Etiket: tügva

  • Eğitim Sen’den TÜGVA tepkisi: Okullar vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanı olamaz

    Eğitim Sen’den TÜGVA tepkisi: Okullar vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanı olamaz

    PİRHA – İzmir’de bazı okullarda, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) temsilcilerinin okul idarelerinin izniyle sınıflara girerek öğrencilere broşür dağıttığı ve yaz kampı faaliyetlerinin tanıtımını yaptığı ortaya çıktı. Duruma tepki gösteren Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, okulların vakıf ve derneklerin propaganda alanına dönüştürülmesine karşı çıkarak, “Çocuklarımızı tarikat ve cemaatlerin etki alanına teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) İzmir’de bazı okullarda okul yönetimlerinin izniyle sınıflara girerek öğrencilere broşür dağıttığı ve yaz kampı faaliyetlerinin tanıtımını yaptığı öğrenildi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, uygulamaya tepki göstererek, eğitim kurumlarının herhangi bir vakıf, dernek ya da siyasi-ideolojik yapının propaganda ve örgütlenme alanı haline getirilemeyeceğini vurguladı.

    “SINIFLARIN VAKIFLARIN TANITIMINA AÇILMASI KAMU OKULLARININ TARAFSIZLIĞINA AYKIRIDIR”

    Eğitim yöneticilerinin temel görevinin öğrencileri belirli kurum ve yapılara yönlendirmek olmadığını belirten Danyeli, eğitim ortamlarının tarafsızlığını, güvenliğini ve bilimsel niteliğini korumakla yükümlü olduklarını ifade etti.

    Danyeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Okulların herhangi bir vakıf, dernek ya da siyasi-ideolojik yapının propaganda ve örgütlenme alanı haline getirilmesi kabul edilemez. Eğitim yöneticilerinin temel görevi; öğrencileri belirli kurum ve yapılara yönlendirmek değil, eğitim ortamlarının tarafsızlığını, güvenliğini ve bilimsel niteliğini korumaktır. Sınıfların, ders saatlerinin ve okul ortamının vakıf ve derneklerin tanıtım faaliyetlerine açılması, kamu okullarının tarafsızlığı ilkesine açıkça aykırıdır. Ayrıca bu durum, öğrenciler ve veliler üzerinde dolaylı bir yönlendirme ve baskı oluşturma riski taşımaktadır.”

    “EĞİTİM DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin başta TÜGVA olmak üzere çeşitli vakıf ve derneklerin yaz kampı ve yaz okulu faaliyetlerine destek vermesinin, eğitim alanında uzun yıllardır sürdürülen dinselleştirme politikalarının yeni bir halkasını oluşturduğunu ifade eden Danyeli, eğitimin siyasi iktidarların ideolojik hedeflerini gerçekleştireceği bir alan olmadığını vurguladı.

    Yaz kampı ve yaz okulu adı altında yürütülen faaliyetlerin pedagojik ve bilimsel temelden uzak olduğunu belirten Danyeli, eğitimin dini ve ideolojik içeriklerle şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi. Kamusal eğitim olanaklarının dernek ve vakıflara aktarılmasının eğitim hizmetinin niteliğini zayıflattığını ifade eden Danyeli, bu uygulamaların eğitimin dinselleştirilmesine hizmet ettiğini kaydetti.

    “EĞİTİM KURUMLARI DİNİ YAPILARIN ETKİSİNE BIRAKILIYOR”

    Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir laiklik ilkesinden uzaklaştırıldığını belirten Danyeli, ÇEDES başta olmak üzere çeşitli proje ve protokoller aracılığıyla eğitim kurumlarının dini yapıların etkisine açıldığını söyledi.

    TÜGVA ve benzeri yapılarla sürdürülen iş birliklerinin de bu sürecin bir parçası olduğuna dikkat çeken Danyeli, eğitim alanında yürütülen bu politikaların çocukların üstün yararı ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi.

    “EĞİTİM LAİKLİK TEMELİNDE GERÇEKLEŞTİRİLMELİ”

    Zeliha Danyeli, açıklamasının sonunda İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “Çocukların eğitim hakkı hiçbir vakfa, derneğe, tarikata ya da cemaate devredilemez. Kamu okulları hiçbir vakıf, dernek veya dinî yapının faaliyet alanı haline getirilemez. Eğitim politikaları çocukların üstün yararı, bilimsel ilkeler ve laiklik temelinde şekillendirilmelidir. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünü ve tüm eğitim yöneticilerini, kamu kurumlarının tarafsızlığı ilkesine uygun davranmaya; eğitim alanını vakıf, dernek ve cemaatlerin faaliyet alanına dönüştüren uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / İZMİR

  • TÜGVA Dersim’de yaz okulu açıyor; Eğitim-Sen: Çocukları dinci vakıflara teslim etmeyin-VİDEO

    TÜGVA Dersim’de yaz okulu açıyor; Eğitim-Sen: Çocukları dinci vakıflara teslim etmeyin-VİDEO

    PİRHA-TÜGVA’nın Dersim’de yaz okulu çalışmasına tepki gösteren Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, “Velilerimizi dinci vakıfların yaz okulu adı altında yürüttükleri faaliyetlere karşı öğrencilerini koruması konusunda uyarıyoruz” dedi.

    Laiklik karşıtı faaliyetlerini sürdüren AKP iktidarının desteklediği TÜGVA, 24 Haziran-16 Ağustos tarihleri arasında Dersim’de ortaokul öğrencilerine yaz okulu programı başlatacak.

    Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, TÜGVA’nın Dersim’deki yaz okulu çalışmasına tepki gösterdi.

    “GERİCİ VAKIFLARIN PROGRAMLARININ TEMELİNDE DİNCİ EĞİTİMLER VAR”

    AKP iktidarının eğitimde dinselleşme politikası yürüttüğünü söyleyen Mehmet Aşkın, “AKP iktidarı, ÇEDES projesi ve yeni müfredat ile birlikte dinselleştirilmiş bir eğitim sistemi oluşturdu. Yaz ayında da dinci vakıfların çalışması var. Dersim’de dinci, gerici bir vakfın yaz okulu adı altında yürüttüğü dinci faaliyetleri söz konusu. Velilerimizi dinci, gerici vakıfların yaz okulu adı altında yürüttüğü faaliyetlere karşı öğrencilerini koruması konusunda uyarıyoruz. Bu vakıflar matematik, İngilizce, sosyal faaliyet gibi derslerle öğrencileri eğittiklerini iddia etseler de programlarının temelinde dinci eğitimler var. Örneğin günlük 4 saatlik dersin 3 saatini dini dersler 1 saatini de matematik, İngilizce dersleri üzerine kurduğunu biliyoruz. Velilerimiz öğrencilerini yaz okuluna teslim etmemeliler” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın okullarda stant açmasına, sınıf ziyareti yapmasına izin verdi

    İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın okullarda stant açmasına, sınıf ziyareti yapmasına izin verdi

    Dinci vakıfların arka bahçesi haline getirilen okullardaki laiklik karşıtı faaliyetler sürüyor. İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın okullarda stant açmasına, afiş ve pankart asmasına, sınıf ziyareti yapmasına izin verdi. 

    BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetimde yer aldığı TÜGVA öğrencilere yönelik Edirne’de 1 Temmuz ila 5 Ağustos tarihleri arasında “TÜGVA İstanbul Doğa Kampı” düzenleyeceği ortaya çıktı.

    MEB ve TÜGVA arasında 25 Şubat 2021 tarihinde imzalanan protokol kapsamında düzenlenecek olan kampa ilişkin TÜGVA İstanbul Temsilcisi Beytullah Çiçen tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuru yapıldı. Çiçen başvuruda, 13 Mayıs ila 14 Haziran tarihleri arasında TÜGVA’nın okullarda stant açma, afiş ve pankart asımı, konferans ve sınıf ziyareti izni için izin talep etti.

    TÜGVA’nın 8 Mayıs’ta gönderdiği başvuruya 14 Mayıs’ta yanıt veren İstanbul Valiliği, TÜGVA’nın MEB’e bağlı tüm okullarda stant açma, afiş ve pankart asımı, konferans ve sınıf ziyareti için izin verdiği ortaya çıktı.

    TÜGVA aynı zamanda yine ortaokul öğrencilerini hedef alan 6 haftalık TÜGVA İstanbul Ortaokul Yaz Okulu projesi yapacak. Kuranı Kerim, Temel Dini Bilgiler gibi derslerin verileceği yaz okulu projesi MEB ve TÜGVA arasında imzalanan protokol kapsamında gerçekleştirilecek. 24 Haziran ila 9 Ağustos tarihinde gerçekleştirilecek projeye 4. sınıf mezunu, ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri katılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sınav kitapçığında dahi AKP’li Belediye Başkan adayının propagandası yapıldı!

    Sınav kitapçığında dahi AKP’li Belediye Başkan adayının propagandası yapıldı!

