Etiket: tüm haber sen

  • Haber Sen’den PTT’ye çağrı: Acil önlemlerin alınması zorunludur

    Haber Sen’den PTT’ye çağrı: Acil önlemlerin alınması zorunludur

    PİRHA- Haber-Sen örgütlü olduğu PTT merkezlerinde koronavirüs salgınına dair ortak açıklama yaptı. Açıklamada çalışma alanlarında herhangi bir önlem alınmadığı belirtilip, PTT çalışanlarına yönelik özellikle iş yerlerinin günlük dezenfekte edilmesi, diğer gerekli koruyucu tedbirlerin alınması gibi bir dizi talepte bulundu. Mersin’de yapılmak istenen açıklamaya ise Valilik genelgesi gerekçe gösterilip izin verilmedi. Konuya dair açıklama yapan Haber_Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, yasaklanmasının PTT emekçilerinin çalışma koşullarına baktığımızda gerçeklikle bir alakası yoktur diyerek, PTT dağıtıcıları en riskli gruplar arasındayken gerekli tedbirlerin alınmadan çalıştırılmalarına dikkat çekti.

     

    Tüm dünyayı etkisine alan ve her geçen gün bilançonun ağırlaşmasına neden olan koronavirüs salgını işçi ve emekçileri de olumsuz yönde etkiliyor. Sağlık emekçilerinin yanında en riskli çalışma grubu içinde yer alan PTT çalışanlarının örgütlü olduğu Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) koronavirüs salgını sürecinde emekçilere yönelik duyarsızlık olduğunu belirterek birçok merkezde açıklama yaptı.

    Mersin, İstanbul, Ankara gibi bir çok merkezdeki açıklamaya sendika üyesi emekçiler katıldı.

    Mersin Yenişehir PTT Posta Dağıtım Merkezi önünde Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir’in katılımıyla yapılmak istenen basın açıklaması Mersin Valiliğin Koronavirüs genelgesi gerekçe gösterilerek engellendi. Engellemey tepki gösteren Özdemir, “COVİD-19 virüsünün yayılmasını engellemek amacıyla, en fazla beş kişinin bir araya gelebileceği söylenerek açıklamamızın yasaklanmasının PTT emekçilerinin çalışma koşullarına baktığımızda gerçeklikle bir alakası yoktur” diyerek şunları ifade etti:

    “İş yerlerine dönmeleri istenen emekçiler iş yerlerin döndüklerinde yüzlerce arkadaşıyla birlikte, fiziki çalışma koşullarından kaynaklı sosyal mesafenin oluşamadığı bir ortamda çalışmaya mecbur bırakılmışken virüsün bulaşması problem edilmezken; bizlerin bu sorunlarımızın ve daha fazlasının çözülmesi için basın açıklaması yapmak isterken yasaklarla engellenmesini kınıyor ve doğru bulmuyoruz. Yine çıkarılan 2020/4 sayılı cumhurbaşkanlığı genelgesi ile çalıştırılma biçimine bakılmaksızın, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında esnek dönüşümlü ve uzaktan çalıştırılma biçimi getirilmiştir. Ancak PTT dağıtıcıları bu genelgenin dışında tutulmuştur. PTT dağıtıcıları en riskli gruplar arasındayken gerekli tedbirlerin alınmadan çalıştırılmalarına dikkat çekmek ve sorunların çözümünü talep etmek için yapmak istediğimiz açıklamanın yasaklanması kabul edilemezdir.”

    Özdemir’in açıklamasının ardından merkez içinde posta emekçilerine dönük hazırlanan açıklama okundu.

    “KISMİ TEDBİRLER YETERLİ DEĞİLDİR”

    Ankara’da PTT Genel Müdürlüğü’ne bağlı Yenimahalle Posta Dağıtım Merkezi önünde gerçekleştirilen açıklamaya sendika yönetici ve üyeleri katıldı. Açıklamayı okuyan  Haber-Sen Hukuk Sekreteri Yaşar Polat, “Koronavirüse karşı Haber-Sen olarak, iş kolu olarak örgütlü olduğumuz PTT Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazarak, virüsün yayılma biçimi ve koşullarına dair bilim insanlarından görüş alınarak gerekli tedbir ve önlemlerin alınmasını istemiştik. Ancak maalesef bugüne gelinen süreçte kısmi tedbirlerin alındığını ancak yeterli olmadığını görmekteyiz” dedi.

