Etiket: tuma çelik

  • Süryani toplumunun Mardin’den mülk satın almaları engelleniyor!

    Süryani toplumunun Mardin’den mülk satın almaları engelleniyor!

    PİRHA – Türkiye’de yabancılara dönük konut ticareti tüm illerde artış gösterirken Mardin, Kilis ve Hatay’da bu yönlü satışların önü kesiliyor. Milletvekili Tuma Çelik, bu vesileyle yurtdışında yaşayan Süryani toplumunun kendi yurtlarında mülk edinemediklerini Meclis gündemine getirdi.

    Yabancı uyruklulara yönelik konut satış oranı günden güne artıyor. Haziran ayında 8630 adet konut satışı ile yabancılara konut satışı şimdiye kadarki en yüksek düzeye ulaştı. Toplam satışların da yüzde 4,9’unu yabancılara satışlar oluşturdu. Sadece Nisan-Mayıs-Haziran döneminde Ruslar Türkiye’den 4314 adet konut aldılar. Ocak-Şubat-Mart döneminde bu sayı 1535’ti.

    Buna karşın Mardin, Kilis ve Hatay illerinin tamamı kamu yararı ve ülke güvenliği açısından Bakanlar Kurulu’nun 27.10.2008 tarih ve 2008/14273 sayılı kararı ile yabancıların taşınmaz mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alan olarak belirlendi.

    Mardin Milletvekili Tuma Çelik, bu kararın özellikle Mardin’den göç etmek zorunda kalan Süryanilerin, yeniden dönüşlerini zorlaştırdığını belirtti. Çelik, “Bölgeye yeniden yerleşmek isteyen ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kaybetmiş ancak ataları Mardin’de yaşayan vatandaşlar açısından büyük mağduriyet yaratmaktadır” dedi.

    “SÜRYANİLERE MÜLK SATIŞI İÇİN ÖZEL BİR DÜZENLEME NEDEN YAPILMAMAKTADIR?”

    Milletvekili Tuma Çelik, söz konusu illerdeki satış yasağının demokratik bir ülkede uygulanmaması gerektiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi hazırladı. Tuma Çelik, şu soruları yöneltti:

    “Söz konusu yasağın kaldırılmasıyla ilgili bir çalışmanız var mıdır?

    Bakanlar Kurulu’nun 27.10.2008 tarih ve 2008/14273 sayılı kararı neden hala yürürlüktedir?

    Mardin’de özellikle T.C vatandaşlığı kaybetmiş ancak ataları Mardin’de yaşamış olan Süryanilere mülk satışı için özel bir düzenleme neden yapılmamaktadır?

    Diğer pek çok sınır kentinde böylesi bir yasak yokken neden halen Mardin Kilis ve Hatay’da bu yasak devam etmektedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Diyanet İşleri Başkanlığı, hangi kuruluşlara ne gibi ödemeler yapmaktadır?’

    ‘Diyanet İşleri Başkanlığı, hangi kuruluşlara ne gibi ödemeler yapmaktadır?’

    PİRHA-Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2022 yılı için ayrılan 16 milyar 98 milyon 580 bin liralık bütçeyi eleştirerek “Usulüne uygun olmayarak düzenlenen ihalelerde kanuna aykırılıklar olduğu tespit edilmiştir. Sayıştay’ın raporlarında tespitini yaptığı usulsüzlüklerle ilgili kurum içinde herhangi bir soruşturma yapılmış mıdır?” diye sordu.

    Mardin Bağımsız Milletvekili Tuma Çelik, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2022 yılı için ayrılan 16 milyar 98 milyon 580 bin liralık bütçeyi gündeme getirerek Sayıştay raporlarına işaret etti. Çelik, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘kâr amacı gütmeyen kuruluşlara transfer’ kalemine 2021 yılında 81 milyon 893 bin lira ayrılmışken, bu payın 2022 yılında 92 milyon 441 bin liraya yükseldiğine de vurgu yaptı.

    “DİYANET, HANGİ KURULUŞLARA NE GİBİ ÖDEMELER YAPMAKTADIR?”

