Etiket: tip genel başkanı erkan baş

  • PSAKD Genel Kurulu: Katliamlar ile yüzleşmek için örgütlü mücadele etmeliyiz-VİDEO

    PSAKD Genel Kurulu: Katliamlar ile yüzleşmek için örgütlü mücadele etmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD 17. Olağan Genel Kurulu konuşmalar ile devam ediyor. Yapılan konuşmalarda Suriye’de kaçırılan Alevi kadınların akıbetine dikkat çekilirken, 24 Nisan’da Samandağ’da gerçekleşecek ‘Barış Duvarı’ buluşmasına çağrı yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 17. Dönem Olağan Kurulu ilk günde yapılan selamları konuşmaları ile devam ediyor.

    “ÖNÜMÜZDEKİ ZOR SÜREÇTE ALEVİ KURUMLARI İLE BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ”

    Madımak Katliamı’nda katledilen Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa Anayasa Mahkemesi’ni dava ettiğini belirterek 3 yıllık bir hak gaspı olduğunun altını çizdi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, genel kurulu selamlayarak başladığı konuşmasında, “Önümüzdeki zor süreçte Alevi kurumları ile birlikte yürüyeceğimizi bildirmek için buradayız. Yeni bir operasyon ile karşı karşıyayız. Sarayın Alevilerini yaratmaya çalışan anlayışa karşı dimdik duracağınıza eminim” dedi.

    TAŞÇIER: YAŞADIKLARIMIZLA ÖRGÜTLÜ OLARAK BAŞ EDEBİLİRİZ

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer, Özgür Özel’in CHP’nin Yozgat’ta yapacağı miting nedeniyle genel kurula katılamadığını belirterek, “Bizim yüzyıllardır alışık olduğumuz ama kara günlerden geçiyoruz. Unuttukları bizim korkuyu Kerbela’da bıraktığımız. Biz şunu biliyoruz ki bütün bu yaşadıklarımızın üstesinden bir arada olarak, örgütlü bir şekilde baş edebiliriz” dedi.

    BAKIRHAN VE HATİMOĞULLARI’NDAN KURULA MESAJ

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Eş Başkanların Sırrı Süreyya Önder’in kalp krizi geçirmesi nedeniyle kurula katılamadıklarını belirterek, eş başkanların mesajlarını okudu. Tuncer Bakırhan ve Hatimoğulları’nın mesajları şöyle:

    “Kadim bir inancın, yüzyılladır bir direnişin taşıyıcıları olarak sizleri selamlıyoruz. Aleviler inkar ve asimilasyonun hedefindedir. Alevileri kendi hesaplarına alet etmek istiyorlar. Madımak Katliamının üzerinden yıllar geçmesine rağmen cezası verilmemiştir. Toplumsal vicdana indirilen ağır bir darbedir. Sadece Türkiye’de değil Aleviler bölgenin her yerinde kuşatma altındadır. Alevi kadınlar kaçırılıyor. Herkes gereken girişimleri yapmalıdır. Bu ülkede sahici bir barış olacaksa bu demokratik bir ülkeden geçer. Aleviler olmadan, Alevilerin rızası olmadan barış da, demokrasi de olmaz.”

    UÇAR: DAHA ÖRGÜTLÜ BİR MÜCADELE ÖRMEMİZ GEREKİYOR

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Uçar, “Alevi halkına yönelik soykırımını konuşacağız. Madımak Katliamı’nın faillerinin serbest bırakılması bize çok şey anlatıyor. Daha örgütlü bir mücadeleyi örmek zorundayız” diye konuştu.

    SAĞLAM: MADIMAK’I UTANÇ MÜZESİ YAPMAK İSTİYORUZ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam şunları söyledi:

    “Ülkede şu an yurtdışı yasağı ile tutsak kaldım. 33 canımız Madımak’ta katledildi. Biz o günden beri orayı utanç müzesi yapmak istedik. Olmadı ama mücadele etmeye devam edeceğiz. İki başkanımın Pir Sultan’ın yoldaşları olarak hakkaniyetli olarak mücadele edeceklerine yürekten inanıyorum.”

    GEÇMEZ: KATİLLERİ TANIYORUZ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ise şunları ifade etti:

    “Yüzyıllardır Pir Sultan’la, Hacı Bektaş’lar çıkmıştır. Verdiğimiz mücadele ülkenin daha demokratik olması için verdiğimiz mücadeledir. Alevilerin mücadelesini sadece Aleviler için verdiğini düşünen ülke gündemini anlamıştır. Aleviler onurlu bir barış için mücadele veriyor. Başından beri Türkiye’deki ve Ortadoğu hakkında Aleviler uyarıda bulundu. Aleviler ateş yerinde. Biz katilleri tanıyoruz.”

    TOMBUL: ARTIK LAİKLİĞİN ESAMESİ OKUNMUYOR

     

    Sol Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, artık laikliğin esamesinin okunmadığını belirterek, “Laikliği yeniden kazanmak hepimizin sorumluluğu. Madımak katliamı faillerini aklayanlar Suriye’de katliam yapanları ağırlıyorlar. Hepimize tarihi bir sorumluluk düşüyor” ifadelerini kullandı.

    KARAGÖZ: ALEVİLER HER TÜRLÜ MİLLİYETÇİLİĞİ REDDEDER

    KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Yüzyıllık cumhuriyet tarihine baktığımızda, katliamların çoğunluğunun Alevilere yönelik olduğunu belirtmek isterim. Bu zihniyeti mahkûm etmediğimiz sürece yeni katliamlarla baş başa kalacağız. Aleviler yetmiş iki millete bir nazardan bakar bu nedenle Alevilik her türlü milliyetçiliği ve tek dil dayatmasını reddeder. Bizim birbirimize ihtiyacımız var.

    ŞENGÜNLÜ YILMAZ: 24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’A BEKLİYORUZ

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Seher Şengünlü Yılmaz ise, Alevi kadınlar öncülüğünde Hatay Samandağ’da gerçekleşecek buluşmaya çağrı yaparak, “Demokrasinin, hukukun, adaletin ayaklar altına alındığı bir dönemden geçiyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi toplumunun en büyük sorunlarından birisidir. Alevi toplumunun başında bir devlet memuruna ihtiyacı yok, biz nu yolu yüzyıllardır pirlerimizle yürüdük. Demokratik Alevi hareketini parçalamak için vakıflar kuruyorlar. 24 Nisan’da Samandağ’da Suriye’deki kadınlar için bir eylem yapacağız. 24 Nisan’da herkesi Samandağ’a bekliyoruz” diye konuştu.

    BEKTAŞ: YÜZYILLARDIR DEMOKRASİ, BARIŞ DİYORUZ

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, bu genel kurulda görev alacakların üzerinde büyük sorumluluk olduğunu belirterek, “Cemevi Başkanlığı Alevi kurum başkanlarını tehlike olarak göstererek davalar açmaya başladı. Biz yüzyıllardır demokrasi, barış diyoruz. Gerçekten bir barış sağlanacaksa Alevisiz olmaz” dedi.

    KARABUDAK: İÇİNDEN GEÇTİĞİMİZ DÖNEM ALEVİLER İÇİN BİR DÖNEMEÇTİR

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak da, “Bugün Malatya Katliamı’nın yıl dönümü önümüzde diğer katliamların anmaları da var ama ne yazık ki bütün katliamların davası düşürüldü. Devletin katliamlar ile yüzleşmesi için örgütlü mücadele etmeliyiz. İçinden geçtiğimiz dönem çok önemli ve Aleviler için bir dönemeçtir. Seçilecek başkana başarılar diliyoruz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından genel kurula yemek arası verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Siyasi partilerden karara tepki: TTB’nin yanındayız!

    Siyasi partilerden karara tepki: TTB’nin yanındayız!

    PİRHA- Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik açılan davada mahkeme heyeti, “TTB konseyinin tümünün görevlerine son verilmesine, yerlerine 1 ay içinde yeni seçimleri tamamlamak üzere büyük kongre ile 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine” karar verdi. Siyasi partiler karara tepki gösterirken, HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın ise bir heyet ile TTB’ye gideceğinin bilgisi verildi.

    Ankara Dışkapı Adliyesi’nde görülen, çok sayıda meslek örgütü temsilcisi de katıldığı duruşmada mahkeme heyeti, “TTB konseyinin tümünün görevlerine son verilmesine, yerlerine 1 ay içinde yeni seçimleri tamamlamak üzere büyük kongre ile 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine” karar verdi.

    TTB kongre üyeleri Bahadır Öztürk, Mustafa Sezai Demirel, Muhammed Çağatay Engin, Ömer Faysal Çadır, Kazım Nejdet’in bir ay içerisinde genel kurul yapmaları için görevlendirilmesine karar verildi.

    “ÜYELERİN GÖREVDEN ALINMASI İKTİDARIN YARGI ELİYLE YAPTIĞI BİR DARBEDİR”

    Karara siyasi partilerden de tepkiler gelmeye başladı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) konuya ilişkin açıklama paylaştı.

    HEDEP, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması iktidarın yargı eliyle yaptığı yeni bir darbedir, kayyım darbesinin devamıdır. Hekimlerin iradesini gasp eden bu karar suçtur. Bu darbenin karşısında amasız fakatsız durmak tüm demokratik güçlerin görevidir. TTB’nin yanındayız!”

    HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları‘nın bir heyet ile TTB’ye gideceğinin bilgisi verildi.

    “TTB’YE GÜDÜMLÜ YARGI ELİYLE YAPILAN MÜDAHALEYİ KINIYORUM”

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş da sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile kararı eleştirdi. Baş, açıklamasında şunları söyledi:

    “Karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen mesleğini onurla icra etmeye çalışan hekimlerimizin meslek örgütü TTB’ye güdümlü yargı eliyle yapılan müdahaleyi kınıyorum.

    Yeni Türkiye’nin alametifarikası haline gelen Yargı-Saray işbirliği, bir kez daha hukukun ve insan haklarının karşısında yenilecektir. Tüm hekimlerimizin ve TTB Merkez Konseyi üyeleri ile çalışanlarının yanındayız!”

    “TTB’NİN SEÇİLMİŞ ORGANLARININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ise paylaştığı açıklamada, TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, “Belediyelerde de, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinde de kayyımlara karşıyız. Hukuku savunmaya ve TTB’nin seçilmiş organlarının yanında olmaya devam edeceğiz” diye ekledi.

    ANKARA/PİRHA

  • TİP Genel Başkanı Baş: Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız – VİDEO

    TİP Genel Başkanı Baş: Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Adliyesi’nde 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay’ın tahliye kararını vermesi için avukatların adliyede başlattıkları Adalet Nöbeti devam ediyor. Adliyeye destek için gelen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Umuyorum halkın sesi, hukukun sesi, adaletin sesi şu kalın duvarları da aşacak ve biz Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali ve tahliye kararına rağmen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın hala tahliye edilmemesi nedeniyle avukatlar tarafından başlatılan Çağlayan Adliyesi’ndeki Adalet Nöbeti eylemine TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Milletvekilleri ve TİP İl Örgütü de katıldı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve beraberindeki partililer adliye önünde toplandı.

    Olası kararı bekleyen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, adliye önünde PİRHA mikrofonuna konuştu.

    “ASLINDA YENİ BİR SUÇ DAHA İŞLENMİŞ OLUYOR”

    Can Atalay’ın görevine başlaması için zaman saydıklarını söyleyen Baş, “Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar itibarıyla bizim bugüne kadar iddia ettiğimiz her şey ispatlanmış oldu. Can özelinde ise 14 Mayıs itibariyle milletvekili seçildiği için tahliye kararının verilmesi gerekiyordu. Sürecin gerektirdiği her türlü hukuki adım atıldı hatta bütün bu oyalama taktiklerine, hukuksuz kararlara rağmen biz ısrarcı olduk. Biz bu durumu kabullenmeyeceğimizi, sindirmeyeceğimizi, iktidarın ‘her istediğimi yapabilirim’ anlayışına teslim olmayacağımızı çeşitli vesilelerle göstermeye çalıştık. Özgürlük yürüyüşü bunun adımlarından bir tanesiydi. Ve nihayetinde Anayasa Mahkemesi bizim beklediğimiz kararı verdi. Aslında hukuka uygun olan, Anayasaya uygun olan kararı vermiş oldu. O an itibariyle yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı uygulayıp Can Atalay’ı tahliye etmesi gerekiyordu. Günler geçiyor ve Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu hak ihlali kararı katmerlenmiş oluyor. Yerel Mahkeme bu hak ihlalini ortadan kaldırma gücüne sahipken, bunu yapma konusunda görevliyken o hak ihlalinin sürmesine vesile oluyor. Aslında yeni bir suç daha işlenmiş oluyor. Çünkü bir milletvekilinin görevini yapması engelleniyor” dedi.

    “CAN ATALAY’I EN KISA SÜREDE ZİNDANDAN ÇIKARTACAĞIZ”

    Can Atalay’ın tahliye edilmemesini Hatay halkı özelinde değerlendiren Baş, Hatay halkının ortaya koyduğu iradeyi son derece önemli bulduklarını belirterek şunları kaydetti:

    “Her yurttaşın oyu çok kıymetlidir ama çok ağır bir deprem yaşamış, evini, işyerlerini, sevdiklerini, eşini, dostunu, çocuklarını kaybetmiş insanların yaşadıkları bu mağduriyetin unutulmaması için, bunun hesabının sorulması için bir hak savunucusunu kendilerine milletvekili seçmeleri son derece önemli. Bu hepimizin oylarına sahip çıkmalarının bir göstergesi de olmak durumunda. O yüzden hep birlikte bizim buna karşı durmamız gerekiyor. Hatay halkının ortaya koyduğu iradenin yanına aynı zamanda bütün Türkiye halkının iradesini eklediğimizi düşünüyorum. Özgürlük yürüyüşüne geçtiğimiz her yerde halkın bizimle birlikte bir duruş sergilemesini çok kıymetli buluyoruz. Umuyorum halkın sesi, hukukun sesi, adaletin sesi şu kalın duvarları da aşacak ve biz Can Atalay’ı zindandan en kısa sürede çıkartacağız.”

    “BİZİM SÖZÜMÜZÜ KESEBİLECEK HERHANGİ BİR GÜÇ YOKTUR”

    AYM kararına rağmen Can Atalay’ın serbest bırakılması için adım atmayan mahkemeye tepki için adliyeye gelen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bir televizyon kanalına canlı yayına katıldığı sırada kendisini kayda alan polise tepki gösterdi.

    Baş, konuya dair şunları ifade etti:

    “Olayın yaşandığı anda canlı yayındaydık. Gizli saklı, söylenmemesi gereken, suç teşkil edecek bir şey olsa canlı yayın kamerası o an zaten onu tespit ediyor. Orada bir halkı korkutmak, sindirmek buradaki toplanmayı provoke etmek, susturmaya dönük bir girişim aslında o. Kişisel olarak bana yapılmış bir girişim olarak değerlendirmiyorum, benim zaten susturulmam mümkün değil. Her hal ve şartta konuşmaya devam edeceğimiz eminim herkes tarafından biliniyor ama orada bir mesaj verilmeye çalışılıyor. ‘Biz toplumun nefes alış verişini, her sözünü denetim altında tutuyoruz ve bu ülkeyi konuşturmayacağız’ deniliyor. Bizim inadımız, tepkimiz buna. Biz sadece kendi adımıza değil bu ülkedeki her yurttaşın özgürce konuşabilmesi için mücadele ediyoruz. Bizim sözümüzü kesebilecek herhangi bir güç yoktur.”

    Devrim FINDIK-Zafer TAŞKIN/İSTANBUL

  • İzmir Newroz’u: Asrın hesaplaşması geldi; kaçacak yeriniz yok!-VİDEO

    İzmir Newroz’u: Asrın hesaplaşması geldi; kaçacak yeriniz yok!-VİDEO

    PİRHA- İzmir Newrozunda yaşanan depremlere dikkati çeken DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, depremin sebebinin iktidar ve kirli sistemi olduğunu belirterek, “Sorumlulardan hesap soracağız. Kaçacağınız bir yer yok. Sırtınızı dayayacağınız bir yer kalmadı. Depreme felaket diyorlar. Yalan söylüyorlar. Çürümüş sistemleri depremde ortaya çıktı” dedi.

    İzmir’de, “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla gerçekleştirilen Newroz kutlaması, Konak Gündoğdu Meydanı’nda binlerce kişinin katılımıyla başladı. Sabahın ilk saatlerinden itibaren alana  gelen yurttaşlar, “Biji Newroz”, “Jin jiyan azadi”, “Biji berxwedana zindana”, “Faşizme karşı omuz omuza” “Biji tekoşina gela” ve “Direne direne kazanacağız” slogan ve zılgıtları eşliğinde alana giriş yaptı. Her yıl Newroz’un başladığı saatlere kadar polis kontrol noktalarında bekletilen yurttaşlar, bu yıl üst aramasının ardından alana giriş yaptı.

    AKP iktidarına isyan ve öfkenin hakim olduğu Newroz’da sahneye çıkan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Eş Başkanları Berna Çelik ve Çınar Altan, Barış Anneleri, Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) temsilcisi Salih Tekin, Yeşil Sol Parti MYK üyesi Ahmet Asena, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay sahneye çıkarak, Newroz’un önemine dair kısa konuşmalar yapıp, Newroza katılan halklara teşekkür etti.

    BAŞ: DİKTATÖRLÜĞÜN SONU GELDİ 

    Ardından konuşan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, 20 yıllık diktatörlüğün sonuna gelindiğini belirterek, “Bunun umudu ve inancıyla bu alandayız. Halklarımızı enkaz altında ve yoksullukla karşı karşıya bırakanlara karşı alandayız. Yılladır sevdiklerimizi esir aldılar. Bizi bir birimize düşürmeye çalışanlara buradan sesleniyoruz. İşte buradayız bir aradayız. Çok ağır bir depremi yaşadık. Biz halkın canıyla uğraşırken, onlar saraylarda izlediler. Bir tane bile çadır vermediler. Bir tas çorba getirmediler. Yoğun acı günlerimizde bizi yalnızlığa terk ettiler. Ama halklar bir birine el uzattı. Bir birimizin ellerini tutarak hayatta kaldık. Asrın felaketine karşı asrın dayanışmasını ördük” dedi.

    Asrın hesaplaşmasının zamanı geldiğine dikkati çeken Baş, “Bu sülale devrini bitireceğiz. İzmir eşitlik, özgürlük barış ve halkların kardeşliği diyor. Bu zafer işareti barış, özgürlüğün işareti. Kürt ve Türk halkların yan yana geldiğinin işareti. Deniz Gezmiş ile Deniz Poyraz’ı işareti. HDP’yi kapatmaya, susturmaya çalışıyorlar. Ey Tayyip Erdoğan; HDP asla yalnız kalmayacak. Kürt halkı asla yalnız kalmayacak. Kürt halkının iradesini kapatamazsınız. Ama biz sizin sömürünüzü kapatmaya geliyoruz” ifadelerini kullandı.

    KEMALBAY: BİRLEŞİK MÜCADELEYİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

    HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, konuşmasına cezaevinde bulunan vekilleri ve eski eş başkanları selamlayarak başladı. Kemalbay, “Acımız çok büyük. Binlerce yurttaşlarımız adeta katledildi, katleden ise sarayda oturuyor. Acımız çok büyük ama öfkemiz de bir o kadar da büyük. Katledenleri asla affetmeyeceğiz. Asla unutmayacağız ve helalleşmeyeceğiz. Deprem bir kez daha gösterdi ki hayatlarımızın canlarımızın sarayda oturanlar için en ufak bir kıymeti yok. O haramileri tarihin çöplüğüne göndereceğiz” dedi.

    Kemalbay, yaşanan selin ardından Tarım Bakanı’nın “Yurttaşlarımızı kaybettik ama toprak da suya doydu” açıklamasını hatırlatırken, kitle hükümeti yuhaladı.

    TÜMÜKLÜ: İSYAN HARLANIYOR

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (EMEP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü de şunları söyledi: “Bir yanımız Newroz’un ateşin ve isyanıyla harlanıyor. Newroz’un ruhu budur. Yüreğimiz her daraldığında ruhumuzu sıktıklarında Newroz ateşiyle ısınıyoruz. Rahşan Demirel, Zekiye Alkan’ın yaktığı ateşle ısınıyoruz. Özgürlük ve adalet için kendi gücümüze güveneceğiz. Kendi geleceğimizi inşa edeceğiz. Biji Newroz biji azadi.”

    ÖNDER: PAZARLIK YAPMAYAN BİR TEK BİZ VARIZ

    HDP önceki dönem Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise Deniz Poyraz şahsında mücadelede yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Kitlenin sık sık attığı slogana karşılık Önder, “Eminim ki Sayın Öcalan da bu görüntüleri izliyordur. Barış bu topraklarda kaldığı yerden devam edecek. Barışı ve eşitliği getireceğiz” dedi.

    Cezaevlerindeki siyasi tutuklulara da selam gönderen Önder, “Memlekette bu günlerde enflasyonu olan en çok iki şey var. Koltuk ve masa. Koltuk ve masadan geçilmiyor. Bu masalardan bir şey istemeyen, pazarlık yapmayan sadece biz varız. Biz o masalardan bir bardak çay istemeyiz. Alın kime ne lazımsa onun fazlalığını yapın. Sizin yaptığınız 19’uncu yüzyıl siyaseti çöp olmuştur. Siyasetleri gibi onlar da tarihin çöp sepetine gidecekler. Geriye insanlık, umut kalacak. Biz o zaman masa, koltuk, sandalye hesabı yapmadan bu memleketi bir yeryüzü bahçesine dönüştüreceğiz. O güne olan inancımla hepinizi selamlıyorum” sözleriyle konuşmasını bitirdi.

    ÖZTÜRK: KİMİN BİTİP BİTMEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ

    Daha sonra Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk konuştu. Yaşanan depremlere dikkati çeken Öztürk, depremin sebebinin iktidar ve kirli sistemi olduğunu belirterek, “Sorumlulurdan hesap soracağız. Hesap verecekler. Kaçacağınız bir yer yok. Sırtınızı dayayacağınız bir yer kalmadı. Depreme ‘felaket’ diyorlar, yalan söylüyorlar, çürümüş sistemleri depremde ortaya çıktı. Akılları Kürt düşmanlığı üzerine çalışıyor. İktidar sadece 2 partiden oluşmuyor. Yüzyıllık sistem Kürtleri, Alevileri yok sayıyor. Yeni bir seçime giriyoruz. Bu seçim bizimle AKP-MHP arasında olan bir seçim değil, yüzyıllık bir sistem sorunudur. Erdoğan ve Bahçeli yüzyıllık bu inkar sisteminin zihniyetini taşıyorlar” ifadelerini kullandı.

    MUHALEFETE UYARI 

    Muhalefete de seslenen Öztürk, “Bizim derdimiz hükümetin değişmesi değil. ‘Bu sistemden kurtulup yeni koltuklara biz oturacağız’ demeyin, böyle bir şey olmayacak. Sonunuz Erdoğan ve Bahçeli’den daha kötü olur, aklınızı başınıza alın” dedi. Öcalan üzerindeki tecride dikkati çeken Öztürk, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tecrit işkencedir, hukuk dışıdır. Muhalefet olarak buna sözünüz olmayacak mı? Bunu dile getirmezseniz, samimiyetinize inanamayız. İstanbul’daki demokrasi, Amed’te demokrasi değil mi? Kürt halkının iradesini nasıl yok sayıyorsunuz?” diye belirtti.

    İzmir Newrozu, Dengbêj Xalîde ve Koma Hevra’nın seslendirdiği şarkıların ardından sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Erkan Baş: Yurttaşlara verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın sarayları var-VİDEO

    Erkan Baş: Yurttaşlara verecek çadırımız yok ama Tayyip Erdoğan’ın sarayları var-VİDEO

    PİRHA-Enkaz altından kurtarıldıktan sonra yaşama tekrar tutunmaya çalışan yurttaşlara verecek çadırlarının olmadığını ama Tayyip Erdoğan’ın sarayları olduğunu söyleyen Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, “Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket, bu hırsızlar sürüsüdür. Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket AKP’dir. Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket, saray rejimidir. Bu memleketin başına gelmiş asrın felaketi, Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Maraş ve Hatay merkezli depremlere ilişkin konuşan Baş, Koordinatör Vali olarak atanan Şırnak Valisi Osman Bilgin’in memurlara ve işçilere bir aylık maaşlarını bağışlama çağrısında bulunmasıyla ilgili “Buradan bu emekçilerin maaşına göz diken koordinatör valiye sesleniyoruz, televizyonların ortak yayınında depremzedeler yararına düzenlenen kampanyada toplanan 155 milyar TL’nin 86 milyar TL’si doğrudan kamuya ait ya da varlık yönetiminde bulunan banka ve şirketlerden yapıldı. Zaten biz yaptık biz” yanıtını verdi.

    “İKTİDAR, BİLİM İNSANLARININ UYARILARINA KULAKLARINI TIKADI”

    İktidarın bilim insanlarının uyarılarını dinlememeyi alışkanlık haline getirdiğini belirten Erkan Baş, “İki haftadır yapılan tüm uyarılara rağmen bölgede yeni depremler, artçı sarsıntılar olabileceği bilgilendirmelerine rağmen bunlara da kulaklarını tıkadı. Üstelik yetmezmiş gibi hasarlı binalara da az hasarlı, hasarsız raporlar verdi. Yine can kayıplarına neden oldu. Depremin üzerinden 15 gün geçti. Bölge halkı neredeyse ilk günden bu yana çadır, çadır, çadır diye bağırıyor. Biz onların sesini duyurmaya çalışıyoruz. Çadır, çadır, çadır diye bas bas bağırıyoruz. Ama tüm uyarılara kulak tıkayanlar, o mezar kentleri inşa ederken yaptıkları gibi tüm aykırı sesleri susturmaya çalışanlar, iki hafta sonra insanlar öldükten sonra utanmazca, pişkince cumhurbaşkanı yardımcısı gibi kameraların karşısına geçiyorlar ve hasarlı evlere girmeyin diyorlar. Gerçekten nasıl bir arsızlıkla, nasıl bir utanmazlıkla karşı karşıyayız tarif etmesi mümkün değil” dedi.

    “YURTTAŞLARIN BİRBİRİNE YARDIM ETMESİNE İZİN VERMİYORLAR”

    İktidarın yurttaşların birbirlerine el uzatmasına ve yardım etmesine izin vermediğini vurgulayan Baş, “Bunlar işlerini yapmıyorlar. Yurttaşların birbirlerine el uzatmasına, yardım etmesine izin vermiyorlar. Olağan zamanlarda yurttaşın yaşamını güzelleştirecek, kolaylaştıracak, mutluluğunu, huzurunu arttıracak kanunlar yapması gereken; olağanüstü durumlarda da halkın yaralarını saracak, çareler üretecek zorluklar aşılsın diye sorumluluk üstlensin diye bir yer var ya TBMM oradayız. Bugün bir kez daha gördük ki bu Meclis’in çoğunluğunun bunlarla hiçbir ilgisi yok. Onların halka da bir ilgisi yok. Yurttaşın hayatını kurtarmak için en kıymetli saatlerde milletvekillerini Meclis’e getirdiler.

    “BU MEMLEKETİN BAŞINA GELMİŞ EN BÜYÜK FELAKET AKP’DİR”

    Türkiye’nin başına gelen asrın felaketin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyleyen Baş, “Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket, bu hırsızlar sürüsüdür. Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket AKP’dir. Bu memleketin başına gelmiş en büyük felaket, saray rejimidir. Bu memleketin başına gelmiş asrın felaketi, Tayyip Erdoğan’dır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri ucube sistem, 2018’den beri biz bu sistemle yönetiliyoruz. 2018 yılından beri bir felaketi rejimi ile idare ediliyoruz. Hani sanki bir devlet varmış, bir anayasası, kurumları varmış, görev ve sorumluluklar tanımlanmış, bizler de bu devletin eşit yurttaşlarıymışız gibi idare ediliyoruz. Saray rejimi tarafından kurulan bu idare sistemi, bir felaket rejimidir. Bu felaketlerle sık sık karşılaşıyoruz. Sorumlusu da ya dış güçler oluyor ya söz geçiremediğimiz ve boyun eğdiğimiz ilahi güçler, kader planları, fıtrat oluyor. Kesinlikle ama kesinlikle saray rejimi olmuyor. O tek adamın dudağından talimat çıkmadıkça yangına bile müdahale edemiyorlar. Ne uçak kaldırabiliyorlar ne çadır dağıtabiliyorlar ne yardım edebiliyorlar. O yüzden afetin, katliama dönüşmesinin ilk ayağı bu tek adam rejimidir. Bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistemdir” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Narlıdere Cemevinde yurttaşlarla buluştu

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Narlıdere Cemevinde yurttaşlarla buluştu

    PİRHA- Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, ‘Bir Yol Var’ kampanyası kapsamında Narlıdere Cemevinde yurttaşlarla bir araya geldi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekillerinin ‘Bir Yol Var’ diyerek Türkiye’nin farklı kentlerine başlattığı buluşmalar devam ediyor. 

    TİP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, parti heyetiyle beraber İzmir’de Narlıdere Cemevine ziyarette bulunarak halk toplantısına katıldı. Ziyarette Baş’a, Narlıdere Cemevi Başkanı Mustafa Aslan eşlik etti.

    Erkan Baş, üçüncü ittifağa işaret ederek Kürtleri, Alevileri, kadınları, emeği ve laikliği temsil eden bir ittifaka ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

    ÜÇÜNCÜ  İTTİFAK ÖNERİSİ

    Halk toplantılarından çıkardıkları görev ve sorumlulukla çeşitli partiler ve demokratik kitle örgütleriyle olası 3. ittifak önerilerine dair değerlendirmelerde bulunduklarını kaydeden Baş, “Hem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl bir tutum alınması gerektiğine dair bir tartışma sürdürüyoruz. Hem de milletvekilliği seçimlerinde halkımızın saray rejiminden kurtulmak isteyen milyonlarca yurttaşın daha güçlü muhalefetle tanışması için çaba içerisindeyiz. Bunun yaratacağını hissettiğimiz umut sorumluluklarımızı artırıyor. Yurttaşlarımıza ‘Bir yol daha var bu yolu hep birlikte inşa ediyoruz’ diyerek seslenmek istiyorum. Biz, o yolu görüyoruz ve bu yolun yaratılması konusunda önümüze çıkacak tüm engelleri hep birlikte aşabileceğimize inanıyoruz” dedi.

    KÜRTLERİ, ALEVİLERİ, EMEĞİ, KADINLARI TEMSİL EDEN BİR İTTİFAK

    Geçen hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşmenin de içeriğini anlatan Baş, CHP’nin ‘kendi sağıyla’ bir ittifak arayışı içerisinde olduğunu, kendilerinin ise emeği, Kürtleri, Alevileri, kadınları, laikliği temsil eden bir ittifaka ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Baş, “Bu görüşlerimizi Sayın Kılıçdaroğlu ile de paylaştık ve toplumsal muhalefetin güçleri olarak kendilerinden ana muhalefet rolünü devralmaya hazırlandığımızı belirttik” diye konuştu.

    Baş, son olarak üçüncü ittifakın, yeni yolun toplumsal muhalefetin Türkiye’nin tüm siyasi dengelerini alt üst edecek kadar etkili bir politik güç olarak ortaya çıkacağına ilişkin inançlı olduklarını kaydetti.

    PİRHA/İZMİR