    PİRHA – Eğitim Sen, Siirt’teki okullarda ‘Cumhur ittifakı’ adaylarının propaganda yaptıklarını belirterek, konuyla ilgili hukuki girişimde bulunacaklarını duyurdu. Yapılan yazılı açıklamada “Eğitim kurumlarında herhangi bir partinin adayının yazılı ya da sözlü olarak siyasi propaganda yapması yasaktır” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) okullarda siyasi propaganda yapılmasına yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi.

    Eğitim Sen’in açıklamasında, Cumhur İttifakı üyelerinin, 19 Mart’ta Siirt’teki okullarda siyasi faaliyet yürüttükleri belirtilirken “Okullarda seçim yasaklarına aykırı şekilde siyasi propaganda yapanlar ve buna izin verenler açıkça suç işlemektedir” denildi.

    “İZİN VERENLER SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “31 Mart Yerel Seçim tarihi yaklaştıkça, kendilerini hukuk kuralları başta olmak üzere, her şeyin üzerinde gören ‘Cumhur ittifakı’ adayları, yasak olmasına rağmen okullarda serbestçe siyasi propaganda yapmaya devam etmektedir. Bu durumun son örneği, 19 Mart 2024 tarihinde Siirt’te yaşanmıştır.

    Siirt’te bulunan tüm liselerde 12. sınıf öğrencilerine yönelik temel yetenek testi (TYT) deneme sınavı yapılmış ve sınavın yapılmasına AKP Siirt Belediye Başkan Adayı Ekrem Olgaç’ın aracılık ettiği iddia edilmiştir. Yapılan sınavda kullanılan kitapçığın arka yüzünde, AKP Siirt Belediye Başkan adayı Ekrem Olgaç’ın imzasıyla seçim propagandası amaçlı ifadelerin yer alması bu iddiayı güçlendirmektedir.

    Sınav kitapçığında yer alan görsele göre bazı okul idarecileri bunun bu şekilde yapılmasının doğru olmadığını ifade ederek, deneme sınavının iktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) adına yapılmış olduğunu göstermek için deneme sınavı kitapçıklarına TÜGVA adının yapıştırılmasını önermişlerdir. Bunun üzerine bazı okul idarecileri TÜGVA adını yapıştırmadan, bazıları AKP adayının adının yan tarafına, bazıları ise adayın isminin üzerine TÜGVA etiketini yapıştırarak deneme sınavını gerçekleştirmiştir.

    Seçim kanunları ve YSK kararlarınca açık şekilde yasaklanmış olmasına rağmen siyasi propaganda amaçlı olarak deneme sınavı yapılmasına izin veren ya da göz yuman il milli eğitim müdürü, ilgili birim yöneticileri ve sınavların yapıldığı okulların idarecileri, eğitim kurumlarında siyasi propaganda yasağına uymayarak suç işlemiştir.

    “SENDİKAMIZ HUKUKİ HAZIRLIKLARA BAŞLAMIŞTIR”

    Eğitim Sen açıklamasında Siirt’te yaşananlara dair suç duyurusunda bulunulacağını belirterek, şöyle devam edildi:

    “31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde okul duvarlarına afiş ve pankart asma, okul aile birlikleri ile yapılan resmî toplantılarda aday tanıtımı yapılmasının yanı sıra, okullarda öğrenci ve velilere yönelik siyasi propaganda amaçlı yapılan bu tür etkinliklerin hukuk tanımaz şekilde sürdürülmesi kabul edilemez bir durumdur.

    Türkiye’deki bütün kamu kurumlarında oluğu gibi, eğitim kurumlarında da herhangi bir partinin adayının yazılı ya da sözlü olarak siyasi propaganda yapması yasaktır. Bu açık yasağa rağmen sendikal-siyasal referanslar üzerinden yönetici olan ve iktidarı açıktan destekleyen tutumlar gösteren bazı idareciler, okullarda iktidar partisi adaylarının propagandasının yapılmasına izin vererek açıkça suç işlemektedir.

    Okullarda siyasi propaganda yapanlar ve buna izin verenler suç işlemekte ve seçim yasaklarını çiğnemektedir. Hukuk kuralları toplumun sadece belli bir kesimi için değil, siyasi iktidar bileşenleri dâhil, herkes için eşit derecede uyulması gereken kurallardır.

    Sendikamız, bizlere ulaşan bilgi ve belgeler doğrultusunda Seçim Kanunu’na aykırı iş ve işlemlerde bulunan kamu görevlileri ile ilgili olarak hukuki hazırlıklara başlamıştır ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaktır. Okullarda siyasi propaganda yapılmasına izin veren ya da göz yuman bütün eğitim yöneticileri hakkında soruşturma açılmalı ve suçu sabit görülenler derhal görevden alınmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • TÜGVA, proje kapsamında öğrencileri tesettüre soktu

    TÜGVA, proje kapsamında öğrencileri tesettüre soktu

    PİRHA- TÜGVA’nın ‘Vakıf Okul’ projesi kapsamında İstanbul Büyükçekmece’deki bir okulda öğrencilerin tesettüre sokulduğu ortaya çıktı. Görüntüler, TÜGVA’nın sosyal medya hesabında paylaşıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile “sivil toplum kuruluşları” adı altında cemaat ve tarikatlarla imzalanan protokollerle öğrenciler hedef alınırken Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) ‘Vakıf Okulu’ adı altında öğrenciler tesettüre soktuğu ortaya çıktı. Ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerini hedef alan proje kapsamında TÜGVA İstanbul Büyükçekmece Temsilciliği’nin sosyal medya hesabında ‘Ben Varım’ projesinde ortaokul öğrencilerinin tesettüre sokulduğu öğrenildi.

    “PROJE KAPSAMINDA GERİCİ ETKİNLİKLER DÜZENLENİYOR”

    BİRGÜN‘de Deniz Güngör’ün haberine göre, sosyal medya hesaplarında paylaşılan görüntülerde MEB’e bağlı bir okulda 11 Aralık 2023 tarihinde yapılan etkinlikte öğrencilere tesettür anlatıldığı ve birçok çocuğun tesettüre sokulduğu görüldü. Söz konusu etkinlik kapsamında paylaşılan görüntüler ise sosyal medya hesaplarında “Ben Varım projesinin 3. haftasında konumuz tesettürdü. ‘Başımızın üstünde yerin var tesettür’ dedik ve vakıf okulu öğrencilerimiz ile tesettürün önemine dair konuştuk. Konu başlığı tesettür olan tabu kartları hazırladık ve bir günlerini tesettürlü bir şekilde geçirmelerine vesile olduk” ifadeleriyle paylaşıldı.

    Ayrıca Büyükçekmece İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte ortaokul öğrencisi erkek çocuklara ise imam cübbesi giydirildiği ortaya çıktı.

    Kitap Kurdu etkinliği kapsamında İstanbul Büyükçekmece TÜGVA Temsilciliği’nin yine MEB’e bağlı ortaokulları gezerek sınıflarda öğrencilere broşür dağıttığı ortaya çıktı. Temsilciliğin sosyal medya hesabında ortaokul öğrencilerinin Fatih Camisi’ne götürüldüğü görüntüler ise, “Asımın nesli yetişiyor inşallah” ifadeleriyle paylaşıldı.

    TÜGVA’nın İstanbul Kartal Şubesi’nin tarafından okullarda ‘Vakıf Okul’ kapsamında etkinlikler düzenlendiği ortaya çıktı. Şubenin sosyal medya hesabında ise ilkokul öğrencileriyle etkinlik düzenlendiği, namaz kıldırıldığını gösteren görüntüler yer aldı.

    Fatma Aliye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ise “Zarafet Okulumuzu” adlı ders işlendi. Aynı zamanda Eyüp Genç İlkokulu öğrencilerinin ise Büyük Çamlıca Camisi’ne ve İslam Medeniyetleri Müzesi’ne götürüldüğüne ilişkin birçok görüntü yine sosyal medya hesaplarında yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Koçyiğit, Kars’taki tarihi binanın TÜGVA’ya tahsisini ilgili bakanlara sordu

    Milletvekili Koçyiğit, Kars’taki tarihi binanın TÜGVA’ya tahsisini ilgili bakanlara sordu

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kars’taki bir kamu binasının TÜGVA’ya tahsis edilip, temizliğinin de kayyım belediyesi tarafınca yapılmasını Meclis gündemine getirdi.

    HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kamuya ait bir binanın TÜGVA’ya tahsis edilmesini ilgili bakanlara sordu.

    Öğretmenevinin bitişiğinde olup öğretmen ve yurttaşların kullanımından alınarak TÜGVA’ya tahsis edilen binanın temizlik işlerini de kayyım yönetimindeki Kars Belediyesi üstlendi.

    Milletvekili Koçyiğit, Kars Öğretmenevi’nin yanındaki tarihi binanın, geçmişte kadın hapishanesi olarak kullanıldığını, sonrasında halk tarafından kafe amaçlı hizmete açıldığını belirtti. Koçyiğit, birkaç yıl önce ise söz konusu binanın kapatılarak üzerine “TÜGVA Gönül Bahçesi” yazılı bir tabela asıldığını da vurguladı.

