Etiket: türkiye alevi federasyonu

  • Alevi örgütlerinden yeni yıl mesajı: 2026 eşitlik ve barış dolu bir yıl olsun- VİDEO

    Alevi örgütlerinden yeni yıl mesajı: 2026 eşitlik ve barış dolu bir yıl olsun- VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının yöneticileri, 2025 yılının hak ihlalleri, adaletsizlikler ve katliamlarla geçtiğini belirterek, 2026 yılına barış, eşitlik ve demokratik toplum mücadelesini büyütme çağrısıyla girilmesi gerektiğini vurguladı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yöneticileri, 2025 yılına dair değerlendirmelerini paylaşarak 2026 yılına ilişkin beklentilerini açıkladı. Yöneticilerin değerlendirmesinde Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar, kadınlara dönük şiddet, hukuksuzluk ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yılda barış, adalet ve demokratik toplum mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

    “KATLİAMLARI KINIYOR, MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, geride kalan yılın hem olumlu hem de ağır acılarla geçtiğini belirtti. Suriye’de Dürzi ve Alevilere yönelik saldırılara dikkat çeken Gül, bu katliamları güçlü bir şekilde kınadıklarını söyledi. Kadınlara yönelik şiddet ve katliamların da devam ettiğini hatırlatan Gül, “Geçen yıl hem güzel hem de olumsuz olaylar yaşadık. Suriye’de yaşanan katliamları kınıyoruz. Kadınlar üzerinde gelişen katliamlar da devam etti. Umut ediyoruz ki önümüzdeki yıl güzel şeyler olur. Bunu sadece umut etmiyoruz, aynı zamanda mücadelesini de vereceğimizi belirtmek isterim. Yeni yıl huzur mutluluk ve barış ve eşitlik getirsin” diye konuştu.

    KETE’DEN BİRLİĞİN GÜÇLENDİĞİ BİR YIL DİLEĞİ

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Alevi inancında yeni yılın yalnızca takvimsel bir başlangıç olmadığını belirterek, bunun aynı zamanda bir “eşik” anlamı taşıdığını söyledi. Kete, eşiğin yüzleşme, niyet etme ve hakikat mücadelesinde yeni bir süreci ifade ettiğini dile getirdi.

    2025 yılının Aleviler açısından hak ihlalleri, eşitsizlik ve hukuksuzluklarla geçtiğine dikkat çeken Kete, inançlarının hala hukuki olarak tanınmadığını söyledi. Eğitim müfredatları ve kamusal alanlarda cinsiyetçi ve tekçi anlayışların dayatıldığını belirten Kete, bu gerçekliğin görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. “Biz bu topraklarda misafir değiliz, eşit yurttaşız” diyen Kete, barışın Alevi inancının temel bir erdemi olduğunu ifade etti. 2026 yılının Aleviler açısından suskunluğun değil, hakikatin konuşulduğu; ayrışmanın değil, birliğin güçlendiği bir yıl olması temennisinde bulundu.

    “SESSİZLİK KATLİAMLARIN ORTAĞIDIR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan ise 2025 yılını özellikle Alevi hareketi açısından değerlendirdi. Demokratik Alevi hareketinin tüm baskılara rağmen hükümetin inkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüttüğünü vurgulayan Aslan, bu mücadelenin koşullar gereği büyük zorluklarla sürdürüldüğünü söyledi.
    Siyasi tutuklamalar, kayyum uygulamaları ve hukuksuzlukların 2025 yılına damga vurduğunu ifade eden Aslan, Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarının yılın en acı başlığı olduğunu dile getirdi. Cihatçı gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırıların sürdüğünü belirten Aslan, başta Türkiye olmak üzere uluslararası kamuoyunun sessizliğine tepki gösterdi.
    Aslan, “Başta Türkiye olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri ve dünya ülkelerinin sessizliği, üç maymunu oynaması elbette ki canımızı acıtmaya devam ediyor. Herkes şunu bilmeli ki Suriye’de yaşanan katliamlardan, hayatını kaybeden her canın sorumlusu sessiz kalan ülkelerdir” dedi. 2026 yılına dair beklentilerini ise eşitliğin, laikliğin, demokrasinin ve özgürlüğün egemen olduğu bir yıl temennisiyle dile getirdi.

    “HOŞGÖRÜNÜN ÇOĞALDIĞI BİR YIL OLSUN”

    Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç ise,“2026 yılı Hakk’ın nurunun yolumuzu aydınlattığı, canların bir olduğu, gönüllerin rızalıkta buluştuğu, darda olanın darına koşulduğu, lokmaların pay edildiği, sevginin, hoşgörünün ve adaletin çoğaldığı bir yıl olsun. Yolumuz hak yolu, muhabbetimiz daim, birliğimiz ve dirliğimiz baki olsun. Tüm canların yeni yılını kutlarım” dedi.

