir’de alınan kararla ne maksatla alınıyor. Diğer tekkeler de bu şekilde gündeme gelirse ne diyeceksiniz?” diyerek cevap verdi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Karamollaoğlu, 33 insanın yakıldığı katliama yine ‘hadise’ dedi

    Karamollaoğlu, 33 insanın yakıldığı katliama yine ‘hadise’ dedi

    2 Temmuz 1993’te gerici güçler tarafından gerçekleştirilen Sivas Katliamı sırasında Sivas Belediye Başkanı olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu yaptığı twitter paylaşımda, “Madımak hadisesi tekrar araştırılmalı, karanlık eller ortaya çıkarılmalı ve hiçbir şey gizli kalmamalıdır.” ifadelerini kullandı. Karamollaoğlu’nun katliam yerine yine hadise diye yazması dikkat çekti. 

    Sivas Madımak Oteli’nde 33 insanın yakılarak katledildiği vakit Refah Partisi’nden Sivas Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu, katliamın 26. yıl dönümünde Twitter hesabından paylaşımda bulundu.

    “Buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum” diyen Karamollaoğlu, “Madımak hadisesi tekrar araştırılmalı, karanlık eller ortaya çıkarılmalı ve hiçbir şey gizli kalmamalıdır. Gerçek suçlular adalet önünde mutlaka hesap vermelidir.” dedi.

    Karamollaoğlu, Twitter’dan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün Madımak’ta yaşanan vahşetin 26. yıl dönümü. Bu dram bütün insanlığın ortak yarasıdır. Üzerinden yıllar geçse de acısı dinmeyecektir.

    1993 yılı ülkemiz için karanlık bir dönem olmuştur. Madımak başta olmak üzere Uğur Mumcu ve Eşref Bitlis suikastları, Başbağlar vahşeti gibi acı hadiselerin ardı ardına yaşandığı ve birilerinin karanlık emellerinin olduğu bir yıldır.

    Buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum! Madımak hadisesi tekrar araştırılmalı, karanlık eller ortaya çıkarılmalı ve hiçbir şey gizli kalmamalıdır. Gerçek suçlular adalet önünde mutlaka hesap vermelidir.

    Ülkemizin bundan sonra bu tür acı hadiselerle karşılaşmaması ve hangi inanca sahip olursa olsun kardeşçe yaşayabildiğimiz bir Türkiye’nin inşa edilmesini temenni ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Zeynep Altıok’tan Karamollaoğlu’na Sivas katliamı tepkisi

    Zeynep Altıok’tan Karamollaoğlu’na Sivas katliamı tepkisi

    CHP’li Zeynep Altıok Akatlı, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımla Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu eleştirdi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu televizyon programında Sivas’da yaşananların katliam olmadığını ileri sürerek, “Pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş” demişti.

    Sivas katliamında babası şair Metin Altıok’ yitiren Zeynep Altıok Akatlı, Karamollaoğlu’nun sözlerine tepki göstererek şu paylaşımı yaptı:

    “Sussam olmuyor, susmasam olmaz! Ben günün koşularında geleceğimiz ve Türkiye için, partim zarar görmesin diye yutkundukça!!! Birileri kendini temize çekecek diye öldürülen canlarımız kullanılamaz… Kimse sabır taşı değil! #Sivas25Yıl”

    HABER MERKEZİ

  • Karamollaoğlu’dan Sivas Katliamı’na ilişkin skandal açıklama

    Karamollaoğlu’dan Sivas Katliamı’na ilişkin skandal açıklama

    PİRHA- Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu Sivas’da yaşananların katliam olmadığını ileri sürerek, “Pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş” dedi.

    CHP’nin seçim ittifakı yaptığı Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, 24 Haziran seçim çalışmaları kapsamında Artı TV’de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Cumhurbaşkanı adayı öte yandan Sivas Katliamı’nın yaşandığı dönem Sivas Belediye Başkanlığı yapan Karamollaoğlu’nun Sivas katliamına ilişkin sözleri dikkat çekti. Yaşananların katliam olmadığını öne süren Karamollaoğlu,”Pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş” dedi.

