Etiket: tsip

  • TSİP Başkanı: 2020 bütçesi Türkiye’nin sorunlarını çözmeyececek-VİDEO

    TSİP Başkanı: 2020 bütçesi Türkiye’nin sorunlarını çözmeyececek-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı Turgut Koçak, 2020 bütçesinin Türkiye’nin sorunlarını çözmeyeceğini vurguladı. Koçak, bütçenin bir savaş bütçesi olduğunu kaydetti. 

    Haberin videosu

    Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı Turgut Koçak, Mecliste görülen bütçe görüşmelerine ilişkin bir açıklama yaptı.

    “2019 yılında yapılan bütçe ülkemize ne kazandırdı ise 2020 yılında AKP ve saray tarafından hazırlanan bütçe de üç aşağı beş yukarı aynı sonuçları verecektir” diyen Koçak, “2020 yılında da o bütçenin kimin yararına olduğu, kimin zararına olduğunu açık bir şekilde göreceğiz. Tartışmaları yakından izliyoruz. Bu ülkede o bütçeden sonra ne sağlık sorunu çözülecek, ne eğitim sorunu çözülecek. Tam tersine eğitim sorunu daha da ağırlaşacak, dolayısıyla bilimle alakası olmayan, ülke yararına olmayan eğitim çok daha etkisizleştirilmiş olarak ülke gündemine gelecek” dedi.

    “BU BİR SAVAŞ BÜTÇESİDİR”

    Diyanet’e ayrılan bütçeyi eleştiren Turgut Koçak, şöyle devam etti:

    “Bu savaş bütçesidir çünkü aşağı yukarı savaş olan ülkelerde bile hazırlanan bütçe de böylesi eğilimleri çok net bir şekilde görmek gerekiyor. Bu bütçenin savaş bütçesi olduğunu söyleyenlerin haklı olduğu bir gerçek. Çünkü daha önce top mermisi üzerinden hesaplar yapıp bu ülkenin işçisine, emekçisine nelerin verileceği, nelerin verilmeyeceği dair söz eden bu ülkenin işçisi emekçisi bir bahçeliye tanık oldu.

    “YOKSULLUĞU ORTADAN KALDIRMAYACAL”

    Dolayısıyla biz 2020 bütçesinin Türkiye’nin sorunlarını çözmeyeceği ne sağlık sorunlarını çözeceği, ne eğitim ne de yeni yatırımlar yaparak işsizliğin azaltılması konusunda adım atılacağını düşünmüyoruz. Bugüne kadar bu ülkede uygulanan talan ekonomisi kimin yararına işlemiştir AKP ve saray çevreleri yararlarına işlemiştir. Yani AKP ve saray iktidarına yakın olan açık bir şekilde söylüyorum ziraat bankası varlık fonuna devredilmiş midir? Evet devredilmiştir. Ziraat bankası nasıl olmaktadır ki AKP’ye yakın bir çevrenin açmış olduğu simit saraylarının kurtarmak üzere 500 milyon doları ortaya koyup oranın %51 hissesine sahip olmak gibi bir yola başvura bilmektedir.

    Dolayısıyla bu bütçe değil, bu bütçe ülkemizde yoksulluğu ortadan kaldıracak insanların sorunları çözecek, sorunlarını çözmek için adım atmaya yarayacak bir bütçe asla olmayacaktır diye düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • TİSP Başkanı Koçak: Şoven duyguların körüklendiği bu Anayasa değiştirilmeli – VİDEO

    TİSP Başkanı Koçak: Şoven duyguların körüklendiği bu Anayasa değiştirilmeli – VİDEO

    PİRHA – Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Genel Başkanı Turgut Koçak, yeni Anayasa hazırlığı konusunda “Parti olarak bizim de söyleyecek sözümüz var” dedi. Koçak, “Milliyetçi yanı ağır basan, şoven duyguların körüklendiği bir anayasa mevcut” diyerek, değişim konusunda hazır olduklarını da ifade etti.

    Yeni Anayasa hazırlık tartışmaları süre giderken “değişim için biz de varız” diyen bir kesim de Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) oldu. Partinin genel başkanı Turgut Koçak, günümüze dek yazılan tüm Anayasaların demokrasi yönünden eksik kaldığını ifade etti.

