Etiket: trabzon

  • CHP’nin standına saldıran Bilal Gökalp tutuklandı

    CHP’nin standına saldıran Bilal Gökalp tutuklandı

    PİRHA- Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim için başlattılan imza kampanyasının Trabzon’daki standına bıçakla saldıran Bilal Gökalp tutuklandı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tahliye edilmesi ve erken seçim için CHP tarafından başlatılan imza kampanyası devam ediyor.

    Kampanya kapsamında Trabzon’daki Kahramanmaraş Caddesi’nde 3 Nisan’da CHP Gençlik Kolları tarafından açılan standa Bilal Gökalp isimli şahıs tarafından bıçaklı saldırı düzenlendi. Standı deviren ve CHP’li Fikret Ayartepe’yi yaralayan Bilal Gökalp, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sağlık kontrolünün ardından adliyeye çıkarılan zanlı, cumhuriyet savcılığındaki sorgusundan sonra tutuklanması talebiyle Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Zanlı, çıkarıldığı hakimlikçe “taksirle yaralama” suçundan tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP standına bıçaklı saldırıda 1 kişi yaralandı

    CHP standına bıçaklı saldırıda 1 kişi yaralandı

    PİRHA- Trabzon’da CHP’nin standına bıçaklı saldırı düzenlendi 1 kişi yaralandı.

    CHP Trabzon Gençlik Kolları’nın Trabzon’daki Kahramanmaraş Caddesi’nde açtığı standa G.B. (51) adlı şahıs ile stant görevlileri arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek fiziksel müdahaleye dönüştü. Tartışma sırasında CHP Trabzon Gençlik Kolları Üniversite Komisyon Başkanı Fikret Ayartepe bıçakla yaralandı. Ayartepe, Fatih Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

    CHP Trabzon Gençlik Kolları tarafından açılan stantta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle imza toplanıyordu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Uzungöl HES projesine karşı halk eyleme geçti!-VİDEO

    Uzungöl HES projesine karşı halk eyleme geçti!-VİDEO

    PİRHA – Uzungöl ve Taşkıran bölgesini kapsayan HES projesi için yurttaşlar eyleme geçti. Jandarma eşliğinde bölgeye girmek isteyen firma yetkililerine karşı halk, yolu kapatarak engel oldu.

    Trabzon’un Çaykara İlçesi ile Taşkıran Beldesinde yapılmak istenen hidroelektrik santraline (HES) karşı halk ayaklandı. 3 Kasım gecesi eyleme geçen yurttaşlar, sabah da yolları kapatarak ilgili şirketin bölgeye geçişini engelledi.

    Trabzon Uzungöl’de yapılmak istenen Taşkıran HES projesine tepki sebebiyle jandarma da bölgeye yöneldi.

    Derelerin Kardeşliği Platformu, yaptığı açıklamada “Trabzon Uzungöl ve Taşkıran halkının, bölgede yapımı planlanan HES’e karşı doğal yaşam alanlarını korumak için dün gece ateş yakarak başlattıkları doğa nöbeti devam ediyor. HES için çalışma başlatacağını duyuran firma yetkilileri kolluk kuvvetleri korumasında bölgeye giriş yaptı” bilgisini paylaştı.

    Servis edilen videolarda da lastik yakıp araç trafiğini kapatan yurttaşların bekleyişte olduğu görüldü.

    MUHTARLARDAN DESTEK ÇAĞRISI!

    Yöre halkı, 31 Mart yerel seçimin hemen ardından HES projesinin faaliyete geçirilmesine tepki gösteriyor.

    Karara ilişkin sosyal medya üzerinden tepkisini dile getiren halk “Eko sistem bozulmasın, doğamız yok olmasın, bırakın dereler özgür aksın, kırmızı pullu alabalıklarımız yok olmasın” taleplerini dile getirdi.

    Uzungöl, Taşkıran, Köseli ve Demirli Muhtarları da yapılması planlanan HES için 3 Kasım akşamı eylem başlatarak yöre halkına da destek çağrısı yapmıştı.

    Taşkıran Mahalle Muhtarı Hüseyin Alamanoğlu, “Bu bölgede doğanın tahrip edilmesini istemiyoruz. Burada HES yapılmasını istemiyoruz. Bölgemizdeki doğanın katledilmesini istemiyoruz. O nedenle herkesi demokratik hakkımızı kullanmak için buraya davet ediyoruz” çağrısını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Trabzon’da Kürtçe konuşan işçilere saldırı

    Trabzon’da Kürtçe konuşan işçilere saldırı

    PİRHA – Trabzon Havalimanı’nın tadilat işlerinde çalışan Kürt inşaat işçileri, kendi aralarında Kürtçe konuştukları sırada yanlarına gelen güvenlik görevlisi ve diğer inşaat işçilerinin saldırısına uğradı.

    Trabzon merkez Ortahisar ilçesinde bulunan Trabzon Havalimanı’nın tadilat işlerinde çalışan Kürt inşaat işçileri aralarında Kürtçe konuştukları için şantiye güvenliği ve diğer çalışanların saldırısına uğradı. Agiri ve Wanlı olan inşaat işçileri, sabah işbaşı yapmadan önce yemekhane önünde çay içtikleri sırada yanlarına gelen güvenlik görevlileri ile tartıştı. Kavga büyürken saldırıya uğrayan işçiler ve saldırganlar karşılıklı birbirinden şikayetçi oldu.

    Olaya tanık olan işçilerden Bilal Aktekin olayı şöyle anlattı: “Arkadaşlarımız şantiye yemekhanesinin önünde çay içerken Vanlı kendi aralarında Kürtçe konuşmuşlar. Bu sırada yanlarına gelen güvenlikler ‘Kürtçe konuşmayın’ demiş. Bunun üzerine arkadaşlarımız ‘Herkes kendi anadilini kullanır, bizde kullanırız’ dediği için tartışma büyümüş. Çevreden gelenlerin de katılmasıyla birlikte yaklaşık 20 kişi, 4 arkadaşımıza saldırmış. Bizde olayı duyunca koğuştan çıktık ve kavgayı ayırmaya gittik. Ardından havalimanı karşısında bulunan özel harekat polislerinin de aralarında olduğu polisler gelip, kavgayı ayırdı ve arkadaşlarımızı karakola götürdü. Hastaneye giden arkadaşlarımız darp raporu alarak, şikayetçi oldu. Onlar da arkadaşlarımızdan şikayetçi olmuş.”

    “DİLİMİZİ KONUŞMAK İSTİYORUZ”

    Bu olayda kendilerini üzenin dillerini konuşamamak olduğunu vurgulayan Aktekin, “Sıkıntımız kendi dilimizde konuşmamıza izin verilmemesi. Bu ülkede herkes kendi dilini rahatça konuşuyor, biz neden konuşamayalım. Kürt işçilerde sabahtan akşama kadar burada emek vererek, ekmeğini kazanmaya çalışıyor. Bizde kendi dilimizi rahatça konuşmak istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman’da halkın kurduğu ilk çadır kent şimdi konteyner kente dönüşüyor-VİDEO

    Adıyaman’da halkın kurduğu ilk çadır kent şimdi konteyner kente dönüşüyor-VİDEO

    PİRHA – Adıyaman İl Deprem Koordinasyonu üyesi Zehra Yanardağ, 6 Şubat depremi ardından imece usulü kurulan ilk çadır kentin, konteyner kente dönüşüm sürecini anlattı.

    6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremlerden en çok etkilenen illerden biri de Adıyaman oldu. Yıkımın enkazı halen kaldırılamazken, depremzedelerin yaşamları da henüz normale dönemedi.

    Adıyaman İl Deprem Koordinasyonu üyesi Zehra Yanardağ, deprem bölgesinde halen su sıkıntısının devam ettiğini aktardı. Yanardağ, barınma ve beslenme ihtiyaçlarının da halen büyük bir sorun olduğunun altını çizdi.