    Temel Karamollaoğlu’nun ifadeleri şöyle:

    “Katliam olarak vasıflandırmadım. Bu üzücü bir hadisedir. Bu, hakikaten çok acı olarak tarif edilir. Ancak; katliam demek kasıtlı olarak ben bu insanları öldürmek için şunu yaptım denirse olur. Onun adı katliam olur. Ama orada bir hadise meydana gelmiş; oteldeki perdeler yakılmış, arabalar yakılmış.. Arkasında da ateş bacayı sarmış. İçerideki insanlar da benim hala anlayamadığım pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş.” (HABER MERKEZİ)

  • Zeynep Altıok’tan Karamollaoğlu’na Madımak tepkisi

    Zeynep Altıok’tan Karamollaoğlu’na Madımak tepkisi

    CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Madımak Katliamı’nda Sivas Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu’nun ‘Asayişten sorumlu değildim’ sözlerine tepki gösterdi.

    CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, babası Metin Altıok’un da yaşamını yitirdiği Madımak Katliamı dönemi Sivas Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu’nun sözlerine tepki gösterdi.

    Sivas’ta 1993 tarihinde 35 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan katliam sırasında Sivas Belediye Başkanı olan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na sosyal medya paylaşımı ile tepki gösterdi.

    Karamollaoğlu, son dönemde yaşananların o döneme dair kendi üzerindeki “haksız baskı ve kanaatin dağılmasına vesile olduğunu” ifade ederek, Sivas Katliamı’nda dönemin hükümetinin tedbir almadığını söyledi. Yapılması gerekenlerin kendisinin değil, hükümet yetkilileri tarafından yapılmadığı kanaatinde olduğunu belirten Karamollaoğlu, “Ben Belediye Başkanı olarak asayişten sorumlu değilim. Polis bana bağlı değil ki ben tedbir alayım. O asayişi sağlamakla yükümlü olanlar neden sorgulanmadı ben de bunu merak ediyorum. Ama sanki ben sorumluymuşum gibi, tamamen yalan haber ve fotoğraflarla bütün dikkatler kasıtlı olarak benim üzerime çekildi” dedi. Kürsü dokunulmazlığından yana olduklarını ifade eden Karamollaoğlu, milletvekillerinin tutuklu yargılanmasının doğru olmadığını söyledi.

    “MUTABAKAT İÇİN GEÇMİŞLE HESAPLAŞMA ŞART”

    Babası Metin Altıok’u Madımak Katliamı’nda yitiren CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Karamollaoğlu’nun açıklaması üzerine “Bugün karşımızdaki gerici ve baskıcı zihniyet, gücünü 25 yıldır adalet bekleyen Sivas Katliamı’nın ardındaki ilkellik ve cehaletten alıyor. Katliam bile demekten imtina ederek güncel konular üzerinden yapılan ‘iyi’ muhalefet geçmişte akan kanı temizlemez” dedi.

    Toplumsal bir birliktelik ve mutabakat için geçmişle hesaplaşmanın şart olduğunu ifade eden Altıok, samimi ve inandırıcı olanın, adaletin yerine gelmesi için “Ben belediye olarak asayişten sorumlu değilim. Polis bana bağlı değil” cümlesi yerine açıkça katliamı lanetlemek ve en hafifinden belediye ile ilgili hiç gerçekleşmeyen sorgulamaya talip olmaktır” dedi. Altıok, Sivas Katliamı acısının birilerinin kendini temize çekeceği siyasi ikbal malzemesi olmadığını söyledi.

  • HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç: OHAL Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı-VİDEO

    HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç: OHAL Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı-VİDEO

    PİRHA-OHAL’in uzatılmasına ve Temel Karamolaoğlu’nun açıklamalarına tepki gösteren HBVAKV Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, “Olağanüstü Hal Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı. OHAL tek adam rejimini destekleyen bir sistemdir” ifadelerini kullanan Tunç, Temel Karamolaoğlu’nun açıklamalarına ilişkin ise “Sivas katliamındaki zihniyet bu günde devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

    OHAL’in 5 nci kez uzatılmasına toplumun birçok kesimi tarafından tepki gösterilirken. Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Adıyaman Şube Başkanı Nusret Tunç, OHAL’in uzatılmasına ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “OHAL, TEK ADAM REJİMİNİ DESTEKLEYEN BİR SİSTEMDİR”

