Etiket: türkiye gazeteciler cemiyeti

  • Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    Gazetecilerden İsrail Konsolosluğu önünde protesto: Hatem Al-Aouini serbest bırakılsın!

    PİRHA- DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, uluslararası sularda gözaltına alınan gazeteci Hatem Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılmasını ve Gazze’ye insani yardımın engellenmeden ulaştırılmasını talep etti.

    DİSK Basın-İş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yapılan çağrı üzerine gazetecilik meslek örgütleri, İsrail’in Filistinli sivillere ve gazetecilere yönelik saldırılarını protesto etmek için bugün İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde bir araya geldi.

    Basın metnini okuyan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, 2023’ten beri uluslararası toplumun gözleri önünde onlarca Filistinli gazetecinin cezasızlık altında öldürüldüğüne dikkat çekti. Önderoğlu, “Tüm insanlık değerlerini hiçe ayacak şekilde şimdi de açlıkla yüz yüze getirilmesini kınamak için İsrail Konsolosluğu önündeyiz. Uluslararası savaş hukuku ve insani değerlerin İsrail devleti tarafından çiğnenmesini ve 200’ü aşkın gazetecinin öldürülmesini kınıyoruz. Bizler uluslararası toplumun kadın, çocuk ve birçok savunmasız insan gibi canı pahasına habercilik yapmaya çalışan meslektaşlarımızı sokakta veya çadırda haber peşinde veya evinde ailesini korumaya çalışırken hedef yapan İsrail’e karşı yaptırımsız kalması ve caydırıcılık gösterememesine isyan ediyoruz” diye konuştu.

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’a hitaben kaleme alınan mektubu okudu. Kamu otoritelerinin ve Avrupa Komisyonu’nun Filistin’de yaşananlara karşı çekingen bir tutum sergilediği vurgulanan mektupta, “Gazze’de günlerdir yiyecek, su, tıbbi malzeme ve barınaktan mahrum bırakılan insanların sistematik ve kasıtlı olarak aç bırakılmasına tanık oluyoruz. Çocuklar, onları besleyemeyen ebeveynlerinin kollarında yorgunluktan ölüyor. Hastanelerde bebekler ciddi beslenme yetersizliğinden mustaripken, insani yardım konvoyları engellenmeye devam ediyor. Bu, doğal bir felaketin sonucu değil, İsrail hükümeti tarafından tasarlanmış bir siyasi karar, bir tür toplu cezalandırmadır. Gazze’yi yabancı muhabirlere kapatarak, İsrail ordusu ifade özgürlüğünü ve halkın bilgi edinme hakkını bastırıyor. Gazetecileri aç bırakarak, gerçeğin sesini, yani gazetecileri, kelimenin tam anlamıyla susturuluyor. Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Avrupa Komisyonu’ndan, Gazze’de devam eden soykırım konusunda tutumunu açıkça belirlemesini, tarafsız ifadelerin arkasına saklanmayı bırakmasını ve somut adımlar atmaktan kaçınmamasını talep ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Burada yapılan basın açıklamasında konuşan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, 27 Temmuz’da Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Hanzala gemisine uluslararası sularda müdahale eden İsrail donanmasının, aralarında Tunuslu gazeteci ve sendikacı Hatem Al-Aouini’nin de bulunduğu kişileri gözaltına aldığını aktardı.
    UNI Global Union’un Afrika koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Arap ve Afrikalı emekçilerin uluslararası alandaki güçlü sesi olarak bilinen Hatem Al-Aouini’nin gönüllü olarak yardım gemisine katıldığına dikkat çeken Dedeoğlu, Al-Aouini’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Ayrıca, İsrail’in gazetecilere yönelik işlediği suçlara ilişkin yapılan suç duyurusuna henüz bir yanıt verilmediği hatırlatılarak, “Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” mesajı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC’den 16 Kürt gazeteciye ‘basın özgürlüğü’ ödülü

    TGC’den 16 Kürt gazeteciye ‘basın özgürlüğü’ ödülü

    PİRHA-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından yapılan açıklamada, basın özgürlüğü ödülünün Diyarbakır’da tutuklanan 16 Kürt gazeteci şahsında meslekleri yapmaları engellenen tüm gazeteciler ile tutuklu gazetecilere verildiği kaydedildi. 

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri belli oldu. TGC, bu yıl kişi dalında verilen ödül, Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alındıktan 8 gün sonra tutuklanan 16 Kürt gazeteci şahsında mesleklerini yapmaları engellenen ve tüm tutuklu gazetecilere verildi.

    TGC yaptığı açıklamada, “Siyasette seçim söylemlerinin yaklaştığı bir dönemde yurttaşların haber alma hakkını engellemek, tek tip gazeteci, tek tip haber yaratma amacıyla tutuklanan 16 Kürt gazeteci; Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Ali Ertaş, Mehmet Şahin, Neşe Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Safiye Alagaş, Serdar Altan, Suat Doğuhan ile Zeynel Abidin Bulut’un şahsında mesleklerini yapmaları engellenen tüm gazetecilerle, tutuklu gazetecilere” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    TGC: Torba kanun teklifi ifade özgürlüğüne yeni bir darbedir

    AKP-MHP milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifinin “ifade özgürlüğüne yeni bir darbe” olduğunu belirten TGC, “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, aba altından sopa gösterilmektedir” dedi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, AKP-MHP’nin Meclis’e sunduğu, gazetecilere yeni hapis cezaları getirilmesinin yolunu açan torba kanun teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Şirketler aleyhine haber yapan gazetecilere “şöhrete zarar” suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası getiren teklifin yurttaşların habere erişim hakkını engelleyeceğinin altı çizilen açıklamada, “Anayasal bir hak olan basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engellemek için iktidar tarafından sistematik olarak girişimde bulunulmaktadır. Son olarak 85 iktidar milletvekilinin ortak imzasıyla TBMM’ye torba kanun içinde bir teklif sunulmuştur. Torba yasaya eklenen maddeye göre isimleri belirtilmese bile şirketlerin güvenilirliği konusunda kamuoyunda tereddüde yol açacak, güveni sarsacak haberlerin yapılması sansürlenmektedir” denildi.

    Sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgili haberlerin serbest dolaşımının bir kez daha engellenmek istendiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Seçime gidilen bir süreçte gazetecilere, ekonomi habercilerine aba altından sopa gösterilmektedir. Bu madde kabul edilirse yurttaşların habere erişiminin önüne yeni bir engel konulacaktır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yeni bir darbe olan bu teklifin çekilmesi için iktidar ve muhalefet partilerine çağrı yapıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC: 12 bine yakın gazeteci işsiz kaldı; çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesinde

    TGC: 12 bine yakın gazeteci işsiz kaldı; çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesinde

    PİRHA-Türkiye’deki ekonomik krizden gazetecilerin de ağır şekilde etkilendiğini yazılı bir açıklama ile duyuran Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, “Siyasi ve ekonomik baskıyla kapatılan yüzlerce yayın organında, 12 bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı bir ortamda çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesindeki maaşlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır” ifadelerine yer verdi. 

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Ekonomik kriz gazetecileri de vurdu” başlıklı yazılı bir açıklama yayımlayarak, gazetecilerin sorunlarına değindi. Türkiye’deki ekonomik krizin gazetecileri de ağır şekilde etkilediği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz medyada çalışan meslektaşlarımızı da ağır bir biçimde etkilemiştir. Siyasi ve ekonomik baskıyla kapatılan yüzlerce yayın organında, 12 bine yakın gazetecinin işsiz kaldığı bir ortamda çalışan gazeteciler de yoksulluk seviyesindeki maaşlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapan gazetecilerin Basın İş Kanunu kapsamındaki sözleşmeyle çalıştırılmaması en önemli sorunlardan biridir. Çünkü beraberinde ciddi hak kayıplarını getirmektedir.

    GAZETECİLERE ÜÇ TİP SÖZLEŞME İMZALATILMAKTADIR

    Uygulamada gazeteci ile işvereni arasında 1. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, 2. Belirli Süreli İş Sözleşmesi, 3. Telif Sözleşmesi  olmak üzere üç tip sözleşme imzalanmaktadır. Telif sözleşmesi adı altında çalışan bir gazeteci ilk olarak Basın İş Kanunu’nun kapsamı dışında kalmaktadır.  Esas önemli yanı ise sosyal güvenlik hakları kısıtlanmış ve sigortasız çalışmış olmaktadır.

    Gazetecinin haklarını kısıtlayan diğer uygulama ise gazeteciye maaş + telif adı altında yapılan maaşın bölünmesi uygulamasıdır ki, bu da gazetecinin haklarını kısıtlamakta günün sonunda SGK’dan daha az bir emeklilik maaşı almasına yol açmaktadır.

    GAZETECİLER İŞ YASASI İLE ÇALIŞTIRILIYOR

    Basın İş Kanunu ile çalıştırılması gereken gazeteciler  sıklıkla 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında sözleşmeye zorlanmaktadır.  Bu  çalışma biçimi de  gazetecinin haklarını kısıtlayan bir uygulama biçimidir. Gazetecinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılmasının en önemli sonucu Basın Kartı alamaması ve 5510 Sayılı Kanun’da tanınan  fiili hizmet zammı hakkından mahrum kalmasıdır.

    AYLIK MAAŞA FAZLA MESAİ DAHİL EDİLİYOR

    Gazetecinin aylık ücreti ile ilgili olarak da uygulamada bazı problemler yaşanmaktadır. Bazı medya kuruluşlarında gazetecinin almış olduğu aylık ücretin bir kısmının fazla mesai olarak ücret bordrolarına yansıtıldığı görülmektedir.

    Bu kanuna aykırı olduğu gibi, ahlaki bir problem olarak da karşımıza çıkmaktadır.  Gazetecinin ileride haklarını almak için açacağı davada ciddi bir sorun yaşanmaktadır. Örneğin fazla mesai ücreti taleplerinde Yargıtay ücret bordrolarında gözüken fazla mesai ücret ödemelerinin, hak edilen fazla mesai ücretinden mahsup edilmesine karar verdiğinden gazeteci gerçek hakkını alamamaktadır. Kıdem ve ihbar tazminatlarının da daha eksik hesaplanmasına sebep olmaktadır.

    EN AZ MAAŞ ALANLAR, MUHABİRLER

    Uygulamada en az ücret alan basın çalışanları olarak muhabir, foto muhabiri ve editörler karşımıza çıkmaktadır. Uzun yıllar basın kuruluşlarında çalışan, mesleki kıdemleri 15-20 yılı bulan gazetecilerin çok düşük ücretlerle çalıştırıldıkları da bilinen bir gerçektir. Medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin ücretlerine uzun yıllar zam yapılmamaktadır. Sonrasında yapılan zamlar ise günün ekonomik koşullarının  çok altında kalmaktadır. Bu da gazetecinin düşük kıdem tazminatı ve düşük emeklilik maaşı ile çalışma yaşamlarını sonlandırmalarına neden olmaktadır.

    GAZETECİ MAAŞLARI AĞIR BİR EROZYONA UĞRAMIŞTIR

    Gazetecilerin Basın İş Sözleşmesi dışında imzalamaya zorlandıkları sözleşmelerin yarattığı hak kayıplarının yanı sıra aldıkları ücretler de ekonomik kriz nedeniyle erozyona uğramıştır.

    Kariyer.net 2021 Ocak ayı için medya sektöründe en yüksek muhabir maaşını 8 bin 410 TL en düşüğünü ise 2 bin 820 TL, ortalama ücreti de  4 bin 110 TL olarak saptamıştır. TÜİK Tüketici Fiyatları Endeksi’ne (TÜFE) göre örneğin 2019 yılı Ocak ayında 3 bin TL ile işe başladığını varsaydığımız bir muhabirin aynı yaşam düzeyini sağlayabilmesi için 2021 yılının Kasım ayında yaklaşık 4 bin 560 TL maaş alması gerekmektedir. Bu TÜİK enflasyon hesaplamalarına göre yüzde 52 artış anlamına gelmektedir.

    HESAPLAMALAR GERÇEK FİYAT ARTIŞLARINI YANSITMIYOR

    Oysa TÜİK tarafından yapılan enflasyon hesaplamalarının gerçek fiyat artışlarını yansıtmadığı ortadadır. Bu nedenle Prof. Veysel Ulusoy’un başkanlığında çalışan bir grup bağımsız ekonomistin kurduğu Enflasyon Araştırmaları Grubu (ENAG) son zamanlarda kendi bulgularını açıklamaya başlamıştır. ENAG verilerine göre 2021 Kasım ayı itibarıyla yıllık tüketici fiyatları artışı yüzde 58,65 olmuştur. TÜİK aynı dönem için yüzde 21,31 oranını vermiştir.

    Somut örnek vermek gerekirse 2020 Kasım’ında 3 bin TL maaş alan bir muhabirin, aynı yaşam düzeyini tutturmak için TÜİK’e göre 2021 yılı Kasım ayında yaklaşık 3 bin 640 TL ENAG hesaplamasına göre de yaklaşık 4 bin 760 TL aylık almış olması gerekmektedir.

    GAZETECİLER HER GÜN BİRAZ  DAHA YOKSULLAŞIYOR

    Ancak TÜİK’in tüketici fiyatlarındaki artışları en aza indirerek yansıttığı endekse göre bile yeterli maaş artışı sağlanamamakta, meslektaşlarımız günün koşullarında her gün daha da yoksullaşmaktadırlar.

    İşverenler bu ağır sürecin meslektaşlarımızı daha fazla ezmesine izin vermemelidir. Gazetecileri Basın İş Yasası ile çalıştırmalı, hak ettikleri ücretleri almalarını sağlamalıdır.”

    GAZETECİLER EKONOMİK KRİZDEN NASIL ETKİLENDİKLERİNİ ANLATTILAR

    ASGARİ ÜCRETİN 1,5 KATINI ALIYORUM

    Erkek (39): Mesleğe ilk başladığımda iki yıllık deneyimime rağmen asgari ücretin dört katını kazanıyordum. 22 yıldır çalışıyorum şimdi asgari ücretin 1,5 katı alıyorum. Eskiden gazeteler arası gazeteciler transfer edilirdi ücretler artardı. Şimdi birçok yayın organı kapandığı için öyle bir şansımız da kalmadı.

    KREDİ KARTIYLA AY SONUNU GETİRMEYE ÇALIŞIYORUM

    Kadın (47): Bekar anneyim. 28 yıldır gazetecilik yapıyorum. Kiram 2 bin 600 TL, aylık sabit giderim 3 bin 800 TL. Kredi borçlarım var. Bunların toplamı da bin 750 TL. Üniversite öğrencisi bir çocuğum var. Emekli maaşım ve çalıştığım kurumdan aldığım maaş ile birlikte elime geçen 8 bin TL. Yüksek kur ve enflasyon nedeniyle geçinme imkanı bulamıyorum. Kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışıyorum. Enflasyon yüzünden paranın bir değeri kalmıyor.

    EKİPMANLARIN FİYATLARI YÜZDE YÜZE YAKIN ZAMLANDI

    Erkek (31): Dört buçuk yıldır muhabir olarak çalışıyorum. Mesleğe stajyer olarak ücret almadan başladım. Ailemin yanında kaldığım için bir müddet idare edebildim. Sonra dokuz ay İş-Kur ödeneği ile çalıştıktan sonra resmi girişim yapıldı. 2019 yılında 2 bin 300 TL maaş almaya başladım. İş değiştirdim, 5 bin TL maaşım. Ancak yetiyor. Mesleğim için gerekli ekipmanların fiyatları da yüzde 100 arttı.

    BU MAAŞLA NE KADAR DAYANIRIM BİLMİYORUM

    Kadın (33):  Yedi yıldır muhabirlik yapıyorum ve aldığım maaş 3 bin 700 TL.  Ailemle yaşıyorum ve kazandığım para, kişisel ihtiyaçlarımı karşılamama bile yetmiyor.  Bir de üstün performans bekleniyor. İşimi sevmesem  bu parayla kesinlikle çalışmazdım.  Bu maaşla daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

    GELECEĞE DAİR HİÇBİR UMUDUM YOK 

    Erkek (32) : Dokuz yıldır gazeteci olarak çalışıyorum ve bekarım. 5 bin 500 TL alıyorum ve aldığım  maaş kendime zor yetiyor. Geleceğe dair hiçbir umudum yok. 10 yıldır çalışmamın  sebebi işime olan tutkum. Aksi takdirde sadece gazetecilik yaparak bir gelecek hayali kurmak, evlenip çocuk sahibi olmak imkânsıza yakın bir şey.

    ALDIĞIM MAAŞ İLE SADECE GÜNÜ KURTARIYORUM

    Erkek (33):14 yıldır televizyon muhabiri olarak çalışıyorum. 3 yıl önce evlendim. Şu an ki, maaşım 5 bin TL.  Aldığım maaş şu anda geçimime zor yetiyor. Eşim de, muhabirlik yapıyor ve o da çalışmasaydı Türkiye şartlarında bu parayla geçinemezdik.  Sadece  günü kurtarıyorum.