    Birçok merkezde yapılan ortak açıklamada şunlara yer verildi:

    “Bizler PTT emekçileri olarak 1840 yılından bu yana her türlü iklim şartlarında, doğal afette, savaş ve salgın koşullarında ve OHAL dönemlerinde mesleğimizi büyük bir özveriyle icra ettik ve bugünden sonra da mesleğimizi onuruyla yerine getirmeye devam edeceğiz.

    Çin’den tüm dünyaya yayılmaya başladığı ilk zamanlarda Corana virüsüne karşı HABER-SEN olarak, iş kolu olarak örgütlü olduğumuz PTT Genel Müdürlüğüne yazdığımız yazı yoluyla virüsün yayılma biçimi ve koşullarına dair bilim insanlarından görüş alınarak gerekli tedbir ve önlemlerin alınmasını istemiştik. Ancak maalesef bugüne gelinen süreçte kısmi tedbirlerin alındığını ancak yeterli olmadığını görmekteyiz. HABER-SEN olarak gerek PTT emekçileri gerekse de halk sağlığı açısından meselenin ciddiyetinin anlaşılmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz.

    Gerekli tedbirlerin alınmaması risk grubunda yer alan PTT emekçilerini gerek psikolojik olarak gerekse de moral ve motivasyon açısından olumsuz etkilemektedir. Çünkü PTT işyerlerinde (şube,merkez ve dağıtım birimlerinde) işlem yaptıran yurttaşların yarattığı yoğunluk ve bu yoğunluktan kaynaklı sosyal mesafenin oluşamaması yine işlem yaptıran yurttaşların yaş ortalamasının yüksek olması,  virüsün PTT emekçilerine ve yurttaşlara bulaşma ihtimalini arttırmaktadır. Virüsün bazı PTT emekçilerinde görülmesi, PTT emekçileri yoluyla topluma yayılma riski taşıyacağına dair öngörümüzü doğrular niteliktedir.

    PTT merkezleri çocuk, işsizlik ve sosyal yardımların verildiği dönemlerde çok kalabalık olmaktadır. Bu koşullarda COVİD19 virüsünü herhangi bir kişinin taşıyor olma ihtimalinden dolayı gerek PTT çalışanlarına ve gerekse de yurttaşlara bulaşma ihtimalini arttırmaktadır. Yurttaşların büyük çoğunluğu ev ekonomisini bu yardımlar üzerinden finanse ettiği için aylık verilen bu yardımların üç aylık bölümünün peşin ödenmesi, PTT merkezlerinde oluşacak insan kalabalığını ortadan kaldıracak ve virüsün bulaşma ve yayılımını engellemede etkili olacaktır. PTT çalışanları açısından durum daha risklidir. Çünkü bir günde bir Dağıtıcı(postacı) ve gişe memuru yüzlerce insanla temas halindedir, bu durum virüsün bulaşma ve yayılma ihtimali arttırmaktadır.

    COVİD-19 virüsü dolayısıyla ülkemizde de alınan genel tedbirler kapsamında sokağa çıkmama, AVM’lerin ve pek çok firmanın satışları durdurması veya kısmi zamanlı satış yapması, yoğun üretim ve tüketim mekanizmasıyla varlığını devam ettiren sermayeyi olumsuz etkilemektedir. Ancak ne var ki insanların evlerine kapanması tüketimin durduğu anlamına gelmemektedir. Sanal ortamda ve indirimli satışlar ile az masrafla çok kar elde etmeyi hedefleyen sermaye çevreleri kar etmeye devam ederken, ürünlerin alıcıya ulaştırılması işini yüklenen PTT emekçileri risk altında çalışmaya -çalıştırılmaya devam etmektedir.

    Ayrıca buradan yineliyoruz!

    PTT genel müdürlüğü kendi çıkardığı genelgeye uyarak şubelerde tek kişi çalıştırmamalıdır. Çünkü PTT şubelerinde PTT GENEL Müdürü Hakan Gülten’in dediği gibi sosyal mesafeyi koruyacak ikinci bir görevli yoktur, şubelerin büyük çoğunluğunda tek kişi çalışmaktadır.

    Yine PTT Genel Müdürünün belirttiği gibi PTT kesinlikle kâr mantığından uzaklaşmalı, müşteri mantığından kurtularak herkes için ulaşılır nitelikli kamusal hizmet önündeki engeller kaldırılmalıdır.

    Dünyanın farklı ülkeleri, yayılmaya başlayan CORONA VİRÜSÜ tehlikesine karşı, Dünya Posta Birliği aracılığıyla ticari kargolar kabul etmemekte veya bazı ülkeler imzasız ya da işyeri teslimli kargo kabul etmektedir. Bizde de benzer bir önlemin ne zaman alınacağını soruyoruz.

    Biz KESK/ HABER-SEN olarak Hükümete ve PTT Genel Müdürlüğüne sesleniyoruz; PTT çalışanları ve yurttaşları koruyacak bir dizi acil önlemlerin alınması zorunludur.

    Bu önlemler:

    • PTT çalışanlarına yönelik özellikle işyerlerinin günlük dezenfekte edilmesi, diğer gerekli koruyucu tedbirlerin alınması,
    • Risk grubunda yer alan PTT emekçileri sağlık taramasından geçirilmeli,
    • Tüm yurttaşların fatura borçlarının(elektrik doğalgaz, Su vb) ertelenmesi,
    • Tüm PTT şubelerimizin tamamen kapatılması, yalnızca merkezlerden işlem yapılması, ancak merkezlerde yapılacak işlemlerde sosyal mesafenin korunması ve sağlık bakanlığının açıkladığı diğer kuralların uygulanmasında azami özenin gösterilmesi,
    • COVİD-19 virüsü dolayısıyla olağanüstü haller yaşadığımız bu günlerde internet üzerinden yapılan alışverişlere kısıtlama getirilmesi, acil ve zaruri olmayan posta, kargo gönderilerinin, virüs salgını kontrol altına alınana kadar kabul edilmemesi,
    • Cumhurbaşkanlığı genelgesine göre, kamuda esnek ve dönüşümlü çalışma uygulamasına geçilmiştir. Dağıtıcı personel bu genelgenin dışında tutulamaz. Gişede olduğu gibi dağıtımda da dönüşümlü çalışma derhal uygulamaya konulmalıdır.
    • Adalet Bakanlığı ile görüşmeler yapılarak tebligatların gönderilmesinin geçici bir süre ertelenmesi,
    • Çocuk, işsizlik ve sosyal yardımların üç aylığının peşin verilmesi PTT merkezlerinde oluşan kalabalığı azaltmada etkili olabileceği gibi virüsün bulaşma ve yayılımını engellemede etkili olacaktır. Bu yoğunluğun azalması bir günde yüzlerce insanla temas halinde olan Dağıtıcı ve gişe memurlarını rahatlatacaktır.
    • Buradan halkımıza sesleniyoruz, CORONA virüsüyle mücadele ettiğimiz şu günlerde acil ve zaruri olmayan ihtiyaçları için online alışveriş sitelerinden belirli bir süre alışveriş yapmayı ertelemelerini istiyoruz

    PTT Emekçisini sağlığını hiçe sayan tüm risklere karşı alınacak önlemlerde yetersiz kalan PTT Yönetiminin bu uygulamaları son bulana kadar mücadelemize devam edeceğiz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Haber-Sen: RTÜK yönetimi insanlık suçu olan sürgün uygulamasından derhal vazgeçmelidir-VİDEO

    Haber-Sen: RTÜK yönetimi insanlık suçu olan sürgün uygulamasından derhal vazgeçmelidir-VİDEO

    PİRHA – KESK’e bağlı Tüm Haber-Sen üyesi Niyazi  Balcıoğlu ve Ebubekir Şahin’in sürgün edilmesine ilişkin sendika binasında basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, “RTÜK yönetimi insanlık suçu olan sürgün uygulamasından derhal vazgeçmelidir. Sürgün kararı geri çekilmelidir” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı Haber-Sen üyesi Niyazi  Balcıoğlu, 24 Şubat 2020 tarihli Personel Hareket Onayı (EK1: Atama Belgesi) ile 1999’dan bu yana çalışmakta olduğu RTÜK İstanbul Bölge Temsilciliği’nden RTÜK Diyarbakır Bölge  Temsilciliği’ne sürgün edilmiş, atama onayında, bu işlemin “hizmet gereği” olduğu belirtilmişti.

    Konuya ilişkin Haber-Sen Genel Merkezi’nde basın açıklaması düzenlendi.

