PİRHA- Gülistan Doku’nun ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan Doku’nun katledilmesinde sorumluluğu olduğunu düşündüğü 49 ismi bir şema ile paylaştı.
5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun bedenine geçen süreye karşın ulaşılamadı. Dönemin kayyımı ve valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel’in içinde olduğu isimler tutuklanırken, yürütülen dosyanın Erzurum’a taşınarak üstünün örtülmesinden endişe ediliyor.
Gülistan Doku’nun ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan Doku’nun katledilmesinde sorumluluğu olduğunu düşündüğü 49 ismi bir şema yaparak paylaştı: “Gülistan Doku dosyasındaki 49 kişilik örtbas ağını şimdilik anonim paylaşıyoruz! 5 gün sonra listenin perde arkası isim isim aralanacak.”
Şemanın merkezinde dönemin kayyımı ve valisi olan Tuncay Sonel bulunurken, adli makamlardan, üniversiteye kadar bir çok konumda bulunan isimler yer alıyor.
PİRHA- Yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Gülistan Doku soruşturmasında dönemin kayyımı ve valisi Tuncay Sonel’in yanında, o dönemde yetkili olan tüm kamu görevlilerinin Gülistan Doku cinayetinde sorumlu olduğunu belirtti.
Türkiye’nin son yıllardaki en karanlık dosyalarından biri olan Gülistan Doku davası sil baştan yürütülüyor. 6 yıldır “Munzur’un karanlık sularında” aranan adaletin aslında devletin arşivlerinde, silinen hastane kayıtlarında ve yönü değiştirilen kameralarda gizlendiği ortaya çıktı.
2026’nın şafak operasyonuyla aralanan perde; bir üniversite öğrencisinin kaybının değil, bir valinin oğlunu ve bir polisin yakınını korumak için seferber edilen devasa bir “suç bürokrasisinin” anatomisini gözler önüne seriyor.
Dosya kapsamında dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in yanı sıra 12 kişi tutuklanırken, dosya kapsamının kimlere uzanacağı tartışılıyor.
Görevden alınarak yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişemelere ve dönemin valisi Tuncay Sonel’in görev yaptığı dönemdeki uygulamalarına dair sorularımızı cevaplandırdı.
“YAŞANANLARIN TARİHSEL ARKA PLANI VAR”
PİRHA: Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cevdet Konak: Gülistan Doku 6 yıl önce burada üniversite öğrencisi dolayısıyla 5 Ocak 2020 tarihinde kayboldu diye işte bir süreç başladı. Ama buraya gelmeden şunu ifade etmek gerekiyor. Yani 2016 yılına kadar belediyelerimiz Dersim’de özel savaşın yaratmak istediği psikolojik stratejilere karşı bir mücadele ağı oluşturmuştu. Belediyelerimiz şunun farkındaydı. Özel savaş taktikleri ve psikolojik savaşın kendisi Dersim’de sürekli hareketlidir, diğer Kürdistan coğrafyasında olduğu gibi. Çünkü bir deneyimleri vardı.
Osmanlı döneminde devlet Dersim coğrafyası üzerinde silahlı saldırıların dışında özel savaş yöntemlerini harekete geçirmiş ve 1915’te Dersim coğrafyasında yaşayan Ermeni canlarımıza yönelik saldırılar düzenlenmiş. Bu coğrafyadan uzaklaştırılmışlar. Onlar Dersimlilerin hem yoldaşlarıydı, kirveleriydi, müsahipleriydi. 1921’de merkezi yetkiler verilen Sakallı Nureddin Koçgiri’de bir Alevi Kürt katliamını yaptı. Taş üstüne taş bırakmadı. Binlercesini katlettikleri gibi binlercesini de köylerinden sürgün ettiler. Şimdi böyle bir devlet geleneğinden bahsediyoruz.
Geliyor tek partili dönem. Yine bu yöntemler devam ediyor. 1935 ‘Tunceli Kanunu’ ile birlikte Abdullah Alpdoğan’ı tüm yetkilerle donatıp Dersim coğrafyasına gönderiyorlar. 37-38 soykırımında tüm yetkilerin verildiği bir vali ve Dersim’de çocuk, bebek, genç, yaşlı, kadın demeden on binlerce insanımızın katledilmesine öncülük yapıyor.
12 Eylül geldi. Tam yetkiler ile Kenan Güven vardı. O da bir valiydi. Asker kökenli bir valiydi. Ve aynı şekilde hem köylerimizi yaktı yıktılar. Ayrıca da özel savaşın psikolojik savaşın bütün yöntemlerini, araçlarını bu coğrafyada kullandılar.
14 yıllık yerel yönetimler sürecinde özel savaşın yöntemlerine ve araçlarına karşı Dersim Belediyesi bir mücadele ağı oluşturmuştu. Yani hem uyuşturucu ve diğer bağımlılıkla ilgili. Dersim’de, ilçelerinde ve köylerinde çok kullanamıyorlardı. Çünkü karşılarında bir irade vardı. Dersim iradesi bu halkın kimliği, kültürü, inançsal değerlerini temsil ediyordu. Ve dolayısıyla buradaki bütün değerlere karşı bir koruma ağı oluşturarak sistemin bu savaş taktiklerine karşı da demokratik yolda mücadele ediyordu.
“DEVLETİ KALKAN OLARAK KULLANMIŞ”
-Soruşturmanın ana merkezinde bir dönem vali ve kayyım olan Tuncay Sonel’in olduğu belirtiliyor. Kamu gücünü kullanarak cinayeti örtbas ettiği soruşturma dosyasına girmiş durumda. Bu kamu gücünün kullanılma halini nasıl yorumluyorsunuz?
2016 17 Kasım’da eş başkanlarımız Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’un tutuklanmasından sonra kayyım atandı. Şimdi kayyımın kendisi yağmadır, talandır. Kayyım senin kimliğine, diline, kültürüne ve inançlarına düşmandır. Kayyım senin kazanımlarını yok etmek için atanmıştır. Çünkü atanan hem vali hem de kayyım olarak belediye başkanlığını yapıyor. Dolayısıyla bir kentte devletin bütün kurumları bunun elinde. Kendi varlığını devam ettirmek için bir baskı oluşturuyor. Tepeden ve yerel ağlarıyla birlikte hem ekonomik, sosyal, siyasal, politik alanda da kendisini güç olarak öne çıkarıyor.
Tam da bu kayyımın döneminde Gülüstan Doku sözüm ona o tarihte kayboldu dediler. Şu viyadükte bulundu dediler. Ama genel anlamda Dersim’de şu tartışılıyordu; Gülüstan’ın başına acı bir olay geldi.
Gülüstan üniversiteli bir öğrencimiz ve dolayısıyla sistemin de saldırılarının farkında olmuştur. Ancak kayyım valinin oluşturduğu ağda Gülüstan gibi kızlarımızı yaşamlarına son verdiler.
Gülüstan Doku’nun soruşturması 6 yıl önce başladı. Arama-tarama çalışmaları 2022’ye kadar devam etti. 2022’de bir sessizlik başladı. Dolayısıyla 6 yıl sonra açığa çıkan bu durumda görüyoruz ki kayyım vali bütün yetkilerini kullanarak bu olayı, bu durumu kapatmaya çalışmış. Çünkü işin içerisinde kendisi var. Ve şu anda tutuklu. Dolayısıyla o dönemde sorumlu olan tüm kamu yetkilileri Gülüstan Doku cinayetinde sorumludur.
İl Emniyet Müdürü sorumludur, jandarması sorumludur, hastane başhekimi sorumludur, rektör sorumludur, o dönemde yargı dosyasını takip eden ama sonuna doğru götürmüyen yargıdaki görev alan kamu çalışanları da sorumludur. Şu açıdan çıkıyor. Burada devleti bir kalkan olarak kullanmışlar.
“SADECE TUNCAY SONEL DEĞİL TÜM KAMU SORUMLULARI YARGILANMALI”
-Aynı zamanda Tuncay Sonel’in görevde olduğu süreye dair çeşitli yolsuzluk iddialar kamuoyuna yansıdı. Bu süreçte sizler sık sık buna dair açıklamalar yaptınız. Bugün açığa çıkan ilişki ağlarına baktığınızda ne görüyorsunuz?
Kayyım bu kentin kimliğine, kültürüne, inançsal değerlerine yönelik bir saldırı içerisindeydi. Belediyenin tüm kazanımlarını kapattılar, feshettiler, belediyenin kapılarını kapattılar. Dolayısıyla o tarihte yoğun gözattılar ve tutuklamalarla bir süreci birlikte yürütmeye çalıştılar. Sürecin kendisinde de bir gerginlikler, sorun ve sıkıntılar yaşanıyordu. Dolayısıyla bu olayın yanlarına kalacağını düşündüler.
Toplum da, Dersim halkı da, kayyımın muhakkak bu olayın üzerini kapatmak için kamunun diğer müdürleri, amirleri üzerinde bir baskı yarattığının da farkındaydılar. Ama geldiğimiz aşamada şu anda 12 tutuklu var. Eski İl Emniyet Müdürü’nü Erzurum’da ifadeye çağırmışlar. Kamunun vicdanı şu şunu diyor. Hak, hukuk, adalet eğer işlenecekse burada sorumlu olan herkesin yargılanması ve kamu vicdanında, halkın vicdanında mahkum edilmesi gerekiyor.
Aynı yıl yapılan arama tarama çalışmalarında Esma Kılıçarslan’ın cenazesi bulundu. Esma Kılıç dosyası da kapatıldı. Ama inanıyoruz ki Gürüstan Dokunu’nun dosyasıyla birlikte kurumlarımızın, STK’lerimizin ve Dersim halkının ve Dersim halkının yanında yer alan dostlarımızın demokratik tepkileri sonucunda Esma Kılıçarslan’ın da dosyasının açılacağına inanıyoruz.
“DEMOKRATİK AĞI BÜYÜTMELİYİZ”
-Bundan sonra nasıl bir yol izlenmeli?
Cevdet Konak: Bölgeye yönelik, coğrafyaya yönelik, kimliğimize, kültürümüze yönelik kısa, orta, uzun vadede yapmış olduğu planlamaların farkındayız. Asıl bizim bu saldırılara karşı demokratik anlamda ne yapmamız gerekiyor. Şu an bize de, Dersimlilere de, Dersim’in dostlarına da büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor. Biz demokratik alanda gücümüzü daha da bir araya getirmeliyiz.
Tüm kurumlarımızla, sosyalist hareketlerle birlikte, bu coğrafyada inanç kurumlarımızla birlikte demokratik toplumu, demokratik mücadeleyi güçlendirmenin yöntemleri üzerinde daha ağırlıklı çalışma yürütmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bugün bu kayyım da gider, yarın bir başka kayyım gelir. Ama şunun farkındayız biz.
Hep Dersim’in yüzyıllardır sistemin uzun vadeli bu psikolojik ve özel savaş araçlarını burada kullandığını ifade ediyoruz ama dönemsel olarak da mücadele ağı da gelişiyor tabii. Ama bundan sonraki süreçte aslında bizi bekleyen daha büyük sorunlarla karşı karşıya olacağımızı bilmemiz gerekiyor.
O anlamda diasporada bulunan Dersimliler ve yerelde de dahil olmak üzere tüm dostlarımızın hem Dersim hem Kürdistan coğrafyasında kayyım siyasetine, sistemin bu özel ve psikolojik savaş yöntemlerine karşı güçlü bir şekilde demokratik ağını ve mücadelesini büyütmesi gerekiyor.
PİRHA- Dersimli yurttaşlar, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeleri olumlu bulurken, dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in cinayeti, devletin gücünü arkasına alarak örtbas etmek istediğine dikkat çekti.
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisi ve Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel, yürütülen soruşturma kapsamında sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.Tuncay Sonel’in tutuklanmasıyla birlikte tutuklu sayısı 12’ye çıktı.
Dersimli yurttaşlara, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeleri, dönemin valisi ve kayyımı Tuncay Sonel’in cinayetteki yerini sorduk.
Yurttaşlar, gelişmeleri olumlu karşılarken, Tuncay Sonel’in devletin yetkisini arkasına alarak cinayeti örtbas ettiğini söyledi. Dersim’de yaşamlarına dair endişelerini dile getiren yurttaşlar, “Tüm sorumlular adalet önünde hesap versin” çağrısında bulundular.
PİRHA- Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece 5 ayrı suçtan tutuklanan, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in adının yazılı olduğu tabela halktan gelen tepkiler üzerine kaldırıldı.
5 Ocak 2020 yılından beri haber alınamayan Gülistan Doku’nun faili olarak tutuklanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in adının yazılı olduğu, “VALİ TUNCEL SONEL YAMAÇ PARAŞÜTÜ KALKIŞ PİSTİ” yazılı tabela, halkın sosyal medya hesaplarından yoğun ve sert tepki göstermesi üzerine kaldırıldı.
NE OLMUŞTU?
5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturmasında yeni gelişmeler yaşanıyor. Yaşanan bu gelişmeler kapsamında cinayeti işlediği ve örtbas ettiği iddasıyla 15 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 15 kişiden 3’ü ‘adli kontrol şartıyla’ serbest bırakılırken, 12 kişi ise tutuklanmıştı. Tutuklananlar arasında cinayeti örtbas ettiği gerekçesiyle 5 ayrı suçlamadan tutuklanan eski Vali Tuncay Sonel ve cinayeti işlediği belirtilen oğlu Mustafa Türkay Sonel’de bulunuyor.
HUZUR ŞEHRİ ADIYLA SUNULDU, ALTINDAN KARANLIK BİR ÇETE ÖRGÜTLENMESİ ÇIKTI
“Vali Tuncay Sonel Yamaç Paraşütü Kalkış Pisti”nin yapımına 2019-2020 yılları arasında başlanmış ve Dersim merkeze bağlı Qawun(Köklüce) köyünde 1200 rakımlı bir tepeye inşa edilmiştir. Paraşüt pistine, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel döneminde başlandığı için de onun ismi verilmiştir.
Tuncay Sonel’in dün Gülistan Doku soruşturması dolayısıyla 5 ayrı suçtan tutuklanması üzerine ise Dersim merkezde bulunan Batman Köyü köprüsündeki Tuncay Sonel’in isminin yazılı olduğu tabelanın kaldırılması için sosyal medyadan halkın yoğun tepkisi geldi.
Gelen tepkiler üzerine, bu sabah belediye ekipleri Batman Köprüsü’nde üzerinde Tuncay Sonel’in isminin yazılı olduğu tabelayı söktü.
PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisi ve Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel, yürütülen soruşturma kapsamında sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Adliyeye kelepçesiz getirilmesiyle kamuoyunda büyük tepki toplayan Sonel, tutuklama kararının ardından cezaevine nakledildi.
SAVCILIK SORGUSUNDA “HATIRLAMIYORUM” SAVUNMASI
Emniyetteki 3 günlük gözaltı süresince susma hakkını kullanan Sonel, savcılıkta çarpıcı iddialarla karşı karşıya kaldı.
Savcılık, Gülistan Doku’ya ait SİM kartın neden resmi kanallar yerine illegal yollarla eski bir polise (Gökhan Ertok) gönderildiğini sordu. Sonel, kartı sadece “yer tespiti” için gönderdiğini iddia etse de, kartın teslim edildiği yer konusundaki çelişkili ifadeler tutanağa geçti.
Köprüye bakan kameraların silinmesi ve kayıtların alınmaması konusundaki sorulara Sonel, “bilgim yok” ve “talimat vermedim” yanıtını verdi.
Sabah saatlerinde adliyeye “protokol” eşliğinde ve kelepçesiz getirilmesi toplumda “ayrıcalıklı muamele” tepkisine neden olmuştu. Mahkemenin tutuklama kararı sonrası Sonel’in cezaevine kelepçeli sevk edilmesi dikkat çekti.
5 AYRI SUÇTAN TUTUKLAMA
Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, Tuncay Sonel’in aşağıdaki suç maddeleri kapsamında tutuklanmasına karar verdi:
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme.
PİRHA- Dersim’de 2020 yılından bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması yeni bir boyuta taşındı. Soruşturma kapsamında Elazığ’da gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, emniyetteki sorgusunun tamamlanmasının ardından sabah saatlerinde Erzurum Adliyesi’ne getirildi.
İçişleri Bakanlığı tarafından bir süre önce açığa alınan Sonel’in, soruşturmanın seyrini etkileyecek ciddi iddialarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Erzurum Adliyesi’ne polis eşliğinde sevk edilen Tuncay Sonel hakkında savcılık tarafından yöneltilen temel suçlama:
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme.
Soruşturmanın geçmiş safhalarında, Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve o dönem görevli yakın korumasının da aralarında bulunduğu toplam 11 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
NEDEN ERZURUM ADLİYESİ?
Valilerin görev yaptıkları dönemdeki kişisel suçlarına ilişkin yargılama süreci, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 161. maddesi uyarınca özel bir usule tabi tutuluyor. İlgili kanun maddesi gereğince:
Valilerin soruşturma ve kovuşturma işlemleri, görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesi’nin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor.
Bu hukuki prosedür nedeniyle, Dersim’deki görev süresine ilişkin suçlamalar için yetkili merci olan Erzurum’da işlemler devam ediyor.
PİRHA-5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku soruşturmasında, dönemin üst düzey mülki amiri Tuncay Sonel’in gözaltı süreci devam ediyor. “Delilleri karartma” ve “görevi kötüye kullanma” iddialarıyla sorgulanan Sonel’in, yarın sabah saat 09.00’da adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
Dersim kamuoyunun ve Doku ailesinin yıllardır işaret ettiği “etkin soruşturma yürütülmediği” yönündeki itirazlar, hukuki bir sürece dönüştü. Gözaltında bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in emniyetteki sorgusunda, özellikle soruşturmanın ilk aşamasında kaybolan veriler, incelenmeyen kamera kayıtları ve baş şüpheli Zainal Abarakov üzerindeki “koruma kalkanı” iddialarının masaya yatırıldığı bildirildi.
YARIN SAAT 09.00: ADLİYE ÖNÜNDE HAREKETLİLİK BEKLENİYOR
Edinilen bilgilere göre, emniyetteki ifade işlemlerinde son aşamaya gelindi. Soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikteki iddialar üzerine yürütülen sorgunun tamamlanmasının ardından, Sonel yarın sabah saat 09.00’da hakim karşısına çıkarılmak üzere Erzurum Adliyesi’ne sevk edilecek.
NE OLMUŞTU?
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından, dönemin valisi Tuncay Sonel tarafından yapılan açıklamalar ve hazırlanan bilirkişi raporları, Doku ailesinin avukatları tarafından defalarca yalanlanmıştı. Özellikle ana şüphelinin sorgulanmadan şehirden ayrılmasına izin verilmesi ve dosyada yer alan bazı önemli görüntülerin “silindiği” iddiaları, bugün yürütülen “delil karartma” operasyonunun temelini oluşturuyor.
PİRHA- Gülistan Doku soruşturmasında Doku ailesinin avukatlığını yapan Ali Çimen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Tuncay Sonel’in soruşturulduğu soruşturma dosyasında, ‘İnsan öldürme suçundan garantörlük’ sıfatıyla yargılanacak” dedi.
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin valisi olan Tuncay Sonel’in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki işlemleri devam ediyor. Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, geçtiğimiz günlerde ‘kasten öldürme’ ve ‘cinsel istismar’ suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada Tuncay Sonel’in, ‘İnsan Öldürme Suçundan Garantörlük’ suçlamasıyla dava açıldığını belirten Ali Çimen, ayrıca davaya katılım taleplerinin de kabul edildiğini söyledi.
