Etiket: tis

  • KESK, Çalışma Bakanlığı önünde ‘Toplu Sözleşme Masası’ kurdu!

    KESK, Çalışma Bakanlığı önünde ‘Toplu Sözleşme Masası’ kurdu!

    PİRHA- KESK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde “Toplu Sözleşme Masası” kurarak, kamu emekçilerinin taleplerini dile getirdi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 8’inci Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 1’inci gününde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde “Toplu Sözleşme Masası” kurarak, kamu emekçilerinin taleplerini dile getirdi.

    “TİS MASASI EMEKÇİLERİNİN MÜCADELE ALANIDIR”

    DEM Parti ve CHP’li milletvekillerinin destek verdiği açıklamayı okuyan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, yaklaşık 600 bin kamu çalışanının toplu sözleşme sürecinin yedi aydır sonuçlandırılmadığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Bu süreç, devlet sorumluluğu gözetilmeksizin ve ciddiyetten uzak yürütülmüştür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, işçi konfederasyonları ile gerçek bir müzakere yürütememiş, Mehmet Şimşek’in zılgıtıyla daha önce önerdiği zam oranlarını da geri çekerek bir dayatmada bulunmuştur.
    Türk-İş’in 500’ü aşkın işyerinde grev kararı alması ve bazı işyerlerine grev kararlarını asması üzerine, Cumhurbaşkanlığı kararıyla grevler 60 gün süreyle ertelenmiştir. Bu kararın gerekçesi olarak “milli güvenliği bozucu” olduğu ileri sürülmüştür. Oysa alınan grev kararı işçilerin yasal hakkıdır. Grev hakları ertelenerek gasp edilen kamu işçileriyle KESK dayanışma içerisinde olacağını kamuoyu ile paylaşıyoruz.
    KESK olarak bizler, 2026–2027 yıllarını kapsayacak olan 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecine ilişkin taleplerimizi daha önce birçok kez kamuoyu ile paylaştık. Kamuda örgütlü bulunan diğer konfederasyonların da kendi TİS taleplerini kamuoyu ile paylaştıklarını biliyoruz.
    Ancak özellikle iktidar güdümündeki konfederasyon, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 4688 sayılı yasayı yok sayarak 28 Temmuz 2025 tarihinde başlattığı bu TİS sürecine sessiz kalmaları dikkat çekici ve manidardır. TİS Masasına yüzlerce taleple oturulsa da kendi taleplerin takipçisi olunmadığı önceki 7 toplu sözleşme döneminden biliyoruz. TİS masası emekçilerinin mücadele alanıdır.
    Söz konusu emekçilerin haklı talepleri olunca KESK olarak emeğin önüne kurulacak barikatları aşama konusunda mücadeleyi dün olduğu gibi bugünde büyüteceğimiz bilinmelidir.”

    Karagöz, KESK olarak 30 ilde topladıkları talepleri şu şekilde sıraladı:

    “-Özgür bir toplu sözleşme için grevli toplu sözleşme hakkı, anayasal güvence altına alınmalıdır.

    -4688 sayılı Sendika Yasası, tüm emek örgütlerinin katılımıyla demokratik bir biçimde yeniden yazılmalıdır.

    -Hiçbir kamu emekçisinin maaşı yoksulluk sınırı altında kalmamalıdır.

    -Bunun için toplu sözleşme sürecinin başından beri en düşük kamu emekçisi maaşının Temmuz ayı itibari ile yoksulluk sınırı olan 85 bin TL’nin üzerine çıkarılmasını talep ediyoruz.

    -Ancak iktidar bu talebimize kulak tıkadı. Diğer konfederasyonlar ise maaş artışı taleplerini 5 ay sonrasına yani Ocak 2026’ya göre açıkladı.

    -Bu durumda mevcutta 85 bin TL olan yoksulluk sınırının 5 ay sonra en az 100 bin TL olacağını öngörüyoruz. Buradan hareketle Ocak 2026 itibari ile en düşük kamu emekçisi maaşı 100 bin TL üzerine çıkarılmalıdır.

    -Buna göre en düşük kamu emekçisi maaşında yapılacak oransal artış tüm kamu emekçilerinin maaş artışlarında da esas alınmalıdır.

    -Kamu emekçilerinin maaşını oluşturan; başta ilave seyyanen ödenek olmak üzere tüm ek ödemeler, ek ders ücretleri, döner sermaye payları temel ücrete dâhil edilerek kamu çalışanlarına emekli aylıklarında esas alınmalıdır.

    -Ücretli, vekil, taşeron ya da sözleşmeli adı ne olursa olsun güvencesiz istihdama son verilmelidir. Tüm kamu emekçileri güvenceli-kadrolu istihdam edilmelidir.

    -1. dereceye gelen tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.

    -Vergi adaleti sağlanmalı; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.

    -Maaşlarımızdan kesilen Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmelidir. Gelir Vergisi 1. dilim oranı yüzde 15 ten yüzde 10’a düşürülmeli, yoksulluk sınırına kadar olan ücretlerden kesilen Gelir Vergisi bu oranda (yüzde 10) sabitlenmelidir.

    -OHAL KHK’leriyle hukuksuzca ihraç edilmiş kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.

    -Kamuda görevde yükselmelerde ve personel istihdamında mülakat kaldırılmalı, liyakat esas alınmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’den Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde TİS açıklaması-VİDEO

    KESK’den Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde TİS açıklaması-VİDEO

    PİRHA-KESK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde TİS görüşmelerini protesto etti. Yapılan açıklamada, ” KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Toplu İş Sözleşmesi (TİS) taleplerini dile getirmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması düzenledi.

    KESK’in, bugün başlayan 8. Dönem TİS görüşmelerini protesto etmek amacıyla yaptığı basını açıklamasında TİS sürecine ve taleplere ilişkin basın metnini KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak okudu.

    “İKTİDAR-HAKEM-YANDAŞ YAPIDAN OLUŞAN BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİN İÇİNE HAPSEDİLMEK İSTENİYORUZ”

    Ayfer Koçak, “Yıllardır yaptığı her yasal düzenlemede, mevzuat değişikliğinde bizlerin taleplerini yok sayan, tüm bunları tek taraflı olarak belirleyen, “ben yaptım oldu” diyen bir iktidarla karşı karşıyayız” diyerek şunları ekledi:

    “Başta derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıyayız. Tüm bunlara rağmen çalışanı ve emeklisi ile 6,5 milyonluk devasa bir kitle olarak ‘toplu sözleşme’ adı altında bir kez daha ‘İktidar-Hakem-Yandaş’ yapıdan oluşan ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’nin içine hapsedilmek isteniyoruz.

    Dolayısıyla bir kez daha altını çiziyoruz. Gerçek, evrensel, bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, tüm haklarımızın işverene ve onun konfederasyonuna-sendikalarına teslim edildiği, bizlerin yok sayıldığı bu oyun devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir. “

    “İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK BİR ÜCRET İSTİYORUZ!”

    Gerçek bir toplu sözleşme düzeninin grev hakkı olmadan düşünülemeyeceğini belirten Koçak, taleplerini söyle sıraladı:

    “İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz! Bunun için maaşlarımıza altışar aylık zam, enflasyon farkı, seyyanen zam veya kümülatif yalanlar değil, gayet net bir talepte bulunuyoruz. Hiçbir kamu emekçisinin maaşı yoksulluk sınırı altında kalmasın, en düşük maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarın diyoruz. Bunun için kamu emekçilerinin maaş artışlarına ilişkin talebimizi Temmuz 2025 ve Ocak 2026 olmak üzere ikili sunuyoruz. Buna göre en düşük kamu emekçisi maaşı Temmuz 2025 itibari ile 85 bin TL olan yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı yani %94 artırılmalıdır. Bu artış oransal olarak tüm kamu emekçilerinin Temmuz 2025 maaşlarına yansıtılmalıdır. İşin özü tüm kamu emekçilerinin Haziran’da aldıkları maaşlarının Temmuz 2025 itibari ile %94 artırılmasını talep ediyoruz.

    “GÜVENCELİ İSTİHDAM, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ!”

    İkinci teklifimiz ise 6 ay sonrası için yani Ocak 2026 içindir. Temmuz 2025 itibari ile 50 bin 460 TL olan en düşük kamu emekçisi maaşı Ocak 2026 itibari ile en az 100 bin TL olacağını tahmin ettiğimiz yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Yani %98 artırılmalıdır. Bu artış oransal olarak tüm kamu emekçilerinin Ocak 2026 maaşlarına yansıtılmalıdır. Kısacası tüm kamu emekçilerinin Temmuz 2025 itibari ile aldıkları maaşlarının Ocak 2026 itibari ile %98 artırılmasını talep ediyoruz. Her iki durumda da talep ettiğimiz bu tutarların her üç ayda bir yoksulluk sınırındaki artış oranında güncellenmesini istiyoruz. Bunun için 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi kamu emeklileriyle, 2008 sonrası işe girerek 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan kamu çalışanları arasındaki emeklilik yaşı, maaş bağlanma oranı ve emekli aylıkları arasındaki uçurum derhal giderilmelidir. Güvenceli istihdam, güvenli gelecek istiyoruz! Demokratik, adil bir çalışma yaşamı istiyoruz! Bizler halkımıza nitelikli, ulaşılabilir, parasız ve anadilinde kamusal hizmet vermek istiyoruz.”

    “TEK AYAKLI MASALARIN DEĞİL EMEKÇİLERİN GERÇEK TALEPLERİNİ KARARLILIKLA SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Tüm kamu emekçilerine seslenen Koçak, şu ifadeleri kullandı:

    “Yıllardır devam eden garabet sistemin bir aparatı olanların çözümün adresi olması mümkün değildir. Sendikacılık sadece talep etmek değildir. Talebin arkasında durmaktır. Yöntemi de bellidir. Emekçiye yüzünü dönmek, üretimden gelen gücün örgütlenmesidir. Talepler kabul edilmediğinde mücadele etmeden bir kenara çekilmek pratiği yetkili konfederasyonun alışkanlığı haline gelmişse, taleplerin arkasında durmuyorsa talepleri de sözde yetkisi de emekçiler açısından hükümsüzdür. Tek çare vardır. O da emek karşıtı bu düzende hangi sendikanın üyesi olursa olsun yıllardır kaybedenlerin yan yana gelmesi, omuz omuza vermesinden geçmektedir.  Biz KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”

    Açıklamanın ardından kitle bakanlığın önünde oturma eylemi yaptı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK, Çalışma Bakanlığı önünde TİS mücadele programını açıkladı -VİDEO

    KESK, Çalışma Bakanlığı önünde TİS mücadele programını açıkladı -VİDEO

    PİRHA- KESK, 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine dair Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Açıklamada, “İşçisi, kamu emekçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile hepimizi sefalette, yoksullukta eşitlemeye dönük saldırılara karşı tek çare emeğin birleşik mücadelesini örmekten geçmektedir” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 1 Ağustos’ta başlayacak olan, 2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem TİS mücadele programını açıklamak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz okudu.

    “15-16 HAZİRAN DİRENİŞİNDE HAYATINI KAYBEDENLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Ahmet Karagöz, “55. Yıldönümü. 15-16 Haziran direnişini gerçekleştirenlerin, bu şanlı direnişte, emeğin hak ve özgürlükler mücadelesinde hayatını kaybedenleri saygıyla, şükranla anıyoruz” diyerek 15-16 Haziran direnişini selamladı.

    “KRİZLERİN FATURASI HEP EMEKÇİLERE KESİLİYOR”

    Ülkenin ekonomik, siyasal, sosyal fay hatlarının daha da kırılgan hale geldiğini belirten Ahmet Karagöz, “Vahşi kapitalist sistemin hayat bulduğu her ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu bunalımların, krizlerin faturası hep emeğe, emekçilere kesiliyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır sözde farklı farklı ekonomi programlarını hayata geçiriyorlar. Derviş Programı, Nebati Programı, Nas Programı… Şimdi en son Şimşek Programı…

    Adları değişse de bu programların tamamı sermayenin, patronların çıkarlarını temel alan programlardır. Dolayısıyla bize göre yıllardır bu ülkeyi yönetenlerin tek bir programı vardır. O da emeği ile geçinenlere dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum programıdır.

    Yıllardır hayata geçirilen orta vadeli programlar, bütçeler ve ne yazık ki TİS’ler emeği ile geçinenlere dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum programının araçları haline getirilmiştir” diye konuştu.

