Etiket: Türk Tabipleri Birliği

  • Siyasetçi, insan hakları savunucusu Dr. Tarık Ziya Ekinci hayatını kaybetti

    Siyasetçi, insan hakları savunucusu Dr. Tarık Ziya Ekinci hayatını kaybetti

    PİRHA- Kürt siyasetçi, doktor ve eski TİP Milletvekili Dr. Tarık Ziya Ekinci hayatını kaybetti. 

    1965’te Türkiye İşçi Partisi’nden Diyarbakır milletvekili seçilen ve Kürtlerin hak mücadelesinde önemli rolü olan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu üyesi Dr. Tarık Ziya Ekinci hayatını kaybetti.

    TTB’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

    “1925 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğan, 1949 yılında İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan, iç hastalıkları uzmanı, siyasetçi, yazar ve insan hakları savunucusu, değerli üyemiz Dr. Tarık Ziya Ekinci’nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. 1965 seçimlerinde, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) milletvekili seçilen, daha önce Diyarbakır- Mardin-Siirt Tabip Odası Başkanlığı ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu üyeliği yapan değerli meslektaşımızın başta ailesi olmak üzere yakınlarının derin acısını paylaşıyor, tüm hekim camiasına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TİHV, İHD ve TTB’den iktidara işkenceye son verme çağrısı- VİDEO

    TİHV, İHD ve TTB’den iktidara işkenceye son verme çağrısı- VİDEO

    PİRHA- TİHV, TTB İnsan Hakları Kolu ile İHD İstanbul, Mersin ve Dersim şubeleri 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada devletlere işkenceyi sonlandırma yükümlülüğü hatırlatılarak “Siyasal iktidar işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli; uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda, işkence uygulamalarını kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul, Mersin ve Dersim Şubeleri 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla şube binalarında basın açıklaması yaptı.

    MERSİN

    İHD Mersin Şube binasında yapılan açıklamayı İHD MYK Üyesi Hakkı Demir okudu. Birleşmiş Milletler (BM) ‘İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme’nin 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Hakkı Demir, Türkiye’nin de bu sözleşmeye imza attığını belirtti. Ancak, buna rağmen dünyanın birçok ülkesinde devletlerin toplumu sindirmek amacıyla işkence yöntemlerine başvurduğuna işaret etti.

    KAYYIM POLİTİKALARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Hakkı Demir, Türkiye’nin yakın tarihinde çok ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığını ve toplumun bazı kesimlerinin işkenceye maruz bırakıldığını söyledi. Demir, “Özellikle son dönemde Kürtlerin yoğun yaşadığı il ve ilçelerin belediyelerine çeşitli gerekçelerle, seçmen iradesinin gaspına dayalı, insan hakları ve demokrasi değerlerine aykırı bir şekilde kayyum atanmasını barışçıl toplantı ve gösteriler yaparak protesto etmek isteyen çok sayıda kişi, kolluk güçlerinin müdahalesi sonucu işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalarak gözaltına alındılar hatta yaralandılar. Zorla kaçırma/kaybetme vakalarında OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden bir artış görülmesi son derece endişe vericidir. Türkiye’de hapishaneler, her dönem işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının yoğun olarak yaşandığı mekânlar olmuştur. Özelliklede 2015 Temmuz’unda Türkiye’nin yeniden çatışma ortamına girmesiyle başlayan, ardından OHAL ilan edilmesiyle devam ederek günümüze varan süreçte hapishanelerde işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında ileri düzeyde artışlar yaşanmaktadır” dedi.

    DERSİM

    Dersim’deki açıklamayı okuyan Hıdır Alparslan, işkencenin önlenmesinin devlet yükümlülüğünde olduğunu dile getirerek, iktidara şu taleplerde bulundu:

    “-İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni, işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden cezasızlık politikalarına derhal son verilmelidir.

    – Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli; uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda, işkence uygulamalarını kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.

    – Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.

    – Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.

    – Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun, tümüyle bağımsız yeni bir Ulusal Önleme Mekanizması (UÖM) oluşturulmalıdır.

    – İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.

    – İşkenceye ilişkin iddialar İstanbul Protokolü ışığında hızlı, etkin ve tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.

    -Hapishaneler insan hakları, sağlık ve hukuk örgütlerinin bağımsız denetimine açılmalıdır.

    -CPT raporlarının tümü açıklanmalı ve tüm tavsiyelere uyulmalıdır.

    – Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları’nı yürütmeye doğrudan bağımlı kılan, bu kurulların adeta bir mahkeme gibi hareket ederek yargı yetkisi kullanmasına yol açan tüm düzenlemeler iptal edilmelidir.”

    Ancak şunu da hatırlatmak isteriz ki; insanlık onuruna sahip çıkmak ve işkenceyi önlemek aynı zamanda tüm toplumun da sorumluluğudur. İnsan ve yurttaş olmak için, bizi toplum yapan müşterek bağı korumak için, işkencenin yol açtığı acıları görmek ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.”

    İSTANBUL

    İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı ortak açıklamada mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olduğuna dikkat çekti.

    Ortak açıklamayı okuyan TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, işkencesiz bir ülke için mücadele edeceklerinin altını çizerek, “İşkencesiz bir Türkiye ve dünyaya ulaşmayı amaçlayan kurumlar olarak, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm örtbas etme, korkutma, susturma çabalarına karşın, başlarına geleni kader olarak kabul etmeyip, yüksek sesle haykırabilmeleri için işkence görenlerin her koşulda yanında olmaya; maruz kaldıkları işkenceyi belgeleyip raporlamaya; fiziksel ve ruhsal onarım süreçlerine destek vermeye; adalete erişimlerine yardımcı olmaya; yaşadıkları acıların bir daha asla tekrarlanmaması için cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hatimoğulları: TTB’nin her daim yanındayız, dayanışmayla bu istibdat rejimini gerileteceğiz-VİDEO

    Hatimoğulları: TTB’nin her daim yanındayız, dayanışmayla bu istibdat rejimini gerileteceğiz-VİDEO

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik açılan dava, Ankara Dışkapı Adliyesi’nde görüldü. TTB Merkez Konseyi üyelerinin  görevden alınması nedeniyle HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve yöneticileri TTB’yi ziyaret etti. Hatimoğulları,”Bu iktidar, kendisine boyun eğmeyen meslek örgütlerine kafayı taktı. TTB hakkında verilen bu karar toplum vicdanını derinden yaralamıştır” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik açılan davada mahkeme heyeti, “TTB konseyinin tümünün görevlerine son verilmesine, yerlerine 1 ay içinde yeni seçimleri tamamlamak üzere büyük kongre ile 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine” karar verdi.