    “ADIYAMAN’DA KURULAN İLK ÇADIRKENT”

    Zehra Yanardağ, deprem bölgesinde yaşadıkları sorunlardan bahsederken Adıyaman’da kurulan ilk çadır kente dair şunları söyledi:

    “Bu çadır kent, son dönemlerde az da olsa hayata tutunmak için bir çabanın var olduğunun göstergesinin en büyük örneği. Çok ciddi bir burukluk vardı ama bugün bir sevinç de var. O sevinci de sizinle paylaşmak istiyorum. Ciddi bir dayanışmanın örneği; dünyanın her yerinden akın akın buraya yardımlar geldi. Özellikle de seçimden önce…

    Seçimden önce başta devlet olmak üzere sonraki süreçlerle birlikte bir eksilmenin olacağını düşünüyorduk ama bugün bu kadar daralmanın yaşanabileceğini tahmin etmiyorduk. İlk günkü dayanışmanın eksikliğini belirterek ve olur da bundan sonra sesimizin ulaşabileceği herhangi bir alan varsa bize tekrar dönüş yapmalarını rica ediyorum.

    Burası Adıyaman’da kurulan ilk çadır kent. Bütün her şey zaten derme çatma. Derme çatma olmasının temel sebebi, köylerden insanların kendi çadırlarını getirmesi… Ağaçları bile köylülerin getirip dikmesi, gönüllerin oluşturduğu bir çadır kent yani. Bütün dayanışma bu kurum, bu yer üzerinden şekillendi. Biz ‘kurum’ diyoruz artık. Çünkü o kadar çok dayanışmaya ortaklık ettik, o kadar çok insan ağırladık ki burada, hem bunun heyecanını hem de bunun sevincini, gururunu yaşıyoruz.”

    “ŞEHRİN KİMLİĞİ GİTTİ AMA HALA YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ”

    Zehra Yanardağ, MARDEF öncülüğünde 13 adet konteynerin kendilerine ulaştığını da aktardı. Çadır kentte yaşayan ailelerle birlikte çadırları kaldırmaya başladıklarını söyleyen Yanardağ, şu bilgileri paylaştı:

    “Bu hafta gelen konteynerlerin kurulum aşamasına geçiyoruz. Bugün de bunun öncülüğünü yapıyoruz, o yüzden biraz heyecanlıyım. Bir tuvaletin varlığının bu kadar önemli olduğunu son 6 ay içerisinde çok bariz bir şekilde hepimiz hissettik. Bir bardak suyun hayatımızda bu kadar önemli olabileceğini son 6 ay içerisinde deneyimleyerek öğrendik. Ya da bir kefenin hayatımızda bu kadar önemli olduğunu, istediğimiz zaman ulaşamadığımızı, kefensiz gömülenleri gördüğümüz zaman fark ettik. Rize’den gelen çayın, hayatınızı bu kadar çok sıcak edeceğini, Trabzon’dan gelen ekmeğin bizi bu kadar çok doyuracağını, Diyarbakır’dan gelen bir çorbanın içimizi bu kadar ısıtacağını biz bu süreçte öğrendik. O dayanışma ruhu bizi ayakta tuttu. Seçimden sonra gerek sosyal medya üzerinden gerek birebir şahit olduğumuz bazı söylemler gelişti. Sanki bizim hayatımız seçimden önce çok normalmiş, seçimle birlikte şekillenen bir hava estirilmeye çalışıldı. Seçimden önce de Adıyaman yok niteliğindeydi, ne yazık ki seçimden sonra da bugün aynı problemleri yaşıyoruz. Şehrin %80’i hala ayakta ama yıkılması gereken bir sürü bina ile dolu.

    Hala aynı problemlerle boğuşuyoruz. Tek iyi tarafı artık barınabileceğimiz bir konteynır var. İçebileceğimiz bir su, günde iki öğün yemek pişiren bir aşhanemiz var ve çalışmalar halen devam ediyor. Aşhanede pişen yemek, gönüllülerin bize göndermiş olduklarıyla yapılıyor. Biz burayı ilk kurduğumuzda elimizde hiçbir şey yoktu. Adıyaman’ın yerlilerinden çadırı olan çadır, demiri olan demir, kazması olan kazma, direği olan direği aldı getirdi ve hepsinin dayanışmasıyla bugün bu çadır kent kurulmuş oldu. Bugün de yine ailelerin çalışma ruhuyla çadırların kaldırılmasına şahitlik ediyoruz.

    Çocukluğumuz gitti, tarihimiz gitti, bir şehrin kimliği gitti ama biz hala burada yaşamaya devam ediyoruz. O yıkıntıların altından beraber çıktık. Bugün tekrar yeniden beraber inşa etmenin derdine düştük. Çadırlar o dönem bizlerle birlikte kuruldu, yine bizlerle birlikte kaldırılıyor, konteynerlerimiz da keza öyle olacak.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • İzmir Dersim Dernekleri: İktidar saldırıların önünü açıyor, boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    İzmir Dersim Dernekleri: İktidar saldırıların önünü açıyor, boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Dersim’den Trabzon’a giden yolcu otobüsünün Gümüşhane girişinde bir grup MHP’li tarafından yolu kesilerek, yolcuların tehdit edilmesine İzmir Dersim Dernekleri tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, iktidarın toplumu düşmanlaştıran politikalarının saldırılara ön açtığını belirterek, saldırılara boyun eğilmeyeceğini vurguladı.  

    İzmir’de çalışmalar yürüten Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), MHP bayraklı araçlar tarafından Can Dersim Tunceliler firmasının aracına ve aracın içindeki yolculara yapılan tehdit ve ırkçı saldırıları kınayarak tepki gösterdi.

    İHD İzmir Şubesinde gerçekleşen basın açıklamasında konuşan Menemen Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Gamze Yentür, iktidarın toplumu düşmanlaştıran politikaların saldırılara ön açtığını belirterek, saldırılara boyun eğilmeyeceğini vurguladı.

    Toplantıya Halkların Demokratik Partisi ve İnsan Hakları Derneği yöneticileri destek verdi.

    “İKTİDARDAN OLMAYAN HERKES HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”

    Seçim öncesinde ve sonrasında yaşanan toplumsal bölünmeye dikkat çeken Yentür, bu dil ve politikanın sonucunda mevcut iktidardan olmayan herkesin hedef haline geldiğini ifade ederek, “Uzun süredir ülke siyasetinin gittikçe dozajı artan nefret ve kutuplaştırıcı söylemleri toplumu iyice gerdi. Bu dil ve politikanın sonucunda ise mevcut iktidardan olmayan herkes hedef haline geldi. Bunun başında Osmanlı’dan ve yüz yıllık Cumhuriyet’in hedefi olan biz Kızılbaş-Kürt olan Dersimliler oldu” dedi.

    “POLİS HERHANGİ BİR İŞLEM UYGULAMAMIŞTIR”

    Yentür, Can Dersim Tunceliler otobüsüne saldırı gerçekleştiren MHP bayraklı saldırganlara herhangi bir işlem uygulanmadığını hatırlatarak, “Seçim gecesi memleketimizin otobüs firması Can Dersim Tunceliler’in Samsun seferini gerçekleştiren otobüsü Gümüşhane yolunda saldırıya uğradı. Kooperatif aracının üzerinde MHP bayraklarının asılı olduğunu ve bu araçtan inen kişilerin aracı yakacaklarını ve araçta bulunan kişilerin inmesini istemişledir. Olay yerine polisler gelmiş ancak yolu kesen saldırganların kimlik tespitini yapmamış ve herhangi bir işlem uygulamamışlardır. Her zamanki gibi korunması gereken can bizlerin canı olunca yüz yıllardır süren yok eden, soykırıma uğratan anlayış yine iş başında oluyor. Polis olayı engellemiş ancak saldırganların kimlik tespitini yapmayıp olayı engellemek ile yetinmiştir” ifadeleri kullandı.

    “BİR OLALIM, DİRİ OLALIM, İRİ OLALIM”

    Yentür son olarak baş eğmeme kültürüne sahip olduğunu ve halkların ve inançların hoşgörü içinde bir arada yaşamasını savunmaya devam edeceklerini vurgulayarak, “Öncelikle devlete ve onun temsilcisi mevcut hükümet ile ortaklarına sesleniyoruz; toplumu daha fazla kutuplaştırıp birbirlerine düşman hale getirmeyin. Bu dil ve politikadan vazgeçin. Bizler devraldığımız gelenek ile baş eğmedik, baş eğmeyeceğiz. Bizler halkların ve inançların bir arada hoşgörü ile yaşamasını savunmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan başta Dersimliler olmak üzere sınırsız, sınıfsız ve cinsiyetsiz bir dünyanın özlemini kuranlar, mücadeleden, haktan yana olan herkese çağrımız safları sıklaştırmak ve örgütlenmektir. Gücümüz birliğimizden ve örgütlülüğümüzden gelir bu yüzden Hacı Bektaş Veli’nin sözüne kulak verelim bir olalım, diri olalım, iri olalım” diye konuştu.

    “YAN YANA OLACAĞIZ”

    Yapılan açıklamanın ardından söz alan HDP İzmir İl Eş Başkanı Berna Çelik, yaşanan saldırının 20 yıllık AKP iktidarının kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı bir kullanmasından kaynaklandığını ifade etti. Çelik, “Bütün toplumun bir arada yaşayacağı bir toplumu hedefledik. Ancak bunu sadece seçimlere indirgememek gerekiyor. Bizler seçim günü yaşanana olaylara karşı geçmiş olsun diyoruz. Ve her zaman yan yana olacağımızı buradan bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

    BİREYSEL SİLAHLANMA

    İHD Yöneticisi Ahmet Çiçek ise insanların kutlama biçimlerinin silahlarla kutlanmasının doğru olmadığını ve AKP iktidarı döneminde artan bireysel silahların önlenmesi gerektiğine dikkati çekti.

    PİRHA/İZMİR

  • Deniz: Çocuklar üzerinden siyaset yapılması siyaset üretememenin göstergesidir

    Deniz: Çocuklar üzerinden siyaset yapılması siyaset üretememenin göstergesidir

    PİRHA-Anasınıfına da getirilmek istenen din derslerine karşı Demokrasi Konferansı bileşenleri tarafından başlatılan imza kampanyasına dikkat çeken Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Çocuklar üzerinden siyaset yapılması veya mesaj verilmesi siyaseten üretememenin ve bitmişliğin bir göstergesidir”dedi. 

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Ocak 2022 günü Trabzon’da katıldığı toplu açılış töreninde sahneye çıkararak, mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuk CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ‘hain’ kelimesini kullanmıştı. Çocuğun sözleri üzerine gülüşmelerin yaşandığı o anlar dikkat çekerken, peş peşe tepkiler de geldi. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “SİYASET ÜRETEMEMENİN VE BİTMİŞLİĞİN BİR GÖSTERGESİ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Trabzon’da yaşananları “Çocuklar üzerinden siyaset yapılması veya mesaj verilmesi siyaseten üretememenin ve bitmişliğin bir göstergesidir” şeklinde yorumladı.

    “CUMHURBAŞKANININ SÖZLERİ, YÜRÜTTÜĞÜMÜZ KAMPANYAYA YÖNELİKTİ”

    Deniz, 4-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan ‘din eğitimi’ tavsiye kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyasını hatırlattı.

    Aydın Deniz, “Ana sınıfındaki din dersi kararına karşı imza kampanyası yürütüyoruz. Yaşanan olayda da şu var. Siyaset üretemeyenler, beceriksizlik yapanlar şimdi çocukları kullanarak algı operasyonuna girişiyorlar. Ana sınıfındaki din dersleri ile gelecek nesli kullanma ve kendi siyasal düşüncelerini empoze etmenin fiili bir örneği yaşandı. Bunu yüzbinlerce çocuk üzerinde yapacaklar. Dikkat çekilmesi gereken taraf bu. Spontane gibi gösterilen bir şey fakat açık olarak 10-20 yıl sonra daha kötü şeyler yaşayacağız. Herkes kendisine yakışan siyaseti yapar. Tükenmişliğin sonucu aslında. Çocuklar üzerinden siyaset yapılması veya mesaj verilmesi siyaseten üretememenin ve bitmişliğin bir göstergesidir” dedi.

    Yürütülen imza kampanyasının ardından Diyanet’in açıklamaları olduğunu belirten Deniz, “Cumhurbaşkanı geçen günlerde “Kimse, çocuklarımızın dinini öğrenmesine engel olamaz” dedi. Bu söylemi çok fazla dikkat çekmedi belki ama yürüttüğümüz kampanyaya yönelik bir şeydi bu” diye konuştu.

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin
    >‘10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’
    >‘Erdoğan’ın bugüne kadar izlemiş olduğu politikalar bir çocuğun şahsında iflas etti’
    >FEDA Eş Başkanı Çelik: Kendi art niyetlerini çocuklar üzerinden söyletmek insanlık dışıdır

     

  • FEDA Eş Başkanı Çelik: Kendi art niyetlerini çocuklar üzerinden söyletmek insanlık dışıdır

    FEDA Eş Başkanı Çelik: Kendi art niyetlerini çocuklar üzerinden söyletmek insanlık dışıdır

    PİRHA-AKP iktidarının kendileri gibi düşünmeyenleri kriminalize ettiğini belirten FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, “10 yaşındaki bir çocuk masum-u paktır. Kendi art niyetini onun üzerinden söyletmeye kalkışmak insanlık dışıdır” dedi. 

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Ocak 2022 günü Trabzon’da katıldığı toplu açılış töreninde sahneye çıkararak, mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuk CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ‘hain’ kelimesini kullanmıştı. Çocuğun sözleri üzerine gülüşmelerin yaşandığı o anlar dikkat çekerken, peş peşe tepkiler de geldi. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “KENDİLERİ DIŞINDAKİLERİ KRİMİNALİZE EDİYOR”

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bileşenlerinin kendileri gibi düşünmeyenleri itibarsızlaştırmaya çalıştığını belirten FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, şunları söyledi:

    “Sayın cumhurbaşkanının genel tarzı irade kırmak, teslim almak, biata zorlamaktır. Yeri geldiğinde bir etnik kimliğine, yeri geldiğinde inanç topluluğuna ve kişilere dönük hedef alan bir yaklaşımı söz konusu. Onun kişiliğinden elbette bağımsız değil fakat beraberinde zihniyetiyle de ilgili bir konudur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte ortağı Bahçeli’nin tarzı ve üslubu da onu pekiştiren, güç katan olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bileşenlerinin ırkçı, inkârcı zihniyetleri ile ilintilidir. Kendilerine yerli ve milli sıfatını yakıştırmaktadırlar. Bu anlayışın iktidarda olduğu süreçte kendileri dışında yerli ve milli olmadıklarını atfettiklerini ortadan kaldırmayı, itibarsızlaştırmayı, kriminalize etmeyi öngörüyor.”

    “İNSANLAR FARKLI DÜŞÜNEBİLİR, FARKLI İNANABİLİR”

    Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sanatçı Sezen Aksu için söylediği “dil koparma” ifadesini de hatırlatarak, şöyle konuştu:

    “Gerek Sezen Aksu’nun “dilini koparma” söyleminin camide söyleniyor olması, gerekse de Trabzon’da 10 yaşındaki bir çocuğa mikrofon vererek, ana muhalefet liderinin ‘hain’ olduğunu söyletme gücü ve anlayışını ‘yerli ve milli’ zihniyetinden hareketle yapmaktadırlar. Başta Kürtler olmak üzere kendilerine alternatif her kim varsa onların gözünde düşmandır. Hak talebinde bulunan Kürtler, onların gözünde nasıl ki, ‘hain, terörist, bölücü’ ise kendi yerli ve milli politikalarına yatmayan, yeri geldiğinde itiraz edenler de ‘hain’ olarak görülmekle karşı karşıyadır. Bu zihniyet sakat bir zihniyettir. İnsan sosyal bir varlık olarak farklı düşünebilir, farklı inanabilir. Buna saygı duymak gerekirken, saygısızlıktan öte ortadan kaldırmayı esas alan bir anlayıştır.”

    “ÇOCUKLAR MASUM-U PAKTIR, SAFTIR, TEMİZDİR”

    “Diğer boyutu ise 10 yaşındaki bir çocuk masum-u paktır. Bir kötülük, art niyet düşünmeksizin, saftır, temizdir” diyen Çelik, çocuğun sözleri sırasında gülümseyenlere tepki gösterdi. Çelik, Türkiye’nin birçok kimliğe, kültüre ve inanca ev sahipliği yaptığını kaydederken, şu ifadeleri kullandı:

    “Çocuklar, yaşama bizlerden farklı bakar. Kendi art niyetini onların üzerinden söyletmeye kalkışmak insanlık dışıdır. Zaten çocuk daha sonra verdiği mesaj ile ‘hain’ kelimesinin ne olduğunu bilemeyecek kadar saf olduğunu göstermiştir. Ailesinden, arkadaşından, çevresinden ve egemen dilden ne öğrendiyse, onu dışarıya yansıtmaktadır. 10 yaşındaki çocuğa bunu söyletenler ve 84 milyonun iradesi konumunda olan cumhurbaşkanını ve bakanlarının gülümsüyor olması da kabul edilemezdir. Layık olmadığımız bir yönetim sistemi ile yönetiliyor olduğumuzu göstermektedir.