    BU MESLEĞİ SEVMESEM YILLARCA KATLANAMAZDIM

    Erkek (29): Yedi yıldır gazetecilik yapıyorum. Bundan tam 3 ay öncesine baktığımda bırakın aldığım maaşla geçinmeyi, her ay kredi kartları olmasa ayakta kalamazdım. 3 bin 500 TL alıyorum.  Sevmesem bu maaşla çalışmaya katlanmazdım.

    ALDIĞIM MAAŞ HER GEÇEN GÜN DEĞER KAYBEDİYOR

    Kadın (29) :  Beş yıldır bir gazetede muhabirlik yapıyorum. Evliyim, aldığım maaş 4 bin 400 TL. Yaptığımız iş ve aldığımız maaşı karşılaştırdığımızda  çok düşük ücretlere çalışıyoruz. Ekonomi kötüye gidiyor. Aldığım maaş her geçen gün değer kaybediyor.  İki kişi çalışıyoruz. Çocuğumuz olsa geçinemezdik.

    EŞİM ÇALIŞMASAYDI KESİNLİKLE GEÇİNEMEZDİK

    Kadın (28) :  Altı yıldır gazete muhabirliği yapıyorum. Bir buçuk yıl önce evlendim. Şuan ki maaşımın neti 3 bin 800 TL. Aldığım maaşın İstanbul şartlarında ve mevcut ekonomik krizde yetmesi mümkün değil. Eşim de çalışmasaydı kesinlikle geçinemezdik.

    HİÇBİR BİRİKİM YAPAMIYORUM

    Kadın (25):  Meslekte beş yılımı bitirdim. Aldığım maaş 3 bin 850 TL.  ve buna ek olarak 750 ile bin TL. arasında mesai alıyorum. Ailemle yaşıyorum. Temel ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra ay sonunda hiçbir şekilde birikim yapamıyorum. İnsanca bir yaşam için maaşımın en az 8 bin TL. olması gerekiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC: Gazetecilere şiddet uygulayan polislerin cezalandırılmasını istiyoruz-VİDEO

    TGC: Gazetecilere şiddet uygulayan polislerin cezalandırılmasını istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-TGC, Suruç Katliamı’nda yaşamını yitirenler için dün Kadıköy’de gerçekleştirilen anma etkinliğine yönelik polis müdahalesinde, gazetecilerin darp edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaparak, “Gazetecilere şiddet uygulayan ve suç işleyen güvenlik güçlerini kınıyor ve en kısa sürede cezalandırılmalarını istiyoruz” denildi.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Suruç Katliamı’nda yaşamını yitirenler için dün Kadıköy’de gerçekleştirilen anma etkinliğine yönelik polis müdahalesinde, gazetecilerin darp edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİL”

    Gazeteciliğin suç olmadığının vurgulandığı açıklamada, “Polisin gazetecileri engellemek yerine can güvenliklerini sağlaması gerekiyor. Basın özgürlüğü, bu ülkede her görüşten insanın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkının teminatı olduğunu hatırlatıyoruz. Gazetecilere şiddet uygulayan ve suç işleyen güvenlik güçlerini kınıyor ve en kısa sürede cezalandırılmalarını istiyoruz. Avrupa Basın Fotoğraf Ajansı’ndan Erdem Şahin, Dokuz Sekiz’den Fatoş Erdoğan, Fransız Haber Ajansı’ndan (AFP) Bülent Kılıç, Cumhuriyet Gazetesi’nden Kübra Köklü, serbest muhabirler Yasin Akgül, Emre Orman, Ozan Acıdere ve Zeynep Kuray’ın, polis tarafından kalkan ve plastik mermilerle yaralandı” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir’

    ‘Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir’

    PİRHA-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, iktidara cezaevindeki gazetecileri özgür bırakma, gazetecilik faaliyetini engellemekten, gazetecileri hedef gösteren, fiziksel saldırıya yol açan nefret söyleminden vazgeçme çağrısı yapıldı.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kolluk kuvvetlerinin kamusal alanda görevlerini yaparken ses ve görüntü kaydı alanların engellenmesine yönelik genelgesine de, “Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir” sözleriyle tepki gösterdi.

    “TÜRKİYE’DE ÖZGÜR BİR BASINDAN SÖZ EDEMİYORUZ”

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından birisi, halkın haber alma hakkına eksiksiz hizmet edebilen özgür basındır. Medya kuruluşlarının yüzde 90’ının iktidarın denetimi altında olduğu, 12 bin gazetecinin işsiz bırakıldığı, yazdıkları ve düşünceleri nedeniyle haklarında binlerce dava açıldığı, 43 gazetecinin hapishanede olduğu Türkiye’de özgür bir basından söz edemiyoruz. İktidar denetimi altında olmayan az sayıdaki bağımsız gazete, Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan kesme cezalarıyla, televizyon kanalları ise RTÜK’ün yayın durdurma ve para cezalarıyla baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır.

    “İKTİDAR İLE ORTAKLARI GAZETECİLERİ HEDEF GÖSTERİYOR”

    İktidar ile ortaklarının kamu yararına olmayan faaliyetlerini haberleştiren gazeteciler, hedef gösterilmekte, evlerinin, iş yerlerinin önünde saldırıya uğramakta, saldırganlar cezasızlıkla ödüllendirilmektedir. Bakanlar sosyal medya hesaplarından gazeteleri, gazetecileri tehdit etmeyi sürdürmektedir. Son olarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesiyle 1 Mayıs’ta polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda 1 Mayıs eylemlerini takip eden gazetecilerin görüntü alması polis tarafından engellenmeye çalışılmış, meslektaşlarımızın zorla telefonlarına, kameralarına el konulup görüntüler sildirilmiştir. Bu genelge Anayasa’ya aykırıdır. Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü yine engellenmiştir.

    “DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜNDE MESLEKTAŞLARIMIZLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ”

    İktidarın özgürlükleri çoğaltacağı iddiasıyla açıkladığı her reform paketiyle adaletsizlikler de büyümektedir. İktidarı, iddia ettiği gibi demokratik bir ülkede yaşıyorsak cezaevindeki gazetecileri özgür bırakmaya, gazetecilere yönelik fiziksel saldırıları engellemeye, sorumlularını bulup cezalandırmaya çağırıyoruz. Tüm bu olumsuz koşullara karşın, mesleklerinin gerçek ruhuna kendilerini adamış olan gazeteciler,  yaşam koşullarını ve özgürlüklerini tehlikeye atarak basın özgürlüğü önündeki engellerin ve sınırlamaların tümüyle ortadan kalkacağı, haberin serbest dolaşımının sağlanacağı güne kadar Türkiye’deki mücadelelerini sürdüreceklerdir. Gazetecilik mesleğini onuruyla, evrensel ilkelerle yapmaya devam eden tüm meslektaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.  Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • TGC’den uyarı: Gazetecilerin can güvenliğinden medya kuruluşları sorumludur

    TGC’den uyarı: Gazetecilerin can güvenliğinden medya kuruluşları sorumludur

    PİRHA – Koronavirüs salgını sürecinde bazı medya kuruluşlarının çalışanlarını iş yerine almayıp kapı önünde kurulan konteynerlerde çalışmaya zorlamasına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tepki gösterdi. Açıklamada, “Halkın haber alma ve bilgilenme hakkının sadece iktidarın uygulamalarına karşı değil;  iş yeri ve işletme bazında da sağlanması zorunludur” denildi. 

    Süren koronavirüs salgını döneminde bazı medya kuruluşlarının “muhabir, foto muhabiri ve haber kameramanlarını iş yerine almayıp kapı önündeki konteynerlerde çalışmaya zorladığının”  kamuoyuna yansıması üzerine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı. Acil olarak gazetecilerin sağlıklarının korunması ve iş güvenliğinin sağlanması için çağrı yapılan açıklamada şu görüşler yer aldı:

    “1. Halkın haber alma ve bilgilenme hakkı için, deprem, sel, yangın, savaş, göç dalgaları, salgın hastalıklar gibi tüm olağanüstü hallerde ve tüm zor koşullarda hayatını ortaya koyarak çalışan ve hatta bu uğurda canından dahi olan gazetecilerin iş sağlığı ve güvenliği hakkı derhal sağlanmalıdır.

    2. Medya kuruluşları; İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu kanuna bağlı çıkarılmış tüm yönetmelik hükümlerine, ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı tüm önlemlere uymak ve meslektaşlarımızın yaşam hakkını korumakla yükümlüdür.

    3. Medya kuruluşları; koronavirüs (Covid_19) salgınının önlenmesi konusunda kanunlardaki sürelere bakmadan gazeteciler için iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlığı hizmetlerini her an ulaşılabilir tutmakla sorumludur.

    4. Medya kuruluşları; koronavirüs salgınının önlenmesi konusunda teklif getirme hakkı tanımak, seçilecek iş ekipmanıyla, çalışma ortamıyla, şartların,  sağlık ve güvenliklerine etkisi konularında gazetecilerin görüşlerini almakla yükümlüdür.

    5. Medya kuruluşları;  mümkün olduğunca çalışanların yakın temasta bulunmalarını, araç gereçlerin ortak kullanımını önlemeli, ekipmanların düzenli olarak virüse karşı dezenfekte edilmesini sağlamalıdır.

    6. Hiçbir sağlık ve güvenlik önlemi olmayan kulübelerde meslektaşlarımızın çalıştırılması uygulamasından derhal vazgeçilmelidir.  Gazetecilerin maske, dezenfektan, eldiven gibi ihtiyaçları düzenli olarak karşılanmalıdır.

    7. Medya kuruluşları; ciddi ve yakın tehlikeye maruz kalan veya kalma riski olan bütün medya çalışanlarını koronavirüs  salgını konusundaki  tehlikeler ile bunlardan doğan risklere karşı alınmış ve alınacak tedbirler hakkında derhal bilgilendirmelidir. Oluşacak yeni risklere karşı eğitimler verilmelidir.

    8. Halkın haber alma ve bilgilenme hakkının sadece iktidarın uygulamalarına karşı değil;  işyeri ve işletme bazında da sağlanması zorunludur. Basın özgürlüğünü kısıtlayacak tüm işyeri uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir.

    9. Meslektaşlarımıza bu zor dönemde dayanışma içinde olmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor,  sağlık ve iş güvenlikleriyle ilgili yaşadıkları sorunları cemiyet@tgc.org.tr adresine iletmelerini bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Türkiye her yıl daha kötüye gidiyor

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Türkiye her yıl daha kötüye gidiyor

    3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Türkiye’de ise her geçen gün basın özgürlüğü üzerindeki baskılar artıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)  2019 basın özgürlüğü endeksine göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alan Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi.

    3 Mayıs, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı bir karar ile tüm dünyada Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanmasına karar verilen bir tarih.

    Dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olan Türkiye 3 Mayıs’a karanlık bir tablo ile gidiyor. Gazetecilerin hapsedildiği, haberin sansürlendiği Türkiye’de tüm baskılara rağmen “gazeteciler bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmayı” sürdürüyor, gazetecilik teslim olmuyor.

    3 Mayıs 2019’a Türkiye karanlık bir tablo ile giriyor. Durumun özeti kısaca şöyle:

    • Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)  2019 basın özgürlüğü endeksine göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer alan Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi haline geldi.
    • Türkiye Gazeteciler Sendikasının (TGS) verilerine göre, 142 gazeteci Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne hapishanede giriyor.
    • Her yıl binlerce yazıya internette erişim engelleniyor, sosyal medyada bir ‘like’ (beğenme) hapis nedeni oluyor. Wikipedia’nın 2 yıldır sansürlü olduğu Türkiye’de 2019 yılının ilk 3 ayında da yayın yasakları ve sansürler devam etti. 2018’de en az 2 bin 950 İnternet haberi, 77 tweet, 22 Facebook paylaşımı, 5 Facebook video, 10 İnternet sitesine erişim sansürlenmişti.
    • Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği 2014’ten bu yana 57 gazeteci ‘cumhurbaşkanına hakaret’ (TCK’nin 299. maddesi) suçlamasıyla hapis, ertelemeli hapis ve para cezası aldı.
    • Doğan grubunun da iktidar yanlısı Demirören Grubuna satılması ile iktidar denetimindeki medya yüzde 90’ları aştı, kalan birkaç eleştirel yayın organının üzerindeki baskı sürüyor.
    • Türkiye’de gazetecilerin en önemli sorunlarından biri işsizlik. Sadece 2019’un ilk 3 ayında 40 gazeteci işsiz kaldı. Toplamda işsiz gazeteci sayısı ise 10 binin üzerinde.
    • Türkiye’de 2016’da ilan edilen OHAL’in ardından 173 medya kuruluşu kapatılmış, 800 gazetecinin basın kartı ve pasaportu iptal edilmiş ve 3 bin basın emekçisi işsiz kalmıştı.

    TGC: GAZETECİLER ÖZGÜR BIRAKILMALI

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla açıklama yaptı. “Ülke barışının sağlanabilmesi adına cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gereğine inanıyoruz” çağrısı yapılan açıklamada, tüm baskılara rağmen gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirmekten vazgeçmeyeceği vurgulandı.

    “Haberin özgür olmadığı, gazeteciliğin evrensel basın ölçütlerine göre yapılamadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz” denilen açıklamada, “Basın sektöründe on binlerce gazeteci işsiz ve mesleğini yapamamanın ıstırabını yaşıyor. Yayın yasakları, sansür ve otosansürün hızla sürdüğü bir ortamda halkın haber alma, bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan bir avuç gazeteciye selam olsun. Şu unutulmamalı ki gazeteciler dönemlerin tanığıdır, tarihe not düşerler. Bu nedenle ısrarla diyoruz ki gazetecilik suç değildir. Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın bir meslektir. Bütün güç koşullara rağmen ayaktadır, ayakta kalmaya da devam edecektir, bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmaktan geri durmayacaklardır” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Uğur Mumcu katledilişinin 25. yılında anılıyor

    Gazeteci Uğur Mumcu katledilişinin 25. yılında anılıyor

    25 yıl önce bugün arabasına yerleştirilen bomba ile katledilen gazeteci /yazar Uğur Mumcu Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek etkinliklerle ile anılıyor. 

    Uğur Mumcu 25 yıl önce bir pazar sabahı evinin önünde bulunan arabasına konulan bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen cinayetin hâlâ aydınlığa kavuşturulmadığını belirten basın meslek örgütleri ve Mumcu’nun ailesi, İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir ve Zonguldak gibi illerde çeşitli etkinliklerle Mumcu’yu anıyor.

    Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, Çankaya Belediye ve Yenimahalle Belediyesi’nin düzenlediği 25. Adalet Demokrasi Haftası etkinlikleri, 24-31 Ocak 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın programı bugün  “Uğur Mumcu Sesleniyor” etkinliğiyle başladı.

    Cebeci Asri Mezarlığı’nda saat 14.30’da anıt mezar ziyareti yapılacak. Çankaya Belediyesi’nin desteğiyle saat 15:15’te Çukurambar’da Uğur Mumcu Parkı’nın açılışı yapılacak. Yenimahalle Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde saat 19.00’da Gürsel Gökçe’nin “Uğurlu Yıllar” adlı fotoğraf sergisi açıldıktan sonra saat 19.30’da Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Kadınlar Korosu, müzik dinletisi sunacak. 58 kuruluşun katıldığı hafta, açıkoturumlarla, panellerle, söyleşilerle, fotoğraf ve belgesel gösterimleri ve müzik dinletileriyle, piyano resitaliyle devam edecek. Son gün olan 31 Ocak 1990’da katledilen Cumhuriyet yazarı Muammer Aksoy’un anıtmezarı ziyaret edilecek.

    Uğur Mumcu İstanbul’da Harbiye’deki Uğur Mumcu Anıtı’nın önünde anıldı. Anmanın ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Kadıköy Belediyesi’nin gerçekleştireceği “Türkiye’ de Gazeteci Olmak Gazeteci Ölmek!” etkinliğinin 4.’sü, bugün saat 19.30’da Kadıköy Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlikte 15 gazeteci, yazar ve öldürülen gazetecilerin yakınları söz alacak.

    UĞUR MUMCU CİNAYETİ ARKASINDAKİ SİS PERDESİ KALDIRILMADI

    Uğur Mumcu bundan 25 yıl önce evinin önünde park halinde bulunan aracına binerken, aracın altına yerleştirilen C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

    Suikastın hemen sonrasında yapılan incelemeler ve açıklamalar büyük tartışma yaratmıştı. Patlamanın ardından olay yerine gelen emniyet uzmanları, patlamayla ortaya saçılan parçaları cımbızla toplamak yerine süpürmüştü. Yapılanlar, delillerin karartılmaya çalışıldığı şüphesini doğurmuştu. Cinayetin ardından konuşan yetkililer Mumcu’nun ailesine ve kamuoyuna cinayetin faillerinin yakalanacağı sözü vermişti. Ancak o günden bu yana cinayet üzerindeki sis perdesi kaldırılabilmiş değil. (HABER MERKEZİ)