    Koçak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasanın hiçbir maddesine uymadığını söyleyerek şunları aktardı:

    “Elbette bir ülkenin yönetilmesi için anayasa önemli bir olgu ama bu her şey demek değil. Çünkü demokrasi güçlerinin, egemen güçlere karşı mücadele ede ede kazanımları; hak ve özgürlükleri var. Eğer buna yeterince sahip çıkılamıyor ise anayasanın yazılı hükümlerinin fazla da bir önemi olmuyor. Yani Recep Tayyip Erdoğan gibi biri çıkıp anayasanın hiçbir maddesine de uymayabiliyor. Dolayısıyla istediği gibi yasa çıkarıp, istediği gibi davranışlar gösterebiliyor. Kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili en küçük gözetilen bir durum yok. İnsanlar, düşünce özgürlüğünü dahi kullanamıyor. İşte bugün gazeteciler hapishanede. İnsanların en dokunulmaz haklarını dahi kullanamadıklarını görüyoruz. İş böyle olunca elbette ki biz şöyle düşünürüz; bir ülkede yazılı anayasanın ileri hükümler taşıması bizi ilgilendirir ama önemli olan hem bunu yazacak noktaya getirmek hem de buna sahip çıkmak. Yoksa yazılacak noktaya getirilmez, sistemden ibaret kalırsa her şey, bunun çok da bir önemi yok. Bu yüzden bütün demokrasi güçleri ile beraber bu konu gündemimize geldiğinde tabii ki meseleyi tartışır, konuşuruz.

    “ANAYASA DAİMA DELİNEREK KEVGİRE ÇEVRİLMİŞ”

    İşçi haklarından genel anlamda bütün emekçilerin haklarına kadar öne çıkarılması gereken ne var ise onları dile getirir ve öyle hükümler konulmasını isteriz ki anayasaya, buna dokunmak isteyenler bile dokunamaz. Eğer böyle bir durum yok ise Anayasanın fazla da bir değeri kalmıyor. Bakıyorsunuz ki anayasa sık sık değiştirilmiş. Mesela 27 Mayıs’tan sonra 1961 Anayasası ileri hükümler taşıyor. Sendika ve siyasal örgütlenmeler o anayasanın getirdiği hükümler dahilinde kazanılmış. Ama bunlar siyasi çevrelerce şöyle değerlendirilmiş; ‘bu anayasa bu ülkenin insanlarına bol geliyor’ denilmiş. Dolayısıyla sürekli değiştirilerek öylesine bir gelenek haline gelmiş ki bu iş, ‘Anayasayı bir kere delerseniz bir şey olmaz’ noktasına getirilmiş. Ondan sonra da daima delinmiş ve kevgire çevrilmiş.”

    “ŞOVEN DUYGULARIN KÖRÜKLENDİĞİ BİR ANAYASA MEVCUT”

    Turgut Koçak, 2017 yılında yapılan Anayasa referandumuna da gönderme yaparak “O süreçle beraber bugün anayasanın sahip çıkılabilecek hiçbir yanı kalmamış. Egemen güçlerin tamamen baskı anayasasına dönüşmüş” dedi.

    Koçak, mevcut Anayasa’da demokratik hak ve özgürlüklerin gözetilmediğine de vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Emekçi yakınlarının hakları ise hiç gözetilmemiş. Dolayısıyla milliyetçi yanı ağır basan bununla beraber Türkiye’de sürekli olarak şoven duyguların körüklendiği bir anayasa haline getirilmiş. Elbette biz sosyalistler olarak bunlara karşı çıkmamız gerekir. Şoven duygular hastalıklı bir haldir. Ayrıca toplumu kemiren de bir duygudur. Bu anlayışın ortadan kaldırılması elbette bir kazanımdır. Bunun için komünistlerden, devrimci demokratlara kadar bütün kesimlerin birlikte davranmasında yarar var. Bu kazanımların kesinlikle elde edilebilmesi için HDP’yi de bu mücadelenin içerisinde görüyor ve çok önemsiyorum. Ancak bu şekilde haklar kazanılabilir. Tabii ki de biz de eylemlerle kendimizi ifade edip, demokrasi güçleriyle buluşacağız. Etkili olmak için birlikte davranıp elimizden geleni yapacağız.”

    Eren GÜVEN/Cebrail ARSLAN
    Ankara

  • Koçak: AKP’deki çözülmeyi saha çalışmalarında gördük-VİDEO

    Koçak: AKP’deki çözülmeyi saha çalışmalarında gördük-VİDEO

    PİRHA- TSİP Genel Başkanı Turgut Koçak, İstanbul seçimine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Koçak, “Biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak İstanbul’da hesaplaşılması gerektiğini düşünen bir partiydik. Fakat demeden oyların doğrudan İmamoğlu’na verilmesini kesinlikle açık bir dille anlattık.” ifadelerini kullandı.