    Milletvekili Tuma Çelik, Sayıştay’ın yayınladığı 2020 raporlarında, alımlarda piyasa araştırması yapılmadığı, kurumun doğrudan alım yaparak yasaya aykırı davrandığı, usulüne uygun olmayarak düzenlenen ihalelerde kanuna aykırılıklar olduğu tespitini de gündeme getirdi. Milletvekili Tuma Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması talebiyle kaleme aldığı önergede şu soruların yanıtlanmasını istedi:

    – Son bir yıl içinde doğrudan ihaleyle kaç firmaya ihale verilmiştir?

    – Son bir yıl içinde doğrudan ihale alan firmalar hangi firmalardır?

    – Sayıştay’ın raporlarında tespitini yaptığı usulsüzlüklerle ilgili kurum içinde herhangi bir soruşturma yapılmış mıdır?

    – Diyanet İşleri Başkanlığının hizmetinde olan kaç adet kiralık araç bulunmaktadır?

    – Diyanet İşleri Başkanlığı, kâr amacı gütmeyen hangi kuruluşlara ne gibi ödemeler yapmaktadır?

    – Diyanet İşleri Başkanlığı, yasal olarak ibadethane statüsü olan kilise ve sinagoglara herhangi bir maddi yardımda bulunmakta mıdır?

    – Diyanet İşleri Başkanlığı, yasal olarak ibadethane statüsü olan kilise ve sinagogların bütün ekonomik masraflarını ödemek için herhangi bir yasal mevzuat çalışması yapmakta mıdır?

    PİRHA/ANKARA

  • HDP milletvekili Tuma Çelik istifa etti

    HDP milletvekili Tuma Çelik istifa etti

    HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, hakkında yürütülen bir soruşturma nedeniyle partisinin zarar görmemesi için istifa ettiğini açıkladı.

    HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, bir kadının kendisine bir yıldır iftirada bulunarak şantaj yaptığını ve savcılığı şikayet ettiğini belirterek “Partimin zarar görmemesi için istifa kararı aldım” diye açıklama yaptı.

    Tuma Çelik’in açıklaması şöyle:

    “24 Haziran 2018’de Halkların Demokratik Partisi’nden Süryani kimliğimle Mardin Milletvekili olarak seçildim. Bu tarihten itibaren TBMM’de yasama çalışmalarına katıldım ve değişik konularda önergeler sundum. Türkiye Cumhuriyeti’nde başta Süryanilere yönelik olmak üzere birçok konuda yaşanan hukuksuzlukları ve tarihi olayları gündeme getirmeye çalıştım. TBMM bünyesinde ve halk içerisinde yaptığım çalışmalar bazı çevreleri rahatsız etmiş olacak ki, değişik biçimde ve farklı boyutta kişiliğime karşı iftiralar, suçlamalar ve tehditler geliştirildi.

    Bunun yanında bir kadın bana yönelik iftiralarda bulunarak şantajlara başladı. Söz konusu kadın yaptığı bu iftiraları partime ve daha birçok yere taşıdı. Partim bu konuyu araştırmak için kadınla ve benimle defalarca görüştü. Olayın üzerinden bir yıl geçtikten sonra kadın bu sefer farklı bir senaryo ile savcılığa şikâyette bulundu. Kesinlikle iftiraya dayalı bu şikâyet üzerine savcılığın hakkımda hazırladığı fezleke TBMM ulaşması sonrasında ve hiç zaman kaybedilmeden ilgili komisyonun 22.07.2020 tarihli toplantısının gündemine alındı.

    Yüzlerce fezlekenin bekletildiği komisyonda siyasi saiklerle gündeme alınmış olması anlatılanların yalan olduğu gerçeğini değiştirmez. Ortaya çıkan bu gelişmelerden sonra, olayın siyasi bir kumpasa dönüşeceği bilinciyle kamuoyunu aydınlatma ihtiyacını duydum. Bu nedenle, Partimin zarar görmemesi ve bu iddianın suiistimal edilmemesi için Partim HDP’den istifa etme kararını aldım. Bilinmelidir ki gerçekle alakası olmayan bu iddia üzerine açılan soruşturma dosyasından adil bir yargılama olması durumunda kesinlikle beraat edeceğime inanıyorum.”

  • HDP’li Çelik’ten nefret söylemleri ve tehditler için İstanbul ve Kayseri’de suç duyurusu

    HDP’li Çelik’ten nefret söylemleri ve tehditler için İstanbul ve Kayseri’de suç duyurusu

    PİRHA- HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik son günlerdeki nefret söylemi ve tehditler ile ilgili İstanbul ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurunda bulundu. Çelik, “Bütün bu yaşananlar karşısında yargıyı nefret dalgasına karşı acilen harekete geçmeye çağırıyorum. Hepimizin, herkesin gözü önünde yaşanan bu kin ve nefret suçlarına karşı hiçkimse kayıtsız kalmamalıdır” dedi. 

    HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, ölüm orucunu sonlandırdıktan sonra hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesi defin için Kayseri’ye götürülürken, sosyal medyada yayın yapan Kayseri Radar adlı bir mecrada bir grup gencin, “Gömseler bile cenazeyi çıkarır yakarız” tehditlerin dolayı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Çelik, Ülke TV’de 3 Mayıs’ta yayınlanan Esra Elönü’nün sunduğu Arafta Sorular isimli programa katılan Sevda Noyan’ın “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Boş bulunduk. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hala 3-5 var, benim listem hazır” sözlerinden dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na, ve Albayrak Medya Grubu’na ait Gerçek Hayat isimli dergide yayınlanan “FETÖ Ayakları” başlıklı bir dosya haber de ise Hahambaşı İsak Haleva, İstanbul Ekümenik Patriği I. Bartholomeos’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişiyi fotoğraflarıyla hedef göstermesinden ve geçmiş dönem Ermeni Patriklerinden Şınork Kalustyan’ın manevi şahsiyetine hakaret edilmesinden dolayı da yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na avukatları aracılığıyla suç duyurusunda bulundu.

    Nefret söyleminin suç olduğunu ve cezalandırılması gerektiğini belirten Çelik, son günlerde Türkiye’deki farklı din ve siyasi görüşlere dönük nefret söyleminin endişe verici şekilde arttığını ve iktidarın bizzat kendisi ve imkanlarıyla her yanı saran bu nefret söyleminin hiçbir ayrım gözetmeksizin herkesin geleceğini açık şekilde tehdit ettiğini söyledi.

    “ERDOĞAN’IN KONUŞMASI TEDİRGİNLİK YARATTI”

    Çelik, konuyla ilgili yaptığı açıklamaya şöyle devam etti:

    ”Nefret söylemi bu ülkede yürütmenin başı konumunda olması gereken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayılmaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada, 1915 Soykırımında hayatta kalanlar için kullanılan ‘kılıç artıkları’ ifadesini  “hâlâ varlıklarını sürdüren kılıç artığı teröristler” şekilinde kullanarak Ermeni ve Süryani toplumunda derin tedirginliklere neden olmuştur.

    Bütün bunların ardından 8 Mayıs günü, Bakırköy Dznunt Surp Asdvadzadzni Kilisesi’nin kapısı kimliği belirsiz bir kişi tarafından yakılmak istenmiştir.

    “NEFRET SÖYLEMİ VE SUÇU TEŞVİK EDİLİYOR”

    Nefret söylemi ve suçu, her geçen gün giderek artmakta, cezasızlık korumasıyla adeta teşvik edilmektedir. Nefret söyleminin yarattığı ağır saldırganlıklar, Rahip Santaro ve Hrant Dink cinayetinde, Zirve Yayınevi katliamında en acı şekilde tecrübe edilmiştir. Yükselen bu nefret dalgası yok edilmediği takdirde yeni acılara neden olacak, toplum içinde onarılması güç yaralara yol açacaktır.

    Bu nedenle nefret söylemi ifadelerinin sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunuyorum, bütün bu yaşananlar karşısında yargıyı nefret dalgasına karşı acilen harekete geçmeye çağırıyorum. Hepimizin, herkesin gözü önünde yaşanan bu kin ve nefret suçlarına karşı hiçkimse kayıtsız kalmamalıdır.”

    Abidin ÇETİN/İSTANBUL

  • HDP’li Tuma Çelik’ten hükümete eleştiri: Sosyal devlet para toplamaz

    HDP’li Tuma Çelik’ten hükümete eleştiri: Sosyal devlet para toplamaz

    PİRHA – HDP Mardin Milletvekili Gazeteci Yazar Tuma Çelik, Türkiye’de etkisini gösteren ve 10 bine yakın insana bulaşan koronavirüse karşı hükümetin aldığı önlemleri eleştirdi. Koronavirüse karşı Mardin’de alınan önlemler hakkında PİRHA’ya konuşan Çelik, “Kendi imkanlarımızla insanlarımızı korumaya çalışıyoruz” dedi. Çelik ayrıca sosyal devlet vurgusu yaparak, “Devlet para toplamaz” şeklinde konuştu. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki akşam gerçekleştirdiği basın toplantısında İBAN açıklayarak bağış toplamaya başlamasından, Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlem ve çalışmalara kadar birçok konuda görüşlerini açıklayan Milletvekili Tuma Çelik “Sosyal bir devlet böyle olmaz, sosyal bir devlet vatandaşını düşünür ücretli izin ile vatandaşını evinde tutar. Sadece ev kal, diyerek insanları açlığa yokluğa itmez” dedi.

    “KENDİ İMKANLARIMIZLA İNSANLARIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Mardin’de sendika ve odalar ile birlikte çalışmalar sürdürdüklerini belirten Tuma Çelik “İl ve bölge bazında resmi açıklamalar yapılmıyor, bizim burada edindiğimiz bilgi 3 vatandaşımızın vefat ettiğidir. Onun dışında da 2 bin vatandaşımız takip ediliyor. Kimisi hastanelerde kimisi de evlerinde takip edilerek tedavi edilmeye çalışıyor. Şehrimizde ki sivil toplum örgütleri ile birlikte devletten ayrı bir çalışma yürütüyoruz. Vatandaşlarımızı korumak adına evlerinde kalmaları adına elimizden geldiğince uyarıyoruz, çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Hükümetin bölgeye bakış açısı bellidir, bu yüzden resmi kurumlarla çalışmak yerine halkımızla birlikte halkımız için kendi imkanlarımızla çabalıyoruz” dedi.

    “SOSYAL YARDIMLAŞMA VAKIFLARI TAMAMEN POLİTİZE EDİLMİŞ DURUMDADIR”

    Kötü günler için kurulan ve vatandaşın her türlü eksikliğini gidermek adına hizmet vermekle yükümlü sosyal yardımlaşma vakıflarının çalışmalarını eleştiren Mardin Milletvekili Tuma Çelik şöyle devam etti:

    “Bugün hangi vakıftan umutluyuz? Ülkemizin en köklü kurumlarından biri olan Kızılay’ın durumu ortada, yine kendi gördüğümle tanıdığım ve şahit olduğum Sosyal Yardımlaşma Vakfı’ndan mı umut bekleyeceğiz. İnsanları politik tercihlerine göre sınıflandıran, iktidar partisine alanen hizmet eden ve milletin parasını iktidarın çevresindekilere yediren bir vakıf mı yardımcı olacak. Seçim dönemlerinde AKP propagandası için çalışan, AKP’ye oy vermeyen vatandaşları verdikleri yardımlarla tehdit eden kurumlar mı bugün Mardinlilere yardımcı olacak? Tamamen politize edilmiş, ailenin, dostların, yandaşların yönetimi altında olan bu vakıfların hali virüsten daha beterken, virüs günlerinde onlardan umut beklemek doğru değildir.”

    “VATANDAŞLAR VİRÜSTEN ÇOK GEÇİM SIKINTISINDAN KORKUYORLAR”

    Mardin’de birçok toplu çalışma alanları olan tekstil gibi atölyelerin olduğunu belirten Tuma Çelik, “Çok fazla insan birlikte çalışmak zorunda. Durum halen devam ediyor. İnsanlar geçinme derdinden dolayı virüsü düşünmüyor. Evlerine kapandıklarında nasıl geçinecekleri korkusuyla dışarı çıkıp çalışmaya ve hayatı devam ettirmenin derdindeler. İnsanlar geçim sıkıntısından virüsten daha çok korkuyorlar. Devlet işte bu aşamada kendini göstermeli, hissettirmelidir. Ücretli izinlerle vatandaşın işten atılma korkusunu yok edip vatandaşa sadece sağlığını düşünme fırsatı yaratmalıdır. O zaman göreceksiniz virüsün yayılım hızı da düşecektir” dedi.

