Etiket: Turizm Bakanlığı

  • Fırat: Cemevi Başkanlığı manipülatif, provokatif tabloyla nereye varmak istemektedir?

    Fırat: Cemevi Başkanlığı manipülatif, provokatif tabloyla nereye varmak istemektedir?

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından “Başkanlığımızla iş birliğinde bulunanların oranı” başlığıyla paylaşılan tablonun detaylarını Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a sordu. Milletvekili Fırat, söz konusu tabloyu “Şaibeli, manipülatif ve provokatif” olarak değerlendirirken “Bakanlığınıza bağlı ABKCB İş birliği yapan kurumlar adı altındaki paylaşımlarla, toplumu kutuplaştıran açıklamalarla nereye varmak istemektedir?diye sordu.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yardımda bulunduğu ve işbirliği yaptığı kurumlar hakkında soru önergesi hazırladı.

    Milletvekili Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ilettiği önergede 2022 Kasım ayında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri yapılan ‘Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni hatırlattı.

    Celal Fırat, Alevi kurumları ve temsilcilerinin tüm itirazlarına rağmen teklifin onaylandığını hatırlatarak şu ifadelere yer verdi:

    “Yasanın mecliste görüşüleceği 8 Kasım 2022 tarihinde Türkiye’de bütün Alevi örgütlüğünün kurumları yönetici ve üyeleriyle bu süreci protesto etmek için meclis önüne yürümüş ve polis şiddetine maruz kalmıştır.

    Aynı günün ertesinde ise yani 9 Kasım 2022 gününde tüm itirazlara rağmen 32008 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kurulmuştur.

    Tüm bu süreçte Alevi kurumları kurulan başkanlığın ve ilgili yasanın karşısında durmuş ve bu ülkede yaşayan Alevilerin gerçek manada haklarını alma talebinden vazgeçmediklerini açıklamışlardır. Geçmiş süreçte Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının iş ve işleyişine dair defalarca Bakanlığınıza sorular sorulmasına rağmen net bir yanıt alınamamış ve başkanlığın sadece talepleri karşılamak üzere bir muhataplık kurumu olduğu söylenile gelmiştir.

    Son olarak 10 Ağustos 2024 tarihinde söz konusu başkanlığın resmi internet sayfasında paylaştığı “Alevi ve Bektaşi STK’larının Başkanlığımızdan Talep Ettikleri Hizmetlerin Sayısı Her Geçen Gün Artmaktadır” başlıklı haberinde “Şubeli Dernek ve Vakıflara Bağlı Cemevlerinden Başkanlığımızla İş Birliğinde Bulunanların Oranı” Tablosu verilmiş ve bu tabloda; Cem Vakfı’nın % 65, Alevi Kültür Derneklerinin % 62, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfının % 56 ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneklerinin ise % 42 oranında anılan başkanlıkla işbirliğinde olduğu iddiasında bulunmuştur.”

    “ŞAİBELİ, MANİPÜLATİF VE PROVOKATİF TABLO”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Bakanlığınıza bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hangi Alevi kurumlarına, hangi kalemlerde yardımlar yapmıştır? Bunların detaylı dokümanları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?

    *Bakanlığınıza bağlı söz konusu başkanlıkla iş birliği yaptığı söylenen Alevi Kurumları kendileri mi talepte bulunmuştur? Eğer bulundularsa bu dilekçeler Cemevi Başkanlığı’nda mevcut mudur?

    *Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı inandırıcı olmak niyetinde ise eğer; işbirliği yaptığı Alevi Kurumlarının isimlerini, bu kurumların ne kadar talepte bulunduklarını, bu taleplerin ne kadarının maddi/ayni yerine getirildiğini, net, şeffaf ve anlaşılır biçimde kamuoyu ile paylaşacak mıdır? Yoksa şaibeli, manipülatif ve provokatif bu tablonun doğruluğunu savunmaya devam mı edecektir?

    *Bakanlığınıza bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile işbirliği yapan kurumlar adı altındaki paylaşımlarla, manipülasyon ve gerçeği yansıtmayan birtakım verilerle ve toplumu kutuplaştıran açıklamalarla nereye varmak istemektedir?

    *Kurdurduğunuz söz konusu başkanlık cemevlerini ibadethane olarak kabul ediyor mu?

    *Cemevilerinin ibadethane statüsüne kavuşmasıyla ilgili bir çalışmanız olacak mıdır?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Sezer: Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı, hükümetin politikalarına sıcak bakmıyoruz

    Dede Sezer: Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı, hükümetin politikalarına sıcak bakmıyoruz

    PİRHA – Hubyar Ocağı dedelerinden Erdoğan Sezer, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesine tepki göstererek, “Bu devlet Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı bir devlettir. Hükümetin yapmış olduğu açıklamalara dair biz bu açılıma arkamızı dönüyoruz” eleştirisinde bulundu.

    Hükümetin, Alevilere yönelik son açıklamış olduğu ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesine tepkiler sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı oluşumun Alevilerin taleplerine karşılık vermeyeceğini dile getiren Dede Erdoğan Sezer, “Aleviler her zaman katledilerek zulme ve haksızlığa uğramıştır. Türkiye’nin ‘yerli zencileri’ Aleviler” eleştirisini yaptı.

    BİZ TURİST DEĞİLİZ”

    Hubyar Ocağına mensup Dede Erdoğan Sezer, “Alevilerin bu kadar turist ve kültürlü insanlar olduğunu bilmiyorlarmış!” diyerek şöyle devam etti:

    “Hükümetin yapmış olduğu açıklamalara, bu açılıma arkamızı dönüyoruz. Sıcak bakmıyoruz. Biz bir inancız. Eğer biz bir inanç isek cemimizi ibadethanemizde yaparız. Bizim inancımız sadece ‘kültür’ değildir. Alevilerin çok kültürlü olduklarını yeni mi fark etmişler! Bugün sizi Turizm Bakanlığı’na bağlar, yarın da size vize uygular ve engeller. Yani biz turist değiliz. Kültür de değil, inancız. Kültürsüz inanç zaten olmaz. Her inancın kendine göre bir kültürü, kuralları, yaşam koşulları vardır.”

    “LOKMA VERDİĞİMİZ HER ŞEY DÖRT KİTAPTAN ÜSTÜNDÜR”

    Dede Erdoğan Sezer, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu belirterek “İbadet yerimiz cemevidir. Fakat bizim için Hakk ile Hakk olmaya yer aranmaz. Önemli olan özünü bozmamaktır” dedi.

    Dede Sezer, “Biz cemevinde, camide, kilisede, sinagogda Hakk ile Hakk olmaya hazırız, ya siz hazır mısınız?” sorusunu yönelterek Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahına Kur’an ile gitmesini şu sözlerle değerlendirdi:

    “Bizim için 4 kitap Hakk’tır. Sofra bizim için velinimet, lokma verdiğimiz her şey dört kitaptan üstündür. Yani bizi Kur’an, Tevrat, İncil, Zebur bağlamaz. Bizi bağlayan Hakk’ın kendi özüdür. Erdoğan’ın cemevine Kur’an götürmesini değişik bir boyutta görmek gerekiyor. Mesela ben Avrupa’da yaşarken dinler arası diyalog olduğunda insanların örneğin Almanca kendi inancına göre broşür hazırlamışsa ‘Sen de benim dinimi tanı’ anlamında materyal sunduklarını biliyorum. Her şakanın altında bir ciddiyet her ciddiyetin altında da bir şaka vardır, bunu unutmayalım. Şimdi bu durumu şöyle yorumlayabilirsiniz; ‘Beni asimile etmiyor, Kur’an’a bağlıyız’ diyebilirsiniz ya da ‘Siz Alevisiniz, ben de Sünniyim. Bu da benim inancım. Benim inancımı da okuyup tanımanızı tavsiye ederim’ anlamına da gelebilir. Yani iki yönlü yorumlayabilirsiniz. Ben dinler arası diyaloglara katıldığımda onlara da kendi inancımın ne anlama geldiğini ne ifade ettiğini anlatabilmek için broşür ve kitaplar veririm. Ama tabii bu iyi niyetle düşünülürse… Ama bizler biliyoruz ki bu devlet Yavuz’un bıraktığı mirasın devamı bir devlettir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Pir Haydar Buga: Aleviler ilk kez bu kadar ahlaksızca bir süreçle karşı karşıya kaldı

    Pir Haydar Buga: Aleviler ilk kez bu kadar ahlaksızca bir süreçle karşı karşıya kaldı

    PİRHA – AKP hükümetinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açılacağını duyurması Pir Haydar Buga tarafından sert tepkiyle karşılandı. Buga, Alevi tarihinde ilk kez Aleviler bu kadar ahlaksızca, bu kadar densizce bir süreçle karşı karşıya kaldılar” yorumunda bulundu. Aleviliğin özünün devlet eliyle bozulmak istendiğini belirten Buga, iktidarı destekleyen dedeleri de eleştirdi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 7 Ekim’de Şahkulu Sultan Dergahındaki açıklamalarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Yol Erkan İnanç Kurulu Üyesi Pir Haydar Buga, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulup, cemevi yönetimlerinin bu yöntem ile yürütülecek olmasını eleştirdi.

    “ALEVİLER İLK KEZ BU KADAR AHLAKSIZ BİR SÜREÇLE KARŞILAŞTI”

    Derviş Cemal Ocağı evlatlarından Pir Haydar Buga, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının samimiyetten uzak olduğunu vurgulayarak, geçmişte yaptığı cemevine yönelik “cümbüş evi” söylemini hatırlattı. Pir Buga, Aleviliğin Kültür Bakanlığına bağlanmasının yanlış olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

    “Binlerce yıllık kadim geleneği süren ve doğduğu coğrafyada yasaklı olan, her baskıcı unsur tarafından da katledilen, kıyımlara uğrayan Alevileri katlederek, sürgün ederek bitiremediler. Ama o kıyım ve katliamlar, Alevilerin onurlu sancakları oldular. Aleviler o sancakların altında bir araya geldiler ve her zaman bir olmaya, iri ve diri olmaya gayret gösterdiler.
    Alevilik tarihinde ilk kez bana göre Aleviler bu kadar ahlaksızca bu kadar densizce bir süreçle karşı karşıya kaldılar. Alevileri Turizm Bakanlığı’na bağlamak…Aleviler bu ülkenin turistleri değil. Alevileri siz Turizm Bakanlığı’na bağlarsanız sanki Alevilik bir turistik tesismiş gibi ya da turistik hizmet sunan bir yermiş gibi algılanabilir.”

    “20 YILLIK SÜREÇTE AKILLARINA ALEVİLERİ TANIMAK GELMEDİ”

    “Cumhurbaşkanının zaten geçmişteki söylemlerini biliyoruz. AKP’li Recep Tayyip Erdoğan’ın şu söylemi beni çok incitmişti, ‘Cemevleri cümbüş evidir. Ali’yi sevmek Alevilik ise ben de en iyi Aleviyim’ gibi söylemlerde bulunmuştu. Bu söylemler bile çok inciticidir. Bu nedenlerle ben şahsen kendisine inanmam. Ama şunu da görüyoruz, 20 yıldır iktidarda olan bir zümre var ama bu 20 yıllık süreç içerisinde her ne hikmetse akıllarına Alevileri tanımak gelmedi. Ama seçime birkaç ay kala beyefendilerin aklına Alevi dergahlarını ziyaret etmek ve Aleviliği tanımak geliyor. Eğer Alevi dergahlarını ziyaret ediyorsanız öncelikle Alevilerin orada temsili olarak astıkları resimlere tahammül etmek zorundasınız. Onları kaldırıp yerlerine anlamadığınız lisanda kimi tabelaların asılması bile dergahlara yapılmış olan zülden başka bir şey değildir. Ardından başka bir dergaha Kur’an’la girmesi doğru değil.
    Eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş’e bir televizyon programında ‘Türkiye’deki Alevi sorununu nasıl çözersiniz? diye sorulmuştu. Ateş cevap olarak demişti ki ‘Alevileri Kur’an’la tanıştırdığımız gün bu iş bitecektir’.

    “ALEVİLİK BÜYÜK BİR OKYANUSTUR, GÖLETİN İÇİNE SIĞDIRAMAZSINIZ”

    Pir Haydar Buga, Aleviliğin özünün devlet eliyle bozulmak istendiği vurgusunu da yaptı. Buga, iktidarı destekleyen dedeleri de eleştirerek şu sözlerle devam etti:

    “Maalesef Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı aracılığıyla yani içinde cem kelimesi bile geçmeyen ama yıllardır Alevilere ‘cem’ olarak yutturulan Cem Vakfı diye bir vakıf aracılığıyla görsel algı oluşturarak, Aleviliğin içine paslı çivi çaktılar. Ve maalesef biz o çivileri şu anda sökmekte zorlanıyoruz.

    Alevilik bana göre büyük bir okyanustur onu küçücük bir göletin içine sığdıramazsınız. Yani İslamiyet’in içerisine sığdıramazsınız. İslamiyet Alevi inancının yanında küçücük bir gölettir. Ama zoraki o koca okyanusu, ummanı küçücük bir göletin içerisine sığdırmaya çalışıyorlar. Tarihin her sayfasında Hızır paşalar vardı, bundan sonra da olmaya devam edeceklerdir. Kişiliklerini, yolunu, benliğini satmış olanlar, birilerine sürekli yamanmak için, bu Alevilerin içindeki bizim kınalı kekliklerimiz…

    “ALEVİLİK KENDİNE HAS BİR İNANÇTIR”

    Ama bu süreçten sonra bence Aleviler biraz daha silkinecek ve kendine gelecektir. En azından taraflar netleşecektir. Birileri şunu diyor ‘2 milyara yakın Müslüman var. Onlar diyor ki ‘Yeryüzünde bir tane İslamiyet var. Siz de eğer İslam iseniz mabet yeriniz camidir’. Kendilerine göre çok haklılar. Ama birisi de çıkmış diyor ki ‘Asıl Müslüman biziz. Biz İslam’ın özüyüz’.

    Bu durumda Diyanet İşleri Başkanı ile İzzettin Doğan’a şunu sormak isterim: ‘2 milyara yakın Müslüman var. Siz diyorsunuz ki ‘Asıl Müslüman biziz. Biz İslam’ın özüyüz. Tek bir mabedimiz var o da camidir’. Ama karşınızda 50 milyon olduğunu tahmin ettiğimiz bir toplumun içindeki bazı kişiler de diyorlar ki ‘Yok o 2 milyar Müslüman yalan söylüyor. Asıl İslam’ın özü biziz.’

    Bu iki şahsa ‘Önce kendi aranızda bir karar verin’ demek isterim. Eğer İslam’ın özü cem ise ve özünde cemevi varsa; muhabbet, saz, semah, lokma, çerağı, rızalık var ise o zaman siz 2 milyar Müslümanın yaptığı şey yanlış, siz geleceksiniz ‘İslam’ın özü’ diye buraya sığınacaksınız. Onlar önce kendi aralarında bunun kararını versinler. Alevilik kendine has bir inanç, yol, kültürdür.”

     “ZİHNİYET VE DÜŞÜNCELERİ EBUSUUD İLE AYNI”

    Pir Haydar Buga son olarak Aleviliğin halen Türkiye’de bir inanç olarak tanınmadığını vurgulayıp şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Aleviliği ‘Kültür evi’ olarak yorumluyor. Yani senin inançsal boyutunu göz ardı ediyor. Sana diyor ki ‘Sen inançsızsın’. Yani siz, Alevilerin inançsal boyutunu inkar eder ve Turizm Bakanlığı’na bağlarsanız Ebussuud ile aranızdaki söylem arasındaki farklılıklar ortadan kalkar. Zihniyet ve düşünce aynı. Geçmişini bilmeyen toplumlar gelecekleri hakkında söz sahibi olamazlar. Nereden geldiklerini bilmeyenler nereye gideceklerini de bilmezler. Aleviler nereden geldiklerini biliyorlar nereye gideceklerini de bilmelidirler. Gidip birilerinin kucağına oturulmamalı, birilerine kendilerini yama yapmamalı. Pir Sultan’ın itlerinin bile oturmadığı harami sofralarına gidip oturmaları bizleri rencide ediyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi başkanlardan Dergaha asılan ‘Külliye’ tabelasına tepki: Gerekirse alanlarda itiraz edilmeli!

    Alevi başkanlardan Dergaha asılan ‘Külliye’ tabelasına tepki: Gerekirse alanlarda itiraz edilmeli!

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan “Külliye” tabelasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Gerekirse alanlarda itirazımızı dile getirmeliyiz” dedi. Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise “Kutsal bir mekanımıza devletin böyle bir levha yapıştırma hakkı yoktur. Bizim gözümüzde külliye değil dergahtır” ifadelerini kullandı. 

    Hacı Bektaş Veli Dergahına Ağustos ayı içerisinde asıldığı tespit edilen “Hacı Bektaş Veli Külliyesi Unesco Dünya Miras Geçici Listesinde yer almaktadır” yazılı tabela gün geçtikçe tepkileri de beraberinde getiriyor.

    Yıl içerisinde Diyanetin de hedefinde olan Hacı Bektaş Veli Dergahı, şimdi ise Kültür Bakanlığı’nın farklı bir formülü ile özünden uzak tutulmaya çalışılıyor.

    “ABF HAREKETE GEÇMELİ”

    Alevi kurum temsilcileri ise yapılan asimilasyoncu girişimlere tepkili.

    PİRHA’ya konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Külliye” teriminin cami odaklı bir tanımlama olduğuna işaret ederek “İkinci Mahmut Dönemi’nin asimilasyon politikaları devam demekte” dedi. Aydın, kurum temsilcilerinin ortak tepki sergilemesi gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Öncelikle kendi itirazımızdan çok Alevi Bektaşi Federasyonu’nun harekete geçmesi lazım. Bunun için de Alevi kurumlarının bir kamuoyu yaratıp gerekli baskıyı sağlaması gerek. Kültür Bakanlığı ile görüşülmesi lazım. Yetmezse bakanlığın önüne siyah çelenk bırakılması lazım. Yani pratik anlamda bu itirazın dile getirilmesi gerekiyor.

    Özellikle UNESCO yılı ve Muharrem ayı nedeniyle devletin birçok kurumu, Kültür Bakanlığı’ndan tutun Diyanet İşleri Başkanlığına kadar, valilikten tutun belediyelere, siyasi partilere kadar bir ‘Alevilik aşkı’ doğdu. Bizler aslında niyetlerini, 20 yıllık iktidarlıklarındaki samimiyetlerini de biliyoruz. Bu zamana kadar Alevilerin taleplerinin hiçbirinin karşılık bulmadığı, yapılan çalıştay sonuçlarının dahi rencide edici şekilde sonuçlandığını biliyoruz. Şimdi bu külliye meselesi de aslında İkinci Mahmut Dönemi’nin asimilasyon politikalarının devamı demektir. Oraya yapılan cami sonrası Alevi dergahlarını, Alevi kutsallarını Sünnileştirme çabasıdır. Bir tür alıştırma çabaları var. Türkiye’de bir şeyler yapılırken alıştıra alıştıra, masum bir durummuş gibi gösterilir. Kültür Bakanlığı da tamamen asimilasyon politikalarına hız vermiş durumda.”

    “GEREKİRSE ALANLARDA İTİRAZ EDİLMELİ”

    Aydın Deniz, Hacı Bektaş Veli Dergahının Aleviler için en önemli inanç merkezlerden biri olduğuna işaret ederek ‘Külliye’ tanımının “en büyük hakaret” olacağını ifade etti.

    Aydın, konu ile ilgili Alevi kurumlarına büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayarak “Kurumların ortak şekilde irade sergilemesi gerekiyor. Tıpkı 18 Ağustos’ta Diyanetin orada yapacağı etkinliğin önüne geçildiği gibi net bir duruş sergilenmeli. Ancak iradeli ve net bir duruşla bu saldırı püskürtülebilir. Gereken ne ise; diplomatik ya da bürokratik görüşmeler eğer fayda vermezse alanlarda itirazımızı dile getirmek gerekiyor. Üst çatılarımızın öncülük etmesi lazım. Yapılacak görüşmeler sonrasında halen o tabela sökülmez ise Alevi kurumları Türkiye’nin dört bir yanından gerek Serçeşme’ye gidebilir, gerekse de Kültür Bakanlığı önünde toplanarak bu itirazını dile getirmesi gerekiyor. Çünkü biz net duruş sağlamadığımız sürece bu zihniyet asimile etmek adına elinden geleni yapacaktır. Bu anlamda topyekün ortak bir duruş şart” açıklamasını yaptı.

    “BUNLARIN SİNSİ AMAÇLARI BİTMİYOR; KÜLLİYE DEĞİL DERGAHTIR”

    “Külliye” dayatmasına bir tepki de Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’dan geldi. Uygulamanın çok yanlış olduğunu söyleyen Doğan, geçtiğimiz yıllarda söz konusu dergah içerisine abdesthane yapılmak istendiğine de işaret ederek, şunları söyledi:

    “O süreçte duyarlı olan vatandaşlarımızın harekete geçmesi ile birlikte abdesthane fikrinden geri adım atıldı. Ama gösteriyor ki bunların amaçları bitmiyor. Ne zaman bir fırsatını bulsalar sinsi bir şekilde uygulama yapıyorlar. Kesinlikle kabul edilemez bir durum. Orası bizim dergahımız ve kutsal bir mekanımıza devletin böyle bir levha yapıştırma hakkı yoktur. Devlet orayı ne şekilde adlandırırsa adlandırsın orası bizim gözümüzde külliye değil dergahtır.

    Birçok etkinlikte biz kurum başkanları bir araya geliyoruz ama bu yeterli değil. Senede bir kere kurum başkanlarının bir araya gelmesi ile birliktelik olmuyor. Bunların dışında daha ciddi bir ortak çalışmaya ihtiyaç var. Ama maalesef kurumlar kendi görevlerini yapmaktan haciz herkesin üzerine bir ölü toprağı serilmiş. Herkes birbirinden hareket bekliyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Turizm Bakanlığı’nın ‘Ben aşılandım’ videosu tepkiler üzerine yayından kaldırıldı

    Turizm Bakanlığı’nın ‘Ben aşılandım’ videosu tepkiler üzerine yayından kaldırıldı

    Turizm Bakanlığı, “Siz eğlenin, ben aşı oldum” sloganı ile turizm çalışanlarının ‘aşılıyım’ baskılı maske takacağına dair görüntüler içeren turizm tanıtım videosunu sildi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarından yayımladığı Türkiye’nin yaz sezonu tanıtım videosu gelen yoğun tepkiler üzerine yayından kaldırıldı.

    Söz konusu videoda “Siz eğlenin, ben aşı oldum” sloganı ile turizm çalışanlarının “aşılıyım” baskılı maske takacağına dair görüntüler içeren tanıtımın paylaşımında ise “Temizlenmiş tatil köyleri ve aşılanmış personel! Biz buna turizm için çifte güvenlik diyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Bakanlığın tanıtım videosu başta muhalefet partilerinin temsilcileri olmak üzere birçok kişinin tepkisini çekti.

    ÇAVUŞOĞLU: TURİSTİN GÖREBİLECEĞİ HERKESİ AŞILAYACAĞUZ

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ‘güvenli turizm’ konusuna ilişkin geçen hafta başında Almanya’da yaptığı açıklamada, “Aşılama konusunda özellikle turizm bölgelerin ağırlık verdiğimiz gibi, tüm turizm çalışanları, otellerde restoranlarda çalışanlar, şoförler, havaalanlarında çalışanlar, tur rehberleri de dahil turistin görebileceği herkesi Mayıs sonuna kadar aşılayacağız” demişti.

    Çavuşoğlu gelen tepkiler üzerine ikinci bir açıklama yaparak, “Turist dediğimizde neden akla sadece yabancı turistler geliyor? Yerli turistlerimiz yok mu?” diyerek kendini savunmaya çalışmıştı.