Etiket: TGC

  • TGC-TGS-DİSK Basın İş’ten, gözaltı tepkisi: Gazetecilik suç değil!

    TGC-TGS-DİSK Basın İş’ten, gözaltı tepkisi: Gazetecilik suç değil!

    PİRHA-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve DİSK Basın İş Sendikası Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Urfa ve Van’da ev baskınlarında JINNEWS ve Mezopotamya çalışanı 11 gazetecinin gözaltına tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “Gazeteciliği suç olarak görmekten vazgeçmeyen iktidarın uzun süredir basın üzerinde sürdürdüğü baskının son örneği, seçime giderken 11 gazetecinin gözaltına alınması olmuştur” denildi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, Mezopotamya Ajansı (MA) ve Jinnews çalışanı 11 gazeteci evlerine yapılan operasyonlarla gözaltına alındı. MA’nın Ankara bürosuna da baskın yapan polis haber üretimi yapılan çok sayıda materyale de el koydu.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve DİSK Basın İş Sendikası Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Urfa ve Van’da ev baskınlarında JINNEWS ve Mezopotamya çalışanı 11 gazetecinin gözaltına alınmasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

    “GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILSIN”

    Yapılan açıklamada şunlar dile getirildi:

    “JİNNEWS ve Mezopotamya Ajansı’nın İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Urfa ve Van’daki yazı işleri müdürü ve muhabirleri olmak üzere 11 kişi evleri basılarak gözaltına alınmıştır. Meslektaşlarımızın gözaltına alınırken darp edildikleri ve ters kelepçe uygulandığı kamuoyuna yansımıştır. Biz gazetecilik meslek örgütleri olarak seçime gidilirken meslektaşlarımıza yönelik bu operasyonları, yurttaşın haber alma ve gerçeği ulaşma hakkına yeni bir saldırı olarak görüyoruz. Gazetecilik suç değildir. Seçime giderken gazetecilerin görev yapmasının önündeki engellerin kaldırılması, kamuoyunun şeffaf bir biçimde oluşabilmesi için gereklidir. Gözaltına alınan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Seçime gazetecileri gözaltına alarak gidilmemelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Basın meslek örgütlerinden, ‘Dezenformasyon Yasası’na karşı Meclis’te açıklama

    Basın meslek örgütlerinden, ‘Dezenformasyon Yasası’na karşı Meclis’te açıklama

    PİRHA- Basın meslek örgütleri, “Dezenformasyon yasası”na karşı açıklama yaptı. Açıklamada, “Yasa teklifi ifade özgürlüğünün önünde tarihimizin en büyük engeli olarak dikilecek” denilerek, yasanın geri çekilmesini istedi.

    Meclis Genel Kurul’unda bugün “Dezenformasyon yasası” görüşülecek. Genel kurul öncesinde basın meslek örgütleri HDP, CHP, DEVAPARTİ’li milletvekillerin katılımıyla Meclis’te açıklama yaptı. Açıklamaya Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Disk Basın İş temsilcileri katıldı. Gazeteciler ve milletvekilleri yasayı siyah maske takarak, protesto etti.

    Gazeteci meslek örgütleri adına açıklamayı Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Kemal Aktaş okudu. Aktaş, itirazlarını şöyle sıraladı:

    “Yasa teklifi ifade özgürlüğünün önünde tarihimizin en büyük engeli olarak dikilecek. 29’uncu madde ile ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ gibi bir yeni suç tanımı oluşacak. Muğlak ve ucu açık ifadelerle hangi savcının, hangi yanlış bilgiyi yayanlarla ilgili harekete geçeceği bilinemeyecek. Sosyal medyada eleştirel paylaşımlar, ‘dezenformasyon’ olarak suçlanabilecek. Yalan haberi yapanın yanı sıra yayan ifadesi getirilerek demokrasiyi ve ifade özgürlüğü ilkesini temelinden sarsıp çökertecek pek çok uygulamayla karşı karşıya kalınacak.

    YEREL GAZETELER AĞIR DARBE ALINACAK!

    İnternet siteleri Basın İlan Kurumu havuzuna dahil edilirken, yeni kaynak yaratılmadığı için, ilan pastasından alınan pay iyice küçülecek. Resmi ilan yayınlama hakkına sahip 953 gazetenin yaklaşık 30’u yaygın, geri kalanı yerel gazetedir. Resmi ilan yayın hakkı bekleyen gazeteleri de hesaba kattığımızda yaklaşık 1000 gazete için gelirlerini önemli ölçüde kaybetme riski oluşacak.

    BASIN KARTI DA ELLERİNDEN ALINACAK

    İktidarlar tarafından tehlikeli görünen sosyal medya paylaşımları ağır cezaya maruz kalacak. Kapalı anlık mesajlaşma uygulamaları, görüşmelere ilişkin bilgileri BTK’ya verecek. Teklifin bir nebze olumlu sayılabilecek yanı, internet basınında çalışan meslektaşlarımıza gazeteci statüsü kazandırması ve bu yolla basın kartı alma yolunun açılması. Bu duruma karşın belli şartlarda internet basınına yönelik ağır yaptırımlar da öngörülmekte. Teslim ve muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmeyen internet sitesine, 1 milyar liraya kadar ceza verilebilecek. ‘Haber Sitesi’ vasfını yitiren internet sitelerinde çalışan gazetecilerin kişisel hakkı olan basın kartı da ellerinden alınacak.

    Kişisel hakların korunması önemli ancak bu haliyle internet siteleri için kaotik bir süreç yaşanabilecek. Yazılı medyada dava açmak için tanınan ‘yayın tarihinden itibaren 4 aylık süre’, internet basınında yayın tarihinden itibaren değil ‘şikâyet tarihinden itibaren’ başlatılacak. Yani her gün yüzlerce haber yayınlayan bir internet sitesi yasanın ardından yıllar boyunca, binlerce haberiyle ilgili dava edilebilecek.

    Gazetecilerin basın kartı taşımasının hiçbir anlamı kalmayacak, dernek ve vakıf yöneticilerinin, pek çok kamu çalışanının basın kartı almasının önü açılacak. Basın kartı komisyonu maddelerinin yasa teklifinin içine konulmasıyla meslek örgütlerinin bu mevzuatı idari yargıya taşımasının önüne geçiliyor, yasal zırh kuşanılıyor. Kimin basın kartı alıp kimin alamayacağına karar verecek 9 kişilik komisyonda gazetecileri temsil edebilecek sadece 2 temsilci bulunabilecek, 5 üyeyi doğrudan başkanlık belirleyecek.

    Resmi ilanların adil bir şekilde gazetelere dağıtılması amacıyla kurulan ve fikir ve içerik farkı gözetmeksizin aracılık hizmeti yapmakla yükümlü Basın İlan Kurumu gazetelere ve internet haber sitelerine hem para hem ceza veren bir kurum olarak büyük yetkilerle donatılacak. Basın İlan Kurumu tıpkı televizyon ve radyolar üzerinde kılıcını sallayan RTÜK gibi yazılı ve dijital medyanın ‘eli silahlı polisi’ haline gelecek.

    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) sosyal medya ve Whatsapp gibi haberleşme programlarını çok sıkı denetim ve ceza tehdidi altına alacak. Kullanım bilgilerini vermek ya da suç işlediği öne sürülen hesaplarla ilgili işlem yapmak gibi ağır yükümlülükleri kabul etmeyen sosyal medya şirketlerine 30 milyon TL ceza ve kapatmayla eş anlamlı sayılabilecek düzeyde yüzde 95 bant daraltması cezaları söz konusu olacak. BTK sosyal medya şirketlerinin küresel cirolarının yüzde 3’ü kadar ceza kesebilecek. Hangi sosyal medya devi küresel cirosunun yüzde 3’ünü ceza olarak Türkiye’ye öder? Maddeyle sosyal medya şirketleri üzerinde baskı kurularak düşünce ve ifade özgürlüğü alanının kontrol edilmesi amaçlanmaktadır.

    İtirazlarımızı Meclis’te dile getirirken ‘Tartışmalı bu maddeleri, muğlaklıktan uzak olacak şekilde yeniden düzenleyelim, bunlar bizde büyük kaygı uyandırıyor’ dedik, dinlemediler. Mesleki itirazlarımıza karşı adeta cezalandırıldık. Mesleki düzenleme yapma amacıyla kurulan kurumlar birer ceza kurumuna dönüştürülürken şimdiden nokta atışı başlatılan cezalar yaygınlaştırılacak.

    Yaklaşan seçimler öncesinde devlet kurumlarının, halkın tüm haber kaynaklarını bir ahtapot gibi sararak, isterse sıkıştırıp boğacağı isterse gevşetebileceği bir yasal düzenlemeye HAYIR denilmelidir. Biz gazeteciler topluma karşı sorumluluğumuz gereği bir kez daha hem yasa yapıcıları hem kamuoyunu uyarıyoruz. Bu yasa bu haliyle uygulanırsa ülkemizde basın, ifade ve haberleşme özgürlüğü kalmayacak. Bu sansürü kabul etmeyeceğiz; okurlarımızla, sektörle, meslektaşlarımızla ve basın-ifade özgürlüğünden yana olan halkımızla bu mücadeleyi büyüteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • TGC’den 16 Kürt gazeteciye ‘basın özgürlüğü’ ödülü

    TGC’den 16 Kürt gazeteciye ‘basın özgürlüğü’ ödülü

    PİRHA-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından yapılan açıklamada, basın özgürlüğü ödülünün Diyarbakır’da tutuklanan 16 Kürt gazeteci şahsında meslekleri yapmaları engellenen tüm gazeteciler ile tutuklu gazetecilere verildiği kaydedildi. 

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri belli oldu. TGC, bu yıl kişi dalında verilen ödül, Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alındıktan 8 gün sonra tutuklanan 16 Kürt gazeteci şahsında mesleklerini yapmaları engellenen ve tüm tutuklu gazetecilere verildi.

    TGC yaptığı açıklamada, “Siyasette seçim söylemlerinin yaklaştığı bir dönemde yurttaşların haber alma hakkını engellemek, tek tip gazeteci, tek tip haber yaratma amacıyla tutuklanan 16 Kürt gazeteci; Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Ali Ertaş, Mehmet Şahin, Neşe Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Safiye Alagaş, Serdar Altan, Suat Doğuhan ile Zeynel Abidin Bulut’un şahsında mesleklerini yapmaları engellenen tüm gazetecilerle, tutuklu gazetecilere” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazetecilerden, ‘Sansür Yasasına’ karşı eylem çağrısı

    Gazetecilerden, ‘Sansür Yasasına’ karşı eylem çağrısı

    Gazeteciler, ‘Sansür Yasasına’ karşı eylem çağrısı yaparak, “Sosyal medyaya ve gazeteciliğe yönelik sansür yasasına karşı yarın tüm ülkede sokaklara çıkıyoruz” dedi.

    AKP ve MHP’nin, ‘dezenformasyonla mücadele’ gerekçesiyle 27 Mayıs’ta, TBMM Başkanlığı’na sunduğu ‘Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi’, tüm tepkilere karşın TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

    Medyaya sansür getirecek yasa tasarısı bu hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Gazeteciler ise, tasarının geri çekilmesi için eylem çağrısı yaptı.

    Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK-Basın İş Sendikası, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Derneği (Ankara), İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen Sendikası, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Haber Kameramanları Derneği’nin ortak çağrısıyla yarın Türkiye’nin bir çok ilinde, çarşamba günü ise Ankara’da protesto yürüyüşü gerçekleştirilecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    AKP-MHP milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifinin “ifade özgürlüğüne yeni bir darbe” olduğunu belirten TGC, “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, aba altından sopa gösterilmektedir” dedi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, AKP-MHP’nin Meclis’e sunduğu, gazetecilere yeni hapis cezaları getirilmesinin yolunu açan torba kanun teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Şirketler aleyhine haber yapan gazetecilere “şöhrete zarar” suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası getiren teklifin yurttaşların habere erişim hakkını engelleyeceğinin altı çizilen açıklamada, “Anayasal bir hak olan basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engellemek için iktidar tarafından sistematik olarak girişimde bulunulmaktadır. Son olarak 85 iktidar milletvekilinin ortak imzasıyla TBMM’ye torba kanun içinde bir teklif sunulmuştur. Torba yasaya eklenen maddeye göre isimleri belirtilmese bile şirketlerin güvenilirliği konusunda kamuoyunda tereddüde yol açacak, güveni sarsacak haberlerin yapılması sansürlenmektedir” denildi.

    Sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgili haberlerin serbest dolaşımının bir kez daha engellenmek istendiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, ekonomi habercilerine aba altından sopa gösterilmektedir. Bu madde kabul edilirse yurttaşların habere erişiminin önüne yeni bir engel konulacaktır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yeni bir darbe olan bu teklifin çekilmesi için iktidar ve muhalefet partilerine çağrı yapıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC: 12 bine yakın gazeteci işsiz kaldı; çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesinde

    TGC: 12 bine yakın gazeteci işsiz kaldı; çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesinde

    PİRHA-Türkiye’deki ekonomik krizden gazetecilerin de ağır şekilde etkilendiğini yazılı bir açıklama ile duyuran Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, “Siyasi ve ekonomik baskıyla kapatılan yüzlerce yayın organında, 12 bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı bir ortamda çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesindeki maaşlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır” ifadelerine yer verdi. 

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Ekonomik kriz gazetecileri de vurdu” başlıklı yazılı bir açıklama yayımlayarak, gazetecilerin sorunlarına değindi. Türkiye’deki ekonomik krizin gazetecileri de ağır şekilde etkilediği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz medyada çalışan meslektaşlarımızı da ağır bir biçimde etkilemiştir. Siyasi ve ekonomik baskıyla kapatılan yüzlerce yayın organında, 12 bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı bir ortamda çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesindeki maaşlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapan gazetecilerin Basın İş Kanunu kapsamındaki sözleşmeyle çalıştırılmaması en önemli sorunlardan biridir. Çünkü beraberinde ciddi hak kayıplarını getirmektedir.

    GAZETECİLERE ÜÇ TİP SÖZLEŞME İMZALATILMAKTADIR

    Uygulamada gazeteci ile işvereni arasında 1. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, 2. Belirli Süreli İş Sözleşmesi, 3. Telif Sözleşmesi  olmak üzere üç tip sözleşme imzalanmaktadır. Telif sözleşmesi adı altında çalışan bir gazeteci ilk olarak Basın İş Kanunu’nun kapsamı dışında kalmaktadır.  Esas önemli yanı ise sosyal güvenlik hakları kısıtlanmış ve sigortasız çalışmış olmaktadır.

    Gazetecinin haklarını kısıtlayan diğer uygulama ise gazeteciye maaş + telif adı altında yapılan maaşın bölünmesi uygulamasıdır ki, bu da gazetecinin haklarını kısıtlamakta günün sonunda SGK’dan daha az bir emeklilik maaşı almasına yol açmaktadır.

    GAZETECİLER İŞ YASASI İLE ÇALIŞTIRILIYOR

    Basın İş Kanunu ile çalıştırılması gereken gazeteciler  sıklıkla 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sözleşmeye zorlanmaktadır.  Bu  çalışma biçimi de  gazetecinin haklarını kısıtlayan bir uygulama biçimidir. Gazetecinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılmasının en önemli sonucu Basın Kartı alamaması ve 5510 Sayılı Kanun’da tanınan  fiili hizmet zammı hakkından mahrum kalmasıdır.

    AYLIK MAAŞA FAZLA MESAİ DAHİL EDİLİYOR

    Gazetecinin aylık ücreti ile ilgili olarak da uygulamada bazı problemler yaşanmaktadır. Bazı medya kuruluşlarında gazetecinin almış olduğu aylık ücretin bir kısmının fazla mesai olarak ücret bordrolarına yansıtıldığı görülmektedir.

    Bu kanuna aykırı olduğu gibi, ahlaki bir problem olarak da karşımıza çıkmaktadır.  Gazetecinin ileride haklarını almak için açacağı davada ciddi bir sorun yaşanmaktadır. Örneğin fazla mesai ücreti taleplerinde Yargıtay ücret bordrolarında gözüken fazla mesai ücret ödemelerinin, hak edilen fazla mesai ücretinden mahsup edilmesine karar verdiğinden gazeteci gerçek hakkını alamamaktadır. Kıdem ve ihbar tazminatlarının da daha eksik hesaplanmasına sebep olmaktadır.

    EN AZ MAAŞ ALANLAR, MUHABİRLER

    Uygulamada en az ücret alan basın çalışanları olarak muhabir, foto muhabiri ve editörler karşımıza çıkmaktadır. Uzun yıllar basın kuruluşlarında çalışan, mesleki kıdemleri 15-20 yılı bulan gazetecilerin çok düşük ücretlerle çalıştırıldıkları da bilinen bir gerçektir. Medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin ücretlerine uzun yıllar zam yapılmamaktadır. Sonrasında yapılan zamlar ise günün ekonomik koşullarının  çok altında kalmaktadır. Bu da gazetecinin düşük kıdem tazminatı ve düşük emeklilik maaşı ile çalışma yaşamlarını sonlandırmalarına neden olmaktadır.

    GAZETECİ MAAŞLARI AĞIR BİR EROZYONA UĞRAMIŞTIR

    Gazetecilerin Basın İş Sözleşmesi dışında imzalamaya zorlandıkları sözleşmelerin yarattığı hak kayıplarının yanı sıra aldıkları ücretler de ekonomik kriz nedeniyle erozyona uğramıştır.

    Kariyer.net 2021 Ocak ayı için medya sektöründe en yüksek muhabir maaşını 8 bin 410 TL en düşüğünü ise 2 bin 820 TL, ortalama ücreti de  4 bin 110 TL olarak saptamıştır. TÜİK Tüketici Fiyatları Endeksi’ne (TÜFE) göre örneğin 2019 yılı Ocak ayında 3 bin TL ile işe başladığını varsaydığımız bir muhabirin aynı yaşam düzeyini sağlayabilmesi için 2021 yılının Kasım ayında yaklaşık 4 bin 560 TL maaş alması gerekmektedir. Bu TÜİK enflasyon hesaplamalarına göre yüzde 52 artış anlamına gelmektedir.

    HESAPLAMALAR GERÇEK FİYAT ARTIŞLARINI YANSITMIYOR

    Oysa TÜİK tarafından yapılan enflasyon hesaplamalarının gerçek fiyat artışlarını yansıtmadığı ortadadır. Bu nedenle Prof. Veysel Ulusoy’un başkanlığında çalışan bir grup bağımsız ekonomistin kurduğu Enflasyon Araştırmaları Grubu (ENAG) son zamanlarda kendi bulgularını açıklamaya başlamıştır. ENAG verilerine göre 2021 Kasım ayı itibarıyla yıllık tüketici fiyatları artışı yüzde 58,65 olmuştur. TÜİK aynı dönem için yüzde 21,31 oranını vermiştir.

    Somut örnek vermek gerekirse 2020 Kasım’ında 3 bin TL maaş alan bir muhabirin, aynı yaşam düzeyini tutturmak için TÜİK’e göre 2021 yılı Kasım ayında yaklaşık 3 bin 640 TL ENAG hesaplamasına göre de yaklaşık 4 bin 760 TL aylık almış olması gerekmektedir.

    GAZETECİLER HER GÜN BİRAZ  DAHA YOKSULLAŞIYOR

    Ancak TÜİK’in tüketici fiyatlarındaki artışları en aza indirerek yansıttığı endekse göre bile yeterli maaş artışı sağlanamamakta, meslektaşlarımız günün koşullarında her gün daha da yoksullaşmaktadırlar.

    İşverenler bu ağır sürecin meslektaşlarımızı daha fazla ezmesine izin vermemelidir. Gazetecileri Basın İş Yasası ile çalıştırmalı, hak ettikleri ücretleri almalarını sağlamalıdır.”

    GAZETECİLER EKONOMİK KRİZDEN NASIL ETKİLENDİKLERİNİ ANLATTILAR

    ASGARİ ÜCRETİN 1,5 KATINI ALIYORUM

    Erkek (39): Mesleğe ilk başladığımda iki yıllık deneyimime rağmen asgari ücretin dört katını kazanıyordum. 22 yıldır çalışıyorum şimdi asgari ücretin 1,5 katı alıyorum. Eskiden gazeteler arası gazeteciler transfer edilirdi ücretler artardı. Şimdi birçok yayın organı kapandığı için öyle bir şansımız da kalmadı.

    KREDİ KARTIYLA AY SONUNU GETİRMEYE ÇALIŞIYORUM

    Kadın (47): Bekar anneyim. 28 yıldır gazetecilik yapıyorum. Kiram 2 bin 600 TL, aylık sabit giderim 3 bin 800 TL. Kredi borçlarım var. Bunların toplamı da bin 750 TL. Üniversite öğrencisi bir çocuğum var. Emekli maaşım ve çalıştığım kurumdan aldığım maaş ile birlikte elime geçen 8 bin TL. Yüksek kur ve enflasyon nedeniyle geçinme imkanı bulamıyorum. Kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışıyorum. Enflasyon yüzünden paranın bir değeri kalmıyor.

    EKİPMANLARIN FİYATLARI YÜZDE YÜZE YAKIN ZAMLANDI

    Erkek (31): Dört buçuk yıldır muhabir olarak çalışıyorum. Mesleğe stajyer olarak ücret almadan başladım. Ailemin yanında kaldığım için bir müddet idare edebildim. Sonra dokuz ay İş-Kur ödeneği ile çalıştıktan sonra resmi girişim yapıldı. 2019 yılında 2 bin 300 TL maaş almaya başladım. İş değiştirdim, 5 bin TL maaşım. Ancak yetiyor. Mesleğim için gerekli ekipmanların fiyatları da yüzde 100 arttı.

    BU MAAŞLA NE KADAR DAYANIRIM BİLMİYORUM

    Kadın (33):  Yedi yıldır muhabirlik yapıyorum ve aldığım maaş 3 bin 700 TL.  Ailemle yaşıyorum ve kazandığım para, kişisel ihtiyaçlarımı karşılamama bile yetmiyor.  Bir de üstün performans bekleniyor. İşimi sevmesem  bu parayla kesinlikle çalışmazdım.  Bu maaşla daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

    GELECEĞE DAİR HİÇBİR UMUDUM YOK 

    Erkek (32) : Dokuz yıldır gazeteci olarak çalışıyorum ve bekarım. 5 bin 500 TL alıyorum ve aldığım  maaş kendime zor yetiyor. Geleceğe dair hiçbir umudum yok. 10 yıldır çalışmamın  sebebi işime olan tutkum. Aksi takdirde sadece gazetecilik yaparak bir gelecek hayali kurmak, evlenip çocuk sahibi olmak imkânsıza yakın bir şey.

    ALDIĞIM MAAŞ İLE SADECE GÜNÜ KURTARIYORUM

    Erkek (33):14 yıldır televizyon muhabiri olarak çalışıyorum. 3 yıl önce evlendim. Şu an ki, maaşım 5 bin TL.  Aldığım maaş şu anda geçimime zor yetiyor. Eşim de, muhabirlik yapıyor ve o da çalışmasaydı Türkiye şartlarında bu parayla geçinemezdik.  Sadece  günü kurtarıyorum.

    BU MESLEĞİ SEVMESEM YILLARCA KATLANAMAZDIM

    Erkek (29): Yedi yıldır gazetecilik yapıyorum. Bundan tam 3 ay öncesine baktığımda bırakın aldığım maaşla geçinmeyi, her ay kredi kartları olmasa ayakta kalamazdım. 3 bin 500 TL alıyorum.  Sevmesem bu maaşla çalışmaya katlanmazdım.

    ALDIĞIM MAAŞ HER GEÇEN GÜN DEĞER KAYBEDİYOR

    Kadın (29) :  Beş yıldır bir gazetede muhabirlik yapıyorum. Evliyim, aldığım maaş 4 bin 400 TL. Yaptığımız iş ve aldığımız maaşı karşılaştırdığımızda  çok düşük ücretlere çalışıyoruz. Ekonomi kötüye gidiyor. Aldığım maaş her geçen gün değer kaybediyor.  İki kişi çalışıyoruz. Çocuğumuz olsa geçinemezdik.

    EŞİM ÇALIŞMASAYDI KESİNLİKLE GEÇİNEMEZDİK

    Kadın (28) :  Altı yıldır gazete muhabirliği yapıyorum. Bir buçuk yıl önce evlendim. Şuan ki maaşımın neti 3 bin 800 TL. Aldığım maaşın İstanbul şartlarında ve mevcut ekonomik krizde yetmesi mümkün değil. Eşim de çalışmasaydı kesinlikle geçinemezdik.

    HİÇBİR BİRİKİM YAPAMIYORUM

    Kadın (25):  Meslekte beş yılımı bitirdim. Aldığım maaş 3 bin 850 TL.  ve buna ek olarak 750 ile bin TL. arasında mesai alıyorum. Ailemle yaşıyorum. Temel ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra ay sonunda hiçbir şekilde birikim yapamıyorum. İnsanca bir yaşam için maaşımın en az 8 bin TL. olması gerekiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Özgür bir haberciliğin yapılabilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz’

    ‘Özgür bir haberciliğin yapılabilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz’

    PİRHA- TGC, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Özgür bir haberciliğin yapılabilmesi için mücadelemizi yalnız 24 Temmuz’larda değil her platformda bir kez daha seslendireceğimizin bilinmesini isteriz” dedi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurul, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamada “Özgür bir haberciliğin yapılabilmesi için mücadelemizi yalnız 24 Temmuz’larda değil her platformda bir kez daha seslendireceğimizin bilinmesini isteriz” denildi.

    “SANSÜR HER GÜN BİRAZ DAHA ŞİDDETLENDİ

    24 Temmuz 1923’de imzalanan Türkiye’nin bağımsızlık belgesi Lozan Antlaşması’na da dikkat çekilen TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşler yer aldı:

    “24 Temmuz 1908’de basın tarihimizde önemli bir gelişme yaşandı. II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte günlük sansür görevlerini yapmak üzere gazete ve matbaalara gelen sansür görevlileri gazete sahipleri ve çalışanlar tarafından içeri alınmadılar. Böylece sansür bir dönem için de olsa kendiliğinden ilk kez basın yayın organlarında resmen kalkmış oldu. 24 Temmuz’lar 1971 yılına kadar basın bayramı olarak kutlandı.

    Ancak bu tarihten sonra gazeteciler üzerinde ve gazete çalışanları için ağır baskılar başladı. Gazeteler, yayınlar, kitaplar ve çeşitli yayınlar toplatıldı. Matbaalar basıldı, kimi gazeteciler cezaevine konuldu. Sansür her gün biraz daha şiddetlendi.

    Bunu dikkate alan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 1971’deki Yönetim Kurulu, Basın Bayramı nitelemesini kaldırarak yerine 24 Temmuz’u Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü olarak kayıta geçti. Günümüzde de basına yönelik koşullarda ise bir değişiklik olmadığı, cezaevlerinde çok sayıda gazeteci bulunduğu, düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engellerin kalkmadığı dikkate alındığında ‘Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’ tanımını 24 Temmuz’ların alışılagelmiş bir ifadesi olarak kullanıyoruz. Ülke özgür habere ulaşmanın suç olmadığı günlere kavuştuğunda elbette gazeteciler yeniden ‘Basın Bayramı’nı kutlayabileceklerdir.

    Günümüz koşullarında basın sektöründe çığ gibi büyüyen işsizliğin var olduğu, halkın habere ulaşma yollarının her gün biraz daha daraldığı, kamuoyunun haber alma özgürlüğüne ket vurulduğu bir ortamda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak haberin suç olmadığını anlatmaya çalışmayı sürdüreceğiz. Özgür bir haberciliğin yapılabilmesi için mücadelemizi yalnız 24 Temmuz’larda değil her platformda bir kez daha seslendireceğimizin bilinmesini isteriz.

    24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde Türk Ulusuna önemli bir müjde geldi. Uzun ve sert görüşmelerden sonra İsmet İnönü Başkanlığındaki Lozan heyeti Türkiye’nin bağımsızlık belgesi olan ‘Lozan Antlaşması’nı imzalamıştı. Kurtuluş Savaşımızın sonucunda kazanılan Lozan Belgesi ile de Türkiye gelişmiş ülkeler arasında saygın bir yer almayı başarmıştı.”

    (HABER MERKEZİ)