    SEHER ŞENGÜLLÜ YILMAZ: BARIŞIN OLDUĞU BİR YIL OLSUN

    2025’te birçok olumsuzluk yaşandığına değinen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz da barış vurgusu yaparak, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu yıl madencilik adı altında doğa talanlarına, MESEM adı altında çocuk işçiliği ve çocuk katliamlarına, kadın cinayetlerine ve Suriye’de yaşanan soykırıma tanıklık ettik. Suriye’de dünyanın gözünün önünde insanlar inançlarından dolayı, Alevi olduklarından dolayı katlediliyorlar, soykırıma maruz kalıyorlar. Kadınlar kaçırılıyor, köle pazarlarında satılıyor, tecavüz ediliyorlar. Her katliamın her soykırımın, her savaşın en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklardır. Bugün Filistin’de, Suriye’de masum insanlar dünyanın gözünün önünde katlediliyorlar. Tüm dünyayı bu soykırımı tanımaya, görmeye, duymaya davet ediyoruz. 2025 yılında hep kötü şeyler de olmadı, güzel şeyler de oldu. Bu memlekette barış konuşulmaya başlandı. Bu memlekete barış gelecekse, demokrasi gelecekse elbette ki Aleviler tam olarak bu barışın yanında, arkasında duracaktır. 2026 yılında tüm dünyaya barışın geldiği, tüm inançların, tüm halkların özgürce, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşadığı bir dünya özlemiyle 2026’yı karşılıyoruz. 2026 yılı tüm dünyaya barış, huzur, kardeşlik, sevgi getirsin diliyoruz. Hızır cümle canın elinden tutsun diliyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ PİRHA

  • Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

    Alevi kurumlarından Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik asimilasyon girişimine tepki

    PİRHA- Çorum’un Tarhan Köyü’nde yerel seçimlerin ardından göreve gelen muhtarın, köy cemevinin hoparlöründen ezan okutması Alevi kurumlarının tepkisine yol açtı. Alevi örgütleri uygulamayı “asimilasyon girişimi” olarak nitelendirip, “Cemevimize müdahale kabul edilemez” dedi.

    Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlaması yoğun tepkiyle karşılandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Çorum’un Tarhan Köyü Cemevi’ne yönelik uygulamaya karşı ortak açıklama yaptı. Açıklamada, cemevinin hoparlöründen ezan okutulmasının “Alevi inancına açık saldırı” olduğu belirtildi.

    “DEVLET DESTEKLİ ASİMİLASYONUN YEREL YANSIMASI”

    Alevi kurumları, Tarhan Köyü’nde yeni seçilen köy muhtarının cemevinin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlamasını, “basit bir ses yayını” değil, sistematik bir inanç dayatması olarak tanımladı. Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yüzyıllardır Alevi inancı ile varlığını sürdüren Çorum Tarhan Köyünde, son yerel seçimlerle göreve gelen köy muhtarı, cemevimizin hoparlöründen ezan yayınlatmaya başlamıştır. Bu, sadece bir ‘ses yayını’ değil, Alevi inancına ve cemevimizin kutsallığına açık bir saldırı, bilinçli bir asimilasyon girişimidir. Cemevleri bizim ibadethanemizdir. Oradan yayılan ses, bizim deyişimiz, duamız, semahımızdır. Cemevi hoparlöründen ezan okutmak; Alevi inancının mekânını, başka bir inancın ritüeline zorla alet etmektir. Bu, inanç özgürlüğü değil; inanç dayatması ve asimilasyondur.

    Aleviler, yüzyıllardır kendi ibadetini özgürce yaşamak, inancını korumak için bedel ödedi. Biz, başkasının ibadetine ve inancına asla müdahale etmedik. Ama bizim inancımıza, ibadethanemize, kutsallarımıza uzanan hiçbir ele sessiz kalmayız, boyun eğmeyiz. Bu uygulama, tek başına bir muhtarın keyfi kararı değildir. Bu, yıllardır sürdürülen devlet destekli asimilasyon politikalarının yerel yansımasıdır.

    Biz Alevi kurumları olarak açıkça ilan ediyoruz; cemevimize yapılan bu saldırıyı reddediyoruz. Bu karar derhal geri çekilmelidir. Alevi köylerinin inanç mekânlarına yönelik her türlü dayatmaya karşı örgütlü tepkimizi sürdüreceğiz!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları açıklama ile Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunları ve taleplerini dile getirdi. Yapılan ortak açıklamada, “İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunlarına ve taleplerine ilişkin ortak açıklama yayınladı.

    6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce (Haçova) Mahallesi’nde barınma ihtiyacının acil hale geldiğini belirten Alevi kurumları, “Ancak devlet eliyle yürütülen TOKİ projeleri, yeterli istişare yapılmadan, yerel dinamikler ve toplumsal hassasiyetler göz ardı edilerek hayata geçirilmiştir. İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” dedi.

    “HİÇBİR RESMİ SÖZ TUTULMAMIŞ, VERİLEN VAATLER HAYATA GEÇİRİLMEMİŞTİR”

    “17 Ocak 2025 tarihinde, mahallenin tapulu arazilere hiçbir resmi bildirim yapılmaksızın el konulmuş; yaklaşık 2500 dönümlük alan, ‘acele kamulaştırma’ adı altında halkın elinden alınmıştır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “TOKİ projeleri; evlerini bahçelerini, içme suyu hatlarını ve tarım arazilerini kullanılamaz hale getirmiştir. Yapılan tüm resmi başvurular ve itirazlar yanıtsız bırakılmıştır.

    Ankara’da gerçekleştirilen resmi görüşmelerde, inançsal ve kültürel değerlerini yaşatabilecekleri bir yerleşim alanı tahsis edileceği ve cemevi, Dernek Binası ve Spor Tesisi yapılacağı ifade edilmiştir. Ancak bu sözler yerine getirilmemiş, oluşturulan takip heyeti işlevsiz bırakılmıştır.

    TOKİ’nin onayladığı 49 dönümlük projede yer alan cemevi alanı Haziran 2025’te tahrip edilmiştir.

    Mahalle halkının yoğun tepkisine rağmen hiçbir müdahalede bulunulmamış; sonrasında TOKİ projeden çekilmiştir. Yerine sadece 16 dönümlük sınırlı bir alan önerilmiş; Cemevi, Dernek binası ve Spor Tesisi projeleri iptal edilmiştir.

    Ortak taleplerinin karşılıksız bırakılması, toplulukta derin bir güvensizlik ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Muhtarlık ve dernek yönetimleri, halk nezdinde yeterli savunuculuk göstermedikleri gerekçesiyle eleştirilmektedir. Hiçbir resmi söz tutulmamış, verilen vaatler hayata geçirilmemiştir.

    Kamulaştırma bedelleri son derece düşük tutulmuş, açılan davalar yıllarca sürebilecek bir şekilde ilerlemektedir. Tarım alanları ve altyapı tahrip edilmiş, üretim faaliyetleri durma noktasına gelmiştir.”

    ALEVİ KURUMLARI, HAÇOVA HALKININ TALEPLERİNİN KARŞILANMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerini şöyle sıraladı:

    Cemevi, dernek binası ve spor tesisini içeren 49 dönümlük projenin eksiksiz olarak hayata geçirilmesi,

    Alevi inanç ve kültürünü sürdürebileceği, komşuluk ilişkilerini koruyabileceği bir yerleşim alanı tahsis edilmesi,

    Kamulaştırma sürecinde oluşan mağduriyetlerin tazmin edilmesini ve hukuki süreçlerin hızlandırılmasını bekliyorlar.

    Bakanlık düzeyinde oluşturulan heyetin, halkla doğrudan temas halinde, aktif ve hesap verebilir şekilde çalışmasını talep ediyorlar.

    Tarım, altyapı ve geçim kaynaklarındaki zararların ivedilikle telafi edilmesini ve yerel ekonominin yeniden ayağa kaldırılmasını istiyorlar.

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerinin karşılanmasına ilişkin çağrıda bulundu.

    PİRHA/MALATYA

  • Hacıbektaş’ta düzenlenen ‘Ufka Yolculuk’ Yarışmasına Alevilerden tepki

    Hacıbektaş’ta düzenlenen ‘Ufka Yolculuk’ Yarışmasına Alevilerden tepki

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu, Hacıbektaş’ta yapılan ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’nı eleştirerek, “Bu organizasyonun, Türkiye Aleviliğinin kalbi olan Hacıbektaş’ta yapılması Alevi inancının görünmez kılınmasına ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirilmesine dönük sistematik bir asimilasyon politikasının parçasıdır” dedi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bu yıl 12’ncisi düzenlenen ve “Hacı Bektaş-ı Veli ve Makalat” temasıyla gerçekleştirilen ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’, Alevi toplumunun tepkisini çekti. Yarışmanın içeriği ve uygulama biçimi, Alevi-Bektaşi inancının temel değerleriyle çeliştiği gerekçesiyle eleştirildi.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) tarafından yapılan yazılı açıklamada, yarışmanın Sünni-İslami bir çerçevede organize edildiği ve Aleviliğin merkezi kabul edilen Hacıbektaş’ta gerçekleştirilmesinin “bilinçli bir tercih” olduğu belirtildi. Açıklamada, bu tür etkinliklerin Alevi inancını görünmez kılmaya, yerel değerleri dönüştürmeye ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirmeye yönelik sistematik bir asimilasyon politikasının parçası olduğu vurgulandı.

    “İNANCA AYKIRI İÇERİK VE UYGULAMALAR”

    Etkinlik sırasında Arapça Kur’an okunması, küçük kız çocuklarının başörtüsüyle sahneye çıkarılması ve yarışma sürecinin Sünni ibadet anlayışıyla şekillendirilmesi gibi uygulamaların Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü ve laik değerleriyle bağdaşmadığı dile getirildi.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ufka Yolculuk gibi uzun süredir Sünni-İslami bir çerçevede sürdürülen ve belirli bir inanç yorumunu merkeze alan bir organizasyonun, Türkiye Aleviliğinin kalbi olan Hacıbektaş’ta yapılması asla tesadüf değildir. Bu bilinçli tercih, Alevi inancını görünmez kılmaya, yerel değerleri dönüştürmeye ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirmeye dönük sistematik bir asimilasyon politikasının parçasıdır. Etkinlikte Arapça Kur’an okunması, küçük kız çocuklarının başörtüsüyle sahneye çıkarılması ve yarışma sürecinin Sünni ibadet anlayışı çerçevesinde şekillendirilmesi; Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü ve laik değerleriyle açıkça çelişmektedir. Bu içerik ve biçim, Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerini araçsallaştırarak, onları içi boş bir “hoşgörü” kavramına indirgemeye çalışan bir anlayışın yansımasıdır.

    Etkinliğe kamu kurumlarıyla birlikte Hacıbektaş Belediyesi’nin de destek vermiş olması ise ayrıca düşündürücüdür. Hacı Bektaş Veli’nin adını taşıyan bir yerleşim yerinde, onun inanç mirasıyla bağdaşmayan organizasyonlara destek verilmesi, Alevi toplumunun hafızasında kırılma yaratmakta ve inanç aidiyetine zarar vermektedir.

    Türkiye Alevi Federasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Alevilik, folklorik bir gelenek değil, köklü bir inanç sistemidir. Bu inancın kültürel ve düşünsel temelleri çarpıtılamaz, yozlaştırılamaz. Alevi halkının değerlerini hiçe sayan hiçbir uygulama bizim nezdimizde meşru değildir. Tüm kamuoyunu bu tür asimilasyon süreçlerine karşı uyanık olmaya, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • ADFE’den İktidara İmamoğlu tepkisi: Hukuk siyasallaştı, demokrasi can çekişiyor!

    ADFE’den İktidara İmamoğlu tepkisi: Hukuk siyasallaştı, demokrasi can çekişiyor!

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), son dönemdeki tutuklamaları ve hukuksuz uygulamaları kınayarak, “Hukuk siyasal bir araç haline getirildi, demokrasi can çekişiyor” dedi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını “Cumhurbaşkanı olma şüphesi” olarak yorumlayan ADFE, “Zulme karşı birlikte direneceğiz” mesajı verdi.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), son günlerde artan hukuksuz uygulamalara ve tutuklamalara yönelik bir açıklama yayımladı. Açıklamada, HBVAKV Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun’un karşılaştığı akıl ve vicdanlara sığmayan uygulama, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat gibi isimlerin tutuklanması eleştirilerek, “Bu tutuklamalar, seçmen iradesine ve toplumun tümüne yapılmış bir darbedir” denildi.

    ADFE, yargının siyasi bir araç haline getirildiğini vurgulayarak, “Yargıyı bir sopa olarak kullananlar, düşman hukukunun en somut örneğini ortaya koymuştur. Hukuk siyasal bir araç haline dönüşmüş, toplumsal muhalefet sindirilmeye çalışılmıştır” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNE MARJİNAL DİYEN ZİHNİYET”

    Açıklamada, Emrah Şahan’ın yerine atanan ve Alevi örgütleri için “marjinal” ifadesini kullanan bürokratın atanmasına da tepki gösterildi. ADFE, bu atamanın arka planındaki “nefreti” kınayarak, “Seçilerek göreve gelenlerin yerine atananlar, demokrasinin değil, baskının temsilcisidir” denildi.

    “HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYACAĞIZ”

    ADFE, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanma gerekçesine de değinerek, “İmamoğlu, kaçma şüphesiyle değil, Cumhurbaşkanı olma şüphesiyle tutuklandı. Bu, iktidarın korkusunun ve otoriterleşme eğiliminin bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada, Alevi toplumunun tarih boyunca mazlumun yanında yer aldığı hatırlatılarak, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmayacağız. Pir Sultan’ın ve Şah Hüseyin’in duruşunu göstereceğiz” denildi. ADFE, iktidarın baskıcı politikalarına karşı tüm demokrasi güçleriyle birlikte mücadele edeceklerini belirterek, “Gelin canlar, zulme karşı bir olalım, birlikte duralım” çağrısında bulundu.

    “BARIŞ SÜRECİ SAMİMİYETİNİ KAYBETTİ”

    ADFE, hükümetin yeniden demokratikleşme ve barış sürecine dair samimiyetini yitirdiğini de vurguladı. Açıklamada, “Bu hukuksuz uygulamalar, barış sürecini gölgelemiş ve hükümetin samimiyetini tümden yok etmiştir” ifadelerine yer verildi.

    Son olarak, sokaklarda barışçıl gösterilerle adalet talebinde bulunan yurttaşlara yönelik baskıların kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, “İfade ve toplanma özgürlüğüne aykırı bu uygulamalar, demokrasinin temel ilkelerine zarar vermektedir” denildi.

    ADFE, tüm demokrasi güçlerini hukuksuzluklara karşı birlikte mücadeleye davet ederek, “Hakikatin yanında yer almaya devam edeceğiz” mesajı verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları: Darbe ruhundan medet umanlar, tarihin karanlık yüzünde yer alacaklar!

    Alevi kurumları: Darbe ruhundan medet umanlar, tarihin karanlık yüzünde yer alacaklar!

    PİRHA- Alevi kurumları, CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını kınadı. Yapılan açıklamada “Ekrem İmamoğlu özelinde tüm gözaltıları şiddetle kınıyor, hukukun ve laik demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında yer alacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz!” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Ekrem Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan ve gazeteci İsmail Saymaz ile birlikte en az 100 kişi gözaltına alındı. Gözaltı operasyonuna dair tepkiler de gelmeye devam ediyor.

    “DARBE RUHUNDAN MEDET UMANLAR”

    Yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Avustralya Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, “12 Eylül ruhu geri döndü!” başlıklı bir mesaj paylaştı.
    Alevi kurumları, “Demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında olacaklarını” vurgulayarak şu mesajı paylaştı:
    “Bu sabah tanık olduğumuz şey, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesine yönelik bir darbedir. Milyonlarca oy alarak seçilmiş belediye başkanlarını gözaltına almak, kayyum atamak bunun en net örneğidir.
    Ülkemizi istibdat rejimine getirmek isteyenler, başta Aleviler olmak üzere Türkiye’nin aydınlık kamuoyunun direncine çarpacaktır. Bu toprakların halkları binlerce yıldır nice zalimler görmüştür.
    Ve tümünün karşısında duran direnişini de kendi bağrından çıkarmıştır.
    Bu nedenle sesimizi kısmak için her türlü zorbalığı uygulamak isteyenler, sandık iradesine göz dikenler, darbe ruhundan medet umanlar, tıpkı önceki darbeciler gibi tarihin karanlık yüzünde yer alacaklardır. Bu sabah yapılan gözaltıların hukuki değil siyasi olduğunu ve tüm dünyanın gözleri önünde seçme ve seçilme hakkının gasp edildiğini görüyoruz. Bu nedenledir ki Ekrem İmamoğlu özelinde tüm gözaltıları şiddetle kınıyor, hukukun ve laik demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında yer alacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz! KAHROLSUN İSTİBDAT! YAŞASIN HÜRRİYET!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF ve ADFE’den Kartalkaya açıklaması: Sorumlular ortaya çıkarılarak gerekli cezaları almalı!

    ABF ve ADFE’den Kartalkaya açıklaması: Sorumlular ortaya çıkarılarak gerekli cezaları almalı!

    PİRHA- Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Otel’de çıkan yangında yaşamını yitiren 76 kişiyi anan ABF ve ADFE, sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu.

    Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki 12 katlı ahşap Grand Kartal Otel’de çıkan yangın faciasında yaşamını yitirenlerin sayısı 76’ya çıktığını açıkladı.

    51 kişinin de yaralandığı yangın faciasında aralarında işletme sahibinin de olduğu 9 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Türkiye Alevi Federasyonu yazılı yaptıkları açıklamada yaşamını yitirenleri anarak, olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını ve gereken cezaları almalarını talep etti.

    ABF: SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILIP GEREKLİ CEZALARI ALMALI

    ABF ve ADFE’nin açıklamaları şöyle:

    Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bir otelde çıkan yangında 76 canımızı Hak’ka uğurladık, 51 canımız da yaralandı. Bu elim olay, yüreklerimizi dağlamış, büyük bir acıya sebep olmuştur.

    Otelin olası bir yangına karşı hiçbir önlem almadığı, yangın merdiveninin bile bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Turizm Bakanlığı’nın denetiminde olan bu bölgede yaşanan ihmaller zinciri, ağır bir bedelle sonuçlanmıştır. Hak, adalet ve vicdanın gereği olarak bu olayda sorumluluğu bulunanların derhal tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını ve gereken cezaları almalarını talep ediyoruz.

    Hakk’a yürüyen canlarımızın yakınlarına sabır, yaralı canlarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu acının tekrar yaşanmaması için ihmallerin son bulmasını, önlemlerin artırılmasını ve can güvenliğinin kutsal bir değer olarak ele alınmasını bekliyoruz.

    Canlarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız!

    ADFE: BENZER ACILARIN YAŞANMAMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI

    Bolu’da yaşanan ve 66 canın hayatını kaybetmesine neden olan otel yangını, bizleri derin bir üzüntüye boğmuştur. Kaybettiğimiz canların yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Devirleri daim olsun, ışıklar içinde uyusunlar…

    Bu trajik olayda yaşanan ihmaller ve denetim eksiklikleri, felaketin boyutlarını büyütmüştür. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için sorumluların derhal hesap vermesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini önemle ifade ediyoruz.

    Birlikte, daha güvenli bir toplum inşa etmek için hepimizin sorumluluğu büyüktür. Yaşamını yitiren canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyor, ışıklar içinde uyumalarını temenni ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Alevi örgütlerinden Suriye’de kalıcı çözüm için kamuoyuna sorumluluk alma çağrısı

    Alevi örgütlerinden Suriye’de kalıcı çözüm için kamuoyuna sorumluluk alma çağrısı

    PİRHA- Suriye politikasını Alevi düşmanlığı üzerinden şekillendirenlerin ve selefi gruplara destek verenlerin olası katliamların sorumlusu olacağını kaydeden Alevi örgütleri, kalıcı çözümün halkın istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edileceğini vurguladı. 

    Suriye’de cihatçı grupların hükümet güçlerine saldırı başlatıp Şam’ı ele geçirmesi sonrasında farklı inançlar ve etnik kimliklere yönelik yaşam hakkını tehdit eden yaklaşımlara karşı Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partiler ve tüm çevrelere sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) imzasıyla yayınlanan açıklamada yeniden şekillenen Suriye’de tüm grupları kapsayan bir toplumsal barış süreci başlatması ve ayrımcı politikalardan uzak durulması çağrısıyla uluslararası kamuoyuna talepler sıralandı.

    “SURİYE POLİTİKALARINI ALEVİ DÜŞMANLIĞINIYLA ŞEKİLLENDİRENLER OLASI KATLİAMLARDAN SORUMLUDUR”

    Alevi çatı örgütlerinin açıklaması şöyle: 

    Suriye topraklarında yıllardır yaşanan savaş yüz binlerce insanın yaşamının son bulmasına, milyonlarcasının da göç etmesine yol açmıştır. HTŞ liderinin 2014’teki açıklamaları, Aleviler, Hristiyanlar ve Ezidiler gibi azınlıkların Suriye’de yer bulamayacağını ifade etmesi, bölgeye yönelik kaygılarımızı arttırmaktadır.

    Savaşın başladığı günden bu yana yaptığımız çağrıyı bir kez daha yineliyoruz: Alevilerin ve bölgede yaşayan bütün halkların yaşam hakkını tehlikeye atan oluşumlara karşı halkların ortak yaşamını savunmaya devam edeceğiz. Cihatçı gruplara verilen destekle halkların ötekileştirilmesini kabul etmiyoruz. Demokratik kamuoyunu ve uluslararası toplumları çatışmasızlığı desteklemeye, Suriye halklarının eşit ve birlikte yaşamını tesis etmek için sorumluluk almaya çağırıyoruz.

    Suriye’de halkların yaşam hakları güvence altına alınmalı ve tüm kimliklerin eşit söz hakkına sahip olduğu bir yönetim modeli inşa edilmelidir. Süreç boyunca, Suriye politikasını Alevi düşmanlığı üzerinden şekillendirenlerin ve selefi gruplara destek verenlerin sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Olası katliamların tüm sorumluluğu bu politikaları yürütenlerin omuzlarındadır. Halkların can güvenliği, her türlü siyasi hesap ve rantın üstündedir.

    SORUMLULUK ÜSTLENME ÇAĞRISI

    Suriye topraklarında yaşayan halkların yaşamını güvence altına alacak bir yönetim yapısının oluşturulması, barışa giden yolda temel adım olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partiler ve tüm çevreler bu konuda sorumluluk üstlenmelidir. Aleviler olarak, eşitliği ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğimizi ve bölgede yaşanacak olası bir katliam karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça belirtiyoruz.

    Tarih boyunca mazlumların yanında duran ve 72 millete bir nazarda bakmayı ilke edinmiş olan biz Aleviler, halkların özgürlüğünü ve eşitliğini savunmaya devam edeceğiz. Bölgedeki Aleviler, Sunniler, Şiiler, İsmailililer, Ezidiler, Dürziler, Yahudiler, Hristiyanlar ve tüm inanç grupları için, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Çerkesler, Ermeniler ve tüm etnik kimlikler için eşitlik, özgürlük ve barış istiyoruz.

    Suriye’de savaşın ardından şekillenecek yeni yönetim, halkın barış, istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edilmelidir. Bu çerçevede, etnik ve dini gruplar arasında adaleti sağlamak, laik ve demokratik bir sistemi hayata geçirmek büyük bir önem taşımaktadır.

    TALEPLER

    -Yeni yönetim, her grubu eşit vatandaşlar olarak kabul etmeli ve hiçbir gruba ayrıcalık ya da ayrım uygulamamalıdır.

    -Halkların din, dil, ırk ya da mezhep farkı gözetilmeksizin anayasal güvence altında eşit haklara sahip olması sağlanmalıdır.

    -Devlet, tüm dini inançlar karşısında tarafsız olmalı ve din işlerini kamusal hayattan ayırarak bireysel özgürlük alanında bırakmalıdır.

    -Resmi kararların, yasaların ve yönetim pratiklerinin herhangi bir dini inanca dayandırılmaması garanti altına alınmalıdır.

    -Eğitim sistemi laik bir temelde organize edilmeli ve tüm dini grupları kapsayan tarafsız bir içerik sunmalıdır.

    -Seçimler serbest, adil ve uluslararası gözetime açık bir şekilde yapılmalıdır.

    -Yeni yönetim, hukukun üstünlüğünü esas alarak tüm yurttaşlarına eşit şekilde adalet sunmalıdır.

    -Yargı, yürütmeden tamamen bağımsız olmalı ve her birey hukuk önünde eşit muamele görmelidir.

    -Geçmişteki hak ihlalleri bağımsız mahkemeler tarafından soruşturulmalı ve adalet sağlanmalıdır.

    -Kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik hayata eşit katılımı sağlanmalıdır.

    -Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine uygun politikalar geliştirilmeli ve kadına yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.

    -Eğitim sistemi, farklı kültürleri ve dilleri kucaklayan kapsayıcı bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.

    -Farklı grupların dillerini ve kültürlerini koruyabilmeleri için gerekli özgürlük alanları yaratılmalıdır.

    -Geçmişteki çatışmaların yaralarını sarmak için toplumlar arası diyalog ve uzlaşı teşvik edilmelidir.

    -Tüm grupları kapsayan bir toplumsal barış süreci başlatılmalı ve ayrımcı politikalardan uzak durulmalıdır.

    Yukarıdaki maddelerin uygulanması halinde Suriye’de kalıcı bir barışın tesis edileceğine inanıyor ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ADFE: Kayyum, Alevi toplumunun değerlerini yok saymaktır

    ADFE: Kayyum, Alevi toplumunun değerlerini yok saymaktır

    PİRHA – Türkiye Alevi Federasyonu, Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyımlara tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan federasyon yönetimi, “Kayyım politikaları, halkın iradesine yapılmış açık bir saldırıdır ve demokratik toplumun temellerini sarsmaktadır” yorumunda bulundu.

    DEM Partili Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ile CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, yargılamalar sonucu ‘terör örgütüne üye olma’ iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Bu kararın hemen akabinde Dersim Belediyesi ile Ovacık Belediyesine kayyım atandı.

    Kayyımların göreve başlaması ardından belediye binaları beton bariyerlerle çembere alındı. Yurdun dört bir yanında tepkiyle karşılanan kayyım kararına Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) da eleştiri yöneltti.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Türkiye Alevi Federasyonu, 31 Mart’ seçimlerinden bu yana 6 belediyeye kayyım atanmasını kınayarak “Dersim’in kutsallığına ve halkının demokratik iradesine saygı gösterin!” dedi.

    “BU SALDIRIYA KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu tarafından yapılan açıklamanın tam hali şöyle:

    “Dersim, sadece bir coğrafi alan değil, aynı zamanda Alevi inancının kutsallarından biri, direnişin ve barışın sembolüdür. Tarih boyunca baskıya, zulme ve asimilasyona karşı duruşuyla halkların ortak hafızasında yer etmiş bu topraklarda, bir kez daha halkın iradesi yok sayılmış ve DEM Partili Merkez Belediye ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne kayyım atanmıştır.

    Bu durum, Dersim halkının inanç ve demokrasi mücadelesine bir darbedir. Alevi inancında rızalık esastır. Rızalık olmadan alınan kararlar, yapılan uygulamalar ne inanç değerlerimizle ne de demokratik bir toplumun temel ilkeleriyle bağdaşır. Kayyım atamaları, halkın iradesine açık bir müdahaledir ve halkın seçtiği temsilcileri görevden alarak yerel yönetimleri baskı altına almak, Alevi toplumunun kültürel, inançsal ve demokratik değerlerini yok saymaktır.

    Dersim, Alevi inancının kutsal mekânlarından biridir ve bu kutsallık yalnızca bir inanç ritüelinden ibaret değildir. Aynı zamanda, zulme karşı direnişi, hak arayışını ve toplumsal dayanışmayı ifade eder. Dersim halkı, bu ruhla bugüne kadar pek çok bedel ödemiş ve demokrasi mücadelesini kararlılıkla sürdürmüştür. Bugün yapılan bu kayyım atamaları, bu kutsal mücadelenin ruhuna aykırıdır.

    Daha önce de Esenyurt Belediyesi, Mardin, Batman ve Halfeti gibi pek çok belediyeye kayyım atanmış, halkın iradesi gasp edilmiştir. Türkiye’nin dört bir yanında demokratik değerler ve yerel yönetim anlayışı, bu tür anti-demokratik uygulamalarla yara almıştır. Bizler, Türkiye Alevi Federasyonu olarak, bu uygulamaları şiddetle kınıyoruz. Kayyım politikaları, halkın iradesine yapılmış açık bir saldırıdır ve demokratik toplumun temellerini sarsmaktadır.

    Dersim halkını ve demokrasi mücadelesini selamlıyoruz. Alevi toplumunun inanç ve kültürel değerlerine yapılan bu saldırıya karşı sessiz kalmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz. Halkın iradesine saygı duyan, demokratik ve barışçıl bir Türkiye hayalimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

    Kayyım politikalarına son verin! Halkın iradesine, inancına ve kutsallarına saygı gösterin!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 7 Alevi örgütünden Kılıçdaroğlu’na destek: Kılıçdaroğlu’na açılan dava, halka gözdağıdır

    7 Alevi örgütünden Kılıçdaroğlu’na destek: Kılıçdaroğlu’na açılan dava, halka gözdağıdır

    PİRHA- 7 Alevi çatı örgütü, 22 Kasım’da hapis ve siyasi yasak istemiyle yargılanacak olan CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir” denildi.  Alevi örgütleri erken seçim istedi. 

    CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açılan hapis ve siyasi yasak istemli davanın duruşması 22 Kasım’da görülecek. Kılıçdaroğlu, 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemiyle yargılanacak. Kılıçdaroğlu, duruşmaya ilişkin sosyal medyadan “safları sıklaştırın” başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu’na sosyal medyada destek yağdı.

    Kılıçdaroğlu’na bir destek de 7 Alevi çatı örgütünden geldi. Ortak yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, “Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir. Biz örgütsel geçmişi onlarca yıla dayalı Alevi kurumları olarak diyoruz ki; ülke derhal erken seçime gitmeli ve bu iktidar değişmelidir. Bozuk düzenin çarkına karşı; gelin canlar bir olalım, yoksulun hakkını alalım. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir” dedi.

    Alevi örgütlerinin açıklamasının tam metni şöyle:

    “Nerede bir adaletsizlik varsa tam karşısındayız.
    Ülkemizi yoksullar ve adalet isteyenler için yaşanmaz hale getiren iktidar, muhalefeti yok etmek için her türlü hukuksuzluğa başvuruyor. Bunun son örneğini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yargılanmasında görüyoruz. CHP Genel Başkanlığı döneminde Alevi olduğu için defalarca hakarete uğrayan Kılıçdaroğlu bu ülkede milletvekilliği, ana muhalefet partisinin genel başkanlığını yapmış ve ‘’Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı adayı olmuş birisidir. Sürekli demokrasiden, özgürlükten ve adaletten bahseden iktidar ortaklarına bir kez daha soruyoruz: Peki ülkenin üçüncü büyük partisinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı olmuş Selahattin Demirtaş neden cezaevinde? Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekili Can Atalay neden cezaevinde? Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp kayyum adı altında neden halkın iradesi gasp ediliyor?

    “KILIÇDAROĞLU’NA AÇILAN DAVA MUHALİFLERE PARMAK SALLAMAKTIR”

    Sizlerin adalet anlayışınız, hırsızların, kadın ve çocuk düşmanlarının, doğa katliamcılarının, rantçıların özgürlüğü müdür? Siz demokrasi denildiğinde, halkın sessizliğini kastediyorsunuz. Ama biz susmayacağız, 72 milletle omuz omuza vererek bozuk düzenin çarkını kıracağız.
    Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir.

    “KEMAL KILIÇDAROĞLU YALNIZ DEĞİLDİR”

    Biz örgütsel geçmişi onlarca yıla dayalı Alevi kurumları olarak diyoruz ki;
    Ülke derhal erken seçime gitmeli ve bu iktidar değişmelidir.
    Bozuk düzenin çarkına karşı; gelin canlar bir olalım, yoksulun hakkını alalım. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    PİRHA-  Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Kürt sorununun ülkenin en köklü sorunlarından biri olduğunu belirterek, çözümün tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün olduğunu ifade etti. ADFE, “Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır” diye belirtti.

    Kürt sorununun çözümüne dair yapılan “yeni süreç” tartışmalarına ilişkin açıklama yapan Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) yazılı açıklama yaptı. “Barış, tüm Türkiye’nin rızasıyla inşa edilecektir!” başlığıyla yapılan açıklamada, her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılması çağrısında bulunarak, Kürt sorununun hak ve eşit yurttaşlık temelinde çözümüne işaret edildi.

    “BARIŞ VE ADALET ARAYIŞININ EN ÖN SAFINDA YER ALIYORUZ”

    Türkiye’nin tarihsel sürecinde, toplumsal barış ve kardeşlik arayışının köklü bir mesele olduğuna değinilen açıklamada, “Yüzyıllardır farklı kültürlerin, etnik grupların ve inançların bir arada yaşadığı bu topraklarda, eşitlik ve adaletin tesis edilmesi, barışın kalıcı hale gelmesi için öncelikli koşuldur. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, inancımızın temellerinde yer alan “rızalık” ve “birlikte yaşama” felsefesi doğrultusunda, ülkenin derin sorunlarının çözümüne dair bakışımızı paylaşmak, toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin bugünkü sorunları, sadece güncel siyasi tartışmaların ürünü değil, aynı zamanda tarihsel süreçlerin ve sistematik eşitsizliklerin bir sonucudur. Ülkemizde etnik, mezhepsel, sosyal ve ekonomik farklılıklar üzerinden derin yaralar açılmıştır. Aleviler olarak, bu sorunların en fazla mağdur edilen kesimlerinden biri olmamız nedeniyle, barış ve adalet arayışının en ön saflarında yer alıyoruz” denildi.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ KAÇINILMAZDIR”

    Kürt sorununun çözümünün kaçınılmaz olduğu vurgusu yapılan ADFE açıklamasında, “Kürt meselesi ise, ülkenin en köklü sorunlarından biridir ve bu meselenin çözülmemesi tüm Türkiye’yi etkileyen bir huzursuzluk ve adaletsizlik yaratmaktadır. Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Aleviler olarak bu coğrafyada ayrımcılığa uğrayan tüm kesimlerin yanında duruyoruz. Alevi bakış açısında, adalet sadece bir devlet politikası değil, bir yaşam biçimidir. Aleviler, tarih boyunca haksızlığa karşı durmuş, zulme karşı mücadele etmiş bir inanç topluluğudur. Bugün de, Türkiye’nin her kesimi için adaletin sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin demokratikleşmesi, tüm inanç gruplarının, etnik toplulukların ve sosyal sınıfların eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. Devletin, vatandaşlarına eşit mesafede durması, kimsenin inancı, dili, etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiği düşüncesini savunuyoruz” diye belirtildi.

    “ŞEFFAF VE SAMİMİ BİR TOPLUMSAL DİYALOG SÜRECİ BAŞLATILMALI”

    ADFE, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Tüm farklı grupların kimliklerinin anayasal güvence altına alınması elzemdir. Ayrımcılığa karşı güçlü yasalar çıkarılmalı, bu yasalar etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır. Bu süreçte, geçmişte yaşanan mağduriyetler ve haksızlıklar kabul edilmeli, ortak bir gelecek inşa edilmelidir. Türkiye’nin barışa ulaşması, tüm kesimlerin haklarının tanınması ve toplumsal uzlaşının sağlanmasıyla mümkündür. Alevi inancının köklü rızalık anlayışı ve adalet arayışı, bu barış sürecinde yol gösterici olabilir. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, her türlü ayrımcılığın son bulduğu, her bireyin kimliğiyle eşit ve özgür olduğu bir Türkiye için mücadele edeceğimizi, bu topraklarda barışın rıza temelinde inşa edileceğine olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz. Çünkü bizler, barışın sadece bir sonuç değil, bir yaşam biçimi olduğunu biliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumlarından Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bizi teslim alamazsınız

    Alevi kurumlarından Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bizi teslim alamazsınız

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklama ile PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptığı ortak açıklama ile; Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    “ALEVİLERİN SARAYLARA BİAT ETTİĞİNİ TARİH YAZMAMIŞTIR”

    Devletin, Alevi örgütlülüğüne göz dağı verme telaşının devam ettiğine vurgu yapan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm bu sabaha karşı evinden gözaına alınmıştır. Yıllardır yaşadığı yer belli olan, kurum yöneticimizin bu şekilde gözaltına alınmasını hepimize yapılmış bir saygısızlık olarak alıyoruz.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ü gözaltına alarak bize vermek istediğiniz mesajı çok iyi okuyoruz. Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Siz gerilimden ve inkardan beslenen bir avuç muktedir, şunu bilin ki halkı baskı, yalan ve hilelerinizle teslim alamayacaksınız. Alevilerin saraylara biat ettiğini tarih yazmamıştır. Biz Alevi kurumları olarak buradan size sesleniyoruz; Bizi gözaltı ve baskılarınızla yıldıramazsınız. Şah Hüseyin’in yolunda omuz omuza direnişimiz devam edecektir. Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı

     

  • ADFE, 6. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    ADFE, 6. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    PİRHA-Türkiye Alevi Federasyonu, 6. Olağan Genel Kurulu’nu Garip Dede Cemevi’nde gerçekleştirdi. Zeynel Abidin Koç, tüm delegelerin oyuyla yeniden başkan seçildi.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), 6. Olağan Genel Kurulu’nu Garip Dede Cemevi’nde gerçekleştirdi. Celal Fırat’ın divan başkanlığını üstlendiği genel kurulda, mevcut başkan Zeynel Abidin Koç tüm delegelerin oyuyla yeniden seçilirken, federasyonun ismi Türkiye Alevi Federasyonu olarak değiştirildi.

    Genel kurula Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, cemevi başkanları, pirler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    YENİ YÖNETİM

    Türkiye Alevi Federasyonu yeni yönetim kurulu şu şekilde:

    Genel Başkan: Zeynel Abidin Koç
    Genel Başkanvekili: Erdoğan Metin
    Genel Sekreter: Ufuk Emre Bektaş
    Sayman: Hülya Güntaş
    Genel Başkan Yardımcıları: Niyazi Olgun, Düzgün Erenler, Erdal Ahi, Ali Çiftçi, Muhammed Karabulut, Erdoğan Metin, Aynur Demirkaya, Özgür Ateş, Cafer Geçgül, Cemal Özdemir, Erol Koç, Ayhan İskender, İbrahim Uçar, Cihan Saltuk.

    PİRHA/İSTANBUL