    Kararın ardından HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve yöneticileri TTB’yi ziyaret etti.

    Heyeti karşılayan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincan, TTB’yi kastederek “Bu örgütün geleceği var. Bu örgütün geleceği buralarda arkadaşlar” dedi.

    “HİÇBİR KAYYIM ZİHNİYETİNİ DOĞRU BULMUYORUZ”

    HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise şunları söyledi:

    “TTB’ye daha önce yapılan operasyon gününü hatırladım. Ankara’daki bütün demokrasi güçleri, yüreği demokrasiden ve özgürlüklerden yana bütün insanlar buradaydı. Şimdi yine hepimiz buradayız. Bu asla hukuki bir karar değildir; siyasi bir karardır, istibdat rejiminin sonucu olan bir karardır. Boyun eğmeyenleri açlıkla, yoksullukla, işsizlikle ve KHK’larla biat ettireceklerini sandılar. Oysa onurlu kamu emekçileri hiçbir şekilde boyun eğmedi, istibdat rejimine geçit vermedi. Bu iktidar, kendisine boyun eğmeyen meslek örgütlerine kafayı taktı. Baroda bir deneme yaptı. Pandemi olmasaydı aynı uygulamayı TTB üzerinde gerçekleştirecekti. Pandemiyi 84 milyon insanımıza hatırlatmak isterim. Eğer tabiplerimize, meslek örgütlerimize sahip çıkmazsak işte bu ağır toplumsal bedelleri hep beraber öderiz. Pandemide hekimlerimiz, sağlık emekçilerimiz gece gündüz çalıştılar. Onlara buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

    Bu iktidar duysun; bugün bu ülkede doktorlar barınamıyor, tıp öğrencileri 5’inci sınıftayken Almanca kursu alarak yurt dışının yollarını tutuyor. Belki de 10 yıl içinde bizi muayene edecek hekim bulamayacağız. Ranta çevirdikleri bu sağlık politikalarını dün kabul etmedik, bugün de kabul etmiyoruz. TTB hakkında verilen bu karar toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Bu kararı asla doğru bulmuyoruz. Hiçbir kayyım zihniyetini doğru bulmuyoruz. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak bizler kayyımlardan çok çekmiş bir partiyiz. Belediyelerimize atanan kayyımların, üniversitelere ve meslek odalarına nasıl zuhur ettiğini, bugün alınan kararla TTB’de nasıl zuhur ettiğini hep beraber gördük. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bu istibdat rejimine karşı en geniş demokratik mücadeleyi Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle yürüteceğiz. Bu karar toplumun ve bizlerin vicdanında yok hükmündedir. TTB’nin her daim yanındayız. Dayanışma ile bu istibdat rejimini gerileteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • TTB davasında mahkemeden kayyum niteliğinde karar-VİDEO

    TTB davasında mahkemeden kayyum niteliğinde karar-VİDEO

    PİRHA- TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik açılan davanın 7. duruşması 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, “TTB konseyinin tümünün görevlerine son verilmesine, yerlerine 1 ay içinde yeni seçimleri tamamlamak üzere büyük kongre ile 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine” karar verdi.

    Ankara Dışkapı Adliyesi’nde görülen, çok sayıda meslek örgütü temsilcisi de katıldığı duruşmada mahkeme heyeti, “TTB konseyinin tümünün görevlerine son verilmesine, yerlerine 1 ay içinde yeni seçimleri tamamlamak üzere büyük kongre ile 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine” karar verdi.

    TTB kongre üyeleri Bahadır Öztürk, Mustafa Sezai Demirel, Muhammed Çağatay Engin, Ömer Faysal Çadır, Kazım Nejdet’in bir ay içerisinde genel kurul yapmaları için görevlendirilmesine karar verildi.

    TTB, kararın ardından adliyenin önünde basın açıklaması yaptı.

    “MÜCADELE TTB’NİN ADIDIR”

    Basın açıklamasında konuşan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, mücadele etmeye devam edeceklerinin altını çizdi.

    Fincancı, şunları ekledi:

    “Bu mücadele bizim mücadelemiz. Bu mücadele bitmez. Biz daha önce de söylemiştim mücadele TTB’nin adıdır. Türk Tabipleri Birliği’nden bizi söküp atmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Biz her zaman TTB’nin içinde emek vermeye devam ederiz. İçeride de söylemiştim gerekirse yeri sileriz, gerekirse deprem bölgesinde yükleri taşırız. Görevimizin başındayız. Susmuyoruz, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz. TTB bizim meslek örgütümüz, bizi meslek örgütümüzden bir darbe yasasıyla, sonra da bir darbe yargısıyla almaları mümkün değildir”

    ANKARA/PİRHA

     

  • TTB’nin Behçet Aysan anısına düzenlediği şiir ödülleri başvuruları başladı

    TTB’nin Behçet Aysan anısına düzenlediği şiir ödülleri başvuruları başladı

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Madımak Oteli’nde katledilen Şair Dr. Behçet Aysan anısına bu yıl 26’ncısını düzenleyeceği şiir ödüllerine başvurular başladı.

    Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 2 Temmuz ‘da Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Şair Dr. Behçet Aysan anısına bu yıl 26’ncısını düzenleyeceği şiir ödüllerine başvurular başladı.

    Seçici kurulda Doğan Hızlan, Orhan Alkaya, Turgay Fişekçi, Ali Cengizhan ve Haydar Ergülen’in olduğu ödül töreni başvuru koşulları söyle:

    * Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2024’tür.

    * Ocak 2023’ten sonra yayımlanmış bir kitap ya da yayına hazır bir kitap dosyası ile aday olunabilir (Yayımlanmamış yapıtların A4 dosya kâğıdına çift aralıklı yazılmış olması gereklidir).

    * Kişiler kitap ve dosya ile kendileri doğrudan katılabileceği gibi, yayımlanmış şiir kitaplarını sivil toplum örgütleri, yayınevleri ve üçüncü kişiler, şairin onayı alınmak koşuluyla önerebilirler.

    * Aday olacak şairler; adı, açık adresi ve kısa yaşam öyküsüyle birlikte kitaplarını (8 adet) ya da şiir dosyalarını (8 adet) TTB Merkez Konseyi’ne (GMK Bulvarı Şehit Daniş Tunalıgil Sok. No:2 Kat:4, 06570 Maltepe-Ankara) göndermelidir.

    * Ödüle başvuranlar ilan edilen tüm koşulları, kabul etmiş sayılır.

    * Ödül kazanan yapıt Haziran 2024’te açıklanır.

    * Ödül tek yapıta verilecektir. Seçici Kurul uygun görürse ödül paylaştırılabilir.

    * Ödül için gönderilen yapıtlar açıklanmaz, yalnızca ödül kazanan duyurulur.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şebnem Korur Fincancı davasında karar bekleniyor; adliye önünde açıklama-VİDEO

    Şebnem Korur Fincancı davasında karar bekleniyor; adliye önünde açıklama-VİDEO

    PİRHA-TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklu yargılandığı davada bugün kararın çıkması bekleniyor. Duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yapılırken, “Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya, geleceğimize ve örgütümüze sahip çıkıyoruz” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklu yargılandığı dava öncesi Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet önünde basın açıklaması yapıldı. Adliyenin önü ve çevresi polis tarafından daha önceki duruşmalarda olduğu gibi yine ablukaya alınırken, açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy, Hüda Kaya, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Dünya Tabipler Birliği’nden de temsilciler katıldı.

    “FİNCANCI’YA, GELECEĞİMİZE VE ÖRGÜTÜMÜZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    TTB Merkez Konseyi adına basın açıklamasını TTB İkinci Başkanı Ali İhsan Ökten okurken, şu ifadelere yer verdi:

    “Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya, geleceğimize ve örgütümüze sahip çıkıyoruz. Bugün, üçüncü defa ülkemiz demokrasisi ve hukuku açısından yaşadığımız utanç verici bir dönemin sonlanması için toplandık. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın duruşması az sonra başlayacak.

    Dün, 10 Ocak 2023 Pazartesi günü ise Ankara’da TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınması için açılmış olan davanın duruşmasındaydık. Bu adliyelerin önünde bizlere bedel ödetme niyetinde olanlar şunu bilmeliler, tarihin çöp sepeti bu niyeti besleyenlerle doludur.  Tamamen siyasi hedeflerle ve ayan beyan bir hukuksuzlukla sürdürülen bu sürecin artık sonlandırılmasını, hukuki hiçbir dayanağı olmayan kararlarla halen tutuklu bulunan Merkez Konseyi Başkanımız Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz. 

    Geldiğimiz noktada mevcut iktidar çevreleri topluma demokrasi ve halk sağlığı için yıkım dışında bir şey vaat etmemektedir. Bu yıkım, hekimlerin meşru örgütü olan TTB’nin yargı eliyle muktedirler tarafından baskı altına alınmasında, Merkez Konseyi Başkanı’nın keyfi ve hukuksuz bir biçimde tutuklanmasında kendini göstermektedir. Bu süreci hep birlikte, dayanışmayla aşacağımızı, Şebnem Hocamızı özgürlüğüne kavuşturacağımızı ve yine hep birlikte hekimlik değerleri, mesleki bağımsızlık, toplumun sağlık hakkı, demokrasi ve özgürlük için mücadelemizi sürdüreceğiz. Geçmişte olduğu gibi bugün de kazanan, hekim meslek örgütümüz olacaktır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Fincancı, Sincan Cezaevi’nden kapalı bir alanda kelepçeli olarak getirilmiş-VİDEO

    Fincancı, Sincan Cezaevi’nden kapalı bir alanda kelepçeli olarak getirilmiş-VİDEO

    PİRHA-TTB Başkanı Fincancı’nın bugün görülen ilk duruşmasının ardından adliye önünde açıklama yapan Av. Meriç Eyüpoğlu, “Gözaltına alındığından bugüne kadar o kadar çok hak ihlali oldu ki, bunların çoğu haber bile olmadı. Şebnem Fincancı, Sincan Cezaevi’nden buraya getirilirken, bir minibüse bindirilmiş, camekanlı kapalı bir alanda kilitli haldeyken, kendisi dışında yedi tane jandarma görevli varken, buraya kadar kelepçeli halde getirilmiş” dedi.

    Örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla 7,5 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında mahkeme ilk duruşmada tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki celse 29 Aralık gününe ertelenirken, duruşma sonrası Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı.

    “FİNCANCI, SİNCAN CEZAEVİNDEN BURAYA KADAR KELEPÇELİ HALDE GETİRİLMİŞ”

    Açıklamada ilk olarak söz alan Avukat Meriç Eyüpoğlu, Fincancı’nın gözaltına alınmasından itibaren yaşadığı hak ihlallerinin gündem olmadığını belirterek, tepki gösterdi. Eyüpoğlu, “Maalesef bugün gördüğümüz ülkedeki ne ilk skandal ne de belli ki son skandal olacak. Gözaltına alındığından bugüne kadar o kadar çok hak ihlali oldu ki, bunların çoğu haber bile olmadı. Bu dava dokunulması istenmeyen, haber yapıldığı zaman RTÜK’ten ceza gelebilecek olan, erişimin engellenmesi tehdidiyle karşı karşıya kalınan bir dava olduğu için aslında bu hak ihlalleri yeterince duyurulamadı. Bu ülkenin hakimleri ve savcıları adil yargılamanın ne olduğunu bilmiyor. Şebnem Fincancı, Sincan Cezaevi’nden buraya getirilirken, bir minibüse bindirilmiş, camekanlı kapalı bir alanda kilitli haldeyken, kendisi dışında yedi tane jandarma görevli varken, buraya kadar kelepçeli halde getirilmiş” dedi.

    “BU ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜKLERİN SONU GELECEK”

    TTB Merkez Konseyi adına basın açıklamasını ise TTB 2. Başkanı Ali İhsan Ökten okudu. Ökten’in açıklamasından öne çıkan satır başları ise şöyle:

    “Türk Tabipleri Birliği ve tabi ki Türkiye için emek, demokrasi ve sağlık adına zor bir günden daha geçtik. Adaletle asla bağdaşmayacak bir kararla karşı karşıya kaldık. Hukuku bir baskı aracı olarak kullanan siyasi erkler biliyoruz ki, bugüne kadar birçok demokrasi dışı uygulamada olduğu gibi, ileride bu kararı da sahiplenmeyecek ve birbirlerini suçlayacaklardır. İdam cezalarına karşı çıkan; bunun için yargılanan TTB Başkanlarımızdan Nusret Fişek’i bizler bugün de gurur ve minnetle anıyoruz; ancak onları yargılayan 12 Eylül darbecilerini kimse ne minnetle ne de gururla anıyor. Hekimliğin ve TTB’nin; yaşam ve sağlık için bizlere ışık tutan onurlu tarihi, bu karanlığı da birlikte aşmamızı sağlayacak. Dün olduğu gibi yarın da iyi ve doğru için; bilim ve etik son sözü söyleyecek.

    Şebnem hocamızın tutukluluğundan bu yana da kendisiyle ve TTB ile dayanışmasını her zaman gösteren kurumlarımıza, dostlarımıza teşekkür ediyoruz. En büyük teşekkürü de, siyasi popülizme ödün vermeyip halkın sağlığı için mücadele eden biz hekimlere sahip çıkan, topluma ediyoruz. Dayanışmanın ezilenlerin inceliği olduğunu bir kez daha gördük. Biz hekimler toplumun sadece bir parçasıyız ve biliyoruz ki hepimiz birbirimize muhtacız. Elbet bu örgütlü kötülüklerin sonu gelecek; bu topraklarda barış, umut, emek, sevgi hâkim olacak.

    Şebnem Hocamız belki bugünlük yanımızda olamadı ama Hocamızın “aynı umutlu ve eylemci iyimserlikle mücadeleye devam…” sözleriyle kendisi üzerine sorumluluk aldığı gibi bizlere de büyük bir sorumluluk yükledi. Bu sorumluluk öncelikle TTB’nindir: Ancak yalnızca bizim değil aynı zamanda gelecek güzel günlere inan tüm emek demokrasi güçlerinindir de… Bizler susmuyoruz; korkmuyoruz ve birilerine inat, hiçbir yere gitmiyoruz. Güzel günlere olan inancımızla bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza, kamuoyuna bir kez daha teşekkür ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Fincancı hakkında 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı

    Fincancı hakkında 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı

    PİRHA-Kimyasal silah iddialarının araştırılmasını isteyen açıklamaları nedeniyle tutuklanan TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.

    *Ayrıntılar geliyor…

    NE OLMUŞTU?

    TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, TSK tarafından Irak’ın kuzeyine yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonlar sırasında kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada “Daha önce de incelemiştim. Sinir sistemini doğrudan tutan toksik gazlardan birisi kullanılmış durumda. Çok çeşitli kimyasal silahlar var. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da ne yazık ki çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz. Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

    Fincancı, açıklamalarının ardından başlatılan soruşturma kapsamında 27 Ekim’de tutuklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB: Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz

    TTB: Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz

    PİRHA-Kimyasal silah iddialarına yönelik açıklamaları nedeniyle hedef gösterildikten sonra hakkında soruşturma başlatılan Prof. Dr. Şebnem Korur ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yayımlayan TTB, “Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) yazılı bir açıklama yayımlayarak TTB Merkez Konsey Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında başlatılan soruşturmaya tepki gösterdi. Açıklamada “Fincancı’nın hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz” denildi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKYB) bölgesinde yürüttüğü askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığına dair iddialarla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu bir açıklama yapmış ve “Konuyu Meclis gündemine taşıyacağım” demişti. Partisinin il eş başkanları toplantısının açılışında gündeme ilişkin konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, TSK tarafından Irak’ın kuzeyinde yürütülen askeri operasyonlar sırasında kimyasal silah kullanıldığı iddialarının bağımsız heyetler tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da “Bu görüntülere TBMM sessiz kalamaz” mesajını paylaşmıştı.

    İddialara için “Bu yönde bir iddia varsa soruşturma başlatılmalı” açıklaması yapan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında ise soruşturma başlatıldı.

    “FİNCANCI’NIN HEDEF GÖSTERİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    “Yaşamın ve Hakikatin Yanındayız” başlığıyla yazılı bir açıklama yayımlayan TTB şu ifadelere yer verdi:

    “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın bir yayın organında uzmanlık alanına dair yaptığı açıklamaların ardından hedef gösterilmesini üzülerek takip etmekteyiz. Şebnem Korur Fincancı hocamız her zaman yaşamın ve yaşatmanın yanında; silahın ve şiddetin karşısında yer almıştır. Bu yönüyle kanalın yayın politikası ve haber diliyle hocamızın ifade ettikleri arasında bir bağ yoktur.

    Şebnem Korur Fincancı’nın hiçbir kurum ve kuruluşu hedef almayan, hakikatin ortaya çıkmasına yönelik bilimsel yöntemi dile getirdiği açıklamaları nedeniyle hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz. Birçok etik ilke ve uluslararası sözleşme hekimler olarak bizlere, yaşamın ve yaşatmanın yanında yer alma sorumluluğunu vermektedir. Bizler de dün olduğu gibi, bugün de yaşamın ve hakikatin yanında olmayı sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    PİRHA-Son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından “Kapatılsın” denilerek, hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak, “Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” dedi.

    AKP’ye yakın kesimler tarafından hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği’ni son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de hedef göstermiş, “Kapatılsın” çağrısında bulunmuştu. Sağlıkta şiddet yasasının çıkması, çalışma koşullarının düzeltilmesi için mücadele eden TTB’den “Buradayız” paylaşımı geldi.

    TTB’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Artık kaybettiklerimizin değil umudun, özgürlüğün, sevincin dilimizde; sağlığımızın, geleceğimizin ellerimizde olduğu günlerde hep birlikte bayramları kutlayabilmek için Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB’den tepki: Yanlış politikaların bedelini ödüyoruz, yönetemiyorsunuz

    TTB’den tepki: Yanlış politikaların bedelini ödüyoruz, yönetemiyorsunuz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamalara tepki gösteren Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Yanlış politikaların bedelini sağlık çalışanları ve toplum olarak ödüyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün gece “Çok yüksek riskli grubu teşkil eden kırmızı kategorideki illerimizin sayısı, nüfusumuzun yüzde 80’ini teşkil eden 58 şehre ulaşmıştır” sözlerine Türk Tabipleri Birliği’nden tepki (TTB) geldi.

    TTB sosyal medya hesabı üzerinden “yönetemiyorsunuz” diyerek şu mesajı paylaştı: “Yapılamayan filyasyon, yetersiz temaslı tespiti ve izlemi, ekonomik çıkarlar için zamanında alınmayan önlemler ve kontrolsüz kaldırılan tedbirler sonucu vaka sayıları hızla arttı. Yanlış politikaların bedelini sağlık çalışanları ve toplum olarak ödüyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Türk Tabipleri Birliği’den Bakan Koca ile ‘yüz yüze’ görüşme talebi

    Türk Tabipleri Birliği’den Bakan Koca ile ‘yüz yüze’ görüşme talebi

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanı Koca’ya gönderdiği mektupta, Covid-19 salgınına dikkat çekerek “Söz konusu ölüm ve hastalıklara engel olacak, azaltacak uygulamaları sizinle yüz yüze görüşmek istiyoruz” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Sinan Adıyaman, Covid-19 nedeniyle ölen hekim sayısının 32’ye ulaştığını belirterek Sağlık Bakanı Koca’ya yazı gönderdi. Bu zamana kadar Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Türk Tabirleri Birliğinin önerilerinin dikkate alınmadığını belirten Adıyaman, yazısında, “Bilgi alışverişinin karşılıklı tarihsel sorumluluğumuz olduğu düşüncesindeyiz” ifadelerini kullandı.

    TTB Başkanı Sinan Adıyaman tarafından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya gönderilen mektubun tamamı şöyle:

    “Sayın Bakan, Türkiye’de, COVID-19 hastalığı nedeniyle yaşamını yitiren hekimlerin sayısı, 5’i Ağustos ayında olmak üzere, 32’ye ulaştı. Bugüne kadar önerilerimiz, yaptığımız uyarılar dikkate alınıp gerekli düzenlemeler yapılmadığı için ülkemizde hastalanan ve ölen sağlık emekçilerinin orantısı, dünya ülkeleri arasında maalesef ilk sıralarda yer almaktadır. Yapılması gerekenler bir an önce hayata geçirilmediği takdirde önümüzdeki sürecin daha da ağırlaşarak devam edeceğinden kaygı duyuyoruz.

    Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak, söz konusu ölüm ve hastalıklara engel olacak, azaltacak uygulamaları sizinle, yüz yüze görüşmek istiyoruz. Bu bilgi alışverişinin karşılıklı tarihsel sorumluluğumuz olduğu düşüncesindeyiz.

    Görüşmemizde Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri ile birlikte, TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu ve üye uzmanlık derneklerinin temsilcilerinin de olması, uzmanlık alanlarının bilimsel bilgi ve tecrübeleri ile çözüme olanak sağlayacak, sürecin şeffaf ve bilimsel olarak yürütülmesine katkı sunacaktır. Kayıplarımız daha da artmadan bu görüşmenin en kısa sürede gerçekleştirilmesi için gerekli çabayı göstermenizi bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TTB Başkanı Adıyaman, toplumsal bağışıklık sisteminin sakıncalarını CAN TV’de açıkladı-VİDEO

    TTB Başkanı Adıyaman, toplumsal bağışıklık sisteminin sakıncalarını CAN TV’de açıkladı-VİDEO

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, CAN TV’de yayınlanan “Bu Sabah” programına konuk oldu. Adıyaman, “Bizim gündemimiz sağlıktır. Şu anda yakıcı bir sağlık krizi yaşanmaktadır. Ağır bedeller ödenerek sürdürülen büyük bir mücadelemiz var ve çalışmalarımız devam edecek” dedi. Adıyaman, “Toplumsal bağışıklık etik bir sistem değildir. Toplumsal bağışıklık adına toplumun %50 hatta %70’i kadarını virüsle temas ettireceksiniz” dedi ve bunun iki sakıncası olduğunu açıkladı. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması sonrasında gündeme gelen “Barolar ve Meslek Odaları’nın yönetim seçimlerinde bir düzenleme” tartışmaları sürüyor. Erdoğan’ın açıklamasından sonra TBMM’de bir çalışma planlandığını belirten TTB Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman, “Seçim sistemlerini değiştirmenin zamanı geldi açıklamasından, Meclis’e sunulmaya hazırlanan bir şey var. Baroların ve Odaların yönetimlerinden rahatsız olan bir hükümet var. Buradan bunu anlıyoruz” dedi.

    “GÜNDEMİMİZ, YAŞANAN SAĞLIK KRİZİ”

    Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman, CAN TV’de Özge Erdoğan Yeşilırmak’ın sunduğu “Bu Sabah” programında son gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.

    Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dillendirilen, “Barolar ve Meslek Odalarının seçim sistemlerinde değişikliğe gidilmesi” konusu ile ilgili “Şu an Türkiye’de çok ciddi sağlık krizleri yaşanıyorken, çok ağır bedeller ödüyorken gündemimizin bunun dışında siyasi polemik olması beklenmemelidir. Bizim gündemimizde yaşanan bu sağlık krizinin önlenmesi adına çalışmalar vardır. Ancak bunu anlıyoruz ki barolar ve meslek odalarının mevcut idarelerinden ya da gelecekteki idarelerinden rahatsız olan bir hükümet var. Türkiye demokratik hukuk devletidir. Bizler anayasal kuruluşlarız. Kamu kurumu niteliğindeyiz. Bu konuyla ilgili bir çalışma planlanıyorsa bizlerle bilgi paylaşımı yapılmalıdır. İktidar barolar ve meslek odaları yürütmelerinde nispi temsil olmasını istiyor ancak bu mümkün değil. Bizim 81 ilde 65 tabip odamız var ve biz 2 yılda bir tabip odalarımızın her üyesinin verdiği oylarla seçimler yaparız. Seçimlerimize listeler girmez isimler girer. Bu kadar demokratik bir sistem uygulanmaktadır. Üye olan her hekim oy verir. Hekimler listelere değil isimlere verir. Hekim arkadaşlarımız kimi görmek istiyorsa ona oy verir ve Ankara Tabip Odası’ndan bilirim, karma yönetimler seçilir” dedi.

    “İKTİDAR HER UYGULAMASINA ALKIŞ TUTACAK BİRLİK, TMMOB, BAROLAR BİRLİĞİ İSTİYOR”

    İktidar tarafından dayatılan düzenleme üzerine konuşan Prof.Dr. Sinan Adıyaman, şöyle devam etti:

    “Hükümet eğer nispi temsilin yürütme içerisinde yetkilendirilmesini istiyorsa, aynı mantıkla hükümet içerisinde de dağılıma gidilmelidir. Azınlığın yönetimde olması isteniliyorsa bugün %50 oy alan iktidar diğer %50 içerisinde de bakanlar paylaştırmalıdır. Bu sistem bunu dayatır. Demokratik çoğunluğun kararı yönetimde temsil edilmeyecekse sistemin tamamen bir anlamı kalmaz. O zaman sizde bakanları paylaştırın. İktidar her uygulamasına alkış tutacak TTB istiyorsa, bir TMMOB istiyorsa, bir Barolar Birliği istiyorsa bunu anlayabiliyorum. Bizim kendi meslektaşlarımıza ve milyonlarca vatandaşa verdiğimiz bir sözümüz var. Hekimliği toplumdan yana ve hiçbir baskı altında kalmadan yapacağız, dedik. Hiçbir zaman birilerinin arka bahçesi olmadık, olmayacağız. Elimizden geldiğince de direneceğiz ve korumaya gayret edeceğiz.”

    AKLIN VE BİLİMİN GEREĞİ NEYSE ONU DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    TTB Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, meslek odalarına yönelik yapılan eleştirilere ilişkin “Sanırım iktidar eleştirmeyen, sessiz kalan bir yönetim istiyor. Doğru yaptıklarına her zaman doğru yaptılar dedik, yapmadıklarına yapılmadı diye eleştiri sunduk. Meslek birliklerinde sürekli alkış tutanları istiyorlar. Biz %70 ile geldik. Bakın %50 artı 1 ile değil %70 ile geldik. Biz doğru bildiğimizi söyleyeceğiz. Aklın ve bilimin gereği neyse biz onu demeye ve yapmaya devam edeceğiz. Toplumun, halkın bunu kabul edeceğine inanmıyorum. Meclis’ten geçirilebileceğini düşünmüyor. Geçirselerde bu karara mahkeme yolu açıktır. Anayasa Mahkemesi var, AİHM var. Herkes yüzünü dönmüş bize bakıyor. Objektif haber yapan, objektif bilgi veren kadrolarımızla bu pandemiyi iyi irdeleyen, nerede yanlış yapıldığını çok açıkça söyleyen bir anlayışımız var” dedi.

    “ANTİDEMOKRATİK MÜDAHALELERİN KARŞISINDA OLACAĞIZ”

    Düzenlemenin TBMM’de kabul edilmesi durumunda atacakları adımları belirten TTB Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman şunları kaydetti:

    “Diğer meslek birlikleri ile iletişim halindeyiz. Şu an için TTB için bir düzenleme yok ama TMMOB üzerine bir çalışmanın olduğu basına yansıdı. Barolar Birliği ile ilgili bir şeyler konuşuluyor, olsun biz TTB olarak anti demokratik müdahalelerin karşısında olacağız. Çünkü bu iktidarın attığı siyasi bir adımdır ve meslek birliklerinin kendisinin arkasında olmasını istediği için böyle bir düzenleme karşımıza çıkarttı. Şimdi elimizden geldiğince halka bunları anlatacağız. Elimizden geldiğince insanlara ulaşıp bu düzenlemenin gerçek maksatının ne olduğunu dillendireceğiz. Bu akşam diğer meslek birlikleri ile birlikte bir toplantı gerçekleştireceğiz. Durumu değerlendireceğiz ve ortak hareket etmek istediğimizi bildireceğiz.”

    “DEMOKRATİK ÜLKELERDE MESLEK ÖRGÜTLERİ BİLİM KURULU’NDA OLURDU”

    TTB Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını Türkiye’de başlamadan önce uyarılarda bulunduğunu belirterek, “Ocak ayında İran’da ölümlü vakalar başladığı zaman biz hemen bir açıklama yaparak, Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet etmiştik.
    Nitekim hemen Bakanlık Bilim Kurulu oluşturma kararı aldı. Ancak oluşturulan kurulda herhangi bir meslek örgütüne yer vermedi. Demokratik ülkelerde meslek örgütleri böylesine önemli bir pandemi sürecinde oluşturulan Bilim Kurulu’nda olurdu. Sağlık Bakanlığı’na mektuplar yazdık ve çalışmaları beraber yürütmemiz gerektiğini belirttik ancak bu karşılık görmedi. Ancak gördük ki yaptığımız her açıklama, yaptığımız her öneri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılık buldu. 1 gün de olsa, 2 hafta da olsa, 1 ay da olsa Sağlık Bakanlığı bizim önerimizi uygulamaya başlıyordu. Bu iyi bir gelişmedir. Sonrasında 5-6 hocamız da Bilim Kurulu’nda görevlendirildi” dedi.

    “KAPİTALİST KAYGILARLA OLAYA YAKLAŞIRSANIZ, İKİNCİ BİR DALGANIN GELMESİ ÇABUKLAŞIR”

    TTB Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, hükümetin salgın sürecini yönetme tarzı üzerinde de değerlendirmeler de bulundu. Adıyaman “Salgın yönetimi konusunda iktidar maalesef zayıf kalmıştır. Pandemi sürecinde işçiler çalıştırılarak salgının yayılımı teşvik edildi. Bilim insanlarının söylediği ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de açıklamalarına göre sonbahar gibi ikinci büyük bir dalgananın geleceği uyarısı yapılıyor. Şu an yapmamız gereken şey maske kullanımından hijyen alışkanlıklarına kadar bunu öğretmek zorundayız. Çözülme olaylarında acele ederseniz birtakım kapitalist kaygılarla olaya yaklaşırsanız, ikinci bir dalganın gelmesini çabuklaştırabilirsiniz. Haziran’ın ortalarına doğru zayıflama görülebilir. Eğer siz hemen alışveriş merkezlerini ve futbol müsabakalarını başlatırsanız bu çözülme yazın ortasına kadar da kalabilir” dedi.

    “TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK ETİK BİR SİSTEM DEĞİLDİR”

    Başka ülkelerin uyguladığı ve sonrasında pişman olduğu toplumsal bağışıklığın güçlendirilmesi adımları ile ilgili konuşan Prof.Dr. Sinan Adıyaman şunlara dikkat çekti:

    “Toplumsal bağışıklık etik bir sistem değildir. Toplumsal bağışıklık adına toplumun %50 hatta %70’i kadarını virüsle temas ettireceksiniz. Bunun iki sakıncası vardır.

    Birincisi sağlık hizmetleri ve koşulları buna karşılık veremeyebilir. Halbuki bunun hızını azalttığınız zaman en iyi yöntemi bulacaksınız.

    İkinci sakıncası da şudur: Bir risk grubu vardır. 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan insanları virüsün kucağına attığınız zaman kaybınız çok olacaktır. Hızlı bir şekilde toplum bağışıklığı sağlanabilir. Ancak bu etik değildir çünkü çok fazla kayıp verirsiniz.”

    Türkiye’nin uyguladığı çalışmalar ile ilgili konuşan Adıyaman, “Umarım Türkiye böylesine korkunç bir adımı atmaz hatta düşünmez bile, bu insani olarak etik değildir. İngiltere uyguladı ve hemen vazgeçti çünkü inanılmaz rakamlara erişebilir kayıp sayısı. Sağlık Bakanlığı’na çağrı yapıyorum bu tür kaygıların olmaması adına şeffaf olmaya ve aklın sağduyunun ve bilimin mutlak rehber seçilmesini tavsiye ediyorum” diye konuştu. 

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • ‘Covid-19 tanısı ve tedavisi  ‘meslek hastalığı’ olarak kabul edilmeli’

    ‘Covid-19 tanısı ve tedavisi ‘meslek hastalığı’ olarak kabul edilmeli’

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Covid-19 tanısı veya tedavisi alan sağlık çalışanlarının hastalıklarının ‘meslek hastalığı’ olarak kabul edilmesi gerektiğini bildirdi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, sağlık çalışanlarının koronavirüse karşı en önemli risk grubunda olduğuna dikkat çekerek, Covid-19 tanısı veya tedavisi alan sağlık çalışanlarının hastalıklarının ‘meslek hastalığı’ olarak kabul edilmesi gerektiğini bildirdi.

    TTB’den yapılan açıklamada, “Covid-19 tanısı alan ve buna göre tedavi gören sağlık çalışanlarının hastalığının meslek hastalığı olarak kabulü hekimler ve sağlık çalışanları için bir haktır. Bunun herhangi bir tereddüte yer verilmeden uygulanması, istemesek de hastalık görüldüğünde gerçekleştireceğimiz bildirim ve bu sürecin takibiyle çok yakından ilişkilidir. Bu bağlamda hekim ve sağlık çalışanlarını dayanışma içinde bu sürece sahip çıkmaya ve bildirim belgelerini sağlık kurumu ile birlikte Türk Tabipleri Birliği ile de paylaşmaya davet ediyoruz” denildi.

    İZMİR TABİP ODASI: 447 SAĞLIK ÇALIŞANI COVID’E YAKALANDI

    İzmir Tabip Odası, kentte Covid-19 tanısı konan sağlık çalışanı sayısının 447 olduğunu duyurdu.

    Virüse yakalanan 447 kişiden 142’si hekim, 2’si diş hekimi, 137’si hemşire/ebe/sağlık memuru, 81’i personel, 16’sı tıbbi sekreter, 23’ü teknisyen, 30’u memur, 6’sı eczacı, 2’si psikolog, 5’i güvenlik görevlisi, 1’i şoför, 2’si ise mühendis olarak açıklandı. (HABER MERKEZİ)

  • Kaç sağlık emekçisi koronavirüsten yaşamını yitirdi? Türk Tabipleri Birliği açıkladı

    Kaç sağlık emekçisi koronavirüsten yaşamını yitirdi? Türk Tabipleri Birliği açıkladı

    Türk Tabipleri Birliği Covid-19 tanısı konan sağlık çalışanlarının sayısını açıkladı. Covid-19 pozitif tanısı konan 3 bin 474 sağlıkçının bin 307’sini hekimler oluştururken, sağlık çalışanlarına pozitif tanısının en yoğun şekilde konulduğu il, 2 bin 5 kişiyle İstanbul oldu.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, korona virüsü nedeniyle Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu’nun yaşamını yitirdiği 1 Nisan 2020 tarihinden bugüne kadar, 14’ü hekim 24 sağlık çalışanının yaşamını yitirdiğini, yüzde 38’ini hekimlerin oluşturduğu 3 bin 474 sağlık çalışanının Covid-19 tanısı aldığını açıkladı.

     İSTANBUL’DA 2 BİNİN ÜZERİNDE POZİTİF VAKA VAR

    Türkiye’nin 44 ilinde kamu ya da özel sağlık kurumu ayırt edilmeden tüm sağlık kurumlarını kapsayan rapora göre, tanı almış hekim sayısına 37 ilde ulaşıldı.

    Tanı almış hekim sayısının en yüksek olduğu iller İstanbul, Ankara, Kırklareli, İzmir ve Adana olarak belirlendi.

    İstanbul’da 960’ı hekim olmak üzere toplam 2 bin 5 sağlık çalışanının Covid-19’a yakalandığı raporda ifade edilirken, bu illeri sırasıyla 12 sağlık çalışanı ile Diyarbakır, 11 ile Kırklareli, 11 ile Antalya, 10 ile Bursa, 9 çalışan ile Samsun izledi.

    Rapora göre Covid-19 pozitif tanısı konan 3 bin 474 sağlıkçının bin 307’sini hekimler oluştururken 2 bin 167 kişi ise diğer sağlık çalışanları olarak kayıtlara geçti.

    “SAĞLIK BAKANLIĞI AÇIKLAMAYINCA AÇIKLADIK”

    “Türkiye’de Covid-19 Tanısı Almış Sağlık Çalışanlarının Sayısı Artıyor” başlığıyla yayınlanan raporda, “Tedavi gören bütün hekim ve sağlık çalışlarının bilgisine sahip olan Sağlık Bakanlığı veri açıklamayınca Türk Tabipleri Birliği olarak kendi sınırlı olanaklarımızla ve ‘en az sayı olarak açıklanabilecek’ rakamları tespit etmeye çalıştık. Bu çalışmada Türk Tabipleri Birliği tarafından, Tabip Odaları aracılığıyla, illerde ulaşılabilen sağlık kurumlarından hasta sağlık çalışanı sayıları derlenerek, Covid-19 salgınında genel durum değerlendirilmeye çalışılmıştır” denildi.

  • KESK İzmir’den bölge mitingi öncesi İzmir Barosu ve TTB’ye ziyaret

    KESK İzmir’den bölge mitingi öncesi İzmir Barosu ve TTB’ye ziyaret

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu,  11 Ocak’da, ‘Halk için bütçe, demokratik bir ülke istiyoruz’ sloganıyla yapılacak miting kapsamında İzmir Barosu ve Türk Tabipleri Birliğini’ne ziyaret gerçekleşti. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve KESK’e bağlı sendikalar adalet, demokrasi ve barışı güçlendirme talepleriyle 11 Ocak tarihinde İzmir’de kitlesel bir bölge mitingi düzenleyecek.

    Gerçekleşecek bölge mitingi için KESK İzmir Şubeler Platformu, emek örgütleri ve emekten yana tavır alan siyasi partilere de çağrıda bulunarak İzmir Barosu ve Türk Tabipleri Birliği ziyaret gerçekleştirdi.

    PİRHA/İZMİR

  • TTB 70. büyük kongresine çağrı yaptı

    TTB 70. büyük kongresine çağrı yaptı

    TTB’nin 70’inci büyük kongresi öncesi katılım çağrısı yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, kongrenin barış talep eden seçilmiş bir meslek örgütünün yöneticilerinin haklarının tanınmadığı bir dönemde yapıldığına vurgu yaparak, “adalet” talebi olan tüm kesimleri kongreye davet etti.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Genel Merkez binasında 22 Haziran’da 65 tabip odasından gelecek delegelerle gerçekleştirecekleri “Tababet İçin Adalet” temalı 70’inci Büyük Kongre gündemi ve ayrıntılarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, TTB Merkez Konseyi üyeleri Prof. Dr. Gülriz Erişgen ve Dr. Selma Güngör ile Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut’un katıldığı basın toplantısında, açıklamayı Sinan Adıyaman okudu.

    Kongreye, 2016-2018 dönemi TTB Merkez Konseyi üyelerinin “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklamasını yaptıkları için hapis cezasına çarptırıldığı bir dönemde yapıldığına vurgu yapan Adıyaman, “Bu ceza verilirken evrensel tüm hekimlik değerlerinin ve hukuk kurallarının altüst edildiği, barış talep eden seçilmiş bir meslek örgütünün yöneticilerinin haklarının tanınmadığı, iyi hekimlik değerlerini savunan meslektaşlarımıza gözdağı verilmek istenen bir dönemde yapılıyor” diye belirtti.

    “ELEŞTİRİLMEYEN SİYASAL ORTAM SAĞLIKTA EŞİTSİZLİKLERİN YAŞANMASI DEMEKTİR”

    Kongreye giderken artık ülkede adaletten söz etmenin olanağının kalmadığını ifade eden Adıyaman, “AKP iktidarına muhalif meslek örgütleri, sendikalar, siyasal partiler, toplumun örgütlü kesimleri cezalarla yıldırılmaya ve yok edilmeye çalışılmaktadır. Adaletin olmadığı bir ülkede toplumun yaşam hakkından söz edilemeyeceği gibi, sağlık hakkından da söz etmek mümkün değildir. Çünkü artık eleştirmek hatta önermek dahi yasaktır. Eleştirilmeyen ve dayatmalarla yürütülen bir siyasal ortamın sağlıkta eşitsizliklerin yaşanması, kızamık salgınlarının ve sağlıkta bölgesel farklılıkların giderek artması demektir. Halkın sınırlı kaynaklarının Şehir Hastaneleri adıyla özel şirketlere aktarılması gibi ülkenin sağlık alanındaki ihtiyaçlarının gözetilmesi yerine israf yapılması demektir.”

    “KARANLIĞIN KISA SÜREDE YOK OLACAĞI UMUDUYLA”

    Kongrenin Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden geçtiği bir dönemde yapıldığını vurgulayan Adıyaman, TTB, tabip odaları ve Türkiye’nin dört bir tarafından gelecek hekimler olarak bu karanlığın en kısa sürede yok olacağına olan umutla kongreyi gerçekleştireceklerini söyledi. Adıyaman, “Kongremizi yaşamdaki tüm adaletsizliklere ‘Tababet İçin Adalet’ talebiyle karşı duracağımızı haykıracağız” diyerek, tababet için adaletin, sağlıklı toplum, kadınlar, sanatçılar, Gezi direnişçileri, gazeteciler, barış akademisyenleri, öğrenciler için adalet anlamına geldiğini ifade etti.

    “ADALET TALEBİ OLAN TÜM KESİMLERİ DAVET EDİYORUZ”

    TTB’nin, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden, barıştan yana mücadelesini uzun yıllardır verdiğini dile getiren Adıyaman, Türkiye’de, “adalet” talebi olan tüm kesimleri, davet ederek, “Birlikteliğimizi, dayanışmamızı ve adaletsizliklere olan tepkimizi birlikte haykırmayı diliyoruz” dedi.

  • BES’ten TTB üyelerine destek: Savaş halk sağlığı sorunudur, yaşasın barış-VİDEO

    BES’ten TTB üyelerine destek: Savaş halk sağlığı sorunudur, yaşasın barış-VİDEO

    PİRHA-Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Sekreteri Aziz Özkan, TTB Merkez Konseyi üyelerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Özkan, iktidarın TTB’yi kendilerine muhalif bir yapı olarak gördüğü için kuşatma altına almaya çalıştığını söyledi. 

    Haberin videosu

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Sekreteri Aziz Özkan Türk Tabipler Birliği’ne yönelik yapılan operasyona ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Aziz Özkan, TTB’ye yapılan saldırıyı kınadıklarını belirterek,  “TTB yanında olduğumuzu buradan ifade etmek istiyoruz. TTB’ye yapılan saldırının aslında salt basit bir saldırı olarak görülmemesi gerekiyor. Çünkü TTB’nin söylediklerine bakmak gerekiyor” dedi.

    “İKTİDAR TTB İTİBARSIZLAŞTIRMAK İSTİYOR”

    TTB’nin ‘’Savaş bir halk sağlığı sorunudur’’ söylemini hatırlatan Özkan, başlatılan linç kampanyası üzerine  TTB’nin itibarsızlaştırılmak istendiğini kaydetti.

    İktidarın TTB’yi kendilerine muhalif olan bir yapı olarak gördüğü için birliği kuşatma altına almaya çalıştığını belirten Özkan, şunları ifade etti:

    “Biz KESK ve bağlı sendikalar olarak TTB’nin yanında olduğumuzu söyledik ve yanlarında durmaya devam edeceğiz. Bu saldırıyı boşa çıkaracak hamlelerle mücadelenin içerisinde olacağız. Aslında TTB’nin yaptığı açıklamada hiçbir sorun yok. Savaşın doğayı, insanı, yaşamı katlettiği ile ilgili bir söylemi üzerine başlatılan linç kampanyası var. Mevcut sivil toplum kuruluşlarından yandaş olanlara dahi desek ki savaş sizin için ne ifade ediyor? Emin olun ki; kendileri de savaşın yıkım, gözyaşı, ölüm, doğa katliamı, ücrette gerileme, açlık ve sefalet olduğunu söyleyecektir. Ama burada sınırlarımız dışında yapılan bir operasyona tek bir muhalif sesin bile çıkarılmasına izin verilmiyor. TTB nezdinde bir kümelenme, muhaliflerin birarada durmasını engelleme, çalışması yapılıyor. Biz bu mücadelenin içerisinde KESK ve KESK bağlı sendikalar olarak ezelinden beri vardık, var olacağız, Biz savaşa karşı barışı, siyaha karşı beyazı, karanlığa karşı aydınlığı savunmaya devam edeceğiz. Bundan bir adım dahi geri adım atmayacağız. Bu savaş politikalarını gittiğimiz her yerde işyerlerinde, sokakta, anlatacağız anlatmaya devam edeceğiz.”

    “SAVAŞ ZARAR VERİYOR”

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Sekreteri Aziz Özkan, savaşın topluma, insanlığa, doğaya, emeğe, zarar verdiğini vurgulayarak, “Savaş bir halk sorunudur. Bu sorunu ortadan kaldırmak için yaşasın barış diyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • 13 demokratik kitle örgütünden, ‘OHAL değil demokrasi’ çağrısı

    13 demokratik kitle örgütünden, ‘OHAL değil demokrasi’ çağrısı

    PİRHA- Alevi kurumlarının da içinde olduğu 13 demokratik kitle örgütleri yaptıkları ortak açıklamada, “OHAL değil demokrasi! KHK’ler iptal edilsin” dedi.