    “TÜRKİYE, ÇOKLU KİMLİĞİN, KÜLTÜRÜN OLDUĞU ZENGİN BİR TOPLUMSALLIĞA SAHİPTİR”

    Muhaliflerin, emekçilerin, ezilenlerin, ötekilerin bunu hak etmediklerinden hareketle kendi ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel, dilsel, inançsal ihtiyaçlarımızı karşılayabilmesinin araçlarını harekete geçirmek adına yan yana gelmek, mücadeleyi yükseltmekten başka yolu yok. Politik özne olmadığımızda, layık olmadığımız böylesi yönetim yapıları ile karşı karşıya kalırız. Türkiye çoklu kimliğin, kültürün olduğu zengin bir toplumsallığa sahiptir. Herkesin inancına, kültürüne, diline saygıyı esas alan sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasada bütün inanç ve kimliklerin güvence altında olduğu demokratik, hukuk devleti inşa etmekten başka çıkar yolu da yoktur. Buradan çıkarılacak temel ders bu olmalı diye düşünüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin
    >‘10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’
    >‘Erdoğan’ın bugüne kadar izlemiş olduğu politikalar bir çocuğun şahsında iflas etti’

     

     

  • ‘Erdoğan’ın bugüne kadar izlemiş olduğu politikalar bir çocuğun şahsında iflas etti’

    ‘Erdoğan’ın bugüne kadar izlemiş olduğu politikalar bir çocuğun şahsında iflas etti’

    PİRHA-Trabzon’daki toplu açılış töreninde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yapılan hakarete ilişkin PİRHA’ya konuşan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Çocuğu değil, çocuğu o noktaya getiren zihniyeti kınamak gerekiyor” dedi. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Trabzon’da son yaşananlar aslında cumhurbaşkanının bugüne kadar izlemiş olduğu politikaların bir çocuğun şahsında iflasıdır” ifadelerini kullandı.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 30 Ocak Pazar günü Trabzon’daki toplu açılış töreni sırasında mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuğun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret etmesini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Fırat, başta AKP seçmeni olmak üzere herkesin tepki göstermesi gerektiğini kaydederken, Kaplan ise “Trabzon’da son yaşananlar aslında cumhurbaşkanının bugüne kadar izlemiş olduğu politikaların bir çocuğun şahsında iflasıdır” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUĞU O NOKTAYA GETİREN ZİHNİYETİ KINAMAK GEREKİYOR”

    “Türkiyenin geldiği durum tedirgin edici” diyen ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, şunları söyledi:

    “Çocuğa, dedesi yaşındaki bir insana onları söyletmek eleştirilmesi gereken bir durum. Çocuğu değil, çocuğu o noktaya getiren zihniyeti kınamak gerekiyor. Cumhurbaşkanı daha önceki bir açılışta bir çocuğun kafasına mikrofon ile vurmuştu. Dün ise mikrofon verdiği çocuğu, ana muhalefet partisinin genel başkanına hakaret ettirecek noktaya getiriyor. Cumhurbaşkanının dilinde bu var. Onu çok iyi tanıyoruz. Başta Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren seçmenler olmak üzere herkesin bu gidişata yönelik tepki göstermesi gerekiyor. Trabzon’da yaşananlar içimi acıttı. Çocuklara sevgiyi, kardeşliği, beraberliği aşılamamız lazım. Dindar-kindar nesil yetiştirme planının acı bir resmini görüyoruz. Türkiye’nin geleceği açısından kaygı verici.”

    “İZLEMİŞ OLDUĞU POLİTİKALARIN BİR ÇOCUĞUN ŞAHSINDA İFLASIDIR”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise sözlerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini eleştirerek başlarken, Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde camideyken sanatçı Sezen Aksu’ya yönelik sarf ettiği “O dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir” sözlerine de değindi. Kaplan, şöyle konuştu:

    “Bir cumhurbaşkanı her şeyden önce cumhurun başıdır. Bağımsız olması gerekir. Maalesef dünyada eşi benzeri olmayan bir sistem ile Türkiye’yi yönetmeye çalışıyor. Açılışlara AKP Genel Başkanı olarak mı yoksa cumhurbaşkanı olarak mı gittiği karışır oldu. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi ‘hain’ ilan eden bir cumhurbaşkanı ile karşı karşıya ülke.

    Trabzon’da son yaşananlar aslında cumhurbaşkanının bugüne kadar izlemiş olduğu politikaların bir çocuğun şahsında iflasıdır. Yıllar önce yazdığı bir şarkı nedeniyle bir sanatçıya da geçtiğimiz günlerde “Dilinizi koparırız” şeklinde sözler sarf etti. Yine aynı cumhurbaşkanı daha önce Diyanet’i eleştirenlere benzer şeyler söyledi. Ülkenin geldiği nokta gerçekten vahim.

    “OSMANLIYI 600 YIL YÖNETEN PADİŞAHLAR BİLE BÖYLE İTAATKAR İNSAN TOPLULUĞU GÖRMEDİ”

    Mevcut yönetim şeklinin iflas ettiğini, cumhurbaşkanının son çıkışlarıyla yakından görüyoruz. Kendisi gibi düşünmeyenleri ‘hain’ ilan ettiği, kürsülerden küfür ettiği, bunlarla ilgili olarak açılan davaların karşılık bulmadığı bir noktadayız. Son olarak görevinden alınan Adalet Bakanının durumuna bakalım. MOBESE kameralarının kayıtlarının paylaşılmasının suç olduğunu ifade etti. 24 saat geçmeden görevden alındı. Kendisiyle yol yürüyen arkadaşları dahi olsa kendi gibi düşünmediği takdirde görevden alıyor. Osmanlıyı 600 yıl yöneten padişahlar bile böyle itaatkar şekilde davranan insan topluluğu görmedi.”

    “SUÇ ÇOCUKTA DEĞİL”

    Suçun çocukta olmadığını belirten Gani Kaplan, “Trabzon’da yaşananlara bakıldığında suç çocukta değil. Kürsüye çıkarıp, mikrofon uzatan, onu o noktaya getiren cumhurbaşkanıdır” dedi.

    “Cumhurbaşkanı ülkede yaşayan halklar arasında birliği sağlayan çimento görevi görmesi gerekirken maalesef ayrıştırıyor” diyen PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Geldiğimiz nokta çok sıkıntılı. Ama her şeye rağmen cumhurbaşkanının istediği bir ülke olmadık. Yeni yetişen neslin cumhurbaşkanı gibi düşünmediğini sokaklarda görüyoruz. Birilerini hainlik ve terör ile suçlamak artık halk arasında tutmuyor. Çünkü geçmişte de gördük ki, boş olan tencerenin yıkmayacağı hiçbir iktidar kalmamıştır. Bu iktidarın da dayanacak gücü yok. Giderken, “Ne kadar tahribat verirsek” diye düşünüyor galiba.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin
    >‘10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’

     

  • ’10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’

    ’10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’

    PİRHA-Trabzon’daki toplu açılış töreninde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuğun CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na hakaret etmesine tepkiler sürüyor. AABK Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, “10 yaşında bir çocuğun bu kadar kin ve nefretle dolu olması geleceğin Türkiye’si için çok tehlikeli” derken, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise “Bir ülkenin cumhurbaşkanı 10 yaşındaki bir çocuğu bağırtıp, ondan çıkan sesten, sözcükten medet umar hale geldiyse, o ülke tükenmiş demektir” dedi. 

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün (30 Ocak) Trabzon’da bir toplu açılış törenine katıldı. 10 yaşındaki bir çocuk ise cezaevinde olduğunu söylediği babasının tahliye edilmesini isterken; Erdoğan’ın uzattığı mikrofon ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na ‘hain’ ifadesini kullandı. Erdoğan ile açılış törenine katılanların o sıradaki gülüşmeleri ise dikkat çekti.

    Trabzon’da yaşananlara tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Erdoğan’ın hemen her açılışta referans gösterdiği İslamcı şair Necip Fazıl Kısakürek’in sözlerini hatırlattı. Kamilağaoğlu, “Siyasal İslam’ın teorisyenlerinden bir şair var. Necip Fazıl Kısakürek. Gençliğe hitabında şöyle diyordu: “Kinlerinizin davacısı olacaksınız.” Açılış konuşmalarının çoğunda Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’ten örnek verir. Kindar bir nesil yaratma doğrultusunda ajite çektiğini hepimiz biliyoruz. Bunu da başardı aslında. 20-21 yıllık iktidarlarının süresinde öyle bir nesil yetiştirdi ki, o yetiştirdiği çocuklardan bir tanesiydi Trabzon’da eline mikrofonu verdiği.

    “BU KADAR VİCDANSIZLIK OLUR MU?”

    Nefret ve kin kusturduğu çocuklardan sadece bir tanesi. 10 yaşında bir çocuğun bu kadar kin ve nefretle dolu olması geleceğin Türkiye’si için çok tehlikeli. Yüzbinlerce çocuk vakıflarda, tarikat yurtlarında o kin ile eğitiliyor. Gelecekte kinin yerine tekrar sevgiyi nasıl kazıyacaklar? Bu yalnız Aleviler, Kürtler, sol ve sosyalistler için değil insanlık için çok tehlikeli. İnsanın tüylerinin ürpermesine neden oluyor. İşin acı yanı da arkasında saf tutan insanlar gülüşüyor. Bu kadar zavallılık, vicdansızlık olur mu?” ifadelerini kullandı.

    “10 YAŞINDAKİ ÇOCUK TÜRKİYE’NİN TAHLİLİNİ YAPMIŞ”

    Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ ifadesinde bulunan çocuk için “10 yaşında Türkiye’nin tahlilini yapmış” değerlendirmesinde bulunan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise şunları söyledi:

    “Çocuk şunu öğrenmiş. Babası cezaevindeymiş. Cumhurbaşkanından babasının hapisten çıkarmasını isteyecek. 10 yaşındaki çocuk şunu çözüyor. Onu hapisten çıkarmanın yolu cumhurbaşkanının rakiplerine hakaret etmek, onu memnun etmek ve ondan bir talepte bulunmak. Bu durum şunu gösteriyor. 10 yaşındaki çocuk Türkiye’nin tahlilini yapmış. Adalet ve hukuk, mahkemelerde verilen kararlar ile çıkmıyor. Her şey cumhurbaşkanının iki dudağının arasında. “Ben onu memnun edersem, isteğim yerine gelir” diye düşünüyor.

    10 yaşındaki çocuğa hakaret ettirip, yüzlerindeki o yılışık gülüşleri… 83 milyon olarak biz bunu hak ediyor muyuz? Çocuklara yıllardır öğretilen, kindar nesil yetiştirme hevesinin sonuçları olduğunu görmek mümkün. Çocuk aklını severim. Çocuklar akıllıdır. O, Türkiye’nin tahlilini çok güzel yapmış. İçinden de çıkmış. Nerede, ne söyleyeceğini, nasıl isteyeceğini gayet iyi bilmiş. “Senin karşındakiler ‘hain’. Oyunuzu da bu insana verin” deyince de, talebinin yerine geleceğini çözecek kadar zeki.”

    “‘BU TOPLUM ŞÜKRETMEYİ UNUTTU, ŞÜKREDEN BİR TOPLUM YARATACAĞIZ’, DEDİLER”

    Kendisi de bir öğretmen olan Doğan, 12 Eylül askeri faşist darbesinin ardından okullara gönderilen genelgeyi de hatırlattı. Doğan, şöyle konuştu:

    “Türkiye’nin tahlilini yapan o çocuklar bir an önce büyüsün. Eminim, yarın daha güzel bir yaşamın olacağını da bilirler. Bu sistemi çözdükleri gibi hallaç pamuğu gibi atar; özgür, adil, demokratik bir düzeni de kuracaklardır. O beceriyi de göstereceklerinden eminim. O çocuğa, “utan” asla demiyorum. O hale gelmesinin tek sorumlusu 83 milyondur.

    12 Eylül döneminde şuna tanık oldum. 12 Eylül ilan edildikten çok kısa bir süre sonra okullara şöyle bir genelge geldi. “Bu toplum şükretmeyi unuttu. Şükreden bir toplum yaratacağız” dediler. Şükreden toplum bu şekilde yaratıldı. Toplum tümden ahlakını yitirdi. Bir ülkenin cumhurbaşkanı 10 yaşındaki bir çocuğu bağırtıp, ondan çıkan sesten, sözcükten medet umar hale geldiyse, o ülke tükenmiş demektir. Çocuğu bile bu alanda kullanabiliyorsa, mağduriyetinden kendileri için bir şeyler devşirmeye çalışıyorlarsa bu ülke bitmiştir.

    “EĞİTİMLE, KENDİ AHLAKSIZLIKLARINA GÖZ YUMAR HALE GETİRMENİN YOLUNU BİLİYORLAR”

    Ülkeyi o çocuklara bıraksalar, çocuk aklıyla idare etseler; bundan çok daha iyi sonuçlar elde ederiz. Yazık ülkemize. Bir öğretmen olarak çocuklara bunu yapılmasını asla kabul edemiyorum. Çocukları, “Onları kendi çıkarlarımız için nasıl ikna ederiz” mantığıyla yetiştiriyorlar. Ortaya da bu manzara çıkıyor. Eğitimin amacı çocuğu hayata hazırlamak, dünyayı tanımasını sağlamaktır. Çaresizlikten ülkede kalanlar dışında insanlar kaçıyor. Beyin göçü yaşıyoruz. Her tarafın telafisi mümkün ama eğitilmiş insanların yeniden hayata kazandırılması oldukça zordur. Onu da çok iyi bildikleri için eğitimle insanları kendi ahlaksızlıklarına göz yumar hale getirmenin yolunu biliyorlar.”

    “MİLLİ EĞİTİM’İN TEZGAHI İNSAN EĞİTMİYOR, ÖĞÜTÜYOR”

    Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eğer gelecekle ilgili planınız ne ise, o ülkeyi nereye taşımak istiyorsanız; eğitim amacınız da aynısı oluyor. İçinde bulunduğumuz şu günlerde saray rejimi var. Sarayın ise bir şahı, sultanı vardır. Bunun da ayakta kalabilmesi için kula ihtiyacı vardır. Şimdiki sistem bize dünyayı tanıyan, hayatı algılayan insanlar değil, itaat eden kullar yetiştirmenin peşindeler. Kul yetiştirmenin sonuçlarını yaşıyoruz. Milli Eğitim’in tezgahı insan eğitmiyor, öğütüyor. Geleceğimize yazık oluyor.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER:

    -Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin

  • Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin

    Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin

    PİRHA-Öğrenci Veli Derneği, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trabzon’daki açılış töreninde mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuğun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ olarak seslenmesine ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Bizler çocuklarımızın sevecen ve naif taraflarının suistimal edilmesinin, hem çocuk haklarına hem de çocuklarımızın üstün yararına karşı olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Trabzon’da katıldığı açılış töreninde mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuğun, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ‘hain’ ifadesi kullanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), konuya ilişkin bir açıklama yayımlayarak, “Çocuklarımızı koruyup, kollamak anne ve babalar kadar siyasetçilerin de görevidir. Bu bilinç ve anlayışla davranmanız biz velilerin öncelikli talebidir” denildi.

    “ÇOCUKLARDA OLUŞACAK TRAVMALARI DÜŞÜNÜN”

    Veli-Der tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın. Biz Veli-Der olarak çocuklarımızın siyasetin sahnesine çıkarılarak onların üzerinden siyaset yapılmasını asla kabul etmiyoruz. Bugün yapılan siyasetin toplumu kutuplaştıran, düşmanlaştırıp ayrıştıran bir dil üzerinden kurgulandığını maalesef görüyoruz. Bizler çocuklarımızın sevecen ve naif taraflarının suistimal edilmesinin, hem çocuk haklarına hem de çocuklarımızın üstün yararına karşı olduğunu düşünüyoruz.

    Bu minvalde çocuklarımıza karşı siyasi olgunluğunuzu ve şefkatinizi göstermeniz yeterlidir. Ayrıca bu ve benzeri olayların sonucunda çocuklarda oluşacak travmaları da düşünürsek, ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini de bilmeniz lazım.

    Çocuklarımızı koruyup, kollamak anne ve babalar kadar siyasetçilerin de görevidir. Bu bilinç ve anlayışla davranmanız biz velilerin öncelikli talebidir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Trabzon’da bir fabrikada üretilen şapkalar ‘Kürdistan’a gönderiliyor’ diyerek yakıldı -VİDEO

    Trabzon’da bir fabrikada üretilen şapkalar ‘Kürdistan’a gönderiliyor’ diyerek yakıldı -VİDEO

    PİRHA – Trabzon’da Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne gönderilen şapkalar “Kürdistan’a gönderiliyor” diyerek operasyonla toplatıldı. Şapkaların bir kısmı yol ortasında yakıldı. 

    Trabzon’un Şalpazarı İlçesi’nde şapka üretimi yapan Anadolu Şapkacılık adlı fabrikaya “Kürdistan şapkası” üretiliyor gerekçesiyle MHP’li Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız ve belediye ekipleri baskın yaptı.

    Irak’ta 10 Ekim’de gerçekleşecek seçim için gelen sipariş üzerine üretim yapılırken fabrikaya gelen Başkan Kurukız, üretimin ‘yasa dışı’ olduğunu ileri sürerek zabıtalara şapkaları toplattırdı. Toplanan şapkaları zabıtalar yol ortasına atarak yaktı.

    Fabrika yetkilileri, siparişlerin Irak’ta önümüzdeki günlerde gerçekleşecek seçimler için hazırlandığına değinilerek yasal koşullar içerisinde üretim yapıldığını açıkladı.

    “TÜRK MİLLETİYİZ İZİN VERMEYİZ”

    MHP’li belediye başkanı şu şekilde açıklama yaptı:

    “İlçemizde tekstil imalatı yapan firmanın bu amblem ve renkleri taşıyan üretim yapması üzerine biz de kayıtsız kalamadık. Biz Türk Milletiyiz. Ülkemizi bölmek isteyenlerin amblemleri Şalpazarı İlçesinde üretilemez. Türk Milliyetçisi olarak bunların burada üretilmesine burada müsaade edemeyiz. PKK örgütüne hizmet edecek olan amblemin burada üretilmesi bizi üzdü. Şehitlerimizin bize emanet ettiği bu vatan topraklarında hainlere hizmet edecek bir ürünü burada yaptırmayız. Son damla kanımıza kadar mücadele edeceğiz.”

    Olay sonrası tekstil firması patronları, can güvenliğinin dahi olmayabileceğini, üretimin Kuzey Irak Kürt Bölgesel yönetimine gönderileceğini belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Halk direndi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi geri adım attı: Taş ocağı yapılmayacak

    Halk direndi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi geri adım attı: Taş ocağı yapılmayacak

    Trabzon’nun Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy mahallesine Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak olan patlatmalı taş ocağı ve kırma eleme tesislerine karşı direnen bölge halkı mücadeleyi kazandı. Belediye taş ocağı yapmaktan vazgeçti.

    Trabzon’nun Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy mahallesine Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından taş ocağı yapılmak istendi. Ancak halk direndi.

    Bölge halkı taş ocağının kendilerini ve doğayı olumsuz etkileyeceğini belirten dilekçelerini Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan’a vererek Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ile görüşmesini istedi.

    Koçhan yaptığı açıklamada, “Bölgenin hassasiyetini aktardık. Sağ olsun başkanımız gerekli talimatları vererek taş ocağının yapımından vazgeçildi. Turizm bölgesi olan Hamsiköy’de muhtarların ve vatandaşlarımızın hassasiyetini dikkate alan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Murat Zorluoğlu’na teşekkür ederim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Trabzon’da nefret saldırısı: Hristiyan yurttaşın mezarını tahrip ettiler

    Trabzon’da nefret saldırısı: Hristiyan yurttaşın mezarını tahrip ettiler

    Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi’nin mezarlığı nefret saldırısına uğradı. Zehra Çolak adlı yurttaşın mezarına yerleştirilen haçın yakıldığı, mezarın tahrip edildiği belirtildi. 

    Santa Maria Katolik Kilisesi cemaatinden Zehra Çolak, 17 Ocak’ta yaşamını yitirdi. Çolak’ın cenazesi 18 Ocak’ta kilisede düzenlenen dini törenin ardından kilisenin 500 metre kadar yukarısında yer alan Arafilboyu mahallesinde bulunan kilisenin mezarlığına defnedildi. Mezarın başına da geçici olarak tahta haç yerleştirildi. Defin törenine katılanlardan edinilen bilgiye göre defin sırasından küçük bir grup tekbir getirerek provakasyon yaratmaya çalıştı.

    Hristiyanhaber.net’in haberine göre, eşinin mezarını en son 10 gün önce 4 Şubat’ta ziyaret eden Veysel Çolak, 14 Şubat günü tekrar ziyaret ettiğinde mezarın saldırıya uğradığını gördü. Çolak, geçici olarak yerleştirilen haçın yerinde olmadığını gördü. Mezarın etrafını araştıran Veysel Çolak, tahta haçın söküldükten sonra kırılarak mezarın yakınında yakıldığını farketti.

    Durumu Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nü arayarak bildiren Çolak’ın ifadesini alan polisler mezarın ve yakılan haçın görüntülerini çekerek soruşturma başlattı.

    Trabzon Santa Maria Kilisesi rahibi Andrea Santoro, 5 Şubat 2006’da uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti.

  • Trabzon ve Ordu’da aynı anda 37 yangın

    Trabzon ve Ordu’da aynı anda 37 yangın

    Trabzon’da 11 ilçede toplam 37 adet örtü yangını olarak adlandırılan orman yangınları çıktı. Yangınların 22’si söndürülürken 15’inin devam ettiği vali tarafından açıklandı. Ordu’da ise başta Ünye olmak üzere birçok ilçede çıkan örtü yangınları kontrol altına alındı.

    Trabzon’da toplam 11 ilçede 37 noktada başlayan yangınların 15’i hala devam ediyor. Örtü yangını olarak adlandırılan yangınlar rüzgarın etkisiyle hızla yayılırken kontrol altına alınması zorlaşıyor. Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu da yangınlara ilişkin açıklama yaptı.

    Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ve Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ile en çok yangın çıkan nokta olan Arsin’de inceleme yapan Vali Ustaoğlu “Ciddi bir rüzgar var. Örtü yangını çok çabuk bir şekilde ilerleyebiliyor. Birinci derece riskli gördüğümüz yerlerde ekiplerimiz kritik noktalarda bekliyor” dedi.

    212 KİŞİ SÖNDÜRMEK İÇİN ÇALIŞIYOR

    “Büyükşehir Belediyesine ait 15 araçla itfaiyenin söndürme çalışmaları sürüyor. Orman Genel Müdürümüz ve yardımcısı Trabzon’a geldiler. Civar illerden de ilimize 35 araç ve 212 personel gelerek ekiplerimize destek olacaklar. Tüm kurumlarımızla birlikte örtü yangınına karşı seferber olduk” diyen Ustaoğlu, Arsin ilçesinde 6 kişinin tahliye edildiğini, 6 evin de kullanılmaz hale geldiğini, can güvenliğini tehdit edecek bir durum olmadığını söyledi. Ustaoğlu 50 hektarın üzerinde bir alanın yandığı bilgisini paylaştı.

    ORDU’DA DA YANGIN

    Ordu’nun Ünye ilçesinde de fındık arazisi ve ormanlık alanda örtü yangınları çıktı. Kontrol altına alınan yangınlarda 37 dönüm orman, 120 dönüm fındık arazisi hasar gördü. Konuyla ilgili açıklama yapan Ünye Belediye Başkanı Hüseyin Tavlı tehlikenin uzaklaştığını söyledi.

    Ordu’nun Çaybaşı, Çamaş, Fatsa, Kumru, Korgan ve Çatalpınar ilçelerinde de çıkan örtü yangınları da kontrol altına alındı.

    Örtü yangını nedir?

    Örtü yangını, orman veya bahçenin toprağını örten ot, çayır, funda, fide, fidan, yaprak, yosun, humus, kuru dal, kütük, devrik kesim artıkları gibi maddelerin yanmasıdır. Tepe yangınına dönüşme ihtimali düşük olan bu yangınlar, örtü vazifesi gören maddeler arasında yanıcılar fazla olursa tehlikeli bir hal dönüşebilir.

  • Trabzon’da HES borusu patladı: 4 ölü, 6 kayıp

    Trabzon’da HES borusu patladı: 4 ölü, 6 kayıp

    Trabzon’un Araklı ilçesinde HES borusunun patlaması sonucu meydana gelen taşkında bir mahalle sular altında kaldı. 4 kişi öldü, 6 kayıp aranıyor.

    Trabzon’un Araklı ilçesinde sağanak sonrası meydana gelen taşkında 4 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 6 kişiyi arama çalışmaları ise devam ediyor.

    Olay, 18 Haziran saat 14.00 sıralarında Araklı ilçesi Yeşilyurt Mahallesi’nde meydana geldi. Bölgede şiddetli yağış sonrası bir hidroelektrik santralinin borusu patladı. Yoğun su akışı nedeniyle mahallede taşkın meydana geldi. Meydana gelen taşkın, Yeşilyurt Mahallesi’ni su altında bıraktı, sele kapılan vatandaşlar oldu. Bölgeye jandarma, AFAD, itfaiye, belediye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

    Trabzon Valisi İsmail Vali Ustaoğlu 23.00 sularında yaptığı açıklamada ilçedeki sel ve heyelanda 2 kişinin cesedine ulaşıldığı, 8 kişinin ise kayıp olarak arandığı, 67 vatandaşın da helikopterle güvenli bölgeye taşındığını belirtti.

    ÖLÜ SAYISI 4’E YÜKSELDİ, KAYIP 6 KİŞİ ARANIYOR

    19 Haziran saat 11.16’da ise ölü sayısının 4’e yükseldiği ve kayıp 6 kişinin arandığı açıklandı.

    BAKAN SOYLU VE PAKDEMİRLİ HES İDDİASINI REDDETTİ, “TAMAMEN DOĞAL BİR OLAY” DEDİ

    Trabzon’a gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gece saatlerinde açıklamalarda bulundu. Bakan Soylu yaşamını yitirenlerle ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Bunların bir tanesi bir yan köyün imam hatibi, birisi Araklı Belediyesi’nde çalışan vatandaşımız, biri de Çamlıktepe Mahallesi’nde yaşayan mahallemizin sakini ve 7 vatandaşımızın da arama çalışmaları hala devam ediyor. Burada yine daha önce yağan yağmur ve suların oluşturduğu ve o suların oluşturduğu halin ortadan kaldırılması için çalışma yapılması için orada bulunan 3 Büyükşehir personeli, bir Devlet Su İşleri personeli ve yine Çamlıktepe mahallemizden 3 köylümüz, o mahallenin, o köyün sakinleri, 4 te yaralımız var. Yaralılarımız, burada hastanede. Edindiğimiz, aldığımız bilgilere göre de çok büyük bir ağır yaralı durumları söz konusu değil. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun, Allah rahmet eylesin. Arama kurtarma timlerimiz çalışmalarını gece olması itibarıyla durdurdular ve yarın sabah çalışmalara devam edecekler.”

    Bir basın mensubunun, “Olay ilk HES faciası olarak kamuoyuna duyuruldu bu bilgi kirliliğinden dolayı mı?” sorusu üzerine Soylu, “Sayın Bakanımız açıklamış zaten bu tip olaylarda çok doğaldır ilk duyulanın kamuoyuna yansıması ama HES aşağıda, olay yukarıda. Onun için yukardan, çok tepeden kopan bir parçanın sonucu gelmiş bir heyelan. Arkadaşlarımız yukarda bütün detaylı bilgileri ilettiler ve iki ana aks var. İki ana dereden gelen ve bir yerde yoğunlaşan bir heyelan ve ardından sel ve bu olayın zannediyorum HES onun biraz daha aşağısında” diye iddia etti.

    Orman Bakanı Pakdemirli de aynı soruya, “HES bunun doğuş sebebi değil. HES bunun kurbanı olmuş, aşağıda. Yani tamamen doğal bir olay. Yani verilen bilgi kimden alınmışsa tamamen yanlış bir bilgi olmuş” ifadelerini kullandı.

    “DAHA ÖNCE DE OLDU AMA BİR ÖNLEM ALINAMADI”

    Trabzon’un Araklı ilçesinde meydana gelen selde, helikopterle kurtarılanlar yaşadıkları korku dolu anları anlattı.

    Mahallede daha önce de sel ve heyelan yaşandığını anlatan Halim Köse, “Mahallede bu 6’ıncı yıkım. Daha önce gelindi, ama bir önlem alınamadı. Böyle can mı verilmesi gerekiyordu? Bakkalcı arkadaşımız yok, diğer arkadaşlarımız yok, herkes gitti. Olay anında ben evdeydim. Buraya sanki bir bomba düştü. O ara bakkaldaki amcamın oğluna telefon ettim ve ‘çocuklar okulu temizliyorlar, okuldan onları alıp kaçın. Çok büyük bir gürültü var, dere geliyor’ dedim. Bana sadece ‘tamam, çıkıyoruz’ dedi o an telefon gitti. Sonra binanın yıkıldığını gördüm. Sanki tsunami oldu. AFAD’ı, Jandarmayı aradık, ‘geliyorlar’ diyorlar, ama kimse o an gelemedi. Çocuklar okuldan kaçmışlar. Birinin kolu kesik. Arkadaşı onu sırtında 1 kilometre yukarı çıkarıyor. Vatandaş perişan ama derdini kimseye anlatamıyorsun. Önlem alınmalı. Burada hiç tedbir alınmadı” dedi.

    KRİZ MERKEZİ OLUŞTURULDU

    Bu arada Trabzon Valiliği bünyesinde de Araklı Kaymakamlığı’nda kriz merkezi oluşturuldu. Trabzon ve çevre illerden bölgeye takviye AFAD ve diğer kurtarma birlikleri istendi.

    DAHA ÖNCE DE YAŞANMIŞ

    Araklı Belediye Başkanı Recep Çebi, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün bilgilendirmesi ile ilçede vatandaşlara uyarılarda bulunduklarını belirterek daha önce de sel afeti yaşanan mahallede yeni bir afetle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Çebi, “Daha önce de aynı bölgede sel felaketi olmuştu. Yine aynı alana yoğun şekilde yağmur yağdı ve HES borusunda da arıza olunca bölgede felaket oldu. Araçlarımız da daha önceden burada çalışıyorlardı. Onlar da sular altında kaldı. Helikopter çağırdık orada bulunanları kurtarsınlar diye. Vatandaşlarımız yeni yağışlara hazırlıklı olsunlar, dikkatli olsunlar diye uyarılarda bulunuyoruz” dedi.

    Öte yandan, Trabzon’un Araklı ve çevre ilçelerdeki hastanelere doktor, sağlık çalışanı ve ambulans takviyesi de yapıldı. Kentteki diğer hastanelerde görevliler de ilçeye gönderildi.

  • Soylu’ya ‘akıllı ol’ diyen kişi konuştu: AKP’ye oy verdim

    Soylu’ya ‘akıllı ol’ diyen kişi konuştu: AKP’ye oy verdim

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu Trabzon Havalimanı’nda “Akıllı ol” diyerek protesto eden Mehmet Ali Sivaz, Soylu’nun Trabzonlulara hakaret ettiğini söyleyerek geçmişte de AKP’ye oy verdiğini söyledi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Trabzon Havalimanı’nda ‘Akıllı ol’ diye seslendikten sonra hakkında terör örgütleriyle bağlantılı olduğuna dair haberler yapılan Mehmet Ali Sivaz, hakkındaki iddiaları yalanlarken, geçmişte AK Parti’ye oy verdiğini ve Soylu ile de tokalaştığını anlattı.

    TRABZOUNLULARA YAPILAN HAKARETTEN DOLAYI SES ÇIKARMAK İSTEDİM

    Medya Blok’tan Fırat Yeşilçınar’a açıklamalarda bulunan ve “Trabzon evladı olarak Trabzonlulara yapılan hakaretlerden dolayı ses çıkarmak istedim’’ diyen Sivaz, “Ben herhangi bir parti üyesi değilim. Hatta geçmişte AK Parti’ye oy verdim. Ailem de halen AK Parti’li. Belediye seçimlerinde adamımıza oy verdik. Türkiye Cumhuriyeti’nde vatandaş istediği adamı istediği yere getiriyorsa, hata varsa da akıllı ol diyebilmeli.” açıklamasında bulundu.

    İDDİALARI YALANLADI

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “o kişinin bağlantılarına ulaştık” sözlerine de cevap veren Sivaz, “Süleyman Soylu benimle ilgili bir bilgiye ulaşamaz. Basın üzerinden yalan, dolan, uydurma…” dedi. Sivaz, bugüne kadar herhangi bir gözaltı durumunun da olmadığını ekledi.

    Sivaz geçmişte Süleyman Soylu ile tanıştığını şu sözlerle anlattı: “Süleyman Soylu’yu ben geçmişte karşılaşan biriyim. Kendisiyle tokalaşan bir insanım. Kendisinin bana mesaj atmışlığı bile oldu.”

  • İmamoğlu Trabzon’da halkla buluştu: Asla yalnız yürümeyeceğimi biliyorum

    İmamoğlu Trabzon’da halkla buluştu: Asla yalnız yürümeyeceğimi biliyorum

    Memleketi Trabzon’da halkla buluşan CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’daki yakınlarınızla konuşun” diyerek 23 Haziran seçimlerine çağrı yaptı.

    CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’daydı. Atatürk Alanı’nda konuşan İmamoğlu, “Trabzon seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşılandı. İmamoğlu Trabzon’da kendisine yapılan “Pontus” göndermesine “Neymiş, Ekrem Pontus’muş, teröristmiş. Allah akıl versin. Ya kardeşim benim ailemi bu şehirde yaşayan herkes bilir, etnik köken üzerinden insana hakaret edilmez” sözleriyle tepki gösterdi.

    İmamoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

    “Ben seçimi kazanmış bir belediye başkanıyım, bir avuç insan Türkiye’nin demokrasi sürecine sıkıntı verdi, hep beraber tamir edeceğiz. Çünkü bizim insanımız cumhuriyete, demokrasiye, özgürlüğe alışmış insanlardır. Çünkü bizim insanlarımız her zaman ‘Tam bağımsız Türkiye’ diyen insanlardır.”

    “Sizlerin en başta duasına ihtiyacım var. Bana dua edin ve mutlaka İstanbul’daki yakınlarınızla konuşun. Konuşuyoruz demi?”

    “Bu süreçte hep şunu savundum, kardeşim hizmet yarışı yapalım.”

    “Kibir, halkından uzak, insanlarıyla diyalog kuramayan bir anlayışa hep birlikte ‘güle güle’ demeliyiz.”

    “Bir şey bulamıyorlar Ekrem’in inancıyla, etnik kökeniyle uğraşıyorlar. Neymiş? Ekrem, Yunan’mış, Pontus’muş, teröristmiş. Allah akıl versin. Ya kardeşim benim ailemi bu şehirde yaşayan herkes bilir, etnik köken üzerinden insana hakaret edilmez. Bana dün köyde gazeteci arkadaşlar ‘efendim terör örgütünün kucağı vesaire’ dedi. Valla dedim ki, ‘Ben bir tek anamın kucağını biliyorum.’ Bir de anamın babamın ocağı olan köyüme geldim, orayı biliyorum.”

    “Hangi hemşerim varsa geri dönmeli. Var demi İstanbul’dan gelenler var. Burada olan hemşerilerim İstanbul’daki hemşerilerini aramalı, onlarla konuşmalı. Bu sürecin partiler üstü bir süreç olduğunu anlatmalısınız. Bunu hep birlikte başaracağız. Ben asla yalnız yürümeyeceğimi biliyorum. Özellikle siz kıymetli hemşerilerimin yanımda olduğunu biliyorum.”

    https://www.instagram.com/p/ByU2lbchP-j/?utm_source=ig_web_copy_link

  • Karadeniz Alevileri ayrı bir federasyon kuruyor

    Karadeniz Alevileri ayrı bir federasyon kuruyor

    PİRHA – Tokat, Amasya, Çorum, Samsun, Trabzon ve Ordu’da bulunan birçok Alevi kurum temsilcisi ve cemevi başkanı geçtiğimiz pazar günü Alevi Kültür Derneği (AKD) Ordu Şubesi’nde bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonucunda Karadeniz’deki Alevi kurumlarının bir araya gelerek ayrı bir federasyon oluşturmasına karar verildi. 

    Karadeniz bölgesinde bulunan Tokat, Amasya, Çorum, Samsun, Trabzon ve Ordu illerindeki birçok Alevi kurum temsilcisi, cemevi başkanları, muhtarlar ve dernek temsilcileri geçtiğimiz Pazar günü Alevi Kültür Derneği (AKD) Ordu Şubesinde bir toplantı gerçekleştirdi. Saat 13:00’te başlayan toplantıda Karadeniz bölgesindeki Alevilerin sorunları ve bu sorunların nasıl çözüleceği tartışıldı. Toplantı sonucunda güç birliği yapma ve yasal zeminde federasyon oluşturma kararı alındı.

    Yapılacak çalışmalar için toplantıların idare edilmesi, sürecin istenilen amaç doğrultusunda yürümesi için bir divan oluşturulup yola devam edilmesi kararlaştırıldı. Divan başkanlığına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, başkan yardımcılığına Merzifon Piri Baba Dernek Başkanı Cengiz Doğmuş, yazmanlıklara PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, AKD Fatsa Şube Başkanı Birol Tutkan getirildi.

    “ASİMİLASYONUN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN ÇALIŞMA YÜRÜTÜLECEK”

    11 Kasım 2018’de PSAKD Havza Cemevinde yapılan toplantıda federasyon oluşumu için bir tüzük hazırlanması kararlaştırılmıştı. Hazırlanan tüzük katılımcı canların ortak kararı ile maddeler teker teker okunup oylanarak katılımcıların oy birliği ile karara bağlandı. Kurulacak federasyonun kuruluş aşamasında başkanlığını Muharrem Erkan’ın yürütmesi, genel merkezin de Tokat olması kararı verildi. 5 saat süren toplantı sonunda şu kararlar alındı:

    – Bölgemizde çok sayıda faaliyet yürüten cemevlerimiz bulunmaktadır. Büyük bir kısmının kurumsal kimliği bulunmamaktadır. (dernekleşme, vakıf) bu cem evlerine acilen kurumsal kimlik kazanmaları için destek ve yardımlar sunulacak.

    – Yapılan etkinlik faaliyetlerinde bir koordinasyon oluşturulacak.

    – Bu çalışmaların yasal hukuki ve örgütlenme boyutu Muharrem Erkan başkanlığında yürütülerek kurumsallaşması sağlanacaktır.

    – Kurulması düşünülen federasyon yapısı, katılımcı derneklerin 400’ün üzerinde olması durumunda konfederasyonlaşma konusu katılımcı derneklerin gündemine taşınıp daha işlevsel bir yapı oluşması sağlanacaktır.

    -Yapılacak anma, etkinlik ve faaliyetlerin 1 yıl önceden takvime bağlanması sağlanacaktır.

    – İller arası maddi, manevi, sosyal, kültürel yardımlaşmanın en üst seviyeye çıkarılması sağlanacaktır.

    – Bölgemizdeki asimilasyonun önüne geçmek için çalışmalar yürütülecektir.

    – Ülkemizin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olması için çaba yürütülecektir.

    – Bu bölgeler, iller, köyler arası ritüellerimizin farklılığını ortadan kaldıran Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı tarafından çıkarılan erkanların uygulanması sağlanacaktır.

    – İnanç merkezlerimiz olan cemevlerinin ‘edep, erkan’ kurallarına uyması sağlanırken, derneklerimizin demokratik bir yapıya dönüşümü sağlanmalıdır.

    – Bölgemizde bir inanç kurulu oluşturularak inanç üzerine yapılacak çalışma, karar verme, konusunda faaliyetler hızlandırılacaktır.

    – Tüm bu çalışmalar, postnişimiz Hürrem Veliyettin Ulusoy’un bilgisine sunularak görüş önerileri dikkate alınacaktır.

    – Çağdaş eğitime, bilime önem verilerek, iller arası kurumların sanatsal, kültürel, etkinliklerin iller arası sirkülasyonu sağlanacaktır.

    – Tokat ve Çorum’da yapılacak toplantılardan sonra 5 dernekle federasyon kurulup diğer derneklerin de federasyona katılımı sağlanacaktır.

    PİRHA/ORDU