Avukat Ali Çimen’in sosyal medya paylaşımı şöyle;
“Tuncay SONEL’in soruşturulduğu Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/7025 sayılı soruşturma dosyasına Doku Ailesine adına yaptığımız katılma talebi kabul edildi. Adı geçen İnsan Öldürme suçundan Garantörlük sıfatı nedeniyle sorumludur.”
PİRHA- Dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in tutuklanmasına ilişkin konuşan Gülistan Doku’nun ailesi “Bu halk, Gülistan’ın ailesi senden hesabı soracak” dedi.
Gülistan Doku cinayeti soruşturmasında gözaltında bulunan dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve yakın koruması olan Şükrü Eroğlu, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.
Mustafa Türkay Sonel’in tutuklanmasına dair konuşan anne Bedriye Doku, kızının bir mezarının olmasını istediğini belirtirken, abla Aygül Doku da, dönemin valisi Tuncay Sonel’e seslenerek, “Bu halk, Gülistan’ın ailesi senden hesabı soracak” dedi.
PİRHA- İçişleri Bakanlığı, dönemin Tunceli Valisi ve şu anki Mülkiye Müfettişi Tuncay Sonel hakkında idari ve adli soruşturma başlatmasını “Umut verici” olarak yorumlayan Aygül Doku, koruma zırhının bütün kız çocukları için kaldırıldığını vurguladı.
Yıllardır Doku ailesinin ve kamuoyunun “soruşturmayı engelleyen en üst düzey isim” olarak işaret ettiği Tuncay Sonel hakkında İçişleri Bakanlığı, idari ve adli soruşturma başlattı.
Gülistan Doku’nunablası Aygül Doku, Tuncay Sonel hakkında İçişleri Bakanlığı’nın, idari ve adli soruşturma başlatmasını “Umut verici” bir gelişme olarak yorumladı. Meclis’e çağrıda bulunan Aygül Doku, araştırma komisyonunun kurulmasını istedi.
Koruma zırhının bütün kız çocukları için kaldırıldığını vurgulayan Aygül Doku, “Cinayetin üstünü kapatamayacaklar” dedi.
PİRHA-Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in kardeşini bulmak için tekrar söz verdiğini belirterek, Ordu’ya yapacakları yürüyüşü sonlandırdığını söyledi.
Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku hakkında açılan tazminat davasının ilk duruşması bugün görüldü. 7 Mart 2020’de, Doku’nun kaybolmasından sorumlu tutulan baş şüpheli Zeynal Abarakov’un polis olan üvey babası Engin Yücel, evini taşımak istedi. Soruşturmanın tamamlanmadan ve evlerinde kriminal inceleme yapılmadan Yücel’in evini taşınmasını engelleyen Doku’nun ablası Aygül Doku hakkında 22 Kasım 2020’de Yücel’in şikayeti üzerine “mala zarar vermek” gerekçesiyle açılan dava Tunceli 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, Doku’nun annesi Bedriye ve babası Halit Doku katıldı. Görevden alınan polis Engin Yücel ise duruşmaya katılmadı. Pandemi gerekçe gösterilerek, Dersim Kadın Platformu üyeleri ve gazeteciler duruşmaya alınmadı.
Mahkeme, zararların tespiti ve Engin Yücel’in ifadesinin alınması için duruşmayı 14 Ekim’e erteledi. Açıklamanın ardından Doku ailesi, “Gülistan Doku nerede” sloganıyla eski Tunceli valisi Tuncay Sonel’ın şimdi görev yaptığı Ordu’ya yürüyüş başlattı. Doku ailesinin Ordu’ya başlattığı yürüyüşte anne Bedriye Doku baygınlık geçirdi. Abla Doku ise, annesinin kendisine gelmesinden sonra yürüyüşe devam edip etmeyeceklerini kararlaştıracaklarını söyledi. Yürüyüş kararını duyan Sonel, Doku ailesiyle iletişime geçti.
“BİZ TUNCAY SONEL’E İKİNCİ KEZ İNANIYORUZ, İNŞALLAH BİZİ PİŞMAN ETMEZ”
Abla Doku, Sonel ile yaptığı görüşmeyi şöyle aktardı:
“Tuncay Sonel bizi aradı, yeni başsavcıyla görüştüğünü ve bir ekip kurulduğunu, Gülistan için bu dosyanın baştan sona inceleneceğini, bir evladı gibi elinden gelen ne varsa yapacağını söyledi. Tekrar bize söz verdi, bizlerde bu söze inanmak zorundayız. Çünkü başka bir çaremiz yok. Tuncay Sonel, kardeşimizin kaybolduğu dönemin valisiydi. O dönemde ne olduğunun hepsini biliyor. Biz vali Sonel’e ikinci kez inanıyoruz. İnşallah bizi pişman etmez tekrar. Biz onun için Ordu yürüyüşümüzü durduruyoruz. Amacımız Gülistan’a ne olduğunu ona sormaktı. Bizde memleketimize gideceğiz, yeni ekibin çalışmalarını bekleyeceğiz. Biz kızımızın akıbetini öğrenmek için davadan dönmeyeceğiz. Biz devlet yetkililerden ve Tuncay Sonel’den şahsi olarak bir şey istemiyoruz. Biz kardeşimiz öldüyse cansız bedenini istiyoruz.”
PİRHA – Valiler kararnamesi açıklandı. Tunceli Valisi Tuncay Sonel Ordu Valiliğine atanırken yerine Tatvan Kaymakamı Mehmet Ali Özkan getirildi.
İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanan valiler kararnamesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanmasıyla 17 vali merkeze çekildi. Mevcut valilerden 24’ü yer değiştirdi.
2017 yılında Dersim Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Tunceli Valisi Tuncay Sonel Ordu Valiliğine atanırken yerine Tatvan Kaymakamı Mehmet Ali Özkan getirildi.
Merkeze alınan valiler arasında kayyım olarak görevlendirilen Mardin Valisi Mustafa Yaman ile Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu yer aldı.
Adana Valisi Mahmut Demirtaş Mardin Valisi, Antalya Valisi Münir Karaloğlu Diyarbakır Valisi oldu.
PİRHA – DEDEF, Dersim’de düzenlenen Rafting Şampiyonası’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Rafting benzeri faaliyetler için oluşturulacak olan yollar, hizmet noktaları ve doğaya taşınacak olan beton yapılmak istenen uygulamanın bir spor faaliyeti olmayacağı, aksine doğal yaşamı yok ederken bölgenin topografik yapısının da değiştirilmesinin amaçlandığı anlaşılabiliyor” denildi.
Dersim Dernekler Federasyonu, Dersim’de Munzur Çayı üzerinde doğal olmayan yapılaşmayla birlikte gerçekleştirilen Rafting Şampiyonası’na ilişkin açıklama yayınladı.
‘Doğamızın tahribine dair farkındalık’ başlığı ile yayımlanan açıklamada, “Dersim Anadolu’da görülen üç ayrı fitocoğrafik (bitki coğrafyası) bölgenin elemanı olan bitki çeşitliliğini en belirgin olarak bir arada barındırmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalara göre Türkiye’de 13 binin üzerinde bitki tür çeşitliliği mevcut ve 3 binden fazla endemiktir. Dersim florasından toplam bin 600 bitkinin 293 tanesi endemiktir” dendi.
“DERSİM BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİNİN MERKEZİ”
Dersim’in bitki genetik çeşitliliğinin önemli merkezlerinden biri olduğu belirtilen açıklamada “İsmini Dersim’den (Tunceli olarak) alan toplam 24 endemik tür bulunmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Bitki çeşitliliğinin toplayıcılık adı altında tahrip edildiği belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Ekolojik zenginlik sosyo-kültürel zenginliğin en önemli parçasıdır. Doğanın talanı ve tahribi toplumların tahribini beraberinde getirir. Mevcut zengin bitkisel çeşitliliğimiz özellikle geofitler ve gıda olarak tüketilen doğal bitkiler, ticarete konu edilmek amacıyla popülasyonun varlığının devamını tehlikeye sokacak miktarlarda toplanarak tahrip edilmemelidir. Dersim’in çeşitliliğini korumak için bu tür toplayıcılık faaliyetlerine izin verilmemeli, duyarlı olunmalıdır.”
“VALİLİK DERSİM’İ YOK EDECEK ADIMLAR ATIYOR”
Açıklamada, “Dersim’in Dersim olmasının önemli koşullarından biri de budur. Ancak bu durumu yok edecek olan adımlar valilikçe atılmakta olduğu görülmektedir” denilerek Vali Tuncay Sonel’in başlattığı ve Fırat Kalkınma Ajansı’nın desteklediği belirtilen, “Tunceli Doğa Sporları Altyapısının Güçlendirilmesi Projesi” eleştirildi.
“RAFTİNG BENZERİ FAALİYETLER DOĞAL YAŞAMI YOK EDECEK”
DEDEF, “Doğa sporlarının doğayla uyumu gerektirdiğini ve kitlesel boyutta yapılan herhangi bir spor faaliyetinin doğaya zarar verdiği” kaydedilerek “Doğa sporlarında doğal çevreye verilen en az etki bir felsefedir ve rafting benzeri faaliyetler için oluşturulacak olan yollar, hizmet noktaları ve doğaya taşınacak olan beton yapılmak istenen uygulamanın bir spor faaliyeti olmayacağını aksine doğal yaşamı yok ederken bölgenin topografik yapısının da değiştirilmesinin amaçlandığı anlaşılabiliyor” denildi.
“MUNZUR DERSİMLİLERİNDİR VE SATILIK DEĞİLDİR”
İki kurumun açıklamasında Fırat Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen projenin sermaye birikim yolunu açacağı ifade edildi.
“Türkiye’de doğal yaşam alanları maden, enerji, turizm gibi nedenlerle adeta bitirildi” ifadelerinin yer aldığı açıklamanın sonunda şunlar kaydedildi:
“Geriye kalan bir iki bölgeden biri olan Dersim coğrafyası bırakın kendi halinde yaşasın. Valiliğin bu coğrafyaya yönelik olarak hayal ettikleri gerçekleştiğinde Dersim artı Dersim olmayacak, olsa olsa Tunceli olacaktır. Munzur’u piyasaya satmaya kalkanlara da, bastırıp parayı satın alacağını sananlara da sözümüz odur ki; Munzur Dersimlilerindir ve satılık değildir.”
PİRHA – Dersim Belediyesi’nde görevli zabıtaların Vali Tuncay Sonel beraberindeki ekipler tarafından gözaltına alınmasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, yaşanan olayın Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in kanun ve kural tanımazlığının bir kez daha ortaya çıktığı ifade edildi.
Dersim merkezde bulunan, kayyum döneminde özelleştirilen ancak encümen kararı ile yeniden belediye bünyesine alınan parkta özel işletmenin yer işgaline karşı çıkan zabıtalar, olay yerine Vali Tuncay Sonel’in gelmesiyle birlikte polis ekiplerince gözaltına alınmış, 5 zabıta serbest bırakılırken bir zabıta ise hala gözaltında tutuluyor.
Konuya ilişkin Dersim Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya gözaltına alınıp serbest bırakılan zabıtalar da katıldı.
“ZABITALARA TEHDİT VE HAKARET”
Açıklamayı yapan Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, yaşanan olayı şöyle özetledi:
“Zabıta Müdürlüğü tarafından gerekli işlemler yapılmış ve birçok iş yerindeki ihlal ve kaçak yapılaşmalar ortadan kaldırılmıştır. Encümen kararında geçen ve Mameki Parkı’nda bulunan Artukbey isimli iş yerine 28.05.2019 tarihinde giden zabıta elemanları gerekli bildirimi yapmış ve 1 gün sonra yani bugün için iş yerinde tekrar denetim yapacaklarını ve park alanındaki işgalin sona erdirilmesi gerektiği iş yeri sahiplerine bildirilmiştir. 29.05.2019 tarihinde Artukbey adlı iş yerine tekrar giden Zabıta memurları, konu hakkında yasal işlemler yapmak amacıyla gerekli tutanak tutma işlemlerine başlamış, bu arada iş yeri sahipleri tarafından zabıta görevlilerine tehdit ve hakaretler yapılmış ve durum iş yeri sahiplerince Tunceli Valisi’ne bildirilmiştir.
Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, ekip ve korumaları ile birlikte Artukbey adlı iş yerine gelip zabıta görevlilerinin tuttuğu tutanaklara el koyup daha sonra tehdit ve hakaretler ile zabıta memurlarını iş yeri dışına çıkardığını ifade eden Maçoğlu, “Burada da zabıta memurlarına karşı baskıcı tavır ve tutumlarını devam ettirmiş ve memurların kamu görevini yapmalarını açık bir şekilde engellemiştir. Bu da yetmezmiş gibi, tüm zabıta çalışanlarının telefon ve kimliklerine el koymak suretiyle gözaltına aldırmıştır. Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen zabıta elemanlarımız 1 çalışan hariç tamamı yaklaşık 2 saat sonra hiçbir ifade alınmadan serbest bırakılmıştır” diye konuştu.
“OLAY, GÖRÜNTÜLERLE ORTAYA ÇIKARILMIŞTIR”
Maçoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Zabıta personelimiz, Devlet Memurları Kanunu, Belediye Kanunu ve Zabıta Yönetmeliği çerçevesinde kendisine verilen resmi görevi yerine getirmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu 32 ve diğer maddeleri gereğince kaçak iş yerleri ve işgal konusunda resmi görevini icra eden zabıta görevlilerinin uğradığı bu saldırı hiçbir şekilde anlaşılamamıştır. Kanunların verdiği yetki ve çizdiği sınırlar içerisinde kamu yararına Tunceli halkına hizmet etmesi gereken Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, Artukbey adlı iş yerinin kamuya ait park alanındaki işgali konusunda bu denli tavırlar sergilemesi, memurların görevini yapmasını engellemesi, memurları tehdit etmesi, akabinde gözaltına aldırması kısacası açık bir şekilde görevini kötüye kullanması anlaşılır bir durum değildir. Bu konuda kamera görüntüleri alınmış olup, olay tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarılmıştır. Yaşanan bu olay hakkında görevini kötüye kullanan, özel bir iş yeri lehine rant sağlayan ve memurların görevini yapmasını engelleyen tüm görevliler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde tüm şikayet ve başvuru haklarımızı kullanacağız.”
“OLAY; KANUN VE KURAL TANIMAZLIĞI BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKARMIŞTIR”
“Halen gözaltında bulunan 1 zabıta memurunun, FETÖ terör örgütünden kaynaklı arama kaydının olduğu söylenmiş ise de bu personelin atamasını yapan ve memuriyet asaletini tasdik eden yine Vali /Kayyum Tuncay Sonel’dir” diye konuşan Maçoğlu, “Belediye sınırlarında bulunan park ve yeşil alanlar ile kamuya ait tüm alanların korunması, imara aykırı yapılaşma ve işgallerin ortadan kaldırılması Belediyenin görev sahasındadır. Halka ait parkların korunması konusunda, Vali dahil tüm kişi ve kurumların gerekli hassasiyeti göstermelerini beklerken, bugün yaşanan bu olay, Tunceli Valisinin kanun ve kural tanımazlığını bir kez daha ortaya çıkarmıştır” diyerek olaya tepki gösterdi.
PİRHA- Dersim’de Ana Fatma Ziyaretgahı mevkiine yapılan Ana Fatma Vali Tuncay Sonel Köprüsü’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Kayyumun yaptığı şey; kentte kültürle ilgisi olmayan kişilerin isimlerini vermesi, kültürümüzü yok saymasıdır.” ifadelerini kullandı.
Dersim merkeze bağlı Babaocağı Köyü’ne gidiş yönünde yapılan Ana Fatma Vali Tuncay Sonel Köprüsü’nün açılışı 29 Mart tarihinde gerçekleşti. Dersim-Ovacık Karayolu’ndaki Ana Fatma Ziyaretgahı mevkiine yapılan köprüye Dersim Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Vali Tuncay Sonel’in isminin verilmesi tepkilere neden oldu.
Alevi kurumları, Dersim’deki siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri ile beraber köprüde basın açıklaması gerçekleştirerek duruma tepki gösterdi.
“AKP’NİN VALİ ELİYLE DERSİM’DE YAPMAK İSTEDİKLERİDİR”
Halkların Demokratik Partisi Dersim Milletvekili Alican Önlü de, duruma tepki göstererek Muaviye zihniyetinin isimlerinin Harde Dewreş topraklarındaki hiçbir yere verilmemesi gerektiğini belirtti.
Önlü, “Bu durum AKP’nin vali eliyle Dersim’de yapmak istedikleridir. Vali Dersim Belediyesi’ne kayyum olarak atandı. Halkın siyasi iradesini gasp etti. Dersim’in dilini, kültürünü, inancını, tarihsel kimliğini asimilasyona uğratma, içini boşaltma politikasını izledi. Kent kışlaya çevrildi, inkarcı sembollerle donatıldı” ifadelerini kullandı.
“KAYYUM, KENTİ ASİMİLASYONLA KARŞILADI”
Vali Tuncay Sonel’in Dersim Belediyesi kayyumu iken yaptıklarına tepki gösteren Önlü, “Yerel yönetimlerimiz tertele zamanı Seyit Rıza heykelini yaptı, Gola Çeto Ziyaretgahı tabelasını astı. Katliam ve inkar edilen inancın açığa çıkarılmasını kente yansıttı. Ana Fatma Ziyareti düzenlendi. Bunlar inanca ilişkin politikamızdı. Ama kayyum kenti diliyle, kültürüyle karşılamadı, asimilasyonla karşıladı” dedi.
“Bütün hizmetlerimiz ile halkın diline, kültürüne, inancına sahip çıktık. Kayyumun yaptığı şey; kentte kültürle ilgisi olmayan kişilerin isimlerini verdi, kültürümüzü yok saydı. Ana Fatma’da yapılan köprü de bunun yansımasıdır. Köprüler, kışlalar soykırım yapılırken bir semboldü. Yollar, köprüler, kışlalar yapıldı. Belediye de bir kışla haline getirildi, görüntü ve işleyiş olarak da” diye konuşan Önlü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllarca köyleri yakıp yıkacaksınız, ulaşımını yok edeceksiniz, köyleri boşaltıp yollarına hendekler kazacaksınız. ama şimdi bir köprü yapacaksınız. Bu köprü bir rüşvet köprüsüdür. Yapıldığı yer de tesadüfi değil. AKP’ye oy verirseniz, asimilasyon politikasına karşı koymazsanız köprüler yaparız mantığında idi. Bu zihniyet gaspçı, asimilasyoncu bir zihniyettir.”
“MUAVİYE ZİHNİYETİNİN HINZIR PAŞALARI VARDIR”
Önlü, “Dilimize, inancımıza, kültürümüze karşı Muaviye görevi görüyorlar. Bu yolun yapımına eşlik edenler de düşkündür. Onlar Muvaiye zihniyetidir; yerelde de Hınzır Paşaları vardır. O köprüde değil, valinin isminin hiçbir yerde olmaması lazım” dedi.
Birçok yayın organının bu köprü açılışını ve diğer yapılanları hizmet diye göstermesini eleştiren Önlü,”Muhalif basın haricinde Dersim’de diğer basınlar, bu köprünün açılışını hizmet adı altında yayına verdi” diye konuştu.
Önlü, konuya ilişkin TBMM’ne soru önergesi vereceklerini belirtti.