    Yenilenen İstanbul seçimine ilişkin PİRHA’ya aktarımlarda bulunan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı Turgut Koçak, “İptal edilen İstanbul seçimlerini anlamlı bir şekilde değerlendirmek için, 31 Mart’ta yapılan seçimlere de bakmak gerekir. Biz 31 Mart’ta yapılan seçimlerde sahadaydık. Biz şunu net bir şekilde gördük. AKP’ye oy veren yurttaşların bile AKP’den ve AKP’nin en tepesindeki insandan neredeyse nefret eder boyutuna geldiklerini, net bir şekilde gördük. Onların sözlerini burada diyemeyeceğim. Ama buna rağmen bazıları oylarını gittiler AKP’ye verdiler. Biz çözülmeyi daha o zaman gördük, bir şey daha gerçekleşti. Tabi bu seçimlerde bir tarafta dinci, gerici, faşist diktatörlük kurmak isteyen bir cumhur ittifakı vardı, diğer tarafta cumhur ittifakının yaptıklarından zarar gören, özgürlüklerini yitiren, işini yitiren, aşını yitiren milyonlar. Böyle bir gerçeğin tam da ortasında yapılmıştı bu seçim. Bu seçimleri İmamoğlu’nun kazanmasına rağmen iptal edilince, işin rengi yine hepimizin bildiği gibi çok daha net bir şekilde de değişti” ifadelerini kullandı.

    “YSK’NİN ALDIĞI KARAR HUKUKİ DEĞİL”

    “Zaten insanlar dinci, gerici, faşist bir sistemle hesaplaşma noktasındaydı. Onların eylemlilikleri ve coşkuları onlarla boy ölçüşmek için bir kez daha artmış oldu. YSK’nın almış olduğu kararın hukuki yanlarını şu ya da bu şekilde değerlendirmeye bile gerek görmüyorum. Çünkü hukukla uzaktan yakından bir ilgisi yok. Ve tam da o dönemden son 23 Haziran seçimlerine kadar ülkede tartışılan, konuşulan AKP yöneticilerinin ettikleri sözlere de baktığımız zaman, işi hangi boyutlara getirildiğini de net bir şekilde gördük” diye konuşan Koçak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dolayısıyla biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak İstanbul’da hesaplaşılması gerektiğini düşünen bir partiydik. Öyle demeden, böyle demeden, ama demeden, fakat demeden oyların doğrudan İmamoğlu’na verilmesini kesinlikle açık bir dille dile getirdik. Buna rağmen bazı kesimlerden şöyle düşünceler gelmedi değil. “Biz sosyalistiz, komünistiz o zaman bağımsız bir çizgi izleyeceğiz, seçimlere ya katılmayacağız ya da boykot edeceğiz” gibi sözler de gelmedi değil. Ben bunu anlamlı bulmam. Neden anlamlı bulmam? Eğer bizim gücümüz sistemin bizim önümüze koyduğu sandıkları tekmeleyip devirmeye gücümüz yetmiyor ise boykotun bir anlamı yoktur.”

    “SEÇİMLERDE SONUÇ ALINMASINDA HDP ETKİLİ OLMUŞTUR”

    Koçak, İstanbul seçiminde HDP’nin rolüne ilişkin şöyle konuştu:

    “Buradan yola çıkarak, İstanbul seçimlerinde gücünü gösteren demokrasi güçleri anlamlı bir birlikteliği kendi içlerinde sağlamış ve seçimlere gitmemiş iseler de, sessiz bir şekilde bu büyük ölçüde sağlanmıştır. Burada seçimlerin sonucunu belirlemede HDP’ yi asla göz ardı etmemek lazım. Bence HDP’nin çıkışı, davranışları, tabanına seslenişi bu konuda sonucun alınması açısından oldukça yararlı oldu.  Şimdi bazıları seçimin kazanılacağını düşünüyordu bu kazanmanın da işte 50-60 bin civarında bir farkla kazanılacağını düşünüyordu. Ama bizim partimizin genel sekreteri arkadaşımız bu konuda rakamda verdi. Önce şöyle dedi, hem de seçimden bir gün önce. 775.000 oy farkıyla seçim kazanılacak. Sonra arkadaşlar olur mu ya nereden çıkarıyorsun falan diye yazınca bu kez 777.000 oy farkıyla kazanacak dedi. Daha da böyle tepkiler gelince 1 milyona fark yaklaşacak göreceksiniz dedi. Yani gerçekten de biz sahada halkın tepkilerini yakından izleyen kesimler olarak bu farkın olacağını zaten biz gördük.”

    “SEÇİMLERDEKİ SONUÇ DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN ORTAK KAZANIMIDIR”

    “Sadece ve sadece başka oyunlar düşünülebilir, tezgahlanabilir diye düşünüyor idik. Ama havanın da başka oyunlar tezgâhlanması için uygun olmadığını da gördük. Yani sonuçta ne oldu? Seçimler oldu şimdiye kadar olan seçimlerde gecenin geç saatlerine kadar açıklanmamasına karşın, daha saat 19:30 bile olmadan Binali Yıldırım rakibinin kazandığını, kendisini kutladığını söyledi.  Demek ki neymiş?  Demokrasi güçleri birlikte davranır iseler zafer kazanılırmış. Ayrıca eğer seçime girenlerin kendi oylarına sahip çıkmaları da sağlıklı bir şekilde yapılır ise, sahada hile yapılamazmış, seçim sonuçları da böyle bir şekilde bitermiş. İnsanlar bunu da gördü” diyen Koçak, seçimin demokrasi güçlerinin ortak kazanımı olduğu şöyle dile getirdi:

    “Dolayısıyla bu saatten sonra bir şöyle bir şey demiyoruz. İmamoğlu geldi, bütün sorunları çözülecek, ülkede demokrasi oturacak böyle demiyoruz.  Ama bunu bir kazanım olarak görüyoruz. Demokrasi güçlerinin bir kazanımı olarak görüyoruz.  Dolayısıyla biz sosyalistler olarak tabii ki işimize devam edeceğiz, tabii ki sorunu emek sermaye çelişkisi bazında çözüleceğini söylüyoruz. Ama bu şu demek değildir. Hayat ağacı yeşildir, kuram ağacı gridir. Eğer hayat ağacına aksi gelen bir davranışla devrimci mücadeleyi sürdürür isen hayat ağacınız sana yanıtı, seni bu mücadelenin dışında bırakmasıdır. Dolayısıyla Türkiye Sosyalist işçi Partisi olarak kendine siyaseten öğreti sel olarak güvenen bir partiyiz. İmamoğlu’nu desteklemek bizim komünistliğimiz konusunda bize herhangi bir kayıp getirmez.”

    “CUMHUR İTTİFAKININ ÇÖKÜŞÜ, YAKINDIR”

    Koçak, “Ne yaptığınızı biliyoruz, nerede duracağımızı biliyoruz, nereye yürüdüğümüzü biliyoruz. Dolayısıyla bu seçimler bence Türkiye gerçeğinde yeni bir çığırın açılmasına gelmiş dayanmıştır.  Bakın yakın bir zamanda göreceğiz. Cumhur ittifakı çözülecektir,  AKP’nin bundan sonra yapacağı hiçbir şey yoktur. Buradan bir tehlikeye işaret etmek isterim. Sermaye kesimleri de bu konuda dayatmalar da bulunuyor geniş bir koalisyon isteği. Yani bu geniş koalisyon isteğini de televizyondan izliyoruz. İnsanlar şöyle ifade ediyorlar. Artık herkes kucaklaşmalıdır, herkes şunu yapmalıdır, herkes bunu yapmalıdır, diye yorumlar olduğuna tanık oluyoruz. Evet, kucaklaşmak gerektiğini biz de savunuyoruz. Ama bu kucaklaşmanın kiminle yapılacağı çok ama çok önemlidir Türkiye’de yapılan seçimleri değerlendirirken bir tarafta Binali Yıldırım,  bir tarafta sisi var diyenlerin,  gerçeği ile bizlerin gerçekleri asla örtüşmez.  Dolayısıyla Türkiye’ye bugüne kadar gelenler proje olarak gelmişler, geldikleri gibi de gidecekler. Dolayısıyla onlar 2023 yılını kendileri için çok önemli bir milat sayıyor idiler, 2023 yılına da varamayacaklar” dedi.

    “BÜYÜK KOALİSYON SÖYLEMİ AKP’NİN KURTARILMA PROJESİDİR”

    “Benim son söyleyeceğim şudur. Niye ben büyük koalisyon lafına kanılmamalıdır onun üzerinde durmak istiyorum. Büyük koalisyondan istenilen şey şudur. Bugün ki AKP yönetiminin de kurtarılmasıdır.  Bugün ki AKP yönetimi Türkiye’de yaptıklarına baktığımız zaman ekonomik olarak, sosyal olarak,  eğitimde olarak Türkiye’yi öyle bir öyle bir geri noktaya getirmiş, çakmıştır ki bu koalisyon aynı zamanda şu anlama gelecektir. Bu çakılan politik çizginin büyük koalisyonda devamı anlamına da gelecektir” diyerek aktarımlarda bulunan Koçak, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Dolayısıyla bu tehlikeye biz döne, döne işaret ediyoruz. “Gitmeleri gerekenler gitmeli” dipten gelen bu dalga, sönümlenmeden kıyılara çarpıp sermaye sistemine dağıtacak bir yöne evrilmelidir diyor,  teşekkür ediyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA