Etiket: TEOG

  • İhraç edilen öğretmen Ali Horuz: İhraç edilen öğretmenler ödüllüydü, veliler kırgın-VİDEO

    İhraç edilen öğretmen Ali Horuz: İhraç edilen öğretmenler ödüllüydü, veliler kırgın-VİDEO

    PİRHA-KHK ile ihraç edilen Nurhak’lı Eğitim-Sen üyesi öğretmen Ali Horuz, ihraçlardan sonra Nurhak’taki eğitim seviyesinin düştüğünü söyledi. İhraç edilen Eğitim-Sen’li öğretmenlerin ödüllü öğretmenler olduğunu hatırlatan Horuz, “İnsanlar ‘sizin gibi öğretmen ihraç edilmişse benim çocuğum Türkiye 1’incisi olmuş neye yarar? duygusu yaşıyor” diye konuştu. 

    Haberin Videosu

    Öğretmen Ali Horuz, 29 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan 671 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilenler arasında. Sınıf öğretmenliği yapan Horuz, evli ve iki çocuk babası. Şu an Maraş’ın Nurhak ilçesinde yaşayan Horuz Eğitim-Sen üyesi.

    “NEYLE SUÇLANDIĞIMIZI BİLMİYORUZ”

    Horuz ihraç edilme nedenini ve ihraç edildikten sonra yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. İhraç edilirken kendilerine resmi bir gerekçe sunulmadığını söyleyen Horuz, Eğitim-Senli olduğu için ihraç edildiğini belirterek şöyle devam ediyor:

    “Mutlaka Eğitim-Senli olmaktır. Yani başka bir gerekçe göremiyoruz. Yoksa bizim ihraçlarımızla Eğitim-Sen ya da KESK üyesinin bu alçakça hain darbe girişimiyle hiçbir bağı olmadığını aslında bu kararı alan insanlar da biliyor. Elimize bir yasal dayanak sunsalar şu gerekçeyle atıldınız diye biz de ona göre neyle suçlandığımızı biliriz, ama bilmiyoruz. Ama bilmedikleri bir şey var Eğitim-Sen güneşi hiçbir koşulda sönmedi sönmeyecek de.”

    “AÇLIĞA MAHKUM EDİYORLAR”

    Şu an hiçbir işte çalışmayan Horuz sendikanın verdiği asgari destekle geçimini sağlamaya çalıştığını söylüyor ve ekliyor: Sadece Nurhak’ta olmanın, babamdan kalma evde kalmanın avantajını yaşıyorum, kira ödemiyorum. Tamamen bizi açlığa mahkum ediyorlar. Atılan binlerce öğretmen gibi.”

    “ASGARİ YAŞAM STANDARTLARININ ÇOK ALTINDA YAŞAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Zaten nitelikli yaşam koşullarından uzak olduklarını ifade eden Horuz, ihraç edildikten sonra ise tüm haklardan mahrum kaldıklarını ve asgari yaşam standartlarının çok altında oldukları için karınca kararınca yaşamaya çalıştıklarını belirtiyor.

    “İHRAÇLAR KATLİAMLARDAN FARKLI DEĞİL”

    İhraç edilmenin de katliamdan farklı olmadığını şu sözlerle anlatıyor Horuz:

    “Ha sırtından vuruldun, ha bağrından hançerlendin ha işinden atıldın. İnsan açlıkla terbiye ediliyorsa başka bir açıklaması olamaz ki. İnsan geleceğe umutla bakabilmeli. Doyasıya gülebilmeli. İnsanların içinde rahat başı dik bir şekilde gezebilmeli. Biz atılma gerekçesi olarak hiçbir zaman başımızı öne eğecek bir suçumuz, hatamız olmadı.

    “SESİMİZİ DUYURMAYA ÇALIŞTIK”

    İhraçlara karşı sürekli demokratik taleplerini dile getirdiklerini ifade eden Horuz, “İhraç sürecimizde sağ olsun bu ülkenin demokratik ilerici basınından tutun da demokratik muhalefetine kadar herkes yanımızda yer aldı. Meclisten Avrupa demokratik kamuoyuna kadar, yerelden ulusal ölçekte tüm duyarlı kesim bunu bir biçimde duydu. Sesimizi gerçekten demokratik hakkımızı kullanarak sonuna kadar duyurmaya çalıştık. Halkımız da hep yanımızda oldu 7’den 70’e. Çünkü bizim hiçbir suçumuz olmadığını öğretmenliğimizi de layıkıyla yerine getirdiğimizi biliyorlardı” şeklinde belirtiyor.

    “İHRAÇ EDİLEN ÖĞRETMENLER EN ÇOK ÖDÜL ALAN ÖĞRETMENLERDİ”

    Nurhak özelinde ihraç edilen tüm Eğitim-Senli öğretmenlerin ödüllü öğretmenler olduklarını kaydeden Horuz, konuşmasına şöyle devam ediyor:

    “Buradaki tüm mülki idari amirlerden yerel halkımıza kadar herkesin ‘Çocuğumu bu öğretmen okutsun’ diye aradığı, peşini bırakmadığı öğretmenleriz. En çok ödül alan bu öğretmenlerdi. Bunların da böyle atılması çok ilginç geliyor.”

    “İHRAÇLARDAN SONRA NURHAK’TAKİ EĞİTİM SEVİYESİ OLDUKÇA DÜŞTÜ”

    Nurhak’ın eğitim çıtasının en yüksek olduğu ilçelerden biri olduğunu vurgulayan Horuz, “Türkiye genelinde iki sene önce Türkiye 37’incisi oldu TEOG sınavında. Türkiye birincileri çıkıyor. Mesela şu yanı başımızdaki komşunun çocuğu Türkiye 1’incisi oldu. Her mahalleden bir Türkiye 1’incisi çıkıyor, Türkiye 2’incileri çıkıyor. Bunun da böyle olmasının en büyük nedeni buradaki Eğitim-Senli öğretmenlerdi” dedi. Ancak ihraçlardan sonra Nurhak’taki eğitim seviyesinin oldukça düştüğünü belirten Horuz, şunları kaydetti:

    “Veliler okul gözüyle görmüyor artık. Çünkü bir dağınıklığın içindeler. Yani okullardan ödüllü öğretmenlerin ihraç ediliyor olması halkta bir duygu kırılmasına yol açtı. Geleceğe umutla bakma olayıyla oynuyorlar. İnsanlar ‘sizin gibi öğretmen ihraç edilmişse benim çocuğum Türkiye 1’incisi olmuş neye yarar? Zaten bana bir bakış açıları var Nurhaklı olmakla. Çağdaş, demokratik, laik bir gelecekten yana tavır takınan bir toplumun ferdi olduğum için benim çocuğum da okuyamaz, benim çocuğum da bir biçimde engellenir’ duygusunu yaşıyorlar. Bu da ister istemez hedefleri düşürüyor, dağınıklık yaratıyor, toplumun geleceğe olan umudu kırılıyor. Ama buna hiçbir zaman fırsat vermeyeceğiz. Çünkü biz Eğitim-Sen geleneğinden geliyoruz, biz Eğitim-Senliyiz. Eğitim-Sen her darbe döneminde sıkıntılar yaşadı ve hepsi de bir biçimde döndü. Biz de döneceğimize olan inancı bugün dipdiri, taze bir şekilde taşıyoruz.”

    Suay ABAK/İsmet SEFER
    MARAŞ/NURHAK

  • Eğitim-Sen 10 soruda AKP’nin yeni eğitim sisteminin hedeflerini açıkladı

    Eğitim-Sen 10 soruda AKP’nin yeni eğitim sisteminin hedeflerini açıkladı

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın TEOG’un yerine açıkladığı yeni sınav sistemine tepki gösteren Eğitim-Sen Genel Merkezi, “TEOG neden kaldırıldı? 10 soruda yeni sistemin hedeflerini açıklıyoruz” bildirisi yayınladı.  

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, TEOG’un yerine “Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi” kafa karışıklığına yol açarken, Eğitim-Sen 10 soruda yeni sistemin nelere yol açacağını ve çözümün ne olduğunu “TEOG Neden Kaldırıldı? 10 Soruda Yeni Sistemin Hedeflerini Açıklıyoruz” bildirisi ile açıkladı.

    Yayınlanan bildiriden satır başları şöyle:

    “TEOG neden kaldırıldı? Amaçlanan nedir?

    TEOG’un kaldırılmasının ardında, AKP’nin bir gerçeği gizleme çabası yatmaktadır. Bilindiği üzere, AKP 4+4+4 sistemiyle birlikte bir taraftan özel okulların diğer taraftan da imam hatiplerin sayısını hızla arttırdı. Kamu kaynakları devlet okullarına değil, imam hatiplere ve özel okullara aktarıldı. Açıklanan yeni sistemin en önemli amacı imam hatip okullarının akademik başarısını artırmak için %10’luk dilimden öğrenci almasını sağlamaktır.

    Eğitim-Sen’in söyledikleriyle yeni sistem arasında nasıl bir bağlantı var?

    Çok sayıda imam hatip lisesi proje okulu yapıldı. Sınavda başarılı olan öğrencilerin büyük bir bölümü kontenjan ve sınıf açma serbestliği nedeniyle bazı imam hatip liselerine gitmeye teşvik edilecek, yönlendirilecek, kimi imam hatip liseleri cazip kılınacaktır.

    600 OKUL İMAM HATİP LİSESİ OLACAK

    Yeni sistemde sınavla öğrenci alacak okullar içinde imam hatip liselerinin ağırlığı fazla mı olacak?

    Bakan İsmet Yılmaz merkezi sınavla öğrenci alacak 600 okulun, “fen lisesi, sosyal bilimler lisesi ve proje okulları” olacağını belirtti. Yeni getirilen sistemle bu 600 okulun büyük bir bölümünün imam hatip lisesi olacağını söyleyebiliriz. Böylece imam hatip liselerinin akademik başarı oranının yükseltilmesi ve bugün “düşman” ilan edilen “altın nesillerin” yerini alacak yeni nesiller inşasına bu sistemin katkı sunmasıdır.

    Merkezi sınavla öğrenci alacak okulların listesi açıklandı mı?

    Hayır açıklanmadı. Bakan Yılmaz, bu okulların Mayıs ayında açıklanacağını belirtti ve hangi kriterlere göre bu okulların seçileceğine dair hiçbir şey ifade etmedi.

    EKONOMİK KOŞULLARI OLMAYAN NİTELİKLİ OKULLARA GİDEMEYECEK

    Her ilde merkezi sınavla öğrenci alan bir okul olacak mı?

    Mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda merkezi sınavla öğrenci alacak okulların büyük bir kısmının büyükşehirlerde toplanacağı ortadadır. Diğer illerde ise merkezi sınavla öğrenci alacak bir ya da iki okul olabileceği gibi kimi illerde hiç okul olmama ihtimali de mevcuttur. Dolayısıyla merkezi sınavla öğrenci kabul eden ve Bakan’ın “nitelikli” olarak tarif ettiği bu okullarda okuyabilmek için il değiştirmek zorunda kalacak ya da ekonomik koşulları el vermediği için bu okullara gidemeyecek öğrenciler sorunu karşımıza çıkacaktır.

    Peki sınavda %10’luk dilime giren bir öğrenciyi nasıl bir süreç bekliyor? Bu öğrenci imam hatip lisesine gitmek istemezse ne olacak?

    Bu öğrenci söz konusu 600 okula yerleşemedi, tercihini imam hatip lisesinden yana kullanmak istemedi diyelim. Bu durumda akademik başarısı oldukça yüksek bir öğrenci, adresine en yakın liseye ya da özel okullara gitmek zorunda kalacak.

    %10’luk dilimde yer almayan öğrenciler ne yapacak?

    Yeni sistemde özetle öğrencilerin %90 ‘ı adresine en yakın olan 5 okulu tercih edecek ve bunlardan birine yerleşecektir. Eğitim bölgelerinde öğrencilerin tüm gereksinim ve isteklerini karşılayacak okul türü ve sayısının olmadığı gerçeği gözönüne alındığında bu durum “Her Öğrenci İstediği Okula Gidecek” belirlemesinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koymaktadır.

    YOKSULLARA ‘OTUR OTURDUĞUN YERDE’

    Bu durumun ne tür sakıncaları var?

    Adrese dayalı bir sistemin öncelikle öğrencilerin seçme hakkını kısıtlamakta, öğrencileri sadece oturduğu mahalle ya da eğitim bölgesine hapsetmektedir. Yani AKP ve MEB alt sınıfların, yoksulların çocuklarına “otur oturduğun yerde” demektedir.

    Bakan’ın yeni sistemi açıklarken “TEOG öğrencileri ve velileri okul dışı kaynaklara (etüt merkezi, kurs, özel ders) yöneltiyordu” sözlerini nasıl değerlendirebiliriz?

    Açıklananın aksine temel eğitimden ortaöğretime geçişte sınav kalkmamıştır. Öğrencilerin önemli bir bölümü Haziran ayında yapılacak olan sınava katılacaktır. Unutulmamalıdır ki 1 milyon 200 bin öğrenciden sadece 120 bini sınavla öğrenci alacak okullara yerleşebilecektir. Bu durum da sınavın belirleyiciliğini kat be kat artırmak anlamına gelmektedir.

    SINAV MERKEZLİ EĞİTİM TERK EDİLMELİ

    Sizce ne yapılmalıdır?

    Öncelikle belirtmek gerekir ki her öğrencinin istediği okula gitmesi en doğal hakkı olmalıdır. Sınavsız ve her öğrencinin istediği okulda eğitim alması savunulması gereken en temel yaklaşım olmalıdır.

    Bakan Yılmaz’ın yeni sistemi açıklarken ‘nitelikli okul’, ‘niteliksiz okul’ ayrımı yapması büyük bir skandaldır ve kabul edilmesi mümkün değildir. İlk kez bir Milli Eğitim Bakanı, bütün okulların niteliğinden sorumlu olduğunu bile bile devlet okullarına yönelik olarak böylesine tepki çeken bir açıklama yapmıştır.

    Sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması nasıl mümkün değildir. Bunun için öncelikli olarak yapılması gereken, öğrencilerimizi sınav cenderesinden kurtarmak olmalıdır.

    Eğitimin hiçbir kademesinde öğrencilere ve dolayısıyla ailelerine dayatmada bulunmamalı, eğitim sisteminin öncelikli sorunu olan “sınav merkezli eğitim” anlayışı derhal terk edilmelidir.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Eğitim-Sen: Adrese dayalı kayıt sistemi sorunları daha da arttıracak-VİDEO

    Mersin Eğitim-Sen: Adrese dayalı kayıt sistemi sorunları daha da arttıracak-VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, değişen sınav sistemi ile ilgili yaptığı basın toplantısında TEOG yerine getirilen yeni sistemi açıklayarak zaten karışık olan zihinleri daha da karıştırdığına, öğrenci ve velilerde oluşan kaygıları büsbütün arttırdığına dikkat çekerek, “Sınav merkezli eğitim” anlayışı derhal terk edilmelidir” dedi. 

    Haberin Videosu

    TEOG sınavının kaldırılması ile ilgili tartışmalar yeni bir boyuta taşındı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, TEOG’un yerine “Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi” geleceğini duyururken, eğitimciler, öğrenciler ve velilerin telaşı daha da arttı.

    Değişen sınav sistemine ilişkin Mersin Eğitim-Sen sendika binasında basın toplantısı düzenledi. Basın metnini okuyan Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, TEOG yerine getirilen yeni sistemin, zaten karışık olan zihinleri daha da karıştırdığını, öğrenci ve velilerde oluşan kaygıları büsbütün arttırdığını belirterek, şunları dile getirdi:

    “Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz sınavın kaldırılmasını gerektiren nedenleri şu şekilde sıralamıştır; 1.TEOG öğrencileri ve velileri okul dışı kaynaklara (etüt merkezi, kurs, özel ders) yöneltiyordu,
    2. Sınavın olduğu gün 6. ve 7. sınıflarda okula gelemiyordu,
    3. Öğrenciler sınava hazırlık için devamsızlık yapıyordu,
    4. Sınava hazırlanırken öğrencilerin sosyal ve psikolojik gelişimleri olumsuz etkileniyordu,
    5. Öğrencilerin ve velilerin üzerinde sınav stresi olumsuz etki yapıyordu,
    6. Yerleştirmeye esas puan belirlenirken okul başarı puanının da etki etmesi özel okulların notları şişirdiği iddiasını ortaya çıkarmıştı. Türkiye’deki bütün okulların niteliğinden sorumlu olanların ‘nitelikli okullar’ vurgusu yaparak, Türkiye’deki okulların yüzde 90’ının niteliksiz olduğunu kabul etmesi, iktidarın eğitimdeki başarısızlığının en açık itirafıdır.

    ‘‘ADRESE DAYALI KAYIT SİSTEMİ’ SORUNLARI DAHA DA ARTTIRACAKTIR”

    Açıklananın aksine temel eğitimden ortaöğretime geçişte sınav kalkmamıştır” diyen Usluoğlu, şunları ifade etti:

    “Öğrencilerin önemli bir bölümü Haziran ayında yapılacak olan sınava katılacaktır. Bakan Yılmaz’ın açıkladığı ‘adrese dayalı kayıt sistemi’ sorunları çözmek bir yana daha da arttıracaktır. Pek çok bölgede seçilebilecek 5 okulun bile bulunmaması zorunlu olarak öğrencilerin istemeseler bile bazı okullara gitmelerini zorlamak anlamına gelecektir. Temel eğitimden ortaöğretime geçişte öğrencilerin en az yüzde 25’inin imam hatip lisesine yerleşmesi garanti altına alınacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar benimsediği eğitim politikaları ile eğitim sistemini siyasal iktidarın ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda yap-boz tahtasına çevirmek dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmemiştir.”

    Usluoğlu son olarak, “Eğitim sisteminin öncelikli sorunu olan “sınav merkezli eğitim” anlayışı derhal terk edilmelidir. Sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması nasıl mümkün değildir” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Eğitim-Sen: Yeni sistemle çocukların yüzde 65’i imam hatip liselerine yönlendirilecek

    Eğitim-Sen: Yeni sistemle çocukların yüzde 65’i imam hatip liselerine yönlendirilecek

    PİRHA – TEOG Sınavının kaldırılması ve sonrasında yapılan değişikliklere ilişkin Eğitim-Sen Genel Merkez yazılı basın açıklaması yaptı. Açıklamada,  “Çocuklarımızın geleceklerinden ellerinizi çekin. Bu sistemle % 65’i imam hatip liselerine yönlendirilecek” denildi. 

    Eğitim-Sen yazılı bir açıklama yaparak, TEOG sınavının kaldırılması ile ilgili tartışmalar yaklaşık iki aydır sadece sınava girecek öğrenciler ve velilerinin gündemini değil, tüm yurttaşların gündemini işgal etiğine dikkat çekti.

    Açıklamada, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın, TEOG yerine getirilen yeni sistemi açıklamasıyla karışık olan zihinleri daha da karıştırdığını belirtilerek, “öğrenci ve velilerde oluşan kaygıları büsbütün arttırmıştır” denildi.

    “ADRESE DAYALI KAYIT SİSTEMİ SORUNLARI ÇÖZMEYECEK, ARTTIRACAKTIR!”

    Bakan Yılmaz’ın açıkladığı ‘adrese dayalı kayıt sistemi’nin sorunları çözmeyeceği aksine arttıracağı belirtilen açıklamada şunları kaydedildi:

    “Adrese dayalı bir sistemin öncelikle öğrencilerin seçme hakkını kısıtlamakta, öğrencileri sadece oturduğu mahalle ya da eğitim bölgesine hapsetmektedir. Semtlerin ekonomik ve sosyal farklılıkları ve eşitsizlikleri okullara da kaçınılmaz olarak yansımaktadır. Okulların teknolojik donanımlarından, öğrencilere yönelik olarak sunulan olanaklara, velilerin okul yaşantısına katkısına kadar pek çok alanda bu farklılıkları ve eşitsizlikleri görmek mümkündür.  

    “İMAM HATİPLERE YÖNLENDİRMENİN TEMEL ALINDIĞI AÇIKTIR”

    Yeni sistemde öğrencinin tercih, ilgi ve yeteneklerine göre eğitim alma hakkını ortadan kaldırdığına dikkat çekilen açıklamada, “TEOG sürecinde İHL’ye yerleşme oranının %11-12 civarında olduğu dikkate alındığında, benimsenen modelin kontenjanlarının ancak yüzde 65’ini doldurabilen İHL’lere yönlendirmeyi temel aldığı açıktır.”

    “EĞİTİMDE SOMUT POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMEDİ”

    Bakan Yılmaz’ın yeni sistemi açıklarken ‘nitelikli okul’, ‘niteliksiz okul’ ayrımı yapmasının büyük bir skandal olduğunu ve bunun kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada şöyle denildi:

    “Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar benimsediği eğitim politikaları ile eğitim sistemini siyasal iktidarın ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda yap-boz tahtasına çevirmek dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmemiştir.”

    “SINAV MERKEZLİ EĞİTİM DERHAL TERK EDİLMELİ”

    “Sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması nasıl mümkün değildir” denilen açıklamada son olarak şunlara dikkat çekildi:

    “Eğitimin hiçbir kademesinde öğrencilere ve dolayısıyla ailelerine dayatmada bulunmamalı, eğitim sisteminin öncelikli sorunu olan “sınav merkezli eğitim” anlayışı derhal terk edilmelidir. Her öğrencinin kendi ilgi ve becerisi doğrultusunda hangi alanda okuyacağını kendisinin belirleyeceği bir eğitim sistemi oluşturmayı hedeflemeden atılacak her adım, eğitimde yaşanan kaosu derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. İlköğretimden üniversiteye kadar yapılan sınavlarda çocuklarımız ve gençlerimiz resmen yarıştırılmakta, birbirleriyle rekabet etmeleri istenmektedir. Kapitalizmin dayattığı “piyasacı eğitim” anlayışının tipik bir örneği olan bu anlayış derhal terk edilmeli, öğrencileri birbiri ile rekabet eden değil, onları geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.”
    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Eğitimci Kaya: Eğitim kalitesizleşti, artık derslerin önemli bir kısmı camilerde yapılacak-VİDEO

    Eğitimci Kaya: Eğitim kalitesizleşti, artık derslerin önemli bir kısmı camilerde yapılacak-VİDEO

    PİRHA-“TEOG’un yerine gelecek sistem konusunda da söyleyeceğimiz sözümüz olmalı” diyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Mali Sekreteri, eğitimci  Onur Kaya, yeni sistemin irdelenmesi gerektiğini kaydetti. Kaya, tüm nitelikli okulların imam hatip liselerine çevrilmeye çalışıldığına dikkat çekerek, “Eğitimi kalitesiz getiriyorlar. Eğitimin ruhuna Fatiha mı okuyorlar artık ne okuyorlar bilemem” dedi. 

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Mali Sekreteri, Eğitimci, Eski İl Milli Eğitim Müdürü Onur Kaya, TEOG’un kaldırılmasını ve yerine gelecek sistemi PİRHA’ya değerlendirdi.

    İktidarın planlarını sinsice yaptığını söyleyen Onur Kaya, yeni çıkarılan yönetmelik ile nüfusu 10 bin olan ilçelerin tamamında imam hatip lisesi açılmasının doğru olmadığını söyledi.

    Kaya, “Yönetmelik şöyle diyor; nüfusu 10 binin üzerinde olan yerlerde Anadolu Lisesi açılır. 50 binden daha yukarı yerlerde fen lisesi ve güzel sanatlar lisesi açılır. Bu yönetmelikte ilk çıkışta 5 bin ve üstü olan yerlerde, 10 bin olan yerlerde imam hatip lisesi açılır. Şimdi bu 5 bini de kaldırdılar. Demek ki nüfusu 10 bine kadar olan ilçelerimizin tamamında imam hatip lisesi açılır.”

    “OKULLAR İMAM HATİP LİSELERİNE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”

    Yönetmeliğin önümüzdeki Eğitim-Öğretim yılında yürürlüğe geçeceğine dikkat çeken Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Coğrafyamıza bakıyoruz. Şimdi Alevi nüfusunun yoğun olduğu yerlerden bir tanesi İmranlı nüfusu 2.300, biri Serçeşme’nin olduğu yer Hacı Bektaş nüfusu 5.300. Dersim’in bütün ilçelerinin tamamı 10 binin altında. Diyecekler ki sizin nüfusunuz 10 binin altında mevcut liseler, Anadolu statüsündeki liseler imam hatip lisesi olacak. Yönetmeliğin hakim hükmü gereği diyecekler ve hızla okullarımızı imam hatip lisesine dönüştürecekler. Bu durumda bizim Muş’tan bir çocuğumuz TEOG birincisi olabiliyordu, Dersim’den bir çocuğumuz 1. olabiliyordu. Bu çocuklarımıza daha nitelikli daha kaliteli eğitimin yapıldığı okullara kayıt olabiliyordu.”

    “EĞİTİMİN RUHUNA FATİHA MI OKUYORLAR?”

    81 ilde nitelikli eğitim yaptığı düşünülen okullara ilişkin yeni bir proje başlatıldığını dile getiren Kaya, “Projenin uygulanabilmesi için de ilk şart okuldaki bütün öğretmenler alındı. Örneğin Kadıköy Anadolu Lisesi’nde 75 öğretmen alındı. Yani alt yapısı boşaltıldı. Okullardaki nitelik düşürüldü. İmam hatipler yerlerde sürünüyor. Peki bunu daha yukarı çıkarmanın yolu ne? TEOG’u kaldıracaksın, okulları imam hatibe çevireceksiniz ve imam hatip olan okullarda öğrencilerden kendine yakınlarını nitelikli kaliteli gördüğün okullara yerleştireceksin. Oraları da kalitesiz hale getireceksin. Eğitimin ruhuna Fatiha mı okuyorlar artık ne okuyorlar bilemem’’ dedi.

    “ARTIK DERSLERİN CAMİLERDE YAPILACAĞI UNUTULMAMALI”

    15 yıllık süreçte okulların hızla kadrolarının değiştirildiği, kendilerine yakın müdürlerin, müdür yardımcılarının hatta hizmetlilerin atandığı ve bütün çalışmaların bunların tekelinde olduğunu söyleyen Kaya, ayrıca eğitimin vakıflara ve diğer inançsal yapılara devredildiğinin unutulmaması gerektiğini kaydetti.

    Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Okullarda artık derslerin önemli bir kısmının camilerde yapılacağı unutulmamalı ve bu Ensar türü vakıflara çocuklarımızın götürüleceği unutulmamalı. Bütün bunlara karşı çıkarak önümüze yeniden hedefler programlar koymalıyız ve TEOG’un yerine gelecek sistemi iyice irdelememiz gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

     

     

  • Ali Kenanoğlu: Yılmaz Özdil inançlarla ve ibadetlerle dalga geçmiştir- VİDEO

    Ali Kenanoğlu: Yılmaz Özdil inançlarla ve ibadetlerle dalga geçmiştir- VİDEO

    PİRHA – Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu, Sözcü Gazetesi’nin köşe yazarı Yılmaz Özdil’in TEOG sınavı sonrası kaleme aldığı “Sıkmayın canınızı TEOG yoksa Telli Baba var Susuz Baba var” yazısına tepki gösterdi. Kenenoğlu, “Yılmaz Özdil yazısında  TEOG’un kaldırılmasına yönelik eleştirilerini dile getirmiş ama o eleştiriler insanların inançlarına, ibadetlerini alaya alacak şekilde bir eleştiridir. Yılmaz Özdil ve onun gibilere karşı çıkacağız” dedi. 

    Haberin videosu

    Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in, 22 Eylül 2017 tarihli yazısında “Sıkmayın canınızı TEOG yoksa Telli Baba var Susuz Baba var” başlıklı yazısına Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu tepki gösterdi. Kenanoğlu, Yılmaz Özdil’in yazısında TEOG’un kaldırılmasına yönelik eleştiriler yönelttiğini, ancak eleştirilerin insanların inançlarını, ibadetlerini alaya alan bir eleştiri olduğunu söyledi.

    “AKP MAĞDURİYET EDEBİYATIYLA BU HALE GELDİ”

    AKP’nin mağduriyet edebiyatıyla bu hale geldiğini belirten Kenanoğlu, AKP’yi bu hale getirenlerin inançla dalga geçen Yılmaz Özdil gibi insanların  olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu ülkede inançsal ve yönetsel anlamda da geldiğimiz nokta her ne kadar AKP’nin bir marifeti ise, bu ülkede inançlarla böyle dalga geçen yani Yılmaz Özdil gibi, insanların inancıyla dalga geçen ve bu dalga sonucunda karşı tarafta bir mağduriyet oluşmasına sebep olan kişiler yüzünden olmuştur. Yani bugünkü AKP bir mağduriyet edebiyatıyla bu hale gelmiştir. Bu mağduriyet edebiyatını oluşturan da Yılmaz Özdil gibi statükocular, yasakçılar, insanların inancıyla, ibadetiyle, değerleriyle dalga geçenlerdir.”

    “Yılmaz Özdil yazdığı yazıda, “Tunceli’de bilmem ne baba, Tokat’ta barak baba, şurada bilmem ne dede… diyerek” bu toplumun inançsal değerleriyle ve maneviyatıyla dalga geçmiştir” diyen Ali Kenanoğlu, bunu kabul etmediklerini ve bunun karşı tarafın ekmeğine yağ sürmek olduğunu belirtti.

    Kenanoğlu, “Bu ülkede bütün bu gerici akımlar bu tür insanların inançlarıyla dalga geçmeler neticesinde beslenmişlerdir” dedi.

    “İNANÇLARLA DALGA GEÇENLERE KARŞI ÇIKACAĞIZ”

    İnsanların inançlarıyla ve ibadetleriye dalga geçen zihniyete karşı çıkacaklarını ifade eden Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu, “Özgürlükçü bir bakış açısıyla bilimsel olmayan eğitime de karşı çıkacağız, gericileşmeye de karşı çıkacağız ama insanların inançlarıyla, ibadetleriyle onların değerleriyle dalga geçen zihniyetle de bu anlamda Yılmaz Özdil’e de karşı çıkacağız. Yılmaz Özdil zihniyetine de karşı çıkmamız gerekiyor. Çünkü o zihniyet bu zihniyeti besleyen zihniyettir. Bu zihniyet ondan beslenerek başımıza musallat olmuştur ve bu hale gelmiştir. Hala aynı zihniyet bunları beslemeye devam ediyor. Yılmaz Özdil ve onun gibilere karşı tepkimin nedeni budur” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Budak: Milli Eğitim Bakanı görevden alınacak mı?

    CHP’li Budak: Milli Eğitim Bakanı görevden alınacak mı?

     

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak,  TEOG kaldırılması süreci ve öğretim yılı başında yapılan ders programı düzenlemelerinde 80 dakika ders yapma gibi sıkıntıların ortaya çıkmasında Milli Eğitim Bakanı’nın sorumluluğu bulunduğunu belirtti. Budak, “Öğrenci, öğretmen ve velilerden, yaşatılan sıkıntılar nedeniyle özür dilenecek midir? Milli Eğitim Bakanı’nın görevden alınması yoluna gidilecek midir” diye sordu.

     CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, YÖK Başkanı’nın, yükseköğretimde “üzerinde iyi çalışılmayan büyük radikal değişikliklerin bazen yıkıcı tesirleri” olabileceğini belirterek,  üniversite giriş sınavları için “istikrar”ın önemine vurgu yaptığına dikkat çekti.

    “ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖZENSİZLİK VE KEYFİLİK, KAYGILARI BÜYÜTTÜ”

    Budak, “Yükseköğretim için istikrar aranırken, ortaöğretime geçiş sistemi öğretim yılı başladıktan sonra taksi durağında yapılan açıklama ile kaldırılmış,  yeni sisteme ilişkin 3 önerinin, kaldırma kararından 3 gün sonra Bakanlar Kurulu’na sunulacak aşamaya getirildiği yine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilan edilmiştir” dedi.

    CHP’li Budak, “TEOG’un kaldırılması ve yeni sistem ile ilgili sürecin 3-10 günlük bir dönemde tamamlanacağının açıklanması  ‘istikrar ve üzerinde iyi çalışma yapılması’ koşullarının ortaöğretim için dikkate alınmadığını göstermektedir. Milyonlarca çocuğun geleceğini etkileyecek düzenlemeyle ilgili süreçteki özensizlik ve keyfilik, gelecek adına kaygıları arttırmıştır” ifadelerini kullandı.

    İSTİKRARSIZLIĞIN BEDELİ ÖĞRENCİYE

    AKP Hükümetleri döneminde ortaöğretime geçiş sisteminde kaç değişiklik yapıldığı ve  TEOG’un  hangi sakıncaları nedeniyle kaldırıldığı konusunda bilgi isteyen Budak, şu soruları sordu:

    -“TEOG’un kaldırıldığını taksi durağında açıklayan Milli Eğitim Bakanı, 3 gün sonra, getirilecek yeni modele ilişkin 3 alternatifli çalışmanın 22.09.2017 tarihli Bakanlar Kurulu’na sunulacağını ifade etmiştir. Aynı gün yaptığınız açıklama ile konunun bir sonraki Bakanlar Kurulu’nda ele alınacağını belirttiğiniz görülmüştür. Milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyecek ortaöğretime geçiş modeli için 3-10 günlük çalışma süresi, yeterli bir süre midir?

    Üç gün içinde Bakanlar Kurulu’na sunulacak alternatifli çalışma için kimlerin görüşü alınmış, hangi bilimsel verilerden yararlanılmıştır? Ortaöğretime geçişte istikrar sağlanamaması ve  3-4 yılda bir değişikliğe gidilmesi dolayısıyla yaşanan sıkıntılardan ötürü öğrenci, öğretmen ve velilerden özür dilenecek midir?” 

    -“Öğrencilerin sabahın karanlığında yola çıkmaması için yapılan düzenlemeler çerçevesinde Ankara’da 3 gün içinde iki kez derse başlama saatinin değiştirildiğinden, bazı şehirlerde teneffüslerin kaldırılarak, ders saatlerinin 80 dakikaya çıkarıldığından haberdar mısınız?

    -Bu tablo dolayısıyla öğrenci, öğretmen ve velilerden özür dilenecek midir? Gerek TEOG süreci, gerek müfredat değişiklikleri ve gerekse de eğitim öğretim süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle Milli Eğitim Bakanı’nın görevine son verilmesini önerecek misiniz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milli Eğitim Bakanı: Bu sene TEOG sınavı yapılmayacak

    Milli Eğitim Bakanı: Bu sene TEOG sınavı yapılmayacak

    TEOG, geçiş süreci uygulamasına gidilmeden sınav tamamen kaldırıldı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bu sene TEOG sınavı yapılmayacağını açıkladı.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘“Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum. TEOG’un kaldırılması lazım. Biz TEOG’la mı geldik  ne TEOG vardı, ne bir şey vardı. Okursun, sene içinde notların bellidir, bu notlarınla beraber yürürsün. Gelirsin üniversite sırasına, orada da girersin üniversite imtihanlarına. Üniversite imtihanında da sosyalde, sayısalda başarı durumun neyse bu başarıya göre girmen gereken yer nereyse girersin ‘ açıklamasının ardından  TEOG’un kaldırılması için çalışmalara başlanmıştı.

    Bakan Yılmaz, TEOG’un kaldırıldığını açıkladı.

    AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bugüne kadar yapılan değişiklikler:

    2003 yılında katsayı farkı arttırıldı.

    2005 yılında lise eğitimi 3 yıldan 4 yıla çıkarıldı.

    2007 yılında Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) yerine 6.7. ve 8.sınıfın sonunda girilen Seviye Belirleme Sınavı (SBS) geldi.

    2012 yılında katsayı uygulaması kaldırıldı.

    2010 yılında 10 yıldır uygulanan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sistemini değiştirilerek. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sistemlerine geçildi.

    2010 yılında SBS, 3. yılın sonunda tek sınav modeline döndü.

    2010 yılında tüm düz liselerin Anadolu liselerine dönüştürüldü.

    2012 yılında İlköğretimde kesintisiz 8 yıllık sistemden vazgeçildi, 4+4+4 sistemine geçildi.

    2012 yılında katsayı kaldırıldı.

    2012 yılında dershaneler kapatıldı.

    2013 yılında ilk TEOG sınavı uygulandı .

    2017 yılında TEOG kaldırıldı.