PİRHA-Samandağ’ın Mağaracık ve Hıdırbey Mahallelerinde acil kamulaştırma kararı ardından tarım arazilerinde ağaç yıkımına başlandı. Yıkıma karşı direniş başlatan yurttaşlar, “Bizi bu topraklara gömmeden geri adım atmayacağız” dedi.
Hatay’da acil kamulaştırma gerekçesiyle bölge halkının arazileri hukuki süreç devam ederken iş makinaları tarafından gasp edildi. Yapılan uygulamaya karşı çıkan yurttaşlar, kepçe makinesinin üzerine çıkarak sökümü durdurdu. Direnişin ikinci gününde tarım arazilerinde nöbet tutan yurttaşlar, verimli tarım alanlarında konut yapımına müsaade etmeyeceklerinin altını çizdiler.
“MAHSULLÜ AĞAÇLARI KATLETTİLER”
Yaşananlara tepki gösteren Samandağ halkı, “Sapasağlam ağaçlarımızı köklerin alıp söktüler. Meyveler dalındayken, biz 10 gün sonra mahsülleri toplamaya hazırlanırken hepsini koparıp attılar. Narenciye ülkede ilk olarak burada yetişiyor, bu ağaçlalrı söküp atarak yarın bu meyvelerin alınamayacak fiyata satılmasına neden olacaklar. Rant uğruna doğayı, geçim kaynaklarımızı talan ediyorlar. Bizi bu topraklara gömmeden geri adım atmayacağız” diyerek 21 Nisan’da görülecek duruşmaya da destek çağrısında bulundu.
MÜCADELE ÇAĞRISI
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Pelin Kahiloğulları, halkın topraklarının ve doğanın şirketlere peşkeş çekildiğini belirterek, “Direnişin ikinci günü Samandağ Mağaracık Mahallesi insanların binlerce yıllık atadan kalma birikimlerine, mülklerine el konuluyor. Aynı zamanda muazzam bir doğa talanı yaratılıyor. Bir yandan meyvesi üzerinde duran ağaç kesiliyor, öte yandan sürekli doğal yaşamda var olan hayvanların yaşam alanları yok ediliyor. Halkımız dün burada şiddete rağmen geri adım atmadı, 21 Nisan’da mahkeme olacak. Hala yurttaşlara herhangi bir belge gelmemiş, Samandağ Kaymakamı’nın işgüzarlığı sonucunda Egemen İnşaat Şirketi ile TOKİ başkanıyla anlaşması sonucunda dün buradaki ağaçlar talan edildi. Halkın yaşama, barınma hakkını savunuyoruz ancak barınma hakkı bu şirketlere çekilen peşkeşlerle mümkünmüş gibi gösteriliyor. Bu yalanların karşısında birlikte mücadele etme çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
Direniş yurttaşların tarlalarını terk etmemesiyle devam ediyor.
PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, TÖP’e yönelik operasyonlara tepki göstererek, “TÖP, yargı eliyle kriminalize edilmek isteniyor. Gözaltılar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
Milletvekili Perihan Koca, TBMM’de yaptığı basın toplantısında TÖP’e yönelik operasyonlara tepki gösterdi. Basın toplantısına Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Burcugül Çubuk, Sevilay Çelenk, Kezban Konukçu ile Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca da katıldı.
Aralarında TÖP MK üyesi Hatice Göz’ün de bulunduğu 4 kadının gözaltına alınmasına yönelik konuşan Koca, suç teşkil edecek hiçbir gerekçenin olmadığını söyleyerek, “Ankara Emniyeti başta olmak üzere suç üstüne suç işleniyor. Olağan koşullarda içeriği bomboş, elle tutulacak hiçbir yanı olmayan uyduruk gerekçelerle yukarıdan verilen siyasi bir karardır” dedi.
TÖP’ün yargı eliyle kriminalize edildiğini ifade eden Koca, şunları söyledi:
“Dosyada gizlilik kararı bulunduğunu ifade etmelerine rağmen, iktidar medyasının hukuka aykırı bir şekilde basına servis ettiği bilgilere göre; arkadaşlarımız, daha önce devletin kendi mahkemelerinin bile var olmadığını kabul ettiği bir örgütün üyesi olmak ve bu örgüt adına faaliyette bulunmakla suçlanıyorlar. Çok net bir şekilde görülüyor ki; daha önce de defalarca çeşitli gömlekler giydirilmeye çalışılan Toplumsal Özgürlük Partisi, talimatlı yargı eliyle kriminalize edilmek isteniyor. Söz konusu operasyonel kumpas davaları yönelimi elbette sadece Toplumsal Özgürlük Partisi’ne yönelik değil. İktidar karşısındaki tüm güçler hedefte. Buradan bir kez daha gözaltıların derhal serbest bırakılmasını talep ediyor ve tüm kamuoyunu bu operasyona karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz”
PİRHA-Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Bir Çıkış Var: Demokratik Cumhuriyet” başlığıyla 7 Ocak Cumartesi günü İstanbul Şişli’de bulunan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde sempozyum gerçekleştirecek.
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Bir Çıkış Var: Demokratik Cumhuriyet” başlığıyla 7 Ocak günü İstanbul Şişli’de sempozyum düzenleyeceğini duyurdu. Şişli Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde saat 10.00’da başlayacak olan etkinlikte, Ali Ergin Demirhan “Cumhuriyet ve Devrim”, Ayşegül Devecioğlu “Demokratik Anayasa Hazırlık ve Katılım Süreçleri”, Erdoğan Aydın “Türkiye Cumhuriyeti Niçin Demokratikleşemedi?”, Hakan Öztürk “Bir Kademe Olarak Demokratik Cumhuriyet”, Hakkı Özdal “Sınıf Savaşının Bir Zemini Demokrasi ve Diktatörlük”, Levent Köker “Demokratik Cumhuriyet İçin Nasıl Bir Anayasa?”, Mert Büyükkarabacak “Demokrasiyi Sınıf Mücadelesi Ekseninde Düşünmek”, Mustafa Durmuş “Emekten Yana Bir Geçiş Ekonomisi Önerisi: Demokratik Katılımcı Ekonomi”, Nuray Sancar “Halkın Cumhuriyeti, Halk Demokrasisi”, Oğuzhan Kayserilioğlu “Demokratik Cumhuriyetin Güncelliği”, Perihan Koca “Güncel Bir Olasılık Olarak Demokratik Cumhuriyet”, Rıza Türmen “Demokratik Bir Anayasanın Temel İlkeleri”, Şebnem Oğuz “AKP’li Yıllarda Siyasal Rejimin Dönüşümü”, Tayyip Temel “Kürt Sorununun Tarihsel Çözümü Bağlamında Demokratik Cumhuriyet” başlığıyla sunum gerçekleştirecekler.
PİRHA- Toplumsal Özgürlük Partisi İzmir Halk Sağlığı Meclisi, salgın döneminde sağlık çalışanlarının izin, emeklilik ve istifa etme haklarının anayasaya aykırı bir biçimde ellerinden alınarak, çalışma şartlarının ağırlaştığına dikkat çekti.
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) İzmir Halk Sağlığı Meclisi, ‘Sağlık Haktır Herkese Güvenceli Yaşam’ kampanyası başlatarak salgın sürecinde sağlık emekçilerinin ağırlaşan şartlarının düzeltilmesi çağrısında bulundu.
İzmir Halk Sağlığı Meclisi adına açıklamayı okuyan Arzu Sert, “Salgınla kahramanca, canla başla savaşan ve bu uğurda ağır bedeller ödeyen sağlık çalışanların tüm talepleri yerine getirilmelidir. Covid-19 meslek hastalığı sayılmalı, aşılama konusunda öncelik sağlık çalışanlarına tanınmalıdır. Öte yandan sağlık emekçilerinin salgınla mücadele edebilmelerinin en temel koşulu tam kapanmadır. Tam kapanma sağlanmadan, sağlık emekçilerinin sırtlarına yüklenen salgın yönetimi terk edilmelidir” ifadelerini kullandı.
“SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTALIKTA MÜCADELEDE KURBAN EDİLDİ”
Sağlık politikalarının iflas ettiğini, halk ve sağlık emekçilerinin kendi kaderine terk edildiğini belirten Sert, halkın salgının yarattığı yıkım koşullarında ölüm, açlık ve hastalıkla baş başa bırakıldığını ve sağlık çalışanlarının çok büyük bir hızla yayılan hastalıkla mücadelede kurban olarak kullanıldığını kaydetti.
Sert, “Salgının başladığı süreçten bugüne kadar 300en fazla sayıda sağlık emekçisini kaybettik. Sağlık emekçileri insani olmayan çalışma koşullarına maruz bırakılmaktadır. Kişisel koruyucu ekipmanlar ne sağlık emekçilerine ne de halka sağlanmıyor. Hakkınız ödenmez diyerek alkışlanan sağlık emekçilerine ayrılan 2021 sağlık bütçesi tam anlamıyla utanç tablosudur. Bütün bunları sırf ekonominin çarkları dönsün, zengin bir azınlık servetini büyütmeye devam etsin diye yapıyorlar. Büyük bir kesimin canı ve sağlığı küçük bir azınlığın çıkarı için feda ediliyor. İşçiler, emekçiler, yoksullar eve kapanıp yoksullaşmak ve işsiz kalmak ile işe gidip hastalığı kapmak, ölmek ya da hastalığı yakınlarına bulaştırmak arasında bırakıldı. Ayrıcalıklı bir azınlık dışında hiç kimsenin güvenceli bir şekilde eve kapanma lüksü olmuyor. Dolayısıyla salgın altında kapitalizmin çarkları döndürülmeye devam ediyor” diye konuştu.
“Bu böyle gitmemeli diyen herkesi kampanyamıza ses vermeye, işçilerin, yoksulların, sağlık emekçilerinin taleplerini hep birlikte dillendirmeye çağırıyoruz” diyen Sert, kampanyaya destek olma çağrısında bulunarak salgınla canla başla savaşan ve ağır bedeller ödeyen sağlık çalışanların tüm talepleri yerine getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Sert, talepleri şöyle sıraladı:
*Salgınla etkili bir mücadele için Türk Tabipler Birliği’nin 28 günlük tam kapanma çağrısı derhal uygulanmalıdır. Bu kapanmada elbette acil ve zorunlu işler dışarıda bırakılmalıdır. Ancak daha da önemlisi, bu kapanmanın ekonomik maliyeti devlet tarafından karşılanmalıdır.
* Herkese gelir güvencesini içine alacak bir dizi ekonomik önlem paketi hazırlanmalıdır. Ücretsiz izin uygulamasının yasaklandığı, ücretli izne herkesin erişebileceği düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Doğalgaz, elektrik, su, telefon, internet gibi hizmetlerin giderleri ücretsiz olmalıdır.
*Aşıya erişim konusundaki tüm şüpheler giderilmelidir. Bilimsel ve etik kurallarla ruhsatlandırılmış aşılar herkese ücretsiz uygulanmalı, uygulama konusundaki sınıfsal ayrım ortadan kaldırılmalıdır. Yoksulların aşıya erişimleri derhal sağlanmalıdır.
*Salgında ön saflarda mücadele veren sağlık çalışanları mesleklerini icra ederken temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Nitelikli ve sağlıklı beslenme hakları dahi ellerinden alınıyor. Medyada yer alan görsellerden gördük ki bizlere kuru ekmek uygun görülüyor. Sadece birkaç gün önce Mersin’de sağlık çalışanı Kadir Saldız 24 saatlik tuttuğu nöbetin ardından dinlemek için uzandığı sandalyeden kalkamadı.24 saat nöbet uygulaması yasaklanmalı, sağlık kurumlarında dönüşümlü çalışma uygulaması planlanmalıdır.
