PİRHA – İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 99 kişiden 60’ı tutuklandı. Tutuklananlar arasında Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da bulunuyor.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON şirketi ve kooperatiflere yönelik “yolsuzluk” ve “usulsüzlük” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Dosya kapsamında 137 kişi gözaltına alındı. Aralarında Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda ismin ifadeleri sonlandı. 4 gün süren gözaltı sonrası 119 kişi adliyeye sevk edilirken, 18 şüphelinin de emniyette işlemlerinin devam ettiği bildirildi.
Adliyeye sevk edilen 119 kişiden 1 kişi savcılık tarafından serbest bırakıldı. Hakim karşısına çıkan 118 kişiden 60’ı tutuklandı, 14 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı.
Tutuklananlar arasında Eski İzbeton Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir il Başkanı Şenol Aslanoğlu da bulunuyor. İzBB Başkanı Tunç Soyer de tutuklanan isimlerden oldu.
PİRHA- İzmir Barış Forumu’nun düzenlediği buluşmada konuşan Akın Birdal, “Barış, demokratikleşmeyle, hukuk ve adalet kanalları ile beslenir” derken, Tunç Soyer ise, “Barış dili konusunda daha fazla kafa yormalı ve barış dilini daha çok kullanmalıyız” diye belirtti.
İzmir Barış Forumu, Kültürpark’ta barış konulu forum düzenledi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi geçmiş dönem başkanı Tunç Soyer’in söyleşiye konuşmacı olarak katılmasının İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Tic. A.Ş. (İZFAŞ) tarafından kabul görmemesi sonrasında söyleşi forum tarzında düzenlendi.
KARABULUT: BARIŞ SADECE SAVAŞIN TARAFLARINA BIRAKILAMAZ
İzmir Barış Forumu’ndan Vezan Karabulut barışı savaşın taraflarına bırakmadan inisiyatif alınması gerektiğini ifade etti. Karabulut, “Bir öneri ile barış meclisi kararı aldık ve hemen harekete geçtik. Bir toplantı aldık ve İzmir Barış Forumu’nu oluşturduk ve bunu kamuoyuna duyurduk. Çeşitli sosyal medya hesaplarımız var. Çok değişik günlerden geçiyoruz. Türkiye’de barış netamali bir sözcük. Barış diyenler tutuklanıp, cezaevine konuluyor. Bu ülkede devlet, toplum birbirleri bir türlü barışamıyor. Barışı sadece savaşan taraflara bırakmamak amacıyla bu forum kuruldu. Savaşın mağdurları olan birçok kesime karşı bir savaş hali var. Bizlerin de barış haline ihtiyacı var” dedi.
SOYER: DEMOKRASİ VE BARIŞ CAN YAKICI BİR SÜREÇ
İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Tunç Soyer, İzmir Kitap Fuarı’nda kendisine yönelik sansüre değinerek, “Demokrasi ve barış süreci çok can yakıcı bir süreç. Bizlerin küsmeye, çekip gitmeye hakkı yok diye düşünüyorum. Bizler var oldukça bu mücadelenin bir parçası olacağız” diye konuştu.
“BARIŞ DİLİNİ GELİŞTİRMELİYİZ”
Soyer, barış dilinin daha çok kullanılması gerektiğine vurgu yaparak, “Barış dilini geliştirmemiz gerekiyor. Manzarayı güzel kılan şey biyo çeşitliliğin kendisidir. Toplumlarda ne kadar farklılık varsa o kadar güzeldir ve birbiri ile barışıktır. Farklıları zenginlik olarak görürsek barışa o kadar yaklaşırız. Bizi birbirinden ayıran şeylerden çok bizi birbirimize bağlayan şeyler var. Barış dili konusunda daha fazla kafa yormalı ve barış dilini daha çok kullanmalıyız” diye belirtti.
SANSÜR TEPKİSİ
Forumda söz alan Avukat İpek Sarıca ise, “Bu formun bu çeşitliliği koruduğunu ve herkese alan açtığını düşünüyorum” diye konuştu.
Eski savaş pilotun ve insan hakları savunucusu Bahar Altan, İZFAŞ’ın sansürüne tepki göstererek, “Sansür bir korkudur. Ülkedeki iktidarların dışındaki küçük iktidarlarda da aynı tutumu görmek işimizin ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
BİRDAL: BARIŞ, DEMOKRATİKLEŞME İLE BESLENİR
Barışın demokratikleşme ile besleneceğini ifade eden İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, “Demokrasi adalet diye gelen bir belediye başkanının benim haberim yoktu demesi kabul edilemez. Bunu sansürü yapanlar derhal görevden alınmalıdır. 50 yıldır kesintisiz bir savaş ve çatışma var. Tarihsel bir fırsat yakalanmış durumda. Halen bir adım atılmadı ve ileriki tarihlerde bir gelişmenin olacağına dair açıklama var. Barış herkesin ihtiyacı. Barış, demokratikleşmeyle ve adalet kanalları ile beslenir. Bizler barış yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Hepimizin hayali herkesin dili, inancı, kültürü ve tercihi ile yaşamasıdır” şeklinde konuştu.
“NEDEN BİR ARAYA GELEMİYORUZ?”
Forumda söz alan bir diğer yurttaş ise şunları söyledi:
“Savaş, çıkarlar uğruna toplumu parçalar haline getirerek çatıştırıyor, halklar düşman haline getiriliyor. Sistemin içinde un gibi ezilip parçalanıyor iken neden bir araya gelemiyoruz. Milyon dolarlara mal olan ve bizi fakirleştiren bir savaş var. Bu fırsatı ‘güven olmaz, kandırıyorlar’, mantalitesinden aşıp toplumsal barışı dair çaba göstermeliyiz. Barış dilini kurabilme becerisini gösterebilmeliyiz.”