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kaleme aldığı önergede, “O dönemde, tarihi binanın ve bahçesinin halk kütüphanesi olarak kullanılması için çaba gösterilmiş, ancak bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Tarihi bina, doğrudan AKP iktidarıyla ilişkili olduğu bilinen Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Son olarak, 25 Kasım 2023 tarihinde, TÜGVA’nın kullanımında olup artık kamusal bir alan olmaktan çıkarak kullanılamaz hale gelen bu tarihi bina ve bahçenin, Kayyım yönetimindeki Kars Belediyesi temizlik işçileri tarafından temizlendiği basına yansımıştır” ifadelerine yer verdi.

    “KAMU YARARI NEDİR?”

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, konuya dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “TÜGVA’nın kullanımında olan tarihi binanın Kars Belediyesi tarafından temizlenmesiyle ilgili Kayyım yönetiminin uygulaması hangi yasal zeminde ne gerekçeyle almıştır?

    Kars halkının bu tarihi binayı kamusal bir alan olarak kullanma talepleri Bakanlığınız tarafından dikkate alınmış mıdır? Eğer hayır ise, bu talepler neden göz ardı edilmiştir?

    Kamu mülkiyetindeki bina, gayrimenkul, arsa gibi varlıkların başka kurum ve kişilere devredilmesine yönelik politikalar ve uygulamalardaki esaslar ve yasalar nedir?

    Kars Belediyesi’ne bağlı başka hangi arazi, arsa, bina ve gayrimenkuller hangi kurum ve kişilere tahsis edilmiştir?

    Bu tarihi bina hangi kurum tarafından, hangi usul ve esaslara dayanarak, hangi şartlarda ne kadar süreliğine TÜGVA’ya tahsis edilmiştir?

    Tüm yurttaşların kullanımında olan bir binanın iktidar ile doğrudan ilişkili bir kuruma tahsis edilmesindeki kamu yararı nedir?

    “BAKANLIĞINIZIN DEĞERLENDİRMESİ NEDİR?”

    Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a ise şu soruları yöneltti:

    “TÜGVA’ya tahsis edilen tarihi binanın kültürel ve turistik bir değeri var mıdır?

    Binanın kültürel ve turistik bir değeri varsa bu değer nasıl korunmuş veya güçlendirilmiştir?

    Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak, bu tür tarihi mekanların korunması ve kamusal kullanıma açık olması için alınan tedbirler nelerdir?

    Kars halkının tarihi binanın kamusal kullanımına devam etme talepleri doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir değerlendirme yapılmış mıdır?

    Bakanlığınızın binanın bu şekilde kullanımı ile ilgili değerlendirmesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da 238 okul, Bilal Erdoğan’ın yönetimindeki TÜGVA’ya tahsis edildi

    İstanbul’da 238 okul, Bilal Erdoğan’ın yönetimindeki TÜGVA’ya tahsis edildi

    İstanbul’un farklı ilçelerindeki toplam 238 okul, Bilal Erdoğan’ın yönetiminde yer aldığı TÜGVA’ya tahsis edildi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile iktidara yakın isimlerin yönetimde yer aldığı Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek, İstanbul’un farklı ilçelerindeki bazı okulların kendilerine tahsis edilmesini istedi. İstanbul Valiliği, toplam 238 okul ile bu okulların spor salonlarının 16 Haziran ile 28 Temmuz tarihleri arasında kendilerine tahsis edilmesini isteyen TÜGVA’nın talebine onay verdi.

    TÜGVA’nın İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderildiği yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Bu sene altıncısını gerçekleştireceğimiz TÜGVA İstanbul Ortaokul Yaz Okulu projemiz kapsamında imzalanan iş birliği protokolü 25 Şubat 2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İş birliği protokolü çerçevesinde tüm ilçelerimizde ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik sosyal, kültürel, sanatsal, sportif, teknolojik mesleki alanlar başta olmak üzere birçok proje eğitim programı, seminer, konferans, etkinlik ve organizasyon gerçekleştirmekteyiz. Bu kapsamdan Cüz\Kuran’ı Kerim eğitimleri başta olmak üzere… Listede yer alan okulların ve spor salonlarının 19 Haziran ile 28 Temmuz tarihleri arasında hafta içi 09.00 ile 17.00 arasında tarafımıza tahsis edilmesini talep etmekteyiz.”

    BAĞCILAR’DA 42, ESENLER’DE 25 OKUL, KÜÇÜKÇEKMECE’DE 12 OKUL

    Yazıya eklenen listede ise TÜGVA’nın en fazla okul talep ettiği ilçeler sırasıyla 42 okulla Bağcılar, 25 okulla Esenler ve 12 okulla Küçükçekmece oldu. Ayrıca, TÜGVA’ya tahsis edilen okullarda konferans salonlarının, sınıfların, atölye ve laboratuvarların hazır halde bulundurulması istendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri, TÜGVA’yı protesto etti-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri, TÜGVA’yı protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi’nde okuyan öğrenciler, TÜGVA’nın üniversitedeki varlığını protesto etti.

    Munzur Üniversitesi’nde okuyan öğrenciler, AKP’nin Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Genç Ofis ve Gençlik Merkezi gibi isimlerle üniversitede faaliyet göstermesine karşı ‘özerk, demokratik ve özgür üniversite istiyoruz’ sloganıyla yürüyüş düzenledi.

    Üniversite kampüsünde yürüyüş yapan öğrenciler, sık sık  “Üniversiteler bizimdir bizimle özgürleşecek” ve “Genç Ofis defol”  sloganları attı.

    Yürüyüşün ardından üniversite yemekhanesine giden öğrenciler, tüm kesimleri özgür, özerk ve demokratik üniversiteler için mücadele etmeye çağırdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Kerestecioğlu: Öğrencisine cinsel saldırıda bulunan öğretmen hangi gerekçeyle göreve döndü?

    Kerestecioğlu: Öğrencisine cinsel saldırıda bulunan öğretmen hangi gerekçeyle göreve döndü?

    PİRHA- Milletvekili Filiz Keresteciğlu, Adıyaman’da bir lisede müdür yardımcısı olan ve öğrencisine cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan Yusuf U.’nun göreve iade edilmesini gündeme getirdi. Kerestecioğlu, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e “Yusuf U. göreve hangi gerekçelerle döndürüldü?” diye sordu.

    Adıyaman Dumlupınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde müdür yardımcısı olan ve öğrencisine cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan Yusuf U. göreve iade edildi.

    Karara tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, konuyu Meclis’e taşıyarak şu bilgileri paylaştı:

    “Kasım 2021’de Adıyaman Dumlupınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyan bir öğrencinin, okuldaki öğretmenlerin cinsel saldırı girişimine maruz kaldığı ortaya çıktı.

    Müdür yardımcısı ve TÜGVA lise koordinatörü olan Yusuf U.’nun bir evde cinsel saldırı girişiminde bulunduğu öğrenci, daha sonra aynı okuldan Abdulkadir K. isimli öğretmeninin tacizine maruz kaldı.

    Durumundan şüphelenen kadın öğretmeninin desteği ile 8 Kasım 2021’de emniyete ifade veren öğrenci, Yusuf U.’nun okulda kimseye bir şey anlatmaması için kendisini uyardığını, polis soru sorarsa ‘Yusuf Hoca ile evine çiçek sulamaya gittik’ demesini istediğini anlattı. Çocuğun emniyetteki ifadesinin ardından okul idaresi Yusuf U.’yu görevden aldı.

    Olayın duyulmasını sağlayan gazeteci Metin Cihan, 8 Nisan 2022 tarihinde sosyal medya hesabından korkutma yoluyla öğrencinin şikayetinin geri çektirildiğini ve cinsel saldırıda bulunan müdür yardımcısı Yusuf U.’nun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından göreve iade edildiğini duyurdu.”

    “BAKANLIK TARAFINDAN SORUŞTURMA YAPILDI MI?”

    Milletvekili Kerestecioğlu, konu hakkında önerge hazırlayarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “*Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen öğrencinin ifadesinin alınmasından sonra görevden alınan Yusuf U. ve şüpheli Abdülkadir K. hakkında hukuki süreç başlatıldı mı?

    *Cinsel saldırı mağduru öğrenciye okul idaresi ve rehberlik öğretmenleri tarafından psikolojik destek sunuldu mu?

    *Bakanlığınız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına konu hakkında bilgilendirme yaptı mı?

    *Yusuf U. görevden uzaklaştırıldığı süreçte Bakanlık tarafından soruşturma yapıldı mı? Yapıldıysa nasıl sonuçlandı? Yusuf U. göreve hangi gerekçelerle döndürüldü?

    *Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen öğrencinin güvenliğinin sağlanması için okul idaresi bir önlem aldı mı?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kılıçdaroğlu’ndan: Cumhurbaşkanının oğlu torpille devlete adam yerleştiremez

    Kılıçdaroğlu’ndan: Cumhurbaşkanının oğlu torpille devlete adam yerleştiremez

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TÜGVA hakkındaki iddialara ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a “Sen kimsin” diye yüklenerek “Cumhurbaşkanının oğlu devlete torpille adam yerleştiriyorsa o yerleştirilen kişi devletin değil sarayın memuru olur. Gençlere sözümdür iktidarımızda sözlü sınav kalkacak” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu.

