Etiket: toplu sözleşme

  • KESK Eş Genel Başkanı Karagöz: Emekçilerin hakları için mücadeleden asla çekinmeyiz! -VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Karagöz: Emekçilerin hakları için mücadeleden asla çekinmeyiz! -VİDEO

    PİRHA- 2026-27 yıllarını kapsayan ‘8. Dönem Toplu Sözleşme Süreci’ ile ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “Bugün kamu emeklileri ve kamu emekçileri eğer gerçekten yokluk ve yoksulluk yaşıyorsa bunun temel sorumlusu TİS masasında bunu imzalayan yetkili konfederasyondur. Önemli olan kamu emekçileri ya da işçilerin örgütlü olduğu sendikalarının haklarını alamadığı noktada iktidar karşısında tutumu, taleplerinin arkasında ne kadar durup durmayacağıdır” dedi.

    2026-2027 yılı 8. Dönem TİS süreci ile ilgili Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ahmet Karagöz, süreci PİRHA’ya anlattı.

    “TİS SÜRECİ İLE İLGİLİ TALEPLERİMİZİ YAPTIĞIMIZ BASIN AÇIKLAMASIYLA KAMUOYU İLE PAYLAŞTIK”

    Toplu sözleşme süreci ile ilgili çalışmalarını 13 Haziran’da başlattıklarını belirten Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ahmet Karagöz, “Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde yaptığımız bir basın açıklamasıyla hem taleplerimizi hem de TİS sürecinde uygulayacağımız mücadele programımızı basın ve kamuoyuyla paylaştık” dedi.

    Ahmet Karagöz, siyasal iktidar kendi siyasal, ideolojik ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayarak, “Özellikle de tek adam rejimini kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Tek adam rejimi kendi iktidarını kalıcı hale getirirse emekçilere geçmiş olsun demek lazım. 4688 sayılı sendikalar yasasında TİS sürecinin tarihi belli olduğu halde bakan tarafından ihlal edildi. Sayın bakan korsan ve yasa dışı bir şekilde TİS’i kendi gölgelerinde büyüttükleri yandaş konfederasyonla birlikte tarihi 28 Temmuz’a çektiler” diye belirtti.

    Kendilerinin 28 Temmuz’da gerçek TİS taleplerini çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde kuracağı alternatif TİS masasına taşımak için Türkiye’de dört ayrı bölgede çalışmalar yürüttüklerini aktaran Karagöz, “Yürüttüğümüz bu çalışmaların çok büyük bir kısmı kamu emekçileri ve kamu emeklileri tarafında büyük bir teveccüh ile karşılandı. Ve kendi özgün taleplerini, önerilerini, TİS’e dair eleştirilerini de kamu emekçileri, emeklileri ve emekçi dostlarıyla birlikte bize ilettiler” diye konuştu.

    “YOKSULLUĞUN SORUMLUSU TİS’E İMZA ATANLARDIR”

    Bugün kamu emeklileri ve kamu emekçileri eğer gerçekten yokluk ve yoksulluk yaşıyorsa bunun temel sorumlusu TİS masasında bunu imzalayan yetkili konfederasyona ait olduğunu belirten Karagöz, şunları ifade etti:

    “Öncelikle şunu belirtmek lazım. Bizler biliyoruz üye sayısı anlamında yetkili ama siyasal siyasal iktidar üzerinde etkisi olmayan bir konfederasyonun Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile aralarında yapılan görüşmeye oynanan orta oyun diyoruz. Ama yine de müzakere diyelim. Müzakere süreci anlaşmazlıkla bağlanacağı açıkça ortadadır.

    Bugün aslında 1 Ocak itibariyle bağlanılması gereken kamuda çalışan 600.000 kamu işçisinin toplu sözleşme süreci bağlanmadı, talepler karşılanmadı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı konfederasyonlara, işçilere önerdiği zam tekliflerini iktidarın ve Türkiye’nin IMF temsilcisi olan Mehmet Şimşek’in uyarısıyla Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı bu tekliflerini tamamen geri çekmiştir.

    “ÖNEMLİ OLAN TİS SÜRECİNDE NE İSTEDİĞİMİZ TALEPLERİMİZİN NE OLDUĞUDUR

    Buna karşı alınan grev kararları Cumhurbaşkanı kararıyla 60 gün süreyle ertelendiği bir dönem, bir süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla ne istediğimiz değil, neyi talep ettiğimizdir. Önemli olanın kamu emekçilerini ya da işçilerin örgütlü olduğu sendikalarının iktidar karşısında alacağı tutumdur.

    Uyuşmazlıkla sonuçlanan TİS sürecinin kamu görevlileri hakem heyetine intikal edecek ve son kararı hakem heyeti verecektir. Kamu görevlileri hakem heyetinin belirleyeceği  zam ve artık üzerinde konfederasyonların da söz söylemeyeceği bir durum.”

    TİS görüşmelerinin kamu görevlileri hakem heyetine gelmeden öne tüm sendika konfederasyonlara PİRHA aracılığı ile çağrıda bulunan Karagöz, “Bütün konfederasyonlara eğer gerçekten taleplerimizin yaşam ve karşılık bulmasını istiyor isek gelin taleplerimizi birlikte sokakta örgütleyelim” dedi.

    “TİS TALEPLERİMİZ KARŞILANMADIĞINDA SOKAKTA YÜRÜTECEĞİMİZ MÜCADELEYE BÜTÜN EMEKÇİLER DESTEK VERECEKTİR”

    Sokakta “İinsanca bir yaşam, yaşanabilir için ücret” temelinde yürütülecek mücadeleye bütün emekçilerin destek vereceğini belirten Karagöz,” Emekçilerin bu mücadeleye omuz vereceğine inanıyorum. Yoksa parçalı bir şekilde her birimizin ayrı bir yerde kümelenerek sadece söz söyleyerek yapacağı bir faaliyetle ben sonuç alacağımızı düşünmüyorum. Emekçilerle ve emekçi dostlarıyla birlikte taleplerimizi ısrarla tekrarlayıp yaşamda karşılık bulması için mücadelemizi yükselteceğiz ”dedi.

    “İKTİDARIN İŞÇİ MEMUR VE EMEKLİYİ ENFLASYONA EZDİRMEYECEĞİZ SÖYLEMİ BOZUK PLAK GİBİ”

    İktidarın her zaman söylediği “işçileri memurları, emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz” söylemini bozuk plaka benzeten Karagöz, “Dönüp, dönüp aynı şeyleri tekrar ediyor. KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikasının ARGE biriminin verileri ile ilgili yaptıkları çalışmalarda 2025 Haziran ayına ait 4 kişilik bir ailede yoksulluk sınırının 85 bin, açlık sınırını ise 35 bin TL olarak basın ve kamuoyuyla paylaştı. Biz de bütün bu mali veriler ve rakamları kamuoyu ile paylaşıyoruz” diye aktardı.

    “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 40 BİN TL OLMALIDIR”

    İçinde bulundukları dönem açısından kamu emekçilerinin yoksulluğu ve sefaleti derinliğine yaşadığının altını çizen Karagöz, “Patronlar ise adeta dönemin en iyi ve en olanaklı süreçlerini yaşıyorlar. Bugün büyük ölçekli işletmelerden, patronlardan,  yandaşlardan alınmayan 4.2 trilyon lira para var. Bu 4.2 trilyon Türk Lirası patronlardan alınmış ve emekli arkadaşlarımıza verilmiş olsaydı bugün bambaşka bir tabloyla karşı karşıya kalırdık. Yani emeklilerin 16 bin lirayı değil en az 35-40 bin lira gibi en düşük emekli maaşı olurdu. Yine kamu emeklisinin en düşük maaşı en az 55 ile 60 bin lira arası ve kamu emekçilerinin en düşük maaşı ise 90 bin lira olurdu” diye belirtti.

    “1 OCAK İTİBARİYLE DEVLET MEMURLARININ MAAŞI 100 BİN TL OLMALIDIR”

    TİS sürecine ilişkin taleplerini sıralayan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK Eş Bakanı Ahmet Karagöz, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Özgür bir toplu sözleşme imzalamak için ertelenmeyen ve yasayla güvence altına alınmış grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hakkımız talep ediyoruz.

    -4688 sayılı sendikalar yasası yeniden revize edilerek bu alanda, emek alanda faaliyet yürüten konfederasyon ve sendikaların görüşleri alınarak yeniden revize edilmesini,

    Bunun dışında ek ödemeler, yan ödemeler, seyyanen yapılan zamlar, ek ders ücretleri, döner sermaye ücretleri kesinlikle temel ücrete dahil edilip bu şekil bir emeklilik hakkı kamu çalışanlarına verilmesini,

    -Kamuda istihdamda ve görevde yükseltmelerde mülakatı kaldırıp liyakati esas almalarını, bütün kamu çalışanlarına 3600 ek göstergenin verilmesini,

    -2026-2027 yıllarına dönük bu toplu sözleşme sürecinde 1 Ocak 2026 yılında en düşük devlet memurunun maaşı 100.000 TL olmalıdır. Yine bununla birlikte vergide adaletin olmasını,

    -Kamuda çalışanların 1 Ocak itibarıyla maaşlarında maaşlarına el değmeden %15 vergi kesiliyor. Bu vergi diliminin %10’a düşürülmesi, %10’la sabitlenmesini istiyoruz.

    Kamu emekçilerinde, işçilerde alınan vergiler bir havuzda birikiyor. Havuzda biriken vergiler gene işçilere, emekçilere, yoksul halklara değil, zenginlere, patronlara teşvik adı altında aktarıldığı dönemleri, süreçleri yaşıyoruz.

    Yine şu an devlet memurlarına 18 bin 600 TL seyyanen verilen zammın acilen bütün emeklilere verilmesini talep ediyoruz. Güvenceli iş, güvenli gelecek talep ediyoruz.

    KHK İLE GÖREVLERİNDEN İHRAÇ EDİLEN ARKADAŞLARIMIZ GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİDİR

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası çok keyfi bir şekilde önce OHAL ilan edildi, sonrasında ilan edilen OHAL’le birlikte çıkarılan KHK ile 4259 üyemiz ihraç edildi. Bun şu ana kadar yürüttüğümüz hukuksal  mücadelelerle, yürüttüğümüz diplomasiyle %50’si görevlerini iade edildi ama hala 2.000 üzerinde arkadaşımız ihraç edildi. İhraçların bütün özlük haklarıyla da göreve iadesini istiyoruz.”

    “EMEKÇİLERİN HAKLARI İÇİN MÜCADELEDEN ASLA ÇEKİNMEYİZ”

    Bütün kamu emekçilerine mücadeleyi büyütme çağrısında bulunan Ahmet Karagöz, “Biz söz konusu emekçilerin hakları, haklı talepleri alın teri olunca evet önümüze kurulan bütün barikatları aşacak şekilde mücadele yürütürüz. Buna diğer konfederasyonlar kavga diyorlar. Evet, söz konusu emekçilerin alınteri ise kavganın en büyüğünü önümüzdeki günlerde örgütleyeceğimizi kendileri de göreceklerdir” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şubesi: Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ediyoruz-VİDEO

    Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şubesi: Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şubesi, toplu sözleşme süreci ve taleplerine ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “İktidarın, bir ekonomik büyüme olarak tercih ettiği ve bugüne kadar ısrarla uyguladığı ücret politikaları yandaş iş adamlarını ve sermaye gruplarını mutlu etmeye devam ederken, bizler yoksullaşmaya devam ediyoruz” denildi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, toplu sözleşme süreci ve taleplerine ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu okudu. Açıklamada, ‘Grevli, toplu sözleşmeli gerçek sendika hakkı için mücadele ediyoruz’ pankartı açıldı.

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Gerçek bir toplu sözleşme için mücadele ettiklerini ifade eden Sinan Ulu, “İktidarın, bir ekonomik büyüme olarak tercih ettiği ve bugüne kadar ısrarla uyguladığı ücret politikaları yandaş iş adamlarını ve sermaye gruplarını mutlu etmeye devam ederken, bizler yoksullaşmaya devam ediyoruz. Uygulanan bu ekonomik programla, başta biz kamu emekçileri olmak üzere, emeğiyle geçinen geniş kesimlerin gelirleri, yoksulluk sınırı altında, açlık sınırının üzerinde bir eşikte tutulmaktadır. Bizleri her geçen gün daha fazla yoksullaştıran bu politikalara rağmen, iktidar mensupları kurdukları her cümlede, bizleri enflasyona ezdirmedikleri yalanını söylemeye devam etmektedirler” dedi.

    “EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI YOKSULLUK SINIRININ ÜZERİNE ÇIKARILSIN”

    İktidarın kendilerine dayattığı yoksulluğun içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyleyen Ulu, taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın!

    -Seyyanen zam dahil olmak üzere bütün ek ödemeler temel ücrete yansıtılsın!

    -Bütün emekçilere 3600 ek gösterge verilsin ve adil bir ek gösterge düzenlenmesine gidilsin!

    -5510 sayılı Kanunun ortaya çıkardığı mağduriyetler giderilsin!

    -Bütün emekçilere kira yardımı yapılsın!

    -Söz verildiği halde kaldırılmayan mülakat haksızlığına son verilsin!

    -666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiye ve ek ödemelerin hemen ödenmesi için düzenleme yapılsın!

    -Çocuk bakım ve eğitim hizmetleri, tüm ebeveyn ve çocuklar için bir hak olarak tanımlansın ve bu konuda yasal düzenlemeler bir an önce yapılarak uygulamaya geçirilsin!

    -0-6 yaş grubu çocuklar için, en az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50’den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın, ortak bebek bakım üniteleri ve kreşler açılsın!

    -Bakım hizmeti veren kurumlarda çalışanlar, çocuk gelişimi ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi almış olmalı ve her türlü ayrımcılık pratiğinden ve söylemlerinden uzak durulsun!

    -Kreşlerin denetim ilkelerinin belirlendiği bir yönerge çıkartılsın, kreş denetimleri, ebeveynlerin de içinde bulunacağı, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı çalışan, sosyal çalışmacılar ve ilgili uzmanların istihdam edileceği düzenlemeler yapılsın!

    -Doğum izni bitiminden çocuğun ilköğretime başlayacağı süreye kadar, ebeveynlerin 6 ay dönüşümlü olarak kullanabilecekleri, iki yıl ücretli ebeveyn izin hakkı için acil yasal düzenleme yapılsın!”

    PİRHA/DERSİM

  • Çankaya Belediyesi işçileri: Ücretlerimiz açlık sınırı seviyesinde kaldı

    Çankaya Belediyesi işçileri: Ücretlerimiz açlık sınırı seviyesinde kaldı

    PİRHA- Çankaya Belediyesinde çalışan emekçiler, maaşlarıyla geçinemediklerini dile getirerek, “En temel mücadele aracımız olan grev hakkımız şubemiz tarafından çalınmıştır. Birçok işçi arkadaşımız yüzde 30 düzeyinde bir zam oranına mahkûm edilmiştir. Eşit işe eşit ücret talep ediyoruz” dedi.

    Çankaya Belediyesi’nde çalışan işçiler, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel-İş 1 No’lu Şube ve iş veren tarafından imzalanan BELDE A.Ş İMAR A.Ş ve kadrolu işçileri kapsayan toplu iş sözleşmesine tepki göstermek için DİSK Genel İş 1 No’lu şubesinin önünde basın açıklaması yaptı.

    İşçiler yaptıkları eylem sırasında sık sık ‘Sarı sendika istemiyoruz’, ‘Genel-İş uyuma emekçine sahip çık’, ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’ sloganları attı. İşçiler adına basın açıklamasını Sinan Kılınç yaptı.

    “BELEDİYE İŞÇİLERİNİN ÜCRETLERİ AÇLIK SINIRI SEVİYESİNDE KALMIŞTIR”

    Kılıç, imzalanan toplu iş sözleşmelerinde zam oranlarının düşük kaldığını ve ücretlerinin enflasyon karşısında eridiğini belirtti.

    Mart ayı sonunda toplu iş sözleşmesinde belirlenen zamların ilk 6 ay dolmadan eridiğini vurgulayan Kılınç, “Ne yazık ki sözleşmemiz iki yıllık yapılmıştır. İkinci yıl maaş artışları yine en düşük işçi maaşı baz alınarak yapılacağı için çalışanlarımızın yüzde 95’inden fazlasının maaşı enflasyonun altında kalacaktır. Bütün bunların yanında apar topar imzalanan toplu sözleşme nedeniyle, en temel mücadele aracımız olan grev hakkımız da şubemiz tarafından çalınmıştır. Birçok işçi arkadaşımız yüzde 30 düzeyinde bir zam oranına mahkûm edilmiştir. Bugün gelinen noktada belediye işçilerinin ücretleri açlık sınırı seviyesinde kalmıştır” diye konuştu.

     İŞÇİLER TALEPLERİNİ SIRALADI

    Eşit işe eşit ücret almak istediklerini ifade eden Kılınç, işçilerin taleplerini şöyle sıraladı:

    “İşveren ile bir araya gelerek, tüm Çankaya Belediyesi emekçileri için ek protokol yapılmalı ve yapılan hatalı toplu iş sözleşmesi ile kaybettiğimiz haklarımız geri alınmalıdır. Maaşlarımıza 6 ayda bir enflasyon farkı artı iyileştirmeler uygulanmalıdır. Yapılan bütün artışlar taban ücretlere yansıtılmalıdır. Birim ücret olarak değiştirilen maaşlarımız, tekrar asgari ücretin yüzde fazlası olarak düzeltilmeli, çarpanlarımız geri alınmalıdır. Eşit işe eşit ücret alınması sağlanmalıdır. İş yerlerimizde yapılan hukuksuzluklara, iş yükü ile yapılan mobinge, fazla mesai yaptırılmasındaki adaletsiz dağıtıma, bunun bir şantaj olarak kullanılmasına son verilmelidir. Örgütü olduğumuz sendikanın yönetimi işveren ile gizli saklı görüşmelere son vermelidir. Görüşmeler hakkında işçileri bilgilendirmeler yapılmalı ve tamamen şeffaf bir süreç yürütülmelidir. Bu yönetim bizleri layıkıyla temsil etmeli veya derhal istifa etmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Memur sendikaları zam talebini açıkladı

    Memur sendikaları zam talebini açıkladı

    PİRHA-Memur ve diğer kamu görevlileri için sendikaların istediği zam açıklandı. Sendikalar kamu görevlileri için 600 TL seyyanen zam ve 2022 için yüzde 21, 2023 için ise yüzde 17 zam talep etti.

    Ağustos ayında başlayacak ve 4 milyona yakın kamu görevlisiyle 2 milyona yakın memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme için Memur Sendikaları Konfederasyonu’nun (Memur-Sen) zam talebi belli oldu.

    Memur-Sen düzenlediği basın toplantısıyla 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri kapsamında kamu görevlileri için 600 TL seyyanen zam, 2022 için yüzde 21, 2023 için ise yüzde 17 zam talep ettiklerini açıkladı.

    2 Ağustos’ta başlayacak görüşmeler öncesi ortak hareket kararı alan Memur-Sen ve Kamu-Sen, 2 yıllık sürede toplamda yüzde 38 zamla birlikte toplamda yüzde 6 da refah payı verilmesini istedi. Sendikalar ayrıca bir önceki sözleşme döneminden doğan geçmiş kayıpların telafisi için de 600 TL seyyanen zam talep ederken, bayramlarda emeklilere ödenen bayram ikramiyesinin kamu görevlilerine de ödenmesini istediklerini belirttiler.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’ten ‘Toplu sözleşme derhal yenilenmeli’ çağrısı

    KESK’ten ‘Toplu sözleşme derhal yenilenmeli’ çağrısı

    KESK, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin gerçekleri perdelediğini belirterek, toplu sözleşmenin yenilenmesi çağrısı yaptı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    2020’de hayat pahalılığının arttığına dikkat çekilen açıklamada, “TÜİK vasıtası ile bugün açıklanan enflasyon verileri emekçilerin önüne konulan acı reçetenin, kuru ekmek bütçesinin bir parçasıdır. Milyonlarca kamu emekçisi, işçi, emekli çarşıda pazarda yaşanan gerçek enflasyonu perdeleyen rakamlarla, sahte verilerle bir kez daha açlığa mahkum edilmek istenmektedir” denildi.

    TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon verilerinin kamu emekçileri, işçiler, emeklikler başta olmak üzere halkın nezdinde hiçbir karşılığı olmadığı ifade edilen açıklamada, “Pandemi ile artan hayat pahalılığını görmezden gelenler geçtiğimiz ‘Toplu sözleşmede’ Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararı ile 2021 yılının ilk altı ayı için yüzde 3 maaş artışına mahkûm edilen üç milyonu aşkın kamu emekçisinin ve 2 milyon kamu emekçisi emeklisinin bir yıl boyunca sefalet oranlarındaki artışlarla yetinmesini beklemektedir” ifadeleri yer aldı.

    Kamu emekçilerinin aldığı ücretin her geçen gün yapılan zamlar karşısında eridiğine dikkati çekilen açıklamada, “Son bir yıl içinde doğalgaz yüzde 32, elektrik yüzde 31, baklagiller yüzde 60, peynir yüzde 27, yumurta yüzde 80, ayçiçeği yağı yüzde 50 zamlanmış, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine daha üç gün önce yüzde 26 zam yapılmıştır. Kamu emekçilerinin maaşlarında yapılacak artış ise son açıklanan enflasyon farkı ile birlikte sadece yüzde 13,11‘de kalmıştır” diye belirtildi.

    “ASGARİ ÜCRET VERGİ DIŞI BIRAKILMALIDIR”

    Açıklamanın devamında kamu emekçilerinin yaşadığı hak kayıplarının giderilmesi için şu talepler sıralandı:

    * “Çoktan hükmünü yitiren, kamu emekçilerine 2021 yılı için yüzde 3+3 maaş artışı dayatılan ‘toplu sözleşme’ derhal yenilenmelidir.

    * Hiç vakit kaybetmeden yapılacak toplu sözleşme ile maaşlarımız yaşanan gerçek enflasyon oranında, satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak artırılmalıdır.

    * Asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Birinci vergi dilimi yüzde 15’ten yüzde 10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesinti birinci vergi diliminde sabitlenmelidir.

    * Emekçilerin sağlık, eğitim, gıda, barınma, giyim, elektrik, ısınma giderleri için ödediği vergiler gelir vergisi matrahından mahsup edilmelidir.

    * Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderleri pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmalıdır.

    * Bebek maması, bebek bezi ve ekmek, süt ürünleri, elektrik, doğalgaz, su başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde KDV sıfırlanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’ten Toplu Sözleşme görüşmelerine ‘Emekçilerle alay etmeyin’ tepkisi

    KESK’ten Toplu Sözleşme görüşmelerine ‘Emekçilerle alay etmeyin’ tepkisi

    PİRHA – KESK, hükümetin kamu emekçilerine 2020 yılı için %4+%4, 2021 yılı için %3+%3 teklifini protesto ederek “günlük bir çay parasına denk gelmeyen sefalet ücretini kabul etmiyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Beş milyon kamu emekçisi ve emeklisini kapsayan toplu sözleşmede son güne gelindi. Türk-İş, Memur Sen ve Çalışma Bakanlığı arasında yapılan görüşmelerde mütabakat sağlanmaması durumunda sonraki süreç Yüksek Hakem Kurulu’na devredilecek.

    Görüşmelere dahil edilmeyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri, hükümetin 2020 yılı için %4+%4, 2021 yılı için %3+%3 teklifini Çalışma Bakanlığı önünde protesto etti. Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin kayıplarının görmezden gelindiğine vurgu yapan KESK’liler “3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisi ile açıkça alay edilmektedir” dedi.

    “BU TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Dönem sözcüsü Nusret Sulkalar tarafından okunan basın açıklamasında şunlar dile getirildi:

    “Günlük bir çay parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklileri ile dalga geçilmeye devam edilmektedir. Maaşlarımızın ‘revize’ adı altında sefalet oranlarında artırılmasını öngören bu teklifi kabul etmek mümkün değildir.

    Buna rağmen yandaş konfederasyon yönetimi, hükümetin kamu emekçileri ile alay eden teklifini sadece hedeflenen enflasyon rakamlarının altında kaldığı için eleştirmekle yetinmektedir.  Söz konusu eleştiri bugüne kadar yaşadığımız kayıpları görmekten uzak, kısır bir değerlendirmeden ibarettir. Çünkü her şeyden önce yıllardır tüm emekçi kesimler gibi kamu emekçileri ve emeklileri de TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına, hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine mahkum edilmiştir.

    Oysa her zaman altını çizdiğimiz üzere bizler için asıl olan TÜİK vasıtası ile Ali Cengiz oyunları ile düşük tutulan çarpık enflasyon rakamları değil, mutfakta, çarşıda, pazarda yaşadığımız gerçek enflasyondur. Yaşanan gerçek enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı rakamlar arasındaki uçurum yıllardır maaşlarımızı eritmeye devam etmektedir.

    “HÜKÜMET, SEFALET VE YOKSULLUK TEKLİF ETMEKTE”

    Sadece son bir yıl içerinde dört kişilik bir ailenin açlık sınırında 350 TL artış yaşanmıştır. İğneden ipliğe zam furyası hız kesmeden devam etmektedir. Son iki ay içinde elektriğe, doğalgaza %15 zam gelmiştir. Tütün ürünleri son iki haftada %20 zamlanmıştır.

    Buna rağmen hükümet bir hafta önce sahnelenen kamu işçileri toplu iş sözleşmesi oyununu kamu emekçileri toplu sözleşmesinde de yenilemenin, açlık sınırının 2.100, yoksulluk sınırının 6.800 TL’yi aştığı, emekçi kesimlerin yaşadığı gerçek enflasyonun %30’ları bulduğu koşullarda toplam 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine, aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklif etmektedir.

    Yıllardır sermayenin, patronların bir dediğini iki etmeyenler,  Hazinenin ‘kefen parası’ olarak tabir edilen İhtiyaç Akçesine kadar halkın tüm kaynaklarını sermayenin, yandaş müteahhitlerinin emrine sunanlar sıra işçiye, kamu emekçisine, asgari ücretliye, emekliye gelince ‘kaynak yok’ demektedir.

    KESK olarak, toplamda beş milyonluk geniş bir kesimin beşte birini üye yaptığı için kendini ‘yetkili’ zannedenleri uyarıyoruz.

    Bugün böbürlendiğiniz noktalara nasıl geldiğinizi, sırtınızı nerelere dayadığınızı, mevcut anti demokratik yasalardan, gerçek, evrensel toplu pazarlık sisteminden uzak köhne sistemden nasıl nemalandığınızı dünya alem biliyor.

    Ne kadar ‘tarihi başarı’ nutukları atarsanız atın bugüne kadar danışıklı dövüş oyunlarından sonra imzaladığınız mutabakatların bedelini kendi üyeleriniz de dahil beş milyon kamu emekçisi ve emekli ödemiştir. Ödemeye de devam etmektedir.  Hiçbir kamu emekçisinin tarihe kara bir leke olarak geçecek yeni bir satış sözleşmesine tahammülü kalmamıştır.

    Dolayısıyla hiç kimsenin 3 milyon kamu emekçisine, 2 milyon kamu emekçisi emeklisine sefalet artış oranları dayatan,  temel hiçbir sorununu çözmeyen, aksine hepimizle alay edilen bu teklifi kabul etmeye, müzakereye değer görmeye YETKİSİ yoktur.

    Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti, Güvenceli İstihdam-Güvenli Gelecek, Demokratik- Adil Bir Çalışma Yaşamı, İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret ve tüm taleplerin hayat bulması için Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı için birlikte mücadele etmeye, yeni bir satış sözleşmesine izin vermemek için yan yana, omuz omuza olmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK yürüyüşüne müdahale: 6 Gözaltı

    KESK yürüyüşüne müdahale: 6 Gözaltı

    PİRHA -Dört koldan Ankara’ya gelip Toplu İş Sözleşmesi’ne dair açıklama yapmak isteyen KESK üyelerine polis müdahale etti. Müdahale sırasında altı kişi gözaltına alındı. 

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyelerinin, 3 milyon kamu çalışanını ve 2 milyon kamu emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri öncesi 4 koldan başlattığı yürüyüş (Artvin, Muğla, Edirne ve Van) Ankara’ya ulaştı.

    Çalışma Bakanlığı önünde açıklama yapmayı planlayan KESK’lilere, güvenlik güçleri engel olarak gazla müdahale etti. Taleplerini açıklamayla duyurmak isteyen kamu emekçilerini polis alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Polis müdahalesi sırasında KESK MYK üyesi İlhan Yiğit, Haber Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, SES Kadın Sekreteri Selma Atabey, Tarım Orkan-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt, Haber Sen çalışanı Ayla Eyüboğlu ve ÖDP’li Uğur Çepe’nin de aralarında bulunduğu 6 yurttaş gözaltına alındı.

    KESK sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada polis müdahalesini kınadı: Üyelerimize yapılan biber gazlı, kalkanlı polis saldırısını protesto ediyor, Ankara Valiliği’nin keyfi ve hukuksuz tutumunu kınıyoruz. Eş Başkanlarımızla, yürütme kurulu üyelerimize ve üyelerimize yönelik saldırının hesabı hukuk önünde sorulacaktır.

    Öte yandan yüzlerce kamu emekçisi, polis müdahalesi sonrasında Kızılay yönüne doğru slogan atarak yürüyüşe geçti.

    “O BARİKATLAR EMEKÇİLERE DEĞİL, ÜLKEYİ SOYANLARA KURULSUN”

    Çankaya Belediyesi önünde tekrar biraraya gelen KESK üyeleri sloganlar atarak polis müdahalesini kınadı. KESK Eş Başkanı Aysun Gezen, burada yaptığı konuşmada “Bugün gördünüz, savaş çığırtkanlığı yapanlara, çocuk tecavüzcülerine, kadınlara şiddet uygulayanlara barikat yok. Biz emekçilere, ‘sırf adaletsizlik ortadan kaldırılsın, açlık sınırında her gün daha çok geriye gittiğimiz ortamda insanca yaşanacak bir ücret, güvenceli iş güvenceli gelecek istiyoruz’ dediğiniz için barikat kuruldu. ‘O barikat emekçilere değil bu ülkeyi soyup soğana çevirenlere, yolsuzluk yapanlara, bu ülkenin tüm değerlerine, sermayeyi emperyalistlere peşkeş çekenlere kurulsun’ diyoruz. Biz bugün 20 milyonluk bir kitlenin hakları için sokaklardayız. Bizim mücadelemiz halkın mücadelesidir. Çünkü biz ekonomik kriz koşullarında ezilmeye, sefalete karşı çıkıyoruz” dedi.

    ANKARA/PİRHA 

     

  • KESK, TİS sürecine hazır: Kabustan uyanmak hepimizin elinde-VİDEO

    KESK, TİS sürecine hazır: Kabustan uyanmak hepimizin elinde-VİDEO

    PİRHA – KESK, 2020-2021 Toplu İş Sözleşmesi (TİS) taleplerini kamuoyu ile paylaştı. Yapılan açıklamada “Talebimiz; İnsanca yaşam, güvenceli iş ve güvenli gelecektir” denildi.

    Üye sayısı en çok olan üç konfederasyonun toplu sözleşme tekliflerini en geç yarın mesai bitimine kadar Devlet Personel Başkanlığı’na (DPB) vermesi gerekiyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), MYK üyelerinin katılımıyla Ankara’da yaptığı basın toplantısında 2020-2021 TİS taleplerini kamuoyu ile paylaştı.

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “2020 -2021 V. dönem toplu sözleşme taleplerimizin başında insanca yaşam, güvenceli iş, güvenli gelecek bulunuyor” dedi.

    “İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK ÜCRET İSTİYORUZ”

    Gezen, 3 milyon kamu emekçisini ve 2 milyon kamu emekçisi emeklisini yakından ilgilendiren TİS sürecine dair “Ne yazık ki 5 milyon kamu emekçisi ve emeklisi 1 Ağustos’ta başlayacak toplu sözleşme görüşmelerini artan sorunlarla karşılıyor” diyerek şunları aktardı:

    “Bugüne kadar dört defa kurulan masadan, insanca yaşamaya yetecek bir ücretten güvencesiz, sözleşmeli istihdama son verilmesine, gelir vergisi adaletsizliğinin ve ek gösterge adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasından ek ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılmasına kadar hiçbir temel sorunumuz çözülmemiştir. Üstelik iki yıllık OHAL dönemi ve yaklaşık bir yıldır daha da görünür hale gelen ekonomik kriz mevcut sorunlarımızı daha da ağırlaştırmıştır.”

    “İNSANCA YAŞAM, GÜVENCELİ İŞ VE GÜVENLİ GELECEK”

    Gezen, kamu emekçilerinin taleplerinin aslında iki temel başlıkta toplandığını belirterek “Kamu emekçileri ve emeklileri öncelikle bugüne kadar ellerinden alınanları geri istiyor. Bugüne kadar hep ertelenen, fazlası ile hak ettikleri insanca yaşam, güvenceli iş ve güvenli gelecek için haklarının garanti altına alınmasını istiyor” dedi.

    Gezen, tekliflerinin beş ana başlıktan oluştuğunu söyleyerek şu talepleri sıraladı:

    -Halktan yana bir kamu hizmeti

    -Güvenceli istihdam, güvenli gelecek

    -Demokratik, adil bir çalışma yaşamı

    -İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret

    -Gerçek bir toplu pazarlık hakkı

    “OHAL İŞLEMLERİ İNCELEME KOMİSYONU OYALAMA ARACINA DÖNÜŞTÜ”

    Kamu emekçileri olarak yaşadıkları en temel sorunlardan birisinin de ‘iş güvencesinin OHAL süreci ile birlikte kullanılamaz hale getirilmesi’ olduğunu söyleyen Gezen şunları dile getirdi:

    “Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın yönetici ve üyesi toplam 4 bin 570 kamu emekçisi sorgusuz-sualsiz,  hukuksuz ve keyfi olarak işinden ekmeğinden edilmiştir. OHAL’in ilanından yaklaşık altı ay sonra kurulan, çalışmalarına ise OHAL ilanından yaklaşık bir yıl sonra başlayabilen ‘OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’ bir oyalama aracına dönüşmüştür.

    Biz KESK olarak, güvenceli istihdam, güvenli gelecek için

    • Hukuksuz ve keyfi olarak OHAL-KHK’leri ile işinden, ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesini,
    • İş güvencemizi fiilen kullanılamaz hale getiren tüm düzenlemelerin kaldırılmasını,
    • Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini,
    • Performans, esnek çalışma gibi kamu hizmetlerinde niteliği düşüren, kamu emekçilerini birbirinin rakibi haline getiren uygulamalara son verilmesini,
    • Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına sınavsız atanmalarını,
    • Ayrımsız tüm çalışanları kapsayan, meslek hastalıklarının tanımlandığı yeni bir İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yasasının hayata geçirilmesini,
    • 0-6 yaş grubundaki çocuklarımız için tüm kamu kurumlarında bir an önce ücretsiz kreşlerin açılmasını istiyoruz.

    Arıca;

    • Tüm kamu emekçilerine Türkiye genelinde kamu ulaşım araçlarından faydalanacağı ücretsiz aylık abonman kartı verilmesini,
    • Tüm kamu emekçilerine yılda iki kez brüt asgari ücret tutarında ikramiye verilmesini,
    • Göreve ilk başlayan kamu emekçilerine iki maaş tutarında ‘Hoş Geldin İkramiyesi’ verilmesini,
    • Ücretsiz kamu kreşleri açılıncaya kadar 0-6 yaş arasındaki her çocuk için 750 TL tutarında kreş yardımı verilmesini,
    • Bugün mevcut bütçe cetveli uyarınca kamu emekçilerine çalıştıkları her fazla saat için 2,13 TL tutarında fazla çalışma ücreti (fazla mesai ücreti) ödenmektedir. Eve dönüş minibüs parasını bile karşılamaya yetmeyen söz konusu tutarın kamu emekçisinin maaşının aylık çalışma saati olan 140’a bölünmesi sureti ile bulunan tutara çıkarılmasını,
    • Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, maaşlarımızın asgari ücret tutarını aşan kısmı için gelir vergisinin ilk dilim oranın uygulanmasını,
    • Lisans ve ön lisans mezunu tüm kamu emekçilerinin ek göstergesinin 3600’e çıkarılmasını, bunun dışında kalan tüm kamu emekçilerinin mevcut ek göstergelerinin 800’er puan artırılmasını,
    • Ek gösterge konusunda en mağdur kesim olan Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin ek gösterge cetveline dahil edilmesini,
    • Tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını,
    • Zorunlu BES kesintisinin kaldırmasını,
    • Mevcut emekli maaşlarının artırılmasını,
    • EYT haksızlığına son verilmesini,
    • Kadın çalışanların 20 hizmet yılı, erkek çalışanların 25 hizmet yılı dolduğunda yazılı talepleri halinde emekli olma hakkı kazanmasını,
    • Kademeli geçişle ilgili yaş hadleri uygulanmamasını, 5510 sayılı kanunda kademeli geçiş süresinin sonundan itibaren öngörülen yaş hadleri yerine kadınlarda 50, erkeklerde 55 yaşın dikkate alınmasını,
    • Ek ödeme adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasını, farklı kamu kurumlarında aynı ünvanda çalışan tüm kamu emekçileri arasında ücret eşitliğinin sağlanmasını,
    • 4/C den 4/B ye geçen personelin mevcutta %20 olan ek ödeme tutarının kademeleri temel alınarak %70 ile %105 bandına çekilmesini talep ediyoruz.

    KESK olarak yıllardır verdiğimiz mücadele sonucunda kurulan masanın kamu emekçilerinin ve emeklilerinin haklarının değil, ‘yetkili’ olarak oturanların şahsi çıkarlarını temel alan bir zemine dönüştürülmesine seyirci kalmayacağız.

    • Beş milyon kamu emekçisinin ve kamu emeklisinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarını temel alan,
    • İktidarın hem işveren olarak tarafı hem hakemi olmadığı,
    • Her sendikanın, konfederasyonun kendi üyeleri adına masaya oturabildiği,
    • Kadın kamu emekçilerinin kendi talepleri ile masada temsil edildiği,
    • Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu,
    • Grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu sözleşme talebimiz bu dönemde temel talebimiz olmaya devam edecektir.

    Ancak bu endişelerden kurtulmak, yıllardır süren bu kabustan uyanmak sizin, bizim, hepimizin elinde. Yeter ki hangi sendikanın üyesi olursak olalım hep birlikte haklarımız için omuz omuza verelim.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Yüzde 4-5 oranındaki zam emekçilerle alay etmektir’ – VİDEO

    ‘Yüzde 4-5 oranındaki zam emekçilerle alay etmektir’ – VİDEO

    PİRHA- Sendika ve meslek örgütleri, hükümetin, işçi, memur ve emekliler için belirlemiş olduğu yıllık yüzdelik maaş zam oranını protesto etti. Yapılan açıklamada “İnsanca, yaşanabilir ücret istiyoruz” denilerek Ağustos’ta yapılacak Toplu Sözleşme sürecinde taleplerin göz önünde bulundurulması istendi.   

    Kamu emekçileri ve emeklilerin merakla beklediği Toplu Sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos’ta başlayacak. 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisinin gözü, kurulacak masada olacak.

    Hükümet, çalışanlar için yüzde 5-6 oranında zam öngörürken, aralarında DİSK, KESK, TMMOB ve ATO’nun da bulunduğu meslek örgütleri Ankara’da sokağa çıktı.

    Ulus Meydanı’nda bir araya gelen yurttaşlar, “İnsanca yaşamaya yetecek bir ücretten, güvencesiz, sözleşmeli istihdama son verilmesine, gelir vergisi adaletsizliğinin ve ek gösterge adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasından ek ödemelerimizin emekli aylıklarımıza yansıtılmasına kadar hiçbir temel sorunumuz çözülmemiştir” dedi.

    “MAAŞLARIMIZ HER YIL AÇLIK SINIRINA YAKLAŞMAKTA”

    Meslek örgütleri adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Nusret Surkalar, şunları aktardı:

    “Maaşlarımızdaki erime sürmektedir.  Hedeflenen enflasyon oranlarına,  hatta bazen bunun bile altındaki rakamlara imza atanların ‘tarihi başarıları’ sayesinde maaşlarımız her yıl açlık sınırına daha fazla yaklaşmıştır.

    Ramazan ayından bugüne et ve et ürünlerinde, süt ve süt ürünlerinde yaşanan en az yüzde 20 artış görmezden gelinmiş, ‘meyve ve sebze fiyatlarında yaşanan düşüşün etkisi ile enflasyon düştü’ denilmiştir. Adeta 81 milyonun tamamının vejetaryen ya da vegan olduğu varsayılmıştır. Yine şekerden çaya, akaryakıt ürünlerinden elektriğe uzanan zamlar, alkol ve sigaradaki ÖTV artışları görmezden gelinmektedir.

    Tüm bunlara rağmen ne yazık ki bir kısım medya, kamuoyunu yanıltıcı haberlere imza atmaya devam etmektedir. 3 Temmuz’da enflasyonun açıklanmasından hemen sonra, Hayatımızda bir arada görmediğimiz para destesi fotoğraflarının yer aldığı bu haberlerde büyük puntolarla ‘memura 3 zam birden” manşetleri atılmıştır. ‘En düşük memur maaşı 3.723 TL oldu’ denilmiştir.

    Dün elimize geçen maaşlar tüm bu haberlerin koca bir palavradan ibaret olduğunu ispatlamaktadır.

    Bu ülkede yaşayan 81 milyon, TÜİK’in resmi enflasyonu ile düşük gösterilmeye çalışılsa da sokakta, pazarda yaşanan gerçek enflasyonun en az %40 olduğunu biliyor.

    Buna karşın maaşlarımızda %5’lik ‘toplu sözleşme’ zammını, %1,01’lik enflasyon farkını, iki günlük bebek bezi almaya yetmeyen çocuk yardımının üç beş kuruş artırılmasını ‘memura üç zam birden’ diye sunanları, en düşük maaşı hesap oyunları ile 650 – 700 TL fazla gösterenleri, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine atananların maaşlarında %40 zam yapılmasını görmeyip bizim maaşlarımızdaki sefalet artışını ‘müjde’ diye yutturmaya çalışanları buradan kınıyoruz.”

    “GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ İSTİYORUZ”

    Toplu sözleşme sürecine dair “İnsanca Yaşanabilir Bir Ücret İstiyoruz” denilen açıklamada şöyle devam edildi:

    “Bugün dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 6.750’TL’yi aşmıştır. En düşük ücrette bu yoksulluk sınırının temel alınmasını, eşi çalışmayan iki çocuklu en düşük maaşı alan kamu emekçisinin maaşının buna göre artırılmasını, eş ve çocuk, kira, yakacak, yemek ve ulaşım yardımları ile cebine giren paranın yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, tüm kamu emekçilerinin maaşlarının bu durum gözetilerek artırılmasını istiyoruz.

    Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini,

    Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, maaşlarımızın asgari ücret tutarını aşan kısmı için gelir vergisinin ilk dilim olan %15 oranın uygulanmasını,

    Tüm lisans ve ön lisans mezunu kamu emekçilerinin ek göstergesinin 3600’e çıkarılmasını, bunun dışında kalan kamu emekçilerinin mevcut ek göstergelerinin 800’er puan artırılmasını,

    Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına sınavsız atanmalarını, ek gösterge konusunda en mağdur kesim olan Yardımcı hizmetlilere ek gösterge cetveli çıkarılmasını,

    Hangi ad altında olursa olsun tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını,  mevcut emekli maaşlarının artırılmasını, Emeklilikte Yaşa Takılma (EYT) haksızlığına son verilmesini,

    İşe almada ve görevde yükselmede, unvan değişikliğinde mülakatın güvenlik soruşturması arşiv kaydı araştırmasının kaldırılmasını,

    Mahkeme kararı olmadan, hukuksuz bir şekilde KHK ile ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesini,

    0-6 yaş grubundaki çocuklarımız için tüm kamu kurumlarında tam gün hizmet veren ücretsiz kreşler açılmasını,

    Maaşlarımızdan isteğimiz dışında %3 kesinti yapmaya dayalı zorunlu BES sistemine son verilmesini,

    Kadınların sürekli ve güvenceli işlerde istihdamının sağlanmasını,  ayrımcılığın son bulmasını istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gazete Duvar’da toplu sözleşme

    Gazete Duvar’da toplu sözleşme

    PİRHA- Gazete Duvar ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) arasında toplu iş sözleşmesi imzalandı. Sözleşmeyle, mevcut sosyal haklar daha da geliştirildi.

    Yayın hayatında üçüncü yılını dolduran Gazete Duvar’da sendikalaşma çalışması tamamlandı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile Gazete Duvar adına İcra Kurulu Başkanı Ömer Araz’ın imza attığı TİS’le, çalışanlar birçok yeni hakka kavuştu.

    TİS’in ardından açıklama yapan Araz, her zaman çalışanların haklarını gözeten bir anlayışla hareket ettiklerini belirterek, ilk görüşmede imzaların atıldığına dikkat çekti.

    TGS Başkanı Gökhan Durmuş ise sendikal örgütlülüğün en zayıf olduğu işkolunun başında medya sektörünün geldiğini hatırlatarak, Gazete Duvar’la imzalanan sözleşmenin önemine dikkat çekti. Son yıllarda yaptıkları örgütleme çalışmalarıyla işkolu barajını geçtiklerine vurgu yapan Durmuş, tüm gazetecilere sendikalaşma çağrısı yaptı.

    İmzalanan toplu sözleşmeyle, mevcut haklara ek olarak;

    – Haftada iki gün izin

    – Her 1 Mayıs’ta 500 lira ikramiye

    – Her yıl 250 TL izin parası

    – Çocuğu olanlara yıllık 1000 lira eğitim/kreş yardımı..

    -Yıllık izinlerin 4 hafta olması

    -5 yılını doldurana 1 tam altın verilmesi gibi sosyal haklar da sağlandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • BES: Soygun düzenine dur diyelim-VİDEO

    BES: Soygun düzenine dur diyelim-VİDEO

    PİRHA – 5 Milyonun üzerinde kamu ve memur emeklisinin merakla beklediği zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri Ağustos’ta başlayacak. Büro Emekçileri Sendikası (BES) “kayıplarımızın karşılandığı, taleplerimizin dikkate alındığı gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz” dedi.

    Kamu emekçileri ve emeklilerinin 2020 ve 2021 yıllarında alacağı zam ve sosyal destek ödemelerinin belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri Ağustos ayında yapılacak. 3 Milyonun üzerinde kamu emekçisi ile 2 milyonun üzerinde memur emeklisinin merakla beklediği zamlar yapılacak toplantılar sonrasında belirlenecek.

    Konuya dair açıklama yapan BES, büro emekçilerinin toplu iş sözleşmesi taleplerini Ankara’da yaptığı basın toplantısı ile duyurdu.

    BES Genel Başkanı Serpil Akpınar tarafından yapılan açıklamada “Ülkemizde kamu emekçilerinin grevli/toplu sözleşmeli sendika hakkı, siyasi iktidar tarafından yıllardır yok sayılmakta ve toplu sözleşme sınırlı mali ve sosyal haklara indirgenmektedir. Oysa toplu sözleşme süreci kamu emekçilerinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarının tümünü kapsamalı ve grev hakkının kullanıldığı bir süreç olmalıdır.” denildi.

    Akpınar, kamu emekçilerinin yoksulluk, güvencesizlik ve ağırlaşmış sorunlarla karşı karşıya olduğunu söylerken taleplerini şu şekilde sıraladı:

    “15 Temmuz darbe hukuku, OHAL KHK’ları ve sözleşmeli personel uygulamasıyla iş güvencesinin fiilen ortadan kaldırılması, derinleşen ekonomik kriz karşısında ücretlerin erimesi, enflasyonun altında zamların dayatılması, kamuda partizanlığın, baskıların artması, liyakatın rafa kaldırılarak mülakat yoluyla hükümet memurluğunun yaratılması, işyerlerinde dayanışmanın yerine performansa dayalı rekabetin geçirilmesi, Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemiyle, sosyal güvenlik ve emeklilik hakkının gasp edilmek istenmesi gibi daha sayabileceğimiz birçok sorunla bugün kamu emekçileri karşı karşıyadır.”

    “GERÇEK BİR TOPLU SÖZLEŞME İSTİYORUZ”

    “Öncelikle Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplu sözleşme düzeni yaratılmalıdır.

    OHAL KHK’ları ile hukuk dışı bir şekilde hayata geçirilen ihraçlar ve açığa almalara son verilmeli, hukuki deliller ve mahkeme kararları olmadan ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.

    Kamuda sözleşmeli istihdama son verilmeli, sözleşmeli olarak işe başlatılan büro emekçileri kadrolu istihdam edilmelidir.

    Yılın ikinci yarısında maaşlarımızda yaşanan erimenin önüne geçilebilmesi için vergi dilimi soygununa son verilmeli, Açlık sınırı altındaki ücretlerden vergi, sigorta vb. gibi kesintiler kaldırılmalıdır. %15 olan 1 nci gelir vergisi dilimi %10’a indirilmeli, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlarda gelir vergisi, birinci vergi diliminde sabitlenmelidir.

    Temel ücretler arttırılmalı, en düşük ücret yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.

    2019 Yılı için gerçekleşen Enflasyon+Büyüme Oranı (Refah Payı) kadar ek zam yapılmalıdır.

    TÜİK verilerine göre, 2020 itibariyle ortalama kira bedeli olan 1.000 TL kira yardımı ödenmelidir.

    Çalışmayan eş için yapılan aile yardımı emeklilikte de devam etmelidir.

    Kamuda siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, yöneticilerin belirlenmesinde ve ilk atamalarında sendikal, siyasal referanslar değil, liyakat temel alınmalıdır.

    Ek göstergelerde güncelleme yapılarak, ilk, orta ve lise mezunlarının da ek göstergeden yararlandırılmasına imkân sağlanarak, en az 3600 ek gösterge tüm büro emekçilerine verilmelidir.

    Sözleşmeli büro emekçilerine görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına girme hakkı verilmelidir.

    Kadrolu çalışanlar ile sözleşmeli çalışanların her türlü izin hakları eşitlenmelidir.

    Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b’li emekçilerin,  4/a’lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.

    Kadrolu çalışanlar ile sözleşmeli çalışanların her türlü izin hakları eşitlenmelidir.

    Eşit işe eşit ücret ilkesi gereği 4/b’li emekçilerin,  4/a’lı emekçiler kadar ek ödeme alması sağlanmalı, görevde yükselme, kıdem, izin gibi özlük ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.

    “TACİZ KARŞI KORUYUCU TEDBİRLER ALINMALI”

    “Kadın odaklı taleplerini de aktaran Serpil Akpınar şöyle devam etti:

    Kadınların işyerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılık ile taciz ve mobbingi önleyici politikalar ve mekanizmalar oluşturulmalıdır. Taciz ve mobbingin açığa çıkmasını kolaylaştırıcı, failleri caydırıcı ve mağdurları koruyucu tedbirler alınmalıdır.

    Kadın emekçilere yönelik işlenen her türlü eril suçta (sözlü taciz, fiziksel taciz, cinsel taciz, mobbing, tehdit, şiddet) kadının beyanı esas alınmalı, herhangi bir belgelendirme istenmeksizin gerekli soruşturma ve kovuşturma başlatılmalıdır.

    Boşanma aşamasında olan, boşanmış olan, mobbinge, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değiştirme talepleri, beyanları esas alınarak, herhangi bir belgeye gerek kalmaksızın ve bekletilmeden yerine getirilmelidir.

    İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla, kadınlar için kurgulanan esnek (yarı, kısmi, uzaktan, tele vb.) zamanlı çalışma biçimleri terkedilmelidir.

    Ev ve bakım (çocuk, yaşlı, hasta vb.) sorumluluklarını yalnızca kadına yükleyen anlayıştan uzaklaşılmalı, bu anlayışı ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmelidir.

    Bakım (çocuk, yaşlı, hasta) hizmetlerinin, parasız, anadilinde, 24 saat açık, nitelikli ve denetimli kurumlar tarafından verilmesinin imkanları yaratılmalıdır.

    Bir ebeveyn hakkı olarak her işyerinde kreş açılmalıdır.

    Doğum öncesi ve sonrasında kadının ihtiyacına göre kullanabileceği en az 24 ay ücretli doğum (analık) izni uygulanmalıdır.

    Süt izinlerinin kullanımının önündeki her türlü yasal ve fiili engel kaldırılmalıdır.”

    PİRHA / ANKARA

  • Kamuda grev kapıya dayandı

    Kamuda grev kapıya dayandı

    Kamu işçilerini ilgilendiren toplusözleşme sürecinde hükümetin masaya oturmaması nedeniyle grev aşamasına gelindi.

    Yaklaşık 200 bin kamu işçisinin sözleşmesinde hükümetin hâlâ teklifini vermemesi nedeniyle grev aşamasına gelindi. Kamu işvereni hükümet ile işçi konfederasyonları arasında çerçeve sözleşme imzalanmadan hiçbir sözleşmeyi sonuçlandırmıyor. Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, sözleşmenin masa başında çözümlenmesini isterken, “Talep ettiğimiz atla deve değil. Rahatça nefes alacak bir ücret talep ettik” dedi.

    Türk-İş’e bağlı sendikalar ocak ayında 70 bin, martta da yaklaşık 85 bin işçi adına sözleşme görüşmelerine başlamıştı. Görüşmelerde idari maddelerde çoğunlukla anlaşma sağlandı. Ücretle ilgili maddelerde ise ilerleme olmadı. Bunun için Türk-İş ile hükümet arasındaki çerçeve sözleşmenin imzalanması bekleniyor.

    TALEP 3 BİN 500 TL

    Taleplerini hükümete ileten Türk-İş, öncelikle düşük ücretlerin 3 bin 500 liraya çekilmesini, ardından tüm kamu işçilerine seyyanen brüt 300 lira zam yapılmasını istiyor. İlk altı ay için yüzde 15 zam talep eden Türk-İş, iki, üç ve dördüncü altı aylar için de enflasyon + 3 puan artış talebinde bulundu. Hükümet ise temmuz ayı gelmesine karşın hâlâ teklifini sunmadı.

    Genel Maden-İş Sendikası’nın Kamu-İş ile yürüttüğü Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Maden Tetkik Arama Kurumu’nda (MTA) çalışan işçileri ilgilendiren sözleşmede arabulucu süreci de geçtiğimiz gün sona ermişti. (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de Genel İş Sendikası çalışanı işçilere polis saldırdı

    İzmir’de Genel İş Sendikası çalışanı işçilere polis saldırdı

    PİRHA- DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası 2 No’lu şubenin İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde toplu sözleşme talebiyle düzenlediği basın açıklamasına polis müdahale etti. İZENERJİ işçisi Genel-İş üyelerinin açıklama yapmasına izin vermeyen polis, biber gazı ile müdahale ederek 15 işçiyi gözaltına aldı. 

    Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) üyeleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İZENERJİ şirketi ile imzalamak istediği Toplu İş Sözleşmesi’ne (TİS) ilişkin belediye binası önünde açıklama yapmak istedi. Belediye binasının bulunduğu Konak Meydanı’nda toplanan Genel-İş üyelerine polis biber gazıyla müdahale etti. Polislerce darp edilen işçilerden 15 kişi gözaltına alındı.

    Yaşanan olay üzerine Genel-İş 7 No’lu Şubesi, tüm üyelerine iş bırakma çağrısında bulundu. Polis, işçilerin toplanmasına engel olmak için Konak Meydanı’nı abluka altına aldı. Öte yandan öğrenilen bilgiye göre Genel-İş Sendikası üyelerine işlerini durdurarak, tüm ekipmanları ile birlikte Konak Meydanında toplanma çağrısı yaptı. Ayrıca ESHOT’a bağlı otobüslerin ve belediyenin çöp arabalarının yolları kapattığı bilgisine ulaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Karagöz: Emekçilerin alın teri iktidara peşkeş çekilmiştir

    Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Karagöz: Emekçilerin alın teri iktidara peşkeş çekilmiştir

    PİRHA- Hükümetin yetkili sendika Memur Sen ile yaptığı toplu sözleşmede çıkan %3,5 zammı eleştiren Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, “Hükümet destekli sözde yetkili satış sözleşmesi ile bayram öncesi kamu emekçilerinin alın teri ve sofrasındaki ekmeği siyasal iktidara peşkeş çekilmiştir” dedi.

    Hükümetin yetkili sendika Memur Sen ile 1 Ağustos 2017 tarihinde başlayan 2018–2019 yıllarını kapsayan 4. Dönem “toplu sözleşme” görüşmelerinde çıkan  %3,5 zammı eleştiren Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

     “SÜRECİN KİMLERLE YÜRÜTÜLDÜĞÜNÜ İYİ BİLİYORUZ”

    “Hükümet destekli sözde yetkili satış sözleşmesi ile bayram öncesi kamu emekçilerinin alın teri ve sofrasındaki ekmeği siyasal iktidara peşkeş çekilmiştir” diyen Karagöz, “Hükümet açısında süreci yönetmek oldukça kolay olmuştur. Kendi yarattığı ve büyüttüğü bir sendikanın üretimde gelen gücünü gösterip, restleşmeyi beklemek hayalcilik olurdu. 3 milyon kamu emekçisini ve 2 milyon kamu emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme sürecinin nasıl ve kimlerle yürütüldüğünü her kamu emekçisi arkadaşımın gayet iyi bildiğini düşünüyorum. Sanayiciye, işadamlarına ve yandaşlara kaynak ve olanakları sonuna kadar kullananlar emekçiye %3,5 zammı reva görmektedir” dedi.

    “KESK OLARAK SÜRECE KARŞI ÇIKTIK”

    “Bu toplu sözleme sürecinde kamu emekçilerinin özlük, ekonomik ve demokratik hakları ile ilgili yetkili sendika olumlu bir adım atamamış ve kamu emekçilerinin lehine bir tutum sergileyememiştir” ifadelerini kullanan Karagöz, “Satış sözleşmesini gece yarısı imzalayan Memur Sen ağasına başkaldırma cesareti gösteremeyerek başta 1 milyon üyesi olmak üzere 3 milyon kamu emekçisine ihanet etmiştir. Gerçi yöneticilerini siyasi iktidarın belirlediği, üyelerini ise baskı ve zorlamanın yanında devletin imkân ve olanaklarının peşkeş çekilerek yapıldığı hormonlu bir sendikada gerçek bir toplu sözleşme nasıl beklenir ki, Bu sürece KESK olarak en başından beri karşı çıktığımız, gerçek evrensel toplu sözleşme sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tekli sendikal rejim ve siyasal iktidarın son sözü söylemesinin dayatıldığı “Türkiye Tipi Toplu Sözleşme Sisteminin” iflas ettiğini bir kez daha ispatlamıştır” ifadelerini kullandı.

    “KARANLIĞA KARŞI DİRENEN CESUR İNSANLAR OLACAKTIR”

    “Emeği ve alın teri ile geçinen açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm edilen emekçi kardeşlerim taleplerimizi ortaklaştırıp, güçlerimizi birleştirdiğimizde başka bir dünya tarifi bizim açımızda mümkündür” diyen Karagöz, “Havuz medyasında tarafından iki satır alt yazı ile geçen bu toplu sözleşme sonucu, toplumsal bir tepki ile karşılaşırsa ülkenin diğer önemli gündemleri gibi siyasal iktidar algı operasyonu ile gündemi değiştirir. Ülkenin kötü gidişatına dur dediğimiz için, emekçilerin taleplerinin hayat ve yaşam bulmaları için, emek, barış ve demokrasi için mücadelemizden kaynaklı ihraç edildik. Ama yenilmedik. Aydınlık günleri sizlere müjdeleyecek olanlar karanlıklara karşı direnen bu ülkenin aydın ve cesur insanları olacaktır” diye konuştu.

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

  • Memur-Sen sefalet ücretinde hükümet ile anlaştı; İmzalayanlara tepkiler yağıyor

    Memur-Sen sefalet ücretinde hükümet ile anlaştı; İmzalayanlara tepkiler yağıyor

    PİRHA – Hükümet ile Memur – Sen, kamu çalışanlarına sefalet ücreti için gece yarısı anlaşmaya vardı. Bu sabah da imzalar atıldı. Açlık sınırının 1498, yoksulluk sınırının 4 bin 878 lira olduğu Türkiye’de, yapılan anlaşma ile memur yine ay sonunu getiremeyecek.

    Dün gün boyu 3,2 milyon memur, 1,9 milyon memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinde Memur-Sen kamu emekçilerini yine açlığa mahkum eden bir rakamda hükümet ile anlaştı. Yapılan anlaşma ise, 3,5 +4+4+5 oranları üzerinden gerçekleşti.

    3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisine; 2018-2019 yılında yapılacak zam oranları için toplu sözleşme görüşmelerinde gece yarısından sonra Memur-Sen ile hükümet arasında anlaşma sağlandı.

    Hükümet son teklifini 2018 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 3.5, 2019 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 5 olarak açıklarken; Memur-Sen bu teklifin müzakereye açık ancak imzaya kapalı olduğunu belirtti. Yapılan anlaşma ise, 3,5 +4+4+5 oranları üzerinden gerçekleşti.

    Toplu sözleşme görüşmelerinin son gününde hükümetin yeni teklifini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu açıkladı. İlk tekliflerini 2018 yılı ilk altı ay için yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3, 2019 yılı için de ilk altı ay yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3 olarak yaptıklarını belirten Sarıeroğlu, son tekliflerinin 2018 yılın ilk altı ayı için yüzde 3,5 ikinci altı ayı için yüzde 3,5, 2019’un ilk altı ayı için yüzde 3,5, ikinci altı ayı için yüzde 3,5 şeklinde revize ettiklerini söyledi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, akşamüzeri toplu sözleşme sürecine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, “Makul ve makbul teklifle gelinsin istedik, süreç içerisinde rakamlardan ziyade mesajlar iletildi. 3,5’lu teklifler sıralanınca buna ilişkin diplomasimizi hızlandırdık. Ortaya çıkan rakam 3,5+3,5, 2019 için 4+5 olarak ifade edilmiştir” dedi.

    Sunulan teklifin kamu görevlilerini memnun etmekten uzak olduğunu kaydeden Yalçın, “Masanın imzaya hazırlanması için yeterli süre var ve bu birkaç puanla birlikte birleştirilebilir yeniden bir araya gelinebilir” diye konuştu.

    Sunulan teklifin kamu emekçilerini tatmin etmekten uzak olduğunu belirten Yalçın, gece yarısı ilk altı ay için yarım puana razı gelerek 5 milyon kamu emekçisini satış sözleşmesine mahkum etti.

    AKP hükümeti ile Memur-Sen 5 milyon kamu emekçisinin satış sözleşmesini bugün saat 11.00’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda imzaya açıldı.

    SOSYAL MEDYADA “SADAKA SÖZLEŞMESİ”NE TEPKİLER YAĞIYOR

    Sosyal medyada “sadaka sözleşmesi” olarak belirtelen anlaşmaya tepki yağıyor. #SatışSözleşmesineHayır etiketiyle tepkilerini dile getiren kullanıcılar Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın ‘sadaka pazarlığı’ yaptığını belirtiyor. Yalçın’ın Fethullah Gülen hakkında attığı geçmiş olsun tweeti de tekrar gündeme geldi. İşte sosyal medyada toplu sözleşme ve Memur Sen Başkanı Alı Yalçın hakkında yapılan yorumlardan bazıları:

     

     

    Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) de sosyal medya hesabından “KESK, çirkin pazarlıklarınızı teşhir edecek, sendikal hak ve özgürlükler mücadesinden taviz vermeyecektir” dedi.

    HABER MERKEZİ