    “SOSYAL DEVLET PARA TOPLAMAZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün akşam düzenlediği basın toplantısında vatandaşlardan bağış talep etmesini de eleştiren Tuma Çelik şunları kaydetti:

    “Sosyal devlet para toplamaz. Sosyal bir devlet vatandaşını düşünür, korur ve önlemini alır. İnsanlar kıt kanaat geçinirken devlet kendi sorumluluğunu insanlara dayayarak yükünü hafifletiyor. Devlet böyle olmaz. Kimin maaşı ile kime hava atıyorsun. Devletin verdiği maaşı devlete vermekle bakın ben iş yaptım durumu yaratılmak isteniliyor. Devletin böyle durumlarda yapacağı açıktır. Çalışma Bakanlığı var, İŞKUR var, Hazine Bakanlığı var, insanlara iş kaygısını düşündürmeyin, geçimlerini sürdürebilecek desteği sağlayın yeter. İnsanlar daha fazlasını sizden istemiyor zaten. İnsanlar bu algı ile mücadele ediyorlar. Sosyal Yardımlaşma Vakfı bugün bölgede AKP militanları tarafından yönetilen bir vakıf. Neye güveneceğiz ki biz. AKP’ye oy vermedi diye yurttaşların yardımlarını kesen kısıtlayan engelleyen bir vakıf. Politizenin doruklarına ulaşmış bu tür vakıflar üzerinden yardımlaşma nasıl ne boyutta olacak bilmiyoruz.”

    Düzgün BULUT/PİRHA

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan PİRHA’ya ziyaret-VİDEO

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan PİRHA’ya ziyaret-VİDEO

    PİRHA- HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu ajansımızı ziyaret ederek, PİRHA’ya çalışmalarından dolayı başarılar diledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri Çilem Küçükkeleş, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) ziyaret etti.

    “PİRHA’YI KENDİMİZE YAKIN HİSSEDİYORUZ”

    Komisyon üyesi ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Birçok noktada, demokrasi mücadelesinde, inanç özgürlüğü mücadelesinde kesişiyoruz, buluşuyoruz. Bu anlamda PİRHA’yı kendimize, kendimizi de PİRHA’ya yakın hissediyoruz” dedi.

    PİRHA’nın doğru haber verme noktasında ciddi bir sorumluluğu olduğunu belirten Bülbül, “Alevi kamuoyunun nabzını tutma konusunda da ciddi bir sorumluluğu var” dedi.

    Bülbül, PİRHA’nın çalışmalarına desteği vereceklerinin altını çizdi; “Hizmetleriniz hak divanına yazılsın” dedi.

    “PİRHA ALEVİ TOPLUMUNUN AYNASI”

    Komisyon üyesi ve İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, PİRHA’nın alevi toplumunun aynası olduğunu ifade etti. Kenanoğlu, Alevi milletvekillerinin çalışmalarının PİRHA aracılığıyla kamuoyu tarafından bilinir hale geldiğini belirterek PİRHA’ya çalışmalarında başarılar diledi.

    “PİRHA’YA DESTEĞİ KENDİMİZE BİR GÖREV BİLİYORUZ”

    Komisyon üyesi ve Mardin Milletvekili Tuma Çelik tek tipleştirmeye karşı PİRHA’nın yanında olduklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Toplumun çoğulcu yapısına rağmen iktidar tek sesliliği öne çıkarıyor. Bu çerçevede PİRHA’yı farklılıkların sesini duyurma noktasında çabasından dolayı kutluyorum. Önümüzdeki dönemde de yapacakları tüm çalışmalarda elimizden gelen yardımı yapacağız. Türkiye farklılıklarıyla özel yere sahip olan bir ülke. Ama maalesef bugüne kadarki iktidarlar bunu engellemeye çalıştı. Bu güzel ülkeyi çirkinleştirmeye çalıştılar. Biz bu çirkinleşmeye karşı duranlar olarak PİRHA’ya desteği kendimize bir görev biliyoruz.”