    İktidara yüklenen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin iyi yönetilmediğini biliyorsunuz. Kağıt toplayan da manav da kasap da biliyor. Devletin kurumlarına sahip çıkmak en çok CHP’ye yakışır. Fiyatlar durmuyor, TL kar gibi eriyor. Sorumlu Merkez Bankası. Siyaset, Merkez Bankası’na müdahale ediyor, sağlıklı ve tutarlı karar almasını engelliyor” ifadelerini kullandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası’na yaptığı ziyareti hatırlatarak, “Bankanıza sahip çıkın” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Merkez Bankası, sıradan bir banka değildir. Bankanın kendi kültürü, çok iyi yetişmiş kadroları vardır.

    Bir video paylaştım. Devlet memurlarınıza görevinizi yapın dedim. Siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memurlarısınız. Pazartesi kim yasa dışı talimat verirse orada durun ve yapmayın. Onlar malı götürürken bunları söyledim. ‘Hırsızlığa bulaşmayın’ dedim. Savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarmış bulunmazsanız namertsiniz.”

    “YASA DIŞI EMİR YAPMAYACAKSIN!”

    “Saray’ın baş memuru var. Fuat Bey. Vesayet ve paralel yapı oluşturmaya çalışıyormuşum. ‘Çalışanlarımızın’ diyor. Kimsin sen? Devlet memuru ne zamandan beri çalışanlarınız oluyor. Bu lafı kullandığın andan itibaren toplumu bölüyorsun. Devletin memuru, milletin işini yapar. Kullandığım her cümlenin kanunda yeri vardır. Gideceksin Erdoğan ailesinin vakfından torpil yapacaksın, devlete yerleşeceksin. Biz bunu yapınca kıyamet kopacak. Bürokratlar ‘emir aldık’ diyebilir. Yasa dışı emri yapmayacaksın. Kanun bunu söylüyor.

    ‘Vakıflar kamu için çalışırlar. Elde ettikleri gelirleri, yaptıkları harcamaları açıklarlar. Erdoğan ailesinin vakıflarının belediyelerden, devletten, vatandaşlardan, tahsis edilen binaların kiralarından ne kadar para topladıklarını bilmiyoruz. Mahkemelerin bağımsızlığı üzerine inşa edilen 138. madde hiçbir makam, organ, mevki yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere talimat veremez diyor. Vakıf var TÜGVA. Belediye diyor ki tahsis edilen yer amaca uygun kullanılmıyor. Mahkeme ‘iade edeceksin’ diyor. İtiraz ediyor. İdare Mahkemesi de ‘iade edeceksin’ diyor. Gidiyorsun teslim almaya polisler diziliyor. Devletin polisine talimat veriliyor yargı kararının uygulanmaması için. Polisler emir kulu. Sorun kimde? Talimatı verende. Sen hangi yetkine dayanarak yargı kararını uygulamıyorsun? Böyle bir yetkiyi sana kim verdi? Millet ‘zenginleş, malı götür, yolsuzluk yapanları koru’ diye sana o yetkiyi vermedi.”

    BİLAL ERDOĞAN’A TEPKİ!

    “Bir cumhurbaşkanının oğlu, babasının mevkisini ve makamını bilerek davranmak zorundadır. Davranışları, görev aldığı yerler itibariyle örnek olmak zorundadır. Gidip de oğlu Milli Eğitim Bakanlığı’nın bürokratlarını tamamını toplayıp onlara milli eğitim politikasını anlatıyorsa bir sorunumuz var demektir. Kimsin sen ya! Kimsin? Sen bu yetkiyi kimden alıyorsun? Cumhurbaşkanının oğlu olmak bu kanunsuzlukları yapma hakkını veriyor mu? Cumhurbaşkanının oğlu her şeyden önce mahkeme kararını uygular. Bir cumhurbaşkanının oğlu torpille devlete adam yerleştiremez. Cumhurbaşkanının oğluna ulaşamayanlar ne yapsın? Sürünsün! Cumhurbaşkanının oğlu devlete torpille adam yerleştiriyorsa o yerleştirilen kişi devletin değil sarayın memuru olur. Gençlere sözümdür iktidarımızda sözlü sınav kalkacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Alevilerin, inanç özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz’

    ‘Alevilerin, inanç özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz’

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, savaşa karşı barış bütçesi getireceklerini söyleyerek “Sürekli savaşa yatırım yapan, çatışmadan beslendiği için kendini mecbur hisseden bir iktidar var. Bu iktidar, yeni düzenini bu ittifaklarını savaş politikaları üzerine kurmuştur ancak savaş, nefret ve düşmanlık politikaları iktidar ortaklarının tek harcıdır” dedi. Sancar, Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerinin de altını çizdi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Sancar’ın öncelikli gündemi “TÜGVA” üzerindeki tartışma oldu. Mithat Sancar “Her gün yeni bir çürümüşlük vakasıyla karşı karşıya kalmaktayız” diyerek şunları söyledi:

    “Gün geçmiyor ki yozlaşma örneği çıkmasın. İktidar sürüyor düzen kokuşuyor. Son örneği TÜGVA. Türkiye’nin hakikatlerini göstermek ve geleceği nasıl inşa edeceğimizi bilmek için bunları tek tek anlatmamız ve her birinin peşine mutlaka düşmemiz gerekiyor. Pandora belgelerinden sonra TÜGVA ile ilgili olarak kamuoyuna sızan belgeler, dönen dolapların geldiği boyutları gözler önüne sermektedir.”

    “YARIŞMA PROGRAMLARINA BİLE KENDİ YANDAŞLARINI GÖNDERİYOR!”

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “TÜGVA neler yapıyor?” diye sorarak şu konuşmayı yaptı:

    “İktidarın kontrolündeki bu teşkilat 2013’te kurulmuş ve vergi muafiyetine de tabii tutulmuş, 81 ilde örgütlenmiş, her kamu kademesinde görevli bürokratların bulunduğu bir vakıf bu. Neler yapıyor? Kamuoyuna yansıyan belgelerden sıralayacaklarım yeterince fikir veriyor. Kamu mallarına çökme! Kamu kuruluşlarına torpille yandaşları yerleştirme, kamudaki KHK ile ihraç edilenlerin yerini yandaşlarla doldurma, önemli kurumlara işe alımlar, emniyet, polis, savcı, hakim alımlarında da referans olma, partizan kadroları yargıya yerleştirme, yarışma programlarına bile kendi yandaşlarını gönderme. Yine KHK ile kapatılan vakıfların neredeyse tüm taşınmazlarına birçok kamu kurumunun da varlıklarına el koyma, öğrenci yurtları kendi aralarında paylaşmak. İşte faaliyetleri bunlar.

    Çürüme budur. İktidar çürüme bataklığına batmıştır, düzen kokuşmuştur, her tarafından pis kokular gelmektedir. Toplumu bu çürümeye mahkum etmek için yalan düzenini devam ettiriyorlar. Ama tutmuyor karşılarında direnenler hakikat mücadelesinin savunucuları var, karşılarında sizler varsınız.

    “YARGIDAKİ ÇÜRÜMENİN BİR AYAĞI DA BU”

    Kamu Personeli Seçme Sınavı’nı (KPSS) kazandığı halde atanamadığı için intihar eden Merve Çavdar’ı hatırlatan Sancar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “İşte ne yazık ki TÜGVA bütün bunların da içinde yer almaktadır. O yandaşları oraya yerleştirdikleri için hak edenler başarıyla bir yere gelenler iş bulamıyorlar. Umutsuzluğa, karamsarlığa kapılıyorlar ve en değerli varlığı hayatı bile bırakacak noktaya geliyorlar. Buna dur diyeceğiz. Kimsenin buna hakkı olmadığını inatla ortaya koyacağız. Adalet ve hak mücadelesini her türlü bedeli göze alarak hak ve adalet için yapıyoruz. Yargıdaki çürümenin bir ayağı da bu. Yandaşları yargıya yerleştiriyorlar. Kumpas davaları açıyorlar, mahkumiyetler veriyorlar. Bu davaların hepsi siyasidir ve kumpastır. Zaten tutturamıyorlar. Ne delil ortaya koyabiliyorlar ne de kendi gerekçelerini haklı çıkarabilecek bir tek doğru dürüst kelime yazabiliyorlar. O nedenle biz bütün bu kumpas davalarında ve mahkumiyetlerin son bulacağı yeni başlangıçları başarmak zorundayız.”

    “BU SOYGUN VE TALAN DÜZENİNİ MUTLAKA GÖRMELİ”

    “İktidar kamu kurumlarını, halkın kaynaklarını vakıf, cemaat ve SADAT gibi paramiliter organizasyonlar ile 5’li çete gibi yandaşlara pay etmektedir. Halka kuru ekmek bile kalmamaktadır. Bu soygun ve talan düzenini mutlaka görmeli ve değişmesi için kararlılığımızı bir an bile bırakmamalıyız. Bu rant ve talan yapısına dair iddiaların peşini yargıda, Meclis’te, kamuoyunda peşine düşeceğiz. Haksızlığın ve yalanın ortaya çıkması için elimizden geleni her alanda yapacağız. Adalet ve hakikat için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu aynı zamanda ekmek ve alın teri mücadelesidir, bu yoksulların onurlu bir hayat sürdürmesi için verilen bir mücadeledir ve başarıya ulaşacaktır, şüpheniz olmasın.

    Hiçbir toplum bu kadar kokuşmuşluğu hak etmez, yeni bir başlangıç ve demokratik bir düzen, barış içinde ortak ve eşit yaşamı kuracağız, hiç yolu yok mutlaka kuracağız. Bu talan düzenin ekonomideki yansımalarına bakalım. İktidar başka bir ekonomi yarattı, kara ekonomi, rant ve hırsızlık ekonomisi bu. Bir yandan gece yarısı kararnameleriyle, zamlarla, savaş politikalarıyla, yandaşa sipariş ihalelerle çökertilen kamu kaynakları, halkın ekmeği var. Diğer taraftan da talanla, soygunla, yolsuzlukla oluşturulan bir Saray ve sömürü düzeni var. İktidarın zenginleri arttıkça yoksulluk büyümektedir. Yandaşlar arttıkça işsizlik artmaktadır. İktidar ekonomiyi talan ettikçe halkın sofrası boşalmaktadır. Gece yarısı kararnamesi ile 3 kişi Merkez Bankası’nda görevden alınıyor. Vardiyalı gece çalışması gibi yeni görevlendirmelerle başkan ve başkan yardımcısını değiştirerek, ancak daha fazla çöküşe yol açarsanız.

    Kurdaki değişime değinmeme bile gerek yok. Yeni rekorlar kırıyor kur, her yeni rekor yoksullukta daha fazla dibe inmektir. Çiftçi de perişan vaziyettedir, emekçi de açlıkla boğuşmaktadır. Devasa borçlar. Üretim yok, Gübre, samanı bu döviz kurlarıyla temin etmesi mümkün değil. Sadece çiftçiyi değil, ülkeyi açlığa sürmektedir. Çünkü bu düzen, bu ülkenin kaynakları halklarınındır, yandaş ve sermayeye peşkeş çekme mecburiyetimiz tam da bundandır.”

    “SAVAŞ TAMTAMLARI ÇALIYORLAR”

    “Faiz lobisi diyorlar ama gözlerden saklamayı en iyi yaptıklarını sandıklarının başında savaş politikaları geliyor. Sürekli savaşa yatırım yapan, çatışmadan beslendiği için kendini mecbur hisseden bir iktidar var. Bu iktidar, yeni düzenini bu ittifaklarını savaş politikaları üzerine kurmuştur ancak savaş nefret ve düşmanlık politikaları iktidar ortaklarının tek harcıdır. Savaş politikalarının temelinde Kürt düşmanlığı yatmaktadır. Savaş tamtamları çalıyorlar, Suriye’ye askeri operasyon hazırlıklarını tartıştırıyorlar. Tek nedeni var. Kürt anasını görmesin. Türkiye batsın ama Kürtler de gün yüzü görmesin. İşte Kürt düşmanlığının iktidarı ve ülkeyi getirdiği yer gözlerimizin önünde. Çatışmasızlığın olduğu dönemde, bütçede güvenliğe ayrılan miktar ile bugünkü arasında uçurumlar var. O gün 50 milyar TL, bugün 250 milyar TL civarında bir güvenlik bütçesi. Bu bile iktidarın tutunduğu dalın ne olduğunu göstermektedir.”

    Bu politikalara itiraz etmedikçe, iktidarın asli temeline ve ortakları arasındaki çimentoya gerçek muhalefet yürütmek mümkün değil. Savaş politikalarına karşı en güçlü birlikteliği her yerde oluşturacağız. Önce bütün Kürt yapılarıyla bir araya gelip ittifak oluştursunlar. Savaş karşıtı birlik oluştursunlar, halklar arasına betondan duvar ören iktidara karşı irade duvarı kurmak zorundayız. Bunu büyük bir barış hareketine dönüştürdüğümüz anda iktidarın sonu gelir. Büyük dönüşümün gelebileceği tek yol büyük barıştır. Bunun için önce savaşa karşı büyük birlikteliktir. Büyük dönüşü büyük barış, büyük savaş karşıtı koalisyonunu başarmak zorundayız.”

    ALTERNATİF BÜTÇE!

    “Bütçe buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin her yerinde çalışmalar yapıyoruz. Halkın bütçesini oluşturmak için halk ile çalışıyoruz. Alternatif bütçemizi bu çalışmalarla oluşturacağız. Bu iktidarın bütçesi, sömürü, talan ve savaş bütçesidir. Biz de bu ülkeye demokrasi, adalet, hakça bölüşüm ve barış bütçesi getireceğiz. Bu ülkenin yönetimine ortak olduğumuz halkın desteği ile hayata geçireceğiz. Savaş bütçesini yırtıp atacağız. Halkın ekmeğine ve aşına göz koyanlara dur diyeceğiz. Nusaybin ve Mardin sınırındaki mayınları söküp atacağız. Organik tarıma elverişli bu topraklara mayın değil, tohum ekeceğiz. Mezopotamya topraklarına kan değil, su akacak.

    Bütün iyi insanlara sesleniyoruz, bu savaş ve nefret diline itirazınızı dile getirirseniz, o sesler büyüyecek ve mutlaka buluşacak. Hiçbir nefret, aykırı bu seslerin karşısında duramayacaktır. Türkiye halkı ve toplumu barışmak istiyor, eşit geleceği ortak temelde, demokratik zeminde kurmak istiyor. HDP, bunun güvencesidir, nefrete, savaşa, düşmanlaştırmaya ve her türlü kaos planına karşı demokratik kararlılık ve barış savunuculuğuyla en büyük güvencedir.”

    “ÇÜRÜMEYİ ORTAYA ÇIKARAN VE MÜCADELE EDEN HDP’YE SALDIRIYOR”

    “Bu nedenle iktidarın hedefindeyiz. İktidarı ve düzenin temellerini değiştirme iradesine sahip olan HDP var karşılarında. Buna dayanamıyorlar. Üzerimize yargıyı polisi salıyorlar, tehdit ve baskı ile yıldırabileceklerini sanıyorlar. İşte Kobanî Kumpas Davası. Bu davaların nereden kaynaklandığını bütün Türkiye biliyor, bilmeyenlere gerçeği anlatacağız. Her türlü yolsuzluk normal, kara para normal ama yargı hareket geçmiyor, bu düzeni yolsuzlukları, çürümeyi ortaya çıkaran ve mücadele eden HDP’ye saldırıyor. HDP’yi yargılamaya çalışmanın ne kadar nafile olduğunu Kobanî Kumpas Davasında arkadaşlarımız gösteriyor. Davayı da hakimlere verilen talimatları da mahkeme salonlarında, meydanlarda sokak sokak gezerek boşa çıkaracağız. Ne yaparlarsa yapsınlar hangi kumpası kurarlarsa kursunlar HDP durmayacak ve durdurulamayacak. Milyonların iradesi olmaya, Türkiye siyasetine yön ve ufuk vermeye devam edecek. Halkın gerçek alternatifi olmaya devam edecek.

    Şimdi, hep birlikte geleceği inşa etmek için kolları sıvadık, sorumluluk aldık. Bu sorumluluğun neler gerektirdiğinin farkındayız. Bütün baskılara rağmen ortak eşit geleceği ve demokratik yaşamı büyük barışı getireceğiz. Öyle bir ufka vardık ki benim sözlerim anlatmaya yetmez, sevgili Ahmed Arif’in dediği gibi şimdi öyle bir ufka vardık ki, öyle bir ufka vardık ki yalnız değiliz, gerçi gece uzun gece karanlık ama bütün korkulardan uzak bir sevdadır böylesine yaşamak. İşte bizimkisi böyle bir sevda. Bütün korkulardan uzak bir yaşamdır bizimkisi.”

    “ALEVİLERİN İNANÇLARINI ÖZGÜR YAŞAYABİLMELERİ İÇİN VARIZ”

    “Bu ülkede işçilerin hakkını sonuna kadar alacağı bir gelir adaleti meselesi de var. Cezaevlerinde rehin tutulan binlerce siyasetçinin, seçilmişlerin özgürlüğüne kavuşması meselesi de var. Pazar poşetini dolduramayan emekçi için refah da var. İş bulma kuyruklarında saatlerce bekleyen gençlerimiz için iş de var. Sokakta yatan yurtsuz gençler için yurt da var. Tüm kadınlar için özgür sokaklar ve özgür yaşam da var. Şiddete karşı barış siyaseti ve engelliler için uyumlu hale getirilen kentler de var. İşte bizim bütçemizde olan başlıklar bunlar. Kürt sorununda demokratik bir çözüm var. Alevi canlarımız için inançlarını özgür yaşayabilecekleri bir yurttaşlık düzeni var. Bunlar için varız bunları savunmaya devam edeceğiz.

    Bütün bunları nasıl yapacaksınız diyorlar. Gücümüzü halkımızdan ve haklılığımızdan alıyoruz. HDP, günü geldiğinde ülkenin yönetimde yerini en güçlü şekilde yer alacak. Biz toplumsal diyalog ve müzakereyi esas alıyoruz. Gerilim ve çatışma değil, müzakere ve mutabakat ile yürümek istiyoruz. Bizden en uzak toplum kesimleri ile bile temas etmek için elimizden gelenleri yapacağız.

    Mutabakat ve uzlaşma ile ülkenin sorunlarını çözmek için yolumuza devam ediyoruz. Bütün kesimlerle köprüler inşa etmek istiyoruz. Toplumun kesimlerinin birbirlerine ulaşacakları köprüler kurmak istiyoruz. Biz toplumun ortak dertlerinin ve acılarının ortak olduğunu biliyoruz, bütün topluma konuşma istediğimiz bundandır. Toplumda bu arzu ve bekleyiş vardır. Beklenen bu kararlılık ve cesarettir, adres de HDP’dir.”

    “MKM YÜZ AKIMIZDIR”

    “Mezopotamya Kültür Merkezi, Mezopotamya ve Anadolu’nun bu coğrafyadaki seslerini ve renklerini sanatın her alanında canlandırmak için kurulmuş bir kuruluştur. Yüz akımız MKM ile her zaman gurur duyduk, yine gurur duyuyoruz. Tam 30 yıl önce kuruldu, kurucuları arasında Apê Musa da vardı. Bu kurumun neden kurulması gerektiğini çok iyi biliyordu. Baskı, engelleme ve bütün bunlar devam etti ama MKM inancından hedefinden sapmadı. 30’uncu kuruluş yıldönümünü kutlamak için Bostancı Kültür Merkezinde bir etkinlik yapılacaktı. Etkinlik sabahı valilik izin vermişken Kadıköy Kaymakamı bu etkinliği yasakladı. Sanki yasaklayınca stranlar susacak, kilamlar bitecekmiş gibi. Hiçbir yasak türkülerin, kilamların, stranların sesini kısamaz. MKM’den dostlarımız aramızda. Orada kısıyorlarsa seslerini Meclis Kürsüsü onlarındır.”

    MKM sanatçıları stranlarını HDP grubunda söyledi!

    Müzisyen Devrim Demir, kadın mücadelesini anlatan “Tu kî yî” stran’ını okudu. MKM adına konuşan Mervan Tan ise “Bu kürsüyü bizimle paylaştıkları için HDP’ye teşekkür ediyoruz” diyerek diğer sanatçılar ve salondakilerle birlikte “Ez berf im” stranını seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • MEB’in TÜGVA ile imzaladığı ‘Çizimlerle 40 hadis yarışması’ meclis gündeminde

    MEB’in TÜGVA ile imzaladığı ‘Çizimlerle 40 hadis yarışması’ meclis gündeminde

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, TÜGVA ile imzalanan, “Sosyal Etkinlikler” protokolüne sahip çıktı. Protokol kapsamında düzenlenen, “Çizimler ile 40 Hadis” yarışmasına da sahip çıkan Bakan Selçuk, yarışmanın öğrencilerin ahlaki değerler edinmesine katkı sunduğunu savundu.

    Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre; Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, tartışmalı vakıflarla imzalanan ve eğitimcilerin tepkisine yol açan protokolleri desteklemeyi sürdürüyor. Bilal Erdoğan’ın Yüksek İstişare Kurulu’nda yer aldığı TÜGVA ile imzalanan, “Sosyal Etkinlikler Yapılmasına Dair İşbirliği” protokolünü savunan Selçuk, “Çizimler ile 40 Hadis” yarışmasının ortaokul öğrencilerinin milli, manevi ve ahlaki değerler edinmesine katkı sunduğunu ifade etti.

    Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nde yapılan değişikliği fırsat bilen TÜGVA, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile imzaladığı “Sosyal Etkinlikler Yapılmasına Dair İş Birliği Protokolü” kapsamında ortaokullarda, “Çizimler ile 40 Hadis” yarışması düzenleme kararı aldı. MEB Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, para ödüllü yarışmanın okullara duyurulması için il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine talimat yazısı gönderdi.

    YARGI KARARLARI YOK SAYILDI

    Çok sayıda AKP’li ismin yanı sıra Bilal Erdoğan’ın da yönetiminde olduğu vakıf ile imzalanan protokol eğitimcilerin tepkisini çekti. Vakfın, yargının engelleyici kararlarına karşın öğrencilere yönelik faaliyet yürütmeye devam ettiğini belirten eğitimciler, protokolün iptalini istese de MEB geri adım atmadı.

    MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, MEB’in TÜGVA ile imzaladığı protokolü TBMM gündemine taşıdı. Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan TÜGVA’nın, “Çizimler ile 40 Hadis” yarışmasının fikir sahibini ve öğrencilere sunacağı katkıyı açıklamasını istedi.

    PROTOKOLÜ SAVUNDU

    Bakan Selçuk, eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerin tepki gösterdiği protokol ile ilgili olarak şunları ifade etti:

    “Yarışma ile öğrencilerin milli, manevi, ahlaki ve kültürel değerler edinmesine katkı sunmak, öğrencilerin okuyan, düşünen, yorumlayan, medeniyetimizin tarihi ve kültürel mirasını geliştiren bireyler olarak yetişmelerini sağlamak ve Hz. Peygamber’in örnek yaşamı ve güzel ahlakını öğrencilere tanıtmak ve öğrencilerin örnek almasını sağlamak amaçlanmıştır.”

  • Bilal Erdoğan’ın vakfı okullarda kulüp kurma çalışmalarına başladı!

    Bilal Erdoğan’ın vakfı okullarda kulüp kurma çalışmalarına başladı!

    Başakşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği resmi yazıda, TÜGVA ile imzalanan protokol gereğince okullarda ‘Medeniyet ve Değerler Kulübü’nün kurulmasını ve bir kadın bir de erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesini istedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde bulunduğu Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) yönelik projeler sessiz sedasız bir şekilde uygulanıyor. Başakşehir Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği resmi yazıda, TÜGVA ile imzalanan protokol gereğince okullarda Medeniyet ve Değerler Kulübü’nün kurulmasını ve bir kadın bir de erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesini istedi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’yla imzaladığı protokoller ile okullardaki tüm öğrencilere ulaşan TÜGVA Vakfı, 2019-2020 eğitim öğretim yılında okullarda, “Medeniyet ve Değerler Kulübü” kurulması için çalışmalara başladı. Konuyla ilgili Başakşehir Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara resmi yazı gönderdi. 9 Ekim 2019 tarihli yazıda, “ilgili (a) protokol gereği; ilçemizde eğitim veren resmi liselerde 2019-200 eğitim-öğretim yılında Medeniyet ve Değerler Kulübü kurulması, bir bayan ve bir erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesine dair TÜGVA’nın yazısı ektedir. Gereğini arz ederim” ifadeleri yer aldı.

    MEB’LE SÜRESİZ PROTOKOLÜ VAR

    TÜGVA’nın MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Aralık 2016’da imzaladığı protokolde, bakanlık vakıf ile “koordineli” çalışma sözü verdi. MEB ile TÜGVA arasındaki protokolün bütün bakanlık genel müdürlerine de imzalatılması dikkat çekti.

    Faaliyetlerde öğretmen görevlendirme seçimine de TÜGVA’yı ortak eden bakanlık, seminer ve etkinlikler için okul konferans salonlarının, sınıfların, derslik, atölye ve laboratuvarların hazır halde bulundurma yükümlülüğüne imza attı. TÜGVA’nın geniş kapsamlı protokol kapsamında okullarda ve kurum dışında öğrencilere yönelik kurslar düzenleyebilmesinin de önü açıldı. Bakanlık okul dışı etkinliklere katılacak istekli velilerinden yazılı izin dilekçesi alma sözü verdi. Ayrıca bütün ortaokullarda ve imam hatip ortaokullarında “Medeniyet ve Değerler Kulübü”, liselerde de “Medeniyet ve Düşünce Kulübü” kurulması planlandı.

    Protokolde TÜGVA’nın “medeniyet ve değerlerimize uygun” olarak “Kültür ve Medeniyet” seminerlerinin düzenleneceği, program içeriği ve yerinin vakıfça belirleneceği belirtildi.

    İLGİNÇ SÜRE MADDESİ

    Protokoldeki süre koşulları da dikkat çekti. Protokolün 12. maddesinde “beş yıl geçerli” denilse de bir sonraki cümlede “Protokolün süresi bitiminde yenilenmediği takdirde tekrar 5 yıl devam eder” maddesi yer aldı.

    TÜGVA’nın sitesinde de MEB’in logosu “partnerlerimiz” başlığı altında yer aldı.

  • AKP İstanbul’u kaybetti; dinci vakıflara aktarılan 850 milyon lira ne olacak?

    AKP İstanbul’u kaybetti; dinci vakıflara aktarılan 850 milyon lira ne olacak?

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı sivil toplum kuruluşu raporunda İslamcı vakıflara yapılan yardımların 850 milyon liraya yaklaştığı ortaya çıkmıştı.

    AKP’nin desteklediği dinci vakıflara yapılan ‘yardım’ 850 milyon lirayı buluyor. Geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı sivil toplum kuruluşu (STK) raporunda bu vakıflara yapılan yardımlar ortaya çıkmıştı.

    İBB’nin hazırladığı “STK-Okul-Yurt Faaliyet Raporu”nda iktidara yakınlığıyla öne çıkan vakıflara verilen hizmetler yer alıyordu. İçlerinde skandallarla gündeme gelen Ensar, TÜRGEV, TÜGVA, T3, Aziz Mahmut Hüdayi gibi vakıflara yapılan toplam destek 847 milyon 592 bin 858 lira şeklinde ifade ediliyordu.

    Söz konusu raporda en çok yardımı alan vakıfları sırasıyla 74.3 milyon lirayla TÜGVA, 51.6 milyon lirayla TÜRGEV, 41.4 milyon lirayla AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın başkanı olduğu Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3), 29.8 milyon lirayla çocuk istismarı ile gündeme gelen Ensar Vakfı, 16.6 milyon lirayla mütevelli heyetinde Bilal Erdoğan’ın bulunduğu Okçular Vakfı oluşturuyor. Okçular Vakfı’nı 16.5 milyon lirayla Ahmet Hamdi Topbaş’ın başkanı olduğu Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı takip ediyor.

    4.4 MİLYON LİRA NAKİT DESTEK

    İBB’nin dinci vakıflara desteği ulaşım, malzeme, yeme-içme gibi farklı kalemlere dayanıyor. Raporda dikkat çeken önemli bir detay da, Okçular Vakfı’na yapılan 4.4 milyon liralık nakit destek. Bir diğer önemli detay ise Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı için ödenen 8.3 milyon liralık kira desteği.

    Toker, pazartesi günü yayınladığı rapordan detayları vermeye bugün de devam etti. Toker bugünkü yazısında, AKP’nin “dindar nesil” projesi için yapılan yardımları ve vakıflara yapılan “yardımlar”ın içeriğini ortaya çıkarttı.

    TÜGVA YİNE EN ÖN SAFTAYDI

    TÜGVA vakfına yapılan 74.3 milyonluk yardımın içeriğini yeme-içme, bakım-onarım, ulaşım, eğitim materyalleri kalemlerini oluşturan proje bedelleri oluşturuyor. Vakıf, 30.4 milyon liraya mal olan genel merkez binasını da İBB’ye ödetmiş. Çocuk istismarı ile gündeme gelen Ensar Vakfı’nın yalnızca 2018 yılındaki kira bedeli 3.8 milyon liraya ulaşırken, TÜRGEV “bakım-onarım” için 29.8 milyon liralık yardım alıyor. Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyetinde yer aldığı Okçular Vakfı ise 5 milyon liralık spor malzemesi yardımıyla öne çıkıyor.

    DİNDAR NESİL PROJESİNE TAM DESTEK!

    Rapor’da AKP’nin dindar nesil projesi için önemli bir başlık olan “okul çalışmaları” için toplam 270 okula 19.1 milyon liralık “yardım” yapıldığı öne çıkıyor. Bunun yanında, İsviçre Türk Diyanet Vakfı, Gülistan Kuran Kursu, ÇÖLYAK Derneği, KADEM Ümmet Vakfı gibi gerici derneklere yapılan yardımların miktarı 15.6 milyon liraya ulaşıyor.   (HABER MERKEZİ)

  • AKP’li belediyeden tarikatlara yurt kıyağı: TÜRGEV’e 4, ENSAR’a 7, TÜGVA’ya 10 bina tahsisi

    AKP’li belediyeden tarikatlara yurt kıyağı: TÜRGEV’e 4, ENSAR’a 7, TÜGVA’ya 10 bina tahsisi

    İBB tarafından hazırlanan ‘STK-Okul-Yurt Faaliyeti Raporu’, yandaş vakıflara sağlanan yurt desteğini gözler önüne serdi. Ensar Vakfı, TÜRGEV, TÜGVA gibi vakıfların açtığı yurtlar için belediye binalar kiraladı. 8 vakfa harcanan para 114 milyon TL’yi buldu.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından hazırlanan ‘STK-Okul-Yurt Faaliyeti Raporu’, yandaş vakıflara sağlanan yurt desteğini gözler önüne serdi. İBB tarafından hazırlanan raporun medyaya yansımasının ardından yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. İBB’nin kendi hazırladığı raporda yer alan bilgileri reddederek “Vakıflara yardımda bulunmadık” açıklaması ise akıllara durgunluk verdi.

    Rapora göre İBB tarafından adı sık sık çocuk istismarıyla gündeme gelen Ensar Vakfı’na 7, TÜRGEV’e 4, Bilal Erdoğan’ın vakfı TÜGVA’ya 10 bina kiralandı. Yönetim kurulunda AKP’li isimlerin yer aldığı Ensar, TÜRGEV ve TÜGVA gibi 8 vakfa, ‘bakım-onarım’ gibi giderler için 114 milyon TL harcandı.

    Birgün’den Uğur Şahin’in haberine göre, vakıflara yapılan bina kira yardımları raporda şöyle sıralandı:

    -TÜRGEV: Geçen yıl Fatih, Şişli, Avcılar ve Mecidiyeköy’de bulunan 4 bina TÜRGEV’e kiralandı, 6 milyon 137 bin 884 TL’lik tahsis yapıldı. 2014 ile 2018 yılları arasında ise 8 milyon 20 bin 808 TL’lik­ kiralama bedeli ödendi.

    -Ensar Vakfı: 2014 ile 2018 yılları arasında Avcılar, Büyükçekmece, Şişli’de birer bina, Ataşehir ve Kartal’da ise iki adet yapı kiralandı. 7 bina için, 12 milyon 603 bin 224 TL’lik kira tahsisi yapıldı. Sadece geçen yıl 3 milyon 747 bin 586 TL’lik kiralama bedeli tuttu.

    -TÜGVA: 2014 ve 2018 arasında Beşiktaş, Bakırköy, Silivri, Avcılar, Sarıyer, Çatalca, Şişli, Kadıköy, Beylikdüzü, Büyükçekmece’de 10 bina kiralandı. 5 milyon 993 bin 775 TL kiraya harcandı. Kiralama bedeli geçen yıl 2 milyon 412 bin 112 TL’ye ulaştı.

    -Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı: 2018’de Gaziosmanpaşa’da 1, Üsküdar’da 4 bina kiralanarak, 3 milyon 35 bin 472 TL’lik tahsis yapıldı. 2014-2018 arasında yapılan kiralama bedeli 8 milyon 380 bin 931 TL’yi buldu.

    -Asitane Vakfı: 2018’de Fatih’teki bir bina için 412 bin 920 ­TL kira tahsisi yapıldı. Son 4 yılda ise 1 milyon 302 bin 74 TL’lik kiralama bedeli ödendi.

    -Daru’l-Fünun İlahiyat Vakfı: 2018’de Fatih’teki bina için 272 bin 682 TL’lik tahsis yapıldı. 2014 ile 2018 yılları arasında ise 851 bin 666 TL ­ kiralama bedeli ödendi.

    İBB’nin 15 milyon TL’yi aşkın destek verdiği diğer vakıflar ise raporda şöyle sıralandı.

    İHH-İnsani Yardım Vakfı, İsmailağa Vakfı, Gülistan Kuran Kursu, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği, Kadın ve Demokrasi Derneği, Fatih’in Nesli Gençlik ve Eğitim Derneği, İstanbul Din Görevlileri Derneği, İlim Hizmet Araştırma Vakfı, Vakt-i Kıraat Derneği, Yedi Hilal Derneği.

    İMAM HATİPLERİN SADECE ONARIMINA 8 MİLYON TL

    Faaliyet raporunda yer alan bilgilere göre, 123 imam hatip okuluna bakım ve onarım hizmeti verildi. Bu ‘çalışmalar’ kapsamında da 8 milyon 712 bin 668 TL’lik harcama yapıldı. İmam hatiplere malzeme alımlarında ise 853 bin 208 TL’lik bir gider oluştu. 31 imam hatip okulunun spor salonu tamamlandı, 8 spor salonu da tamamlanmak üzere. Toplam 39 okulun yapım maliyeti ise 63 milyon 900 bin TL.

  • Bu kafa okullarda ders veriyor; TÜGVA, ‘karşı cinsle konuşmak haramdır’ dedi

    Bu kafa okullarda ders veriyor; TÜGVA, ‘karşı cinsle konuşmak haramdır’ dedi

    TÜGVA, “Karşı cinsle münasebetin kuralları”nı belirledi. Öğrencilere, vakfın dergisinde yayımlanan yazıda, “Karşı cinsle konuşmaktan kaçınmak gerekir. Muhabbetin nereye gideceğini kestirmek zordur” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) iş birliği protokolleriyle okullarda ders vermesinin önü açılan Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) yayın organı “Fikirname”de skandal bir yazı yayımlandı.

    Bilal Erdoğan’ın kurucuları arasında olduğu vakfın öğrencilere dağıttığı dergide yer alan yazıda, “Zaruri bir durum olmadıkça karşı cinsle konuşmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü muhabbetin nereye gideceğini kestirmek zordur” ifadelerine yer verildi.

    Salih Eğridere imzasıyla yayımlanan yazıda, kadınla erkeğin tokalaşmasının “caiz olmadığı” kaydedilerek, “Okullarda kızlı erkekli ortamlardan uzak durun. Karşı cinsi yok sayın” denildi.

    “KARŞI CİNSLE KURULAN İLİŞKİ ZİNADIR”

    MEB ile imzaladığı, “Değerler Eğitimi ve Sosyal Kültürel Etkinlikler” protokolü ile “Milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerin kazandırılması” amacıyla okullara giren TÜGVA bir skandala daha imza attı.

    Vakfın, aylık yayımlanan “Fikirname” isimli dergisinde yer alan “Karşı Cins Rehberi” başlıklı yazıda, “Müslüman öğrencilerin fakültelerde dikkat etmesi gereken noktalar” sıralandı. Karşı cins ile kurulan ilişkinin, “Zina” şeklinde değerlendirildiği yazıda, “Zinaya götürecek tüm fiiller tehlikeli ve zinaya çeken sebepler olarak haramdır” denildi.

    “GEREKTİĞİ KADAR KONUŞUN”

    Öğrencilere, “Mecburen muhatap olacağınız karşı cinsle gerektiği kadar ve ciddiyetimizi takınarak konuşup müsaade istemeliyiz” uyarısında bulunulan yazıda yer alan bazı  örnekler şöyle:

    *Karşımızdaki kişi uygun görürse selamlaşıp ellerini öpebiliriz. Yine yaş durumuna göre, sarılma ve kucaklaşmalar yapılabilir.

    *İnternet üzerinden yazışarak yapılan tüm münasebetler de bizi çekebileceği yer bakımından çok tehlikelidir. Bu konularda da hassas olup, yaklaşmamak durumundayız.

    *Karşı cins ile ilişkiler konusunda gevşek davranışlarda bulanan arkadaşlarımız varsa onları ciddi bir şekilde uyarmalıyız. Hatada ısrar edeni, arkadaşlığımızı bitirme noktasına kadar bile götürebiliriz.

    *Bizden daha iyi kişilerin bile karşı cinsle arkadaşlığının olduğunu veya onların bile bu hataya düştükten sonra, bizim düşmemizin normal olduğunu kabul bize kabul ettirene kadar peşimizi bırakmaz.

    “KARŞI CİNSİ YOK GİBİ HİSSEDİN”

    Okullarda karşı cinsle beraber olmak “zorunda kalınan” ortamlar olduğunun belirtildiği yazıda, “Onları yok gibi hissedip işimize bakmamız uygun olandır” tavsiyesi verildi. “ Fakülte ve sınıflarda kızlı erkekli yapılan toplu görüşmeler veya programlara katılmaktan sakınmalıyız” ifadelerine yer verilen skandal yazı şöyle devam etti:

    “Flört kelimesine karşı alerjimiz olmalı. Bir Müslüman olarak evlilik vaktimizin geldiğini düşündüğümüzde, helal çizgiler içerisinde yapılan görüşme dışında, karşı cinsle görüşmeyi Müslümanlığımıza uygun göremeyiz. Karşı cinsin dayanılması zor bir imtihan olduğunu unutmadan, şeytanın tuzaklarına karşı Allah’tan bizi korumasını dilemeliyiz.”

    “AMCA, DAYI, TEYZE NAMAHREMDİR”

    Yine MEB ile imzaladığı anlaşma çerçevesinde, üniversite öğrencilerine yönelik “Fikir Akademisi” düzenleyen vakfın yayın organında, “Mahrem ve Namahrem” olanlar da belirlendi. Erkekler için “mahrem” olanların, “Anne, kız kardeş, teyze, hala ve yeğenler” olarak belirlendiği yazıda, “Dikkat edilirse bu grubun içinde amca, dayı, teyze, hala kızı yoktur” denildi. Kadınlar için “Namahrem” olanlar ise yine “Amca, dayı, teyze ve halaoğlu” şeklinde sıralandı.

    (MUSTAFA MERT BİLDİRCİN /BİRGÜN)

  • Değerler Eğitimi adı altında din eğitimi: Derste salavat getirin

    Değerler Eğitimi adı altında din eğitimi: Derste salavat getirin

    AKP’nin protokol imzalayarak eğitimi teslim ettiği kurumlardan biri olan TÜGVA’nın “Değerler Eğitimi” adı altında ortaokullarda dini eğitim vereceği öğretmenlere yönelik hazırladığı rehberle gözler önüne serildi. Eğitimcilere yönelik rehber niteliğinde hazırlanan sunumda, öğrencilerin alışkanlık kazanması derslerde sık sık salavat getirmeleri ve dua etmeleri talimatı verildi.

    AKP iktidarları döneminde çocuklar üzerinde uygulanan gerici uygulamalara bir yenisi daha eklendi. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Yüksek İstişare Kurulu’nda olduğu TÜGVA, Milli Eğitim Bakanlığı’yla (MEB) imzaladığı “Değerler Eğitimi Protokolü” kapsamında ortaokullarda dini eğitim verecek. Vakıf, eğitimcilerine yönelik rehber niteliğinde bir “Eğitimci Sunumu” hazırladı.

    Birgün gazetesinden Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre sunumda, eğitimcilere öğrencilerin alışkanlık kazanması derslerde sık sık salavat getirmeleri ve dua etmeleri talimatı verildi.

    Eğitim politikaları ile eğitimin dinselleşmesini hedefleyen iktidar, MEB’e bağlı okullardaki eğitimde, cemaat ve dini vakıfların etkinliğini artırmak için işbirliği protokolleri imzaladı. Ensar Vakfı’nın da aralarında olduğu birçok vakıfla işbirliği yoluna giden MEB, öğrencileri bu kurumlara teslim etti.

    Eğitimde işbirliği vakıflarından biri de TÜGVA oldu. İzmir Atatürk Lisesi’nin dersliklerinin, “Medeniyet ve Değerler Protokolü” kapsamında Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜGVA’ya tahsis edilmesinin tartışmaları sürerken, vakfın değerler eğitimi verecek öğretmenlere yönelik hazırladığı “Eğitimci Sunumu” amaçlanan eğitimin niteliğini ortaya koydu.

    “AYNI DEĞERE SAHİP ÖĞRETMENLER”

    Vakfın sunumunda 5, 6, 7 ve 8’inci sınıflarda değerler eğitimi verecek eğitimcilerin amacının, “Ecdadımızın bizlere teslim ettiği ahlaki ve insani değerleri sonraki nesillere aktarmak” olduğunun altı çizildi. Eğitimcilere yardımcı olması amacıyla hazırlandığı kaydedilen sunumun MEB’in sekiz ay boyunca devam eden eğitim-öğretim faaliyetleri takvimine göre hazırlandığı belirtildi. Öğretmenlerin öğrencilere rol model olmasının istendiği sunumda görev yapacak eğitimcilerin kendileriyle aynı değerlere sahip olmasının önemi vurgulandı.

    ÖĞRENCİLERE DUA ZORLAMASI

    Sunumda en dikkat çeken talimat ise değerler eğitimi konuları arasında yer alan ve Peygamber’in yaşadığı dönemin anlatılacağı “Asr-ı Saadet” dersinin içeriği oldu. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi müfredatında da yer alan “Hz. Muhammed’in Hayatı” konusunun değerler eğitimi kapsamında da anlatılacağı görüldü. TÜGVA’nın eğitimci sunumunda, Asr-ı Saadet dersi kapsamında öğrencilere salavat ve dua disiplini kazandırılması gerektiği belirtilerek, “Öğrencilerinizle bir Fatiha okuyup Peygamber Efendimiz’in din alimlerinin ve hak dostlarının ruhlarına hediye edebilirsiniz” ifadeleri yer aldı.

    DEĞERLER EĞİTİMİ DEĞİL DİN EĞİTİMİ

    Sunumda, eğitim-öğretim yılının ilk iki haftasında işlenecek konular da paylaşıldı. TÜGVA’nın eğitimci sunumu, yaşları itibariyle bilişsel gelişimlerini tamamlamayan öğrencilere, değerler eğitimi adı altında, dini eğitim verileceğini ortaya koydu. Derslerinde başarılı olan öğrencilere “Okul derslerinde başarılarınız Allah’ın verdiği kabiliyetleriniz neticesinde oluyor sözlerinin aktarılması istendi. TÜGVA, eğitimcilere öğrencilere anlatacakları hikayelerle bunlar okunurken vurgulanacak bölümleri de aktardı.
    Baba-oğul arasında geçen bir diyaloğun yer aldığı eğitimci sunumunda eğitmenlere yönelik, “Okurken herhangi bir tonlama yapmamak veya seslendirme esnasında farkı belirtmemek, anlatımı son derece cansız ve renksiz bir hale getirir. Oğlunun babasına tepkisini babasının verdiği cevapları ayrı seslerle ve tonlarla verebilirsiniz” denildi.