    Açıklamayı okuyan Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, “Niyazi Balcıoğlu, 1988’de başladığı kamu hizmetinde 33 yıldır görevlerini layıkıyla yerine getirmiştir ve getirmeye de devam etmektedir. Çalıştığı tüm kurumlarda ve birimlerde mesai arkadaşları tarafından sevilen, kamu ve toplum çıkarını kendisine ilke edinmiş, dürüst ve üretken bir kamu çalışanı olmuştur. Bu özellikleri sayesinde, şoför olarak başladığı RTÜK’teki memuriyetine, görevde yükselerek önce teknisyen olarak, ardından da uzman olarak devam etmiştir. Bu başarılarına paralel olarak şimdiye kadar hakkında yürütülmüş en küçük bir soruşturma ya da verilmiş bir disiplin cezası bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

    Özdemir şöyle devam etti:

    “Hal böyleyken sormak istiyoruz: Niyazi Balcıoğlu’nun RTÜK’teki 21 yıllık çalışma yaşamının şu anında, İstanbul’dan Diyarbakır’a gönderilmesine neden olan “hizmet gereği” nedir? RTÜK İstanbul Bölge Temsilciliği’nde, kıdem ve unvan olarak kendisinden daha öncelikli personeller bulunmaktayken, neden Niyazi Balcıoğlu seçilmiştir? Ayrıca, daha önce RTÜK İzmir Bölge Temsilciliği’nde personel ihtiyacı ortaya çıktığında, RTÜK merkezdeki tüm personele resmi yazı ile bilgilendirme yapılmış ve İzmir’e gitmek isteyen personel olup olmadığı sorularak istekliler gönderilmiştir. Kurum içinde böyle bir teamül varken, bu durum Diyarbakır için neden uygulanmamıştır?

    Çünkü bu işlem basit bir Personel Hareket Onayı değil, bu apaçık sürgündür. Çünkü Niyazi Balcıoğlu, KESK’e (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) bağlı olan Sendikamızın (Haber-Sen – Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası) RTÜK İstanbul Bölge Temsilciliği’ndeki tek üyesidir.

    “İRADENİN HER İŞLEMİ, MEVZUATA UYUMLU OLMAK ZORUNDADIR”

    Niyazi Balcıoğlu, 17 Şubat tarihinde İstanbul 5 No.lu Şubemizin Denetleme Kurulu üyeliğine seçilmiştir (EK2: Mazbata). Çünkü Niyazi Balcıoğlu kamucu ve toplumcu bir çalışan olarak kamu zararına ve verimsizliğe yol açan her konuda, meşru sınırlar içinde itirazını dile getirmiştir. 24 Şubat 2020 tarihinde Niyazi Balcıoğlu’na sürgün yazısı imzalatılarak tebliğ edildiğinde, talep etmesine rağmen bir kopyası uzun süre bilerek verilmemiştir. Kurumda çalıştığına dair (24.02.2020 tarih ve 6779 sayılı dilekçe) ve atama belgesinin bir kopyasının kendisine verilmesine dair (25.02.2020 tarih ve 5017 sayılı dilekçe) 2 ayrı dilekçe yazmasına karşın bu dilekçelerine yanıt bilerek geciktirilmiştir. Atama işleminin iptali için açılacak davada kullanılmak üzere gerekli olan atama belgesinin verilmesi için Diyarbakır’da işbaşı yapması beklenmiş ve ancak o tarihte İdare Mahkemesi’nde dava açılabilmiştir. Anayasa’da ve ilgili mevzuatta koruma altında olan hak arama yolları özellikle engellenmeye çalışılmıştır! Oysa ki, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılan 2018/13 sayılı Genelge’de, aynen şöyle denmektedir: “Kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan başvurular, anında incelenerek takip edilecek, başvuru sahibine yapılan işlemler hakkında gecikmeksizin nihai ve kesin bilgi verilecek, başvuruların süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli tüm tedbirler alınacaktır.” Zamanlaması çok manidar, 4 Mart 2020 tarihinde RTÜK Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, ironik bir biçimde, tüm RTÜK personeline gönderdiği yazıda (EK3: ilgili yazı) bu genelgeyi hatırlatarak gereğinin yapılmasını istemektedir. RTÜK’e yapılan başvurular konusunda personelinden titizlikle beklenen sorumluluklar, nedense RTÜK yönetiminin kendisini bağlamamaktadır. Oysa idarenin her türlü işlemi, mevcut mevzuata uyumlu olmak zorundadır!

    7 Kasım 2018 tarihli Üst Kurul toplantısında, o dönemde Üst Kurul Üyesi olan ve şu anda Üst Kurul Başkanlığı görevini yürüten Ebubekir Şahin’in de aralarında bulunduğu Üst Kurul Üyeleri RTÜK 2019-2023 Stratejik Planı’nı oy birliği ile kabul edilmişlerdir.

    Stratejik planlar hazırlanırken kurumsal kaynaklar arasında stratejik öneme sahip olan insan kaynağının da dikkate alınması ve diğer kurum kaynaklarıyla birlikte iyileştirilmesine yönelik amaç, hedef ve eylemlerin belirlenmesi gerekir. (…)Kamu kurumlarından beklenilen verimin alınabilmesi, aidiyet duygusu kazanmış, nitelikli, kurumun kendisine değer verdiği ve yaptığı işten mutlu olan personelle mümkündür. Yeni yönetişim anlayışında çalışanlarını memnun edici, motivasyonlarını yükseltici ve çalıştığı kuruma olan aidiyetini güçlendirici faaliyetlerde bulunan kurum ve kuruşlar, amaçlanan başarıyı elde etmektedir. Çalışanını göz ardı eden ve insan kaynaklarını önemseyen bir misyona ve vizyona sahip olmayan kurumların arzu edilen başarıyı yakalayamayacağı artık kabul edilen bir gerçektir.

    “SÜRGÜN KARARI DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR”

    ”RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e aynen katılıyoruz ve ekliyoruz: İmzalayarak kabul ettiğiniz ve sorumluluğunu üstlendiğiniz bu belgedeki taahhütlerinizi derhal yerine getirin: Niyazi Balcıoğlu gibi özverili, nitelikli, üretken kamu çalışanları, taltifi hak etmektedirler; sürgünü değil, Kendi sözlerinizle ifade etmek gerekirse; RTÜK çalışanlarını göz ardı eden, insan kaynaklarını önemsemeyen bir RTÜK yönetiminin istenilen başarıyı yakalayamayacağı artık tartışmasız bir gerçektir. Bugün burada bir kez daha yüksek sesle ifade etmek istiyoruz: Sendikamızın üyesi olan Niyazi’  Balcıoğlu’na yapılan bu işlem sürgündür ve tüm RTÜK çalışanlarına bir gözdağı niteliğindedir. RTÜK yönetimi insanlık suçu olan sürgün uygulamasından derhal vazgeçmelidir. Sürgün kararı geri çekilmelidir.

    Buna karşı tüm meşru haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Dava süreci devam etmektedir. Tüm RTÜK çalışanlarına ve kamuoyuna bu haksızlık konusunda seslerini yükseltmeleri için çağrıda bulunuyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Haber-SEN: Tehdit edilen TRT emekçilerinin sesine nefes olalım-VİDEO

    Haber-SEN: Tehdit edilen TRT emekçilerinin sesine nefes olalım-VİDEO

    PİRHA- TRT’deki kadrolaşma harekatıyla ilgili (Haber Sen) Basın Yayın İletişim ve Posta Hizmetleri Sendikası Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri ve Haber-Sen üyeleri katıldılar.

    TRT’deki kadrolaşmaya ilişkin Haber-Sen Genel Merkezi’nde basın açıklaması gerçekleşti. Açıklamaya KESK MYK üyeleri, Haber-Sen üyeleri katıldı. Açıklamayı okuyan Haber-SEN Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu okudu. Ustaoğlu, “TRT’nin deneyimli, bilgili, birikimli yayıncılarını kurumdan uzaklaştırmak için AKP 10 yılda üçüncü emekliliğe teşvik düzenlemesini yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devre dışı bırakarak ülkeyi Kanun Hükmünde Kararnamelerle ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yöneten AKP, TRT tarihinin en büyük kadrolaşma harekatını başlattı” ifadelerini kullandı.

    “TRT EMEKÇİLERİ TEHDİT EDİLİYOR”

    “Bakanlıkların ve çeşitli kamu kurumlarının teşkilat yasaları KHK ile değiştirildi. OHAL KHK’ları ve sonrasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT fiilen şirkete dönüştürüldü” diyen Ustaoğlu, ‘İstihdam Fazlası Personel’ uygulamasına ilişkin şunları aktardı:

    703 sayılı KHK ile TRT’de emekliliğe teşvik düzenlemesi ile “İstihdam Fazlası Personel”in diğer kamu kurumlarına gönderilmesine ilişkin düzenleme yapıldı. TRT kapatılmıyor, küçültülmüyor ve özelleştirilmiyor ama “İstihdam Fazlası Personel” yaftasıyla deneyimli bilgili birikimle TRT emekçileri “Ya emekli ol, ya da diğer kamu kurumlarına gideceksin” denilerek “atıl” hale getiriliyor. KHK çıktıktan sonra TRT’de değişim ofisi adı altında ikna odaları oluşturuldu. Emekliliği hak eden personel emekli olmamaları halinde diğer kamu kurumlarına gönderilmekle tehdit ediliyor. Emekliliği henüz hak etmemiş kamu yayıncıları da iş güvencesi ile tehdit ediliyor;

    TRT emekçilerine, “Emekli olmayanlar, diğer kamu kurumlarına gönderilmeyenler TRT’de kadrolu çalıştırılmayacak, ‘Özel Hukuk Hükümlerine Tabi Personel’ olarak istihdam edilecek” denilerek tehdit ediliyor. Kısacası TRT Emekçileri tehdit ediliyor…

    Öte yandan kapatılan Başbakanlıktan yüzlerce çalışan TRT’ye naklediliyor. Neden.”

    “TRT, FİİLEN ŞİRKETE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Ustaoğlu, KHK ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile TRT’nin fiilen şirkete dönüştürüldüğünü belirterek “Yönetim Kurulu hem yandaşlar için bir gelir kaynağına dönüştürüldü hem de 15 günde bir yapılan toplantı 3 ayda bire çıkarılarak işlevsizleştirildi. Şirket kurma, satıl alma ve ortak olma düzenlemesi genişletilerek TRT’nin tüm işlerinin şirketler aracılığı ile yapılmasının önü açıldı. TRT ve TRT’nin kurduğu, satın aldığı, yüzde 1 payla olsa bile ortak olduğu şirketler kamu ihale kanunu kapsamı dışına çıkarıldı” dedi.

    Bu düzenlemelerin hedefinin; bilgi, birikim ve deneyim sahibi birer kültür işçisi olan TRT emekçilerinin tasfiye edilmesi ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Ustaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “TRT’nin tek adamla bir şirket gibi yönetilmesi TRT’ye aktarılan kamu kaynaklarının hortumlatılmasının önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır. TRT yönetimini, “İstihdam Fazlası Personel “in diğer kamu kurumlarına gönderilmesinden ve emekçileri iş güvencesi ile tehdit etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

    Biz HABER-SEN olarak bugüne kadar olduğu gibi işimize, aşımıza ve Kurumumuza sahip çıkmak için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Ustaoğlu, son olarak şöyle çağrı yaptı:

    “TRT emekçilerini, TRT’de örgütlü sendikaları işimize, aşımıza ve kurumumuza sahip çıkmak için ortak mücadeleye çağırıyoruz. Gelin TRT emekçilerinin sesine nefes olalım…

    Şimdi sesimizi ortaklaştırmaz isek yarın için çok geç olabilir.”

    “CUMHURBAŞKANI, ANONİM ŞİRKETİ HAYALİNE UYGUN KABİNEYİ HAYATA GEÇİRDİ”

    Açıklamadan sonra konuşma yapan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Bugün TRT’nin 703 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile teşkilat yapılanmasının ve yasal mevzuatının değiştirilmesi aslında bir anlamda fiilen bu özelleştirmelerin sürdüğünün bir göstergesi.

    Baktığınızda Türkiye’yi bir anlamda anonim şirketi gibi yönetmek istediğini bu hayallerini kamuoyuyla paylaşmak tan çekinmeyen bir cumhurbaşkanı tam da bu hayaline uygun bir kabineyi hayata geçirdi. Şirket sahibi, özel hastane sahibi, sağlık bakanı, özel okul sahibi bir Milli Eğitim Bakanı, özel tur sahibi bir Turizm Bakanı ve benzeri örnekler kabine de yer aldı.

    Bu kabine bize Türkiye’nin bundan sonra bir anonim şirket mantığı ile yürütüleceğini ve bu şirketin de bir aile şirketi olduğuna çok net gösterdi.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA