Etiket: türkiye barolar birliği

  • ‘Suriye’de insanlığa karşı işlenen suç mağdurları kaderlerine terk edilemez’

    ‘Suriye’de insanlığa karşı işlenen suç mağdurları kaderlerine terk edilemez’

    PİRHA- Türkiye Barolar Birliği’nden yapılan açıklamada, Suriye’de, Alevi inancına mensup sivillerin hedef alınarak katledildiğine dair gelen haberlerin, insanlık vicdanını derinden yaraladığı belirtilerek, “Her türlü ayrımcılığı, nefret söylemini ve şiddeti en güçlü şekilde kınıyoruz” denildi.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB), Suriye’de Alevilere ve azınlıklara dönük yaşanan katliamla ilgili bir açıklama yaptı.

    Suriye’de, Alevi inancına mensup sivillerin hedef alınarak katledildiğine dair gelen haberlerin, insanlık vicdanını derinden yaraladığı ifade edilen açıklamada, “Türkiye Barolar Birliği olarak, her türlü ayrımcılığı, nefret söylemini ve şiddeti en güçlü şekilde kınıyoruz” denildi.

    “ULUSLARARASI TOPLUM ETKİLİ ÖNLEMLER ALMALIDIR”

    Yapılan açıklama şöyle:

    “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü, bazı vakalarda kadınlar, çocuklar ve çatışmaya doğrudan katılmayan kişiler de dahil olmak üzere tüm ailelerin katledildiğini belgelediklerini vurgulamaktadır. Konuyla ilgili olarak Rusya ve ABD de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini toplantıya çağırmıştır.

    Hiçbir gerekçe, masum insanların yaşam hakkını elinden almayı meşru kılmaz. Uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmeleri, din, dil, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin her bireyin yaşam hakkını koruma altına almıştır. Bu bağlamda, uluslararası toplumun, hukuk dışı bu saldırılar karşısında etkili önlemler alması ve ilgili mekanizmaların bölgede meydana gelen ihlallerin bağımsız ve etkin bir şekilde soruşturulmasını sağlaması büyük önem taşımaktadır.

    “FAİLLER TESPİT EDİLEREK ADALET ÖNÜNE ÇIKARILMALIDIR”

    Adalete ve hukukun üstünlüğüne olan inancımızla, insanlığa karşı işlenen suçlarla mücadelede uluslararası mekanizmaları harekete geçmeye çağırıyor, faillerin tespit edilerek adalet önüne çıkarılmasının toplumsal barışın ve uluslararası güvenliğin sağlanması bakımından elzem olduğunu vurguluyoruz.

    Türkiye Barolar Birliği olarak, insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmayacağımızı, hukukun ve vicdanın sesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    Hukukçular AYM önünde; Özel’den destek: Erdoğan liderliğinde bir kalkışma var-VİDEO

    PİRHA- TBB’nin çağrısıyla avukatlar anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı tasfiye etmeye giriştiği belirtildi. Eyleme destek veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, “Halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor” dedi. 

    Türkiye Barolar Birliği çağrısı ile hukukçular, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi hakimlerine yönelik suç duyurusu girişiminin ardından Ankara’da eyleme geçti.
    Avukatlar, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı veren AYM hakimlerine yönelik hukuki itirazı, Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tasfiye etme girişimi olarak yorumladı.
    Ankara Adliyesi önünden Yargıtay Başkanlığı’na yapılan yürüyüş sonrası avukatlar Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yaptı.
    Eylemde “Hatay halkı vekilini istiyor. Hak, hukuk, adalet. Boyun eğme memlekete sahip çık. Savunma susmadı, susmayacak. Hatay halkı vekilini istiyor” sloganları atıldı.

    ÖZEL: ERDOĞAN’I UYARIYORUM, YOK HÜKMÜNDE KABUL EDİLMİYORSAN ANAYASAYA SAHİP ÇIK!

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBB’nin çağrısıyla avukatların Sıhhiye’den başlattığı yürüyüşe destek verdi.

    Özel, “Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkeyi anayasasızlaştırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanının bu sabahki açıklamasını duyduktan sonra bunun Erdoğan eliyle anayasal düzenin ortadan kaldırılmaya çalışılması, halkın iradesine karşı Erdoğan liderliğiyle bir kalkışma hazırlandığı anlaşılıyor. Bu anayasayı değiştirmek için yeteri güçleri yok. Anayasayı da yok sayıyorlar. Şimdi bu anayasayı yok sayan cumhurbaşkanı, hükümleri koruyacağına Yargıtay ile anayasayı yok etmeye çalışıyor. Erdoğan’ı uyarıyorum, yok hükmünde kabul edilmek istenmiyorsan bu anayasaya sahip çık” dedi.

    SAĞKAN: AĞIR SUÇ İŞLİYORLAR; YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI DİSİPLİN SORUŞTURMASI BAŞLATMALI”

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise, şunları kaydetti:

    “Hukukun üstünlüğü için buradayız. Avukatlar olarak bağımsız yargının kaygısını taşıyoruz. Hukukun üstünlüğünü savunmak için buradayız. Yüksek mahkeme önünde bir araya gelmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Can Atalay hakkındaki kararda hak ihlalinin ortadan kalkmasını sağlayacak maddeler açık şekilde belirtilmiştir. Yargıtay, AYM’nin kararlarına uyulmamasına ve hak ihlali yönünde oy kullanan üyeler hakkında suç duyurusuna karar verdi.
    Yargıtay’ın AYM kararına uymama kararını vermesi, üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması apaçık anayasanın ihlalidir. Ağır bir suç işliyorlar. Ortada bağımsız yargının varlık-yokluk meselesi var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, alınan karara karşılık Yargıtay’a itiraz yoluna başvurmalı ve disiplin soruşturması başlatmalıdır. Adalet çözemeyeceği düğümü atmamalıdır. Kimse inanmasa da biz avukatlar adalete inanacağız. Ülkemize verdiğimiz söz budur.”

    YARGITAY ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Anayasa Mahkemesi önünde yapılan açıklama ardından Yargıtay binasına doğru yürüyüşe geçildi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Yargıtay önünde yaptığı açıklamada ise, “Bu krizin çok büyük bir devlet krizi olduğunu ve anayasanın maalesef ki yargı eliyle açık şekilde ihlal edildiğini tüm kamuoyu ile paylaştık. Bir hukuk kurumu olarak kurumlar arasındaki uyuşmazlığın yarattığı ağır sonuçların giderilmesini ilgili kurumlara yaptık. Şu anda Yargıtay’ın önündeyiz. Yargıtay’ın ilgili dairesinin açıkça anayasal düzene baş kaldırmasına rağmen hala burada bir ceza mahkemesine anayasanın ilgili maddesini, 153. maddeyi hatırlatmaktan ötürü çok büyük bir üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. Bir ceza dairesinin yaptığı yanlışın tüm bir kuruma da yansıtılmaması gerektiğinin de altını çiziyorum. Yıllardır hukukun üstünlüğünü savunarak yurttaşların hak ve özgürlüklerini teminat altına almaya çalışan avukatların Barolar Birliği olarak hatırlatıyoruz. Anayasaya aykırı işlem yapmaktan hemen vazgeçin! Hemen bugün anayasanın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi kararını uygulayın” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim Barosu: Avukata yönelik saldırı, yurttaşın savunma hakkına saldırıdır-VİDEO

    Dersim Barosu: Avukata yönelik saldırı, yurttaşın savunma hakkına saldırıdır-VİDEO

    PİRHA- Dersim Barosu, Bodrum’da katledilen Denizli Barosu eski başkanı Erdal Çam ve şiddet gören tüm avukatlara yönelik şiddeti protesto etmek için adliye önünde bir açıklama yaptı. Açıklamada, avukatlara yönelik şiddetin sistematik hale geldiği vurgulandı. Türkiye Barolar Birliği’nin aldığı karar gereği 81 ilde eşzamanlı açıklamalar yapıldı. 

    Son zamanlarda artan avukat ölümleri ve yaralanmaları üzerine, Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) aldığı karar üzerine Dersim Barosu, müvekkili tarafından Bodrum’da katledilen Denizli Barosu eski başkanı Erdal Çam ve şiddet gören tüm avukatlar için adliye önünde açıklama yaptı.

    Dersim Barosu avukatlarının da hazır bulunduğu ve avukatlara yönelik şiddetin protesto edildiği “Avukata saldırı adalete saldırıdır” başlıklı basın açıklamasını, Dersim Baro Başkanı Fatma Kalsen okudu.

    Açıklamada şunlar ifade edildi.

    “AVUKATLARA YÖNELİK ŞİDDET SİSTEMATİK HALE GETİRİLİYOR”

    “Denizli Barosu önceki dönem başkanlarımızdan, Muğla Barosuna kayıtlı Av. M. Erdal Çam altı gün önce, daha evvel davasına baktığı müvekkili tarafından, sadece mesleki faaliyeti nedeniyle katledildi.

    Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Av. Servet Bakırtaş, bakmakta olduğu bir dosyanın karşı yanı tarafından ofisinde katledilmişti.

    Bakırtaş’tan bir yıl önce İstanbul Barosuna kayıtlı genç meslektaşımız Av. Ersin Arslan, haciz işlemleri için bulunduğu görev yerinde göğsünden vurularak katledildi. Ersin Arslan’ın katlinden birkaç ay sonra Konya’da Av. Asilcan Tuzcu, boşanma davasını üstlendiği müvekkilinin eşi tarafından bıçaklandı. Zanlı, meslektaşımızı, peruk takıp evinin girişinde beklemişti. Av. Asilcan Tuzcu, saldırı sonrası bir gözünü kaybetti.

    Asilcan Tuzcu’dan tam bir yıl önce, İstanbul Barosuna kayıtlı meslektaşlarımız Av. Savaş Baş ve Av. Necati Çakmak, Ankara’da haciz işlemleri esnasında bıçaklı saldırıya uğradılar. Yaralanan meslektaşımız Savaş Baş halen bu saldırının izlerini taşıyor.

    Henüz üç hafta önce, Afyonkarahisar Barosuna kayıtlı meslektaşımız Av. Hakkı Cihan Coşkun, tarafı bile olmadığı dosyada, yalnızca mesleki dayanışma kapsamında yetki belgesi ile iştirak ettiği haciz işlemi sırasında, işyeri sahipleri ve çalışanlarının saldırısına maruz kalarak yaralandı. Saldırganlar, olay yerine intikal eden jandarma personelinin yanında da saldırılarına devam ettikleri hâlde, serbest bırakıldılar.

    Üç gün önce, Nevşehir Barosu önceki dönem Başkanlarımızdan Av. Mustafa Necmi Öncül, takip ettiği dosyanın karşı yanı olan iki kişi tarafından darbedildi.

    Bu saydıklarımız, her gün ve yaşamın her alanında sistematik hâlde yaşanan avukata yönelik şiddetin, yaşam hakkına dönük ve can yakıcı çok sayıda örneğinden yalnızca birkaç tanesidir.

    “GÖSTERMELİK CEZALARLA YOL ALINMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Avukatlar; her geçen gün daha fazla öldürme, yaralama, tehdit, hakaret gibi saldırıların mağduru haline geliyor. Bazen sözlü bazen silahlı olan; bazen müvekkilden bazen karşı taraftan kaynaklanan ve bazen yaralama bazen ölümle sonuçlanan bu saldırıların değişmeyen ortak bir yönü var: Avukatların bu saldırılarla karşı karşıya kalmalarının nedeni, yalnızca mesleki faaliyetlerini yerine getirmeleridir. Münferitmiş gibi görülen bu saldırılar, aynı zamanda avukatlık faaliyetine, savunmaya, dolayısıyla adil yargılanma hakkına ve adaletin tesisine yöneliktir.

    Avukata yönelik şiddetin temelinde, avukatın mesleki faaliyetleri, görevlerini yaparken müvekkilleriyle özdeşleştirilmeleri veya savunma hakkının etkin kullanılması için mücadele ederken bu görevin ifasını önleme niyeti yer almaktadır.

    Bizler, avukatlık mesleği kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerin, niteliği gereği çekişme ve uyuşmazlık içerdiğini biliyoruz. Avukata yönelik şiddet, toplumun genelinde gözlenen şiddet eğiliminden veya diğer meslek mensuplarına yönelik şiddetten önemli farklılıklar içermektedir. Bu nedenle, avukata yönelik şiddete ilişkin gerekli adımlar atılarak, özel olarak önlem alınması elzemdir.

    Avukata saldırma pervasızlığını gösteren saldırganlar bu cüreti, mesleğin itibarsızlaştırılması çabasından ve cezasızlık politikalarından alıyorlar. İnfaz kanunlarında yapılan değişiklikler, cezasızlık politikalarını daha da derinleştiriyor. Avukata yönelik şiddetle, ciddi bir politika benimsenerek mücadele edilmediği sürece, tekil vakalarda verilen ancak infaz düzenlemeleri nedeniyle göstermelik kalan cezalarla yol alınması mümkün değildir.

    “BİZLER DAVA DOSYALARININ TARAFI DEĞİL VEKİLİYİZ”

    Türkiye Barolar Birliği’nin; avukata yönelik şiddetle ilgili olarak 4 Nisan 2022’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, 8 Temmuz 2022’de Adalet Bakanlığına yapmış olduğu başvurularda dile getirilen; konunun öncelikli gündem maddesi haline getirilmesi, Meclis Araştırma Komisyonu kurulması, zorunlu tedbirlerin derhal alınması ve mevzuat çalışması yapılması şeklindeki açık, somut, net talep ve önerilerinin bir an evvel karşılanması, avukatlar için olduğu kadar yurttaşların savunma hakları için de zorunludur. Çünkü avukata yönelik saldırı, yurttaşın savunma hakkına yönelik saldırıdır.

    Bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz: Mesleğimizi yaparken, görevimizi ifa ederken can veriyoruz. Avukat tehdit altındaysa, hak arama özgürlüğü de tehdit altındadır. Bizler dava dosyalarının tarafı değil, vekiliyiz. Vekalet etmek mesleğimizin gereğidir. Biz bu görevi üstlenmezsek; adalet işlemez. Bize saldıranların bile muhtaç oldukları savunma hakkı kullanılamaz. Bizler bu görevi, şu veya bu kişilerin menfaati için değil, adil yargılanma hakkının hayata geçirilmesi için yerine getiriyoruz.

    “TEK BİR KAYBA DAHA TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

    Acil talebimiz şudur: Yeni yasama döneminde, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmalı, konuyla ilgili TBMM araştırma komisyonu kurulmalıdır. Türkiye Barolar Birliğinin Adalet Bakanlığına sunduğu önerilerde yer alan gerekli düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir. Devletin tüm kurumlarında ve yurttaşlarda, avukata yönelik şiddetin engellenmesiyle ilgili farkındalık yaratılmalı ve buna ilişkin somut çalışmalar hayata geçirilmelidir.

    Tek bir kayba daha tahammülümüz yok! 180 bin avukat, Barolarımız ve Türkiye Barolar Birliği olarak; avukata yönelik şiddetin normalleşmesine izin vermeyecek, onurla ve asla vazgeçmeden ortak mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz.

    Meslek şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Mesleğimizi, meslektaşlarımızı ve yurttaşlarımızın haklarını sahipsiz bırakmayacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dikmeceliler, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı- VİDEO

    Dikmeceliler, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı- VİDEO

    PİRHA- Dikmece’deki tarım alanlarına ve zeytinliklere konut yapılması için alınan acele kamulaştırma kararına karşı arazi sahipleri, kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyünde ‘acil kamulaştırma’ gerekçesiyle tarım arazilerinin, ormanlık alanların ve zeytinliklerin imara açılmasına karşı başlatılan direnişin 59. gününde köy halkı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ’ye dava açtı.

    Toprakları için hukuksal mücadele başlatan Dikmece halkı Hatay Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Hatay Baro Başkanı avukat Hüseyin Cihat Açıkalın, parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütleri destek verdi.

    “ZEYTİNLİKLERİN RANTA AÇILMASININ KABUL EDİLİR BİR TARAFI YOK”

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, rant uğruna doğanın katledilmesine tepki göstererek hukuksal her türlü girişimde bulunacaklarını belirtti.

    Sağkan, “Dikmecelilerin mücadelesi yalnızca kendileri için verdikleri bir mücadele değil; hepimizin çocuğu ve ülkemizin geleceği için verilen bir mücadeledir. Dünyadaki tüm ülkeler, ekolojik dengelerin değişmesinden kaynaklı felaketlerle mücadele etmenin yöntemlerini ararken çok kıymetli tarım arazilerinin, zeytinliklerin ranta açılmasının hukuken, mantıken, vicdanen kabul edilebilir hiçbir tarafı yok. Bu sebeple biz de TBB olarak yürütülen bu kıymetli mücadeleye hukuken her türlü desteği vereceğiz” dedi.

    “BU KARAR BİR AN ÖNCE İPTAL EDİLMELİ”

    Ekolojik kırıma karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Hatay Baro Başkanı avukat Hüseyin Cihat Açıkalın,“Dikmece’de katledilen zeytinliklerimiz için buradayız. Ekolojik yaşamı hedef alan; zeytinlikleri, sulak alanları yok eden uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. 7033 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile acele kamulaştırma rezerv alanı olarak belirlenen mevkilerdeki kamulaştırmalardan dönülmesi talebimizdir. Umuyoruz ki dava sonucunu beklememize gerek kalmadan bu karardan dönülür” diye konuştu.

    PİRHA/ HATAY

    İLGİLİ HABERLER:

    1- Dikmece’de Alevilerin toprakları gasp ediliyor, halk direnmekte kararlı

    2- Alevi köyü Dikmece’de halk zeytinlikleri için direniyor: Alınterimize TOKİ kurulamaz

    3- Büyük Dikmece Buluşmasında ‘Toprağımıza sahip çıkacağız’ mesajı

    4-Dikmece’de toprak gaspı sürüyor: İstimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi

    5-Dikmeceli köylüler: Ceberrut iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz

  • KDV ve ÖTV artırımın iptali için dava açıldı

    KDV ve ÖTV artırımın iptali için dava açıldı

    PİRHA- Türkiye Barolar Birliği (TBB) KDV ve ÖTV zamlarıyla ilgili iki ayrı dava açarak Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını istedi.

    Türkiye Barolar Birliği, Katma Değer Vergisi’nin (KDV) artırılmasına ilişkin 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) artırılmasına ilişkin 7390 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da iki ayrı dava açtı.

    TBB’den yapılan açıklamada KDV artışına ilişkin düzenlemenin, Anayasa’nın 73. maddesinde öngörülen adil denge ilkesinden uzak olduğu, hak arama hürriyeti ile mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verebilecek içerikte bulunduğuna yer verildi.

    Dava dilekçesinde, düzenlemelerin iptali ve ÖTV artışına ilişkin dayandığı yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi’ne başvurularak iptali talep edildi. TBB, bu adımlarla düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesi ve hukuki açıdan değerlendirilmesini sağlamak amacıyla hukuki süreci başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TBB ve baroların Adalet Nöbeti’nde Deniz Poyraz davasına katılım çağrısı-VİDEO

    TBB ve baroların Adalet Nöbeti’nde Deniz Poyraz davasına katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Baroların başlattığı Adalet Nöbeti’nin bu ayki durağı İzmir olurken, nöbette yer alan baro başkanları yarın görülecek Deniz Poyraz davasını hatırlatarak, katılım çağrısında bulundu. 

    HDP İzmir il binasına silahlı saldırı gerçekleştirerek Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer hakkında açılan davanın yedinci duruşması 27 Aralık salı günü (yarın) görülecek. Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve baro başkanları, duruşma öncesinde Poyraz için bugün adliye binası önünde Adalet Nöbeti tuttu.

    Barolar ve avukatların her ay “Savunmaya Özgürlük, Herkes İçin Adalet” sloganıyla düzenlediği Adalet Nöbeti yılın son ayı, İzmir Adliyesi önünde gerçekleştirildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl örgütüne yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer’in yargılandığı davanın yarın görülecek duruşmasına ilişkin gerçekleşecek nöbete, Türkiye Barolar Birliği (TBB) yönetim kurulu üyeleri, HDP’li milletvekilleri Züleyha Gülüm, Pero Dündar, Murat Çepni ve Serpil Kemalbay, siyasi parti temsilcileri, hak örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı. “Herkes için adalet” ve İzmir Barosu imzalı “Savunmaya dokunma” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık “Deniz Poyraz onurumuzdur”, “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Faşizme karşı omuz omuza”  ve “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları atıldı.

    TTB: ÇIĞLIKLAR KARŞILIK BULMUYOR

    Baro içindeki nöbet eyleminin ardından adliye önünde yapılan açıklamada ilk sözü alan TBB Başkan Yardımcısı Gürkan Altun aldı.  Hukuk devleti olunsaydı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı olsaydı nöbet eylemlerinin gerçekleştirilmiyor olacağını söyleyen Altun, Deniz Poyraz davasının 14 Ekim’de Şakran Cezaevi Kampüsü’ne taşındığını hatırlattı. Adalet nöbetlerine 84’üncü haftadan sonra farklı illerde yapmaya başladıklarını ve İzmir’de ikincisini gerçekleştirdiklerini dile getiren Altun, “Genç bir kız çocuğu katledildi, arzu etmediğimiz hukuka aykırılıklar yaşandı. Deniz Poyraz için İzmir’deyiz. Selçuk Kozağaçlı için Ankara’daydık. Her il bir acıya tanıklık etti. Yargılanan yurttaşların, hakları ihlal edilen yurttaşların çığlıkları karşılık bulmuyor” dedi.

    DENİZ POYRAZ DAVASI İÇİN ÇAĞRI

    Deniz Poyraz davası avukatları faillerin bulunması için delillerden yola çıkarak savunma gerçekleştirdiğini ve meslek örgütleri olarak davada bulunacaklarının altını çizen Altun, “28 Aralık’ta Şebnem Hoca yargılanacak. Benzer hukuksuzlukları orada da yaşıyoruz. Yeni yıla hukuk güvenliğinin yaşandığı ülkede uyanırız diye umuyoruz” şeklinde konuştu. Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ise her adliyenin önünde bir adalet nöbetinin devam ettiği bir tablo ile karşı karşıya olunduğunu belirterek toplumun adalet noktasında şüphelere sahip olduğunu ifade etti.

    DİYARBAKIR BARO BAŞKANI: ADALET HUKUKUN MESELESİDİR

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ise, her adliyenin önünde bir adalet nöbetinin olduğunu söyleyerek, “Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Toplumun adalet beklentisini karşılamak için davaları takip etmeye devam edeceğiz. Adalet meselesi her şeyden önce hukukun meselesidir. Adalet düzeninin bozulduğu hukuki öngörülemezliğin çöktüğü zamanlarda düşeni kaldırma hukukçuların sorunu. Bu sorunun gereği olarak buradayız” şeklinde konuştu.

    ŞIRNAK BARO BAŞKANI: NEFES ALMAK İSTİYORSAK MÜCADELE ETMELİYİZ

    Konya’daki Dedeoğulları davası ile Diyarbakır’daki Tahir Elçi davasına dikkat çeken Şırnak Baro Başkanı Rojhat Dilsiz de, bu ve benzeri davalardaki soruşturma süreçlerinin akamete uğratıldığını, sağlıklı yargılamanın yürütülmediğini belirtti. Adaleti tesis etmek ve toplumsal barışı sağlamak için bu davalarda adaleti sağlamak zorunda olduklarını belirten Dilsiz, “Toplum olarak nefes almak istiyorsak bu karanlık odakların cenderesine karşı mücadele etmemiz ve adli bir düzen oluşması için gereğini yapmalıyız. Dedeoğulları, Tahir Elçi, Şenyaşar sonrasında Roboski anmasında ve Şebnem Korur Fincancı için adalet arayacağız ve vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Wan, Mûş, Mêrdîn, Agirî, Sêrt, Riha, Ankara, Bursa, Aydın baro başkanları ve başkan yardımcıları da sırasıyla söz alarak, Deniz Poyraz davası başta olmak üzere tüm katliam davalarında adalet arayışını sürdüreceklerini vurguladı.

    CEZASIZLIK

    Deniz Poyraz dava avukatları adına konuşan ÖHD’li Avukat Özcan Sarıoğlu da, 14 Ekim günü görülen duruşmada yapılan hukuksuzluğu hatırlatarak, “Tüm bu yaşananları alt  alta koyduğumuzda diğer toplumsal davalarda olduğu gibi yargının bu davada da cezasızlık politikasını hayata geçirme  konusunda büyük bir çabanın içerisinde olduğunu söylemek mümkündür” dedi.

    Deniz Poyraz davasında gerçek adalet istediklerini dile getiren Sarıoğlu, “Davanın avukatlardan ve kamuoyundan kaçırılmamasında ve uygun adil ve demokratik yargılama yapılmasında ısrar ediyoruz. Görünen adalet değil, gerçek adalet istiyoruz” diye konuştu.

    Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın 7’nci duruşması yarın saat 10.00’da İzmir Aliağa Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda görülecek.

    PİRHA/İZMİR

  • Olağanüstü genel kurul çağrısını reddeden TBB’den ikinci istifa

    Olağanüstü genel kurul çağrısını reddeden TBB’den ikinci istifa

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) yönetiminin, 12 baronun “olağanüstü genel kurula gitme” çağrısını reddetmesi üzerine istifalar sürüyor.

    TBB CMK Komisyonu Yürütme Kurulu üyesi avukat Erkan Şenses’in istifasının ardından avukat Mustafa Ruhan Erdem de TBB İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyeliğinden istifa etti.

    Gazete Duvar’ın haberine göre Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem istfasında, TBB’nin 12 baronun ‘olağanüstü genel kurul’ çağrısını reddettiğini hatırlatarak şöyle dedi:

    “Bilindiği üzere Avukatlık Kanunu 115/2’de ‘Birlik Yönetim Kurulu en az on baronun yönetim kurulları yazı ile isterse Genel Kurulu olağanüstü toplanmaya çağırır’ denilmektedir. ‘Çağırır’ denilmiş olmasından da açıkça anlaşılacağı üzere, TBB Yönetim Kurulu’na herhangi bir inisiyatif tanınmış olmayıp, bu hükmün gereği olarak TBB Genel Kurulu’nun olağanüstü toplantıya çağrılması zorunlu olduğu halde, bazı mülahazalarla Avukatlık Kanunu’nun bu hükmüne aykırı olarak genel kurulun toplantıya çağrılmaması bende derin kaygı ve üzüntü yaratmıştır. Bu nedenlerle Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyeliğinden istifa ettiğimi belirtir, saygılarımı sunarım.”

    ESKİŞEHİR BAROSUNDAN İSTİFA

    TBB’yi olağanüstü genel kurula çağıran 12 baroya karşı aralarında TBB’yi savunan barolardan Eskişehir Barosu’ndan da Baro Yönetim Kurulu Üyesi Betül Duman istifa ettiğini açıkladı.

    Mensubu olduğu baro tarafından yapılan ‘TBB’yi destek’ açıklamasının bilgisi dışında, fikri sorulmadan yapıldığını savunarak istifa ettiğini duyurdu. Duman, şöyle konuştu:

    “Hukukun üstünlüğünü savunmakla mükellef ve savunmayı temsil eden en üst organ olan Türkiye Barolar Birliği’nin, hukuku açıkça çiğnemesi ve 35 Baro’nun da bu kararı, aynı kalemden çıkmış açıklamalarla desteklemesi, dahası mensubu olduğum ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığım Eskişehir Barosu’nun da bu hukuk dışı duruşun yanında yer alması tarafımda derin bir hayal kırıklığına sebep olmuştur. Bu hususta Eskişehir Barosu tarafından yapılan açıklamada, fikrimin alınmamış olması hatta böyle bir açıklama yapılacağının bilgisinin dahi tarafımla paylaşılmamış olması da ayrı bir hukuk ve etik dışı davranış olup, yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmamı imkansız ve anlamsız hale getirmektedir.”

    Avukatlık Kanunu’nun 76. Maddesine göre; barolara hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumak görevi verildiğini hatırlatan Duman, “Söz konusu maddeler ile tarafıma yüklenen ödevler ve “Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma and içerim” diyerek ettiğim meslek yeminim karşısında hukuka aykırı bulduğum bir duruşun yanında yer alabilmem mümkün değildir. Bu sebeplerle, Eskişehir Barosu Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ediyorum” dedi.

  • TBB’ye ‘tasfiye’ tepkisi

    TBB’ye ‘tasfiye’ tepkisi

    TBB’nin bünyesinde çevreci avukatların yer aldığı komisyonun üyeleri değiştirildi. Avukatlara karara tepki gösterdi.

    Türkiye Barolar Birliği yönetiminde çalışan çevreci avukatların tasfiye edilerek yenine yeni bir komisyonun görevlendirilmesine tepki geldi. 21 avukatın imzasıyla yayımlanan açıklamada, “Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunmak ve korumak bu yöndeki norm ve kurallara işlerlik kazandırmak amacıyla kurulan komisyonun üyelerinin değiştiği” belirtildi.

    Avukatlar TBB’nin web sayfasında 7 kişilik yeni bir ekip ilan ettiğini ettiğini belirterek, “TBB WEB sitesindeki değişkliği takiben görevden alınan eski komisyon üyeleri olarak 26.09.2018 tarihinde, TBB’ye bir dilekçe verilmiş bu işlemin gerekçesi ve üyeliğe son verme kararının tebliği bilgi edinme kanunu çerçevesinde talep edilmiştir. Bu dilekçedeki sorularımıza da TBB yönetimince bir cevap verilmemiş, sadece üyeliğine son verilen bazı komisyon üyelerine konuyla ilgili bir teşekkür yazısı gönderilmiştir. Bu yazıda TBB’nin komisyonlar yönünden yeni bir yapılanmaya gittiği, yeniden yapılanma gerekçesiyle görevlerimize son verildiği belirtilmiş, ayrıca avukat Noyan Özkan çevre ödülleri kapsamında komisyonumuzun yönerge kurallarına uymadığı suçlaması yöneltilmiştir.” açıklaması yaptı.

    Komisyonun ve TBB’nin çalışmalarının takipçisi olduklarını söyleyen avukatlar açıklamalarını şöyle sonlandırdı; “Biz ekoloji ve kent haklarının takipçisi avukatlar olarak önümüzdeki dönemde ülkenin yasama faaliyetlerini ve idari işlemlerini izlediğimiz ve hukuka uygunluk yönünden denetlediğimiz gibi gündemimiz olan konularda yeni dönemde meslek örgütümüzü, meslek örgütü yöneticilerine ve sorumluluğu devralan meslektaşlarımızı izleyeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye Barolar Birliği’nden OHAL raporu: Hukuksuzluk dizboyu

    Türkiye Barolar Birliği’nden OHAL raporu: Hukuksuzluk dizboyu

    Türkiye Barolar Birliği, “OHAL’le artan hukuksuzlukların boyutun gözler önüne sermek” amacıyla rapor hazırladı. Rapora göre, işkence, cezaevlerinde ‘hoş geldin dayağı’, gerekçesiz tutuklama kararları, avukat görüşmesinin gizliliğinin ihlali gibi pek çok hukuksuzluk yaşanıyor.

    Türkiye Barolar Birliği’nin “OHAL’le artan hukuksuzlukların boyutun gözler önüne sermek” amacıyla hazırladığı rapora göre, arama kararı verilmeden arama yapılıyor, savcı ile görüşmek isteyen avukat engelleniyor, hukuksuz deliller kullanılıyor, suç isnadı bildirilmeyerek, “karakolda öğrenirsin” deniliyor; işkence, cezaevlerinde ‘hoş geldin dayağı’, gerekçesiz tutuklama kararları, avukat görüşmesinin gizliliğinin ihlali gibi pek çok hukuksuzluk yaşanıyor.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB), OHAL’le birlikte artan hukuksuz gözaltı işlemlerini, avukatlara yönelik baskıları ve cezaevlerindeki hak ihlallerini masaya yatırdı.

    Cumhuriyet’in haberinde yer alan rapora göre, avukatın gözaltındaki şüpheliyle görüşmesinde, OHAL mevzuatının öngördüğü uygun ortamın dahi sıklıkla sağlanmıyor. Raporda gözaltına alınan kişilerle “ön görüşme” adı altında avukatsız görüşme yapıldığı ve avukat geldiğinde ifade tutanağının hazırlanmış olduğuna dair iddialar görülüyor.

    TBB’nin 11 Kasım 2017’de düzenlediği “OHAL Kapsamındaki Soruşturma ve Kovuşturmalarda Avukatların Savunma Haklarının Kısıtlanması” konulu arama konferansının sonuç bildirgesi açıklandı. 70 barodan 121 avukat, arama, el koyma, yakalama, gözaltı, sorgu, savcılık, duruşma, tutukevleri olmak üzere ayrı ayrı masalar etrafında toplandı.

    Avukatlar, arama kararı verilmeden arama yapılması, savcı ile görüşmek isteyen avukatın engellenmesi, hukuksuz delillerin kullanılması, suç isnadının bildirilmeyerek, “karakolda öğrenirsin” denilmesi, işkence, cezaevlerindeki ‘hoş geldin dayağı’ ile doluluk, gerekçesiz tutuklama kararları, avukatların Emniyet’te ve cezaevlerinde uzun süre bekletilmesi, avukat görüşmesinin gizliliğinin ihlali, gerekçesiz görüş yasakları, SEGBİS kayıtlarındaki bozukluk, dosyalardaki uzun süren gizlilik kararları gibi OHAL uygulamaları üzerinde çalıştı.

    AVUKATLARA GÖZDAĞI

    Kolluk görevlilerinin, avukata “soruşturmanın savcısı da hâkimi de biziz” şeklinde gözdağı vermeye yönelik cümleler söylediği, şüpheli ile görüşmesi esnasında “kısa kes” gibi hukuka uygun olmayan, küçük düşürücü ifadeler kullandığı iddialarının yaygın olduğunu belirten avukatlar, “Bazı mahkemelerde sanıklar ve avukatların, işkence veya kötü muamele iddialarını ileri sürdüklerinde, “esasa ilişkin savunma yapın, aksi halde hiç savunma yapmamış sayılacaksınız” zorlamasıyla karşılaştıklarını…” söylediler.

    MADDE MADDE OHAL’DEKİ İHLALLER

    TBB, masaların raporlarından öne çıkanları madde madde şöyle sıraladı:

    – Suçlamanın varlığı, suçluluğun kabulü için hiçbir şekilde yeterli değildir. Suçlamanın ağırlığı, suçun işlendiğinin ispatı olamaz. Suçlu ve suçsuzu, sadece adil yargılama yaparak birbirinden ayırmak mümkündür.

    -Adil yargılamanın esasları, Anayasamızda ve Türkiye’nin de kurucusu olduğu Avrupa Konseyi’nin değerler sisteminde güvence altına alınmıştır. OHAL veya başka bir gerekçeyle adil yargılanma hakkı ihlal edilemez.

    -Adil yargılanma, her bireyin temel hakkıdır. Adil yargılama yapmak da devletin asli görevidir. Adil yargılama yapılmaz ve suçluyla suçsuz birbirine karışırsa, bundan toplum büyük zarar görür. Adil yargılama yapılmaması, masumları mağdur eder. Gerçek suçluların ise, zaman içerisinde toplumun gözünde mağdur konumuna yükselmesine neden olur.

    -OHAL’in ilanına gerekçe olan sebeplerin kalıcı olarak giderilmesi için hukukun üstünlüğünün sağlanması gereklidir. Savcılar ve hâkimler teminatlı hale getirilmelidir. Bilgi eksiklikleri giderilmelidir.

    -Avukatın sistemdeki varlığı adaletin önündeki bir engel olarak görülmemelidir. Tam aksine avukatın sistemden dışlanması halinde adil yargılamanın yapılamayacağı, suçlunun suçsuzdan ayrılamayacağı bilinmelidir.

    -Avukatı dışlamak, adaleti dışlamaktır. Etkin ve bağımsız bir savunma olmadan, adil yargılama olmaz.

    -Rejimin demokratikliğinin ve hukukun üstünlüğünün güvencesi; Bağımsız, tarafsız, keyfilikten uzak bir yargı sistemidir. Etkin ve bağımsız savunmanın varlığıdır.”