PİRHA – Tezcan Karakuş Candan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı’ndan istifa ederek, Çankaya Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğunu duyurdu.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 2014 yılından bu yana sürdürdüğü Şube Başkanlığı’ndan 30 Kasım 2023’te istifa etti. Candan, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Çankaya Belediyesi’ne başkan olmak için görevinden ayrıldı.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan istifa mektubunu da sundu.
“BUNU DENEMEKTEN UZAK DURMAK OLMAZDI”
Tezcan Karakuş Candan, yönetim kuruluna sunduğu istifa mektubunda şunları dile getirdi:
“Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı olarak, Cumhuriyet’in Başkentinin korunması, sağlıklı kentleşme politikaları ve nitelikli mimarlık mücadelesinde, bana vermiş olduğunuz sorumluluğu her hal ve şart altında bayrağı yere düşürmeden onurla taşıdım. Atatürk Orman Çiftliği mücadelesinden Kaçak Saray’a, Saraçoğlu Mahallesi’nden, İller ve Bankası’na kadar Cumhuriyetin mirasını koruma ve daha iyi bir mimarlık ve sağlıklı kent mücadelesinde verdiğiniz destek en büyük enerjimdi, öyle de olmaya devam edecek.
Hakkımda açılmış asılsız soruşturmalar, hukuksuz verilmiş hükümler, Çankaya Belediyesi’ndeki devlet memurluğumdan iktidar eliyle hukuksuz ihraç edilmem rant ve rejimle hesaplaşan çevrelerin, bizi susturmaya mücadeleyi engellemeye yönelik adımlarıydı.
“İLK KADIN VE İLK MİMAR BELEDİYE BAŞKANI OLMAK İÇİN AYRILIYORUM”
Bugüne kadar bana verilen görevlerden, sorumluluklardan kaçmadım, kaçmam da. Yerel yönetimlerde sorumluluk alma iddiasını ortaya koymam gerektiğine dair pek çok yerden, meslektaşlarımdan, halktan gelen taleplerle bu yerel yönetim seçimlerinde gösterilen teveccüh bana verilen yeni bir görevdi. Bu görev meslek ortamımız adına, 1970’li yıllarda Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanlığı’nın ardından toplumcu belediyeciliğin Ankara’da ki temsilcisi olan Vedat Dalokay’dan sonra yeni bir deneyim olma potansiyelini içeriyor. Bunu denemekten uzak durmak olmazdı.
Bu nedenle onurla taşıdığım Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanlığı’ndan, Cumhuriyet’in 100. yılında Cumhuriyet’in kalesi Çankaya’ya, Çankaya Belediyesi’ne, ilk kadın ve ilk mimar belediye başkanı olmak için ayrılıyorum.”
PİRHA – Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyelerinin, Jin News çalışanı bir gazeteciye ödül verdikleri gerekçesiyle terör örgütü propagandası suçundan yargılandıkları dava, istinaftan döndü.
Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu’nun çevre haberi yapan Jin News çalışanı muhabire ödül verdiği için terör örgütü propagandası yapmaktan yargılandığı davada sonuç çıktı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, gerekçesinde basına ödül vermenin terör propagandası sayılamayacağını belirtti.
Mahkeme, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Yönetim Kurulu üyeleri Muteber Osmanpaşaoğlu ve Ece Yoltay hakkında terör örgütü propagandası yapmaktan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası, kamu hizmetlerinden men, seçme seçilme haklarından mahrum bırakılma cezalarını kaldırarak, beraatlerine karar verdi.
Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Gazetecilere çevre haberi yaptığı için ödül vermemizden kaynaklı, siyasi bir kararla bizi susturmak istediler ancak başaramadılar. Türkiye’de özgürlüğün ve yaşam hakkının güvende olmadığı bir yargılama sürecinde verilen bu karar, hakikati ortaya koymuştur. Biz doğruları, başkenti ve Cumhuriyet değerlerini savunmaya, bedeli ne olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz. Mahkeme gerekçesinde basına ödül vermenin suç olmadığını ortaya koymuştur. Darısı işe iade davalarımıza. Vicdan, zorbalığı yenmiştir” diye konuştu.
Candan, ödül verilen Güler Yıldız Bastion hakkında terör örgütü üyeliği veya terör örgütü propagandası suçundan soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin de altını çizdi.
PİRHA – Mimarlar Odası, Kapadokya’daki peri bacalarındaki tahribata dikkat çekerek “Derin çatlaklar oluştu, arkeolojik oluşumlar yıkılmak üzere. Kapadokya’da yol kullanımı acilen durdurulmalı” uyarısını yaptı.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki doğa harikası Kapadokya’da Göreme-Ortahisar arasında hukuksal sürece konu edilen yol nedeniyle tahribatın büyüdüğünü belirtti. Çok sayıda peri bacası, manastır ve şapelde derin çatlaklar oluştuğunu söyleyen uzmanlar, vadilere hafriyatlar döküldüğünü, oteller ve eğlence parkıyla 1. Derece arkeolojik ve doğal SİT alanının hızla betonlaştırıldığını bildirdi.
“BU YIKIMIN GERİ DÖNÜŞÜ YOK!”
Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Birinci derece arkeolojik ve doğal SİT alanı Kapadokya’da yapılan yol nedeniyle Unesco Dünya Mirası zarar görecek demiştik, şimdi yaşanan tahribat bilimi devre dışı bırakan ‘ben bilirimci’ mantığın yarattığı afettir. Telafisi mümkün olmayan zararlar veriliyor. Yolun kullanımı acilen durdurulmalıdır” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Candan, “Kapadokya’da Göreme-Ortahisar arasında devam eden yol çalışmalarının Kapadokya’yı katledeceği konusunda daha önce defalarca uyarılarda bulunmuş, bu durumu alanda yaptığımız tespitlerde gözlemlemiştik. Ne yazık ki bölgeden gelen yeni bilgiler, fotoğraflar ve videolar da haklılığımızı bir kez daha ortaya koydu. Kapadokya’da kültür varlıkları yol oldu” dedi.
DOĞA, TARİH VE KÜLTÜR KATLİAMI!
“Kapadokya’nın yok edilmesine karşı açtığımız dava süreçleri devam ederken hukuksuz bir şekilde yapılan yol ile Kapadokya’nın değerleri yok ediliyor. Pek çok tahribatla birlikte bu hukuksuz yolunda işleneceği 1/25.000 ölçekli plan değişikliğini de yargıya taşıyoruz” diyen Candan, Kapadokya’da yol yapımı sonrası yaşanan tahribata ve son duruma ilişkin şu bilgileri verdi:
“Kapadokya’da ağır iş makineleriyle tarih ve kültür katliamı yapılan bölgede, tahribat büyüyor. Ortahisar-Göreme yolunun kullanımı ve genişletilmesi nedeniyle çok sayıda peri bacası, şapel ve manastır yok olmak üzere. Fotoğraflar ve videolarda pek çok peri bacasında derin çatlakların oluştuğu apaçık görülüyor. Ortahisar-Göreme yolunun Göreme müze yolu kavşağına yakın noktasındaki manastır yerleşkesi içinde yer alan yemekhanede de yeni çatlaklar oluşmuş durumda. Ayrıca, yemekhanenin dışına yazılar yazılarak jeolojik oluşumlara ciddi zararlar verilmiş, yol inşaatı sırasında çevredeki alanlara dökülen ve üzeri toprakla örtülerek gizlenmeye çalışan hafriyat, üzerindeki toprak gidince tekrar görünür olmaya başlamış durumda. Yol çevresi hızla kirletilmiş, etrafa atılan çöpler, dolu çöp kutularının ise boşaltılmaması Unesco Dünya Miras listesi bir bölgeye yakışmadığı gibi, yetkililerin görevlerini de tam anlamıyla yapmadığını ortaya çıkartıyor. Yol güzergâhındaki kaya birimi volkanik kül, tüfit türü, gevşek malzeme olduğundan, eğimini azaltmak için derine kazı yapılması nedeniyle şevde göçmeler-kaymalar yaşanıyor. Yolun kendisinde de kırılmalar olmuş, şiddetli yağmur yağdığında dökülen hafriyatlar vadilere akıyor, şev göçmesini önlemek için geriye doğru zeminde sıyrılma işlemi yapıldığından yolun genişliği planlanandan çok daha geniş olacağı çok açık. Dört şeritli olan yolun verdiği tahribatın büyüklüğü ortada. Ağır iş makinalarının yarattığı titreşim, tur otobüsleri ve ağır tonajlı tırlar geçtikçe çatlaklı yapılardaki peribacalarının yıkılma süreci hızlanacaktır. Yol kullanımı acilen durdurulmalıdır.”
“KAPADOKYA HIZLA BETONLAŞTIRILIYOR”
Kapadokya’nın tarihi ve kültürel mirasının ticari sermayeye peşkeş çekilmeye devam edildiğini de vurgulayan Candan, şu bilgileri verdi:
“Bölgede tam bir vandallıkla karşı karşıyız. Yolun Ortahisar girişine yakın bölümünde, Ortahisar-Nevşehir karayolu kenarına yapılan otel inşaatı neredeyse bitmiş durumda. Yine Nevşehir-Ortahisar karayolunun, Ortahisar’a yakın bölümünde yapılan zipline eğlence parkı (Excap Turkey) inşaatı da bitmeye yakın görünüyor. Ortahisar’daki büyük ölçekli otel inşaatı bitmiş görünüyor. Avanos-Çavuşin köyü çıkışında, Göreme-Çavuşin yolu kenarında yapılaşma başladı. Bir otel inşa edilerek satışa çıkarılmış durumda. Son olarak da Aşk Vadisi’nden çıkartılıp Avanos’a getirilen Sky dinner (vinç yardımıyla yüksekte hizmet veren restoran) faciası var.
KAPADOKYA’NIN KATLİNE SEBEP OLACAK YAPILAŞMA!
Uzmanlar yol çalışmalarının tahribata-erozyona neden olacağı konusunda uyarılarda bulunmuştu. Kapadokya Alan Başkanlığı, uzmanların görüşlerini içeren fizibilite çalışmalarına, bilimsel ve teknik raporlara dayandırılmadan yol yapım kararı alarak, Kapadokya’nın katline sebep olmuştur. Meslek odaları olarak defalarca peribacalarına, yer altı yapılarına, kilise ve manastırlara zarar vereceğini, peri bacalarının oluşumunu olumsuz etkileyeceği konusunda uyarılarda bulunmuştuk. Kapadokya’da telafisi mümkün olmayan zararlar veriliyor. Kültür Bakanlığı yol kullanımını ivedilikle durdurmalıdır. Kapadokya’nın geleceği için Göreme Açık Hava Müzesi için bütüncül çevre düzeni ve yönetim planının hazırlanması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”
PİRHA- Mimarlar Odası’nın JİN TV’ye verdikleri ödül nedeniyle ‘terör örgütü propagandası yapma’ suçundan yargılandığı davada karar açıklandı. Mimarlara 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından mimar Emre Madran’ın anısına verilen 2021 yılı Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri kapsamında Uluslararası Televizyon Haberciliği dalında JIN TV muhabirine ödül verildi.
Mimarların iktidara yakın yayın organları tarafından hedef gösterilmesinin ardından Ankara Şubesi yöneticileri hakkında JIN TV muhabirine ödül verildiği gerekçesiyle, ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla dava açıldı.
Mimarlar bugün son kez Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı.
Mimarlar Odası yöneticileri ve avukatlarının hazır bulunduğu duruşmayı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Emin Koramaz, CHP eski milletvekili İlhan Cihaner ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi izledi.
Duruşmada söz alan iddia makamı mütalaayı tekrarladı.
Savunmalarını yapan mimarlar, kamu yararı gözeten haberlere ödül verildiğini belirterek beraatlarını talep etti.
Duruşmanın ardından Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan ile birlikte Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin 5 yöneticisine ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.
PİRHA – İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ı devlet memurluğundan ihraç etti. Konuya ilişkin açıklama yapan mimarlar “Karar siyasidir, buradayız susmayacağız, siz gideceksiniz biz kalacağız, siz gidene kadar da peşinizi bırakmayacağız” dedi.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ı İş İnsanı Sinan Aygün’ün talebi üzerine devlet memurluğundan ihraç etti.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, İçişleri Bakanlığının ihraç kararına ilişkin basın toplantısı yaptı.
Yıkılmasına karar verilen TOGO kulelerinin sahibi Sinan Aygün’ün şikayetiyle başlayan süreç kapsamında İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nda (YDK) savunma yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, bu kararın toplumsal muhalefete ve devletin sigortası olan memurlara gözdağı olduğunu vurguladı.
“O KAÇAK SARAY BOŞALTILACAK, O TOGO YIKILACAK”
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, alınan kararın siyasi olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bir komplo kurulduğu çok açık. İçişleri Bakanlığı’nın başka bir kurumda görev yapan kendi memuru olmayan birisi için, bir disiplin soruşturması başlatarak memuriyetten atması Türkiye’de ilktir. Bundan sonra muhalif belediyeler kendi yetki gasplarına karşı seslerini yükseltmezse örnek buradadır, işten herkesi atabilirler. Bu kararın özgünlüğü ve önemi de budur. O Kaçak Saray boşaltılacak, o TOGO yıkılacak ve bunu yapanlar yargı önünde hesap verecekler. Biz tanık olarak orada olacağız. Siz gideceksiniz biz kalacağız. Bozdukları bu terazi bir gün gelip onları da tartacak. Bu sürecin yargıdan döneceğine dair inancımız tam. Baskıyla susturmaya çalışıyorlar olmuyor, tehditle susturmaya çalışıyorlar olmuyor, açlıkla susturmaya çalışalım dediler. İktidar gidiyor, giderken de topluma bir korku salmaya çalışıyor bunu da aslında kamuoyu önünde öne çıkmış, mücadeleci kesimler üzerinden sopa göstererek yapmaya çalışıyor. İşimizle tehdit ediyor, açlıkla sınamaya çalışıyor ama bunlar yeni değil. İller Bankası’nda çalışan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcımız Ali Atakan Ocak ayında devlet memurluğundan ihraç edildi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çok uzun süredir mücadele verdiği AOÇ, Kaçak Saray, kent suçları, Saraçoğlu, ODTÜ, TOGO, yüksek yoğunluklu yapılaşma ve rant ilişkilerine yönelik verdiği mücadelenin toptan faturası kesilmiş oldu.”
“ŞİMDİ ONLAR DÜŞÜNSÜN”
Candan, yargı kararları kesinleştiğinde suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek şöyle devam etti:
“Ben görevim itibariyle üç işle uğraşıyordum, belediyeye gidiyordum, odaya geliyordum ve üniversitede de akademisyenlik yapıyordum. Şimdi iki işle uğraşacağım belediyeye gitme zamanımı kat be kat rantçıların peşine düşerek, bir adım geri gitmeyerek TOGO İkiz Kuleleri’nin yıkım sürecini hep birlikte seyrederek ve mücadele ederek devam edeceğiz. Mimarlar Odası kurulduğu günden bu yana bedel ödese de mücadelesinden vazgeçmeyen bir örgüttür, yanımda bedel ödeyen, işten atılan, bilirkişilikten çıkarılan ve bu ülkenin rantçılarına karşı mücadele ederek geleceğini ipotek altına alan arkadaşlarım var.
Bu saatten sonra bence onlar düşünsün, biz bir yargı sürecini 12 yıl ilmik ilmik takip eden bir örgütten geliyoruz. 7 yıl sonra Hasan Karakaya’nın bize yaptığı hakaretten kaynaklı varislerinin peşine düşüp onlardan tazminat alma hakkını kazanan bir örgütüz. Bu kararı verenler reddi miras yapmazlarsa çocuklarına kadar gidecek bir kararın altına imza attılar.”
PİRHA- Sinan Aygün’ün şikayeti üzerine İçişleri Bakanlığı’nın hakkında ‘memurluktan atılması’ için soruşturma başlattığı Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Hukuken beni devlet memurluğundan çıkarmaları mümkün değilken yine de bunu yaparlarsa kendileri açısından bir emsal karar üretirler. Bu da sadece beni değil tüm memurlar ilgilendirir. İstedikleri memuru istedikleri zaman memurluktan atabilirler” dedi.
Sinan Aygün, TOGO İkiz Kuleleri davasında taraf olan, Çankaya Belediyesi’nde de görev yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan hakkında ‘işe gitmeden maaş aldığı, haksız kazanç sağladığı’ gerekçesiyle şikâyette bulundu.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Karakuş hakkında soruşturma izni verdi. Yargıya başvuran Karakuş’un soruşturma izni Danıştay 1. Dairesi tarafından iptal edildi. Karakuş hakkında verilen soruşturma izninin, geçtiğimiz mayıs ayında Danıştay’dan dönmesine rağmen soruşturma yürütülmeye devam ediyor.
Danıştay kararını yok sayan İçişleri Bakanlığı’na bağlı Yüksek Disiplin Kurulu, Karakuş’un ‘memurluktan çıkarılması’ için 6 Eylül Salı günü toplanacak.
Bakanlığın hakkında yürüttüğü soruşturmanın hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Karakuş, konuya ilişkin TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.
“SİNAN AYGÜN ŞİKAYET ETMİŞ, SOYLU DA BUNU DERT EDİP SORUŞTURMA AÇMIŞ”
Yürüttükleri kent ve çevre mücadelesinden dolayı Mimarlar Odası üzerindeki baskıların ve kuşatmaların devam etiğini aktararak sözlerine başlayan Karakuş, bu soruşturmanın iktidarın çaresizliğinin bir göstergesi olduğunu kaydetti.
Karakuş sözlerine şöyle devam etti:
“Biz hukuk alanında mücadele ediyoruz. Şimdi de karşı karşıya kaldığımız durum Melih Gökçek dönemine uzanıyor. Benim şahsımda, Mimarlar Odası’nın yönetimi hakkında, kurumumuz hakkında şikayet ve suç duyurusunda bulundu. Sinan Aygün bir rantçıdır. 20.000 metrekarelik bir alana 120.000 metre kare bir inşaat yapmış. Mimarlar Odası da bunu yargıya taşıdı. Yargıda bu inşaat hakkında iptal kararı verdi. Yani bu kuleler yıkılacak. Dün yıkım ihalesi olacaktı ancak yürütmeyi durdurma kararı almışlar, erteletmişler. Ama eninde sonunda bu kuleler yıkılacak. Dolayısıyla zararı çok büyük.
“DANIŞTAY, EMSAL NİTELİĞİNDE LEHİMİZE KARAR VERDİ”
Sinan Aygün’ün şikayeti üzerine başlayan süreç İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesiyle devam etti. Buna ilişkin daha önce bir soruşturma olmuştu ve Danıştay 18. Dairesi geçtiğimiz mayıs ayında kararını verdi. Danıştay’ın bizim lehimize verdiği kararda İçişleri Bakanlığı’nın bizi soruşturma yetkisi olmadığı ve benim yaptığım tüm çalışmaların bağlı olduğum idarenin bilgisi dahilinde olduğu kararını verdi. Yani benim oraya gittiğim vakitlerde izinsiz, mazeretsiz işe gitmediğim gibi bir durum söz konusu değil. Danıştay ayrıca bu kararını kesin olarak verdi ve itiraz yolunu da kapadı. Bu emsal bir karardı” diye konuştu.
Söz konusu Danıştay’ın verdiği emsal kararın İçişleri Bakanlığı’nın belediyeler üzerinde kayyum gibi davranma yetkisini elinden aldığını, İçişleri Bakanlığı’nın belediyelerin iç işlerine karışmasının önüne geçtiğini söyleyen Karakuş, şunları dile getirdi:
“Biliyorsunuz İçişleri Bakanlığı kayyum atayamadığı muhalif belediyelere karşı yıpratma politikası izliyor. Anayasal bir kuruluşuz biz, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütüyüz. Bizim yönetim kurulumuzuz hepsi kamu görevi yapar. Biz kamu adına davranırız. Dolayısıyla ben belediyede de olsam kamu görevi yapıyorum, Mimarlar Odası’nda da olsam da kamu görevi yapıyorum. Ayrıca biz bu görevleri mesai saatleri dışında yapamayız. Örneğin ben bir görüşme yapacağım, Saat 5 buçuktan sonra görüşelim diyemem. Bunu çalışmış olduğum Çankaya Belediyesi de biliyor. Yaptığım her şey onların bilgisi dahilinde, gittiğim her yerde öyle.”
“ÇALIŞTIĞIM KURUMDA HAKKIMDA AÇILMIŞ TEK BİR SORUŞTURMA DAHİ YOK”
Karakuş son olarak şunları aktardı:
“İçişleri Bakanlığı dışarıdan böyle bir disiplin soruşturması açamaz. Yapılan usule aykırıdır. 657’ye tabi devlet memuruysanız ve bir disiplin suçu işlediyseniz, oradaki amiriniz bir disiplin soruşturması yapar. Bu süre içerisinde sizi suçlu bulursa ceza verir. Ancak devlet memurluğundan çıkarma cezası verilecekse bunu idare görüşür ve yüksek disiplin kuruluna sevk eder. Çalıştığım yer olan Çankaya Belediyesi’nde benim hakkımda açılmış olan tek bir soruşturma yok. Burada belediyenin yetkisini aşmışlardır, gasp etmişlerdir. Beni İçişleri Bakanlığı çalışanı gibi görüp yüksek disiplin kuruluna sevk etmişler.
“BENİM ALEYHİME KARAR VERİLİRSE BU TÜM MEMURLARI İLGİLENDİRİR”
6 Eylül Salı günü yüksek disiplin kurulu bu dosyayı görüşecek. Bu dosya yüksek disiplin kuruluna ocak ayında gitmiş. Usulen 6 ay içerisinde karar vermesi gerekiyordu ama bu süre aşılmış durumda. Yani bu dosya zaman aşımına uğramalı. Ayrıca ortada bir Danıştay kararı da var. Hukuken beni devlet memurluğundan çıkarmaları mümkün değilken yine de bunu yaparlarsa kendileri açısından bir emsal karar üretirler. Bu da sadece beni değil tüm memurlar ilgilendirir. İstedikleri memuru istedikleri zaman memurluktan atabilirler. Bu yapılan tamamen hukuksuzdur ama yaşadığımız koşullara baktığımız zaman böyle bir karar verilebilir. Biz de bunun karşısında hukuki yollardan tüm haklarımızı kullanacağız. Kimse bu saatten sonra bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesi ile hareket etmesin. 2023’te bunlar gidene kadar herkes birlik olmalı ve mücadele etmeli. Biz haklılığımızla, kararlılığımızla bu ülkenin aydınlığa kavuşması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ kapsamında çevre haberleri yapan Jinnews muhabirine ödül verdiği için hakkında örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla dava açılan Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticilerinin yargılandığı duruşma görüldü. İddianamenin kabul edildiği dava, 15 Eylül 2022 tarihine saat 10:30’a ertelendi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından her yıl düzenlenen ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ kapsamında, 2021 yılında HES’lere yönelik çevre haberleri yapan Jinnews muhabirine ödül verilmesi üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’na, ‘Terör örgütü propagandası’ yaptığı iddiasıyla açılan dava Ankara Adliyesi 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
İddianamenin kabul edildiği dava, 15 Eylül 2022 tarihine saat 10:30’a ertelendi.
Davada, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen ve Yönetim Kurulu Üyeleri Muteber Osmanpaşaoğlu, Ünal Kara, Tuğba Arslan, Ece Yoltay ile Özgür Bayramoğlu savcılık mütalaasına karşı savunma yaparak söz konusu mütalaaya katılmadıklarını beyan etti.
“BU DAVA SUSTURMA OPERASYONUNUN PARÇASIDIR”
Duruşma sonrası açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:
“Ülkedeki hukuksuzluğun örneklerinden olan bu dava, susturma operasyonunun bir parçasıdır. Çevre haberi yapan gazeteciye ödül verdik diye Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimine dava açılması kabul edilebilir değildir. Biz bu ödülü 2013 yılından beri vermekteyiz ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin haberlerini yapan gazetecilere vermekteyiz. Mimarlar Odası Ankara Şubesi istihbarat örgütü değildir. Çevre haberine verilen bir ödülün terör örgütü konusu haline getirilmesine ülkem adına üzgünüm. Haberlerimizin kamuoyunda görünürlüğü açıktır. Tüm medya organları kamu yararı ve kent mücadelemize yayınlarında yer vermektedir.
Sadece bir yıl içinde 675 kez televizyonlarda, bin 500 kez yazılı basında, milyonlarca kez sosyal medyada haberimize yer verilmiştir. Terör propagandası yapmıyoruz, çevremizi doğamızı kültürel varlıklarımızı koruyoruz. Cumhuriyet’in bize emanet ettiği mekânsal değerleri korumaya devam edeceğiz. Kültürel varlıkların yok edilmesine ve HES’lere karşı mücadele ederken, mücadelemizi haberleştiren basın mensuplarına ödül vermeye de devam edeceğiz. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulunun hiçbir terör örgütü ile ilişkisi yoktur ve mücadelemiz de bu ülkenin taşını, toprağını satanlara karşıdır.”
PİRHA – TMMOB tarafından sürdürülen Adalet Nöbetinin 52. gününde konuşan Sanatçı Suavi, “Diğerlerinin yaşam haklarını yok sayan bir zihniyeti faşizmle nitelendirmek bile tatmin etmiyor. Çünkü bu anlayış, faşizmi aşan bir anlayış. Belki de 100 yıl sonrasında bile restore edilemeyecek bir tahribatla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
TMMOB ve bağlı odalarının Gezi Davasında çıkan tutuklama kararları ardından başlattığı Adalet Nöbeti 52. gününü geride bıraktı.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi önünde sürdürülen nöbet eylemine çok sayıda yurttaş destek verdi.
“ADALET, BÜTÜN TOPLUMUN ARAYIŞI HALİNE GELDİ”
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Gezi davasından çıkan tutuklama kararlarını eleştirerek “Hepimiz Gezi’deydik” dedi. Candan, Gezi eylemlerinin, otoriter yaklaşımlara karşı Anayasal bir hak olduğunu belirterek “Bugün Türkiye’de hukuksuzluk her yerde. Adalet arayışı aslında bütün toplumun arayışı haline geldi. Çok sayıda insan, kurum, Adalet Nöbetimizi destekliyor. Yüzü aşkın örgüt burada nöbet tuttu. 3500’e yakın insan ise burayı ziyaret etti. Herkesin aslında söyleyecek bir sözü var” ifadelerini kullandı.
Adalet Nöbetine destek amacıyla Sanatçı Suavi de katıldı. “Söylemden çok eylemin daha değerli olduğu bir sürece geldik” diyen Sanatçı Suavi şu konuşmayı yaptı:
“Yaratılan korkunun birçok insanın vazgeçemeyeceği hayat biçimine evriliyor olması rahatsızlık verici. Çünkü günümüzde kazanmanın koşulu vazgeçmek kültüründen geçmekte. Birçok şeyden vazgeçebildiğimiz oranda hedeflerimize biraz daha yaklaşabileceğimizi düşünüyorum.
Gezi, herkesin kendi öfkesini cebine koyarak geldiği ‘ben de varım ve bıktırdınız’ diyen demokratik bir kültürdü. Gezi tam kartopu gibi birçok insanın dil, cinsiyet, ideoloji, vesaire içermeksizin yan yana gelindiği bir yapılanmaya dönüşmüştü. Birçok bileşenin yan yana geldiği müthiş bir duruştu. Gezi hepimizin cebinde birikmiş olan öfkenin adeta Taksim’de dışa vurumuydu. Tabii bunun yaratmış olduğu ürküntü halen sürüyor. O nedenle olası bir Gezi benzeri hamlenin yeniden yapılabilmesini engellemek için Gezi somutu üzerinden cami raconları üzerinden, ‘camide içki içildi’den, ‘işte benim tesettürlü bacım’ cümlelerine kadar gelen bir demogojik söylem üzerinden yeni bir yapılanmanın önüne geçmek için ellerinden gelen her şeyi ardlarına koymaz durumdalar.
Doğada dahil herkes isyanını yükseltmek durumunda. Yeniden bir Gezi söz konusu olursa bu kez iddia edebilirim ki zeytin ağacı da eylem içerisine katılacaktır. Kars’tan ‘Ucube’ olarak kabul edilen Hürriyet Heykeli de bu tarafa doğru gelecektir. Büyük bir talan ve tahriple karşı karşıyayız.
Bizler estetikten yana tarafız. Estetik dışı bu yaşam dayatmasını doğal olarak estetik bir isyanla ifade ederek reddediyoruz. Tamamen kendi çıkarları üzerinden ve diğerlerinin yaşam haklarını yok sayan bir zihniyeti faşizmle nitelendirmek bile tatmin etmiyor. Çünkü bu anlayış, faşizmi aşan bir anlayış. Belki de 100 yıl sonrasında bile restore edilemeyecek bir tahribatla karşı karşıyayız.”
PİRHA – Mimarlar Odası Ankara Şubesi, restorasyon adı altında inşai faaliyetlerle özgün dokusu bozulan Saraçoğlu Mahallesi için hukuki itirazlarını sürdürüyor.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, kent merkezindeki tek yeşil alana sahip tarihi Saraçoğlu Mahallesi’ne ilişkin, kamu yararına aykırı rant odaklı Koruma Amaçlı İmar Planlarını yargıya taşımıştı.
Ankara 17. İdare Mahkemesi, meslek odalarının açtığı davada, “Çankaya İlçesi, Namık Kemal ve Yenişehir Mahalleleri, Saraçoğlu Kentsel Sit Alanı ve Etkileşim Geçiş Sahasına İlişkin Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı” ile bu planların dayanağında hazırlanmış imar uygulaması işleminin iptaline karar verdi.
“KAMUSAL YAŞAMA KAZANDIRANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM”
Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Mahkeme kararı gerekçesinde söz konusu imar planı değişikliklerinin hukuka ve kamu yararına aykırılığı gözler önüne serilmiştir. Bilirkişi raporunda da mahkeme kararı gerekçesinde de bilim ve teknikten gücünü alan meslek odalarının haklılığı ortaya konulmuştur. Yargı kararlarının arkasını dolanarak, rant ve talanda ısrar edenlere yargı bir kez daha gereken cevabı vermiştir” dedi.
Candan, şunları kaydetti:
“Cumhuriyetin ilk toplu konut alanı Saraçoğlu Mahallesi her bir ağacı, binaları ve alanı ile tescilli kültür varlığıdır. Mimarlık tarihinde Paul Bonatz’ın eseri olarak literatüre geçmiş Saraçoğlu Mahallesi’nde yargı süreci devam ederken varislerinden izin alınmadan restorasyon adı altında hukuksuz inşai faaliyetler yapılmış, özgün dokuya zarar verilmiştir. Özgün dokuyu bozan tüm sorumlular ve kurumlar hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır. Sürecin peşini bırakmayacağız. Saraçoğlu Mahallesi’ni yok edecek, habitatını bozacak her türlü girişimin karşısında olmayı sürdüreceğiz. Saraçoğlu Mahallesi’ni kamusal yaşama kazandırana kadar mücadeleye devam edeceğiz.”
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ulus Altındağ’da Küçük Tiyatro’nun olduğu II. Vakıf Apartmanı’na (Evkaf Apartmanı) açılan pide salonu sebebiyle tarihi binanın tehdit altında olduğunu açıkladı.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Erken Cumhuriyet Dönemi mimari eserlerinden olan ‘2. Vakıf Apartmanı’ olarak bilinen Evkaf Apartmanı’nın pide salonu tarafından kullanıldığını ve eklentiler yapılarak özgün dokusunun bozulduğunu söyledi.
Candan, Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne resmi yazı yazarak, binanın cephe ve tarihi dokusu ile son derece uyumsuz bir ticari işletmenin yer almasına uygun görüş verip verilmediğini sorguladı. Karakuş Candan, binanın Erken Cumhuriyet Dönemi mimari örneklerinden olduğuna işaret ederek “Kültürel miras olarak korunması gereken bu yapıda cephe ve tarihi dokusu ile son derece uyumsuz bir ticari işletmenin yer alması, hatta kent kültürü yürüyüşlerinde buradan ‘övgüyle’ bahsedilmesi, kültürel vasatlığın temsilidir. Bu vasatlık acilen kaldırılmalıdır” diye konuştu.
CUMHURİYET DÖNEMİ NADİDE MİMARİ ÖRNEĞİ…
Candan, tarihi Evkaf Apartmanı’nın Erken Cumhuriyet Dönemi’nin nadide örneklerinden olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kira yoluyla gelir sağlamak amacıyla yaptırdığı ve 1926–27 yılında Mimar A. Kemaleddin tarafından tasarlanan bu görkemli apartman, bodrum, dükkânların bulunduğu zemin katın üstünde dışarı taşan dört kat ve çatıdan oluşmuştur. Kısa kenarlarından biri daha dar olan, dörtgen biçimli yapıda zemin katın en önemli özelliği birinci kata da yükselen bir tiyatronun yer alışıdır. İkinci kattan başlayarak daireler ortadaki avluya bakmaktadır. Zamanla iç bölmelerinde değişikliğe uğrayan yapının tip katlarında dördü dışarıya, üçü avluya bakan yedişer hacimli sekizer daire, çatı ve ara katta da zamanında parlamenterlerce kiralanan küçük daireler bulunmaktadır.
Yapının dört köşesindeki balkonların ve korkuluklarının yuvarlatılmış hatları, çoğu kare biçimli kemersiz pencereler, süslemenin en aza indirgenmesi yapıyı ulusal üslûptan ayıran özellikler olarak ortaya çıkmaktadır. Bezemenin yoğunlaştığı yer, üzerindeki oval kubbesiyle tiyatro salonudur. Kemer kullanımı yalnızca zemin katındaki eşit aralıklarla yerleştirilmiş ayakları birleştiren yarım daire biçimli kemerlerde görülmektedir. Betonarme iskeleti olan yapı dıştan düzgün kesme taş görüntüsü veren sıvayla kaplanmıştır.”
PİRHA-Meslek odaları ve akademisyenler, Ankara’daki Kıbrıs Vadisi’nin koruma zonuna alınması gerektiğini söyleyerek mevcut taş ocağı ruhsatlarının bir an önce iptal edilmesi uyarısında bulundu.
Meslek odaları, uzmanlar ve bölge halkı, taş ocakları nedeniyle ekolojik özelliklerine zarar verilen, birinci derece doğal SİT alanı olan Kıbrıs Vadisi için mücadele veriyor.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Mamak Kıbrıs Köylüleri Sağlık ve Sosyal Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, akademisyenler ve İl Kültür Müdürlüğü, taş ocakları nedeniyle ekolojik tahribat altında olan Mamak’ta bulunan Kıbrıs Vadisi’nde teknik inceleme yaptı.
TARİHİ KÖYDE TAŞ OCAĞI FAALİYETİ!
İncelemelerde, taş ocaklarının doğal yaşamı tehdit ettiği, su ekosistemine, insan sağlığına, tarımsal üretime, tarihi ve arkeolojik SİT alanlarına çok büyük zararlar verdiği, bölgedeki hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerini bitirdiği tespit edildi.
Uzmanlar ayrıca Kıbrıs Vadisi hakkında bilgi verirken “Friglerin, Galatların, Romalıların yerleşim yerleri var. Lidyaların tümülüsleri, Romalılar’ın su yolları var. Doğa harikası bir yer taş ocaklarıyla katlediliyor. Kıbrıs Köyü Vadisi Ankara’nın önemli ekosistemlerinden birisidir” denildi.
“DOĞAL VE TARİHSEL BÜTÜNLÜK KORUNMALIDIR”
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yapılan tahribatın bir an önce sonlanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“1990’lı yılların sonundan itibaren buradaki taş ocakları sürecini takip ediyoruz. Ankara kent merkezine 20 dakikada ulaşılan son derece kritik bir ekolojik eşik konumunda olan Kıbrıs Vadisi, 1. derecede Doğal SİT ve Arkeolojik SİT Alanı olarak önemli bir değer taşımaktadır. Ankaralılar için büyük bir şanstır. Kıbrıs Vadisi ve beraberinde çalışan ekosistemin mutlak koruma zonuna alınması Ankara’nın geleceği açısından hayati önem taşımaktadır. Kıbrıs Vadisi eşsiz nitelikler taşıyan bir ekosistem olarak varlığını sürdürmelidir. Ancak bölgede ekolojik dengeyi alt üst eden taş ocaklarının faaliyetleri ve yeni yapılan taş ocağı ruhsatı başvuruları vadiyi yok etmektedir. Taş ocaklarının ruhsatları iptal edilerek, Kıbrıs köyü Vadisi kendi doğallığında mutlak koruma alanı ilan edilerek sınır boyunca korunaklı bir bant oluşturulmalıdır. Yerinde gördüğümüz tahribat, su varlıklarının vadi yamaçlarının taşlarla doldurulması, vadinin topoğrafyasının bozulması büyük bir katliamdır.”
Candan, bölgede 2019 yılında yapılan hava ölçümlerinde toz değeri sınırının aşıldığının tespit edildiğine dikkat çekerek Şöyle devam etti:
“Kısıtlama yapılması için bu durum Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına iletildi. Ancak buna rağmen hala taş ocaklarına kapasite artışı veriliyor.
Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, 2019 faaliyetleri konusunda açıklama yaparak Kıbrıs Köyü ve Kutludüğün Mahallesi taş ocakları bölgesine ‘mobil hava kalitesi ölçüm istasyonları’ yerleştirildiğini duyurdu. İlgililer, hava kalitesi ve toz ölçümleri yapıldığı ve toz değerlerinin (PM10) bazı dönemlerde sınır değeri aştığının tespit edildiği belirtilerek, ‘Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve Valilik Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ile ortaklaşa çalışma yapılmış ve bölgedeki yerleşim yerlerine yakın olan belirli bölgede madencilik faaliyetlerinin kısıtlanması kararı alınmış ve uygulanması için Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na iletilmiştir’ ifadesini kullanmış. O halde 2019 yılı sonrasında Kıbrıs Köyü taş ocaklarına kapasite artışına gidilmiş olması anlaşılabilir değildir.
Toz değeri sınırı aşmasına rağmen taş ocaklarına kapasite artışı verilmesi cinayettir. Acilen, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Şehircilik Bakanlığı harekete geçmelidir.”
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Saraçoğlu Mahallesi’nde restorasyon bilimine aykırı şekilde inşai faaliyetler yapıldığını söylemesi üzerine ‘ÇED gerekli değildir’ kararına dönük açılan dava ardından mahallede bilirkişi keşfi incelemesi yapıldı.
Özgün değerlerinin korunmadığı, peyzaj bütünlüğünün parçalandığı, restorasyon bilimine aykırı şekilde inşai faaliyetlerin yapıldığı Saraçoğlu Mahallesi’nde, koruma amaçlı imar planı davası ve koruma kurul kararlarına açılan davalar devam ediyor. Çevresel etki değerlendirme (ÇED) gerekli değildir kararına açılan davada, Saraçoğlu Mahallesi’nde bilirkişi keşfi incelemesi yapıldı.
Davacı taraf olarak Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Cumhuriyet’in ilk toplu konut alanı olan Saraçoğlu Mahallesi’nde yürütülen inşaat faaliyetlerin, Saraçoğlu Mahallesi’ni katliam alanına dönüştürdüğünü bildirdi. Mahkeme tarafından yerinde yapılan keşfe Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen ve şube avukatı Gökçe Bolat katıldı.
“GÖZLERİMİZ TAHRİBATI, KÜLTÜR BİLMEZLİĞİ, KATLİAMI GÖRDÜ”
Keşif sonrası açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Cumhuriyet’in ilk toplu konutları ve Kentsel SİT alanı olan her bir taşı, binası, toprağı, ağacı, bitkisi ve varlık değerleri bir bütün olarak koruma altında olan Saraçoğlu Mahallesi’nde gördüklerimiz içler acısı idi. Yaptıkları bu vicdansızlığın görünmemesi için sürekli fotoğraf çekimine müdahale etmek isteyen EMLAK GYO yetkililerinin tavrı ise ayıplarının kamuoyu tarafından bilinmemesi içindi. Saraçoğlu Mahallesi’nde gözlerimiz tahribatı, acımasızlığı kültür bilmezliği, katliamı gördü” dedi.
“BİTKİ VARLIĞI VE AĞAÇLAR YOK EDİLMİŞ”
Tezcan Karakuş Candan “Bir zamanlar gölgesinden yararlandığımız, Hıdırellez’i kutladığımız, dilek fenerlerini uçurduğumuz alanlar tahrip edilmiş, ağaçlar kesilmiş, peyzaj bütünlüğü bozulmuş, ağaçların altını çimenler ve toprak değil, çakıl taşları kaplamış” diyerek şu izlenimlerini aktardı:
“Dip sokağa çıkan depresyon atma sokağı dediğimiz merdivenli alan tahrip edilmiş, ağaçlar kesilerek arka bahçede yollar açılmıştı. Bir kapının önüne saksı içinde palmiye ağacı koyulmuştu. Isı merkezinin olduğu alandaki kestirme yoldan geçerken, arka bahçelerdeki ağaçlardan bir ucunu göremediğimiz alanda, ağaçlar yoktu artık ve arka iç yolar açılmıştı. Çatılar sökülmüş, özgün malzemeler orta yerde, kırık dökük birçoğunun da akıbeti bilinmiyordu. Ağaçların üzerinde numaralar vardı, en son 1674 sayısını görebildik. Neden numaralı diyen soranlara taşınacak ağaçlar denildiğini duyduk. Saraçoğlu Mahallesi’ne ‘sözde restorasyon adı altında’ telafisi mümkün olmayan zararlar veriliyor. Saraçoğlu Mahallesindeki sözde restorasyon işlemleri durdurulmalı, yerel yönetimler suskunluğunu bozmalı.”
ANIT AĞAÇLAR YOK SAYILDI!
Tezcan Karakuş Candan, hukuksal süreçler devam ederken, mahalleye dönük projeye ilişkin ‘ÇED gerekli değildir’ kararının alınmasına ilişkin gerekçeleri de bilirkişilerin ve mahkeme heyetinin önünde şu şekilde sıraladı:
Projenin etki alanı belirlenmemiştir. ÇED yönetmeliğine aykırıdır.
Proje tanıtım dosyasında proje alanında anıt ağaçların varlığından bahsedilmiş, ancak anıt ağaçların yerlerine ilişkin koordinat belirlemesi yapılmamış, anıt ağaçlarla ilgili alınacak önlemlere değinilmemiştir.
UNESCO dünya miras listesine girme potansiyeli taşıyan alana parçacıl müdahale edilmiştir. Kamusal özelliğini yitirerek ticarileşen bu alanla Başkent UNESCO Dünya Miras listesine girme potansiyelini kaybetmektedir.
Saraçoğlu Mahallesi’nin proje müellifi Paul Bonatz’dır, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca değişiklik yapılması için mirasçılarının muvaffakati alınması gerekirken, alınmadan proje alanında müdahale başlamıştır.”
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Çankaya’da bir apartmanın temel kazım sürecinde yaşanan kayma sebebiyle 15 binanın tahliye edildiği bölgede inceleme yaptı. Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu “Bugün yaşanan durum öncelikle yıllara yayılan yanlış kentleşme ve planlama sürecinin bir sonucudur” tespitinde bulundu.
Çankaya İlçesi İleri Mahallesi Mektep Sokak’ta inşaat çalışmaları sırasında 8 katlı Açelya Apartmanı’nın temelinde kayma meydana geldi. Facianın eşiğinden kıl payı dönüldü. Çökme tehlikesi olan Bahar Apartmanı ve Altay Sokak ile Mektep Sokak’ta bulunan 15 bina tahliye edildi.
Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu, faciadan dönülen bölgeye giderek inceleme yaptı.
“YAŞANAN YANLIŞ KENTLEŞME VE PLANLAMA SÜRECİNİN BİR SONUCUDUR”
Kıbrıs Caddesi Altay Sokak’taki hafriyat sırasında istinat duvarının yıkılması ile binalarda yaşanan kaymanın olduğu alanda yapılan ilk incelemeler sonucunda şu konulara dikkat çekildi:
“Hafriyat çalışmaları sırasında istinat duvarının çökmesi ile Altay Sokak’ta bulunan binanın temelleri açığa çıkarak kaymaya neden olmuştur.
Mektep Sokak ile Altay Sokak arasındaki kot farkı yaklaşık 25 metredir, yani 8 kattır. Ankara’nın topoğrafyasında bir yanda İncesu Tepesi öte yanda 50. yıl Tepesinin bulunduğu İncesu Deresi’ne doğru inen dik yamaçların yer aldığı vadi alanında yıllara sair şekilde yapılan planlar sonucu ağaçlandırılması gereken yamaçlar doldurularak yapılaşmaya açılmıştır.
Altay Sokak ile Mektep Sokak arasında yaya ulaşımı yaklaşık 180 basamaklık dik merdivenle yapılmaktadır. Bugün yaşanan durum öncelikle yıllara yayılan yanlış kentleşme ve planlama sürecinin bir sonucudur.
Öte yandan 8139 ada 12 parsel için inşaat ruhsatı 19 Mart 2021 tarihinde alınmış, yerinde yapılan incelemede Yapı Denetim Kuruluşu yetkilisinin inşaata başlamak için yer teslimi yapmadığı bilgisi bizzat verilmiştir.
Yapı denetim kuruluşu tarafından inşa çalışmalarına başlanır diye yer teslimi yapılmadan müteahhit firmanın işe başlaması mevzuata aykırıdır. Böylesine riskli bir alanda özel yapı ve çevre güvenliği önlemlerinin alınarak, yıkım hafriyat ya da yapım işlerinin yapılması ve inşa faaliyetleri başlamadan günler öncesinden çevre halkının uyarılması gerekir. Yapılan görüşmelerde böyle bir uyarının yapılmadığı tespit edilmiştir. Semt sakinlerinin asfaltta açılma olmasından kaynaklı müteahhitle görüştüklerini ancak müteahhidin ‘Kendi arsam istediğim gibi kazı yaparım’ dediği ifade edilmiştir.
Risk altındaki binalar boşaltılmış, kayan yapının yıkım süreci başlatılmıştır. Alanın kentsel dönüşüm alanı ya da riskli alan ilan edilmesinin gündemde olduğu dile getirilmiştir.”
İnceleme ve tespit sonrası Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Meslek odaları olarak defalarca kez uyardığımız, ağaçlandırılması gereken alanların, vadilerin yıllar içerisinde yapılaşmaya açılması, denetimsiz inşa faaliyetleri ve rant hırsı ile meslek etiğinin ihmali sonucu faciaya ramak kalan bir süreç yaşanmıştır. Can kaybının olmaması sevindiricidir. Süreci yakından takip ediyoruz, sorumluların cezalandırılmasını, ailelerin nitelikli mimarlık, sağlıklı kentsel planlama sağlanarak barınma ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyoruz” dedi.
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, taş ocakları nedeniyle ekolojik özelliklerine zarar verilen Birinci Derece Doğal SİT alanı olan Kıbrıs Vadisi için dava açtı.
Ankara’daki Kıbrıs Vadisi günden güne ekolojik özelliklerini yitiriyor. Çevre Şehircilik Bakanlığı, Birinci Derece Doğal SİT alanı olan vadinin statüsünü “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak değiştirdi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, karara itiraz ederek tescil işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle dava açtı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Ankara kent merkezine yakınlığı ile son derece kritik bir ekolojik eşik konumunda olan Kıbrıs Vadisi, 1. Derecede Doğal SİT ve Arkeolojik SİT Alanı olarak önemli bir değer taşımaktadır. Doğal SİT Alanı Koruma Statüsü ’nün ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ve ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tanımlanması vadinin kentsel ekolojide yer aldığı varlık değerlerini tehdit etmektedir” diye konuştu.
Tezcan Karakuş Candan, “Kıbrıs Vadisi ve beraberinde çalışan ekosistemin mutlak koruma zonuna alınması Ankara’nın geleceği açısından hayati önem taşımaktadır” diyerek şunları aktardı:
“Statü değişikliği hukuka aykırıdır ve uygulanması telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacaktır. İçinde barındırdığı çok yönlü su sistemi ve suyu besleyen süreçler olan, jeolojik- hidrolojik yapı, toprağın yapısı ile birlikte suyun kullanılış biçimi, biyo çeşitlilik varlığı tüm sistemi etkileyen ekolojik süreçler ve etkileşimler ve sonuç olarak peyzajın sahip olduğu bütünlük Kıbrıs Vadisini eşsiz bir ekosistem haline getirmektedir.
Kıbrıs Vadisi mutlak koruma zonu içerisine alınması gereken bir ekolojik varlık değeridir. Çevre sorunlarının küresel boyutlara ulaştığı günümüzde biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülmesi için ekolojik öneme sahip alanlar çeşitli statülerde koruma alanları olarak ilan edilirken bu alanlarda oluşabilecek peyzajın değişimine olanak verecek uygulama kararları alınmamalıdır. Çünkü bu değişimler çoğu zaman korunan alanların içinde ve çevresinde gelişen kentsel dokunun bu hassas ekosistemlerin işleyişleri belirleyici şekilde etkiler. Geçmişten günümüze kentsel gelişmenin karakteristiklerinin ortaya konulması hassas ekosistemlerin zaman içerisinde ne tür baskılara maruz kaldığının anlaşılmasında önemli rol oynayan kentsel ekoloji planlamada dikkate alınmalıdır. Bu sürecin göz ardı edildiği kararların geliştirilmesindeki tehdit artık görmezden gelinmemelidir.
Kıbrıs Köyü ve Vadisi’nin yakın çevresinde verilmiş olan taş ocakları ruhsatları iptal edilip, tahribata izin verilmemeli, vadinin içinde bulunduğu havza sınırlarından hareketle Mutlak Koruma Alanı ilan edilerek sınır boyunca, korunaklı bir bant oluşturulmalıdır.”
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Alevi köylerine yapılmak istenen maden ve HES faaliyetleri sonucu yurttaşların yaşam alanlarını terk edecekleri uyarısında bulundu. Candan, hem demografik yapının, hem de ekolojik dengenin bozulacağı vurgusunda da bulundu.
Sivas, Maraş, Hacıbektaş ve daha birçok il ve ilçede faaliyet gösteren maden ocakları ile hidroelektrik santrallerinin (HES) yarattığı tahribat tepkiyle karşılanıyor. Benzer faaliyetlerin Alevi köylerinde yoğunlaşması ise “demografik yapının değiştirilmesi” olarak yorumlanıyor.
Alevi köylerine yapılmak istenen maden ve HES faaliyetlerine bir tepki de Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’dan geldi.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, HES ve maden ocakları sonucu köylülerin yaşam alanlarını terk edeceklerini ifade etti. Böylelikle hem demografik hem de ekolojik dengenin bozulacağına vurgu yapan Karakuş Candan, verimli tarım arazilerinin de yok olacağı uyarısını yaptı.
Candan şu bilgileri paylaştı:
“İktidarlar, özellikle bazı projeler ile demografik altyapıyı her zaman dönüştürmek isterler. Bunu kimi zaman HES projeleriyle, kimi zaman maden aramayla, kimi zaman da göçmenleri yerleştirerek asimilasyon politikasının bir parçası olarak bunu yaptı. Tüm bu maden arama, hidroelektrik santralleri gibi durumların siyasal ve demografik dengeyi bozan bir yaklaşımı da var. Aynı zamanda da ekolojik denge de bozulmakta. Bunlara bütüncül baktığımızda tamamen bir yok etme politikasıyla karşı karşıya kalınıyor.”
“DOĞA RANT VE SERMAYE İLİŞKİLEİRNE TERCİH EDİLİYOR”
Türkiye’nin ekolojik bir felakete doğru sürüklendiğini ifade eden Tezcan Karakuş Candan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu Kaz Dağları’nda, Hacıbektaş’ta, Maraş’ta gördük. Dolayısıyla hem tarım arazilerinin hem de arkeolojik alanların olduğu yerler; yani toprağın üzerindeki bütün değerleri yok edecek, ekolojik çeşitliliği parçalayacak, oradaki canlıların bütün yaşamlarını sonlandıracak bir felaketle karşı karşıyayız.
Bugün Türkiye’nin her yanında verilen maden arama izinleri veya hidroelektrik santralleri gibi projelerin örneğin Giresun’daki sel felaketinde neye yol açtığını gördük. O hidroelektrik santralleri dere yataklarındaki bütün yapılaşmayı nasıl alıp götürdüğüne şahit olduk.
Bütün bu doğal varlıklarımız rant ve sermaye ilişkilerine terhine tercih ediliyor. Bunu yapan iktidarlar hem rant üzerinden getiri hem de siyasal dengeleri parçalamış oluyor. Demografik yapının dengesini bozarak insanların, doğdukları yerlerde doyma hakkını ellerinden almış oluyor.”
Candan, Mimarlar Odası olarak hukuka aykırı tüm projelere karşı duracaklarını belirterek “Bugün Dünya İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin yıldönümü. İnsanları doğdukları topraklardan, yerinden etmek de bir insan hakkı ihlalidir” diye konuştu.
PİRHA-Alevi yerleşkelerinde sürdürülen maden ve HES faaliyetlerine sürüyor. CHP Milletvekili Yıldırım Kaya “Geçmişte Maraş’ta Alevileri katlederek göçe zorladılar. Bugün de aynı politika var” diyerek demografik bir değişim planlandığına işaret etti.
Alevi yerleşkelerinde faaliyetleri yoğunlaşan maden ocakları ile Hidroelektrik Santrallerine (HES) yönelik tepkiler sürüyor. Yöre halkının itirazlarına siyaset camiasından da destek geldi.
Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Maraş, Sivas, Hacıbektaş ve daha birçok il-ilçede süren yeraltı faaliyetleri ile HES projelerinin yarattığı felakete karşı çıktı.
“KÖYLERİN BOŞALMASINI AMAÇLIYORLAR”
Yıldırım Kaya, asıl amaçlananın; halkın köylerini terk etmesi olduğunu söyleyerek şunları aktardı:
“Bir ağıt vardır ‘Nurhak sana güneş doğmaz, dökülen kan yerde kalmaz’ diye. Sinan Cemgil’ler kendi halkının kurtuluşu için orada halkla birlikte mücadele etti. Nurhak’ın o ‘maden olur’ dedikleri yerde onların kanı var. Onların kanı üzerinden ticaret yapmak isteyenler şunu unutmasın; bundan 40 yıl önce nasıl ki devrimci gençler direnmiş ve başarmışlarsa, bugüne kadar o emaneti bize teslim etmişlerse, bugünden sonra da oralar bize emanettir. O emaneti yaşatmak bizim boynumuzun borcudur.
“NURHAK’A GÜNEŞ DOĞACAK, DÖKÜLEN KAN YERDE KALMAYACAK”
19 Aralık’ta Kahramanmaraş Katliamının yıldönümü… Kahramanmaraş’taki Alevileri göç ettirmek için bir mücadele yürüttüler. Kısmen de başarılı oldular ama şimdi yeniden hem Kahramanmaraş halkı hem bölge insanları birbirine kenetlendi. Yeniden birbirine sahip çıkıyorlar. Eğer dağlarına, ovalarına, yaylalarına sahip çıkamazsa bu ülke, o zaman o ülke gerçek anlamdaki bağımsızlığını da kaybeder. Kahramanmaraş’ı işgal edenlere karşı Kurtuluş Savaşı’nın başladığı dönemi hiç kimse unutmasın. Eğer Maraş kahraman olmuşsa emperyalizme karşı direnişi sonrasındadır. Şimdi yeniden emperyalist emellere karşı yürütülecek bir mücadele ile yeniden kendi adına yakışanı yapacaktır. Ben, Nurhak’a güneş doğacak, dökülen kanda yerde kalmayacaktır diyorum.”
PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Munzur Gözelerinin ilişkin yaptığı açıklamada, “Munzur Gözeleri büyük tahribat riski altındadır. İhaleye esas peyzaj projesinde, doğal varlıkların ve kültürel koruma amaçlarını dikkate alan ve yerel halkın sosyo-kültürel yapısı ile uyumlu bir anlayış görülmemektedir. İhalenin iptali davası devam ederken alanda çalışmaya başlanılması telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacaktır. Bu nedenle alanda inşai çalışmalara izin vermek doğa katliamına yol açacaktır” diye konuştu.
Birinci derece doğal SİT alanı olan Munzur Vadisi’nde doğa katliamına yol açacak projenin iptali için dava açan Mimarlar Odası Ankara Şubesi, alanda inşai çalışmalara başlanacağı bilgisi üzerine harekete geçti.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne alanda inşai çalışmalara izin verilmemesi talebiyle başvurdu.
“MUNZUR GÖZELERİ RİSK ALTINDA”
Başvuruya ilişkin değerlendirmede bulunan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:
“Tunceli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 2020/262695 no ile ihale edilmiş olan “Tunceli Ovacık İlçesi Ziyaret Köyünde Bulunan ve 1 Derece Doğal Sit Alanı İçinde Kalan Munzur Gözelerinde; Yapısal Ve Bitkisel Peyzaj İşleri, Piknik Yeri, 200 Araçlık Otopark, Kesimhane, Pişirme Evi-Mutfak, Yönetim, Büfe, WC” İhalesinin ve ihaleye çıkış kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Erzurum İdare Mahkemesi nezdinde2020/746E. sayılı dosya üzerinden dava açmıştık. Dava devam ederken alanda çalışma başlayacağı bilgisi edindik. Hukuksuz bir süreç yürütülmektedir. Anılan proje ile birinci derece sit alanı niteliğindeki Tunceli’nin el değmemiş doğası, kaynak suları ve şelaleleriyle Munzur Gözeleri büyük tahribat riski altındadır. İhaleye esas peyzaj projesinde doğal varlıkların ve kültürel koruma amaçlarını dikkate alan ve yerel halkın sosyo-kültürel yapısı ile uyumlu bir anlayış görülmemektedir. İhalenin iptali davası devam ederken alanda çalışmaya başlanılması telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacaktır. Bu nedenle alanda inşai çalışmalara izin vermek doğa katliamına yol açacaktır.”
“MUNZUR VADİSİ VE GÖZELERİ BOZULMADAN KORUNMALI, PROJE İPTAL EDİLMELİDİR”
Candan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu proje Munzur Vadisi’ni talan etmenin ve yapılaşmaya açmanın adımlarından biridir. Gözelerin inanç merkezi olması durumu projeyle ilişkilendirilmemiştir. Halkın ve inanç önderlerinin görüşü alınmalıdır. Munzur Gözeleri doğal sit alanı ve inanç merkezi şeklindeki iki statüsü nedeniyle koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle ele alınması gereken bir alandır. Mercan vadisinin yukarı kesimlerinde buzul gölleri, dağlardan Ovacık düzlüğüne gelindiğinde kaynayan gözeler, vadi boyunca dökülen küçük şelaleler Milli Parkın peyzajının ilgi çekici örnekleridir. Munzur Gözeleri yüksek peyzaj ve sosyo kültürel değere sahiptir. Munzur Vadisi ve Gözeleri bozulmadan korunup, ekolojik süreçlerin, biyolojik çeşitliliğin ve yaşamın devamlılığı sağlanmalıdır.”
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin endüstri ve kültür mirası şeker fabrikaları için verdiği hukuk mücadelesi sonuç verdi.
Ankara’daki Şeker Fabrikaları A.Ş. Etimesgut Yerleşkesi’nde bulunan, Şeker Fabrikası Ana Binası, Yönetim Binası, Şeker Araştırma Enstitüsü’nün A-B-C Blokları ile sinema ve lokanta binaları 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Etimesgut Yerleşkesi’nde bulunan taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesine ilişkin başvurusunun reddine ve bu hususta alınan 21/08/2013 tarih ve 871 sayılı kararın geçerli olduğuna ilişkin Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25/07/2019 tarih ve 6784 sayılı kararının iptali istemiyle dava açmıştı.
Ankara 13. İdare Mahkemesi, Şeker Fabrikası Ana Binası, Yönetim Binası, Ankara Şeker Araştırma Enstitüsü’nün A-B-C Blokları ile sinema ve lokanta binalarına ilişkin kısmına ilişkin koruma kurulunun tescil reddi kararını iptal etti.
Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü de, mahkemenin verdiği karar doğrultusunda 3253 ada, 268 parsel(eski 213 parsel) üzerinde bulunan yönetim binası, Şeker Fabrikası Araştırma Enstitüsü’ne ait 3236 ada 48,53 ve 56 parseller üzerinde bulunan A-B-C Blokları, 2535 parsel (eski 2465 parsel) üzerinde bulunan Şeker Fabrikası Ana Binası ile 3255 ada 17 ve 18 parseller üzerinde bulunan sinema ve lokanta binalarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun ilgili maddeleri uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine karar verdi.
“TÜM ŞEKER FABRİKALARI KÜLTÜREL PEYZAJ OLARAK TESCİLLENMELİ”
Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Davamız sonucu tescil kararı, mücadelemizin haklılığını ortaya bir kez daha koymuştur. Bu yapılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllardan itibaren endüstri alanında ve sosyal yaşamda görülen değişim ve gelişimin izlerini taşımaktadır, tüm illerdeki şeker fabrikalarının korunması için mücadeleye devam edeceğiz’’ dedi.
Candan, sözlerine şöyle devam etti:
“Şeker fabrikaları sadece şeker fabrikası değil, Cumhuriyet ideolojisinin kendisidir, yaşam fabrikasıdır. Şeker fabrikalarının bir ekonomik kalkınma modeli ile birlikte bir sosyo-kültürel kalkınma hamlesinin mekânsal karşılığıdır. Şeker fabrikaları kültürel, sosyal, mekansal olarak cumhuriyetin bütün ideolojik bakış açısını da yansıtan ve dönüştüren, topluma modern bir bakış açısıyla birlikte yaşam tarzının da ifadeleridir. İnsan eliyle yaratılmış doğayla bütünleşen şeker fabrikaları modeli ile bir yaşam tarzı bir kültürel peyzaj alanı oluşturulmuştur. Tüm şeker fabrikaları kültürel peyzaj olarak tescillenmelidir.’’
PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Ankara’da kent merkezindeki ender nefes alma mekanlarından olan tehdit altındaki Saraçoğlu hakkında Koruma Kurulu tarafından onay verilmesine karşı iptal davası açıklarını belirtti. Candan, “Saraçoğlu Mahallesi nefesimiz, geleceğimiz, geçmişimiz, Cumhuriyet değerimizdir. Yok edilmesine göz yummayacağız’’ diye konuştu.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Saraçoğlu’nda yapılmak istenen yapılaşmaya onay veren koruma kurulu kararına karşı dava açtı.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Ankara’da kent merkezindeki ender nefes alma mekanlarından olan tehdit altındaki Saraçoğlu’nun altına otopark, üstüne otel ve yeni yapılanma öneren proje için koruma kurulu kararını yargıya taşıdıklarını belirterek, yapılanma öneren proje için koruma kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesi talebiyle dava açtıklarını ifade etti.
“KORUMA KURULU DEĞİL KORUMAMA KURULU”
Candan, Covid-19 sürecinde Saraçoğlu Mahallesi’nde ağaç katliamı ve sondaj çalışmaları yapılmasına izin veren ve Korumama Kurulu üyelerinin peşini bırakmayacaklarını dile getirerek “Otopark, otel girişi bloku yeni yapılanma projesi ile 6 adet restorasyon projesi, 19 tescilli yapının restorasyon projesi ile birlikte 9 tescilli yapının daha restorasyon projelerini onaylayan Ankara 1 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu nezdinde Kültür Turizm Bakanlığı’na dava açtık. Saraçoğlu Mahallesi nefesimiz, geleceğimiz, geçmişimiz, Cumhuriyet değerimizdir. Yok edilmesine göz yummayacağız’’ diye konuştu.
“SARAÇOĞLU MAHALLESİNDEN, TARİHİ KÜLTÜREL VE DOĞAL VARLIKLARIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”
Ağaçların kesildiği bölgenin akıllara zarar bir şekilde, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün tarafından otopark olarak kullanıldığını da anımsatan Candan, “Saraçoğlu Mahallesi’nden, tarihi kültürel ve doğal varlıklarımızdan elinizi çekin. Saraçoğlu Mahallesi’ni yok edecek her türlü girişimin karşısında olacağız. Saraçoğlu Mahallesi’nin ağaçları, yapıları ve alanın tamamı tescilli kültür varlığıdır. Saraçoğlu otopark olarak kullanılamaz. Saraçoğlu ağaçları ile kendi habitatını oluşturan flora ve faunası ile insan doğa birlikteliğinin en nadide eseri kültürel peyzaj alanıdır. Özgün kimliğinin korunması gerekirken Saraçoğlu Mahallesi’ne neoliberal kimlik verilmesini ve ticarileşmesini reddediyoruz. Adaletsiz sürecin Saraçoğlu Mahallesi’nde tezahürü görüyoruz. Çevre Şehircilik Bakanlığı ile birlikte tek yetkili koruma bölge kurulu görülüyor ve alana dair yerel yönetimlerin yetkisi gasp ediliyor’’ dedi.
PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan,”Dava süreçlerine rağmen Atatürk Kültür Merkezi alanlarında talan sürüyor” dedi.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Atatürk Kültür Merkezi alanına, millet bahçesi yapılması planına onay veren kurul kararına karşı açılan dava devam ederken Atatürk Kültür Merkezi alanlarında talanın devam etmesine ilişkin basın açıklaması yaptı.
Candan, “AKM alanlarında tescilli ve korunması gereken bölgelerin yıkılarak, millet bahçesi adı altında rant bahçesi yapımının, dava süreçlerine rağmen devam ettiğini” belirtti.
‘Yeşil alan yapıyoruz’ diyerek tarihi tören pistini yıkanların, tören pistinin altına otopark yapımı için inşaata başladığını bildirdi. Candan, “Atatürk Kültür Merkezi alanına, millet bahçesi yapılması planına onay veren kurul kararına açtığımız devam ederken, Çevre Şehircilik Bakanlığı’na, AKM’de yapılan millet bahçesi planına yürütmeyi durdurma ve plan iptal talebiyle Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’nde dava açtık. Davalarımız sürüyor ancak talan da sürüyor. Millet bahçesi adı altında altına otopark yapımına başlandı. Tarihi tören pistinin altını betona boğdular. Yargı telafisi olmayan zararlar ortaya çıkmadan en kısa zamanda yürütmeyi durdurma kararı vererek planı iptal etmelidir” dedi.
“OTOPARK ANKARA ULAŞIMINI TIKAYACAK”
“Niyetin, dibe vuran inşaat sektörünün önünü açmak ve değerlerimizi yok etmek olduğu ortadadır. Nerede bir millet bahçesi varsa yanında ya büyük ölçekli rant projeleri ya da yok etmek istedikleri Cumhuriyet değerleri vardır. ‘Yeşil alan yapıyoruz’ aldatmacasının altında katmerli bir yıkım ve rant projesi otopark yapımıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Alanın tamamında otopark yapılması Ankara’nın ulaşımını da tıkayacaktır” diyen Candan, şunları söyledi:
“Rantın ve Cumhuriyetle hesaplaşmanın mekânsal karşılığı olan millet bahçeleri yeşil alan üretme kılıfıyla ideolojik olarak planlandı. AKP hükümetinin ve yerel yönetimlerinin kente dair yaptığı her şey, her yıkım ideolojiktir. Atatürk Orman Çiftliği’ni, bu halkın en değerli, yeşil alanı öğrenme alanını talan eden bir zihniyet, bizim karşımıza çıkıp yeşil alan yapıyoruz demesin. Millet bahçelerinde hem neoliberal politikalarını hem de siyasal İslam’ın Cumhuriyetle mekânsal hesaplaşmasını görüyoruz. Seçilen yerlere baktığımızda; kentlerin en stratejik ekolojik eşiklerini (Ankara’da AKM alanları, İmrahor Vadisi, Burdur’da Salda Gölü, İstanbul’da Yıldız Parkı vb.) sulak ve doğal alanlarını, kentsel açıklıkları, koridorlarını ve yeşil adım taşlarını, Cumhuriyet’in simge değeri yapılarını da içeren stadyum alanlarını, askeri lojmanlar ve askeri hastane alanları gibi zaten kentlerin açık-hava koridorlarında yer almış büyük alanları görüyoruz. Alan büyükleri ile kentlerin gelişmişlik ölçütlerini belirleyen kişi başına düşen yeşil alan miktarını artırmak gibi bir kentsel standardı yakalamak derdinde değiller. Amaçlanan ‘altı beton, üstü yeşil’ aldatmacasıyla rant ve Cumhuriyet değerlerinin yıkımıdır. Bilim ve teknikten aldığımız güçle kamu yararını ve Cumhuriyet değerlerini savunmaya devam edeceğiz.’’