    “Olağanüstü Hal Rejimi bu hükümette alışkanlık yarattı. OHAL tek adam rejimini destekleyen bir sistemdir” diyen Tunç, “Cumhurbaşkanının, Hükümetin ve yandaşlarının yaptıklarının hesabının sorulmaması için OHAL’i devam ettiriyorlar. Bir buçuk yılla yakındır OHAL ile Ülkemizde Diktatöryal bir rejim uygulanmaktadır. OHAL’de devleti yöneten kişilere çok büyük yetkiler veriyor. Bu rejim ile özgürlükleri kısıtlayan toplumu sindiren politikalarla Ülkemiz bir çıkmaza girmiş. Bir basın açıklaması yapmak isterseniz ilin valisinden izin almanız gerekiyor. Ülke tamamen talimatlarla ve keyfi uygulamalarla yönetiliyor. Cumhurbaşkanı talimat veriyor, Parlamento yasayı çıkarıyor. Böyle bir yönetim şekli bu ülkeye yakışmıyor. OHAL bir an önce kalkmalıdır”  dedi.

    “BÜTÜN HALKLAR BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİDİR”

    “Top yekûn bir hareket olmadığı sürece, Alevilerin ve Kürtlerin sokağa çıkmasıyla bu ülkenin sorunları çözülemez,” ifadelerini kullanan Tunç, “OHAL’in kalkması için Alevi’si, Sünni’si, Kürdü, Türkü ile duyarlı bütün kesimlerin birlikte hareket ederek buna karşı çıkması gerekiyor. Bu ülkenin ezilenleri, yok sayılanları ve bütün halklar ortak bir şekilde mücadele ederse ancak sesimizi duyurabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “SİVAS KATLİAMININ ZİHNİYETİ BU GÜNDE DEVAM ETMEKTEDİR”

    Son olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Sivas olayı katliam değildir hadisedir, sözlerine tepki gösteren Tunç, “Dün Sivas’ta katliam yapan zihniyetten değişen hiçbir şey yok. Bu gün Ülkemizde çıkartılan yeni yasalar ve yetiştirilen dindar kesim ile bu daha da giderek yayılıyor. Bunun örneklerini medyadaki haberlerde ve sosyal medya paylaşımlarında da görüyoruz. Muhafazakâr dindarda olsa bu söylemler bir siyasi partinin genel başkanına yakışmıyor. Bunun kabul edilecek bir tarafı yoktur” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • Ali Kenanoğlu: Temel Karamollaoğlu Sivas Katliamı’nın sorumlularındandır-VİDEO

    Ali Kenanoğlu: Temel Karamollaoğlu Sivas Katliamı’nın sorumlularındandır-VİDEO

    PİRHA- Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun, Sivas Katliamı için “Sivas Katliamı demekten imtina ediyorum” sözlerine bir tepki de Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı, HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu’ndan geldi. Kenanoğlu, Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı’nı engelleme gücü varken, bunu yapmadığını, katliamda sorumluluğu olduğunu kaydetti. 

    Haberin Videosu

    HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu  geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı için “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” şeklindeki konuşmasını Pir Haber Ajansına değerlendirdi.

    “KATLİAMA ENGEL OLMA YETKİSİ VARDI” 

    Katliamın, Temel Karamollaoğluna göre bir iki kişinin gidip bir yerde topluca çok sayıda insanı birden öldürmesi üzerine kurulu bir yaklaşım şekli olduğunu belirten Kenanoğlu, “Sivas’ta Madımak’ta  kalabalık bir güruh 33 kişiyi yakma girişimiyle katletti. Temel Karamollaoğlu’nun, bunu katliam olarak nitelendirmemesinin nedeni  bu işin sorumlularından ve 1993’te Sivas’ta belediye başkanı olmasıdır. Dolayısıyla bu katliamı engellemeye yetkisi olan, elinde gücü olan ve bu katliamı engelleyebilecek durumu olan kişilerden biriydi” diye konuştu.

    “KATLİAMDAKİ SORUMLULUĞUNU DEŞİFRE EDİYOR”

    Karamollaoğlu’nun katliamı 8 saat boyunca izlediğine dikkat çeken Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Katliamcı güruha karşı moral veren, ‘sizi kutluyorum, artık çekilin’ gibi yumuşak bir üslupla ve onları motive eden bir konuşma yaparak aslında bu işte sorumluluğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla Temel Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamına dönük yaklaşımı kendi suçluluk psikolojisi ve suçluluk durumunu da öteleyecek bir şekilde olayı hafife almak, tahrik vardı, bunun üzerine de bu olay gerçekleşti gibi işi sulandırmaya çalışıyor. Ama Temel Karamollaoğlu’nun bu yaklaşımı olayın gerçekliğini ortadan kaldıramaz. Sadece Temel Karamollaoğlu bir kez daha kendini ve olaydaki sorumluluğunu deşifre etmiş oldu.”

    “KATLİAMA SEBEP OLANLAR YARGILANMAMIŞTIR”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı, HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, “2 Temmuz Madımak Katliamı ciddi bir katliamdır ve bu katliamın sorumluları yargılanmamıştır. Bu katliamı Karamollaoğlu dahil olmak üzere o dönem orada yetkili olduğu halde engellemeyenler ve katliama sebep olanlar, bu katliamın arka planında yer alanlar da yargılanmamıştır. Bunların yargılanması gerekir. Tabi davası devam edenler var ama onların bir kısmı düşmüş durumda. Karamollaoğlu şu anda bir partinin genel başkanı. Olaya böyle yaklaşması, sorumluların açığa çıkması konusunda yardımcı olması gerekirken, kendisinden beklenilen davranış budur” ifadelerini kullandı.  (HABER MERKEZİ) 

     

  • Türkdoğan ve Kaya: ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet ediyoruz-VİDEO

    Türkdoğan ve Kaya: ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA – Bir televizyon kanalında “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” diyen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya tepki gösterdi. Öztürk ve Kaya, ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet ediyoruz” diyerek, Sivas’ta yaşanılanın tam bir katliam ve insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ifade ettiler. 

    HABERİN VİDEOSU

    Eski Sivas Belediye Başkanı, şimdi ise Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun bir televizyon programına katılarak Sivas Katliamı için  “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” şeklindeki sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD ) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya PİRHA’ya konuştu.

    “ER YA DA GEÇ FAİLLER CEZALANDIRILACAKLAR”

    Aradan yıllar geçtikten sonra Sivas Katliamı’na hala katliam diyemeyen siyasileri duymanın ve görmenin kendilerini üzdüğünü söyleyen İnsan Hakları Derneği (İHD ) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Sivas’ta yaşanılanın tam bir katliam ve insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ifade etti.

    “O zaman yürürlükte olmayan, ama şu anda yürürlükte olan TCK 77. Maddesinde bu fiillerini aslında insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tanımlanıyor” diyen Türkdoğan, “Çünkü siz bir inanç grubunun önderlerine, inanç grubunun aydınlarına yönelik sistemli bir şekilde öldürme fiili gerçekleştirmişseniz ve bunu bir plan dâhilinde yapmışsanız bu aynı zamanda insanlığa karşı bir suçtur” ifadesini kullandı.

    Sivas davasında yargılamanın sonlarında zaman aşımı tartışmalarının olduğunu ve mahkemenin kamu görevlileri bakımından insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işleyemeyeceğine dair bir gerekçe yazdığını söyleyen hukukçu Türkdoğan, “Aslında Sivas davasında mahkeme bu kararıyla insanlığa karşı suç işlenmiş olduğunu da, bir şekilde tescillemişti” dedi.

    “KATLİAMIN NE OLDUĞUNU BİLMİYORLARSA HUKUKÇULARA SORSUNLAR”

    ‘Sivas Katliamına’ katliam diyemeyenleri vicdana davet etmek isteyen Öztürk Türkdoğan, “Bu insanlar gerçekten katliam terimini bilmiyorlarsa, katliamın ne olduğunu bilmiyorlarsa, insanlığa karşı suçun ne olduğunu bilmiyorlarsa, kendi hukukçularına dahi sormaları yeterlidir” dedi.

    Türkdoğan, Sivas’ta olanların katliamdan da öte insanlığa karşı suç olduğunu belirterek, bu suç faillerinin er ya da geç mutlaka cezalandırılacağını vurguladı.

    “ONLARI VİCDANLARA MAHKUM ETTİK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ise, Temel Karamollaoğlu’nun sözlerini eleştirerek, “O gün planlı olarak inancından,  düşüncelerinden dolayı insanları katledenlere gazanız mübarek olsun diyen o dönemin belediye başkanı bu kadar zaman geçtikten sonra vicdanında bir muhasebe yaparak bu katilleri kınaması ve bunu katliam olarak tescil ettirmesi lazım. İnsanlık vicdanı bunu gerektirir. Ama görüyoruz ki o dün gazanız mübarek olsun diyen bu zat bugün ben katliam diyemem, diyor. Katliam olabilmesi için bir kişinin tasarlayarak orada gidip insanları katletmesi gerekirmiş. Planlıydı, o güruhu oraya getirenler, ona öncülük edenler, inançlarından, düşüncelerinden, yaşam tarzlarından dolayı insanlar  bir güruh tarafından katledilmiştir. Bunu diyemeyenleri insan olarak kayıt defterine dahi yazmayı uygun görmeyiz” diye konuştu.

    Aleviler olarak, onları vicdanlarında mahkum ettiklerini söyleyen Kaya, Temel Karamollaoğlu’nun tutumunu kınadıklarını belirterek şunları vurguladı:

    “İnsanlığın tarihinde kara bir leke olarak bunların adları geçecektir. Bunlar her zaman lanetlenecektir. Dün Yezit’in Kerbela’da yaptığı ile Dersim’de, Koçgiri’de, Sivas Madımak’ta yapılanlar bir katliamdır. Buna katliam demeyenlerin insanlığından şüphe ederim. Bu nedenle Temel Karamollaoğlu’nun bu tutumunu kınıyoruz, vicdana davet ediyoruz. Dünkü katliamı yaşayıp gören birisidir. Hala bunu diliyle bile zikretmekte zorluk çekiyorsa bu katliamın müsebbiplerinden biri olarak, önümüzde yapılacak katliamlara da cevap veriyor demektir. Bu nedenle de bunu bir insanlık suçu olarak görüyorum. Bu tavrı da Alevi toplumu olarak şiddetle kınıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Koluman: Karamollaoğlu’nun düşüncesinde ve vicdanında değişim olmamış!

    Koluman: Karamollaoğlu’nun düşüncesinde ve vicdanında değişim olmamış!

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Av. Cafer Koluman, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun, Sivas Katliamı için “Sivas katliamı demekten imtina ediyorum” sözlerine tepki gösterdi. Koluman, “Sivas Madımak Katliamı’nın 1 numaralı sorumlusu Temel Karamollaoğlu’nun düşüncesinde ve vicdanında bir değişimin olmadığı bu açıklamasıyla aşikârdır” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Av. Cafer Koluman, 35 insanın öldürüldüğü Madımak Katliamı sırasında Sivas Belediye Başkanı, şimdi ise Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Sivas Katliamı ile ilgili sözlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KARAMOLLAOĞLU BİR NUMARALI SORUMLUDUR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Koluman, “Aradan 24 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen halkın nazarında vicdanen mahkûm edilen Sivas Madımak Katliamı’nın 1 numaralı sorumlusu Temel Karamollaoğlu’nun düşüncesinde ve vicdanında bir değişimin olmadığı bu açıklamasıyla aşikârdır” diye konuştu.

    Koluman, “Değişimi beklemekte bizler için bir rüya olur. Çünkü bugüne kadar bir özeleştiri vermediği gibi, özür dilemek ve hesaplaşma gibi bir erdemliliği bugüne kadar gerçekleştirmemiştir. Sivas Katliamı’na bakıldığında; katliam öncesi belli bir hazırlık yapılmıştır. Hazırlık yapılmadan o saldırgan kitlenin bir anda otelin önünde toplanması mümkün değildir” dedi.

    “KATLİAM GÜNÜ KİTLEYİ PROVEKE ETMİŞ”

    “Sivas’ta Pir Sultan Abdal anması öncesi tahrik edici bildirilerin dağıtılması, yerel gazetelerde etkinliği engellemeye yönelik manşetlerin atılması ve otelin önüne kaldırım taşlarının yığılmasına bakıldığında bir tesadüf olmadığı görülecektir” ifadelerini kullanan Koluman şunları ifade etti:

    “Katliam gününde dönemin belediye başkanı olan Karamollaoğlu’nun orada bulunan kitleyi sakinleştirmek yerine cesaret verici saldırgan açıklamalar yapması kitleyi harekete geçirerek katliama zemin hazırlamıştır. Orada bulunan kitleye ‘Gazanız mübarek olsun, binlerce kez sakallarından öptüm’ diyerek kitleyi provoke etmiş. Arkasında devlet gücünü gören kitleyi resmen katliama sevk etmiştir. Dolayısıyla Sivas Madımak Katliamı’nda dolaylı sorumluluğu bulunan Karamollaoğlu’nun Sivas, Madımak Katliamı’nda sorumluluğunu örtbas etmek için Katliam demekten imtina etmiş ve katliama hadise, olay demiştir. Bunu asla kabul etmiyoruz.”

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN