Etiket: türkan akbıyık

  • 50 Kişilik koro, kültürel asimilasyona karşı deyişler ve nefesler seslendiriyor-VİDEO

    50 Kişilik koro, kültürel asimilasyona karşı deyişler ve nefesler seslendiriyor-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Batıkent Şubesi’nde yürütülen koro çalışması yıldan yıla ilgi görerek kadrosunu genişletti. 50 kişinin yer aldığı koroda, deyişler ve nefesler hep bir ağızdan seslendiriliyor. Koronun başındaki isim Türkan Akbıyık, yaptıkları çalışma ile kültürel asimilasyona engel olunduğuna da vurgu yaptı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Batıkent Şubesi, inşası yeni biten binasında çalışmalarına başladı. Birçok alanda hizmet veren şube, kültür ve inanç çalışmalarına ise ayrı bir önem gösteriyor. Bağlama ve semah kurslarının yanı sıra koro çalışmaları da yoğun ilgi görüyor.

    Koronun yöneticisi Türkan Akbıyık ile cemevi bünyesinde sürdürülen kültürel faaliyetleri konuştuk.

    TALEP DAHA ÇOK KADINLARDAN GELİYOR!

    Her geçen gün koroya ilginin arttığını belirten Türkan Akbıyık, şimdilik 50 kişi ile müzikal çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Koronun %90’ının kadınlardan oluştuğunu söyleyen Akbıyık, çalışmalara dair “Gelen talepler doğrultusunda genelde deyiş okuyoruz. Kültür ve inanışımızın gereği de daha çok deyiş söylemek isteniyor ama sololarda katılımcılar ne söylemek isterlerse onu söylüyor. Bu sene bağlamaya ek olarak ikinci bir üflemeli enstrüman çalan Cemal babayı da (Enver Cemal Şahin) dahil ettik. Kendisi derneğimizde aynı zamanda cenaze erkanı hizmetlerini yürütüyor. Yeni yeni nefesli enstrüman çalmaya başlamış ve şimdi bize eşlik ediyor” dedi.

    “ASİMİLASYONA ENGEL OLMAK ADINA HİZMET YÜRÜTÜYORUZ”

    Türkan Akbıyık, Alevi inancına yönelik asimilasyonun kültürel alan üzerinden yürütüldüğüne de değindi. AKP-MHP hükümeti tarafından Alevi toplumuna yönelik baskı politikalarına işaret eden Akbıyık, şunları söyledi:

    “Asimilasyon çok ileri bir seviyede. Özellikle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açıldıktan sonra bütün Alevi köylerine ziyarete gidildi. Bu yerlerden birisi de benim köyüm oldu. O yüzden asimilasyona engel olmak adına bizler zaten cemevinde inançsal, kültürel ve Yol hizmetlerimizi yürütmeye çalışıyoruz. Ve diğer müzik çalışmaları haricinde semah çalışmalarımız da mevcut. Pazartesi günleri saz, çarşamba günleri koro ve perşembe günleri de semah programlarımız var. Katılmak isteyen herkesi alıyoruz. Özel bir sınavdan falan da geçirmiyoruz; kim canı gönülden gelip katılmak istiyorsa dahil ediyoruz. Buraya gelenlerin hepsi aynı zamanda üyelerimiz. Koroyu çalıştırıyorum ancak ben de profesyonel değilim. Ben de buranın içerisinden çıkan bir bireyim. Koro talebi özellikle kadınlardan gelince ben de öncülük ettim. Burada güzel bir birliktelik var. Öyle ki bütün koro üyeleri çarşamba gününü iple çekiyor. Hatta tatil yaptığımız zaman ya da bir aksilik sebebiyle erteleme durumunda herkeste bir üzüntü görebiliyorum.”

    EZGİLERİNİ SAHNELERDE SESLENDİRECEKLER!

    Yapılan koro çalışmasını ileri tarihlerde sahneleyeceklerini de belirten Türkan Akbıyık, “Bir süredir cemevimiz inşaat halinde olduğu için sahneleme işini çok yapamadık ama örneğin her sene anneler günü etkinliği yapıyoruz. Birkaç özel tarihte sahneye çıktık. Tabii ki gelecek dönemde de benzer sahne performanslarımız olacak” diye belirtti.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Koro çalışması yürüten kadınlar: Cemevinde özgürlüğümüze kavuşmuş gibi olduk-VİDEO

    Koro çalışması yürüten kadınlar: Cemevinde özgürlüğümüze kavuşmuş gibi olduk-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Yenimahalle Şube üyeleri, pandemi sebebiyle ara verilen müzik çalışmalarına yeniden başladı. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu koroda deyişler ve halk ezgileri seslendiriliyor. Koro üyesi kadınlar, cemevleri bünyesindeki kültürel aktivitelerin artması gerektiğini belirterek, kadınların daha aktif olmaları için çağrıda bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şube, 2020 yılında başlattığı koro çalışmasına pandemi sebebiyle bir yıl ara vermişti. Yoğun istek üzerine yeniden bir araya gelen müzisyenler, büyük bir özveriyle deyiş ve halk ezgilerini seslendiriyor.

    Koro şefi olan Zakir Türkan Akbıyık, çalışmanın ilk başlangıç döneminde 45 kişi ile yola koyulduklarını ancak salgından sonra sayının düştüğüne dikkat çekiyor. Mevcut sayının 35 civarında olduğunu söyleyen Türkan Akbıyık, pandemi sebebiyle çalışmaların bir hayli zorlu olduğunu da belirtiyor.

    “AMACIMIZ GÖNÜLLERİMİZİ BİRLEMEK OLDU”

    PSAKD Yenimahalle Şubesi’nde bir yandan da inşaat sürüyor. Koro üyeleri, yeni cemevinin yapılıyor olması nedeniyle müzik çalışmalarını yemekhanede yürütüyor. Mevcut koşullar nedeniyle bir yıl çalışma yapamadıklarını anlatan Türkan Akbıyık, yeni döneme dair PİRHA’ya şu açıklamayı yaptı:

    “Korodaki arkadaşlarımız o kadar azimliler ki ‘Ne zaman başlayacağız diye?’ soruyorlardı. Pandemi sebebiyle çalışmalara devam etmek konusunda ben de çok istekli değildim çünkü canlarımız belirli bir yaş üzerinde. Ama o kadar istek sonrasında kursumuzu tekrardan açtık. Bağlama çalanlar ve koroda olan arkadaşların hepsi buranın üyeleri. Örneğin bağlama çalanın annesi ayrıca türkü söylüyor. Kardeş ya da anne-kız gelenler var. Kapımız herkese açık. Her yaştan katılımcımız var ancak erkek sayımız her kültürel etkinliklerde olduğu gibi bizde de az. Ama kadınlarımız sağolsunlar işten çıkıp, evlerinin işini bırakıp koşarak buraya geliyorlar. Burada hem güzel zaman geçiriyorlar hem kültürlerini, deyişlerini öğreniyorlar.
    Koroya katılanların hiçbirisini sınav yaparak almadık. Ben de dahil hiçbirimiz profesyonel değiliz. Amacımız burada bir birliktelik olsun, hep beraber cemevinde buluşup güzel zaman geçirelim istedik. Amacımız burada gönüllerimizi birlemek oldu.

    Gelecek dönemde de sahne performanslarımız olacak. Batıkent’te mutlaka bir kadın etkinliği olacak ve biz orada türkülerimizi insanlara dinletmek istiyoruz.”

    “ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE KAVUŞMUŞ GİBİ OLDUK”

    Gülsen Elif Toprak, sesiyle öne çıkan koro üyelerinden birisi. Bir yemek firmasında aşçı olarak çalışan Toprak, koro çalışmasında yer almaktan ötürü memnuniyet duyduğunu belirterek diğer kadınların da benzer aktivitelerde yer alması için şu çağrıyı yaptı:

    “İşten sonra buraya gelip güzel aktivitelere yöneliyoruz. Müziğe ilgimden ötürü bazı ortamlarda söylediğim oluyordu ancak buradaki ilk müzik çalışmam oldu. Müzik bizim için her şey demek. Anlatamadıklarımızı, dilimize dökemediklerimizi müzikle döküyoruz. Türkülerin sözleri bize yetiyor.”
    Cemevlerinde faaliyet yürütmenin kendilerinde güzel hissiyat oluşturduğuna da dikkat çeken Elif Toprak, “Burada özgürlüğümüze kavuşmuş gibi olduk” diyerek şöyle devam etti:

    “Bizler cemevlerinde şu ana kadar konuşamadıklarımızı dile getirdik. Bizler sanki daha yeni yeni aydınlanıyor, dışarı çıkıyoruz gibi. Buralarda olmak çok güzel bir duygu. Kadınlar susmasınlar, özgür ve aydın olsunlar. En önemlisi de türkü söylesinler. Konuşmak istediklerini içlerine kapatmasınlar. Sokaklarda, cemevlerinde, derneklerde her yerde kadınlar susmasın.”

    “KONUŞACAKLARIMIZI BURADA ÖZGÜRCE DİLE GETİREBİLİYORUZ”

    Fikriye Bektaş da bir diğer kadın korist. Ev işçisi olarak çalışan Bektaş, Çarşamba akşamları ise müzik çalışmasına dahil oluyor. Cemevindeki müzik çalışmasında olmaktan ötürü mutlu ve huzurlu hissettiğini söyleyen Bektaş, duygularını şu sözlerle anlatıyor:

    “Burada kafamızı rahatlatıyor, inancımızı yükseltiyoruz. Aleviler olarak buralarda yolumuzu devam ettiriyoruz. Bizler aydın insanlarız, konuşacaklarımızı burada özgürce, baskı altında olmadan dile getirebiliyoruz. O nedenle kadınların buraya gelmesini öneriyorum.”

    “KADINLAR EVE KAPANIP ‘TEMİZLİK YAPACAĞIM’ DEMESİNLER”

    Birsen Güller de koroda yer alan kadınlardan bir diğeri. Cemevinde kültürel bir faaliyet yürütmekten ötürü memnuniyetini dile getiren Güller de kadınlara çağrıda bulunup şu konuşmayı yaptı:

    “Burada olmak heyecan veriyor. Bunun için de türkü okurken heyecandan söyleyemiyorum. Ama insanın kendisini geliştirmek, yetiştirmek için burası motive ediyor. Bir işim var ve iş çıkışında mümkün olduğunca buraya gelip çalışmalara katılıyorum. Haftanın 5 günü çalışıyorum. Koro çalışmamız sadece bir gün oluyor. O nedenle bu günü heyecanla bekliyorum. Gündüz işteyken zaten mutfakta provamı da yapıyorum. Arkadaşlarım ‘Bizim aşçı ablamız yine söylemeye başlamış’ diyorlar.
    Kadınlar özgür olsun ve eve kapanmasınlar. Erkeklerin baskılarına karşı dursunlar. En önemlisi kendilerine güvenleri olsun. Eve kapanıp çocuk yapıp, el işi yapıp, ‘Ev temizleyeceğim’ demesinler. Ben çalışıyorum aynı zamanda emekliyim ve haftanın bir günü yaptığımız bu çalışmayı iple çekiyorum.
    Bizler bu mevcut cemevini çok zor şartlar altında sahiplendik. Burada yatıp sabah işe gittiğimiz günler oldu. Bu tür faaliyet gösteren cemevlerimiz her yerde olsun. Ama devlet bize bu imkanları vermiyor. Biz Alevilerin önünü açmıyor. Daha çok güzel faaliyetlerimiz olabilir ancak önümüze hep engeller konuyor. Mesela şu an devlet cemevlerini konut statüsünde görüyor yani ibadethane olarak buraları görmüyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Batıkent Cemevinde Sivas anması: ‘Madımak utanç müzesi olacak’-VİDEO

    Batıkent Cemevinde Sivas anması: ‘Madımak utanç müzesi olacak’-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Batıkent Cemevinde anıldı. Anmada “Unutmadık, unutturmayacağız” denildi.

    2 Temmuz Sivas Katliamının 27. yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın,yazar ve sanatçı için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şubesi Batıkent Cemevinde anma düzenlendi.

    Anmada, PSAKD  Yenimahalle Şube  Sekreteri Türkan Akbıyık, Sivas Katliamın planlı olduğuna dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Katliamdan sonra gerici katil güruh içinden sadece küçük bir grup hakkında dava açıldı. Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğu ya hiç ceza almadılar ya da küçük cezalarla kurtuldular. Hiçbir sağlık sorunu olmayan ve katliamda başı çekip mahkemede hiçbir pişmanlık belirtmeyen Ahmet Turan Kılıç haksız ve hukuksuz bir kararla affedildi. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı ise hiç bulun(a)madı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Bir kısmı da arama kararlarına rağmen ellerini kollarını sağlayarak yurtdışına çıktılar. Daha sonrasında devlet tarafından bulun(a)mayan bu katiller zamanaşımı kararıyla ceza almaktan kurtuldular. Dönemin başbakanı olan AKP Genel Başkanı ise bu karar için “hayırlı olsun” dedi. Halen yurtdışında yaşayan katillerin iadesi için hiçbir çaba gösterilmedi. Tam tersine bu katillerin iade edilmemeleri için bilerek yanıltıcı ve yanlış bilgiler verildi. Haklarında ceza kesinleşmiş olan  11 sanıktan biri yakalanmış ve cezaevine gönderilmiştir. Bir sanık ölmüş(Cafer Erçakmak) fakat 9 sanık halen yurtdışındadır. Haklarında kırmızı bülten olmasına karşın Avrupa ülkeleri arananları iade etmemişlerdir. Bu ülkelere katillerin iadesi için çağrıda bulunuyoruz. Davası halen devam eden  3 sanığın da iadesi konusunda çağrımızı yeniliyoruz. Sivas katillerinin avukatları AKP tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak ödüllendirildiler. Sivas Katliamından bugüne kadar 27 yıl bu şekilde geçti.”

    “Bugün ise AKP iktidarı sadece Alevilere değil diğer tüm ilerici-demokrat-muhalif toplum kesimlerine karşı da baskı ve sindirme politikalarını sürdürmektedir” diyen Akbıyık, “Aleviler üzerindeki bin yıllık asimilasyon ve yok etme politikaları AKP iktidarı tarafından da hevesle devam ettirilmektedir. Kutsal mekanlarımız ya çeşitli şekillerde yok ediliyor ya da çeşitli gerekçelerle elimizden alınarak Siyasal İslamcı birtakım karanlık yapılara teslim ediliyor. Cemevlerimiz tanınmıyor. Alevi çocuklarına zorla din dersleri dayatılıyor. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarının üzeri devlet tarafından ısrarla örtülüyor. Alevi köylerine zorla Cami yapılıyor. Cami olmayan köylerimize hizmet götürülmüyor. Kamuda ayrımcılığa uğruyoruz. Gençlerimiz Alevi kimliklerinden dolayı işe alınmıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Akbıyık, “2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı özünde sadece Alevilere karşı değil; ezilen, ötekileştirilen, dışlanan, yok sayılan bütün toplumsal kesimlere  karşı yapılan bir katliamdır” diyerek, “gelin hep birlikte dayanışmayı ve mücadeleyi büyütelim. Büyütelim ki bize bu acıları yaşatanlardan hesap sorabilelim” çağrısı yaptıktan sonra ortak basın metninde ismi geçen kurumlar olan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin yer aldığını ifade etti.

    Açıklamanın ardından deyişler okunarak program sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Batıkent Cemevinde Xızır Cemi tutuldu-VİDEO

    Batıkent Cemevinde Xızır Cemi tutuldu-VİDEO

    PİRHA – Dersim-Der Ankara Şubesi, PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevinde Xızır Cemi tuttu. 

    Batıkent Cemevinde, Celal Abbas Ocağı’ndan İbrahim Erzincan, Axuçan Ocağından Belgüzar Akbıyık ile zakir Türkan Akbıyık ve Hıdır Çelebi’nin katılımıyla Xızır Cemi tutuldu. Ceme katılan tüm canlardan rızalık alınmasının ardından gülbang okunarak çerağlar uyandırıldı.

    Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz yaptığı kısa konuşmasında,  “Xızır Dersim inancında kutsal bir aydır. Şubat ayı Dersim’de de Xızır ayıdır. O vesile ile buraya toplandık. Hepinizin ayaklarına sağlık. Lokmalarınız hakk katında kabul ola” dedi.

    “XIZIR YARDIMLAŞMAYI SEVENİN YANINDA OLUR” 

    Dede İbrahim Erzincan ise Xızır’a ilişkin yaptığı konuşmasında “Xızır herkesin evinde var olsun; aşına, işine, bereket getirsin. Xızır ayı tabii ki olmazsa olmazlarımızdır. Mazlumun yanında var olan Xızır’ı biz arıyoruz. O Xızır’ı da kendi içimizde aramamız lazım. Yardımlaşıp, dayanışırsak, örgütlü, akıllı, bilime dayalı, insanlığa hizmet eden, bir toplum yetiştirirsek o zaman Xızır’ı anlamış ve tanımış oluruz. Günümüzün Xızırları olmamız için, iyi bir toplum, iyi bir insan, iyi bir nesil ve çevresini aşılatacak bir toplum yaratmak için hepimizin hazır olması lazım. Bir öğrenci okutabiliyorsak, onun dört yıllık burs ücretini kendi aramızda paylaşıp ödeyebiliyorsak, o zaman biz Xızır’ın görevini yapmış oluyoruz. Xızır yardımlaşmayı seven, Xızır dayanışmayı seven, Xızır paylaşımı sevenin yanında olmuştur” dedi.

    Konuşmaların ardından Zakir Türkan Akbıyık ve Deniz Hıdır Çelebi’nin söylediği deyişlerle semaha duruldu. Cemin ardından lokmalar paylaştırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA