Etiket: top

  • Sol partilerden Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’a Kılıçdaroğlu tepkisi!

    Sol partilerden Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’a Kılıçdaroğlu tepkisi!

    PİRHA- Devrimci Parti, SYKP, TÖP ve Yeşil Sol Parti Mersin İl örgütleri Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklamasına tepki göstererek, “Bizler, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ı şiddetle kınıyor, bundan sonraki icraatlarının sıkı takipçisi olacağımızı beyan ediyoruz” dedi.

    CHP hakkında verilen ‘mutlak Butlan’ kararı sonrası genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklayan Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın bu tutumu tepkilere yol açtı.

    Devrimci Parti, SYKP, TÖP ve Yeşil Sol Parti Mersin İl örgütleri Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın tutumuna dair açıklama yaptı.

    Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan açıklamaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi. Siyasi partiler adına açıklamayı Yeşil Sol Parti’den Metin Süt okudu.

    “ÖZÜR DİLİYORUZ”

    Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın tavrının, sosyalist geçmişi, seçilirken geniş bir seçmen kitlesinin desteğini almış olması sebebiyle sol kamuoyunda öfke ile karşılandığını belirten Süt, şunları dile getirdi:

    “Demokrasi güçlerinin, Kürt halkının ve tüm sosyalistlerin sahadaki emekleri ve fedakârlıklarıyla elde edilen siyasal imkanları, kişisel kariyer basamağına dönüştüren anlayışlar ne yeni ne de şaşırtıcıdır. Seçildikten sonraki bir yıllık süre içerisinde kendisini adaylaştıran ve sonrasında da seçen siyasal çevre ve örgütlerle bağlantısını kesmek için elinden geleni yapmıştır. İçinden çıkıp geldiği Yeşil Sol Parti ile ilişkisini kesmiş, yakın çevresinde bulunan başkan yardımcılarının işine son vermiş ve belediyeyi tek adam rejimiyle, bugün Kemal Kılıçdaroğlu MYK’sında yer aldığı açıklanan Yıldırım Kaya’nın eski ekibiyle yönetmekte, kararlı bir tutum içerisinde olmuştur.

    Seçim çalışmaları sürecinde demokrasi güçlerinin ortak mücadelesinin diliyle siyaset yapanların, bugün o mücadeleyi görünmez kılması, mücadele arkadaşlarını yok sayması bir savrulmadır. Bu savrulma yalnızca bireysel değil politik ve ideolojiktir.

    Bu değerlendirmelerimiz kendisiyle defalarca paylaşılmış, ancak kendisini ittifakla destekleyen güçler tarafından yanlıştan dönebileceği umuduyla, kamuoyuna gerekli açıklama yapılmamış veya yapılamamıştır. Ancak bugün gelinen nokta tüm beklentilerin boşa çıktığı, bir ihanet noktasıdır. Çünkü CHP’ye dönük mutlak butlan hamlesi yalnızca bir partiye yönelik hukuki bir müdahale değil; seçme ve seçilme hakkına, demokratik siyaset zeminine, toplumsal muhalefetin birikimine ve Türkiye halklarının ortak geleceğine yönelmiş açık bir saldırıdır. Kayyum rejimiyle Kürt halkının iradesini gasp eden, üniversitelere, belediyelere, emek örgütlerine, kadın ve gençlik mücadelelerine baskı uygulayan iktidar, bugün tasfiye siyasetini muhalefetin bütününe yaymaktadır.

    Abdurrahman Yıldız’ın müesses nizamın mutlak butlan hamlesinin ne anlama geldiğini bilememesi veya okuyamaması mümkün değildir. Tüm değerlerini yitirmiş birisinin, sanki CHP’liymiş gibi, CHP içerisinde bir mücadele varmış ve o da tavrını ortaya koymuş gibi bir davranışın gerçek olmadığı hepimizce malumdur. Kendisini destekleyen sol, sosyalist güçlere ve Kürt halkına zaten sırtını dönmüş olan A. YILDIZ, mutlak butlan destekçiliği ile ihanet noktasına gelmiştir.

    Bizler kim olursa olsun, halkın ortak emeğiyle elde edilen meşruiyeti, halktan ve mücadeleden koparak tüketen, her siyasi pratiğin karşısında olmaya devam edeceğiz. Bizler, Toroslar Belediye başkanı Abdurrahman Yıldız’ı şiddetle kınıyor, bundan sonraki icraatlarının sıkı takipçisi olacağımızı beyan ediyoruz. Ayrıca Yeşil Sol Parti olarak da; adaylık sürecinden, seçilmesine kadar geçen sürede gösterdiğimiz çaba ile Abdurrahman Yıldız’ın seçilmesine imkân verdiğimiz için Toroslar halkından özür diliyoruz.”

    HABER MERKEZİ

  • Mersin’de Rojava için ortak çağrı: Ablukayı kaldırın!- VİDEO

    Mersin’de Rojava için ortak çağrı: Ablukayı kaldırın!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Rojava’daki abluka ve hak ihlallerine ilişkin eylem yapıldı. Burada yapılan konuşmalarda sınır kapılarının açılması ve Rojava üzerindeki ablukaların kaldırılması çağrısı yapıldı.

    Mersin’de Rojava’ya yönelik saldırılara, kuşatma ve ablukaya karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. DEM Parti, EMEP, TİP, TÖP, DBP, ESP, SODAP, SYKP, Devrimci Parti ve YSP tarafından düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasına DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Emek Partisi MYK Üyesi Halil İmrek, TÖP PM Üyesi Zeliha Korkmaz, Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz ve İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Gerici emperyal kuşatmaya, soykırıma son” çağrısıyla bir araya gelen kitle, Mahmudiye Mahallesi’ndeki Metropol İş Merkezi yanındaki parktan Özgür Çocuk Parkı’na yürüyüş yapmak istedi. Parkın abluka altına alınması ve yürüyüşe izin verilmemesi üzerine kitle, parkın sonuna kadar yürüyüp burada basın açıklaması yaptı.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sözlerine ESP’ye yapılan gözaltı operasyonlarına değinerek başladı. Rojava eylemlerine katılan her kesimin bu tür baskılarla yıldırılmaya çalışıldığını dile getiren Doğan, “Rojava’ya dönük dayanışma eylemlerini gerekçe göstererek, hiçbir siyasi partiye üye olmayan ama Rojava ile gönül bağı kuran insanlara da gözdağı verilmek isteniyor. Dayanışma göstermeyin mesajı verilmeye çalışılıyor. Bir yandan Kürtlere dönük bu tutum sürdürülürken, diğer yandan Kürtlerle birlikte yürüyen Türkler, devrimciler ve sosyalistler baskı politikalarına maruz bırakılıyor. Onurlu ve kalıcı barış aynı yöntemlerle sağlanamaz. Onurlu ve kalıcı barış, demokratik çözümle mümkün olur” dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenen Doğan, şu sözleri kullandı:

    “Artık söylemin ötesine geçin. Bahsettikleriniz doğruysa, o zaman neyi bekliyorsunuz? Siz iktidar ortağısınız. Sayın Öcalan’ın umut hakkı için neden bir buçuk yıldır tek bir adım atılmadı? Demirtaş yuvasına dönsün deniliyor ama kararlar uygulanmıyor. Neden başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere Kobanê kumpas davası tutsakları serbest bırakılmıyor?  Akdeniz Belediyesi hala kayyum altındadır. Kürtlerin kazanımlarının Türkiye için bir tehdit olmadığı gerçeğini savunmaktan ve bunu hatırlatmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hakkımızda spekülasyon üretmeye çalışanlara da buradan sesleniyoruz; biz barış ve demokratik toplum için onlarca yıldır bedel ödeyerek mücadele ediyoruz.  Barış, özgürlük ve eşitlik değerlerine bağlıyız ve bu değerlerin herkes için uygulanması adına dün olduğu gibi bugün de yarın da mücadele edeceğiz. Çünkü bizim mücadelemiz aynı zamanda insanlık onuru mücadelesidir.”

    “ROJAVA HALKININ YANINDAYIZ”

    SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, “Bu saldırılar, cihatçı çetelerin kendi başlarına cesaret edebileceği saldırılar değildir. Bu saldırılar Fransa’da kurulan masalarda, Amerika’da kurulan masalarda planlanmıştır. Türkiye’de ise Suriye Milli Ordusu’nu besleyen, lojistik ve askeri olarak donatan siyasi iktidar, Suriye’ye dair yaklaşımını derhal ve bir an önce gözden geçirmelidir. Kürdistan’da barış olmazken İstanbul’da da barış olmaz demiştik. Suriyeli Kürtler, Rojavalı Kürtler, Aleviler ve diğer halklar “Artık güvendeyiz” diyene kadar biz de burada, Bakur’da, İstanbul’da, Marmara’da, Ege’de, Akdeniz’de onların sesine ses katmaya devam edeceğiz” dedi.

    Devrimci Parti Sözcüsü ve DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, Rojava’daki yurttaşların abluka ile yalnız hissettirilmek istendiğini söyleyerek, “Biz dün olduğu gibi bugün de sokakta, hayatın her alanında ve Rojava’da yan yanayız. Ayrılmadık, ayrılmayacağız. Rojava’dan kopmayacağız, Rojava da bizden kopmayacak. Bugün sonuçlar ağır olabilir, baskılar yoğun olabilir. Ama bu yalnızlığı kabul etmiyoruz. Doğuda her gün yeni bir güneş doğar. Eğer bize doğan güneşten mutlu olmamız engellenirse, gerekirse kendi güneşimizi kendimiz doğururuz. Belki bugün çok yürüyemedik ama bizim tarihimiz uzundur. Biz çok uzun zamandır yürüyoruz. Ne durdurulabiliriz ne de yeniliriz” ifadelerini kullandı.

    “ROJAVA’YI SÜREKLİ DESTEKLEMEK GEREKİYOR”

    Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz, Türkiye’de iktidarın uzun süredir Rojava’yı ve Suriye’yi bir engel olarak gördüğüne işaret ederek, “Eğer gerçekten barış isteniyorsa o zaman bu engeller de ortadan kalkmalıdır. Rojava’da bir anlaşma yapıldıysa, bu büyük ölçüde bu süreçte gösterilen sahiplenmenin sonucudur. Belki tam olarak hepimizin istediği gibi bir anlaşma değildir; ancak orada verilen mücadelenin bir kabulüdür. Bu nedenle Rojava’yı sürekli desteklemek gerekiyor. Yeşil Sol Parti olarak Kürt halkının verdiği mücadelenin bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Emek Partisi MYK Üyesi Halil İmrek, HTŞ’nin önce Alevileri katlettiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Çoluk çocuk, kadın demeden saldırdı. 2026 yılına girerken, 6 Ocak’ta bu kez Kürt halkının kazanımlarına saldırdı. Kürtleri yaşadıkları bölgelerde tasfiye etmeye çalıştılar. Kürt halkını kendi topraklarında etkisizleştirerek, kendilerinin yöneteceği bir düzen kurmak istediler. Bu saldırıların arkasındaki ABD yönetimi, bölgedeki zenginliklerin halklar tarafından yönetilmesine izin vermedi. Bu nedenle su kaynaklarına el koydular, petrol sahalarını kontrol altına aldılar. Amaçları, bu zenginliklerin halklara değil, kendi ceplerine ve çıkarlarına hizmet etmesidir.  Söyledikleri barış, gerçek bir barış değildir. Onların barış anlayışı, halkların egemenliklerinden vazgeçmesi ve tehditlere boyun eğmesidir. Orta Doğu’da halkların söz sahibi olmasını istemiyorlar. Sadece denetlemek, izlemek ve kontrol etmek istiyorlar. Şiddetten, baskıdan ve barbarlıktan yana tavır alıyorlar. Bugün yapılan da budur. Halklar baskı altına alınmakta, dilleri ve kimlikleri hedef alınmaktadır.”

    “KADINLARIN MÜCADELESİNİ YENEMEYECEKLER”

    Halkevlerin Çiğdem Serin, 2014 yılında IŞİD çetelerinin kadınlara dönük yaptığı saldırıları hatırlatarak, bugün de HTŞ eliyle Rojava’daki kadınlara aynı saldırıların yaşatıldığını vurguladı. Serin, “Kürt kadınlarının ölü bedenlerini teşhir ediyor, her türlü şiddeti kendilerinde hak görüyorlar. Bugün HTŞ ve benzeri çeteler, Suriye’de Kürtler, Aleviler, Êzidîler ve kadınlar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bir kez daha görüyoruz ki halkların, emperyalizme, siyonizme ve cihatçı çetelere karşı direnmekten başka çaresi yoktur. Halkların birbirinden başka dostu yoktur. Bizim safımız halkların safıdır; emperyalizme ve cihatçı çetelere karşı halkların yanıdır” diye kaydetti.

    Son olarak konuşan TÖP PM üyesi Zeliha Korkmaz, “Türkiye–ABD ittifakıyla Suriye’nin bir kez daha bir savaş cehennemine dönüştürülmek istendiğini biliyoruz. Emperyalist güçlerin Suriye’yi halkların yaşadığı bir savaş alanına çevirmek istediğini biliyoruz. Biliyoruz ki bugün elleri Türkiye’nin lojistik destekleriyle güçlendiriliyor. İçeride desteklenen bu yapılar, dışarıda barış sürecini sevinçle bastırmaya çalışıyor. Türkiye’deki mücadeleye kilit vurmak istiyorlar. Suriye’de kadınların ve çocukların bir arada yaşayamayacağı bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurmak istiyorlar. Oysa Suriye topraklarında yüzyıllardır Aleviler, Kürtler, kadınlar, Hristiyanlar bir arada yaşıyor. Bu halkların ortak yaşamını dış güçler kendi çıkarları için parçalamaya çalışıyor. Ama bu mücadeleyi yenemeyecekler. Kadınların mücadelesini yenemeyecekler” dedi.

    Eylem, sloganların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Barış ve Demokrasi Çalıştayı’nın sonuç bildigesi açıklandı: Mücadeleyi büyütelim!

    Barış ve Demokrasi Çalıştayı’nın sonuç bildigesi açıklandı: Mücadeleyi büyütelim!

    PİRHA- Sosyalist örgütler tarafından Barış ve Demokrasi için Buluşuyoruz Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz” başlığı ile Ankara’da yapılan Çalıştay’ın sonuç bildirgesi açıklanırken, “Özgürlükler için mücadeleyi büyütmede kararlıyız” denildi.

    Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)  “Barış ve Demokrasi için Buluşuyoruz Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz” başlığı ile Ankara’da çalıştay gerçekleştirdi.

    Makina Mühendisleri Odası’nda iki gün süren Çalıştay’ın sonuç bildirgesinin okunması ile sona erdi.

    “ÖZGÜRLÜKLER İÇİN MÜCADELEYİ BÜYÜTMEKTE KARARLIYIZ”

    DEM Parti Örgütlenmeden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Özlem Gündüz‘ün okuduğu sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “DEM Parti, EHP, EMEP, SMF, TİP ve TÖP olarak düzenlediğimiz ‘Demokrasi ve Barış İçin Buluşuyoruz, Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz’ başlıklı çalıştayımızı 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirdik. Çalıştayda, Türkiye’de anayasal düzenin bugünkü durumu, hak ve özgürlüklerin geleceği, yerel yönetimlerden parti kongrelerine uzanan kayyum uygulamaları, otoriterleşme ve temsil krizinin boyutları, Türkiye’deki yönetim deneyimleri ve yeni dönemde barış arayışlarının imkanları üzerine kapsamlı tartışmalar yürüttük. Yapılan değerlendirmeler sonucunda çalıştayın sonuç metni aşağıdaki gibi şekillenmiştir.

    Bugün anayasal bir düzenin varlığından söz edilemeyen Türkiye, KHK’ler ve torba yasalarla yönetilen bir hukuksuzluk rejimine sürüklenmektedir. Siyasal iktidarın hukuk tanımaz tutumu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamaması, yargı üzerinde kurduğu fiili denetim, adalet duygusunu bütünüyle zedelemektedir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, Ekrem İmamoğlu gibi siyasi tutsakların özgürlüklerinin gasp edilmesi ve devam eden gözaltı-tutuklamalar, grevlerin yasaklanması, toplu sözleşme hakkının fiilen ortadan kaldırılması, hasta tutsaklara yönelik ihlaller, umut hakkından söz edilmemesi ve yaşam hakkını tehdit eden uygulamalar, bu düzenin adaletsizliğini her gün gözler önüne sermektedir.

    Kayyum uygulamaları halkın seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir. İktidarın seçimle kazanamadığı belediyelere kayyum atayarak el koyması, halkın iradesinin gaspıdır. Bu gasp ve beraberinde gelen tutuklamalar, HDP / DEM Parti’nin kazandığı yerel yönetimlerden başlamış; CHP’nin kazandığı yerel yönetimlere kadar genişleyerek devam etmiştir. Kayyum atamaları, yerelin sosyal ve kültürel dokusunu yok saymakta, halkı kendi kentine yabancılaştırmaktadır. Aynı anlayışla basın özgürlüğüne yönelen saldırılar, Tele1 örneğinde olduğu gibi medya kurumlarının kayyuma devredilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün açık biçimde ortadan kaldırıldığını göstermektedir.

    Siyasal iktidar son yıllarda çıkardığı yasalar, eğitimin müfredatı yanında tüm boyutlarına ve düzeylerine yönelik müdahaleler ve 11. Yargı Paketi gibi hazırlığı yapılan yargı paketleri ile tek merkezli, hukuk dışı, cinsiyetçi ve keyfiyete bağlı bir yönetim inşa etmektedir. ‘Hukuk arkadan gelir’ anlayışıyla yürütülen bu fiili yönetim biçimi, toplumsal hakları gasp eden ve doğayı, emeği, halkı hedef alan politikaları kalıcılaştırmaktadır. Ekolojik yıkıma, köylülerin ve emekçilerin mülksüzleştirilmesine ve sermaye ile işbirliğine dayanan bu düzenin otoriter ve faşizan karakteri gün geçtikçe güçlenmektedir.

    Ekonomik alanda ise 12’inci Kalkınma Planı, OVP (orta vadeli program) ve bütçe politikalarıyla işçilerin, üretici köylülerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin, küçük esnafın ve yoksul halkın yaşam koşulları daha da ağırlaşmaktadır. İşsizlik, yoksulluk, güvencesiz çalışma ve sefaletin derinleştiği bu günlerde, biliyoruz ki ekmek ve adalet mücadelesi, barış mücadelesinden ayrı değildir. Emek, adalet, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağı apaçıktır.

    Bugün içinde bulunduğumuz ağır siyasal ve ekonomik koşullarda, Ortadoğu’daki gelişmelerin de etkisiyle iktidarın hala “barış” olarak adlandıramadığı bir süreci yaşıyoruz. Elbette silahların devreden çıkması, toplumsal ve siyasi olarak çözüm olanaklarının geliştirilmesi için zeminin oluşması önemlidir. Ancak baskıcı, yasakçı, sansürcü ve keyfi politikalarıyla malul siyasi iktidarın, siyasi haklar, cezaevleri ve siyasi tutsaklar bakımından adım atmaması, Kürt halkının anadilinin kullanımı dahil Kürt sorununun demokratik, eşit haklara dayalı barışçı çözümü için gerekliliklerin gündeme bile gelmemesi bu sürecin, demokratikleşmeye değil, demokrasisiz bir barışa doğru evriltilmeye çalışıldığını göstermektedir.

    Bizler biliyoruz ki; sahici barış, hukukun ve adaletin tesis edilmesi ve demokrasi mücadelesinin birlikte yürütülmesi ile mümkündür. Kayyum kararlarının geri çekilmesi, hasta tutsakların serbest bırakılması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için hiçbir yasal engel yoktur; yalnızca siyasi irade eksiktir. Bizler, Kürt sorununun eşit haklara dayalı çözümünü ve ülkenin demokratikleşmesini temel alan bir barış hattını önemsiyoruz. Emek, demokrasi ve barış güçleri olarak bugün bu hattı birlikte örmek, demokratik hakları ve siyasal özgürlükleri kazanmak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.

    İktidarın siyasal, ekonomik ve toplumsal düzeyde uyguladığı politikaların tekabül ettiği hattın ve bir bütün olarak muhalefeti dağıtmaya ve daraltmaya yönelik politikalarının farkındalığıyla; ekonomik, demokratik haklar, siyasal özgürlükler için mücadeleyi büyütmekte kararlıyız. Emperyalist güçlerin bölgedeki savaş politikalarına ve halkların kendi kendilerini yönetmesine saygı duymayan, kadın düşmanı, doğa ve çocuk düşmanı, halk sağlığını görmezden gelen, tek mezhep ve inancı hâkim kılmaya çalışan anlayışlara karşı; bölgede ve ülkede halkların kardeşliğini, eşitliği, özgürlüğü ve demokrasiyi esas alan bir barış hattını güçlendirmeye devam edeceğiz.

    Barış ve demokrasi mücadelesi, iktidardan beklentiyle ve bekleyerek değil; ancak halkın kendi özgücüyle, birleşik mücadelesiyle kazanılabilir.  Demokrasinin güçlenmesi yerelden yükselen bir örgütlenme ve halkın bizzat kendi kendini yönettiği, denetim yetkisine sahip olduğu bir yerel demokrasi anlayışı ile mümkün olabilir. Bu nedenle barış ve demokrasi mücadelemizi, yerel talepler ve yerelin mücadele güçleriyle birlikte büyütmekte kararlıyız. Kürt sorununun eşit haklara dayalı barışçı çözümü, bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Emek ve demokrasi güçleri olarak; partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin, kadın ve gençlik inisiyatiflerinin, inanç örgütlerinin, ekoloji ve köylü hareketlerinin, doğasını, suyunu, toprağını ve varlığını savunan tüm halk örgütleri ile demokrasi ve barışı esas alan siyasi yapıların özgünlükleriyle dahil olduğu ortak-birleşik bir mücadele hattında buluşması gerekliliği her zamankinden daha açıktır. Bugün değiştirici ve dönüştürücü gücü açığa çıkaracak olan, halkın örgütlülüğü ve birleşik mücadelesidir.

    Bu inançla, çağrımız; barışın, demokrasinin ve özgürlüğün ortak mücadele imkanının güçlendirilmesi ve büyütülmesi için bu sorumluluğu duyan tüm toplumsal ve siyasal kesimlere; tarihin, an’ın ve geleceğin dönüştürücü gücünedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Esenyurt mitingi: Bu fırsat hepimizin, barış 86 milyonundur

    Esenyurt mitingi: Bu fırsat hepimizin, barış 86 milyonundur

    PİRHA- Esenyurt Meydanı’nda bir araya gelen altı parti, “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla düzenledikleri mitingde, demokratik çözüm ve toplumsal barış sürecine dikkat çekerek, “Bu fırsat hepimizin” mesajı verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla İstanbul’un Esenyurt Meydanı’nda düzenlediği miting başladı. Miting alanı, DEM Parti flamaları ile donatıldı. Miting saatinden önce alana gelmeye başlayan yurttaşlar, uzun süre mitingin başlamasını bekledi.

    Mitingde katledilen Gazeteci Hakan Tosun unutulmadı, “İsrail’e tam ambargo nehirden denize özgür Filistin”, “Ekmek”, “Barış” , “Hakan Tosun’a ne oldu”, “Hakan Tosun cinayeti politiktir” dövizleri taşındı.

    TÖP: TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN..

    Saygı duruşunun ardından mitingde ilk olarak konuşan TÖP Sözcüsü Juliana Gözen, örgütlülüğün önemine vurgu yaptı. Juliana Gözen, “Mahallemizde, iş yerlerimizde her yerde daha fazla örgütleneceğiz. İşçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmek için var gücümüzle çalışacağız. Mahallemizde çeteler, mafyalar örgütleniyor. Bizler adres olmadıkça o gençler mafyaların arkasından girecek. Hakan Tosun’u katlettiler. Örgütlenmezsek Rojin’e, Gülistan’a ne oldu diye sormaya devam ederiz. Geleceğimiz için örgütleneceğiz. Barıştan yanayız ama inşa edeceğimiz barış, onurlu bir barıştır. Bu işi ekmeğimize, onurumuza sahip çıkarak nihayete erdireceğiz. Bu ülkenin demokratikleşmesi için hepimizin yapacağı bir şeyler vardır. Bu büyük bir sorumluluktur” diye belirtti.

    TİP: MUTLAKA KAZANACAĞIZ

    Ardından konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, iktidarın siyasetçileri, belediye başkanlarını, gazetecileri tutukladığını vurgulayarak, “Hiç kimse tereddüt etmesin biz barış istiyoruz. Barışı en çok biz istiyoruz. Çünkü savaşlarda hep en yoksul çocuklar bedel ödüyor. Barış hiç kimsenin bize uzatacağı bir hediye değildir. Barış emektir, halkın kurduğu gelecektir. Biz barışı insanlar konuşsun diye istiyoruz. Barış olacak kayyımlar eve dönecek, cezaevindeki tutsaklar, Selahattinler, Figenler yanımıza gelecek. Barışı, demokrasiyi, özgürlüğü istiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.

    SMF: YAN YANA GELECEĞİZ

    SMF Sözcüsü Mahir Gürz, “AKP-MHP iktidarı işçilere, gençlere kadınlara, Alevilere yönelik topyekun bir savaş başlattı. Karşımızda savaştan, ranttan, işgalden beslenen ve iktidarını zorbalık üzerinden yürüten bir iktidar var. Dolayısıyla mevcut iktidarın temsilcisi olduğu kapitalist barbarlığın insanlığa, doğaya, işçiye vereceği bir şey yok. Onlar sadece yoksulluk, sefalet verebilir. Bu bizim kaderimiz değil, kaderimizi değiştirebiliriz. Bunun için yan yana gelip örgütlenmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    EMEP: ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATIN

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TELE1 televizyonuna kayyım atanmasına tepki göstererek, sözlerine başladı. Ülke kaynaklarının emperyalist ülkelere “peşkeş” çekildiğini söyleyen Aslan, “Demokrasi, özgürlük, eşitlik isteyenler mi casus, yoksa bu ülkeye peşkeş çekenler mi? Bu ülkede demokratik hak ve özgürlükler saray düzeninin iki dudağı arasında. Belediyelere kayyım atanmaya devam ediyorlar. Kobanê tutsakları halen cezaevinde. Ne istedi Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ? Eşitlik, barış istediler, yaşamı savundular. Ama bu faşist düzen onları tutsak etti. Siyasi tutsak arkadaşlarımızı mutlaka o cezaevlerinden alacağız. Asgari ücret açlık sınırının altında, kamu emekçilerine sefalet zammı verilerek, ücretlerini artırdıklarını söylüyorlar. İktidara sesleniyoruz; bütçe emekçilerin sırtından toplanıyor ama bütçenin büyük bölümü patronlara kaynak olarak gidiyor. Bunu kabul etmiyoruz. 27 Şubat’ta Öcalan’ın çağrısıyla PKK silah bıraktı. Bir yıldır parlamentoda oluşturulan komisyon, kitle örgütlerini dinliyor. Bu dinlemeler iyidir ama bir an önce bu sorunun çözümü için adım atın. Halkı oyalamayın. Türk ve Kürt halkının adalete barışa ihtiyacı var. Ne istiyoruz. Kayyımlar geri alınsın, siyasi tutsakların bırakılmasını, basın üzerindeki baskıların son bulmasını, bölgede savaştan zarar gören halkın zararlarının karşılanmasını ve genel siyasi affın çıkmasını istiyoruz” diye belirtti.

    EHP: KOŞULLAR DÜZELTİLMELİ

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, ülkenin ekonomik anlamda zor durumda olduğunu dile getirerek, ekledi: “Patrona, rantçıya değil, halka yatırım yapmalılar. Kürt meselesinde de büyük sorunlarımız var. Bu devlet aç mısın? diye sormuyor etnik kimliğimiz üzerinde duruyor ve bunun üzerinden ayrımcılık yapıyor. O nedenle Meclis’te kurulan komisyon önemlidir. Ama o komisyon üzerinden tartışmalar yapılıyor ‘kaygı duyuyoruz’ diyorlar. Neyden kaygı duyuyorsunuz. Barış gelecek. Kürt halkı, kendi kimliğini istemeyecek mi, kayyımların geri çekilmesini istemeyecek mi, tutsakların serbest bırakılmasını istemeyecek mi? İsteyecek tabi. Eğer bu koşulları Abdullah Öcalan yürütüyorsa onun koşulları da düzenlenmelidir. Baktılar ki oyları düşüyor, gittiler İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiler. O diplomanın iptal edilmesi demokrasinin iptal edilmesidir.”

    AHMET ÖZER’DEN MESAJ

    Daha sonra konuşan CHP Genel Başkanı Yardımcısı Gökhan Günaydın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyım atandığını hatırlatarak, “Buraya atadıkları adamları çalışıyor. Biz buna yağma yok diyeceğiz” dedi. Günaydın, daha sonra tutuklu Özer’in mesajını okudu.

    Özer’in mesajında şu ifadeler yer aldı: “Kardeşlerim karanlıklar korkakların sığınağıdır. Hükmü cesurlar ortaya çıkıp ışığı yakana kadardır. Siz bu meydanda ışığı yaktınız. Ayağa kalkıp yürüyeceğiz. Selam olsun özgürlük için savaşanlar, selam olsun insanlık onurunu yükseltenlere. Bu mücadeleyi daha adil bir dünya ve daha özgür bir gelecek için veriyoruz. Bu çerçevede barış sürecini yürekten destekliyorum. Ayrıca süreci destekleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eşbaşkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğullarına selamlarımı iletiyorum.”

    BAKIRHAN: BU FIRSAT HEPİMİZ İÇİN

    Son olarak mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, Alevilerin ve Kürtlerin geleceği için bir araya geldiklerini vurguladı. “Bugün 4 büyük değer için barış, demokrasi, adalet ve özgürlük için bir aradayız” diyen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bugün bunların hayat bulması için partililerle bir araya geldik. Türkiye’nin bütün renkleriyle seçilen Ahmet Özer’in yerine kayyım atandı ve cezaevindedir. Bu vesileyle bütün tutsak yoldaşlarımıza selam yolluyoruz. Esenyurt iradesine sahip çıkıyor. Bugün tarihi bir süreçten geçiyoruz. Sayın Öcalan’ın üzerine aldığı tarihi bir fırsat Türkiye’nin önünde duruyor. Bu fırsat hepimiz için. Sayın Öcalan kan dursun, gençlerimiz hayatını kaybetmesin diye önemli bir adım attı. Sayın Öcalan savaşa giden trilyonlarca paranın emekçilerin haklarının yok olmaması, yok olan gençlerin geleceği için bu süreci başlattı. Bu süreç Kürt, Türk, Alevi, Türkiye’nin bütün renklerinin demokratik bir şekilde eşit olmaları için başladı. Bu süreç sadece Kürtlerin değil, tekstilde, fabrikalarda ailelerini geçindirenlerin sürecidir. Barış her zaman iyidir. Barış ekonominin kalkınması, kayyımsız bir Türkiye, kadının katledilmediği, herkesin kendi dili kimliğiyle yaşadıkları bir Türkiye demek. Dolayısıyla siz Esenyurtluların üstüne büyük bir sorumluluk düşüyor. Esenyurt’un bu sürece sahip çıkacağına inanıyorum.

    “BARIŞ 86 MİLYONUNDUR”

    Artık Meclis’teki komisyonunda geçiş yasaları, televizyon kanallarına kayyım atayan, düşüncelerini söyledikleri için cezaevine atan bu anlayışı sonlandıracak düzenlemeleri yapması lazım. 21. yüzyılda TELE1 kanalına kayyım atanması ne demek. Türkiye’nin çatışmaya değil, barışa ihtiyacı var. Sınır ötesi operasyona değil, sınır ötesi halklarla barışa ve müzakereye ihtiyacı var. Barış imzalandığında kayıp mı edeceğiz? Barış olduğunda gençlerimiz ölmeyecek. Barış olduğunda çatışmalara gidecek yatırım işçilere gelecek. Barış olduğunda sağlık hizmetlerini daha kapsamlı alacağız. Demokratik bir eğitim sistemi gelecek. Barış olduğunda başta Kürtler olmak üzere herkes diliyle eğitim görecek. Onun için barış 86 milyonundur.

    “BİZ KAZANACAĞIZ”

    Bu meydan Türkiye’dir. Türkiye’deki emekçilerin, ezilenlerin sesidir. Buradaki talepler 86 milyonundur. Hepimiz bu toprakların evladıyız. Omuz omuza mücadeleyle kazanacağımıza inanıyoruz. Emin olun biz kazanacağız. Uzun olmayan bir vadede Türkiye’de mutlaka kazanacağız. Hakan Tosun arkadaşımız bağımsız, özgür bir gazeteciydi, Esenyurt’ta katledildi. Faillerinin artık bulunması gerekiyor. Rojin Kabaiş’in babası da burada. Onu da selamlıyorum. Rojin’in nasıl yaşamını yitirdiğini bu iktidar bize açıklamalıdır. Sizler var oldukça onurlu bir mücadeleyle daha adil ve demokratik bir cumhuriyet kuracağımıza inanıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Samandağ’da ‘Topraklarımızı Savunuyoruz’ mitingi: Bu topraklar bizim!

    Samandağ’da ‘Topraklarımızı Savunuyoruz’ mitingi: Bu topraklar bizim!

    PİRHA- Samandağ’da “Topraklarımızı Savunuyoruz” şiarıyla düzenlenen mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu topraklardan bizi kovmalarına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi Mahallesi’nde köylüler, deprem sonrası başlatılan “acele kamulaştırma” uygulamalarına karşı, Topraklarımızı Savunuyoruz İnsiyatifi ismiyle, “Tapulu arazilerimiz, doğamızı, yaşam alanlarımızı koruyoruz! Narenciye ağaçları ve zeytinliklerimizin yok edilmesine karşı sesimizi yükseltiyoruz” diyerek miting gerçekleştirdi. Zeytinliklerin, narenciye bahçelerinin ve tarım arazilerinin “yeniden inşa” gerekçesiyle ellerinden alınmasına tepki gösteren köylüler, “Bu topraklar, bu ağaçlar bizim; geleceğimizdir” diyerek kararların durdurulmasını istedi. Yapılan mitinge, TİP, TÖP, SYKP, DEM Parti, EMEP, Kaldıraç, CHP; Antakya, Erzin, Samandağ, Dörtyol ilçelerinden çok sayıda çevre örgütü de köylülerin eylemine destek verdi.

    Miting, 5. Etap TOKİ projesi için kamulaştırılan zeytinlik ve narenciye bahçelerinin içinde yapıldı. Köylüler bahçelerin arasından yürüyerek miting alanına ulaştı. Kurtderesi’nin yanı sıra Vakıflı, Kapısuyu, Mağaracık ve Tekebaşı köylerinde de benzer şekilde acele kamulaştırma kararlarının alındığı, birçok arazinin sahiplerinin haberi dahi olmadan TOKİ’ye devredildiği vurgulandı. Yerel halk ve çevre örgütleri, yargı süreçleri tamamlanmadan ve çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan alınan bu kararların tarımsal üretimi, ekolojik dengeyi ve kültürel mirası tehdit ettiğini dile getirdi.

    ‘KAMU ARAZİLERİNE YAPILSIN’

    Tertip komitesi adına yapılan açıklamada, “Bu topraklar, bu ağaçlar bizim. Onlar sadece gelir kaynağı değil, kimliğimiz ve geleceğimizdir. Derhal kamulaştırmalar durdurulsun” denildi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, mitingde yaptığı konuşmada, 6 Şubat depreminin ardından Hatay’ın devlet desteğinden yeterince yararlanamadığının altını çizerek, şunları dile getirdi:

    “Hatay oldu olası iktidarlar tarafından üvey evlat muamelesi gördü. Bu iktidar döneminde de bir fabrika açılmadı, bir yatırım yapılmadı. Halk kendi emeğiyle, alın teriyle ayakta kaldı” dedi. Deprem bölgesinde yapılan rezerv alan ilanlarına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Hiçbir yerde bu kadar toprağa el konulmadı, bu kadar rezerv alan ilanı yapılmadı. Amaç Hatay’ın demografik yapısını değiştirmek ve halkın toprağı üzerinden ticaret yapmak.

    Bu alan mandalina bahçeleri ve zeytinliklerle dolu. Halk hem geçimini hem kültürünü bu topraklardan sağlıyor. Bu nedenle TOKİ’nin 5. etap projesi derhal başka bir alana kaydırılmalı. Halkın talebini duymak zorundasınız. Selam olsun toprakları için direnen analara, Samandağlılara. Bu topraklardan bizi kovmalarına asla izin vermeyeceğiz.”

    “SELAM OLSUN KURTDERESİ DİRENİŞİNE, SAMANDAĞ’IN DİK DURUŞUNA!” 

    Kazdağları’ndan Karadeniz’e kadar süren ekoloji direnişlerine de selam gönderiyorum. Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine toprağına, suyuna sahip çıkan herkesle omuz omuzayız. Bu mücadele hepimizin ortak geleceği için. Hem Samandağ’da hem şehir merkezinde bulunan taş ocakları sağlığa zararlıdır, bizi kanser ediyor. Derhal kapatılmalıdır” çağrısında bulundu. Konuşmasının sonunda dayanışma vurgusu yapan Tülay Hatimoğulları, “Bizler dayanışma ve mücadeleyle başaracağız. Selam olsun Kurtderesi direnişine, Samandağ’ın dik duruşuna!”

    “VATANDAŞIN TAPUSUNA ÇÖKME!”

    TÖP Sözcüler Kurulu üyesi ve DEM Parti Milletvekili Perihan Koca, iktidarın depremi sermaye projelerine çevirdiğini belirterek, “Depremi bir fırsat kapısı gibi görüp Hatay’ı yağlı projelerin laboratuvarına dönüştürdüler. Afet yasası, maden yasası… Hepsi memleketin kaynaklarını şirketlere peşkeş çekmenin aracı. Biz bu yağmaya karşı memleketi savunmaya geldik” dedi. TİP PM Üyesi İrfan Değirmenci, Can Atalay’ın fotoğrafı ile çıktığı kürsüde yurttaşların mağduriyetini belirterek “Yıllarca yurtdışında çalışıp alın teriyle alınan tapuları tanımıyorlar. Vatandaş ev istemiyor mu? İstiyor. Ama kamu arazilerine yapın diyor. Vatandaşın tapusuna çökme!” diye konuştu.

    Mitingde sanatçılar İlkay Akkaya ve Cevdet Bağca birer eser seslendirerek, direnişteki köylülerin yanında olduklarının mesajını verdi.

    PİRHA/SAMANDAĞ

     

  • TÖP 2025 yılı için açıklanan asgari ücreti protesto etti-VİDEO

    TÖP 2025 yılı için açıklanan asgari ücreti protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), 2025 yılı için açıklanan asgari ücreti protesto etti. Açıklamada, “İşçilere dayatılan bu sefalete karşı yaşamı sürdürebilmek için yan yana olmak birlikte birleşik mücadele etmek ekmek mücadelesi kadar yaşamsaldır” denildi.

    Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) birçok kentte 2025 yılı için açıklanan asgari ücreti protesto etti.

    İZMİR

     

    Konak İskele önünde yapılan açıklamada, “22.104 TL asgari ücret sefalet ücretidir” pankartı ve “Yaşamak için asgari ücret düzenini yık” ve “Bu asgari ücret sefalet ücretidir” dövizleri taşınırken, “Zam zulüm işte AKP”, “Saraya değil emekçiye bütçe” ve “Sefalete teslim olmayacağız” sloganları atıldı.

    “İKTİDAR İŞÇİ SINIFINA VE EMEKÇİ HALKA YAŞAMI ZİNDAN EDİYOR”

    Açıklamayı yapan TÖP İzmir İl Sözcüsü Erkan Gökber, “Açıklanan asgari ücret işçileri açlık, yoksulluk yoluyla, ekonomik zorla sermayenin tahakküm ilişkisine tabi kılmaktadır. İktidar ve sermayenin tamamı işçi sınıfına ve emekçi halka yaşamı zindan etmek için tüm koşulları yaratıyor” dedi.

    “İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR ÜCRET İÇİN MÜCADELEMİZ KESİNTİSİZ DEVAM EDECEK”

    İktidar ve sermaye güçleri işçi sınıfını, açlık ve yoksullukla terbiye etmeye çalıştığını altını çizen Gökber, şunları söyledi:

    “Asgari ücretin bu düzeyde belirlenmesi, sefalette ısrar anlamına geliyor. İşçilerin talebi asgari ücretin, bir işçinin ailesi ile birlikte asgari olarak temel ihtiyaçlarını karşılayacak, işçiyi kimseye muhtaç etmeyecek bir düzeyde belirlenmesi ve sefaletin son bulmasıdır. İşçi ve emekçi yığınlar ne dayatılan asgari ücrete ne de asgari bile olmayan sefalet ve açlık içinde yaşamaya mahkûm değildirler. ‘Ücretler artarsa enflasyon artar’ yalanlarına artık kimse inanmıyor. İşçilere dayatılan bu sefalete karşı yaşamı sürdürebilmek için yan yana olmak birlikte birleşik mücadele etmek ekmek mücadelesi kadar yaşamsaldır. İnsan onuruna yaraşır bir ücret için mücadelemiz kesintisiz devam edecektir.”

    PİRHA/İZMİR

     

    HATAY

    TÖP’ün Antakya Köprübaşı’nda 2025 yılı için açıklanan asgari ücrete ilişkin yaptığı basın açıklamasını parti avukatı Sezen Ezer okudu.

    Sezen Ezer, “Asgari ücretin genel ücret olduğu emek rejiminde açıklanan bu ücret işçileri açlık, yoksulluk yoluyla, ekonomik zorla sermayenin tahakküm ilişkisine tabi kılmaktadır” dedi. Ezer şunları ekledi:

    “İktidar ve sermayenin tamamı işçi sınıfına ve emekçi halka yaşamı zindan etmek için tüm koşulları yaratıyor.
    İktidar ve sermaye güçleri işçi sınıfını, bu ücret düzenine itiraz edememesi ve başını dâhi kaldırmaması için açlık ve yoksullukla terbiye etmeye çalışıyor. Yaratılan emek rejiminde yerli ve yabancı sermaye el ele vererek bu ücret düzenini kalıcılaştırmaya, işçileri önümüzdeki uzun yıllar boyunca ucuza hatta mümkünse kölece çalıştırmak istiyor.
    İşte OVP ve mevcut para politikası sermayenin bu uzun vadeli stratejisini inşa etmeye yöneliyor.
    Değerleri yaratan, tüm zenginliklerin kaynağı emektir. Ancak emeğe yarattığı zenginliklerden pay vermemek için sermaye var gücüyle saldırıyor”

    PİRHA/HATAY

     

  • Mamak’ta 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay anıldı-VİDEO

    Mamak’ta 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay anıldı-VİDEO

    PİRHA- Menekşe Erbay, Tuzluçayır Lisesi’nde yapılan 1 Mayıs kutlamaları sırasında kolluk kuvvetlerinin kuşatması karşısında, “çocuklarımızı öldürecekler” diyerek eylemdeki gençleri korumaya çalışırken, kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak öldürülmüştü. 1 Mayıs Şehidi Menekşe Erbay’ın anıldığı açıklamada 1 Mayıs’a çağrı yapıldı.

    Menekşe Erbay, Tuzluçayır Lisesi’nde yapılan 1 Mayıs kutlamaları sırasında kolluk kuvvetlerinin kuşatması karşısında, “çocuklarımızı öldürecekler” diyerek eylemi düzenleyen gençleri korumaya çalışırken kolluk kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu kalbinden vurularak öldürüldü.

    AKA-DER, Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) Mamak İlçe Örgütü, Halkevleri, Kaldıraç, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Mamak İlçe Örgütü ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Mamak İlçe Örgütü tarafından 1 Mayıs şehidi Menekşe Erbay, gerçekleştirilen yürüyüş ve basın açıklaması ile anıldı. Açıklama, Menekşe Erbay’ın öldürüldüğü yer olan Tuzluçayır Lisesi’nin önünde yapıldı.

    Ortak açıklama metnini kurumlar adına Engin Kılıç okudu.

    “TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ, TARİHİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    1977’den bugüne katledilen bütün devrim şehitlerinin miras olarak bıraktıkları, devrimci değerlere sahip çıktıklarını belirten Engin Kılıç,  “44 yıl önce 29 Nisan günü öğrencilerin 1 Mayıs eylem çağrısı sonucu jandarmalar okulun etrafını çevirmiş ve eylemi engellemeye çalışmışlardı. Saldırı hazırlığı sırasında okul önüne gelen aileler ve mahalle halkı jandarma karşısında durarak devrimci öğrencilere siper olmuştur. Jandarmanın ateş açması sonucu Menekşe Erbay annemiz vurularak katledilmiştir.

    Menekşe Erbay sadece bir anne olmadığı gibi mahallemizin kültürünü ve direngenliğinide göstermiştir. Bizlere bir miras bırakmıştır. Devrimci değerlerimizi koruyan ve bu kültürü devam ettiren mahallemizin değerlerinden Menekşe Erbay bugün hala bizlere örnek olmaya devem etmektedir.
    1977’den bugüne katledilen bütün devrim şehitlerimiz bizlere bu mirası bırakmışlardır. Anılarına ve değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    “1 MAYIS’TA SENDEN OLANLARIN DİRENİŞİNE KATIL”

    “1 Mayıs’ta her alanda attığımız slogan ile açtığımız pankart ile değerlerimizi ve tarihimizi yaşatacağız” diyen Kılıç, “Bugün yaşamı örerek direnişi büyüterek bize bırakılan mirası devam ettireceğiz. Şimdi her alanda yaşamı öreceğiz.

    2024 1 Mayıs’ı yaklaşırken, bugün tüm dünyada emperyalist-kapitalist sistem, işçi ve emekçilere, ezilenlere, halklara savaş politikalarıyla ölmeyi ve daha fazla sömürülmeyi dayatmaktadır. Yönetenler ve çeteleri her geçen gün servetlerine servet katarken, diğer kutupta sefalet birikmektedir. Biz milyonlar ise, egemenlerin gözünde bu günlerin içinde yaşamaya mahkûm edilmiş olanlarız.

    Bu 1 mayıs’ta bir eline yaşamını, bir eline getirebileceğin özgür günleri al, senden olanların direnişine katıl” ifadelerini kullandı.

    Yapılan açıklamanın okunmasının ardından Tuzluçayır Lisesi’nin önüne, Menekşe Erbay’ın fotoğrafları ve karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de Sosyalistlerin evlerine polis baskını: 4 gözaltı

    İzmir’de Sosyalistlerin evlerine polis baskını: 4 gözaltı

    PİRHA- İzmir’de sabah saatlerinde Birleşik Devrimci Parti ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin yöneticilerinin evlerine yapılan polis baskınlarında 4 kişi gözaltına alındı. 

    İzmir’de sabah saatlerinde evlere baskınlar yapıldı. Ev baskınlarında Birleşik Devrimci Parti PM üyesi Mehmet Fırat Ekmen, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Merkez Koordinasyon üyesi Rozana Urkun, TÖP üyesi Berfin Büyükertaş ve Sosyalist Mücadele İnisiyatifi üyesi Tuğçe Kızıldemir gözaltına alındı.

    Gözaltına alınanlar sağlık kontrollerinin ardından İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltıların dijital medya hesaplarında yaptıkları paylaşımların gerekçe gösterildiği belirtildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Emek ve Özgürlük İttifakı seçim sonrası ilk kez toplanacak

    Emek ve Özgürlük İttifakı seçim sonrası ilk kez toplanacak

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimin ardından ilk toplantısını yarın gerçekleştirecek.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanlığı ve mileltvekili seçimleri sonrası ilk toplantısını yarın sabah 10.30’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde gerçekleştirecek. İttifakta yer alan HDP, Yeşil Sol Parti, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) bir araya gelerek, seçim sonuçlarını değerlendirecek.

    Toplantıda, seçim sonrasındaki süreçte nasıl bir yol izleneceği konuşularak planlama yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınların tavrı net: HÜDA PAR zihniyeti ile mücadele etmekten geri durulmayacak- VİDEO

    Kadınların tavrı net: HÜDA PAR zihniyeti ile mücadele etmekten geri durulmayacak- VİDEO

    PİRHA- HÜDA PAR’ın AKP listelerinden meclise vekil göndermesi kadınların cephesinde tepki ile karşılandı. Bu durum kaygı verici bulunsa da her zaman olduğu gibi kadınlar kararlılıkla mücadele etme konusunda net bir tavır koyuyor ortaya.

    Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) AKP listelerinden 4 milletvekilini meclise soktu. Partinin kadın politikaları ve bu yöndeki tutumu kadınlar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Özellikle Hizbullah’ın işkence edip katlettiği Müslüman feminist yazar Konca Kuriş’in yaşamış olduğu Mersin’den vekil çıkması kadınlarda üzüntüyle karışık öfke yarattı. Ancak kadınlar her şeye rağmen en iyi bildikleri şeyi yapmaktan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdiler: Mücadele etmek.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ KADINLAR İÇİN HAYATİ”

    CHP Mersin Kadın Kolları Başkanı Gülşah Yıldırım Genç’e göre, HÜDA PAR’ın mecliste temsiliyet alması özellikle genç kadınlarda kaygı yarattı. Cumhuriyet rejiminin tam tersini savunanların mecliste olduğunu belirten Genç, “Karşımızda Hizbullah terör örgütünün siyasi uzantısı olan HÜDAPAR var. Bu partinin kadın düşmanı söylem ve politikaları ortada. HÜDA PAR’ın mecliste olması özellikle genç kadınlarda bir endişeye sebep oldu ama bu kaygıları sandığa gidip irade göstererek, iradelerine sahip çıkarak boşa çıkarabilirler” dedi.

    28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin kadınlar için hayati önem taşıdığına değinen Genç, “Ya özgür ve eşit bir şekilde yaşayacağız ya da kadınları eve hapseden, kazandığımız haklarımızı elimizden alan, kadın düşmanı bir zihniyetle yaşayacağız. Konca Kuriş’i katleden zihniyete mi oy vereceğiz yoksa kadın hakları diyen bir lidere mi oy vereceğiz diye düşünerek sandığa gidilmeli” şeklinde konuştu.

    Genç; kadın erkek eşitliğini savunan, 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu ile ülkeyi daha da karanlık bir girdaba sürükleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki seçimde herkesin sandığa gidip oy kullanması çağrısında bulundu.

    AYHAN: BU TEHLİKEYİ KADIN BİRLİĞİ İLE AŞACAĞIZ

    Demokratik Aleviler Derneği (DAD) Mersin Eş Başkanı Hülya Ayhan, HÜDA PAR’ın mecliste olmasını kadınlar açısından büyük bir tehlike olarak görüyor.

    Seçim sürecindeki propagandalarının kadın düşmanlığı üzerinden yürütüldüğünü hatırlatan Ayhan, “Partilere baktığımız zaman yalnızca Yeşil Sol Parti’de fazla kadın vekil sayısı var. Diğer partilerin kadın vekil sayısı oldukça düşük bu da kadın politikalarına dair bize çok şey söylüyor. Kadınların her zaman işi çok zor olmuştur. Her iktidar değişiminde kadınlara düşen şey mücadele etmek oluyor. Kadınlarla ilgili çıkacak olan dezavantajlı yasa sadece muhalif kadınlar için çıkmayacak. Görüşü ne olursa olsun bütün kadınları etkileyecek. Dolayısıyla kadınların her alanda birlikte mücadele etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Mor Dayanışma’dan Ayşegül Temur kadın düşmanı zihniyete karşı mücadele etmekten geri durmayacaklarının altını çizdi:

    “Kadınların kazanımlarına göz diken, ikincileştiren, kadınları bilboardlardan ve seçim arabalarından silen, İstanbul Sözleşmesi’ni yok eden, kadına şiddetin önünü açan hiçbir siyasi yapının mecliste olmasını istemiyoruz. Biz kadınlar mecliste feministlerin, sosyalistlerin olmasını ve erkek egemenliğinin bulunmadığı eşit temsil düzeyinde bir meclis görmek istiyoruz. Bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz. HÜDA PAR ve aynı zihniyet mecliste olsa bile biz kadınlar özgürlüğü, eşitliği, adaleti sağlamak adına mücadele etmeye devam edeceğiz”

    CUMHUR İTTİFAKI DEĞİL KADIN DÜŞMANI İTTİFAK

    Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) Zeliha Korkmaz, kadınların seçim süreci boyunca Cumhur İttifakı’nı Kadın Düşmanı İttifak olarak görüp o şekilde çalışma yürüttüklerini dile getirdi. Aynı zamanda mecliste HÜDA PAR, MHP, AKP gibi kadın düşmanı politikalar üreten partilerin karşısında sosyalist feminist kadın milletvekillerinin varlığının önemine de dikkatleri çekti:

    “Bu kadın vekiller kadın hareketi ile meclis arasında bir köprü konumundalar. Sokakta verdiğimiz mücadeleyi onlar meclise taşıyacaklar. Daha sağ, daha muhafazakar, daha erkek bir meclis profili var karşımızda. Bu profil karşısında kadın mücadelesi de daha sert ve çetrefilli bir mücadele arenasına dönüşeceğini ön görüyorum”

    KORKMAZ: UMUT HER ZAMAN DİMDİK AYAKTA

    Seçimi örgütleyen, sorumluluk duygusuyla Türkiye’yi dönüştürmek isteyen kadın hareketinin 2. turda da aynı sorumluluğu yerine getireceğini ifade eden Zeliha Korkmaz, kadınlara şu çağrıda bulundu:

    “Biz artık bir ölüm kalım savaşı veriyoruz. Bu bilinçle kadınlar örgütlenerek sokaklardan vazgeçmeyecektir. Devlet- erkek şiddetinin arttığı OHAL ve pandemi sürecinde dahi kadınlar her zaman sokaktaydı. Bugün biz daha sağ bir meclisle karşı karşıya kalmış olabiliriz. Ama ne olursa olsun hak ve eşitlik mücadelesini vermekten geri durmayacağız. Tüm kadınları seçimde irade koymaya, kadın düşmanı zihniyeti yerle bir etmeye davet ediyorum. Umut her zaman dimdik ayakta”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

     

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    PİRHA- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta genel seçimlerinde milletvekili aday listesi netleşti. Yeşil Sol Parti bileşenlerinin eş genel başkanları ve eş sözcülerinin ve Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni paritlerin aday gösterildiği kentlerde belli oldu. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs genel seçimlerinde aday gösterilecek isimler belirlendi. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmalar sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi’nden (EMEP) doğru aday gösterilecek isimler belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin bileşenleri ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda Yeşil Sol Parti listesinden aday gösterilecek isimler de belirlendi.
    Liste şu şekilde:
    -Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar İstanbul’dan; Eş Sözcü İbrahim Akın ise İzmir’den aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Wan’da liste başından, Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise Riha’dan aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, İstanbul’dan aday gösterildi.

    -Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Amed’te liste başında aday gösterildi.

    -Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Mêrdîn’de; Eş Genel Başkan Keskin Bayındır memleketi Êlih’ten aday gösterildi.

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir’in de memnu haklarını alamadığı için aday gösterilemediği öğrenildi. EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, SMF’den Cemil Güngören ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca İstanbul’dan; EMEP’ten İskender Bayhan İstanbul’dan ve Sevda Karaca Demir ise Dîlok’tan aday gösterildi.

    HDP BİLEŞENLERİ

    Yeşil Sol Parti bileşenleri olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden (ESP) Çiçek Otlu İstanbul’dan; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi’nden (SYKP) Tülay Hatimoğulları Adana’dan; Devrimci Parti’den Burcugül Çubuk İzmir’den; Sosyalist Dayanışma Platformu’ndan (SODAP) Kezban Konukçu ise İstanbul’dan aday gösterildi.

    KÜRT ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI

    Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda yer alan Kürdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek Wan’dan; İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da Amed’ten aday gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıkladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili sayısını artıracak bir mutabakata varıldığını açıkladı.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini, Ankara’da bulunan Mülkiyeler Birliği’nde basın toplantısıyla açıkladı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Erdal Ataş, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı.

    “UZLAŞIYA VARILDIĞINI BİLDİRMEK İSTERİZ”

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın açıkladı. Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

    İttifak olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair tutumumuzu 22 Mart tarihinde yapmış olduğumuz basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşmıştık.

    Bugün de milletvekili seçimlerine nasıl katılacağımıza ilişkin tutumuzu netleştirmiş bulunuyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi milletvekili seçimlerinde de esas olarak tek adam rejimine son vermeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin demokratik geleceğini inşa etmeyi hedefleyen ittifakımız, seçimlerden büyük bir halk desteği alarak çıkmayı, emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlü bir meclis temsiliyetini sağlamayı amaçlıyor.

    Bu anlayışla yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda ittifakımız içerisinde yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyon (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) seçimlere 81 ilde Yeşil Sol Parti çatısından ortak listelerle katılmaya karar vermiştir.

    İttifakımız içerisinde yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise seçimlere 49 il ve 52 seçim çevresinde kendi listeleriyle girecek, diğer tüm il ve seçim bölgelerinde Yeşil Sol Parti’yi destekleyecektir.

    Varılan mutabakatta, tüm seçim bölgeleri tek tek incelenmiş, geçmiş dönemde HDP’nin kazandığı milletvekillikleri temel alınmış, hem oy sayısı hem de milletvekilliği bakımından bunun üzerinde bir kazanıma ulaşmak hedeflenmiştir.

    Bu değerlendirmeler sonucunda, milletvekili sayısını artırma hedefini gerçek kılacak bir yöntemde uzlaşıya varıldığını bildirmek isteriz.

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak varmış olduğumuz bu ortak sonuç ve sizlerle paylaştığımız ortak seçim mutabakat bildirgemizle güçlü bir seçim kampanyası yürütmek üzere çalışmalarımızı yeni bir aşamaya taşımış bulunuyoruz.

    Bu kararımızın tek adam rejimine karşı sömürülen, ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bütün halk kesimlerinin, tüm bileşenleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerden kazanarak çıkmasına hizmet edeceğine inanıyoruz.

    Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve halklarımıza hayırlı olsun.”

    “80 SEÇİM ÇEVRESİNDE TAM MUTABAKAT SAĞLANMIŞ DURUMDA”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın’ın ardından ittifak bileşeni parti sözcü ve Genel Başkanları söz alarak konuşma yaptı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Emek ve Özgürlük İttifakının varlığı bir güvencedir” dedi. Erkan Baş, seçimlere TİP logosu ile girme kararındaki detayaları da şu şekilde açıkladı:

    Kamuoyunda çokça tartışıldığı için bir cümle ile geçeceğim. Türkiye’de 87 seçim bölgesi var, TİP 52 bölgede seçimlere katılacak. Çok ayrıntılı çalışmalar neticesinde, sadece 7 seçim çevresinde daha önceki seçimlerde HDP’nin milletvekili çıkardığı bölgelerde TİP seçimlere girecektir. Bu şöyle de yorumlanabilir aslında; 80 seçim çevresinde tam mutabakat sağlanmış durumdadır. Bu son derece önemlidir. İnanıyoruz, görüyoruz, sokaktaki yansımasını hissediyoruz; Emek ve Özgürlük İttifakı bu seçimlerin en büyük sürprizlerinden birini gerçekleştirecektir. Bize dönük beklentilerin farkındayız. Bu beklentinin üstünde bir başarı ile bu seçimlerden çıkacağımıza inanıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı da Emek ve Özgürlük İttifakını büyütmeye ve güçlendirmeye, bu ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmada bize destek olmaya çağırıyoruz.”

    “ÜLKEMİZİ AYDINLIK GÜNLERE TAŞIYACAĞIZ”

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ise Türkiye’deki bütün sorunları değiştirmek için harekete geçeceklerini belirterek şunları söyledi:

    “Kadınların ne kadar büyük sorunlar yaşadığını, nasıl bir şiddete maruz kaldığını, kadın cinayetleriyle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bütün bunları durduracak iradeyi ortaya koymalıyız. Depremi gördük. Önümüzdeki zamanlarda bütün Türkiye’yi deprem gerçeğine göre ele almalıyız ve yıkılmayacak evler yaratmalıyız. Emekçilerin nasıl koşullarda yaşadığını biliyoruz. Onların koşullarını düzeltmek için altı saat iş gününü önümüze koymalıyız. Eğer tek yumruk, tek vücut olursak bunu başarabiliriz. Bizler başarmanın bütün adımların attık, artık bunu seçimlere yansıtabiliriz. Bu seçimlerde gereken başarıyı tekrar göstererek tek adam rejimini göndereceğiz ve ülkemizi aydınlık günlere taşıyacağız.”

    “BİR MÜCADELE İTTİFAKI OLARAK DOĞDUK”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de yaşanan ekonomik krize değinerek şunları söyledi:

    “Biz bu süreçte şunu duyuyoruz. Emekçiler diyor ki; “Daha çok çalışıyoruz, ama daha çok yoksullaşıyoruz, daha çok çalışıyoruz ama geçinemiyoruz, başımızı koyacağımız bir konut sahibi olamıyoruz, pazara çıkamıyoruz”. İşte bizler domatesin, patlıcanın, biberin, soğanın tane ile tartıldığı memleket tablosunu yıkmak için bir geldik. Bir seçim ittifakı olarak değil bir mücadele ittifakı olarak doğduk. 1 Mayıs’ı da bütün Türkiye’yi emekçilerin taleplerinin meydanlara döküldüğü; fabrikalarda, iş yerlerinde meydanlarda milyonların taleplerinin yükseldiği bir mücadele gününe çevireceğiz. Ve 1 Mayıs’ı 14 Mayıs’a bağlayan büyük bir politik gösteriyi tüm Türkiye’de gerçekleştireceğiz. Bizim ittifakımızın çağrısı budur.”

    “ARTIK EYLEM VAKTİ”

    SMF Temsilcisi Barış Kayıoğlu ise yaptığı konuşmada, iktidarın “Korku imparatorluğu” yarattığını belirterek şöyle konuştu:

    “Bize göre iki taraf var. Bir tarafta onlar; bizim vergilerimizle ellerinde bulundurdukları imkanları enkaz altındakileri kurtarmak için kullanmayanlar, halktan çaldıkları ile Saray’a bağış yapanlar, yeni rant pazarlarını paylaşmak için avuçlarını ovuşturanlar, çadır satanlar, halka hakaret ve tehdit yağdıranlar, halkın dayanışmasını engellemeye çalışanlar. Diğer tarafta; yokluk için tüm imkanlarını seferber eden, ay sonuna güç bela getirirken deprem bölgesine ihtiyaç maddelerini gönderen halklar.

    Halklarımızın tarihsel mücadele birikiminden ve ortak mücadele geleneğinden oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu koyu karanlık kuşatmayı yerle bir ederek onu hak ettiği yer olan tarihin çöplüğüne yollayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Söylenecek her söz söylendi, her tartışma yürüdü. Emek ve Özgürlük İttifakı kendinden emin ve kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 14 Mayıs’ta parlamentoda en geniş kesimi en fazla vekille temsil etmeye kararlıdır. Bize göre söz bitmiştir, artık eylem vakti.”

    “KÜRTLERİN, ALEVİLERİN, EZİLENLERİN İTTİFAKI”

    TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “tarihsel bir sorumlulukla yola çıktıklarını belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Bu kapitalist sömürü düzenini, despotik saltanat makamlarını, savaş ve gasp düzenini tümüyle karşısına alan bir çözüm programı ve halkçı yürüyüş ile geliyoruz. Halklar lehine olacak bir süreç ancak ve ancak radikal ve köklü değişimlerle olabilir. O yüzden bizler işçilerin ve emekçilerin ittifakı olarak, işçi ve emekçilerin çıkarlarını merkeze alan, halkların haklarını güvence altına alacak halkçı bir program ile çözüm gücümüzü bugün bir kez daha ifade etmiş bulunuyoruz. Memleketi yeniden kuracak, Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek insan onuruna yaraşır yegane program buradadır. İlk günden itibaren ifade ettiğimiz gibi bir masa başı ittifak değiliz. Sokaklardan, yaşam alanlarından, mücadele alanlarından geliyoruz. Bu kavgayı en güçlü şekilde veriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı işçilerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ittifakıdır; toplumun yegane çıkış alternatifidir.”

    “BÜYÜK BARIŞIN İNŞASI İDDİASINDAYIZ”

    Son konuşması olan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da ülke tarihinin en derin krizlerinin yaşandığı bir dönemde olunduğu vurgusunu yaptı. Sancar, ittifak olarak titiz bir çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Geçtiğimiz haftalarda çeşitli tartışmalar yaşandı. İttifaka yönelik eleştiriler yapıldı, kaygılar dile getirildi. Kaygıları gidermek için titiz bir çalışma yürüttük. Şimdi yolumuza da bu çalışmanın ürünü olan mutabakatla yeni bir aşamaya geçerek devam ediyoruz. Elbette eleştiriler olacaktır, bunlardan ders çıkarmak bizim görevimizdir. Kaygılar varsa bunları giderme sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bir ortak irade ortaya çıktığına inanıyoruz. Şimdi bu dönemi geride bırakma ve önümüze bakma zamanıdır. Hedefimiz bu iktidarı göndermek ve bu düzeni değiştirmektir. İktidarı göndermek yetmez ama düzen değişikliği için şarttır. Düzeni değiştirmeden kastettiğimiz şey savaşa, talana, yalana dayalı bu rejimin artık tarihin çöp sepetine gönderilmesidir. Bizler Üçüncü Yol siyasetiyle yeni yüzyılda Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için geliyoruz.

    Her alanda yaşanan bu krize halk için, halkçı yöntem ve programlarla çözüm üretmek için geliyoruz. Bizler bu karanlığı dağıtmak için geliyoruz. Bu konuda irademiz sağlam, kararlılığımız tamdır. Bütün bu geride bıraktığımız çalışma döneminden sonra şimdi mücadeleyi yükseltme, çalışmaları yoğunlaştırma ve kazanımları en üst noktaya taşıma zamanıdır. Dönüşümün merkezi gücü olacak bir temsiliyeti parlamentoya taşımak temel hedefimizdir. Parlamentoyu bu temsiliyetle dönüşüm merkezi haline getirmek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

    Türkiye’de demokratik dönüşümün de savaş, yalan, talan politikalarını sonlandırmanın da barışı ve adaleti kurmanın da ancak bizlerle mümkün olduğunu söylemeliyiz. Bizler demokrasinin, adaletin, emekten yana bir düzenin ve büyük barışın inşası iddiasındayız. Hem de temel güvencesi olduğumuza inanıyoruz. Halklarımızı bu hedefler doğrultusunda aynı inançla kenetlenmeye çağırıyoruz. Birlikte başaracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

    Sahadaki çalışmalar yoğunlaştıkça daha önce dile getirilen kaygıların da yersiz olduğunu hep birlikte ortaya koyacağız. Yolumuz açık olsun. Değiştirmeye geliyoruz, hep birlikte kazanmaya geliyoruz.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sebahat Tuncel: Bu süreçte ben değil biz olmalıyız!

    Sebahat Tuncel: Bu süreçte ben değil biz olmalıyız!

    PİRHA-14 Mayıs seçimlerine ilişkin mesaj gönderen tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel, “Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız” ifadelerini kullandı.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçi Sebahat Tuncel, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin bir mesaj gönderdi.

    “BU SÜREÇTE BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ”

    Tuncel‘in mesajı şöyle:

    “Herkese merhaba. Her seçim önemlidir elbette ama bu seçim Türkiye siyaseti açısından kritik önemde ve herkesin bunu bilerek hareket etmesi gerekir. Özellikle de biz sosyalistlerin. Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci anlayışa karşı özgürlükçü, eşitlikçi anlayışı örgütlemek hepimiz için tarihi bir sorumluluktur. Seçimlere 40 gün gibi kısa bir süre kalmışken tartışmaları bitirip harekete geçmek gerekir.

    HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’na başarı dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Kazanacağımıza inanıyorum. Jin, jiyan, azadi!”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifakın deklarasyonunu açıklayarak aday çıkarmayacaklarını ifade etti.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan açıklamayı Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları yaptı. Açıklamaya partilerin temsilcileri ve milletvekilleri de katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifak adına yaptığı konuşmada, ittifak bileşenleri olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını açıkladı.

    “ADAY ÇIKARMAYACAĞIZ

    Açıklamanın satırbaşları şöyle:

    “Kendi adayımızı çıkaracaktık ancak depremle birlikte gündem değişti. Biz de tutumumuzu gözden geçirdik ve yeni bir karara vardık. Şimdi tutum belgemizi açıklayacağız. Toplumda çözümsüzlük ve ağır bir bunalım yaşanıyor. Tek adam yönetimi her alana yayılmış durumda. Toplum nefessiz bırakıldı. AKP-MHP iktidari kabus gibi halkın üzerine çöktü. Demokratik değişimi gerçekleştirmek için bir araya gelmeliyiz. yurttaşların eşit ve özgür yaşama talepleri vardır. Türkiye’nin geleceği demokrasiyle buluşmalı. Kadınlar, gençler ve tüm dezavantajlı gruplara hakları verilmelidir. Kadınlar haklarını almalıdır. Yıllardır ezilen yok sayılan sadece bir nesne olarak görülen kadınlara tüm hakları verilmelidir. Yolsuzluğa yoksulluğa ve talana dayalı bir sistem var. Bunun hesabını soracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak aday çıkarmayacağımızı duyururuz. Hep birlikte aydınlık bir geleceğe yürümenin yolu cesaretle adımlar atmaktan geçiyor. Bu yüzden bu kararımız çok önemli.”

    HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ardından ittifak bileşenleri de kısa açıklamalarda bulundular.

    “YENİ BİR TARİH YAZACAĞIZ

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Anti demokratik bir süreç yaşıyoruz. Buna son verilmeli. Tek adam rejimini yıkmak için birlik olmalıyız. Demokrasiye ve özgürlüğe ulaşabilmemiz için aday çıkarmama kararı verdik” dedi.

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de, “Aday göstermeme konusunda tüm kesimlerle görüştük. Milyonların ortak kaderi bu. Tüm halkımıza seferberlik çağrısı yapıyoruz. Tek adamı hep birlikte göndereceğiz. Yeni bir tarih yazısında bizim ittifakımızin payı büyük olacak. AKP-MHP ye güle güle diyoruz. Yeni iktidarı biz inşa edeceğiz” diye konuştu.

    “GÜN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇN BİR ARAYA GELME GÜNÜDÜR”

    Sosyalist Meclisler Federasyonu Genel Başkanı Barış Kayaoğlu ise, demokrasinin inşa edilmesinde üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade etti.
    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz Saray rejimine karşı en kararlı mücadeleyi veren tüm kesimlerle kurduk. Ülkeyi yeniden kuracağız.  Saray rejiminden kurtulmak isteyen tüm kesimleri bir araya gelmelidir. Gün demokrasi ve özgürlükler içn bir araya gelme günüdür” değerlendirmesinde bulundu.

    “14 MAYIS’TAN SONRA YENİ BİR TÜRKİYE İNŞA EDECEĞİZ”

    TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliyana Sözen, “Kritik bir yerdeyiz. Önemli bir seçime gidiyoruz. Asıl görev simdi başlıyor. Bu iktidarın ezdiği tüm kesimlerin bir araya gelmesi için çabalıyoruz. 14 Mayıs’tan sonra yeni bir Türkiye inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Son olarak HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. Sancar, “Seçimler çok kritik. Şeffaf bir süreç ilerlettik.  Deprem büyük bir yıkım yarattı. Her alanda yaşanan değişimle birlikte aday çıkarmama konusunda görüş birliğine vardık. Bu iktidarı gönderecek ve bu düzeni değiştireceğiz. Demokratik özgür ve barışın hakim olduğu bir düzen kurmak için aday çıkarmıyoruz. Türkiye deki demokrasiyi bizler inşa edeceğiz. Parlamento da güçlü olmak çok önemli. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Depremzedelere yardım götüren TÖP üyelerini JÖH engelledi-VİDEO

    Depremzedelere yardım götüren TÖP üyelerini JÖH engelledi-VİDEO

    PİRHA- TÖP Hatay İl Sözcüsü Hasan Özgün ve üye Pelin Songül Çiçek, erzak dağıtımı ve halk toplantısı yapmak için gittikleri Güzelburç Köyü’nde Jandarma Özel Harekât görevlileri tarafından tehdit edildiklerini duyurdu.

    Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Hatay İl Sözcüsü Hasan Özgün ve üye Pelin Songül Çiçek, erzak dağıtımı ve halk toplantısı yapmak için gittikleri Güzelburç Köyü’nde Jandarma Özel Harekât görevlileri tarafından tehdit edildiklerini bildirdi.

    Hasan Özgün PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Jandarma Özel Hareket’in (JÖH) kendilerini tehdit edip fiili gözaltı uyguladığını aktararak, “JÖH depremzedelere yardım için gittiğimiz Gçzelburç Köyü’nde bizi ve depremzedeleri tehdit ettiler. Arkadaşımızı silahla tehdit edip, görüntüyü silip, “Size gününüzü göstereceğiz” dediler. Kimliklerimizi alıp tehdit ettiler. Bizler de gözaltı yapacaksanız işlem yapın, tehditlere boyun eğmeyeceğiz, dedik. Güvenlik şube geldi 2 saat beklettiler. ÇHD avukatlar geldikten sonra güvenlik şube tutanak tuttular ve kimlikleri verdiler” dedi.

    Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Hatay İl Sözcüsü Hasan Özgün, tehditlere boyun eğmeyeceklerini ve sonuna kadar depremzedelerin yanında olarak, yardımları yurttaşlara ulaştırmaya devam edeceklerini söyledi.

    Diren KESER/HATAY

  • Emek ve Özgürlük İttifakı 15 Ocak’ta Kartal Meydanı’nda: Gelin birlikte değiştirelim!

    Emek ve Özgürlük İttifakı 15 Ocak’ta Kartal Meydanı’nda: Gelin birlikte değiştirelim!

    PİRHA – Emek ve Özgürlük İttifakı bir açıklama yaparak, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı belirleme sürecinde ilkelerimizle uygun, mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğumuzu ilan ediyoruz” dedi. 

    Emekçi Hareket Partisi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Türkiye İşçi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı Genel Başkanları, Eş Genel Başkanları, Sözcüleri ve Eş Sözcüleri, siyasal ve ekonomik gelişmelere dair bir araya geldi.

    Yazılı yapılan açıklamada “Alınteriyle geçinmeye çalışan emekçilerin, baskı ve şiddete meydan okuyan kadınların, özgür bir gelecek düşleyen gençlerin, özgürlük mücadelesi yürüten tüm kimliklerin, eşit yurttaşlık isteyen Alevilerin, demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren Kürtlerin; ezilen tüm halkların mücadelesi mücadelemiz, talepleri taleplerimizdir. Bu saldırılar, toplumun tamamına, demokrasiye, özgürlüklere ve bizlere yöneliktir” ifadelerine yer verildi.

    “TÜM SALDIRILARA KARŞI MEYDAN OKUYORUZ”

    “Ortak mücadele” vurgusu yapılan açıklamada “Türkiye’nin baskıcı bir tek adam rejiminden kurtuluşu için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız ve değiştirme konusunda kararlıyız” denildi. Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden birine gidildiğinin altını çizen örgütler, şu açıklamayı yaptı:

    “Demokratik siyasete yönelik baskılar artarak devam ediyor. 6,5 milyondan fazla yurttaşın oyunu alan, Meclis’in 3’üncü büyük partisi olan HDP’ye yönelik iktidar ve ortaklarının yürüttüğü kapatma davası, dava öncesi, 15 üyesi bulunan Anayasa Mahkemesinin başkanı dâhil 7 üyesinin muhalefetine rağmen oy çokluğuyla hesaplarına geçici bloke kararı alındı ve siyasi hesaplarla seçim arifesinde karar aşamasına getirildi. Demokratik Bölgeler Partisi’nin Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın yanı sıra üye ve yöneticileri hukuksuz şekilde tutuklandı. HDP ve DBP belediyelerine dönük kayyım gaspları sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu siyasi yasaklı hale getirilerek, HDP belediyelerinden sonra İstanbul Belediyesinin de kayyım ile gasp edilmesinin hazırlıkları sürüyor. Gözaltı, tutuklama, saldırılar, sansür ve para cezaları ile özgür basın çalışamaz duruma getirilerek toplumun tüm itiraz mekanizmaları felç edilmeye çalışılıyor. Kobanê kumpas davası, Gezi davasında verilen cezalar, grev yasakları, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını onaylayan Danıştay kararı örneklerinde de görüldüğü üzere yargı, iktidar tarafından siyasi bir araç olarak kullanılıyor. Bir avuç sermayedar ve iktidar eliti kârlarına kâr katarken, ekmeğimiz her geçen gün daha da küçülüyor. İşçiler ve emekçilerden sonra emekliler de açlığa mahkûm edildi.

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak, bu süreci değiştirecek güç olma irademizi ortaya koyuyor ve dişimizle tırnağımızla, mücadelemizle kazandığımız haklarımıza yönelik tüm saldırılara karşı meydan okuyoruz.

    İktidarın, kendi koltuğunu korumak için hedef aldığı tüm kesimlerle omuz omuza mücadele içinde olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Toplumsal muhalefetin tüm güçlerini, ayrılıkları bir kenara bırakıp, iktidar baskısı ve şiddetine, yoksulluğa ve geleceksizliğe karşı tek ses olmaya davet ediyoruz. Umutsuzluğa yer yok. EYT’lilerin ısrarlı ve kitlesel mücadelesi sonuç verdi. Beakeart işçileri yasakları fiili grevle delerek mücadelenin yolunu açtı. Kadınlar yurdun dört bir yanında yürüttükleri ‘her çocuğa bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek’ kampanyası sınırlı kazanımla da olsa sonuç verdi. Yeni yıla Adana Saya işçileri ve Gaziantep döküm işçilerinin ücret artışı talepli yerli ve mülteci işçilerin ortak eylemleriyle girdik.”

    “SİYASİ YASAK VE KAYYIM UYGULAMALARI SONA ERDİRİLMELİ”

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “Yoksulluğa, Savaşa, Baskılara Dur Diyelim” şiarıyla 15 Ocak Pazar günü İstanbul Kartal Meydanı’nda ilk ortak mitingin yapılacağı da duyuruldu. “Toplumsal muhalefetin tüm güçlerini bu sesi birlikte yükseltmeye, mitingi 2023 yılında yaşanacak siyasi değişimin şölenine dönüştürmeye çağırıyoruz” denilen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Toplantımızda, bu yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtulması, yeni dönemde emeği ve özgürlükleri savunan güçlerin en kuvvetli şekilde temsili için olası yol ve yöntemleri, hazırlıklarımızı, hamlelerimizi gözden geçirdik. Gelişmeler Türkiye’ye köklü bir demokratik dönüşüm dayatmaktadır. Bu konuda ittifak olarak tarihi sorumluluğumuzun farkındayız ve Türkiye’nin mevcut koşullardan kurtulması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye her zamankinden daha kararlıyız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı belirleme sürecinde ilkelerimizle uygun, mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğumuzu ilan ediyoruz. Değişim isteyen ve topluma karşı sorumluluk duyan ve başta muhalefet olmak üzere bütün toplumsal güçleri de bu tarihi sorumluluğun gereği olarak hem cesur olmaya hem de açık ve şeffaf bir şekilde sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.

    Parti kapatma, siyasi yasaklama senaryoları, cumhurbaşkanı adaylığı konusunda anayasanın ihlal edilebileceğine ilişkin ortaya çıkan güçlü işaretler, imalar ve gelişmeler gösteriyor ki, Türkiye sadece baskı ve saldırılarla değil aynı zamanda büyük bir belirsizlik ortamında seçime götürülmek isteniyor. Bu vesileyle bir kez daha haykırıyoruz: Halk iradesine ve seçimlere müdahale anlamına gelecek olan HDP’ye dönük kapatma davası bir daha açılmamak üzere ortadan kaldırılmalı, her tür siyasi yasak ve kayyım uygulamaları derhal sona erdirilmelidir.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçim güvenliği konusunda ise yalnız kendi bileşenleri değil tüm demokratik kurum ve kuruluşlarla ortak harekete hazırdır. Şu ana kadar bu yönde olumlu adımlar atıldığını ve halkın iradesinin sandığa tam yansıması için gerekli önlemlerin alınmaya çalışıldığını görüyor ve bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Seçim güvenliği için tüm halkımız görev almalı, şimdiden seferber olmalıdır.

    Şimdiye kadar Ankara, İzmir, Adana, İstanbul, Dersim başta olmak üzere pek çok kentte düzenlediği ortak çalışmalar ve halk buluşmaları Emek ve Özgürlük İttifakı’nın potansiyelini, halkımızın güven ve beklentisini göstermektedir. En temel siyasi sorumluluklarımızın başında bu potansiyelin siyasi ve toplumsal karşılığını yaratmak gelmektedir. İttifak adına, emeğin değerleri ve özgürlüklerle örülü bir gelecek isteyen tüm yurttaşlarımıza bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.

    Gelin, birlikte değiştirelim!”

    PİRHA/ANKARA

  • TÖP ‘Bir Çıkış Var: Demokratik Cumhuriyet’ başlıklı sempozyum gerçekleştirecek

    TÖP ‘Bir Çıkış Var: Demokratik Cumhuriyet’ başlıklı sempozyum gerçekleştirecek

    PİRHA-Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Bir Çıkış Var: Demokratik Cumhuriyet” başlığıyla 7 Ocak Cumartesi günü İstanbul Şişli’de bulunan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde sempozyum gerçekleştirecek.

    Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Bir Çıkış Var: Demokratik Cumhuriyet” başlığıyla 7 Ocak günü İstanbul Şişli’de sempozyum düzenleyeceğini duyurdu. Şişli Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde saat 10.00’da başlayacak olan etkinlikte, Ali Ergin Demirhan “Cumhuriyet ve Devrim”, Ayşegül Devecioğlu “Demokratik Anayasa Hazırlık ve Katılım Süreçleri”, Erdoğan Aydın “Türkiye Cumhuriyeti Niçin Demokratikleşemedi?”, Hakan Öztürk “Bir Kademe Olarak Demokratik Cumhuriyet”, Hakkı Özdal “Sınıf Savaşının Bir Zemini Demokrasi ve Diktatörlük”, Levent Köker “Demokratik Cumhuriyet İçin Nasıl Bir Anayasa?”, Mert Büyükkarabacak “Demokrasiyi Sınıf Mücadelesi Ekseninde Düşünmek”, Mustafa Durmuş “Emekten Yana Bir Geçiş Ekonomisi Önerisi: Demokratik Katılımcı Ekonomi”, Nuray Sancar “Halkın Cumhuriyeti, Halk Demokrasisi”, Oğuzhan Kayserilioğlu “Demokratik Cumhuriyetin Güncelliği”, Perihan Koca “Güncel Bir Olasılık Olarak Demokratik Cumhuriyet”, Rıza Türmen “Demokratik Bir Anayasanın Temel İlkeleri”, Şebnem Oğuz “AKP’li Yıllarda Siyasal Rejimin Dönüşümü”, Tayyip Temel “Kürt Sorununun Tarihsel Çözümü Bağlamında Demokratik Cumhuriyet” başlığıyla sunum gerçekleştirecekler.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DİB’ten İran’daki idamlara tepki: Demokratik protesto suç değildir, cezalandırılamaz-VİDEO

    DİB’ten İran’daki idamlara tepki: Demokratik protesto suç değildir, cezalandırılamaz-VİDEO

    PİRHA-Demokrasi İçin Birlik (DİB), İran’daki idamların durdurulması talebiyle İstanbul Cağaloğlu’ndaki İran Konsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı. DİB, “İran yargı makamlarının verdiği ölüm cezalarına ve bugüne kadar iki İran yurttaşının idam edilmiş olmasını insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz. Demokratik protesto suç değildir ve cezalandırılamaz. Cezalar, yasaklar kaldırılmalı, idam cezaları derhal durdurulmalıdır” dedi.

    Demokrasi İçin Birlik’in (DİB) çağrısıyla bir araya gelen Savaşa Karşı Hayat Konferansı Hazırlık Komisyonu, 18 Aralık günü 76 kurumun imzaladığı deklarasyonla İran’daki idamların durdurulmasını istemişti. Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenler, sanatçılar, aydınlar, demokratik kurum ve partilerinin başkanları, hukukçular, belediye başkanları ve aktivistler bu çağrıya yanıt verdi.

    DİB, çağrı ve imzaları İran yetkililerine teslim etmek amacıyla İstanbul Cağaloğlu’nda bulunan İran Konsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Emek Partisi (EMEP) GYK üyesi Levent Tüzel, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca  ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş da katıldı. Polis, konsolosluğun önünde açıklama yapılmasına izin vermezken, açıklama konsolosluğun karşısındaki sokakta yapıldı.

    “SAVAŞ OPERASYONLARI SON BULSUN”

    İran’daki idamların son bulmasını isteyen EMEP GYK üyesi Levent Tüzel, şunları söyledi:

    “Üç buçuk ayı geride bırakan İran halklarının Hamaney rejimine, onun halklara dayattığı yoksulluk, yolsuzluk, baskı ve yasaklara karşı bir isyanı, ayaklanması söz konusu. Kıvılcımı çakan uygun kıyafeti giymediği için ahlak polisi tarafından katledilen Mahsa Amini’nin öldürülmesi oldu. Amini’nin öldürülmesinden sonra İran’daki bütün kadınlar, gençler, aydınlar, emekçiler ayağa kalktılar. “Yeter artık” dediler. İran İslam Cumhuriyeti bayrağı altında diktatörlük ve otoriter bir rejim yürütenlere karşı İran’ın her yerinde ayağa kalktılar. İran İslam rejiminin ulusal güvenlik söylemiyle uyguladığı yoksulluk ve yolsuzluğun son bulması için yürütülen direnişe dönük açık polis rejimi uygulamalarını kınıyoruz. Yaşam hakkı her şeyin üzerindedir. İnsan hakları idam cezasını kabul etmiyor. İran’daki idamlar durdurulsun. Tüm dünyada ve ülkemizde savaş siyaseti, savaş operasyonları, insan hakları ihlalleri, işkenceler, idam uygulamaları son bulsun.”

    “İDAMLARI DURDURUN”

    DİB adına basın açıklamasını ise Ayşenur Devecioğlu okudu. Açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti yetkililerine çağrımızdır. İdamları durdurun! Mahsa Amani’nin öldürülmesi sonrası İran halkına, kadınlara, demokratik protesto gösterilerine katılanlara rejim güçleri tarafından uygulanan şiddet kabul edilemez. İran yargı makamlarının verdiği ölüm cezalarına ve bugüne kadar iki İran yurttaşlarının idam edilmiş olmasını insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz. Demokratik protesto suç değildir ve cezalandırılamaz. Cezalar, yasaklar kaldırılmalı, idam cezaları derhal durdurulmalıdır” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Emek ve Özgürlük İttifakı: Bu toprakların en köklü ittifakıyız!

    Emek ve Özgürlük İttifakı: Bu toprakların en köklü ittifakıyız!

    PİRHA-Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerin temsilcileri İstanbul Haliç Kongre Merkezi’ndeki halk buluşmasında yaptıkları konuşmalarda ortak mücadele çağrısını yinelediler.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) bir araya gelerek oluşturduğu “Emek ve Özgürlük İttifakı’, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’ndeki halk buluşmasıyla kamuoyuna kuruluşunu açıkladı. Buluşmada ittifakı oluşturan partilerin temsilcileri birer konuşma yaptı.

    “SENİ BAŞKANLIKTAN GÖNDERECEĞİZ”

    İlk olarak söz alan EHP Sözcüsü Özge Akman, “Emek ve Özgürlük İttifakımıza hepiniz ses, nefes, ışık getirdiniz. Emek, özgürlük ve barış için yola çıkıyoruz. Her açıdan dışa bağımlılığın bataklığına düşmüş durumdayız. Enflasyon, yoksulluk ve işsizlikte rekor kırıyoruz. Bu ülkede insanlar elektrik faturalarını ödeyemeyip, karanlıkta oturuyorsa; enerjiyi kamulaştırmamız gerekir. Aynı durum sağlıkta da geçerli. Temel ihtiyaçlar özel sektörün inisiyatifine bırakılamaz.

    Asgari ücret mevcut açlık sınırının gerisinde. Tek bir iş yeri bile sendikasız kalmayacak bundan sonra. Barış, diyalog, müzakere olacak. Kürt sorununu biz çözeceğiz. Aleviler eşit yurttaş sayılmıyor. Gökkuşağı bayrağımız yasaklanıyor. Kabul etmiyoruz bunların otoriter rejimini. Şimdi diyoruz ki; “Seni başkanlıktan göndereceğiz.” Ülkeyi yoksulluğa ve karanlığa sürükleyenleri göndereceğiz. Bu defa davamız divana kalmayacak” dedi.

    “ULUSLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKINI SAVUNACAKSINIZ”

    Akman’ın ardından söz alan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise şunları kaydetti:

    “Kalbimizin yarısı buradaysa yarısı da İran’da, kadınların özgürlük mücadelesindedir. Biz kötünün en iyisine değil, halkımıza iyinin en iyisine layıktır. Onun için geliyoruz. İki kutuplu siyasete hayır diyoruz. Meydan boş değil, biz geliyoruz. İlkelerimiz ortada. Buyurun gelin. Öyle emperyalizm demekle olmuyor. Ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunacaksınız. Birlikte kazanacağız. İşçi sınıfı kazanacak. Halklar kazanacak.”

    “AYSEL TUĞLUK’A SEVGİLERİMİZİ YOLLUYORUZ”

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da  konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş ile hasta tutsaklar adına Aysel Tuğluk’a sevgilerimi yolluyorum. Değiştirmeye, yeni bir başlangıç yapmaya geliyoruz. Demokrasi önündeki tüm kilitleri açmaya geliyoruz. Gerekli olan tüm kararlılık hepimizdedir. Yolumuz Mahirlerin, İboların, Mazlumların, Musa Anterlerin yoludur. İrademiz Seyit Rızaların, Deniz Gezmişlerin idam sehpasındaki iradesidir. Kürt sorununun çözülmesi için geliyoruz. Toprağımızı, suyumuzu, havamızı rant ve talandan kurtarmak için geliyoruz. Kadınlar için geliyoruz. Masha Amini’ye can olmak için geliyoruz. Gençlerin geleceği için geliyoruz. Kayyum rejimini darbeler mezarına gömmek için geliyoruz. Hikayemiz güzel ve aydınlık günlerle buluşma hikayesidir.”

    “BARIŞ, ADALET VE HAKİKAT YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ BÜYÜTECEĞİZ”

    Buldan’ın ardından söz alan Mithat Sancar ise “Bugün tarihi günlerimizden biri. Bu ülke on yıllardır sömürü düzeni, savaş politikaları ve talan ile yönetiliyor. Bunlara karşı bir araya geldik. Bu yürüyüş emek ve özgürlük, demokrasi ve barış, adalet ve hakikat yürüyüşüdür. Bu yürüyüşü büyüteceğiz. Genişleyecek bu birliktelik ve geleceğin kurucu gücü haline gelecek. Geleceği aydınlık bir düzende birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ORTAK MÜCADELEYİ YÜKSELTMEYE GELDİK”

    SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu da şunları kaydetti:

    “AKP/MHP iktidarı karşısında geniş halk kitlelerini birleştirmek günün politik görevlerinden biridir. İşçiler, emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, Aleviler, Kürtler ve tüm ezilenleri Emek ve Özgürlük İttifakı etrafında birleşmeye çağırıyoruz. Ortak mücadeleyi yükseltmeye geldik. Eşitlik, adalet ve özgürlüğü haykırmaya geldik.”

    “BU TOPRAKLARIN EN KÖKLÜ İTTİFAKIYIZ”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise “Eşit ve onurlu bir yaşamda inat edenleri selamlıyoruz. Türkiye’de tarihsel bir kırılma yaşanırken, işçiler, kadınlar, Kürtler ve Alevilere “sadece izleyin” diyorlar. Biz tarihi yeniden yazmaya geldik. Halkın izleyici değil özne olacağı bir sürecin adımlarını atıyoruz. Türkiye’nin en yeni ittifakı olabiliriz ama bu toprakların en köklü ittifakıyız.

    90’lı yıllarda yargısız infazlara, köy yakmalara karşı Cumartesi Anneleri kurdu ittifakımızı. Artık AKP/MHP’den kurtulmak üzereyiz. Emek ve Özgürlük İttifakı, saray rejimine karşı en kararlı ittifaktır. Biz Suruç’ta, 10 Ekim’de IŞİD barbalarına teslim olmayanlarız. Dost düşman herkes bilsin, bundan sonra aynı kararlılıkla, çok daha güçlü şekilde devam edeceğiz. Biz kurtarıcı beklemeyenlerin ittifakıyız. Recep Tayyip Erdoğan’ı sandığa, onların zihniyetini de tarihe gömecek ittifakız. Silivri’ye, Kandıra’ya bundan sonra halk düşmanlarının yargılanmasını izlemeye gideceğiz” diye konuştu.

    “HALK DÜŞMANLARINI TEK TEK GÖNDERECEĞİZ”

    Son olarak söz alan TÖP dönem sözcüsü Perihan Koca da “Ekonomik, devlet, siyaset krizde. Adım adımı memleketi faşizme sürüklüyorlar. Bir avuç azınlık dışında hiçbirimiz güvende değiliz. Bu saltanat düzeninde eşitlik, özgürlük, barış yok. Halkımızı kötünün iyisine mahkum etmeyeceğiz. Halk düşmanlarını tek tek göndereceğiz. Demokratik bir cumhuriyeti kuracağız” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’nın, halk buluşması binlerce yurttaşın katılımıyla başladı-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın, halk buluşması binlerce yurttaşın katılımıyla başladı-VİDEO

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşması binlerce kişinin katılımıyla başladı.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşması binlerce kişinin katılımıyla başladı.

    Buluşmaya aralarında Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin de (PSAKD) olduğu çok sayıda kurum ve kişi katılıyor.

    Salonda üzerinde “Demokrasi”, “Özgürlük”, “Eşitlik”, “Kadın”, “Emek”, “Barış”, “Doğa”, “Gençlik” yazan loliloplar koltuklarda yer aldı. Ayrıca salonda, “Birlikte Değiştireceğiz” , “Emek ve Özgürlük İttifakı” pankartları asıldı.

    Kongre merkezinin giriş kısmında Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yelken bayrakları dizilirken, salonda sahnede bulunan dev ekranda ise ittifak bileşenlerinin logolarının olduğu jenerik gösterildi.

    Buluşmaya, kadınından gencine, işçisinden siyasetçisine birçok kesim renkleri ve farklılıkları ile katıldı. İşçiler kongre merkezine “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları ile giriş yaparak taleplerine dikkat çekti. Zılgıtlar eşliğinde halay çeken yüzlerce kişinin coşkusu şölene dönüştü. İşçiler kasklarıyla, kadın işçiler de zılgıt atarak uzun süre halay çekti. Farklı halklar da çekilen halaya katılarak omuz omuza mücadele mesajı verdi.

    Emek ve Özgürlük İtifakı’nın Yol Haritası açıklanıyor.

    PİRHA/İSTANBUL