PİRHA- HDK İzmir Meclisleri’nin düzenlediği panelde konuşan Siyasetçi Gültan Kışanak, “Kalıcı barışın tesis olması için seyirci olmaktan çıkıp, kendi geleceği hakkında tutum alan aktif yurttaşlar haline gelmeliyiz. Maalesef yüksek siyaset herkesi seyirci haline soktu. Barış konusunda da herkes kendisine ‘Ne yapmalıyım?’ diye sormalı” dedi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İzmir Meclisleri “İzmir Barışı Konuşuyor” başlıklı panel düzenledi. Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) İzmir Şubesi Başkanı Coşkun Üsterci yaparken Kürt Siyasetçi Gültan Kışanak, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer panele konuşmacı olarak katıldı.
Panelin düzenlendiği salona Kürtçe ve Türkçe “Umutla, direnişle, hep birlikte özgürlüğe” pankartları asıldı. Panele çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri, Musa Anter’in kızı Rahşan Anter, İnsan hakları savunucusu Akın Birdal ve çok sayıda kişi katıldı. Yoğun ilginin gösterildiği etkinlik Halkların Korusu’nun dile getirdiği evrensel şarkılarla başladı.
“KÜRTLERE YÖNELİK ÖZGÜN YASAL DÜZENLEMELER VAR”
Panelde ilk konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, 8-9 Şubat’ta uluslararası barış konferansı düzenleyeceklerini bilgisini vererek ülkenin toplumsal barışa ihtiyacı olduğunu söyledi. Meral Danış Beştaş, son günlerde yaşanan siyasi gelişmeleri özetledi.
Meral Danış Beştaş, ülkede ‘savunma’ harcamalarına aktarılan bütçeye değinerek “İktidarlar kutuplaştırmayla ve savaş söylemiyle iç ve dış düşmanlar yaratarak kendi iktidarların devamını sağlamaya çalışıyorlar. Türkiye’de şu anda hukuki zemin kalmamıştır. Bu ülkede ‘Öcalan yasaları’ var. Kürtlere yönelik özgün düzenlemeler var. Bir sosyal medya paylaşımıyla insanlar hemen ‘terörist oluyor. Bunun temel nedeni Kürt meselesi ve bu mesele etrafında örülen totaliter düzen” diye belirtti.
“SURİYE’DE ODAKTA KÜRTLER VE ALEVİLER VAR”
Son İmralı görüşmelerine de değinen Beştaş, “Suriye’de yüz yıllar boyunca konuşulacak gelişmeler yaşanıyor. Ama yine odakta Kürtler ve Aleviler var. Türkiye halen ‘biz orada terör devleti kurmalarına izin vermeyiz’ diyor. Ne terörü, orada halklar bir arada yaşıyor. Orada bütün halkı terörist ilan etme hakkını nerden buluyorlar. Sayın Öcalan’ın özgür olması gerekir. Bu mesele sadece birkaç görüşme ile sağlıklı bir şekilde yürüyemez” diye konuştu.
‘BARIŞI TESİS ETMEYE ÇOK YAKINIZ’
Daha sonra söz alan Tunç Soyer, tüm halklar için barışın önemine vurgu yaparak Kürt sorununa ve yaşanan son gelişmelere dair “50 yıldır yaşanan kayıpların ne kadar çok olduğunu herkes biliyor. Bu defa belki de uluslararası konjonktürdeki risklere rağmen barışı tesis etmeye çok yakınız” sözlerine yer verdi.
Sürecin TBMM’de meşruiyet kazanmasının sağlanması gerektiğini anlatan Soyer, “DEM Parti mutlaka inisiyatif alıp kendi liderliğinde bir müzakereyi devam ettirmek zorundadır. DEM Parti Eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve mevcut Parti Eş Başkanlarının müzakere sürecinin liderliğini üstlenmeleri gerekmektedir. Sürecin meşruiyeti TBMM’ye taşınmasıyla sağlanabilir. Her ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki bölgedeki tüm Kürtlerin gözü Türkiye’nin üzerindedir. Burada başarıyla sonuçlanacak bir demokrasi mücadelesi tüm bölgeye örnek olabilir” ifadelerini kullandı.
‘BARIŞI KAZANIRSAK NE GÜZEL OLUR’
Son olarak konuşan Gültan Kışanak ise Kürt sorunun siyasi rekabet haline getirildiğini söyleyerek “İlklerimize kadar savaş yaşadık ve barışa da özlem duyuyoruz” dedi.
Barış için mücadele etmek gerektiğini ifade eden Gültan Kışanak, Kürt sorunun ‘başı boş’ bir sorun olmadığına belirterek “İktidar çözüm sürecinde başlatan diyalog sürecini buzdolabına kaldırdılar. Ama o günden sonra savaş için yeni stratejiler yaptılar. Kürt sorunun vicdanı ağırlığı çok fazladır. Resmi rakamlara bakarsak çözüm süreci başladıktan sonra 38 bin insan yaşamını yitirdi. Faili meçhullerle birlikte yaklaşık 100 bin insanı kaybettik. Çok ağır bir süreç geçirdik. Son 40 yılda neler yaşadığımız konusuna yüzleşmekten korkuyoruz” şeklinde konuştu.