*Sağlık emekçilerinin izin, emeklilik ve istifa etme hakları anayasaya aykırı bir biçimde ellerinden alınıyor. Uzun çalışma süreleri pandemi ile daha fazla artmıştır. Acilen ihtiyacı karşılayacak kadrolu sağlık emekçileri istihdamı yapılmalıdır. En düşük temel ücret yoksulluk sınırının üstünde olmak üzere düzenleme yapılmalıdır.
*Salgınla kahramanca, canla başla savaşan ve bu uğurda ağır bedeller ödeyen sağlık çalışanların tüm talepleri yerine getirilmelidir. Covid 19 meslek hastalığı sayılmalı, aşılama konusunda öncelik sağlık çalışanlarına tanınmalıdır. Öte yandan sağlık emekçilerinin salgınla mücadele edebilmelerinin en temel koşulu tam kapanmadır. Tam kapanma sağlanmadan, sağlık emekçilerinin sırtlarına yüklenen salgın yönetimi terk edilmelidir.
*Sağlık emekçilerine dinlenebilecekleri alanlar sağlamayan, sağlık hizmeti verme konusunda birer ucubeye dönüşen özel hastaneler ve şehir hastaneleri kamulaştırılmalı, sağlık paralı bir hizmet olmaktan çıkarılmalıdır.
*Bir diğer nokta ise, halkın ruh sağlığı ile ilgili. Toplumun büyük bir kesiminde şok etkisi yaratan ve büyük yıkımlara yol açan salgın ve ekonomik kriz ruh sağlığı üzerinde büyük hasarlara yol açıyor. Çocuklardan gençlere, orta yaştan yaşlılara kadar toplumun tüm kesimleri bu olumsuz koşullardan fazlasıyla etkileniyor. Bu çerçevede, ruh sağlığı hizmetlerine erişim konusunda adımlar atılmalı, ruh sağlığı hizmetleri yaygınlaştırılmalı ve ücretsiz hale getirilmelidir.
PİRHA- Aralarında Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri’nin de bulunduğu sosyalist gruplar ortak açıklama yaparak, “Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi.
Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri, Kaldıraç, Köz, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Türkiye İşçi Partisi ortak bir açıklama yaparak, 24 Haziran seçimleri için “Sandık başından sokak başına, oylarımızın peşindeyiz.
‘Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Türkiye halkları demokrasiye, adalete, eşitliğe ve özgürlüğe inancını bir kez daha gösterdi. Adaletsiz, eşitsiz, baskıcı koşullar altında irademizi bir kez daha binbir emek ve fedakarlıkla 24 Haziran’da sandığa taşıyoruz.
Şimdi irademize omuz omuza sahip çıkma zamanıdır.
Bizler HDP ve Selahattin Demirtaş’ın seçim başarısı için ortaklaşan Demokrasi Güçleri olarak;
Oyumuza ve geleceğimize sahip çıkmak için;
Türkiye halklarının demokratik iradesine dönük her türlü müdehaleye karşı durmak için nöbette olacağız.
24 Haziran’da tüm yurttaşlarımızı sandığa oy kullanmaya, okul önlerinde, seçim kurulları önünde buluşarak irademize sahip çıkmaya;
Seçim sürecindeki her tür hile ve baskıya birlikte karşı durmaya;
Oy sayım sonuçlarının duyurulmaya başlandığı süre boyunca ve seçim sonuçlarının netleştiği, resmi ilanın yapıldığı ana kadar tüm süreci birlikte takip etmeye,
Ortaklaşmamızdan, dayanışmamızdan doğan sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getirmeye çağırıyoruz.
Asla boyun eğmeyenler ve biat etmeyenler olarak, şimdi, birliğimiz daha da büyüdü, dayanışmamız daha da sağlam, daha da güçlüyüz dünden.
24 Haziran seçimleri, bize tarihsel bir fırsat sunuyor. Adaletsizlik ve zorbalık iktidarına DUR demenin, tam zamanı.
Bugünü kazanalım, geleceğimize sahip çıkalım.
Haydi! “ADİL VE DEMOKRATİK BIR SEÇİM” için buluşmaya!”