    “ORTADA GERÇEK ANLAMDA BİR TİS MASASI YOK”

    2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin temmuz ayı ortası itibari ile başlayacağını, 1 Ağustos’ta toplu sözleşme masasının kurulacağını hatırlatan Karagöz, şunları kaydetti:

    “14 senedir  ‘toplu sözleşme’ adı ile sürdürülen bu sistemde kaybeden taraf her zaman hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçileri ve emeklileri olmuştur. Çünkü ortada gerçek anlamda bir TİS masası yoktur.

    Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Mevcut sistemin sadece adı ‘toplu sözleşmedir’. Bu garabet sistemde masada tüm yetki iktidara, uyuşmazlıkta ise iktidarın gölgesi olan Hakem Kuruluna devredilmiştir.

    İktidarın ‘sendikamız’ dediği bir yapının ‘kraldan çok kralcı’ yöneticileri ise 7 milyona yakın kamu emekçisi ve emekli adına masaya tek ‘yetkili’ olarak oturtulmuştur.

    Ülkemizin taraf olduğu ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerle tanınan grev hakkımız yıllardır yok sayılmaktadır. Bu sözleşmelerin iç hukukun üzerinde olduğunu yazan Anayasa düzenlemesi ihlal edilmektedir.

    Öz olarak ifade edecek olursak; 7 milyonluk bir kitle İktidar-Hakem-Yandaş yapıdan oluşan Bermuda Şeytan Üçgenin içine hapsedilmiş, üstelik haklarını koruyacak en önemli silahtan yani grev hakkından mahrum bırakılmıştır.”

    “EMEKÇİNİN ALIN TERİ HİÇE SAYILMAK İSTENMEKTE”

    Kamu emekçilerinin yüzlerce sorunu olduğunun altını çizen Karagöz, “Tüm bunlara rağmen yıllardır olduğu gibi bu kez de iktidarın himayesinde, halktan, emekten, hakikatten kopmuş yandaş sendikalarla kapalı kapılar ardında sürdürülen göstermelik ‘müzakerelerle’ milyonlarca kamu emekçisinin alın teri hiçe sayılmak istenmektedir. Ancak bilinmelidir ki bu düzene artık geçit yok” dedi.

    “TÜM YURTTA TOPLU SÖZLEŞME MASALARI KURACAĞIZ”

    “Sefalet sözleşmelerini tanımıyoruz, tanımayacağız!” diyen Ahmet Karagöz şunları ekledi:

    “Kamu emekçileriyle birlikte, sokakta, işyerinde, meydanlarda, gerçek ve onurlu bir toplu sözleşme mücadelesi öreceğiz. Bunun için ilk adım olarak bu haftadan itibaren tüm işkollarımız üyelerinin çalıştığı bakanlıklar önünde grev hakkı ile tamamlanmış gerçek toplu sözleşme taleplerini, işkolu taleplerini açıklayacak. Tüm yurtta merkezi işyerlerinde toplu sözleşme masaları kuracağız. Hem bu masalarda hem de web sayfamızdan paylaşacağımız anketimizle kamu emekçilerinin taleplerini toplayacağız. İşyerlerinden topladığımız talepleri, Temmuz ayının ortasına doğru KESK TİS talepleri olarak kamuoyu ile paylaşacağız.

    Yine TİS görüşmelerinde kadın talepleri ayrı bir başlıkta ve gündemle ele alınmalı, mutabakat metninde de aynı şekilde tek başlık altında toplanmalıdır talebi doğrultusunda kadın TİS taleplerimizi kamuoyu ile paylaşacağız. Hem KESK Yürütme Kurulu hem de üye sendikalarımızın MYK üyeleri olarak yurdun dört bir yanında topladığımız taleplerimizi buraya taşıyacağız.

    “MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    İşçisi, kamu emekçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile hepimizi sefalette, yoksullukta eşitlemeye dönük saldırılara karşı tek çare emeğin birleşik mücadelesini örmekten geçmektedir.

    Şimdi, çalışanları, emekçileri karşı karşıya getirmeye dönük böl-parçala-yönet oyunlarını boşa çıkarma, Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz diyerek omuz omuza verme vaktidir. Bunun için sefalette değil, refahta birleşinceye kadar bir paçası olduğumuz işçi sınıfının, açlık sınırının altına itilen asgari ücretlilerin, emeklilerin, gençlerin yanı başında olmaya, emeğin birleşik mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK’ten açıklama: Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi verilmesini kabul etmiyoruz

    DİSK’ten açıklama: Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi verilmesini kabul etmiyoruz

    PİRHA-DİSK,TİS hakkı gasp edilmeye çalışılan Dev- Sağlık İş için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “‘Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yetki sürecini bekleteceğiz’ diyen bakanlık daha az üyesi olan Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi veriyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bugün başlatacağımız oturma eylemi sadece toplu iş sözleşmesi hakkımızın tanınması değildir. Bu oturma eylemi bir demokrasi ve adalet nöbetidir” diye konuştu. 

    DİSK/Dev- Sağlık İş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan sendika üye sayılarında, yüzde 0,01 oranla baraj altı bırakılmasına ilişkin bakanlık önünde açıklama yaptı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yapılan açıklamada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bilindiği üzere sendikamız Temmuz 2024 İstatistiklerine belli konularda itiraz etmiş ve bu itirazını yargıya da taşımıştır. Ankara 4. İş Mahkemesi’ne istatistiklere itiraz davamız, Anayasa Mahkemesi’ne ‘hak ihlali gerekçesiyle bireysel başvurumuz devam etmektedir. 10 bin sağlık ve sosyal hizmet işçisi olarak toplu sözleşme hakkımız elimizden alınmaya çalışılmaktadır. 24 Temmuz 2024 tarihinde yayımlanan Resmi Gazetede sendikamızın işkolu barajı 0,99, sendikamızın üye sayısı 7 bin 400, işkolunda çalışan işçi sayısı ise daha önce istatistiklerde görülmeyen 4B’li memurlar ve üniversite hastanelerinde çalışan İntern hekimlerle 750 bin 259 olarak açıklanmıştır” diye konuştu.

    Bakanlık tarafından Temmuz-2024 istatistiklerinde sendikaya ait olduğu belirtilerek yayımlanan üye sayısı arasında farklılık bulunduğunu belirten Çerkezoğlu, “Sendikamızın kurulu bulunduğu işkolundaki toplam işçi sayısının tespitinde, aslında toplam sayıya dahil edilmemesi gereken ve “4B”li olarak anılan çalışanların, üniversite hastanelerindeki intern hekimlerin, ek ders karşılığı çalışanların, sağlık işkolunda olmayan çalışanların bu toplam sayıya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle işkolumuzdaki işçi sayısı açısından tutarlı olamayacak düzeyde bir artış meydana gelmiş ve bu sayı 750.259 olarak gerçeğinden çok daha yüksek olacak şekilde tespit edilmiştir. 3. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/6584 Esas, 2023/9234 Karar ve 15/06/2023 tarih sayılı kararında da belirtilmiş olan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından istatistiklerin Resmi Gazete ‘de yayımlandığı günden bir önceki gün itibarıyla gerçekleşen veriler dikkate alınmalı ve bu doğrultuda işçi ve sendika üye sayıları belirlenmelidir” şeklindeki yaklaşımı esas alınmamıştır. Sendikamızın üye sayısına ilişkin tespit yapılırken 23 Temmuz 2024 tarihinin dikkate alınması gerekmekteyken daha erken bir tarih baz alınmıştır” dedi.

    DİSK’E BARAJ ALTI, ÖZ-SAĞLIK İŞ’E SÖZLEŞME YETKİSİ

    Çalışma Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde bu hataların sadece mahkeme yoluyla düzeltilebileceği bilgisinin verildiğini söyleyen Çerkezoğlu, “24 Temmuz 2024 tarihinde Resmi Gazete ‘de yayımlanan “6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Kanunu Gereğince İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2024 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ” idare hukuku gereğince bu tebliği yayınlayan makam tarafından düzeltilebilir önerimize de kapıyı kapatıp, mahkeme yolunu gösteren Çalışma Genel Müdürlüğü mahkemeyi yanıltmaya, en iyi niyetle mahkeme sürecini uzatmaya çalışmaktadır. İstatistiklerin iptali için açtığımız davanın görüldüğü Ankara 4. İş Mahkemesi Çalışma Bakanlığı’ndan sendikamızın üye listesini, işkolunda çalışanların listesini isterken Çalışma Genel Müdürlüğü Temmuz 2024 İstatistiklerini göndererek niyetini göstermiştir” diye konuştu.

    Çerkezoğlu, sendika ve toplu iş sözleşmesi haklarına sahip çıkacaklarına dikkat çekerek:

    “Süreç devam etmesine rağmen Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yetki sürecini bekleteceğiz diyen bakanlık daha az üyesi olan Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi veriyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Yaşadığımız bu hukuksuzluk tek başına sendikamızın baraj altında bırakılmaya çalışılması değildir. Sağlık işçileri adına sembolik olarak burada sandalyemi koyacağım. Bugün başlatacağımız oturma eylemi sadece toplu iş sözleşmesi hakkımızın tanınması değildir. Bu oturma eylemi bir demokrasi ve adalet nöbetidir. Sendikamıza üye olan binlerce işçinin adalet arayışıdır. Sendika ve toplu iş sözleşmesi hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • CHP’li Uyar’dan hükümete: Kamu emekçilerini ve emeklisini enflasyona bal gibi ezdirdiniz

    CHP’li Uyar’dan hükümete: Kamu emekçilerini ve emeklisini enflasyona bal gibi ezdirdiniz

    PİRHA-CHP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, Kamu Hakem Kurulu’nun toplu sözleşme kararını değerlendirdi. Kamu emekçilerine verilen zammı eleştiren Uyar, “Verdiğiniz zam oranıyla 6,5 milyon kamu emekçisini ve emeklisini enflasyona bal gibi ezdirdiniz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, kamu emekçisi ve kamu emeklilerinin 2024-2025 yılı zammına tepki gösterdi. CHP İşçi Sendikaları, STK ve Meslek Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, bugün partisinin genel merkezinde haftalık emek ve çalışma gündemini değerlendirmek üzere basın toplantısı düzenledi.

    Uyar, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun aylıklara 2024’ün ilk 6 ayında yüzde 15, ikinci 6 ayında yüzde 10, 2025’in ilk 6 ayında yüzde 6, ikinci 6 ayında yüzde 5 zam yapılmasını kararlaştırdığını hatırlattı.

    “ÜLKE EKONOMİSİ, YAPBOZ TAHTASI GİBİ”

    Kurulun, sendikaların şerhine rağmen hükümetin sunduğu zam oranlarını kabul ettiğini, iktidarın onay ve tasdik kurumu olduğunu dünkü kararıyla tescillediğini belirten  Uyar, “Verdiğiniz zam oranıyla 6,5 milyon kamu emekçisini ve emeklisini enflasyona bal gibi ezdirdiniz. Emekçilere görülen sefalet ücreti kararını, bizzat Erdoğan verdi. Yüksek Hakem Kurulu’na ise bu talimatı sadece onaylamak düştü” ifadelerine yer verdi.

    Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Uyar, uygulanmaya çalışılan fiyat istikrarına rağmen gıda fiyatlarının arttığını söyledi.

    Uyar, şunları ifade etti:

    “Türkiye’de ne yazık ki artık kim kime, dum duma ekonomi modeline geçilmiş oldu. Ekonomi yönetiminde biri başka bir şey diyor, ertesi gün bir diğeri başka bir şey yapıyor. Anlamak mümkün değil. ‘Fiyat istikrarı’ deniyor; fiyatlar artmaya devam ediyor. ‘Enflasyon önce tek haneye inecek’ deniyor; yeni yönetim tek hane hayal diyor. 2023 yılı şahlanış dönemi diye lanse ediliyor: Maliye Bakanı, ‘2026’da ancak toparlanırız’ diyor. Ülke ekonomisi, deyim yerindeyse yapboz tahtası gibi yönetilmeye devam ediliyor. Bunun sonucunda da her zamanki gibi işçiye, emekçiye, emekliye, emeğiyle geçinen yurttaşlara kemer sıkmaktan başka bir şey düşmüyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • KESK: Hükümetin teklifi ücretli çalışanın iki yıl daha açlıkla mücadelesi demektir -VİDEO

    KESK: Hükümetin teklifi ücretli çalışanın iki yıl daha açlıkla mücadelesi demektir -VİDEO

    PİRHA-KESK Ankara Şubeler Platformu, TİS süresince yaşanan süreci ve kamu emekçilerinin hak kayıplarını açıklamak üzere basın açıklaması yaptı. Basın metnini okuyan KESK Dönem Sözcüsü Cemal Erdoğan, “Tek adam rejiminin uyguladığı vahşi kapitalist politikalar; derelerimize, ormanlarımıza kısaca doğamıza saldırırken bir taraftan da toplumsal yaşama saldırılarını sürdürüyor” dedi.

    2024-2025 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme görüşmelerinde Hakem Kurulu nihai kararını bugün açıklayacak. KESK alınacak kararlara ve yaşanan sürece dair açıklamalarda bulunmak için basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Emekçiyiz haklıyız kazanacağız, çetelere değil halka bütçe” sloganları atıldı.

    “BUGÜN, OYNANAN TOPLU SÖZLEŞME ORTA OYUNUNUN SON GÜNÜ”

    KESK Dönem Sözcüsü Cemal Erdoğan, 11 kişilikli heyetin 7’sini iktidarın belirlediğini belirterek, “Bugün ağustos ayı boyunca oynanan toplu sözleşme orta oyununun son günü. 7 kişiyi iktidarın belirlediği 11 kişilik hakem heyeti bugün milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin 2024 ve 2025 yılları için alacağı maaş zamlarını belirleyecek. Yani aileleriyle birlikte otuz milyon insanın hangi koşullarda yaşayacağını belirleyecek.
    Türkiye’nin çarpık ekonomik ve toplumsal yapısı, nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan emekçileri, yoksulları korumak bir yana yeni yoksullar üretiyor. İktidarın uyguladığı vergi politikaları krizin faturasını yoksulun, ücretli kesimin sırtına yüklüyor. Ücretliye yapılan zamlar; vergi dilimi, KDV oranlarındaki artış, yağmur gibi yağan zamlar ve yüksek enflasyon nedeniyle her geçen gün eriyor. Yoksul halk, ücretli kesim bu ağır yük altında ezilirken iktidar sabretmemizi tavsiye ediyor. Oysa bu ülkenin kaymağını yiyen %10’luk kesim, sermaye sahipleri verilen teşvikler, vergi aflarıyla karlarını ikiye, üçe katlıyorlar. İşte bu koşullarda yaşanan TİS sürecindeyse iktidar kamu çalışanlarına dalga geçer gibi 2024 için %25, 2025 için %11 zam teklif ediyor. Bu teklif yoksul halkın, ücretli çalışanın iki yıl daha açlıkla mücadelesi demektir” dedi.

    “DEVLET GÜDÜMLÜ SENDİKA İSTEMİYORUZ”

    Devlet güdümlü sendikaları eleştiren KESK Dönem Sözcüsü Erdoğan, şunları ifade etti:

    “Ağaca balta vurmuşlar, sapı bedenimden demiş. Bu orta oyununun bir de yandaş sendika ayağı var. Her toplu sözleşmede kamu çalışanları kaybediyorsa iktidar kadar bu sözleşmeleri imzalayan ya da hakem heyetine topu atarak mücadele etmek yerine, durumu kabullenen, kazanım elde ettik diye masallar anlatan %2’lik, %3’lük zamları ayakta alkışlayan devlet güdümlü sendikalar var. KESK olarak her şeye rağmen tüm konfederasyonlara sesleniyoruz gelin bir kez olsun birlikte mücadele edelim. Alanlara çıkalım. Üretimden gelen gücümüzü kullanarak hayatı durduralım. İşte o zaman bu soygun düzenini durdurur; emekçilerin, yoksulların hak ettiği ücretleri elde ederiz.
    KESK olarak bir çift sözümüz de kamu çalışanlarına. Gelin biat eden değil emek ve demokrasi mücadelesi veren, kabullenen değil direnen, haklarımızı savunan KESK ile birlikte mücadele edelim. Kazanılmaz sandığımız hakların nasıl hayata geçtiğini hep birlikte göreceğiz.”

    “HÜKÜMETTEN BİR BEKLENTİ İÇİNDE DEĞİLİZ”

    Basın açıklamasında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise mücadele çağırısında bulunarak, “30 milyonu ilgilendiren bu süreçte hükümetten bir bekletti içinde değiliz, çağrımız tüm kamu emekçilerilerine. Gelin birlikte haklarımız icin mücadele yürütelim” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Mersin Şubeler Platformu: Hükümetin teklifi TİS masasıyla alay etmektir- VİDEO

    KESK Mersin Şubeler Platformu: Hükümetin teklifi TİS masasıyla alay etmektir- VİDEO

    PİRHA- KESK Mersin Şubeler Platformu, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde hükümetin verdiği teklifi yetersiz bularak, “Sadece 2024 yılı için ilk teklifteki oranlara birer puan artırılmak suretiyle getirilen bu teklifle adeta TİS masasıyla alay edilmiştir” dedi.

    Memur ve memur emeklilerinin 2024-2025 yılları maaşlarının belirleneceği toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam ediyor.

    Konuya ilişkin basın açıklaması yapan KESK Mersin Şubeler Platformu, bu görüşmelerde hükümetin sunduğu teklifleri eleştirdi.

    “KAMU EMEKÇİLERİ BİR KEZ DAHA SEFALETE MAHKUM EDİLECEK”

    KESK Mersin Şubeler Platformu adına konuşan Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, taleplerinin görmezden gelindiğini belirterek, “İktidar ikinci teklif olarak 2024 yılının ilk altı ayı için yüzde 15, ikinci altı ayı için yüzde 10, 2025 yılının ilk altı ayı için yüzde 6 ve ikinci altı ay için yüzde 5 teklif etmiştir. Kira desteği sağlanması, vergi adaletsizliğinin giderilmesi, 3600 ek gösterge sorununun çözümü, seyyanen artışların taban aylığımıza yansıtılması ve artışın bundan sonra yapılması, mülakatın kaldırılması, kadın talepleri gibi onlarca genel talebimiz görmezden gelinmiştir” diye konuştu.

    Tekliflere bakıldığında iktidar ve görüşmeleri gerçekleştiren konfederasyon arasında danışıklı bir dövüş yaşandığını söyleyen Sümbül, “Yandaş konfederasyonla danışıklı dövüş şeklinde devam eden sürecin üyelerinin çoğunluğunu iktidarın belirlediği Hakem Heyeti ile ya da ikisi arasında gerçekleşecek mutabakatla tamamlanarak kamu emekçileri ve emeklilerinin bir iki yıl daha açlığa ve sefalete mahkûm edileceği anlaşılmaktadır” dedi.

    Sümbül, kamu emekçilerini sefalete mahkum eden sisteme karşı mücadeleyi büyütüceklerini söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/MERSİN                  

                                                                                                     

  • KESK’liler grevde: Dayatılan bu yoksulluğa dur deme vakti gelmedi mi?-VİDEO

    KESK’liler grevde: Dayatılan bu yoksulluğa dur deme vakti gelmedi mi?-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), hükümetin Toplu İş Sözleşmesi’ne (TİS) dair teklifini kabul etmeyerek 1 günlük greve çıktı. KESK Eş Genel Başkanı Yeşil, “Bu ilk uyarı eylemimiz” dedi.

    Yüzbinlerce kamu çalışanı ve kamu emeklisinin talep ettiği zam oranına karşılık hükümetin ilk teklifinin ardından KESK, 1 günlük greve gitti.

    Ülke genelinde birçok ilde sokağa çıkan kamu emekçilerinin Ankara’daki buluşma adresleri Sakarya Caddesi oldu.

    Greve giden kamu çalışanları, “Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız. 45 bin TL ücret. Mülakat değil liyakat. Emekliye 15 bin TL maaş” dövizlerini taşıdı.
    Kamu emekçileri, “Hükümet zammını al başına çal. Zam, zulüm, işkence işte AKP” sloganlarını da atarak hükümetin yüzde 14+ yüzde 9’luk teklifi protesto etti.

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, iktidarın, sefalet koşullarını dayattığını belirterek, mevcut TİS teklifini kabul etmediklerini söyledi.

    “DAYATILAN BU YOKSULLUĞA DUR DEME ZAMANI”

    “Emeğimizin çalınmasına izin vermeyeceğiz” diyen Kablan Yeşil, şu açıklamayı yaptı:

    “Güneşin bu kavurucu sıcağında işine, ekmeğine sahip çıkmak için ter dökenler.
    Merhaba! Çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için gecesini gündüzüne katanlar.
    Merhaba! Kapı kulu değil emekçi olduğunu haykıranlar.
    Merhaba! Grevsiz Toplu Sözleşme, Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz, diyenler.
    Merhaba! Türkiye kamu emekçileri mücadele tarihini “Haklar yasalardan önce gelir” “Hak Verilmez, mücadele ile alınır” diyerek ilmek ilmek yazanlar.
    Sadece kendimiz için değil, göz göre göre sefalete itilen, verdikleri emekler yok sayılan 12 milyon emeklinin hakkını da savunmak için,
    nitelikli ücretsiz kamu hizmeti hakkı yok sayılan tüm bu ülkenin tüm insanları için grevdeyiz.
    Ne yazık ki ülkemizde çok uzun süredir gecenin karanlığı hâkim. Üstelik ülkeyi yönetenler attıkları her adımda üzerimize çöken karanlığı daha da zifiri hale getirmeye çalışıyor. İki gün önce yine böyle bir adım atıldı. Hükümet 6 milyonu aşkın kamu emekçisi ve emekliye, bizlere toplu sözleşme teklifini açıkladı.
    Buna göre hükümet bizlere altışar aylık dilimler halinde 2024 yılı için %14+ %9 maaş artışı, 2025 yılı için ise %6+ %5 maaş artışı teklif etmiştir.
    Şaka gibi ama ne yazık ki gerçek. İktidar Merkez Bankası’nın hedeflediği, ama her zamanki gibi tutmayacağı bugünden belli olan enflasyon oranlarının bile altındaki teklifi ile hepimizle açıkça alay etmiştir.

    Üstelik hükümetin tırnak içinde teklifinde tüm kamu emekçilerinin ortak taleplerine ve 11 hizmet kolunun taleplerine dair tek cümle edilmemiştir. Tüm bunlar “müzakereler devam ediyor” denilip geçiştirilmiştir.

    “DAĞ FARE DOĞURDU”

    Kısacası ilk toplantının yapıldığı 1 Ağustostan iki hafta sonra gelinen yerde dağ fare doğurmuştur. Günlerdir yapılan açıklamaları tüm kamuoyu takip ediyor.

    Çalışma Bakanı haftalardır “müzakerelerimizin tüm tarafları memnun edecek şekilde hayırla sonuçlanacağını ümit ediyorum” açıklaması yapıyor.
    Bizde buradan soruyoruz, bu teklifte 4 milyonu aşkın kamu emekçisini, 2 milyonu aşkın kamu emeklisini memnun edecek ne vardır?
    • İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret artışı var mı? YOK.
    • Taban aylığımıza yansımayan 8.077 TL tutarındaki ilave seyyanen ödeneğe ilişkin bir adım var mı? YOK.
    • Barınma hakkı kapsamında konutu olmayan kamu emekçisine kira yardımı var mı? YOK.
    • Hangi ad altında olursa olsun emekli maaşlarımızı adeta kemiren, tüm ek ödemelerin taban aylığımıza, emekliliğimize yansıtılması var mı? YOK.
    • Büyümeden, refahtan pay var mı? YOK.
    • Yıllardır maaşlarımızı dilim dilim buharlaştıran Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmesi var mı? YOK
    • Ücretsiz servis, yemek, ulaşım taleplerine ilişkin bir adım var mı? YOK.
    • Vekil, ücretli, taşeron, sözleşmeli, İHS’li gibi farklı adlar altında sürdürülen güvencesiz istihdama son verilmesi, güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi var mı? YOK
    • Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi var mı? YOK.
    • Kayırmanın, torpilin kapısını sonuna kadar açtığını kabul ettiğiniz, seçim öncesi sözünü verdiğiniz mülakatın kaldırılması var mı? YOK.
    • Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan, cinsiyetçiliğin, ayrımcılığın, mobbingin son bulması var mı? YOK
    • OHAL KHK’leri ile sorgusuz-sualsiz işinden ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevine iadesi, 7 yıldır yaşadıkları zulme son verilmesi var mı? YOK.
    • Bizim için en önemlisi Grev Hakkı İle Tamamlanmış Gerçek Toplu Sözleşme Sistemi, Demokratik Bir Çalışma Yasasına ilişkin tek bir cümle var mı? Yine YOK.
    YOK, YOK, YOK.
    Çünkü aslında ORTADA BİR TOPLU SÖZLEŞME TEKLİFİ YOK.
    Peki, ne var?
    4 milyonu aşkın kamu emekçisini çalışırken daha fazla yoksullukla,
    2,5 milyon emekliyi ise daha fazla sefaletle TEHDİT VAR.

    “BİZ BİLE BU KADARINI TAHMİN ETMİYORDUK!”

    Biz KESK olarak en başından beri kamu işvereni olan hükümetin, geçtiğimiz 6 dönem boyunca yaptığı gibi bu dönem de masaya, tutmayan enflasyon hedeflerini, TÜİK sahte enflasyon rakamlarını temel alan bir maaş artışı teklifi ile gelmesi durumunda üretimden gelen gücümüzü kullanacağımızı ilan ettik.
    Ne yazık ki hükümet bu kez bizi yanılttı.
    Açıkçası biz bile bu kadarını tahmin etmiyorduk.
    Enflasyon hedeflerinin bile altında artışları teklif diye sundu.
    Biliyorsunuz, daha 18 gün önce Merkez Bankası %8,8 olan 2024 yılı enflasyon hedefini yaklaşık dört kat artırarak %33’e çıkardığını açıkladı.
    Ama AKP manidar bir şekilde 23. yaşına girdiği 14 Ağustos’ta bize 2024 yılı için taban aylığımıza yansıtılmayan ilave seyyanen ödenek dahil toplamda %23 maaş artışı teklif ediyor.
    Merkez Bankası 2025 yılı hedefini şimdiden %15’e çıkardı. Ama iktidar bize 2025 yılı için %11 artış teklif ediyor.
    İktidarın enflasyon hedeflerini her sene revize adı altında artırdığı bir ülkede yaşıyoruz.
    Çünkü orta vadeli planlarla, bütçelerle açıklanan enflasyon hedefleri hiç tutmuyor. İktidar her defasında “bu yıl enflasyon hedefimiz %5” diyor. Ama daha birkaç iyi içinde bu hedef ikiye, üçe katlanıyor.

    Bakın 2018’e yüzde beş enflasyon hedefi ile başladılar. İlk üç ayın sonunda %8’e, sonra %12’ye çıkardılar. Ama 2018 yılında gerçekleşen enflasyon TÜİK’in sanal rakamlarına göre bile %20,3 oldu.
    2021’de yine enflasyon hedefimiz %5 dediler. Yılın daha başlarında hedefi %8’e çıkardılar. Ama 2021 yılını %36 resmi TÜİK enflasyonu ile kapattık.
    2022’de orta vadeli programa göre yine %5 olarak belirlenen enflasyonu %9,8 olarak güncellediler. Ama 2022 yılında enflasyonda %64 ile TÜİK rakamlarına göre son 21 yılın rekorunu yaşadık.
    Üstelik sıraladığımız gerçekleşen enflasyon rakamları toplum nezdinde hiçbir karşılığı kalmayan çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonu en az yarı yarıya yutan, sahte TÜİK rakamlarıdır.
    Biz bu nedenle yıllardır maaşlarımızın bu sahte TÜİK rakamları yerine yoksulluk sınırına göre artırılmasını, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını istiyoruz.
    Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı Temmuz 2023 itibari ile 38 bin TL’ye ulaştı.
    Biz en düşük maaş en az 45 bin TL olmalı diyoruz.
    Buna rağmen kamu işvereni 2 gün önce açıkladığı teklifi ile mevcutta 22 bin TL olan eşi çalışmayan, iki çocuklu en düşük kamu emekçisi maaşının (15/1 hizmetli) tam iki yıl sonra 30 bin 425 TL olmasını vaat ediyor.
    Yine bugün 20 bin 350 TL olan bekar, en düşük kamu emekçisi maaşının ise iki yıl sonra 28 bin 145 TL olmasını vaat ediyor.
    Üstelik iki yıl sonrasına havale edilen bu rakamların içinde taban aylığımıza yansıtılmayan, dolayısıyla emekli aylıklarımıza yansıtılmayan ilave seyyanen ödenek tutarlarının olduğunu açıklıyor.

    “REVİZE ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Birileri ise çıkmış hala “hükümetin teklifini revize etmesini bekliyoruz” diye dem vuruyor.
    Bizleri bu kadar aşağılayan bir teklifi üç beş puan artırarak revize etmek mümkün değildir.
    İktidarın kendi enflasyon hedeflerinin bile altında kalan, TÜİK’in sanal rakamlarına dayalı bu teklif bizim için yok hükmündedir.

    Kamu işvereni olan iktidarın toplu sözleşmeye ilişkin ilk teklifini hepiniz duydunuz, öğrendiniz.
    Yıllardır önümüze konulan bu tutmayan hedeflerin, suni TÜİK rakamlarına dayalı bir elin parmak sayısını geçmeyen yüzdelik artışların faturasını hepimiz maaşlarımızda her yıl daha fazla erime, daha fazla yoksullaşma, daha fazla güvencesiz hale getirilme ile ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz.
    Seçimden önce “en düşük memur maaşı 22 bin TL olacak, artışlar emekli maaşlarına da yansıtılacak” sözü verdiler.
    Ancak verdikleri sözü arkadan dolanma yöntemleri ile tutmadılar. İlave seyyanen ödenek adı altında hepimizin yıllardır yaşadığı kayıpları daha da artıracak yeni bir maaş-ücrete rejimi getirdiler.
    Bugün için ortalama 13 bin TL’lik bir tutarı emekli aylığı bağlama tutarımızdan düştüler.
    Son bir ayda akaryakıt ve doğalgazda ÖTV artışı, hemen her şeyin KDV oranlarının artırılması, TL’nin döviz karşısında değer yitirmesi ile hızlanan zam kasırgası zincirleme bir şekilde iğneden ipliğe tüm ürünlere yansımaya devam ediyor. Bu durumda 2023 yılı için %58 olarak “güncellenen” enflasyon hedefi daha şimdiden kağıt üzerinde kalmıştır.
    Temmuz’da aldığımız maaş artışları bir ay geçmeden eridi.

    Hepimize dayatılan bu yoksulluğa dur deme vakti gelmedi mi?

    Temmuz maaş artışlarında en büyük darbe sizler vuruldu. 12 milyon emekli gözlerinin içine baka baka aldatıldı.
    Milyonlarca emekli kök aylığı 6 bin TL’nin altında kaldığı için %25’lik artıştan bile yararlanamadı, aylıkları bir kuruş bile artmadı. Üstelik emekliye verilen %25 maaş artışından 12 gün sonra çıkıp dalga geçer gibi “2023 enflasyonunu %58 olarak güncelledik” açıklaması yapıldı.
    Bu sefalete dur deme vakti gelmedi mi?

    Bugün ya bizleri yok sayan bu yoksulluk, sefalet, güvencesizlik teklifine boyun eğeceğiz. Ya da hangi sendikaya üye olursak olalım kamu emekçisi ile emeklisi ile “hak verilmez mücadele ile alınır” diyerek ortak sorunlarımız, taleplerimiz için mücadeleyi yükselteceğiz.
    Bizler sustukça, yetkimizi başkalarına teslim ettikçe başımıza nelerin geldiğini geçtiğimiz 6 toplu sözleşmede gördük.
    Kamu işvereni olan hükümetin sesimize kulaklarını kapatamaması, üzerinde pazarlık yapılabilecek yeni ve gerçek bir teklif sunması bizlere bağlı.
    Bunun için KESK olarak hükümetin hepimize sefalet-yoksulluk ve güvencesizlik dayatan ilk teklifine karşı ilk uyarımızı yapıyoruz.
    Üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam diyoruz.
    Unutmayalım ki, mücadele edenler her zaman kazanamasa da kazananlar hep mücadele edenlerdir.
    Bizleri yıllardır siyasi iktidarın ve yine bu iktidarın Hakem Kurulunun iki dudağı arasından çıkacak kararlara mahkûm eden bu garabet sisteme karşı hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçilerini
    *Yoksulluk Sınırı Üzerinde İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret,
    *Güvenceli İstihdam Demokratik Bir Çalışma Yaşamı,
    Grev Hakkı İle Tamamlanmış Gerçek Toplu Sözleşme Sistemi için her adımda omuz omuza vermeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sağlık emekçileri 16 Ağustos’ta iş bırakıyor

    Sağlık emekçileri 16 Ağustos’ta iş bırakıyor

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri 16 Ağustosta iş bırakacak. Yapılan açıklamada “Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın” denildi.

    Memur ve memur emeklilerini ilgilendiren 2024-2025 yıllarındaki hakları ve zamları belirleyecek olan 7’inci dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri kamu emekçileri ile hükümet arasında sürüyor.

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) 16 Ağustos tarihinde bir günlük iş bırakacak. Konuya dair Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) yaptığı açıklamada,taleplerini şöyle sıraladı:

    “*Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz.

    *Bunun üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim durumu, hizmet yılı gibi kriterler eklenerek giydirilmiş ücretler belirlensin.

    *Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın.

    *Sağlık hizmetleri ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Fiili hizmet süresi (yıpranma payı) yıllık 90 gün üzerinden tam olarak tüm emekçilere ödensin ve geçmiş yılları da kapsasın4) Nöbet, icap ve fazla çalışma ücretleri 2 kat arttırılsın

    *Sağlık alanında çalışan tüm emekçiler “sağlık hizmetleri sınıfı”na alınsın

    *Üniversite hastanelerinde de çalışanlara tayin hakkı verilsin,

    *Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için “şiddet üreten sağlık sistemi” değişsin. Halk ve emekçiler yararına yeni bir sağlık sisteminin inşası için işkolu emekçileri ve halkın örgütlü yapılarının, hizmetin planlanmasından sunulmasına kadar karar alma mercilerinde yer alacağı mekanizmalar oluşturulsun.

    *Sağlık ve sosyal hizmetler alanında OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdam edilerek, sözleşmeli tüm çalışanlar 657 4/a kapsamına alınsın.

    *Kamu sağlık hizmeti verilen ASM’lerde her türlü giderler devlet tarafından karşılansın,

    *Covid-19 gibi meslekle ilgili hastalıklar, illiyet bağı aranmadan sağlık kurumlarında çalışan tüm personel için meslek hastalığı sayılsın,

    *Haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılsın

    *Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü personelinin özlük, mali ve sosyal haklarını, bir an önce Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğündeki emsali personellere eşitleyin, geçmiş hak kayıplarını acilen telafi edilsin. Sağlık Bakanlığı’nın diğer tüm personellerine sağlanan imkan ve haklardan aynı ve eşit derecede yararlandırılsın.

    *Muayene, tedavide ve ilaçta hiçbir ad altında;  katkı, katılım payı, ilave ücret alınmasın. Sağlık hizmetleri ücretsiz olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • KESK, 2. TİS toplantısı öncesinde sokağa çıktı: Artık öfkemiz sel oldu-VİDEO

    KESK, 2. TİS toplantısı öncesinde sokağa çıktı: Artık öfkemiz sel oldu-VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, 14 Ağustos’ta yapılacak 2. TİS görüşmeleri öncesinde sokağa çıktı. Yapılan açıklamada “Hayat TÜİK rakamlarına göre akmıyor. Ekmeğimizle oynamayın” denildi.

    3 Milyondan fazla Kamu emekçisi ve 2 milyonun üzerinde kamu emeklisini ilgilendiren Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri sürüyor.
    Kamu emekçileri konfederasyonlarının temsilcileri ile hükümet yetkilileri ikinci görüşmelerini 14 Ağustos’ta yapacak.
    KESK, dört kişilik bir aile için en az 45 bin TL maaş talebini bir kez daha TİS masasına önerecek.

    “EKMEĞİMİZİN ÇALINMASINA ARTIK YETER”

    KESK Ankara Şubeler Platformu, iktidarın toplu sözleşmeye dair ilk teklifini sunmasına birkaç gün kala sokağa çıktı.
    Milyonların gözünün olduğu TİS masası bugüne kadar 6 defa kuruldu ancak KESK’liler, çıkan kararların hep aleyhte olduğunu ifade etti. “Her seferinde daha fazla yoksullaştırıldık, daha güvencesiz hale getirildik” diyen KESK üyeleri Ankara’da konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını okuyan HABER-SEN genel Başkanı Burak Ustaoğlu, “kamu emekçilerinin hakları gasp edilmekte” diyerek şunları söyledi:
    “Bu masa kamu emekçilerinin aleyhine bir masadır. Bu masanın tüm kuralları işverenin lehinedir. Masaya oturtulan yandaş konfederasyonlar, TÜİK’in sanal rakamlarına göre yapılan anlaşmaları bizlere dayatanların lehine bir masadır.
    Bu nedenle gerçek, grevli demokratik bir TİS ile sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi veriyoruz.
    Özellikle belirtmek istiyoruz, bu masa kurulduğundan bu yana emeğin hakları yok sayıldı, kadının adı yok sayıldı, kadınların talepleri de yok sayıldı. KESK adına 1 Ağustos’ta görüşmelere katılan masanın tek kadın temsilcisi olan Eş Genel Başkanımızın İstanbul Sözleşmesi’ni dile getirir getirmez iki yandaş konfederasyon başkanının sözlü saldırısına uğraması ile kadınların haklarına saldırı daha da katmerlendi.

    “ARTIK ÖFKEMİZ SEL OLDU”

    Mücadelemizin öncelikli hedefi grevli toplu sözleşmeli gerçek bir TİS masanın kurulmasıdır. Bunu başaramadığımız sürece yandaş konfederasyonlarla iktidarın iş birliği devam edecektir.
    Bu yandaş iş birliğinin son örneği, artık olmaz dedirten bir örneği de seyyanen artışların emekliliğimize yansıtılmasını TİS tekliflerinde talep bile etmemeleridir.
    Artık öfkemiz sel oldu, isyanımız çığ gibi büyüdü. Bu yandaşlara, bu iktidara dur demenin vakti geldi de geçiyor. Ellerini ceplerimizden artık çeksinler. Artık ceplerimiz boş, çay simitle bile karın doyuramaz, ev geçindiremez olduk. Kira fiyatları karabasan oldu. Maaşımızın en az %70’i kiraya gidiyor. Artık ev sahipleri bizlere evlerini kiralamak istemiyorlar.
    Ellerini ceplerimizden artık çeksinler. Gıda fiyatlarından bahsetmeye gerek var mı, mutfak, çarşı pazar yangın yeri. Artık zamları takip edemez hale geldik. Bir yandan zam furyası, bir yandan geçim derdi. Bizler artık nefes dahi alamıyoruz.

    “BU İKTİDAR, HEPİMİZİ SEFALETE SÜRÜKLEMEKTE”

    Ekonomik krize yol açanlar, bu krizden nemalananlar bizlere “kaynak yok” diyorlar. Yalan söylüyorlar. Bizden çaldıkları kaynakları sermayeye, müteahhitlere, yakınlarına aktarıyorlar.
    Vergilerin yükünü ise bize yıkıyorlar. Maaşlarımız buharlaşıyor. Bizler gırtlağımıza kadar borç içinde yüzerken, yoksullaşırken onlar daha da zenginleşiyor.
    Emeklilerin durumunu ise tarif edecek kelime bulamıyoruz. Emekliliği gelmiş on binler alacakları maaşı öğrenince çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Artışlarda TÜİK rakamları değil, yoksulluk sınırı temel alınmalıdır.”

    EN DÜŞÜK MAAŞ 45 BİN TL!

    Yapılan açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:
    En düşük maaşın dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı üzerine, yani 2024 yılı Ocak ayı itibariyle 45 bin TL’ye çıkarılmalıdır.

    Eş yardımı 3.310 TL’ye çıkarılmalıdır.

    Her çocuk için 2.220 TL’ye çocuk yardımı çıkarılmalıdır.

    Büyükşehirlerde 7.500 TL, diğer şehirlerde 5.000 TL Kira Yardımı verilmelidir.

    Maaşlarımız her üç ayda bir yoksulluk sınırındaki artış oranına göre güncellenmelidir.

    TÜİK rakamlarını esas alan refah payı aldatmacası değil, büyümeden pay verilmedir.

    KESK olarak, çok fazla beklentimiz olmasa da kamu emekçilerinin ve emeklilerin gerçek temsilcisi olarak TİS masasına gittik ve kamuoyuna da yansıyan temel taleplerimizi dile getirdik.
    Bu taleplerimizde esas olarak dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırının esas alınmasını ve bunun üzerinden bir temel ücretin belirlenmesini istedik. Bu taleplerimiz asgari taleplerdir ve insanca yaşamaya uygun taleplerdir.
    Maaş artışı dışındaki temel taleplerimizi başlıklar halinde sıralayacak olursak:
    Vergide, ücrette adalet, eşit işe eşit ücret, ek ödemelerin taban aylığına yansıtılması, yol, yemek, konut yardımı, ücretsiz kreş hakkı, yılda iki ikramiye, 1. Derecede olan herkese 3600 ek gösterge, OHAL-KHK’leri ile işinden, ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin tüm haklarıyla görevlerine iade edilmesi, mülakat değil liyakat, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kaldırılması, güvenceli-kadrolu istihdamın sağlanması, özelleştirmelere son verilmesi. Yardımcı Hizmetler Sınıfı personeline sınavsız atanma hakkı, yeni bir İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yasası, haftalık 35 saat çalışma süresi, çalışma yaşamında uygulanan cinsiyetçiliğin, ayrımcılığın, mobbingin son bulması, 190 sayılı ILO Şiddet ve Taciz Sözleşmesinin onaylanması, İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin iptal edilmesi, doğum öncesi 8, doğum sonrası 24 haftalık analık izni ve sonrasında 6’şar ay devredilemez ebeveyn izni, engelli istihdamının arttırılması, çalışma koşullarının iyileştirilmesini İSTİYORUZ.

    Buradan UYARIYORUZ! Diğer TİS görüşmelerinde olduğu gibi bir kez daha TÜİK verilerinin esas alındığı bir teklif gelirse KESK olarak 16 Ağustos Çarşamba günü üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakacağız!”
    PİRHA/ANKARA

  • KESK, TİS taleplerini açıkladı: Maaş en az 45 bin TL olmalı!-VİDEO

    KESK, TİS taleplerini açıkladı: Maaş en az 45 bin TL olmalı!-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 2024-2025 yılı Toplu İş Sözleşmesi teklifini basın açıklaması ile duyurdu. KESK Eş Genel Başkanları Bozgeyik ile Yeşil, “İktidar, kamu emekçilerine mezarda emeklilik dayatmaktır. Yıllardır süren bu kâbustan uyanmak sizin, bizim, hepimizin elinde” dedi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisini yakından ilgilendiren 7. TİS görüşmelerine dair taleplerini açıkladı.

    KESK, Ankara’da yaptığı basın toplantısı ile 1 Ağustos’ta başlayacak olan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine ilişkin talepler listesini kamuoyuna duyurdu. KESK’in hazırladığı kapsamlı TİS raporu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na da iletildi.

    Basın açıklamasında insanca bir yaşam için ekonomik, sosyal, özlük ve demokratik hakları içeren talepler dile getirildi.

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İSTİYORUZ”

    KESK adına konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, iktidarın uyguladığı ekonomi politikalarını eleştirerek Toplu İş Sözleşme tekliflerini şu şekilde sıraladı:

    “Aslında gerçek bir toplu sözleşmeden bahsetmek mümkün değildir. Geldiğimiz noktada kapsamından, tarafların belirlenmesine, grev hakkımızın yasal güvence altına alınmamasından uyuşmazlık durumunda devreye girecek olan Hakem Kurulu’nun yapısına kadar onlarca temel sorunu bulunan, hak arama yollarını kapatan, TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına endeksli maaş artışlarına indirgenen, temel hiçbir sorunumuzu çözmeyen mevcut bu garabet ‘toplu sözleşme’ sistemi tam altı kez iflas etmiştir.

    Dolayısıyla burada bir kez daha altını çiziyoruz. Gerçek, evrensel bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan mevcut toplu sözleşme sistemi devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir.

    Bunun için biz KESK olarak öncelikle;

    6 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve kamu emeklisinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarını temel alan,

    İktidarın hem işveren olarak tarafı hem hakem olmadığı,

    Her sendikanın, konfederasyonun kendi üyeleri adına masaya oturabildiği,

    Kadın kamu emekçilerinin kendi talepleri ile masada temsil edildiği,

    Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu,

    Grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz.”

    KESK’TEN 47 BİN 500 TL MAAŞ TALEBİ!

    Mehmet Bozgeyik, KESK olarak yoksulluk sınırının üzerinde ücret talep ettiklerini vurgulayarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Rakamları alt alta toplayınca en düşük memur maaşı dedikleri maaş 22 bin TL’ye ulaşmış gibi görünüyor. Ama aldatmaca da zaten burada başlıyor. Bunun adı kamu emekçilerine “mezarda emeklilik” dayatmaktır. Bu adaletsiz tablo ortadayken hala iktidarın enflasyon hedeflerine, TÜİK’in sahte rakamlarına göre maaş artışı talep etmek kamu emekçilerine, emeklilere ihanet etmektir.

    Buradan hareketle Toplu Sözleşme teklifimizde kamuda en az maaşı alan, eşi çalışmayan, 2 çocuklu, konutu olmayan, 15. Derecenin 1. Kademesi’ndeki hizmetlinin mevcutta 8.077 TL’lik ilave seyyanen ödenekle 22 bin TL olan maaşının 2024 yılı Ocak ayından itibaren eş, çocuk yardımı ve kira yardımı ile birlikte en az 45 bin TL’ye çıkarılmasını talep ediyoruz. Bunun için mevcutta trajikomik seviyede olan eş ve çocuk yardımlarının asgari gıda harcaması tutarında artırılmasını ve konut sahibi olmayan tüm kamu emekçilerine konut hakkı kapsamında kira yardımı verilmesini istiyoruz. Eş yardımının 3.310 TL’ye, çocuk yardımının her çocuk için 2.220 TL’ye çıkarılmasını, konutu olmayan kamu emekçilerine büyükşehirlerde 7.500 TL, diğer şehirlerde 5.000 TL kira yardımı verilmesini istiyoruz. Böylece kamuda en az maaşı alan, eşi çalışmayan, 2 çocuklu, konutu olmayan kamu emekçisinin maaşının büyükşehirde görev yapıyorsa 2024 Ocak itibari ile 47 bin 500TL’ye, diğer şehirlerde görev yapıyorsa 45 bin TL’ye çıkarılmasını, kamuda en az maaş alan bekâr, konutu olamayan bir kamu emekçisine büyükşehirde görev yapıyorsa 2024 Ocak itibari ile 39 bin 750 TL, diğer şehirlerde yaşıyorsa 37 bin 250 TL maaş verilmesini istiyoruz.

    “TEMEL GELİR GÜVENCESİ İSİTİYORUZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise, “Bu kabustan uyanmak hepimizin elinde” diyerek, sendikanın taleplerini şu şekilde aktardı:

    “İnsanlık Hakkı” kapsamında; artan yoksulluğa, gelir bölüşümü adaletsizliğine ve açlığa karşı emekçi halkları korumak, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilme koşullarını sağlamak, kendilerine nitelikli zaman bırakmak, onları güçlendirmek ve geleceğe daha umutla bakabilmelerini sağlayabilmek için, hem üretimdeki emekçileri, hem işsizleri, hem de kadınları güçlendirici, aynı zamanda doğadaki müşterek varlıklarımızın daha az tüketilmesine yardımcı olabilecek ekoloji dostu bir programa ihtiyaç olduğu açıktır. Nitekim özellikle pandemi ve sonrasında gerek dünyada gerekse ülkemizde derinleşerek artan işsizlik ve derinleşen ekonomik kriz, Temel Gelir Güvencesi talebini tartışılır kılmıştır. Hükümetler daralan ekonomi ve yaşam standartlarındaki gerilemeyi önlemenin bir yolu olarak birçok ülkede benzer programlara yönelmişlerdir. Böyle bir programın finansmanı, sermayeden yana değil, emekten halktan yana bütçe tercihi ile rahatlıkla sağlanabilir. Bu nedenle; Konfederasyonumuzun önerdiği Asgari Geçim Standardı Tespit Komisyonu tarafından yalnızca toplumun bir ferdi olmaları sebebi ile ülkemizde bulunan insanlara temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzenli ve koşulsuz bir gelir kapsamında belirlenecek bir tutarın, Temel Gelir Güvencesi olarak belirlenmesini talep ediyoruz.

    Sevgili Kamu emekçileri, sevgili emekliler, iktidar ve “sendikamız” dediği yapı arasında bugüne kadar ‘toplu sözleşme’ adı altında varılan mutabakatların kaybedeni hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçileri ve emeklileri olmuştur.

    Bir taraftan biriken sorunlarınızın çözümü için görüşmelerin başlamasını dört gözle bekliyorsunuz. Diğer taraftan bugüne kadar yaşadığınız hayal kırıklıklarına bir yenisinin daha eklenmesinden endişe ediyorsunuz. Bu endişelerden kurtulmak, yıllardır süren bu kâbustan uyanmak sizin, bizim, hepimizin elinde! Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk, sefalet, güvencesizlik dayatılan bu pespaye sistemi değiştirmek ve dönüştürmek elimizde! Yeter ki gerçek yetki sahibinin; sahte sendika yasasıyla imza yetkisini elinde bulunduran konfederasyon değil, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi olduğunu unutmayalım. Daha fazla bedel ödemek istemiyorsanız; gelin hangi sendikanın üyesi olursak olalım hep birlikte haklarımız için omuz omuza verelim.