Kalıcı barışın tesis olması için seyirci olmamak gerektiğini söyleyen Gültan Kışanak, “Maalesef yüksek siyaset herkesi seyirci haline soktu. Bu ülkede 50 milyonun üstünde insan asgari ücret ile yaşıyor ama herke bu duruma da seyirci. Barış konusunda da herkes kendisine “Ne yapmalıyım?” diye sormalı. Biz hepimiz ‘Barışı kazanırsak ne güzel olur’ sloganını her yere yazarak bu soruyla yüzleşip sorumluluklarımızı hatırlamamız lazım” sözlerine yer verdi.
“KÜÇÜK HESAPLAR FAYDA GETİRMEYECEKTİR”
Kışanak, son olarak şunları ifade etti:
“Hikayelerimizi birbirimize anlatmalıyız. Bu şekilde barışa yardımcı oluruz. Biz nasıl biz olacağız? Biz olabilmek için ben ne yapmalıyım? Bu soruları sormamız lazım. Devletlerin sınırları ile ilgilenmeliyim, ortak bir gelecek için sınırsız özgürlük ve demokrasi talep edelim. Kürtlerin bu konuda politik yaklaşımı çok nettir. Eşit ve özgür bir şekilde sınırsız yaşamak istiyoruz. Herkesin bu gelişmelerde çok ciddi kaygıları var. Bu kadar devasa meselenin içerisinde küçük hesapların son derece kısır ve bize fayda getirmeyecek. Geçen zamanı telafi etmek için herkes hakiki barışı kazanmak için kolları sıvaması gerekir.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Alevi kurumları ile imzalanan protokol ile üç kültür merkezi resmi şekilde cemevine dönüştürülerek ibadethane statüsü kazandı. Alevi kurumları ile ortak kullanım protokolünü imzalayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Biz yerelde bir çözüm ürettik. Bu bütün Türkiye’ye de örnek olacak bir çözüm” dedi.
İzmir’de cemevi olarak kullanılan Aliağa, Selçuk ve Gültepe kültür merkezleri resmi olarak ibadethane statüsüne dönüştürüldü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Aliağa Alevi Kültür Derneği Başkanı Celal Süslü, Konak Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Çiçek ve Selçuk Alevi Kültür Derneği Başkanı İsmail Çetin ile konuyla ilgili ortak kullanım protokolünü imzaladı.
“LÜTÜF DEĞİL, EN DOĞAL HAK TESLİM EDİLMESİ”
Uzun süredir bu çalışmanın hayata geçirilmesi için çabaladıklarını söyleyen Tunç Soyer, “Bu ne belediyenin bir lütfu ne de özel bir imtiyaz. En doğal hakkın teslim edilmesidir. İki yıldır uğraşıyorduk. Biz yerelde bir çözüm ürettik. Bu bütün Türkiye’ye de örnek olacak bir çözüm. Gönül ister ki hepsiyle yapalım ve bütün İzmir bundan yararlansın. Ben umudumu kaybetmedim, bunu yapabileceğimize inanıyorum. Sizlerin de anlayış ve desteğine teşekkür ediyorum. Bu tek taraflı yapılabilecek bir şey değil. Birbirimizi anlayarak, birlikte irade ortaya koyarak yol alınabilirdi. Biz birlikte yol almayı başardık. Bu bütün Türkiye’ye yayılsın, bütün Türkiye böyle olsun. O günlere de az kaldı” dedi.
“BURALAR ASLİ İŞLEVİNE DÖNMELİ”
Aliağa Alevi Kültür Derneği Başkanı Celal Süslü herkesten aynı hassasiyeti beklediğini söyleyerek, “Uygulama bizim için oldukça önemli. Kültür merkezi adı altında yapılan yerleri rahatlıkla kullanamıyorduk. Yapacağımız her etkinlik için dilekçe yazmak zorundaydık. Tunç başkanımızın gelmesiyle birlikte görüşmeler başladı. Tunç Başkan da buna çok olumlu baktı, kurumlarımız söz sahibi oldu. Meclisten karar geçti, İzmir Valiliği onayının ardından durum resmileşti. Kültür merkezleri artık rahatlıkla cemevi olarak kullanılacak” diye konuştu.
Selçuk Alevi Kültür Derneği Başkanı İsmail Çetin de çok mutlu olduklarını belirterek, “Yıllardır bunun için mücadele veriyorduk. Bu durum bizi çok rahatsız ediyordu. Şimdi kullandığımız kültür merkezinin cemevi olması bizim açımızdan ve toplumumuz açısından çok mutluluk verici. Başkanımıza teşekkür ediyoruz” dedi.
Konak Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Çiçek ise fiziki koşulları cemevi şeklinde yapılan ama kültür merkezi olarak kullanılan cemevlerinin asli işlevine dönmesinin önemine dikkat çekti.
PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, belediyelerin cemevi açıp hizmet yürütmesine karşı olduklarını ifade ederek, “Belediyeler bu sebeple cemevi kadrosu oluşturup kişilere maaş bağlıyor. Belediyelerden, bünyelerindeki cemevlerini Alevi örgütlerine devretmesi için talepte bulunduk. Eğer olumsuz karşılanırsa örgütlerimizin, cemevlerine girip bir daha çıkmama eğilimi var” dedi.
Belediyelerin cemevi açması ya da cemevlerine maddi destekte bulunmasından kaynaklı tartışmalar sürüyor. Toplumun bir kesimi, cemevi giderlerinin belediyeler tarafından karşılanmasını talep ederken, bir diğer kesim ise cemevi hizmetlerinin kamu eliyle olmaması gerektiğini ifade ediyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, örgüt olarak belediyelerin cemevi açıp hizmet yürütmesine karşı olduklarını ifade etti. Kaplan, Alevi sorunları ile ilgili siyasi iktidarın, bir çözüm üretmeyip, tüm yükü yerel iktidarlara bıraktığını belirtti.
“TAMAMEN ALEVİ YOL ERKANINA AYKIRI”
Gani Kaplan, yerel yönetimlerin bünyesinde olan tüm cemevlerinin Alevi çatı örgütlerine devredilmesi gerektiğini söyleyerek konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Belediyeler, arsa tahsisi ya da inşaatlarını yapıyor fakat sıkıntılı bir durum var. Belediyeler ya kendileri bir dernek veya vakıf kurdurup yaptıkları cemevini kontrollü olarak bu örgütlere devrediyor ya da tamamen belediyeler, kendisi cemevlerini işletiyor. Tapusu ile birlikte tümünü devreden birçok belediyemiz de var. Öncelikle İzmir Antalya Ankara ve İstanbul’da cemevi işleten belediyeler çok fazla. Örneğin camilerle ya da kiliseler ile ilgili yönetmelikler, yasalar bellidir. Mesela camilerin hepsi Diyanet İşleri Başkanlığına bağlıdır.
Cemevlerinin verilmesi gereken yer ise 40 yıldır bu alanda mücadele yürüten Alevi örgütleridir. İlla ‘Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne tahsis yapılsın’ diye bir talebimiz yok.
Örneğin bir cenaze kaldıracaksın, belediyeye dilekçe veriyorsun. Personel tamamen belediyeden. Hatta oradaki cenaze erkanını, cem hizmetlerini yürüten belediyenin personeli. Bu da tamamen Alevi yol erkanına aykırı. Şiacı, İslamcı bir dille erkan yürütüyorlar ve buna hiçbir şekilde müdahale edemiyorsun.”
“PEKİ CEMEVİNDEKİ BELEDİYE PERSONELİ NE OLACAK?”
Gani Kaplan, belediye bünyesinde olan cemevlerinin tahsisi için girişimlerde bulunduklarına işaret ederek konu ile ilgili İzmir’de tüm Alevi örgütleriyle birlikte bir çalışma yaptıklarını da anlattı. Kaplan ayrıca Ankara Çankaya Pir Sultan Abdal Cemevinin devri için de uğraş verdiklerini belirterek şöyle devam etti:
“Tunç Soyer başkanın tutum ve davranışından bağımsız, İzmir’de belirli sorunları aşamadık. Mevcut belediye başkanı henüz seçilmeden, oradaki yetkililer, cemevlerine kendi yakınlarını yerleştirip, dernekler kurdurmuş. Yaptığımız toplantıda belediyenin müdürü ve personeli de oradaydı. Bizlere ‘Peki bu cemevindeki personel ne olacak?’ sorusu yöneltildi.
Ankara’da ise Oran semtinde Çankaya Belediyesi Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi var. Burası ile ilgili dernek başkanlarımız zamanında diğer Alevi kurumları ile birlikte girişimde bulunmuş ancak başarısız olunmuş. Bir vakıfa devredilmek üzere temeli atılmış ancak sonra sıkıntı çıkınca devri de yapılmamış. Bir mahkeme sürecinin olduğu da söyleniyor ve bu sürecin bittiği bilgisini alınca bizler, tahsisi için belediyeye dilekçe gönderdik. Dilekçenin üzerinden 3 aya yakın bir zaman geçti. Normalde yasalar iki ay içerisinde dilekçeye yanıt verilmesi gerektiğini söyler ancak şimdiye kadar bir yanıt gelmedi.”
“ŞİACI YAPILAR, BAĞIMSIZ KURUMLARI ELE GEÇİRMEK ÜZERE PROGRAMLANMIŞ”
PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, belediler bünyesindeki cemevlerinde yürütülen hizmetlerin de inanca aykırı olduğunun altını çizdi. Söz konusu cemevlerinde Şiacı-asimilasyoncu anlayışın hakim olduğunu söyleyen Kaplan şöyle devam etti:
“Belediye cemevlerinde yürütülen hizmete, inanca dair sıkıntılarla da karşı karşıyayız. Ankara’daki cemevi isminin ‘Pir Sultan Abdal’ olması sebebiyle bizleri çok arıyorlar. Hatta pandemi döneminde orada cenazeler kabul edilmedi. Onunla ilgili de belediyeye dilekçe verip ‘Bu hizmetleri siz yapmıyorsanız biz yapalım. Halk mağdur olmasın’ dedik. Çünkü cenazeler kabul olmayınca alternatif olarak Karşıyaka mezarlığındaki camiye gidiyor. Neden Alevileri belediyeler aracılığıyla camiye gönderelim? Ancak belediyeden hiçbiri yanıt alamadık.
Yakın zamanda İzmir’e gidip oradaki cemevleri ile ilgili tekrar görüşmeler yapacağız. Cemevleri herhangi bir genel merkezi olan Alevi kurumuna verilsin. Bu konuda ısrar ediyoruz çünkü bugün devlet ve Şiacı yapılar, bağımsız olan kurumları ele geçirmek üzere programlanmış ve tamamen onlar üzerinden Aleviliği asimile etmek istiyorlar. Genel merkezi olan kurumların hiçbirinin henüz içine sızmış değiller. Bugün belki Aleviliği yorumlama açısından büyük sıkıntı çektiğimiz Cem Vakfı’nın dahi bu konuda bir direncini görüyoruz.
Bir diğer sıkıntı da şu; illerde çok fazla cemevi olmaya başladı. Bugün mesela Antalya’da 6-7 tane cemevi var. 8’ncisine artık gerek yok. Dolayısıyla bizler örgüt olarak buralara alternatif projeler de hazırladık. Çok amaçlı salon; kreşi, tiyatrosu olan, düğününe yemeğine kadar yapılabilen, üstünde yönetim odaları, derslikleri ve misafirhanesi olan bir kültür merkezi olarak proje düşünüyoruz. Çünkü çok fazla cemevi yapmanın Alevilere de bir faydası olmayacak. İçini dolduramadığın binaların hiç kimseye faydası yok. Boş bıraktığın anda da zaten birileri gelip oraları dolduruyor. Oralarda sadece cenaze erkanları ve 40 yemeklerinin haricinde hiçbir şey yapılmıyor.
“İTİRAZIMIZ CENAZE ERKANLARININ BİÇİMİ”
Çankaya Belediyesi’nin şu anda kendi bünyesinde bağlama sanatçıları var. Onlar, cemevinde kurslar veriyor ancak ne kadar başarılılar bunun verileri bizde yok. Ancak bizim itirazımız cenaze erkanlarının biçimi, oradaki personelin tamamen belediyeden olması yönünde. Önümüzdeki dönemde cemevlerinin artık farklı bir misyonda işlevini yerine getirmesi lazım. Eskiden olduğu gibi dergah sistemine dönmesi ve cemevlerini eğitim yuvaları yapmamız gerekiyor.”
“ÇANKAYA CEMEVİNİ MUTLAKA ALEVİ TOPLUMUNA KAZANDIRACAĞIZ”
PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, cemevlerinin devri konusunda sunulan dilekçelere cevap verilmemesi durumunda alacakları tutuma ilişkin de bilgi verdi. Konu ile ilgili diğer Alevi çatı örgütleri ile değerlendirmeler yaptıklarına vurgu yapan Kaplan, “Bizler, PSAKD genel kurulundan sonra bir tek Ankara için değil tüm Türkiye’deki cemevlerine gireceğiz. Cemevlerimizin birçok arsası işgal, tahsis yoluyla alındı. Örgütümüzde artık binalara girip bir daha çıkmama gibi bir eğilim var. Genel kurulda da bu konuyu dile getirip yetki alacağız. Ben ya da bir başka arkadaşım olur ama Ankara Çankaya Cemevi’ni mutlaka Alevi toplumuna, Alevilerin örgütlerine kazandırmak için elimizden geleni yapacağız.”
PİRHA- İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Ankara Çankaya Belediyesi koronavirüs nedeniyle kira alacaklarını ertelediklerini duyurdu.
Pandemi nedeniyle ekonomik darlık çeken esnafa belediyelerden yardım geldi. Kira alacaklarını üç ay ertelediğini duyuran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Esnafımızın yanındayız” dedi.
Tunç Soyer, belediye kiracısı olan esnafın aralık, ocak ve şubat ayı kiralarını ertelediklerini açıkladı.
Kararı sosyal medya hesabından paylaşan Tunç Soyer, “Koronavirüs’le mücadele kapsamındaki yeni önlemler nedeniyle belediyemizin kiracısı esnaf da sıkıntılı günler yaşıyor. İsteyen kiracılarımızın aralık, ocak, şubat kiralarını erteleme kararı aldık. İnşallah bu günleri birlikte aşacağız. Esnafımızın da yanındayız” dedi.
Kira erteleme kararı alan bir diğer isim de Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen oldu. “Esnafımızın yanındayız” diyen Taşdelen, “Belediyemizin kiracısı olan ve pandemi nedeniyle kapalı olan işletmelerin kira ödemelerini erteliyoruz. Zor günleri birlikte aşacağız” dedi.
PİRHA – Alevi kurum başkanları İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile görüştü. Soyer’e İzmir’de bulunan 7 cemevinin Alevi kurumlarına devredilmesi ile ilgili talepler iletildi. ADFE Genel Başkanı Fırat, Tunç Soyer’in bu konuda samimi olduğunu vurgulayarak, Alevi kurumlarının kendi aralarında ortaklaşarak bir hafta içinde bu sorunu çözeceklerini söyledi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, Alevi kurum yöneticileri ile bir araya geldi.
Görüşmeye Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt ve Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut katıldı.
Alevi toplumunun taleplerini dile getiren başkanlar, belediye bünyesinde bir İnanç Masası kurulması ve İzmir genelindeki 7 cemevinin Alevi toplumuna tahsis edilmesiyle ilgili taleplerini dile getirdi. Demokrasi ve bir arada yaşama kültürü üzerine vurgu yapan Tunç Soyer, şunları söyledi.
“Taleplerinizin her biriyle ilgili çözüme en az sizin kadar biz de talibiz ve yakınız” dedi. Ekonomik sıkıntı, ayrımcılık ve kutuplaşmanın sebebinin demokrasiden uzaklaşmakla ilgili olduğunu söyleyen Soyer, “Bir toplumu ileriye taşıyan şey demokrasidir. Farklılıklarımızı budadıkça refahtan, adaletten uzaklaşıyoruz. Demokrasi bir arada yaşamanın hukukudur. Biz bütün belediyecilik anlayışımızı daha demokratik bir yönetim anlayışını nasıl tesis edebileceğimiz üzerine kuruyoruz.”
“ALEVİ KURUMLARI ORTAKLAŞMALI”
Cemevlerinin tahsisiyle ilgili de konuşan Soyer, bunu en başından beri hedeflediklerini, ancak Alevi toplumunun bu konuda ortak bir mutabakat içinde olması gerektiğini söyledi. Soyer, İnanç Masası’yla ilgili ise İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Diyalog Merkezi kuracaklarını belirterek yanıt verdi. Soyer, “Bu Diyalog Merkezi bu toplum içinde haksızlığa uğramış, kendini ifade edememiş kim varsa onlarla belediyemizin doğrudan iletişime geçebileceği bir yapı olacak. O yapının içinde bir İnanç Masası da olur. Çünkü bunun eksikliğini hissediyoruz. O masanın yetkilileri sorun ne ise çözümü için üzerine düşen ne varsa yapmakla mükellef olacak” dedi. Cemevlerinin imar planına ibadethane olarak işlenmesiyle ilgili 2020 yılının ocak ayında meclis kararı aldıklarını da hatırlatan Soyer, “Bu, Türkiye’de bütün CHP’li belediyelere örnek olarak gösterebileceğiniz örnek bir çalışmadır” dedi.
“DİĞER BELEDİYELER TUNÇ SOYER’İ ÖRNEK ALMALI”
Görüşmeye ilişki PİRHA’ya konuşan Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, uzun süredir CHP’li belediye bünyesinde bulunan cemevlerinin Alevi örgütlerine devredilmesi yönünde taleplerinin olduğunu söyledi. Fırat, bu konuda en duyarlı davrananlardan birinin Tunç Soyer olduğunu belirtti. Soyer’in “Kime verileceğini, hangi kuruma tahsis edileceğini kendi aranızda anlaşın ben gerekeni yapacağım’ dediğini aktaran Fırat, Tunç Soyer’in bu konuda samimi olduğunu vurguladı. Fırat, Alevi kurumlarının kendi aralarında ortaklaşarak bir hafta içinde bu sorunu çözeceklerini söyledi.
Tunç Soyer’in bu konuda diğer belediyelere örnek olacak bir davranış sergilediğini belirten Fırat, cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu, bu konuda diğer belediyelerin de, bünyelerinde bulunan cemevlerini Alevi örgütlerine teslim etmesi çağrısı yaptı.
PİRHA- İzmir ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri toplu taşımada 65 yaş üstü için kısıtlamaya giderken, Mersin Büyükşehir Belediyesi, sağlık çalışanlarının toplu taşımadan ücretsiz yararlanmaları sağladı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, 65 yaş üstü yolcuların toplu taşımadan ücretsiz olarak yararlanma hakkının tedbir amaçlı olarak geçici süreyle durdurulmasına karar verdi.
Belediye tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
“Salgın kapsamında Sağlık Bakanlığı ve devletimizin tüm kademeleri tarafından ısrarla evde kalınması ve toplu halde bulunmaların önlenmesi talep edilmesine rağmen Ankara’da 65 yaş üstü vatandaşlarımızın yoğun olarak toplu taşımayı kullanmaya devam ettikleri gözlenmektedir. Nitekim 20.03.2020 tarihinde Ankara’da 65 yaş üstü 36 bin 630 vatandaşımızın raylı sistemler ve otobüsler ile toplu taşımayı ücretsiz kullandığı tespit edilmiştir. Toplu taşımdan ücretsiz yararlanma hakkının toplu taşımı artırdığı anlaşılmış olup bu durumun salgın riskini arttırdığı değerlendirilmektedir. Ankara’da tüm toplu taşıma araçlarından 65 yaş üstü vatandaşların ücretsiz olarak yararlanmalarının tedbir amaçlı olarak geçici süreyle durdurulması kararı alınmıştır”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, twitter hesabından açıklamada “Özellikle ileri yaşlardaki vatandaşlarımızın birinci derecede riskli grup olmasından kaynaklı olarak, bu yurttaşlarımızı koruma tedbiri oluşturmak için yeni bir karar aldık. 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın toplu ulaşımda kullandığı avantajlı kartlar İzmir’de geçici olarak askıya alınmıştır” dedi.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise, yaptığı açıklamada, koronavirüs salgınına karşı fedakârca çalışan sağlık çalışanları için belediye otobüslerini ücretsiz yapıldığını duyurarak “Korona salgınının ülkemizde ve kentimizde yayılımının önlenmesi amacıyla gerekli önlemleri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz. Bu mücadelenin en önünde, mesai gözetmeksizin fedakarlıkla görev yapan sağlık çalışanlarımız, sağlık çalışanı olduğunu gösteren kimlik kartını göstermek suretiyle 13 ilçemizdeki toplu taşıma araçlarından ücretsiz olarak faydalanabileceklerdir” dedi.
PİRHA – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer, AKP’li Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu tarafından işten çıkartılan 3 Kadın işçinin gerçekleştirdiği eyleme katılıp destek verdi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Muhtarlar ile gerçekleştireceği toplantı için Bergama ilçesindeydi. Soyer’i toplantının yapılacağı salonun girişinde Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu tarafından işten çıkartılan 3 kadın işçi karşıladı. Eylemci kadın işçiler Tunç Soyer’e taleplerini iletti.
“BASKI GÖRDÜK”
Başkan Soyer’e yaşadıkları durumu anlatan Alev Çakır, “Seçimlerin ardından belediyede birçok arkadaşımla birlikte mobbing ve baskıya uığradık, işten çıkartıldık. Gerekçe olarak verim düşüklüğünü gösterdiler. Ancak beni olmayan Arşiv Müdürlüğü’ne sürmüşlerdi. Ne yapacağımı bile söylememelerine rağmen işimin hakkını verebilmek için tüm mevzuatı öğrendim. Gonca ve Deniz arkadaşlarım da aynı haksızlıklara uğradılar. Gonca henüz açılmamış olan Hasta Yakını Konuk Evi’nde görevliydi. Henüz açmadıkları, hatta klima çalışmasına dahi müsaade etmedikleri bir yerde verim düşüklüğünden bahsetmek mümkün mü?” dedi.
“BEN HER ZAMAN YANINIZDAYIM, ASLA SİZİ BIRAKMAM”
Yaşananları dinleyen Tunç Soyer ise 3 işçi kadının mücadelesinde haklı olduklarını belirterek “Siz hukuki sürecinizi başlatın, ben yanınızdayım. Her zaman yanınızdayım. Sizi asla bırakmam” dedi.
Başkan Soyer ile eylemci işçilerin görüşmesi esnasında Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu’nun da yanlarına gelerek dinlemesi dikkat çekti.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi, il genelindeki 7 cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi kararı aldı. Karar oy çokluğuyla alındı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başkanlığında yapılan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi 2020 yılı Ocak ayı birinci toplantısında, Bornova ilçesinde 2, Aliağa, Bayraklı, Çiğli, Konak ve Selçuk ilçelerinde birer cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesine yönelik komisyonlardan gelen raporlar görüşüldü.
Cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesinin kamu vicdanıyla ilgili olduğunu ifade eden Soyer, bunun herhangi bir kamu otoritesi tarafından geri çevrilemeyeceğini belirtti.
AKP: ÖNERGE GÜNDEMDE KALSIN, BAKANLIĞA SORALIM
Rapor hakkında söz alan AKP Grup Başkanvekili Özgür Hızal, bu kararın hukuksal altyapıyla ilgili birtakım sorunları barındırdığını söyledi.
Hızal, “İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi olarak kararlarımızı alırken hukuku ön planda tutmalıyız. Bunu kabul etmemiz halinde yarın başka sorunların da doğmasına sebep verebiliriz. Önerge gündemde kalsın, bakanlıktan görüş soralım. Popülist siyasetle adım atmamız ve sonuç almamız zor” dedi.
Oylamada cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi oy çokluğuyla kabul edildi. AKP ve MHP grubu oylamada ret oyu kullandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir’de kadınların gece 10’dan sonra hangi hat veya güzergah olursa olsun şoföre söyleyerek istediği yerde inebileceğini açıkladı.
Ulaşım ve Toplu Taşıma konulu toplantıda konuşan Soyer, kadınların daha huzurlu, güvenli olmasını istediklerini ifade ederek, “Kadın yolcular yalnızca şoför arkadaşımızdan ricada bulunacaklar. Bu kadar. ‘Ben burada inmek istiyorum’diyecekler” dedi.
Soyer, duraklara da ‘Sigara içilmez’ amblemi koyulacağını belirterek, “Aktarma merkezlerinin hepsine de tuvalet koyacağız” dedi.
PİRHA- CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer, oyunu kullandı. Soyer, her seçimin bir demokrasi sınavı olduğunu belirterek, “Bugün de herkesin bu sınavdan başarıyla geçeceğine inanıyorum.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer, sandık başına giderek oyunu kullandı. Soyer, eşi ve kızı ile Seferihisar ilçesinde bulunan Sığacık 80. Yıl Cumhuriyet Ortaokulu’na gelerek oyunu kullandı.
“FRAGMAN BİTTİ FİLM BAŞLIYOR”
Oyunu kullandıktan sonra gazetecilere açıklama yapan Soyer, “Tatlı bir telaş bitti, bundan sonra daha yoğun çalışacağız. Tabii fragman bitti, film başlıyor. Her seçim bir demokrasi sınavıdır. Bugün de herkesin bu sınavdan başarıyla geçeceğine inanıyorum. Hayırlı uğurlu olsun diyorum” dedi.
PTT İzmir Başmüdürlüğü’nün talimatı var. CHP adayı Tunç Soyer’i karalayan yüzbinlerce kara propaganda gazete kapı kapı, kahvehane kahvehane dağıtılıyor.
31 Mart’ta yerel seçimlere günler kala, muhalefete karşı faili meçhul korsan bildiriler ve kamu olanaklarıyla dağıtılan kara propaganda gazeteleri ortalığı kaplamış durumda.
İzmir’de PTT Başmüdürlüğü’nün 25 Mart tarihli talimatıyla, CHP adayı Tunç Soyer’i karalayan 490 bin adet “Ege Yerel Gündem” adlı yerel gazete postane emekçilerine zorla dağıttırıldı.
Bütün sayfalarında CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tunç Soyer’e yönelik karalayıcı içerikler yer alan gazete, Başmüdür Şerif Kaçmaz ve Başmüdür Yardımcısı Abdullah Sarıboğa’nın adının yer aldığı “ACELE” notlu talimat yazıları ile ev, berber ve kahvehanelere dağıtılıyor. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- CHP Çiğli seçim bürosunun açılışından konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer, “Kardeşlik ve barış olmadan adalet ve demokrasi olmaz, demokrasi olmadan kalkınma olmaz” dedi.
CHP, Çiğli’de bulunan seçim iletişim ofisinin açılışını CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer, CHP Çiğli Belediye Başkan Adayı Utku Gümrükçü ve çok sayıda yurttaşın katılımı gerçekleştirdi. Büyük coşku ile karşılanan Tunç Soyer ve Utku Gümrükçü, Çiğli için hazırladıkları projeleri halk ile paylaştı.
Seçim iletişim ofisinin açılışında söz alan CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, “Bu seçim yerel seçim ama sadece belediye başkanını, meclis üyelerini seçeceğimiz bir seçim değil. Bu seçim ülkemizin, cumhuriyetimizin, çocuklarımızın ve gençlerimizin kaderini tayin edeceğimiz bir seçim. Biz bu olaya böyle bakıyoruz. Ülkemizde huzuru ve barışı yeniden tesis etmek için, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme için bir fırsat olarak görüyoruz” diye konuştu.
Tunç Soyer ile birlikte Çiğli’ye hizmet için uğraşacaklarını ve kimseyi ayrıştırmadan çalışacaklarının altını çizen CHP Çiğli Belediye Başkan Adayı Utku Gümrükçü Çiğli’nin sorunları için çözüm üreteceklerini vurguladı. Gümrükçü, kimseyi ötekileştirmeksizin her oya talip olduklarını ifade ederek şöyle konuştu:
“Yaratılanı yaratandan ötürü severek, kimseyi ayırmadan, ötekileştirmeden hizmet edeceğiz. Bugüne kadar Çiğli’ye hizmet vermiş tüm belediye başkanlarımıza, büyükşehir belediye başkanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Yapacak çok işimiz var ve benim de enerjim var. Beni yetiştiren, beni bu makama layık görenler sizlersiniz. Halk varsa güç var, vatandaş varsa bizden yana da hizmet olacak. Birlikte bir hizmet mücadelesi vereceğiz. Çiğli’nin sorunları çok fazla ve bu sorunların çözümü için Ankara’dan da destek lazım.”
“KARDEŞLİK VE BARIŞ OLMADAN ADALET OLMAZ”
“Kardeşlik ve barış olmadan adalet ve demokrasi olmaz, demokrasi olmadan kalkınma olmaz” diyen CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer Çiğli’deki sorunlar için çözüm projeleri hazırladıklarını ve kısa sürede hayata geçireceklerini belirtti.
Demokrasinin farklılıklar ile bir arada yaşamanın hukuku ve kültürü olduğunu ifade eden Soyer, demokrasiden uzaklaşıldıkça ekmeğin de ufaldığını dile getirerek demokrasiye sahip çıkma çağrısında bulundu. İktidarın otoriter hale gelerek merkezileşmesi sonucu toplumun açlık ile karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Soyer, “Çiğli tramvayının projesi hazır. İmzadan çıktığı an 1 yıl içinde hizmete sokacağız. İzban’ın yer altına alınması, yeni duraklar yapılması hepsi planlarımızın içinde. Kentsel dönüşümün en başarılı uygulamasını tüm Türkiye İzmir’den, Çiğli’den görecek. Kimseyi yerinden etmeden, haklarını koruyarak yapacağız. Komşunuzu seçme hakkınız bile saklı olacak. Körfeze gelen 90 kanalı temizleyeceğiz, yeni arıtma sistemleri kuracağız, İzmir körfezini tertemiz yapacağız. Çok daha fazla gurur duyulacak bir İzmir’i yaratacağız. 3 noktada çöp arıtma tesisi kuracağız. Bu tesislerden elektrik üreteceğiz. Bu proje için belediyeden kuruş para çıkmayacak. İşsizlikle mücadele en büyük mücadelemiz olacak. Yapamayacağım hiçbir şeyi söylemem. Bu söylediklerimin hepsini teker teker yapacağız” dedi.
“BİZİ AYIRAN SEBEPLERDEN ÇOK BİRLEŞTİREN SEBEPLER VAR”
Soyer, sözlerine şöyle devam etti:
“El ele verir, birlik olursak bir çok işin üstesinden geliriz. Çok ağır bir ekonomik kriz ile karşı karşıyayız. Önümüzde uluslararası krizler var. Tüm bunları yaşayacağız. Bu krizden en hafif tahribatla kurtulmanın bir yolu var. Yukarıdakiler bizi ayrıştırıyorlar ve kutuplaştırıyorlar. Aslında yaptıkları şey gücümüzü kırıyorlar. Bizim kolumuzu, kanadımızı kırıyorlar. Aklımızı başımıza toplamamız lazım. Bizi ayıran sebeplerden çok daha fazla birleştiren sebepler var. Bunları hatırlamaya başlamamız lazım. Ne kadar birlik olursak bu tahribat o kadar azalacak. Ne kadar çok el ele verirsek o kadar güç kazanacağız. Kardeşlik ve barış olmadan adalet ve demokrasi olmaz, demokrasi olmadan kalkınma olmaz. Kendimi dünyanın en şanlı insanı olarak görüyorum. Bu toprağı ve bu toprağın insanlarını aşkla seviyorum.”
PİRHA- Katıldığı özel bir televizyon programında konuşan CHP eski milletvekili ve gazeteci Barış Yarkadaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı’nın Tunç Soyer olduğunu açıkladı.
CHP eski milletvekili ve gazeteci Barış Yarkadaş katıldığı özel programda İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayının mevcut Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer olduğunu ifade ederek, “Şu an itibariyle CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer” açıklamasında bulundu.
PİRHA – Dersim Ovacık’ta ‘Tohum Takas Şenliği’ düzenlendi. İki gün süren etkinlik kapsamında paneller ve konserler gerçekleştirildi.
Ovacık Belediyesi, İzmir Seferihisar Belediyesi ve Ovacık 94 mahallesindeki Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin ortaklaşa düzenlediği Ovacık Tohum Takas Şenliği günleri sona erdi. Şenlik kapsamında atölye çalışmaları, söyleşiler, paneller ve konserler düzenlendi.
12 Mayıs Cumartesi günü başlayan etkinlikte çılış konuşmalarıyla başlayacak etkinlik, atölye çalışmaları, müzik dinletisi, halk oyunları gösterisi ve Zeynep Kılıç, Bağcan Güneş Trio, Kadın Korosu ve Yerel Sanatçıların konserler verirken pazar günü ise forum düzenlendi.
Şenlikte yerel tohumların korunmasının gerektiği savunulurken tohum takas şenlikleri yöntemi ile yerel tohumların ve ekolojik ürünlerin korunup arttırılması gerektiği belirtildi.