    “ELEŞTİRİLERİNİZİ DİNLEMEK İÇİN BURADAYIZ”

    Komisyon üyelerinden Çilem Küçükkeleş, “Alevi basınının emeğine sağlık. Eleştiri ve önerilerinizi dinlemek için burada bulunmak, sizleri ziyaret etmek istedik” dedi ve PİRHA’ya çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

    “HAKKIN VE HAKİKATİN SESİ OLACAĞIZ”

    PİRHA editörlerinden Turabi Kişin, komisyonun ziyaretini önemli bulduklarını belirtti. Kişin sözlerine şöyle devam etti:

    “PİRHA’yı Alevi toplumunun, ezilenlenlerin kendisini ifade edebileceği bir alan olarak konumlandırdık. Bütün toplumsal kesimlere kapımız açık. Kurulurken hakkın ve hakikatin sesi dedik, buna riayet edeceğimizi buradan ifade ediyorum.” (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Süryaniler Birliği ‘HDP’ye oy verin’ çağrısı yaptı

    Avrupa Süryaniler Birliği ‘HDP’ye oy verin’ çağrısı yaptı

    Avrupa Süryaniler Birliği, tüm Asuri, Süryani ve Keldanileri haklarını savunanlara destek olmak için HDP’ye oy vermeye çağırdı.

    Avrupa Süryaniler Birliği, Gütersloh Süryani Kilisesi’nde düzenlediği toplantıda Avrupa ülkelerinde yaşayan tüm Asuri, Süryani ve Keldanilere kendi haklarını savunanlara destek olma ve oylarını HDP için kullanma çağrısı yaptı.

    Türkiye’de 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimler için Almanya’da oy verme işlemi başlarken, seçim çalışmaları da devam ediyor.  Süryani Kilisesi tarafından seçimlere ilişkin bir toplantı düzenlendi.

    Evrensel’den Selçuk Kozan’ın haberine göre, Gütersloh Süryani Kilisesinde yapılan toplantıda Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sorumlusu ve Sabro Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olan ve seçimlere HDP Mardin Milletvekili Adayı olarak katılan Tuma Çelik de hazır bulundu.

    “SÜRYANİLERDE MÜCADELE EĞİLİMİ ARTIYOR”

    Çelik, yaptığı konuşmada, katliamlara uğrayan ve en çok acı çeken halklardan biri olan Süryani halkının, kendi içine kapanarak mücadeleden uzak durduğunu belirterek, “Fakat son yıllarda özellikle HDP içinde kendini ifade etmeye başlayan Süryanilerin artık diğer halklarla birlikte mücadele eğilimin güçlendiğini görüyoruz. Biz halklar arasındaki düşmanlıkları ortadan kaldıracağız ve farklılıkları bir araya getirip halkları barıştırarak birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

    24 Haziran’da yapılacak seçimlerin Türkiye ve Süryanilerin geleceği açısından belirleyici bir öneme sahip olduğunu söyleyen Çelik, Avrupa ülkelerinde yaşayan tüm Asuri, Süryani ve Keldanilere kendi haklarını savunanlara destek olmaları ve oylarını HDP için kullanmaları çağrısı yaptı.

    Avrupa’da yaklaşık 500 bin Süryani yaşıyor ve bunların yaklaşık 300 bini Türkiye kökenli. 200 bin civarında Süryani, hâlâ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bunların büyük bir bölümü de oy kullanma hakkına sahip.

  • Kenanoğlu: Alevilerin talepleri güncellenmeli-VİDEO

    Kenanoğlu: Alevilerin talepleri güncellenmeli-VİDEO

    PİRHA-Aka-Der’in “Halkların ortak mücadelesini büyütmek için bir adım daha” şiarıyla düzenlediği panelde Aleviler adına konuşan HDP’nin Alevi Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, bugün gelinen noktada Alevilerin taleplerinin yenilenmesi gerektiğini vurguladı. 

    Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (Aka-Der), “Halkların ortak mücadelesini büyütmek için bir adım daha” şiarıyla bir panel düzenledi.
    Aka-Der genel merkezinde yapılan panele HDP İstanbul Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Mardin Milletvekili Adayı Tuma Çelik, siyasetçi Azad Barış ve Çerkes aktivist Erdoğan Boz konuşmacı olarak katılırken moderatörlüğünü ise Aka-Der Aktivisti Betül Koca yaptı.

    “TALEPLERİN YENİLENMESİ GEREKİYOR”

    İlk olarak Aleviler adına konuşan HDP’nin Alevi Milletvekili adayı Ali Kenanoğlu, gelinen noktada zorunlu din derslerinin kaldırılması talebinden vazgeçtiklerini çünkü matematik derslerinin bile din dersi haline geldiğini belirtti.

    Alevilerin tüm taleplerinin güncellenmesi gerektiğini ifade eden Kenanoğlu, Alevilerin bununla ilgili çalıştaylar, konferanslar ve forumlar yaptıklarını da ekledi. Alevilerin sorunlarının AKP iktidarı ile başlamadığını kaydeden Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Örneğin cemevlerinin ibadethane kapsamına alınmayışını sağlayan Bülent Ecevit’tir. Bülent Ecevit’in başkanlığındaki Bakanlar Kurulunda cemevleri ibadethane statüsünden çıkarıldı. Bununla ilgili kanun şöyleydi: İbadethane denmiyordu. Sadece cami deniyordu. Örneğin köyün tanımında okulu olan, çeşmesi olan, şu kadar mezra sayısı ve camisi olan, sonra imar planında bir yer ayırıyorsunuz yol katılım payı ayırıyorsunuz, okul payı ayırıyorsunuz ve cami yeri ayırıyorsunuz. Sonra Avrupa Birliği ilerleme döneminde adını ibadethane olarak koydular. İbadethane koyunca bunu tanımlayalım dediler ve açtılar parantezi (cami, kilise, havra, sinagog) dediler ve parantezi kapattılar. Cemevlerini o ibadethane tanımından çıkardılar. Bu MHP, DSP ortaklığında oldu. AKP döneminde ise cemevi din dersini bırakalım güvenlik sorunu yaşıyorlar Aleviler.  Artık aş, iş sorunu yaşıyorlar. Alevi olduğun için işinden oluyorsun, zaman zaman arıyorlar ben şu şirketten atıldım diyor. Gidiyorsun şirketle görüşüyorsun şirket küçülmeye gidiyoruz diyor yapacak bir şey yok. Ekonomik sıkıntı var diyor. Doğru küçülmeye gidiyor ama 50 kişi çıkaracaksa o 50 kişiyi Alevi ve Kürtlerden seçiyor, Ya da Sünni ve Türk olmayanlardan seçiyor.”

    “BÜTÜN KİMLİKLERİ BİRARADA YAŞAYAN KÖYLER VAR”

    Süryaniler adına konuşan HDP Mardin milletvekili adayı Tuma Çelik ise “Baduk Dağı’nın etrafında bir bölgede Süryaniler yaşıyor, Kürtler yaşıyor, Ezidiler yaşıyor ve kendilerine Arap diyenler yaşıyor. Sınırlarla belirlenmiş coğrafyada yaşamıyor bunlar. Bütün kimlikleri birarada yaşayan köyler var. Ben böyle bir köyde doğdum. Benim köyümde 1974 yılında çıktım köyden 400’e yakın aile yaşıyordu. 370 aile Süryani, 30 aile de Kürt’tü. Bizim yanımızda başka bir köy, çoğunluğu Kürt ve diğerleri ile beraber yaşıyorlardı. Başka bir köy çoğunluğu Arap ve diğerleri ile birlikte yaşıyorlardı. Çok doğal bir yaşamımız vardı ve hiç kimsenin bir diğerini inkar etmediği bir yaşam.” şeklinde konuştu.

    “ZENGİNLİK DİYE BİR YAŞAM VARDI”

    Kendi yaşadığı köyde çoğunluğun Süryani olduğu için Süryanice konuştuklarını ifade eden Çelik, “Çoğunluğu Süryani olduğu için çoğu ortak Süryanice konuşurdu. Kürtler de Süryanice konuşurdu. Ama eve gittiklerinde herkes kendi içinde kendi dilini konuşurdu. Çoğunluğu Kürt olan köyde ortak dil Kürtçe’ydi. Ama diğerleri evlerine gittiklerinde kendi dillerini konuşurdu. Zenginlik diye bir yaşam vardı. Herkes üç dil bilirdi, orada yaşayan insanlardan bir tanesi üç dili bilmiyorsa özürlü olarak görülürdü” dedi.

    “EZİDİLER HİÇ YOK”

    Ezidiler adına konuşan siyasetçi Azad Barış da hayatın düşünüldüğü gibi kolay olmadığını aslında yaşandığı gibi zor olduğunu ifade ederek şunları belirtti:

    “Asuriler, Süryaniler, Aleviler diğer halklar hatta bir kaçının ismini duymadığımız inanç grubundan insanlar halklar vardı. Bunların bir şekilde acı dolu bohçaları yamalı bohçaları var. Biz kendimize baktığımızda kendimizi hiçbir yere koyamıyoruz. Tabi bugün Ezidileri anlatacak değilim. Biz hiç yokuz. Ezidiler hiç yok. Ne Müslüman ne Kürt. Yeni sosyal medyada bizlerle ilgili not düştüklerinde ya da bir haber yaptıklarında Ezidi Kürt diye geçerler.”

    “YİNE DE UMUTLUYUZ”

    35 yıl Almanya’da yaşadığını ve orada Alman olmayanlara bakış açısını anlatan Barış, “Orada her hangi bir vaka olduğunda olaya sebebiyet veren yabancı ise hemen ‘Yabancı şunu yaptı’ derlerdi. Alman olduğu zaman da ‘Bir olay oldu’ denilirdi. Bize en yakın olan Kürt modern hareketi bile bizimle ilgili haber yaptığında Ezidi Kürt diye geçiyor, gerisini siz düşünün. Biz yine de çok umutluyuz. Çünkü kendi umudumuzu bir araya getirebiliyoruz. 370 kişi kalmışız. Çok az çok dağınık değiliz. Bu coğrafyada homojen diyebiliriz. Bu tabi ki iyi bir şey” dedi.

    “CANLI CENAZELER OLARAK YAŞADIK”

    “Biz tarih olarak canlı cenazeler olarak yaşadık” diyen Barış, “Katliamın çocukları bunu çok iyi bilir. Ama bir umudumuz var oda o kadar büyük ki; Çünkü ölüm bedensel ve ruhsal olarak elimine olduktan sonra gerçekleşmiyor. Unuttuğunuz andan itibaren gerçekleşiyor. Eğer unutursanız o zaman ölüm gerçekleşmiş oluyor. Hatıra, hatırat unutulduktan sonra ölüm gerçekleşiyor. Eğer biz bugün burada isek demek ki yaşıyoruz. Ali canın söylediği gibi canlı cenazeler gibi olsak ta unutulmamışız umudumuz var demektir” şeklinde konuştu.

    “ÇERKESLERİ DIŞINDA BIRAKMIŞ OLURUZ”

    KHK ile işinden ihraç edilen Çerkes Aktivist Erdoğan Boz da yaşananları dinledikçe ne kadar acayip bir coğrafyada yaşadıklarının gözler önüne serildiğini vurguladı. Kardeşlik hukukuna çok ihtiyaç duyduklarını ancak işlerinin zor olduğunu belirten Boz, kimlik siyasetine değindi. Boz şunları kaydetti:

    “Kimlik siyaseti kendi içinde açmazları olan bir biçimde doğru temelde kullanılırsa bizim gibi birçok kimliğin yaşadığı coğrafyada bize yol gösterebilecek bir yol da sağlayabilir. Her şeyden önce kendi içinde bir eşitsizlik ilişkisi yaratmayacak şekilde kurgulanmış kimlik siyaseti yürütülmesi gerekir. Bir taraftan eşitsiz ilişkilere karşı çıkarken diğer taraftan farklı bir eşitsiz ilişki kuracak nitelikten arındırmak gerekir. Çerkeslerden bahsedecek olursak Anadolu’da her zaman bir kimlikten bahsedilir. Bunu söylediğimiz andan itibaren Çerkesler açısından eşitsiz bir ilişki yaratılmış oluyor. Kadimler üzerinden bir kimlik siyaseti yapmaya kalktığımızda Çerkesleri bunların dışında bırakıyoruz. Bu aynı Sünni bir kimlik kurmaya kalktığımızda Aleviler ya da dinsel bir kimlik kurmaya kalktığımızda onun içinde olmayan Ezidiler, Süryaniler ve Hristiyanlar dışında kalıyorsa bu da böyle bir şey. Dolayısıyla bu kardeşlik hukukunu gerçekten modern bir hukuk üzerine oturtmamız gerekiyor. Kadimlik ya da kimliklerin kendi arasındaki ilişkiden ziyade modern bir kimlik inşa edip alt kimlikleri inşa edebilmemiz gerekiyor. Böyle olmadığı sürece kendi içerisinde sürekli çatışmalar yaratan yeni eşitsizlikler yaratır. Dolayısıyla da aslen bu solun istediği ya da solun her zaman gözlediği gibi eşit ilişkileri kuramayacak bir siyasete dönüşme riski var.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA