Etiket: tis görüşmeleri

  • Haber-Sen’den TİS tepkisi: Orta oyunu değil, gerçek müzakere istiyoruz- VİDEO

    Haber-Sen’den TİS tepkisi: Orta oyunu değil, gerçek müzakere istiyoruz- VİDEO

    PİRHA- Haber-Sen Mersin Şubesi, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, toplu sözleşme masasının bir “orta oyununa” dönüştüğünü vurgulayarak, insanca yaşam ve adil çalışma koşulları için mücadele çağrısında bulundu.

    Haber-Sen 8 No’lu Mersin Şubesi, 2026-2027 yıllarını kapsayacak 8. Dönem Kamu Toplu Sözleşme (TİS) sürecine ilişkin PTT önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Şube Başkanı Musa Özdemir okudu.

    “KAMU EMEKÇİLERİ SÜREKLİ KAYBEDEN TARAFTA”

    Özdemir, bugüne kadar yapılan yedi toplu sözleşme görüşmesinde kamu emekçileri ve emeklilerin sürekli kaybeden taraf olduğuna dikkat çekti. Çalışanların yoksulluk sınırının, emeklilerin ise açlık sınırının altında yaşadığına vurgu yapan Özdemir,  “Kamu kaynaklarını hoyratça kullananlar, ihale oyunlarıyla zenginleşenler, faizden ve ranttan beslenenler, teşvik ve vergi affıyla ödüllendirilen sermaye çevreleri… Kısacası yalnızca ‘mutlu bir azınlık’ bu düzenden memnundur” dedi.

    Toplu sözleşme masasının, emekçilerin hak aradığı bir alan değil; iktidar ile yetkili sendika arasında sahnelenen bir “orta oyununa” dönüştüğü ifade eden Özdemir, TÜİK’in inandırıcılıktan uzak enflasyon verileriyle yapılan pazarlıkların Hakem Heyeti eliyle iktidar lehine sonuçlandırıldığını dile getirdi.

    Özdemir, “Bugün kamu kaynakları; güvenlik harcamalarına, mega rant projelerine ve talan ekonomisine akıtılırken; emekçilere reva görülen yalnızca daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve umutsuzluk olmuştur. “Tarihi kazanım” diye sunulanlar, kamu emekçileri için aslında tarihi bir hezimettir. Son 14 yılda ne insanca yaşanacak bir ücret ne de temel haklar konusunda gerçek bir ilerleme sağlanmıştır. Aksine, sosyal ve ekonomik haklarımız adım adım geri götürülmüştür” sözlerini kullandı.

    MÜCADELE ÇAĞRISI VE TALEPLER

    Özdemir, kamu emekçileri adına mücadele çağrısında bulunarak şu temel talepleri öne çıkardı:

    “- En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı.

    – Ek ödemeler emekliliğe yansıtılmalı.

    – Gişe personeline asgari ücretin %15’i oranında tazminat verilmeli.

    – Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları düzenli yapılmalı.

    – 3600 ek gösterge tüm kamu emekçilerine verilmeli.

    – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü resmi tatil olmalı.

    – Seyyanen ödemeler temel ücrete dâhil edilmeli, gelir vergisi %10’da sabitlenmeli.

    – KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri görevlerine iade edilmeli.”

    Basın açıklaması, “Kapı kulu değil, kamu emekçisiyiz” ve “İnsanca yaşam, güvenceli iş, onurlu çalışma koşulları istiyoruz” sloganlarıyla sona erdi. Haber-Sen, tüm kamu emekçileri adına mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu.

    PİRHA/ MERSİN

  • SES Mersin Şubesi: Grevli toplu sözleşme olmadan gerçek pazarlık olmaz-VİDEO

    SES Mersin Şubesi: Grevli toplu sözleşme olmadan gerçek pazarlık olmaz-VİDEO

    PİRHA- SES Mersin Şubesi, toplu sözleşme sürecine grev hakkı ve demokratik sendikal örgütlenme taleplerinde bulunarak, “Toplu sözleşme düzeni, grev hakkı ve sendikal bağımsızlıkla yeniden inşa edilmelidir” dedi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerine dair Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Sefalet dayatmasına karşı mücadele edeceğiz. Satış sözleşmesine hayır. Tüm rakamları yalan, yoksulluk gerçek, bütçeden hakkımızı istiyoruz” ve “Grevli toplu sözleşme, demokratik çalışma yaşamı için mücadeleye devam ediyoruz” pankartları açıldı.

    “EŞİTSİZLİKLERE MAHKUM EDİLDİK”

    Açıklamayı okuyan SES Şube Sekreteri Barış Keskinkılıç, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yıllardır aynı yapısal eşitsizliklere mahkum edildiğini söyledi. Keskinkılıç, “Bugün gelinen noktada sağlık emekçileri açlık sınırının altında yaşarken, hak arama yolları grev hakkı dâhil olmak üzere fiilen kapatılmış durumda” dedi.
    Keskinkılıç, kamu görevlisi sendikalarının etkisizleştirildiğini, yandaş yapılarla şekillenen ve grev hakkından yoksun bir sistemin emekçileri çaresizliğe sürüklediği ifade etti.

    EMEKÇİLERDEN GELEN TALEPLER

    “Grev hakkının olmadığı bir toplu sözleşme masası, gerçek bir pazarlık masası değildir. Emekçilerin taleplerinin siyaset ve bürokrasi eliyle bertaraf edildiği bir düzenle sonuç almak mümkün değildir” diyen Keskinkılıç, sağlık emekçileri olarak taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Emekliliğe yansıyan, yoksulluk sınırı üzerinde tek kalem temel ücret
    – Mevcut “ilave ek zam” uygulamasının emekliliğe yansıtılması
    – Grevli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası
    – Sağlık hizmetlerinin “ağır ve tehlikeli iş” sayılması ve yıpranma payının herkese tanınması
    – İdareci atamalarının kaldırılarak seçimle belirlenen yöneticilik sistemi
    –  Nöbet, icap ve fazla mesai ücretlerinin 2 katına çıkarılması
    – Tüm sağlık çalışanlarının “sağlık hizmetleri sınıfı” kapsamında değerlendirilmesi
    – Üniversite hastanelerinde tayin hakkı
    – Sağlıkta şiddetin yapısal nedenlerine yönelik sistemsel dönüşüm ve sıfır tolerans ilkesi
    – Sözleşmeli istihdamın sonlandırılması, güvenceli kadrolu çalışma rejimi
    – Aile Sağlığı Merkezlerinin tüm giderlerinin devletçe karşılanması
    – İşçi sağlığı ve güvenliği kurullarında sendikaların temsil hakkı
    – Hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmayan ihraçların göreve iadesi”

    “BU DÜZEN DEĞİŞMELİ”

    Bugüne dek uygulanan toplu sözleşme maddelerinin büyük bir kısmının ya hayata geçirilmediğini ya da emekçiler lehine etkili sonuçlar doğurmadığını söyleyen Keskinkılıç, mevcut yapının sürdürülemez olduğunu ifade etti.

    KESK çatısı altında yürütülen bu sürecin sadece masada değil, iş yerlerinden meydanlara kadar tüm alanlarda kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayan Keskinkılıç, “ “Toplu sözleşme düzeni, grev hakkı ve sendikal bağımsızlıkla yeniden inşa edilmelidir. Bu olmadan ne kamu emekçileri için ne de sağlık hizmeti alan toplum için gerçek bir iyileşmeden söz edilebilir. Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini, meslek örgütlerini ve sağlık hakkını savunan halk örgütlerini mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz. Grevsiz toplu sözleşmeye ve emekçiyi yok sayan politikalara karşı SES’imizi her yerde yükselteceğiz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • KESK’li kadınlar: Eşit bir TİS görüşmesi için ısrarımız sürecek- VİDEO

    KESK’li kadınlar: Eşit bir TİS görüşmesi için ısrarımız sürecek- VİDEO

    PİRHA-Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde kadınların taleplerinin kabul edilmesi için sokakta stant kurarak imza toplayan KESK’li kadınlar, “Mutabakat metninde kadın taleplerinin konfederasyon kadın temsilcileri ile birlikte ayrı bir başlık altında, kadına yönelik politikaların da görüşüleceği bir masanın kurulması için mücadele ediyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Kadın Meclisi ekonomik şiddet, zamlar ve TİS görüşmelerinde kadınların taleplerinin dikkate alınması için Pozcu’da stant kurarak imza topladı.

    İmza kampanyasından önce yapılan basın açıklamasında KESK Kadın Meclisi Dönem Sözcüsü Duygu Taner, demokratik, cinsiyet eşitliğini esas alan bir çalışma yaşamı ve toplum için mücadele etmeyi sürdürdüklerini ifade etti.

    “GERÇEK BİR TİS İSTİYORUZ”

    Geçmiş yıllarda TİS görüşmelerinde kadın taleplerinin masaya gelmediğini, bunu değiştirmek için çaba gösterdiklerini belirten Duygu Taner, “Biz KESK’li kadınlar altı dönemdir yaptığımız gibi yaşamlarımıza, emeğimize, kimliğimize sahip çıkmayı sürdürerek, kadın temsilinin olduğu, kadın taleplerinin ayrı başlıkta görüşüldüğü bir masanın kurulması konusundaki ısrarımızı sürdürüyoruz. Kadın taleplerinin ayrı bir başlık ve gündemle görüşüldüğü; mutabakat metninde de ayrı bir başlık altında toplandığı, grevli, gerçek bir TİS istiyoruz” diye konuştu.

    KADINLARIN TALEPLERİ EŞİTLİKTEN YANA

    Duygu Taner, KESK’li kadınların taleplerini şöyle sıraladı:

    “ Çalışma yaşamında her türlü şiddet ve taciz yasaklansın, şiddete karşı etkin mekanizmalar geliştirilsin

    -Mobbinge, şiddete, tacize ve istismara uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değişikliği taleplerinin herhangi bir belge ibrazı istenmeksizin kabul edilsin

    -Çalışma yaşamında şiddet ve tacize doğrudan odaklanan ilk uluslararası belge olma niteliği taşıyan, çalışma yaşamındaki şiddet ve tacizi önlemeye katkı sunacak 190 sayılı Şiddet ve

    Taciz Sözleşmesi’nin onaylanmasını, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesin

    -Uluslararası standartlarda, nitelikli sığınma evleri açılmasını, trans kadınlar da dahil olmak tüm kadınların sığınma evlerine erişebilmesinin sağlanmasın

    -İşyerlerimizde kadınların, LGBTİ+’ların yaşadığı sorunlara farkındalık oluşturulmasına yönelik çalışmalar olsun, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda meslek içi eğitimler düzenlensin

    -8 Mart’ın Kadınların Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü’nün iş günü değil; ücretli izin günü sayılsın

    -Eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçirilsin

    -Kadın emekçilerin, hamilelik dönemi, doğum izni ve emzirme gibi durumlar gözetilerek uygun düzenlemeleri yapılsın

    -Doğum öncesi ve sonrasında izinler ebeveyn ve çocuklar lehine düzenlensin

    -Uygulamada keyfiliğe yer vermeyecek şekilde 2 gün regl izni hakkı bulunmasına yönelik düzenlemeler yapılsın istiyoruz”

    PİRHA/ MERSİN

  • KESK Ankara’ya yürüyüşünü tamamladı: Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir

    KESK Ankara’ya yürüyüşünü tamamladı: Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir

    PİRHA-TİS görüşmelerinde iktidarın sunduğu teklife karşı taleplerini dile getirmek için Edirne ve Batman’dan Ankara’ya iki koldan yürüyüş başlatan KESK, Ankara’ya ulaştı. Ulus’ta açıklama yapan KESK üyeleri; “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘Hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir” dedi.

    Toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde hükümet tarafından teklif edilen zam oranlarının revize edilmesi için Edirne ve Batman’dan yürüyüş başlatan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) yürüyüşünü Ankara’da tamamladı.

    İki koldan Ankara’ya gelen KESK üyeleri Ulus’ta Heykel önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. ‘Eşit işe eşit ücret’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Güvenceli gelecek istiyoruz’ sloganlarının atıldığı eylemde ‘İnsanca bir yaşam, demokratik grevli toplu sözleşme için mücadeleyi büyütüyoruz’ pankartı açıldı.

    Basın açıklamasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki  ve Tülay Hatimoğulları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Veli Ağbaba ve birçok sivil toplum örgüt temsilcisi de katıldı.

    “HÜKÜMET EMEKÇİLERLE AÇIKÇA DALGA GEÇMİŞTİR”

    Açıklamayı okuyan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, hükümet tarafından verilen son teklifin sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklifi olduğunu belirterek şunları dile getirdi:

    “Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘Hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir. Sermaye yanlısı, emek karşıtı bu zihniyet 3,5 milyon kamu emekçisini, 2 milyon kamu emeklisini kapsayan toplu sözleşme görüşmelerine de aynen yansımıştır. Siyasal iktidar 12 Ağustos’ta Çalışma Bakanı tarafından yapılan teklifle aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleyle açıkça dalga geçilmiştir. Söz konusu teklifte: Maaşlarımızın insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi yoktur. Özellikle pandemi döneminde maaşlarımızda yaşadığımız reel erimenin giderilmesine ilişkin tek bir cümle yoktur. Kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi yoktur. Farklı adlar altında güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi yoktur. Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi yoktur.”

    “PANDEMİ SÜRECİ İLE BİRLİKTE KAYIPLARIMIZ KATLANARAK ARTMIŞTIR”

    Hükümetin 12 Ağustos’ta açıkladığı teklifte pek çok temel soruna ilişkin tek bir cümle söylenmediğini ifade eden Yeşil; “Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından verilen 3600 ek gösterge sözü hakkında ‘üzerinde çalışacağız’ melalinde bir cümle kurulmuştur. Sayısı son yedi yılda dört kat artarak 550 bine dayanan, yıllardır kadro bekleyen sözleşmeliler konusunda ‘haklarının yeniden düzenlemesi için çalışacağız’ gibi köşeli sözler edilmiştir. Peki, kamu işvereni olan hükumet 12 Ağustos’ta 5,5 kamu emekçisine ve emeklisine ne teklif etmiştir? 3600 ek gösterge ve sözleşmeliler konusundaki içeriği belirsiz, dolayısıyla boş bir vaat sınırını aşmayan cümleleri dışarıda bıraktığımız da hükumetin aslında tek bir teklifi vardır. O da hedeflenen, üstelik hiçbir zaman tutmayan resmi enflasyon rakamlarına göre maaş artışı teklifidir.

    TÜİK enflasyonu yani resmi enflasyon değildir. Çünkü bu ülkede resmi enflasyonun yaşanan gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını, Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan sanal rakamlardan ibaret olduğunu bilmeyen yoktur. Bizleri yıllardır ezim, ezim ezen, reel gelirimizi eriten sokakta, çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız hayatın gerçek enflasyonudur. 2012’de başlanan Toplu Sözleşme sürecinden bugüne aradan geçen 9 yılda ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 450 dolar azalmıştır. Yine son dokuz yılda hem açlık hem de yoksulluk sınırı yüzde 216 artarken en düşük maaşta yaşanan artış yüzde 174’te kalmıştır. Son beş yılda ortalama maaşla alınan çeyrek altın sayısı 6,5 adet azalmıştır. Pandemi süreci ile birlikte kayıplarımız katlanarak artmıştır. Son iki yılda kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış yüzde 29,85 ‘te kalmıştır” dedi.

    “ARTIK YETER DEMENİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR”

    Son bir yıllık genel enflasyonun yüzde 19, emekçi kesimler için en önemli kalemler olan gıda ve ulaştırma enflasyonun yüzde 25 olduğu koşullarda 5,5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine 2020 yılı için altışar aylık dilimler halinde yüzde 5 + yüzde 6, 2023 yılı için ise yüzde 6 + yüzde 6 artış önerildiğini hatırlatan Yeşil son olarak şunları aktardı:

    “Büyük bir lütufmuş gibi, altışar aylık dönemlerde enflasyon farkının oluşması durumunda söz konusu farkın maaşlara yansıtılacağı ifade edilmiştir. Buradan tekrar altını çiziyoruz. Yaşadığımız kayıpları görmeyen, sadece hedeflenen resmi enflasyon rakamlarına indirgenen bu teklifin adı ‘Toplu sözleşme teklifi’ değildir. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının yüzde 40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklifidir. Dolayısıyla hiç kimsenin bu teklife değer yükleme çabasına girmeye, ‘maaş artışlarının üzerine bir, iki puan ilave edilirse çözülür’ yaklaşımı sergilemeye, kamu emekçilerinden gizli kapalı kapılar ardında pazarlıklar yürütmeye, kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen teklifleri kabul etmeye hakkı yoktur.

    Kim kendini nasıl nitelerse nitelesin her süreçte olduğu gibi bu süreçte de asıl ‘yetki’ sizlerdedir. Bugüne kadar sizin adınıza ‘yetkili’ olarak masaya oturanların yaptığı yanlışların, eksiklerin faturasını maaşlarınızda her yıl daha fazla erime, daha fazla yoksullaşma, daha fazla güvencesizleşme ile ödediniz. Ödemeye de devam ediyorsunuz. Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘Hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Yürüyüş Kolu Mersin’den seslendi: Hükümetin açlık teklifini kabul etmiyoruz-VİDEO

    KESK Yürüyüş Kolu Mersin’den seslendi: Hükümetin açlık teklifini kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-KESK Mersin Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine ilişkin Mersin’de açıklama yaparak, taleplerini sıraladı. Yapılan açıklamada, “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, “hak verilmez mücadele ile alınır” ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir” denildi.

    Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde iktidarın teklifine karşı Batman’dan Ankara’ya yürüyüş başlatan KESK yürüyüş kolu Mersin’e ulaştı. KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ve KESK MYK üyelerinin aralarında olduğu yürüyüş kolu Özgür Çocuk Parkı’nda KESK Mersin Şubeler Platformu, Emek ve Demokrasi Güçleri’nce karşılandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine ilişkin açıklama yaparak taleplerini sıraladı. Basın açıklamasında ‘İnsanca bir yaşam, demokratik, grevli toplu sözleşme için mücadeleyi büyütüyoruz’ pankartı açıldı.

    KESK Mersin Şubeler Platformu adına basın açıklamasını Mustafa Özbay okudu. Ülkenin alın teri ile geçim savaşı veren milyonları olarak zor bir süreçten geçtiklerini belirten Özbay, “Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının %40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklifidir” dedi.

    “UCUZ EMEK CENNETİNE ÇEVRİLMİŞ BİR ÜLKE OLDUK”

    Ülkeyi yönetenler yıllardır “Büyümede rekor kırdık”  dediler ama bizim payımıza sadece  TÜİK enflasyonuna bağlanmış düşük maaşlar ve sefalet ücretlerinin düştüğünü vurgulayan Özbay, “Çalışanların neredeyse yarısının asgari ücrete mahkûm edildiği,  ucuz emek cennetine çevrilmiş bir ülke düştü. Üretime değil, borçlanmaya, betonlaşmaya dayalı insan ve doğa düşmanı model her gün daha yıkıcı hale geldi. Kamucu anlayışta, sosyal devlette koskoca gedikler açıldı. Bunun bedelini de söndürülemeyen yangınlarla,  her gün bir yerde ortaya çıkan sellerle, felaketlerle hepimiz ödedik. Sermaye yanlısı, emek karşıtı bu zihniyet 3,5 milyon kamu emekçisini, 2 milyon kamu emeklisini kapsayan toplu sözleşme görüşmelerine de aynen yansımıştır. Siyasal iktidar 12 Ağustos’ta Çalışma Bakanı tarafından yapılan teklifle aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleyle açıkça dalga geçilmiştir. Buradan tekrar altını çiziyoruz. Yaşadığımız kayıpları görmeyen, sadece hedeflenen resmi enflasyon rakamlarına indirgenen bu teklifin adı “Toplu Sözleşme Teklifi” değildir. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının %40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı Sefalet, Yoksulluk, Güvencesizlik Teklifidir” dedi.

    “MAAŞLARIMIZIN İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK BİR SEVİYEYE ÇEKİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    KESK Mersin Şubeler Platformu adına basın açıklamasını okuyan Mustafa Özbay, talepleri şöyle sıraladı:

    Maaşlarımızın insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi

    -Özellikle pandemi döneminde maaşlarımızda yaşadığımız reel erimenin giderilmesi

    -Kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi

    -Emekli olduğumuzda maaşlarımızın yarı yarıya düşmesine yol açan ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması için Farklı adlar altında güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi

    -“4/C’li 4/B’liler” olarak bilinen kamu emekçilerinin ek ödeme, emeklilik gibi temel sorunlarının çözümü

    -Sayıları yüz bini aşan Yardımcı Hizmetler Sınıfının yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi

    -Torpilin, kayırmanın kapsını sonuna kadar açan mülakat sitemine son verilmesi

    -Kamu emekçilerini Hakem Kurulu vasıtası ile siyasal iktidarın iki dudağı arasından çıkacak kararlara mahkûm eden, grev hakkımızı yok sayan mevcut sistemin değiştirilmesi

    -OHAL KHK’leri ile sorgusuz-sualsiz işinden ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevine iadesi

    -Kadın kamu emekçilerine yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması

    -Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi”

    “BÜYÜDÜĞÜNÜ SÖYLEDİĞİNİZ EKONOMİDE NEDEN KAMU EMEKÇİLERİNİN PAYINA DAHA FAZLA YOKSULLUK DÜŞÜYOR”

    Yıllardır bu ülkede yaşayan kamu emekçisi ve emeklisi olarak birike birike dağ gibi olan sorunlarımızı2022-2023 dönemini kapsayan 6. Toplu İş Sözleşmesi masasına geldiğini belirten KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil da, “Hükümet teklifini 12 Ağustos’ta açıkladı şaşırdık mı hayır, hayal kırıklığına uğradık mı hayır ama bizim payımıza koskocaman bir hiç düştü. Bakan ücret artışı teklifini açıklamadan önce büyüyen Türkiye’den ve büyüyen ekonomiden söz etti. Peki büyüdüğünü söylediğiniz Türkiye’de, büyüdüğünü söylediğiniz ekonomide neden kamu emekçilerinin payına daha fazla yoksulluk düşüyor” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN