Etiket: tuncay gökçe

  • İstanbul’da Kürt Dil Bayramı kutlandı: Kürtçe, eğitim dili yapılsın! -VİDEO

    İstanbul’da Kürt Dil Bayramı kutlandı: Kürtçe, eğitim dili yapılsın! -VİDEO

    PİRHA-Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu Derneği (KAYY-DER), 15 Mayıs Kürt Dil Bayramını kutladı. Kürt dilinde sergilenen sahne sanatlarının yanı sıra, konuşmalarda da Kürtçenin eğitim dili olması gerektiği yönünde talepler dile getirildi.

    Celadet Ali Bedirxan tarafından 15 Mayıs 1932’de yayınlanan Hawar dergisi, Latin harfleri ile basılan ilk Kürtçe dergi oldu. 2006 yılında ise 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak kabul görüldü.

    Kürt basın tarihinde sembol haline gelen 15 Mayıs, birçok yerde çeşitli etkinliklerle kutlanmakta.

    KAYY-DER de her yıl olduğu gibi bu sene de 15 Mayıs’ı coşkuyla karşıladı.

    Sancaktepe İlçesi Genco Erkal Kültür Merkezi’nde yapılan etkinliğe katılım bir hayli yoğun oldu.

    Kutlamanın yapıldığı salona “15Ê Gulanê Cejna Zimanê Kurdî Pîrız Bê” pankartı asıldı.

    Programın moderatörlüğünü Hülya Bilken yaparken, kutlama saygı duruşu ile başladı.

    Etkinlikte ilk olarak Bi Hev Ra Reqs adlı grup dans performansı sergiledi.

    Programın devamında KAYY-DER Eş Başkanları konuşma gerçekleştirdi.

    “KÜRTÇEMİZDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    KAYY-DER Eş Başkanı Yeliz Vergili, Kürtçe yaptığı konuşmada Türkiye’de Kürt dili ve kültürünün iyi düzeyde temsil edilemediğini ifade etti. Vergili şu konuşmayı yaptı:

    “Ama bu duruma rağmen Kürtçe üzerine çok değerli çalışmalar yapıldı. KAYY-Der olarak Kürt dili ve kültürü üzerine yaptığımız çalışmalarla dilimizi ve kültürümüzü korumak ve geliştirmek istiyoruz. Birlikte çalışmalarımızı ilerletmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Kürtçemizden, yüreğimizden vazgeçmiyoruz. Hepinizin Kürt Dili Günü kutlu olsun.”

    “KÜRTÇE, EĞİTİM DİLİ OLSUN!”

    KAYY-DER Eş Başkanı Tuncay Gökçe ise yaptığı konuşmada Kürtçe’nin resmi dil olarak abul edilmesi gerektiğini belirtri. Gökçe, şunları söyledi:

    “Kürt dili ana sütü gibi hak ve helaldir. Dilimizin eğitim dili olması için beklenti içerisindeyiz. Ana dili bizlerin hakkıdır. Tam da böylesi bir sürecinin konuşulduğu günlerde bizlerin de sözleri olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine Kürtçenin de girmesini buradan talep ediyoruz.

    Bu sürecin üzerinde kendi değerlerimizi yaşatmak noktasında anayasal haklarımızı koruyacağız.

    Bizler, Kürt Dil Bayramını kutlarken göğsümüzü gererek bu salonları talep etmek isterdik ancak öyle olmuyor. Talebimizi yaparken ‘kültürel faaliyet’ diyerek bu salonları alabiliyoruz.”

    Konuşmalar ardından program, Koma Jinên KAYY-DER müzik dinletisi ile devam etti.

    Kürt Dil Bayramı etkinliğinde Eğitimci Sîpan Haco da konuşma yaptı. Ana dilin önemine vurgu yapan Haco, Kürt dilinin eğitim dili olması gerektiğini de söyledi.

    Program, Sîdeng ve KAYY-DER çocuk korosunun Kürtçe seslendirdiği ezgiler ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KAYY-DER’lilerden PİRHA’ya ziyaret: Güzel günler yürekli basınla gelecek-VİDEO

    KAYY-DER’lilerden PİRHA’ya ziyaret: Güzel günler yürekli basınla gelecek-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminin ardından PİRHA’yı ziyaret eden KAYY-DER yöneticileri ve üyeleri, bu ülkede aydınlık, güneşli günlerin yürekli basınla geleceğini kaydetti. KAYY-DER’lilerden bazılarının eylemde polisin müdahalesiyle yaralandıkları görüldü. 

    KAYY-DER, Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere ve Yedisu yani Peri Vadisi etrafındaki ilçelerden oluşuyor. Alevi ve Sünni toplumunun bir arada yaşadığı bu ilçelerin oluşturdu KAYY-DER, bir demokratik kitle örgütü gibi çalışıyor. Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta etkinliğine katılan KAYY-DER’liler, Pir Haber Ajansı’nı da ziyaret etti.

    “GÜNEŞLİ GÜNLER YÜREKLİ BASINLA GELECEK”

    KAYY-DER Başkanı Tuncay Gökçe, PİRHA’yı önemsediklerini ve desteklerinin tam olduğunu söyledi. Basının yaşadığı zorluklara işaret eden Gökçe, bu ülkede güneşli ve aydınlık güzel günlerin yürekli basınla geleceğine inandıklarını kaydetti.

    “BASIN KURUMLARI DESTEKLENMELİ”

    Gökçe’nin arkasından söz alan KAYY-DER Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Tüzün de PİRHA’nın KAYY-DER’i desteklediğini bildiklerini ve bu desteğin devam etmesini istediklerini belirtti. Özgür basının ilerleyebilmesi için KAYY-DER gibi derneklerin basın kurumlarını desteklemeleri gerektiğini ifade eden Tüzün, desteklerini gösterme amaçlı bu ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Hülya Bilken ise Alevi kurumlarının içinde PİRHA gibi özgürce ve cesaretle birçok olayın üstüne giden kurumların desteklenmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti. Alternatif kurumların bir bir kapatıldığını, basın kuruluşlarının bir bir susturulduğunu ifade eden Bilken, böyle dönemlerde kurumların birbirlerine destek olmalarının önemine vurgu yaptı.

    “FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA”

    Cumartesi Anneleri eyleminde polisin attığı plastik mermi ile bacağından vurulan Aziz Saltık, “Faşizme karşı omuz omuza. Sivil toplum örgütleriyle basının bu dönemlerde omuz omuza vermesi gerekiyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından bu bir ihtiyaçtır” dedi.

    Saltık’ın ardından söz alan Algül Yurdabak ise Cumartesi Anneleri eyleminde yaşanan olaylarda gaz yemek dışında hiçbir şey yapamadıklarına üzüldüğünü belirtti.

    “KAYY-DER BAŞARIYLA VARLIĞINI SÜRDÜREN BİR KURUM”

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin de geniş bir coğrafyayı kaplayan KAYY-DER’in, kendisinin de şekillendiği ve kültürüyle yetiştiği bir coğrafyayı kapladığını ifade etti. KAYY-DER’in ziyaretinin çok anlamlı olduğunu söyleyen Kişin, 90’lı yıllarla birlikte kendi coğrafyalarından göç edip İstanbul’a gelen insanların kendi kültürlerini, gelenek göreneklerini, yaşam tarzlarını, folklorik değerlerini, müziklerini, dillerini unutmamaları için kurulan ve 90’dan bu güne başarıyla varlığını sürdüren bir kurum olduğunu kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP İstanbul 1. Bölge adayları: AKP ülkeyi yönetemiyor-VİDEO

    HDP İstanbul 1. Bölge adayları: AKP ülkeyi yönetemiyor-VİDEO

    PİRHA- HDP 1. Bölge Milletvekili adayları PİRHA’ya konuştu. Tuncay Gökçe, Atilla Özdoğan ve Erol Katırcıoğlu seçim sürecini ve son gelişmeleri değerlendirdi. HDP’ye linç politikalarının sürdüğünü belirten adaylar, AKP’nin ülkeyi yönetemez duruma geldiğini kaydettiler. 

    HDP 1. Bölge Milletvekili adayları  PİRHA’ya konuştu. Tuncay Gökçe, Atilla Özdoğan ve Erol Katırcıoğlu seçim sürecini ve son gelişmeleri değerlendirdi.

    Gökçe, Erdoğan’ın muhaliflerin linç hareketine start verdiğini öne sürerken, Özdoğan, Alevilerin kendilerine yönelik tehlikelerin farkında olması gerektiğini belirterek, “Aleviler bu seçimde yüzünü HDP’ye” dönmüştür dedi.

    HDP’nin binlerce üyesinin tutuklu halde seçim yarışına katılmasını yorumlayan Katırcıoğlu, “Başka bir parti olsa bu kadra baskıya mümkün değil dayanamazdı ama heyecanımızla dipdiri ayaktayız, provokasyonlara karşı zihni hazırlığa sahibiz” mesajını verdi.

    İşte HDP İstanbul milletvekili adayları Tuncay Gökçe, Atilla Özdoğan ve Erol Katırcıoğlu ile yaptığımız röportaj…

    TUNCAY GÖKÇE: HDP’YE KARŞI LİNÇ POLİTİKASI VAR

    Karakoçan, Adaklı, Yaylasu, KAYDER Genel Başkanı’ydınız. HDP’den adaylık başvurunuz oldu ve şu an adaysınız öncelikle bu süreci anlatır mısınız?

    Tuncay Gökçe: Arkadaşlar öncelikle adaylığımızla ilgili gerçekten bu süreçte HDP’de siyaset yapmak, HDP’de yöneticilik yapmak ateşten gömlek giymek. Böyle bir süreçte bu onurlu mücadelede yer aldığım için çok keyifliyim.

    On binlerce üyeniz cezaevinde, bu ortamda seçim çalışması yürütmek nasıl?

    Tuncay Gökçe: Bunun zorlukları kadar onur duyulacak yanları var. Bugün tüm Türkiye halkları hukuksuzluğu gördü. 24 Haziran seçimleri dünyada devrim niteliği taşıyacaktır. Tüm adaletsizliklere tokat olacaktır. Tutuklamalar zayıflatmadı bizi. Her tutuklanan kişi yerine bir arkadaşımız geldi. Bugün Karadeniz’den Ege’ye, Trakya’dan Güneydoğu’ya her yerde destek alıyoruz. İnsanlar cesurca söylemeseler de içlerinde büyük bir öfke patlaması var ve bu patlama AK Parti’yi sandığa gömecek. Tüm haklarımıza şunu söylüyorum ülkeye demokrasi, barış HDP ile gelir. HDP yoksa son virajdır önümüzdeki 24 Haziran seçimleri. Son virajda direksiyonu çeviremezsek Türkiye’deki tüm yüzde karşı bloğu hem de AK Parti’yi destekleyenler de zorlu bir sürece girecek. Seslerini çıkaramayacaklar. Suruç’ta olaylar neler gösteriyor. Kaybettiğini anladığı andan itibaren emir vermeye başladı. “Demirtaş’ın idamı önüme gelirse imzalarım” diyerek karşı blok üzerindeki linç hareketinin startını vermiş oldu.

    Cumhur ve Millet ittifakı kuruldu. HDP bu ittifakın dışında tutuldu. Cumhurbaşkanı kamuoyuna yansıyan videoda yapılan bir toplantıda HDP’nin baraj altında kalması gerekiyor gibi bir açıklaması var. Siz ittifak dışında tutulmayı ve bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?  

    Tuncay Gökçe: Aslında HDP’ye karşı iki taraflı bir linç politikası vardı. Tarihsel bir tekerrür mü diyelim, Türkiye’nin gerçekliği mi diyelim. HDP’nin koalisyon dışında kalması bizim onurlu bir parti olduğumuzu ortaya koyuyor. HDP ilkeli bir partidir. Sisteme veya zulme karşı boyun eğmedi. Her zaman ezilenin ve kendi toplumunun argümanlarının temsilcisi oldu. Sandılar ki HDP yüzde 10 barajı altında ezilecek. Diğer blok yüzde 51 altında ezilecek. Bunu gözden kaçırdılar. Kendi önlerine koydukları en büyük tehlike buydu. Bu da onların siyasi bilinçlerinin zayıflığını gösteriyor. HDP’yi yüzde 10’a koyacağını düşündü. Bu halk nice barajları aştı. Zindanlarda, yalanlara, katliamlara, işkencelere maruz kalmalarına rağmen bu mücadeleden vazgeçmediler. Her iki blok da HDP’ye muhtaç siyaset güdecekler. Her iki blok grupları da HDP’nin gücüne mahkum kalacak. O zaman Türkiye’deki halklara o zaman çoğulcu politikaları getireceğiz. Biz bu ülkenin yeniden barışının ve demokrasisinin inşasına katkı sunacağız. Tarih de bunu yazacak.

    ATİLA ÖZDOĞAN: AKP ÜLKEYİ YÖNETEMEZ DURUMA GELDİ

    Öncelikle başta seçmenler için, kendinizi tanıtır mısınız?

    Atilla Özdoğan: 59 Doğumlu, Dersimliyim. Ortaokulu Elazığ’da okuduğumdan beri Alevi olmamızın verdiği duygularla devrimci arkadaşlarla birlikte oldum. Devrimci sosyalist mücadele içinde büyüdüm. 95’ten beri legal Kürt partilerinde yönetici olarak yer aldım. İstanbul HDK’da iken baskın seçimle karşı karşıya kaldım. İstanbul 1. Bölge 6. sıra vekil adayı oldum. Vekil adayı olmak ya da  olmamak bu mücadele açısından çok belirleyici değil. Belirleyici olan karınca kararınca bu özgürlük mücadelesi içinde katkı sunabilmek.

    Siz Olağanüstü Hal koşullarında, kanun hükmünde kararnamelerin yürürlükte olduğu, her gün onlarca insanın tutuklanıp hapsedildiği bir ortamda seçime giriyorsunuz. Bu süreci bir bütün olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Atilla Özdoğan: Bu baskın ve dayatma seçim. Nedeni de belli. AKP 16 yıldır yönettiğini zanettiği ülkeyi yönetemez duruma geldi her açıdan. Ekonomik olarak yönetemez duruma geldi. Ekonomi dibe vurdu. Savaş politikaları ile siyaseten yötememez duruma geldi. Ortadoğu’da savaş batağına battı. Yönetememezliğini daha fazla sürdüremeyeceği için siyasi rakiplerini ekarte edebilmek adına, devlet imkanalrını kullananarak ohali fırsata çevirerek anti demokratik uygulamaları esas alarak yeniden bir iktidar devşirme hülyasına daldı. Küçük ortağına bunu söyletti. Zaten önceden hazırlıkları vardı. Siyasi rakiplerini hazırlıksız yakalamaktı amaçları. HDP’nin baraj altına itilmesi noktasında stratejileri var. AKP Genel Başkanı kendi iç toplantısında bunu alenen dile getirdi. 7 Haziran’dan sonraki saldırı furyasının nedeni bu. 7 Haziran’da tekçiliğe karşı çoğulcu paradigma ile 80 vekil ile Meclis’e girdi. Bunu hazmedemediler. Tüm tekçi partilerin ortak üzüntüsüydü bu. Zoraki rıza üretmek üzere seçime gidildi. Kasım’da yine başaramadılar. Orada yapamadıklarını bu baskın seçimle yine deneyecekler.

    “HDP HALKLA İTTİFAK KURDU”

    HDP’nin önünde duran bir yüzde 10 barajı  yine olduğu gibi duruyor, yine aşabilecek mi?

    Atilla Özdoğan: Bir kere yüzde 10 seçim barajı dünyanın hiçbir yerinde olmayan anti demokratik bir uygulamadır. 12 Eylül askeri şefi Evren tarafından konulmuş Kürtleri parlamento dışında tutmayı amaçlamış bir barajdır. Cumhur ittifakı Kürt düşmanlığı üzerinden bir faşist bloktur. MHP ve MHP’lileşen AKP ile yanına mini faşist partiyi alıp üçlü blok oluşturdular. Bunun karşısında CHP içinde olan blok alternatif demokratik bir seçenek sunamadı. Orada da esas Kürt düşmanlığı oldu. Akşener dayatması ile HDP dışında kaldı. Herkese sıfır baraj olurken tek baraj HDP’ye kondu. Bu Türkiye’deki seçimleri gölgeleyen bir uygulama. Şunu söyleyeyim bu iki blokun alternatifi olarak demokratik seçim olarak HDP halkla ittifak kurdu. Bu ittifak özellikle Cumhur ittifakı denilen ceberrut yapıyı korkutuyor. Cumhur ittifakında AKP’nin tek korkusu HDP ve onun Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş. Düşünün hüküm giymemiş, sadece “Seni başkan yaptırmayacağız” dediği için düşman addedildi ve şu anda rehin tutuluyor. Erdoğan şunu çok iyi biliyor, Sayın Demirtaş şu an dışarıda olmuş olsa, nispeten demokratik bir ortamda seçime gidilse yüzde 20 teveccühe ulaşılacak. Tekçi anlayış paramparça olacak. Demirtaş’ı itibarsızlaşma furyasını arttıdılar. HDP’ye yönelik Erdoğan talimatı ile saldırılar artmaya başladı. Biliyorsunuz Suruç’ta provokasyon girişimi oldu. Suruç’ta şehit olan arkadaşlarımızı saygı ile anıyorum. Provokasyonun sahiplerini kınıyorum. Büyükada’da seçim standımıza saldırı oldu. İki arkadaşımız yaralı. Şunu söylemek istiyorum. AKP sıkıştıkça provokasyonlarını arttırıyor. Kendi iktidarını sağlama almak adına her türlü hileyi yapıyor ama bunlar beyhude. Özellikle partili arkadaşlarımıza yönetici arkadaşlarımıza bunun provokasyon olduğunu seçimleri sabote etmeye yönelik olduğunu hatırlatırım. AKP telaşlanıyor. Bunu  bir iç toplantıda itiraf ettiler, “HDP üzerine özel çalışalım” dediler. Biz buna karşı halklarla olan dayanışmamızı büyüteceğiz.

    Alevilere çağrınız var mı?

    Atilla Özdoğan: Aleviler niye HDP’yi desteklemeli? Aleviler Aleviliği iyice özümseyemedikleri için şu an farklı partilerde tercih kullanıyorlar. Aleviler hep mazlumdan yana zalime karşı olmuş, kendileri de mazlum olmuşlardır ve hiçbir zaman zalime boyun eğmemişlerdir. Tüm Alevi önderleri zalime asla boyun eğmemişlerdir. “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” demişlerdir. Türkiyede’ki zalimliği kim temsil ediyorsa ona karşı olmalı ve mazlumun yanında olmalılar. Aleviler açısından tehlikeli bir durum söz konusu. Rojava ve Afrin’i gördük, Ezidilere yönelik katliamları gördük. Aleviler kendilerine yönelik tehlikelerin farkında olmalı. Bu seçimde Aleviler yüzünü HDP’ye dönmüş durumda. Alevilerin önemli kısmı, devletten nemalanan Aleviler dışında bu ittifakta yerini almıştır. Kervan yola girmiştir. Aleviler de bu kervan da yerini almıştır.

    EROL KATIRCIOĞLU: HDP TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİN PARTİSİDİR

    Öncelikle seçmen için kendinizi tanıtır mısınız?

    Erol Katırcıoğlu: 1951, İstanbul doğumluyum. Annem Trabzonlu, babam İstanbullu. 68 yıllarında siyasallaştık lise yıllarında. Ilk Dev- Lis kurucularındanım. Daha sonraki dönemde 1974 Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üyesi oldum, sonra barış derneği üyesi oldum. Yasaklandı üyeleri kovuşturmaya tabi oldu. Ben tutuklamalar olmadan yurtdışına gittim, bir hafta önce, doktoramı yaptım. 87’de döndüm. Akademi ile siyaseti birleştirmeye çalıştım. 91’de Erdal İnönü başbakan yardımcısı olduğunda beni ekonomi konularında danışmanlık yaptım. O ayrıldığında ben de ayrıldım Yeni Demokrasi Hareketi içinde bulundum. Onlar partileşti, ben partileleşmemeSİ gerektiğini düşündüm, ayrıldım. Sonra  Eşitlik ve Demokrasi Partisini kurduk, o Yeşiller ve Sol Gelecek oldu. Halkların Demokratik Partisi’nde Parti Meclisi üyeliği teklifi geldi, kabul ettim. Daha sonra akademisyenler bildirisine imza attığım sırada sıkıntılı günler yaşarken, üniversiteden emekli olmam gerektiğini anladım. Ya KHK’lı ya emekli olacaktım. Emekli oldum. Bir süre Almanya’da misafir öğretim üyesi olarak çalıştım. Halkların Demokratik Partisi’nden adaylık teklifi gelince kabul ettim. Şimdi gördüğünüz gibi sokaklarda dolaşıyorum.

    Baskın bir seçim kararı geldi. OHAL koşullarında seçime gidiyoruz. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

    HDP esasında Türkiye’nin düğüm noktası oldu. Barajı geçtiği andan itibaren kim Cumhurbaşkanı olacaksa onun onayını verecek parti oluyor. HDP Türkiye’nin geleceğinin partisidir. Halkların Demokratik Partisi sadece Kürtlerin partisi değildir, Çerkesler’in de, Aleviler”in de Sünniler’in de Ermeniler’in de Türkler’in de partisidir. Kimliği üzerine baskı görmüş herkesin kendini içinde bulabileceği partidir. Ben Kürt değilim ve Kürt arkadaşlarımla birlikteyim. Türkiye’nin ihtiyacı olduğu yere yürüyoruz. İnanıyorum kendimizi anlatacağız ve etkili olacağız

    Eski eş Genel Başkanlar, belediye başkanları, üyeleriniz cezaevinde. Bu seçim çalışmasını yaparken zorlanıyor musunuz?

    Erol Katırcıoğlu: Büyük bir heyecan görüyoruz. Standlara gelen insanları görüyorum. Selahattin’in özgürlüğüne kavuşması için açılan imza kampanyasına desteği görüyorum. Tüm baskılara rağmen heyecanımız dipdiri ayakta. Bu kadar büyük baskılara herhangi bir parti dayanamazdı. HDP bu ülkenin ezilmişlerinin partisi olduğu için insanlar artık tamam diyor, üzerimize kabus gibi çökmüş olan AK Parti’nin artık gitmesi gerektiğini düşünüyorlar. Yağmur çamur demeden biraraya geliyorlar burada şu an gördüğünüz gibi. Çok diri bir süreç yaşıyoruz.

    Bu koşullarda seçime gidiliyor. Sandıkların korunması ve HDP’nin baraj altında kalması konularında seçmenlere nasıl seslenirsiniz?

    Erol Katırcıoğlu: Geçenlerde internet üzerinden bir sivil toplum kuruluşunun yayınladığı bir mesaj vardı. Gündüz sandığa akşam sandık peşine. Herkesin verdiği oya sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden sandıkları bırakmamak lazım. Cumhurbaşkanının herkesin içinde söylemem diye konuştuklarına karşı yargının bir görev çıkarması gerekir. Muhalefet partileri sandık güvenliği konusunda birlikte çalışıyor. Özellikle problemli alanlarda oralarla ilgili partilerimiz sıkı bir program içinde davranacaklar. Osmanlının oyunu belli olmaz derler biz Tayyip Erdoğan’ın ne tür oyunlar peşinde olduğunu bilmiyoruz ama tedbirimizi aldık, provokasyonu önleyecek zihni hazırlığa sahibiz. Herkes şunun farkında: Seçim matematiği öyle bir yere getirdi ki Türkiye’yi HDP’nin barajı aşması lazım. Erdoğan’ın 16 yıllık siyasetine itiraz ediyorsanız milletvekili seçimlerinde bir oyunuzu HDP’ye vermeniz lazım. Bir oy HDP’ye bir oy Selahattin Demirtaş’a.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • KAYY-DER’in dayanışma gecesine ilgi büyüktü – Video

    KAYY-DER’in dayanışma gecesine ilgi büyüktü – Video

    PİRHA – Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin (KAYY-DER) İstanbul Ümraniye’de gerçekleşen dayanışma gecesinde demokrasi ve dayanışma kültürünün önemine vurgu yapıldı.

    Haberin Videosu

    Kiği, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin (KAYY-DER) İstanbul Ümraniye’de gerçekleşen dayanışma gecesinde demokrasi ve dayanışma kültürünün önemine vurgu yapılırken “KAYY-DER’in geçmişten günümüze bu konudaki çabaları görmezden gelinemez” vurgusu öne çıktı.

    Sunuculuğunu tiyatro ve sanat hayatına KAYY-DER bünyesinde başlayan ve günümüzde oyuncu ve yönetmen olarak çalışmalarını yürüten Kiğı’li Kemal Ulusoy’un yaptığı gecede demokrasi ve barış mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşu yapıldı.

    Arkasından KAYY-DER’i ve çalışmalarını tanıtan bir slayt gösterimi yapıldı.

    Yine KAYY-DER bünyesinde yetişmiş tiyatroculardan Hasan Cansu müzik eşliğinde etkileyici bir pandomim gösterisi yaptı.

    Yaz aylarında KAYY-DER bünyesinde yapılan futbol turnuvasında ödül kazanan takımlara katılımlarından ötürü teşekkür edilerek ödülleri verildi.

    Dernekleşme konusunda köklü bir tarihi olan KAYY-DER tarihine yakışır bir derinlikle etkinliğin düzenlendiği salonun duvarlarına “Dünyanın yarısını kadınlar oluşturur. Diğer yarısını da kadınlar yetiştirir. Kadına saygılı ol.” “Manevi değerlerimize sahip çıkalım.” “Peri Vadisinin incisi KAYY-DER” pankartları asılmıştı. Sahnede ise Türkçe, Kurmanci ve Kirmancki dillerinde hoş geldiniz yazılı pankart vardı.

    KAYY-DER’in yetiştirdiği sanatçılardan Alican Bilgin söylediği parçalarla halaya duran kitleyi coşturdu.

    “DAYANIŞMA KIYMETLİDİR”

    Dayanışma gecesine katılan HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı. Kısa bir konuşma yapan Önder, iki şeyle amel edilmez, iki şeyle başarıya ulaşılmaz dedi. Bu iki şeyden birinin rüya diğerinin ise korku olduğunu belirtti. Her türlü hukuksuzluğun, her türlü ahlaki yozlaşmanın, her türlü zulmün yaşandığı bu iklimde direnmek, birlikte mücadele etmek, KAYY-DER’in yaptığı gibi dayanışma kültürünü öne çıkarmak kıymetli ve önemlidir. Günümüz iktidarı topluma korku salarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Korku imparatorluğu kurmuş, böyle başaracağını sanıyor. Korkuyla başarı elde edemezsiniz. Güzel bir sözümüz var “Korkunun ecele faydası yok” diye. Korku bu iktidarın kendi sonunu getirmekten başka bir işe yaramaz.

    Korktukları için insanların emeğiyle, ekmeğiyle, aşıyla, yaşamıyla oynuyorlar. Bu kötülüğe karşı omuz omuza durmak, göz hizasında bakmak ve direnmek değerlidir ifadelerini kullandı. Önder, bu anlamda KAYY-DER’in dayanışma kültürü, tanış olma, yan yana durma kültürü kıymetlidir. Dayanışma bu manada her şeydir.

    Cezaevinde olan Selahattin Demirtaş ve İdris Baluken’in selamlarını da getirdiğini belirten Önder 7 Aralık tarihinde Selahattin Demirtaş’ın Ankara’da görülecek olan duruşmasına dikkat çekerek, duyarlılık çağrısında bulundu.

    “HIRSIZLARA VE HAKSIZLARA KARŞI MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Dayanışma gecesinde bir konuşma yapan KAYY-DER Eş Başkanı Tuncay Gökçe üç aralık dünya engelliler gününe dikkat çekerek engel elde, gözde, ayakta değil. Engel sevginin yetersizliğindendir ifadelerini kullandı.

    Dayanışma gecesine katılan ve destek veren herkese teşekkür eden Gökçe Haksız yere işinden, ekmeğinden edilen ve hapse atılanlara selam göndererek; 15 yıldır bu ülkeyi yönetenler hırsızları, katilleri koruyor. Ancak insan haklarını savunan, demokrasi mücadelesi verenleri kırıyor, hapse atıyor. Kültürlerin, inançların yok edildiği bir zeminden geçiyoruz. KAYY-DER olarak yıllardır bu haksız uygulamalara karşı mücadele ediyoruz. Bu mücadelemiz devam edecektir. Bu anlamda KAYY-DER’in kuruluşundan bu yana emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum dedi.

    Geceye yurtdışında olduğu için katılamayan HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy’un gönderdiği mesaj da okundu. Mesajda dayanışma kültürünün önemine değinilirken, KAYY-DER’in bu konudaki çabasının önemli olduğunun altı çizildi.

    Sanatçı Rojda’nın da sahne aldığı gecede Koma Jinên KAYY-DER’ê müzik Gurubu, KAYY-DER tiyatro grubu ve KAYY-DER Koma Dilan Halk Dansları grubu yöresel giysileriyle, yer aldıkları sahnede görsel şölen yaşatarak gecenin dikkat çeken grupları oldu. HABER MERKEZİ)