Etiket: termik santral

  • Afşin-Elbistan A Termik Santrali tepkisi: Santral genişliyor hayat daralıyor

    Afşin-Elbistan A Termik Santrali tepkisi: Santral genişliyor hayat daralıyor

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin ağır yıkım bıraktığı Elbistan’da, termik santrale eklenmesi planlanan yeni üniteler tartışma yarattı. Bölgedeki çevre örgütleri ve uzmanlar, mevcut kirliliğin sağlık etkilerine dikkat çekerek projeye karşı çıktı.

    Maraş’ın Afşin-Elbistan Ovası’nda yurttaşlar, yaşam savunucuları ve meslek örgütleri, 42 yıldır faaliyet gösteren Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin genişletilmesine karşı ses yükseltti. Santral sahası önünde yapılan açıklamada, yeni üniteler için verilen “ÇED olumlu” kararının bilimsel verileri ve halk sağlığını hiçe saydığı belirtilerek projeden vazgeçilmesi istendi.

    BirGün’ün haberine göre,  Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu ve Greenpeace öncülüğünde düzenlenen buluşmanın ardından yapılan açıklamada, Afşin–Elbistan’ın Türkiye’nin enerji politikaları açısından kritik bir eşik olduğu vurgulandı. Katılımcılar, Türkiye’nin yeni kömürlü termik santral projelerinden vazgeçmesi gerektiğini belirterek, söz konusu projenin derhal durdurulması çağrısında bulundu.

    Platform adına konuşan Mehmet Dalkanat, santralin düşük verimlilikle çalıştığını ve kamu teşvikleriyle ayakta tutulduğunu ifade ederken, kömürlü enerji projelerinin iptal edilmesi talebini yineledi. Greenpeace Türkiye’den Emel Türker Alpay ise Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkış politikası olmadığını belirterek, iklim hedeflerinin mevcut politikalarla gerçekleşmesinin mümkün görünmediğini söyledi.

    Elbistan Belediye Başkan Yardımcısı Gülabi Eren de santralin bölgedeki sağlık sorunlarını artırdığına dikkat çekerek, “Toprağı, suyu, havayı zehirliyor” dedi. Bölge sakinlerinden Cuma Binboğa ise yaşadıkları sağlık sorunlarını anlatarak, “Ölüm kaderimiz değil” sözleriyle kömürlü termik santrallere karşı tepkisini dile getirdi.

    HABER MERKEZİ

  • Maraş’a iki yeni termik santral ünitesi: Kanser olmayan ev yok

    Maraş’a iki yeni termik santral ünitesi: Kanser olmayan ev yok

    PİRHA- Afşin A Termik Santralına 2 yeni ünite eklenmesi için kritik toplantı 2 Nisan’da Ankara’da. İnceleme Değerlendirme Komisyonu, ÇED raporuna onay verirse ünitelerin açılması için çalışmalar başlayacak.

    Maraş’taki Afşin Elbistan A Termik Santralı’na ilave iki ünite açılması için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nda 2 Nisan’da görüşülecek. Afşin bölgesinde hali hazırda 4 ünite faaliyette. Hava kirliliğine bağlı akciğer kanseri başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla tartışmalı olan termik santrale Maraşlılar tepkili.

    EN AZ 17 BİN 500 ERKEN ÖLÜM

    Yaklaşık 40 yıldır kömürlü termik santralından yakınan Maraşlılar, Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santrallere yeni ünitelerin eklenmemesini talep ediyor. Çelikler Holding Afşin Elbistan Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’ye ait Afşin A kömürlü termik santraline 688 MW kapasiteye sahip 2 ünite daha eklenmesi planlanıyor. Bölgede termik santrallerin etkisine ilişkin yapılan araştırmalarda faaliyete geçildiği günden 2020 yılına kadar en az 17 bin 500 kişinin ölümüne neden olunduğu tahmin ediliyor. Uzmanlar bölgedeki kirliliğin izlenmediğini belirterek ‘tehlikenin’ daha fazla olabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca bölgede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ait hava kalitesi ölçüm istasyonu bulunmuyor. Ancak kirlilik bölgede, gözle seçilebilecek safhaya ulaştı. Santral bacalarından çıkan cüruf (kül) bölgede meyve bahçelerinde ve evlerin dış cephelerinde çevre ve halk sağlığını riske atıyor.

    KANSERE NEDEN OLAN PARTİKÜLLER SINIR DEĞERİN ÜSTÜNDE

    Öte yandan Elbistan’daki istasyonda ölçülen kirlilik ise oldukça yüksek derecede. Çevre Bakanlığı’nın resmi verilerine göre ince partikül madde (PM2.5) değerlerinin yıllık ortalaması Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınır değerlerin 5 katı kadar (metreküpte 24,64 mikrogram). Kaba partikül madde (PM10) ise yine Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği sınır değerin 3,6 katı. (metreküpte 54 mikrogram). Partikül madde insanda kanser yapan birinci grup etmenler arasında sınıflandırılıyor.

    KANSER VAKALARINDAKİ ARTIŞ BAKANLIK VERİLERİNDE

    Afşin A Santrali’ne eklenecek iki yeni ünitenin bölgede en az bin 900 erken ölüme neden olacağı tahmin ediliyor. Santralin salacağı partikül madde kirliliğinin ise Karadeniz Bölgesi’ne kadar yayılacağı uyarıları yapılıyor. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Elbistan Sağlık Grup Başkanlığı’nın kayıtları, Afşin A Santrali’nin açılışını takiben bölgedeki kanser vakalarının sekiz kat arttığını ortaya koyuyor.

    ‘NE KUŞLAR GELİYOR NE AĞAÇLAR MEYVE VERİYOR’

    Bölgede yaşayanlar Afşin A santraline ek iki tane daha ünite yapılması için hazırlanan ÇED raporu ile ilgili Nisan 2022’deki Halkın Katılım Toplantısına katılarak bu ek ünitelerin yapılmasıyla ilgili sorunları ve buna karşı olduğunu iletmişti. Afşin – Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat şöyle konuştu:

    ‘‘Elbistan’da kanser olmayan ev yok. Üstelik ne göçmen kuşlar geliyor buraya ne 5 bin yıllık asmalar üzüm veriyor. Şimdi depremle birlikte insanımız da göç etmek zorunda kaldı. Deprem sonrası iki termik santral durunca biz on yıllardır ilk defa temiz bir havada baharın kokusunu alabilmiştik. Elbistan Ovası, Türkiye’nin dördüncü büyük ovası ve birinci sınıf tarım arazilerinden oluşuyor. Biz kömüre mahkum değiliz, afete dirençli kurulacak yeni kentimizde kömüre mahkum olmadan insanca yaşamak istiyoruz.’’

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’den orman katliamına tepki: Akbelen’den elinizi çekin!

    TTB’den orman katliamına tepki: Akbelen’den elinizi çekin!

    PİRHA – TTB, Akbelen Ormanı’nda süren çevre katliamının durması için açıklama yaptı. TTB, “Devlet yetkililerinin doğanın, kurdun, kuşun, yaşama can veren ağacın; yani tüm canlıların hakkını korumak isteyen bölge insanın sesine kulak vermesi gerektiğini belirtti.  

    İki yıldan bu yana bölge halkı tarafın korunmaya çalışılan Muğla’nın Milas ilçesi İkizdere köyündeki Akbelen Ormanları, 24 Temmuz sabahından bu yana katlediliyor.

    Yeni linyit kömürü yatakları açmaya çalışan YK Enerji AŞ. tarafından sürdürülen talana, toplumun birçok kesiminden tepkiler sürüyor. Dört yıldan bu yana 750 dönümlük ormanlık alanı nöbet tutarak korumaya çalışan İkizdere köylüleri ve onlara destek için bölgede olan gönüllüler, günlerdir güvenlik güçleri tarafından sert müdahalelere uğruyor.

    HEKİMLERDEN ‘PARİS İKLİM ANLAŞMASI’ HATIRLATMASI!

    Türk Tabipleri Birliği de (TTB) bölgedeki orman katliamına dikkat çekmek için açıklama yaptı. “Akbelen’den elinizi çekin!” başlıklı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bilindiği gibi Türkiye ancak 2021 yılının sonunda Paris İklim Anlaşması’nı onaylamış ve böylece 2053 yılında net sıfır karbon hedefi koyarak yeni bir döneme girmiştir. Ancak Türkiye henüz kömür kullanımını sonlandırmak için hedef bir tarih belirlemediği gibi yıllar öncesinden koyduğu mevcut kömürlü termik santral kapasitesini iki katına çıkarma ve elektrik üretiminde kömürün payını artırma planlarını Paris İklim Anlaşması’nı onaylamış olmasına rağmen hala inatla sürdürmektedir. Oysa ülkemizin kömürlü termik santrallerini bir plan içinde önümüzdeki on yıllık dönemde kapatması, sera gazı emisyonlarını %70’in üzerinde azaltmasını sağlayacak ve imzaladığı Paris İklim Anlaşması’na uygun olarak 2053 yılında net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşmasını sağlayacaktır. Diğer yandan linyit madenlerinin açılması için ormanlarımızın ve doğal kaynaklarımızın yok edilmesinin de önüne geçecektir. Zaten Muğla ilimizin ormanları Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santralleri nedeniyle önemli ölçüde bu santralleri işleten şirketler tarafından tahrip edilmiştir. Yatağan ve çevresi bu tahribatın en yıkıcı örneklerinin görüldüğü bölgelerin başında gelmektedir. Diğer iki termik santral ise sadece Muğla’nın değil; dünyanın önemli doğal güzelliklerinin bulunduğu Gökova’da yer almaktadır. 2021 yılında Muğla’da çıkan ve haftalarca süren orman yangınlarında 16 bin hektardan fazla alanın yanması hala akıllardadır. Farklı noktalarda başlayan orman yangınları Kemerköy ve Yeniköy termik santrallerine kadar ulaşmıştır ve her iki santral de faaliyetlerine bir süre ara vermiş ve önemli bir ormanlık alan kaybı da yaşanmıştır. İşte şimdi bu termik santraller için bu yangından kurtulan 750 dönümlük Akbelen Ormanı güvenlik güçlerinin koruması altında testerelerle yok edilmeye çalışılmaktadır.

    “İKİZKÖYLÜLERİN YANINDAYIZ”

    1982 Anayasası’nın “Ormanların korunması ve geliştirilmesi” başlıklı 169. maddesi “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır” demektedir. Yine Anayasamızın 56. maddesinde “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” yazmaktadır. Bu bağlamda devlet yetkililerinin doğanın, kurdun, kuşun, yaşama can veren ağacın; yani tüm canlıların hakkını korumak isteyen bölge insanın sesine kulak vermesi ve anayasal haklarını kullanan bu insanlara karşı biber gazlı sert müdahalesini derhal terk etmesi gerekir.

    TTB olarak Akbelen Ormanı’nı korumak için mücadele eden her yaştan İkizköylülerin ve onlara destek veren çevre gönüllülerinin yanındayız. Başta Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri olmak üzere Akbelen Ormanı’nın yok edilmesine izin veren, bu katliama ses çıkarmayan ve ormanı korumak yerine güvenlik güçleri kanalı ile ormanı yok edenlere destek verenlerin er veya geç hukuk önünde hesap vereceklerini hatırlatmak isteriz. Doğasını savunmak için bölgede olan yaşam savunucularına yönelik şiddetli saldırılar ve hukuksuz gözaltı işlemleri ile TTB’nin de bileşeni olduğu Temiz Hava Hakkı Platformu’nun koordinatörü Deniz Gümüşel hakkında Milas içine girme ve yurtdışına çıkma yasağı verilmesini kınıyoruz.

    Bir kez daha uyarıyoruz; Akbelen’den elinizi çekin. Sağlıklı bir çevrede yaşam hakkının savunucusu olan TTB, iki yıldan bu yana olduğu gibi sürecin yakından takipçisi olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çevrecilerin 37 termik santralin kapatılması için açtığı dava görülmeye başlandı

    Çevrecilerin 37 termik santralin kapatılması için açtığı dava görülmeye başlandı

    PİRHA- Çevre mücadelesi veren derneklerin ve çevre aktivistlerinin Cumhurbaşkanlığı’na karşı açtığı 37 kömürlü termik santralin kapatılması ile ilgili davanın duruşması bugün görülmeye başlandı. Duruşma öncesi açıklama yapan avukat İsmail Hakkı Atal; “Termiklerin ve madenlerin hastalıklara neden olduğu, toplumsal maliyet ve devletin sağlık bütçesini sarsması nedenleriyle 37 termik santralin kapatılması için dava açtık” dedi.

    Çevre mücadelesi veren derneklerin ve çevre aktivistlerinin Cumhurbaşkanlığı’na karşı açtığı 37 kömürlü termik santralin kapatılması ile ilgili davanın duruşması bugün Ankara 11. İdare Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

    Duruşma öncesi mahkeme önünde bir araya gelen çevre örgütleri söz konusu davaya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı çevre örgütleri adına Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal okudu. Atal açıklamasında termik santrallerin ve madenlerin birçok hastalığa neden olduğunu, halk sağlığını bozduğunu kaydederek, 37 tehlike arz eden termik santralin kapatılması için Cumhurbaşkanlığı’na karşı dava açtıklarını aktardı.

    “TERMİK FAALİYETLER DURDURULMAZSA YENİ SALGINLAR GELECEK”

    Bilim insanlarının koronavirüs salgınının sebebinin termik santraller, iklim değişikliği, madencilik faaliyetleri ormanların kesilmesi gibi ekokırım faaliyetleri olduğunu belirlediklerini ifade ederek sözlerine başlayan Atal, “Diğer yandan Covid salgını sırasında İtalya, ABD ve Hollanda’da hava kirliliği dataları ile Covid dataları eşleştirildiğinde, termik kaynaklı partikül madde ve hava kirliliği olan yerlerde Covid vakalarının 9 kat, Covid ölümlerinin ise 3 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Ayrıca koronavirüslerin termik bacasından çıkan 2,5 ve 10 PM partikül maddelerin üzerine yapışarak yaşadıkları ve havada asılı kaldıkları ve ispat edildi. Termik ve madenlerin ormanları yok ettiği yerlerde ise koronavirüs popülasyonunun en az 2.5 kat arttığı ve virüsün insanlara bulaşma riskinin de %70 arttığı tespit edildi.  Bilim insanları; termik santral, madencilik, ormanların kesilmesiyle ekokırım faaliyetleri devam ettiği takdirde koronavirüsten daha ölümcül yeni salgınların geleceğini de öngörüyorlar” şeklinde konuştu.

    “KANSER VAKALARI ARTTI, HALK SAĞLIĞI ÇÖKÜŞE GEÇMİŞTİR”

    Kanser vakalarının da termik santraller nedeniyle artmakta olduğunu açtıkları davalarda ispatladıklarını dile getiren Atal sözlerine şöyle devam etti:

    “Az sonra duruşmalarına gireceğimiz 37 termikten EMBA Termik Santrali’nin bir davasında, bu termiğin yanı başında 2002 yılından bu yana çalışan (Alman) Sugözü Termik Santrali’nden dolayı Yumurtalık’ta kanser vakalarının 5 yılda 12 kat arttığı Sağlık Bakanlığı verileriyle ortaya çıkmıştı. Sağlık Bakanlığı 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre 2002 ile 2016 yılları arasında; erkeklerde prostat kanseri 3 kat, lenf kanseri 5 kat, troid kanseri 12 kat, akciğer kanseri 1,5 kat artmış; kadınlarda ise meme kanseri 1,5 kat, troid kanseri 6,5 kat, akciğer kanseri 2 kat artmıştır. Türkiye’de maden ve termik istilası başladıktan sonra halk sağlığı çöküşe geçmiştir.”

    “TERMİK SANTRALLERİN KAPATILMASI DEVLETİN SAĞLIK HARCAMALARINI BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALTACAKTIR”           

    Türkiye’nin bu termik santrallere ihtiyacı olmadığını ifade eden Atal, TEİAŞ verilerine göre Türkiye’de 2018 yılında %35 enerji arz fazlası bulunduğunu, Cumhurbaşkanlığı ve Enerji Bakanlığı verilerine göre ise  %31 enerji arz fazlası bulunduğunu belirtti.

    Termiklerden elektrik satın alınabilmesi için kamuya ait baraj tipi hidroelektrik santrallerdeki üretimin düşürüldüğünü aktaran Atal; “Termik santrallerin kapatılması bir enerji açığı yaratmayacağı gibi, devletin sağlık harcamaları da büyük ölçüde azalacaktır. Zira Avrupa Sağlık ve Çevre Birliği HEAL’in  son yaptığı çalışmayla Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin toplam yıllık ortalama sağlık maliyeti 23 milyar 828 milyon TL olup, Yeniköy Kemerköy A.Ş.nin her 2 termik  santralden  yıllık kazancı 200 milyon TL tutarında olduğu hesap edilirse, bu 2 santralin ülkeye ve halka  sağlık maliyeti, kendi ticari  kazancının 100 katıdır” dedi.

     “HALK SAĞLIĞI İÇİN TERMİK SANTRALLERLE İLGİLİ 37 DAVA AÇTIK”       

    Atal açıklamasında son olarak şunları kaydetti:

    “Termiklerin ve madenlerin neden olduğu koronavirüs ve kanser hastalığına neden olması; toplumsal maliyet ve devletin sağlık bütçesini sarsması, halkın neslini, soyunu, sopunu kurutması nedenleriyle 37 termik santralin kapatılması ve proje halinde olanların da iptali için, Cumhurbaşkanı’na Anayasanın 104. maddesiyle yüklenen milli güvenliği koruma görevi doğrultusunda  37 dava açtık.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Milas’taki yangın termik santrale sıçradı, sirenler çalıyor!-VİDEO

    Milas’taki yangın termik santrale sıçradı, sirenler çalıyor!-VİDEO

    PİRHA- Muğla’nın Milas ilçesindeki yangına müdahaleler sürerken, rüzgarın etkisiyle yön değiştiren yangın Kemerköy Termik Santrali’ne sıçradı.

    Muğla Milas ilçesinde günlerdir uyarısı yapılan yangın Kemerköy Termik Santrali’nin içine girdi. Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat santralin tamamen boşaltıldığını ve sirenlerin çaldığını duyurdu.

    Alevler santralin içe kadar sıçradı. Bölgede elektrikler kesildi, karayolları trafiğe kapatıldı. Bölgedeki yurttaşlar alanı terk ediyor. Santralde patlama olmasından endişe ediliyor.

    Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, konuyla ilgili yaptığı açıklamasında “Alevler Termik Santrale girdi. Santral şu an tamamen boşaltılıyor ve şimdi sirenler çalıyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İkizköylüler: Türkiye’yi talan ettiniz, yeter artık!- VİDEO

    İkizköylüler: Türkiye’yi talan ettiniz, yeter artık!- VİDEO

    PİRHA- AKP’ye yakın beş büyük şirketten biri olan LİMAK Holding’e ait termik santral yapımı için Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine karşı köylülerin başlattığı direniş sonuç vermiş ve ağaç kesimi durdurulmuştu. KARDOK gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, ağaç kesiminin Kurban Bayramı’nda tekrar başlayacağını söyleyerek, kesime izin veren Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. İkizköy köylüleri ise; “Kesinlikle köylüler olarak bunların önünde duracağız” dedi.

    Orman Genel Müdürlüğü AKP’ye yakınlığıyla bilinen LİMAK Holding’in sahibi olduğu Yeniköy-Kemerköy termik santraline 740 dönüm Milas İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nı satmıştı. Hemen ardından termik santral yapımına başlanacak olan alanda bulunan ağaçlar kesilmeye başlanmıştı. Bunun üzerine Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine karşı köylüler direniş başlatmış, sonrasında da başlatılan direniş sonuç vermiş ve ağaç kesimi durdurulmuştu.

    Direnişleri sayesinde Şeker Bayramı’ndan önce son anda orman kesimini durduran İkizköy köylüleri durdurulan ağaç kesimine Kurban Bayramı’nda yeniden başlanacağını söyleyerek izni veren Orman Genel Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulundular.

    “ORMANLARIMIZIN KORUNMASI HALK SAĞLIĞI VE MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”

    Konuya ilişkin açıklama yapan Karadam ve Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK) gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal şunları aktardı:

    “Aldığımız duyumlara göre Milas Orman İşletme şefliği ve LİMAK Şirketi, 15 Temmuz günü sabah saatlerinde ormanı yeniden kesmeye geleceklermiş. Şikayet dilekçemizde ve diğer dilekçelerimizde ısrarla belirttiğimiz üzere ormanların yok edildiği alanlarda coronavirüs 2,5 kat artarken, insanlara bulaşma riskinin ise %70 artmaktadır. Ayrıca coronavirüs salgınının en başta gelen sebebinin termik santraller ve madencilik faaliyetleri olduğunu ortaya koyan, keza termik santrallerin bacasından çıkan partikül maddelerin üzerine yapışan coronavirüslerin daha uzun yaşadığını ve mesafe katettiğini ortaya koyan bilimsel deliller vardır. Bu deliller doğrultusunda ormanlarımızın korunması halk sağlığı ve milli güvenlik meselesidir.

    “ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜ ŞİKAYET ETTİK”

    Bu nedenle ülke halkını öldürmek pahasına orman kesiminde ısrar eden Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Genel Müdür Yardımcıları Şahin Aybal, Hayati Özgür, Mustafa Özkaya ve Mehmet Çelik ‘i Milas Cumhuriyet Başsavcılığının 2021 /5339 Savcılık Hazırlık no ile TCK md. 305. ‘Temel Milli Yararlara Karşı Faaliyette Bulunmak Üzere Yarar Sağlama’  ve TCK 257. md. deki ‘Görevi Kötüye Kullanma’ suçlarından şikâyet ettik. Kamuoyuna duyurulur.”

    “HEP BERABER OLALIM BU ORMANI KORUYALIM”

    KARDOK Başkanı Hasan Yorulmaz ise; “Ormanlarımızın tekrardan kesileceği yönünde duyumlar aldık. Bunun için ormanlarımızın kesilmesini önleyebilmek adına bir takım gayretler içerisine girdik. Bu ormanın bizim için, memleket için, herkes için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz ve kesilmemesi için önemli gerekçelerimiz var. Orman hepimizin milli varlığı bizim içinse oksijen kaynağımız, su kaynağımız ve hayat kaynağımızdır. O bakımdan bu orman kesilmesin diye bütün ilgililere başvurduk. Onlardan da bizi desteklemelerini bekliyoruz. Anlayış bekliyoruz. Beraber olalım, hep beraber olalım bu ormanı koruyalım” dedi.

    “ELİNİZİ AKBELEN ORMANI’NDAN ÇEKİN”

    İkizköy köylülerinden Necla Yılmaz da tekrardan bir ağaç kesimine başlanıldığı takdirde yine direneceklerini belirterek şunları dile getirdi:

    “15 Temmuz günü Akbelen Ormanı’na kesim için geleceklerini duyduk. Çok sıkıntılıyız, çok stresliyiz. Bu kadar haykırmamıza rağmen, bu kadar sitem etmemize rağmen, burası bizim akciğerimiz kesemezsiniz dememize rağmen halen daha bunların planları yapılıyor. Hukuki sürecimiz başlamışken, davalarımız sonuçlanmamışken, biz buraya bilirkişinin gelmesini beklerken bayram tatilini fırsata çevirmeyi planlıyorlar. Kesinlikle köylüler olarak bunların önünde duracağız. Kesinlikle kestirmeyeceğiz. Elinizi Akbelen Ormanı’ndan çekin. Dünyayı, Türkiye’yi talan ettiğiniz yeter artık! Yeter!”

    PİRHA/MUĞLA

     

     

     

  • Akbelen Ormanları tehdit altında-VİDEO

    Akbelen Ormanları tehdit altında-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanları bir taraftan yangın diğer taraftan kesim tehlikesiyle karşı karşıya. Orman İşletme Müdürlüğü İkizköy Termik santrali için ormanı kesmek üzere bölgeye giderken, halk ise kesimi engelledi. Santralin kapatılmasına dönük girişimler ise devam ediyor.

    Son yıllarda artarak devam eden doğa katliamına karşı köylüler başta olmak üzere doğa savunucuları doğanın ve yaşam alanlarının yok olmaması için direniyor.

    Kızıl Ormanın olduğu Akbelen Ormanları’nda dün akşam saatlerinde çalılık alanda yangın çıktı. İtfaiyenin müdahalesi ile büyümeden söndürülen yangın bir orman köyü olan İkizköy halkını korkuttu. İkizköy’ün eski ana yerleşimi olan Işıkdere mevkiinde eski ormanlık alanda yangın çıktı. Köyün 2017 yılında kömür madeni için kamulaştırılmış mevkiinde, önemli kısmı maden için ormansızlaştırılmış çalılık alanda çıkan yangın, yine kömür madeni için kesilmek istenen Akbelen Ormanı’nın karşısındaki tepede bulunuyor.

    KÖYLÜLER KESİME İZİN VERMEDİ

    Yine 22 Nisan Perşembe akşam üstü, Akbelen Ormanına orman kesim işçileri şantiye kurmak üzere giriş yaptı. 1 kamyon, iki özel araba ve bir su tankeri ile birlikte gelen işçilerle görüşen İkizköylüler, işçilerin özel mülkiyet olan tarlalarına eşyalarını indirmelerine ve şantiye kurmalarına izin vermedi. Orman Genel Müdürlüğü adına ağaç kesimi yaptıklarını belirten işçiler, herhangi bir izin belgesi veya kimlik gösteremezken, Akbelen Ormanı’nda kesimin 10-15 gün sonra başlayacağını, başka bir ormanlık alandaki kesim bitince burada çalışmaya başlayacaklarını köylülere söyledi.

    İkizköy Çevre Komitesi’nden Neja Işık alanla ilgili kesimin durdurulmasına dair Milas Orman İşletme Müdürlüğü’ne avukatları Arif Ali Cangı aracılığıyla bir dilekçe ile başvuru yaptıklarını, ayrıca bir dilekçe ile orman alanı için maden işletme izni verildiğini belgeleyen Tarım ve Orman Bakanlığı olur yazısını da Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde Orman İşletmesi’nden talep ettiklerini belirtti. 15 gün dolmasına rağmen dilekçelerine henüz bir yanıt alamadıklarını belirten KARDOK Derneği Başkanı Hasan Yorulmaz ise yaptığı Akbelen Ormanı’nın kesimini durdurmak için dava açmak dahil tüm hukuki yollara başvuracaklarını da söyledi.

    “BİR KEZ DAHA ORMANIMIZIN KÖMÜR MADENİ İÇİN KESİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Akşam üstü yaşanan gelişmelere dair İkizköy Çevre Komitesi’nin sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklama ise şöyle:

    “2 yıldır kömür madeni için kesilmesin diye savunduğumuz Akbelen Ormanına yarım kilometre uzaklıkta, bu akşam saatlerinde, sebebini bilmediğimiz yangın söndürüldü. Gözümüz kulağımız bizim olduğu kadar yavrularını büyüten kuşların da evi olan ormanımızda. Yine akşam saatlerinde orman kesim işçileri de şantiyelerini kurmak üzere Akbelen Ormanına geldi. Bir kez daha ormanımızın kömür madeni için kesilmesine izin vermeyeceğimizi söylemek istiyoruz. Oklu kirpimizle, karabaşlı ötleğenimizle, müşkülüm çiçeğimizle yan yana huzurla yaşayacağımız günler için #SavunmaDevamEdiyor!”

    PİRHA/MUĞLA

  • Ayhan Barut: Dünyada yasaklanan termik santraller ülkemizde hızla artıyor!

    Ayhan Barut: Dünyada yasaklanan termik santraller ülkemizde hızla artıyor!

    PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, Ayhan Barut, termik santrallerin doğayı ve halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek, “Ölüm saçan termik santraller kapatılsın, yapım aşamasında olanların inşaatı durdurulsun” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, termik santrallerin doğayı ve halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek, “Ölüm saçan termik santraller kapatılsın, yapım aşamasında olanların inşaatı durdurulsun” dedi.

    “DÜNYA TERK EDİYOR, TÜRKİYE’DE ARTIYOR”

    Tarım, çevre ve sağlık örgütlerinin raporlarına göre kömürlü termik santrallerin zararlarının net olarak ortaya konduğunu belirten Ayhan Barut, “Hava kirliliğinin neden olduğu solunum yolu hastalıkları, artan kanser vakaları, erken doğumdan nefes darlığına dek çok sayıda rahatsızlık, kömürlü termik santrallerin kapatılmasıyla önemli ölçüde azalacaktır. Gelişmiş ülkelerin terk ettiği, topraklarından söktürdüğü ve izin vermediği bu çağ dışı santrallerin sayısı maalesef ülkemizde hızla artıyor” diye konuştu.

    “YUMURTALIK TERMİK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNDÜRÜLMEK İSTENİYOR”

    Adana’da da çevrecilerin, doğa hakları ve halk sağlığını savunan aktivistlerin kömürlü termik santrallere karşı sesini duyurmaya çalıştığını aktaran Ayhan Barut, şunları kaydetti:
    “Bu çabalara rağmen ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi Akdeniz’in incisi olan ve tarım için çok önemli Yumurtalık ilçemizde adeta termik santral çöplüğüne döndürülmek isteniyor. Bölgemizdekiler de dahil olmak üzere ülkemizdeki tüm mevcut termik santrallerin kapatılmasını, yapımı sürenlerin inşaatının durdurulmasını, doğa ve halk sağlığının korunmasını istiyoruz. Herkesi tedirgin eden, halk sağlığı ve çevreyi tehdit eden bu ilkel yöntemden artık vazgeçilsin. Geçmişte termik santrallerle ilgili verdiğimiz Meclis Araştırma Önergesi’nin işleme alınmasını, siyasi ayrım gözetmeden toplum sağlığı ve temiz bir çevre için harekete geçilmesini talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Termik santral Afşin ve Elbistan’da yağan karı siyaha çevirdi

    Termik santral Afşin ve Elbistan’da yağan karı siyaha çevirdi

    Maraş’ta bulunan Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin filtresiz çalışması nedeniyle santralden çıkan küller yağan beyaz karı siyaha çevirdi.

    Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin bacalarına filtre takılmadan faaliyetlerine devam edilmesi bölgede yaşayanların tepkilerine neden oluyor. CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Maraş Milletvekili Ali Öztunç, Afşin ve Elbistan’da filtresiz bacadan çıkan küllerin yağan beyaz karı siyaha çevirdiğini söyledi.

    Sosyal medya hesabından termik santral çevresinde çekilmiş görüntüleri paylaşan Öztunç, “Siyah kar görmek isteyenlere önerim Afşin ve Elbistan’a gelmeleri. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde siyah kar göremezler. Bu konuda tek yer Afşin ve Elbistan’dır. Neden mi? Çünkü Afşin Elbistan Termik santrali hala filtresiz çalışıyor ve insanların üzerine kül saçmaya devam ediyor” diyerek tepki gösterdi.

    Daha önce konuya ilişkin birçok açıklama yapan Öztunç, santralin filtresiz çalışmasının zehir saçtığını, bölge halkının sağlığını olumsuz etkileyeceğini dile getirmişti

  • CHP’li Öztunç: 1 Ocak’tan itibaren Elbistan santrali filtresiz çalıştırılmayacak

    CHP’li Öztunç: 1 Ocak’tan itibaren Elbistan santrali filtresiz çalıştırılmayacak

    PİRHA – CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç, 15 termik santralin filtresiz olarak 2.5 yıl daha çalışmasını ön gören düzenlemenin TBMM’de kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önüne gelen düzenlemeyi veto etmesini değerlendirdi. Öztunç, “Afşin ve Elbistan olarak feryadımızın doğru olduğu görüldü. 1 Ocak’tan itibaren santral filtresiz çalıştırılmayacak” dedi. 

    TBMM’ye kabul edilen Kanun Teklifine göre, Türkiye’nin birçok bölgesine yayılmış durumdaki 15’e yakın termik santralin bacalarında kullanılması gereken filtrelerin takılmasının 2,5 yıl daha ertelenmesi ön görülüyordu. Ancak TBMM’de AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen bu yasa Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edildi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın veto ettiği kanun değişikliği, Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na geri gönderildi.

    “ELBİSTAN OLARAK FERYADIMIZIN DOĞRU OLDUĞUNU GÖRDÜK”

    Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, 15 termik santralin filtresiz olarak 2.5 yıl daha çalışmasını ön gören düzenlemenin TBMM’de kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önüne gelen düzenlemeyi veto etmesini değerlendirdi.

    15 termik santralin filtresiz olarak 2.5 yıl daha çalışmasını ön gören düzenlemenin TBMM’de kabul edilmesinin ardından tepkiler çığ gibi büyüdüğünü belirten Öztunç, özellikle kapasitesi, yerleşim bölgelerine yakınlığı ve doğaya olan zararı bakımından listede başı çeken Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin filtresiz çalıştırılmasına Meclis çatısı altında AK Parti’li ve MHP’li vekillerin oylarıyla müsaade edilmesi üzerine Öztunç’un bölgeye 30 Milletvekiliyle çıkarma yapacağını ve çok büyük bir eyleme imza atacağını söylemişti.

    Yıllardır konuyu ülke gündemine taşıyan ve bölge halkına zehir solutulduğunu, artan kanser vakalarının önünü alabilmek için de bir an önce bacaya filtreleme işlemi yapılması gerekliliğini savunan Öztunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın veto kararını olumlu karşıladığını belirterek, “Afşin-Elbistan olarak feryadımızın doğru olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.

    Öztunç açıklamasında şunları söyledi;

    “Afşin Elbistan Termik santralinin filtresiz çalıştırılmasına ilişkin yasa Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edildi. Doğru bir karar alındı. Afşin ve Elbistan olarak feryadımızın doğru olduğu görüldü. 1 Ocak’tan itibaren santral filtresiz çalıştırılmayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Termik santrallere ‘havayı kirletme izni’ AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi

    Termik santrallere ‘havayı kirletme izni’ AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi

    Türkiye’de bulunan 15 termik santralin baca filtrelerinin takılmasını 2,5 yıl daha erteleyen kanun teklifi AKP ve MHP’lilerin oylarıyla kabul edildi. CHP Milletvekili Ali Fazıl Kasap, “15 termik santral baca filtresi takmadan 2,5 yıl daha halkımızı zehirlemeye devam edecek. Yazıklar olsun” diyerek tepki gösterdi.

    Kararı sosyal medya hesabı Twitter’dan duyuran CHP Kütahya Milletvekili Dr. Ali Fazıl Kasap yaptığı açıklamada, “Meclis Genel Kurulunda görüşülen Torba Kanunun 50 maddesi tüm itirazlarımıza rağmen AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi. Böylece Türkiye’de bulunan 15 termik santral baca filtresi takmadan 2,5 yıl daha halkımızı zehirlemeye devam edecek. Yazıklar olsun!” ifadelerini kullandı.

    BMM’de kabul edilen yasa teklifinin 50. maddesi ile 15 termik santralin baca filtresi takmadan ve arıtma tesisi kurmadan 2,5 yıl daha çevreyi kirletmesine izin verildi.

    YASA HANGİ SANTRALLERİ KAPSIYOR?

    • Çanakkale/ÇAN 18 Mart Termik Santrali
    • Şırnak/Silopi Termik Santrali
    • Maraş/Afşin Elbistan A Termik Santrali
    • Maraş/Afşin Elbistan B Termik Santrali
    • Kütahya/Tunçbilek Termik Santrali
    • Kütahya/Seyitömer Termik Santrali
    • Manisa/Soma A Termik Santrali
    • Manisa/Soma B Termik Santrali
    • Sivas/Kangal Termik Santrali (1. Ve 2. üniteler)
    • Zonguldak/Çatalağzı Termik Santrali
    • Ankara/Çayırhan Termik Santrali
    • Muğla/Yeniköy Termik Santrali
    • Muğla/Kemerköy Termik Santrali
    • Bursa/Orhaneli Termik Santrali
    • Karabük/Kardemir Termik Santrali

    HDP DÜZENLEMEYİ MECLİS’TE PROTESTO ETTİ

    Düzenlemenin kabul edilmesi Enerji Bakanlığının TBMM’deki bütçe görüşmelerinin başlangıcında protesto edildi. HDP milletvekilleri Erol Katırcıoğlu ve Garo Paylan, Enerji Bakanı Fatih Dönmez’i komisyona getirdikleri termik ve nükleer santral karşıtı dövizlerle karşıladı.

    HDP’liler Komisyon’a,’Nükleer pahalıya patladı’ afişleriyle gelirken. AKP’liler ise, HDP’lilerin afişli protestosuna Komisyon’a getirdikleri ‘Seracılıkta jeotermal dopingi’ afişlerle karşılık verdi.

    CHP, TERMİK SANTRAL DÜZENLEMESİNİ ANAYASA MAHKEMESİNE GÖTÜRECEK

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 13 termik santrala, bu yılın sonuna kadar tamamlamaları gereken çevre mevzuatına uyuma yönelik düzenlemeler için 2,5 yıl ek süre verilmesine ilişkin düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine götüreceklerini bildirdi.

    Özel, yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Genel Kurulunda dün kabul edilen kanunun, Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili daha önce verdiği iki kararla da çeliştiğini savundu.

    Vatandaşların sağlığını ilgilendiren önemli bir konuda, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin çağrılarına ve ana muhalefet partisinin muhalefetine rağmen bu düzenlemenin getirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Özel, termik santralları, söz konusu şirketleri korumak için atılan bu adımı, vatandaşın temiz hava hakkını korumak adına Anayasa Mahkemesine taşıyacaklarını bildirdi.

    Özel, Afşin Elbistan, Seyitömer, Tunçbilek, Orhaneli, Çayırhan, Kangal, Soma, Kemerköy, Yeniköy, Çatalağzı ve Yatağan termik santrallarına çevre mevzuatına uyum için tanınan süre nedeniyle burada yaşayan vatandaşların kirli hava solumaya, hava kirliliğiyle ilişkili solunum sistemi hastalıkları başta olmak üzere hastalıklarla boğuşmaya devam edeceğini dile getirdi.

    “TERMİK SANTRALLERİNİN BULUNDUĞU YERLERDE HAVA KİRLİLİĞİ DİĞER İLLERDEN DAHA FAZLA”

    Özel, Türkiye’deki solunum sistemi hastalıklarının yüksekliği ve bu termik santralların bulunduğu Bursa, Manisa ve Muğla’daki hava kirliliğinin diğer yerleşim yerlerine göre daha yüksek olduğunun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

    Çevre mevzuatına uyumun ertelenmesine ilişkin Anayasa Mahkemesinin daha önce iki kez karar verdiğini anımsatan Özel, iptal ettiği düzenlemede, santrallara 2021 sonuna kadar süre tanınmış olmasını sağlıklı çevrede yaşama hakkının ortadan kaldırılması bakımından uzun bir süre olarak değerlendirdiğine işaret etti.

    Düzenlemeyle 2022 Haziranına kadar sürenin uzatılmasının, ilk başta iptal edilen kanunda öngörülen süreden de uzun olduğunu savunan Özel, şunları kaydetti:

    “Anayasa Mahkemesi, 2019 yılına yönelik uzatmaya yönelik yaptığımız ikinci başvuruyu reddettiğinde ise sürenin kesin olduğuna ve bir daha uzatılmayacak olacağına işaret etmişti. Bu sürenin yeniden uzatılması, Anayasa Mahkemesinin her iki kararıyla da çelişmekte olduğu kadar, bu sürenin yeniden uzatılmayacağının garantisi de yoktur. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin vatandaşlarımızın daha temiz havada yaşama hakkı doğrultusunda başvurumuz lehinde karar vereceğini düşünmekteyiz. Adalet ve Kalkınma Partisi, bu şirketlere süresi içinde mevzuata uyum sağlamadıkları için cezalar vermek yerine onları çevreyi kirlettikleri için ödüllendirmeyi tercih ediyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Elbistan Küçükyapalak ve Büyükyapalak’da ÇED raporuna yeniden başlandı

    Elbistan Küçükyapalak ve Büyükyapalak’da ÇED raporuna yeniden başlandı

    PİRHA- Maraş Elbistan Küçükyapalak ve Büyükyapalak köyleri arasına yapımı planlanan termik santralının ertelenen ÇED raporu yeniden başlatıldı.

    Anadolu Enerji Üretim A.Ş., Elbistan’a bağlı Büyükyapalak, Küçükyapalak, Çatova ve Eldelek mahallerini içine alan bölgede kurmayı planladığı termik santral ve kömür ocağı projesi için 1 yıllığına durdurulan ÇED sürecini yeniden başlattı.

    Anadolu Enerji tarafından yapılması planlanan termik santralının durdurulması için bölge halkı ile Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu ciddi mücadele yürütmüştü. Ancak Anadolu Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılan termik santral ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecini sürenin dolmasına 2 ay kala yeniden başlattı.

    Sosyal medyadan bir mesaj yayınlayan Hayatı  Koruma Platormu, mücadele çağrısı yaptı:

    “ÇED raporunu yeniden gündeme getirmeleri , bizim için yeniden mücadele demektir. Bıkmadan usanmadan yaşam alanlarımızı korumak, bölgeye telafisi mümkün olmayan hasarlar verilmesine mücadelesine devam ediyoruz. Enerji rantıyla beslenen çeşitli özel firmaların, bölge gerçekleriyle taban tabana zıt ÇED raporlarıyla Elbistan’ı yok etmelerine seyirci kalmamalıyız. Bu nedenle duyarlı tüm Elbistanlıları ve tüm bölge halkını havamızı, suyumuzu, tarım ve yaşam alanlarımızı korumak için mücadeleye çağırıyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Halkın katılım toplantısı’ halka kapatıldı-VİDEO

    ‘Halkın katılım toplantısı’ halka kapatıldı-VİDEO

    PİRHA – Çerkezköy-Kapaklı arasında tamamı orman alanlarına yapılması planlanan termik santral ve ÇED’e ilişkin yapılan ‘Halkın katılım toplantısı’ halka kapatılarak, toplantıya sadece şirket yöneticileri alındı.

    Haberin Videosu 

    Tekirdağ’a bağlı Çerkezköy-Kapaklı arasında yer alan Trakya topraklarının su ve nefes kaynağı Kuzey Ormanlarını zehirleyecek olan termik santral ve ÇED’e ilişkin bugün saat 10.00’da Çerkezköy Ticaret Sanayi Odası önünde yapılan “Halkın katılımı toplantısı’na” halkın katılımı şirket ve kolluk kuvvetleri tarafından engellendi. Polis ve halk arasında arbede yaşandı.

    Trakya’ya yapılması planlanan ve Kuzey ormanlarını zehirleyecek olan  termik santrale ve ÇED’e yönelik bugün yapılan ‘Halkın katılım toplantısında’ kapılar zor kullanılarak halka kapatıldı. Arka kapıdan ise sadece şirket yöneticileri içeri alındı. Projeye karşı açılan davanın avukatları, STK temsilcileri ve bölge halkının imzasıyla toplantıya halkın alınmadığını belgeleyen tutanak tutuldu.

    Çerkezköy’de yapılmak istenen termik santral kent merkezine 13 dakika uzakta. Yapılırsa 40 yılda 5 bin 600 kişinin hava kirliliği nedeniyle erken ölümüne neden olacak. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Bu bir cinayet; 65 milyon yıllık tarih yok ediliyor-VİDEO

    Bu bir cinayet; 65 milyon yıllık tarih yok ediliyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş Elbistan’ın ortasından geçen Türkiye’nin en önemli akarsularından Ceyhan Nehri kan ağlıyor. Doğa aktivisti Mehmet Dalkanat, nehrin 40 yıla yakındır ölüme terk edildiğini söyledi.

    HABERİN VİDEOSU

    Pınarbaşı Mevkii’nden doğup Elbistan’ın ortasından geçen Ceyhan Irmağı, Çukurova’nın iki ana hayat kaynağından biri. Irmağın Elbistan ayağındaki gözelerine beton döküldü ve sadece 5 göze kaldı. Kalan gözeleri ise termik santral ve şeker fabrikaları tarafından yok edilme tehlikesi altında.

    Konuya ilişkin görüştüğümüz Mehmet Dalkanat birkaç arkadaşı ile birlikte doğa tahribatına karşı kurdukları Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’nda termik santraller ile havasına kül, toprağına zehir karışan Elbistan’da çevre mücadelesi sürdürüyor. Dalkanat, termik santralin ardından şimdi de Ceyhan Nehri’nin 40 yıldır ölüme terk edildiğine dikkat çekti. Buna karşı yasal haklarını kullandıklarını söyleyen çevre aktivisti Mehmet Dalkanat,  “50-60 milyondur doğaya hizmet veren, doğayla barışık yaşayan bu nehir maalesef son 30-40 yıldır ölüme terk edilmiş görünüyor” dedi.

    Nehiri besleyen kaynakların olduğu Kaynarca’nın üzerine belediyenin ve yetkililerin müsaadesiyle inşaat molozları dökülmüş. 40 dönümlük bir arazi üzerine dökülen bu moloz yığınları ile kaynağın kuruduğunu söyleyen Dalkanat, “Arsa elde etmek için veya yakın mesafedeki yerlere imar izni vermek için 65 milyon yıllık bir tarihin üzerine katran dökülüyor” ifadelerini kullandı.

    Dalkanat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “(Nehrin çevresini göstererek) Buralar, her tepe bir su kaynağı. Altından sular kaynıyordu. Çocuklar yüzüyordu, ördekler yüzüyordu. Buraya göçmen kuşlar geliyordu. Su samurları yaşıyordu. Belediyenin ve yetkililerin müsamahasıyla buraya inşaat molozları dökülerek kaynar suların gözeleri kapatılarak 65 milyon yıllık Ceyhan kurutulmak istenmiş.”

    “40 YILDIR CEYHAN YOK EDİLİYOR”

    Yaşananları cinayet olarak nitelendiren Dalkanat, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kaynarca ölüyor, Ceyhan nehri öldürülüyor ve 40 yıllık iktidar, 40 yıllık belediyelerin müsaadesiyle, izniyle, cinayetiyle öldürülüyor. Elbistan bir diriltici el bekliyor, bir İsa bekliyor, bir Musa bekliyor Elbistan. Bu ölümlere, bu doğa katliamlarına, bu çirkinliklere dur diyebilmek için.”

    ŞEKER FABRİKASININ ATIKLARI DA CEYHAN’A AKIYOR

    Dalkanat, ayrıca bölgedeki arıtma tesisi yapılmadığı için Elbistan Şeker Fabrikası’nın 40 yıldır atıklarının Ceyhan Nehri’ne aktığını söyledi. Bu atıkların ise suyu kirletip balıkların ölümüne neden olduğunu vurgulayan Dalkanat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu sene arıtma tesisi yapacaklarını vadettiler. İnşallah arıtma tesisini şeker fabrikası yaparsa balıklar ölmeyecek, yosunlar yaşayacak, doğa canlanacak. Doğa varlığını koruyacak. Ama aksi halde eğer arıtma tesisi şeker fabrikasının yapılmazsa yine balıklar ölecek, yosunlar ölecek, doğa tahrip olacak. Dilerim şeker fabrikasının atıkları Ceyhan nehrine bu sene karışmasın.”

    SANTRALLER İÇİN SOĞUTMA SUYU DA CEYHAN’DAN ALINIYOR

    Dalkanat, molozların dışında kaynağın ana gözünden TKİ’nin, kömür işletmelerinin termik santrallere alınan soğutma suyunun Ceyhan nehrini kuruttuğunu söyledi. Dalkanat, “Termik santraline su almak adına burada 3 metre çapında keson kuyu açılmış” dedi.

    Önüne setler gerilen ve durgunlaşan Ceyhan Nehri’nde koli basili ürediğini vurgulayan Dalkanat, oralarda mesire yerleri oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çekti.

    VİRÜSLER İÇME SULARINA KARIŞIYOR

    Ceyhan’da üreyen tehlikeli virüslerin içme sularına karıştığını vurgulayan Dalkanat şunları kaydetti:

    “Çok kabaca ve çok ilkel, düzensiz, projesiz, plansız yapılan şeyler bunlar. Orada biriken sular dura dura kokuşuyor. Kurbağalar, böcekler falan duruyor, derken oradaki basiller çok tehlikeli virüslere dönüşüyor. İçme sularına karışıyor. Hemen yanında Ceyhan nehrine 5-6 metre kenarda keson kuyular açılmış, içme suyu olarak. Ceyhan nehrinin o bölgede önü tıkandığı için durgun su basili üretiyor ve o bir virüse dönüşüyor. İçme suyu için açılan keson kuyuların 5-6 metre üzerinde tuvaletler var hatta nehirden ayrılan geçmişte Hidroelektrik Santrali (HES ) için 50-60’lı yıllarda yapılan yıllarda Elbistan’da yapılan bir santral var, onun suyu için bir yol ayrılmış. Oraya ayrılan su durgunlaşmış, oraya artık su ayrılmıyor. Suyun içinde kedi ölmüş, köpek ölmüş, bir sürü hayvan leşi var. Oradan gelen sular karışıyor keson suyuna.”

    Semra ACAR/Sevim KAHRAMAN

    MARAŞ/Elbistan

  • Bu mahallede nüfusun yüzde 70’i göç etti, yüzde 90’nı kanser-VİDEO

    Bu mahallede nüfusun yüzde 70’i göç etti, yüzde 90’nı kanser-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Maraş Elbistan’a kurulan Türkiye’nin en büyük termik santralinin yöredeki halka ve doğaya tahribatı da büyük oldu. Termik santralin kurulduğu Çoğulhan’da gidenler gitti, kalanlar da ölüme terk edilmiş bir çaresizlik içinde yaşamını sürdürüyor.  

    HABERİN VİDEOSU

    Maraş Elbistan’a bağlı Çoğulhan Mahallesi adeta ıssız bir kasabayı andırıyor. Sokaklarda oyun oynayan çocuklara rastlamanın mümkün olmadığı Çoğulhan’da esnaf ise sinek avlıyor. Çoğulhan’ı sessizliğe boğan ve yüzde 90’ının göç etmesine neden olan ise Türkiye’nin en büyük termik santrali. Çoğulhan’a 500 metre uzakta kurulan ve 32 yıl boyunca üretimini sürdüren termik santralden geriye hastalıklar, verimsiz topraklar kaldı. Mahallede bulunan ne bakkal kazanç sağlıyor ne de kahvede insanlar oturuyor. Tek tük denk geldiğimiz insanların oralarda kalma nedenleri ise çaresizlik.

    32 YILDA 40 KİŞİ KANSERDEN ÖLDÜ

    Elbistan termik santraline yakın olan Çoğulhan, Alemdar ve Kışla Mahallelerinde verimli tarım alanları neredeyse yok olduğu için çalışma alanları da daralmış. Çoğulhan’da üç beş kişinin bulunduğu kahveye, denk geldiğimiz en kalabalık tek eve uğradık. Mahalledekiler PİRHA’ya yaşadıkları sorunları anlattılar.

    45 yıldır Çoğulhan’dan yaşayan Bekir Aslan, “Burada 32 yılda en az 40 kişi kanserden öldü. Şimdilerde ise yine yüzde 90’ını hasta” dedi. Yüzde 90 çok bir rakam gibi görünse de göçlerden dolayı mahalle neredeyse boşalmış. Bu da her evde birinin hasta olabilme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

    “ARAZİLERİMİZİ ELİMİZDEN ALDILAR”

    Termik santrallerin yapılmasından sonra Çulhan’daki nüfusun yüzde 10’unun kanserden hayatını kaybettiğini ve bununla birlikte büyük bir göç yaşandığına dikkat çeken Aslan, “Buranın nüfusu 10 bindi, şu anda 3 bin bile kalmadı. Yani 7 bin göç yaşandı” dedi. Bekir Aslan, termik santral sonrası maddi durumu iyi olanların gittiğini kendisi gibi olanların da yaşamını mecburen devam ettirmek zorunda kaldığını söyledi.

    Çoğulhan’da tarım dışında başka bir şeyin yapılmadığını vurgulayan Aslan, “Arazilerimizi elimizden aldılar, çiftçiliği bitirdiler” dedi.

    SANTRAL İLE TOPRAKLAR VERİMSİZLEŞTİ

    Aykut Cihan ise üç yıldır Çulhan’da. Çiftçilik yapan Cihan, “Toprağın verimi yok. Külden, gazdan verim olmuyor. Çiftçinin hali belli zaten. Bu termik santral kurulmasaydı bu topraklar yüzde 80 daha verimli olurdu” düşüncesinde.

    Abdil Uçar ise termik santraller yapılırken tepkinin az olduğunu tepki göstermeyenlerin ise çalışabilmek için kabullendiklerini ifade etti. “Buranın havası bizi etkiliyor” diyen Uçar, “Biraz duman ve sis çöküyor. Tanır tarafında pek sağlık sorunu yaşanmıyor, ama burada sağlık sorunu oluyor” şeklinde konuştu.

    “BİZLER DE ASGARİ ÜCRETLE ÖLÜMÜ BEKLİYORUZ”

    Özel şirkette çalışan Mehmet Doğan, termik santralin ardından insanların büyük şehirlere göç ettiğini söyledi.

    Doğan’ın Çoğulhan’da işi var ancak çalıştırmak için dışarıdan adam getirmek zorunda kalıyor. “Termik santralin etkisiyle köyde kimse kalmadı” diyen Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tarlası istimlak olan Afşin ve Elbistan’a gitti. Kalanlar, bizler de asgari ücretle ölümü bekliyoruz. 10 yıl önce Çoğulhan’da insandan geçilmiyordu. Kalabalıktı ve iş sahaları da vardı. Tarlalar istimlak oldu, ekin kalmadı, vatandaş da şehre çekildi artık. Buranın toprağı çok verimliydi. Ama istimlak ettiler. Fasulye, nohut olurdu. Şimdi ay çiçeği oluyor onu da zararına ekiyoruz. Yani tarlalar hep boş” dedi.

    KIŞIN NEFES BİLE ALINAMIYOR

    Doğan da, kış aylarında külden çamaşırlarını bile asamadıklarını ifade etti. Doğan, “Külden dışarı çıkamıyorduk, hava alamıyorsunuz. Hasta olan ölüyordu. Kışın ise külden çamaşırlarımızı bile seremiyorduk” dedi.

     “ESKİDEN BURALAR ÇOK KALABALIKTI”

    68 yaşında olan Nazife Arslan da eskiden etrafının komşularla dolu olduğunu ancak termik santralden sonra herkesin göç etmek zorunda kaldığını söyledi. Eski günlerini özlediğini söyleyen Arslan, etrafındaki evleri göstererek, “Eskiden çok iyiydi. Konu komşuya gidip gelirdik. Şimdi kimse yok gelinlerimle ben burada kalıyoruz” dedi.

    “ÇAMAŞIRLARIMIZI SOBADA KURUTUYORUZ”

    Kış aylarında hiç dışarı çıkamadıklarını, çamaşırlarını bile sobanın önünde kuruttuklarını ifade eden Nazife Arslan, “Çamaşırlarımız evde sobanın başında kurutuyorduk. 15-20 senedir sürekli göç veriliyor. Biz nasıl göç edelim, paramız yok. Parası olanlar göçtü. Çalışıp yiyoruz. İkinci bir santral de yapılacak, ne söyleyeyim, yapılmasa iyi olur ama bizim gücümüz yetmiyor” şeklinde konuştu.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    MARAŞ/Elbistan

  • Termik santraller bu ilçede kanser vakalarını artırdı-VİDEO

    Termik santraller bu ilçede kanser vakalarını artırdı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Elbistan’daki termik santraller, bölgeyi yaşanmaz hale getirdi. İki tane daha yapılması planlanan ve ÇED sürecinde olan termik santrale tepki gösteren Küçükyapalak Köyü’nden çevre aktivisti İbrahim Yalçın, projenin doğaya etkilerini anlattı. Yalçın, tarım, sulama ve yaşam alanlarının yeni termik santraller ile tamamen yok edileceğine dikkat çekti.  

    HABERİN VİDEOSU

    1974 yılında kurulan ve 1984’de üretime başlayan Maraş Elbistan’daki A termik santrali… Hiçbir koruyucu önlem alınmadan 32 yıl boyunca Elbistan’ı zehirledi, hastalıkları ve hava kirliliklerini artırdı. Üstüne bir de 1999 yılında yapımına başlanan B termik santrali de 2005 yılında üretime katıldı. A termik santralini kül tozucu filtre takılması kaydıyla ÇED oluru verildi ancak hiçbir zaman filtre takılmadı. Her ikisi birden Elbistan ovasını zehirlemeye devam etti. Kanser vakalarının sürekli arttığı Elbistan’da A termik santrali ‘metal yorgunluğu’ nedeniyle kullanılmaz iken üretime devam eden B termik santralinin ardından şimdi de iki tane daha termik santral kurulmak isteniyor. Konuya ilişkin çevre aktivisti İbrahim Yalçın ile Maraş Elbistan’dan geçen Ceyhan Nehri’nin kenarında projenin doğaya etkilerini konuştuk.

    Yalçın, A ve ardından B termik santralleri ile artan hastalıklara dikkat çekerek, “Bugün çevre illerden giden hastaların bir çoğunluğu Elbistan’dan gelen kanser hastalarından oluşmaktadır” dedi.

    SANTRALİN OLDUĞU YERLERDEKİ İNSANLARLA EVLENMİYORLAR

    Tarıma birinci derecede elverişli olan bu iki termik santralin kurulduğu alanları artık kullanılamaz hale getirdiğini söyleyen Yalçın, Çolhan ve Alemdar’da yaşayan insanlarla evlenilmediğini vurguladı.

    Tüm bunlara rağmen iki termik santral daha yapılmak istendiğine dikkat çeken Yalçın, bunlara ilişkin şu bilgiyi verdi:

    “Bir tanesini eski adıyla Til dediğimiz Akbayır’a bir tanesini de Küçük Yapalak’la Büyük Yapalak arasındaki Sivas istikameti olmak üzere iki tane termik santrali yapmayı kararlaştırdılar. Bunun için özel firmalara yetki verildi. Bu yüzden de Japonya, Çin, Suudi Arabistan, Katar gibi uluslararası firmaları burada davet ettiler. Ancak incelemelerde bulunan firmalar her nedense çekilince yerli firmalar devreye girdi. Til dediğimiz Akbayır’a bundan iki yıl önce Diler Enerji bir termik santral kurmak için müracaat etti. ÇED raporu onaylanmadı. İki yıl sonra ve mahkemeye vererek yeniden yani bir yolunu bularak kanunların etrafını dolaşarak yeniden bir ÇED raporu faaliyeti başlattı. Şu an bu ÇED raporu faaliyeti devam etmektedir. Bizim itirazlarımız üzerine askıya alınmıştır.”

    35 BİN DÖNÜM ARAZİ ÜZERİNDEKİ SULAMAYI ORTADAN KALDIRDILAR

    ÇED sürecinin de denetimsiz olduğuna dikkat çeken Yalçın, gerçekçi bir ölçüm, bilimsel bir değerlendirme yapılması halinde buraya termik santralin yapılamayacağını vurguladı. Yalçın, “Hem tarım alanı olarak Türkiye’nin dördüncü büyük ovasını hem de hava kirliliği olarak insanların yaşamını doğrudan etkileyen bir durum söz konusu” dedi.

    Yalçın, Akbayır’a kurulmak istenen termik santral alanın 35 bin dönüm arazi üzerinde olduğunu söyledi. Yalçın, bu arazinin de Til tarafında bulunan Hasanali Barajı’ndan gelen sularla sulama planı arsasına girdiği halde o planın değiştirilip sulamanın ortadan kaldırıldığına dikkat çekti.

    “Bu her şeyden önce bir zorlamadır” diyen Yalçın, 35 bin dönüm arazinin sulama planından çıkartılarak 5 bin dönüm mera arazisinin termik santral alanına dahil edildiğine dikkat çekti.

    “ELBİSTAN’DA YAŞAYANLARIN SAĞLIĞI İLE OYNANIYOR”

    Yalçın bunun ne tür tehlikelere neden olacağını şu sözlerle anlattı:

    “Elbistan 2.5 milyon dönümdür. Bunun 1 milyon 700 bin dönümü tarıma açıktır. Zaten bir tarafı dağlarla kapalıdır üç tarafı açıktır. Üç tarafı da Afşin istikametiyle Malatya istikametine daha çok yaygınlaşmıştır. En büyük arazi burada bulunmaktadır. Akbayır’ın bulunduğu yerde Bakış, Demircilik, Çıtlık, Söğütlü, Ambarcık gibi hatta daha ileriye giderek Nurhak’a kadar uzanan bir hat yer almaktadır. Nurhak’ta bu doğa güzelliği tabiat güzelliği bütün bu termik santral faaliyetinden etkilenmektedir. Yani 500, 600 bin dönüm alan arazi yok edilmekte bununla birlikte Elbistan’ın 140 bin nüfusunun sağlığıyla oynanmaktadır.”

    SANTRAL KÖYLERDE YAŞAMAYI İMKANSIZ HALE GETİRECEK

    Yine Küçük Yapalak’ta Anadolu A.Ş. tarafından 55 bin dönüm arazi üzerine kurulmak istenen termik santralin de ÇED süreci devam ediyor.

    Küçük Yapalak’a 1200, Büyük Yapalak’a 1800 metre mesafeye yani hemen içlerine kurulmak istenen termik santrale ilişkin ise Yalçın şunları söyledi:

    “Burada da yine 500-600 bin dönüm arazi doğrudan etkileniyor. Soğutma, kül arama vesaire santralin kendi bina alanları dahil olmak üzere 55 bin dönüm araziyi kapsamaktadır. Küçük Yapalak, Büyük Yapalak, Akbayır, Akören, Eldelek, Elenbey gibi köyleri de tamamen yok edecek şekilde planlamış durumda. Aldıkları kömür alanı Elbistan’a 6 km mesafededir. Dolayısıyla buralara santral kuruması durumunda bu memlekette yaşamanın imkanı yoktur. Yetkililerin bunu düşünmesi gerekiyor. Ayrıca tabi ki sadece hava, toprak vesaire değil suyu da bu termik santraller yok ediyor. Mesela Ceyhan Nehri’nin suyu termik santrali soğutmaya kullanıldı uzunca bir süre.”

    CEYHAN NEHRİ KURUYACAK

    Termik santral alanında bulunan Kışla Köyü’nde ise suyun çekilip çatlakların ve obrukların oluştuğunu söyleyen Yalçın, “900 civarında pompadan 1 milyon ton su çekiliyor bu da Ceyhan Nehri’nin suyudur. O havzadan alınan sudur. Şimdi bir de Til tarafında kurulduğu zaman yine Kaynarca dediğimiz kısmın suyu da o istikametten gelmektedir. Oranın soğutma suyu da yer altı suyuyla yapılacaktır. Oradaki yer altı sularının çekilmesi halinde yine Ceyhan Nehri’nin kaynakları Ceyhan Nehri’ni destekleyen kanallardan su kullanacak ve Ceyhan Nehri’nin kurumasına yol açacaktır” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN DÖRDÜNCÜ OVASINI YOK ETMEYİN”

    “140 bin nüfuslu bu şehir bu termik santralin iki tanesiyle zaten yaşanmaz oldu bundan sonrakiyle de iyice yaşanmaz hale gelecek” diyen Yalçın yetkilere seslendi:

    “Biz bu yetkilileri düşünmeye davet ediyoruz. Türkiye’nin dördüncü ovasını yok etmesinler, Ceyhan’ı yok etmesinler. Ceyhan yalnız Elbistan’a değil buradan Akdeniz’e kadar bütün bu havzaya, tabiata, doğaya hayat veriyor. Bu hayatı kısa günün rantları için bu doğayı tahrip etmemeleri gerekir. Elbistan halkının ve Türkiye’deki bunu yaşayan herkesin de buna müsaade etmemesi, itiraz hakkını, eleştiri hakkını kullanması gerekir.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    MARAŞ/Elbistan