    Biz KESK olarak yıllardır yürüttüğümüz fiili meşru mücadele sonucunda kurulan masanın kamu emekçilerinin ve emeklilerin yok sayıldığı, iktidarın ve yetkili olarak oturttuğu yapının bir oyun sahnesine dönüştürülmesine seyirci kalmadık, kalmayacağız.

    Bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.

    Bizler ulufe değil, grevli gerçek bir toplu sözleşme düzeni istiyoruz!

    İktidarın tek taraflı olarak çıkardığı yasalar değil, konfederasyonların, sendikaların kamu emekçilerinin söz ve karar sahibi olacağı demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.

    Gelin “Grevli TİS, İnsanca Yaşam Ücreti, Güvenceli İş Güvenli Gelecek” teklifimize hep beraber sahip çıkalım!”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    PİRHA- KESK, Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge konusunda MEMUR SEN ile Çalışma Bakanlığı’nın gizli görüşmelerde bulunduğunu aktardı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 4 yıl önce Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözüne dair basın açıklaması yaptı. KESK Genel Merkez binasında yapılan basın açıklamasına KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri de katıldı.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgezik, “Ek gösterge adaletsizliğine artık son verilsin” diyerek, Cumhurbaşkanı tarafından kimi meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözünün üzerinden neredeyse 4 yıl geçtiğine işaret etti. Bozgeyik, 3600 konusunun şimdi de Çalışma Bakanlığı ve MEMUR SEN arasında gizli görüşüldüğünü söyleyerek, tarafların 16 Mart’ta, bir kez daha bir araya geleceği bilgisini paylaştı.

    3600 EK GÖSTERGE TÜM KAMU EMEKÇİLERİNİ KAPSIYOR MU?

    Kamuda görev yapan 3.532.797 çalışanın, 3600 Ek Göstergeden faydalanıp faydalanamayacağı konusunda henüz bir netlik yok. KESK, bu düzenlemenin adaletli biçimde yapılması ve emekli maaşlarında da düzenlemeye gidilmesi yönünde ısrarını sürdürdü.

    “ÜÇ KONFEDERASYONUN KATILMASI ZORUNLUDUR”

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, iktidarın, emek karşıtı, sermaye yanlısı politika yürüttüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Ancak Yandaş Konfederasyonun gerek TİS görüşmelerinde ve gerekse de bağlantılı olması nedeniyle 3600 ek gösterge tartışmalarında konuyu hiç gündeme getirmiyor olması kabul edilemezdir.

    Sorunun çözümü; on yıl boyunca kurulan toplu sözleşme masalarına yansıyan tutumu ve altına imza attığı mutabakatlar başta olmak üzere altı milyon kamu emekçisinin ve emeklinin temel taleplerini savunmaktan uzak olduğunu defalarca ispatlayanlar ile iktidar arasında kapalı kapılar ardında yapılacak görüşmelere bırakılamaz. Kaldı ki, tüm geriliklerine rağmen mevcut 4688 sayılı yasa hükümlerine göre kamu emekçilerinin ve emeklilerinin geneline ilişkin görüşmelere en çok üyeye sahip üç konfederasyonun katılması zorunludur.

    Dolayısıyla yarın yapılacak toplantının TİS mevzuatına ve toplu sözleşme ruhuna aykırı olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Milyonları ilgilendiren bir konu sırf iktidara yakın diye tek bir konfederasyonla bağıtlanacak, tartışılacak bir durum değildir

    Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü ve bu temelde 3600 ek gösterge talebinin ele alınmasını kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz.

    MEMUR SEN kamu emekçilerinin hak çıkarlarını gözden çıkarma pahasına iktidarın elini rahatlatmaktan, iktidar da diyet olarak MEMUR SEN’i büyütmek için sendikal ayrımcılığı körüklemekten vazgeçmelidir.

    KESK olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı temel hak ve özgürlüklere, tüm eksiklerine rağmen 4688 sayılı yasa başta olmak üzere kendi yaptığı yasalara ve temel ILO sözleşmelerine uymaya çağırıyor, ‘toplu sözleşme’ masasının konusu olan ek gösterge adaletsizliğinin çözümü, 3600 ek gösterge ve emekli aylığı bağlama oranı ile emekli aylığı güncelleme katsayısının artırılması talebinin karşılanması için bir an önce tüm konfederasyonların katılımının sağlandığı toplantıları hayata geçirmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Metal’de anlaşma sağlandı

    Metal’de anlaşma sağlandı

    PİRHA- MESS ile Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Özçelik-İş sendikaları arasında yapılan TİS görüşmesi sonuçlandı. MESS ücret ortalamasına yıllık yüzde 65,67 oranında zam yapıldığı açıklandı.
    Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş arasında 13 Ekim’de başlayan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlandı.  Anlaşma sonucunda 130 bin metal işçisine, ilk altı ay için yüzde 27,44 oranında zam yapıldı.
    Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş Sendikası ortak açıklama yaptı. Açıklamada, işçi ücretlerine yıllık yüzde 65 zam alındığı, sözleşmenin üçüncü ve dördüncü 6 aylarında ise enflasyon oranında zam yapacağı ifade edildi.

    Sendikaların ortak açıklamasında, ilk altı ay herkesin saat ücretine yüzde 10 ve bunun üzerine 3 lira 70 kuruş seyyanen zam yapıldığı bilgisi verilirken, ilk altı ay için yapılan zammın yüzde 27,44 oranına denk düştüğü belirtilirken, ikinci 6 ayda herkesin saat ücretinde yüzde 30 oranında artış sağlanacak.İmza altına alınan TİS’i sosyal medya hesabından duyuran Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, ikinci altı ay için anlaşılan yüzde 30 oranında zammın enflasyon korumasında olacağını belirtti. Kavlak, MESS ücret ortalamasına yıllık yüzde 65,67 oranında zam alındığını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’ten İzmir’de açıklama: Zamlar enflasyona yenik düştü

    KESK’ten İzmir’de açıklama: Zamlar enflasyona yenik düştü

    Kamuda imzalanan toplu iş sözleşmesinde verilen zamma ilişkin konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, verilen farkın enflasyon karşısında eridiğini kaydetti.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) heyeti, kamuda imzalanan toplu sözleşme sürecine ilişkin illere yaptığı ziyaretlerini sürdürüyor. Program kapsamında İzmir’e gelen heyet Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şube binasında toplantı yaptı.

    Toplantıda konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, kamu emekçileri açısından çok önemli bir toplu sözleşme sürecini geride bıraktıklarını söyledi.

    27 Ağustos’ta imzalanan sözleşmede kamu emekçilerinin taleplerinin karşılanmadığını vurgulayan Yeşil, “Ülkemizde resmi enflasyon oranları TÜİK’in çarpıtılmış verilerine dayandırılarak açıklanıyor. Bizler ise bu oranların çok daha üstünde olduğunu biliyoruz. Kamu emekçilerine 2 yıllık ücret artışı için yüzde 5 ve 7 gibi ücret artışına imza atıldı. Bizler KESK olarak bu toplu sözleşme dönemine giderken talepleri 6 ana başlıkta toplamıştık” dedi.

    GÜVENCESİZ ÇALIŞMA KOŞULLARI

    Kamu emekçilerinin 3600 ek gösterge talebinin 2018 yılından bu yana siyasilerin elinde seçim malzemesi olarak kullanılmakta olduğunu vurgulayan Yeşil, kamu emekçilerinin yaşam koşullarını düzeltmek yerine açlığa ve yoksulluğa sürüklendiğini belirtti.

    Kamuda yaklaşık 500 bine yakın sözleşmeli çalışan olduğunu hatırlatan Yeşil, 5 yıldır kadro bekleyen bu çalışanların güvencesiz çalışma koşullarının ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.

    “Bir cebimizden giren zaten diğerinden çıkıyor” diyen Yeşil, şunları kaydetti:

    “Mevcut olan gelir vergisindeki adaletsizliği hepimiz yaşıyoruz. Dolayısıyla kamu emekçisine komik olan yüzde 5-7’lik olarak artış zaten artış olarak yansımadan buharlaşmış oldu. Krizin faturasını krizi çıkartanlar ödesin. Kamu emekçilerinin ekmeğinden, alın terinden çalınarak krize çözüm önerileri sunulmasın.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    PİRHA-Tüm Bel-Sen, ‘Ekonomik buhran, salgın, yangınlar ve afetler’ başlıklı basın açıklaması yaparak iktidarın bu yönlü politikalarını masaya yatırdı. Genel Başkan Erdal Bozkurt yaptığı açıklamada Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” dedi.

    Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 2 Ağustos’ta başlamasının ardından sendikalar da bu yönlü taleplerini dile getirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) 4,2 milyon kamu emekçisi ile 2,2 milyon kamu emeklisini yakından ilgilendiren sürece dair görüşlerini belirtti.

    KESK, teklifini 2 Ağustos’ta hükümete sundu. Çalışma Bakanlığı’nın, 12 Ağustos’ta iktidara sunduğu teklif ise emekçilerin tepkisine neden oldu.

    “DEMOKRATİK TİS TALEBİMİZ GÖZ ARDI EDİLİYOR”

    Tüm Bel-Sen Genel Merkez binasında yapılan açıklamada Genel Başkan Erdal Bozkurt, “Teklif diye sunulan şey aslında çalışanları, emeklilerle birlikte yoksulluk ve sefalete itmek, açlıkla terbiye etmenin adıdır” dedi.

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında, “TÜİK’in zorlama kalemlerle yazdırdıkları, devletin, ‘şu rakamları çıkartın’ dediği enflasyon rakamlarının dahi çok altında bir rakamla karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla bu teklifin kabul edilir bir yanı yok. Bu masanın gerçek bir toplu sözleşme masası olmadığını ifade ettik. Bu yaşananların sevindirici bir de şöyle yanı vardı; işveren güdümüyle büyümüş ‘hormonlu sendika’ dediğimiz sarı sendika da o masada aynı cümleleri kurmuştu. Demokratik bir toplu sözleşme yasasından bahsedildi. Fakat hükümet üzerinden bunların göz ardı edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında ülke genelinde yaşanan afetlere de dikkat çekti. “Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” diyen Bozkurt, şu açıklamayı yaptı:

    “Doğanın ve emeğin sınırsız sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomi politikaları sonucu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de iklim koşullarının değişmesi, ormanlık alanların rant elde edilecek araziler olarak görülerek ve imara açılması, kontrolsüz ve kuralsız madencilik, insanlarımızın ve tüm canlıların yaşam alanlarını ve geleceğini tehdit etmeye başlamıştır.

    Ülkemiz de yıllardır benimsemiş olduğu hatalı kentleşme politikalarının bir sonucu olarak, giderek artan ve görünür hale gelen iklim değişikliğinin etkisi altındadır. Dere yataklarını daraltarak beton kanallara hapsedilip imara açılması, aynı dere üzerinde sayısız HES inşa edilmesi, kapitalist sistemin yarattığı ilkim krizinin etkisini daha da arttırdığını acı bir şekilde deneyimliyoruz. Yangın ve Sel riskini gözetmeden sürdürülen doğaya ve insana yabancı kentleşme, tarım, turizm ve sanayi politikalarıyla felaketlere davetiye çıkarılmıştır.

    Yaşanan felaketlere karşı hazırlık amaçlı en temel sorumluluklarını yerine getirmeyen hükümet, bir yandan yangınlara müdahale amacıyla oluşturulan kriz merkezlerine yangın bölgelerini en iyi bilen, oradaki insan ve canlıları en yakından tanıyan yerel yönetimleri dahil etmeyerek; diğer yandan da yangınlara müdahale ederken gösterilen zafiyetin sorumluluğunu yerel yönetimlere atarak hesap vermekten kaçmak istemektedir.

    Yaşadığımız yangınlara ilişkin siyasi rant elde etmek için çeşitli spekülasyonlar yapılsa da, yangınlar devam ederken Resmi Gazetede yayımlanan 7334 sayılı ‘Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile, orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunun Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakılması; yangını dahi rant ilişkilerine araç eden bir iktidarın insanlarımızın ve canlıların yaşam alanlarını korumaktan ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermiştir.

    Şurası açıktır ki, yaşadığımız bu felaketlerin birinci düzeyde sorumlusu; haftalar öncesinde bu dönemde yaşanabilecek yangın ve sel riskine yönelik acil önlemlere dikkat çeken bilim insanlarına kulak tıkayan; uyarıların tam tersine hiçbir tedbir almayan, ilgili bakanlıklar ve onun bağlı olduğu tek adam rejimidir.

    Tüm Bel SEN olarak, yangın ve sel bölgelerinin acilen afet bölgesi ilan edilmesini, zarar gören tüm vatandaşların kayıpları geri ödemesiz biçimde devlet tarafından karşılanmasını, yapılan tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almayarak yangınların ve selin ulusal afete dönüşmesine neden olan sorumluların derhal istifa etmesini ve yargılanmasını istiyoruz.”

    “ORMAN VE İNSAN YAKANLAR MADIMAĞI YAKANLARDIR”

    KESK ve Eğitim Sen kurucularından Milletvekili Kemal Bülbül de basın toplantısında konuşarak “Hiçbir devrimci; can, orman ve insan yakmaz. Orman ve insan yakanlar Madımağı yakanlardır, Gar Katliamını yapanlardır, Konya katliamını yapıp evi ateşe verenlerdir. Bunların da AKP ile politik soydaş oldukları açık şekilde ortadadır” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Hükümet ve devlet Karadeniz sele gitmiştir Akdeniz’de ise yanmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Sel ve orman yangını mağdurlarına çay atan devlet ne kadar çaresiz, aciz ve pespaye olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla doğaya, kadına, insanlığa, kainata karşı işlenmiş bir suç vardır. Biz Alevi toplumu olarak Kerbela yassı içerisindeyiz. Memleket de Kerbela’ya dönmüş durumda. Kerbela’yı kerbela yapan Yezit zihniyetidir. Şu anda iktidarda olan da ırkçı, faşist Yezit zihniyetidir.

    Emekçiler, Kürt halkı, Alevi toplumu, kadınlar, gençlik ve bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya gelip, insanlığa, doğaya ve her şeye karşı sorumluluğumuzun yapmanın yeri ve zamanıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Dersim Şubeler Platformu: İktidarın sunduğu ücret artışı teklifi yoksulluk teklifidir

    KESK Dersim Şubeler Platformu: İktidarın sunduğu ücret artışı teklifi yoksulluk teklifidir

    PİRHA-KESK Dersim Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine dair basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Siyasal iktidarın “İşçiyi, memuru, asgari ücretliyi, emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz” söylemi artık hepimize bıkkınlık vermiştir. Bu ülkenin emekçi sınıflarını, dar gelirli vatandaşlarını ezen Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan TÜİK enflasyonu resmi enflasyon değildir. Bizleri yıllardır ezim, ezim ezen sokakta, çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız hayatın gerçek enflasyonudur” denildi.

    2022- 2023 yıllarına ait kamu emekçi ve emeklilerine yapılacak zammın belirleneceği ‘6. Dönem Toplu Sözleşme’ görüşmeleri devam ediyor.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine dair basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında ‘Sefalet Zammına Hayır, Grevli Toplu Sözleşme Şimdi’ pankartı açıldı.

    Basın açıklamasını KESK Dersim Şubeler Platformu dönem sözcüsü Kahraman Yürük okudu.

    İktidarın sunmuş olduğu ücret artışı teklifi yoksulluk teklifi olduğunu belirten Yürük, “Teklif açıklanırken her zaman olduğu gibi “Büyüyen Türkiye’de işçiyi, memuru enflasyona ezdirmedik, ezdiremeyeceğiz. Hedeflenen enflasyon, büyüme rakamlarına ulaşacağız nakaratı tekrar edilmiştir. Öncelikle KESK olarak 5,5 milyon kamu emekçisinin ve emeklinin yıllardır biriken yüzlerce sorunu orta yerde dururken sadece bir kaç başlığı içeren üstelik vaat niteliğini aşmayan bir yaklaşımın “Toplu Sözleşme teklifi”  gibi sunulmasını kınıyoruz” dedi.

    “GERÇEK ENFLASYON RAKAMLARI ESAS ALINMALIDIR”

    Siyasal iktidarın “İşçiyi, memuru, asgari ücretliyi, emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz”  söylemi artık hepimize bıkkınlık vermiştir diyen Yürük, şöyle devam etti:

    “Defalarca altını çizdik. Bu ülkenin emekçi sınıflarını, dar gelirli vatandaşlarını ezen Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan TÜİK enflasyonu yani resmi enflasyon değildir. Bu ülkede hiç kimsenin neredeyse siyasal iktidarın talimatları ile belirlenir hale gelen resmi enflasyon verilerine, yine işsizlik verilerine güveni kalmamıştır. Bizleri yıllardır ezim, ezim ezen sokakta, çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız hayatın gerçek enflasyonudur. Bu erimeyi çarptırılmış, takla attırılmış TÜİK verilerinde görmek artık mümkün değildir. Bunun yerine yaşadığımız gerçek hayat pahalılığını yansıtan döviz ve altın fiyatlarına, açlık ve yoksulluk sınırı verilerine bakmak yeterlidir.”

    “ÜCRETLER BELİRLENİRKEN YOKSULLUK SINIRI ESAS ALINMALIDIR”

    Tüm bunlara rağmen yapılan maaş artışı teklifi TÜİK enflasyon rakamlarının bile altında kaldığını vurgulayan Yürük, “Son bir yıllık genel enflasyonun yüzde 19, emekçi kesimler için en önemli kalem olan gıda enflasyonun yüzde 25, yine önemli bir diğer kalem olan ulaştırma enflasyonun yüzde 24,62 olduğu koşullarda 5,5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine 2020 yılı için altışar aylık dilimler halinde %5 +%6 oranları teklif edilmiştir. Öte yandan tüm konfederasyonların tekliflerinde yer alan geçtiğimiz dönemin kayıplarının telafisi ve refah payı talepleri tamamen görmezden gelinmiştir. Sadece maaş artışları konusunda değil, kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi,  ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, farklı adlar altında güvencesiz-sözleşmeli istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi, ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi başta olmak üzere temel sorunlarımıza yönelik hiçbir çözüm sunulmamıştır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’den TİS açıklaması: İktidarın teklifi kabul edilemez

    HDP’den TİS açıklaması: İktidarın teklifi kabul edilemez

    PİRHA-HDP, Hükümetin memur ve memur emeklisi için uygun gördüğü zam teklifine ilişkin açıklama yaparak; “Saray rejiminin savaşına, yandaşına, saraylarına ve ‘itibarlarına’ para bulabilmek için halklarımızın sırtından eksiltmediği zam kamçısı her geçen gün daha da artmaktadır. Saraylarınıza, yandaşlarınıza değil, kamu emekçisine ve emeklisine çare olun” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emek Komisyonu milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine dair yazılı açıklama yaptı.

    ‘Saraylarınıza, yandaşlarınıza değil, kamu emekçisine ve emeklisine çare olun’ denilen açıklamada, iktidarın zam teklifine tepki gösterilerek yeterli olmadığı vurgulandı.

    “EMEKÇİLERİN TEMEL VE ELZEM TALEPLERİ BİZİM DE TALEPLERİMİZDİR”

    İktidarın önerdiği zam teklifinin emekçilerin sıkıntılarına çare olmayacağı söylenen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İktidar, aileleri de kattığımızda yaklaşık 20 milyon insanı ilgilendiren zam tekliflerini, var olan geçim sıkıntısına bırakın çare olmayı, adeta dalga geçercesine ve pazarlık dahi yapılamayacak bir teklif sunmuştur. Saray rejiminin savaşına, yandaşına, saraylarına ve ‘itibarlarına’ para bulabilmek için halklarımızın sırtından eksiltmediği zam kamçısı her geçen gün daha da artmaktadır. Doğalgaza, elektriğe, suya, temel gıda maddelerine ve daha birçok ürüne yaptığı akıl almaz zamlar, kamu emekçisinin, emeklinin ve işçinin insani geçim için gerekli olan maaş zammına gelince unutulmakta, hiçe sayılmaktadır.

    Kamu emekçisinden ve emeklisinden yana tavır alan KESK ve demokratik kitle örgütlerinin, emekçinin toplu sözleşme ve grev yapma hakkını engelleyen 4688 sayılı kanunun değiştirilmesi, son iki yılda emekçinin yüzde 8,5’lik kaybının telafi edilmesi, en düşük kamu emekçisi maaşının 6 bin 900 TL’ye çıkarılması ve diğer temel ve elzem talepleri bizim de taleplerimizdir.”

    “EMEKÇİLERİN TEKLİFLERİ ŞARTSIZ BİR ŞEKİLDE KABUL EDİLMELİDİR”

    Emekçilerin ve emekten yana olan herkesin birlikte mücadele etmesi gerektiğinin belirtildiği açıklamada son olarak şunlar aktarıldı:

    “İktidar tarafından kamu emekçisine ve kamu emeklisine teklif edilen rakamlar hiçbir şekilde kabul edilemez. Başta KESK olmak üzere kamu emekçilerinden yana tavır alan sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi için iktidara sundukları teklifler şartsız bir şekilde kabul edilmelidir. Halkların Demokratik Partisi olarak kamu emekçilerinin ve emeklilerinin haklı taleplerinin karşılanması, insanca yaşanabilecek bir ücret, güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için mücadeleyi hep birlikte büyüteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘6. Dönem Toplu Sözleşme’ görüşmeleri başladı

    ‘6. Dönem Toplu Sözleşme’ görüşmeleri başladı

    PİRHA- Kamu emekçisi ve emeklilerinin mali ve sosyal haklarının belirleneceği ‘6. Dönem Toplu Sözleşme’ görüşmeleri başladı. KESK görüşmelerde en düşük memur maaşını 6 bin 900 TL’ye çıkarılmasını talep ediyor.

    2022- 2023 yıllarına ait kamu emekçi ve emeklilerine yapılacak zammın belirleneceği ‘6. Dönem Toplu Sözleşme’ görüşmeleri başladı.

    Yaklaşık 4,2 milyon kamu emekçisi, 2,2 milyon emeklisini ilgilendiren toplu görüşmelerinin ilk toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde başladı.

    Bu yıl birlikte hareket etme kararı alan Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen, ortak taleplerini belirledi. İki konfederasyon, hükümetten taban aylığa 600 lira seyyanen zam, 2022’de yüzde 21, 2023’te yüzde 17, her yıl yüzde 3 olmak üzere iki yılda toplam yüzde 6 refah payı artışı talebinde bulundu.

    “EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI 6 BİN 900 TL OLSUN”

    Konfederasyonların ortak talepleri arasında tüm memurlara 3600 ek gösterge verilmesi, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, memurlara da bayram ikramiyesi ödenmesi, gelir vergisinin yüzde 15’ini aşan kısmının karşılanması gibi maddeler de yer alıyor. Memur ve memur emeklileri için bugün başlayan zam pazarlığı süreci, yasal olarak Ağustos’un üçüncü haftasında sona erecek.

    Görüşmelerde yer alan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), emekçinin grev yapma hakkını engelleyen 6288 sayılı kanunun değiştirilmesi, son iki yılda emekçinin yüzde 8,5’lik kaybının telafi edilmesi ve en düşük memur maaşını 6 bin 900 TL’ye çıkarılmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK: Yüksek Hakem Kurulu hükümetin noteridir-VİDEO

    KESK: Yüksek Hakem Kurulu hükümetin noteridir-VİDEO

    PİRHA – 2020-2021 yıllarını kapsayan 5. Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri Yüksek Hakem Kurulu kararının ardından resmen sona erdi. KESK, konuya dair açıklamasında, “Bu düzenle kamu emekçileri lehine herhangi bir kazanımın elde edilmesi mümkün değildir. Sistem iflas etmiştir. 4688 sayılı yasa mefta olmuştur” dedi.

    Haberin videosu

    5. Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde yetkili sendika ile hükümet arasında uzlaşı sağlanamamasının ardından Hakem Heyeti zam oranı kararını açıkladı. Yüzde 4+4’lük zam oranına dair sert tepki gösteren KESK, konuya dair genel merkez binasında açıklama yaptı.

    “HAKEM KURULU VERİLEN GÖREVİ YERİNE GETİRDİ”

    Basın metnini okuyan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Hakem değil fanatik taraftar” dediği Hakem Heyeti’ni şu sözlerle eleştirdi:

    “Konfederasyonumuz bu görüşmelerin daha ilk oturumunda yeni bir satış sözleşmesine dair kaygı ve öngörüsünü masada da açıkça dile getirmiştir. Konfederasyonumuz bir yandan mevcut TİS sürecinin bir ortaoyunundan ibaret olduğunu teşhir ederken bir yandan da diğer konfederasyonlara grevli, gerçek ve özgür bir toplu sözleşme düzeni için birlikte mücadele ve eylem çağrısında bulunmuştur.

    İktidar yasadan ve yetkilendirilmiş yandaş konfederasyondan aldığı destekle geçmiş yılları da aşan bir cüretle ilk günden itibaren ‘dediğim dedik’ tavrını sergilemiştir.

    Ortada açık bir danışıklı döğüş yaşanmaktadır. Yandaş Konfederasyon, üyelerinin giderek artan isyanı karşısında, sonucun değişmeyeceğinin net olduğu Hakem Kuruluna giderek üzerindeki üye baskısını azaltmayı, gaz almayı hedeflemiştir. Göstermelik bir iki eylemle de bunu pekiştirmek istemiştir.

    Hakem Kuruluna gidilirken konfederasyonumuz, üyelerinin ağırlıklı kısmının hükümet tarafından belirlendiği bu kuruldan kamu emekçileri lehine herhangi bir karar çıkmasının mümkün olmadığını ifade etmiş, diğer konfederasyonlara bir kez daha birlikte mücadele çağrısında bulunmuştur.

    Toplu Görüşmeler süreci de dâhil, 18 yıldır hiçbir görüşme süreci bu kadar dağınık, bu kadar belirsiz ve bu kadar pervasız yürütülmemiştir.

    Hakem Kurulu tam da öngördüğümüz şekilde hükümetin son teklifini aynen oy çokluğuyla kabul etmiştir. Hakem Kurulu’nun atanan üyeleri baştan sona kadar blok şeklinde oy kullanmış ve verilen görevi yerine getirmişlerdir.

    Kısacası bugüne kadar mevcut anti demokratik sistemin kurallarını bile yok sayarak diğer konfederasyonlara bilgi verme gereği duymadan kamu işvereni ile kapalı kapılar ardında görüşmeler yapmayı, gece yarıları bakanlarla toplantılar yapmayı gelenek haline getiren, adına yetkili olarak atandıkları 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine hiç sormadan geçmiş yılların kayıplarını içermeyen tekliflerini kafalarına göre değiştirenler, hiçbir temel sorunumuzu çözmeyen mutabakatları ‘tarihi başarı’ olarak göstererek bizleri kandırmaya çalışanlar, sırtlarını dayadıkları, iktidarın kendilerini kandırdığını iddia etmiştir.

    “YANDAŞ KONFEDERASYON SUÇÜSTÜ YAKALANMIŞTIR”

    KESK olarak, bağımsız ve tarafsız arabulucu mekanizmalara karşı değiliz. Ancak böylesi mekanizmalar arabulucu nitelikte olmalı ve tarafların başvurup başvurmaması kendi isteklerine bağlı olmalıdır. Böylesi kurulların kararı bağlayıcı olmamalı, grev hakkının kullanımını engellememelidir.

    Oysa mevcut Kurul hükümetin bir organı gibi tasarlanmış ve oluşturulmuştur. Bir noter işlevi görmektedir. Gerek bileşimi, gerekse yapısı itibariyle hükümetin atadığı üyelerden oluşan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun kamu emekçilerinin temel taleplerinden ve ülke gerçekliklerinden tamamen uzak, hükümetin yönlendirmesiyle açıkladığı karar, Hakem Kurulu mekanizmasının iflası anlamına gelmektedir.

    Dolaysıyla Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun aldığı bu karar, kamu emekçileri nezdinde meşru ve hukuki değildir.

    Günlük bir çay parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklilerinin ücretlerinin artırılmasını öngören Hakem Kurulu kararını kabul etmiyoruz.

     Grevsiz, ILO sözleşmelerine uygun olmayan, her durumda hükümetin kararlarının çıkacağı mevcut toplu sözleşme düzeni ile geleceğimiz nokta buraya kadardır. Bu düzenle kamu emekçileri lehine herhangi bir kazanımın elde edilmesi mümkün değildir. Sistem iflas etmiştir. 4688 sayılı yasa mevta olmuştur.

    Yandaş Konfederasyon bir kez daha suçüstü yakalanmıştır. Elde edilen kimi ayrıcalıklarla, satış sözleşmeleriyle emek mücadelesinin yürütülemeyeceği tarihte de, ülkemizde de defalarca ispatlanmıştır. Aksini iddia ediyorlarsa, bir kez daha hodri meydan diyoruz: en yakın tarihte genel greve gidip hayatı durduralım. Krizin faturasının emekçilere kesilmesini engellemenin mücadele etmekten başka yolu yoktur.

    Gelin, haklarımızı ve özgürlüklerimizi yok sayanlara kapı kulu değil emekçi olduğumuzu birlikte gösterelim.

    Gelin insanca bir yaşam için taleplerimize sahip çıkmaya devam edelim ve bu talepler için mücadeleyi birlikte yükseltelim.”

    PİRHA / ANKARA

  • KESK 27 Ağustos’ta greve gidiyor-VİDEO

    KESK 27 Ağustos’ta greve gidiyor-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 27 Ağustos Salı günü ülke genelinde tüm emekçilerle birlikte 1 günlük grev yapacak. 

    Haberin videosu

    1 Ağustos 2019’da başlayan 5’nci Toplu Sözleşme görüşmeleri 28 Ağustos tarihinde son bularak Kamu Hakem Kurulu Heyeti’ne havale edildi.

    KESK, Hükümet ve MEMUR-SEN’in sunduğu tekliflerin TÜİK’in enflasyon rakamlarının çok altında kaldığını belirterek duruma tepki gösterdi.

    KESK Genel Merkezi’nde yapılan basın açıklamasında “Gelinen noktada yakıcı hiçbir sorunumuzun çözülmediği TİS sürecinden kamu emekçilerinin hiçbir beklentisi kalmamış olup, 27 Ağustos Salı günü ülke genelinde tüm emekçilerle birlikte üretimden gelen gücümüzü kullanacağız” denildi.

    “KAMU EMEKÇİLERİYLE AÇIKÇA ALAY EDİLDİ”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik’in okuduğu basın açıklamasında, “Söz konusu teklifte sadece maaş artışı rakamlarına yer verilmiştir. Kamu emekçilerinin hem genelde hem de hizmet kolları bağlamında yaşadığı yüzlerce soruna ilişkin tek cümle dahi edilmemiştir. Altışar aylık dilimlere bölünerek sunulan maaş artışı teklifinde ise, 2020 yılını ilk altı ayı için  %3,5 ikinci altı ayı için %3, 2021 yılının ilk altı ayı için  % 3, ikinci altı ayı için % 2,5 maaş zammı teklif edilmiştir. Yani, o günde vurguladığımız üzere beş milyonu aşkın kamu emekçisi ve emeklisi ile açıkça alay edilmiştir” İfadelerine yer verildi.

    Basın açıklamasında şu hususlara da vurgu yapıldı:

    “Hükümet adına ‘müjde’  gibi sunulan bu teklifler son günlerde oldukça popüler olan bir şarkının sözlerini hatırlatmaktadır. Karşılıksız bir aşk hikâyesini anlatan Karadeniz esintili o popüler parçanın bir yerinde “Ya ben anlatamadum ya sen anlamayisun. Ellere yağmur oldun bana damlamayisun” denilmektedir. Bu sözler, biraz arabesk koksa da ne yazık ki yaşadığımız durumu özetleyen sözlerdir.

    Çünkü kamu işvereni olan hükümet bu 20 günlük süreçte beş milyonu aşkın kamu emekçisinin ve emeklisinin insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli iş güvenli gelecek taleplerine kulaklarını tıkamıştır.  En yalın şekilde ifade ettiğimiz taleplerimizi anlamazdan gelmiştir.

    Bu anlayıp da anlamamazlıktan gelme hali,  bir emek ile sermaye arasında, alın teri ile rant arasında, üretenler ile istihdam yaratmadan halkın, emekçiler olarak bizim cebimizden aktarılan teşviklerle, vergi afları, vergi indirimleri ile yaşayan asalaklar arasında yapılan bir tercihtir.

    Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi ve ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi bir yıl önceki seçimlerde verilen 3.600 ek gösterge sözünün gereğinin yerine getirilmesi, maaşların insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi başta olmak üzere kamu emekçilerinin temel taleplerini masaya taşıdık.

    Kadrolu personel alımının durma noktasına geldiğini buna karşın sözleşmeli istihdamda bir patlama yaşandığını devletin resmi kurumlarının verileri ile açıkladık. Kimseden bir itiraz gelmedi.

    Görüşmelerde zaman zaman sanki 17 yıl önce taş devrinde yaşıyormuşuz ya da göçebe bir toplummuşuz da bizim haberimiz yokmuş gibi takınılan nobran tavra, abartılı rakamlara itiraz etmek zorunda kaldık.

    17 yılda Türkiye’nin nüfusunun 66 milyondan 82 milyona çıktığı göz ardı edip ‘Kamu personel sayımız şu kadar arttı,  öğretmen sayımız,  hemşire sayımız, doktor sayımız şu kadar arttı” gibi söylemlere Türkiye’de kamu emekçilerinin diğer ülkelerdeki emsallerine göre iş yükünün daha fazla olduğu gerçeğini hatırlattık. OECD ortalamasına göre bir kamu emekçisi 15 vatandaşa hizmet verirken Türkiye’de bir kamu emekçisinin 29 vatandaşa hizmet verdiğini yani Türkiye’de kamu emekçilerinin OECD ortalamasının iki katı kadar çalıştığını buna rağmen çalışanların mili gelirden aldığı pay bakımından Türkiye’nin 38 OECD ülkesi içinde sondan beşinci sırada yer aldığını bir daha anlattık. Dolayısıyla Türkiye’de rekor kıran işsizliğin azaltılması için hem kamuda istihdamın artırılmasının hem de dünya ülkelerine göre uzun olan çalışma saatlerinin düşürülmesinin elzem olduğunu ifade ettik.

    Bizi ezenin TÜİK vasıtası ile açıklanan çarpık enflasyon rakamları değil, bu rakamlara perdelenmek istenen sokakta, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyon olduğunu vurguladık. Maaşlarımızın, yıllardır bu çarpık rakamlara göre belirlenmesi,  hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine göre artırılması sonucunda her geçen gün daha eridiğini ifade ettik.”

    “KAYIPLARIMIZI BİR ABAKÜSLE ANLATMADIĞIMIZ KALDI”

    “Maaşlarımızda yaşanan erimeyi anlatabilmek için çeyrek altın fiyatından gram altın fiyatına, döviz kurundaki artıştan açlık yoksulluk sınırının geldiği noktaya kadar pek çok somut örnek sunduk. Kayıplarımızı bir abaküsle anlatmadığımız kaldı.

    Hükümet kanadı tarafından sunulan neredeyse tüm rakamların abartılı olduğunu,  örneğin en düşük kamu emekçisi maaşının hali hazırda 3.700 TL değil, 3.055 TL olduğunu ifade ettik.  Geçmişteki kayıplarımızın karşılanması için en düşük kamu emekçisi maaşında yoksulluk sınırının temel alınmasını, kamuda yoksulluk sınırı altında maaş kalmaması gerektiğini kaydettik.

    İşin garip tarafı bu teklifimizin yandaş konfederasyonda da karşılık bulduğuna, 1 Ağustos’ta yapılan toplantıda malum konfederasyon Genel Başkanın “bu masa yoksulluk sınırı altında maaş kalmasın diye mücadele eden bir masa”  sözleri ile teyit edilerek kayıtlara geçtiğine şahit olduk.

    Ama kamu işvereni yine anlamdı. Daha doğrusu anlamazdan, duymazdan gelmeye devam etti.

    Kısacası çizilen pembe tablolara rağmen kamu emekçilerinin, emeklilerin yaşadığı sorunların arttığını, özellikle OHAL döneminde ve son bir yıldır yaşanan ekonomik krizin bu sorunları daha derinleştirdiğini vurguladık.

    Öte yandan son 22 günde yaşadığımız süreç Türkiye’deki mevcut toplu sözleşme sürecinin iflas ettiğini bir kez daha teyit etmiştir.

    Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, “hak verilmez mücadele ile alınır” ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir.

    En başından beri bu ilke doğrultusunda, kamu emekçilerinin ortak çıkarları için mücadele eden, bunun için bedeller ödeyen konfederasyonumuz KESK her zaman olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğun gereğini getirmeye hazırdır.

    Üzerimize düşen bu sorumluğun gereğini yerine getirmenin bir adımı olarak bağlı sendikalarımızın üyelerinin katılımı ile 27 Ağustos Salı günü üretimden gelen gücümüzü kullanarak tüm yurtta 1 gün iş bırakacağız. 27 Ağustos’ta “İNSANCA BİR YAŞAM VE GÜVENCELİ İŞ İÇİN G(Ö)REVDE OLACAĞIZ!

    Sözlerimizi tamamlarken tüm konfederasyonları, sendikaları,  hangi sendikanın üyesi olursa olsun ya da herhangi bir sendikanın üyesi olmasın tüm kamu emekçilerini bizi yok sayan, alay eden teklifler sunanlara karşı haklarımızı korumak için 27 Ağustos’ta omuz omuza vermeye, g(ö)reve çağırıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA