Etiket: toplantısı

  • DEM Parti Antalya adaylarını tanıttı: Eşit ve adil bir seçim yok!-VİDEO

    DEM Parti Antalya adaylarını tanıttı: Eşit ve adil bir seçim yok!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Antalya belediye eş başkan adaylarının tanıtıldığı programda konuşan Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Kemal Bülbül, eşit bir seçim olmadığını ifade ederek, “Muhittin Böcek belediyenin saltanatını, olanaklarını, parasını, arabasını kullanarak siyaset yapıyor, burada da bir eşitlik yok. AKP adayı Hakan Tütüncü 15 yıldır topluma sel, çamur çağı yaşattı. Adaylığı gayrimeşrudur. Çünkü suç işlemiştir” dedi.

    Halkların Eşitlik Ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) Antalya Belediye eş başkan adaylarını Tamara Businees Otel’de yaptığı etkinlik ile tanıttı. Aday tanıtım toplantısına sivil toplum örgütü temsilcileri, Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube ve Muratpaşa ilçesinde bulunan muhtarlar katıldı.  Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları, “Hazırladığımız projelerle daha adil, daha eşitlikçi, daha kapsayıcı bir toplum inşa etmeyi hedefledik” diye konuştular.
    Tanıtım toplantısında konuşan DEM Parti İl Eş Başkanı Hülya Esper, “Kadın mücadelesini dayanışmayı eşit ve adil yeni bir yaşamı kuracağımız inancıyla 8 Mart Dünya Kadınlar gününü tüm kadın yoldaşlar adına kutluyorum. Dem gelir devran döner. Hepimize yolumuz açık olsun” dedi.

    “KADINLARI EKONOMİK VE SOSYAL ALANDA GÖRÜNÜR HALE GETİRECEĞİZ”

    Kadınlara yönelik hazırladıkları projelerle daha adil, eşitlikçi, kapsayıcı bir toplum inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Antalya Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı Nesibe Bahadır,” 2024 seçimlerine doğru giderken kadınların ekonomik sosyal ve politik alanda daha görünür hale gelmelerini, karar alma süreçlerini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı amaçlamaktayız” dedi.

    “KÜLTÜR SANAT FESTİVALLERİ DÜZENLEYECEĞİZ”

    Projelerimizin temel taşları arasında kadın projeleri olduğuna işaret eden Bahadır, “Kadınların eğitim süreçlerinde aktif rol oynayacağı kooperatifler, kadına yönelik şiddete karşı mücadelede önemli adımlar atmayı taahhüt etmektedir. Belediyecilik anlayışımızda ücretsiz psikolojik ve hukuki destek sunan merkezler, şiddetle mücadelede ilk adım istasyonları, 7/24 ulaşılabilir çok dilli destek hattı gibi projelerle kadınların yanında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    “BELEDİYEDE HALKIMIZA 7/24 HİZMET SUNACAĞIZ”

    Çok yönlü belediyecilik anlayışıyla7/24 hizmet sunacaklarını vurgulayan Bahadır, “2024 yerel seçimlerine giderken bu projelerle kadınların seslerini daha güçlü bir şekilde duyurmayı ve toplumsal değişimle ön saflarda yer almaya taahhüt ediyoruz. Kadın seçim beyannamemiz Türkiye’nin dört bir yandan gelen kadınların gücünü birleştirerek oluşturduğu bir beyannamedir ve kadınlarla birlikte bir yaşam alanı inşa etmeyi, göçmen ve mülteci kadınlarla dayanışmayı, engelli kadınlar için erişilebilir hizmet ve destek sağlamayı, kadın sağlık hizmetlerinde kadın odaklı politikalarla geliştirmeyi kadınları siyasette ve yerel yönetimlerde daha fazla söz sahibi olmasını ve yaşamın her alanında eşitlik ve adaletin sağlanması hedeflemekteyiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    “DEVLETİN OLANAKLARIYLA SEÇİM ÇALIŞMASI YÜRÜTÜYORLAR”

    Adayların devlet ve belediye imkanlarıyla seçim çalışması yürüttüğünü eleştirisinde bulunan DEM Parti Antalya Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı Kemal Bülbül, “Sarayistanın efendisi devletin bütün olanaklarını kullanarak devletin uçağını, benzinini, parasını, yemeği ile seçim çalışması yürütüyor. Bize düşmanlık yapmayı ihmal etmiyor. Özgür bir seçim ortamı yok. O nedenle ortaya çıkacak sonuçta tartışmalıdır. Şu anda mevcut belediye başkanı Muhittin Böcek belediyenin saltanatını, olanaklarını, parasını, arabasını kullanarak siyaset yapıyor. Burada da bir eşitlik yok. Buda güvenliği ve eşitliği zedeleyen sarsan ve yok eden bir koşuldur” dedi.

    EXPO’YU HATIRLATTI

    “Aynı belediye başkanı 5 yıl uyuyup, EXPO’yu hatırlıyor” diyen Bülbül, “5 yıl sonra EXPO’yu (Dünya Fuarı) hatırlıyor ve diyor ki ESPO’yu canlandıracağım. Antalya çöp içinde birazcık kenar mahallelere çıkıldığında nelerle karşılaştığımızı görüyoruz. Antalya’da tarım arazileri inşaat alanına açılıyor, imara açılıyor. Tarım arazileri kalmıyor. Bu Antalya için bir facia. Narenciye yok olacak, sebze meyve gittikçe yok olacak ve Antalya’nın bu çok önemli ve dünya çapındaki yönü de yok olacak. Lara civarındaki tarım arazileri yapılaşmaya açıldı” şeklinde konuştu.

    HAKAN TÜTÜNCÜ’NÜN ADAYLIĞI GAYRİMEŞRUDUR!

    AKP’nin büyükşehir belediye başkan adayı  Hakan Tütüncü’nün Kepez ilçesindeki belediyecilik anlayışını eleştiren Bülbül, “Hakan Tütüncü’nün sloganı diyor ki; Antalya’yı altın çağırdı yaşatacağız. 15 yıldır Kepez’e bataklık, çamur, sel ve yağmur çağını yaşatan Hakan Tütüncü nasıl olacak da alt geçidin içinde arabasında boğulan bir insanın acısını unutturup Antalya’ya altınçağ yaşatacakmış. Aslında derhal adaylıktan ve Kepez Belediye Başkanlığından istifa etmesi gerekiyordu. Adaylığın gayrimeşrudur. Çünkü suç işlemiştir” ifadelerini kullandı.

    AFYON, BOLU VE ANTALYA BELEDİYE BAŞKANLARI…

    CHP Afyon Belediye Başkan Adayı’nun DEM Parti’ye yönelik ırkçı sözlerini hatırlatan Bülbül, “Afyon’da bir ırkçı bir sürü şey sıraladıktan sonra tıpkı Hitlerin es esleri gibi DEM partililer belediyeye giremez demişti. Hitlerin es esleri de Çingeneler, Romanlar, Yahudiler, sosyalistler, komünistler giremez diyordu. Bu o kadar sıralamadı sadece DEM partililer yani Kürtler, solcular, demokratlar, sosyalistler, devrimciler giremez dedi. Yani ben “faşistim” dedi. Fakat Bolu’dan bir tanesi çıktı onunla yarışıyor, şimdi ‘ben daha faşistim’ diyor.

    “KÜRDE SELAM VERMİYOR”

    Muhittin Böcek’in Antalya’daki farklı inançsal ve etnik kimliklere karşı suç işlediğini dile getirerek, “Böcek Kürde selam vermiyor, Alevi’yi dikkate almıyor, cemevini önemsemiyor bu da bunlarla yarışıyor. 3 tane ırkçı, tekçi, inkarcı. 2019’da Alevilerin, Kürtlerin oylarıyla seçilen Muhittin Böcek Kürtleri, Alevileri, kadınları, demokratları, solcuları, sosyalistleri, devrimcileri, emekçileri inkâr etmiş ve topluma karşı suç işlemiştir” ded.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

     

  • Kaya: Devletin valisi, kaymakamı iktidar partisinin propagandasını yapamaz-VİDEO

    Kaya: Devletin valisi, kaymakamı iktidar partisinin propagandasını yapamaz-VİDEO

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Valiler, kaymakamlar, bürokratlar AKP’nin il ve ilçe başkanları değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi, kaymakamı ve bürokratlarıdır. Devletin bürokratları, iktidar partilerinin propagandasını yapmak, toplantılar düzenlemek için o koltukları işgal edemezler. İktidarlar değişir hesap sorulur!” dedi.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya Ankara Yenimahalle Kaymakamlığının “muhtar-bürokrat” toplantısı üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırması için soru önergesi verdi.

    Kaya, “Valiler, kaymakamlar, bürokratlar AKP’nin il ve ilçe başkanları değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi, kaymakamı ve bürokratlarıdır. Devletin bürokratları, iktidar partilerinin propagandasını yapmak, toplantılar düzenlemek için o koltukları işgal edemezler. İktidarlar değişir hesap sorulur!” dedi.

    Kaya soru önergesinde şunları kaydetti:

    “Ankara Yenimahalle Kaymakamlığı muhtarlara gönderdiği mesajda, 21 Mayıs 2022 Cumartesi günü “muhtar-bürokrat” toplantısı yapılacağını duyurmuş; süren projeler, muhtarların talepleri ve beklentilerinin değerlendirileceği kaydedilmiştir. Toplantıya ilçe sağlık müdürlüğünden, ilçe milli eğitim müdürlüğünden, ilçe müftülüğünden, ilçe nüfus müdürlüğünden ve Başkentgaz’dan kurum temsilcilerinin de katılacağı bilgisi verilmiştir. Mesajda ayrıca toplantıya bölge milletvekillerinin de katılacağı aktarılmıştır.

    Toplantıya katılan muhtarların tarafımıza aktardığı bilgiye göre, Yenimahalle Kaymakamlığı’nın mesajda duyurduğu kurum temsilcilerinin toplantıya katılmadığı; toplantıya AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan, MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer ve iki partinin ilçe yöneticilerinin katıldığı bildirilmiştir.

    Toplantıya katılan muhtarların AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan ve MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer tarafından kapıda karşılandığı da iddia edilmektedir.

    Toplantı divanı ise Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim, AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan, MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer’den oluşmuştur.

    Kürsüde söz alarak konuşan, AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan ve MHP Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’ni hedef alan açıklamalarda bulunmuştur. AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan Yenimahalle Belediyesinin çalışmadığını iddia ederek, Yenimahalle’nin bunları hak etmediği açıklamalarında bulunmuştur. Toplantının Cumhur İttifakının siyasi propagandasına dönüştüğünü söylen bazı muhtarların da toplantıyı terk ettiği bildirilmiştir.

    Bu bilgiler kapsamında;

    1. Yenimahalle Kaymakamlığı tarafından düzenlenen toplantıya AKP ve MHP milletvekilleri ve ilçe başkanları davet edilirken, neden diğer siyasi partilerin milletvekilleri ve ilçe başkanları davet edilmemiştir?
    2. Toplantıya kamu kurumlarının temsilcilerinin de katılacağı duyurulmasına rağmen, neden hiçbir kamu kurumu temsilcisi katılmamıştır?
    3. Yenimahalle Kaymakamlığının düzenlediği bir toplantıya sadece Cumhur İttifakını oluşturan AKP ve MHP’nin milletvekilleri ve ilçe başkanlarının davet edilmesi ne anlama gelmektedir?
    4. Toplantıda AKP ve MHP’nin Ankara milletvekillerinin muhalefeti eleştiren, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’nin çalışmadığını iddia eden açıklamalarda bulunması etik midir?
    5. Ankara Valiliğinin konuya ilişkin bilgisi var mıdır?
    6. Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim’in, AKP ve MHP’nin siyasi propaganda yapması için toplantı düzenlemesi hakkında bir işlem yapılacak mıdır?

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • Sivil toplum örgütlerinden tecritin kaldırılması için ortak çağrı-VİDEO

    Sivil toplum örgütlerinden tecritin kaldırılması için ortak çağrı-VİDEO

    PİRHA- Açlık Grevi Yerel İzleme Koordinasyonu, İmralı’daki tecritin CPT tavsiyelerine ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu’na aykırı olduğunu belirterek, bir an önce tecritin kaldırılması için adım atılması çağrısı yaptı.

    Açlık Grevi Yerel İzleme Koordinasyonu, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin basın toplantısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi’nde yapılan toplantıda konuşan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Ayşegül Çağatay, “Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri, mahpusların yaşamlarının her alanına etki etmiş ve yasal olan tüm hakları neredeyse ellerinden alınmış bir hale getirilmiştir” dedi.

    Türkiye hapishanelerinde yaşanmakta olan hak ihlallerinin sona erdirilmesi ve İmralı Hapishanesinde uzun zamandır uygulanan ağır tecrit ve izolasyona son verilmesi gerektiğini ifade eden Çağatay, gerek mahpusların gerek aile, gerekse avukat görüşlerinin yaptırılması talepli olarak yaklaşık 120 hapishanede devam eden süresiz-dönüşümlü açlık grevi bugün itibari ile 104. gününde olduğuna dikkat çekti.

    “TECRİT, 5275 SAYILI İNFAZ KANUNU’NA AYKIRI BİR UYGULAMADIR”

    Çağatay, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri, mahpusların yaşamlarının her alanına etki etmiş ve yasal olan tüm hakları neredeyse ellerinden alınmış ve hak ihlalleri rutin hale getirilmiştir. Özellikle pandemi gerekçesi ile çıkarılmış olan yeni infaz yasası ile TMK kapsamındaki mahpusların infaz koşulları daha da ağırlaştırılmıştır ve aleyhlerinde durumlar yaratılmıştır. İmralı’daki tecrittin kaldırılması talebiyle 2018 yılı sonlarında başlamış ve 2019 yılı Mayıs ayı sonlarında bitirilmiş olan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevlerinin etkisi ile tecrit kaldırılmış ve mahpuslar aileleri ve avukatları görüştürülmüştür. Ancak bu tecrit uygulaması kısa bir süre sonra tekrar başlatılmış ve 7 Ağustos 2019 tarihinden itibaren görüş yasalları tekrar devreye girmiş, avukatlarının ve ailelerin yapmış olduğu görüş talepli başvurular kabul edilmemiştir. Bu ağır tecrit uygulaması BM Mandela Kuralarına, CPT tavsiyelerine ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu’na aykırı bir uygulamadır ve ağır bir hak ihlalidir. Bu uygulamaya son verilmeli ve Bakanlık tarafından gerek aile gerekse avukat görüşleri sağlanmalıdır.”

    “TECRİTİN KALDIRILMASI İÇİN BİR AN ÖNCE ADIM ATILMALI”

    Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri nedeniyle farklı zamanlarda farklı sürelerle mahpuslar açlık grevi ve ölüm orucu eylemleri yapmak zorunda kaldığına işaret eden Çağatay,  “mahpusların karşılanabilir taleplerine cevap verilerek hak ihlallerine son verilmeli ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlanmalıdır. Ağır hasta mahpusların infazları ertelenmeli ve hasta mahpusların tedavileri aksatılmadan sağlanmalıdır. İşkence ve kötü muamele yasağına aykırı uygulamalara son verilmelidir. Mahpusların sosyal faaliyetlerinin üzerindeki engel ve yasaklar kaldırılmalı, iletişim ve haberleşme olanakları eksiksiz olarak sağlanmalıdır. Ayrımcı uygulamalar son verilmeli, mahpuslar arasında eşitlik ilkesi gözetilmelidir. Tüm bu hakların sağlanması ve ihlallerin sonlandırılması için Adalet Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumları ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmalıdır” diye aktardı.

    Ayrıca açlık grevindeki mahpusların hayatta kalmaları için açlık grevi protokollerine uygun olarak gerekliliği zaruri ve destekleyici ihtiyaçları karşılanması çağrısında bulunan Çağatay, “120’yi bulan cezaevlerinde süresiz ve dönüşümlü açlık grevi yapan mahpusların sağlıklarının tehlikeye girmemesi için Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumları hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için bir an önce adım atmaya davet ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • TTB: İstanbul Sözleşmesi uygulanmazsa kadın cinayetleri devam eder-VİDEO

    TTB: İstanbul Sözleşmesi uygulanmazsa kadın cinayetleri devam eder-VİDEO

    PİRHA- TTB ve TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, İstanbul Sözleşmesine ilişkin yaptığı basın toplantısında “İstanbul Sözleşmesi uygulanmazsa kadın cinayetleri artarak devam eder. İstanbul Sözleşmesi yaşatır! İstanbul Sözleşmesi uygulansın” dedi.  

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu tarafından kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için “İstanbul Sözleşmesi yaşatır! İstanbul Sözleşmesi uygulansın” konulu basın toplantısı yaptı.

    Türk Tabipleri Birliği’nde gerçekleşen basın toplantısına, TTB Merkez Konseyi Üyesi Selma Güngör, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Gülgün Kıran ve  TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu üyesi Ayşe Uğurlu katıldı.

    Kadına yönelik şiddete karşı çıkarken hayatını kaybeden Dr. Aynur Dağdemir’e adanan basın açılaması metni, TTB Merkez Konseyi Üyesi Selma Güngör tarafından okundu.

    Türkiye’nin 11 Mayıs 2011’de İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan 11 ülkeden biri olduğunu hatırlatan Güngör, “1 Ağustos 2014’de de sözleşmeyi yürürlüğe koymuştur. Geçtiğimiz günlerde sözleşmenin yürürlüğe girişinin 6. yılını kutladık. Ancak bu sevindirici öncü tavra rağmen, uygulamada önleme, koruma, yargılama ve politika geliştirmekteki yetersizlikler nedeniyle, ülkemizde şiddet; özellikle kadına yönelik şiddet her geçen gün artmaktadır. Hekimler olarak diğer tüm sağlık çalışanları gibi, şiddetin toplumun tüm katmanlarında oluşturduğu fiziksel, psikolojik ve sosyal sonuçlarına tanıklık edip bu yaraları sarmaya çalışmaktayız. Ancak kadın sağlık çalışanları başta olmak üzere ne yazık ki biz hekimler de toplumda yükselen şiddet dalgasının mağduru olabilmekteyiz” dedi.

    “HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Güngör, kadın hekimler olarak; kadınların yüzyıllardır süren eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yakışır yaşam şartlarına sahip olma mücadelesinde ve dayanışmasında hep var olduklarını vurgulayarak, “Mücadelelerimizle elde ettiğimiz haklarımızdan vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz. Bu kötü gidişata dur demek adına elimizdeki en önemli yasal dayanak olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çekmesinin doğuracağı sonuçların, sözleşme yürürlükteyken dahi olup bitenlerden yola çıkarak ‘korkunç’ olacağını ısrarla belirtiyoruz. Bu tür insan hakları ihlallerinin önlenmesi için çalışmanın biz hekimlerin en başta gelen görevlerinden biri olduğunun bilincindeyiz” ifadelerini kullandı.

    TTB Merkez Konseyi Üyesi Selma Güngör, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi durumunda yaşanacak olumsuzlukları şöyle sıraladı:

    1. Kadın cinayetleri katlanarak artmaya devam eder.
    2. Kadın, erkek ya da çocuk fark etmeksizin; cinsiyet, dil, din, ırk ve yönelimi ne olursa olsun toplumdaki tüm bireyler şiddet karşısında korunmasız kalır.
    3. Şiddet sarmalı tüm aileyi ve toplumu içine alır.
    4. Şiddetin gerekçesi olur.
    5. Mağdur şikayetçi olmazsa soruşturma yapılamaz.
    6. Ev içi her türlü şiddet suç olmaktan çıkar.
    7. Şiddet mağdurunun beyanı esas olmaktan çıkarak, hayati önem taşıyan korunma sağlanması süreci, bürokratik işlemlerde boğulur.
    8. Cinsel taciz ve psikolojik şiddet cezasız kalır.
    9. Evlilik içi tecavüz meşrulaşır.
    10. Israrlı takip karşısında yasal korunma ortadan kalkar.
    11. Kadına karşı ayrımcılığı önlemek ve toplumsal cinsiyet eşitliği hayal olur.
    12. Hali hazırda zaten yetersiz olan kadın sığınakları sayısı arttırılarak bu konuda politika geliştirilemez.
    13. Kız çocukları başta olmak üzere, çocuklar zorla evlendirilebilir.
    14. Göçmen kadınlar şiddet karşısında haklarını savunamaz.
    15. Sorunların çözülmesi adına mağdura verilen her türlü psikolojik, ekonomik ve yasal destek geri çekilir.

    Açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilemez. O halde hep birlikte haykıralım: İstanbul Sözleşmesi uygulansın! İstanbul Sözleşmesi yaşatır” denildi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

    .

     

  • Eğitim Sen’den, katledilen Ceren Damar duruşmasına katılım çağrısı

    Eğitim Sen’den, katledilen Ceren Damar duruşmasına katılım çağrısı

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Merkezi, öğrencisi tarafından üniversitedeki odasında öldürülen araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel’in 21 Şubat’da görülecek duruşması öncesi basın açıklaması yaparak, tüm kadınlara, davanın duruşmasına katılmaları için çağrıda bulundu. 

    Akademisyen Ceren Damar Şenel’i katleden sanık Hakan İsmail Hikmet’in yargılandığı davanın 21 Şubat’ta görülecek karar duruşması öncesi Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

    “Ceren Damar Şenel için, adalet için 21 Şubat’ta Ankara adliyesindeyiz” yazılı pankartın asıldığı salonda açıklamayı Eğitim-Sen Genel Kadın Sekreteri Derya Yulcu yaptı.

    Ceren Damar Şenel’in ailesi, meslektaşları, öğrencileri, kadın örgütleri ve Eğitim Sen’nin, adalet mücadelesi yürüttüğüne dikkat çeken Yulcu, sanık Hakan İsmail Hikmet’in ise cezada indirim peşinde olduğunu vurguladı.

    Şenel’in kopya çeken bir erkek öğrenci hakkında görevinin gereklerini yerine getirdiği için katledildiğini belirten Yulcu, “Çünkü Ceren Damar Şenel bir kadındı ve şiddetin hedefi haline gelebilmesi ‘olağan’dı. Çünkü güçlünün hukukunun korunduğu, zorbalığın her gün daha fazla cesaretlendirildiği karanlık bir dönemden geçiyoruz. Ceren Damar Şenel,  doğru bildiğini yaparken tehditlere boyun eğmemeyi, akademinin etik ilkelerini kendisine rehber edinmeyi istemişti” dedi.

    “AKADEMİ BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE BASKI ALTINDA TUTULUYOR”

    Ülkemizde bugün köklü üniversitelerde dahi akademik özerklik ve en temel demokratik hakların ayaklar altına alındığını belirten Yulcu, Akademisyenleri ‘oluk, oluk kanlarını akıtacağız ve kanlarında duş alacağız ’diye tehdit edenler, Ankara Üniversitesi’nde akademisyen cübbeleri üzerinde tepinen postallar, hukuk fakültesi çatısından sallandırılan ülkü ocakları bayrağı ve hukuk fakültesi önünde silahıyla poz veren şahsa ait görüntüleri hatırlatarak akademinin bilinçli bir şekilde baskı altında tutulduğuna dikkat çekti.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET ARTIYOR”

    Okul öncesinden yükseköğretime toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikaların, kadına yönelik şiddeti artırdığına işaret eden Yulcu, Türkiye’nin 1985 yılında CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi), 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi’ni (Kadına Karşı Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Avrupa Konseyi Sözleşmesi) imzaladığını hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti:

    “Kadınların yürüttüğü mücadelenin, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadın cinayetleri konusunda oluşan muhalefetin sonucunda hükümet, bu sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerinin gereğini yapmak zorunda kalmış; MEB ve YÖK toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı adımlar atmaya başlamıştı. Ancak kadınları geleneksel rollere hapsetmek isteyen erkek egemen siyasi anlayışın yanlış politikaları nedeniyle, mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlar MEB ve YÖK tarafından ortadan kaldırılıyor. Okul öncesinden yükseköğretime kadar toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikalar, kadına yönelik şiddeti artırıyor.”

    “YAŞAM HAKKININ KORUNMASINA YÖNELİK MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Şiddeti engellemek değil faillerini korumak ve aklamak için örgütlü bir biçimde hareket eden tüm odaklara karşı duracaklarını söyleyen Eğitim-Sen Genel Kadın Sekreteri Derya Yulcu, “Eğitim ve bilim emekçileri olarak tüm bilim insanlarının iş güvencesinin, insanca yaşam koşullarının ve en önemlisi yaşam hakkının korunmasına yönelik politikaların hayata geçirilmesi için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Ceren Damar Şenel davasını, gerçek adaletin tecelli etmesi için, bu katliamın ardındaki iktidar ilişkilerinin gün yüzüne çıkması için, akademinin en temel ilkelerinin nasıl yok sayıldığının görülmesi için, gözümüzün içine bakıla, bakıla failin suçunun nasıl basitleştirilmek istendiğini teşhir etmek için takip edeceğiz. Cinayetle değil bilimsel çalışmalarla gündemde olacak insan, toplum, doğa yararına üniversiteler ancak mücadeleyle mümkün olacaktır” dedi.

    Yulcu, tüm kadınları 21 Şubat Cuma günü Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da görülmeye başlanacak karar duruşmasına katılmaya, davanın takipçisi olmaya davet etti.

    PİRHA/ANKARA