Etiket: temiz hava

  • Hava kirliliğine bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il Hakkari!

    Hava kirliliğine bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il Hakkari!

    PİRHA – Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) her yıl düzenli olarak hazırladığı Kara Rapor’un altıncısı yayınlandı. Raporda, hava kirliliğine bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il Hakkari olarak açıklandı.

    Temiz Hava Hakkı Platformu, hava kirliliğinin azaltılması, halk sağlığının korunması ve temiz hava hakkının savunulması amacıyla her yıl hazırladığı ‘Kara Rapor’un altıncısını yayımladı.

    Çarpıcı sonuçları ortaya koyan THHP raporunda, nüfusun en az %92’sinin kirli hava soluduğu ortaya çıktı. Raporda, fosil yakıtlara bağımlılığın en önemli çevresel bedellerinden birinin hava kirliliği olduğu belirtildi.

    “Hava Kirliliğinin Sağlığa Etkileri” başlığında, hava kirliliği sonucu gerçekleşen ölümlerin hem sayısal hem de orantısal olarak önceki yıllara göre artış gösterdiğinde dikkat çekildi.

    Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre nüfusunun %92’si kirli hava soluyan Türkiye’de, temiz hava politikalarıyla 68 bin 440 kişinin hayatını kaybetmesinin önüne geçilebileceği vurgulandı. Raporda ayrıca hava kirliliği ile meme kanseri arasındaki ilişki de ilk kez ortaya konuldu. Havası en kirli olan ve buna bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il ise Hakkari olarak açıklandı.

    ÇÖZÜM ÖNERİLERİ!

    Temiz hava hakkına ilişkin ulusal ve Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası mevzuatlara da yer verilen raporun sonuç bölümünde THHP’nin çözüm önerileri şöyle sıralandı:

    * Türkiye enerjide fosil yakıtlara bağımlılığını hızla azaltmalıdır.

    * Ulusal hava kalitesi standartları iyileştirilmelidir.

    * PM2,5 için ulusal limit değer belirlenmeli ve yürürlüğe alınmalıdır.

    * Hava kalitesi izleme çalışmaları iyileştirilmelidir.

    * Ağır sanayi bölgelerinde hava kalitesinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi sistematik hale getirilmelidir.

    * Hava kirliliğinin sağlık etkileri saha çalışmaları ile araştırılmalıdır.

    * Çevresel etkisi olan tüm projeler için sağlık etki analizinin de yapılması mevzuata dahil edilerek zorunlu hale getirilmelidir.

    * Türkiye imzaladığı hava kalitesine yönelik uluslararası sözleşmeleri uygulamalıdır.

    * Çevresel bilgiye ulaşabilmek için bilgi edinme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi sağlanmalıdır.

    Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 15 Sivil Toplum Kurumunun bir araya gelmesiyle 2015 Haziran ayında kuruldu. Platformun kuruluş amacı, “öncelikle işletmede ve inşaat aşamasında olan kömürlü termik santrallerin yarattığı hava kirliliği ve çevre sorunlarına bağlı olarak halk sağlığını, temiz hava ve çevre hakkını savunmak” olarak ifade ediliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • En kirli hava Düzce’de ölçüldü

    En kirli hava Düzce’de ölçüldü

    PİRHA-Sürekli İzleme Merkezi, Türkiye’nin en kalitesiz havasının Düzce’de ölçüldüğünü açıkladı. Havası en temiz şehrin ise Bursa olduğu duyuruldu.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesi İzleme Merkezi verilere göre havası en kirli il Düzce oldu.

    Temiz hava için 0 ila 50 arasında bulunması gereken endeks değeri Düzce’de 174’e kadar yükseldi. Düzce’yi 172 endeks değeri ile Ankara takip etti. En kalitesiz havaya sahip üçüncü şehir ise 171 endeks değeri ile Hakkari oldu.

    Havası en temiz şehir ise Bursa oldu. Aynı zamanda sanayi şehri olan Bursa’da hava kalite endeksi 10 olarak ölçüldü. Bursa’yı 11 endeks değeri ile Kastamonu ve Bitlis takip etti.

    İstanbul’daki hava kalitesi ise 96 ile ölçülerek “orta derecede” yer alırken, İzmir’in 111 endeks değeri ile havası “hassas” olarak görüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Temiz hava almak için AYM’ye başvurdular

    Temiz hava almak için AYM’ye başvurdular

    İzmir Aliağa’da yaşayan 43 kişi yaşama haklarına sahip çıkmak ve Aliağa’nın yarattığı hava kirliliğinden kurtulmak için AYM’ye başvuru yaptı.

    İzmir, Aliağa’da petrokimya tesisleri, demir çelik fabrikaları, haddehaneler, gemi söküm tesisleri ve termik santraller yüzünden yaşanan hava kirliliği nedeniyle EGEÇEP Derneği ve 43 yurttaş Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptı.

    İzmir’in Aliağa ilçesindeki İzmir Demir Çelik Sanayii’ne ait İzdemir Enerji Santrali- II adlı termik santrali durdurulması yönünde daha önce defalarca mahkemeye süreci başlatan Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), dosyayı bu kez Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. EGEÇEP dönem sözcüleri Alime Mitap ve Hüsnü Dilli’nin yazılı olarak paylaştığı basın açıklamasında, EGEÇEP ve 43 yurttaşın Avukat Arif Ali Cangı’nın hazırladığı dosya ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu belirtildi.

    “İLK ÇED İZNİ 2010’DA VERİLDİ”

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, açıklamada, termik santrale ilk Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) izninin 17 Haziran 2010 tarihinde verildiğini belirterek, uzun bir yargılama sonunda İzmir 2. İdare Mahkemesi 16 Aralık 2016 tarihli kararı ile ÇED olumlu kararını hukuka aykırı bularak iptal edildiğini hatırlattı. Bu yargılama aşamasında termik santralin inşaatı tamamlanarak, hukuka aykırı şekilde faaliyete başladığı ifade edilen açıklamada, “Mahkeme kararının Anayasa’nın 138. Maddesine göre gecikmeksizin, uygulanması, termik santralin faaliyetinin durdurulması gerekirken, İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı yapılacağı duyurusu yapıldı. Mahkeme kararlarını etkisiz hale getiren 2009/7 sayılı genelgeye dayanarak yeniden hukuksuz bir süreç başlatılmıştı” denildi.

    Yaşanan hukuksuzluğu ve termik santralin yarattığı tehlikeleri anlatmak için Ankara’daki İDK toplantısına katıldıklarını paylaşan EGEÇEP sözcüleri, yaşanan süreci şöyle açıkladı; “Ancak raporlar ve anlattıklarımız hiç fayda etmedi, bizim toplantıdan çıkarılmamızdan sonra İDK üyelerinin tamamı mahkemenin iptal ettiği ÇED raporundan farklı bir şey taahhüt etmeyen raporu yeterli bulup nihai hale getirdi. Duyurusu yapılan nihai ÇED raporuna EGEÇEP ve yüzlerce yurttaşın yaptığı itiraz da umursanmadı, Mahkeme kararının uygulanması gereken azami süre olan 30 günlük süre dolmadan yeni ÇED izni verildi.”

    “AYM KARAR VERMELİ”

    İzmir 5’nci İdare Mahkemesi’nin 26 Ekim 2018 tarihli kararı ile ÇED olumlu kararını iptal etmesiyle davalı tarafın da temyiz başvurusunda bulunduğu bilgisini paylaşan EGEÇEP sözcüleri, temyiz başvurusundan sonra, Danıştay 14. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma istemini reddettiğini belirtti. Ardından bu dairenin kapanması üzerine dosyayı ele alan Danıştay 6. Dairesi’nin 03.04.2019 tarihlinde “kararın davanın ehliyetten ret kısmı”nı onadığını ve davanın kabulüne ilişkin kısmını bozduğunu aktaran EGEÇEP sözcüleri, Danıştay 6. Dairesi’nin davayı esastan oy çokluğu ile reddettiğini ve bu şekilde davayı kapattığını ifade etti.

    Aliağa’nın, İzmir’in ve bölgenin yaşamı için tehdit oluşturan küresel iklim krizinin en önemli nedenlerinden olan bir termik santral davasını Anayasa Mahkemesi’ne taşıyan EGEÇEP sözcüleri, mahkemeden beklentilerini şu şekilde ifade etti: “Mahkemeye Erişim, Adil Yargılanma Hakkı, Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı ve Sağlıklı Çevrede Yaşama Hakkı’nın yok sayıldığı davayla ilgili söz şimdi Anayasa Mahkemesi’nde. Yüksek mahkemenin, dünyadaki yaşamın sürdürülebilmesi için bugünkü kuşakların ve gelecek kuşakların hakkını koruyacak bir karar vermesini bekliyoruz.”